Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa Yeşil Mutabakatı

Kapsül Haber Ajansı - Avrupa Yeşil Mutabakatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa Yeşil Mutabakatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Sektöründe Dönüşüm Haberleri Neyi Gösteriyor? Haber

Enerji Sektöründe Dönüşüm Haberleri Neyi Gösteriyor?

Elektrik fiyatlarındaki oynaklık, sanayide artan verimlilik baskısı ve iklim hedeflerinin sertleşmesi aynı tabloya işaret ediyor: enerji artık sadece bir maliyet kalemi değil, doğrudan rekabet gücünün parçası. Bu nedenle enerji sektöründe dönüşüm haberleri, klasik bir sektör gündeminin ötesine geçti. Bugün bu başlık altında yayımlanan her gelişme, yatırım kararlarından tedarik stratejilerine, kamu politikalarından şirket iletişimine kadar geniş bir etki alanı yaratıyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici yönü, tek bir teknoloji ya da tek bir kaynak üzerinden ilerlememesi. Güneş ve rüzgar yatırımları büyürken, depolama çözümleri hız kazanıyor; doğal gazın sistemdeki dengeleme rolü sürerken, hidrojen ve karbon yönetimi daha fazla konuşuluyor. Dağıtık üretim yaygınlaşırken, iletim ve dağıtım altyapısının modernizasyonu da aynı anda zorunlu hale geliyor. Haber akışını doğru okumak için bu çok katmanlı yapıyı görmek gerekiyor. Enerji sektöründe dönüşüm haberleri neden kritik hale geldi Profesyonel okur açısından asıl mesele, hangi haberin kalıcı bir eğilime işaret ettiğini ayırt edebilmek. Yeni bir yatırım duyurusu tek başına anlamlı olabilir, ancak asıl değer, bunun düzenleyici çerçeveyle, finansman koşullarıyla ve talep görünümüyle birlikte okunmasında ortaya çıkıyor. Bir güneş enerjisi santrali yatırımı haberi, eğer şebeke bağlantı kapasitesi, depolama entegrasyonu veya sanayi tüketimi tarafındaki dönüşümle desteklenmiyorsa sınırlı kalabilir. Bu yüzden enerji haberlerinde artık kapasite artışı kadar sistem esnekliği de izleniyor. Kurulu güç artarken şebekenin bu üretimi ne kadar verimli taşıdığı, tüketim tarafında ne kadar yönetilebilir talep yaratıldığı ve arz güvenliğinin hangi araçlarla korunduğu daha belirleyici hale geliyor. Karar vericiler için önemli olan, manşetin arkasındaki sistem etkisini okuyabilmek. Yatırım dili değişiyor Enerji alanındaki kurumsal açıklamalarda birkaç yıl öncesine göre daha farklı bir dil öne çıkıyor. Eskiden yatırım haberleri ağırlıkla megavat ve bütçe büyüklüğü üzerinden aktarılırdı. Bugün ise yerli teknoloji katkısı, karbon azaltım etkisi, dijital izleme altyapısı, depolama kapasitesi ve finansman modeli de haberin ana unsurları arasına girmiş durumda. Bu değişim tesadüfi değil. Yatırımcılar artık yalnızca üretim kapasitesine değil, projenin dayanıklılığına ve gelecekteki regülasyonlara uyum kabiliyetine bakıyor. Bankalar ve fon sağlayıcılar da benzer bir hassasiyet taşıyor. Dolayısıyla haber dili, sektörün risk algısındaki değişimi de yansıtıyor. Dönüşümün merkezinde sadece yenilenebilir enerji yok Piyasada en görünür başlık yenilenebilir enerji olsa da, dönüşüm bununla sınırlı değil. Elektrik depolama, akıllı şebekeler, enerji verimliliği, elektrifikasyon, atık ısı geri kazanımı ve sanayide dijital enerji yönetimi aynı zincirin parçaları. Özellikle üretim yapan şirketler açısından enerji dönüşümü, yalnızca temiz enerji tedariki değil, operasyonel maliyetlerin daha öngörülebilir hale getirilmesi anlamına geliyor. Burada dikkat çeken nokta şu: Her sektörün dönüşüm hızı aynı değil. Çimento, demir-çelik, kimya ve seramik gibi enerji yoğun alanlarda geçiş daha karmaşık ilerliyor. Çünkü bu sektörler sadece elektrik tüketmiyor, aynı zamanda yüksek ısı ihtiyacı ve kesintisiz üretim zorunluluğu taşıyor. Bu nedenle enerji dönüşümüne dair haberlerde, sektör kırılımı olmadan yapılan genellemeler eksik kalabiliyor. Depolama ve şebeke haberleri neden daha çok öne çıkacak Yakın dönemde enerji gündeminde en fazla ağırlık kazanacak alanlardan biri depolama olacak. Bunun nedeni basit: üretimi artırmak tek başına yeterli değil, o üretimi doğru zamanda sisteme vermek gerekiyor. Rüzgarın ve güneşin değişken karakteri, depolama yatırımlarını stratejik hale getiriyor. Benzer biçimde şebeke yatırımları da daha fazla görünür olacak. İletim ve dağıtım hatlarının güçlendirilmesi, dijital izleme sistemleri, sayaç altyapısı ve esneklik mekanizmaları; sektör dönüşümünün sessiz ama belirleyici alanları arasında yer alıyor. Bu tür haberler ilk bakışta daha teknik görünebilir, ancak piyasa açısından etkileri son derece somut. Bağlantı kapasitesi olmayan bir sistemde yeni yatırım iştahı sınırlanır. Regülasyon, haber değerini doğrudan belirliyor Enerji piyasası, düzenleyici kararların en hızlı sonuç ürettiği alanlardan biri. Lisans süreçleri, teşvik modelleri, kapasite tahsisleri, bağlantı kriterleri, karbon düzenlemeleri ve tarife mekanizmaları sektörün yönünü doğrudan etkiliyor. Bu yüzden regülasyon haberleri, yalnızca kamu otoritesinin açıklamaları olarak değil, piyasa davranışını şekillendiren sinyaller olarak ele alınmalı. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilir finansman kriterleri gibi dış kaynaklı gelişmeler, Türkiye enerji piyasasını da giderek daha fazla etkiliyor. İhracatçı sanayi için enerji dönüşümü artık çevresel bir tercih değil, pazar erişimi meselesi. Bu nedenle enerji alanındaki haber değeri, çoğu zaman şirket bilançosu ve dış ticaret stratejisiyle birlikte okunmalı. Burada bir denge ihtiyacı da var. Hızlı dönüşüm beklentisi ile sistemin teknik ve finansal gerçekleri her zaman aynı çizgide ilerlemiyor. Kamu otoritesi için arz güvenliği, yatırımcı için öngörülebilirlik, sanayici için maliyet kontrolü öncelikli. Başarılı politika setleri bu üç ekseni birlikte yönetebildiği ölçüde etkili oluyor. Kurumlar için haber takibi artık stratejik istihbarat işlevi görüyor Enerji başlığında yayımlanan haberler artık sadece sektör profesyonellerini ilgilendirmiyor. Finans kuruluşları, sanayi şirketleri, organize sanayi bölgeleri, lojistik oyuncuları, gayrimenkul geliştiricileri ve teknoloji sağlayıcıları da bu akışı yakından izliyor. Çünkü enerji maliyeti, tedarik güvenliği ve karbon performansı birçok sektörde rekabet denklemine girmiş durumda. Bu noktada haber takibinin niteliği öne çıkıyor. Güncel bir yatırım açıklaması, yeni bir depolama düzenlemesi veya iletim altyapısına ilişkin bir karar; kurumsal planlama için erken sinyal taşıyabiliyor. Özellikle içerik üreten yayıncılar ve dijital medya tarafı için bu gelişmeleri doğru çerçeveyle sunmak kritik. Sadece hız değil, bağlam da gerekiyor. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odaklı yayın yapıları için burada açık bir alan bulunuyor. Çünkü enerji haberi, tek paragrafla geçiştirilecek bir duyuru formatından çıkmış durumda. Okur artık şirket açıklamasının ötesinde, bunun neden önemli olduğunu ve hangi iş sonuçlarını tetikleyebileceğini görmek istiyor. Enerji sektöründe dönüşüm haberleri nasıl okunmalı Bu başlık altındaki haberleri değerlendirirken üç temel soruya bakmak gerekiyor. İlk olarak, haber yeni kapasite mi yaratıyor yoksa mevcut sistemin verimliliğini mi artırıyor? İkinci olarak, bu gelişme kamu desteğine mi dayanıyor, yoksa piyasa koşullarında kendi ekonomik mantığını oluşturabiliyor mu? Üçüncü olarak ise, etkisi kısa vadeli mi kalacak, yoksa sektör standardını değiştirecek bir yön taşıyor mu? Bu çerçeve özellikle şirket açıklamaları için önemli. Her yatırım haberi aynı derecede dönüştürücü olmayabilir. Bazı projeler sembolik değer taşır, bazıları ise gerçekten piyasa yapısını değiştirir. Aynı şekilde her regülasyon da aynı etkiyi yaratmaz. Uygulama kapasitesi düşük bir düzenleme, güçlü bir niyet beyanı olsa bile sınırlı sonuç üretebilir. Burada verinin rolü de büyüyor. Haber metinlerinde sadece vaatlere değil, kurulu güç, üretim profili, yatırım takvimi, bağlantı yapısı, emisyon etkisi ve finansman bileşimi gibi göstergelere bakmak gerekiyor. Sektör profesyonelleri için gerçek ayrım, anlatı ile uygulanabilirlik arasındaki farkta ortaya çıkıyor. Önümüzdeki dönemde hangi başlıklar izlenecek Yakın vadede enerji dönüşüm gündeminde birkaç alan öne çıkmaya devam edecek. Batarya depolama yatırımları, elektrikli araç ekosisteminin şebeke üzerindeki etkisi, sanayide öz tüketim modelleri, çatı GES uygulamaları, karbon muhasebesi, yeşil hidrojen pilotları ve veri merkezi enerji talebi bunların başında geliyor. Ayrıca yapay zeka destekli enerji yönetimi ile tahminleme sistemleri de daha görünür hale gelecek. Bununla birlikte her yeni alanın aynı hızda ticarileşmeyeceği unutulmamalı. Bazı teknolojiler haber akışında güçlü bir yer bulsa da, ekonomik ölçek kazanması zaman alabilir. Bu nedenle sektör gündeminde heyecan kadar ayıklama refleksi de gerekiyor. Gerçek dönüşüm, yalnızca yenilikten değil, uygulanabilir modellerin çoğalmasından doğuyor. Enerji sektöründeki dönüşüm artık izlenen bir trend değil, kurumların doğrudan pozisyon aldığı bir gerçeklik. Bu alandaki haberleri doğru okumak, sadece gündemi takip etmek anlamına gelmiyor; yatırım iştahını, rekabet avantajını ve kurumsal hazırlık seviyesini daha sağlıklı yönetme imkanı sunuyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olanlar, en çok haberi görenler değil, hangi haberin gerçekten yön değiştirici olduğunu erken anlayanlar olacak.

