Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Başarı

Kapsül Haber Ajansı - Başarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Başarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir Büyükşehir Spor Kulübünden Antalya’da Büyük Başarı Haber

Eskişehir Büyükşehir Spor Kulübünden Antalya’da Büyük Başarı

Sporcular, sergiledikleri yüksek performans ve kazandıkları madalyalarla hem Eskişehir’i hem de ülkemizi gururla temsil etti. Türkiye’nin dört bir yanından başarılı sporcuların mücadele ettiği şampiyonada, Eskişehir Büyükşehir Spor Kulübü sporcuları bireysel branşlarda elde ettikleri derecelerle dikkatleri üzerine çekti. Hatice Kübra Toker, istikrarlı performansıyla kürsüden inmedi. 50 m Kurbağalama: Gümüş Madalya 50 m Sırtüstü: Bronz Madalya 200 m Kurbağalama: Gümüş Madalya 400 m Serbest: Gümüş Madalya 200 m Karışık: Gümüş Madalya Ahmet Çınar Bakkal, zorlu yarışlarda önemli dereceler elde etti: 100 m Kurbağalama: Türkiye 1’inciliği 50 m Serbest: Türkiye 2’ncisi 100 m Serbest: Türkiye 3’üncüsü 200 m Karışık: Türkiye 3’üncüsü Şampiyonanın öne çıkan isimlerinden Baran Doruk Şimşek, başarı grafiğini bir adım daha ileri taşıdı. Daha önce 50 m Sırtüstü ve 50 m Kelebek branşlarında olimpik barajı geçen sporcumuz, bu organizasyonda bir olimpik baraj daha geçerek büyük bir başarıya ulaştı. 50 m Sırtüstü: 37.45 – Türkiye 1’inciliği 200 m Serbest: 2:54.98 – Olimpik Baraj 50 m Kelebek: 37.56 – Türkiye 1’inciliği Irmak Çetinkaya, çok sayıda branşta elde ettiği derecelerle istikrarlı bir performans sergiledi: 50 – 100 – 200 m Kurbağalama: Türkiye 1’inciliği 50 – 100 – 200 m Serbest: Türkiye 2’nciliği 50 m Kelebek: Türkiye 2’nciliği İdil Bengisu Tunçbilek ise adeta şampiyonaya damga vurdu: 50 – 100 – 200 – 400 – 800 m Serbest: Türkiye 1’inciliği 200 m Karışık: Türkiye 1’inciliği Elde edilen sonuçlar, sporcularımızın disiplinli, planlı ve özverili çalışmalarının somut bir göstergesi olurken; önümüzdeki dönemde hedeflenen Avrupa ve uluslararası şampiyonalar öncesinde de önemli bir motivasyon kaynağı oldu.

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten 35 Milyar TL’lik Rekor Net Kâr Haber

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik’ten 35 Milyar TL’lik Rekor Net Kâr

Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik, 2025 yılında müşteri odaklı yaklaşımı, yaygın hizmet ağı ve yenilikçi ürünleriyle sektördeki liderliğini pekiştirdi. Türkiye Varlık Fonu’nun 2020 eylül ayında 900 milyon dolarlık yatırım ile kurduğu Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik şirketleri 5 yılın sonunda 5,8 milyar dolar piyasa değerine ulaşarak hayat ve hayat dışı sigorta sektörünün öncüsü konumuna geldi. “5 yıllık yolculuğumuzda birleşerek büyüdük, büyüyerek başardık” Sürdürülebilir finansal başarılarının yanı sıra sigortaya erişilebilirliği kolaylaştırmayı ve ihtiyaca yönelik ürünlerle sigortalı sayısının artmasını hedeflediklerini belirten Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak şu tespitlerde bulundu: “Türkiye Sigorta olarak; 5 yıllık yolculuğumuzda ilhamımızı tıpkı adımız gibi ülkemizden aldık ve bu yolculuğu 5 kavramla özetledik: Birleşme, Büyüme, Başarı, Birliktelik ve Bir adım ötesi… Birleşerek büyüdük; büyüyerek birlikte başardık. 2025 yılını güçlü bir kapanışla tamamlayarak hem kendi rekorlarımızı kırdık hem de sektörün üzerinde bir performans sergiledik. Hayat dışı sigorta sektöründe 147,1 milyar TL prim üretimi ile en yakın rakibimizle aramızda yaklaşık 32 milyar TL prim farkı oluşturduk. BES fon büyüklüğünde 494,1 milyar TL ile en yakın rakibe kıyasla 92 milyar TL daha yüksek bir fon büyüklüğüne ulaştık. Hayat prim üretimimizi ise 2 katına çıkararak 29,3 milyar TL’lik prim üretimi gerçekleştirdik. Tüm bu başarılarla birlikte her branşta liderliğimizi sürdürmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sektörün geneliyle karşılaştırıldığında yangın branşında her 5 poliçeden 1’i Türkiye Sigorta güvencesi altında. Ayrıca sağlık, kasko gibi bireysel ürünlerde sigortalı sayımız her geçen gün artıyor. Yıl sonu itibarıyla sağlıkta 1 milyon poliçeyi aştık, kaskoda ise 1 milyona yaklaştık.” “Enflasyonun altında fiyat politikasıyla sigortayı herkes için daha erişilebilir kılıyoruz” Sigortayı herkes için erişilebilir kılma hedefi doğrultusunda enflasyonun altında fiyat politikası benimsediklerini söyleyen Taha Çakmak sözlerine şöyle devam etti: “2025 yılında Türkiye Sigorta olarak kasko, konut ve sağlıkta sigortalılarımıza sunduğumuz peşin fiyatına 12 taksit ve indirim uygulamalarımızla sigortalılarımızın bütçelerini destekleyen ve ödeme kolaylığı sunan kampanyalarımızı hayata geçirdik. Türkiye Hayat Emeklilik tarafında ise 20.000 TL’ye varan ek fayda kampanyalarımızla katılımcılarımızın birikimlerine destek olduk. Bu kampanyalarımız ile sadece ödeme kolaylığı sunmuyor, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran ve toplumsal sorumluluğumuzu yansıtan bir yaklaşım sergiliyoruz.” “Bireysel kasko ve sağlıkta ilk çeyrekte 2025 fiyatlarıyla devam ediyoruz” Taha Çakmak; “Bireysel ürünlerimiz arasında yer alan kasko ve sağlık ürün grubumuzda müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini göz önünde bulundurarak sigortaya erişilebilirliği ve ulaşılabilirliği kolaylaştırmak adına 2026 yılının ilk çeyreğinde fiyat artışına gitmeden, 2025 yılı fiyatlarıyla ilerleme kararı aldık. Ayrıca, vatandaşlarımıza ödeme kolaylığı sağlama hedefimiz doğrultusunda bireysel kasko, sağlık ve konut sigortalarımızda 12 taksit uygulamamızı sürdürüyoruz” ifadeleriyle yılın ilk çeyreğinde fiyat artışı yapılmayacağının altını çizdi. “Katastrofik korumamızı 1,8 milyar dolardan 2,4 milyar dolara çıkardık” Ülkedeki doğal afet risklerinin farkında olduklarının ve bu doğrultuda koruma kapasitelerini artırdıklarını belirten Taha Çakmak; “Ülkemizin katastrofik risklerini biliyor, gerekli risk analizlerimizi yaparak ülkemize ve insanımıza güvence sunuyoruz. Güçlü reasürans kapasitemiz ile 2025 yılında da kurumsal ve ticari segmentte rekor üretim ve kârlılığa damgamızı vurduk. Katastrofik koruma kapasitemiz 2025 yılında 1,8 milyar dolar iken bu yıl 2,4 milyar dolara ulaştı. Yangındaki reasürans kapasitemiz 190 milyon dolar iken inşaattaki reasürans kapasitemiz ise 138 milyon dolar seviyesinde” dedi. “Katılımcılarımıza güçlü getiri sunarak fark oluşturduk” Türkiye Hayat Emeklilik’in finansal performansıyla ilgili de açıklamada bulunan Çakmak; şunları söyledi: “Yılsonu itibarıyla yaklaşık 11,5 milyar dolar değerinde fon büyüklüğüne ulaşarak ülkemizin ekonomisine kaynak sağladık ve tasarruflara katkı sunduk. 