Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Balparmak

Kapsül Haber Ajansı - Balparmak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Balparmak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Fonksiyonel Pastilde Doğal Güç: Arı Ürünleri Fark Yaratıyor Haber

Fonksiyonel Pastilde Doğal Güç: Arı Ürünleri Fark Yaratıyor

Balparmak, fonksiyonel gıda alanındaki bilimsel çalışmalarını uluslararası platformlarda paylaşmayı sürdürüyor. Bu yıl ikincisi, Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Uluslararası Gıda İnovasyonu ve Sürdürülebilirliği Kongresi’nde (IFIS 2026) doğal içerikli fonksiyonel pastil formülasyonlarına yönelik araştırma sonuçlarını bilim dünyasıyla paylaştı. Balparmak Ür-Ge Müdürü Gizem Mergen Duymaz, "Bal, Propolis ve Bitkisel İçeriklerle Zenginleştirilmiş Fonksiyonel Pastillerin Duyusal Özellikleri, Fenolik İçeriği ve Antibakteriyel Etkisi" başlıklı sunumunda fonksiyonel pastillerin bilimsel özelliklerini kongre katılımcılarıyla paylaştı. Fonksiyonel gıda alanına bilimsel katkı Fonksiyonel Gıdalar ve Gıda Kalite Özellikleri oturumunda sunulan araştırmada, Apitera Karamürverli ve Apitera Turplu pastillerin duyusal özellikleri, fenolik madde içeriği ve antibakteriyel etkileri ele alındı. Bal ve propolis gibi doğal arı ürünlerinin bitkisel ekstraktlarla birlikte kullanımının fonksiyonel ürün geliştirmedeki potansiyeli bilimsel verilerle ortaya konuldu. Apitera Pastillerin Fonksiyonel Özellikleri Öne Çıktı Çalışmada Apitera pastillerin yüksek toplam fenolik madde içeriğine sahip olduğu belirlendi. Bal, propolis ve bitkisel içeriklerin doğru formülasyonla bir araya getirilmesinin fonksiyonel etkinliği artırdığı bilimsel verilerle ortaya konuldu. Ürünlerin duyusal açıdan da tüketici kabulü bakımından olumlu sonuçlar verdiği görüldü. “Doğal içeriklerin bilimsel altyapıyla doğru şekilde bir araya getirilmesi önemli rol oynuyor” Gizem Mergen Duymaz, çalışmanın çıkış noktasının hem tüketici tarafından kabul edilebilir hem de fonksiyonel fayda sunan pastil ürünleri geliştirmek olduğunu belirtti. Duymaz, araştırma sürecini şöyle özetledi: “Hem duyusal olarak kabul edilebilir hem de fonksiyonel fayda yaratacak bir pastil geliştirebilir miyiz?” sorusuyla yola çıktık. Doğal içeriklerin bilimsel altyapıyla doğru şekilde bir araya getirilmesi bu hedefe ulaşmada belirleyici rol oynadı. Elde ettiğimiz sonuçları uluslararası bir platformda paylaşmak hem sektör hem de akademik iş birlikleri açısından değerli.” Balparmak Ar-Ge Merkezi uluslararası platformlarda aktif rolünü sürdürüyor Balparmak, 1986'dan bu yana sürdürdüğü Ar-Ge yolculuğunu bugün uluslararası bilim platformlarında somut çıktılarla taçlandırıyor. IFIS 2026, bu yolculuğun en yeni durağı. IFIS 2026 Kongresi’nde gerçekleştirilen sunum, bal ve arı ürünlerinin fonksiyonel gıda geliştirmedeki güçlü potansiyelini ortaya koyması açısından dikkat çekti. Çalışma, doğal içeriklerin bilimsel Ar-Ge yaklaşımıyla değerlendirilmesinin, inovatif ürün geliştirme süreçlerindeki kritik rolünü bir kez daha gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü Haber

