Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avustralya

Kapsül Haber Ajansı - Avustralya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avustralya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Londra Moda Haftası’nın Ana Partneri OMODA 7 Haber

Londra Moda Haftası’nın Ana Partneri OMODA 7

Otomotiv sektörünün yenilikçi markası OMODA & JAECOO, bir yandan üst düzey otomobilleriyle kullanıcılarının hayatını kolaylaştırırken diğer taraftan da dünyanın önde gelen organizasyonlarına güçlü desteğini sürdürüyor. Bu kapsamda markanın yeni yıldız modeli OMODA 7, Londra Moda Haftası 2026- LFW kapsamında ana partner olarak yüksek profilli bir lansmanla Birleşik Krallık’taki ilk büyük kültürel hamlesine imza attı. Art in Motion şehir kültürüyle buluştu! Markanın yeni orta sınıf SUV’u, OMODA’nın Birleşik Krallık’taki artan kültürel varlığını yansıtan çağdaş bir moda ve yaşam tarzı bağlamında tanıtıldı. OMODA 7’nin etkinlikteki görünümü, OMODA UK’nin British Fashion Council ile kurduğu daha geniş kapsamlı iş birliğinin bir parçası olarak, etkinlik süresince VIP ulaşım ve OMODA Lounge’daki marka aktivasyonlarını kapsıyor. Bu iş birliği, OMODA’nın “Art in Motion” tasarım felsefesini ve yaratıcılık, kendini ifade etme ve modern şehir kültürüyle olan uyumunu vurguluyor. Marka, OMODA 7’nin Birleşik Krallık lansmanını Londra Moda Haftası kapsamında gerçekleştirerek, markanın en yeni orta sınıf SUV modelini başkentin en etkili kültürel etkinliklerinden birinin merkezine konumlandırıyor. Etkinliğin ana partneri olarak yer alan OMODA 7, mart ayında Birleşik Krallık’taki showroomlara giriş yapmadan hemen önce sahneye çıkmış oldu. Bu dinamik lansman, OMODA’nın Londra Moda Haftası’ndaki varlığı aracılığıyla markayı yaratıcılık, inovasyon ve çağdaş kültürle buluşturarak Birleşik Krallık pazarında kendinden emin bir adım attığını gösteriyor. Bu bağlamda OMODA 7, markanın “Art in Motion” felsefesini ve moda odaklı yaklaşımını pekiştirerek, tasarım merkezli anlayışını günlük Britanya sürüş deneyimine doğal bir şekilde taşıyor. Etkinliğin resmi VIP ulaşım aracı OMODA 7 oldu! Kompakt OMODA 5 ile amiral gemisi OMODA 9 arasında konumlanan OMODA 7, markanın Birleşik Krallık’taki yeni ve iddialı dönemini simgeliyor. Model, OMODA’nın ana partnerliği kapsamında Londra Moda Haftası boyunca British Fashion Council’in resmi VIP ulaşım aracı olarak görev yaparken, 180 Strand’deki OMODA Lounge önünde gerçekleştirilen statik sergilemeler ve ROKSANDA iş birliğiyle düzenlenen özel akşam yemeği gibi etkinliklerde de desteklendi. Bu özel etkinliğe, OMODA & JAECOO Türkiye'nin özel davetlisi olan oyuncu Gülsim Ali'nin yanı sıra, Avustralya, İspanya gibi ülkelerden ünlü isimler ve influencerlar katılım gösterdi. Konu hakkında açıklama yapan OMODA UK Ülke Direktörü Victor Zhang, “OMODA için British Fashion Council ile Londra Moda Haftası kapsamında iş birliği yapmak; tasarım, yaratıcılık ve teknolojinin kesişim noktasını temsil ediyor. Bu değerler, modern mobilite ve daha sürdürülebilir bir yaşam anlayışına yaklaşımımızın merkezinde yer alıyor. OMODA 7 de aynı ilkeler etrafında geliştirildi ve buradaki dinamik lansmanı, modelin çağdaş Britanya yaşamı için ne kadar ilgili ve moda öncüsü bir konumda olduğuna dair güvenimizi yansıtıyor” dedi. OMODA’nın tasarım ve inovasyona olan bağlılığının, markayı LFW için güçlü bir iş ortağı haline getirdiğini söyleyen British Fashion Council CEO’su Laura Weir ise, “Birlikte bireyselliği ve yaratıcılığı desteklerken, Londra modasının enerjisini, çeşitliliğini ve iddiasını yansıtan bir şubat takvimini şekillendiriyor ve destekliyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Dünyada Çocuklar İçin Yeni Dönem! Haber

Dijital Dünyada Çocuklar İçin Yeni Dönem!

Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır.” dedi. Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Gülaldı, “Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir.” diye konuştu. ABD’de oyun bağımlısı olduğu öne sürülen 11 yaşındaki bir çocuğun babasını öldürmesi ve geçtiğimiz günlerde Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital bağımlılık konusunu “yasaklama mı, güçlendirme mi?” bağlamında ele aldı. Dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, ülkemizde 3 Şubat 2026 tarihli resmî gazete yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı 2026-2030”nın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, “Bu eylem planının stratejik amaçları; Farkındalık ve Bilinçlendirme, Koruyucu ve Önleyici Mekanizmaların Geliştirilmesi, Dijital Risklere Karşı Müdahale ve Destek Mekanizmalarının Güçlendirilmesi ve Yasal ve Kurumsal Düzenlemelerin Güçlendirilmesi başlıklarında belirlenmiştir. Özellikle hem çocukların hem de ailelerin dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi, dijital platformlarda güvenli davranış biçimlerinin kazandırılması ve eleştirel düşünme, etik sorumluluk ve mahremiyet bilinci gibi becerilerin desteklenmesi hedeflenmektedir. Çocukların bilgiye erişim, çevrim içi öğrenme ve teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmaları teşvik edilerek, dijital teknolojilerin yalnızca tüketim aracı değil aynı zamanda üretim ve gelişim alanı olarak görülmesi amaçlanmaktadır.” dedi. Avustralya öncü oldu 10 Aralık 2025 itibarıyla Avustralya’da 16 yaş altındaki çocuk ve ergenlerin TikTok, Instagram, YouTube, Snapchat, X ve Facebook gibi büyük sosyal medya platformlarında hesap açmaları ve mevcut hesaplarını sürdürmelerinin yasaklandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “28 Kasım 2024’te kabul edilen ‘Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Bill 2024’ ile sosyal medya kullanımında asgari yaş 16 olarak belirlenmiş; böylece bu kapsamda dünyada öncü bir düzenleme hayata geçirilmiştir. Yasa, yaptırımları çocuklara ya da ebeveynlere değil, doğrudan teknoloji şirketlerine yöneltmektedir. Düzenlemenin temel gerekçesi, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını, güvenliğini ve genel iyilik hâlini korumaktır. Siber zorbalık vakalarındaki artış, zararlı içeriklere maruz kalma, çevrim içi istismar riski, kötü niyetli yetişkinlerle temas olasılığı ve sürekli karşılaştırma kültürünün benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkileri, yasanın dayanak noktaları arasında gösterilmektedir.” diye konuştu. Sosyal medya yasaklamaları küresel ölçekte hızlandı Avustralya’daki bu düzenlemenin, benzer tartışmaları küresel ölçekte hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Birleşik Krallık 16 yaş altına yönelik kısıtlamaları değerlendirmekte; Fransa’da 15 yaş altına sosyal medya yasağını öngören tasarı parlamentodan geçmiştir. Çin, ‘minor mode’ uygulamasıyla yaşa bağlı ekran süresi sınırlamaları getirmiştir. İspanya ve Danimarka’da da benzer düzenlemeler gündemdedir. Avrupa Parlamentosu ise bağlayıcı olmamakla birlikte 16 yaş sınırını öneren bir karar üzerinde uzlaşmıştır. Bu gelişmeler, sosyal medyanın çocuk gelişimi üzerindeki etkisinin pedagojik bir tartışmanın ötesine geçerek hukuki ve siyasal bir mesele hâline geldiğini göstermektedir.” ifadesinde bulundu. Yasaklama bir çözüm mü? 12–16 yaş aralığının kimlik gelişiminin hızlandığı, sosyal kabul ihtiyacının arttığı ve duygusal dalgalanmaların yoğunlaştığı kritik bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ergenlikte bireyin fiziksel değişimlere uyum sağlaması, kendilik algısını yapılandırması ve sosyal ilişkiler içinde konumunu belirlemesi beklenir. Ancak nörogelişimsel açıdan dürtü kontrolü ve uzun vadeli sonuçları değerlendirme kapasitesi henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu durum, sosyal medya ortamlarında karşılaşılan içeriklere karşı ergenleri daha kırılgan hâle getirebilmektedir.” şeklinde konuştu. Ergenlik kırılgan bir dönem Araştırmalar, sosyal medya platformlarında idealize edilmiş yaşam temsillerinin, mükemmel beden algısı ve popülerlik odaklı görünürlük kültürünün, ergenlerin benlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ortaya koyduğunu da anlatan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Özellikle sosyal karşılaştırma süreçleri, özsaygı ve beden algısı üzerinde belirleyici olabilmektedir. Bununla birlikte sosyal medya, ergenlerin kendilerini ifade edebildikleri, akran ilişkilerini sürdürebildikleri ve toplumsal meselelere dair farkındalık geliştirebildikleri bir alan olarak da işlev görmektedir. Dolayısıyla sosyal medya hem risk hem de fırsat barındıran çift yönlü bir dijital ekosistem sunmaktadır.” dedi. Gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmanın da riski var Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır. Ayrıca gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmak, sonrasında ani ve denetimsiz bir geçişe yol açabilir. Bu durum, dijital okuryazarlık ve öz düzenleme becerilerinin kademeli olarak gelişmesini engelleyebilir.” diye konuştu. Dijital okuryazarlık eğitimleri temel olmalı Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Algoritmik şeffaflık, yaşa uygun içerik tasarımı, veri koruma önlemleri, etkili denetim mekanizmaları ve dijital okuryazarlık eğitimleri bu yaklaşımın temel bileşenleri olmalıdır. Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir. 16 yaş altı sosyal medya yasağı yalnızca hukuki bir düzenleme değil; dijital çağda çocukluk ve ergenlik kavramlarının yeniden tanımlandığı bir kırılma noktasına işaret etmektedir. Bu kırılmanın nasıl yönetileceği ise yasaklardan çok, bilimsel veriye dayalı, çok paydaşlı ve çocuk merkezli politikaların geliştirilmesine bağlıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor Haber

