Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Birliği

Kapsül Haber Ajansı - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SINTEK B.V. Avrupa’ya İthalatta Karbon Yetkisini Aldı Haber

SINTEK B.V. Avrupa’ya İthalatta Karbon Yetkisini Aldı

SINTEK B.V., Hollanda Emisyon Otoritesinden (NEa) “Yetkili CBAM Beyan Sahibi” statüsü aldı. 7 Eylül 2026 tarihli kararla şirket; AB dışından tedarik ettiği CBAM kapsamındaki ürünleri kendi adına ithal etme, karbon beyanlarını sunma ve sertifika yükümlülüklerini doğrudan yürütme yetkisine sahip oldu. İLK YILLIK BEYANNAME 2027’DE SUNULACAK SINTEK B.V., 2026 yılında gerçekleştirdiği CBAM kapsamındaki ithalatlara ilişkin ilk doğrulanmış yıllık beyannamesini 30 Eylül 2027 tarihine kadar CBAM Sicili üzerinden sunacak. Beyannamede ithal edilen ürünlerin miktarı, bu ürünlerin üretiminden kaynaklanan gömülü emisyonlar ve teslim edilmesi gereken CBAM sertifikaları yer alacak. AVRUPA’DAKİ PROJELERİNDE İTHALAT SÜRECİNİ KENDİ ADINA YÖNETECEK Yeni sistemin ithalatçılara getirdiği yükümlülükler ile ilgili açıklamalarda bulunan SINTEK B.V. CEO’su İlker Bozkurt: “CBAM, Avrupa Birliği dışından ithal edilen ürünlerin üretim sürecinde ortaya çıkan karbon emisyonlarının hesaplanmasını, beyan edilmesini ve karşılığında karbon bedeli ödenmesini esas alıyor. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsayan sistemle birlikte ithalatçıların ürün miktarının yanı sıra gömülü karbon emisyonlarını da bildirmesi ve bu emisyonlara karşılık gelen CBAM sertifikalarını teslim etmesi gerekiyor. Bu işlemlerin şirketler tarafından kendi adlarına yürütülebilmesi için ‘Yetkili CBAM Beyan Sahibi’ statüsüne sahip olunması zorunlu.” Alınan yetkinin SINTEK B.V.’nin Avrupa’daki operasyonları açısından önemine dikkat çeken Bozkurt: “SINTEK B.V. olarak bu sürecin gerektirdiği resmî yetkilendirmeyi tamamladık. Böylece Türkiye’den ve Avrupa Birliği dışındaki diğer ülkelerden tedarik ettiğimiz CBAM kapsamındaki ürünleri kendi adımıza ithal edebilecek; karbon beyanı ve sertifika yükümlülüklerini doğrudan yönetebileceğiz. Bu yetki, Avrupa’daki projelerimizde mevzuata uyumun yanı sıra tedarik sürekliliği ve operasyonel güvence açısından da önemli bir adım oldu” açıklamalarında bulundu. Sintek Group Hakkında Sintek Group, endüstriyel tesisler ve büyük ölçekli yatırım projelerine yönelik mühendislik, taahhüt ve proje yönetimi hizmetleri sunan bir şirketler grubudur. İnşaat, mekanik, elektrik, otomasyon ve altyapı uygulamalarını entegre bir yaklaşımla anahtar teslim olarak hayata geçirir. Başta sanayi, enerji, savunma sanayii ve üretim tesisleri olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet göstererek yüksek standartlarda proje çözümleri geliştirir. Mühendislik odaklı yaklaşımı, zamanında teslim ve kalite odaklı uygulamalarıyla yatırım projelerinde çözüm ortağı olarak konumlanmaktadır. Türkiye'deki deneyimini uluslararası projelerle de destekleyerek faaliyet alanını sürekli genişletmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

11 Eylül 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Temmuz ayında, Türkiye’ye, 1,2 milyar dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 7 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 5,8 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 7 ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 34’lük bir düşüş kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 294 milyar dolara yaklaştı. Temmuz ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 909 milyon doları yatırım sermayesi şeklinde gerçekleşti. Temmuz ayındaki toplam UDY’nin 322 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 