Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Balıkçılık

Kapsül Haber Ajansı - Balıkçılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balıkçılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Balıkları Future Fish Eurasia’da Görücüye Çıktı Haber

Türk Balıkları Future Fish Eurasia’da Görücüye Çıktı

İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Avrasya Fuarcılık tarafından düzenlenen Future Fish Eurasia, 24-26 Eylül tarihleri arasında Fuar İzmir C Hol’de gerçekleştiriliyor. Türkiye’nin su ürünleri alanındaki önemli uluslararası buluşmalarından olan fuarda; balık işleme teknolojilerinden akuakültür ekipmanlarına, kafes sistemlerinden yem üretim teknolojilerine ve balıkçılık malzemelerine kadar sektörün farklı alanlarındaki ürün ve teknolojiler sergileniyor. Norveç ve Libya ise fuarda ülke pavyonlarıyla yer alıyor. Fuar İzmir’de 26 ülkeden 165 firma ve markanın katıldığı fuar, su ürünleri, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörünün uluslararası temsilcilerini İzmir’de buluşturdu. Future Fish Eurasia Fuarı’nın 12 yıl önce küçük bir organizasyon olarak başladığını günümüzde sektörün en büyük buluşma noktası olduğunu dile getiren Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörünün Türkiye genelinde 4,5 milyar dolarlık bir ihracata imza atar konuma geldiğini bunun 2,3 milyar dolarlık kısmının su ürünleri sektörünce yapıldığını belirtti. Su ürünleri sektörünün 1999 yılında 50 milyon dolar olan ihracatının hızlı bir gelişim gösterdiğini paylaşan Kızıltan, “Ege Bölgesi’nde o yıllarda en az ihracat yapan sektörken bugün en çok ihracat yapan ikinci sektör konumuna yükseldik. Bundan da çok büyük gurur duyuyoruz. Bugünlere kolay gelinmedi. Çok zorluklarla gelindi. Küçük toprak havuzlarda yetiştirilen tahta kafeslerde başlayan bir ihracat yolculuğunda bugün yurt dışına teknoloji ve ARGE'yi ihraç eden bir konuma geldik. Bugün diğer ülkelere özellikle Türkiye Cumhuriyetlere, Afrika ülkelerine ve birçok ülkeye kültür balıkçılığı konusunda yatırımlarda yön vermeye başladık. Bu yüzden de bu sektörün geleceğinin çok parlak olduğunu düşünüyoruz. Son zamanlarda özellikle Türk somonu büyük gelişim gösterdi. Bu yıl 650 milyon dolar ihracata ulaşacağız” şeklinde konuştu. Akbaş; “Su ürünleri sektöründe yetiştiricilik avcılığı geçti” Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş su ürünleri sektörünün gıda güvenliği, sağlıklı beslenme, istihdam, ihracat, kırsal kalkınma ve ekosistemlerin korunması açısından stratejik bir sektör haline geldiğini vurguladı. Üretimde yetiştiriciliğin avcılığın önüne geçtiğine dikkat çeken Akbaş, “Geleceğin su ürünleri sektörü daha fazla üretmekten önce daha planlı, daha verimli ve daha sürdürülebilir üretmek zorundadır” dedi. Türkiye’nin 2025 yılında 1 milyon 37 bin tonluk su ürünleri üretimiyle Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını, bunun yaklaşık 627 bin tonunun yetiştiricilikten elde edildiğini belirten Akbaş, sektörün teknoloji ve yenilikçilik kapasitesindeki gelişimine vurgu yaptı. Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa Birliği ülkeleri arasında birinci sırada bulunduğunu belirten Akbaş, “Çipura ve levrek üretiminde dünyada birinci, alabalık üretiminde ise ikinci sırada yer alıyoruz. Birinciliğe yükselmeyi hedefliyoruz. 100 ülkeye ihracat yapıyoruz. Asıl hedefimiz ürünlerin katma değerini ve marka değerini artırarak Türkiye’yi dünya su ürünleri sektöründe daha güçlü bir merkez haline getirmek. 