Türkiye Otomotiv Sektörü, 2025 Yılını 41,5 Milyar Dolarlık İhracatla Kapattı  Haber

Türkiye Otomotiv Sektörü, 2025 Yılını 41,5 Milyar Dolarlık İhracatla Kapattı 

Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, firmaların bu dönüşüme uyumunu desteklediklerini vurgularken, Automechanika Istanbul’un 25 yıllık deneyimiyle Türkiye’yi satış sonrası alanında bölgesel merkez haline getirdiğini ve küresel rekabet gücünü artıran en önemli platform olduğunu belirtti. Türkiye otomotiv sektörü, küresel ekonomideki dalgalanmalara rağmen ihracattaki güçlü performansını sürdürüyor. 2025 yılını bir önceki yıla göre yüzde 11,6 büyüyerek 41,5 milyar dolar ihracat hacmiyle tamamlayan sektör, 550 bini aşkın kişiye sağladığı istihdamla küresel değer zincirinin kritik halkalarından biri olmaya devam ediyor. 2026 yılında, rakamsal büyümenin dışında nitelikli büyümeyi hedeflediklerini ifade eden Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, Avrupa’daki büyüme yavaşlamasına ve jeopolitik risklere rağmen yılı büyümeyle kapatmanın, sektörün dayanıklılığını gösterdiğini söyledi. 2025 yılının ikinci yarısında tedarik zincirindeki normalleşme, model yenilemeleri ve alternatif pazarlardaki artışın bu performansı desteklediğini söyleyen Çelik, aralık ayında elde edilen 3 milyar 761 milyon dolarlık ihracatla, yılı güçlü bir şekilde kapattıklarını belirtti. Önümüzdeki dönemde rekabetin daha da sertleşeceğine dikkat çeken Çelik, “Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon düzenlemeleri ve dijital dönüşüm süreci sektörümüz risk oluştururken, fırsatlar da sunuyor. OİB olarak, firmaların bu dönüşüme uyum sağlaması için UR-GE projeleri, sürdürülebilirlik eğitimleri ve uluslararası iş birlikleri yürütüyoruz” dedi. “2025 yılında ihracatının yüzde 72,5’i AB ülkelerine gerçekleşti” Ürün gruplarına bakıldığında en büyük payı 16 milyar dolarla tedarik endüstrisinin aldığını belirten Çelik, “Bunu 13 milyar dolarla binek otomobiller, 7 milyar dolarla eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, 3,3 milyar dolarla otobüs minibüs midibüsler ve 1,9 milyar dolarla çekiciler takip etti. Tedarik sanayimizin güçlü yapısı, Türkiye’yi küresel otomotiv üretim zincirinin kritik bir halkası haline getiriyor. 2025 yılında ihracatımızın yüzde 72.5’ini Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gerçekleştirdik. AB ülkelerine yaptığımız ihracat 30.1 milyar dolara ulaştı. Almanya, yüzde 36’lık artışla 6.6 milyar dolarlık ihracat hacmiyle sektörün en büyük pazarı olmaya devam etti. Fransa’ya 5.1 milyar dolar, Birleşik Krallık’a 4.2 milyar dolar, İspanya’ya 3.4 milyar dolar ve İtalya’ya 3.3 milyar dolar seviyelerinde ihracat gerçekleştirdik. AB ana pazarımız olmaya devam edecek. Ancak tek pazara bağımlı bir yapının riskleri de beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu nedenle, 2026 yılı stratejimizde pazar çeşitlendirmesine büyük bir pay ayırdık ve rakamsal olarak büyümenin dışında nitelikli büyümeyi de hedefliyoruz. ABD pazarı hem ana sanayi hem satış sonrası ürünlerde ciddi bir potansiyel barındırıyor. MENA bölgesi, Orta Asya ve Latin Amerika’da da hem ticaret heyetleri hem sektörel fuar katılımlarıyla daha görünür olmayı planlıyoruz. Özellikle ABD, Meksika ve Kanada’yı kapsayan Kuzey Amerika hattı ile Körfez ülkeleri, önümüzdeki dönemin büyüme alanları olacak. Çin pazarında ise daha çok elektrikli araç komponentleri ve tedarik sanayi ürünleri üzerinden iş birliklerini artırmayı hedefliyoruz. Elektrikli araç komponentleri, batarya sistemleri, hafif malzeme teknolojileri ve yazılım destekli otomotiv çözümlerinde ihracat payımızı artırmak istiyoruz. Aynı zamanda karbon ayak izini azaltan üretim süreçlerine geçişi hızlandırarak Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesindeki yükümlülüklere tam uyum sağlamayı öncelikli görüyoruz. 2026’yı, yüksek katma değerli dönüşüm yılı olarak konumlandırıyoruz” dedi. “Automechanika Istanbul, Türkiye’nin bölgesel bir merkez haline gelmesinde önemli bir rol oynuyor” OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, otomotiv satış sonrası sektörünün en önemli küresel buluşma noktalarından biri olan Automechanika Istanbul’un sektör açısından stratejik bir rol üstlendiğini belirtti. Uluslararası platformların sektörün küresel rekabet gücünü artırdığını belirten Çelik, “Bu yıl 25’inci yılını kutlayan Automechanika Istanbul, çeyrek asırlık tecrübesiyle distribütörlük anlaşmalarının yapılmasına, yeni iş birliklerinin kurulmasına ve firmalarımızın uluslararası alıcılarla doğrudan temas kurabilmesine imkân sağlayan güçlü bir ticaret platformu haline geldi. 2025 yılında düzenlenen fuara 40 ülkeden yaklaşık 1.500 firma katıldı. Bunların 676’sını Türk firmalar oluşturdu. Bu da sektörümüzün fuara verdiği önemi gözler önüne seriyor. Bugün Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinden binlerce profesyonel İstanbul’da buluşuyor. Bu da Türkiye’nin üretim kapasitesini ve lojistik avantajını doğrudan görünür kılıyor. Automechanika Istanbul sayesinde Türkiye hem üretim gerçekleştiren hem de ticaretin ve dağıtım ağının merkezinde yer alan bir ülke konumunda yer alıyor. Bu nedenle 19–22 Mayıs tarihleri arasında Messe Frankfurt Istanbul ve Hannover Fairs Turkey iş birliğiyle Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde ‘Otomotiv satış sonrası pazarına 25 yıllık liderlik’ mottosuyla düzenlenecek Automechanika Istanbul 2026’nın sektörümüzün gelişimine ve uluslararası tanınırlığına önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum” dedi. “Sektörün gündeminde elektrikli mobilite ve dijitalleşme var” Fuara katılacak sektör temsilcilerinin bu yılki odak noktaları arasında elektrikli ve hibrit araçlara yönelik yedek parça ve servis çözümleri, batarya bakım teknolojileri, alternatif yakıt sistemleri ve dijital servis platformlarının yer aldığını ifade eden Çelik, “Satış sonrası sektörü artık sadece mekanik parça üretiminden ibaret değil. Yazılım, veri analitiği ve uzaktan teşhis çözümleri de önemli bir rekabet alanı haline geldi. Bunun yanında karbon ayak izi düşük üretim, geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı ve sınırda karbon düzenleme mekanizmasına uyum süreçleri de firmalarımızın gündeminde. Böylece ürün satmanın yanında, teknoloji üreten ve çözüm sunan bir otomotiv ekosistemi inşa etmeyi amaçlıyoruz. Otomotiv satış sonrası ekosistemini bir araya getirecek olan Automechanika Istanbul 2026’nın, sektörümüzün rekabet gücünü daha da artıracağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Commited İle ikas’tan E-ticarette Karbon Nötr Alışveriş  Haber

