Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Aydın

Kapsül Haber Ajansı - Aydın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aydın haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı Haber

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa’daki sektör kuruluşlarıyla uzun yıllara dayanan iş birliğini; üretim sahasından araştırma kurumlarına, ihracatçı işletmelerden Avrupa’daki karar alma süreçlerine uzanan kapsamlı bir programla güçlendirdi. Bu buluşma, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin Avrupa’daki sektör paydaşlarıyla yürüttüğü uzun soluklu iş birliğinde yeni bir aşamayı temsil etti. Geçmiş yıllarda FRUCOM temsilcilerini Türkiye’de ağırlayan Birlik, bu kez ilk kez FRUCOM’un yanı sıra Almanya’dan Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’dan Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticilerini aynı programda bir araya getirdi. Avrupa kuru meyve ticaretinde farklı pazarlarda güçlü temsil kabiliyetine sahip üç kuruluşun üst düzey yöneticilerinin eş zamanlı olarak Ege Bölgesi’nde buluşması, Türk kuru meyve sektörünün Avrupa ile kurduğu doğrudan ve kurumsal diyaloğun ulaştığı seviyeyi ortaya koydu. Brüksel merkezli Avrupa Kuru Meyve, Kuruyemiş, Konserve ve Benzeri Ürünler Ticaret Federasyonu FRUCOM, Almanya’da yerleşik Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve Hollanda’da yerleşik Nederlandse Zuidvruchten Vereniging (NZV) yöneticileri, EİB’nin davetiyle 29 Ağustos–3 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir, Aydın ve Manisa’da ağırlandı. Heyette; FRUCOM Genel Sekreteri Anna Boulova, FRUCOM Gıda Politikaları Danışmanı ve aynı zamanda Birleşik Krallık’ta kuru meyve ve kuruyemiş sektörünü temsil eden The Nut & Dried Fruit Trade Association’ın (NDFTA) teknik gündemini takip eden João Pereira, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. Genel Müdürü Jeanette Gonnermann ve Gıda Politikaları Danışmanı Ute Thote ile NZV Sekreteri Barbara Niemans ve Mevzuat İşleri Danışmanı Danielle Vreedzaam yer aldı. Program boyunca Avrupalı paydaşlar üretici, araştırmacı ve ihracatçılarla doğrudan buluştu; Türk kuru meyvesinin bahçeden hasada, kurutmadan laboratuvar analizlerine, ürün kabulünden işleme ve kalite kontrole, ihracattan uluslararası pazarlamaya kadar uzanan değer zincirini yerinde görme fırsatı buldu. Kuru incirin dünya pazarındaki gücü Aydın’da sahada anlatıldı Programın Aydın etabında kuru incir üretici bahçeleri ile işleme ve ihracat tesisleri ziyaret edildi. Heyete Sarılop kuru incirinin yetiştiği özel ekolojik koşullar, üretim uygulamaları, hasat ve kurutma süreçleri, ürün kabulü, sınıflandırma, kalite kontrol ve ihracata hazırlık aşamaları ayrıntılı olarak aktarıldı. İncir Araştırma Enstitüsü’nde ise kuru incirde verim ve kalitenin geliştirilmesi, üretim sorunlarının çözümü ve gıda güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik araştırma ve teknik çalışmalar paylaşıldı. Böylece Türk kuru incirinin dünya pazarlarındaki güçlü konumunun arkasında yer alan üretici deneyimi, bilimsel araştırma altyapısı, kalite yaklaşımı ve ihracatçı sektörün teknik kapasitesi aynı program içinde sahada ortaya konuldu. Bornova’da bilimsel ve teknik altyapı incelendi İzmir’de Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bitki sağlığı, zararlılarla mücadele, ürün güvenilirliği ve gıda güvenliği alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alındı. Heyet, Enstitünün laboratuvar ve teknik altyapısını yerinde incelerken, sektörün güncel ihtiyaçları doğrultusunda önümüzdeki dönemde geliştirilebilecek teknik iş birliği alanları da değerlendirildi. Avrupa’nın kuru meyve gündemi EİB’de ihracatçılarla masaya yatırıldı Programın önemli ayaklarından biri, Ege İhracatçı Birlikleri’nde sektör firmalarının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı oldu. FRUCOM, Waren-Verein der Hamburger Börse e.V. ve NZV yöneticileri toplantıda kuruluşlarının faaliyetlerini, Avrupa kuru meyve pazarındaki gelişmeleri, ithalatçıların ve perakende sektörünün beklentilerini, sürdürülebilirlik