2026 yılı ihracat hedefimiz 2,5 milyar dolar” ifadelerini kullandı. Camara: “İş birliği yapmak istiyoruz” Gine Cumhuriyeti Balıkçılık ve Deniz Ekonomisi Bakanı Fatima Camara, Gine'nin Future Fish Eruasia Fuarı’na balıkçılık ve su ürünleri sektörümüzü dış ticarete, yatırımlara, inovasyona ve uluslararası iş birliğine daha fazla açma kararlılığı nedeniyle katıldıklarını ifade etti. Gine’nin su ürünleri sektöründe muazzam bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Bakan Camara; “Gine, Atlas Okyanusu'na açılan bir kıyı şeridine, 1164 akarsuya, 14'ü uluslararası olan 23 nehir havzasına ve yüksek bir yağış miktarına sahiptir. 2026 yılı itibarıyla değerlendirilebilir deniz balıkçılığı potansiyelimiz yaklaşık 905.000 tona ulaştı. Balıkçılık ve su ürünlerini ekonomimizin önemli sektörleri haline getirmek için gerekli kaynaklara ve potansiyele sahibiz. Ancak sadece kaynaklara sahip olmak yetmez; bunları üretime, istihdama, gelire ve ülkemiz için katma değere dönüştürebilmemiz gerekir. Gine'de amacımız daha fazla değer yaratmak. Yavru balık bulunabilirliğini ve kalitesini artırmak için modern kuluçkahanelerin kurulması, İşletmelerin performansını ve verimliliğini artırmak için modern su ürünleri üretim teknolojilerinin benimsenmesi, Yerel balık yemi üretimi ve bunların kalite denetiminin güçlendirilmesi Bu öncellikler somuttur. Sahada tespit edilen ihtiyaçlara karşılık gelmektedir ve aramızda bulunan şirketler, yatırımcılar, araştırma kurumları ve kalkınma ortakları ile iş birliği imkanları sunmaktadır.Gine bu buluşmaya soyut bir hedefle gelmemiştir. Kaynaklarıyla, tespit edilmiş ihtiyaçlarıyla, öncelikleriyle ve sürdürülebilir ortaklıklar kurma iradesiyle gelmiştir. Diyaloğa açığız, yatırıma açığız, iş birliğine açığız ve her şeyden önce uzun vadeli ilişkiler inşa etmeye hazırız. Yatırım yapmak isteyenleri, teknolojisini paylaşmak isteyenleri, eğitime katkıda bulunmak isteyenleri, araştırmayı geliştirmek isteyenleri ve Gine'de değer zincirleri oluşturmaya katılmak isteyenleri ağırlamak istiyoruz. Amacımız ortaklarımızla birlikte inşa etmektir” şeklinde konuştu. Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şebnem Türe, İzmir’in denizle kurduğu ilişkinin yalnızca kıyısında yaşamakla sınırlı olmadığını, üretimden ticarete ve kültüre kadar kentin birçok alanında kendini gösterdiğini ifade etti. İzmir’in su ürünleri sektörü açısından da önemli bir merkez olduğunu ifade eden Türe, “Türkiye’nin yıllık 2,3 milyar dolarlık su ürünleri ihracatında Ege Bölgesi üçte ikisini gerçekleştiriyor. Önümüzde yalnızca ihracatı artırmak değil, bunu sürdürülebilir biçimde yapmak gibi önemli bir sorumluluk da var. Denizlerimiz ve su kaynaklarımız sınırsız değil” dedi. Fuarın açılış törenine, Gine Cumhuriyeti Balıkçılık ve Deniz Ekonomisi Bakanı Fatima Camara, Norveç’in Ankara Büyükelçisi Andreas Gaarder, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Şebnem Türe, Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Atakan Demir, Başkan Yardımcısı Bedri Girit, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Şahin Çakan, İsmail Aksoy ve Avrasya Fuarcılık Genel Müdürü Selin Akdoğan ile sektör temsilcileri katıldı. Future Fish Eurasia ile eş zamanlı düzenlenen AquaFeed Eurasia Uluslararası Yem Konferansı’nda ise akuakültür yemleri, beslenme, üretim teknolojileri ve sektördeki yeni gelişmeler ele alınacak. Fuar boyunca sektör temsilcileri yeni ürün ve teknolojileri inceleme, iş bağlantıları kurma ve yeni ihracat pazarlarına yönelik temaslarda bulunma fırsatı bulacak. Future Fish Eurasia, 26 Eylül Cumartesi gününe kadar Fuar İzmir’de ziyaret edilebilecek. ESÜHMİB standına akın var Türkiye’nin su ürünleri ihracatının üçte ikisine imza atan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin standı, Future Fish Eurasia Fuarı’nda çekim merkezi oldu. Chef İbrahim Önen’in Türk balıklarıyla hazırladığı lezzetler uzun kuyruklar oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Su Ürünleri Sektörü Future Fish Eurasia’da Buluşuyor Haber

