Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Başarı

Kapsül Haber Ajansı - Başarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Başarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum.

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır” Haber

Müge Turan: “Marka Yaratmak, Geleceğe Değer Bırakmaktır”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Müge Turan. 2010 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde yüksek lisansımı, İstanbul Üniversitesi’nde de Executive MBA programını tamamladım. Kimya eğitimi bana sorgulamayı ve analitik düşünmeyi öğretti. İş hayatında bu bakış açısını insanı anlamak, marka geliştirmek ve ekip yönetmek üzerine edindiğim deneyimlerle birleştirdim. 15 yılı aşkın süredir Orzax’ta çalışıyorum. Pazarlama ekibinin ilk üyesi olarak başladığım bu yolculukta, farklı kademelerde sorumluluk aldım. Orzax büyürken ben de yıllar içerisinde öğrendim, geliştim ve yeni sorumluluklar üstlendim. Bu nedenle Orzax’ın benim için çok özel bir yeri var; bugün geldiğimiz noktada, yıllar içinde birlikte verdiğimiz emeği görüyorum. Bugün Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak markamızın pazarlama ve iletişim stratejilerine liderlik ediyorum. Ekibimle birlikte ürün konumlandırmadan marka yönetimine, tüketici iletişiminden kurumsal itibara kadar geniş bir alanda çalışıyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımızı yaptığımız her işe yansıtmayı, insanların güven duyduğu ve hayatında karşılığı olan bir marka oluşturmayı önemsiyoruz. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? İlk önemli dönüm noktası, bilimsel eğitimimi pazarlamayla buluşturmamdı. Bir ürünün bilimsel özelliklerini bilmekle, o ürünün insanlar için ne ifade ettiğini anlatabilmek farklı yetkinlikler gerektiriyor. Bu ikisini bir araya getirmek, mesleki yaklaşımımın temelini oluşturdu. Sonrasında ürün odaklı sorumluluklardan markanın bütününe baktığım bir role geçmek benim için önemli bir değişimdi. Sorumluluk alanım genişledikçe aldığım kararların ekipler, iş sonuçları ve markanın geleceği üzerindeki etkisini daha fazla görmeye başladım. Executive MBA eğitimim de bu süreçte stratejiye ve yönetime bakışımı geliştirdi. Orzax’ın uluslararası büyüme yolculuğu ise başka bir önemli eşik oldu. Türkiye’de edindiğimiz deneyimi farklı pazarlara taşırken her ülkeyi kendi ihtiyaçları, kültürü ve beklentileriyle anlamamız gerektiğini gördük. Bu süreç, markalaşmaya daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bugün bir karar alırken o kararın birkaç yıl sonra Orzax’a ne kazandıracağını da düşünüyorum. Kariyerim boyunca yaşadığım en önemli gelişimlerden biri, günlük işleri yönetmenin yanında markanın geleceğine dair sorumluluk alabilmek oldu. Sizin için başarıyı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Benim için başarı, yaptığınız işin kalıcı bir değer üretmesi. Yıllar önce hayata geçirdiğim bir fikrin bugün hala karşılık bulduğunu, gelişerek markaya ve insanlara katkı sağladığını görmek bana büyük bir mutluluk veriyor. Ulaştığımız sonuçlar kadar, geleceğe ne taşıyabildiğimizi de önemsiyorum. Çalışma tarzımın en belirgin özelliği sahiplenmek. İşimi çok seviyorum. Bir fikrin ya da projenin mümkün olan en iyi haliyle hayata geçmesi için çaba gösteriyorum; gerektiğinde görev ve sorumluluk alanımın ötesine geçiyorum. Kolay vazgeçmem. Bir engelle karşılaştığımda başka bir yol arar, yeniden denerim. İşler istediğim gibi gitmediğinde hızlı toparlanıp devam edebilmemin de bugünlere gelmemde önemli