Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Birliği

Kapsül Haber Ajansı - Avrupa Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Birliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geleceğin Tarımı Manisa’da Şekilleniyor Haber

Geleceğin Tarımı Manisa’da Şekilleniyor

Avrupa Birliği Ufuk Avrupa Programı kapsamında destek almaya hak kazanan projenin hibe sözleşmesi imzalandı. Manisa’daki pilot uygulamada, Sarıgöl’de arıtılmış atık suyun tarımsal sulamada yeniden kullanımı üzerine çalışılacak. Finlandiya’daki Centria Uygulamalı Bilimler Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen proje, 8 farklı ülkeden 36 uluslararası ortağı bir araya getiriyor. Avrupa Birliği, tarafından toplam 8,76 milyon avro hibe desteği sağlanan projeyle yapay zekâ, sensör teknolojileri ve uç bilişim uygulamalarından yararlanılarak tarımsal üretimde su verimliliğini artıracak çözümler geliştirilecek ve sahada test edilecek. Sarıgöl’de Arıtılmış Atık Su Tarıma Kazandırılacak Projenin Manisa ayağındaki uygulamaları Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürlüğü işbirliğiyle yürütülecek. Sarıgöl Atıksu Tesisi’nde gerçekleştirilecek pilot uygulamada, arıtılmış atık suyun tarımsal sulamada güvenli ve verimli bir şekilde yeniden değerlendirilmesi sağlanacak. Böylece küresel iklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklık riskine karşı alternatif bir su kaynağı oluşturulması ve mevcut su kaynakları üzerindeki baskının azaltılması hedefleniyor. Projenin uluslararası koordinasyonu ve kurumlar arası iletişimi Manisa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından, teknik ve saha uygulamaları ise MASKİ Genel Müdürlüğü eliyle yürütülecek. Proje Ortakları Finlandiya’da Bir Araya Geldi AFarEdge Projesi’nin açılış toplantısı, 8–10 Eylül 2026 tarihlerinde Finlandiya’da gerçekleştirildi. Toplantıda Manisa Büyükşehir Belediyesi ve MASKİ Genel Müdürlüğü’nü, MASKİ Atıksu Arıtma Dairesi Başkan Vekili Onur Artan temsil etti. Sekiz Ülkeden 36 Ortak 8 farklı ülkeden (Finlandiya, Portekiz, Avusturya, İspanya, Hollanda, İsviçre, Fransa ve Türkiye) 36 ortağın yer aldığı projeye Türkiye’den Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Ege Üniversitesi, Ergünler (ERARGE) ve Bitnet katılım sağlıyor. Eylül 2026’da başlayan ve 36 ay boyunca sürecek proje kapsamında geliştirilen dijital teknolojiler ve Manisa Sarıgöl’deki pilot uygulamanın saha deneyimleri sağlanmış olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa'da 2 Milyon Türkün Oturum İzni Var! Türkler Ab'de İkinci Sırada Haber

Avrupa'da 2 Milyon Türkün Oturum İzni Var! Türkler Ab'de İkinci Sırada

Avrupa Birliği İstatistik Ofisi Eurostat'ın 11 Eylül 2026'da yayımladığı veriler, Türk vatandaşlarının Avrupa'daki güçlü varlığını bir kez daha ortaya koydu. 2025 yıl sonu itibarıyla Avrupa Birliği ülkelerinde Türk vatandaşlarının sahip olduğu geçerli oturum izni sayısı 2 milyon 14 bine ulaştı. Türkiye, Fas'ın ardından AB'de en fazla geçerli oturum iznine sahip AB dışı ülke vatandaşlıkları arasında ikinci sırada yer aldı. Eurostat verilerine göre Avrupa Birliği genelinde AB dışı ülke vatandaşlarına ait geçerli oturum izni sayısı 27,8 milyona ulaşırken, bu rakam 2024 yılına göre %4,6 artış gösterdi. Veriler çalışma, aile birleşimi, eğitim ve diğer gerekçelerle verilen oturum izinlerinin tamamını kapsarken, uluslararası hukuk firması Harvey Law Group (HLG), yatırım yoluyla oturum programlarının da Türkiye'deki yatırımcılar açısından değerlendirilmesi gereken alternatifler arasında bulunduğuna dikkat çekiyor. “Yatırımcılar artık yalnızca nereye yatırım yapacaklarını değil, nerede yaşama hakkına sahip olabileceklerini de sorguluyor” Harvey Law Group Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, uluslararası oturum ve vatandaşlık programlarının sunduğu seçeneklere ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Bugün yatırımcılar için uluslararası bir yatırımın değeri yalnızca finansal getirisiyle ölçülmüyor. Ailelerinin geleceği, çocuklarının eğitimi, uluslararası hareket kabiliyeti ve farklı ülkelerde yaşam kurabilme seçenekleri de karar süreçlerinde önemli rol oynuyor. Özellikle işini ve yaşamını Türkiye'de sürdürmek isteyen ancak yurt dışında alternatif bir oturum veya vatandaşlık hakkına sahip olmayı hedefleyen yatırımcılar için farklı programlar bulunuyor. Burada en önemli konu, yatırımcının beklentilerine, bütçesine ve uzun vadeli hedeflerine uygun programın doğru belirlenmesi.” Uluslararası yatırım programlarında gayrimenkulden otel yatırımlarına farklı seçenekler Avrupa'da yatırım yoluyla oturum programları ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Yunanistan'da belirli koşulları karşılayan gayrimenkul yatırımları öne çıkarken, Portekiz'de uygun yatırım fonları gibi gayrimenkul dışındaki seçenekler değerlendirilebiliyor. Karayipler'deki Grenada ise devlet tarafından onaylanmış lüks otel ve turizm projelerine yatırım yaparak vatandaşlığa başvurma imkânı sunmasıyla farklılaşıyor. Bu programlar yatırım tutarları, aile üyelerinin kapsama alınması, oturumun yenilenmesi, ülkede bulunma şartları ve uzun vadeli vatandaşlık imkânları bakımından farklılaşıyor. Çiğdem Sarıoğlu Ergut, yatırımcıların yalnızca başlangıç maliyetine odaklanmaması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir ülkede oturum hakkı elde etmek ile o ülkenin vatandaşlığına hak kazanmak aynı şey değil. Aynı şekilde bir ülkede oturum iznine sahip olmak, Avrupa'nın her yerinde sınırsız yaşama veya çalışma hakkı anlamına gelmiyor. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca yatırım tutarını değil, programın hukuki koşullarını, ailelerine sağladığı hakları, yatırımın sürdürülebilirliğini ve gelecekte karşılaşabilecekleri yükümlülükleri de değerlendirmesi gerekiyor. Doğru program, herkes için aynı ülke veya aynı yatırım modeli olmayabilir.” “Önemli olan ikinci bir adres değil, daha fazla seçeneğe sahip olmak” Uluslararası yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programlarında uzmanlaşan Harvey Law Group, yatırımcıların kişisel hedefleri doğrultusunda farklı ülkelerdeki programları değerlendirmelerine hukuki danışmanlık sunuyor. Çiğdem Sarıoğlu Ergut, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bizim için önemli olan yatırımcının yalnızca bir oturum kartına sahip olması değil, bu hakkın kendisine ve ailesine uzun vadede ne sağlayacağını doğru anlaması. Bazen en değerli yatırım, bugün kullanılmayan ancak gelecekte ihtiyaç duyulabilecek bir seçeneğe sahip olmaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle  Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü Haber

