Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Batı Avrupa

Kapsül Haber Ajansı - Batı Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Batı Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dubai Turizm Sektörü, Şubat Ayından Bu Yana En Yüksek Ziyaretçi Sayısına Ulaştı Haber

Dubai Turizm Sektörü, Şubat Ayından Bu Yana En Yüksek Ziyaretçi Sayısına Ulaştı

Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı’nın (DET), Arabian Travel Market (ATM) 2026’nın açılış gününde açıkladığı son verilere göre Dubai turizm sektörü giderek güçlenirken, şehrin otel sektörü de istikrarlı performans artışını sürdürüyor. Ağustos ayı sonuna kadar kaydedilen performans, Dubai ve paydaşlarının yıllar içinde oluşturduğu güçlü sistemlerin, iş birliklerinin ve çeşitlendirilmiş pazar yapısının gücünü ortaya koyuyor. Bu sonuçlar aynı zamanda yatırım yapmaya, yenilik geliştirmeye ve misafirlerine yüksek standartlarda hizmet sunmaya devam eden sektörün kararlılığını gösterirken, 2026’nın son aylarına girerken destinasyonun konumuna duyulan güveni de pekiştiriyor. Ağustos ayında otel doluluk oranı %66’ya ulaşarak Ağustos 2025’teki seviyenin %89’una ulaştı. Bu oran, Mart 2026’da kaydedilen %36’lık doluluktan bu yana devam eden güçlü yükselişin de göstergesi oldu. Söz konusu istikrarlı artış, Dubai’nin konaklama sektöründeki temel talebin ve sektörün gücünün açık bir işareti olarak öne çıkıyor. Birçok otel, misafir deneyimini daha da geliştirmek ve geleceğe hazırlıklarını güçlendirmek amacıyla kapsamlı renovasyon projelerine başlarken, Dubai’nin otel oda kapasitesi Ağustos 2026 sonu itibarıyla 149 bine yaklaştı. Yılın ilk sekiz ayında Dubai’deki otellerde toplam 21,61 milyon dolu oda gecesi kaydedilerek sektörün faaliyet ölçeğinin büyüklüğü bir kez daha ortaya kondu. Otel sektöründeki güçlü performans ziyaretçi sayılarına da yansıdı. Dubai, Ağustos 2026’da yaklaşık 869 bin uluslararası gecelemeli ziyaretçiyi ağırlarken, mart ayından bu yana aylık bazda çift haneli büyüme kaydetmeye devam etti. Böylece Ağustos 2026, şubat ayından bu yana en yüksek aylık ziyaretçi sayısının kaydedildiği dönem olurken, yılın ilk sekiz ayında Dubai’yi ziyaret eden toplam uluslararası gecelemeli ziyaretçi sayısı 6,97 milyona ulaştı. Dubai, dünyanın farklı bölgelerinden geniş ve çeşitli ziyaretçi profillerini çekmeye devam etti. Ocak-Ağustos döneminde Batı Avrupa, toplam ziyaretçilerin %20’sini oluşturarak en büyük kaynak bölge olurken, onu %17 ile Güney Asya, %16 ile Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkeleri ve %14 ile Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) ve Doğu Avrupa takip etti. Bu çeşitlendirilmiş pazar yapısı, DET ve paydaşlarına hem mevcut hem de gelişmekte olan pazarlarda talebi artırabilecekleri geniş bir uluslararası taban sağlıyor. Bu yapı aynı zamanda Dubai Ekonomi Ajandası D33’ün, Dubai’nin iş ve tatil amaçlı seyahatlerde dünyanın önde gelen destinasyonlarından biri olma konumunu daha da güçlendirme ve dayanıklı, geleceğe odaklı bir ziyaretçi ekonomisi oluşturma hedefleriyle de örtüşüyor. Çeşitlendirilmiş Kaynak pazarlar Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı bünyesinde faaliyet gösteren Dubai Turizm ve Ticaret Pazarlama Kurumu (DCTCM) CEO’su Issam Kazim yaptığı açıklamada; “Bir şehrin gerçek dayanıklılığı, koşulların sorunsuz olduğu dönemlerde değil, zorlu zamanlarda sınanır. Liderliğimizin vizyonu doğrultusunda, çalışmalarımızı sürdürmek için ideal koşulların oluşmasını beklemiyoruz. Bu yıl şimdiye kadar elde edilen sonuçlar; küresel konaklama ve turizm ortaklarımızdan, ziyaretçilerin Dubai’de yaşadığı deneyimi birlikte oluşturan şehirdeki tüm paydaşlara kadar, Dubai’nin ziyaretçi ekonomisine katkıda bulunan herkesin çabasını yansıtıyor. Dubai’nin geniş ve çeşitlendirilmiş kaynak pazar yapısı, kapsamlı konaklama altyapısı ve sürekli gelişen destinasyon deneyimleri sayesinde uluslararası ziyaretçileri önemli ölçekte ağırlamaya devam ettiği bu dönemde, sektörümüzün son aylarda ortaya koyduğu performanstan gurur duyuyoruz. Arabian Travel Market, bu ilerlemeyi daha da ileri taşımak ve sektörümüzü desteklemek açısından önemli bir fırsat sunuyor. Etkinlik, dünyanın dört bir yanındaki iş ortaklarımızla bir araya gelmemize, kendi pazarlarında gözlemledikleri