Su Ürünleri Sektörü Future Fish Eurasia’da Buluşuyor

Bu yıl 12’nci kez düzenlenecek fuarda Çin, Singapur, Danimarka, Belçika, Amerika, İspanya, Almanya, Hollanda, Norveç, Libya, İsviçre ve Güney Afrika’nın bulunduğu 26 ülkeden 165 firma/marka en yeni ürün ve hizmetlerini sergileyecek. Norveç ve Libya ülke pavyonları çatısı altında çoklu firma katılımı ile fuarda temsil edilecekler. Türkiye’de ihracatın yıldız sektörlerinden olan su ürünleri sektöründe taze, dondurulmuş ve işlenmiş su ürünlerinden akuakültür ve balıkçılık teknolojilerine, işleme makinelerinden yem ve katkı maddelerine kadar sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek fuar, AquaFeed Eurasia Uluslararası Yem Konferansı ile eş zamanlı gerçekleştirilecek. Kızıltan: “2026 yılı sonunda 2,3 milyar dolar ihracat hedefliyoruz” Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk su ürünleri sektörünün üretim kapasitesi, ürün kalitesi ve ihracatçı yapısıyla dünya pazarlarında güçlü bir konuma ulaştığını, Future Fish Eurasia – Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı’nın sektörün gelişimine katkı sağlayacağını dile getirdi. Su ürünleri sektörünün 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde 1,5 milyar dolarlık ihracata ulaştığı bilgisini veren Kızıltan; “Su ürünleri sektörümüz ihracatta istikrarlı büyümesini sürdürüyor. Yeni pazarlara ulaşmak, mevcut pazarlardaki payımızı artırmak ve katma değerli ürün ihracatımızı geliştirmek önceliklerimiz arasında. Yıl sonunda 2,3 milyar dolar ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Future Fish Eurasia gibi uluslararası organizasyonları da üreticilerimizi, ihracatçılarımızı ve dünyanın farklı ülkelerinden sektör profesyonellerini bir araya getirmesi açısından son derece önemsiyoruz” şeklinde konuştu. Demir: “Türk su ürünlerini yabancı alıcılara tattıracağız” Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir ise Ege Bölgesinin Türkiye su ürünleri sektörünün en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğuna dikkati çekti. “Türkiye’nin ihraç ettiği her üç balıktan ikisinin Ege Bölgesi’nden gerçekleştirildiğinin altını çizen Demir; “Future Fish Eurasia’nın İzmir’de düzenlenmesi sektörümüz açısından ayrı bir önem taşıyor. Ege Bölgesi olarak Türkiye’nin su ürünleri ihracatında güçlü bir konuma sahibiz. Birliğimiz de fuarda stantla yer alacak. Fuar boyunca gerçekleştireceğimiz tadım etkinlikleriyle Türk su ürünlerini yerli ve yabancı ziyaretçilere tanıtacağız. Özellikle yabancı profesyonellerin yoğun katılım göstereceği bu organizasyonu, ürünlerimizin kalitesini ve lezzetini doğrudan anlatabileceğimiz önemli bir tanıtım ve iş birliği platformu olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayvalık’ın Üretim Tarihine Işık Tutan Yeni Kitap Tanıtıldı Haber

Ayvalık’ın Üretim Tarihine Işık Tutan Yeni Kitap Tanıtıldı

Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, kentin tarihine ve kent hafızasına kalıcı katkılar sunmak amacıyla sürdürülen Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınları kapsamında hazırlanan dördüncü kitabın tanıtımını gerçekleştirdi. Tarihi Belediye Hizmet Binası’nın avlusunda düzenlenen tanıtım etkinliğinde konuşan Başkan Mesut Ergin, Kültür Yayınları projesinin Ayvalık’ın kent arşivinin oluşturulması açısından belediyenin en önemli çalışmalarından biri olduğunu belirtti. Kitapta: Zeytincilik ve zeytinyağı üretimi başta olmak üzere sabunculuk, bağcılık, pirina denizcilik balıkçılık, üzüm, hububat tarımı, un, dericilik, hayvancılık, tuzlalar, taş ve tuğla üretimi gibi Ayvalık iktisadi hayatını temellendiren faaliyetleri 1800 yıllardan 1940’lara uzanan bir dönemi kadar bütüncül tematik ve kronolojik şekilde sunuldu.. Çalışmada ayrıca üretim, ihracat hacimleri, üretimin gerçekleştiği mekânsal bilgilerle bir arada sunulmuş ve böylelikle Ayvalık’ın üretim tarihinin neye nasıl temas ettiği kenti nasıl geliştirdiği ve değiştirdiği gibi bilgileri analiz edilerek disiplinlerarası bir anlayışla değerlendirmeler yapılmıştır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam tarafından hazırlanan “Ayvalık Üretim ve Kent Tarihi”, 1800’lü yılların başından 1940’lı yıllara kadar uzanan dönemde Ayvalık’ın iktisadi faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin kent tarihine yansımalarını ele alıyor. Osmanlı Arşiv belgeleri, ticaret yıllıkları, konsolosluk raporları, istatistikî veriler ve döneme ait çeşitli yazılı tanıklıklardan yararlanılarak hazırlanan kitapta; zeytinyağı, sabun ve deri başta olmak üzere Ayvalık ekonomisine yön veren üretim alanları tematik ve kronolojik bir yaklaşımla inceleniyor. Başkan Ergin, çalışmanın Ayvalık’ın üretim tarihine ilişkin bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olduğunu belirterek, kitabı hazırlayan Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam’a teşekkür etti. UNESCO dosyasına önemli katkı Kitabın Ayvalık’ın kültürel mirasının uluslararası alanda tanıtılması açısından da önemli bir kaynak niteliği taşıdığına dikkat çeken Ergin, çalışmanın Ayvalık Endüstriyel Peyzajı kapsamında yürütülen UNESCO Dünya Mirası dosya çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını söyledi. Ergin, bilimsel niteliğiyle kitabın UNESCO dosyasının yeni kaynaklarından biri haline geleceğini belirterek, Ayvalık’ın geçmişini bütün yönleriyle araştırmanın ve gelecek kuşaklara aktarmanın sorumluluğuyla hareket ettiklerini ifade etti. “Kitaplarımızla gurur duyuyoruz” Ayvalık Belediyesi Kültür Yayınları’nın bilimsel ve kapsayıcı bir yayın politikasıyla sürdürüldüğünü vurgulayan Başkan Ergin, çalışmaların yalnızca kent belleğine değil, genel literatüre de katkı sunmasını hedeflediklerini söyledi. Ergin, “Gelecek nesillere, araştırmacılara, akademisyenlere ve kültür hayatına kalıcı eserler bırakabildiğimiz için bu çalışmaların değerini gerçekten biliyoruz. Kitaplarımızla gurur duyuyoruz” dedi. Başkan Ergin, kitabın hazırlanmasında emeği geçen Doç. Dr. Hasan Sercan Sağlam’a, çalışmayı projelendiren ve kitabın editörlüğünü üstlenen Ayvalık Alan Başkanı Dr. Berrin Akın Akbüber’e, yayına hazırlık sürecindeki katkılarından dolayı Taylan Köken ve Turgut Baygın’a teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor Haber