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle  Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü

Kaleseramik, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından düzenlenen COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde, “Finansman, Teknoloji ve Dönüşümü Hızlandıran Çözümler” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. COP31 öncesinde iş dünyasının sürdürülebilir dönüşüme yönelik uygulamalarını görünür kılmak amacıyla düzenlenen programa, 12 sektörden 102 kurum toplam 189 başvuruyla katıldı. Finale kalan 57 uygulamanın jüriye yüz yüze sunulduğu değerlendirme sürecinde; ölçülebilir etki, uygulanabilirlik, ölçeklenebilirlik ve kurumsal sahiplenme gibi kriterler dikkate alındı. Kaleseramik’in ortakları arasında bulunduğu INNOVATILE projesi kapsamında geliştirilen yarı yaş granülasyon teknolojisi, seramik karo üretiminin enerji ve kaynak yoğunluğunu azaltmaya yönelik yaklaşımıyla kategori birinciliği elde etti. Daha Az Enerji, Su ve Hammadde Kullanımı Hedefleniyor Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen INNOVATILE, porselen karo üretiminde yenilikçi yarı yaş granülasyon teknolojisinin geliştirilmesine, ölçeklendirilmesine ve endüstriyel uygulamasına odaklanıyor. Yaklaşık 2,8 milyon euro toplam bütçeye sahip projenin yaklaşık 2,49 milyon eurosu Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Alternatif bir hammadde hazırlama yöntemi olan yarı yaş granülasyon teknolojisiyle, üretimde enerji ihtiyacının ve sera gazı emisyonlarının %30–35, su ve hammadde tüketiminin ise %10–20 azaltılması hedefleniyor. Proje ayrıca yerel hammaddelerin, geri dönüştürülmüş ikincil hammaddelerin, endüstriyel atıkların ve yan ürünlerin üretimde kullanımını artırmayı amaçlıyor. Bu yaklaşımla kaynak verimliliğinin geliştirilmesi, döngüsel üretimin desteklenmesi ve ithal kritik hammaddelere bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Geliştirilecek teknolojinin doğrulama ve pilot uygulama çalışmalarıyla değerlendirilmesi, çevresel performansının ise geleneksel üretim yöntemleriyle karşılaştırılması planlanıyor. Akdeniz Ölçeğinde Teknoloji ve Deneyim Paylaşımı İspanya, Türkiye, İtalya, Kıbrıs, Tunus ve Mısır’dan kuruluşları bir araya getiren INNOVATILE, sürdürülebilir üretim teknolojilerinin Akdeniz havzasında geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını destekliyor. Kaleseramik, proje kapsamındaki uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına da katılım sağlıyor. Şirket, 14 Mayıs 2026’da Kahire’de düzenlenen “Karo Üretiminde Döngüsel Ekonomi” çalıştayının ardından, Tunus’un Hammamet kentinde gerçekleştirilen sürdürülebilir seramik üretimi çalıştayında da yer aldı. Gafsa Üniversitesi’ne bağlı Gafsa Ulusal Mühendislik Okulu (ENIGA) ev sahipliğinde düzenlenen Tunus çalıştayında Kaleseramik’i, Ar-Ge Merkezi ve Teknoloji Geliştirme Direktörü Kağan Kayacı ile Ar-Ge Merkezi Projeler ve Fikri Haklar Müdürü Mehmet Uğur Taşkıran temsil etti. Araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve kamu kurumlarını buluşturan etkinlikte, sürdürülebilir karo üretimine yönelik hammadde seçenekleri ve sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyen yaklaşımlar ele alındı. Proje kapsamında oluşturulan HypocarbonTileTech ağı ise karo üreticileri, araştırmacılar, teknoloji sağlayıcıları ve politika yapıcılar arasında karbonsuzlaşma, yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve kaynak verimliliği alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. INNOVATILE uygulamasına verilen birincilik ödülü, Kaleseramik’in seramik üretiminde enerji ve kaynak verimliliğini geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının görünürlüğünü güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü İhracatta Zorlu Bir Sezona Giriyor    Haber

