Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bebekler

Kapsül Haber Ajansı - Bebekler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bebekler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

  Çocukluk Çağı Aşıları Kalıcı Hastalıklardan Koruyor!  Haber

  Çocukluk Çağı Aşıları Kalıcı Hastalıklardan Koruyor! 

Aşılar, belirli bir mikrobun zayıflatılmış ya da etkisizleştirilmiş kısımlarını içererek, bağışıklık sisteminin bu mikrobu önceden tanımasını ve ona karşı savunma geliştirmesini sağlıyor. Böylece kişi gelecekte aynı mikroba maruz kaldığında, bağışıklık sistemi daha hızlı ve etkili şekilde harekete geçerek hastalığın ortaya çıkmasını engelleyebiliyor ya da hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlıyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, “1-31 Ağustos Ulusal Aşı Farkındalık Ayı” kapsamında çocukluk çağı aşılarının önemi, aşılama takvimi ve ailelerin merak ettikleri konular hakkında bilgi verdi. Aşılar, bağışıklık sistemini uyararak belirli bir enfeksiyon etkenine karşı koruma sağlayan biyolojik ürünlerdir. Virüs, bakteri, parazit veya mantar gibi mikropların vücuda girerek çoğalması hastalığa neden olur. Bağışıklık sistemi ise bu mikropları yok ederek hastalıkla mücadele etmeye çalışır. Bebekler enfeksiyonlara karşı daha savunmasız Bebeklik ve çocukluk döneminde aşılama büyük önem taşır. Yenidoğan bebekler, dış dünyadaki mikroplara karşı henüz tamamen gelişmemiş bir bağışıklık sistemine sahiptir. Anneden plasenta aracılığıyla bebeğe geçen koruyucu antikorlar da yaşamın ilk aylarında giderek azalır. Bu nedenle doğumdan sonraki ilk günler ve aylarda başlayan aşılama, bağışıklık sistemi henüz gelişmekte olan bebek ve çocukların ölümcül olabilen veya kalıcı hasara yol açabilen bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yardımcı olur. Aşılama yalnızca aşılanan çocuğun sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da önem taşır. Bir enfeksiyon etkenine karşı toplumun büyük bölümünün aşılanması, hastalığın yayılma zincirinin kırılmasına katkı sağlar. Sürü bağışıklığı olarak ifade edilen bu durum sayesinde, henüz aşılaması tamamlanmamış küçük bebekler ile kanser hastaları gibi bağışıklık sistemi düşük bireylerin de enfeksiyonlardan dolaylı olarak korunması mümkün olur. Ulusal aşı takviminde hangi aşılar bulunuyor? Çocukluk dönemi ulusal aşı takvimi; DifteriBoğmaca Tetanoz Çocuk felci Tüberküloz Kızamık Kızamıkçık Kabakulak SuçiçeğiHepatit AHepatit BHemofilus influenza tip b Streptococcus pneumonia Bunların yanı sıra influenza (grip) aşısı, rotavirüs aşısı, meningokok aşısı, RSV aşısı ve HPV aşısı da doktorun tavsiyesi doğrultusunda farklı yaş gruplarında uygulanabilecek aşılar arasında yer alır. Aşılama doğumdan hemen sonra başlıyor Bebek ve çocuklarda aşılama, doğumdan hemen sonra uygulanan Hepatit B aşısı ile başlamaktadır. Hayatın ilk 1-2 yılı içerisinde birincil koruma serisi tamamlanırken, ilerleyen yaşlarda farklı dönemlerde uygulanan pekiştirme dozlarıyla