Balparmak İç Denetim Hamlesiyle Ödüle Layık Görüldü

Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak, Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından iç denetim fonksiyonunu ilk kez hayata geçiren ve bu alanda farkındalık yaratan kurumlara verilen 2026 Yılı Tomurcuk Ödülü’nün sahibi oldu. Türkiye’de iç denetim alanında köklü meslek örgütlerinden biri olan TİDE’nin her yıl düzenlediği “İç Denetim Farkındalık Ödülleri” kapsamında verilen Tomurcuk Ödülü, Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz ve Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman’a takdim edildi. Nisan 2025’te İç Denetim Departmanı’nı kurarak bu alanda önemli bir adım atan Balparmak, kısa zamanda elde ettiği performans ve sürdürülebilir yönetişim bakış açısıyla bu ödüle layık görüldü. İç denetimde etkili dönüşüm Yönetim Kurulu’na bağlı olarak faaliyet gösteren Balparmak İç Denetim Departmanı, şirketin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirirken, gelişim alanlarını düzenli olarak Yönetim Kurulu toplantılarında paylaşarak üst yönetim seviyesinde sürekli iyileştirme kültürünü destekliyor. Balparmak’ın iç denetim alanında attığı bu adımın kısa zamanda somut sonuçlara dönüştüğünü belirten Balparmak İç Denetim Lideri Onur Kazanasmaz, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “İç denetim birimimizi kurarken hedefimiz, Balparmak’ın büyüyen organizasyon yapısını daha güçlü bir yönetişim modeliyle desteklemekti. Hayata geçirdiğimiz sistem ve uygulamalarla risklerin erken tespit edilmesine katkı sağlarken, operasyonel verimliliğimizin artırılması ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin desteklenmesi yönünde önemli adımlar attık. İç denetim fonksiyonunun kısa sürede organizasyon genelinde yarattığı bu etki, süreçlerimizin daha etkin, verimli ve şeffaf bir yapıyla yönetilmesine katkı sağladı. Türkiye İç Denetim Enstitüsü tarafından verilen bu anlamlı ödül, attığımız adımların doğruluğunu teyit etmesi açısından bizim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.” Balparmak İç Denetim Yöneticisi Dorukan Tarman da iç denetimi yalnızca bir kontrol mekanizması olarak değil, kurum için stratejik değer yaratan bir yapı olarak konumlandırdıklarını ifade etti. Balparmak, bu ödülle birlikte yalnızca kendi organizasyonunda değil, sektör genelinde de iç denetim farkındalığının yaygınlaşmasına katkı sağlayan kurumlar arasında yer aldı. *Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Balparmak’tan Dünya Arı Günü’nde Kritik Çağrı Haber