Commited İle ikas’tan E-ticarette Karbon Nötr Alışveriş 

Fibabanka’nın sürdürülebilir gelecek amacıyla hayata geçirdiği kurum içi girişimi cOmmited ve ikas iş birliği kapsamında; ikas altyapısını kullanan e-ticaret siteleri, müşterilerine alışveriş sırasında gönüllü karbon azaltım sertifikası satın alma imkânı sunabiliyor. Böylece hem markalar hem de son kullanıcılar, satın alma anında karbon ayak izlerini dengeleyerek sürdürülebilirliğe somut katkı sağlayabiliyor. E-ticarette değer odaklı yeni dönem Müşteri talepleri, artan regülasyonlar, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon raporlama yükümlülükleri, şirketleri daha şeffaf ve doğrulanabilir çözümler üretmeye yönlendiriyor. Commited; gönüllü karbon sertifikası platformu ile işletmeler için karbon nötr olmayı hızlı, güvenilir ve erişilebilir hale getiren bir impact-tech girişimi olarak faaliyet gösteriyor. Commited platformu; Gold Standard ve Verra gibi uluslararası doğrulanmış karbon kredi kayıtlarıyla entegre çalışıyor. API entegrasyonu ve Octinel yapay zekâ motoru sayesinde ürün ve hizmet bazlı karbon hesaplamasını otomatikleştiriyor ve satın alma anında dijital sertifika oluşturabiliyor. ikas entegrasyonu ile bu altyapı artık doğrudan online satın alma süreçlerine taşınmış oldu. “Sürdürülebilir alışverişi erişilebilir hale getiriyoruz” Commited Genel Müdürü Levent Köseoğlu iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Karbon ayak izini dengelemek artık yalnızca büyük ölçekli şirketlerin sürdürülebilirlik raporlarında yer alan bir hedef değil; her ölçekte işletme ve her tüketici için erişilebilir olması gereken bir dönüşüm alanı. Commited olarak amacımız, karbon dengelemeyi karmaşık ve maliyetli bir süreç olmaktan çıkararak satın alma deneyimin doğal bir parçası haline getirmek. Biz bu projeyi yalnızca bir entegrasyon olarak değil, e-ticaret ekosisteminde davranışsal dönüşümü hızlandıracak bir adım olarak görüyoruz. Satın alma anında sunulan karbon dengeleme seçeneği, tüketicinin karar sürecine sürdürülebilirlik boyutunu dahil ediyor. Bu da uzun vadede hem markaların değer algısını güçlendiriyor hem de karbon piyasalarının daha şeffaf ve ölçeklenebilir büyümesine katkı sağlıyor. Hedefimiz; finansal güvenilirliğimiz, uluslararası doğrulanmış sertifika altyapımız ve ölçeklenebilir teknolojimizle karbon nötr ekonomiye geçişi hızlandırmak.” “Bu iş birliği bizim için stratejik bir adım” ikas İş Ortaklıkları Müdürü Ezgi Çelikler iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Biz ikas olarak sadece e-ticarette yaptıklarımızla değil, dünyaya ve çevremize kattığımız değerle de anılmak istiyoruz. Commited ile yaptığımız iş birliği bu yüzden bizim için stratejik bir adım. ikas kullanıcıları, müşterilerine alışveriş sırasında karbon azaltım sertifikası satın alma imkânı sunabiliyor. Böylece site sahipleri, son kullanıcı ve biz; hep birlikte karbon ayak izimizi azaltmak için somut bir adım atıyoruz. Bu modelin tüm e-ticaret ekosistemini kapsayacak şekilde kurgulanmış olması bizim için ayrıca kıymetli. Bugün özellikle genç tüketicilerin sadece ürünün fiyatına ya da özelliklerine değil; markanın duruşuna, çevre bilincine ve sürdürülebilirlik yaklaşımına da baktığını net biçimde görüyoruz. Bu dönüşümü doğru okuyan markaların e-ticarette uzun vadede daha güçlü konumlanacağına inanıyoruz. Bu nedenle Commited entegrasyonunu yalnızca teknik bir özellik olarak değil, değer odaklı büyümenin bir parçası olarak görüyoruz.” Satın alma anında anlık karbon dengeleme Commited’in Octinel AI destekli teknolojisi; DEFRA metodolojisiyle ürün ve hizmet bazlı karbon ayak izi hesaplaması yaparak, API üzerinden e-ticaret sitelerine entegre oluyor. Bu model sayesinde sepet aşamasında karbon emisyonu hesaplanabiliyor, kullanıcı dilerse gönüllü karbon sertifikası satın alabiliyor. Sertifika anında dijital olarak oluşturuluyor ve raporlanıyor. Markalar sürdürülebilirlik performansını şeffaf biçimde gösterebiliyor. Commited; turizmden perakendeye, sigortadan havacılığa kadar birçok sektörde aktif olarak kullanılıyor. Platform, aylık on binlerce ton emisyonun dengelenmesine aracılık eden ölçeklenebilir bir altyapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çimento Sektörü 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı Haber