bağışıklığın devamlılığı sağlanmaktadır. Prematüre bebeklerde de aşılama süreci özel bir önem taşımaktadır. Prematüre bebeklere aşılar, gebelik haftasından bağımsız olarak takvim yaşına göre uygulanmaktadır. Aşılar tam doz olarak ve uygun aralıklarla yapılmaktadır. Hepatit B aşısının ilk dozunda ise bebeğin vücut ağırlığı dikkate alınarak ilk doz bebeğin vücut ağırlığı 2000 grama ulaştıktan sonra uygulanmaktadır. Aşı takibinde ailelerin rolü büyük Ailelerin çocuklarının aşılarını zamanında yaptırmaları ve aşı takvimini düzenli şekilde takip etmeleri da büyük önem taşır. Düzenli hekim kontrolleri sırasında çocukların aşı durumları değerlendirilerek takip edilmektedir. Herhangi bir nedenle aşı takviminde gecikme yaşanması veya bazı aşıların zamanında yapılamaması durumunda ise aşılama için süreç tamamen kaybedilmez. Kaçırılan aşıların, doktor tarafından belirlenen yeni bir takvim doğrultusunda tamamlanabilmektedir. Aşıların yan etkileri çoğunlukla hafif ve geçici Aşı uygulamalarından sonra genellikle herhangi bir yan etki görülmezken, bazı kişilerde geçici ve hafif yan etkiler ortaya çıkabilir. Aşıya bağlı en sık görülen yan etkiler arasında aşının uygulandığı bölgede kızarıklık ve şişlik, hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve döküntü olabilir. Nadiren alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi yan etkiler de görülebilir. Aşıların güvenilirliğine ilişkin değerlendirmeler ise uzun ve titiz bilimsel süreçlerden geçer. Aşılar, etkinlikleri ve yan etki gelişimi açısından klinik çalışmaları tamamlandıktan sonra ruhsatlandırılır. Üretim ve dağıtım aşamalarında da çok sıkı kontrollerden geçirilir. Türkiye’de kullanılan aşılar; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) veya T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılmış aşılardan oluşur. Bilimsel araştırmalar aşılar ile otizm arasında ilişki olmadığını gösteriyor Aşılarla ilgili toplumda zaman zaman çeşitli yanlış inanışlar da gündeme gelebilir. Bunlardan biri, aşıların otizm spektrum bozukluğuna neden olduğu yönündeki iddialardır. Bu iddialar üzerine çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış ve aşılar ile otizm arasında bir ilişki olmadığı ortaya konulmuştur. Aşılama sonrasında ortaya çıkabilen hafif ateş ve kırgınlık gibi belirtiler, hastalık geliştiği anlamına gelmez. Bu belirtiler, bağışıklık sisteminin aşıya verdiği yanıtın bir sonucu olarak görülür. Aşılar çocuk ve toplum sağlığı açısından hayati önem taşıyor Çocukların aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve aşı takviminin sağlık çalışanlarıyla iş birliği içerisinde takip edilmesi gerekmektedir. Bağışıklama programları, bulaşıcı hastalıkların azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılmasında en etkin ve en ekonomik müdahale yöntemlerinden biridir. Bağışıklama sayesinde her yıl milyonlarca çocuğun hayatının korunmasına katkı sağlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ebebek’ten Hatay’a Bayram Öncesi Anlamlı Ziyaret Haber