2025 yılında sektörün ortalama fon getirisi yüzde 58 iken, katılımcılarımıza ortalama yüzde 65 getiri sunarak sektörün üzerinde getiri sağladık.” Fon büyüklüğü ve fon getirilerinin yanı sıra katılımcılarına sunduğu yatırım enstrümanları çeşitliliği ile de fark yarattıklarını belirten Çakmak; “Altından hisseye, kira sertifikalarından tarım ve gıda emeklilik yatırım fonlarına kadar geniş bir fon yelpazesi ile katılımcılarımıza sunduğumuz fon portföyümüzü yenilikçi temalarla zenginleştiriyoruz. Her yatırım profiline uygun 48 fonumuz ve 10 milyon TL’den 100 milyar TL’ye uzanan fon büyüklüklerimiz ile sektördeki en geniş fon yelpazesine sahibiz” dedi. “Hizmet kalitemizi sektör standartlarının üzerine taşıyoruz” Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak önemli odak noktalarından birinin hizmet kalitesinin artırılması olduğunu belirten Çakmak şöyle devam etti; “Sektörde bir ilk olarak bireysel kasko hasarlarında yüzde 100 orijinal parça kullanım taahhüdü vererek sigortalılarımıza sunduğumuz güvenceyi daha da ileriye taşıyoruz. Oto branşında hasarların yüzde 90’ına ilk 5 gün içerisinde onarım onayı veriyor, onarımların yüzde 40’ını ise 15 gün içinde tamamlayarak müşteri memnuniyetini önceliklendiriyoruz. Türkiye’nin dört bir yanındaki yaygın anlaşmalı sağlık kurum ağımız ve yapay zekâ destekli hızlı provizyon hizmetimiz sayesinde ‘Sağlıkta Milyonların Güvencesi’ olmaya devam ediyoruz. Sağlık branşında yapılan başvuruların yüzde 90’ını yapay zekâ desteği ile 5 saniye içinde, kalanını ise ortalama 4 dakika 51 saniye içerisinde değerlendiriyoruz. 2026 yılı odaklarımız arasında müşteri deneyimi ve operasyonel süreçleri geliştirmek ve mükemmelleştirmek yer alıyor. Bu doğrultuda daha gidecek yolumuz var. Hedefimiz, müşterilerimizin operasyonel süreçlerini iki günün altında sonuçlandırmak.” “Güçlü öz kaynak yapımız ve sermaye disiplinimizle sürdürülebilir temettü dağıtıyoruz” Taha Çakmak; “Sigortayı herkes için ulaşılabilir ve erişilebilir kılma vizyonumuzla milyonlarca birey ve işletmeyi güvencemiz altına alıyor, ülke ekonomisine sürdürülebilir katkı sağlamaya devam ediyoruz. 2020 eylül ayından bu yana 11,2 milyar TL karşılığında 465 milyon Dolar temettü dağıttık. Güçlü öz kaynak yapımız ve sermaye disiplinimizle sürdürülebilir temettü dağıtımına devam ediyoruz. 2026 yılında da pazar liderliğiyle dengeli büyümeyi, güçlü bilanço ve sürdürülebilir kârlılığı, erişilebilirlik ve toplumsal etkiyi, dijital liderlik ve müşteri deneyimini artırmayı hedefliyoruz” dedi. “5 yılda kârlılığını 13 kat artırdı” Türkiye Sigorta, geçen yılın aynı dönemine göre net kârlılığını yüzde 53 artışla 19,4 milyar TL’ye taşırken; prim üretiminde de yüzde 45 artışla 147,1 milyar TL’ye ulaştı. Türkiye Hayat Emeklilik ise 2025 yılsonunda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 82 artışla 494,1 milyar TL fon büyüklüğüne, 5 milyon katılımcı sayısına ve yüzde 67 artışla 15,5 milyar TL net kârlılığa erişti. Hayat prim üretimini ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 105 büyümeyle 29,3 milyar TL’ye ve poliçe sayısını da 7,1 milyon adete yükseltti. İki şirket, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 59 büyümeyle, toplamda 35 milyar TL net kâr elde etti. Böylece bir önceki yılın net kârı olan 22 milyar TL’yi aşarak, kendi rekorunu bir kez daha kırdı. 5 yılda kârlılığını 13 kat artırarak 2025 yılında 35 milyar TL kârlılığa ulaştı. Art arda 8 çeyrekte teknik kâr elde eden Türkiye Sigorta, yılsonunda teknik kârında yüzde 129 oranında artışla 9,6 milyar TL’ye, özsermaye büyüklüğünde yüzde 80 oranında artışla 51,6 milyar TL’ye ulaşırken; Türkiye Hayat Emeklilik ise teknik kârında yüzde 79 oranında artışla 13,6 milyar TL’ye, özsermaye büyüklüğünde yüzde 73 oranında artışla 31,9 milyar TL’ye ulaştı. Her iki şirkette de birleşik rasyo, son iki yıldır yüzde 100’ün altında seyretmeye devam ederken; öz kaynak kârlılığı Türkiye Sigorta’da yüzde 48, Türkiye Hayat Emeklilik’te ise yüzde 62 seviyesinde gerçekleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sara Hector Sezonun İlk Zaferini Aldı Haber