taleplerini ve Avrupa Birliği mevzuatındaki güncel gelişmeleri aktardı. Türk kuru kayısısı, kuru inciri ve çekirdeksiz kuru üzümünün Avrupa pazarındaki konumu ile gıda güvenliği, kalite, mikotoksinler, pestisit düzenlemeleri, sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve tedarik zincirindeki yeni beklentiler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap oturumunda Türk ihracatçıları ile Avrupalı sektör yöneticileri arasında doğrudan ve yoğun bir bilgi alışverişi gerçekleştirildi. Gabay: “Sahadaki çalışmalarımızı Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz” Avrupa’nın Türk kuru meyve sektörü açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, sektörün rekabet gücünü korumak için üretimden uluslararası mevzuata kadar bütüncül bir çalışma yürüttüklerini söyledi. “Üreticimizle sahada kalite ve gıda güvenliğini geliştirmek için çalışıyor, araştırma kurumlarımızla bilimsel ve teknik altyapımızı güçlendiriyor, işletmelerimiz ve ihracatçılarımızla uluslararası pazarların beklentilerine hazırlanıyoruz. Aynı zamanda Avrupa’daki sektör kuruluşları ve karar vericilerle sürekli temas halindeyiz. Sahada yürüttüğümüz çalışmaları Avrupa’daki aktif temsilimizle tamamlıyoruz.” Türk kuru meyvesinin dünya pazarındaki güçlü konumunun uzun yıllara dayanan bir üretim kültürünün yanı sıra güçlü kurumsal ve teknik altyapıya dayandığını belirten Gabay, “Araştırma kurumlarımız, gelişmiş laboratuvarlarımız, deneyimli üreticilerimiz, yüksek teknik kapasiteye sahip işletmelerimiz ve dünya pazarlarını yakından takip eden ihracatçılarımızla güçlü bir yapıya sahibiz. Avrupalı paydaşlarımıza bu yapıyı üretimden ihracata bütün aşamalarıyla gösterdik” dedi. Gıda güvenliği ile sürdürülebilir ticaret birlikte gözetilmeli Toplantıda Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren ve gündemde bulunan yeni düzenlemelerin sektöre etkileri de ele alındı. Gabay, tüketici sağlığının korunmasının sektörün temel önceliği olduğunu vurgulayarak, düzenlemelerin bilimsel veriler ve kapsamlı etki analizleri temelinde hazırlanması gerektiğini söyledi. “Gıda güvenliğinden taviz verilmesi söz konusu olamaz. Bununla birlikte üretici, ihracatçı ve ithalatçı açısından uygulanabilir, bilimsel temelli düzenlemelere ihtiyaç var. Üretim planlamasının yapılabilmesi ve mevcut tedarik zincirinin yeni kurallara uyum sağlayabilmesi için yeterli geçiş sürelerinin tanınması büyük önem taşıyor. Sektörde elde edilen analiz verilerinin karar alma süreçlerine bilimsel dayanak oluşturması gerektiğine inanıyoruz.” Manisa’da çekirdeksiz kuru üzümün tüm zinciri yerinde değerlendirildi Programın Manisa etabında ilk olarak Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ziyaret edilerek bağcılık alanındaki Ar-Ge çalışmaları, laboratuvar altyapısı ve gıda teknolojilerine ilişkin uygulamalar hakkında detaylı bilgi alındı. Ziyaret kapsamında ürün tadımı ve hasat demonstrasyonu gerçekleştirildi. Gün boyunca Manisa’nın farklı bölgelerinde devam eden bağ, sergi alanı ve kuru üzüm işleme tesisi ziyaretlerinde erken uyarı sistemleri, bağ yönetimi, hasat, kurutma, ürün kabulü ve mal alımı, işleme, kalite kontrol ve pazarlama süreçleri sahada ele alındı. Avrupa’daki iş birliği somut çalışmalarla devam edecek Programla Avrupalı paydaşlara, Türkiye’nin kuru meyvedeki uluslararası konumunun yalnızca üretim miktarından değil; köklü üretim kültürü, Ar-Ge kapasitesi, laboratuvar altyapısı, üretici deneyimi, modern işleme tesisleri, kalite sistemleri ve ihracat tecrübesinden oluşan güçlü bir ekosistemden kaynaklandığı aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Program sonunda, Avrupalı paydaşlar, Türkiye’de edindikleri bilgi ve değerlendirmeleri kendi ülkelerindeki ilgili sektör kuruluşları ve kurumlarla paylaşacaklarını ifade ederken; teknik diyaloğun sürdürülmesi, sektörün öncelikli konularında ortak girişimlerin geliştirilmesi ve önümüzdeki dönemde daha kapsamlı iş birliği programları ile karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi konusunda mutabık kalındı.