44 milyon dolar ve borçlanma araçlarının 33 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Temmuz ayındaki toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar oldu. En fazla yatırım kâğıt imalatı ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Temmuz ayı içerisinde gerçekleşen 909 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 314 milyon dolarlık yatırım girişi ile kâğıt ve kâğıt ürünleri imalatı ve kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 35’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve inşaat sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 12’lik paylarıyla geçmiş kümülatif performanslarının üzerinde bir performans sergileyerek aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Temmuz ayında en fazla uluslararası yatırım Çin, İrlanda ve Almanya’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’nın 7’nci ayında yüzde 52’lik bir pay aldı. Temmuz 2026’da ülkeler özelinde, Çin yüzde 34 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 21 ile İrlanda, yüzde 14 ile Almanya, yüzde 6 ile Hollanda ve yüzde 6 ile İsviçre takip etti. Yılın ilk 7 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise en fazla yatırıma kaynak oluşturan üç ülke; 1,1 milyar dolar ile Almanya, 903 milyon dolar ile Hollanda ve 585 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri olarak sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Angela Merkel’in Merakla Beklenen Kitabı Okurla Buluştu Haber

Angela Merkel’in Merakla Beklenen Kitabı Okurla Buluştu

Almanya’yı 2005’ten 2021’e kadar yöneten Angela Merkel, on altı yıllık şansölyelik döneminin bilinmeyen yönlerini Özgürlük: Anılar 1954–2021 kitabında okurla buluşturuyor. Yakın tarihin en kritik gelişmelerine karar masalarının başından tanıklık eden Merkel; kriz dönemlerinde alınan kararları, siyasi tercihlerin ardındaki koşulları ve kapalı kapılar ardında yürütülen diplomasi trafiğini kendi gözünden anlatıyor. KRİZ MASALARINDA GEÇEN ON ALTI YIL Merkel’in görev dönemi, Avrupa ve dünya siyasetinde dengelerin yeniden kurulduğu yıllara karşılık geliyor. Avro Bölgesi’ni sarsan ekonomik kriz, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmalar, göç hareketleri, NATO’nun yönü, Ukrayna meselesi ve Rusya ile yürütülen zorlu ilişkiler kitabın ana gündemini oluşturuyor. Kitabında Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan yoğun görüşme trafiğine yer veren Merkel, Vladimir Putin başta olmak üzere dünya liderleriyle yaptığı temasları da kendi tanıklığı üzerinden anlatıyor. Görüşmelerde yaşanan gerilimleri, ülkeler arasındaki çıkar çatışmalarını ve ortak karar almanın giderek zorlaştığı dönemleri içeriden bir bakışla ele alıyor. TARTIŞILAN KARARLARINI YENİDEN DEĞERLENDİRİYOR Özgürlük: Anılar 1954–2021, yaşanan gelişmeleri kronolojik olarak sıralamakla yetinmiyor. Merkel, görevde olduğu yıllarda aldığı ve etkileri uzun süre tartışılan kararları aradan geçen zamanın ardından yeniden değerlendiriyor. Hangi seçeneklerle karşı karşıya kaldığını, hangi riskleri gözettiğini ve tercihlerini hangi gerekçelerle yaptığını açıklıyor. Kitapta iktidar, sorumluluk ve özgürlük arasındaki ilişki de önemli bir yer tutuyor. Merkel, siyasi gücün sınırlarını ve kriz dönemlerinde karar almanın taşıdığı sorumluluğu hem Almanya hem de Avrupa’nın geleceği üzerinden tartışıyor. YAKIN TARİHE KARARLARIN MERKEZİNDEN BAKIŞ Kasım 2024’te dünya genelinde yayımlanan ve otuzdan fazla dile çevrilen eser, yakın siyasi tarihin en etkili aktörlerinden birinin gözünden dönemin kapsamlı bir kaydını sunuyor. Avrupa’nın son yıllarda geçirdiği dönüşümü, liderler arasındaki güç mücadelelerini ve dünya siyasetinin kritik dönemeçlerini anlamak isteyen okurlar için hazırlanan Özgürlük: Anılar 1954–2021, 720 sayfalık Türkçe baskısıyla satışa sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçı Birlikleri’nden Ağustos Ayında 1 Milyar 605 Milyon Dolarlık İhracat Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden Ağustos Ayında 1 Milyar 605 Milyon Dolarlık İhracat