Türkiye Su Ürünlerinde Üretim ve İhracatta Gücünü Artırıyor

Cumhuriyet tarihinin en yüksek üretim seviyesine ulaşan sektör, yaklaşık 100 ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye ekonomisine milyarlarca dolarlık katkı sağlarken, yetiştiricilikte Avrupa Birliği ülkeleri arasında lider konumunu sürdürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, toplam su ürünleri üretiminin 1 milyon 37 bin tona ulaşarak rekor kırdığını belirterek, Avrupa Birliği ülkelerinin yüksek kalite standartları sayesinde Türk balığını tercih ettiğini söyledi. Tarım ve gıda sektörünün yükselen yıldızlarından biri haline gelen su ürünleri sektörü, üretim kapasitesi ve ihracat performansıyla dikkat çekiyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olmanın avantajını üretim, yetiştiricilik ve ihracat gücüne dönüştüren Türkiye, artık yalnızca balık avlayan değil, balık üreten, işleyen ve dünya pazarlarına ihraç eden ülkeler arasında öne çıkıyor. Türkiye, son yıllarda yetiştiricilik alanında elde ettiği başarı sayesinde Avrupa'nın lider üreticileri arasına girerken, yıllık 2,3 milyar doları aşan ihracat geliriyle dış ticarette de önemli bir başarı hikayesi yazıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türkiye’nin su ürünleri üretiminde Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını belirterek, toplam üretimin 1 milyon 37 bin tona ulaştığını açıkladı. Av sezonunun son yılların en bereketli dönemlerinden biri olarak tamamlandığını ifade eden Türkyılmaz, avcılıktan elde edilen üretimin bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 arttığını söyledi. Yetiştiricilikte Avrupa Lideri Su ürünleri yetiştiriciliğinde Türkiye’nin güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Türkyılmaz, Türkiye’nin dünya sıralamasında 15’inci, Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise birinci sırada yer aldığını belirtti. Çipura ve levrek üretiminde Avrupa lideri olduklarını ifade eden Türkyılmaz, alabalık üretiminde de Türkiye’nin dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu kaydetti. Sektörün ekonomik katkısına da dikkat çeken Türkyılmaz, 2025 yılında su ürünleri ihracatından yaklaşık 2,3 milyar dolar döviz girdisi sağlandığını söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 100 ülkeye su ürünleri ihraç ettiğini belirten Türkyılmaz, Rusya ve Avrupa Birliği ülkelerinin en önemli pazarlar arasında yer aldığını dile getirdi. "Avrupa Birliği Türk Balığını Tercih Ediyor" Avrupa Birliği ülkelerine su ürünleri ihracatının yüksek standartlar gerektirdiğini ifade eden Türkyılmaz, Türkiye’nin üretimden tüketime kadar tüm süreçlerde güçlü denetim mekanizmalarına sahip olduğunu belirterek, "Avrupa Birliği ülkeleri Türk balığını tercih ediyor. Çünkü sağlıklı, güvenilir ve izlenebilir ürünler sunuyoruz. Deniz suyu kalitesinden yem içeriğine, üretim tesislerinden işleme süreçlerine kadar her aşama kontrol altında tutuluyor. Bu denetimler yalnızca ihracata giden ürünler için değil, iç piyasaya sunulan tüm su ürünleri için uygulanıyor. Vatandaşlarımız Türk balığını gönül rahatlığıyla tüketebilir." dedi. Türk Somonu Dünya Pazarında Markalaşıyor Türk somonunun son yıllarda dünya pazarlarında önemli bir marka haline geldiğini belirten Türkyılmaz, Türk somonunun Türkiye’nin ihracat gücünü artıran stratejik ürünlerden biri olduğunu söyledi. Çipura, levrek ve alabalığın da Türkiye’nin güçlü olduğu ürün grupları arasında yer aldığını ifade eden Türkyılmaz, önümüzdeki dönemde “Türk Havyarı” markasını da dünya pazarına kazandırmayı hedeflediklerini açıkladı. Türkyılmaz, 2027 yılından itibaren Türkiye’de siyah havyar üretiminin ticari ölçekte gerçekleştirileceğini belirterek, bu alanda önemli bir ihracat potansiyeli bulunduğunu vurguladı. Kişi Başı Tüketimin Artırılması Hedefleniyor Türkiye’de kişi başı yıllık balık tüketiminin yaklaşık 8 kilogram seviyesinde olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, bu rakamın dünya ortalamasının altında kaldığını belirtti. Balığın özellikle çocuk gelişimi, sağlıklı beslenme ve hayvansal protein ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıdığını söyleyen Türkyılmaz, balık tüketiminin artırılması için okullardan sosyal medya kampanyalarına kadar birçok alanda farkındalık çalışmaları yürüttüklerini ifade etti. Su ürünleri sektörünün üretim, ihracat, istihdam, kırsal kalkınma ve sağlıklı beslenme açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Türkyılmaz, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelle küresel pazarlardaki payını daha da artırmayı hedeflediğini kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mudanya'da "Taş Mektep Hafıza” Kapılarını Açtı Haber