Türk Çimento Sektörü 2024 Sürdürülebilirlik Raporu Yayımlandı

Tüm TÜRKÇİMENTO üyelerinin katkı sağladığı raporda, 53 entegre tesisin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verileri konsolide edilerek sektörün sürdürülebilirlik yolculuğuna kapsamlı bir çerçeve sunuldu. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) dikkate alınarak hazırlanan rapor, TÜRKÇİMENTO’nun benimsediği çifte önemlilik yaklaşımı temelinde şekillendirildi. Bu kapsamda sektörün çevresel ve sosyal etkileri ile bu etkilerin finansal performansa yansımaları kapsamlı şekilde analiz edildi. Farklı paydaş gruplarının katılımıyla gerçekleştirilen anket ve mülakat çalışmaları sonucunda sektörün sürdürülebilirlik öncelikleri belirlendi. Raporda hem etki hem de finansal açıdan yüksek önceliğe sahip konular arasında iklim değişikliği ile mücadele ve uyum, enerji yönetimi ve verimliliği, sürdürülebilir ürünler, döngüsel ekonomi ve atık yönetimi, Türkiye ekonomisine katkı, iş sağlığı ve güvenliği, ürün kalitesi ve yasal mevzuata uyum öne çıkıyor. Ayrıca sektör genelinde sürdürülebilirlik ve iklimle bağlantılı risk ve fırsatlara da yer veriliyor. Alternatif Yakıtla Enerjinin Yüzde 13’ü Karşılandı Türk çimento sektörü geçen yıl itibarıyla, çevresel performansını güçlendirmeye yönelik önemli adımlar attı. Bu kapsamda 2,1 milyon ton alternatif yakıt kullanılarak sektörün ısıl enerji ihtiyacının %13’ü bu kaynaklardan sağlandı. 6,6 milyon ton alternatif hammadde kullanımıyla da yaklaşık %5’lik ikame oranına ulaşıldı. Yenilenebilir enerji yatırımlarında da artış sağlanırken, çimento fabrikalarının elektrik tüketiminin yaklaşık %10’u güneş ve rüzgâr enerjisinden karşılandı. Sektörde 2024 yılı içinde yapılan çevresel yatırımların toplamı 1,6 milyar TL’ye, yıllık çevresel harcamalar ise 300 milyon TL’ye ulaştı. Bu yatırımlar, karbon emisyonlarının azaltılmasının yanı sıra kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarının güçlendirilmesi açısından da önemli bir rol oynadı. TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çimento sektörü olarak, sürdürülebilirliği artık bir tercih değil, temel bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve dijitalleşme çalışmaları, bu dönüşümün en somut göstergeleri. Yayımladığımız 2024 Sürdürülebilirlik Raporumuz yalnızca mevcut performansımızı değil, aynı zamanda risklerimizi, fırsatlarımızı ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritamızı da ortaya koyan stratejik bir rehber niteliği taşıyor.” Yeşil Dönüşüm Türk Çimentosunun Rekabet Gücünü Artırıyor Türk çimento sektörü; Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum süreci, karbon düzenlemeleri, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir üretim uygulamaları doğrultusunda küresel rekabet gücünü artırmayı sürdürürken, toplumsal faydayı ve sürdürülebilir kalkınmayı da iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. TÜRKÇİMENTO 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, sektörün düşük karbonlu ve daha dirençli bir geleceğe geçişinde önemli bir referans doküman niteliği taşıyor.

