Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bağırsak Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Bağırsak Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bağırsak Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Probiyotik İçecek Trendinde Kombucha Öne Çıkıyor Haber

Probiyotik İçecek Trendinde Kombucha Öne Çıkıyor

Son yıllarda tüketicilerin yaşam tarzlarında önemli değişimler yaşanırken, sağlıklı yaşam odağı yalnızca beslenme tercihlerinde değil, günlük tüketim alışkanlıklarında da kendini gösteriyor. Fonksiyonel gıda ve içecek kategorisi dünya genelinde büyümesini sürdürürken, tüketiciler klasik içecek alternatifleri yerine içerik değeri daha yüksek ürünlere yöneliyor. Kombucha pazarı da bu dönüşümün dikkat çeken alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Global kombucha pazarının 2025 yılında yaklaşık 4,8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı, önümüzdeki yıllarda da büyümesini sürdürmesinin beklendiği belirtiliyor. Kore ise sağlıklı yaşam ve fonksiyonel ürünler konusunda dünyada dikkat çeken pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Ülkede sağlık fonksiyonlu gıda pazarının 2024 yılında yaklaşık 4,1 milyar dolar seviyesine ulaştığı görülüyor. Kore wellness yaklaşımının temelinde yalnızca sağlıklı beslenme değil; günlük yaşam içerisinde sürdürülebilir ve dengeli alışkanlıklar oluşturmak yer alıyor. Bu anlayış doğrultusunda geliştirilen Teazen Kombucha, fermente çay kültürünü modern tüketici alışkanlıklarıyla buluşturuyor. K-Land Pazarlama Direktörü Hande Akbaş Bilici, Kore wellness kültürünün yükselişi ve kombucha trendine ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Kore’de sağlıklı yaşam anlayışı günlük hayatın doğal bir parçası olarak görülüyor. Tüketiciler artık yalnızca lezzet sunan ürünleri değil, yaşam tarzlarına uyum sağlayan, içerik açısından fark yaratan alternatifleri tercih ediyor. Kombucha da bu değişimin önemli temsilcilerinden biri haline geldi. Teazen olarak biz de Kore’nin geleneksel fermente çay kültürünü modern teknoloji ve yenilikçi yaklaşımla bir araya getirerek tüketicilere farklı bir deneyim sunuyoruz.” Kombuchanın klasik çaylardan ve şekerli gazlı içeceklerden ayrışmasının temelinde ise fermente yapısı, farklı aroma seçenekleri ve fonksiyonel içecek kategorisinde konumlanması bulunuyor. Özellikle bağırsak sağlığı, dengeli yaşam ve bilinçli tüketim konularına yönelik artan ilgi, bu kategorinin büyümesini destekleyen önemli faktörler arasında gösteriliyor. Türkiye’de de sağlıklı yaşam trendinin güçlenmesiyle birlikte fonksiyonel içeceklere yönelik tüketici ilgisinin arttığını belirten Hande Akbaş Bilici, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tüketicilerin sağlıklı yaşam konusundaki farkındalığının her geçen gün arttığını gözlemliyoruz. Özellikle genç tüketiciler, günlük rutinlerine kolayca adapte edebilecekleri, yeni nesil ve alternatif ürünleri keşfetmeye daha açık. Teazen olarak Türkiye pazarında Kore wellness anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve kombucha kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” Önümüzdeki dönemde fonksiyonel içecek kategorisinin büyümeye devam etmesi beklenirken, kombucha gibi geleneksel üretim yöntemlerini modern yaşam alışkanlıklarıyla birleştiren ürünlerin sağlıklı yaşam trendinde daha fazla yer alacağı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kore Wellness Trendi Türkiye’ye Geliyor Haber