Mudanya'da "Taş Mektep Hafıza” Kapılarını Açtı

Mudanya Belediyesi tarafından restore edilerek kültür mirası olarak yaşatılan Taş Mektep binası, “Hafıza” adıyla kapılarını yeniden açtı. Tirilye’nin antik dönemden bugüne uzanan tarihini, kültürel mirasını ve toplumsal hafızasını geniş bir sergiyle ziyaretçilerle buluşturan Taş Mektep Hafıza, artık bir hafıza mekanı olarak hizmet verecek. Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, aylar süren araştırma, arşiv taraması, içerik ve küratoryal çalışmaların ardından hayata geçirilen Taş Mektep Hafıza’nın yaşayan bir kültür mekanı olarak tasarlandığını belirterek, “Tirilye’nin hafızasını koruma ve geleceğe taşıma irademizin en önemli eserlerinden birini hayata geçirdik. Geçmişimizi, hikayelerimizi, kültürümüzü bu çatı altında görünür kılıyoruz” dedi. Başkan Dalgıç, şöyle devam etti: “Taş Mektep Hafıza için aylar süren kapsamlı bir hazırlık yürüttük. Envanterler tarandı, arşiv kayıtları incelendi, eski fotoğraflar toplandı, Resmi Gazete nüshalarından salnamelere kadar çok sayıda kaynak değerlendirildi. Tirilye’nin eğitim hayatını, üretim kültürünü, zeytinini, denizle kurduğu bağı, mübadele hafızasını ve gündelik yaşamını anlatan bütünlüklü bir içerik oluşturduk. Bugün burada gördüğünüz her bir fotoğraf, pano, eşya, giysi, belge bu emeğin bir parçası.” ‘HAFIZA’NIN İZİNE YOLCULUK Taş Mektep Hafıza, Tirilye’nin mimari geçmişini, gündelik yaşamını, eğitim kültürünü, üretim biçimlerini, göç hikayelerini ve kuşaklar boyunca taşınan hafızasını görünür kılıyor. Taş Mektep Hafıza’da ziyaretçiler; Tirilye’nin antik dönem liman ağlarından Osmanlı dönemindeki zeytin ve kıyı ticaretine, Roma dönemindeki dini yapılardan Cumhuriyet yıllarındaki eğitim hayatına kadar uzanan geniş bir tarihsel yolculuğa tanıklık edecek. Sergide zeytincilik, balıkçılık, ipekböcekçiliği ve gündelik yaşam kültürüne ayrılan özel bölümler de yer alıyor. Erken Cumhuriyet dönemine ait bir gelinlik, Darüleytam fotoğrafları, okul belgeleri, üretim ekipmanları ve tarihi objeler, Tirilye’de yaşamış insanların izlerini bugüne taşıyor. Mübadele bölümü ise serginin en dikkat çekici alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Tirilye’den ayrılan Rumların ve bölgeye yerleşen mübadillerin hikayeleri; arşiv belgeleri, fotoğraflar ve aile kayıtları üzerinden anlatılıyor. “Geçmişe Mektuplar” bölümü ise ziyaretçilere Tirilye’nin hafızasına kendi sözlerini bırakma imkanı sunuyor. TAŞ MEKTEP ARTIK İKİ İŞLEVLE YAŞAYACAK Tirilye’nin simge yapılarından biri olan Taş Mektep, 20. yüzyılın başında okul yapısı olarak inşa edildi, Darüleytam Okulu, Şehir Yatı Mektebi, ilkokul ve ortaokul gibi farklı işlevlerle uzun yıllar eğitim hayatının merkezinde yer aldı. Yapı bundan sonra iki ayrı işlevle yaşamını sürdürecek. Taş Mektep Hafıza bölümü tarihsel anlatıya ev sahipliği yaparken, Taş Mektep Akademi bölümü söyleşiler, atölyeler, seminerler ve kültürel buluşmalar için yaşayan bir mekan olarak kullanılacak. Yapı içinde ayrıca ziyaretçilerin vakit geçirebileceği Mola Mudanya alanı da yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kongsberg Maritime Borsaya Açıldı: Oslo’da İşlem Görmeye Başladı Haber

