Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bebek

Kapsül Haber Ajansı - Bebek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bebek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ebebek 25. Yılında Yolculuğunu ve Gelecek Vizyonunu Paylaştı Haber

ebebek 25. Yılında Yolculuğunu ve Gelecek Vizyonunu Paylaştı

Buluşmada, ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz ve ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül markanın mevcut yapısını ve önceliklerini aktardı. 25 yıl önce bebeveynlerin ihtiyaçlarına doğru ürün, doğru bilgi ve doğru deneyimle yanıt verme amacıyla yola çıkan ebebek, bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca ailenin hayatına dokunan güçlü bir marka olarak yoluna devam ediyor. Bebekoloji felsefesi, uzman bebekologları ve online desteğiyle ailelerin yanında yer alan anne-bebek sektörünün öncü markası, 25. yılında hem geldiği noktayı hem de önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini basın mensuplarıyla paylaştı. 25 yıllık birikim, güçlü bir dönüşümle geleceğe taşınıyor Son yıllarda lojistik altyapısından mağaza deneyimine, dijital kanallarından hizmet süreçlerine kadar birçok alanda önemli yatırımlar gerçekleştiren ebebek, daha entegre, daha hızlı ve daha verimli bir yapıya ulaştı. Operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir büyüme odağında şekillenen bu dönüşüm, markanın bugünkü gücünü daha da sağlamlaştırdı. Bugün 71 ilde 305 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla hizmet veren ebebek, fiziki ve dijital kanallarını birlikte geliştirerek bebeveynlere daha erişilebilir bir deneyim sunuyor. Marka, 2026 yılı itibarıyla mağaza sayısını 330’a çıkarmayı, online kanallarda büyümeyi hızlandırmayı ve farklı mağaza formatlarıyla daha fazla bebeveyne ulaşmayı planlıyor. Birleşik Krallık ve Kuzey Irak’taki operasyonlarını sürdüren ebebek, uluslararası pazarlardaki varlığını da genişletmeyi amaçlıyor. Marka, 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmayı hedefliyor. ecording iş birliğiyle 1,1 milyon tohum doğayla buluşuyor ebebek, 25. yılı kapsamında ecording ile hayata geçirdiği iş birliğiyle sürdürülebilirlik alanında önemli bir adım attı. Proje kapsamında, Muğla bölgesinde yangın sonrası zarar gören alanların yeniden canlanmasına katkı sağlamak amacıyla ecoDrone teknolojisiyle 1,1 milyon tohumun toprakla buluşturulması hedefleniyor. 25. yıl kapsamında doğayla buluşturulan 250.000 tohum çalışmanın ilk adımlarını oluşturuyor. Biyoçeşitliliğin desteklenmesini ve doğal dengenin güçlenmesini odağına alan bu çalışma, çevresel etkinin görünür ve katılımcı bir yapıyla büyümesini amaçlıyor. ebebek, bu projeyle geleceğin bebeklerine daha yeşil bir dünya bırakma sözünü büyütürken, toplumsal faydayı iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor. “ebebek’in hikayesi aslında daha yeni başlıyor” ebebek Genel Müdürü Can Karadeniz, markanın geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu şu sözlerle değerlendirdi: “25 yılı geride bırakırken ebebek’in bugün ulaştığı noktayı daha net görüyoruz. Türkiye genelinde 305 mağazamız, güçlü dijital altyapımız ve milyonlarca bebeveyne ulaşan hizmet ağımızla önemli bir ölçeğe ulaştık. Bu büyümeyi kurduğumuz güven ilişkisiyle birlikte değerlendiriyoruz. Bugün geldiğimiz nokta, yıllar içinde attığımız planlı adımların ve doğru yatırımların bir sonucu. Bu yaklaşımın finansal sonuçlara da güçlü bir şekilde yansıdığını görüyoruz. 2025 yılında FAVÖK’ümüz, bir önceki yıla göre %25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye ulaşırken, brüt kârımız %17,3 artışla 10 milyar TL seviyesine çıktı. Brüt kâr marjımız 0,6 puan iyileşirken, FAVÖK marjımız da 1 puan artışla %12,8’e ulaştı. Önümüzdeki dönemde büyümemizi sürdürmeyi hedefliyoruz. 2030 yılına kadar 1 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşma hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, verimliliği artıran yatırımlara, dijitalleşmeye ve müşteri deneyimine odaklanmaya devam edeceğiz.” ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül ise, “25 yıldır ailelerin ihtiyaçlarını anlayarak onların hayatını kolaylaştıran çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Çünkü, bizim için dünyaya gelen her bebek, kendi bebeğimizdir; bu nedenle ebebek’i bir markadan çok daha ötesi, her an bebeveynlerin yanında olan bir destek noktası olarak görüyoruz. Ürünlerimizden sunduğumuz bilgiye, mağaza deneyiminden dijital kanallarımıza kadar her noktada bebeveynlerin yanında olmayı önceliklendiriyoruz. Bugün ebebek’i farklı kılan en önemli unsur, ailelerle kurduğumuz güven ilişkisi. Bu bağı her geçen gün daha da güçlendirirken, bebeveynlerin hayatına gerçek anlamda değer katan deneyimler geliştirmeye devam ediyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektrik Dağıtımında Şikayetler Son Üç Yılın Zirvesinde Haber