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü İhracatta Zorlu Bir Sezona Giriyor  

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun, üretimdeki artışı ihracat başarısına dönüştürmek istediklerini ancak artan maliyetler, finansmana erişim güçlükleri ve uluslararası pazarlardaki ticari engellerin yeni sezon öncesindeki zorluklar olarak öne çıktığını dile getirdi. 9 aylık ihracat yüzde 28 geriledi Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatı, 2026 yılının ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 azalarak 381 milyon dolardan 273 milyon dolara geriledi. Geçen yılın ilk dokuz ayında 121 bin ton olan ihracat miktarı, 2026’nın aynı döneminde 87 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Alt ürün grupları incelendiğinde, siyah zeytin ihracatı miktar bazında yüzde 14 azalarak 48,1 bin tona, değer bazında ise yüzde 9 düşüşle 127 milyon dolara indi. Yeşil zeytin ihracatı yüzde 19 azalışla 14,4 bin tona, ihracat geliri de yüzde 11 düşüşle 41,3 milyon dolara geriledi. Küresel fiyat hareketleri ve geçmiş dönemlerde uygulanan ihracat kısıtlamalarından etkilenen zeytinyağında ise ihracat miktarı yüzde 53 azalarak 15,7 bin tona, ihracat geliri yüzde 48 düşüşle 82,1 milyon dolara düştü. Prina yağı ihracatı da miktar ve değer bazında yüzde 40 gerileyerek 8,6 bin ton ve 22,8 milyon dolar olarak kaydedildi. Yüksek rekolte ihracat için fırsat Sahadan gelen verilerin 2026/27 sezonunda sofralık zeytin ve zeytinyağında yüksek rekolteye işaret ettiğini belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun, “Yüksek rekolte sektör için önemli bir fırsat sunuyor. Ancak dünya genelinde en büyük üretici ülkeler İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus’ta da yüksek rekolte bekleniyor. Bu durum Türk zeytinyağının ihracat şansını azalttıyor. OLIVEtoLIVE UR-GE projemiz, uluslararası fuarlarımız, sektörel ticaret heyetlerimiz ve ambalajlı, katma değerli ürünlere odaklanan ihracat stratejimizle 2027 yılında ihracatımızı ayakta tutmaya çalışacağız. Orta vadede sektör ihracatımızı 1 milyar dolara taşımak” dedi. AB’den 60 bin ton kota, ABD’de ek verginin kaldırılması talebi ABD ve Avrupa Birliği pazarlarında karşılaşılan gümrük vergileri ve kota uygulamalarının Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatının büyümesini sınırladığını belirten Uygun, sektörün rekabet gücünü artıracak düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. ABD pazarında Türk ürünlerine uygulanan yüzde 12,5 oranındaki ilave gümrük vergisinin kaldırılması gerektiğini ifade eden Uygun, Avrupa Birliği’nde ise mevcut 100 tonluk zeytinyağı kotasının en az 60 bin tona çıkarılmasını talep ettiklerini belirtti. Birleşik Krallık ile yürütülen serbest ticaret anlaşması görüşmelerine de değinen Uygun, “Zeytin ve zeytinyağımızın Birleşik Krallık pazarına sıfır gümrük vergisiyle girişinin sağlanmasını bekliyoruz. Yeni sezonda yüksek rekolteyi ihracat artışına dönüştürmek için pazara erişim olanaklarımızı geliştirmeli, katma değerli ve ambalajlı ürün ihracatımızı artırmalıyız” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lezita SIAL Paris’te Avrupa’daki Büyüme Yolculuğuna Hız Kattı Haber

Lezita SIAL Paris’te Avrupa’daki Büyüme Yolculuğuna Hız Kattı

Türkiye'nin önde gelen beyaz et üreticilerinden Lezita, yenilikçi ürünlerini uluslararası gıda sektörünün önemli buluşma noktalarından SIAL Paris 2026’da sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Lezita, 17-21 Ekim tarihlerinde Paris’te düzenlenen fuarda, mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerini geliştirirken yeni ihracat pazarlarına yönelik çalışmalarına da hız kazandırdı. “Uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirmeye devam edeceğiz” Avrupa’dan Afrika’ya, Orta Doğu’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Lezita, farklı pazarların ihtiyaçlarına ve tüketim alışkanlıklarına yönelik geliştirdiği ürün ve satış stratejileriyle uluslararası büyümesini sürdürüyor. Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül, SIAL Paris’in uluslararası büyüme hedefleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Ergül şöyle konuştu: “Lezita olarak entegre üretim gücümüz, yenilikçi ürünlerimiz ve güçlü tedarik ağımızla Türkiye’de elde ettiğimiz başarıyı uluslararası pazarlara taşımaya devam ediyoruz. 20 yıllık geçmişimizde 89 ülkeye ihracat gerçekleştirerek Türk kanatlı eti sektörünün uluslararası pazarlardaki güçlü temsilcilerinden biri olduk. Ayrıca Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB) en fazla ihracat gerçekleştiren şirketler sıralamasında 2024 ve 2025 yıllarında üst üste kanatlı eti firmaları arasında birinci olduk ve AB ihracatını 2026'nın ilk 9 ayında yüzde 200 artırdık. Ürünlerimiz 2025 yılından itibaren Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de raflarda yer almaya başladı. Lezita’nın AB ülkelerinde yaklaşık 1.500 satış noktasında tüketicilerle buluşması, Avrupa pazarında attığımız güçlü adımların somut bir göstergesi. AB'de mevcut konumumuzu korurken, Fransa, Hollanda, Polonya, İskandinavya başta olmak üzere yeni pazarlarda büyümeye odaklanıyoruz. Etnik pazarlardaki varlığımızı zincir marketler ve ev dışı tüketim kanallarına taşıyarak Avrupa'daki etkinliğimizi artırmayı hedefliyoruz. SIAL Paris’te bu hedeflerimiz doğrultusunda hem mevcut iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendirdik hem de yeni pazarlara açılmamıza katkı sağlayacak önemli bağlantılar kurduk. Önümüzdeki dönemde de uluslararası pazarlardaki varlığımızı güçlendirmeye, yeni iş birlikleri geliştirmeye ve Lezita lezzetlerini daha fazla tüketiciye ulaştırmaya odaklanacağız.” Dünyanın en büyük gıda ve içecek fuarı SIAL Paris; et ve süt ürünleri, market ürünleri, dondurulmuş gıdalar, alternatif biyogıda, deniz mahsulleri, içecek, catering ve atıştırmalık, meyve ve sebze ile gıda işleme sektörlerinden firmalara ev sahipliği yapıyor. 130 ülkeden 8 bin firmanın yer aldığı SIAL Paris 2026'da, uluslararası gıda sektöründeki yenilikler ve tüketim trendleri yakından takip edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı Haber

