Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Baklagiller

Kapsül Haber Ajansı - Baklagiller haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baklagiller haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vegan Beslenmede Kritik Nokta: Eksileni Doğru Tamamlamak Haber

Vegan Beslenmede Kritik Nokta: Eksileni Doğru Tamamlamak

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniği’nden Dyt. Ecem Çiçek Çakmak, vegan beslenmenin tek başına “sağlıklı” veya “sağlıksız” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “Her bireyin enerji ve besin ögesi ihtiyacı farklı olduğundan; yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi, yaşam tarzı, günlük rutin, mevcut beslenme alışkanlıkları ve bireysel hedefler, oluşturulacak beslenme planını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle hazır bir beslenme listesini herkes için uygulamak yerine, kişinin ihtiyaçlarına uygun bir plan oluşturulması daha doğru bir yaklaşım. Özellikle uzun süreli vegan beslenmede besin ögesi yeterliliğinin belirli aralıklarla değerlendirilmesi, gerekli durumlarda beslenme planının güncellenmesi ve takviye ihtiyacının uzman görüşü doğrultusunda ele alınması gerekiyor.” Vegan beslenmede protein, B12 vitamini, demir, kalsiyum, iyot, D vitamini, çinko ve omega-3 yağ asitlerinin yeterliliğinin gözetilmesi önemli. Bu nedenle baklagiller, soya ürünleri, tam tahıllar, sebze-meyveler, kuruyemişler ve tohumlar gibi farklı besin gruplarının dengeli biçimde tüketilmesine özen gösterilmeli. Gerektiğinde zenginleştirilmiş besinler ve takviyeler ise uzman değerlendirmesi doğrultusunda ele alınmalı. Bilimsel Araştırmalar da Söylüyor: Eksikleri İhmal Etmeyin Academy of Nutrition and Dietetics’in 2025 yılında yayımladığı güncel değerlendirmede, uygun şekilde planlanan vegan ve vejetaryen beslenme modellerinin yetişkinlerde beslenme açısından yeterli olabileceği belirtilirken, bireysel ihtiyaçların ve besin ögesi yeterliliğinin gözetilmesinin önemi vurgulanıyor. Ayrıca 141 araştırmanın değerlendirildiği bir başka çalışmada, vegan bireylerde özellikle B12 vitamini, kalsiyum ve iyot alımının daha düşük olabildiği bildiriliyor. Bu sonuçlar, tek bir besin grubunu “iyi” veya “kötü” olarak değerlendirmekten ziyade, beslenme düzeninin bütününün ele alınması gerektiğine işaret ediyor. Dyt. Ecem Çiçek Çakmak, vegan beslenmeye geçişin kişinin mevcut alışkanlıklarının değerlendirilmesiyle başlaması gerektiğini belirterek önemli bir noktayı da vurguluyor: “Vegan beslenmeye geçişte önceliğimiz, kişinin bir anda tüm alışkanlıklarını değiştirmesinden ziyade, beslenme düzeninin sürdürülebilir bir şekilde yeniden yapılandırılmasıdır. Gerektiğinde kan değerlerinin takip edilmesi ve profesyonel değerlendirme doğrultusunda hareket edilmesi de sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesine destek oluyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bacaklardaki Şişlik ve Kalınlık Lipödemin İşareti Olabilir Haber

