Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Belgesel

Kapsül Haber Ajansı - Belgesel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belgesel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı Haber

Suna’nın Kızları Beş Yılda 22 Binden Fazla Çocuğa Ulaştı

İpek Kıraç tarafından annesi Suna Kıraç’ın mirasını yaşatmak ve çocuklar için kurduğu hayallerin gerçekleşmesine katkıda bulunmak üzere 2021 yılında hayata geçirilen Suna’nın Kızları, beşinci yılını geride bıraktı. Kız çocukların özgün ihtiyaçlarını gözeterek, tüm çocukların duygusal ve fiziksel olarak iyi hâlde olmalarını, öğrenmeye kesintisiz devam edebilmelerini, eğlenmeye ve dinlenmeye vakit ayırabilmelerini, baskı altında kalmadan yaşayabilmelerini ve kendileriyle ilgili kararlarda söz sahibi olabilmelerini destekleyen Suna’nın Kızları, beş yılda 22 binden fazla çocuk ve 6 binden fazla yetişkine ulaştı. Suna’nın Kızları Kurucusu İpek Kıraç süreci “Beş yıl önce kız çocukların potansiyellerini hayata geçirebildikleri bir dünya hedefiyle yola çıktık. Çocukların güçlenmesinin, yalnızca onlarla doğrudan çalışmakla değil; hayatlarını çevreleyen okul, hane, mahalle, akranlar gibi tüm aktörlerin oluşturduğu ekosistemi güçlendirmekle mümkün olduğuna inanıyorduk. Bu nedenle stratejimizi ekosistem yaklaşımı üzerine kurduk. Bu yaklaşımı hayata geçirmenin yolunu ise farklı kurumların ortak bir amaç ve ortak göstergeler etrafında birlikte çalışmasında gördük. Beş yıl boyunca farklı uzmanlık, bilgi ve deneyimlere sahip 33 sivil toplum oluşumuyla bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak birlikte hareket ettik ve bu ortaklığı sürdürmeye devam ediyoruz. Bugün geriye baktığımda Suna’nın Kızları’nın beş yıllık yolculuğunu, farklı kurumların bilgi ve deneyimlerini ortak bir amaç için bir araya getiren büyük bir ortak emek olarak görüyorum” ifadeleriyle değerlendirdi. Beş yıllık çalışmaların özeti Suna’nın Kızları, çocukları çevreleyen ekosistemin daha güvenli ve destekleyici hâle gelmesine katkı sunmak amacıyla farklı alanlarda modeller geliştirdi ve sahada denedi. Bu kapsamda mahalle temelli çocuk koruma ve destek sistemleri, okul temelli sosyal hizmet ve çocuk koruma mekanizmaları, hane temelli ebeveyn destekleri, çocukların gelişimi ve akran ilişkilerine yönelik programlar ile dijital dünyaya yönelik modeller üzerinde çalıştı. Bu modellerin sahadaki uygulamaları kapsamında; 6 Şubat depremlerinin ardından kurulan Çocuk Topluluk Merkezlerinde çocukların ihtiyaç ve ilgileri doğrultusunda 2 binden fazla atölye ve etkinlik gerçekleştirildi. Kentte ve kırsalda yaşayan kız çocukları bir araya getiren Yaz Enstitüsü Programı, mezunların gönüllü ve rol model olarak sürece dahil olduğu bir öğrenme ve dayanışma alanı olarak gelişti. Bu sahalarda 2 bin çocuk kendilerini, duygularını, ihtiyaçlarını ve sınırlarını tanımalarını destekleyen Esenlik Programı’nı tamamladı. Çocukları Destekleyen Mahalleler yaklaşımıyla, mahalle temelli çalışmalar ile yerelde çocukların ihtiyaçlarını fark eden ve destek mekanizmalarını harekete geçirebilen yapılar; okul temelli çalışmalarla ise çocukların ihtiyaçlarının ve karşılaştıkları risklerin daha erken fark edilebildiği destekleyici okul ortamlarının güçlendirilmesi hedeflendi. Çocukların yalnızca programlara katılması değil, programların özneleri olarak kendilerini ilgilendiren süreçlere katkı sunması beş yıllık çalışmaların en önemli başlıklarından biri oldu. Kız Çocuk Danışma Ekibi ve Kız Çocuk Çemberleri aracılığıyla çocukların ihtiyaçlarına ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini paylaşmasıyla katılım mekanizmaları güçlendirildi. Tüm çalışmalarında Kız Çocuk Odaklı Tasarım yaklaşımını merkeze alan Suna’nın Kızları, programlara, hizmetlere ve kentlere kız çocukların deneyimleri üzerinden bakmanın ve çözümleri onlarla birlikte tasarlamanın araçlarını geliştirdi. Ortak çalışmanın temelinde Kolektif Etki yer aldı Suna’nın Kızları, bu çalışmalarını eğitim, çocuk ve kadın hakları ile çocukların güçlenmesi alanlarında çalışan 33 sivil oluşumla, ortak amaçlar ve ortak göstergeler etrafında bir Kolektif Etki inisiyatifi olarak yürüttü. Çözüm ve Destek Toplulukları içinde farklı uzmanlıkları bir araya getiren kurumlar, kendi bilgi ve saha deneyimlerini paylaşarak birbirlerinden öğrendi; farklı alanlardaki çalışmaların birbirini nasıl destekleyebileceğini birlikte deneyimledi. Beş yıllık deneyim belgesel ve basılı yayına dönüşüyor Suna’nın Kızları, beş yıl içinde geliştirdiği yaklaşım ve modelleri, sahadan edindiği deneyimlerle birlikte bir basılı yayın ve çok bölümlü belgesel çalışmasıyla kayıt altına alıyor. Hazırlanan yayın, yapılan çalışmaların yanı sıra hangi ihtiyaçlardan yola çıkıldığını, modellerin nasıl denendiğini, süreç içinde nelerin değiştiğini ve hangi öğrenmelerin ortaya çıktığını çocuklarla çalışan farklı kurumların yararlanabileceği bir kaynakta bir araya getirmeyi amaçlıyor. Çok bölümlü belgesel serisi ise Suna’nın Kızları’nın kuruluşundan bugüne uzanan yolculuğunu farklı perspektiflerden aktarıyor. Kurucu kadronun kuruluş dönemine ilişkin anlatılarını içeren ilk bölüm Suna’nın Kızları YouTube hesabında yayımlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarık Akan Doğum Gününde “Işıklı Perdede Bir Ömür” Programıyla Anılacak Haber

