Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Pazarı

Kapsül Haber Ajansı - Avrupa Pazarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Pazarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı Haber

Tera Yatırım Kıraç Galvaniz Analizini Paylaştı

Tera Yatırım tarafından 14 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Kıraç Galvaniz (TCKRC) şirket raporunda; şirketin Bozüyük yatırımıyla artan üretim kapasitesi, yeni ürün grupları, savunma sanayindeki gelişmeler ve Avrupa pazarlarına yönelik büyüme stratejisi yatırım tezinin ana unsurları arasında gösterildi. Raporda TCKRC için 155,90 TL referans fiyat üzerinden 296,17 TL 12 aylık hedef fiyat hesaplanırken, bunun yaklaşık %90 getiri potansiyeline işaret ettiği belirtildi. 2027 İçin Güçlü Büyüme Beklentisi: Ciroda Dev Sıçrama Tera Yatırım’ın tahminlerine göre Kıraç Galvaniz’in net satışlarının 2026 yılında 6,9 milyar TL, 2027 yılında ise 20,7 milyar TL seviyesine ulaşması bekleniyor. Aynı dönemde FAVÖK’ün 2026’da 2,8 milyar TL’den, 2027’de yaklaşık 8,0 milyar TL’ye; net kârın ise 2,35 milyar TL’den 6,62 milyar TL’ye yükselmesi öngörülüyor. Raporda 2027 tahminleri üzerinden TCKRC’nin FD/FAVÖK çarpanının 3,5x seviyesine gerileyebileceği ve şirketin küresel benzerlerine göre yaklaşık %49,7 iskontolu işlem görebileceği hesaplandı. İNA Değerlemesinde 367,39 TL Hedef Fiyat Tera Yatırım, TCKRC değerlemesinde İndirgenmiş Nakit Akımları (İNA) ve benzer şirket çarpanları yöntemlerini birlikte kullandı. İNA modeli tek başına TCKRC için 367,39 TL hedef fiyata işaret ederken, Tera Yatırım nihai değerlemesinde İNA yöntemine %35, benzer şirket çarpanlarına ise %65 ağırlık verdi. Bu yöntem sonucında 12 aylık hedef fiyat 296,17 TL olarak belirlendi. Bozüyük Yatırımı Büyüme Hikayesinin Merkezinde Raporda, 2025 yılında devreye alınan Bozüyük tesisiyle Kıraç Galvaniz’in üretim kapasitesinin yaklaşık beş katına çıktığı; yıllık sıcak daldırma galvanizleme kapasitesinin 220 bin tona, metal imalat kapasitesinin ise 180 bin tona ulaştığı belirtildi. Tera Yatırım, Bozüyük yatırımını yalnızca kapasite artışı sağlayan bir yatırım olarak değil, birim maliyetlerin iyileştirilmesi ve operasyonel verimlilik açısından da stratejik bir hamle olarak değerlendiriyor. Savunma Sanayii ve Avrupa Pazarı Yeni Büyüme Katalizörü Kıraç Galvaniz’in geleneksel yol güvenliği ve galvaniz faaliyetlerinin yanı sıra savunma sanayii ve enerji alanlarındaki yeni ürün gruplarına yönelmesine dikkat çekilen raporda; ASELSAN NET ile gerçekleştirilen çalışmalar, YETEN programına dahil olunması, Tesis Güvenlik Belgesi ile NSPA ve MKE tedarik platformlarına kabul edilmesi şirketin savunma sanayindeki potansiyelini destekleyen gelişmeler arasında gösterildi. Ayrıca Romanya’daki iştirak, Avrupa pazarlarına yönelik sertifikasyon çalışmaları ve uluslararası ihale kanallarına erişimi, şirketin artan kapasitesini küresel pazarlarda değerlendirmesi açısından kritik büyüme alanları olarak vurgulandı. Başköy Yatırımı İle “İkinci Büyüme Fazı” Başköy yatırımının da Bozüyük ile başlayan kapasite artışının ardından Kıraç Galvaniz’in “ikinci büyüme fazının önemli unsurlarından biri” olduğu belirtilen raporda; yeni yatırımların devreye alınması ve artan kapasitenin satış hacmine dönüşmesiyle birlikte şirketin gelir ve kârlılığında özellikle 2027 itibarıyla güçlü bir artış öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor Haber