Emirates Premium Ekonomi Hizmetini Yeni Destinasyonlara Taşıyor

Emirates, yenilenen Boeing 777 ve yeni nesil A350 uçaklarını Avrupa, Kuzey Amerika, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Avustralya’daki önemli noktalarda hizmete sunarak, Premium Ekonomi sınıfını daha fazla şehre ulaştırmaya devam ediyor. Emirates aynı zamanda, Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a A350 uçaklarıyla günlük yeni seferler ekleyerek hem kapasiteyi artırıyor hem de yolcularına daha üst düzey bir uçuş deneyimi sunuyor. Yaz sezonunda artması beklenen seyahat talebini karşılamayı hedefleyen bu ek frekanslar, şirketin mevcut uçuş programlarını da tamamlayıcı nitelik taşıyor. Yolcular, Emirates’in ödüllü Premium Ekonomi kabin deneyimiyle daha geniş diz mesafesi, ilave konfor özellikleri ve zenginleştirilmiş ikram hizmetlerinden faydalanabilecekler. Havayolu, 1 Temmuz itibarıyla Premium Ekonomi donanımlı A380, Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla 84’ten fazla hatta hizmet vererek, uçuş ağı genelinde aynı standartta ve kaliteli bir premium deneyim sunma hedefini pekiştiriyor. Kopenhag, Phuket ve Cape Town’a ek seferler Emirates, 1 Haziran’dan itibaren Dubai–Kopenhag hattında ikinci günlük seferlere başlarken, Dubai–Phuket ve Dubai–Cape Town hatlarında da 1 Temmuz itibarıyla üçüncü günlük seferleri devreye alacak. Tüm bu uçuşlar, Premium Ekonomi’nin yanı sıra yeni Business ve Ekonomi Class kabinlerine sahip A350 uçaklarıyla gerçekleştirilecek. Yeni Kopenhag seferi, Dubai üzerinden Asya ve Afrika’daki birçok önemli noktaya bağlantıları güçlendirirken; Phuket’e eklenecek sefer, Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen yolcular için daha esnek seyahat seçenekleri sunacak. Cape Town’a eklenen üçüncü günlük sefer ise hem turistik hem de kurumsal seyahat taleplerine cevap verecek şekilde planlandı. Son bir yılda yüksek doluluk oranlarıyla dikkat çeken Cape Town hattında özellikle Körfez ülkelerinden gelen talep artarken, Avrupa ve ABD’nin doğu kıyılarına yönelik çıkış trafiği de güçlü seyrini sürdürüyor. Emirates ayrıca A350 uçaklarını 29 Mart’tan itibaren Roma, 1 Mayıs’tan itibaren ise Taipei hattında uçurmaya başlayacak. Premium Ekonomi için planlanan yeni hat genişlemeleri Emirates, Premium Ekonomi sınıfını 2026 yılı içinde kademeli olarak yeni hatlara yaymayı planlıyor. Bu kapsamda: Avrupa ve Kuzey Amerika’da Barselona, Mexico City, Roma ve Kopenhag hatlarında Premium Ekonomi donanımlı Boeing 777 ve A350 uçaklarıyla seferler artırılacak Asya’da Cochin, Karaçi, Taipei ve Phuket gibi destinasyonlarda belirli seferler Premium Ekonomi kabinleriyle gerçekleştirilecek. Avustralya’da Brisbane hattında yenilenmiş dört sınıflı Boeing 777-300ER uçakları devreye alınacak. Afrika’da Addis Ababa ve Cape Town hatlarında Premium Ekonomi sunan uçaklarla günlük seferler planlanıyor. Orta Doğu’da Basra, Kuveyt ve Tahran hatlarında yenilenmiş kabinlere sahip uçaklarla Premium Ekonomi hizmeti kademeli olarak sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şehirlerin Yeni Sessiz Gücü: Volvo Trucks'tan 14 Tonluk Elektrikli Hamlesi! Haber

Şehirlerin Yeni Sessiz Gücü: Volvo Trucks'tan 14 Tonluk Elektrikli Hamlesi!