Yumaklı Açıkladı: 2026’da 94 Bin Ton Kuru İncir Rekoltesi Bekleniyor Haber

Yumaklı Açıkladı: 2026’da 94 Bin Ton Kuru İncir Rekoltesi Bekleniyor

Bakan Yumaklı, İncirliova ilçesinde bulunan İncir Araştırma Enstitüsü'nde incir hasadına katıldı. Tarım işçileriyle bir araya gelen Yumaklı, işçilerle birlikte örtü üstüne düşen kuru incirleri ve ağaçlardaki yaş incirleri topladı. Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Girne Limanı açıklarında batan gemide hayatını kaybedenlere başsağlığı, yaralılara şifa diledi. Aydın'a incir hasadına katılmak için geldiğini belirten Yumaklı, Türkiye'nin bu yıl son 66 yılın en iyi yağışını aldığını ifade etti. Birçok üründe yüksek rekolte beklendiğini aktaran Bakan Yumaklı, "Özellikle hububatta artık tamamlanma aşamasına geldi. 140 milyon tonun üzerinde bir bitkisel üretim miktarı bekliyoruz. Bu bütün zamanların en önemli en büyük rekoru olmuş olacak." dedi. “DÜNYA KURU İNCİR TALEBİNİN YÜZDE 60-65'LİK ORANINI ÜLKEMİZ KARŞILIYOR" Türkiye'nin incir üretiminde dünyada ilk sırada olduğunu vurgulayan Yumaklı, şöyle konuştu: "Türkiye, dünya incir üretiminde yüzde 28'lik oranla birinci sırada. Aynı zamanda kuru incirde de çok önemli bir ihracatçı. 2026 rekolte tahmini yaklaşık 388 bin ton yaş incir, 94 bin ton da kuru incir olarak gerçekleşmiş olacak. Dünya kuru incir talebinin de ülkemiz yaklaşık yüzde 60 ila 65'i oranında bir yüzdesini karşılıyor. Bu anlamda hakikaten çok emsalsiz bir ürünün dünya birinciliği de ülkemizde. Türkiye'deki incirin de yüzde 60'ı aynı zamanda Aydın'da üretiliyor. Aynı zamanda organik incir üretimi de yine Aydın'da çok önemli miktarlarda gerçekleşiyor. Türkiye'de üretilen organik incirin de yüzde 84'ü Aydın'da." İncir Araştırma Enstitüsü'nün Aydın başta olmak üzere Türkiye'deki incir üretimine yönelik Ar-Ge çalışmalarını yürüttüğünü belirten Yumaklı, enstitünün gen bankasında 354 incir çeşidinin genetik kaynaklarının korunduğunu söyledi. Bakan Yumaklı, incirde hasat, depolama, işleme, iklim ve diğer koşullara bağlı olarak aflatoksin ve okratoksin oluşabildiğine dikkati çekti. Bu tür sorunların ihracatta ürünlerin geri dönmesine neden olabileceğini ifade eden Yumaklı, "Biz sorunların minimuma indirilmesi için hem kendimiz bakanlık olarak hem üreticiler olarak hem de bunun ihracatını yapanlar olarak birlikte çalışmaya gayret ediyoruz." dedi. İncirin Türkiye için önemli bir geçim kaynağı ve dünya birinciliğine sahip bir ürün olduğunu vurgulayan Yumaklı, sektördeki sorunların çözümü için üretici, ihracatçı ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. İncir işleme tesislerinin sözleşmeli üretim yapmasının sektöre disiplin getirmesi açısından önemli olduğunu belirten Yumaklı, ürünün toplanmasından pazara sunulmasına kadar farklı aşamalarda bakanlığın destek ve teşviklerinin bulunduğunu ifade etti. Yumaklı, ülkede hasat döneminin tüm üreticiler için hayırlı ve bereketli olması temennisinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGA İstanbul Havalimanı’nın Zafer Yolu Projesi 6. Yılında Haber