Ford ve Geely Auto, İspanya’da Güçlerini Birleştiriyor

Ford Motor Company ve Geely Automobile Holdings, bugün Ford’un Valencia, İspanya’daki üretim merkezinde Avrupa odaklı bir iş ortaklığı kurmak üzere anlaşmaya vardıklarını duyurdu. Yeni iş ortaklığı, Avrupa pazarı için Ford ve Geely markalı çoklu enerji teknolojilerine sahip binek araçların üretimini üstlenecek. Böylece Avrupa pazarına daha fazla ürün seçeneği ve daha güçlü bir değer önerisi sunulması hedefleniyor. Avrupa, bugün küresel otomotiv endüstrisinin en yoğun rekabet alanlarından biri konumunda. Sıkılaşan regülasyonlar, yüksek operasyonel maliyetler ve yeni nesil küresel rakipler; üretim maliyeti, araç teknolojisi ve yazılım deneyimi alanlarında sektörün rekabet ölçütlerini yeniden şekillendiriyor. Ford ve Geely, üretim hacimlerini bir araya getirerek Valencia fabrikasının kapasitesini en verimli şekilde kullanmayı, burada üretilecek araçların maliyetlerini rekabetçi seviyelere taşımayı ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet etmeyi hedefliyor. Bu süreçte dünya standartlarında çoklu enerji teknolojilerine sahip araçlar sunulurken, Valencia ekonomisinin de güçlendirilmesi amaçlanıyor. Gerekli resmi onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından, ortaklığın 2027 yılının ilk yarısında faaliyete geçmesi; ilk yeni araçların ise 2028’de üretim hattından çıkması planlanıyor. Ford Valencia fabrikası bu süreçte kesintisiz olarak Ford Kuga üretimine devam edecek. Geely Auto Group Başkan Yardımcısı Alex Nan, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Ford ile Avrupa’da hayata geçirmeyi planladığımız bu ortaklık, büyüme stratejimizin bir parçası olarak açık ve iş birliğine dayalı ürün geliştirme yaklaşımımıza verdiğimiz önemi ortaya koyuyor. Bu adımla Avrupa’daki yerel varlığımızı güçlendirirken, müşterilerimize olan bağlılığımızı da daha ileri taşıyoruz. Avrupalı müşterilerin yalnızca markasıyla değil; gelişmiş özellikleri, yüksek kalitesi ve Avrupa’nın yeşil geleceğine sunduğu katkıyla tercih edeceği araçlar üretmeyi hedefliyoruz. En yalın ifadeyle, güvenilir bir iş ortağıyla birlikte Avrupa için Avrupa’da otomobil üretiyoruz.” Ford’un Geely ile iş birliği, iki şirket arasında uzun yıllara dayanan güven ve karşılıklı saygı temeline dayanıyor. Bu ilişkinin geçmişi, Ford’un 2010 yılında Volvo Cars’ı Geely’ye devretmesine ve Geely’nin markayı koruyarak yeniden güçlendirmesine uzanıyor. Her iki şirket de kalite, maliyet etkin tedarik ve sürekli iyileştirme konularında ortak bir anlayışı paylaşırken, müşterilerin enerji dönüşümünde kendi tercihlerini yapabilmesi gerektiğine inanıyor. Valencia’yı Düşük Emisyonlu Mobilite İçin Güçlü Bir Üretim Merkezine Dönüştürmek Bu iş ortaklığı, halihazırda Avrupa’nın en verimli ve gelişmiş üretim tesislerinden biri olan Ford Valencia fabrikasını, sektörün yeni küresel maliyet standardında rekabet edebilecek ortak ve yüksek teknolojili bir üretim merkezine dönüştürecek. Yaklaşık 500.000 araçlık yıllık potansiyel kapasiteye sahip fabrika, 1976 yılında üretime başladığından bu yana Avrupa pazarının öncü üretim merkezleri arasında yer aldı. Ford’un ilk global önden çekişli otomobili ve markanın önemli başarı hikâyelerinden biri olan orijinal Ford Fiesta da bu fabrikada üretildi. Ford, Valencia’da üretim yapan ilk İspanyol olmayan otomotiv üreticisi oldu; bu adım, Ford’un İspanya ve İspanya halkıyla bugün de güçlü şekilde devam eden iş birliğinin başlangıcını oluşturdu. Önerilen ortaklık yapısına göre Ford, yeni kuruluşun yüzde 66’sına; Geely Auto ise yüzde 34’üne sahip olacak. Yeni Araç Portföyü Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, açıklamasında şunları söyledi: “Valencia, yaklaşık 50 yıldır Ford tarihinin en sevilen otomobillerinden bazılarına ev sahipliği yaptı. Bugün ise bu köklü üretim gücünü Ford’un Avrupa’daki geleceğini şekillendirecek yeni bir döneme taşıyoruz. Geely Auto gibi güçlü bir iş ortağıyla esnek, verimli ve maliyet açısından rekabetçi bir endüstriyel yapı kurmamızın nedeni de bu. Birlikte, nitelikli iş gücüne sahip, sınıfının en iyi tesislerinden birinin potansiyelini tam olarak kullanabilir ve sektörün yeni maliyet standardında rekabet edebiliriz. Bu adım; Ford’un Avrupalı sürücülere ralli ruhundan gelen sürüş karakterini, gerçek arazi kabiliyetini ve çoklu enerji teknolojilerini Ford DNA’sıyla sunma vizyonunun bir parçası.” Ortak girişim, dünyanın önde gelen iki otomotiv şirketinin mühendislik, üretim ve geliştirme bilgi birikimini bir araya getirerek hem Ford hem de Geely markalı düşük ve sıfır emisyonlu binek araçlar üretecek. Avrupa’daki sürücüler için özel olarak geliştirilecek araçlar, farklı güç aktarma seçeneklerinin yanı sıra güçlü dijital deneyimler de sunacak. Ford Modelleri: • Ford Kuga: Avrupa’nın en çok tercih edilen plug-in hibrit modellerinden biri olan Ford Kuga’nın üretimi Valencia’da kesintisiz devam edecek. • Bronco ailesinin yeni üyesi: Valencia, global Bronco ailesinin yeni bir üyesini de üretecek. Avrupa yolları için geliştirilen güçlü, kompakt ve maceraya hazır SUV modelinin üretiminin 2028’de başlaması planlanıyor. • Tamamen yeni crossover: Ford tarafından tasarlanan ve Geely ile birlikte geliştirilecek çoklu enerji teknolojisine sahip aile crossover modeli 2028’de pazara sunulacak. Ford’un imza niteliğindeki kabiliyetleri ve sürüş dinamikleriyle geliştirilen model, 2029 yılına kadar Avrupa’ya beş yeni çoklu enerji teknolojisine sahip araç getirmeyi hedefleyen ürün atağının bir parçası olacak. Geely Modelleri: • Elektrikli SUV modelleri: Geely Auto, Avrupa odağını ve büyüme stratejisini desteklemek üzere Valencia fabrikasında iki elektrikli SUV üretmeyi planlıyor. Bu ortak girişim kapsamında üretilecek ilk Geely markalı modellerin 2028’de üretim hattından çıkması bekleniyor. Bu girişim, Geely Auto’nun yılın ilk yarısında ulaştığı 474.228 adetlik yurt dışı satış performansının ardından uluslararası büyümesini desteklerken; Ford’un Avrupa’da hız, verimlilik ve ölçekle rekabet etmek için stratejik ortaklıklardan yararlanma yaklaşımını da ileri taşıyor. Jim Baumbick, kamu-özel sektör iş birliğinin önemine de dikkat çekerek şunları söyledi: “Bu ortaklık, otomotiv üreticilerinin Avrupa’nın sanayi altyapısını güçlendirmek için nasıl yeni iş birlikleri geliştirebileceğini gösteriyor. Ancak bunu tek başımıza başaramayız. Valencia’da, İspanya’nın ulusal ve bölgesel yönetimlerinin devam eden desteğiyle ortaya koyduğumuz model, Avrupa’nın geri kalanı için de örnek teşkil eden güçlü bir kamu-özel sektör iş birliği niteliği taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Aylarında Elektrikli Araçlarda Lastik Seçimi Neden Kritik? Haber