İhracatçılar 1 milyar dolarlık yeşil finansmana  tek platformdan ulaşacak Haber

İhracatçılar 1 milyar dolarlık yeşil finansmana tek platformdan ulaşacak

Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere, ulusal ve uluslararası sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum sürecinde ihracatçı firmalara destek sağlamak amacıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından geliştirilen GREENTİM platformuna, "Yeşil Finansman" başlığıyla yeni bir modül eklendi. Türk Eximbank iş birliği ile GREENTİM'e entegre edilen modül, ihracatçı firmaların sürdürülebilirlik ve yeşil odaklı finansman kaynaklarına erişimini kolaylaştırmayı ve yeşil dönüşüm yatırımlarına yönelik finansman kapasitesini artırmayı amaçlıyor. Modül aracılığıyla ihracatçı firmalar, Türk Eximbank'ın sürdürülebilirlik ve yeşil odaklı kredi programları ve başvuru koşullarına tek ekrandan erişebilecek, GREENTİM hesabı üzerinden doğrudan kredi başvurusu yapabilecek ve "Türk Eximbank'a Yaz" seçeneğiyle kredi süreçleriyle ilgili sorularını direkt olarak bankaya iletebilecek. İlk aşamada platform üzerinden, Türk Eximbank'ın, "Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) Yeşil İhracat Destek Kredisi" ve "Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) Yeşil Altyapı Destek Kredisi" programlarına başvuru yapılabilecek. İhracatçılar toplam 1 milyar dolar tutarında krediye ulaşabilecekler. Ayrıca platformda erişime açık kredi programları zaman içinde güncellenerek, yeni sürdürülebilirlik ve yeşil odaklı finansman programlarıyla zenginleştirilecek. MUSTAFA GÜLTEPE: İHRACATÇILARIMIZA DESTEK OLMAYA DEVAM EDİYORUZ TİM Başkanı Mustafa Gültepe "Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum, Türkiye ihracatının geleceği açısından artık stratejik bir zorunluluk. Bu süreçte ihracatçılarımıza dijital araçlarla rehberlik etmek ve finansmana erişimlerini kolaylaştırmak temel önceliğimiz. Geçen yıl ihracatçılarımızın hizmetine sunduğumuz GREENTİM platformu ile yalnızca bir dijital altyapı değil, sürdürülebilirlik dönüşümünün temelini inşa etmeyi hedeflemiştik. Bugün bu yapıya, Türk Eximbank'ın iş birliğinde Yeşil Finansman modülünü ekledik. Artık ihracatçılarımız karbon ayak izi hesaplamasından yeşil kredi başvurusuna kadar tüm süreci tek platform üzerinden yönetebilecek. Bu adım, ihracatımızın yeşil dönüşüm hızını artırırken Türkiye'nin küresel tedarik zincirlerindeki konumunu daha da güçlendirecek; ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine emin adımlarla ilerlemesini sağlayacak. Yeşil dönüşüm sadece bir zorunluluk değil, Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek büyük bir fırsat. TİM olarak bu sürece öncülük etmekten, ihracatçımızın küresel rekabette gücüne güç katmaktan gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı. ALİ GÜNEY: SÜRECİ REKABET AVANTAJINA DÖNÜŞTÜREBİLME POTANSİYELİNE SAHİBİZ Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney ise şunları söyledi: "Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile dünya ticaretinde yeni bir dönem başlamış durumda. Artık yalnızca üretim yapmak değil; düşük karbonlu, enerji verimli ve çevresel etkileri minimize edilmiş bir üretim modeli benimsemek uluslararası ticaretin temel şartı hâline geldi. Türkiye olarak bu dönüşüme uyum sağlamak zorunda olduğumuz kadar, süreci rekabet avantajına dönüştürme potansiyeline de sahibiz. Bu nedenle yeşil dönüşüm, bizim için yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; aynı zamanda stratejik ve ekonomik bir gereklilik olarak öne çıkıyor. Türk Eximbank olarak ihracatçılarımızın dönüşüm sürecinde ihtiyaç duydukları finansmana erişimini kolaylaştırmayı, sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarını desteklemeyi ve onları küresel rekabetin yeni parametrelerine hazırlamayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda uygun maliyetli, uzun vadeli ve sürdürülebilirlik kriterleriyle uyumlu finansman modelleri geliştirmeyi sürdürüyoruz. Bu kapsamda, TİM ile birlikte GREENTİM platformuna entegre ettiğimiz Yeşil Finansman modülü, yalnızca bir kredi erişim kanalı değil; yeşil dönüşümün her aşamasında ihracatçımızın yanında konumlanan bütüncül bir destek mekanizması. Bu iş birliğinin Türkiye'nin sürdürülebilir ihracat kapasitesini artıracağına, rekabet gücümüzü yükselteceğine ve yeşil ekonomiye geçiş sürecini hızlandıracağına inanıyorum.'' Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EİB, Türk İş Dünyasını Almanya’nın Enerji ve Sanayi Dönüşümüne Taşıyor Haber