Dünya devlerinden Volvo Trucks, şehir içi taşımacılıkta kuralları yeniden yazmaya hazırlanıyor. Şirketin en popüler orta segment kamyonu olan Volvo FL Electric, şimdi 14 tonluk giriş seviyesi versiyonu ve yenilenen batarya konfigürasyonuyla yollara çıkıyor. Özellikle dar şehir sokaklarında kapıdan kapıya teslimat yapan lojistik firmaları için tasarlanan bu yeni model, sessiz çalışması ve sıfır egzoz emisyonu ile "geleceğin şehir içi iş makinesi" olarak tanımlanıyor. İhtiyacın Kadar Batarya, Maksimum Verim Volvo Trucks Ürün Yönetimi Başkanı Jan Hjelmgren, yeni modelin felsefesini şu sözlerle özetliyor: "Müşterilerimize her zaman işleri için en iyi elektrikli kamyonu bulmalarında yardımcı oluyoruz. Verimliliği ve karlılığı maksimize etmek için sadece göreviniz için ihtiyacınız olan batarya kapasitesini satın almalısınız." Yeni 14 tonluk versiyon, sadece çevre dostu olmakla kalmıyor, aynı zamanda işletme maliyetlerini düşüren stratejik bir çözüm sunuyor: Daha Çevik: Aracın genişliği 2.4 metreye kadar düşürülebiliyor, bu da onu en dar sokaklarda bile son derece kıvrak hale getiriyor. Esnek Yapı: Bataryaların yerleşimi, aracın şasisi üzerine yapılacak üst yapı (kasa, soğutucu vb.) kurulumlarına engel olmayacak şekilde tasarlandı. Geniş Ürün Gamı: Yeni nesil bataryalar sadece bu modelde değil; 16, 18 ve 26 tonluk Volvo FE Electric modellerinde de kullanılabiliyor. 5.000’den Fazla Satışla Elektrikli Devrimi Volvo Trucks, 2019 yılından bu yana elektrikli kamyon pazarında liderliğini koruyor. Avrupa'dan Asya'ya, Orta Doğu'dan Avustralya'ya kadar geniş bir coğrafyada satışa sunulan Volvo FL ve FE modelleri, markanın sürdürülebilirlik vizyonunun temelini oluşturuyor. Şu an seri üretimde sekiz farklı bataryalı elektrikli kamyon modeli bulunan Volvo, dünya genelinde 5.000'den fazla elektrikli kamyon satışı gerçekleştirerek bu alandaki rüştünü ispatlamış durumda. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fatsa’dan Çıkan Bentonit, Avrupa Raflarını Dolduruyor  Haber