EİB’nin 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde ihracatı yüzde 5 artışla 12 milyar 784 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 4 artışla 19 milyar 129 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Ağustos ayında yüzde 1 artışla 824 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 6 artışla 632 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 38 artışla 148 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 206 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korudu. Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 148 milyon dolarlık ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 121 milyon dolarlık döviz getirerek Ağustos ayında ihracatını en fazla artıran Birlikler oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 11 artışla 175 milyon dolarlık ihracatla Ağustos ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 112 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında yüzde 3 artışla 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 97 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolar ihracatı kayda aldı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 57 milyon dolar, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 35 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 16 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 14 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yaptık Ağustos ayında 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 87 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Almanya, ABD ve İspanya en büyük ihraç pazarlarımız olmayı sürdürdü. Avrupa Birliği'ne ihracatımız yüzde 6 artışla 764 milyon dolara yükselirken, toplam ihracatta AB’nin payı yüzde 53’e ulaştı. Son bir yıllık ihracatımızda ilk kez 19 milyar dolar barajını aşarak 19 milyar 129 milyon dolara ulaştık. Ağustos ayındaki yüzde 4’lük ihracat artışı potansiyelimizi yansıtmıyor. İhracatımızın ekonomik büyümeye güçlü katkı verebilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmamız gerekiyor.” dedi. İhracatçıların yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuru üçgeninde rekabetçiliklerini korumakta zorlandıklarını vurgulayan Öztürk, “Enflasyon yüzde 30’un üzerinde direncini korurken yüksek faizler yatırımcının hareket alanını daraltıyor, döviz kurlarındaki artış ise enflasyonun gerisinde kalıyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için büyümenin sanayi ve ihracat destekli olması gerekiyor.” diye konuştu. “İhracatçının finansmana erişimi güçlendirilmeli” İhracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kritik hale geldiğine dikkati çeken Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Yüksek faiz-düşük kur sarmalından çıkmamız gerekiyor. Üretimin katma değere ve ihracat gelirine dönüşmesi için ihracatçılarımız uygun finansman modelleriyle desteklenmeli. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, sanayimizin çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve toplumun refahının artması için ihracatımızın yolculuğundaki taşları hep birlikte temizlemeliyiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSM Global, Doğu Avrupa’da 9 Ülkede Global Markalarla Büyüyor Haber