Elektrik Dağıtımında Şikayetler Son Üç Yılın Zirvesinde

Yıl başından bu yana toplam şikayet sayısı 3 bin 357’ye çıkarak geçen yıla göre yüzde 67 yükseldi ve son üç yılın zirvesi görüldü. En büyük tepkiyse faturalardaki ani artışlar, plansız kesintiler, voltaj dalgalanmaları ve müşteri hizmetlerine erişim sorunlarına yönelik. Çözüm platformu Şikayetvar’ın açıkladığı verilere göre elektrik dağıtım sektöründe 2026 yılına sert bir artışla girildi. 2026’nın Ocak ayında elektrik dağıtım kategorisinde toplam 2 bin 176 şikayet kaydedildi. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 56’lık artış anlamına geliyor. 2025 yılı boyunca aylık şikayet sayıları çoğunlukla 900 ila bin 100 bandında seyrederken, aylık ortalama yaklaşık bin 170 seviyesinde gerçekleşmişti. Yeni yılın ilk ayında görülen yükseliş ise bu ortalamanın belirgin şekilde üzerine çıktı. Şikayette 3 yılın zirvesini gördü Yıl başından bu yana açıklanan veriler de artış trendini destekliyor. 2024’ün aynı döneminde 2 bin 298, 2025’te ise 2 bin 6 şikayet kaydedilirken, 2026’da bu sayı 3 bin 357’ye ulaştı. Böylece elektrik dağıtım sektöründeki başvurular bir önceki yıla göre yüzde 67 artış gösterdi. Bu oran, son üç yılın en yüksek seviyesine işaret ediyor. Enerji sektöründe şikayet artışı yüzde 50 Artış yalnızca elektrik dağıtım alanıyla sınırlı kalmadı. Enerji sektörünün genelinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Geçen yılın aynı döneminde 3 bin 454 olan toplam enerji şikayeti sayısı bu yıl 5 bin 174’e yükseldi. Böylece enerji kategorisinde yıllık artış oranı yüzde 50 olarak kaydedildi. Enerji sektörü, şikayet artış hızında en üst sıralarda yer aldı. Elektrik dağıtım firmalarıyla ilgili en çok nelerden şikayet ediliyor? Faturalarda ani artış ve itiraz süreçleri tepki çekiyor Şikayetvar verilerine göre tüketicilerin elektrik dağıtım firmalarıyla ilgili en yoğun şikayet başlığını faturalandırma ve yüksek tutarlar oluşturuyor. Kullanıcılar, önceki aylara kıyasla ani artış gösteren faturalarla karşılaştıklarını, tüketim miktarıyla uyuşmadığını düşündükleri bedeller yansıtıldığını ve sayaç okuma hataları yaşandığını belirtiyor. Fatura itiraz süreçlerinin uzun sürmesi ve yeterince şeffaf yürütülmemesi de bu başlık altındaki memnuniyetsizliği artırıyor. Plansız kesintiler günlük hayatı olumsuz etkiliyor Bir diğer önemli şikayet alanı ise plansız ve sık elektrik kesintileri. Tüketiciler özellikle önceden bilgilendirme yapılmadan gerçekleşen kesintilerden ve arızalara geç müdahale edilmesinden şikayet ediyor. Kırsal bölgelerde kesinti sürelerinin daha uzun olduğu yönündeki geri bildirimler de dikkat çekiyor. Uzun süreli kesintiler hem hane halkını hem de küçük işletmeleri doğrudan etkileyen bir sorun olarak öne çıkıyor. Abonelik ve bağlantı süreçlerinde gecikme Abonelik ve bağlantı işlemleri de şikayetlerde öne çıkan bir diğer başlık. Yeni abonelik açma, sayaç bağlatma ya da kapatma işlemlerinde yaşanan gecikmeler, yüksek güvence bedelleri ve karmaşık prosedürler tüketicilerin en sık dile getirdiği konular arasında yer alıyor. Özellikle taşınma dönemlerinde süreçlerin yavaş ilerlemesi ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor. Müşteri hizmetlerine ulaşmak zorlaşıyor Tüketiciler ayrıca müşteri hizmetleri ve iletişim eksikliklerinden de şikayetçi. Çağrı merkezlerine ulaşmada yaşanan zorluklar, uzun bekleme süreleri ve şikayetlere standart yanıtlar verilmesi en sık dile getirilen sorunlar arasında bulunuyor. Başvuru sonrası geri dönüş yapılmaması ya da çözüm sürecinin belirsiz olması, tüketici memnuniyetini olumsuz etkiliyor. Voltaj dalgalanmaları ve teknik arızalar öne çıkıyor Son olarak altyapı ve teknik sorunlar da önemli bir şikayet kalemi oluşturuyor. Voltaj dalgalanmaları nedeniyle elektronik cihazların zarar gördüğü yönünde çok sayıda başvuru bulunuyor. Arıza kayıtlarının geç kapatılması ve saha ekiplerinin müdahale süresinin uzun olması da tüketicilerin en çok dile getirdiği teknik problemler arasında yer alıyor. Konuyla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetlerse şöyle sıralandı: “Elektriğimiz kesildi, borcumuzu aynı gün ödememize rağmen bu kış gününde hala açılmadı. Çağrı merkezini 5 kez aradık, her seferinde ‘24 saat içinde açılacak, ekiplerimiz 22.00’a kadar hizmet veriyor’ denilerek oyalandık ancak somut bir adım atılmadı. Evde bebek olduğunu belirtmemize rağmen saat 21.00 itibarıyla elektrik hala yok ve ev çok soğuk. Bebeğin olduğu bir evin bu şartlarda elektriksiz bırakılması kabul edilemez.” “Şanlıurfa Harran’da yaşıyorum. Bu ay elektrik faturam 7.450 TL geldi; önceki aylara göre yaklaşık 5 bin TL daha fazla. Evde kullanımda, sayaçta ya da yeni bir cihaz/iş yeri kullanımında hiçbir değişiklik olmamasına rağmen faturanın bu kadar yüksek gelmesini anlayamıyorum. Rutin kullanım sürerken oluşan bu fark nedeniyle ciddi mağduriyet yaşıyorum.” “Ocak ayı faturam 4.550 TL geldi. Önceki aylarda 1.500–1.800 TL arasında olan faturam, kullanım alışkanlıklarımda hiçbir değişiklik olmamasına rağmen bu ay anormal derecede yüksek. Çalıştığım için gün boyu evde değilim ve sürekli elektrik tüketimi yapılmıyor. Sayaç ya da sistemsel bir hata bildirilmemesine rağmen bu tutarın gerçek kullanımımı yansıtmadığını düşünüyor ve kabul etmiyorum.” “Yaklaşık iki aydır ciddi voltaj dalgalanmaları ve sık kesintiler yaşıyorum. Dört yıldır aynı adresteyim ve bu sorunlar, iki ay önceki yoğun kar yağışından sonra başladı. Neredeyse her hafta şalter atıyor; voltaj bazen çok düşüp bazen yükseliyor, bu da cihazlarımı risk altına sokuyor. Kendi imkanlarımla elektrikçi çağırıp şalteri değiştirdim ve regülatör aldım ancak sorun devam ediyor. Özellikle geceleri voltaj düzensizliği ve kesintiler artıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bebeklerde Gaz Sancısına Karşı 10 Etkili Öneri Haber