Fatsa’dan Çıkan Bentonit, Avrupa Raflarını Dolduruyor 

Bentonit madenini işleyerek kedi kumu üreten MCL Bentonite, sürdürülebilir madencilik, çevreci üretim ve Ar-Ge yatırımlarıyla Türkiye'nin doğal kaynaklarını küresel bir markaya dönüştürüyor. Üretiminin yüzde 95'ini ihraç eden şirket, 72 ülkeye ihraç ettiği bentonit ile Avrupa'nın raflarını doldurdu. Türkiye'nin doğal bentonit rezervleri son yıllarda küresel pazarda yükselen bir değer hâline geldi. Özellikle evcil hayvan ürünlerinde doğal içeriklere yönelik talep artışı, Türkiye'nin bentonit bazlı üretim kapasitesini ön plana çıkardı. Bu yükselişin merkezinde ise Ordu Fatsa'da faaliyet gösteren MCL Bentonite bulunuyor. Türkiye dünya pazarında zirvede Karadeniz Bölgesinden çıkan bentonit madenini işleyerek kedi kumuna dönüştüren MCL Bentonite, 70' i aşkın ülkeye ihracat ile Türkiye'yi pazarda zirveye ulaştırdı. Üretiminin yüzde 95'ini ihraç eden şirket, bugün 72 ülkeye ulaşarak sektörün en güçlü ihracat oyuncularından biri hâline geldi. Şirketin Genel Müdürü Burak Felek, 2025 için 40 milyon euro, 2026 için 48–50 milyon euro ciro hedeflediklerini belirterek, "Türk bentonitinin dünya pazarlarında kalite ve güvenin sembolü hâline gelmesi açısından önemli bir eşikteyiz. Bu başarıyı ülkemizin üretim gücüyle bütünleştirerek global ölçekte temsil etmekten gurur duyuyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Felek, "Fatsa fabrikamızdan çıkan Türk bentonitini premium kedi kumu markası haline getirip global pazarda daha yüksek katma değer yaratmayı hedefliyoruz. Ocak 2026 itibarıyla yeni tesisimiz de tamamlanacak. Bu tesis Fatsa'daki fabrikamıza ek bir proje olacak ve tamamen 'eco ürün' konseptiyle üretim yapacak" diye konuştu. Avrupa artık Türk kedi kumunu kullanıyor MCL Bentonite'in büyümesinde Avrupa pazarı kilit rol oynuyor. İhracat Direktörü Cavit İlhan Durmuş, bugün Avrupa'da büyük market zincirlerinin raflarında Türk üretimi kedi kumunun standart hâline geldiğini belirterek "Avrupa'nın neredeyse her ülkesinde ya kendi markamızla ya da private label üretimlerimizle raflardayız. Avrupa artık yerli üretim Türk kedi kumunu kullanıyor diyebiliriz" ifadelerini kullandı. 72 ülkeye ihracat yaptıklarını söyleyen Cavit İlhan Durmuş, "Büyük market zincirlerinde yüzde yüz Türk üretimi kedi kumunu konumlandırmak istiyoruz" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Faaliyet alanımız sadece Avrupa ile sınırlı değil. Halihazırda 72 ülkeye ihracat yapıyoruz ve bu bizim için güçlü bir referans noktası oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde, bu geniş dağıtım ağını kendi markalarımızla büyütmek ve global ölçekte markalaşmak en önemli stratejik hedeflerimiz arasında yer alıyor. 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri'nde de aynı başarıyı tekrarlayarak büyük market zincirlerinde yüzde yüz Türk üretimi kedi kumunu konumlandırmak istiyoruz. Bunun yanı sıra, Avustralya da yeni dönem için stratejik hedef pazarlarımız arasında bulunuyor. Bu hedefleri gerçekleştirmek için hem üretim kapasitemizi hem de lojistik ağımızı uluslararası standartlara uygun şekilde güçlendiriyoruz. Önümüzdeki üç yıl, MCL Bentonite'in global ölçekte kendi markalarıyla tanınan bir oyuncu haline geleceği dönüm noktası olacak."

Otonom Deniz Araçlarında Yeni Ortaklık Haber

Otonom Deniz Araçlarında Yeni Ortaklık

İngiltere merkezli SubSea Craft ve Avustralyalı Greenroom Robotics, denizcilik teknolojilerinde iş birliğini güçlendiren bir anlaşma imzaladı. Bu ortaklık, özellikle AUKUS (Avustralya, Birleşik Krallık, ABD) teknoloji ekosistemindeki sinerjiyi derinleştirmeyi hedefliyor. Anlaşma, SubSea Craft'ın gelişmiş deniz aracı platformu olan MARS'ın, Greenroom Robotics'in dünya lideri otonom teknolojisi ile entegre edilmesini sağlayarak platformu bir üst seviyeye taşıyacak. Ayrıca, Avustralya'da ortak geliştirme fırsatlarının önünü açacak. Otonom Teknoloji MARS Platformuna Entegre Ediliyor Greenroom Robotics, denizcilik otonomi, navigasyon ve durumsal farkındalık çözümlerinde uzmanlaşmış bir şirket olarak biliniyor. Bu iş birliği sayesinde, Greenroom'un gelişmiş otonom kontrol sistemleri, SubSea Craft'ın insansız yüzey aracı (USV) olan MARS'a entegre edilecek. Bu entegrasyonun temel amacı, AUKUS'un temel öncelikleri arasında yer alan Deniz Otonomisi (Maritime Autonomy) ve İnsanlı/İnsansız Takım Çalışması (MUM-T) gibi alanlarda hızlı yetenek teslimi sağlamaktır. MARS platformu, keşif, gözetleme ve lojistik destek gibi çeşitli görevlerde kullanılabilecek çok amaçlı bir araç olarak tasarlandı. Küresel Ortaklıkta Avustralya'nın Rolü Güçleniyor SubSea Craft CEO'su Camilla Martin, yapılan anlaşmanın stratejik önemini vurguladı: “Bu ortaklık anlaşması, AUKUS ekosistemini güçlendirmede bir sonraki adımdır ve AUKUS ulusları için güvenilir bir ortak olma başarımız açısından hayati önem taşımaktadır.” Açıklamada, iş birliğinin sadece bireysel platformlar geliştirmekten öte, teknolojilerin Birleşik Krallık'ta tasarlanıp, Avustralya'da ortak geliştirildiği ve ABD yükleriyle entegre edildiği AUKUS çapında bir inovasyon ekosistemine katkı sağladığı belirtildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zayıf Risk İştahı Kripto Piyasasında Satış Baskısını Artırdı  Haber