Ege Bölgesi’nde Çelik İhracatının Açığını, Bakır İhracatı Kapattı

Demir ve demirdışı metaller sektörü 9 aylık dönemde ihracatını yüzde 23’lük artışla 616 milyon dolardan 756 milyon dolara taşıyarak EDDMİB’in ihracatına pozitif bir tablo ortaya koyarken, çelik sektörünün ihracatı yüzde 14’lük azalışla 1 milyar 355 milyon dolardan 1 milyar 163 milyon dolara indi. Bakır ihracatının domine ettiği demir ve demirdışı metaller sektörü, son 1 yıllık dönemde ihracatını yüzde 28’lik artışla 759 milyon dolardan 970 milyon dolara ulaştırdı ve 2026 yılı sonunda 1 milyar dolar barajını aşacağının sinyalini verdi. Demirdışı metaller sektörünün güçlü performansının, çelik ihracatındaki kaybı büyük ölçüde telafi ettiğini ifade eden Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı M. Fatih Uysal, 2026 yıl sonu hedeflerinin 2,5 milyar dolar olduğunu, beklenmedik bir gelişme yaşanmadığı takdirde hedeflerine ulaşacaklarını dile getirdi. AB, korunma önlemleri çelik ihracatını düşürdü “Çelik ihracatındaki gelişmeleri değerlendiren Uysal, “Çelik sektörümüz bugün küresel ölçekte giderek sertleşen rekabet koşullarıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği’nin ithalat kotalarını sıkılaştırması, ABD’nin korumacı ticaret politikaları ve Çin kaynaklı arz fazlasının uluslararası pazarlarda yarattığı fiyat baskısı ihracatçılarımızı zorluyor. Bunun yanı sıra, Avrupa pazarında giderek önem kazanan yeşil dönüşüm ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemeler de sektörümüzün rekabet gücünü koruması açısından belirleyici hale geliyor. Buna yurt içindeki yüksek üretim, enerji ve finansman maliyetleri de eklenirken, döviz dönüşüm desteği uygulamasının ihracatçı firmaların farklı finansal yapılarını dikkate alacak şekilde geliştirilmesinin sektörümüz açısından faydalı olacağını düşünüyoruz. Öte yandan, komşu ülkelerdeki siyasi belirsizlikler bölgesel ticaretin ve ihracat pazarlarımızın öngörülebilirliğini olumsuz etkiliyor. Özellikle Avrupa pazarında karşılaştığımız kısıtlamalar, alternatif pazarlardaki rekabeti ve pazar çeşitlendirmesini daha da önemli hale getiriyor. 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren yeni AB kota rejiminin etkilerinin yılın kalan döneminde daha belirgin hissedilmesini bekliyoruz. Bu süreçte önceliğimiz, mevcut pazarlardaki konumumuzu korurken yeni pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurmak ve katma değerli üretimle rekabet gücümüzü artırmak olacak” ifadelerini kullandı.” Alternatif pazarlarda güç kazanmak için 12-15 Ekim 2026 tarihlerinde Fas’a Sektörel Ticaret Heyeti düzenlediklerini paylaşan Uysal, Fas’ın Dünya Kupası nedeniyle yapacağı yeni altyapı yatırımlarının, Türk demir ve demirdışı metaller sektörümüz açısından önemli tedarik ve iş birliği fırsatları oluşturacağına inandıklarını vurguladı. Türkiye’nin kaliteli, rekabetçi ve esnek üretim gücüyle Fas’ın artan yatırım ve tedarik ihtiyaçlarına güçlü bir çözüm ortağı olabileceğine değinen Uysal, “Fas’ı, Afrika kıtasının istikrarlı büyüme gösteren ve bölgesel ticaret açısından stratejik konumunu güçlendiren ülkelerinden biri olarak hedef pazarlarımız arasında değerlendiriyoruz. Fas, aynı zamanda Batı Afrika’ya da giriş kapısı konumunda. Fas’a 10 firmamızla gittik. 13 Ekim 2026 Salı günü Türk ihracatçılarıyla Faslı ithalatçıların ikili iş görüşmeler gerçekleştirdik.” Uysal, Fas’a yönelik heyeti yeni pazarlara açılma çalışmalarının önemli bir adımı olarak gördüklerini belirterek, üyelerinin ihracat potansiyelini artırmak ve alternatif pazarlarda kalıcı iş bağlantıları kurulmasını sağlamak amacıyla sektörel ticaret heyetlerini ve yeni pazar keşiflerini önümüzdeki dönemde de artırarak sürdüreceklerini ifade etti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nin 2026 yılı ocak – eylül döneminde ihracatında ürün kategorilerinde; demir-çelik inşaat aksamı 286 milyon dolarla ilk sırada yer alırken, demir-çelik profil ihracatı 202 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırdı. İhracatını istikrarlı bir şekilde artıran bağlantı elemanları sektörü yüzde 6’lık artışla 194,3 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Demirdışı metaller kategorisinde bakır ihracatı yüzde 28’lik artışla 284 milyon dolardan 365 milyon dolara sıçrarken, alüminyum ihracatı yüzde 15’lik yükselişle 111 milyon dolardan 127 milyon dolara ilerledi. Almanya, İtalya ve Bulgaristan ihracatta ilk üç ülke Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, 2026 yılında 183 ülkeye ihracat yaparken zirvede yüzde 14’lük artışla 228 milyon dolarla Almanya yer aldı. Listenin ikinci sırasındaki İtalya’ya ihracat yüzde 21’lik artışla 128 milyon dolardan 156 milyon dolara çıkarken, Bulgaristan’a ihracat yüzde 61’lik artışla 77,6 milyon dolardan 125,4 milyon dolara çıktı. Bulgaristan listede 3 basamak çıktı ve üçüncü basamağın yeni sahibi oldu. Yemen’e ihracat yüzde 96’lık hızlı yükselişle 121,5 milyon dolar olurken, ABD 105 milyon dolarlık demir ve demirdışı metaller talebinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tekstilde hızlı moda rekabeti ve istihdamın geleceği masada Haber