gelişmeleri dinlememize ve fırsat alanlarını birlikte değerlendirmemize imkân tanıyor. Odağımız; sektörümüzle yakın iş birliklerini sürdürmek, hem mevcut hem de gelişmekte olan pazarlardaki talebi güçlendirmek ve ziyaretçilere Dubai’yi tercih etmeleri için cazip nedenler sunmaya devam etmek. Bu güçlü temeller ve iş birlikleri, 2026’nın geri kalanına ve sonrasına güvenle bakmamızı sağlıyor” dedi. 14-17 Eylül tarihleri arasında Dubai World Trade Centre’da düzenlenen ATM’nin 33’üncü edisyonu, pazarların talebi artırmaya ve yeni fırsatları belirlemeye odaklandığı sektör açısından önemli bir dönemde, küresel seyahat ve turizm dünyasını Dubai’de bir araya getiriyor. Etkinlik, DET ve paydaşları açısından uluslararası seyahat sektörüyle ilişkileri güçlendirmek, kilit pazarlarda yeni fırsatlar geliştirmek ve Dubai’nin destinasyon olarak devam eden dönüşümünü sergilemek için önemli bir platform sunuyor. Güçlü İş Birliği Modeli DET, ATM 2026’ya Dubai’nin turizm ekosisteminin farklı alanlarını temsil eden 115’ten fazla katılımcı paydaşla birlikte katılıyor. Bunlar arasında otel grupları, turistik cazibe merkezleri, destinasyon yönetim şirketleri, havacılık sektörü paydaşları ve kamu kurumları bulunuyor. Bu geniş katılım, Dubai’nin turizm stratejisinin temelini oluşturmaya devam eden güçlü kamu-özel sektör iş birliği modelini yansıtırken, destinasyonun dünyanın dört bir yanından gelen seyahat profesyonellerine kapsamlı ve entegre bir turizm deneyimi sunmasını sağlıyor. Departman ayrıca “ATM Hosted Buyers Programme” kapsamında 40’tan fazla ülkeden 300’ün üzerinde uluslararası seyahat profesyonelini ağırlıyor. Program, Dubai’yi tanıtan ve satışını gerçekleştiren seyahat profesyonellerine destinasyonu doğrudan deneyimleme, turizm paydaşlarıyla birebir görüşme, yeni ürün ve deneyimleri keşfetme ve şehrin sürekli gelişen ziyaretçi deneyimleri hakkındaki bilgilerini derinleştirme fırsatı sunuyor. Gelişen Deneyimler DET ve paydaşları ATM boyunca Dubai’nin turizm ürünlerinin devam eden gelişimini sergiliyor. Bu kapsamda konaklama, gastronomi, kültür, eğlence, wellness, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve aile deneyimleri öne çıkıyor. Şehrin 2026 yılı öncelikleri arasında küresel bağlantıların güçlendirilmesi, otizmli ve duyusal hassasiyeti bulunan ziyaretçilere yönelik erişilebilirliğin daha da geliştirilmesi ve Dubai Sustainable Tourism ile Dubai Can gibi girişimlerin ilerletilmesi de yer alıyor. DET, 2026 yılı boyunca uluslararası kitlelere ulaşma yöntemlerini geliştirmeye güçlendirmeye devam etti. Bu çalışmalar arasında uluslararası seyahat sektörü temsilcileriyle devam eden temaslar, pazar bilgilendirme toplantıları ve roadshow’lar ile kilit kaynak pazarlara özel olarak geliştirilen uluslararası kampanyalar ve iş birlikleri yer aldı. Yakın zamanda DET öncülüğünde hayata geçirilen “A Dubai Invite” programı ise yaklaşık 200 farklı milletten Dubai sakinine, ailelerini ve arkadaşlarını şehri deneyimlemeye davet etme imkânı sundu. Program kapsamında 90 binden fazla Dubai sakini avantajlardan yararlanmak için başvuruda bulundu. Tüm bu çalışmalar; Dubai’nin en değerli elçilerinden bazılarını desteklemek, destinasyonun görünürlüğünü, olumlu algısını ve tercih edilme potansiyelini korumak, öncelikli pazarlardaki ilişkileri derinleştirmek ve gelecekteki talebi desteklemek amacıyla gerçekleştiriliyor. Bu yılın başlarında küresel seyahati etkileyen bölgesel gelişmeler sırasında Dubai Hükümeti, turizm, konaklama ve eğlence sektörlerine doğrudan destek sağlamak amacıyla 2,5 milyar AED tutarında bir destek paketi hayata geçirdi. Şehir aynı zamanda küresel hava bağlantılarını hızla yeniden ölçeklendirdi. Bu toparlanmaya öncülük eden Emirates, küresel uçuş ağının %97’sini yeniden devreye alırken, Dubai Uluslararası Havalimanı’nda (DXB) doluluk oranları güçlenmeye devam ederek 2025 seviyelerine yaklaştı. DET’in ATM kapsamındaki faaliyetleri dört günlük etkinlik boyunca devam edecek. Programda, Dubai’nin uluslararası turizm ilişkilerini güçlendirmeye ve turizm ekonomisinde gelecekteki talebi desteklemeye odaklanan toplantılar, iş ortağı görüşmeleri ve sektör değerlendirmeleri gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enpara Bank’a Global Finance Digital Bank Awards’tan İki Ödül Haber