Tarık Akan Doğum Gününde “Işıklı Perdede Bir Ömür” Programıyla Anılacak

Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden, Özel Taş İlkokulu ve Ortaokulu’nun kurucusu Tarık Akan, doğum günü olan 13 Ekim’de Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek özel bir programla anılacak. “Işıklı Perdede Bir Ömür” adıyla düzenlenecek gece, Tarık Akan’ın Yeşilçam’dan toplumsal hafızada yer edinen filmlerine uzanan sinema yolculuğunu, yaşamındaki dönüm noktalarını, dostluklarını ve eğitime adadığı yılları aynı sahnede buluşturacak. Sanat ve kültür hayatına kazandırdığı onlarca unutulmaz filmin yanı sıra eğitim alanındaki yaklaşımıyla da iz bırakan Tarık Akan’ın değerleri, kurucusu olduğu Özel Taş İlkokulu ve Ortaokulu’nun kültüründe yaşatılmaya devam ediyor. “Işıklı Perdede Bir Ömür” programı da Akan’ın yalnızca beyaz perdedeki yolculuğunu değil, eğitime, çocuklara ve topluma verdiği değeri de yeniden hatırlatmayı amaçlıyor. Tarık Akan’ın farklı dönemlerini anlatan özel görüntüler, filmlerinden kesitler, yakın dostlarının anlatımları ve sanatçının yaşamıyla özdeşleşen şarkılardan oluşan program, onun çok yönlü yaşamına bütünlüklü bir bakış sunacak. Dostları Tarık Akan’ı Anlatacak Tarık Akan’ın yaşamına, kişiliğine ve dostluklarına ayrılan bölüm özel bir sinevizyon gösterimiyle başlayacak. İbrahim Yazıcı ve Cahit Berkay, usta sanatçıyla yollarının kesiştiği dönemlerden anılarını ve Tarık Akan’a dair düşüncelerini izleyicilerle paylaşacak. Gecenin finalinde ise Tarık Akan’ın yaşamında çok özel bir yere sahip olan eğitimci kimliği öne çıkacak. Sanatçının Taş Okul yılları ve eğitime uzanan yolculuğu anlatılırken, kendi sesinden mezuniyet konuşması izleyicilerle buluşacak. Tarık Akan’ın okul yıllarından görüntülerle hazırlanan özel final sinevizyonu, onun sinemanın ötesine uzanan ve yeni kuşaklarda yaşamaya devam eden mirasını bir kez daha hatırlatacak. Tarık Akan’ın Sinema Yolculuğu Müzik ve Anılarla Yeniden Canlanıyor Gece, Nebil Özgentürk’ün Tarık Akan’a ilişkin belgesel gösterimi ve paylaşımıyla başlayacak. Koronun Çiçek Öztürk, Aylin Erdin ve Saba Beşirli solistliğinde seslendireceği “Bu Kalp Seni Unutur mu?”nun ardından Serenad Bağcan, “Her Şey Seninle Güzel” ile sahnede olacak. Programın “Anılar ve Sinema Yılları” bölümünde “Feryat” filminden özel bir sinevizyon gösterimi izleyicilerle buluşacak. Funda Paçacı ve Cengiz Paçacı “Gözlerini Gözlerimden Ayırma Hiç”i, Serpil Öztürk ise “Feryat”ı seslendirecek. Melike Demirağ, İbrahim Yazıcı’nın piyano eşliğinde “Kilis’e Haber Saldım” türküsüyle sahnede olacak. Füsun Önal da “Oh Olsun”, “Ah Nerede” ve “Senden Başka” şarkılarıyla Tarık Akan’ın sinema yıllarına uzanan müzikal bir yolculuk yaşatacak. Demet Sağıroğlu, Nükhet Duru ve Savaş Barutçu da gecenin konukları arasında yer alacak. Sinemadaki Dönüşümü ve Ödüllü Filmleri Hatırlanacak Gecenin devamında Tarık Akan’ın 1970’lerin sonlarında sinema kariyerinde yaşadığı dönüşüm ele alınacak. Sanatçının kariyerinde yeni bir dönemi temsil eden yapımlar, hazırlanan özel anlatımlar ve sinevizyon gösterimleriyle izleyiciye aktarılacak. “Ödüllü Filmler” seçkisinin yanı sıra “Maden” ve “Sürü” filmlerinden hazırlanan görüntüler de beyaz perdeye yansıyacak. Tarık Akan’ın hayatındaki dostluklara ve müziğin yerine ayrılan bölümde Çellistanbul Grubu’ndan Murat Berk, Melih Kara ve Çağ Erçağ özel bir dinleti sunacak. Taş Okul Korosu ve Taş Okul mezunları da anma programında yer alacak. “Yol”un Cannes Serüveni Tarık Akan’ın Kendi Sesinden Anlatılacak Programın özel bölümlerinden biri Tarık Akan’ın uluslararası sinema yolculuğuna ayrılacak. “Yol” filminin Cannes Film Festivali serüveni özel bir sinevizyonla aktarılırken, filmin hikayesi Tarık Akan’ın kendi sesinden dinlenecek. “Yol”dan görüntülerin de yer alacağı bölümde Nazım Oratoryosu’ndan “Kız Çocuğu”, koronun ve solist Arya Bayrak’ın yorumuyla seslendirilecek. “Işıklı Perdede Bir Ömür”, Tarık Akan’ın doğum gününde yalnızca unutulmaz filmlerini değil, sanat anlayışını, dostluklarını, toplumsal duyarlılığını ve eğitime verdiği değeri de yeniden hatırlatan özel bir gece olarak gerçekleştirilecek. Programda sahne alacak isimler ise şöyle: Opera ve Bale Müzik Direktörü İbrahim YazıcıSerenad BağcanDemet SağıroğluCahit BerkayNükhet DuruEmrah KaracaFüsun ÖnalNebil ÖzgentürkMüjdat GezenSavaş BarutçuMelike DemirağNazım Hikmet Vakfı Başkan Vekili Özcan ArcaNecmettin ÇobanoğluAltan Gördüm ve Seda Ulaş (sunucular)Çellistanbul Grubu (Çağ Erçağ, Melih Kara, Murat Berk)Funda ve Cengiz PaçacıSerpil ÖztürkTaş Okul KorosuTaş Okul Mezunları Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA, “Salt’ta Buluşuyoruz” Serisiyle Gençlere Yeni Deneyim Alanları Açıyor Haber

Garanti BBVA, “Salt’ta Buluşuyoruz” Serisiyle Gençlere Yeni Deneyim Alanları Açıyor