bir payı var. Elbette bireysel çabayla ulaşabileceğiniz bir yer var. Daha büyük ve kalıcı başarılar için güçlü ekipler, ortak bir vizyon ve yönetimin belirlediği yönde istikrarlı bir çalışma gerekiyor. Kendi başarımı da birlikte çalıştığım insanların emeğinden ve Orzax’ın bize açtığı gelişim alanından bağımsız görmüyorum. Benim bu başarıya katkımın, işimi sahiplenmemden ve daha iyisi için yılmadan çalışmamdan geldiğini düşünüyorum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? En büyük zorluk, büyüyen bir şirketin günlük ihtiyaçlarını karşılarken gelecekte ihtiyaç duyacağı pazarlama yapısını da kurmaktı. Orzax pazarlama ekibinin ilk üyesiyim. Çok mütevazı imkanlarla, bir girişim ruhuyla başladığımız dönemde bugünkü gibi ekiplerimiz, departmanlarımız ve yerleşmiş süreçlerimiz yoktu. Örnek alabileceğim bir pazarlama yöneticim de bulunmuyordu. Pek çok şeyi kendimiz araştırarak, deneyerek ve sonuçlarından öğrenerek geliştirdik. Orzax büyüdükçe ihtiyaçlarımız ve hedeflerimiz de büyüdü. Bir önceki yıl yeterli olan yaklaşımı, ertesi yıl geliştirmemiz gerekti. Daha geleneksel iletişim çalışmalarıyla başladığımız bir noktadan, bugün uluslararası alanda markalaşan bir şirketin pazarlama ve iletişim stratejisini yönettiğimiz bir noktaya geldik. İlk yıllarda global markalarla ve onların imkanlarıyla rekabet etmek, ardından pazar liderliğini kazanmak ve korumak, her aşamada yeni bir sorumluluk getirdi. Bu anlamda her yılın kendi içinde bir meydan okuması vardı. Bu süreci sürekli öğrenerek, doğru uzmanlıkları ekibimize katarak ve birlikte çalışma biçimimizi geliştirerek yönettik. Benim de her aşamada kendimi yenilemem gerekti. Bildiklerimle yetinmemeye, ihtiyaç duyduğumuz yerde destek almaya ve ekip arkadaşlarımın gelişimine alan açmaya çalıştım. Bütün bunları sağlıkla ilişkili, iletişim sorumluluğu yüksek bir alanda yapıyorsunuz. Büyürken bilimsel doğruluğu, kaliteyi ve açık iletişimi korumak gerekiyor. Biz de hekimlere, eczacılara ve tüketicilere karşı bu sorumluluğu gözeterek ilerledik. Geriye baktığımda, zorlukları aşmamızı sağlayan en önemli şeyin birlikte öğrenme ve devam etme kararlılığımız olduğunu düşünüyorum. Bugün sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? En önemli önerim, ulaşmak istedikleri pozisyonun sorumluluğuna hazırlanmak olurdu. Bunun için işin farklı aşamalarını öğrenmek, sahayı tanımak ve alınan bir kararın diğer ekipleri nasıl etkilediğini anlamak gerekiyor. Ben kendi yolculuğumda işin içinde olmanın, ihtiyaç gördüğüm yerde sorumluluk almanın çok faydasını gördüm. Bir konuda uzmanlaşırken o konunun kurumun bütünüyle ilişkisini de anlamaya çalışmak, zamanla daha doğru kararlar vermenizi sağlıyor. Bir de sabırlı olmak gerekiyor. Deneyimin ve güvenin oluşması zaman alıyor. Bulunduğunuz yerde işinizi iyi yapmaya, öğrenmeye ve katkınızı artırmaya odaklandığınızda, daha büyük sorumluluklara da hazırlanıyorsunuz. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlikte yönün net olmasını, o yolda insanların kendi yeteneklerini ortaya koyabilmesini önemsiyorum. Ekibimin hangi işi neden yaptığımızı, neyi hedeflediğimizi ve kendi katkısının bu hedefteki yerini bilmesini isterim. İnsanlar yaptıkları işin anlamını gördüklerinde daha fazla sorumluluk alıyorlar. İşini yakından takip eden, ayrıntılara önem veren bir yöneticiyim. Bir projenin daha iyi olabileceğini düşünüyorsam bunun için uğraşırım. Aynı zamanda ekip arkadaşlarımın fikirlerini duymayı, kendi uzmanlık alanlarında inisiyatif almalarını ve kararlarını