Yaz Aylarında Elektrikli Araçlarda Lastik Seçimi Neden Kritik?

Küresel otomotiv endüstrisi için 2025 yılı, elektrikli araç (EV) dönüşümünde tarihi bir dönüm noktası oldu. Dünya genelinde elektrikli araç satışları yaklaşık 20,7 milyon adede ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırarken, Avrupa pazarı geçtiğimiz yıl yüzde 33'lük büyümeyle sektörün en hızlı gelişen bölgelerinden biri oldu. Türkiye ise 190 bin adetlik elektrikli otomobil satışıyla, Almanya, İngiltere ve Fransa’nın ardından Avrupa’nın en büyük dördüncü pazarı konumuna yükseldi. Bu hızlı büyüme, beraberinde yeni sürüş alışkanlıklarını ve ihtiyaçlarını da getiriyor. Özellikle havaların ısınmaya başladığı geçiş döneminde, EV performansını doğrudan etkileyen lastik seçimi her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor. Elektrikli araçların yüksek anlık tork üretimi ve batarya ağırlığı, yazın ısınan ve yumuşayan asfalt üzerinde yol tutuş dengesini doğrudan etkiliyor. Continental, kavurucu sıcakların EV dinamikleri üzerindeki etkisini analiz ederek, sürücülere doğru lastik seçimiyle güvenli ve verimli sürüşün anahtarını sunuyor. Sıcak Asfaltta Üstün Kontrol Elektrikli araçları içten yanmalı motorlardan ayıran en temel özellik, anlık ve yüksek tork üretimi. Gaz pedalına dokunulduğu anda tekerleklere iletilen bu ani güç, doğru lastik seçilmediği takdirde patinaj riskini artırarak hem enerji kaybına hem de lastiklerin daha hızlı aşınmasına yol açabiliyor. Yaz aylarında ısınan ve yumuşayan asfalt bu tabloyu daha da kritik hale getiriyor. Standart lastiklerin aksine Continental yaz lastikleri, özel hamur bileşenleri sayesinde yüksek sıcaklıklarda optimum sertliği korurken, kısa fren mesafelerinde ve virajlarda yüksek stabilite sunar. Ayrıca elektrikli araçların ekstra yükünü karşılamak üzere geliştirilen güçlendirilmiş yanak yapıları, yaz koşullarında güvenli sürüşü destekler. Continental’in yeni nesil yaz lastiklerinden PremiumContact 7, özel RedChili bileşiğiyle ideal çalışma sıcaklığına hızla ulaşarak, sürüşün başladığı ilk andan itibaren hem ıslak hem de kuru zeminde güvenli bir duruş sergiliyor. Üst düzey sportif sürüş deneyimi arayan sürücüler için geliştirilen SportContact 7 ise adaptif sırt deseni teknolojisiyle, yüksek hızlarda dahi üstün yol tutuş ve keskin bir direksiyon hakimiyeti sunuyor. Daha Uzun Yol, Daha Az Enerji Yaz ayları klima kullanımının en yoğun olduğu dönem. Klima ve yüksek hız ikilisi ise enerji tüketimini artıran en büyük etmenlerden. Continental, bu enerji kaybını minimize etmek için lastiklerini düşük yuvarlanma direnci odağında geliştiriyor. Lastiğin yol ile temasında oluşan sürtünme optimize edilerek bataryanın daha verimli kullanılması sağlanıyor. Özellikle uzun yaz yolculuklarında ihtiyaç duyulan, daha fazla kilometre ve daha verimli enerji. Continental’in EcoContact 6 ve EcoContact 6 Q lastikleri, düşük yuvarlanma direnci ve optimize edilmiş hamur yapıları sayesinde elektrikli araçların menzil performansını artırmada oldukça iddialı. Yazın da Sessiz Sürüş Konforu Elektrikli araçların en önemli avantajlarından biri sessiz sürüş deneyimi. Ancak yaz aylarında artan yol temas sesi ve yüksek hızlarda oluşan gürültü konforu etkileyebiliyor. Continental’in ContiSilent™ teknolojisi, lastik içine entegre edilen özel poliüretan köpük katmanı sayesinde kabin içine yansıyan yol gürültüsünü önemli ölçüde azaltıyor. Böylece elektrikli araçların sunduğu sessiz sürüş karakteri yaz aylarında da korunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Continental Elektrikli Araçlarda da Güvenlik ve Performans Standartlarını Belirliyor Haber

Continental Elektrikli Araçlarda da Güvenlik ve Performans Standartlarını Belirliyor