Enpara Bank’a Global Finance Digital Bank Awards’tan İki Ödül

Enpara Bank, Global Finance’in 27’nci kez düzenlediği “2026 Dünyanın En İyi Dijital Bankaları Ödülleri” kapsamında, hem “Batı Avrupa’nın En İyi Neobank’i” hem de “Türkiye’nin En İyi Neobank’i” seçildi. Neobank, fiziksel şube ağı yerine müşterilerine mobil ve internet kanalları üzerinden hizmet sunan, bankacılık süreçlerini dijital deneyim odağında tasarlayan yeni nesil bankacılık modelini ifade ediyor. Türkiye’de şubesiz ve tamamen dijital bankacılık modelinin öncüsü olan Enpara Bank da tüm hizmetlerini dijital kanalları üzerinden müşterileriyle buluşturuyor. “Türkiye’de geliştirdiğimiz bankacılık modelinin Avrupa’da örnek gösterilmesi bizim için çok değerli” Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Enpara olarak 2012 yılından bu yana hizmetlerimizi her zaman müşterilerimiz için daha kolay, daha anlaşılır ve daha avantajlı hale getirmeyi amaçladık. Bugün 9 milyonu aşkın müşterimize QNB Group bünyesinde bağımsız bir dijital banka olarak hizmet veriyoruz. Enpara Bank olarak 2026 yılının ilk yarısında yüzde 37,7 özkaynak karlılığı ve yüzde 38,2 gider/gelir oranıyla özel bankalar arasında Türkiye’de her iki göstergede de ilk sıralarda yer almamız, iş modelimizin sağladığı verimliliği ve sürdürülebilir finansal performansımızı ortaya koyuyor. Enpara Bank’ın uluslararası bir değerlendirmede hem Türkiye’nin hem de Batı Avrupa’nın en iyi Neobank’ı seçilmesi bizim için oldukça gurur verici bir gelişme oldu. Bu iki ödülü, müşterilerimizin Enpara Bank’a duyduğu güvenin ve tüm çalışma arkadaşlarımızın emeğinin bir sonucu olarak görüyoruz.” Ödüllerin değerlendirme sürecinde; bankaların dijital müşterileri kazanma ve onlara hizmet sunma stratejileri, müşterilerin dijital kanalları kullanım oranları, dijital müşteri sayısındaki büyüme, sunulan ürünlerin çeşitliliği, dijital yatırımlardan elde edilen somut faydalar ile internet ve mobil kanalların tasarımı ve işlevselliği dikkate alındı. Başvurular, Infosys’in uluslararası jüri paneli tarafından değerlendirildi; kazananlar Global Finance editörlerinin nihai kararıyla belirlendi. Global Finance’ın 2026 değerlendirmesinin ilk turunda ödüle layık görülen bankalar, ikinci turda küresel ödüller için de değerlendirilecek. İkinci tur sonuçları, 13 Ekim 2026’da Singapur’da gerçekleştirilecek “World’s Best Digital Banks and AI in Finance Awards” töreninde açıklanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enpara Bank’a Global Finance Digital Bank Awards’tan Çifte Ödül Haber

Enpara Bank’a Global Finance Digital Bank Awards’tan Çifte Ödül

Enpara Bank, Global Finance’in 27’nci kez düzenlediği “2026 Dünyanın En İyi Dijital Bankaları Ödülleri” kapsamında, hem “Batı Avrupa’nın En İyi Neobank’i” hem de “Türkiye’nin En İyi Neobank’i” seçildi. Neobank, fiziksel şube ağı yerine müşterilerine mobil ve internet kanalları üzerinden hizmet sunan, bankacılık süreçlerini dijital deneyim odağında tasarlayan yeni nesil bankacılık modelini ifade ediyor. Türkiye’de şubesiz ve tamamen dijital bankacılık modelinin öncüsü olan Enpara Bank da tüm hizmetlerini dijital kanalları üzerinden müşterileriyle buluşturuyor. “Türkiye’de geliştirdiğimiz bankacılık modelinin Avrupa’da örnek gösterilmesi bizim için çok değerli” Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Enpara olarak 2012 yılından bu yana hizmetlerimizi her zaman müşterilerimiz için daha kolay, daha anlaşılır ve daha avantajlı hale getirmeyi amaçladık. Bugün 9 milyonu aşkın müşterimize QNB Group bünyesinde bağımsız bir dijital banka olarak hizmet veriyoruz. Enpara Bank olarak 2026 yılının ilk yarısında yüzde 37,7 özkaynak karlılığı ve yüzde 38,2 gider/gelir oranıyla özel bankalar arasında Türkiye’de her iki göstergede de ilk sıralarda yer almamız, iş modelimizin sağladığı verimliliği ve sürdürülebilir finansal performansımızı ortaya koyuyor. Enpara Bank’ın uluslararası bir değerlendirmede hem Türkiye’nin hem de Batı Avrupa’nın en iyi Neobank’ı seçilmesi bizim için oldukça gurur verici bir gelişme oldu. Bu iki ödülü, müşterilerimizin Enpara Bank’a duyduğu güvenin ve tüm çalışma arkadaşlarımızın emeğinin bir sonucu olarak görüyoruz.” Ödüllerin değerlendirme sürecinde; bankaların dijital müşterileri kazanma ve onlara hizmet sunma stratejileri, müşterilerin dijital kanalları kullanım oranları, dijital müşteri sayısındaki büyüme, sunulan ürünlerin çeşitliliği, dijital yatırımlardan elde edilen somut faydalar ile internet ve mobil kanalların tasarımı ve işlevselliği dikkate alındı. Başvurular, Infosys’in uluslararası jüri paneli tarafından değerlendirildi; kazananlar Global Finance editörlerinin nihai kararıyla belirlendi. Global Finance’ın 2026 değerlendirmesinin ilk turunda ödüle layık görülen bankalar, ikinci turda küresel ödüller için de değerlendirilecek. İkinci tur sonuçları, 13 Ekim 2026’da Singapur’da gerçekleştirilecek “World’s Best Digital Banks and AI in Finance Awards” töreninde açıklanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek  Haber