Sara Hector Sezonun İlk Zaferini Aldı

HEAD Worldcup Rebels takımı, Alp Disiplini Dünya Kupası’nda hafta sonunu podyumlarla süslenen etkileyici sonuçlarla tamamladı. İsveçli yıldız Sara Hector, Çekya’nın Špindlerův Mlýn kentinde düzenlenen Büyük Slalom yarışını kazanarak sezonun ilk galibiyetine ulaştı. Aynı organizasyonda Slalom yarışında ise Camille Rast ikinci, Emma Aicher üçüncü oldu. Erkekler tarafında Kitzbühel’de gerçekleştirilen Super-G yarışında Franjo von Allmen ikinci, Stefan Babinsky üçüncü sırayı alırken; Slalom yarışında Linus Straßer, sezonun ilk podyumunu üçüncülükle elde etti. Sara Hector’dan Güçlü Geri Dönüş Cumartesi günü koşulan Büyük Slalom’da Sara Hector, ilk ayağı lider tamamladıktan sonra ikinci ayakta da üstün performansını koruyarak kariyerinin 8. Dünya Kupası zaferini kazandı. İsveçli sporcu, sonuçtan duyduğu memnuniyeti “Zor bir süreçten sonra yeniden tam hızda kayak yapmak inanılmaz bir his. Bu galibiyet özgüvenimi tamamen geri getirdi” sözleriyle dile getirdi. Camille Rast Şampiyonluk Yarışında İddiasını Artırdı Büyük Slalom’da dördüncü sırayı alan Camille Rast, bu sonuçla Dünya Kupası genel klasmanında önemli puanlar topladı ve zirveyle arasındaki farkı 89 puana kadar düşürdü. Yarışta ABD’li A J Hurt sekizinci, Alman Emma Aicher onuncu sırada yer aldı. Slalom’da Çifte Podyum Pazar günü yapılan Slalom yarışında HEAD Worldcup Rebels, iki sporcusunu birden podyuma taşıdı. Camille Rast ikinci olurken, Emma Aicher sezonun Slalom branşındaki üçüncü podyumunu elde etti. Yarışta toplam 7 HEAD sporcusunun ilk 10’da yer alması, takım adına dikkat çeken bir başarı olarak kayda geçti. Kitzbühel’de Erkeklerden Güçlü Sonuçlar Kitzbühel’deki Super-G yarışında Franjo von Allmen, sadece 0,03 saniye farkla birinciliği kaçırarak ikinci oldu. Bu sonuç, genç İsviçreli kayakçının hem Kitzbühel’deki ilk podyumu hem de sezonun en iyi Super-G derecesi oldu. Stefan Babinsky ise üst üste ikinci hafta podyuma çıkarak formunu sürdürdü. Linus Straßer’dan Sezonun İlk Podyumu Hafta sonu, Kitzbühel Slalom yarışıyla tamamlandı. Alman sporcu Linus Straßer, ikinci ayakta yaptığı güçlü çıkışla onunculuktan üçüncülüğe yükselerek sezonun ilk podyumunu aldı. Bu sonuç, Straßer’ın HEAD ile elde ettiği ilk Kitzbühel podyumu olması açısından da ayrı bir önem taşıdı. HEAD Racing Director’dan Değerlendirme HEAD Racing Director Rainer Salzgeber, hafta sonunu şu sözlerle değerlendirdi: “Sara Hector yeniden en hızlı kayakçılardan biri olduğunu gösterdi. Bu sonuçlar, Olimpiyatlar öncesinde mükemmel bir hazırlık niteliğinde. Kadın ve erkek takımlarımızda istikrar, hız ve özgüven net şekilde görülüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum" Haber