Dünya genelinde elektrikli araç kullanımı her geçen gün artıyor. Benchmark Mineral Intelligence verilerine göre, 2025 yılında küresel elektrikli araç satışları yüzde 20 büyüyerek 20,7 milyon adede ulaştı. Avrupa pazarı geçtiğimiz yıl yüzde 33'lük büyümeyle sektörün en hızlı gelişen bölgelerinden biri olurken; Türkiye, yaklaşık 190 bin adetlik elektrikli otomobil satışıyla Avrupa’nın en büyük dördüncü pazarı konumuna yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ülkedeki toplam elektrikli araç sayısı ise 2026 yılının Nisan ayı itibarıyla 427.486 adet olarak kaydedildi. Küresel ve yerel ölçekteki bu hızlı dönüşüme önceden hazır olan premium lastik üreticisi ve teknoloji şirketi Continental, geniş ürün portföyünün tamamını elektrikli araçlarla uyumlu hale getirerek pazarda fark yaratıyor. Küresel ve yerel pazardaki bu hızlı dönüşümü değerlendiren Continental Türkiye Genel Müdürü Ali Okan Tamer, "Elektrikli araç pazarı hem dünyada hem de Türkiye'de benzersiz bir ivmeyle büyüyor. Continental olarak, bu dönüşümü sadece takip etmekle kalmıyor, geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojilerle geleceğe yön veriyoruz. Geniş ürün portföyümüzün tamamını elektrikli araçların yüksek tork, ağırlık ve menzil gibi spesifik ihtiyaçlarına tam uyumlu hale getirerek sürücülere en güvenli ve en verimli sürüş deneyimini sunuyoruz." dedi. Güvenlik, Performans ve Menzil: Farklı İhtiyaçlara Özel EV Teknolojileri Continental farklı segmentlerdeki elektrikli araçların ihtiyaçlarına yönelik olarak güvenlik, performans, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı geliştirilen ürünleriyle, gerçek yol koşullarında gösterdiği performansla dikkat çekiyor. Elektrikli araçların yüksek tork ve ağırlık gibi yapısal gereksinimlerine göre optimize edilen geniş ürün gamında çok sayıda öne çıkan model yer alıyor. Yeni nesil ürün portföyü EV uyumlu olan Continental’in SportContact 7 modeli, elektrikli spor otomobillerin ani ve yüksek tork gücünü yola kayıpsız aktarabilen tasarımıyla öne çıkıyor ve sürücüsüne üstün bir yol tutuş yeteneği ve en zorlu anlarda bile güven veren ultra kısa bir fren mesafesi sunuyor. Elektrikli araçlarında hem yüksek sürüş konforunu hem de ıslak ve kuru yollarda hassas yol tutuşu performansını ödün vermeden bir arada deneyimlemek isteyen sürücüler için ise PremiumContact 7 ve PremiumContact 6 modelleri, gelişmiş mühendislik yapılarıyla segmentinin en ideal dengesini kuruyor. Elektrikli araçların yüksek verimlilik beklentilerine dört mevsim boyunca eşlik edebilecek bir alternatif olarak geliştirilen AllSeasonContact 2, yılın her günü güvenli yol tutuş sunarken düşük yuvarlanma direnci sayesinde batarya optimizasyonuna da destek oluyor. Doğrudan batarya menzilini maksimum seviyeye çıkarmak ve enerji tüketimini en aza indirmek için aerodinamik ve malzeme teknolojisiyle harmanlanan EcoContact 7, elektrikli araçların en kritik ihtiyacı olan menzil optimizasyonunda standartları yeniden belirliyor. Continental'in sürdürülebilirlik vizyonunun ve geleceğin mühendisliğinin en somut yansıması olan UltraContact NXT ise üst düzey güvenlik ve yüksek performans kriterlerinden asla taviz vermeden, barındırdığı en yüksek oranda çevre dostu ve geri dönüştürülmüş malzeme kullanımıyla fark yaratıyor. Continental'in 2050 Hedefi: Yüzde 100 Sürdürülebilir Lastik Geliştirdiği teknolojilerde sürdürülebilirliği merkeze alan Continental, lastik üretiminde yenilenebilir ve geri dönüştürülmüş hammaddelerin payını 2030 yılına kadar yüzde 40’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Şirket, en geç 2050 yılına kadar lastiklerinde yüzde 100 sürdürülebilir malzeme kullanımına ulaşmak için çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Sürdürülebilir mobiliteye öncülük eden lider lastik üreticisi, PET şişelerden yemeklik atık yağa, pirinç kabuğu külünden geri dönüştürülmüş çeliğe kadar pek çok farklı kaynağı yüksek performanslı lastik bileşenlerine dönüştürüyor. Geri dönüşümün yanı sıra kaynakların verimli kullanımını da ön planda tutan Continental, 2020–2025 yılları arasında tüm üretim tesislerinde ürün başına su tüketimini yüzde 10’dan fazla azaltarak toplam 197 milyon litre su tasarrufu sağladı. 79 olimpik yüzme havuzunu doldurmaya yetecek bu hacme ise suyun daha verimli kullanımı, arıtılması ve geri kazanımı sayesinde ulaştı. Orijinal Ekipmanda Küresel Üreticilerin İlk Tercihi Elektrikli araçlara yönelik ürün geliştirme çalışmalarını uzun yıllardır sürdüren Continental, bugün elektrikli mobilite alanında dünyanın önde gelen lastik tedarikçileri arasında yer alıyor. Orijinal ekipman (OEM) pazarında Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki en yüksek satış hacmine sahip 10 elektrikli araç üreticisinin tamamı fabrikasyon çıkışı olarak Continental mühendisliğini tercih ediyor. Dünya genelinde ise en büyük 20 otomotiv üreticisinden 17'si Continental teknolojileriyle çalışıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere Haber