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek 

2027’de ise sınırlı bir düşüş beklentisi bulunmasına rağmen iflasların yüksek seviyelerde dengelenmesi bekleniyor. Bu veriler, Allianz Trade’in kriz öncesi tahminleriyle karşılaştırıldığında, Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi 2026 için yaklaşık 7.000, 2027 için ise yaklaşık 7.900 ek iflas anlamına geliyor. Allianz Trade ekonomistleri, çatışmanın uzaması halinde 2026 için yüzde 10 artış, 2027 için yüzde 3 artış senaryosunun gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. Orta Doğu’daki kriz şirketler için tahsilat riskini ne ölçüde artıracak? Allianz Trade, 2026 ve 2027’ye ilişkin güncellenmiş tahminlerini içeren son İflas Raporu’nu yayımladı. Ticari alacak sigortasında dünya lideri olan Allianz Trade’e göre 2025’te yüzde 6 artan küresel şirket iflasları 2026 yılında da yüzde 6 artacak. Bu durum, iflasların üst üste beşinci yıl da artacağı ve 2027’de yüksek bir seviyede dengeleneceği anlamına geliyor. Ancak çatışmanın uzaması, iflas risklerini daha da artırabilir. Orta Doğu’daki çatışma küresel iflasları artıracak Rapora göre Orta Doğu’daki kriz, enerji piyasalarında, taşımacılık maliyetlerinde ve küresel tedarik zincirlerinde oynaklık ve belirsizliği artırdı. Raporda, doğrudan etkilerin ötesinde, ikinci tur etkilerin enflasyonun hızlanmasına, finansal koşulların sıkılaşmasına ve iş dünyası güveninin zayıflamasına işaret ettiği de belirtildi. Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui bu durumla ilgili şunları dile getiriyor: “Bu durum, tarım-gıda sektöründen üretime, sağlıktan teknolojiye kadar küresel değer zincirleri genelinde maliyetleri artırıyor. Ayrıca ulaşım, kimya ve metal gibi enerji yoğun sektörler üzerindeki baskıyı da artırıyor. Zayıf talep, artan girdi maliyetleri ve sıkılaşan finansal koşulların birleşimi; fiyatlama gücü zayıf, kâr marjı düşük, borçluluğu yüksek ya da işletme sermayesi ihtiyacı yapısal olarak yüksek şirketleri zorluyor. Kriz öncesi tahminlerimize kıyasla Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi, 2026’da 7.000 ve 2027’de 7.900 ek küresel iflas anlamına geliyor.” Türkiye’de ise görünüm daha pozitif, 2026 ve 2027’de iflaslar azalacak Allianz Trade Türkiye CEO’su Ömer Gürcan Köseoğlu ise Türkiye’deki iflaslarla ilgili şunları dile getirdi. “2026 yılında Türkiye’de iflaslardaki artışın, ülkemizde uygulanmakta olan makro ekonomik programın görmeye başladığımız pozitif etkilerine bağlı olarak azalmasını bekliyoruz. 2027 yılında da küresel ekonomide değişen olumlu şartlarla birlikte ülkemizde iflasların yavaşlamaya devam ederek yüzde 9 düşeceğini tahmin ediyoruz.” Uzayan jeopolitik ve ekonomik şoklar iflas risklerini artırabilir Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması halinde; küresel petrol ve gaz arzında kalıcı aksaklıklar ve gübre, helyum gibi diğer emtialarda arz sıkıntıları gibi ikinci tur etkilerin güçlenebileceği de rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Bu durumun, artan enflasyon, azalan güven ve düşük büyüme ile birleşerek iflas risklerini yukarı çekebileceği de raporda vurgulanıyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Allianz Trade’in senaryosuna göre, geniş çaplı ve kalıcı bir tırmanış, küresel iflasları 2026’da yüzde 10, 2027’de ise yüzde 3 artırabilir. Bu da 2026-2027 döneminde ABD’de yaklaşık 4.100, Batı Avrupa’da ise yaklaşık 10.500 ek iflas anlamına gelir.” Küresel ölçekte 2026’da iflaslar nedeniyle risk altındaki istihdam 94 bin artabilir 2026’da küresel şirket iflaslarında yüzde 6 artış senaryosuna göre Allianz Trade, doğrudan risk altında olan istihdamın 2,2 milyon kişiye ulaşacağını tahmin ediyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili; “İnşaat, perakende ve hizmet sektörleri en fazla risk altındaki alanlar olacak. 1,3 milyon kişi ile Avrupa başı çekerken, Batı Avrupa yaklaşık 960 bin ve Kuzey Amerika yaklaşık 460 bin ile son 12 yılın en yüksek seviyelerine ulaşacak. Genel olarak şirket iflasları nedeniyle risk altındaki istihdam, ABD ve Avrupa’daki toplam işsiz sayısının yüzde 6’sına karşılık geliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şişecam'dan Kuzey İtalya’da 25 Milyon Euro’luk Yatırım Haber