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum"

Yılmaz, 25 yılı aşkın İK serüvenini, değişen başarı tanımını ve dijital dönüşümün İK'daki yerini samimiyetle paylaştı. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhabalar, ben Nevzat YILMAZ, 25 yılı aşkın bir süredir İnsan Kaynakları profesyoneli olarak çalışmaktayım. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim tecrübelerle, şu an Hastavuk A.Ş. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü olarak görev yapıyorum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İnsan Kaynakları alanının dışında Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir ünvanına sahibim. Bir dönem Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak İnsan Kaynakları Bilirkişisi olarak da görev yaptım. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürlüğü dışında; İKAYDER (İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Serbest Muhasebeci Mali Müşavir hedefiyle yola çıktığım kariyer hayatımın ilk yıllarında; o yıllarda şirketlerin çoğunda İnsan Kaynakları yapılanması bulunmadığından, muhasebe departmanı içinde kendine yer edinmiş Personel Özlük İşleri ve Bordrolama Operasyonları ile tanıştım. Açıkçası, neredeyse insana dair herşeyi barındırdığından muhasebeden daha fazla ilgimi çekti ve bu alana yöneldim. 2000 yılların başlarından itibaren personel departmanı, insan kaynakları fonksiyonlarının gelişmesiyle birlikte, İnsan Kaynakları Bölümü yapılanması haline geldi. Sadece kariyerimin değil, tüm şirketlerin de en önemli dönüm noktası bence buydu. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Mesleğe ilk başladığım gençlik yıllarımda başarı, ünvan ve para kazanmaktı. Sonra başarının anlamı benim için çok değişti. Üretken olmak, katma değer yaratmak ve insana dair her konuda materyalist düşünceden uzaklaşarak, sadece birlikte çalıştığınız değil, çevrenizdeki insanların da gelişimine katkıda bulunmak ve bunların olumlu etkilerini somut olarak gözlemlemek, benim tek motivasyon kaynağım haline geldi. Hayatına dokunduğunuz insanların başarılarını görmek gerçekten çok motive edici. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Çalışma hayatı için bahsedecek olursak, odağımız insan ve insana dair herşey olduğundan, süreç dışında yönetemediğiniz durumlarla karşılaşabiliyorsunuz maalesef. Hızlı çözüm üretmek, ani kararlar almak güçlü bir öngörü gerektirmekte her daim hazır olmanız gerekmekte. Yaşanılan olaylardan aldığım referanslarla stratejiler belirlemek ve prensiplerinizde tutarlı olmak başarıyı da beraberinde getirmekte. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle insanın gerçekten kendini tanıması gerekiyor. Bu mesleği yapmak, başarılarla dolu bir iş hayatı geçirmek istiyorsanız, öncelikle yaptığınız işi sevmeniz ve ötesinde sabırlı ve tutkulu olmanız gerekiyor. Sonrasında empati yetkinliğinizin gelişmesi, güçlü iletişim becerileri ile insanların güvenini kazandığınızda başarı basamaklarını emin adımlarla çıkacaklarından kuşkum yoktur. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Tek kelime ile GÜVEN. Gerek iş hayatında gerekse karakteristik olarak ekibime güven vermek ve güven duymak isterim. Çünkü ekip çalışmalarımızda hedefimizi net olarak belirler ve bu doğrultuda tüm arkadaşlarımın insiyatif almasını sağlar ve desteklerim. Böylelikle ekibimdeki her bireyin mesleki ve ahlaki olarak gelişimlerine katkıda bulunduğumu düşünürüm. Kısacası ekibimdeki herkesi derinden önemserim. Anlık yapıcı geri bildirimler ile yaptıkları çalışmaların ne kadar değerli olduğunu açık bir şekilde ifade ederim. Tabi ki başarının ardından ödül, kaçınılmaz olur bizim ekipte. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Dünya markası olma vizyonu ve bunun için sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonu ile donatılmış şirketimizde, İnsan Kaynakları departmanı olarak öncelikle şirketimizin yapacağı yeni yatırımlarla daha fazla istihdam olanağı, mevcut çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerine daha fazla katkıda bulunmak hiç sönmeyen arzumuzdur. 2026 yılı içerisinde özellikle İK alanında dijital dönüşümün her odağında yer almak istiyor ve buna göre süreçlerimizi şekillendiriyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Günümüzde sektör ayırmaksızın her şirketin karşılaştığı gibi ekonomik belirsizlikler ve hiç bitmeyen bir rekabet ile bizde karşılaşmaktayız, fakat bizi ayıran özellik, yönetim ekibimizin güçlü öngörü ve rekabet ortamında dahi çalışanlarımızın potansiyellerini pik seviyeye çıkarmanın ne denli önemli olduğunun bilincinde olmasıdır. Bu farkındalık sayesinde kalite ve verimlilik ile ilgili rekabeti en aza indirgeyebiliyorsunuz. Bir de doğru pozisyonlanma ile yerel ve uluslararası pazarda farkınız kendiliğinden ortaya çıkıyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirlik konusu oldukça derin, üretici – tüketici demeden tüm dünyanın, tüm insanlığın seferber olması gereken bir konu olarak görüyorum. Lokal olarak yakın geçmişte şehrimizde yaşadığımız planlı su kesintileri buna en somut örnek. Global anlamda bu tarz bir durumun yaşandığını düşünmek bile istemem. O sebeple sadece hammadde, enerji, işgücü gibi üretim veya hizmet şirketlerini kapsamaktan çok öte bir konu. Tüm yaşamsal kaynakların sürdürülebilirliği ile ilgili ülkelerin, siyasi yöneticilerin, halkların, kaynaklarını etkin kullanmaları ile ilgili politikalar geliştirmesi, stratejilerin belirlenmesi farkındalığın tabana kadar yayılması gerekli. Hastavuk A.Ş. olarak da “Sıfır Atık” – “Biyoenerji” gibi alanlarda oldukça ileri projeler üretiyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve yapay zekâ, işimize yardımcı “bot”lar. Doğru kullanıldığında harika işler çıkarabiliyorlar. En önemlisi zamanınız size kalıyor ve gelişim yolculuğunda operasyondan uzaklaşarak stratejiler oluşturmanıza yardımcı oluyorlar. İnsan Kaynaklarının her alanında dijital ürünlerin hepsini yakından tanımaya çalışıyoruz. En iyi uygulamaları inceleme imkânı bulmaya çalışıyoruz. Böylelikle çalıştığım şirketimde ve sektörel bazda en iyi iş modelini tasarlamaya çalışıyoruz. Süreçlerimizin çoğunu dijital ortama taşıdık, kurumsal kaynak kullanımının verimli hale gelmesi için şirketimizde ERP sistemi hayata geçirildi. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bizim jenerasyonumuz için bilgiye ulaşmak, bizden önceki dönemde tecrübe kazanmış kişilere ulaşmak anlamına geliyordu. Şimdi ise durum değişti. Artık bilgi her yerde, elimizdeki cihazlara kadar geldi. İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen gençler öncelikle bilgi sahibi olacaklar, her alanda kendilerini geliştirecekler, sosyalleşecekler, iletişim becerilerini geliştirecekler. Mübalağa etmek istemem fakat oldukça rekabetçi bir ortamdalar ve onları ön plana çıkaran temel yetkinliklerini en iyi şekilde sergilemeleri gerekiyor. Yabancı dil ve teknoloji becerileri ise artık kaçınılmaz.

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum" Haber

"Hayatına Dokunduğun İnsanların Gelişimine Tanık Olmak En Büyük Motivasyonum"