İGA İstanbul Havalimanı’nın Zafer Yolu Projesi 6. Yılında

Türkiye’nin ‘zafer anıtı’ İGA İstanbul Havalimanı, tarihe duyduğu saygıyı ve geleceğe olan inancını “Zafer Yolu” projesiyle yaşatmaya devam ediyor. Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, Türk milletinin birlik ve direnişinin en önemli sembollerinden biri olan Büyük Taarruz’un güzergâhındaki köy okullarına çeşitli destekler sağlanıyor. Bu yıl proje kapsamında Eskişehir’deki Şehit Mustafa Özdemir Ortaokulu’nda öğrencilerin teknolojiye erişimini kolaylaştırmak ve dijital becerilerini desteklemek amacıyla bilişim teknolojileri sınıfı oluşturuldu. Eskişehir Nurettin Topçu İlkokulu’nda ise fiziksel gelişimi, takım çalışmasını ve sosyalleşmeyi destekleyecek çok amaçlı spor sahası tamamlandı. Tarih bilincinin yaşatılmasının yanı sıra toplumsal fayda yaratmayı da amaçlayan “Zafer Yolu” projesi; Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Eskişehir, Balıkesir, Aydın, Manisa, İzmir, Bursa, Bandırma ve Erdek’i kapsıyor. 2021 yılında Afyon’un Garipçe Köyü’nden başlayan proje, Afyon Sinanpaşa’daki Kınık Köy Okulu ve Karacaören İlkokulu ile sürdü. Kütahya’daki Fuat Paşa Ortaokulu’nda Bilişim Teknolojileri sınıfı kuruldu ve 3 bin kitaplık kütüphane oluşturuldu. Geçen yıl ise Uşak’taki Bozkuş İlkokulu ve Bozkuş Ortaokulu’nun eğitim altyapısını güçlendiren İGA, okullarda bilişim sınıfı ve kütüphane kurdu. İGA Sosyal Dayanışma Kulübü de öğrencilere kırtasiye, kitap ve oyuncak desteğinde bulundu. İGA’da 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel kutlama İGA İstanbul Havalimanı, bayramların taşıdığı ortak değerleri misafirleriyle birlikte yaşatmayı sürdürüyor. 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında bu yıl da Terminal’de özel kutlamalar yapılacak. İstanbul Havalimanı, Türk bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyazla süslenecek; bando ve kortej ekipleri de yolcuları bayram coşkusuna ortak edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Panasonic, İki Yeni Showroomla Marka Deneyimini Ege Bölgesi'ne Taşıyor Haber

Panasonic, İki Yeni Showroomla Marka Deneyimini Ege Bölgesi'ne Taşıyor

Panasonic, Japon mühendisliğini nanoe™ X teknolojisiyle desteklenen gelişmiş hava kalitesi çözümleriyle bir araya getiriyor. Türkiye'deki showroom yatırımlarını sürdüren marka, Ege Bölgesi'nde iki yeni adresle bayi ağını genişletiyor. TLC Klima güvencesiyle hayata geçen Denizli Merkezefendi Bayisi ve Aydın Efeler Bayisi, Panasonic'in yeni nesil showroom konseptini bölge kullanıcılarıyla buluşturuyor. Hava kalitesinde Panasonic imzası: nanoe™ X Showroomlarda Panasonic'in iklimlendirme yaklaşımının önemli parçalarından biri olan nanoe™ X teknolojisi de ziyaretçilerle buluşuyor. Su moleküllerinden yararlanarak hidroksil radikalleri üreten nanoe™ X, iç ortam hava kalitesinin iyileştirilmesine katkı sağlıyor. Panasonic'in uzun yıllara dayanan hava kalitesi araştırmalarının bir sonucu olan teknoloji, iklimlendirmeyi yalnızca sıcaklık kontrolünün ötesine taşıyarak daha konforlu ve nitelikli yaşam alanları oluşturmayı hedefliyor. Showroomda ziyaretçileri özel bir deneyim bekliyor Denizli Merkezefendi ve Aydın Efeler'deki showroomlar, ziyaretçileri özel bir deneyime davet ediyor. Girişte Panasonic'in kurucusu Konosuke Matsushita'nın "daha iyiye ulaşma" ilkesine yer verilirken, ilerleyen bölümlerde her ürün kendine özel tasarlanan sergileme alanlarında sunuluyor. Tavanı boydan boya kateden organik ışık çizgileri ve oval sergileme modülleri ise yenilikçi ve akıcı bir tasarım diliyle markanın görünmeyen teknolojisini mekana taşıyor. Panasonic'in geniş ürün yelpazesi tek çatı altında buluşuyor İki showroomda da ziyaretçiler, Panasonic'in geniş ürün yelpazesini yakından inceleme fırsatı buluyor. Duvar tipi split klimalarda Etherea ve BZ serileri, Multi TZ sistemleri ve VRF sistemleri; konut ve ticari projelerin farklı ihtiyaçlarına yönelik seçenekleriyle showroomlarda sergileniyor. Showroom deneyimini avantajlı fırsatlar tamamlıyor Denizli Merkezefendi ve Aydın Efeler bayilerini ziyaret edenler, Panasonic'in Türkiye genelinde sürdürdüğü kampanyalardan yararlanabiliyor. Kampanya kapsamında Panasonic klima ürünlerinde 12 taksit imkanı ve 10 yıl garanti avantajı sunuluyor. Ege Bölgesi'ndeki bu iki yeni showroom yatırımı, Panasonic'in ülke genelindeki bayi ağında tutarlı ve premium bir marka kimliği kurma hedefinin bir parçası. TLC Klima, önümüzdeki dönemde showroom konseptini farklı bölgelerdeki bayileriyle birlikte yaygınlaştırmayı planlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Didim Belediyesi Yatırım Şampiyonu Haber