TSM Global, Doğu Avrupa’da 9 Ülkede Global Markalarla Büyüyor

Yaygın satış ve satış sonrası hizmetler ağıyla öne çıkan TSM Global, 21 ülkede faaliyet gösterirken Doğu Avrupa’daki güçlü varlığını da sürdürüyor. TSM Global İş Makinaları Bölümü Genel Müdürü Burak Ertuğrul, bölgedeki faaliyetleri hakkında şöyle bilgi verdi: ‘’Doğu Avrupa, TSM Global’in uluslararası büyüme stratejisinin en önemli merkezlerinden biri. Bölgedeki varlığımızı yalnızca ürün satışıyla sınırlı görmüyor; güçlü bayi yapılanmamız, satış sonrası hizmetlerimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla uzun vadeli bir iş ortaklığı modeli oluşturuyoruz. Önümüzdeki dönemde Doğu Avrupa’daki etkinliğimizi yeni iş birlikleri ve yatırımlarla daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Doğu Avrupa’daki varlığımız Polonya, Romanya, Macaristan, Çekya, Bulgaristan, Hırvatistan, Estonya, Letonya, Sırbistan gibi 9 kilit ülkeyi kapsıyor. Bununla birlikte vizyonumuz sadece bu bölgeyle sınırlı kalmayıp, Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) ülkelerini de dahil ettiğimiz toplam 21 ülkelik çok daha geniş bir coğrafyada faaliyet göstererek bu büyük pazarın sunduğu devasa potansiyeli başarıyla değerlendirmeye çalışıyoruz. İnşaat, lojistik, madencilik, tarım ve ormancılık bölgenin en hızlı büyüyen lokomotif sektörleri. TSM Global olarak biz de tam bu noktalara çözüm üretiyoruz; portföyümüzdeki ekskavatörler, iş makinaları ve istifleme ekipmanları ile ağır sanayi, inşaat, ormancılık ve lojistik alanlarında yoğun bir şekilde faaliyet gösteriyoruz.’’ ‘’Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat’ı (Green Deal) Motive Etti’’ Burak Ertuğrul, ülke seçiminde rol alan önemli faktörler hakkında bilgi verdi: ‘’Avrupa Birliği (EU) kapsamında hızla gelişen ve ciddi yatırımlar alan bu ülkeleri seçmemizdeki temel etken, artan inşaat ve madencilik faaliyetlerinin yüksek kapasiteli iş makinalarına yarattığı talep. Burada özellikle Türk müteahhit şirketlerinin her geçen gün Doğu Avrupa'da çok daha fazla söz sahibi olmalarının altını çizmek isteriz. Türk şirketlerinin dinamik, esnek ve çözüm odaklı yapısı, Doğu Avrupa'nın hızlı refleks bekleyen değişken pazar şartlarına mükemmel uyum sağlıyor. Özellikle kaliteli ürün, hızlı servis ve kesintisiz iletişim sunabilen firmalar için kalıcı pazar payları elde etme fırsatı çok yüksek. Türkiye'deki köklü başarılarımız ve güçlü referanslarımız sayesinde, yurt dışı projeleri yürüten müteahhitlerimizin de önde gelen tercihi olmaktan gurur duyuyoruz. Tüm bu dinamiklerin yanı sıra, Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat (Green Deal) vizyonu ve Yapısal Uyum Fonları gibi güncel uygulamaları bu pazarlara yönelmemizde belirleyici bir katalizör rolü oynadı.’’ ‘’Ciromuzda Stratejik Payı Var’’ Doğu Avrupa operasyonlarının toplam cirolarında stratejik ve büyüyen bir paya sahip olduğunun altını çizen Burak Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’Doğu Avrupa bölgesi için uzun vadeli iş planlarımız halihazırda hazırlanmış olup, tüm yatırımlarımız bu vizyon doğrultusunda hız kesmeden devam ediyor. Bölgedeki bayi ağımızın genişlemesi ve pazar payımızın artmasıyla birlikte, önümüzdeki dönemde bu oranın daha aktif büyüme rakamlarıyla ivmelenerek artmasını öngörüyoruz. Bu bölgeyi kesinlikle uzun vadeli bir yatırım ve büyüme bölgesi olarak konumlandırıyoruz. Sadece ekipman tedarik etmekten ziyade, Sumitomo gibi temsil ettiğimiz küresel markaların bölgedeki distribütörlük ve hizmet ağını kalıcı olarak kök salacak şekilde güçlendirmek ana önceliğimizdir. ’’ Hedef: Antrepo Gibi Lojistik Üs Anlaşmaları TSM Global’in stratejisinin merkezinde “yerel