Bebeklerde Gaz Sancısına Karşı 10 Etkili Öneri

Gaz sancısı bebeklerin çoğunda 3–4. aydan sonra belirgin şekilde azalıyor ve genellikle 4–6 ay arasında kendiliğinden kayboluyor. Çoğu zaman masum nedenlere dayanan bu durum, ebeveynler için uykusuz gecelere ve endişeye yol açabiliyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, bu süreçte bazı kurallara dikkat ederek gaz sancısının önlenebileceğini veya hafifletilebileceğini belirterek, “Ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken en önemli şey ise hekim tavsiyesi olmadan, bebeğe gaz sorununa karşı bitkisel içerikli takviyeler veya ilaçlar vermemek olmalı. Bunlar bebeğin sindirim sistemine zarar verebilir ve altta yatan bir hastalık varsa, tanısını geciktirebilir. Bitki çayları, şekerli su ve zeytinyağı da sindirim sisteminde sorun oluşturabilecekleri için verilmemelidir. Bunların yanı sıra emziren annelerin rezene çayı içmelerini de artık önermiyoruz. Çünkü, fazla tüketildiğinde, içerisinde bulunan fitoöstrojenler anne ve bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir” diyor. En yaygın neden: Sindirim sisteminin henüz tam gelişmemiş olması! Bebeklik döneminde, özellikle 0-6 ay arasında, sindirim sisteminin henüz tam olarak olgunlaşmamış olması, gaz sancısının en yaygın nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte, bebeğin hızlı emmesi ve emme sırasında hava yutması, yanlış emzirme teknikleri ve bağırsak hareketlerinin düzensizliği de gaz oluşumuna yol açabiliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz çıkarma mekanizmasının yeterince gelişmemiş ve karın kaslarının henüz zayıf olmasının da bebeğin gazı rahatlıkla atamamasına neden olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunların yanı sıra genetik yatkınlık ve bağırsak florasının yapısı gibi bireysel faktörler de süreci etkileyebilir. Bazı durumlarda ise besin alerjisi veya laktoz intoleransı şeklinde altta tıbbi bir problem yatabilir.” Bu belirtiler gaz sancısına işaret edebilir! Gaz sancısı genellikle beslenme sonrasında veya akşam saatlerinde daha belirgin hale geliyor. Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısı olan bebeklerde en sık görülen belirtileri şöyle sıralıyor: Mırıldanmak ve devamlı ıkınma sesleri çıkarmakUykusunda sesler çıkarmak Kıvranmak ve ‘S’ şeklinde kasılma hareketleri yapmakKarında şişkinlik ve sertlikBacakları karnına çekmekHuzursuzluk, ağlama nöbetleriGaz çıkardıktan sonra belirgin şekilde rahatlamakEmme sırasında sık sık memeyi bırakmakUykudan sık sık uyanmak Gaz sancısını önlemek için 10 etkili öneri! Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, gaz sancısını hafifletmek için dikkat etmeniz gereken kuralları şöyle anlatıyor: Her beslenme sonrasında gazını mutlaka çıkarın: Meme değişiminde de gazını çıkarmayı alışkanlık edinin. Omuza yaslama veya oturur pozisyonda hafif sırt sıvazlama, gazın daha kolay çıkmasına yardımcı olacaktır. Bacaklarını bisiklet çevirir gibi nazikçe hareket ettirmek de gazın bağırsaklarda ilerlemesine katkı sağlayacaktır. Kısa süreli emzirmelerden kaçının: İlk süt laktozdan, son süt ise yağdan zengin oluyor. Bebeğinizin hem doyması hem de devamlı gaz yapan ilk süte maruz kalmaması için ilk 3 ayda en az 10-15 dakika emzirmeye özen gösterin. Acele etmeyin: Acele etmeden, sakin ve hafif dik pozisyonda beslemeyi alışkanlık edinin. Beslenme sonrasında hemen düz yatırmayın. En az 30-45 derece açıyla yatırmaya dikkat edin. Nazikçe karın masajı yapın: Tercihen ılıtılmış özel bebek masaj yağlarıyla, günde 1-2 kez ve özellikle akşam saatlerinde, saat yönünde nazikçe karın masajı yapın. Kusma riskine karşı masajı tok karnına yapmaktan kaçının. Beslenmenize dikkat edin: Kendinizi gözlemleyin; sizde hazımsızlık ve şişkinlik yapan besinlerden uzak durun. Hava yutmasını önleyin: Beslenme sırasında hava yutmasını önlemek için memeyi veya biberonun emziğini tam kavradığından emin olun. Antikolik biberon tercih edin Dümdüz pozisyonda beslemeyin: Beslenirken dümdüz pozisyonda olmasın. Kendi kendine beslenmesin. Biberonun emzik kısmına hava girmesine izin vermeden dik bir şekilde beslemeniz hava yutmasını engellemek için önemli. Mamasını sürekli değiştirmeyin: Sürekli mama değişimi sindirim sistemini daha hassas hale getirebiliyor. Mamayı hazırlarken, dikkat! Mama ile besleniyorsa, hazırlama şekline dikkat edin. Mama ölçüsünü doğru ayarlayın ve köpük oluşumunu azaltmak için biberonu fazla çalkalamayın. Ilık banyo rahatlatır: Özellikle akşam saatlerinde ılık banyo da kaslarının gevşemesine yardımcı olabilir. Çoğunlukla masum olsa da dikkat! Gaz sancısı genellikle önemsiz nedenlerden kaynaklansa da bazı belirtilere karşı dikkatli olunması gerekiyor. Çünkü, nadiren de olsa gaz sancısının altında yatan etken enfeksiyon, bağırsak tıkanıklığı, alerji veya laktoz intoleransı gibi sindirim sistemi sorunları olabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Birincioğlu Çetin, mutlaka hekime başvurulması gereken belirtileri, “Özellikle şiddetli ve sakinleştirilemeyen ağlama, kusma (özellikle yeşil renkli ya da fışkırır tarzda olması), ateş, kilo alamama veya kilo kaybı, dışkıda kan görülmesi, uzun süre gaz ve gaita çıkışının olmaması, karında belirgin hassasiyet veya sertlik ile genel durum bozukluğu” olarak sıralıyor.