Kore Wellness Trendi Türkiye’ye Geliyor

Son yıllarda tüketicilerin yaşam tarzlarında önemli değişimler yaşanırken, sağlıklı yaşam odağı yalnızca beslenme tercihlerinde değil, günlük tüketim alışkanlıklarında da kendini gösteriyor. Fonksiyonel gıda ve içecek kategorisi dünya genelinde büyümesini sürdürürken, tüketiciler klasik içecek alternatifleri yerine içerik değeri daha yüksek ürünlere yöneliyor. Kombucha pazarı da bu dönüşümün dikkat çeken alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Global kombucha pazarının 2025 yılında yaklaşık 4,8 milyar dolar büyüklüğe ulaştığı, önümüzdeki yıllarda da büyümesini sürdürmesinin beklendiği belirtiliyor. Kore ise sağlıklı yaşam ve fonksiyonel ürünler konusunda dünyada dikkat çeken pazarlardan biri konumunda bulunuyor. Ülkede sağlık fonksiyonlu gıda pazarının 2024 yılında yaklaşık 4,1 milyar dolar seviyesine ulaştığı görülüyor. Kore wellness yaklaşımının temelinde yalnızca sağlıklı beslenme değil; günlük yaşam içerisinde sürdürülebilir ve dengeli alışkanlıklar oluşturmak yer alıyor. Bu anlayış doğrultusunda geliştirilen Teazen Kombucha, fermente çay kültürünü modern tüketici alışkanlıklarıyla buluşturuyor. K-Land Pazarlama Direktörü Hande Akbaş Bilici, Kore wellness kültürünün yükselişi ve kombucha trendine ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Kore’de sağlıklı yaşam anlayışı günlük hayatın doğal bir parçası olarak görülüyor. Tüketiciler artık yalnızca lezzet sunan ürünleri değil, yaşam tarzlarına uyum sağlayan, içerik açısından fark yaratan alternatifleri tercih ediyor. Kombucha da bu değişimin önemli temsilcilerinden biri haline geldi. Teazen olarak biz de Kore’nin geleneksel fermente çay kültürünü modern teknoloji ve yenilikçi yaklaşımla bir araya getirerek tüketicilere farklı bir deneyim sunuyoruz.” Kombuchanın klasik çaylardan ve şekerli gazlı içeceklerden ayrışmasının temelinde ise fermente yapısı, farklı aroma seçenekleri ve fonksiyonel içecek kategorisinde konumlanması bulunuyor. Özellikle bağırsak sağlığı, dengeli yaşam ve bilinçli tüketim konularına yönelik artan ilgi, bu kategorinin büyümesini destekleyen önemli faktörler arasında gösteriliyor. Türkiye’de de sağlıklı yaşam trendinin güçlenmesiyle birlikte fonksiyonel içeceklere yönelik tüketici ilgisinin arttığını belirten Hande Akbaş Bilici, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de tüketicilerin sağlıklı yaşam konusundaki farkındalığının her geçen gün arttığını gözlemliyoruz. Özellikle genç tüketiciler, günlük rutinlerine kolayca adapte edebilecekleri, yeni nesil ve alternatif ürünleri keşfetmeye daha açık. Teazen olarak Türkiye pazarında Kore wellness anlayışını daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve kombucha kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.” Önümüzdeki dönemde fonksiyonel içecek kategorisinin büyümeye devam etmesi beklenirken, kombucha gibi geleneksel üretim yöntemlerini modern yaşam alışkanlıklarıyla birleştiren ürünlerin sağlıklı yaşam trendinde daha fazla yer alacağı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Atıştırmalıklara İlgi Artıyor, Hurma Öne Çıkıyor! Haber

Doğal Atıştırmalıklara İlgi Artıyor, Hurma Öne Çıkıyor!

Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de dikkat çekici etkileri bulunduğunu, bilimsel araştırmaların doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini kaydeden Konuk, “Özellikle gebeliğin son haftalarında hamile kadınlar için kullanımı önerilir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, 21 Temmuz Abur Cubur Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Hurma temiz içerikli doğal bir enerji kaynağı Tüketicilerin ultra işlenmiş atıştırmalıklardan uzaklaşarak hurma gibi doğal besinlere yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Tüketicilerin ultra işlenmiş atıştırmalıklar yerine hurmaya yönelmesinin temel nedeni; hurmanın kan şekerini aniden yükseltmeden doğal ve uzun süreli enerji sağlaması, lif açısından zengin olması ve kanser ile obezite gibi hastalıkları tetikleyen yapay katkı maddelerinden tamamen arınmış ‘temiz içerikli’ bir gıda olmasıdır.” dedi. Hurma besleyici bir meyvedir ancak mucizevi bir besin değildir Hurmanın son yıllarda "süper gıda" olarak anıldığını ancak bu kavramın doğru değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Konuk, “Hurma, zengin lif, vitamin, mineral ve antioksidan profiliyle oldukça besleyici bir meyvedir. Kan şekerini hızla yükseltebilen yüksek fruktoz ve glukoz içeriği nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Sağlıklı bir beslenmede değerli bir tamamlayıcıdır ancak tek başına mucizevi bir ‘süper gıda’ olarak görülmemelidir.” diye konuştu. Hurmanın yüksek diyet lifi sayesinde sindirim sistemini desteklediğini ve uzun süre tokluk hissi sağladığını söyleyen Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti: “Yüksek diyet lifi (özellikle pektin) içerdiği için bağırsak hareketlerini düzenler, sindirime yardımcı olur ve uzun süre tok tutarak kilo kontrolünü kolaylaştırır. Hücre yenilenmesi ve sinir sistemi için faydalı olan B6 vitamini açısından zengindir ve az miktarda A, C ve K vitaminleri ile folat (B9) içerir. Kalp ritmini ve kan basıncını dengelemeye yardımcı olan potasyum, kas ve kemik sağlığını destekleyen magnezyum, kansızlığı önlemeye ve vücuttaki oksijen taşıma kapasitesini artırmaya katkı sağlayan demir ile kemik ve diş minesinin güçlenmesinde kritik rol oynayan kalsiyum ve fosfor içerir.” Rafine şekere alternatif olabilir ancak miktarına dikkat edilmeli Hurmanın beyaz şekere göre çok daha besleyici bir alternatif olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Hurma; içerdiği lifler, vitaminler ve minerallerle rafine şekere göre besin değeri yüksek, harika bir alternatif olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, hurma yüksek oranda doğal şeker içermektedir. Hurma şeker alternatifi olarak kullanılacaksa, hamur işlerinde, keklerde ve tatlılarda püre haline getirilerek veya hurma özü/şurubu formunda beyaz şekere alternatif olarak kullanılabilir.” şeklinde konuştu. Kan şekeri kontrolü açısından da önemli uyarılarda bulunan Konuk, "Günlük porsiyon kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Yaklaşık üç orta boy hurma bir porsiyon olarak kabul edilebilir. Kan şekerinin ani yükselmesini önlemek amacıyla ceviz, badem gibi yağlı tohumlarla veya süt, yoğurt gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesi önerilir. Bu kombinasyonlar şekerin kana karışma hızını yavaşlatmaktadır." dedi. Sporcular için doğal performans desteği sağlayabilir Hurmanın özellikle spor yapan bireyler için güçlü bir enerji kaynağı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Konuk, “İçeriğindeki yüksek lif, doğal şeker (fruktoz ve glukoz), potasyum ve magnezyum sayesinde sporcular ve aktif bireyler için mükemmel bir doğal enerji kaynağıdır. Sindirimi kolaydır, mideyi yormadan kas glikojen depolarını hızla doldurur ve gün içi enerji düşüşlerini engeller. Hurma, içerdiği karbohidratın yanında protein ve sağlıklı yağ kaynaklarıyla desteklendiğinde kas onarımını hızlandıran ve tokluk süresini uzatan kusursuz bir ara öğüne dönüşebilir. Antrenmandan 30-45 dakika önce tüketilen 1 porsiyon hurma egzersiz performansını zirveye taşımak için gereken enerjiyi