Balparmak’tan Dünya Arı Günü’nde Kritik Çağrı

Mayıs ayı, dünya genelinde arıların ve doğadaki kritik rollerinin en çok konuşulduğu dönem olarak öne çıkıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 20 Aralık 2017 tarihinde oy birliğiyle alınan kararla, her yıl 20 Mayıs tarihi “Dünya Arı Günü” olarak kutlanıyor. Bu özel gün, modern arıcılığın öncüsü kabul edilen Slovenyalı arıcı Anton Janša’nın doğum gününe ithafen belirlenirken aynı zamanda arıların ekosistem, biyolojik çeşitlilik ve yaşamın sürdürülebilirliği açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çekmeyi amaçlıyor. Arılar, yeryüzündeki en eski canlı türleri arasında yer alıyor ve yaklaşık 100 milyon yıldır doğanın dengesinin korunmasında kritik bir rol üstleniyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünya genelindeki gıda ürünlerinin yaklaşık yüzde 75’i, kısmen tozlaşmaya bağlı olarak üretiliyor. Bu durum, arıların yalnızca doğal yaşam için değil, insanlığın geleceği için de vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor. Ancak hızlı şehirleşme, yanlış tarım uygulamaları, iklim krizi, biyolojik çeşitliliğin azalması ve su kaynaklarının kirlenmesi gibi nedenler arı popülasyonlarını ciddi biçimde tehdit ediyor. Dünya Arı Günü ise arılar ve yaşam arasındaki güçlü bağı hatırlatmak, toplumsal farkındalığı artırmak ve ekosistemin korunmasına yönelik ortak sorumluluğa dikkat çekmek açısından önemli bir fırsat sunuyor. Arıyı korumak ortak sorumluluğumuz. Çünkü “Arılar Varsa Gelecek Var.” Her yıl mayıs ayı boyunca Dünya Arı Günü kapsamında önemli farkındalık projeleri hayata geçiren Türkiye’nin lider bal markası* Balparmak, arıların yaşamın devamlılığına sağladığı katkıya vurgu yaparak, arıların doğal yaşam alanlarının ve sürdürülebilir arıcılığın desteklenmesi için tüm paydaşlara ortak hareket etme çağrısında bulundu. Migros’un Dünya Arı Günü kapsamında düzenlediği etkinlikte, moderatörlüğünü şair, yazar, müzeci ve usta hikâye anlatıcısı Sunay Akın’ın üstlendiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” özel oturumunda konuşan Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, “Bugün burada verdiğimiz mesaj çok net: Arılar Varsa Gelecek Var. Biz arıları sadece bal ürettikleri için değil, yaşamın devamlılığı için taşıdıkları kritik rol nedeniyle önemsiyoruz. Arıların korunması; doğa, tarım ve gıda güvenliği açısından tüm toplumun ortak sorumluluğudur” dedi. Balparmak’ın, arı ürünleri markası olmanın ötesinde; Türkiye’de arı ürünleri sektörünün gelişimine öncülük eden, bilim temelli yaklaşımıyla güven inşa etmeyi odağına alan bir kurum olma vizyonuyla hareket ettiğini vurgulayan Altıparmak, şöyle devam etti: “Bugün biliyoruz ki arılar; gıda üretiminden biyolojik çeşitliliğe kadar yaşam döngüsünün merkezinde yer alıyor. Ancak iklim krizi, çevre kirliliği ve yaşam alanlarının azalması nedeniyle tüm canlılar gibi arılar da ciddi tehditlerle karşı karşıya. Bu nedenle biz de yıllardır yalnızca bugünü değil, geleceği de düşünerek hareket ediyor, Balparmak Arıcılık Akademisi ile sürdürülebilir arıcılığı desteklemeye devam ediyoruz. Bu yaklaşımın en önemli parçalarından biri de kalite politikamız ve bilimsel çalışmalarımızdır. Balparmak Ar-Ge Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren APİLAB, arı ürünleri alanında Avrupa’nın en kapsamlı ihtisas laboratuvarları arasında bulunuyor. Burada Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen arı ürünlerini detaylı analizlerden geçiriyor, sadece doğallığından emin olduğumuz ürünleri sofralara sunuyoruz. Çünkü tüketici güveninin ancak bilimsel yaklaşım, yüksek kalite anlayışı ve şeffaflıkla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle bilgi birikimi, uzmanlığı ve bilimsel altyapısıyla sektöre katkı sunan bir bilir kurum olmayı önemsiyoruz. Balparmak Arıcılık Akademisi ile binlerce arıcıya ulaşılıyor Oturumda Balparmak’ın bilimsel yaklaşımı, Ar-Ge çalışmaları ve arıcılık ekosistemine katkıları hakkında bilgi veren Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı ise sürdürülebilir arıcılığın ancak bilimsel yaklaşım, eğitim ve kalite odaklı çalışmalarla mümkün olabileceğini belirtti. Damarlı, şöyle devam etti: “Balparmak olarak bilimi, kaliteyi ve izlenebilirliği arıcılık ekosisteminin merkezine koyuyoruz. Ar-Ge merkezimizde yürüttüğümüz çalışmalarla tüketicilerimize doğal ve güvenilir ürünler sunarken, Balparmak Arıcılık Akademisi ile arıcılarımızın mesleki gelişimine katkı sağlıyoruz. Akademiyle temel hedefimiz; yaş ortalaması giderek yükselen arıcılık mesleğini gençleştirmek, kadınları ve gençleri sektöre kazandırmak ve bilimle desteklenmiş kaliteli arı ürünleri üretimini yaygınlaştırmak.” Damarlı, 2018 yılında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) katkılarıyla hayata geçirilen Balparmak Arıcılık Akademisi kapsamında arıcı adaylarına ve aktif arıcılara; uzaktan eğitim, gezici araç eğitimi ve uygulamalı sınıf eğitimi olmak üzere farklı modellerde eğitimler sunulduğunu aktardı. Akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan programlarla teorik bilginin sahadaki uygulamalarla birleştirildiğini belirten Damarlı, bugüne kadar binlerce arıcıya ulaştıklarını ifade etti. “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesi ikinci yılında Balparmak’ın Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” projesi oturumun öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. 46 yıldır balın ve arıların sürdürülebilirliği için pek çok projeye imza atan Balparmak’ın, çocukların doğaya ve arılara yönelik farkındalığını artırmak amacıyla hayata geçirdiği “Doğa İçin Arı Gibi Düşün” resim projesinin ikincisi 23 Nisan’da başladı. Balparmak’ın Migros ve TEMA Vakfı iş birliğiyle yürüttüğü projede bu yıl çocuklara “Çevreci arı olsaydın, dünya için ne yapardın?” sorusu yöneltiliyor. Çocuklardan bu soruya hayallerini resme dökerek yanıt vermeleri bekleniyor. Çizdikleri resimleri 23 Nisan – 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında www.dunyaarigunu.com adresine yükleyen her çocuk için TEMA Vakfı’na fidan bağışı yapılacak. Bu yıl da 10 bin fidanlık bir hatıra ormanı oluşturulması hedefleniyor. Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Emel Damarlı, şunları söyledi: “Çocuklar, hayata geçirdiğimiz projelerde doğa için sorumluluk alan birer doğa elçisine dönüşüyor. Bu nedenle çocuklara yönelik çalışmalarımızı hiçbir zaman bir yarışma formatında kurgulamıyoruz. Çünkü bizim için her katılım çok değerli. ‘Doğa İçin Arı Gibi Düşün’ projemiz ile çocukların hayal güçlerini doğa sevgisiyle buluştururken, arıların yaşam için taşıdığı önemi yeni nesillere aktarmayı hedefliyoruz. Projeye katılan tüm çocukların eserleri www.dunyaarigunu.com sayfamızda sergileniyor. Ayrıca çocukların tamamına içinde çeşitli hediyelerin yer aldığı paketler ulaştırıyoruz. Bu projeye katılarak doğaya sevgiyle dokunan, yaptıkları resimlerle arıların ve yaşamın önemini hissettiren tüm çocuklarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.” Balparmak Kampüs’te binlerce çocuğa arının önemi anlatılıyor Son yıllarda Balparmak Kampüs’te binlerce çocuğu ağırladıklarını belirten Damarlı, şu bilgileri paylaştı: “Balparmak Kampüs’te son 4 yılda yaklaşık 9 bin çocuğu ağırladık. Pedagog eşliğinde gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda, arının yaşamın sürdürülebilirliği açısından ne kadar önemli olduğunu anlatıyoruz. Çünkü arının ve doğanın izinden gitmek, bizim için bir sorumluluk.” *Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2025 Nielsen raporuna göre ciro (TL) bazında Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Balını Uluslararası Pazarlara Ulaştıran Balparmak, İhracat Birinciliğini Perçinledi Haber