Türk Yatırımcıda Hedef: Schengen İçin Yunanistan, Gelir ve Eğitim için İngiltere

Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve yaşam planlamasını önceliklendiren yatırımcılar Yunanistan'a yönelirken, döviz bazlı kira geliri, uzun vadeli sermaye kazancı ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak isteyenler İngiltere'yi tercih ediyor. Uluslararası gayrimenkul danışmanlığı alanında faaliyet gösteren Golden Partner International'ın değerlendirmelerine göre, Türk yatırımcıların son dönemde en fazla ilgi gösterdiği iki Avrupa pazarı Yunanistan ve İngiltere olarak öne çıkıyor. Ancak bu iki ülke, yatırımcıya sundukları avantajlar açısından farklı ihtiyaçlara hitap ediyor. Schengen Erişimi Ve Mobilite Avantajı İçin Yunanistan Son yıllarda özellikle Golden Visa programıyla dikkat çeken Yunanistan, Avrupa'da serbest dolaşım imkânı arayan yatırımcıların öncelikli tercihleri arasında yer alıyor. Görece düşük giriş maliyetleri, Avrupa Birliği içerisinde hareket özgürlüğü sağlaması ve turizm odaklı bölgelerdeki kira geliri potansiyeli, ülkeyi Türk yatırımcılar açısından cazip kılan başlıca unsurlar arasında bulunuyor. Yunanistan'da gayrimenkul yatırımı yapan yabancı yatırımcı sayısındaki artış, yalnızca oturum hakkı elde etme motivasyonuyla değil; aynı zamanda uzun vadeli değer artışı beklentisiyle de destekleniyor. Özellikle Atina ve turistik sahil bölgelerinde gelişen yeni projeler, uluslararası yatırımcı talebini çekmeye devam ediyor. Sterlin Bazlı Gelir, Güçlü Piyasa Ve Eğitim Avantajı İçin İngiltere Öte yandan İngiltere pazarı, daha çok döviz bazlı düzenli gelir ve uzun vadeli sermaye kazancı hedefleyen yatırımcıların radarında bulunuyor. Dünyanın en şeffaf ve regüle edilmiş gayrimenkul pazarlarından biri olarak kabul edilen İngiltere, özellikle Londra merkezli yatırımlarda güçlü talep dinamikleri ve yüksek likidite avantajı sunuyor. Sterlin bazlı kira gelirleri, uluslararası yatırımcılar açısından önemli bir gelir koruma aracı olarak değerlendirilirken; Londra'nın küresel finans, eğitim ve ticaret merkezi olma özelliği, gayrimenkul değerlerini destekleyen temel faktörler arasında gösteriliyor. İngiltere'yi tercih eden yatırımcıların önemli bir bölümünü ise çocuklarının eğitim geleceğini planlayan aileler oluşturuyor. Dünyanın önde gelen üniversitelerine ve köklü eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan İngiltere, gayrimenkul yatırımını yalnızca finansal bir araç olarak değil, aynı zamanda ailelerin uzun vadeli yaşam ve eğitim planlarının bir parçası olarak değerlendirmelerine olanak sağlıyor. Özellikle Londra ve üniversite şehirlerinde yapılan yatırımlar, hem eğitim sürecinde konaklama avantajı sunuyor hem de uzun vadede değer artışı potansiyeli taşıyor. Yatırım Kararında Motivasyon Belirleyici Oluyor Sektör uzmanlarına göre yurt dışı gayrimenkul yatırımlarında artık tek bir motivasyon bulunmuyor. Bir grup yatırımcı Schengen bölgesine erişim ve yaşam planlamasını önceliklendirirken, diğer bir grup döviz bazlı gelir yaratmayı, çocuklarının eğitim geleceğini planlamayı ve portföyünü farklı para birimleriyle çeşitlendirmeyi hedefliyor. Golden Partner Genel Müdürü Okan Ersan, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söylüyor: "Bugün yatırımcılar yalnızca bir gayrimenkul satın almıyor; aynı zamanda yaşam planlarını şekillendiriyor. Bazı yatırımcılar Schengen bölgesinde serbest dolaşım ve alternatif bir yaşam seçeneği için Yunanistan'a yönelirken, bazıları sterlin bazlı gelir elde etmek ve çocuklarının eğitim geleceğini planlamak amacıyla İngiltere'yi tercih ediyor. Bu nedenle yatırım kararlarında ülkenin sunduğu yaşam, eğitim ve ekonomik fırsatların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor." Avrupa'da Fırsat Arayışı Devam Ediyor Uzmanlar, küresel belirsizliklerin devam ettiği mevcut ortamda Türk yatırımcıların yurt dışındaki alternatif pazarlara ilgisinin önümüzdeki dönemde de süreceğini öngörüyor. Özellikle Avrupa'da yatırım karşılığı oturum programları sunan ülkeler ile güçlü kira piyasalarına sahip merkezlerin, uluslararası yatırımcıların odağında kalmaya devam etmesi bekleniyor. Bu çerçevede Yunanistan ve İngiltere, farklı yatırım hedeflerine sahip Türk yatırımcılar için Avrupa'nın iki stratejik pazarı olarak öne çıkarken; yatırım kararlarında profesyonel danışmanlık ve doğru pazar analizi her zamankinden daha kritik hale geliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Interpack 2026 ve PLMA 2026 Fuarlarına Güçlü Çıkarma Haber