gerekçeleriyle ortaya koymalarını destekliyorum. Farklı görüşlerin işi geliştirdiğine inanıyorum. Büyüyen bir şirkette aynı anda çok sayıda talep gündeme gelebiliyor. Böyle dönemlerde öncelikleri belirlemek ve ekibin odağını korumak benim sorumluluğum. Beklentilerimi açık anlatmaya, geri bildirim vermeye ve gösterilen emeği takdir etmeye özen gösteriyorum. Benim için motivasyonun önemli bir kaynağı da geliştiğini hissetmek. Ekip arkadaşlarımın yeni sorumluluklar üstlendiğini, kendi kararlarını daha güvenle verdiğini görmek beni mutlu ediyor. Orzax’ın geleceğini taşıyacak insanları yetiştirmeyi liderliğin en değerli taraflarından biri olarak görüyorum. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? En önemli hedefimiz, Türkiye’de oluşturduğumuz güveni ve marka birikimini global pazarlarda da kalıcı bir başarıya dönüştürmek. Orzax’ın farklı ülkelerde tanınan, güvenilen ve tercih edilen bir marka olarak büyümesini istiyoruz. “Sağlığa Hediye” yaklaşımımız doğrultusunda, Ar-Ge birikimimizle insanların ihtiyaçlarına yanıt veren ürünler geliştirmeyi ve sağlıkla iyi yaşam alanında uluslararası ölçekte söz sahibi markalar arasında yer almayı hedefliyoruz. Pazarlama ve iletişim tarafında benim sorumluluğum da bu birikimi her pazarın kendi koşullarını anlayarak doğru anlatmak. Büyürken üretimden ambalaja kadar kaynaklarımızı daha verimli kullanmayı ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızın faydasını artırmayı da önemsiyoruz. Geleceğe dair hedeflerimizi, ticari büyümeyle birlikte insanlara ve topluma sağladığımız katkıyı düşünerek belirliyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında pazarlama alanında fark yaratmak için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Belirsizlik dönemlerinde önceliğim, kaynaklarımızı en çok katkı sağlayacak alanlara yönlendirmek. İnsanların ihtiyaçlarını ve değişen beklentilerini yakından takip ediyor, ürün kalitemizi ve bilimsel birikimimizi açık bir dille anlatmaya odaklanıyoruz. Veriyi ve sahadan gelen geri bildirimleri birlikte değerlendirerek hekim, eczacı ve tüketici için uygun içerik ve iletişim kanallarını belirliyoruz. Global pazarlarda da marka kimliğimizi koruyarak her ülkenin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Hedeflerimizde istikrarlı, yöntemlerimizde esnek olmamız gerektiğine inanıyorum. Koşullar değiştiğinde yaptığımız işi yeniden değerlendiriyor, gerektiğinde yolumuzu güncelliyoruz. Bunu yaparken markamızın uzun vadeli değerini ve bize duyulan güveni gözetiyoruz. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Öncelikle meraklarını kaybetmemelerini ve öğrenmeyi mezuniyetle tamamlanmış bir süreç olarak görmemelerini öneririm. İş hayatı, hangi konularda gelişmeniz gerektiğini size gösteriyor. Bunu fark edip kendinize yatırım yapmanız çok değerli. Bir diğer önerim, yaptıkları işi sahiplenmeleri. Bir ihtiyacı fark ettiklerinde çözüm düşünmeleri, sorumluluk almaları ve başladıkları işi sonuna kadar takip etmeleri, hem gelişimlerini hem de kendilerine duyulan güveni güçlendirir. Zorlandıkları dönemlerde de hemen vazgeçmesinler. Her şeyin ilk denemede olması gerekmiyor. Geri bildirim almak, hatadan öğrenmek ve yeniden denemek iş hayatının bir parçası. Ben işimi sevmenin ve yaptığım katkıya inanmanın bu devam etme gücünü beslediğini düşünüyorum. Gençlerin de zaman içinde kendi güçlü yönlerini tanımalarını ve emek vermekten heyecan duydukları bir alan bulmalarını çok önemsiyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol’a Anlamlı Ödül Haber

Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol’a Anlamlı Ödül

Royal Canin Avrasya Genel Müdürü Aslı Çelikkol, bu yıl altıncısı düzenlenen Leadership in Sales Awards (LiSA) kapsamında “Leadership in Sales” ödülünün sahibi oldu. Satış profesyonellerini ve liderleri ortak bir platformda buluşturan Sales Network tarafından hayata geçirilen program; iş sonuçlarının yanı sıra liderlik vizyonları, ekiplerine verdikleri ilham ve iş dünyasına kattıkları değerle fark yaratan liderleri onurlandırıyor. LiSA 2026 kapsamında farklı sektörlerde faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası şirketlerin aday gösterilen üst düzey yöneticileri değerlendirildi. Çelikkol, halk oylaması ve jüri değerlendirmesinden oluşan iki aşamalı sürecin ardından belirlenen 10 kişilik listede yer aldı. Çelikkol: “Başarı insanlarla, kurduğumuz bağlarla ilgili” Royal Canin’in Türkiye’deki 10. yılını kutladığı dönemde bu ödüle layık görülen Aslı Çelikkol, değerlendirmesinde ekip çalışmasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Benim için başarı hiçbir zaman yalnızca rakamlarla ilgili olmadı. Her zaman insanlarla, kurduğumuz bağlarla ve birbirimize kattıklarımızla ilgiliydi. İnsanları anlamanın, güvene dayalı ilişkiler kurmanın ve ortak bir amaç etrafında birlikte çalışmanın sürdürülebilir başarının temelini oluşturduğuna inanıyorum. Kariyerim boyunca birlikte çalıştığım insanlardan ilham almaya ve onlara ilham vermeye önem verdim. Bu ödülde, birlikte yol aldığım ve aynı amacı paylaştığım tüm ekip arkadaşlarımın emeği var. Royal Canin’in Türkiye’deki 10. yılını kutladığımız bu dönemde böyle bir takdirle buluşmak benim için ayrıca anlamlı. Halk oylamasına katılarak destek veren herkese, değerli jüri üyelerine ve birlikte başardığımız tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” LiSA Ödülleri, farklı sektörlerden başarılı liderlik örneklerini görünür kılarak satış dünyasında deneyim paylaşımını ve ilham veren yaklaşımların yaygınlaşmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Maysan Mando’nun Güçlü Takım Ruhu Eker I Run’da Çifte Başarı Getirdi Haber

Maysan Mando’nun Güçlü Takım Ruhu Eker I Run’da Çifte Başarı Getirdi

Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Eker I Run’da başarıyla boy gösterdi. “Koşmak Gerek” temasıyla düzenlenen Eker I Run, bu yıl da profesyonel ve amatör sporcuların yanı sıra kurumsal koşu takımlarını Bursa’da buluşturdu. İki gün boyunca devam eden organizasyon; spor, dayanışma, sosyal fayda ve sürdürülebilirliği aynı çatı altında bir araya getirirken, Maysan Mando çalışanları da farklı parkurlarda şirketlerini temsil etti. 42K ve 5K parkurlarında Maysan Mando’ya üçüncülük Uludağ’dan başlayarak Eker Meydan’da sona eren zorlu 42K Maratonu ile organizasyonun geniş katılımlı 5K yarışında mücadele eden Maysan Mando ekibi, her iki kategoride de üçüncülük derecesi elde etti. Parkur boyunca dayanıklılık, mücadele ve kararlılık ortaya koyan çalışanların başarısı, Maysan Mando’nun kurum kültüründe önemli bir yere sahip olan ekip ruhunun spor alanındaki güçlü bir yansıması oldu. Takım ruhu parkurda da güçleniyor Çalışanların fiziksel ve sosyal gelişimini destekleyen etkinlikleri kurum kültürünün önemli bir parçası olarak gören Maysan Mando, spor organizasyonlarına katılımla çalışanlar arasındaki iletişimi, dayanışmayı ve aidiyet duygusunu güçlendirmeyi hedefliyor. Eker I Run’da elde edilen başarı da bu yaklaşımın somut örneklerinden biri oldu. Maysan Mando çalışanları, 42K ve 5K kategorilerindeki üçüncülük dereceleriyle sportif bir başarıya imza atmanın yanı sıra, birlikte hareket etmenin yarattığı motivasyonu da bitiş çizgisine taşıdı. ### Maysan Mando Hakkında 1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır. Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir. Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır. Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır. Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32'sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir. Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir. Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ESET Türkiye İş Ortaklarının Başarısını Ödül Töreniyle Taçlandırdı Haber