Kongsberg Maritime Borsaya Açıldı: Oslo’da İşlem Görmeye Başladı

Norveç merkezli denizcilik teknolojileri şirketi Kongsberg Maritime ASA, bugün itibarıyla Euronext Oslo Borsası’nda işlem görmeye başladı. “KMAR” koduyla listelenen şirket, Kongsberg Gruppen ASA’dan ayrılarak bağımsız bir yapı altında faaliyet gösterecek. Şirketin CEO’su Lisa Edvardsen Haugan, halka arz sürecini “tarihî bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Haugan, “200 yılı aşkın inovasyon geçmişine sahip bir şirket olarak yeni bir sayfa açıyoruz. Ekibimizle birlikte bu yeni döneme hazırız” ifadelerini kullandı. Bağımsız yapı ile hız ve odak artacak Kongsberg Maritime, dünya genelinde 35 ülkede faaliyet gösteriyor ve 8.300’ün üzerinde çalışanı bulunuyor. Şirket; ticari gemi taşımacılığı, offshore, balıkçılık ve savunma denizcilik segmentlerinde geniş bir müşteri portföyüne hizmet veriyor. Bağımsız bir şirket olarak daha çevik hareket edebileceklerini vurgulayan Haugan, “Müşteriye yakınlığımız, operasyonel bilgi birikimimiz ve teknolojiyi gerçek değere dönüştürme yetkinliğimiz en büyük gücümüz. Bu yeni yapı ile stratejik odağımızı keskinleştirerek kilit pazarlarda büyümeyi hızlandıracağız” dedi. 30 binden fazla gemide aktif teknoloji Küresel denizcilik sektöründe dijitalleşme, operasyonel verimlilik ve sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm hız kazanırken, Kongsberg Maritime bu değişimin önemli aktörlerinden biri olarak konumlanıyor. Şirketin çözümleri bugün dünya genelinde 30 binden fazla gemide kullanılıyor. Bu rakam, küresel filonun yaklaşık üçte birine karşılık geliyor. Artan talebe dikkat çeken Haugan, “Güvenliği artıran, verimliliği yükselten ve sürdürülebilirliği destekleyen çözümlere yönelik talep güçlü şekilde devam ediyor. Amacımız, küresel denizcilik sektörünün lider teknoloji ortaklarından biri olmak” diye konuştu. Güçlü sipariş defteriyle piyasaya giriş Kongsberg Maritime, güçlü sipariş portföyü, oturmuş pazar konumu ve net büyüme stratejisiyle halka arz sürecine giriyor. Şirket yönetimi, yeni dönemde inovasyon yatırımlarını artırarak denizcilik teknolojilerinde sınırları zorlamayı hedefliyor. Haugan, “Bu kilometre taşı, dünya genelindeki ekiplerimizin bilgi birikimi ve emeğinin bir sonucu. Müşterilerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte denizcilikte mümkün olanın sınırlarını zorlamaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Su Ürünleri Sektöründen Uluslararası Sürdürülebilirlik Hamlesi Haber

Su Ürünleri Sektöründen Uluslararası Sürdürülebilirlik Hamlesi

FEAP ve FAO-GFCM iş birliğinde, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği organizasyonuyla İzmir’de gerçekleştirilen “Programme on Sustainable Aquaculture Practices for Young Women” etkinliği; Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğindeki güçlü altyapısını, sürdürülebilir üretim anlayışını ve kadınların sektörde giderek artan rolünü uluslararası katılımcılarla buluşturdu. Türk Su Ürünleri Sektörü 7 Ülkeden Katılımcılara Aktarıldı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Bedri Girit, “Etkinlik kapsamında ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliği sektörünü Yunanistan, Fas, İspanya, Ukrayna, Cezayir, İtalya ve Tunus’tan seçilen katılımcılara aktardık. Yetiştiricilik sektöründe araştırma, işleme ve paketleme gibi aşamalarda kadınların aktif rolü ve sektördeki katkıları firma ziyaretleri ile gözlemlendi. İlknak Aquaculture firmasının Kuluçkahane Tesisi, Akvatek Su Ürünleri Firmasının Kuluçkahane Tesisi, Marex Seafood tesisi, Emel Balık ve Balık Ağı firması, Ertuğ Balık (More Aquaculture) Firmasının balık işleme tesisini ziyaret ettik. Etkinliğin son gününde Ege Üniversitesinde Türkiye su ürünleri yetiştiriciliği ve kadınların su ürünleri sektöründeki ülkemizin konumuna dair detaylı sunumlar gerçekleştirdik, laboratuvar ziyaretleri ve akvaryum gezisi gerçekleştirdik.” dedi. Türk su ürünleri ihracatının yüzde 66’sı Ege’den Başkan Girit, “2025 yılında Türkiye’nin su ürünleri ihracatı 2,2 milyar dolara ulaşırken, bu ihracatın yaklaşık yüzde 66’sı Ege Bölgesi’nden gerçekleştirildi. Bu güçlü performans, Ege Bölgesi’nin su ürünleri sektöründeki liderliğini ve uluslararası rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ülkemizin su ürünleri yetiştiriciliğinde sahip olduğu güçlü altyapı, modern üretim tesisleri, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı ve nitelikli insan kaynağıyla bilgi birikiminin ve iyi uygulamalarının uluslararası paydaşlarla paylaşılmasına imkân tanıyan etkinliğimiz, kadınların sektördeki rolünü güçlendirmesi ve sürdürülebilir yetiştiricilik anlayışının yaygınlaşmasına katkı sağlaması bakımından son derece değerli.” diye konuştu. Kadınların güçlenmesi sektöre dayanıklılık ve inovasyon kazandırıyor Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu Üyesi ve Ege İş Kadınları Derneği (EGİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, “Açılış ve kapanış etkinliklerimizde kadınların su ürünleri zincirinde üretimden işleme, araştırma ve yönetime kadar çeşitli alanlarda önemli rol oynadığını, Türkiye’de kadınların sektöre katılımı ve güçlendirilmesinin giderek daha fazla önem kazandığını vurguladık.” dedi. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, “Kadınların sektöre dahil edilmesinin yalnızca eşitlik meselesi olmadığı, aynı zamanda inovasyonu, dayanıklılığı ve sürdürülebilir uzun vadeli gelişmeyi destekleyen kritik bir unsur olduğunu ifade ettik. Kapanış toplantısında en başarılı proje taslağına ödül takdim edildi ve tüm katılımcılar için sertifika töreni düzenledik. Programa katılım sağlayarak deneyimlerini paylaşan, katkılarıyla etkinliğin başarısına ortak olan tüm uluslararası katılımcılara, eğitmenlere ve paydaş kurum temsilcilerine teşekkür eder, kurulan iş birliklerinin önümüzdeki dönemde artarak devam etmesini temenni ederiz.” dedi. İlgili toplantılara FEAP Politika ve Proje Yöneticisi Szilvia Mihalffy, FAO-GFCM Yetiştiricilik Bölümü Sorumlusu Houssam Awadh Hamza, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit ve Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Atakan Demir, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiricilik Daire Başkanlığı Şube Müdürü Nimet Kavuz, Ege İş Kadınları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Şahika Aşkıner, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Deniz Celep ve İzmirli kadın girişimci Pelin Ömüroğlu katılım sağladı.