güçlerle entegre olma” hedefinin yattığını vurgulayan Ertuğrul, ‘’Bu doğrultuda, bölgedeki kilit ülkelerde yer alan iş makinesi bayilerimizle güçlü ortaklıklar kurmaya ve mevcut bayi ağımızı derinleştirmeye odaklanıyoruz. Satış sonrası hizmet kalitemizi maksimize etmek adına yerel partnerlerimizle birlikte yedek parça ve lojistik altyapısını geliştiriyoruz. Ayrıca Doğu Avrupa için jeopolitik önemi yüksek olan bazı alternatif aday ülkelerde, lojistik merkez anlaşmaları planlıyoruz. Bölgedeki yapılanmamızı genişletmek adına yeni bayi adayları için yürüttüğümüz görüşmeler de tüm hızıyla devam ediyor’’ dedi. ‘’Avrupalı Bayilerle Entegresyonu Güçlendiriyoruz’’ Burak Ertuğrul, bölgedeki temel hedeflerini şöyle anlattı: ‘’Önümüzdeki 3-5 yıllık projeksiyonda temel hedefimiz; pazar payımızı istikrarlı bir şekilde artırmak ve Avrupalı bayilerimizle olan entegrasyonumuzu güçlendirmek. Aynı zamanda mevcut siyasi ve ekonomik yapıya paralel bir şekilde TSM Global ve Sumitomo’nun bilinirliğini rekabette en üst seviyelere çıkartıp, 5 yıl içerisinde pazardaki oyuncular arasında ilk 3’te yer almak en önemli stratejik vizyonumuz. Bölgede gözlemlediğimiz en önemli değişim, AB fonlarının da etkisiyle altyapı, enerji ve sanayileşme projelerindeki büyük ölçekli artışlar. Tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması da bölgedeki lojistik ve depolama ihtiyaçlarını, dolayısıyla endüstriyel ekipman talebini doğrudan tetikledi. Bunlar bizim için pozitif anlamda destekleyici oldu.’’ Dijitalleşme Operasyonel Verimliliği Artırdı Ertuğrul, dijitalleşmenin bölgedeki faaliyetleri üzerine etkisi hakkında şöyle konuştu: ‘’Dijitalleşme hem uluslararası bayilerimizle olan iş iletişimimizi hızlandırıyor hem de operasyonel verimliliğimizi artırıyor. Satış tahminlemeleri, bayi performansı analizi, lojistik optimizasyonu ve satış sonrası hizmetlerde veri odaklı hareket ederek pazarın ihtiyaçlarını önceden tespit edebiliyoruz. Aynı zamanda tekliften siparişe kadar tüm süreci uçtan uca dijital yöneteceğimiz projemiz de hayata geçmek üzere.’’ Dünya Devleri ile 120'den Fazla Ülkede "En İyi Distribütörler" Listesindeyiz Dünya devi markaları 21 ülkeye ulaştıran TSM Global’in globaldeki başarıları da dikkat çekti. ’’En büyük başarımız; Sumitomo gibi kendi alanında, iş makinaları sektöründe global oyuncu olan markamızın bölgesel yönetimini üstlenerek, Avrupalı bayilerimizle karşılıklı güvene ve yüksek standartlara dayalı, sürdürülebilir bir bayilik ağı kurmuş olmamız. Sumitomo’nun ‘En İyi Temsilci’ kategorisinde yer almamız, uzun yıllara dayanan bu karşılıklı güven ve iş birliği neticesinde Sumitomo'nun Doğu Avrupa pazarına TSM Global ile birlikte ilk defa doğrudan girmesi bizim için önemli ve gurur verici bir başarıdır. Bu adım, şirketimizin tarihindeki en önemli kilometre taşlarından biri olarak yer alacaktır. Katıldığımız fuarlar ve düzenlediğimiz bayi organizasyonlarıyla da bu güçlü entegrasyonu başarıyla yönetmeye devam ediyoruz.’’ Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı Haber

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa’daki sektör kuruluşlarıyla uzun yıllara dayanan iş birliğini; üretim sahasından araştırma kurumlarına, ihracatçı işletmelerden Avrupa’daki karar alma süreçlerine uzanan kapsamlı bir programla güçlendirdi. Bu buluşma, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Avrupa’daki sektör paydaşlarıyla yürüttüğü uzun soluklu iş birliğinde yeni bir aşamayı temsil etti. Geçmiş yıllarda FRUCOM temsilcilerini Türkiye’de ağırlayan Birlik, bu kez ilk kez FRUCOM’un yanı sıra Almanya’dan Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’dan Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticilerini aynı programda bir araya getirdi. Avrupa kuru meyve ticaretinde farklı pazarlarda güçlü temsil kabiliyetine sahip üç kuruluşun üst düzey yöneticilerinin eş zamanlı olarak Ege Bölgesi’nde buluşması, Türk kuru meyve sektörünün Avrupa ile kurduğu doğrudan ve kurumsal diyaloğun ulaştığı seviyeyi ortaya koydu. Brüksel merkezli Avrupa Kuru Meyve, Kuruyemiş, Konserve ve Benzeri Ürünler Ticaret Federasyonu FRUCOM, Almanya’da yerleşik Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’da yerleşik Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticileri, EİB’nin davetiyle 29 Ağustos–3 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir, Aydın ve Manisa’da ağırlandı. Heyette; FRUCOM Genel Sekreteri Anna Boulova, FRUCOM Gıda Politikaları Danışmanı ve aynı zamanda Birleşik Krallık’ta kuru meyve ve kuruyemiş sektörünü temsil eden The Nut & Dried Fruit Trade Association’ın (NDFTA) teknik gündemini takip eden João Pereira, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. Genel Müdürü Jeanette Gonnermann ve Gıda Politikaları Danışmanı Ute Thote ile NZV Sekreteri Barbara Niemans ve Mevzuat İşleri Danışmanı Danielle Vreedzaam yer aldı. Program boyunca Avrupalı paydaşlar üretici, araştırmacı ve ihracatçılarla doğrudan buluştu; Türk kuru meyvesinin bahçeden hasada, kurutmadan laboratuvar analizlerine, ürün kabulünden işleme ve kalite kontrole, ihracattan uluslararası pazarlamaya kadar uzanan değer zincirini yerinde görme fırsatı buldu. Kuru incirin dünya pazarındaki gücü Aydın’da sahada anlatıldı Programın Aydın etabında kuru incir üretici bahçeleri ile işleme ve ihracat tesisleri ziyaret edildi. Heyete Sarılop kuru incirinin yetiştiği özel ekolojik koşullar, üretim uygulamaları, hasat ve kurutma süreçleri, ürün kabulü, sınıflandırma, kalite kontrol ve ihracata hazırlık aşamaları ayrıntılı olarak aktarıldı. İncir Araştırma Enstitüsü’nde ise kuru incirde verim ve kalitenin geliştirilmesi, üretim sorunlarının çözümü ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik araştırma ve teknik çalışmalar paylaşıldı. Böylece Türk kuru incirinin dünya pazarlarındaki güçlü konumunun arkasında yer alan üretici deneyimi, bilimsel araştırma altyapısı, kalite yaklaşımı ve ihracatçı sektörün teknik kapasitesi aynı program içinde sahada ortaya konuldu. Bornova’da bilimsel ve teknik altyapı incelendi İzmir’de Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bitki sağlığı, zararlılarla mücadele, ürün güvenilirliği ve gıda güvenliği alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alındı. Heyet, Enstitünün laboratuvar ve teknik altyapısını yerinde incelerken, sektörün güncel ihtiyaçları doğrultusunda önümüzdeki dönemde geliştirilebilecek teknik iş birliği alanları da değerlendirildi. Avrupa’nın kuru meyve gündemi EİB’de ihracatçılarla masaya yatırıldı Programın önemli ayaklarından biri, Ege İhracatçı Birlikleri’nde sektör firmalarının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı oldu. FRUCOM, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve NZV yöneticileri toplantıda kuruluşlarının faaliyetlerini, Avrupa kuru meyve pazarındaki gelişmeleri, ithalatçıların ve perakende sektörünün beklentilerini, sürdürülebilirlik taleplerini ve Avrupa Birliği mevzuatındaki güncel gelişmeleri aktardı. Türk kuru kayısısı, kuru inciri ve çekirdeksiz kuru üzümünün Avrupa pazarındaki konumu ile gıda güvenliği, kalite, mikotoksinler, pestisit düzenlemeleri, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve tedarik zincirindeki yeni beklentiler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap oturumunda Türk