Yılmaz, 25 yılı aşkın İK serüvenini, değişen başarı tanımını ve dijital dönüşümün İK'daki yerini samimiyetle paylaştı. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Merhabalar, ben Nevzat YILMAZ, 25 yılı aşkın bir süredir İnsan Kaynakları profesyoneli olarak çalışmaktayım. Kurumsal iş hayatında farklı pozisyonlarda insan kaynakları alanında edindiğim tecrübelerle, şu an Hastavuk A.Ş. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü olarak görev yapıyorum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İnsan Kaynakları alanının dışında Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir ünvanına sahibim. Bir dönem Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak İnsan Kaynakları Bilirkişisi olarak da görev yaptım. İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürlüğü dışında; İKAYDER (İnsan Kaynakları Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekteyim. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Serbest Muhasebeci Mali Müşavir hedefiyle yola çıktığım kariyer hayatımın ilk yıllarında; o yıllarda şirketlerin çoğunda İnsan Kaynakları yapılanması bulunmadığından, muhasebe departmanı içinde kendine yer edinmiş Personel Özlük İşleri ve Bordrolama Operasyonları ile tanıştım. Açıkçası, neredeyse insana dair herşeyi barındırdığından muhasebeden daha fazla ilgimi çekti ve bu alana yöneldim. 2000 yılların başlarından itibaren personel departmanı, insan kaynakları fonksiyonlarının gelişmesiyle birlikte, İnsan Kaynakları Bölümü yapılanması haline geldi. Sadece kariyerimin değil, tüm şirketlerin de en önemli dönüm noktası bence buydu. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Mesleğe ilk başladığım gençlik yıllarımda başarı, ünvan ve para kazanmaktı. Sonra başarının anlamı benim için çok değişti. Üretken olmak, katma değer yaratmak ve insana dair her konuda materyalist düşünceden uzaklaşarak, sadece birlikte çalıştığınız değil, çevrenizdeki insanların da gelişimine katkıda bulunmak ve bunların olumlu etkilerini somut olarak gözlemlemek, benim tek motivasyon kaynağım haline geldi. Hayatına dokunduğunuz insanların başarılarını görmek gerçekten çok motive edici. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Çalışma hayatı için bahsedecek olursak, odağımız insan ve insana dair herşey olduğundan, süreç dışında yönetemediğiniz durumlarla karşılaşabiliyorsunuz maalesef. Hızlı çözüm üretmek, ani kararlar almak güçlü bir öngörü gerektirmekte her daim hazır olmanız gerekmekte. Yaşanılan olaylardan aldığım referanslarla stratejiler belirlemek ve prensiplerinizde tutarlı olmak başarıyı da beraberinde getirmekte. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Öncelikle insanın gerçekten kendini tanıması gerekiyor. Bu mesleği yapmak, başarılarla dolu bir iş hayatı geçirmek istiyorsanız, öncelikle yaptığınız işi sevmeniz ve ötesinde sabırlı ve tutkulu olmanız gerekiyor. Sonrasında empati yetkinliğinizin gelişmesi, güçlü iletişim becerileri ile insanların güvenini kazandığınızda başarı basamaklarını emin adımlarla çıkacaklarından kuşkum yoktur. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Tek kelime ile GÜVEN. Gerek iş hayatında gerekse karakteristik olarak ekibime güven vermek ve güven duymak isterim. Çünkü ekip çalışmalarımızda hedefimizi net olarak belirler ve bu doğrultuda tüm arkadaşlarımın insiyatif almasını sağlar ve desteklerim. Böylelikle ekibimdeki her bireyin mesleki ve ahlaki olarak gelişimlerine katkıda bulunduğumu düşünürüm. Kısacası ekibimdeki herkesi derinden önemserim. Anlık yapıcı geri bildirimler ile yaptıkları çalışmaların ne kadar değerli olduğunu açık bir şekilde ifade ederim. Tabi ki başarının ardından ödül, kaçınılmaz olur bizim ekipte. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Dünya markası olma vizyonu ve bunun için sürekli gelişmek ve geliştirmek misyonu ile donatılmış şirketimizde, İnsan Kaynakları departmanı olarak öncelikle şirketimizin yapacağı yeni yatırımlarla daha fazla istihdam olanağı, mevcut çalışanlarımızın mesleki ve kişisel gelişimlerine daha fazla katkıda bulunmak hiç sönmeyen arzumuzdur. 2026 yılı içerisinde özellikle İK alanında dijital dönüşümün her odağında yer almak istiyor ve buna göre süreçlerimizi şekillendiriyoruz. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Günümüzde sektör ayırmaksızın her şirketin karşılaştığı gibi ekonomik belirsizlikler ve hiç bitmeyen bir rekabet ile bizde karşılaşmaktayız, fakat bizi ayıran özellik, yönetim ekibimizin güçlü öngörü ve rekabet ortamında dahi çalışanlarımızın potansiyellerini pik seviyeye çıkarmanın ne denli önemli olduğunun bilincinde olmasıdır. Bu farkındalık sayesinde kalite ve verimlilik ile ilgili rekabeti en aza indirgeyebiliyorsunuz. Bir de doğru pozisyonlanma ile yerel ve uluslararası pazarda farkınız kendiliğinden ortaya çıkıyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz? Sürdürülebilirlik konusu oldukça derin, üretici – tüketici demeden tüm dünyanın, tüm insanlığın seferber olması gereken bir konu olarak görüyorum. Lokal olarak yakın geçmişte şehrimizde yaşadığımız planlı su kesintileri buna en somut örnek. Global anlamda bu tarz bir durumun yaşandığını düşünmek bile istemem. O sebeple sadece hammadde, enerji, işgücü gibi üretim veya hizmet şirketlerini kapsamaktan çok öte bir konu. Tüm yaşamsal kaynakların sürdürülebilirliği ile ilgili ülkelerin, siyasi yöneticilerin, halkların, kaynaklarını etkin kullanmaları ile ilgili politikalar geliştirmesi, stratejilerin belirlenmesi farkındalığın tabana kadar yayılması gerekli. Hastavuk A.Ş. olarak da “Sıfır Atık” – “Biyoenerji” gibi alanlarda oldukça ileri projeler üretiyoruz. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Dijitalleşme ve yapay zekâ, işimize yardımcı “bot”lar. Doğru kullanıldığında harika işler çıkarabiliyorlar. En önemlisi zamanınız size kalıyor ve gelişim yolculuğunda operasyondan uzaklaşarak stratejiler oluşturmanıza yardımcı oluyorlar. İnsan Kaynaklarının her alanında dijital ürünlerin hepsini yakından tanımaya çalışıyoruz. En iyi uygulamaları inceleme imkânı bulmaya çalışıyoruz. Böylelikle çalıştığım şirketimde ve sektörel bazda en iyi iş modelini tasarlamaya çalışıyoruz. Süreçlerimizin çoğunu dijital ortama taşıdık, kurumsal kaynak kullanımının verimli hale gelmesi için şirketimizde ERP sistemi hayata geçirildi. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? Bizim jenerasyonumuz için bilgiye ulaşmak, bizden önceki dönemde tecrübe kazanmış kişilere ulaşmak anlamına geliyordu. Şimdi ise durum değişti. Artık bilgi her yerde, elimizdeki cihazlara kadar geldi. İnsan Kaynakları alanında çalışmak isteyen gençler öncelikle bilgi sahibi olacaklar, her alanda kendilerini geliştirecekler, sosyalleşecekler, iletişim becerilerini geliştirecekler. Mübalağa etmek istemem fakat oldukça rekabetçi bir ortamdalar ve onları ön plana çıkaran temel yetkinliklerini en iyi şekilde sergilemeleri gerekiyor. Yabancı dil ve teknoloji becerileri ise artık kaçınılmaz.