ESET Türkiye İş Ortaklarının Başarısını Ödül Töreniyle Taçlandırdı

ESET Türkiye, 02-05 Ekim tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti‘nde The Arkın İskele Hotel’de iş ortaklarıyla bir araya geldi. ESET İş Ortakları Toplantısı, sektörel gelişmelerin gözden geçirildiği, yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir platform olma özelliğini de taşıyor. Yeni ürünler tanıtıldı, güncel siber riskler paylaşıldı ESET Türkiye yönetim kadrosunun yanı sıra ESET İstanbul, Ankara, İzmir ve Trabzon bölge yöneticileri de etkinlikte hazır bulundu. Etkinlik kapsamında düzenlenen toplantıda iş ortakları, yeni gelişmeler ve ürünlerle ilgili bilgilendirildi. Gelişen ve değişen siber saldırı yöntemleri ve bunlara karşı alınabilecek önlemler değerlendirildi. ESET Türkiye CEO’su Alain Soria, Satış Müdürü Asım Akbal, İş Geliştirme Müdürü Hakan Ünlü, Ürün Yöneticisi Orhan Üngör ve Sıla Gürbüz sunumlarıyla siber güvenlik alanındaki gelişmeleri aktardılar. Saldırıları engelleyebilecek, kurumların ihtiyaçlarına çözüm olabilecek uygulamalar ve çözümler hakkında bilgi paylaşımında bulundular. Teknolojinin gücüyle geleceğe ilerliyor ESET Türkiye CEO’su Alain Soria konuşmasında şu konulara değindi: “Rekabetin hem Türkiye’de hem de dünyada yoğun yaşandığı bir kategoride bulunuyoruz. ESET Türkiye olarak bir yılı daha büyüme ile bitiriyoruz, önümüzdeki döneme güvenle bakıyoruz. ESET bir dünya şirketi, 35 yılı arkasında bırakan küresel bir lider. Stratus Bilişim ve ESET Türkiye olarak biz de 30 yıla yaklaşan bir süredir iş ortaklarımız ile güvene, başarıya ve istikrara dayanan iş yapış şeklimizle emin adımlarla ilerliyoruz. Teknoloji işimizin odağında. Gelişmelerin takipçisi değiliz; gelişmelerin içindeyiz. Teknoloji gelişiyor, herkes nasıl adapte olacağız diye endişelenirken biz işimize güç katıyoruz. Yeni iş yapabilme gücüne sahip olmak, gelişmeleri takip etmek, hızlı ve doğru karar alabilmek, dinamik olabilmek; müşterilerimiz ve iş yaptığımız kurumlar nezdinde güven duygusunu sağlamlaştırmak çok önemli. Bunları sağlayarak büyük olabilmek, gücünü artırmak ve geleceğe güvenle bakabilmek ise çok daha önemli. Biz sizlerle birlikte bunu başarabiliyoruz; bu da her birimize değer katıyor, güç katıyor.“ Başarı iş ortaklarıyla büyüyor ESET Türkiye Satış Müdürü Asım Akbal, ESET Türkiye olarak siber güvenlik çözümlerinde Türkiye’nin lider olduklarının altını çizerek sadece Türkiye’de değil küresel ölçekte de en çok tercih edilen kurum olduklarının altını çizdi. Elde ettikleri başarıda yıllarca beraber çalıştıkları iş ortaklarının önemli bir payının olduğunun altını çizen Akbal, buradan hareketle elde edilen başarıları ödüller ile taçlandırmak istediklerini paylaştı. Başarılı iş ortaklarına 12 farklı kategoride 31 ödül verdiklerini ve başarının bir ekip işi olduğunun altını çizdi. Akbal sözlerine şöyle devam etti: “Hem kurumsal kategoride kamu ve özel sektördeki şirketlere hem de bireysel müşterilerimize, geniş satış ağımız ve teknik kadromuz ile en iyi hizmeti sunuyoruz. Ürünlerimizin kalitesi kadar hizmet kalitemiz ile de ön plandayız. Yapay zekâ teknolojisi bize yeni fırsatlar sunuyor. KOBİ’ler ve büyük kurumsal yapılar için geliştirilen, tüm dünyada kullanılan çözümlerimizle çok güçlü koruma kalkanları oluşturuyoruz. Gelişmeleri yakından takip edip yeniliklere imza atıyoruz. Türkiye geneline hizmet sunmamıza olanak sağlayan güçlü yapılanmamız, iş ortaklarımız ile imza attığımız başarılımız bizi liderliğe taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası İle Gençler “Insure Talks”ta Buluştu Haber