ebebek’ten Hatay’a Bayram Öncesi Anlamlı Ziyaret

Bebeveynlerin bağışlarıyla toplanan ve gerekli hijyen süreçlerinden geçirilerek yeniden kullanıma hazırlanan ürünlerin ihtiyaç sahibi bebeklere ulaştırılmasını amaçlayan “Benden Kardeşime Dönüşüm Sepeti” projesi kapsamında ebebek, Hatay’da anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Hatay Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte proje kapsamında yenilenen oyuncaklar bebeklerle buluşturuldu. Oyuncak dağıtımının yanı sıra etkinlik alanında bebekler için boyama etkinliği düzenlendi. Palyaço gösterileri, balonlar ve müzik eşliğinde gerçekleşen etkinliklerde bebekler gönüllerince dans ederken, bayram öncesinde neşeli ve renkli anlar yaşadı. Bireysel Yardımlardan Kolektif Dayanışmaya ebebek tarafından hayata geçirilen “Benden Kardeşime Dönüşüm Sepeti” projesi, ailelerin bağışlamak istedikleri oyuncakları ve kıyafetleri seçili ebebek mağazalarında bulunan sepetlere bırakarak ihtiyaç sahibi bebeklerin hayatına dokunabilmesini amaçlıyor. Bağışlanan oyuncaklar gerekli yenileme, hijyen ve paketleme süreçlerinden geçirilerek yeniden kullanıma hazırlanıyor ve ihtiyaç sahibi bebeklere ulaştırılıyor. Bu yaklaşım sayesinde hem paylaşma ve dayanışma kültürünün güçlenmesi hem de ürünlerin yeniden kullanıma kazandırılmasıyla sürdürülebilir bir döngünün desteklenmesi hedefleniyor. ebebek, proje aracılığıyla ürünlerin bir bebekten diğerine ulaşmasını sağlayarak daha fazla bebeğin ihtiyaç duyduğu ürünlerle buluşmasına katkı sunmayı amaçlıyor. “Paylaşmanın mutluluğunu büyütmek istiyoruz” Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan ebebek Pazarlama Direktörü Itır Erel Ergül, projeye ilişkin şunları söyledi: “‘Benden Kardeşime Dönüşüm Sepeti’ projesiyle ailelerin paylaşma isteğini anlamlı bir dayanışmaya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bir bebeğin bağışlanan oyuncağının başka bir bebeğin yüzünde gülümseme oluşturması bizim için çok kıymetli. Hatay’da gerçekleştirdiğimiz bu etkinlikle bebekler ve aileleriyle bir araya gelmek, oyuncakları yeni sahipleriyle buluşturmak bizim için çok değerliydi. Proje kapsamında bağışlanan ürünler farklı şehirlerde de çeşitli kurumlar aracılığıyla ihtiyaç sahibi bebeklere ulaştırılmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde de projemizi büyüterek daha fazla bebeğe ulaşmayı hedefliyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de RSV Alarmı: Bebekler Risk Altında Haber