Red Bull Tetris Dünya Şampiyonu Fehmi Atalar Oldu Haber

Red Bull Tetris Dünya Şampiyonu Fehmi Atalar Oldu

Red Bull ve The Tetris Company iş birliğiyle düzenlenen Red Bull Tetris Dünya Finali, Dubai Frame’de gerçekleşti. 150 metre yüksekliğindeki ve 93 metre genişliğindeki ikonik yapının yüzeyinde, 2 binden fazla senkronize drone ile oluşturulan dev ekran üzerinden oynanan final, izleyenlere benzersiz bir görsel deneyim sundu. Bu yıl ilk kez düzenlenen global turnuva, 60 ülkeden en iyi oyuncunun mücadele ettiği uluslararası bir buluşmaya dönüştü. Fehmi Atalar Dünya Şampiyonu Oldu Türkiye genelindeki açık mobil elemelerden yükselerek İstanbul’da düzenlenen Red Bull Tetris Türkiye Finali’nde şampiyonluğa ulaşan Fehmi Atalar, Dubai’deki büyük finalde Türkiye’yi temsil etti. Final karşılaşmasında Peru’dan Leo Solórzano ile karşılaşan Atalar, rakibine karşı etkileyici bir performans sergileyerek Red Bull Tetris Dünya Şampiyonu oldu. Final etkinliğinde Türkiye’den oyun dünyasının sevilen isimlerinden Enis Kirazoğlu da yer aldı. Fehmi Atalar: “Kazanmak Gerçekten İnanılmaz” Dünya şampiyonluğunun ardından duygularını paylaşan Fehmi Atalar, “Yarı finallerden sonra kazanırsam bunun hem ülkem hem de benim için çok büyük bir başarı olacağını söylemiştim. Bugün kazanmak gerçekten inanılmaz, hâlâ gerçek gibi gelmiyor. Beş yıllık Tetris kariyerimdeki en özel an buydu. Bu etkinlik de gerçekten eşsizdi. Oyun boyunca adeta bir makine gibi oynadım, hiçbir maçta tek bir puan bile kaçırmadım. Başardım ve şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Bu yüzden çok mutluyum.” ifadelerini kullandı. 2 Bin Drone ile Gökyüzünde Tetris Red Bull Tetris Dünya Finali, yalnızca bir turnuva değil aynı zamanda Tetris’in 40 yıllık kültürel mirasını kutlayan bir deneyim sundu. Binlerce drone’un senkronize hareketiyle oluşturulan dev Tetris ekranı, Dubai Frame’i dünyanın en büyük oyun sahnesine dönüştürdü.