İş Dünyası İle Gençler “Insure Talks”ta Buluştu

Zirve kapsamında gerçekleştirilen “Insure Talks” oturumuna katılan İMC Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Erol, girişİilik ve iş dünyasına ilişkin değerlendirmelerini öğrencilerle paylaştı. Girişimcilik yolculuğunda fikir kadar doğru zamanda harekete geçmenin, değişen koşulları okuyabilmenin ve sürdürülebilir bir yapı kurmanın önemine değinen Erol, kendi iş hayatından edindiği deneyimler üzerinden gençlere tavsiyelerde bulundu… “GENÇLERİN İŞ DÜNYASIYLA DAHA FAZLA TEMAS ETMESİ GEREKİYOR” Üniversitelerde gerçekleştirilen bu tür buluşmaların önemine dikkat çeken İMC Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Erol, “Girişimcilikte en önemli konulardan biri insanın kendi fikrine inanması ve harekete geçme cesareti göstermesi. Bir fikir ortaya koyduğunuzda çevrenizden ‘olmaz’, ‘yapamazsın’ ya da ‘çok zor’ diyenler mutlaka olacaktır. Başkalarının olumsuz düşüncelerinin sizi yolunuzdan çevirmesine izin vermemek gerekiyor. Karar vermek, ilk adımı atmak, üretmek ve karşılaşılan zorluklara rağmen pes etmemek bu yolculuğun en önemli parçaları. Başarı çoğu zaman her şeyin hazır olmasını beklemekten değil, inandığınız şey için harekete geçmekten geliyor. Gençlerin fikir üretmekten, denemekten ve gerektiğinde yeniden başlamaktan çekinmemeleri gerektiğine inanıyorum” dedi. Insure Talks gibi etkinliklerin gençlerin iş dünyasıyla doğrudan temas kurması açısından önemli olduğunu belirten Erol, farklı deneyimleri dinlemenin gençlere yeni bakış açıları kazandırdığını ifade etti. Erol, “Gençlere en önemli tavsiyem; kendilerine inanmaları, karar almaktan korkmamaları ve başkalarının çizdiği sınırlar içerisinde kalmamaları. Bir hedefiniz varsa onun için adım atmanız gerekiyor. Çünkü hiçbir başarı, yola çıkmadan başlamıyor” ifadelerini kullandı. İMC Holding’in iletişim çalışmalarını yürüten North PR Media, holdingin medya ilişkilerinin yanı sıra etkinlik, zirve ve iş dünyası buluşmalarına yönelik iletişim süreçlerini de sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özdilek, 55. Yılını Çırağan’da Kutladı Haber