Nilüfer’de ‘Anne Taksi’ Uygulaması Başladı Haber

Nilüfer’de ‘Anne Taksi’ Uygulaması Başladı

Sosyal belediyecilik anlayışıyla geliştirilen uygulama kapsamında; kadın doğum ve çocuk bölümü bulunan devlet hastanelerinde randevusu olan, Nilüfer’de yaşayan anneler bu hizmetten ücretsiz olarak faydalanabiliyor. Anne Taksi hizmetinden yararlanmak isteyen anneler, en az bir gün öncesinden randevu oluşturarak evlerinden alınıp, sağlık kuruluşlarına güvenle ulaştırılıyor. Uygulama, özellikle hamilelik ve bebekli dönemlerde yaşanan ulaşım zorluklarını ortadan kaldırmayı hedefliyor. İKİZ ANNELERİ DE UNUTULMADI Anne Taksi uygulaması, annelerin ve anne adaylarının farklı ihtiyaçlarını gözeten yapısıyla da dikkat çekiyor. Araçlarda bebek koltuğu standart olarak yer alırken, ikiz bebeği olan anneler için çift bebek koltuğu da hazır bulunduruluyor. Anne Taksi araçlarında, hamile anne adaylarının yolculuklarını daha güvenli hale getirmek amacıyla hamile kemeri de yer alıyor. Böylece hem annenin hem de bebeğin güvenliği, yolculuk boyunca en üst düzeyde gözetiliyor. “HERKES İÇİN DAHA YAŞANABİLİR BİR KENT” Nilüfer’in, kadınların kent yaşamına eşit ve güvenle katılabildiği, hizmetlerin hayatın gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendiği bir kent olduğuna vurgu yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, şöyle devam etti: “Hamilelik ve bebekli dönem, kadınlar için hem fiziksel hem de duygusal olarak hassas bir süreç. Bu nedenle Anne Taksi’yi tasarlarken her annenin ihtiyacının aynı olmadığını göz önünde bulundurduk; ikiz annelerimizi, anne ve bebeğin güvenliğini, yolculuk sırasında yaşanan kaygıları düşündük. Bebek koltuğundan çift bebek koltuğuna, hamile kemerinden randevulu ve planlı ulaşıma kadar her ayrıntıyı bu anlayışla ele aldık. Çünkü kadınların kent yaşamına eşit ve güvenle katılabildiği, hizmetlerin hayatın gerçek ihtiyaçlarına göre şekillendiği bir kent, herkes için daha yaşanabilir bir kenttir. Anne Taksi ile amacımız; annelerimizin ve anne adaylarımızın bu süreçte kendilerini yalnız hissetmemeleri, sağlık hizmetlerine güvenle erişmeleri ve Nilüfer’in her zaman yanlarında olduğunu bilmeleridir” dedi. Öte yandan acil sağlık hizmetleri dışında kullanılacak olan Anne Taksi uygulamasıyla ilgili bilgi almak ve randevu oluşturmak isteyenler, 0501 767 67 88 numaralı telefondan başvuru yapabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aygaz’dan Tedarik Zincirini Güçlendiren Yeni Gemi Yatırımı    Haber