Şişecam'dan Kuzey İtalya’da 25 Milyon Euro’luk Yatırım

Bu hamle, Şişecam’ın Avrupa cam endüstrisindeki konumunu güçlendirmesine ve ürün portföyünde katma değerli cam ürünlerinin payının artmasına katkı sağlayacak. Cam ve kimyasallar sektörlerinin global oyuncusu Şişecam; düz cam sektöründe artan kaplamalı cam ihtiyacını karşılamak üzere, 2024 yılında duyurduğu Kuzey İtalya’daki yeni kaplamalı cam hattı yatırımını devreye aldı. 25 milyon Euro yatırımla hayata geçirilen bu yeni hatla Şişecam, İtalya’daki kaplamalı cam kapasitesini 6 milyon metrekareden 12,5 milyon metrekareye çıkaracak. Bu hamle, Şişecam’ın Avrupa cam endüstrisindeki konumunu daha güçlendirerek, pazardaki yüksek kaliteli ve nitelikli cam taleplerini karşılamasını sağlayacak. Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, “San Giorgio di Nogaro tesisimizde devreye aldığımız kaplamalı cam hattı yatırımımız, üretim kapasitemizi geliştirirken ürün portföyümüzü de zenginleştirecek. Bu sayede Avrupa’da artan nitelikli cam talebine daha iyi yanıt verecek, Batı Avrupa’daki müşterilerimize katma değerli ürünlerimizi ulaştırabileceğiz. Doğu ve Batı Avrupa’da artırdığımız kaplamalı mimari cam kapasiteleri sayesinde Avrupa pazarında hizmet kalitemizi ve nitelikli ürün alternatiflerimizi artırmış olacağız” dedi. Küresel pazarda başta enerji tasarrufu sağlamak üzere kaplamalı cam ürünlerine olan talebin hızla arttığını belirten Yücel, şunları söyledi: “Müşterilerimize her zaman daha kaliteli ve nitelikli ürünlerle hizmet sunma arayışımıza yönelik yatırımlarımızın bir bir meyvelerini vermeye başladığı bir döneme giriyoruz. Cam, sürekli gelişen, sanat ve mühendislikle zenginleşen çok özel bir malzeme. Bizler Şişecam olarak 90 yıllık deneyimimizi, gelişime olan iştahımızı ve kalite önceliğimizi fark yaratan ürünlere dönüştürerek camı emtia olmanın ötesine taşımayı önemsiyoruz. Şeffaflığı ve doğallığıyla mekânlarla kusursuz bütünlük kuran camlarımızın, gelişen teknoloji ile dünyaya daha fazla katkı sunması ve müşterilerimizin hayat kalitesini artırması için durmaksızın çalışıyoruz. İtalya’daki hat yatırımımızı da bu bakışla ve camı yaşamlara değer katan bir unsur olarak gören müşterilerimizin taleplerini karşılamak üzere hayata geçirdik. Yeni yatırımımız Şişecam’ın mimari camlardaki farkını ve rekabet gücünü pekiştirecek, yatırımcılarımız ve müşterilerimize daha fazla değer sunabilmemiz için kıymetli bir adım olacak.” Kaplamalı cam hattı yatırımları devreye giriyor Şişecam, 30 Ocak 2026’da Bulgaristan düz cam üretim tesisinde yer alan kaplamalı cam hattına ek olarak yıllık 6 milyon metrekare kapasiteli yeni kaplamalı hat yatırımını tamamladığını duyurmuştu. İtalya’dan sonra Tarsus’ta bu yıl devreye alacağı yıllık 7 milyon metrekare kapasiteli kaplamalı cam hattı ile Şişecam’ın dünya genelindeki kaplamalı cam hatlarının sayısı yediye, toplam kaplamalı cam üretim kapasitesi ise 48,1 milyon metrekareye çıkacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel İflaslar Yüzde 6 Artacak Haber