Türk Balını Uluslararası Pazarlara Ulaştıran Balparmak, İhracat Birinciliğini Perçinledi

Dünya bal pazarı, 1,8 milyon ton üretim hacmiyle 9 milyar doları aşmış durumda. Pazarın büyüme ivmesini sürdürerek 2031 yılında 14 milyar doların üzerine çıkması beklenirken, Türkiye de yaklaşık 9,3 milyon arı kolonisi ve 97 bin ton bal üretimiyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin lider bal markası Balparmak, geliştirdiği yeni analiz metotları ile doğal Türk balının dünyaca kabul görmesine öncülük ediyor. 2024 yılında olduğu gibi 2025 yılında da ihracat ağını genişleten marka, bugün İngiltere, Fransa, İsviçre, Danimarka, Norveç, Suudi Arabistan ve ABD’nin de aralarında bulunduğu 45 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor ve bu pazarlardaki konumunu güçlendiriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) tarafından dün gerçekleştirilen ihracat performans değerlendirmesinde, arı ürünleri kategorisinde Balparmak birinci oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi merkezinde düzenlenen ödül töreninde, Murat Ağırbaş ödülü Müjdat Sezer’in elinden aldı. Türk Çam Balı’nın tescili, ihracat potansiyelimizi artırıyor Murat Ağırbaş, ödülü aldıktan sonra yaptığı konuşmada, “Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da bu kıymetli ödülü almak bizim için sadece bir başarı göstergesi değil; aynı zamanda ihracat yolculuğumuzda elde ettiğimiz sürdürülebilir başarının da güçlü bir teyidi oldu. Gelecek vizyonumuzun merkezinde, Türk Çam Balı’nı dünyanın en iyi balları arasında kalıcı bir konuma taşımak ve markalaştırmak bulunuyor. Bunun yanında, katma değerli arı ürünlerimizle daha fazla ülkeye ulaşmayı ve Türkiye’nin arıcılık alanındaki global marka değerini büyütmeyi hedefliyoruz” dedi. Küresel pazarlarda güçlenen ihracat, katma değerli ürünlerde yeni hedefler Balparmak olarak Çin başta olmak üzere Güney Asya ülkelerinden ABD’ye, Orta Doğu ülkelerinden Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyaya ürün gönderdiklerini kaydeden Ağırbaş, “Çin’in önde gelen e-ticaret platformlarından TJ Mall’da ürünlerimizin satışa sunulması, Hong Kong’da perakende zincirlerinde gerçekleştirdiğimiz lansmanlar ve Güney Kore’deki iş birliklerimiz bu büyümenin önemli adımlarını oluşturuyor. Hedefimiz yalnızca bal ihracatını artırmak değil; propolis ve arı sütü gibi yüksek katma değerli ürünlerle Türkiye’yi küresel arı ürünleri pazarında daha güçlü bir oyuncu hâline getirmek. Bu doğrultuda AR-GE merkezimizde yürüttüğümüz çalışmalarla karakavak propolisinin bilimsel altyapısını ortaya koyarak uluslararası alanda önemli bir katkı sağladık.” Balparmak’ın önümüzdeki dönemde de yeni pazarlara açılmayı ve ihracat kanallarını güçlendirmeyi hedeflediğini vurgulayan Ağırbaş, inovasyon odaklı yatırımlarla Türkiye’nin ihracat hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceklerini kaydetti. Ağırbaş, “Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarıma, iş ortaklarımıza ve bize güvenen tüketicilerimize gönülden teşekkür ediyorum. Türkiye’nin değerlerini dünyaya taşımayı ve yeni başarı hikâyeleri yazmayı sürdüreceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Apitera’ya Bir Ödül Daha! Haber

Apitera’ya Bir Ödül Daha!