Aygaz’dan Tedarik Zincirini Güçlendiren Yeni Gemi Yatırımı  

Türkiye’nin lider enerji şirketi Aygaz, tedarik zincirinde ilave katma değer yaratmak ve küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı arz güvenliğini artırmak amacıyla 52.000 ton (93.000 cbm) kapasiteli, Dual Fuel (LPG/Fuel Oil) VLGC (Very Large Gas Carrier) gemi siparişi verdi. Hyundai Heavy Industries (Hd Hyundai Samho Co. Ltd) tersanesinde inşa edilecek olan geminin 2028 yılında filoya katılması planlanıyor. Hyundai Heavy Industries ile gerçekleştirilen inşa sözleşmesi kapsamında, Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz, Aygaz Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Dizemen ile Hyundai Heavy Industries’i temsilen Hyoung Won Hahm ve Jun Park’ın katıldığı bir imza töreni düzenlendi. Törende konuşan Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz, LPG’nin ekonomik ve küresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılması konusunda çok kritik bir ürün olduğunu vurguladı. Poyraz, “Değer zincirinin her aşamasında söz sahibi olma vizyonumuz doğrultusunda filomuza katılacak olan bu geminin, önümüzdeki yılların ihtiyaçlarını da gözeten stratejik bir adım olduğunu paylaşmak isterim. Bu yatırımla tedarik güvenliğimizi güçlendirirken, çevresel sorumluluğumuzu da dikkate alıyoruz. Dual Fuel teknolojisi sayesinde gemimiz, daha düşük emisyonlu ve daha verimli bir taşımacılık altyapısına katkı sağlayacak. Bu yaklaşım, sürdürülebilirlik odağımızı lojistik ve tedarik zinciri yatırımlarına da yansıttığımızın bir göstergesi. Gemimiz denizlerde Aygaz bayrağını taşırken; arkasında 65 yıllık birikimi, güçlü kurum kültürümüzü ve geleceğe olan inancımızı temsil edecek” ifadelerini kullandı. Aygaz’ın mevcut deniz taşımacılığı filosunda yer alan Beykoz, Beylerbeyi, Kuzguncuk ve Bebek isimli dört gemiye eklenecek yeni VLGC ile şirketin lojistik ve tedarik kabiliyetlerinin önemli ölçüde güçlendirilerek LPG tedarikinde daha esnek, daha güvenli ve ticari faaliyetlerinde daha rekabetçi bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Yeni gemi yatırımı, çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli bir adım niteliği taşıyor. LPG çift yakıtlı makine sistemi sayesinde gemi, daha düşük emisyonlu ve daha verimli bir taşımacılık altyapısına katkı sağlayacak. Bu yaklaşım, Aygaz’ın sürdürülebilirlik odağını lojistik ve tedarik zinciri yatırımlarına da yansıttığını ortaya koyuyor. Bu yıl kuruluşunun 65. yılını kutlayan Aygaz, köklü geçmişinden aldığı güçle geleceğe yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor. VLGC gemi yatırımı; Aygaz’ın entegre iş modeli, güçlü operasyonel altyapısı ve uzun vadeli stratejik bakış açısının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. İmzası atılan yeni gemi, filoya katıldığında denizlerde Aygaz bayrağını taşırken; şirketin 65 yıllık birikimini, güçlü kurum kültürünü ve geleceğe olan inancını da temsil edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sarılık Ne Zaman Tehlikelidir? Haber

Sarılık Ne Zaman Tehlikelidir?

Yenidoğan sarılığı, bebeklerde doğumdan sonraki ilk günlerde ciltte ve gözlerde sarı renk değişikliğiyle ortaya çıkan, oldukça sık görülen bir durumdur. Genellikle fizyolojik, yani doğal bir süreçtir ve çoğu zaman kendiliğinden düzelir. “Doğum sonrası dönemde bebeklerde alyuvar yıkımıyla ortaya çıkan bilirubin adlı madde, karaciğer tarafından vücuttan atılır. Ancak yenidoğan döneminde karaciğerin bu maddeyi işleme kapasitesi henüz tam gelişmediği için bilirubin kandaki düzeyi geçici olarak yükselebilir. Bu da ciltte ve göz aklarında sararma şeklinde kendini gösterir” diyen Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Onur Kaşlı, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. Ne zaman normaldir, ne zaman dikkat etmek gerekir? Kaşlı, “Fizyolojik sarılık genellikle doğumdan sonraki 2. veya 3. günde başlar, 4–5. gün civarında en yüksek düzeye ulaşır ve 1–2 hafta içinde kendiliğinden kaybolur. Bununla birlikte, bazı durumlarda sarılık normal sınırların üzerine çıkabilir ve tedavi gerektirebilir. Aşağıdaki durumlarda mutlaka bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır: Sarılığın ilk 24 saatte başlaması Sarılığın hızla artması veya tüm vücuda yayılması Bebeğin uyuşuk, emmeyi zayıf hale gelmesi ya da ateşinin yükselmesi Sarılığın 2 haftadan uzun sürmesi Anne ve bebek arasında kan grubu uyuşmazlığı bulunması” ifadelerinde bulundu. Tanı ve takip “Sarılığın derecesi yalnızca gözle değerlendirilemeyebilir” diyen Kaşlı, “Bu nedenle, gerek görüldüğünde kan testiyle bilirubin düzeyi ölçülür. Elde edilen değer, bebeğin doğumdan sonraki yaşıyla (saat olarak) birlikte değerlendirilir. Bu sayede tedavi gereksinimi objektif olarak belirlenir. Bazı durumlarda sadece emzirmenin sıklaştırılması yeterli olurken, bilirubin düzeyinin yüksek olduğu olgularda fototerapi (ışık tedavisi) uygulanabilir. Nadiren çok ağır sarılıklarda kan değişimi gerekebilir” dedi. Evde takip ve öneriler Uzm. Dr. Onur Kaşlı, evde takipte dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: “Bebeğin sık ve etkili emzirilmesi, bilirubinin vücuttan atılmasını hızlandırır. Cilt renginin gün ışığında gözlemlenmesi, sarılığın seyri hakkında fikir verir. Bebeğin idrar ve dışkılama sıklığının izlenmesi önemlidir. Sarılığın ilerlemesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurmak, olası komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Yenidoğan sarılığı çoğu zaman geçici ve tedavi edilebilir bir durumdur. Düzenli doktor kontrolleri, doğru emzirme uygulamaları ve erken farkındalık sayesinde bebeklerin büyük çoğunluğu hiçbir sorun yaşamadan iyileşir.”