Tekstilde hızlı moda rekabeti ve istihdamın geleceği masada

Teksif ile IndustriAll Avrupa arasındaki görüşmede, hızlı modanın yarattığı rekabet baskısı ve çalışanların yeşil ve dijital dönüşüme hazırlanması ele alındı. Aynı dönemde tamamlanan Stitch Together projesinde ise dönüşüm sürecinde eğitim, nitelikli istihdam ve işçi-işveren iş birliği öne çıktı. Tekstil ve hazır giyim sektöründe hızlı moda karşısında rekabetin nasıl sağlanacağı ve değişen üretim koşullarına çalışanların nasıl hazırlanacağı, Teksif’in Belçika’daki temaslarının ana gündemini oluşturdu. Sendikanın açıklamasına göre, 23 Ekim’de IndustriAll Avrupa ile yapılan toplantıda sürdürülebilir üretim ve çalışan hakları birlikte değerlendirildi. Teksif Genel Başkanı Ersin Çelik ve genel başkan yardımcıları Yavuz CANBAZ, İlhan ÖZAYDIN, Selçuk BOZKAYA ve Nihat ŞEKER, IndustriAll Avrupa Genel Sekreteri Judith Kirton-Darling ile bir araya geldi. Görüşmede hızlı modanın yarattığı haksız rekabet olarak nitelenen koşullar, nitelikli istihdam ve sektörün geleceği ele alındı. Dönüşümün odağında çalışanların becerileri var Toplantıda, çalışanların yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine hazırlanması gündeme geldi. İşçi ve işveren temsilcileri arasındaki görüşme ve ortak çözüm mekanizmalarını ifade eden sosyal diyaloğun güçlendirilmesi de değerlendirilen başlıklar arasında yer aldı. IndustriAll Avrupa’nın Stitch Together projesine ilişkin açıklamasında da yeni teknolojiler, üretimin çevresel etkisinin azaltılması ve yeniden yapılanma süreçlerinde çalışanların karar mekanizmalarına erken aşamada katılması gerektiği vurgulandı. Kuruluş, dönüşümün çalışanlar açısından karşılık bulabilmesi için beceri geliştirme, eğitim ve nitelikli istihdama yatırım yapılmasını savundu. Türkiye’nin de katıldığı proje tamamlandı Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve IndustriAll Avrupa ile Avrupa Tekstil ve Hazır Giyim Konfederasyonu EURATEX’in yürüttüğü Stitch Together projesinin kapanış konferansı 22 Ekim’de düzenlendi. Türkiye’nin de dahil olduğu yedi ülkede işçi ve işveren kuruluşlarını buluşturan proje kapsamında araştırmalar, ulusal seminerler, çalıştaylar ve eylem planları üzerinde çalışıldı. Teksif’i proje çalışmalarında Uluslararası İlişkiler Sekreteri Şeyda Çelikel temsil etti. IndustriAll Avrupa, projenin ardından iş birliğinin şirket, sektör ve ülke düzeyinde kalıcı mekanizmalarla sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Teksif’in ikili görüşmeye ilişkin açıklamasında ise yeni bir anlaşma, bütçelendirilmiş eğitim programı veya uygulama takvimi duyurulmadı.