sağlar.” ifadesinde de bulundu. Doğal beslenme kronik hastalık risklerini azaltmaya katkı sağlayabilir Doğal ve lif bakımından zengin besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme modelinin birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Hurma gibi doğal ve lifli besinlerin ağırlıkta olduğu bir beslenme modeli, rafine şeker alımını azaltarak insülin direnci ve obezite gibi risklerin düşürülmesine yardımcı olur. Ayrıca kan basıncını düzenler, sindirimi iyileştirir ve zengin antioksidan yapısıyla kronik inflamasyonu baskılar. Yüksek potasyum ve çözünür lif içeriği sayesinde kan basıncını dengelemeye ve kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye destek olur. Doğal bir tatlandırıcı alternatifi sunarak şeker krizlerini engeller. Hurma, lif yapısı sayesinde düşük-orta glisemik indekse sahiptir. Bu sayede kan şekerinde ani dalgalanmalar yaratmadan dengeli bir enerji sağlar.” diye konuştu. Kanser ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine katkıda bulunuyor Bağırsak sağlığı açısından da önemli katkılar sunduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, "Yüksek posa oranı bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlık gibi sorunların önlenmesine yardımcı olur. Prebiyotik etkileri sayesinde yararlı bağırsak bakterilerinin gelişimini destekler. Midede uzun süre kalarak tokluk hissini artırır ve sağlıksız atıştırmalık tüketiminin azalmasına katkıda bulunur. Yapısındaki fenolik bileşikler ve flavonoidler gibi güçlü antioksidanlar, vücudu serbest radikallerin hasarına karşı koruyarak kanser ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine katkıda bulunur.” şeklinde sözlerini sürdürdü. Hurma doğum sürecini destekleyebilir Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de dikkat çekici etkileri bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, bilimsel araştırmaların doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini söyledi. Prof. Dr. Konuk, "Hurma, içerdiği oksitosin benzeri bileşikler ve oksitosin reseptörlerini uyarıcı etkisi sayesinde rahim kaslarını harekete geçirir. Bu doğal mekanizma rahim ağzının kolayca açılmasına, doğum eyleminin hızlanmasına ve doğum sonrası kanamaların azalmasına yardımcı olabilir." dedi. Bilimsel çalışmalarda gebeliğin son haftalarında hurma tüketiminin olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, “Rahim ağzını uyararak tıbbi müdahaleye (suni sancı/oksitosin iğnesi) olan ihtiyacı azaltabilir. Doğum sırasındaki kasılmaların düzenli ve verimli geçmesine destek olur. Doğum sonrasında rahmin toparlanmasını kolaylaştırarak kanama riskini düşürebilir. Yüksek lif, vitamin ve mineral içeriğiyle doğum anında ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlar. Hamileliğin son dönemlerinde (genellikle son birkaç hafta) hurma tüketimi bu hormonal etkiler nedeniyle uzmanlar tarafından sıklıkla önerilmektedir.” diye konuştu. Meryem Suresi'ndeki hurma vurgusu dikkat çekici Hurmanın kutsal metinlerde de yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Muhsin Konuk, Meryem Suresi'nde Hz. Meryem'e doğum sırasında hurma yemesinin tavsiye edildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Konuk, "Meryem Suresi 25. ayette Hz. Meryem'e, 'Hurma ağacını kendine doğru silkele ki üzerine taze, olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun.' buyrulmaktadır. Hurma tüketen kadınlarda rahim ağzı olgunlaşması, tüketmeyen gruba göre daha olumlu olmuştur. Hurma meyvesi 13 hayati madde ve 5 çeşit vitamin, yağ asidi ve şeker içerir. Bu nedenle, mineraller açısından zengin olan bu meyve, enerji verici ve besleyici bir gıdaya ihtiyaç duyan hamile kadınlar için önerilir. Hurma ayrıca, rahmin hazırlanmasında ve rahim ağzının olgunlaşmasında etkili olan östrojen ve progesteron hormonlarını da etkiler. Hurma meyvesi enerji verici ve besleyici bir madde olduğundan, özellikle gebeliğin son haftalarında olmak üzere, hamilelik döneminde hamile kadınlar için kullanımı önerilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lahana Turşusu Tok Tutuyor! Haber