Balparmak’ın iyi yaşam markası Apitera’nın yenilikçi ürünlerinden biri olan pastili, Marketing Türkiye ve YouGov işbirliği ile gerçekleştirilen “Yılın İnovatif Ürünleri” araştırmasında gıda takviyeleri kategorisinde “Yılın İnovatif Pastili” seçildi. Apitera’nın doğal bal, propolis ve turp içeren pastili, 12 ilde yürütülen araştırmada, geleneksel bir yöntemi modern yaşamın ihtiyaçlarına uygun, erişilebilir ve yenilikçi bir forma taşımasıyla öne çıktı. Pastil, Anadolu’da geleneksel olarak kullanılan turp ve bal karışımından ilham alınarak Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde geliştirildi. Bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen araştırma kapsamında, 16 farklı kategoride 71 marka değerlendirildi. Gıda takviyeleri kategorisinde yılın en inovatif ürünleri arasında gösterilen, doğal bal, propolis ve turp içeriğiyle Apitera Pastil, tüketici beklentilerine uygun yenilikçi yapısıyla öne çıktı. Marka, geçtiğimiz yıl da Apitera Propolisli Yetişkin ve Çocuk Spreyleri ile sektörün önde gelen platformlarında kazandığı “Ürün İnovasyonu” birincilik ödülleriyle yenilikçi yaklaşımını ortaya koymuştu. Gelenekten ilham alan güçlü inovasyon Karakavak propolisinin kullanıldığı Apitera Pastil, geleneksel bir yöntemi modern tüketici beklentileriyle buluşturarak güçlü bir inovasyon örneği sundu. İçeriğinin yanı sıra tat dengesi ve tüketim kolaylığı gibi unsurlar da ürün geliştirme sürecinde belirleyici oldu. Böylece Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil, günlük yaşamın her anında pratik şekilde kullanılabilecek formuyla tüketici beğenisine sunuldu. Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Geliştirdiğimiz her Apitera ürününde, doğadan gelen değeri bilimsel çalışmalarla desteklemeyi ve standardize etmeyi hedefliyoruz. Apitera Propolis ve Turp İçeren Pastil ile de geleneksel bir yöntemi arı ürünleri konusundaki uzmanlığımız ve bilimsel yaklaşımımızla yeniden yorumladık, böylece geliştirdiğimiz ürünü modern çağın beklentilerine uygun bir forma taşıdık. Aldığımız bu ödül, tüketicilerin ihtiyaçlarını doğru okuyarak geliştirdiğimiz inovasyon anlayışımızın güçlü bir örneğidir” dedi. Tüketici içgörüsüyle şekillenen ürün yaklaşımı Ürün, piyasaya sunulmasının ardından kısa sürede tüketiciden olumlu geri dönüş aldı ve Apitera markasının büyüme yolculuğunda önemli bir rol üstlendi. Tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşım, ürünün başarısında belirleyici oldu. Balparmak Pazarlama Direktörü Ilgın Övül Yağız, “Tüketicilerin, doğal ve etkili içeriklere yönelirken aynı zamanda pratik ve keyifli bir kullanım deneyimi aradığını görüyoruz. ‘Etkili ama lezzet bakımından tüketimi zor’ algısını kıran bu yaklaşımın ödülle taçlanması bizim için çok değerli. Bu başarıyı tüketici içgörüsünü merkeze alan yaklaşımımızın bir sonucu olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı. Apitera markası, Balparmak Ar-Ge Merkezi’nde yürütülen çalışmalarla geliştirilen arı ürünleri temelli yenilikçi takviye edici gıda çözümleri sunmaya devam ediyor. Propolis başta olmak üzere arı ürünleriyle zenginleştirilen ürün ailesi, farklı kullanım formlarıyla iyi yaşam alanındaki inovasyon odağını yansıtıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek Haber