Çiğdem Arslan: Başarının Formülü Cesaret, Çalışmak ve Kalite Haber

Çiğdem Arslan: Başarının Formülü Cesaret, Çalışmak ve Kalite

Kapsül Haber Ajansı olarak, iş dünyasının önde gelen isimleriyle gerçekleştirdiğimiz röportaj serisinin yeni konuğu Nox Endüstri Kurucusu ve aynı zamanda SAPI Yüzey Teknolojileri Türkiye Kurucu Ortağı Çiğdem Arslan oldu. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Çiğdem Arslan. Nox Endüstri Kurucusu aynı zamanda SAPI Yüzey Teknolojileri Türkiye Kurucu Ortağıyım. Sanayi sektöründe büyüyen, üreten, ürettikçe daha çok öğrenen biriyim. Yüzey hazırlama, kumlama, boya teknolojileri derken kendimi hem Türkiye’de hem dünyada çözüm üreten bir marka yapısının başında buldum. Ben işimi sadece bir meslek olarak görmüyorum; bir yolculuk, bir emek, bir ispat aslında. Kendi gücünü kendi emeğiyle kuran bir kadının hikâyesi. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? En net kırılma noktası: “Ben kendi markamı kuracağım,” dediğim gündü. Korkuyordum ama daha çok heyecanlıydım. Sanayide kadın olmak zaten başlı başına bir hikâye… Ama o yolda ne kadar çok engel çıktıysa, hepsini kendime güç olarak yazdım. Almanya merkezli SAPI ile ortaklık kurmak ve global projelere imza atmak da diğer önemli dönüm noktalarım oldu. Bir de şu var: Ben hep sahada olmayı seçtim. Atölyede, tersanede, fabrikada… Orada öğrendiklerim beni ben yaptı. Sizin için ‘başarı’yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Başarı, bir gün geriye dönüp “Ben gerçekten elimden gelenin en iyisini yaptım,” diyebilmek bence. Benim farkım da şu: - Çok çalışırım - Hızlı karar veririm - Sözü değil, işi konuşurum -Bir işi yapıyorsam mutlaka en kalitelisini ve en iyisini yapmak isterim. Her zaman insanların ne dediğini değil, yaptığım işin nasıl olduğunu önemsedim. Başarıyı da biraz orada buldum. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Sektörde genç bir kadın olarak var olmak kolay değildi. Bazen kapılar suratınıza kapanıyor, bazen “Bu işi yapabilir misin?” bakışlarını görüyorsunuz. Ben bu zorluğu şöyle aştım: Her projede çıtayı yükselterek. İnsanlar bir süre sonra “İyi iş çıkarıyor” demeye başladığında hiçbir önyargı tutunamıyor. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? Kimseye kendinizi ispat etmeye çalışmayın. İşiniz zaten sizin adınıza konuşacak. Cesur olun, hata yapmaktan korkmayın. Bazen herkesin gitmediği yoldan gitmek gerekir. Ve ne olursa olsun: Hedef koyun, çalışın ve sabırlı olun. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Ben kendimi hiçbir zaman “yönetici” olarak görmedim; daha çok yol açan, yanında yürüyen, gerektiğinde omuz veren bir lider olmayı seçtim. Ekibimi yönlendirirken şunlara çok önem veririm: - Güven ortamı kurmak - Söz hakkı ve fikir alanı tanımak - Yetki devretmek - Birlikte çözüm üretmek Değer gören insan, bulunduğu yeri değerli kılar. Şirketinizin vizyonu ve misyonu doğrultusunda önümüzdeki yıllara dair büyük hedefleriniz nelerdir? Bundan sonraki yolculuğumuzda; sadece ürün veya sistem ihraç eden bir firma değil, kendi mühendislik kültürünü, kalite anlayışını ve teknoloji bakış açısını dünyaya taşıyan bir yapı olmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki yıllarda: - Daha büyük coğrafyalarda daha stratejik ortaklıklar kurmak - Sanayide verimliliği ve güvenliği artıran akıllı sistemlere ağırlık vermek - Dijitalleşmeyi ve otomasyonu merkezimize alan yeni çözümler geliştirmek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bizim için hedef sadece büyümek değil; dokunduğumuz her yerde iz bırakan, güven veren, sürdürülebilir bir dünya markası olmak. Küresel ekonomik belirsizlikler ve rekabet ortamında şirketinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Yerel ve uluslararası pazarda fark yaratmak için ne yapıyorsunuz? Biz hiçbir zaman “en ucuzu biziz” diyenlerden olmadık. Tam tersine: En kaliteli, en güvenilir, en uzun ömürlü çözümleri geliştirmeyi seçtik. Bu da bizi otomatik olarak rakiplerden ayırdı. Uluslararası pazarda fark yaratma stratejimiz; Türk mühendisliğinin pratik zekâsı ile Alman disiplinini birleştirmek. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? Bizim işimiz direkt olarak hava kalitesini, enerji tüketimini, çalışan sağlığını etkiliyor. O yüzden sürdürülebilirlik bizim için bir “etik çizgi”. Her sistemde daha az enerjiyle daha çok verim üretmeyi hedefliyoruz. Toplumsal fayda dediğim şey ise şu: İnsanlar daha güvenli, daha sağlıklı ortamlarda çalışsın. Benim için en büyük kazanım bu. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Dijitalleşme bizim sektörde bile artık merkezde. Sistemlerde otomatik kontrol, IoT izleme, uzaktan bakım, yapay zekâ destekli analizler… Bunlar hem maliyeti azaltıyor hem de müşterilerimize daha profesyonel bir hizmet sunmamızı sağlıyor. Ben yeniliğe kapalı biri değilim. Tam tersi: “Bu teknoloji beni nasıl ileri taşır?” kısmı beni hep heyecanlandırıyor. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere hangi tavsiyeleri verirsiniz? Çok okuyun, çok araştırın, çok çalışın. Yabancı dil öğrenin. Bir konuda gerçekten iyi olun. Sabırlı olun, kendinize zaman tanıyın. Ve belki de en önemlisi: Cesur olun. Cesaret, sizi tahmin edemeyeceğiniz yerlere götürebilir.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.