Küresel İflaslar Yüzde 6 Artacak

Dünyada ticari alacak sigortası devi Allianz Trade her yıl hazırladığı iflas raporunu 2026 yılının ilk aylarında güncelledi. Rapora göre zaten yüksek seviyelerde olan ticari iflaslar, 2025 yılını çoğu ülkede artış eğilimiyle tamamladı. Ticari iflaslar 2025 yılında küresel olarak yüzde 6 arttı Allianz Trade İflas Raporuna göre küresel olarak, ticari iflaslardaki artış eğilimi, halihazırda yüksek seviyelere ulaşmış olmasına rağmen çoğu ülkede devam ediyor. 2025 yılına ait resmi rakamlar henüz tüm ülkeler için açıklanmamış olsa da şu ana kadar elde edilen veriler, Allianz Trade tarafından yayınlanan önceki Küresel İflas Raporu'nda vurgulanan eğilimleri doğruluyor ve bazı istisnalar dışında, ticari iflaslarda küresel artış eğilimi devam ediyor. Aralık ayı için en son 33 ülkedeki resmi iflas kayıtları ve önceki aylardakilerin, 25 ülkede iflaslarda hala yıl başından bu yana artış kaydedildiği ve bunların 14’ü gibi önemli bir kısmında çift haneli artışlar yaşadığı bilgisi raporda veriliyor. Rapora göre; 2025 yılının dördüncü çeyreği için geçici rakamlar, Batı Avrupa'nın yıllık yüzde 9 artışla üst üste on dokuzuncu çeyrekte de küresel iflas artışlarına en çok katkı sağlayan bölge olmaya devam ettiğini gösteriyor. Orta ve Doğu Avrupa’nın yüzde 15, Latin Amerika’nın yüzde 4 ve Asya-Pasifik’in ise yüzde 7 ile iflaslarda hala belirgin bir ivme kaydettiği de raporda verilen bilgiler arasında. Küresel iflaslardaki artış sürecek Allianz Trade’in uzman ekonomistleri 2026-2027 yıllarında da yüksek iflas seviyelerinin sürmesini bekliyor. Küresel iflasların 2026 yılında da artmaya devam ederek üst üste beşinci yıl artmış olacağını belirten uzmanlar; artış hızı küresel ortalama olarak yüzde 3’e gerilese dahi iflasların azaldığı çoğu ülkeye göre bu oranın yüksek kalacağı görüşüne raporda yer veriyor. Raporda, 2027 yılında ise iflasların daha yaygın hâle geleceği ancak sınırlı da olsa yüzde 1 gibi bir düşüş eğiliminin başlayacağı belirtiliyor. Ödeme alamama riski nedeniyle alıcı iflaslarından ve tedarik zinciri kesintilerinden kaynaklanabilecek tedarikçi iflaslarından dolayı, kritik müşteri ve tedarikçilerin yakından takip edilmesi gerektiği raporda vurgulanıyor. Büyük firmaların da iflaslara karşı bağışıklığı yok Allianz Trade Küresel İflas Raporu’na göre büyük firmaların da iflaslara karşı bağışıklığı yok. 2025'in son çeyreğinde 147 vaka ve tüm yıl boyunca 475 vaka, yani her 18 saatte bir vaka gerçekleşerek rekor sayıda büyük çaplı iflas vakası kaydedildiği de raporda yer alıyor. Batı Avrupa bölgesindeki cirosu 50 milyon euroyu aşan büyük şirketlerin iflaslarının uzmanların iç raporlamalarındaki yerini aldığı belirtilirken hem iflas sayılarındaki artış hem de 311 vaka ile vaka sayısı bakımından küresel sıralamada Batı Avrupa’nın başı çektiğine raporda değiniliyor. Bununla birlikte, ölçek bakımından en büyük vakaların çoğunun Amerika ve Çin’de gerçekleştiği ve yılın en büyük 20 iflas vakasından 17'sinin bu ülkelerde görüldüğü vurgulanıyor. Raporda, büyük şirketlerin genellikle, küresel parçalanma ve değişen ticaret modelleri, jeopolitik gerilimler, dijital dönüşüm ve çeşitli sektörlerde yapısal dönüşümler gibi küresel sorunlara daha fazla maruz kaldığı belirtiliyor. Bu nedenle bu durumun tedarikçiler ve alt yükleniciler üzerinde yaratacağı domino etkisi riskinin dikkate alınması gerektiği tavsiyesinde bulunuluyor. Hizmet, inşaat ve perakende sektörleri iflaslarda ipi göğüsledi Allianz Trade Küresel İflas Raporuna göre hizmet, inşaat ve perakende sektörleri iflas sayıları bakımından küresel olarak ipi göğüsleyenler arasında yer aldı. Bununla birlikte toplam iflasların yüzde 44’ünün makine ve ekipman, otomotiv ve kimya gibi özellikle Avrupa'daki endüstriyel sektörlerin kırılganlıklarını maskelediğine raporda yer veriliyor. Sayı olarak, özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'da 83 vaka ile hizmetler ve 64 vaka ile perakende, özellikle Batı Avrupa ve Asya'da ise 62 vaka ile inşaatın en çok etkilenen sektörler arasında olduğu raporda belirtiliyor. Ancak bu durumun kısmen, bu sektörlerde büyük ölçekli şirketlerin bulunması gibi demografik faktörlerden de kaynaklandığına dikkat çekiliyor. Rapora göre; göreceli olarak, perakende sektörü toplam büyük iflaslar içinde aşırı temsil edilirken, hizmetler sektörü yetersiz temsil ediliyor ve diğer bazı sektörler, tarihsel ortalamalara göre daha büyük artışlar sergiliyor ve mevcut büyük şirketler içindeki payları daha da artıyor. Avrupa'da bu tip şirket listesine artık kimya, metal, makine ve ekipman, otomotiv, bilgisayar ve telekomünikasyon ve elektronik ile tekstil sektörlerinin de giriş yaptığı da raporda yer verilen bilgiler arasında bulunuyor. İflaslar, pandemi öncesi yıllık seviyeleri belirgin bir şekilde aştı Allianz Trade Küresel İflas Raporu’na göre; genel olarak, 2025 yılının tamamında, şirket iflaslarının küresel olarak yüzde 6 artmış olduğu tahmin ediliyor. Ekonomistler, dört ülkeden birinde, özellikle ABD, Brezilya ve Almanya'da verilerin gecikmesi nedeniyle manşet göstergelerinde potansiyel bir revizyon olabileceğini belirtiyor. Raporda 2025’e ilişkin göreli olarak en büyük artışların, yıllık olarak yüzde 45 ile Hong Kong, yüzde 40 ile Yunanistan, yüzde 40 ile İsviçre ve yüzde 27 ile Singapur'da görüleceği ve mutlak olarak; 3.400 vaka ile İsviçre, 2.500 vaka ile Almanya, 2.480 vaka ile İtalya, 2.330 vaka ile Fransa ve 1.800 vaka ile ABD'de kaydedileceği tahminine yer veriliyor. İflaslarda en büyük düşüşlerin ise muhtemelen; yüzde 24 ile Hindistan, yüzde 24 ile Rusya, yüzde 23 ile Kanada ve yüzde 16 ile Hollanda’da görüleceği tahmini de raporda bulunuyor. Çoğu gelişmiş ekonomide iflasların, pandemi öncesi yıllık seviyeleri belirgin bir şekilde aştığı, bu ülkeler arasında İsviçre başta olmak üzere çoğunlukla Batı Avrupa'nın gelişmiş ekonomilerinin yer aldığı da raporda belirtiliyor. Rapora göre; İsviçre’yi özellikle Finlandiya, İsveç ve İspanya izliyor ve Asya-Pasifik bölgesindeki çoğu gelişmiş ekonomi de aynı durumda. Bunlar arasında ise özellikle; Güney Kore, Hong Kong, Singapur ve Avustralya ile Amerika kıtasında Kanada ve ABD’nin olduğu rapordaki bilgiler arasında. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu Haber