EİB, Türk İş Dünyasını Almanya’nın Enerji ve Sanayi Dönüşümüne Taşıyor

Etkinlikte Almanya’nın yatırım ekosistemi, şirket kuruluş süreçleri, teşvikler ve hukuki çerçeve konuları ele alındı. Açılış konuşmalarını Hamburg Ticaret Ataşesi Yıldız Onur, WTSH ve Hamburg Invest Türkiye Temsilcisi Ünal Eren, EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan yaptı. WTSH temsilcileri Nicole Wallman, Beate Zitzlaff ve Berna Kılınç ile EİB Şube Şefi Tuğçe Çevik Çeker de sunumlarıyla katkı sağladı. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ve karbon düzenlemelerinin en fazla etkilediği sektörlerden biriyiz Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan, “Almanya, yalnızca Türkiye’nin en önemli ticaret partnerlerinden biri değil, aynı zamanda Avrupa’nın üretim ve enerji dönüşüm merkezi konumundadır. Bu dönüşümün odak noktalarından biri ise kuşkusuz Schleswig-Holstein bölgesidir. Rüzgâr enerjisinde Avrupa liderleri arasında yer alan bu bölge; yeşil hidrojen üretimi, enerji depolama teknolojileri ve karbon nötr sanayi altyapısı alanlarında önemli yatırımlara ev sahipliği yapıyor. Etkinliğimiz, yalnızca Almanya’da şirket kurmak isteyen ihracatçılarımız için değil, aynı zamanda yenilenebilir enerjiye dayalı yeni sanayi yatırımları düşünen firmalarımız için de değerli bir rehber niteliğindeydi. Biz demir ve demirdışı metaller sektörü olarak, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ve karbon düzenlemelerinin en fazla etkilediği sektörlerden biriyiz.” dedi. Projelerimiz Almanya’daki sanayi kümeleriyle ortaklık fırsatlarına dönüşecektir Başkan Ertan, “Schleswig-Holstein gibi yenilenebilir enerji altyapısını tamamlamış bölgelerle kurulacak iş birlikleri; hem Türk sanayicisinin karbon ayak izini azaltmasına, hem de Avrupa’daki yeşil tedarik zincirlerine entegre olmasına büyük katkı sağlayacaktır. Biz Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği olarak, bu dönüşümün öncüsü olmayı hedefliyoruz. Sektörümüzün üretim gücünü, sürdürülebilir enerjiyle buluşturmak için yürüttüğümüz projeler; önümüzdeki dönemde Almanya’daki sanayi kümeleriyle ortaklık fırsatlarına dönüşecektir. Biz bu etkinliği yalnızca bir bilgilendirme toplantısı olarak değil, aynı zamanda yeni ortaklıkların ilk adımı olarak da görüyoruz.” diye konuştu. İki taraf arasında stratejik önceliklerimizi dikkate alan bir iş birliği zemini kurmalıyız Yalçın Ertan, “Schleswig-Holstein’ın sunduğu yatırım ortamını daha iyi tanımak ve üyelerimizin bu süreçlerde önlerini açacak mekanizmaları doğru kurgulamak istiyoruz. Bu noktada hem Ticaret Ataşeliğimizden hem de WT.SH ekibinden beklentimiz çok açık: İki taraf arasında stratejik önceliklerimizi dikkate alan, hedefli, sektör bazlı bir iş birliği zemini kurmak. Firmalarımızın karşılaştığı yasal ve idari süreçleri kolaylaştıracak destek mekanizmalarını güçlendirmek. Özellikle yeşil dönüşüm, lojistik, yeşil enerji alanlarında ortak projeler geliştirmek. Bu çabaların hem Türkiye hem Almanya için tam anlamıyla bir “ortak kazanç” durumu yaratacağına inanıyoruz. Türk firmaları Avrupa pazarında üretim ve rekabet gücü kazanırken, Schleswig-Holstein da dinamik, çevik, uluslararası deneyime sahip güçlü ortaklarla büyüyecek.” dedi. Türk sanayicisi Avrupa’daki kalıcı üretim üslerinin temellerini oluşturacak Ertan, “Biz Ege İhracatçı Birlikleri olarak bu sürecin aktif bir paydaşı ve kolaylaştırıcısı olmak isteriz. Artık rekabet sadece fiyatla değil, teknoloji, enerji ve çevresel sürdürülebilirlik üzerinden tanımlanıyor. Türk ihracatçısının Avrupa pazarında kalıcı olabilmesi için, üretim modellerini yeşil enerjiyle desteklemesi kaçınılmaz. Almanya’daki şirketleşme süreçleri, yatırım teşvikleri ve hukuki çerçeve hakkında bugün burada paylaşılacak bilgiler; ihracatçılarımızın sadece ürün değil, yatırım ve bilgi ihracatı yapmasının önünü açacaktır. Bu anlamda, Schleswig-Holstein Yatırım ve Kalkınma Ajansı ile başlattığımız bu temasın, gelecekte Türk sanayicisinin Avrupa’daki kalıcı üretim üslerinin temellerini oluşturacağına inanıyorum.” diye konuştu. Almanya ile iş birliğimiz, geleceğin yeşil ekonomisinde bizleri çok daha güçlü bir noktaya taşıyacaktır Başkan Ertan, “Bu kıymetli iş birliğinin hayata geçmesinde emeği geçen Schleswig-Holstein Yatırım ve Kalkınma Ajansı temsilcilerine, katılımlarıyla bizleri onurlandıran Hamburg Ticaret Ataşemiz Sayın Yıldız Onur’a ve bugünün gerçekleşmesine katkı sunan tüm paydaşlarımıza içten teşekkürlerimi sunuyorum. Öğleden sonra gerçekleştirilecek birebir görüşmelerin, hem ticari iş birliklerine hem de yenilenebilir enerji temelli sanayi yatırımlarına zemin hazırlamasını diliyorum. Egeli ihracatçılar olarak biz, üretimden yatırıma, yatırımdan sürdürülebilir büyümeye uzanan bir dönüşümün içindeyiz. Bu dönüşümde Almanya ile iş birliğimiz, geleceğin yeşil ekonomisinde bizleri çok daha güçlü bir noktaya taşıyacaktır.” dedi. Schleswig-Holstein gibi yenilikçi ve yatırım dostu bölgeler, Türk yatırımcıları için Avrupa pazarına açılan istikrarlı bir köprü konumunda Hamburg Ticaret Ataşesi Yıldız Onur, “Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik ilişkiler, güçlü bir karşılıklı güven ve tamamlayıcılık üzerine inşa edilmiştir. Almanya’daki Türk girişimciler, artık yalnızca ticarette değil, teknoloji, üretim ve yenilenebilir enerji gibi stratejik alanlarda da etkin bir rol oynamaya başlamıştır. Schleswig-Holstein gibi yenilikçi ve yatırım dostu bölgeler, Türk yatırımcıları için Avrupa pazarına açılan istikrarlı bir köprü konumunda. Bugün burada atılan her adım, iki ülke arasındaki iş birliğini sadece ticaret düzeyinde değil, sürdürülebilir kalkınma ekseninde de güçlendirecektir.” dedi. Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar barındırıyor WTSH ve Hamburg Invest Türkiye Temsilcisi Ünal Eren, “Schleswig-Holstein eyaleti, Almanya’nın kuzeyinde stratejik konumu, güçlü liman altyapısı, nitelikli iş gücü ve yenilenebilir enerji alanındaki liderliğiyle Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar barındırıyor. Bölgemizde şirket kurmak, sadece Almanya pazarına değil, tüm Avrupa iç pazarına erişim anlamına geliyor. Türk iş dünyasının dinamizmi ve üretim gücüyle Schleswig-Holstein’ın yatırım potansiyeli birleştiğinde, karşılıklı kazanç sağlayan uzun vadeli iş birliklerinin ortaya çıkacağına inanıyoruz.” diye konuştu. Etkinlikte, Almanya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler, yatırım fırsatları, şirket kuruluş süreçleri, hukuki çerçeve ve teşvik mekanizmaları kapsamlı şekilde ele alındı. Katılımcılara, Schleswig-Holstein bölgesinin yenilenebilir enerji, yeşil hidrojen, lojistik ve sanayi altyapısı bakımından sunduğu potansiyel hakkında ayrıntılı bilgiler verildi. Programda yapılan sunumlarda öne çıkan başlıklar şunlardı: Türk ihracatçı ve yatırımcılar için Almanya’daki güncel fırsatlar,Schleswig-Holstein’da şirket kurmanın avantajları,Almanya’da şirket kuruluş adımları,Türk yatırımcılar için hukuki çerçeve,Teşvikler ve destek mekanizmaları. Etkinliğin öğleden sonraki bölümünde ise, katılımcı firmalar ile Schleswig-Holstein ve noter temsilcileri arasında birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmelerde yatırım süreci, ortaklık modelleri ve bölgesel desteklerden faydalanma yolları konusunda detaylı bilgi alışverişi yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sintek Group, Yeşil Mutabakata Uyum Desteği Almaya Hak Kazandı Haber