Arı Sütü, Propolis ve Polen Üretimi Kadın Arıcılarımızın Ellerinde Değerlenecek

Dünyanın en büyük bal üreticileri arasında ilk onda yer alan Türkiye, arı sütü, polen ve propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünlerinde de başarıyı hedefliyor. Beslenmeden gıda takviyesine, kozmetikten ilaç sanayiine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu ürünlerin üretiminde ise kadın emeği önemli bir rol üstleniyor. Kadın ve genç arıcıları mesleğe kazandırma misyonuyla çalışmalarını sürdüren Balparmak Arıcılık Akademisi, 2026 yılında Milas’ta gerçekleştirdiği ilk eğitimin ardından ikinci programını 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle kadın arıcılara yönelik olarak düzenledi. Balparmak Kampüs’te gerçekleştirilen eğitime 80’i aşkın kadın arıcı katılım sağladı. Dr. Emel Damarlı: Kadınların ürettiği kaliteli arı ürünlerine talibiz Eğitimin açılış konuşmasında Türkiye’de arıcıların ağırlıklı olarak bal üretimine odaklandığını ancak dünyanın bal dışındaki diğer arı ürünlerine olan ihtiyacının her geçen gün arttığını belirten Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, “Ülkemiz, yedi bölgesinin tamamında arıcılık yapılabilecek zengin bir floraya sahip. Arıcılarımız ata yadigarı olarak sürdürdükleri arıcılık mesleğinde daha çok bal üretimine yöneliyor, oysa arı sütü, polen, propolis gibi katma değeri yüksek arı ürünleri var. Ben buradan kadın arıcılarımıza sesleniyorum. Bu ürünleri üretmek bal üretimine göre çok farklı. Özellikle arı sütü üretimi el becerisi istiyor. Genellikle erkek arıcılar bal dışındaki arı ürünlerinin üretimini tercih etmiyor ama biliyoruz ki siz kadınlar bunu en iyi şekilde yapabilecek doğal bir yeteneğe sahipsiniz. Sizin üreteceğiniz kaliteli arı ürünlerinize talibiz” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Banu Yücel: Arı sütünün çok büyük ekonomik değeri var Doğru kullanım koşuluyla tüm arı ürünlerinin çok değerli olduğunu belirten Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Yücel, şunları söyledi: “Bal dahil tüm arı ürünleri kaliteli yaşamın sürdürülebilirliği açısından çok güçlü ürünler. Özellikle ilaç sanayiinde, gıda takviyesinde ve kozmetikte arı ürünlerinin payı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla dünya çapında bu ürünlere ihtiyaç da artıyor. Dünyada “tam gıda” olarak tanımlanan birkaç üründen biri arı poleni. Yine dünyada en kaliteli besin olarak kabul edilen balın yanına arı sütünü, propolisi, poleni koyduğunuzda gelirinizi daha da artırmış olacaksınız. Bu ürünlerin üretim süreçleri meşakkatli ancak bu değerli arı ürünlerimizin üretiminde kadınlar olursa Türkiye arı ürünleri konusunda çağ atlar. Siz bu sektörün garantisisiniz.” Kovanları gezdirmek yerine, arının diğer ürünlerine yönelin Kadın arıcılara tavsiyelerde bulunan Prof. Banu Yücel, şu kritik bilgileri verdi: Kışın kullandığınız kovanları üretim döneminde kullanmayın. İlkbahar mevsimine girerken kovanlarınızı mutlaka kostik soda eritilerek eklenmiş sıcak su ile dezenfekte edin. Ardından kovanı iyice kurutun ve pürmüz ile alazlayın.Bal dahil tüm arı ürünleri üretiminde birinci kural hijyen... Mutlaka yedek eldiveniniz, yedek maskeniz, arılığa özel çizme veya ayakkabınız olsun. Sürekli kayıt tutun, hangi kovanın neye ihtiyacı var, hangisine besleme yaptınız, hangisi oğul verdi, ana arı durumu nedir, kuluçka ve ergin arı gelişimi nasıl bunları mutlaka not edin. Eğer çerçevenin 2/3’ünden fazlası açık bal gözü içeriyorsa bal süzme işlemi için mutlaka sırlanmayı bekleyin. Arılar açık petek gözlerindeki olgunlaşmamış ham balların suyunu uçurup, olgunlaştırdıktan ve petekleri sırladıktan sonra sağıma başlayın ve böylece doğal balı elde edin. Aksi halde bal sulu ve ham olarak kalır, hızla fermente olarak bozulur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bal Değil, Katma Değer Kazandırıyor: Arıcılıkta Yeni Kazanç Modeli Haber