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına bakışını ortaya koyan Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin yeni bir beyaz eşya satın alırken göz önünde bulundurduğu kriterler, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duyulan güven, enerji farkındalığı ve geleceğe dönük beklentilere kadar geniş bir yelpazede içgörüyü bir araya getiriyor. Her ülkede yaş, cinsiyet, konum ve eğitim gibi temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi, insanların evlerindeki harcamaları daha bilinçli yönetmek istediğini ve bu nedenle uzun vadede tasarruf sağlayan akıllı cihazlara daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca, 12 ülkenin 8’inde enerji maliyetlerinin tüketiciler için günlük yaşamı en fazla etkileyen çevresel kaygı olarak öne çıktığını da gösteriyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: “Tüketicilerin %70’i ‘akıllı’ kavramını enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımlıyor” Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler, tüketicilerin ev teknolojilerinden beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Arçelik olarak biz de tüketicilerimizin değişen ihtiyaçları ve beklentilerini yakından takip ediyor; bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikleri doğru okumayı önemsiyoruz. Bu dönüşümü daha iyi anlamak ve akıllı ev teknolojilerinden beklentileri ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nı hayata geçirdik. Araştırmamızın sonuçları, enerji farkındalığı ile akıllı teknoloji talebi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi. Tayland, Mısır, Pakistan, Romanya gibi Batı Avrupa dışındaki pazarlarda tüketicilerin %72’si ev aletlerinin aylık enerji maliyetlerini bildiğini belirtirken, Avrupa’da bu oran %55 seviyesinde seyretti. Tüketicilerin %70’inden fazlası, ‘akıllı’ kavramını; karmaşık dijital özelliklerden ziyade enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımladı. Öte yandan, birçok pazarda tüketicilerin yaklaşık üçte ikisinin enerji tasarrufu için hâlâ manuel yöntemlere başvurduğunu gördük. Araştırmamız tüketicilerin enerji tasarrufu konusunda davranışlarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak bunu yaparken güven duyabilecekleri ve hayatı kolaylaştıran teknolojilere ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu” dedi. Hakan Bulgurlu: “Türkiye’de tüketicilerin yarısından fazlası beyaz eşyalarında enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor” Akıllı yaşam ve sürdürülebilir ev teknolojileri alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkan Akıllı Yaşam Endeksi’nin Türkiye sonuçlarına değinen Hakan Bulgurlu, “Akıllı ev teknolojilerine yönelik beklentiler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüketicilerin ortak isteği enerji verimliliği sağlayan, kullanım kolaylığı sunan ve uzun vadede maliyetleri düşüren çözümler olarak öne çıkıyor. Türkiye de %70 ile bu beklentinin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketicilerin %40’ından fazlası, önceki dönemlere kıyasla son 12 ayda enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken, %60’ından fazlası buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinelerinde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor. %80’inin ise daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ettiğini görüyoruz. Arçelik olarak biz de faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde yapay zekâ, akıllı sensörler, veri analizi ve enerji verimli tasarımlar sayesinde çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerimizle bu beklentilere karşılık veriyoruz. Akıllı çözümlerimiz, cihazlarımızın performansına katkı sağlarken, tüketicilerimizin gerçek zamanlı olarak tüketimlerini takip etmesini de sağlıyor. Sürdürülebilirlik, kalite, güvenilirlik ve dayanıklılık odaklı yaklaşımımızla, sürdürülebilir ve akıllı bir yaşam deneyiminde sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi’nden Dikkat Çeken Bulgular Globalde öne çıkanlar Araştırma sonuçları, tüketicilerin enerji verimliliğine yaklaşımında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Son 12 ayda her 10 tüketiciden 4’ü, geçmişe kıyasla enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken; her 10 tüketiciden 6’sı buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinesi gibi ürünlerde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullandığını ifade ediyor. Tüketicilerin %60’ı kullandıkları ev aletlerinin aylık tüketimlerine dair farkındalığa sahip olduğunu belirtiyor.Global ölçekte tüketicilerin yaklaşık %67’si, enerji tasarrufu için hâlâ çamaşırları asarak kurutma, yoğun saatler dışında cihaz kullanımı veya elde yıkama gibi manuel yöntemlere başvuruyor. Araştırma, enerji tasarrufu davranışlarında yaş ve gelir arasında dikkat çekici bir ters ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, yaş arttıkça enerji tasarrufuna yönelik davranışlar güçlenirken, gelir seviyesi yükseldikçe bu davranışların azaldığı görülüyor. 54 yaş ve üzeri tüketiciler, tüm pazarlarda enerji tasarrufuna yönelik davranışlarda lider konumda bulunuyor.Araştırma, ayrıca, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda akıllı özelliklere verilen önemin, düşük maliyetli pazarlara kıyasla 2 kata kadar daha yüksek olduğunu da gösteriyor.Tayland (%81), Pakistan (%86) ve Türkiye’de (%80) tüketicilerin büyük çoğunluğu, beyaz eşyaların gelecekte daha da akıllı hale gelmesini istediklerini belirtiyor. Buna karşılık Almanya (%39), Birleşik Krallık (%40) ve Fransa’da (%43) bu beklenti daha sınırlı düzeyde seyrediyor.Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya olmak üzere Batı Avrupa pazarlarında tüketicilerin sadece %20’ye yakını, yapay zekâ destekli ev teknolojilerine tam anlamıyla güvendiğini belirtiyor. Buna karşın Mısır, Pakistan, Güney Afrika gibi gelişen pazarlarda bu oran %35’in üzerine çıkıyor. Bu durum, akıllı özelliklerin benimsenme hızını sınırlayan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Tüm pazarlarda tüketiciler, “akıllı” kavramını ileri ve karmaşık dijital özelliklerden ziyade; kendi kendini temizleyen, enerji tüketimini otomatik olarak azaltan ve günlük kullanımı sadeleştiren teknolojilerle tanımlıyor. Türkiye’ye dair ek içgörüler Türkiye’de tüketicilerin %60’tan fazlası, beyaz eşyalarının aylık enerji maliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Bu oran, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Batı Avrupa pazarının üzerinde seyrediyor.Her iki tüketiciden biri enerji verimliliği için cihazlarını eco modda kullanırken, %53’ü fişini çekiyor, %45’i çamaşırları asarak kurutuyor, %43’ü ise cihazlarını yoğun saatler dışında kullanıyor.Tüketicilerin %98’i beyaz eşya tercihini yaparken ürün kalitesi ve dayanıklılığını, %96’sı enerji verimliliğini temel kriter aldığını söylüyor.Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibinin en faydalı akıllı özellik olduğunu belirtirken, %42’si adaptif yıkama gibi kullanım bazlı programlarını, %38’i ise döngü bittiğinde bildirim almayı en faydalı akıllı özellik olarak nitelendiriyor.Araştırma, Türkiye’de akıllı ev teknolojilerinin büyük ölçüde ihtiyaç ve maliyet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini; “yenilik” algısından ziyade somut faydanın tercihleri belirlediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rail Cargo Group, Belçika Operasyonlarına Başladı! Haber