17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nde Prematüre Bebek Annelerine Özel Öneriler Haber

17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nde Prematüre Bebek Annelerine Özel Öneriler

Yataş Uyku Kurulu uzmanları Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Berhan Bayram, Fizyoterapist Zafer K. Aksungur ve Uzman Psikolog Tuba Dadaşoğlu prematüre bebek annelerine özel öneriler sunuyor. Her yıl dünya genelinde 10 bebekten 1’i prematüre olarak dünyaya geliyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre prematüre doğum oranı %12,9 seviyelerinde seyrediyor. Erken doğan bebekler gelişimlerini henüz tamamlamadıkları için beyin, kalp, akciğer gibi hayati organlarında çeşitli risklerle karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle prematüre bebekler için doğumdan hemen sonra gerekli sağlık koşulları sağlanması gerekiyor. Dünya Prematüre Günü, prematüre bebeklerin ve annelerinin varlığını topluma hatırlatmak, sorunlara dikkat çekmek ve farkındalığı sürdürmek amacıyla, Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 17 Kasım tarihinde kutlanıyor. Prematüre doğum sonrası süreç; mücadelenin, sabrın, umudun ve koşulsuz sevginin en yoğun yaşandığı çok özel bir dönem. Bu süreçte annelerin hem duygusal hem de fiziksel olarak güçlü kalabilmesi, yalnızca kendi sağlıkları değil, bebeklerinin gelişimi için de kritik öneme sahip. Yataş Bedding’in uyku-sağlık ilişkisi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla 2021 yılında hayata geçirdiği Yataş Uyku Kurulu uzmanları, Dünya Prematüre Günü kapsamında prematüre bebek annelerine özel öneriler sunuyor. Anne İyi Olursa, Bebek de İyi Olur Prematüre doğumun, annenin zihinsel ve bedensel hazırlığını tamamlayamadan ani bir geçişle anneliğe adım atmasına neden olduğunu ve bu geçişin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda güçlü bir duygusal sarsıntı yarattığını belirten Yataş Uyku Kurulu Üyesi Uzman Psikolog Tuba Dadaşoğlu; “Prematüre doğum sonrası birçok anne, bebeği hastanedeyse sürekli onun durumu hakkında endişelenir. Her an bir haber alacakmış gibi tetikte olur. Kalbi sürekli hızlı atar, aklı sürekli meşguldür. Gece yastığa başını koysa bile beden gevşeyemez; çünkü zihin hep uyanıktır. Bazı anneler ise duygusal yoğunluktan dolayı aşırı uyku hali yaşayabilir. Gece tetiklenmeleri, yani aniden uyanmalar da sık görülür. Tüm bunlar, annenin beyninin hâlâ ‘alarm’ modunda olduğunun göstergesidir. Beden gevşemeyi bilmiyorsa, ruh da dinlenemez” diyor. Tuba Dadaşoğlu, bu dönemde annelerin yaşadığı duygusal yoğunluğa karşı kendilerine daha şefkatli yaklaşmalarının çok önemli olduğunu söylüyor ve şu önerilerde bulunuyor: “Öncelikle ruh halinizi suçlamayın, anlamaya çalışın. Kaygı, üzüntü, korku, suçluluk… Bunların hepsi insanidir. Uyuyamıyorsanız kendinize kızmayın. ‘Ben niye böyleyim?’ demek yerine, kendine ‘Zihnim çok yorgun, o da korunmaya çalışıyor’ demek daha iyileştirici olur. Derin ve kesintisiz uyuyamıyorsanız bile, gün içinde kısa molalar vermeyi ihmal etmeyin. Kendinizle konuşmayı değiştirin. ‘Yetersizim’ ya da ‘güçsüzüm’ gibi iç sesleri fark edin. Bunlar gerçek değil, sadece kaygının sesidir. Onların yerine ‘Zor bir süreçten geçiyorum ve elimden gelenin en iyisini yapıyorum’ demeyi deneyin. Yalnız kalmayın. Duygular, paylaşıldıkça hafifler. Bu süreçte psikolojik destek almak bir zayıflık değil, annenin hem kendine hem bebeğine en büyük hediyesidir. Son olarak, prematüre bir bebek annesi olmak zaten başlı başına güçlü olmaktır. Her şeyi mükemmel yapmak zorunda değilsiniz. Yeterince iyi anne olmak, zaten fazlasıyla yeterlidir.” “Anneler, omurganızı unutmayın” Yataş Uyku Kurulu Üyesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Berhan Bayram, annelik dönemi boyunca omurga sağlığını korumanın, kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Berhan Bayram sözlerine şöyle devam ediyor: “Araştırmalar, postpartum dönemde kadınların %50'den fazlasının sırt ve bel ağrısı yaşadığını göstermektedir. Uyku sırasında bel bölgesinin desteklenmemesi, fazla yumuşak ya da çok sert yataklar ve yanlış yastık kullanımı, bu şikayetlerin artmasına neden olur. Özellikle yan veya sırt üstü pozisyonda, dizler arasına konulacak bir yastıkla omurganın doğal eğriliğini korumak, basit ama etkili bir önlemdir. Gündelik hayatta, özellikle bebeği hep aynı kolda taşımak ya da sürekli tek taraflı omuz çantası kullanmak da omuz kuşağında asimetriye ve skolyoz benzeri postüral sorunlara yol açabilir. Annelere önerilen ergonomik taşıma çözümleri ve simetrik taşıma alışkanlıkları, bu riskleri azaltabilir. Emzirme sırasında öne eğilerek uzun süre sabit kalmak da boyun ve sırt bölgesindeki kaslarda spazmlara ve ağrılara neden olabilir. Bunun yerine sırtı destekleyen yastıklar kullanmak, ayakları hafifçe yükseltmek ve bebeği göğse yaklaştıran destek yastıkları tercih etmek, hem konforu artırır hem de omurgayı korur. Postpartum dönemde yaşanan uyku problemleri, annelerin fiziksel ve zihinsel yorgunluğunu artırmaktadır. Uyku kalitesinin düşmesi, fiziksel semptomlara ve bebek bakımına ilişkin sorunlara bağlı olarak annelerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir. Uyku ortamının doğru seçimi, ergonomik destekler ve bilinçli taşıma alışkanlıkları sayesinde anneler, hem bebekleriyle dolu dolu vakit geçirebilir hem de kendi beden sağlıklarını koruyarak bu süreci sağlıklı bir şekilde sürdürebilirler.” Düşük Şiddetli Egzersizler, Annenin Fiziksel Sağlığını ve Ruh Halini İyileştiriyor Yataş Uyku Kurulu Üyesi Fizyoterapist K. Zafer Aksungur ise prematüre doğum sonrası dönemde annenin bedeninin yaşadığı yüklenmelere dikkat çekerek, bu süreçte hafif egzersizlerin etkisine vurgu yapıyor. Aksungur, “Anneler bu süreçte bebeklerinin ihtiyaçlarını önceledikleri için kendi fiziksel sınırlarını ihmal edebiliyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki, uzun süreli stres, uyku bölünmeleri ve hareketsizlik; boyun, sırt ve bel bölgesinde kas gerilimlerine, postür bozukluklarına ve kronik yorgunluğa neden olabilir. Vücut, bu dönemde hem hormonal değişimlerle hem de duygusal yüklerle mücadele halindedir. Bu yüzden annenin fiziksel rahatlaması çok önemlidir” diyor. Evde rahatlıkla uygulanabilecek düşük şiddetli egzersizlerin bu dönemde hem kas-iskelet sistemini desteklediğini hem de sinir sistemini rahatlattığını belirten Aksungur, sözlerine şöyle devam ediyor: “Özellikle omurgayı destekleyen ve dolaşımı artıran çocuk pozisyonu, kobra esnemesi, omurga rotasyonları ve kalça bölgesi germe hareketlerinin düzenli uygulanması, annenin kaslarında gevşeme sağladığı gibi beden farkındalığında artış ve stres düzeyinde azalma sa sağlar. Basit hareketler, annenin hem fiziksel olarak toparlanmasına hem de içsel olarak dengelenmesine yardımcı olur. Bu egzersizler yalnızca bedeni değil, aynı zamanda nefes yoluyla zihni de sakinleştirir. Gece uykularının kalitesini artırmak, gün içinde enerji seviyesini yükseltmek için oldukça etkilidir.”