Didim Belediyesi Yatırım Şampiyonu

Aydın Valisi Sn. Dr. Osman Varol başkanlığında gerçekleştirilen İl Koordinasyon Kurulu 2026 Yılı 3. Dönem Toplantısı'nda, il genelinde yürütülen kamu ve yerel yönetim yatırımları değerlendirildi. Toplantıda açıklanan verilere göre Didim Belediyesi, proje büyüklüğü bakımından Aydın genelinde birinci sırada yer alarak yatırım alanındaki başarısını bir kez daha ortaya koydu. PLANLI YATIRIM ANLAYIŞI BAŞARIYI GETİRDİ Toplantıda paylaşılan verilere göre Aydın genelinde yerel yönetimler tarafından yürütülen 53 proje değerlendirilirken, Didim Belediyesi doğru kaynak yönetimi, planlı yatırım anlayışı ve halkın ihtiyaçlarını önceleyen belediyecilik yaklaşımıyla Aydın genelinde ilk sırada yer aldı. Hayata geçirilen projelerle kentin ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üreten Didim Belediyesi, yaşam kalitesini artıran yatırımları kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. BAŞKAN HATİCE GENÇAY: “İŞİMİZİ CİDDİYE ALIYORUZ” Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, elde edilen başarının planlı ve halk odaklı belediyecilik anlayışının bir sonucu olduğunu belirterek şunları söyledi: “Aydın Valiliğimizin açıkladığı verilerde, proje büyüklüğü bakımından Aydın’ın en çok yatırım yapan ilçe belediyesi olmasını sadece bir istatistik olarak görmüyoruz, bu sonuç; halkına saygılı, özenli ve planlı belediyecilik anlayışımızın doğal sonucudur. Didim halkının kaynaklarını yine Didim için kullanıyoruz. Bütçe disiplinini, doğru kaynak yönetimini ve tasarrufu belediyeciliğimizin temel ilkeleri olarak görüyoruz. Çünkü doğru planlanan bir bütçe, yatırım kapasitesini de büyütür. Son dönemde öz kaynaklarımızı güçlendirirken makine ve araç filomuzu da önemli ölçüde büyüttük. Böylece hem hizmet üretme gücümüzü hem de yatırım potansiyelimizi artırdık. Aydın Valiliğimizin verileri de gösteriyor ki kısa sürede ulaştığımız bu yatırım büyüklüğü; planlı çalışmanın, mali disiplinin ve halkımızın emanet ettiği kaynakları doğru ve yerinde kullandığınız zaman mutlaka başarılı sonuçlar alıyorsunuz. Didim halkının bütçesini yine Didim için, kalıcı eserler ve nitelikli hizmetler üretmek amacıyla kullanmanın gururunu yaşıyoruz. Aynı anlayışla kaynaklarımızı verimli kullanmaya, yatırım üretmeye ve Didim’in geleceğine değer katmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuşadası ve Söke’ye İçme Suyu Yatırımı Haber