Garanti BBVA, gençlerle kurduğu diyaloğu kültür-sanat alanına da taşıyan “Salt’ta Buluşuyoruz” serisini sürdürüyor. 2025’ten bu yana düzenlenen buluşmalarla gençlerin kültür-sanat aracılığıyla bir araya gelmesine ve yeni perspektifler keşfetmesine fırsat sunuluyor. Dünya Gençlik Günü’nü kutlamak amacıyla ağustos ayında gerçekleştirilen buluşmaya farklı şehirlerden 40 üniversite öğrencisi katıldı. Etkinliğin ilk bölümünde gençler Garanti BBVA profesyonelleriyle kariyer fırsatları ve iş hayatına ilişkin sohbet etti. Buluşmanın ikinci bölümünde ise Türkiye’de ilk kez gösterimi yapılan “Sitting Still [Dünyaya Kulak Vermek]” (2024) belgeseli izlendi. Gina Angelone’nin yönetmenliğini yaptığı belgesel; peyzaj mimarlığının insan deneyimini nasıl şekillendirdiğine ve kamusal mekânın gündelik yaşamla kurduğu ilişkiye dair sorgulamaları odağına alıyor. Bu yönüyle film gösterimi, katılımcıların farklı perspektiflerle buluşmalarına ve yeni fikirlere kapı aralamalarına da olanak sağladı. “Salt’ta Buluşuyoruz” kapsamında bugüne kadar yaklaşık 200 üniversite öğrencisiyle bir araya gelen Garanti BBVA, gençlerin ilgi alanlarını ve meraklarını besleyen deneyimler sunmaya devam ediyor. Seri, kariyer sohbetlerini kültür-sanat etkinlikleriyle bir araya getirerek gençlerin farklı disiplinlerden beslenebilecekleri alanlar yaratmayı sürdürüyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, gençlerle kurdukları ilişkinin yalnızca bugünün kariyer fırsatları üzerinden şekillenmesini değil, geleceğe dönük uzun soluklu bir bağ olmasına önem verdiklerini belirtti. Firuzbay açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Gençleri dinlemek, kendilerini ifade edebilecekleri alanlar yaratmak ve meraklarını beslemek bizim için çok değerli. ‘Salt’ta Buluşuyoruz’ serisi de bunun için çok güçlü bir zemin. Kültür ve sanatın farklı düşünme biçimlerini besleyen, yeni sorular sorduran ve kapsayıcı bakış açılarıyla buluşturan güçlü bir alan olduğuna inanıyoruz. Bu sayede gençlerle farklı deneyimler etrafında bir araya geliyor, yeni karşılaşmaların önünü açıyor, birlikte düşünüyor ve birbirimizden öğreniyoruz. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gençlerle buluşmaya, yeni deneyimlere imza atmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Altın Koza'da Büyük Ödül Gecesi Haber