Sintek Group, Yeşil Mutabakata Uyum Desteği Almaya Hak Kazandı

Bu destek; sürdürülebilirlik stratejilerini güçlendirmek, çevresel ayak izini azaltmak ve Avrupa Yeşil Mutabakatı hedefleriyle uyumu sağlamak adına önemli bir dönüm noktası… Responsible Markası, işletmelerin belirlenmiş sistem içerisinde vizyon, çevre, sosyal ve yönetişim boyutlarına göre belirli bir seviyenin üzerindeki sürdürülebilirlik olgunluk seviyesini ifade ediyor. Sürdürülebilirlik ve yeşil mutabakat sürecini başarı ile yürüten firmaların üretici ve tüketici nezdinde farkındalığının Responsible® markası ile artırılması da hedefleniyor. BU SÜREÇ GLOBAL ARENADA REKABET GÜCÜMÜZÜ ARTIRACAK Sintek Group Sürdürülebilirlik Departmanı Müdürü Önder Demirci: “Sintek olarak sadece projeleri tamamlamakla kalmayıp, müşterilerimize katma değer yaratan ve çevresel ile sosyal sorumlulukları gözeten bir yaklaşımı benimsemek her zaman önceliğimiz oldu. Geçmişte sürdürülebilirlik ilkelerini iş süreçlerimizin temelinde tutsak da yakın dönemde bu alanda daha somut aksiyonlar almaya ve kapsamlı programlar geliştirmeye başladık. Kaynak verimliliği, çevre dostu teknolojiler ve toplumsal fayda üretimi gibi alanlarda attığımız adımlar, şirketimizin sürdürülebilirlik vizyonunu operasyonel düzeye taşıyarak, sektörde farklılaşmamızı ve uzun vadeli başarı sağlamamızı mümkün kılıyor. T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Responsible Programı kapsamında Yeşil Mutabakata Uyum Projesi desteği ile birlikte sürdürülebilirlik yol haritası oluşturacağız. Bu yol haritası, karbon emisyonlarının azaltılmasından enerji ve su verimliliği projelerine, döngüsel ekonomi uygulamalarından dijitalleşmeye kadar geniş bir yelpazede somut adımları içerecek. Sürecin sonunda sadece çevresel etkimizi değil, rekabet gücümüzü ve ihracat pazarlarındaki uyum seviyemizi de artırmayı hedefliyoruz. Şirket içinde farkındalığı artıracak, veri temelli karar alma kültürünü güçlendirecek bu süreci stratejik bir dönüşüm aracı olarak görüyoruz. PwC’nin küresel uzmanlığından faydalanarak bu süreci hayata geçirmekten memnuniyet duyuyor; sektörümüzde yeşil dönüşümün öncüsü olma irademizi kararlılıkla sürdürüyoruz.” açıklamasında bulundu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.