ebebek Emzirme Destek Projesi ABD’de Altın Stevie Ödülü’nün Sahibi Oldu Haber

ebebek Emzirme Destek Projesi ABD’de Altın Stevie Ödülü’nün Sahibi Oldu

Türkiye’nin anne-bebek alanındaki öncü markası ebebek, Amerika’da düzenlenen Stevie Women in Business Awards’ta, Emzirme Destek Projesi ile “Achievement in Healthcare - Disease Education & Awareness Marketing” kategorisinde Altın Stevie Ödülü’nün sahibi oldu. Temmuz 2021’de hayata geçirilen Emzirme Destek Projesi, doğumdan sonraki dönemde annelerin en hassas süreçlerinden biri olan emzirme konusunda bilinçlendirme ve rehberlik sunmak amacıyla başlatıldı. Proje kapsamının genişletilmesiyle, gebelikte beslenme, emzirme ve ek gıdaya geçiş konularında ücretsiz danışmanlık desteği sunularak uzman isimlerin rehberliğinde yürütülen proje, şimdiye kadar 100.000’den fazla anneye ulaşarak annelik yolculuğunda güçlü bir destek ağı oluşturdu. Stevie Women in Business Awards’ta kazanılan Altın Stevie, ebebek’in yalnızca ürünleriyle değil, sunduğu uzman bilgisi ve danışmanlık desteğiyle de annelerin yanında olma misyonunun uluslararası düzeyde tescillendiğini gösteriyor. Bu ödül, markanın toplum sağlığına katkı sunan sosyal sorumluluk projelerine verdiği önemin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. ebebek Mağazacılık A.Ş. Grup CEO’su Halil Erdoğmuş, “Emzirme Destek Projesi, annelerin bu özel dönemde ihtiyaç duydukları bilgiye ve desteğe ulaşmalarını sağlamak amacıyla hayata geçti. Bugün bu çalışmanın, uluslararası bir platformda Altın Stevie Ödülü ile onurlandırılması bizim için büyük bir gurur. Her zaman olduğu gibi, bebeveynlerin yanında olmaya ve onlara rehberlik etmeye devam edeceğiz.” dedi. Emzirme Destek Projesi, ebebek’in toplum sağlığına katkı sağlayan sosyal sorumluluk çalışmalarının en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. “Bir Damla Bin Fayda” mottosuyla yola çıkan proje, anne sütüyle beslenmenin önemine dikkat çekmeyi ve ebeveynleri bilinçlendirmeyi hedefliyor. Bu ödülle birlikte proje, 2. Uluslararası ödülünü kazanırken toplamda 8. ödülüne ulaşmış oldu.