Zayıf Risk İştahı Kripto Piyasasında Satış Baskısını Artırdı 

Kripto paralarda son 24 saatin öne çıkan gelişmeleri Kripto para piyasası, küresel teknoloji hisselerinde yaşanan sert düşüşlerin etkisiyle haftayı zayıf bir görünümle kapatmaya hazırlanıyor. Risk iştahındaki kırılganlık, yatırımcıların kripto varlıklardan uzak durmasına neden olurken, Bitcoin haftalık bazda değer kaybını derinleştirdi. Hafta boyunca özellikle teknoloji hisselerindeki aşırı değerleme endişeleri, küresel borsalarda satış baskısını artırdı. Bu eğilim, riskli varlıklar arasında görülen genel geri çekilmeyle birlikte kripto paralara da yansıdı. Piyasalar ayrıca ABD’deki hükümet kapanmasının ekonomik faaliyetleri aksatması ve kritik makroekonomik verilerin gecikmesi nedeniyle belirsizlikle karşı karşıya kaldı. Özel sektör istihdam verilerinin ekim ayında işten çıkarmalarda keskin bir artışa işaret etmesi ise FED’in aralık ayında faiz indirimi beklentilerini yeniden gündeme taşıdı. Kripto para piyasasının toplam değeri 3,42 trilyon dolara gerilerken, Bitcoin, güne 102.105 dolardan başladı. Bülten yazıldığı sırada Ethereum 3.353 dolardan işlem görürken, XRP 2,22 dolardan, Solana ise 157,49 dolardan fiyatlanıyordu. Dün Bitcoin ve Ethereum ETF’leri altı günlük çıkış dönemini sonlandırarak pozitif akışlar kaydetti. Bitcoin ETF’leri 240 milyon dolar giriş alırken, Ethereum ETF’lerinde 12,51 milyon dolarlık giriş kaydedildi. ASIC Başkanı, Avustralya’nın tokenizasyon konusunda harekete geçmesi gerektiğini söyledi Avustralya Menkul Kıymetler ve Yatırımlar Komisyonu (ASIC) Başkanı Joe Longo, çarşamba günü yaptığı konuşmada, dağıtık defter teknolojisinin küresel sermaye piyasalarını dönüştürdüğünü vurgulayarak ülkenin “bu fırsatı değerlendirmesi gerektiğini, aksi halde geride kalacağını” söyledi. Longo, tokenizasyonun varlıkları daha küçük, alınıp satılabilir birimlere bölerek anlık takas imkanı sağlayabileceğini ve bunun sermaye piyasalarını kökten dönüştürebileceğini ifade etti. Longo, diğer ülkelerin hızla ilerlediğine dikkat çekerek, Avustralya’nın “kaçırılmış fırsatlar ülkesi” olma riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Longo, İsviçre’nin dijital menkul kıymetler borsasında 2021’den bu yana 3,1 milyar doların üzerinde tokenize tahvil ihracı gerçekleştirildiğini, J.P. Morgan’ın iki yıl içinde para piyasası fonlarını tamamen tokenize etmeyi planladığını ve Nasdaq’ın gelecek yıl sonuna kadar 24 saat açık tokenize menkul kıymet ticareti başlatmayı hedeflediğini hatırlattı. “Bir zamanlar yeniliklerin öncüsü olan Avustralya, artık diğer ülkelerin gerisinde kalıyor” diyen Longo, bu durumu tersine çevirmek için ASIC Innovation Hub’ın yeniden yapılandırılarak faaliyete geçirileceğini duyurdu. Longo, yenilenen merkezin, düzenleyici engellerle karşılaşan yenilikçilere açık kapı politikası uygulayacağını ve ASIC’in sorunları sadece tespit etmekle kalmayıp çözüm üretmek için iş birliği yapacağını belirtti. Ayrıca, hükümetin fintech sektörünü