ihracatçıları ile Avrupalı sektör yöneticileri arasında doğrudan ve yoğun bir bilgi alışverişi gerçekleştirildi. Gabay: “Sahadaki çalışmalarımızı Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz” Avrupa’nın Türk kuru meyve sektörü açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, sektörün rekabet gücünü korumak için üretimden uluslararası mevzuata kadar bütüncül bir çalışma yürüttüklerini söyledi. “Üreticimizle sahada kalite ve gıda güvenliğini geliştirmek için çalışıyor, araştırma kurumlarımızla bilimsel ve teknik altyapımızı güçlendiriyor, işletmelerimiz ve ihracatçılarımızla uluslararası pazarların beklentilerine hazırlanıyoruz. Aynı zamanda Avrupa’daki sektör kuruluşları ve karar vericilerle sürekli temas halindeyiz. Sahada yürüttüğümüz çalışmaları Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz.” Türk kuru meyvesinin dünya pazarındaki güçlü konumunun uzun yıllara dayanan bir üretim kültürünün yanı sıra güçlü kurumsal ve teknik altyapıya dayandığını belirten Gabay, “Araştırma kurumlarımız, gelişmiş laboratuvarlarımız, deneyimli üreticilerimiz, yüksek teknik kapasiteye sahip işletmelerimiz ve dünya pazarlarını yakından takip eden ihracatçılarımızla güçlü bir yapıya sahibiz. Avrupalı paydaşlarımıza bu yapıyı üretimden ihracata bütün aşamalarıyla gösterdik” dedi. Gıda güvenliği ile sürdürülebilir ticaret birlikte gözetilmeli Toplantıda Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren ve gündemde bulunan yeni düzenlemelerin sektöre etkileri de ele alındı. Gabay, tüketici sağlığının korunmasının sektörün temel önceliği olduğunu vurgulayarak, düzenlemelerin bilimsel veriler ve kapsamlı etki analizleri temelinde hazırlanması gerektiğini söyledi. “Gıda güvenliğinden taviz verilmesi söz konusu olamaz. Bununla birlikte üretici, ihracatçı ve ithalatçı açısından uygulanabilir, bilimsel temelli düzenlemelere ihtiyaç var. Üretim planlamasının yapılabilmesi ve mevcut tedarik zincirinin yeni kurallara uyum sağlayabilmesi için yeterli geçiş sürelerinin tanınması büyük önem taşıyor. Sektörde elde edilen analiz verilerinin karar alma süreçlerine bilimsel dayanak oluşturması gerektiğine inanıyoruz.” Manisa’da çekirdeksiz kuru üzümün tüm zinciri yerinde değerlendirildi Programın Manisa etabında ilk olarak Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bağcılık alanındaki Ar-Ge çalışmaları, laboratuvar altyapısı ve gıda teknolojilerine ilişkin uygulamalar hakkında detaylı bilgi alındı. Ziyaret kapsamında ürün tadımı ve hasat demonstrasyonu gerçekleştirildi. Gün boyunca Manisa’nın farklı bölgelerinde devam eden bağ, sergi alanı ve kuru üzüm işleme tesisi ziyaretlerinde erken uyarı sistemleri, bağ yönetimi, hasat, kurutma, ürün kabulü ve mal alımı, işleme, kalite kontrol ve pazarlama süreçleri sahada ele alındı. Avrupa’daki iş birliği somut çalışmalarla devam edecek Programla Avrupalı paydaşlara, Türkiye’nin kuru meyvedeki uluslararası konumunun yalnızca üretim miktarından değil; köklü üretim kültürü, Ar-Ge kapasitesi, laboratuvar altyapısı, üretici deneyimi, modern işleme tesisleri, kalite sistemleri ve ihracat tecrübesinden oluşan güçlü bir ekosistemden kaynaklandığı aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Program sonunda, Avrupalı paydaşlar, Türkiye’de edindikleri bilgi ve değerlendirmeleri kendi ülkelerindeki ilgili sektör kuruluşları ve kurumlarla paylaşacaklarını ifade ederken; teknik diyaloğun sürdürülmesi, sektörün öncelikli konularında ortak girişimlerin geliştirilmesi ve önümüzdeki dönemde daha kapsamlı iş birliği programları ile karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi konusunda mutabık kalındı.