Türkiye’den Interpack 2026 ve PLMA 2026 Fuarlarına Güçlü Çıkarma

İKMİB tarafından düzenlenen milli katılım organizasyonları kapsamında Türk firmaları ambalaj, private label, kozmetik, temizlik, gıda ve plastik sektörlerindeki ürün ve üretim gücünü uluslararası alıcılara tanıtma fırsatı buldu. Interpack 2026’ya Türkiye’den 286 Firma Katıldı 7-13 Mayıs 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlenen ve ambalaj sektöründe dünyanın en önemli fuarlarından biri olarak kabul edilen Interpack 2026’nın Türkiye milli katılım organizasyonu bu yıl üçüncü kez İKMİB tarafından gerçekleştirildi. Milli katılım organizasyonu kapsamında 43 firma fuarda yer aldı. 243 bireysel katılımcı ile birlikte Türkiye toplam 286 firma ile fuara katılarak en fazla katılımcıya sahip dördüncü ülke oldu. 169 ülkeden 170 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayan fuarda, 55 ülkeden 2 bin 866 firma katılımcı olarak yer aldı. Fuar süresince Türk firmaları plastik, karton, metal ve benzeri ambalaj ürünleri ile ambalaj ve paketleme makinelerini sergileyerek sektörün üretim ve ihracat kapasitesini uluslararası pazarlara tanıttı. Fuar kapsamında T.C. Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, T.C. Düsseldorf Ticaret Ataşeleri Pınar Aslan ve Dilara Zümreoğlu Tek ile İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, İKMİB Denetim Kurulu Üyesi Hakan Özhuy ve İKMİB GYK Üyesi Hakan Dirgeme, Türk pavilyonunu ziyaret ederek katılımcı firmalarla bir araya geldi. PLMA 2026’da 146 Türk Firması Yer Aldı Private label sektörünün dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen PLMA 2026 ise 19-20 Mayıs 2026 tarihlerinde Hollanda’nın Amsterdam şehrinde gerçekleştirildi. İKMİB, fuarın Türkiye milli iştirak organizasyonunu bu yıl 16’ncı kez düzenledi. Milli katılım organizasyonu kapsamında 94 firma yer alırken, 52 bireysel katılımcı ile birlikte Türkiye toplam 146 firma ile fuarda temsil edildi. 18 binin üzerinde ziyaretçi ve 3 bin 300’den fazla katılımcı firmanın yer aldığı fuarda Türk firmaları kozmetik, temizlik, gıda ve plastik sektörlerindeki ürünlerini sergiledi. Fuar boyunca İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, önetim Kurulu Üyeleri M. İmer Özer ve Ender Sedat Çelik ile TİM Delegeleri Sevim Öztaşkın, Hakan Hatipoğlu ve Özgür Öztürk milli katılım kapsamında yer alan firmaları stantlarında ziyaret ederek başarı dileklerini iletti. Ayrıca T.C. Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, T.C. Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, T.C. Lahey Ticaret Müşaviri Ömer İlhan ve T.C. Amsterdam Ticaret Ataşesi Kutgün Sinal da fuara katılarak Türk firmalarıyla bir araya geldi. İbrahim Aracı: “Türk firmalarımız küresel pazarlarda güçlü konumunu pekiştiriyor” İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, Interpack 2026 ve PLMA 2026 fuarlarına yönelik değerlendirmesinde, Türk firmalarının uluslararası fuarlarda gösterdiği güçlü katılımın sektör ihracatına önemli katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Ambalaj ve private label sektörleri, katma değerli üretim ve ihracat açısından ülkemiz için stratejik öneme sahip alanlar arasında yer alıyor. Dünyanın en önemli fuarlarından olan Interpack ve PLMA’da firmalarımızın yoğun ilgi görmesi, Türk üreticisinin kalite, üretim kapasitesi ve rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’nin her iki fuarda da yüksek katılım sayılarıyla öne çıkması sektörümüz açısından son derece değerli. İKMİB olarak firmalarımızın küresel pazarlardaki etkinliğini artırmak, yeni iş birlikleri geliştirmelerine katkı sunmak ve ihracatımızı daha ileri taşımak amacıyla milli katılım organizasyonlarımızı sürdürüyoruz. Özellikle ambalaj sektöründe Avrupa başta olmak üzere hedef pazarlardaki büyüme ivmesinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine inanıyoruz.” Ambalaj Sektörü İhracatında Avrupa Pazarı Öne Çıkıyor Türk ambalaj sektörünün ihracat performansı son yıllarda istikrarlı büyümesini sürdürürken, plastik ambalaj ihracatı sektörün en büyük kalemini oluşturmaya devam ediyor. 2021-2025 döneminde plastik ambalaj ihracatı yaklaşık 4,14 milyar dolardan 4,34 milyar dolara yükseldi. Ambalaj sektörünün 2025 yılı toplam ihracatı 7,29 milyar dolar olarak gerçekleşirken, bunun 4,32 milyar dolarlık kısmını İKMİB kapsamındaki plastik ambalaj ürünleri oluşturdu. Böylece plastik ambalaj ürünleri, toplam ambalaj sektörü ihracatının yüzde 59,2’sini oluşturdu. Sektörün en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında İngiltere, Almanya, ABD, İtalya ve Irak öne çıkarken, ihracatın ağırlıklı olarak Avrupa pazarına yöneldiği görülüyor. İngiltere ve Almanya sektörün en önemli pazarları arasında yer alırken, ABD pazarında son yıllarda artış eğilimi dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alpine 2026’ya Hızlı Girdi: Elektrikli Modeller Satışları Uçurdu Haber