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu Haber

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu

17.Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demir Dışı Metalürji Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı ANKIROS 2026, 22 Ekim’de İstanbul Fuar Merkezi’nin 3 numaralı salonunda düzenlenen açılış töreninin ardından ziyaretçilere kapılarını açtı. 24 Ekim’e kadar sürecek fuar, metalürji ve üretim teknolojileri ekosisteminin ulusal ve uluslararası temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. İstanbul Fuar Merkezi’nin 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı hollerinde gerçekleştirilen fuarda, 39 yabancı ülkeden katılımcıların da aralarında bulunduğu toplam 1.100’ün üzerinde katılımcı yer alıyor. Fuarın 20 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Açılış töreninde sektörün gündemi öne çıktı Açılış töreninde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, VDMA Metallurgy Genel Müdürü ve CECOF Genel Sekreteri Dr. Timo Würz, IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Caner Durucan, TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı Bülent Yıldırım, Oda Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet İrfan Türkkolu, Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz ve Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’nın konuşmaları yer aldı. Mehmet Fatih Kacır T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ANKIROS 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, fuarın yeni ticari bağlantılar ve yatırımlar için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Türkiye’nin demir-çelik sektöründe yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Kacır, çelik üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada bulunduğunu söyledi. Döküm sektörünün ise geçen yıl yaklaşık 8 milyar avro ciro ve 6 milyar avroyu aşan doğrudan ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. Metal sanayisinin rekabet gücünü artırmak için yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını desteklediklerini belirten Kacır, döküm sektörüne yönelik düşük karbonlu yol haritası çalışmalarının başladığını açıkladı. HIT-30 kapsamında 2030’a kadar 30 milyar dolarlık devlet desteğiyle gerçekleştirilmesi hedeflenen yatırımların metal sanayisinde de yeni talep ve üretim fırsatları oluşturacağını kaydetti. Avrupa Birliği’nin çelik ithalatına getirdiği sınırlamaların Türkiye’nin ihracatına yansıdığına değinen Kacır, Avrupa’nın Türkiye ile sanayi ve teknoloji alanındaki ortaklığını güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Kacır ayrıca Burdur Batı ve Amasya Gümüşhacıköy organize sanayi bölgelerinin ilan edilmesiyle Türkiye’deki OSB sayısının 374’e ulaştığını bildirdi. Fuat Tosyalı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, ANKIROS’un yalnızca teknolojilerin ve ürünlerin sergilendiği bir fuar olmadığını, Türkiye’nin metalürji, makine, döküm ve çelik ekosistemini dünyayla buluşturan önemli bir platform olduğunu söyledi. Dünya çelik sektörünün zorlu bir dönüşümden geçtiğini belirten Tosyalı, küresel kapasite fazlasının, değişen ticaret politikalarının, karbon düzenlemelerinin ve artan maliyetlerin rekabet koşullarını yeniden şekillendirdiğini vurguladı. Tosyalı, artık yalnızca üretim kapasitesinin değil, teknoloji, verimlilik, sürdürülebilirlik ve güçlü bir sanayi ekosisteminin de rekabette belirleyici olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: “Türkiye bu dönüşüme güçlü bir noktadan başlıyor. Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7’nci büyük çelik üreticisiyiz. Geçen yıl 38,1 milyon ton çelik ürettik. 2026’nın 7 ayında üretimimiz yüzde 7,9 artarak 23,2 milyon tona ulaştı. Yıl sonunda 40 milyon ton seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz ancak güçlü üretim kapasitemize rağmen dış ticarette giderek zorlaşan koşullarla karşı karşıyayız.” Avrupa Birliği’nin uyguladığı kota nedeniyle Türkiye’nin bu bölgeye çelik ihracatının azaldığına dikkati çeken Tosyalı, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’nın kendi stratejik çelik kapasitesini korumak adına atacağı adımlar her ne kadar meşru ise Türkiye’nin de kendi stratejik üretim gücünü koruması adına atacağı her adım aynı ölçüde meşrudur ve bu adımları atmaktan da geri durmamalıdır. Elbette Avrupa’nın yeşil çelik dönüşüm hedeflerini destekliyoruz. Türkiye çelik sektörü elektrik ark ocaklarına ve yüksek hurda kullanımına dayalı üretim yapısıyla bu dönüşümde önemli bir avantaja sahip. Ancak gerçek bir dönüşüm için önce üretim gücümüzü korumamız gerekiyor.” Türk çelik sektörünün Avrupa’daki kısıtlamaların yanı sıra başta Çin olmak üzere Uzak Doğu kaynaklı yoğun ithalat ve fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Tosyalı, stratejik üretim kapasitesini koruyan, yatırımları destekleyen ve sanayicinin maliyet yükünü azaltan öngörülebilir politikalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Çeliğin Türkiye’nin sanayi gücünün temelini oluşturduğunu ifade eden Tosyalı, sektörün dönüşümü için KOBİ’lerin, makine ve döküm sanayisinin, teknoloji geliştiricilerinin, kamunun ve üniversitelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Ozan Hünler Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, ANKIROS 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde, fuarın Türkiye ve bölge için metalürji sektörünün önemli uluslararası buluşma noktalarından biri olduğunu belirtti. Organizasyonun uluslararası yapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Hünler, ANKIROS’un üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını ve farklı ülkelerden sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturan bir platform sunduğunu kaydetti. Fuarın değerinin katılımcı ve ziyaretçi sayılarının ötesinde olduğunu vurgulayan Hünler, organizasyonun yeni ticari bağlantılar kurulmasına, bilgi ve deneyim paylaşımına ve üretim teknolojilerindeki yeniliklerin sektörle buluşmasına katkı sağladığını ifade etti. Hünler, bu etkileşimin geleceğe yönelik iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Oğuzhan Deniz Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz, 76. Dünya Döküm Kongresi (WFC 2026) kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen 1.000’in üzerinde katılımcıyı İstanbul’da ağırladıklarını belirtti. Bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlayan bu buluşmanın, Türkiye’nin döküm sanayisinde bilimsel bilgiye ve uluslararası iş birliklerine yön verme potansiyelini ortaya koyduğunu ifade etti. Kongrenin ardından ANKIROS 2026’nın kapılarını açmasının sektör açısından özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Deniz, uluslararası konukların fuarı ziyaret etmesinin bu buluşmayı daha da değerli kıldığını söyledi. Deniz, fuarın