güçlendirmeyi hedefleyen Geliştirilmiş Düzenleyici Sandbox incelemesini de destekleyeceklerini söyledi. Japonya’dan üç büyük banka ile ortak stablecoin denemesi Japonya Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), ülkenin üç büyük bankasının yer aldığı stablecoin pilot projesine resmi onay verdi. Bu adım, Japonya’nın ödeme sistemlerinde dijital dönüşümü hızlandırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. FSA’nın yaptığı açıklamaya göre, Mizuho Bank, MUFG ve SMBC, ödemelere yönelik ortak bir stablecoin ihraç etmek üzere güçlerini birleştiriyor. Konsorsiyumda Mitsubishi Corporation, Progmat Inc. ve Mitsubishi UFJ Trust and Banking Corporation gibi isimler de yer alıyor. Pilot proje, farklı bankacılık gruplarının Japon yasalarına göre “elektronik ödeme aracı” olarak sınıflandırılan stablecoin’leri ortak şekilde ihraç edebilmesini ve bunun düzenleyici çerçeveye uygun biçimde yürütülüp yürütülemeyeceğini test edecek. FSA, denemenin Kasım 2025’ten itibaren süresiz olarak devam edeceğini, elde edilecek hukuki ve uyumla ilgili sonuçların daha sonra kurumun internet sitesinde yayımlanacağını açıkladı. Bu girişim, FSA’nın aynı gün duyurduğu Payment Innovation Project (PIP) kapsamında gerçekleştirilen ilk proje olma özelliğini taşıyor. Ajans, 2017’den bu yana fintech denemelerine destek veren FinTech Proof-of-Concept Hub bünyesinde faaliyet gösteren PIP aracılığıyla blok zinciri tabanlı ödeme inovasyonlarını hızlandırmayı hedefliyor. JPMorgan: “Bitcoin, altına kıyasla hala değerinin altında” JPMorgan analistlerine göre Bitcoin (BTC), altına göre volatilite ayarlı adil değerinin altında işlem görüyor. Analistler, ekim ayında altının tüm zamanların en yüksek seviyelerine yükselmesiyle artan volatilitenin değerli metali daha riskli hale getirdiğini, buna karşılık Bitcoin’in yatırımcılar açısından daha cazip bir konuma geldiğini belirtti. JPMorgan raporuna göre, Bitcoin-altın volatilite oranı 1,8’e gerileyerek BTC’nin altına göre 1,8 kat daha fazla risk taşıdığını gösteriyor. Raporda, “Bu volatilite oranı dikkate alındığında, Bitcoin’in mevcut piyasa değeri olan 2,1 trilyon doların yaklaşık yüzde 67 artması gerektiği, bunun da teorik olarak 170.000 dolar civarında bir fiyat anlamına geldiği” ifadelerine yer verildi. JPMorgan, bu hesaplamanın önümüzdeki 6-12 ayda Bitcoin için “önemli bir yukarı yönlü potansiyele” işaret ettiğini vurguladı. Galaxy Digital da çarşamba günü 2025 Bitcoin fiyat tahminini 185.000 dolardan 120.000 dolara çekti. Şirket, ekim ayında büyük yatırımcıların 400.000 BTC satışı, alternatif yatırım temalarına yönelim ve piyasa dinamiklerindeki değişimi gerekçe gösterdi. Galaxy’nin araştırma direktörü Alex Thorn, Bitcoin’in artık “olgunluk dönemi”ne girdiğini, bu dönemde kurumsal benimseme, pasif fon akışları ve düşük volatilitenin baskın olacağını belirtti. Thorn, ETF’lerin piyasadaki likiditeyi emmesi nedeniyle Bitcoin kazançlarının geçmişe kıyasla daha yavaş gerçekleşeceğini de sözlerine ekledi.