Kuşadası ve Söke’ye İçme Suyu Yatırımı

Bakan Yumaklı, yaptığı açıklamada, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün (DSİ) dev su ve sulama yatırımlarına devam ettiğini bildirdi. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın getirdiği kuraklık riskine karşı yatırımların zamanında yapılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Yumaklı, ülkenin önemli tarım ve turizm merkezlerinden olan bölgenin içme suyu teminine yönelik Aydın Kuşadası Söke İçmesuyu İsale Hattı Projesi'nde ihale sürecinin tamamlandığını belirtti. Yumaklı, Sarıçay Barajı'ndan yıllık 20,75 milyon metreküp su aktarılacak olan "Aydın Kuşadası Söke İçmesuyu İsale Hattı" projesinin ihale sözleşme bedelinin 2 milyar 715 milyon TL olduğunu aktararak projenin bölgede 300 binden fazla vatandaşa hizmet vereceğinin altını çizdi. Projeyle Söke, Kuşadası, Davutlar ve Güzelçamlı yerleşim yerlerinin 2050 yılına kadar olan içme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyacının garanti altına alındığını bildiren Yumaklı, “Tesis tamamlandığında bölgede toplam 303.160 kişiye kesintisiz ve kaliteli içme suyu ulaştırılacak. Projenin ana su kaynağı olan Sarıçay Barajı gövde inşaatında %88 fiziki gerçekleşme seviyesine ulaşıldı. Proje kapsamında; 67 kilometre uzunluğunda çelik boru isale hattı, 1 adet terfi merkezi ve her biri 1.000 m³ kapasiteli 4 adet yeni su deposu inşa edilecek. İsale hattı inşaatının ilerleme durumuna göre 100.000 m³/gün kapasiteli arıtma tesisinin ihalesi de ayrıca gerçekleştirilecek" vurgusu yaptı. "SU YÖNETİMİ BİR TERCİH DEĞİL, YAŞAMSAL BİR ZORUNLULUKTUR" Bakan Yumaklı, sürdürülebilir kalkınma ve kaliteli yaşam için suyun "olmazsa olmaz" niteliğinde temel bir ihtiyaç olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sürekli gelişen bir kalkınma için en önemli yaşamsal kaynaklardan birisi hiç şüphesiz sudur. Yeterli miktarda ve iyi kalitede içme suyuna erişim yaşamsal bir gerekliliktir. Sosyal ve ekonomik gelişme ile birlikte yükselen hayat standartları, kişi başına düşen su ihtiyacını da artırmaktadır. Bu sebeple yeni su kaynaklarının geliştirilmesi ve vatandaşlarımızın hizmetine sunulması bir tercih değil, zorunluluktur. Dünyada ve ülkemizde su kaynakları kısıtlı olsa da doğru ve etkin su yönetimi anlayışıyla su kıtlığının önüne geçmek mümkündür." "81 İL İÇME SUYU EYLEM PLANI" İLE GELECEK NESİLLER GÜVENCEDE Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'nün 1968 yılından bu yana hizmete aldığı 436 içme suyu projesiyle yıllık 5,4 milyar metreküp su temin ettiğini belirten Bakan Yumaklı, Türkiye genelinde yürütülen stratejik planlamaya ilişkin şunları kaydetti: "Mardin'den Edirne'ye, Trabzon'dan Afyonkarahisar'a kadar ülkemizin dört bir yanında içme suyu yatırımlarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bakanlık olarak şehirlerimizde içme suyu sıkıntısı yaşanmaması adına hazırladığımız '81 İl İçmesuyu Eylem Planı' ile illerimizin 2040, 2055 ve hatta 2071 yıllarına kadar olan su ihtiyacını detaylıca planladık. Bu eylem planı sayesinde, yaşanan kurak dönemlerde dahi vatandaşlarımıza su sıkıntısını hissettirmeden süreci yönetiyoruz." Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, yeni yapılacak Kuşadası Söke İsale Hattı'nın hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını temenni etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim, “Onarım Enerjisi” ile Onarıcı Tarımı Destekliyor Haber