Türkiye’de RSV Alarmı: Bebekler Risk Altında

Bebeklerin neredeyse tamamının 2 yaşına kadar karşılaştığı RSV, her yıl dünya genelinde yaklaşık 33 milyon bebekte alt solunum yolu enfeksiyonuna ve 3,6 milyon bebekte hastane yatışına yol açıyor. Virüs ayrıca ilerleyen dönemde astım gelişme riskini 3 kat artırıyor. Prof. Dr. Simten Malhan, halk sağlığı açısından gizli bir tehlike olan RSV hakkında bilgilendirme seferberliğine ihtiyaç olduğunu, farkındalığın yükselmesiyle hastalıktan önce önlem alınabileceğini ve böylece kamusal bağışıklığın arttırılabileceğini vurguluyor. Her yıl dünyada milyonlarca bebeği etkileyen ve küçük çocuklarda ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilen RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), Türkiye’de hâlâ “görünmez” bir tehdit olmaya devam ediyor. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Simten Malhan ve Doç Dr Rukiye Numanoğlu Tekin tarafından gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, RSV’nin ne olduğu, kimleri etkilediği ve nasıl önlenebileceği konusunda toplumda büyük bir bilgi eksikliği bulunduğunu gözler önüne serdi. Kadın ve erkeklerin dengeli temsil edildiği, genç yetişkinlerin ağırlıkta olduğu, eğitim profili çoğunlukla lise ve üniversite mezunlarından oluşan 2.825 kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, katılımcıların %67,4’ü RSV’yi hiç duymadığını belirtirken, yalnızca %11,8’i “RSV’yi biliyorum” dedi. Hastane yatışlarına ve kalıcı etkilere neden oluyor Bebeklerin solunumunu zorlaştırabilen ve hastane yatışlarına kadar ilerleyebilen bu önemli enfeksiyonla ilgili toplumsal farkındalığın düşük olması, korunma yaklaşımlarında da gecikmelere ve kalıcı etkilerin oluşmasına neden oluyor. Yaşamın ilk aylarında basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp kısa sürede hayati risk yaratabilecek bir enfeksiyona dahi dönüşebilen RSV, bazı bebeklerde ilerleyen dönemlerde tekrarlayan hırıltı, astım benzeri solunum sorunları ve akciğer hassasiyeti gibi kalıcı etkiler bırakabiliyor. Prof. Dr. Simten Malhan, bu tabloyu halk sağlığı açısından gecikmeden ele alınması gereken önemli bir uyarı olarak değerlendiriyor. “Bu veriler, acil bir bilgilendirme seferberliği ihtiyacını gösteriyor” Araştırma sonuçlarının yalnızca toplumsal farkındalığı ölçen bir tablo olmadığını, aileleri ve bebekleri doğrudan etkileyen önemli bir bilgi eksikliğini ortaya koyduğunu vurgulayan Prof. Dr. Simten Malhan, elde edilen bulguları şu sözlerle değerlendirdi: “Bu araştırma bize çok net bir gerçeği gösteriyor: RSV, toplumun büyük bir kesimi için hâlâ ‘bilinmeyen’ gizli bir tehlike ve halk sağlığı açısından önemli bir risk. Katılımcıların üçte ikisinden fazlası virüsü hiç duymamış durumda. Korunma yöntemlerine karşı yine bilgi eksikliğinden kaynaklanan kararsızlık oldukça yaygın. Bu tablo, sorunun doğru, güvenilir ve anlaşılır bilgiye erişim meselesi olduğunu açıkça söylüyor. Sağlık okuryazarlığını güçlendiren, kanıta dayalı ve hedef gruplara göre tasarlanmış bir bilgilendirme seferberliğine ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sistemli bir bilgilendirme süreci hayata geçirilmeden, RSV gibi risklerin etkin şekilde yönetilmesi mümkün değil. Özellikle bebekler, küçük çocuklar ve kırılgan gruplar için doğru bilgiye zamanında erişim, koruyucu sağlık yaklaşımının en kritik basamağıdır.” RSV’nin bebekler için bir tehdit olduğu bilinmiyor Araştırma, RSV’nin en çok kimi etkilediği konusunda da net bir algı bulunmadığını ortaya koyuyor. Katılımcıların sadece %34,1’i RSV’nin en çok bebekleri ve küçük çocukları etkilediğini düşünürken, %35,7’si virüsün her yaş grubunu eşit etkilediğini belirtiyor. Bu sonuçlar, RSV’nin özellikle bebekler ve kırılgan gruplar üzerindeki etkisine dair toplumsal bilginin parçalı kaldığına işaret ediyor. Bu algı dağınıklığı, özellikle ebeveynler açısından dikkat çekici bir risk oluşturuyor. RSV’nin hastaneye yatışlara yol açabileceğini düşünenlerin oranı %45,7. Ancak “emin değilim” diyenlerin oranı da %43,4 ile neredeyse aynı seviyede. Kadınlarda “RSV hastane yatışlara yol açabilir” diyenlerin oranı %49,6 iken erkeklerde %40,7. Erkeklerde hiç duymadım diyenlerin oranı ise %71,7. Bu farklar, cinsiyete göre de algının değiştiğini gösteriyor. Eğitim farkındalığı artırıyor ama “bilgi açığı” her grupta devam ediyor Araştırmaya göre eğitim düzeyi yükseldikçe RSV farkındalığı artıyor, ancak sorun yalnızca düşük eğitim düzeyiyle sınırlı değil. Lisansüstü grupta RSV’yi bildiğini söyleyenlerin oranı %58,6 iken, lise mezunlarında bu oran %7,7. Buna rağmen farklı eğitim gruplarında da aşıya yönelik kararsızlık dikkat çekiyor. Ebeveyn olmak da farkındalığı artırmıyor Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu, çocuk sahibi olmanın RSV farkındalığını otomatik olarak yükseltmemesi. Çocuk sahibi olanlarda “RSV’yi hiç duymadım” diyenlerin oranı %69, çocuk sahibi olmayanlarda %65,6. Bu tablo, RSV’nin özellikle bebekleri ilgilendiren bir konu olmasına rağmen, ebeveynlerde dahi bilgi boşluğunun sürdüğünü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Simten Malhan: “Bilgi boşluğu kapanmadan risk yönetilemez” Araştırma bulguları, RSV’nin toplumda yeterince bilinmemesi nedeniyle riskin görünmez kaldığını, buna bağlı olarak da korunma kararlarının belirsizlikle şekillendiğini gösteriyor. Prof. Dr. Simten Malhan, özellikle bebekler ve risk gruplarında RSV’ye yönelik farkındalık çalışmalarının ve doğru bilgilendirme içeriklerinin yaygınlaştırılmasının hem ailelerin hem de sağlık sisteminin yükünü azaltmada kritik olduğunu vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.