Lahana Turşusu Tok Tutuyor!

Kübra Şahin, “Turşuda bulunan probiyotik bakteriler bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine destek olur. Sağlıklı bir bağırsak florası bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Lahana turşusunun içerdiği vitamin ve mineraller de genel metabolik işlevler için gerekli desteği sağlar.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, lahana turşusunun probiyotik değeri ve sağlık üzerindeki etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Turşu geleneksel bir fermantasyon yöntemi Turşunun Türk mutfağındaki yerinin son derece köklü olduğunu belirten Kübra Şahin, “Hem tarihsel hem de sosyo-kültürel açıdan değerlendirildiğinde oldukça önemli ve köklü bir yere sahiptir. Turşu yapımı ve tüketimi Türk toplumunun beslenme alışkanlıklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Türk mutfak kültüründe hem besinsel hem de kültürel açıdan zengin bir mirasın temsilcisidir. Geleneksel koruma yöntemi sayesinde soğuk kış aylarında taze sebzeye erişimin sınırlı olduğu dönemlerde, turşular önemli bir besin kaynağı olmuştur. Uzun süre saklanabilmesi amacıyla kullanılan geleneksel bir fermantasyon yöntemidir. Fermente bir ürün olduğu için probiyotik özellikler taşıdığı da bilinmektedir. Türk sofralarında hemen her yemekle birlikte turşu sunmak yaygın bir gelenektir.” dedi. Lahana turşusu geniş coğrafyada benimsenmiş Lahana turşusunun Türk mutfağında özel bir yere sahip olduğunu belirten Kübra Şahin, bu popülerliğin hem tarımsal hem de ekonomik nedenlere dayandığını söyledi. Şahin, “Lahana, fermantasyona son derece uygun bir yapıya sahiptir ve turşu olarak uzun süre bozulmadan saklanabilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında Türkiye’nin birçok bölgesinde bol miktarda yetişmesi, Karadeniz’den İç Anadolu’ya, Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada lahana turşusunun yaygınlaşmasını sağlamıştır. Maliyetinin düşük olması, halk arasında kolayca temin edilip işlenmesine olanak sağlamıştır. Lahana turşusu, özellikle etli yemekler, kuru fasulye, nohut, pilav gibi ana yemeklerle uyumlu bir lezzete sahiptir.” diye konuştu. Probiyotik değeriyle öne çıkıyor Lahana turşusunun probiyotik açıdan son derece değerli bir besin olduğunu vurgulayan Kübra Şahin, fermantasyon sürecinin bu noktadaki belirleyici rolünü şöyle açıkladı: “Lahana turşusu, laktik asit fermantasyonu ile oluşur. Bu süreçte faydalı bakteriler devreye girer ve lahana üzerindeki doğal şekerleri fermente ederek laktik asit üretir. Bu durum hem turşunun korunmasını sağlar hem de yararlı bakteri içeriğini artırır.” Lahananın yüksek posa içeriğinin bağırsak sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Şahin, “Lahana, yüksek posa içeriği sayesinde bağırsak florası için uygun bir ortam oluşturur. Posa, probiyotik bakterilerin beslenmesi için gerekli olan prebiyotik etkiyi sağlar. Bu da sindirim sisteminde iyi bakterilerin çoğalmasını destekler.” ifadesinde de bulundu. Diğer turşulara göre daha dayanıklı Lahana turşusunun fermantasyon sürecinin diğer sebze turşularından farklı olduğuna işaret eden Şahin, “Lahana turşusu, salatalık veya havuç turşusuna kıyasla daha uzun süre fermantasyona dayanabilmektedir. Salatalık ve havuç turşuları daha kısa sürede olgunlaşırken, dokuları da daha çabuk yumuşamaktadır.” şeklinde konuştu. Kilo kontrolü ve metabolizma için destekleyici Lahana turşusunun sağlık üzerindeki etkilerine de değinen Kübra Şahin, özellikle kilo kontrolü ve bağırsak sağlığı açısından önemli faydalar sunduğunu belirtti. Şahin, “Lahana turşusu düşük kalorili ve posa açısından zengindir. Bu özellikleri sayesinde tokluk hissi sağlar ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olur. Posa içeriği sindirimi yavaşlatarak kan glikozu dalgalanmalarını dengeler ve ağırlık kontrolüne katkı sağlar.” dedi. Probiyotiklerin metabolizma üzerindeki rolüne dikkat çeken Kübra Şahin, sözlerini şöyle tamamladı: “Turşuda bulunan probiyotik bakteriler bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine destek olur. Sağlıklı bir bağırsak florası bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Ayrıca fermente besinlerin, mikrobiyom üzerinden enerji harcamasını ve yağ metabolizmasını olumlu yönde etkileyebildiğine dair araştırmalar bulunmaktadır. Lahana turşusunun içerdiği vitamin ve mineraller de genel metabolik işlevler için gerekli desteği sağlar.”

Enterogermina® 10.000’den Fazla Çocuğa Bağırsak Sağlığı ve Hijyen Eğitimi Verdi Haber

Enterogermina® 10.000’den Fazla Çocuğa Bağırsak Sağlığı ve Hijyen Eğitimi Verdi

Enterogermina®, bağırsak sağlığı ve hijyen bilincini artırmak amacıyla yürüttüğü sosyal etki programıyla Manisa, Eskişehir ve İstanbul’da 10.000’in üzerinde çocuğa ulaştı. Opella, her yıl dünya genelinde, topluma pozitif katkı sağlamak amacıyla çeşitli sosyal etki projeleri hayata geçiriyor. Türkiye’de Opella’nın Enterogermina® markasının sahiplenmesiyle hayata geçirilen bu özel gün, erken yaşta bağırsak sağlığı ve hijyen alışkanlıklarının kazandırılmasını amaçlıyor. Etkinlikler kapsamında, çocuklara gıda hijyeninin önemini eğlenceli biçimde anlatan tiyatro oyunları, uzmanlar eşliğinde hijyen eğitimleri ve çocukların aktif katılım sağladığı dans etkinlikleri gerçekleştirildi. Bu yıl etkinlikler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Şehzadeler Belediyesi ve Eskişehir Odunpazarı Belediyeleri iş birliğiyle hayata geçirildi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiralerinden Kültür A.Ş’ye bağlı Miniatürk’te düzenlenen özel etkinlikte ise çocuklar ve aileleri eğlenceli ve öğretici aktivitelerde bir araya gelerek Cumhuriyet Bayramı’nı hep birlikte kutlama heyecanını da paylaştı. Enterogermina®, toplumda bağırsak sağlığı ve hijyen konularında farkındalık oluşturmak ve çocuklarda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının gelişimine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.