Alpine 2026’ya Hızlı Girdi: Elektrikli Modeller Satışları Uçurdu

Fransız spor otomobil markası Alpine, 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaparak satışlarını önemli ölçüde artırdı. Özellikle elektrikli modellerin gördüğü yoğun ilgi, markanın küresel büyümesinde belirleyici rol oynadı. Şirketin açıkladığı verilere göre Alpine, yılın ilk çeyreğinde dünya genelinde 3.246 araç teslimatı gerçekleştirerek %54,7 büyüme kaydetti. Avrupa pazarı ise bu artışın ana lokomotifi oldu. Avrupa Pazarı Büyümeyi Sırtladı Alpine’ın en güçlü performansı Avrupa’da görüldü. Bölgedeki satışlar %53,9 artarak 3.096 adede ulaştı. Fransa: 1.397 araç (en büyük pazar) İngiltere: %1.595 büyüme ile ikinci sıraya yükseldi Almanya: %145,6 artışİspanya: %185,2 artış Bu veriler, markanın Avrupa’da hızla güçlendiğini ortaya koyuyor. Alpine A290 Satışların Lideri Oldu Alpine’ın büyümesinde en büyük pay A290 modeline ait. 2024’te piyasaya sunulan model, kısa sürede markanın en çok satan aracı haline geldi. 2026’nın ilk çeyreğinde: 2.452 adet A290 satıldı %63,9 satış artışı yakalandı GT, GT Premium, GT Performance ve GTS olmak üzere dört farklı versiyonla sunulan model, 180 ve 220 beygir gücü seçenekleriyle hem performans hem günlük kullanım dengesi sunuyor. Yeni Alpine A390 Avrupa’da Sahneye Çıkıyor Markanın yeni modeli Alpine A390, büyüme stratejisinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. 2025’te tanıtılan model, Alpine’ın ilk 5 koltuklu elektrikli sport fastback modeli olma özelliğini taşıyor. Teknik detaylar: 400 ve 470 hp güç seçenekleri Üç elektrik motoru Alpine Active Torque Vectoring sistemi 0-100 km/s: 3,9 saniye Model, Avrupa’da kademeli olarak satışa sunulurken Türkiye ve İskandinav pazarları da hedefleniyor. Efsane A110 Veda Ediyor Markanın ikonik modeli Alpine A110, üretiminin son dönemine giriyor. 2017’den bu yana segment lideri olan model: 2026’da 545 adet satış gerçekleştirdi Avrupa’da %62 pazar payına ulaştı Yaz aylarında üretimi sona erecek model, yerini tamamen elektrikli yeni nesil araçlara bırakacak. Alpine Avrupa’da Büyüyor Alpine, büyüme hedefleri doğrultusunda bayi ağını da genişletiyor. Son bir yılda: 44 yeni satış noktası açıldı Toplam bayi sayısı 210’a ulaştı 25 ülkede aktif satış ağı oluşturuldu Danimarka ve Norveç’in de bu genişleme planına dahil edilmesi, markanın Avrupa’daki stratejik büyümesini güçlendiriyor. CEO’dan Net Mesaj: Büyüme Devam Edecek Alpine CEO’su Philippe Krief, yaptığı açıklamada markanın 2026 hedeflerine güçlü şekilde ilerlediğini belirtti: “Yeni modellerimiz ve genişleyen ürün gamımızla büyümemizi sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönem, markamız için kritik bir süreç olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

21 Yaşındaki Türk Girişimci Röntgenlerde Kolay Teşhisi Sağlayan Yapay Zeka Geliştirdi Haber

21 Yaşındaki Türk Girişimci Röntgenlerde Kolay Teşhisi Sağlayan Yapay Zeka Geliştirdi

Röntgenlerde teşhisi kolaylaştıran yapay zeka teknolojisiyle öne çıkan BioSmile AI, yalnızca görüntü analizi yapan bir sistem değil; klinik yönetimi, hasta takibi, muhasebe, LiDAR taramalar, 3D modelleme ve medikal satıcılar için pazar yeri gibi birçok süreci tek çatı altında toplamayı hedefleyen uçtan uca bir dental teknoloji platformu olarak konumlanıyor. Çoban, görsel algılama teknolojisi üzerinde 2022 yılından bu yana çalıştığını, son 3 ayda ise bu teknolojiyi büyük hastaneler, hekimler ve profesörlerin desteğiyle diş hekimliği sektörüne uyarladıklarını belirtiyor. Girişim, ayrıca Amazon başta olmak üzere Silikon Vadisi ekosistemindeki teknoloji çevrelerinden de teknik destek aldı. BioSmile AI’ın şu anda 50 demo klinikte sahada test edildiğini söyleyen Çoban, kliniklerden gelen geri bildirimlerin Ar-Ge sürecine doğrudan aktarıldığını ifade ediyor. Amaçlarının, diş kliniklerinin ihtiyaç duyduğu tüm dijital süreçleri eksiksiz ve kusursuza yakın bir sistemde sunmak olduğunu vurguluyor. Türkiye’de 1 ay içinde kullanıma açılması planlanan BioSmile AI’ın sonraki hedefi ise Amerika ve Avrupa pazarı. Şirket, yılın dördüncü çeyreğine kadar küresel pazara açılmaya başlamayı hedefliyor. BioSmile AI, bugün röntgen teşhisinde kolaylık sağlayan bir yapay zeka girişimi olarak görünse de, arkasındaki asıl hedef daha büyük: diş hekimliği sektörünün dağınık dijital altyapısını tek bir global platforma dönüştürmek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Saytek’ten Tekirdağ Hayrabolu’ya Yeni Geri Dönüşüm Yatırımı Haber