Enerjisa Üretim, “Onarım Enerjisi” ile Onarıcı Tarımı Destekliyor

Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümüne yön veren Enerjisa Üretim, sürdürülebilirlik vizyonunu enerji üretiminin de ötesine taşıyan yeni sosyal etki programı Onarım Enerjisi’ni başlattı. Yenilenebilir enerji yatırımlarının etki alanındaki bölgelerde Mart 2026 itibariyle hayata geçirilen program, onarıcı tarım uygulamalarını yaygınlaştırarak doğal kaynakların korunmasını, üreticilerin iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artmasını ve yerel toplulukların ekonomik dayanıklılığının güçlenmesini amaçlıyor. Programın ilk uygulama alanı olarak Aydın’da, Dampınar Rüzgâr Enerji Santrali’nin etki alanındaki incir üreticisi köylerbelirlendi. Türkiye’nin önemli tarımsal değerlerinden biri olan incirin, iklim değişikliğine karşı onarıcı tarım yöntemleriyle geleceğe taşınmasını hedefleyen çalışmalar kapsamında üreticilere eğitim, bire bir mentorluk, teknik danışmanlık ve uygulama desteği sağlanıyor. Enerjinin Dönüştüğü Bölgelerde Toprağın da Geleceği Güçleniyor Dört yıllık bir dönüşüm programı olarak tasarlanan Onarım Enerjisi, Enerjisa Üretim’in Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları çevresindeki kırsal yerleşimlerde uygulanıyor. Programın ilk yılında Aydın, Çanakkale, İzmir ve Balıkesir’deki rüzgâr enerjisi santrallerinin etki alanında yer alan yaklaşık 30 köyde 300’den fazla üreticiye ulaşılması hedefleniyor. Programın ilerleyen dönemlerinde Muğla ve Edirne’nin de kapsama alınmasıyla etki alanının genişletilmesi planlanıyor. Onarım Enerjisi kapsamında kadınlar ve gençler başta olmak üzere üreticilerin onarıcı tarım alanında bilgi ve becerilerinin geliştirilmesi, onarıcı tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması ve iklim değişikliğine dirençli üretim modellerinin oluşturulması amaçlanıyor. İncir Üretiminde İklim Direnci ve Katma Değer Hedefi Aydın’daki pilot uygulama kapsamında incir üreticisi köylerde eğitim ve kapasite geliştirme çalışmalarının yanı sıra güneş enerjisi destekli tarımsal altyapı uygulamaları, sürdürülebilir üretim teknikleri, ürün kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar ve pazarlama süreçleride tasarlanıyor. Böylece incir üretiminde kalite ve sürdürülebilirliğin artırılması, üreticilerin pazara erişim olanaklarının geliştirilmesi ve uzun vadeli ekonomik dayanıklılıklarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Program aynı zamanda yerel bilgi birikimini bilimsel yaklaşımlarla buluşturan güçlü bir iş birliği modeli sunuyor. İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Genç İşi Kooperatifi, yerel yönetimler, kamu kurumları, akademi, kooperatifler ve üreticilerle geliştirilen ortak çalışma modeli sayesinde bölgesel ihtiyaçlara uygun, kalıcı ve ölçeklenebilir çözümler geliştiriliyor. Enerji Dönüşümüne Sosyal Dönüşüm Eşlik Ediyor Enerji dönüşümünü yalnızca elektrik üretmekle sınırlı görmeyen Enerjisa Üretim, faaliyet gösterdiği bölgelerde toprağın verimliliğini artıran, biyolojik çeşitliliği destekleyen ve üreticilerin iklim değişikliğine uyum kapasitesini güçlendiren uygulamaları sürdürülebilir kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyor. Şirket, Onarım Enerjisi ile enerji üretmenin yanında toprağın yeniden canlanmasına, üreticilerin güçlenmesine, doğal kaynakların korunmasına ve kırsal kalkınmanın desteklenmesine katkı sunuyor. Aydın’da incir üreticileriyle başlayan bu dönüşüm yolculuğu, önümüzdeki dönemde farklı üretim desenlerine sahip bölgelere yayılarak yenilenebilir enerji ile sürdürülebilir tarımı buluşturan örnek bir kalkınma modeline dönüşmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’daki Aşırı Sıcaklar Soğutma Açığını Gözler Önüne Serdi Haber