Özdilek, 55. Yılını Çırağan’da Kutladı

1971 yılında 2 dokuma tezgâhıyla temelleri atılan Özdilek Holding’in geçmişten bugüne yolculuğu Boğaz’da düzenlenen bu özel gecede davetlilerle paylaşıldı. Özdilek Holding İcra Kurulu üyelerinin açılış konuşmalarının ardından kürsüye çıkarak konuşma yapan Özdilek Holding Yönetim Kurulu Başkanı / CEO’su Emir Murat Özdilek, bu özel günün anlamına değinerek holdingin güçlü kurumsal yapısı, geleceğe yönelik vizyonu ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımına dair mesajlar verdi. Sözlerine “Özdilek’in doğum gününe hepiniz hoş geldiniz!” diyerek başlayan Emir Murat Özdilek, “55 yıl önce bugün, bir holdingin temelleri atıldı! 2 dokuma tezgâhı, 3 personel ve yıllık 10 ton havlu kapasitesiyle başlayan yolculuk; bugün 3 sektörde, 17 farklı iş kolunda faaliyet gösteren, yıllık 40 milyar lirayı aşan cirosu, 7.600 bireye sağladığı istihdam, 9,5 milyar liralık iş gücü ödemesi ve 2,5 milyar liralık vergi ödemesiyle Özdilek’in 55 yıllık kadim bir şirketler topluluğuna dönüşmesinin temelini oluşturdu.” dedi. “Sistem güçlü, kişiler güçlü, kadrolar sağlam olduğunda da başarı, istikrar ve memnuniyet kaçınılmaz olur.” “Bu rakamlar bizi kıvandırsa da asıl meselenin bunları sağlayan ahenk, düzen, disiplin, dürüstlük, zekâ ve aidiyetin sonucunda uyuşan zihinlerin ve yüreklerin, birlikte ortaya koymuş olduğu ekip çalışmasının kamuoyu tarafından gördüğü beğeni ve takdir olduğunu çok iyi biliyoruz.” diyen Emir Murat Özdilek; sistem güçlü, kişiler güçlü, kadrolar sağlam olduğunda başarı, istikrar ve memnuniyetin kaçınılmaz olacağını vurguladı. Bilim ve teknolojideki gelişmelerin bireylerin bilgiye erişimini ve kendilerini tanıma imkânlarını dönüştürdüğüne dikkat çeken Emir Murat Özdilek, “Bilimle doğduk, bilimin içinde yaşıyoruz tabiri caizse… Teknoloji hiçbir zaman bu kadar çeşitli, ekonomik ve ulaşılabilir olmamıştı. Bilgi hiçbir zaman bu kadar zengin içerikli ve böylesine elimizin altında olmamıştı. İnsan hiçbir dönemde bu kadar detaylı tanımlanamamıştı. Nereden gelip nereye gittiğimiz, belki de hiç böylesine net ortaya konmamıştı. Tüm bunları da göz önünde bulundurduğumuzda bize düşenin; öz farkındalığımıza ulaşmak, elimizdeki işe sarılmak, firmamızın ihtiyaçlarını sağlayarak bu akdi en uygun ve bize yaraşır bir şekilde gerçekleştirmek ve tüm bunların sonucunda kendini gerçekleştiren, başarılı ve mutlu bir birey; bir ana, bir baba, bir profesyonel olarak yaşamak olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmayalım.” Emir Murat Özdilek, konuşmasının sonunda ise hayatın bireysel birikim, yetkinlik ve dayanıklılığın bütünü olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Sözlerimi noktalarken hayatın, kısmet darası içindeki tüm bilgi, beceri, öngörü, iletişim, disiplin ve metanetinizin toplamı olduğunu; bunları sağlamakta en önemli dayanağınızınsa sağlıklı bir zihin, güçlü bir zekâ olduğunu bilmenizi isterim.” Türk Pop müziğinin duayen ismi Erol Evgin Büyüledi Programın ilerleyen saatlerinde sahne alan Türk Pop müziğinin duayen ismi Erol Evgin, sevilen şarkıları ve eşsiz yorumuyla büyüledi. Gece yarısına değin süren muhteşem performans geceyi unutulmaz yaparken, katılan yaklaşık 400 Özdilek mensubuna eşsiz anlar yaşattı. Özdilek Holding’in 55 yıllık köklü geçmişi, bugüne taşıdığı değerleri ve geleceğe yönelik vizyonu, müziğin eşlik ettiği özel bir gecede hep birlikte kutlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.