Bacaklardaki Şişlik ve Kalınlık Lipödemin İşareti Olabilir

Özellikle kadınlarda daha sık görülen, kalça, bacak ve nadiren kollarda ortaya çıkan simetrik yağ birikimlerinin lipödem olarak tanımlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Lipödemde tedavinin önemli parçalarından biri beslenme. Ancak herkese uygun tek bir beslenme modeli yok. Kişinin yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve şikâyetlerini değerlendirerek kişiye özel bir plan oluşturmak gerekiyor” dedi. Düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenmenin bazı kişilerde fayda sağlayabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu yaklaşımların yaklaşık yüzde 80 oranında fayda sağladığı görülse de her birey için aynı beslenme modelinin uygun olduğunu söylemek doğru değil. Lipödem oluşumunda hormonal değişimlerin de rol oynadığı biliniyor. Bu nedenle özellikle ergenlik, hamilelik ve menopoz gibi dönemlerde görülme sıklığı artıyor. Bu tanıyı alan bir kişide belirli bölgelerde doku hassasiyeti ve morarmalar görülebiliyor. Beslenme planındaki doğru düzenlemeler; kilo yönetiminin yanı sıra kişinin şişkinlik, ödem ve genel yaşam kalitesi gibi şikâyetlerinin yönetilmesine de katkı sağlayabilir. Burada en önemli nokta, beslenme yaklaşımının kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi” açıklamasında bulundu. Katı kısıtlamalar yerine sürdürülebilir beslenme düzeni oluşturulmalı Kişiye özel planlama yapılırken glutensiz veya laktozsuz beslenme gibi eliminasyon yaklaşımlarının da yalnızca ihtiyaç duyulan kişilerde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eren, “Bazı kişilerde düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenme, bazı kişilerde ise enerji alımının düzenlenmesine yönelik farklı yaklaşımlar fayda sağlayabilir. Ancak burada amaç tek bir diyet modelini uygulamak değil, kişinin sürdürebileceği, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmaktır” dedi. Beslenme planında sebze, kaliteli protein kaynakları, sağlıklı yağlar ve yeterli lif alımının önemine dikkat çeken Eren, “Baklagiller, sebzeler, kuruyemişler, tohumlar ve çeşitli baharatlar gibi besinlerin tüketim miktarı kişinin toleransına ve ihtiyaçlarına göre düzenlenebilir. Özellikle kısa süreli ve katı kısıtlamalar yerine, kişinin uzun vadede sürdürebileceği dengeli bir beslenme modeli oluşturmak daha değerli” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerli Tohumda 17 Türde 39 Yeni Çeşit Daha Tescil Edildi Haber

Yerli Tohumda 17 Türde 39 Yeni Çeşit Daha Tescil Edildi

Bakan Yumaklı, bu yılki tohum tescillerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklmada yerli tohum çeşitleriyle tarımsal üretime güç kattıklarını vurgulayan Yumaklı, "Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla araştırma enstitülerimizde geliştirilen 39 yeni çeşit daha tescil edildi. Geliştirdiğimiz bu çeşitler, toprağımızın bereketi ve çiftçimizin emeğiyle buluşarak milli ekonomimize büyük bir değer katacak. Ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu. Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Yumaklı, tarla bitkilerinde 17 türdeki yeni tescillerle birlikte "Milli Çeşit Listesi"ndeki yerli tohum sayısının 1087'ye ulaştığını bildirdi. Yeni tescillerin "tahıl", "endüstri bitkileri", "tıbbi ve aromatik bitkiler" ile "yemeklik tane baklagiller ve yem bitkileri" kategorilerinde olduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz. Uluslararası rekabet gücüne sahip, milli tohum tedarik sistemini güçlendiriyoruz." Tescillerin Yarısı Ayçiçeği ve Buğday Tohumu Çeşitleri Tescillenen yerli tohumlar arasında ayçiçeği hattı 15 çeşitle ilk sırada bulunurken, ekmeklik buğday 5, pamuk, yer fıstığı, haşhaş, nohut 2'şer, makarnalık buğday, arpa, çeltik, soya, aspir, patates, tütün, Aydın salebi, Muğla salebi, anason ve korunga 1'er çeşitle listede yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları Haber

Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları

Soğuk günler, kısalan saatler ve yavaşlayan tempo; beslenme düzenini de doğrudan etkiliyor. Bu dönemde vücudun enerji ihtiyacı artarken, bağışıklık sistemi ve sindirim düzeni daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Tam da bu nedenle, kış aylarında mevsime uygun ve sürdürülebilir bir beslenme sağlayan baklagiller, her zamankinden daha önemli hale geliyor. Yeni yılın başlangıcıyla birlikte beslenme düzenini gözden geçirmek isteyen pek çok kişi için ocak ayı güçlü bir motivasyon sunuyor. Duru Gıda Beslenme Danışmanı Diyetisyen Emine Uluçay’a göre, kış mevsiminin ortasında yer alan bu dönemde hızlı ve katı değişiklikler yerine, bedeni zorlamayan ve doğal ritmini destekleyen tercihler ön plana çıkmalı. Uluçay, “Kış aylarında amaç, bedeni zorlamak değil; bağışıklığı güçlendiren, sindirimi destekleyen ve ruh halini dengeleyen bir düzen kurmak olmalı” diyerek beslenmeye daha bütüncül bir yerden bakılması gerektiğini vurguluyor. Bu noktada kış beslenmesinin en güçlü yardımcılarından biri ise kuru baklagiller oluyor. Uluçay, bakliyatların yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda bağışıklık ve sindirim sistemi için önemli bir destek olduğuna dikkat çekiyor: “Bakliyatlar; protein, çinko, demir ve B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bu besin öğeleri, bağışıklık sistemi hücrelerinin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar ve hastalıklara karşı direnci artırmaya yardımcı olur.” Soğuk havayla birlikte hareketin ve sıvı tüketiminin azalması sindirim sistemini yavaşlatabiliyor. Bakliyatların yüksek lif içeriği ise bu noktada önemli bir avantaj sunuyor. Uluçay, “Yüksek lif içerikleri sayesinde bakliyatlar sindirimi düzenlemeye ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasını destekler. Sağlıklı bir bağırsak, güçlü bir bağışıklık sistemi demektir” diyor. Kış sofralarında çorbalardan salatalara, zeytinyağlılardan ana yemeklere kadar pek çok farklı şekilde yer bulabilen bakliyatlar, mevsim sebzeleriyle birlikte tüketildiğinde besleyici ve dengeli öğünler oluşturmayı kolaylaştırıyor. Lahana, brokoli, karnabahar, pırasa ve ıspanak gibi kış sebzeleri; bakliyatlarla birleştiğinde hem doyurucu hem de bedeni yormayan tabaklar ortaya çıkıyor. Kivi, mandalina ve portakal gibi C vitamini ve antioksidan açısından zengin meyveler ise bu dengeyi destekliyor. Uluçay, ana öğünlerin yapısında protein dengesine dikkat edilmesi gerektiğini de hatırlatıyor: “Her ana öğünde bir protein kaynağı bulunması, tokluk süresini uzatır ve gün içindeki enerji dalgalanmalarını azaltır.” Bu noktada bakliyatlar, bitkisel protein kaynağı olarak kış aylarında önemli bir rol üstleniyor. Karbonhidrat tercihlerinde ise rafine seçenekler yerine bulgur, kinoa, karabuğday ve tam buğday ekmek gibi kompleks kaynaklara yönelmek; sindirim sistemini ve bağırsak sağlığını destekleyerek genel iyilik haline katkı sağlıyor. Kış aylarında çoğu zaman fark edilmeden ihmal edilen bir diğer konu ise sıvı tüketimi. Susuzluk hissi azalsa da vücudun su ihtiyacı devam ediyor. Gün içinde suya ek olarak bitki çaylarını rutine dahil etmek, sıvı dengesini korumaya yardımcı oluyor. Tatlılar ve hamur işleri ise özellikle bu mevsimde daha cazip hale geliyor. Uluçay, bu noktada yasaklamaktan ziyade dengeye odaklanılması gerektiğini belirtiyor: “Şekerli ve aşırı yağlı yiyecekler sık tüketildiğinde enerji düşüklüğüne ve ruh halinde dalgalanmalara yol açabilir. Tüketilecekse porsiyonun küçük tutulması, vücutla daha barışık bir ilişki kurmayı sağlar.” Kış aylarında bedeni desteklemek aslında zor değil. Mevsime uygun sebzeler, yeterli sıvı tüketimi ve sofrada bakliyatlara daha fazla yer açmak; hem bağışıklık sistemini güçlendirmek hem de kışın yavaş ritmine uyum sağlamak için en doğal ve etkili adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.