Rail Cargo Group, Belçika Operasyonlarına Başladı!

Avusturya Federal Demiryolları'nın (ÖBB) yük taşımacılığı iştiraki olan ÖBB Rail Cargo Group (RCG), Batı Avrupa'daki varlığını güçlendiren kritik bir adım attı. Avrupa Birliği Demiryolları Ajansı'ndan (ERA) Hollanda, Belçika ve Almanya sınır bölgesi için Tek Güvenlik Sertifikasını alan RCG, 14 Ekim itibarıyla Belçika'da kendi lokomotifleriyle bağımsız olarak operasyonlara başladı. Bu yeni sertifika sayesinde RCG'nin kendi çekişiyle işlettiği ilk tren, planlandığı gibi Zeebrugge Limanı'na başarıyla ulaştı. Kendi Lisansı, Kendi Lokomotifi: Verimlilik Artıyor Alınan güvenlik sertifikası, RCG'nin tüm yasal ve operasyonel güvenlik gereksinimlerini karşıladığını onaylıyor ve şirkete Belçika'da kendi lokomotifleriyle (kendi çekişiyle) bağımsız demiryolu operasyonları yapma izni veriyor. Bu gelişme, uluslararası ve bölgesel yük taşımacılığı müşterilerine daha esnek ve verimli hizmetler sunma yolunu açıyor. İlk RCG treni, Hollanda'daki Roosendaal'dan hareket ederek 14 Ekim öğle saatlerinde Belçika'nın önemli limanlarından Zeebrugge'ye vardı. Bu kilometre taşı ile Belçika, resmi olarak RCG üretim ağına entegre edilmiş oldu. Batı Avrupa'da Lojistik Güçleniyor RCG, 2024 yılından bu yana Hollanda'da kendi taşıyıcı yan kuruluşuyla aktifti. Belçika için de sertifikanın alınmasıyla, RCG uluslararası büyümesini sürdürüyor ve Benelüks bölgesi genelinde tek bir kaynaktan sınır ötesi lojistik çözümleri sunmaya başlıyor. ÖBB Rail Cargo Group CEO'su Clemens Först, uluslararasılaşma adımından duyduğu memnuniyeti dile getirerek: "Belçika'daki operasyonlarımızın başlamasıyla, önde gelen bir Avrupa demiryolu lojistik sağlayıcısı olarak konumumuzu güçlendiriyor ve ilk kez Zeebrugge ve Antwerp limanlarına kendi bağlantımızı oluşturuyoruz. Bu, müşterilerimize tek bir kaynaktan daha fazla hizmet sunmamızı ve Avrupa'nın sürdürülebilir ağ bağlantısını ileriye taşımamızı sağlıyor." RCG, bu genişlemeyle birlikte Anvers ve Zeebrugge limanlarında görevlendirmek üzere tren makinistleri ve ekip liderleri arayışına girdiğini de duyurdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.