Bebekleri Öpmeden Önce İyi Düşünün! Haber

Bebekleri Öpmeden Önce İyi Düşünün!

Masum bir öpücükle bebeklere geçebilen Herpes virüsünün yol açtığı enfeksiyon, yetişkinlerde uçuklara sebep olurken, bebekleri ve küçük çocukları hızlı bir şekilde hasta edebiliyor. Bu virüs zamanla organları olumsuz etkileyebiliyor ve daha büyük sorunlar ortaya çıkabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, çocukları öperken neden dikkatli olmamız gerektiği konusunda önemli bilgiler verdi. Uçukların nedeni Herpes Simpleks İnsanlar bebek gördüğünde ilk tepkileri genelde yanaklarını veya alnını öpmek olur. Sevimli görünümleri nedeniyle onlara dokunma hissi tetiklenir. Ancak bebekleri öpmenin bazı sakıncaları olabilir. Yetişkinlerdeki ağız içi ve çevresindeki uçuklar, bebekleri öpmeden önce düşünülmesi gereken önemli bir sorundur. Uçuklara neden olan virüs aslında Herpes Simpleks virüsüdür. Bu virüs bebeğe basit bir öpücükle geçebilmektedir. Çoğu yetişkin oldukça yaygın olan bu virüsün aslında HSV-1 varyantını taşır. Yetişkinlerde uçuklara neden olan bu virüs zamanla Genital Herpes’e de (HSV-2) neden olabilir. Nüfusun yaklaşık %67’si, çoğu zaman farkında olmadan Herpes Simpleks Virüsü 1’i (HSV-1) taşımaktadır. HSV-1 genellikle tükürük veya kabarcıklarla ya da temas yoluyla yayılır. En bulaşıcı dönemi kabarcıkların oluşmaya başladığı zamandır. Ancak virüs cilt hücrelerinde uykuda olabileceğinden, belirtiler görünmediğinde de yayılabilmektedir. Bu açıdan sağlık ve hijyen açısından bir risk olan masum öpücükler bebek ve çocuklar için tehlikeli olabilmektedir. Bebeklerin bağışıklık seviyesi düşüktür Anne sütüyle beslenen bebeklerin belirli düzeyde bağışıklık düzeyi artsa da, yaşamlarının ilk birkaç ayında bağışıklık sistemi hastalıklardan korunacak kadar olgunlaşmaz. Karmaşık bir yapıya sahip olan bağışıklık sistemi, yenidoğanları enfeksiyonlardan koruyacak kadar gelişmemiştir. Endişe verici olan ise bebeklerin belirli virüs ve mikroplara maruz kalmaları halinde vücutlarında geri dönüşü olmayan hasarların ortaya çıkabilmesidir. Kan-beyin bariyeri henüz tam olarak gelişmemiş yenidoğanlar ve bebeklerde bağışıklık sistemi de henüz emekleme aşamasındadır. Bu bariyerle doğmuş olsalar da bağışıklığın gelişmesi için daha zamana ihtiyaç vardır. Bebeklerde ve küçük çocuklarda kan-beyin bariyeri olgunlaşmadığı için beyin enfeksiyonu riski yüksektir. Virüsler ve mikroplar; soğuk algınlığı, ishal veya kusmaya neden olan hastalıklarla birlikte ortaya çıktığında endişe edici bir durum da söz konusu olmaktadır. Masum öpücükler riskli olabilir Aile bireylerine ve arkadaş çevresine neden bir bebeğe dokunmanın ya da öpmenin doğru olmadığını söylemek çok zor olabilmektedir. Ancak, masum öpücüklerin bebekler için büyük bir risk olduğu doğru bir şekilde anlatılmadır. Yapılan araştırmalarla yeni doğan bebeklerin büyük çocuklara ve yetişkinlere göre bakteri kaynaklı enfeksiyon kapma riskinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bebekleri ve çocukları öpmeden önce uyulması gereken bazı basit kurallar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir. Grip ya da nezleyseniz bebekleri ve çocukları kesinlikle öpmeyin. Özellikle ağzınızda (HSV-1) varsa bu durum bebekler için çok tehlikeli olabilir. Onlara yaklaşmadan önce ellerinizi yıkadığınızdan emin olun .Bebekleri illaki öpecekseniz dudak, yüz ve el bölgelerinin yerine saç veya sırt gibi yerlerinden öpmeyi tercih edin. Hassas ciltlerine makyajlıyken ya da parfüm sıktıktan sonra temas etmeyin. Çocukların beden sınırlarına ve rızasına saygı göstermek önemli bir ilkedir. Çocuklar istemediği zaman öpme konusunda zorlanmamalıdır.Aile bireylerinden ya da yakın çevreden kişilerin haricinde çok yakın olmayan insanların bebekleri öpmesine izin verilmemelidir. Öpücük dışında sarılma, oyun oynama veya kaliteli zaman geçirme gibi yollarla sevgi gösterilebilir. Unutmamalıdır ki bebeklerin ve çocukların sağlığı her şeyden önce gelmelidir. Onlara sevgimizi gösterirken daha dikkatli ve bilinçli olmamız gerekir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.