yeni iş birliklerinin kurulmasına ve ülke sanayisinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inandığını kaydetti. Deniz, “Kongremizde bilimi, araştırmayı, yenilikçi teknolojileri ve döküm sanayisinin geleceğini konuştuk. Şimdi ise burada bu bilgi birikiminin üretime, teknolojiye, makinelere ve sanayiye nasıl dönüştüğünü hep birlikte göreceğiz.” diye konuştu. Sektörün yaşadığı zorluklara da değinen Deniz, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Ancak Türk döküm sanayisinin sahip olduğu üretim altyapısına, yetişmiş insan kaynağına, mühendislik birikimine ve girişimci ruhuna güveniyoruz. Bu güçlü altyapının doğru iş birlikleri ve ortak bir vizyonla çok daha büyük başarılara ulaşacağına inanıyoruz. ANKIROS, yıllardır demir-çelik, döküm ve demir dışı metalürji sektörlerini bir araya getiren, ülkemizin uluslararası sanayi dünyasındaki en önemli buluşma noktalarından biri olmuştur.” Deniz, organizasyonun yeni iş birliklerine ve başarılı sonuçlara vesile olmasını dileyerek İstanbul’a gelen tüm katılımcılara teşekkür etti. Dr. Timo Würz VDMA Metallurgy Genel Müdürü; CECOF Genel Sekreteri “Metalürji sanayisinin geleceğini enerji verimliliği, teknolojik yenilikler ve uluslararası iş birlikleriyle birlikte şekillendireceğimize inanıyoruz. ANKIROS, üreticiler ile teknoloji sağlayıcılarını buluşturarak bilgi ve deneyimin ortak çözümlere dönüşmesine önemli bir zemin sunuyor. Sektörümüzün rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak için ülkeler ve kurumlar arasındaki diyaloğu güçlendirmeyi önemsiyoruz.” Prof. Dr. Caner Durucan IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı “Bu yıl 23’üncüsünü düzenlediğimiz Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi’nde akademik bilgi birikimini sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz. Önceliğimiz, araştırmaların yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesine katkı sağlamak ve kaynaklarımızı daha verimli kullanabileceğimiz üretim yaklaşımlarını geliştirmek. Deneyimli bilim insanlarıyla genç araştırmacıları aynı platformda bir araya getirerek bilimsel paylaşımı ve ortak çalışma kültürünü güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Bülent Yıldırım TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı “Sanayide teknolojik dönüşümün başarıya ulaşması, bu teknolojileri geliştiren ve uygulayan mühendislerin bilgi ve yetkinlikleriyle doğrudan bağlantılı. Mesleki gelişimin sürekliliğini sektörümüzün geleceği açısından temel bir ihtiyaç olarak görüyoruz. Kongre ve fuarın sunduğu etkileşim ortamını, mühendislerin güncel gelişmeleri takip etmesi, deneyimlerini paylaşması ve yeni çalışma alanlarıyla tanışması bakımından değerli buluyoruz.” Ahmet İrfan Türkkolu TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı “Metalürji ve malzeme mühendisliği, ülkemizin üretim yetkinliğini geliştirmesinde ve sanayimizin geleceğe hazırlanmasında önemli bir sorumluluk üstleniyor. Bilimsel bilgiyi, mühendislik birikimini ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek kaynaklarını verimli kullanan, çevreye duyarlı bir sanayiye katkı sunmayı önemsiyoruz. Üniversiteler, sanayi kuruluşları ve meslek örgütleri arasındaki iş birliğinin kalıcı ve uygulanabilir sonuçlar üretmesini hedefliyoruz.” Üretim zincirinin farklı halkaları aynı platformda buluştu ANKIROS 2026’da demir-çelik üretim ve proses ekipmanlarından ergitme ve döküm teknolojilerine, kalıplama ve maça makinelerinden kum hazırlama ve yenileme sistemlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi sergileniyor. Endüstriyel fırınlar, ısıl işlem ve termal proses çözümleri, refrakterler, yüksek sıcaklık teknolojileri, brülör ve yakma sistemleri ile ısıtma-soğutma ve sıcaklık kontrol uygulamaları da fuar alanında yer alıyor. Ölçüm, test ve kalite kontrol ekipmanları; otomasyon ve proses kontrol sistemleri; çevre ve filtrasyon teknolojileri de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Üreticiler ve teknoloji sağlayıcıları, tesislerin verimliliğini, kalite kontrolünü ve süreç yönetimini geliştirmeye yönelik çözümlerini sektör profesyonelleriyle paylaşıyor. Fuarın özel bölümü TURKCAST’ta otomotiv, ağır sanayi, makine, enerji, savunma ve ulaştırma gibi farklı sektörlere üretim yapan döküm firmaları, ürünlerini ve üretim kabiliyetlerini tanıtıyor. Döküm teknolojileri ve döküm ürünlerinin aynı ekosistemde buluşması, ziyaretçilere sektörün değer zincirini bütünlüklü biçimde değerlendirme olanağı sunuyor. Dijitalleşme ve düşük karbonlu üretim çözümleri Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim ve akıllı fabrika uygulamaları ANKIROS 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Üretim hatlarında izlenebilirliği ve kontrolü geliştiren, proses optimizasyonu sağlayan ve karar süreçlerini hızlandıran çözümler; enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına yönelik teknolojilerle birlikte ele alınıyor. Düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji kullanımı ve enerji tasarrufu sağlayan sistemler, metal sanayisinin dönüşüm gündemini fuara taşıyor. Ziyaretçiler, üretim süreçlerinin çevresel etkisini azaltmaya ve kaynak verimliliğini artırmaya yönelik yeni teknolojileri ve uygulamaları inceleme fırsatı buluyor. Bilimsel etkinlikler ve “Second Life” sergisi ANKIROS 2026 ile eş zamanlı olarak 22–24 Ekim tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi (IMMC 2026) gerçekleştiriliyor. Kongrede sürdürülebilir metalürji, kritik ham maddeler, ileri malzeme teknolojileri ve döngüsel ekonomi başlıkları akademi ve sanayi temsilcilerinin katılımıyla ele alınıyor. 76.Dünya Döküm Kongresi (World Foundry Congress – WFC 2026) ise 18–24 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenleniyor. Kongre, Dünya Dökümcüler Birliği WFO’nun 100’üncü ve TÜDÖKSAD’ın 50’nci kuruluş yıl dönümlerinin kutlandığı dönemde sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuar programında sanatçı Rüşhan Keçeci’nin “Second Life” (İkinci Yaşam) sergisi de ziyaretçilerle buluşuyor. Endüstriyel atıklardan üretilen metal eserler, kullanılmayan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine sanatsal bir bakış sunuyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımını görünür kılıyor. Uluslararası iş bağlantılarına ev sahipliği yapıyor ANKIROS 2026, üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını, yatırımcıları, satın alma profesyonellerini, mühendisleri ve akademisyenleri aynı platformda buluşturuyor. Uluslararası alım heyetleri kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler, katılımcıların potansiyel müşteriler ve satın alma profesyonelleriyle doğrudan temas kurmasına imkân veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB VE UNICEF’ten “Çocuk İhtiyaçları Haritası” Haber