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı Haber

Enerjisa Enerji, Elektrik Dağıtım Yatırımları için EBRD’den 207 Milyon Dolarlık Finansman Sağladı

207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli olarak sağlanan kredi, Enerjisa Enerji’nin üç elektrik dağıtım bölgesi Başkent, AYEDAŞ ve Toroslar’da elektrik dağıtım şebekesinin geliştirilmesi ve modernizasyonuna yönelik yatırımlarda kullanılacak. Herkes için daha iyi bir gelecek vizyonuyla Türkiye’nin enerji dönüşümüne öncülük etmeyi hedefleyen Enerjisa Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında yeni bir kredi anlaşmasına imza attı. Türkiye’de 14 ilde 22 milyonu aşkın kullanıcıya elektrik dağıtım hizmeti sunan şirket, yeni finansmanla dağıtım şebekelerini geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor. EBRD, Türkiye’de Elektrik Dağıtım Sektöründe ilk Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu desteğini Enerjisa Enerji kredisinde aldı Enerjisa Enerji ile EBRD arasında uzun yıllara dayanan iş birliği daha da ileri bir boyuta taşındı. Yeni finansman, Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) Hi Bar Garanti Programı’ndan yararlanacak. EFSD+ kapsamında sağlanan garanti, Türkiye’de elektrik dağıtım sektöründe EBRD aracılığıyla gerçekleştirilen bir krediye verilen ilk EFSD+ desteği olacak. ÖZSÜREKCİ: “GELECEĞİN ENERJİ SİSTEMİNİN TEMELİNDE GÜÇLÜ BİR DAĞITIM ALTYAPISI VAR” Enerjisa Enerji CEO’su Oğuzhan Özsürekci, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Geleceğin enerji sisteminin temelinde güçlü bir dağıtım altyapısı var. Elektrifikasyonun hızlanması, yenilenebilir enerji kaynaklarının artan payı ve değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte Şebekeler artık yalnızca enerjiyi taşıyan bir altyapı olmanın ötesine geçerek, enerji dönüşümünün kilit itici güçlerinden biri haline geliyor. Türkiye’nin lider elektrik dağıtım şirketi olarak ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuz doğrultusunda şebekelerimizi geleceğin ihtiyaçlarına hazırlıyor; daha güçlü, verimli ve dayanıklı bir enerji altyapısı için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. EBRD ile gerçekleştirdiğimiz yeni finansman anlaşmasını bu uzun vadeli yatırım yaklaşımımızın önemli bir parçası olarak görüyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarının Enerjisa Enerji’ye ve yatırım programımıza duyduğu güven, Türkiye’nin enerji altyapısına yönelik yatırımlarımızı daha güçlü bir şekilde sürdürmemize imkân sağlıyor. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi büyütürken, ülkemizin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak ve kullanıcılarımız için değer yaratacak yatırımları hayata geçirmeye devam edeceğiz.” ULBRİCH: “GÜÇLÜ KREDİBİLİTEMİZ UZUN VADELİ FİNANSMANA ERİŞİMİMİZİ DESTEKLİYOR” Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde şöyle konuştu: “207 milyon ABD doları karşılığı Türk lirası tutarında ve 7 yıl vadeli bu finansman, uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş finansman stratejimizi yansıtıyor. Etkin borç yönetimimiz sayesinde kaldıraç seviyemizi sağlam ve sürdürülebilir bir düzeyde tutarken, güçlü bilanço yapımızı ve finansal esnekliğimizi korumaya devam ediyoruz. Şeffaf, öngörülebilir ve disiplinli finansal yönetim anlayışımız sayesinde uluslararası finans kuruluşları nezdindeki güçlü kredibilitemizi pekiştiriyor, bu ölçekte uzun vadeli finansman kaynaklarına rekabetçi fiyat seviyelerinde erişimimizi sürdürüyoruz. EBRD ile uzun yıllara dayanan iş birliğimizi daha da ileri taşımaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu finansmanın Avrupa Birliği’nin Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu Plus (EFSD+) garantisiyle desteklenmesi bizim için ayrıca kıymetli. EBRD ve Avrupa Birliği gibi güçlü uluslararası paydaşların destekleriyle, finansal istikrarımızı korurken Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayan uzun vadeli yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.” EBRD Avrasya Enerji Direktörü Şule Kılıç ise imza töreninde görüşlerini ileterek; “Türkiye enerji dönüşümünü sürdürürken, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi giderek daha büyük önem kazanıyor. Enerjisa Enerji ile uzun yıllara dayanan ortaklığımız kapsamında, şebeke kapasitesini modernize edecek ve genişletecek, milyonlarca tüketici için hizmet kalitesini artıracak ve enerji dönüşümünün faydalarının ülke genelinde yaygın şekilde hissedilmesine katkıda bulunacak yatırımları destekliyoruz” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.