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi Haber

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi

GRI Standartları’na göre hazırlanan rapor, şirketin yıl boyunca yürüttüğü iklim aksiyonları, yerel üretim, sürdürülebilir balıkçılık, izlenebilirlik, hayvan refahı ve çalışan deneyimi gibi alanlarda elde ettiği sonuçları ortaya koyuyor. Türk mutfağının değerlerini koruma ve geleceğe aktarma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Metro Türkiye, sürdürülebilirlik performansını ve ekosistem üzerindeki etkilerini ortaya koyduğu beşinci Etki Raporu’nu yayımladı. 2016’da başlayan raporlama yolculuğunu 2020 itibarıyla Etki Raporu formatına taşıyan Metro Türkiye, 2024 boyunca attığı adımları, elde ettiği sonuçları ve uzun vadeli hedeflere yönelik ilerlemesini paydaşlarıyla şeffaf biçimde paylaştı. Rapor, şirketin iş yapış biçimini tanımlayan “Metro Usulü” anlayışının ve sorumlu çözüm ortağı yaklaşımının sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinde daha da güçlendiğini gösteriyor. 2024 yılında sürdürülebilirlik stratejisini Müşteriler İçin Sorumlu Çözüm Ortağı, Sürdürülebilir Satın Alma, İklim Aksiyonları ve Sorumlu İşveren odak alanları çerçevesinde yürüten şirketin Etki Raporu'nun önceliklendirme analizine göre öne çıkan başlıklar ise yerel üretimin desteklenmesi, sürdürülebilir balıkçılık, sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim, sürdürülebilir ürün ve çözümler ile hayvan refahı oldu. Bu yaklaşım, hem perakende sektöründe hem yeme içme profesyonelleriyle kurulan ilişkilerde Metro Türkiye'yi daha sorumlu, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı bir çözüm ortağı konumuna taşıdı. Antunes: Değer zinciri boyunca dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluk olarak görüyoruz Metro Türkiye CEO’su David Antunes, iklim krizinin etkilerinin daha görünür hale geldiği bir dönemde dönüşümün yalnızca bir tercih değil, temel bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, “Metro Türkiye olarak yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, tüm değer zincirimizde dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. 2024 yılında yerel üreticilerden tedarik zincirimize, iklim aksiyonlarından sürdürülebilir ürünlere, sağlıklı gıdaya erişimden hayvan refahına kadar geniş bir çerçevede ilerlemeye devam ettik. Sorumlu çözüm ortağı yaklaşımımızla müşterilerimizin sürdürülebilir seçimler yapmasını kolaylaştırırken, 2040 yılında iklim nötr olma hedefimize doğru önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu yılki Etki Raporu, hem bugün yarattığımız etkiyi hem de geleceğe dair kararlılığımızı ortaya koyuyor” dedi. Enerji tüketiminin %40’ı GES yatırımıyla sağlandı Güneş enerjisi sistemleri yatırımları 2023’te olduğu gibi 2024 yılında da kararlılıkla devam etti. Aralık 2024’e kadar geçen sürede mağazaların toplam 55.000 MWh elektrik enerjisi ihtiyacının 21.400 MWh’ı çatı GES’lerden karşılandı; böylece Metro Türkiye enerji tüketiminin yaklaşık %40’ını doğrudan yenilenebilir kaynaklardan sağlamış oldu. Bu dönüşüm, şirketin iklim hedefleriyle uyumlu olarak yenilenebilir enerji kullanımında önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı. Yereli destekleme misyonuyla 740 Cİ tescilli ve aday ürün raflara taşındı Yerel üretimin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar 2024 yılında da kesintisiz biçimde sürdü. 