Bal Değil, Katma Değer Kazandırıyor: Arıcılıkta Yeni Kazanç Modeli

Türkiye’de arıcılığa olan ilgi son yıllarda artarken, Balparmak Arıcılık Akademisi 2026 yılı eğitim programlarının startını Muğla’nın Milas ilçesinde verdi. Milas Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda iki gün süren eğitimlerde, arı sağlığı, doğru besleme ve kovan verimliliği gibi başlıklar bilimsel veriler ışığında ele alındı. Balparmak’ın sektördeki 45 yıllık deneyimiyle 2018 yılında hayata geçirdiği Arıcılık Akademisi, bugüne kadar binlerce arıcıya ulaşarak bilgiye dayalı ve sürdürülebilir üretimi teşvik ediyor. Kadın ve Genç Arıcılar Ön Planda Balparmak Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özgür Altıparmak, özellikle kadın ve genç arıcıların sektöre kazandırılmasının stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Altıparmak, “Kadınlar, arı sütü ve propolis gibi yüksek katma değerli arı ürünlerinde daha başarılı sonuçlar elde ediyor. Kadın ve genç arıcı sayısının artması, Türkiye’nin bu alandaki ihracat gücünü doğrudan artıracaktır,” dedi. Altıparmak ayrıca, arıcılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; ekosistem, tarım ve gıda güvenliği açısından hayati bir rol üstlendiğine dikkat çekti. Bilimsel Eğitimle Sürdürülebilir Arıcılık Eğitimin ilk gününde Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, “Bal Arısı Sağlığı” başlıklı sunumunda iklim değişikliğinin arılar üzerindeki etkilerine ve yurt dışından gelebilecek arı hastalıklarına karşı erken önlemlerin önemine değindi. Aydın, arı hastalıklarıyla mücadelede yanlış ilaç kullanımının ciddi riskler barındırdığını belirterek, kamu, üniversiteler, özel sektör ve üreticilerin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. İkinci gün ise Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil Yeninar, bal arılarında doğal beslenme ve teknik uygulamalar hakkında bilgi verdi. Yeninar, “Doğru besleme, arıların bağışıklık sistemini güçlendirir ve kovan verimliliğini doğrudan etkiler,” ifadelerini kullandı. 8 Yılda 8 Bin Arıcıya Ulaşıldı Balparmak Ar-Ge ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı, Akademi’nin temel hedeflerinden birinin sektördeki yaş ortalamasını düşürmek olduğunu belirtti. “Arıcıların yaklaşık yüzde 90’ı erkeklerden oluşuyor. Sürdürülebilir bir tarım için kadınların ve gençlerin arıcılığa kazandırılması şart. Sekiz yılda yaklaşık 8 bin arıcıya ulaştık,” dedi. Sahadan Ses: “Kara Düzen Yerine Planlı Üretim” Eğitime katılan arıcı Sevim Çalışkan ise programın sahaya etkisini şu sözlerle anlattı: “Yıllarca bildiğimiz gibi çalıştık. Burada planlı ve bilinçli üretimin ne kadar önemli olduğunu gördük. Doğru sandığımız yanlışları fark ettik.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Çam Balı Coğrafi İşaretle Dünyaya Açılmaya Hazırlanıyor Haber