ABB VE UNICEF’ten “Çocuk İhtiyaçları Haritası”

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), çocukların ihtiyaçlarını doğru belirlemek ve çocuklara yönelik hizmetleri daha etkin planlamak amacıyla UNICEF iş birliğiyle yürüttüğü “Çocuk İhtiyaçları Haritası” projesindeki çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Birliği desteğiyle yürütülen Çocuklar için Hesap Verebilirlik ve Hak Savunuculuğu (ACAR) Projesi kapsamında hayata geçirilen çalışma; çocukların ihtiyaçlarına ilişkin verilerin toplanmasını, analiz edilmesini ve belediye hizmetlerinin planlanmasında kullanılmasını amaçlıyor. Bu doğrultuda düzenlenen “Çocuk Alanında Veri Temelli Karar Alma ve Kapasite Geliştirme Eğitimi”nde ABB çalışanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. Eğitimlerde veri temelli ihtiyaç analizi, çocuklara ilişkin veri ve göstergeler, önceliklendirme süreçleri ile haritalar ve mekânsal veriler kullanılarak ihtiyaçların belirlenmesi konuları ele alındı. Atölye çalışmaları ve ortak değerlendirmelerle tamamlanan eğitimlerin ardından, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla “Çocuk İhtiyaçları Haritası Danışma Toplantısı” gerçekleştirildi. ÇOCUKLARIN İHTİYAÇLARI VE İŞ BİRLİĞİ OLANAKLARI DEĞERLENDİRİLDİ UNICEF Türkiye Sosyal Politika Sorumlusu Dr. Görkem Güner’in açılış konuşmasıyla başlayan danışma toplantısında, Çocuk İhtiyaçları Haritası Projesi ve ihtiyaç analizi sonuçları değerlendirildi. Çocuklara yönelik hizmetlerin geliştirilmesi amacıyla sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle kurulabilecek iş birlikleri de gündeme geldi. Ortak çözüm geliştirme oturumlarında öncelikli ihtiyaçların belirlenmesi, kurumların katkı sunabileceği alanların değerlendirilmesi ve izlenecek adımlar üzerinde duruldu. AMAÇ: KAYNAKLARI İHTİYAÇLARA GÖRE PLANLAMAK ABB Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı Koordinatörü Tuğba Nagehan Turpçu, proje kapsamında önemli aşamaların tamamlandığını belirterek eğitimlerle farklı paydaşları bir araya getirdiklerini ifade etti. Çocukların ihtiyaçlarını tahminler yerine veriler üzerinden belirlemeyi hedeflediklerini vurgulayan Turpçu, şöyle konuştu: “Ankara Büyükşehir Belediyesi ve UNICEF iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz ‘Çocuk İhtiyaçları Haritası’nın çok önemli adımlarını gerçekleştirdik. STK’lerle ve Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışanlarıyla bir araya gelerek eğitimler düzenledik. Çocuk ihtiyaçlarının veriye dayalı karar alma süreçlerinin eğitimini aldık ve bunlarla ilgili çıktılar oluşturduk. En son özel sektör temsilcileriyle bir araya gelerek bir danışma toplantısı gerçekleştirdik. Buradaki amacımız, Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak çocukların ihtiyaçlarını tahminlere yönelik tespit etmek değil, veriye dayalı tespit ederek kaynakları en ideal şekilde kullanarak çocuklara doğru hizmet götürmek ve bu hizmetleri sunarken elimizdeki kaynakları en verimli şekilde kullanmak. Bu projede emeği geçen bütün arkadaşlarımıza, UNICEF’e ve İhtiyaç Haritası’na çok teşekkür ediyoruz. Bu ihtiyaçları doğru tespit ettiğimizde ihtiyaçları karşılanmayan çocuklar kalmamasını umut ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.