2012’den bu yana yürütülen Coğrafi İşaretli Ürünler projesi kapsamında mağaza raflarında yer alan coğrafi işaret tescilli ya da tescile aday ürün sayısı geçen yılki 560 seviyesinden 740’a ulaştı. “Yerelin İzinde” projesiyle yöresel tariflerin görünürlüğü artarken, üretici örgütleri ve kooperatiflerle yürütülen iş birlikleri sayesinde yerel ürünlerin değer zincirindeki payı güçlendirildi. Sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim için sürdürülebilir ürün portföyü genişletildi Metro Türkiye, sağlıklı, besleyici ve kaliteli ürünlere erişimi artırma hedefi doğrultusunda 2024 yılında sürdürülebilir ürün portföyünü önemli ölçüde genişletti. Bu yıl raflarda 493 sağlıklı ve besleyici Metro markalı ürün, 78 organik ürün ve 177 organik etiketli ürün yer aldı. Ürün içeriklerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar kapsamında, 103 ürün daha az şeker, tuz ve yağ içerecek şekilde reformüle edildi, 48 ürünün koruyucu içeriği azaltıldı ve 18 ürünün yağ oranı düşürüldü. Ayrıca 69 Metro markalı üründe trans yağ tamamen kaldırılarak daha sağlıklı seçenekler sunuldu. Gıda kategorisindeki Metro markalı ürünlerin %27’sinin sağlıklı ve besleyici özelliklere sahip olması, şirketin ürün politikalarını sürdürülebilirlik ve kalite standartları doğrultusunda şekillendirdiğini bir kez daha ortaya koydu. Güvenli gıdanın ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla mağaza et üretimlerinde, tüm meyve sebzelerde, Metro markalı organik ürünlerde, Metro Premium markalı ballarda, tüm karkas, vakum etlerde ve kültür balıklarında, Metro markalı organik ürünlerin tamamında, kendi markalı 61 adet coğrafi işaretli üründe ve yine kendi markalı 12 zeytinyağı çeşidinde izlenebilirlik sunmaya devam etti. Bu yaklaşım, tüketicilere ürünlerinin kaynağına dair tam şeffaflık sunarken, gıda güvenliği standartlarını da üst seviyeye taşıdı. Sürdürülebilir balıkçılıkla deniz ekosistemini koruyor Deniz ekosistemlerini koruma ve balık popülasyonlarının sürdürülebilirliğini destekleme hedefi doğrultusunda Metro Türkiye, 2024 yılında müşterilerine izlenebilir, sorumlu ve güvenilir balık ürünleri sunma amacıyla Metro markalı balıkların %73’ünü, diğer balık ürünlerinin ise %64’ünü sürdürülebilirlik sertifikasına sahip kaynaklardan tedarik etti. Denetimlerle hayvan refahını ve gıda güvenilirliğini sağlıyor Hayvanların sağlıklı, güvenli ve doğal yaşam koşullarında yetişmesini önemseyen Metro Türkiye, hayvan refahı konusunda ulusal ve uluslararası standartların ötesine geçen uygulamaları hayata geçirmeye 2024 yılında da devam etti. 2012'den bu yana tüm kırmızı ve kanatlı et tedarikçilerinde düzenli hayvan refahı denetimleri gerçekleştiren şirketin Metro markalı tüm taze ve dondurulmuş et ürünleri, %100 hayvan sağlığı ve refahı standartlarına uygun şekilde üretiliyor. Bu yaklaşım, hem ürün güvenilirliğini hem de hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini güvence altına alıyor. 2.530 ton gıda atığı yeniden değerlendirildi Gıda atığını kaynağında önlemeye yönelik çalışmalarını 2024 yılında güçlendiren Metro Türkiye, hem çevresel hem de sosyal alanda önemli sonuçlar elde etti. Yıl boyunca toplam 2.862 ton gıda atığı oluşurken, bunun 2.530 tonunu yeniden değerlendirmeyi başaran şirket, doğal kaynakların korunmasına ve ihtiyaç sahiplerine erişimin desteklenmesine güçlü bir katkı sundu. Bu kapsamda, 1.017 ton gıda, gıda bankalarına bağışlanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırken 222 ton ürün Fazla iş birliğiyle yeniden satışa sunuldu. 140 ton gıdanın hayvan yemine dönüştürülmesi, 942 ton ürünün hayvan barınaklarına iletilmesi, 209 ton ürünün ise kompostlama yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırılması sağlandı. Sorumlu işveren yaklaşımıyla eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma kültürü Metro Türkiye, sorumlu işveren anlayışı doğrultusunda sosyal sürdürülebilirliği eşitlik ve kapsayıcılık odağında ele almayı sürdürdü. Çalışanlarının kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissettikleri bir iş ortamı yaratmayı temel bir kurum değeri olarak benimseyen şirket, tüm çalışanlarını işinin ve geleceğinin doğal bir paydaşı olarak konumlandırıyor. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerini işe alımdan kariyer yolculuğunun her aşamasına entegre eden Metro Türkiye, kadınların ve gençlerin iş hayatına katılımını destekleyen uygulamalarıyla çalışan memnuniyetini odağına alırken, kapsayıcı kurum kültürünü uzun vadeli ve sürdürülebilir başarısının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.