Türk Çam Balı Coğrafi İşaretle Dünyaya Açılmaya Hazırlanıyor

Ülkemize özgü bir salgı balı çeşidi olan çam balı, dünyadaki toplam rekoltenin yaklaşık yüzde 92’siyle Ege kıyılarındaki kızılçam ormanlarında, ağırlıklı olarak Anadolu arı ırkının Muğla ekotipi bal arısı tarafından üretiliyor. Hem üretim hacmi hem de ticari katkısı açısından Türkiye’nin en önemli arı ürünlerinden biri olan çam balı, ihracatta da öne çıkan bal çeşitleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, Türk Çam Balı’nın içerdiği özelliklerle tıbbi bal kategorisine aday olduğunu, bu yönüyle Manuka balına rakip olabilecek potansiyel taşıdığını belirtiyor. Geçtiğimiz aylarda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından alınan coğrafi işaret tescili, bu değerli ürünün hem yerel kimliğini koruma altına aldı hem de uluslararası pazarda güvence kazandırdı. Balparmak’ın Muğla’da gerçekleştirdiği “Çam Balı Hasadı” da bu tescilin sahadaki yansımalarının görüldüğü özel bir organizasyon oldu. Etkinlikte davetliler, arıcı ailelerin kovan başındaki emeğine tanıklık ederek, balın doğadan sofraya uzanan yolculuğunu birebir deneyimledi. Kızılçam ormanlarının içinde gerçekleşen hasat hem arıcılığın zorluklarını hem de emeğin değerini gözler önüne serdi. Bal hasadının yapıldığı arılıkta peteklerin kovandan çıkarılışı, balın altın rengi ve doğanın eşsiz kokusu, davetliler için unutulmaz bir deneyime dönüştü. Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak, bu yılki hasadın taşıdığı anlamı şu sözlerle vurguladı: “Türk Çam Balı’nın coğrafi işaretle tescillenmesi, yalnızca sektöre değil, ülkemizin tarım ve gıda mirasına da büyük bir değer kattı. Bizim için bu süreç ticari bir kazanç olmanın ötesinde, doğaya ve arıcılara karşı duyduğumuz sorumluluğun da göstergesidir. Türkiye çam balının anavatanı. Dünyadaki çam balı üretiminin yüzde 92’si ülkemizde gerçekleşiyor. Çam balı ülkemizde kızılçam ormanlarının yaygın olduğu Ege kıyılarında üretiliyor. Çam balı, binlerce arıcı ailesinin de geçim kaynağını oluşturuyor. Balparmak olarak kurulduğumuz günden bu yana önemli hedeflerimizden biri de arıcılığın geleceğini güvence altına almak, sürdürülebilirliğini desteklemek. Bu yüzden Arıcılık Akademisi’ni hayata geçirerek yalnızca bal değil, arısütü, polen ve propolis gibi katma değerli ürünlerin de kaliteli ve verimli şekilde üretilmesini destekliyoruz.” İhracatın Önünü Açan yeni C4 Metodu Hasat organizasyonunda öne çıkan başlıklardan biri de Balparmak AR-GE Merkezi’nin geliştirdiği çam balına özgü yeni C4 metodu oldu. Bilindiği gibi dünyada balda tağşişi belirlemek için standart olarak kullanılan C4 testi, çam balının yapısına uygun değildi. Bu nedenle çam balı yıllardır uluslararası pazarlarda haksız engellerle karşılaşıyor, doğal olmasına rağmen ihracatta sorun yaşıyordu. Balparmak Ar-Ge Merkezi’nin çam balının kendine özgü yapısını dikkate alarak dört yıl süren bilimsel çalışmaları sonucu geliştirdiği yeni analiz metodu, TSE standartlarında da yer alarak bu problemi çözdü. Böylece Türk Çam Balı’nın doğallığı bilimsel olarak belgelenmiş olup ihracatı büyük ölçüde arttırdı. Türk Çam Balı Coğrafi İşaret Tescili Aldı Ülkemize özgü salgı balı çeşidi olan çam balının Türk Çam Balı olarak tescil almasıyla ilgili Balparmak Genel Müdürü Ulaş Altıparmak, sürecin çok paydaşlı bir iş birliği modeliyle yürütüldüğünün altını çizerek şunları söyledi: “FAO ve diğer sektör paydaşlarımızın desteğiyle hep birlikte yürütülen coğrafi işaret süreci, Türk balının geleceği için güçlü bir dayanışma örneği oldu. Ayrıca geliştirdiğimiz yeni C4 metodu sayesinde Türk Çam Balı, ihracatta da hak ettiği değere ulaşabilecek. Bu yalnızca Balparmak’ın değil, tüm arıcılık sektörünün ve ülkemizin kazanımıdır. AR-GE merkezimiz bugün Avrupa’nın en kapsamlı dört eşdeğer bal ihtisas laboratuvarı altyapısına sahip. Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarımızda her yıl en az 8 binin üzerinde bal numunesini analiz ediyoruz. Dört aşamalı kalite kontrol sistemimiz ile hem balın hem de diğer arı ürünlerinin doğallığını koruyarak, sektörün geleceğini bilimsel yöntemlerle güvence altına alıyoruz. Türk Çam Balı’nın doğallığını ve kaliteli yaşamdaki yerini ön plana çıkararak bilim temelli çalışmalar yürütmeye, inovasyon ve teknoloji yatırımlarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.” Arıcılığın Sürdürülebilirliği İçin Akademi Hasat organizasyonunda gündeme gelen bir diğer önemli konu da arıcılığın geleceği oldu. Çam balının üretim sürecine yakından tanıklık eden davetliler, arıcı ailelerin bu mesleği sürdürmesinin ülkemiz için taşıdığı kritik değeri bir kez daha gözlemledi. Balparmak bu noktada yalnızca ürün geliştirmekle kalmıyor; bu amaçla hayata geçirilen Arıcılık Akademisi, modern teknikleri arıcılarla buluştururken özellikle kadınların ve gençlerin sektöre kazandırılmasını hedefliyor. AR-GE ve Kalite Direktörü Dr. Emel Damarlı programın önemini şu sözlerle aktardı: “Amacımız, arıcıları yalnızca bal üretiminde değil; arısütü, polen ve propolis gibi katma değerli ürünlerin verimli şekilde üretiminde de desteklemek. Bu sayede arıcılık mesleğini daha sürdürülebilir hale getiriyor, geleceğe güçlü bir miras bırakıyoruz. Arıcılık yalnızca ailece yapılan bir iş değil, köy halkı olarak sürdürülen bir meslek. Zeytin ağaçları kadar önemli bir miras.” Türkiye’nin Eşsiz Mirası Muğla’da gerçekleştirilen 2025 Çam Balı Hasadı, yalnızca sezonun bereketini değil, aynı zamanda Türk Çam Balı’nın uluslararası pazarlardaki yükselen değerini de simgeledi. Balparmak’ın 45. yılına denk gelen bu özel etkinlik, hem ülkemizin eşsiz mirasını dünyaya tanıtma fırsatı sundu hem de bilimsel çalışmaların ihracata sağladığı katkıyı gözler önüne serdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.