Avrupa’daki Aşırı Sıcaklar Soğutma Açığını Gözler Önüne Serdi

Türkiye’nin en büyük online hizmet platformu Armut.com, Avrupa genelinde yaşanan aşırı sıcaklıklarla paralel olarak platformda yaşanan hareketlilik sonrasında klima sahiplik oranının düşük olduğu Avrupa ülkelerinin “soğutma açığıyla” karşı karşıya kaldığını ortaya koydu. İklim krizinin etkisiyle rekor sıcaklıkların yaşandığı ve termometrelerin Avrupa kıtası genelinde 40°C’nin üzerini gördüğü 2026 yazında, Türkiye’nin en büyük online hizmet platformu Armut.com, ev teknolojileri ve iklimlendirme trendlerine ışık tutan kapsamlı bir bölgesel analiz gerçekleştirdi. Mayıs 2025 – Haziran 2026 dönemini kapsayan bölgesel veri analiz, Avrupa genelinde yaşanan aşırı sıcak hava dalgalarının tüketici davranışları üzerindeki yapısal etkilerini ortaya koydu. Klima sahiplik oranının düşük olduğu Avrupa ülkelerinde yeni klima satın alma yoluna gitmek zorunda kalan tüketicilerin montaj talepleri yoğunlaşırken, klima kültürüne aşina olan Türkiye, bütçe odaklı bir yaklaşımla yeni cihaz almak yerine mevcut olanı yenilemeyi seçti. Sıcak Hava Dalgaları Avrupa’nın “Soğutma Açığını” Ortaya Çıkardı Uluslararası analizler ve Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) verilerine göre, konutların geleneksel olarak sıcaklığı dışarı atmak yerine içeride tutacak şekilde inşa edildiği ve ortalama klima sahiplik oranının yüzde 20 seviyelerinde seyrettiği Avrupa genelinde aniden bastıran sıcak hava dalgası ülkeleri hazırlıksız yakalayarak derin bir "soğutma açığı" olduğunu ortaya çıkardı. Evlerin yalnızca yüzde 7’sinde klimanın bulunduğu ve serin iklimiyle bilinen Birleşik Krallık (İngiltere), rekor sıcaklar karşısında panik satın almasına yöneldi. İngiliz tüketiciler sıfırdan Klima Montajı hizmetine akın etti; ülkede Mayıs ayında Klima Montaj talepleri yüzde 283 artarak tarihi bir rekor kırarken, Haziran ayında geçen yıla kıyasla yüzde 340 gibi rekor bir klima montaj artışıyla bu paniği en net gösteren pazar oldu. Haziran ayında toplam klima hizmet talepleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 150, Mayıs ayına göre ise yüzde 333 gibi sıra dışı bir büyüme kaydetti. Klima penetrasyonunun görece daha dengeli (yüzde 40 civarında) olduğu İspanya'da ise bunaltıcı sıcaklar, tüketicileri mevcut sistemleri yenilemeye veya yeni odalara klima kurmaya zorladı. İspanya'da Haziran ayındaki yeni Klima Montaj talepleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 373 oranında artış göstererek kıta genelinde sıfır cihaz kurulumunun en agresif yaşandığı pazar oldu. Evlerin yaklaşık yüzde 50'sinde klima bulunan ve Akdeniz iklimine en hazır ülke konumundaki İtalya ise paniğe kapılmadan süreci yönetti. İtalya'da Haziran ayında toplam klima hizmetleri geçen yıla göre yüzde 22 artışla daha stabil bir seyir izlerken, Klima Montaj talepleri aylık bazda yüzde 130 büyüdü. Küresel enerji verilerine göre her üç haneden birinde en az bir klimanın bulunduğu (yüzde 32 seviyelerinde) Romanya’da ise tüketiciler, ellerindeki cihazların sınırlarını zorladı. Haziran ayında Romanya'da toplam klima hizmetleri yüzde 144 artarken, mevcut klimaların performansını artırmaya yönelik Klima Gazı Dolumu (Freon) talepleri bir ayda yüzde 482 büyüyerek Avrupa rekoru kırdı. Türkiye Yenisini Almadı, Eskisine Sarıldı Avrupa genelinde tüketiciler sisteme sıfırdan dahil olmak ya da yeni cihazlar satın alma yoluna giderken; Türk tüketicisi, hazırlıklarını son dakikaya (Haziran ayına) bırakmış olsa da tercihini mevcut klimalarının ömrünü uzatmak ve performansını artırmak yönünde kullandı. Türkiye genelinde yeni Klima Montaj talepleri Haziran ayında yüzde 140 gibi güçlü bir artış gösterse de asıl büyük kırılım bakım ve sarf malzemesi kategorilerinde yaşandı. Klimaların soğutma verimliliğini doğrudan belirleyen Klima Gazı Dolumu (Freon) talepleri Haziran ayında aylık bazda yüzde 243 oranında artarak Türkiye'nin en çok yöneldiği hizmet oldu. Benzer şekilde, enerji tasarrufu ve hijyen sağlayan Klima Temizliği ve Bakımı talepleri de Haziran ayında yüzde 180 artış göstererek geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16'lık bir net büyüme yakaladı. İç Pazarda Sanayinin ve Sıcağın Merkezleri En Hızlı Tepkiyi Verdi Türkiye coğrafyasındaki kırılıma bakıldığında, toplam talebin yüzde 41’ini İstanbul, yüzde 18’ini ise İzmir’in oluşturduğu görülüyor. Mayıs ayından Haziran ayına geçişte talebini en çok katlayan bölge ise Anadolu şehirleri oldu. Kavurucu yaz sıcaklarının ve yüksek nemin ani bastırdığı Güneydoğu'nun sanayi merkezi Gaziantep, bir ay içinde klima taleplerini yüzde 328 artırarak Türkiye'nin sıcak dalgasına en hızlı reaksiyon gösteren şehri oldu. Marmara’nın üretim üssü Tekirdağ’da yüzde 295, başkent Ankara’da ise yüzde 265 talep artışı oldu. Turizm ve tarım lokomotifleri Aydın (yüzde 251), Mersin (yüzde 250) ve Antalya (yüzde 229) da son dakika bastıran sıcaklara en hızlı servis çağıran diğer iller olarak öne çıktı. Trafikte de Alarm Verildi: Araç Klimalarına Talep Yüksek Sıcak dalgasının etkisi yalnızca evlerle sınırlı kalmadı; trafikteki bunaltıcı hava sürücüleri de erken önlem almaya itti. Türkiye ve İtalya'daki tüketiciler, evlerinden önce araçlarının iklimlendirme sistemlerine el attı. Mayıs ayından itibaren popülerlik kazanan Araç Klima Hizmetleri, Türkiye'de yüzde 196, İtalya'da ise yüzde 221 oranında artış göstererek yazın en erken başlayan bakım trendlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.