Zeytinyağı İhracatı Üretici Olmayan Ülkelere Yapılan İhracatla Ayakta Kaldı  Haber

Zeytinyağı İhracatı Üretici Olmayan Ülkelere Yapılan İhracatla Ayakta Kaldı 

Zeytinyağı ihracatı miktar bazında yüzde 28 gerilerken, dünya genelinde zeytinyağı fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ihracattan elde edilen döviz getirisi yüzde 50’lik kayıpla 505 milyon dolardan 252 milyon dolara indi. Zeytincilik sektörü, 2024/25 sezonunda sofralık zeytinde 255 milyon dolarlık döviz getirisiyle rekor kırarken, zeytinyağı ihracatında 252 milyon dolarla beklentilerin uzağında kaldı ve 4 sezon sonra sofralık zeytin ihracatının gerisine düştü. Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelerde tutundu Türk zeytinyağı sektörünün üretici olmayan ülkelerdeki pazar payını koruması, sektörel ticaret heyetleri yaptığı ülkelerde ise önemli ihracat artışları yakalaması kayıplarla geçen 2024/25 sezonunun tesellisi oldu. Zeytinyağı ihracatı üretici olmayan ülkelerde 2023/24 sezonunda 46 bin 670 ton iken, 2024/25 sezonunda 45 bin 501 ton oldu. Bu ülkelerdeki kayıp yüzde 3’le sınırlı kaldı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin sektörel ticaret heyetleri düzenlediği Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’ne zeytinyağı ihracatımız yüzde 17’lik artışla 21 bin 460 tondan 25 bin 202 tona yükseldi. Prina ihracatı yüzde 9 arttı Türkiye’nin 2024/25 sezonunda prina yağı ihracatı ise yüzde 9’luk artışla 48 milyon dolardan 52,3 milyon dolara yükseldi. Türk zeytincilik sektörü 2023/24 sezonunda zeytinyağı, sofralık zeytin ve prina yağı ihracatından 763,5 milyon dolar ihracat geliri karnesine yazarken, 2024/25 sezonunda yüzde 27’lik kayıpla 559,6 milyon dolar dövizi ülkemize kazandırabildi. Uygun: “Yanlış kararlar yarayı derinleştirdi” İhracat verilerini değerlendiren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, Türkiye’nin zeytinyağı sektöründe dünyadaki gelişmeleri doğru okuyamadığını, Ticaret Bakanlığınca 22 Mart 2021 tarihinde dökme ve varilli zeytinyağı ihracatına getirilen kısıtlamayla başlayan, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında zeytinyağı ihracatına getirilen fon, yasak ve kısıtlamaların dünya fiyatlarındaki gerilemeyle birleşmesi sonucunda zeytinyağı ihracatındaki yararın derinleştiğini dile getirdi. Uygun, “Fon ve yasak kararları Türkiye’yi dünyada spotçu konumuna düşürdü. Bu süreçte Türkiye yüz milyonlarca dolar ihracattan oldu ve prestij kaybı yaşadı. Günümüzde de bu yanlış kararların uzantılarıyla mücadele ediyoruz” şeklinde konuştu. Ticaret heyeti yaptığımız ülkelere ihracatımız arttı Zeytinyağında kan kaybını minimize etmek için Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında zeytinyağı tüketicisi ülkelere yoğunlaştıkları bilgisini veren Uygun şöyle devam etti: “Avustralya, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’ne sektörel ticaret heyetleri gerçekleştirdik. Zeytinyağı ihracatımız totalde miktar bazında yüzde 28 azalırken bu ülkelere ihracatımız yüzde 17’lik artışla 21 bin 460 tondan 25 bin 202 tona yükseldi.” Zeytinyağının yüzde 46’sı ABD’ye ihraç edildi Türkiye, 2024/25 sezonunda 128 ülke ve gümrüklü bölgeye altın sıvı ihraç ederken zirvede 20 bin 938 tonla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. ABD’ye yapılan altın sıvı ihracatının döviz getirisi 94 milyon 327 bin dolar oldu. Zeytinyağı ihracatında ABD miktar bazında yüzde 46’ya ulaştı. Zeytinyağı ihracatında ikinci sıranın sahibi 22 milyon 511 bin dolarla Japonya olurken, Kanada 14 milyon 257 bin dolarlık taleple ismini üçüncü sıraya yazdırdı. Türk zeytinyağı sektörünün geleneksel ihraç pazarlarından Suudi Arabistan’a 2024/25 sezonunda 10,8 milyon dolarlık altın sıvı gönderildi.

16 Ülkeden Öncü Firmalar R+T Turkey 2025’te İstanbul’da Buluşuyor Haber

16 Ülkeden Öncü Firmalar R+T Turkey 2025’te İstanbul’da Buluşuyor

Bu yıl, 16 ülkeden sektörün önde gelen firmaları şimdiden katılımını kesinleştirdi. Türkiye’nin yanı sıra ABD, Avustralya, Çin, Güney Kore, İngiltere, İspanya, Kanada, Kazakistan, Kırgızistan, Lüksemburg, Romanya, Singapur, Tayland, Tayvan ve Yunanistan gibi ülkelerden firmaların yer aldığı Uluslararası Güneşten Koruma ve Otomatik Kapı Sistemleri Fuarı – R+T Turkey 2025, sektördeki uluslararası iş birlikleri ve ihracat bağlantılarına zemin hazırlıyor. R+T Turkey: Katılımcıların ihracat hedeflerini destekleyecek bir ticari platform Messe Stuttgart Ares Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop: “2023 yılında düzenlenen son etkinlikte, 11 bin metrekarelik alanda 127 katılımcıyı, 90 ülkeden 5 bini aşkın ziyaretçiyle bir araya getirdik. Bu başarıyı, katılımcılarımızın ihracat hedeflerini destekleyecek şekilde daha da ileri taşımayı amaçlıyoruz. Bu yıl da iki salonda gerçekleşecek R+T Turkey, 16 ülkeden katılımcıyı 90’ın üzerinden ülkeden ziyaretçi ile bir araya getirecek. Avrupa ve Asya arasında bir bağlantı noktası olan İstanbul’da düzenlenen R+T Turkey, hem ziyaretçileri hem katılımcıları için elverişli bir buluşma noktası. 8 ülkeye sınır geçişi ve 95 ülkenin vizesiz erişim imkanı, Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’dan ziyaretçi ulaşımını kolaylaştırıyor. Türkiye Ticaret Bakanlığı’nın bu fuarı dış ticaret teşvik programına dahil etmesi ve böylece Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’daki ziyaretçi çalışmalarını desteklemesi de R+T Turkey Fuarı’nın önemini ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.