Saytek’ten Tekirdağ Hayrabolu’ya Yeni Geri Dönüşüm Yatırımı

Kaptan Holding bünyesindeki üretim tesisinin satın alma sürecini tamamlayarak yatırımını büyüten Saytek, üretim kapasitesini artırma ve Avrupa odaklı büyüme stratejisini güçlendirme hedefiyle faaliyetlerine devam ediyor. İlk etapta yıllık 20.000 ton üretim kapasitesine sahip olacak şekilde tasarlanan fabrikanın, yaklaşık 100 kişiye ek istihdam sağlaması öngörülüyor. Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, “Bu yatırım, Saytek’in üretim gücünü ve Avrupa odaklı büyüme stratejisini güçlendiren kritik bir adımdır” dedi. Saytek Medikal ve Plastik A.Ş., stratejik büyüme hedefleri doğrultusunda geri dönüşüm alanındaki üçüncü fabrikasını bünyesine kattı. Şirket, Cebi Ailesi yönetimindeki Kaptan Holding’e ait Tekirdağ Hayrabolu’daki rPET (geri dönüştürülmüş PET) üretim tesisinin satın alma sürecini tamamlayarak operasyonel kapasitesini genişletti. 35 bin metrekare açık alan içinde 13.000 m² kapalı alana kurulu yeni fabrika ile üretim kapasitesini artırmayı ve özellikle gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğini büyütmeyi hedefleyen şirket, bu yatırımla birlikte faaliyet alanını daha da güçlendirdi. Söz konusu yatırımın, Saytek’in hem Türkiye’de hem de ihracat pazarlarında rekabet gücünü artırması bekleniyor. “Ölçek büyüttüğümüz yeni bir dönemin başlangıcı” Saytek Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, Tekirdağ Hayrabolu’da devreye alınan yeni fabrikanın büyüme stratejisinde kritik bir adım olduğunu belirterek, “Tekirdağ Hayrabolu’da hayata geçirdiğimiz yeni fabrikamız, geri dönüştürülmüş atık plastik alanındaki üretim gücümüzü daha ileri taşıyan önemli bir yatırım. Bu tesisle birlikte hem üretim kapasitemizi artırıyor hem de gıda temasına uygun rPET üretiminde ölçeğimizi büyütüyoruz. Bugün geri dönüşüm yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda sanayi için stratejik bir ham madde kaynağı ve ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri haline geldi. Biz de bu yatırımla Türkiye’de döngüsel ekonominin gelişimine daha güçlü katkı sunmayı hedefliyoruz” dedi. “2025 yılında 8,98 milyar TL ciro elde ettik” Bu yatırımı aynı zamanda şirketin büyüme ivmesini kalıcı hale getirecek bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade eden Yıldırım, “2025 yılında hasılatımızı bir önceki yıla göre %242,5 artırarak 8,98 milyar TL seviyesine yükselttik. Bu büyüme, Saytek’in çok sektörlü yapısının ve genişleyen operasyonlarının bir sonucu. Bugün Avusturya, Romanya, Fransa, Portekiz ve İtalya’nın da aralarında bulunduğu 20’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Tekirdağ’daki yeni fabrikamız da hem iç pazarda hem de ihracat pazarlarında bu büyümeyi destekleyecek güçlü bir üretim altyapısı oluşturacak” diye konuştu. “Avrupa pazarı için güvenilir bir tedarikçi olmayı hedefliyoruz” Avrupa pazarındaki beklentilerin hızla değiştiğine dikkat çeken Yıldırım, “Avrupa Birliği başta olmak üzere küresel pazarlarda geri dönüştürülmüş hammaddelere yönelik regülasyonlar giderek sıkılaşıyor. Karbon ayak izi, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterleri artık yalnızca çevresel değil, doğrudan ticari bir rekabet unsuru haline geldi. Saytek olarak hedefimiz, ihracat yaptığımız ülkelerde pazar payımızı büyütürken aynı zamanda Avrupa’da uzun vadeli ve kalıcı bir tedarikçi olarak konumlanmak. Tekirdağ yatırımımız, bu stratejiyi destekleyen en önemli üretim adımlarımızdan biri” ifadelerini kullandı. “Konya Kulu yatırımımızla kapasite ve ürün portföyü büyüyor” Saytek’in büyüme planlarının yalnızca Tekirdağ yatırımıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Yıldırım şöyle konuştu: “Geri dönüşümdeki büyüme stratejimizi yeni yatırımlarla desteklemeye devam ediyoruz. Konya Kulu OSB’de tarafımıza tahsis edilen 24.283,57 m² alanda kurulması planlanan rPET levha ve gıda ambalajı üretim tesisi için mimari projemizi tamamladık ve fizibilite çalışmalarımızı hazırladık. 2028 yılının dördüncü çeyreğinde tamamlamayı hedeflediğimiz bu yatırım, yalnızca kapasite artışı değil; aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim kabiliyetine geçiş anlamına geliyor. Böylece geri dönüşümde ürettiğimiz rPET flake ürünlerini levha ve gıda ambalajı gibi alanlarda değerlendirerek ürün çeşitliliğimizi ve ihracat gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz.” “Sürdürülebilir büyümenin temelinde entegre yapı var” Şirketin faaliyet alanlarının birbirini tamamlayan bir yapı oluşturduğunu belirten Yıldırım sözlerini şöyle tamamladı: “Saytek bugün geri dönüşüm, sağlık ve enerji sektörlerinde entegre bir iş modeliyle faaliyet gösteriyor. Sağlık tarafında implant ve medikal ürünler, Ankara’daki tesisimizde maske üretimi ve farklı alanlarda yürüttüğümüz çalışmalarla üretim kabiliyetimizi çeşitlendiriyoruz. Enerji tarafında ise LPG ithalatı ve lisanslı satış faaliyetlerimizle enerji tedarik zincirinde daha etkin bir rol üstleniyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik odağımızı da güçlendiriyoruz. Karbon azaltım projelerimizi uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA’ya tescil ettirerek yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi oluşturuyoruz. Attığımız her adımda hem çevresel etkimizi azaltmayı hem de Türkiye’nin üretim ve ihracat gücüne uzun vadeli katkı sağlamayı öncelikli görüyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.