Altın Koza'da Büyük Ödül Gecesi

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız” filmi En İyi Film seçilirken, Yılmaz Güney Ödülü de Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmine verildi. Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda ise En İyi Senaryo Ödülü Gonca Gülbey’in “Dünyanın Öbür Ucunda” adlı projesinin oldu. En İyi Belgesel Ödülü Aylin Kuryel’in “Stella ile 8 Mart” filmine giderken, Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda Avustralya’dan Radheya Jang’ın “Trading Cards” filmi, Ulusal Kısa Film Yarışması’nda ise Halil Tanışan’ın “Otel” filmi En İyi Film Ödülü’nü kazandı. Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Büyük Kapanış ve Ödül Töreni ile sona erdi. Sunuculuğunu Jülide Ateş ile Volkan Severcan’ın yaptığı gecede, ödüller sahiplerini buldu. Festival Onursal Başkanı Zeydan Karalar, Adana Vali Yardımcısı Hasan Balcı, sinema ve tiyatronun ikonik karakterleri Halil Ergün, İlyas Salman, Zuhal Olcay ile çok sayıda sanatçı ve Adanalıların katıldığı ödül gecesinin açılış konuşmasını Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer yaptı. Altın Koza’nın 33’üncüsünü düzenlediklerini ancak festivalin yaklaşık 60 yıllık tarihi olduğunu belirten Güngör Geçer şunları söyledi: “60 yıllık bir emekten bahsediyoruz. Zaman zaman ara verilmesine rağmen Altın Koza her zaman ayakta kaldı. Altın Koza’da Orhan Kemal’in, Yaşar Kemal’in, Yılmaz Güney’in, Fatma Girik’in, Tarık Akan’ın, Kadir İnanır’ın ve daha birçok ismin emeği var ama en büyük emek sinemaları hınca hınç dolduran Adana halkının. Geçmişten günümüze emek veren, katkı sağlayan herkesin önünde saygıyla eğiliyorum, herkese teşekkür ediyorum. Bu yılki mottomuz plastiksiz bir dünya ve temiz çevre. Bunu çok önemsiyoruz. Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, onu çocuklarımızdan, gelecek nesillerden ödünç aldık. Gelecek nesillere bu dünyayı daha temiz bırakmak zorundayız. Suyun, toprağın ve havanın temiz olduğu bir dünya bırakmak zorundayız. Menderes Samancıların da ifade ettiği gibi sinema karanlıkta izlenir, hayat aydınlıkta yaşanır. Gelecek nesillerin daha aydınlık bir ülkede, daha temiz bir dünyada film tadında yaşamalarını diliyor, hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.” Açılış konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. En İyi Film: Bir Arada Yalnız Zuhal Olcay başkanlığında; Ayça Çiftçi, Erdem Tepegöz, Gökhan Tiryaki, Nilgün Öneş, Salih Bademci ve Şebnem Bozoklu’dan oluşan Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisinin büyük ödülü Ali Vatansever’in yönettiği “Bir Arada Yalnız” filmine gitti. Ali Vatansever aynı zamanda En İyi Yönetmen seçilerek geceden iki büyük ödülle ayrıldı. Yarışmada Yılmaz Güney Ödülü Banu Sıvacı’nın “Günyüzü” filmine verilirken, Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü ise Miraç Atabey’in “Moda Evlilik” filmine gitti. Adana İzleyici Ödülü de salondaki sinemaseverlerin oylarıyla Tunç Şahin’in yönettiği “Canavar” filminin oldu. En İyi Kadın Oyuncu Hazar Ergüçlü, En İyi Erkek Oyuncu Fatih Al Oyunculuk kategorilerinde de güçlü performanslar öne çıktı. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmindeki rolüyle Hazar Ergüçlü’ye verilirken, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü “Bir Arada Yalnız”daki performansıyla Fatih Al’ın oldu. Yardımcı oyuncu ödüllerinde kadınlarda “Günyüzü” filmindeki rolüyle Asena Hotamış, erkeklerde ise yine “Günyüzü” ile Süleyman Kadim Kabaali ödüle değer görüldü. Festivalin genç yeteneklere adanan Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü “Moda Evlilik”teki performansıyla Ege Damatoğlu’na, Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü ise “Bir Arada Yalnız”daki rolüyle Onur Gözeten’e sunuldu. Teknik dallarda “Mutter” ve “Karanlıkta Islık Çalanlar” öne çıktı En İyi Senaryo Ödülü’nü “Karanlıkta Islık Çalanlar” filminin yazarları Pınar Yorgancıoğlu ve Emre Gülcan kazandı. Filmin müziklerini besteleyen Alican Çamcı da En İyi Müzik Ödülü’ne değer bulundu. “Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri” filmi teknik kategorilerde geceye damgasını vurarak En İyi Görüntü Yönetmeni (Özkan Karaköse), En İyi Kurgu (Mesut Ulutaş) ve En İyi Sanat Yönetmeni (Saye Özçelik, Gülseren Cizdan, Melike Yılmaz, Umut Kambak, Oğuz Yıldırım, Hüseyin Yalçın, Hasan Yalçın, Hasan Kameray, Hüseyin Dolunay, Eren Dama, Yener Kaplan) ödüllerinin sahibi oldu. SİYAD ve FİLM-YÖN’den ödüller Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Jürisi değerlendirmesi sonucunda SİYAD En İyi Film Ödülü Nuri Cihan Özdoğan’ın “Ölü Köpekler Isırmaz” filmine verildi. Film Yönetmenleri Derneği (FİLM-YÖN) Jürisi ise En İyi Yönetmen Ödülü’nü Pınar Yorgancıoğlu’nun “Karanlıkta Islık Çalanlar” ile Ali Vatansever’in “Bir Arada Yalnız” filmleri arasında paylaştırdı. Uyarlama Senaryo Ödülü: “Dünyanın Öbür Ucunda” Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması’nda En İyi Senaryo Ödülü, Gonca Gülbey’in “Karadutun Ölümü” adlı kendi öyküsünden uyarladığı “Dünyanın Öbür Ucunda” projesine verildi. Yarışmada Jüri Özel Ödülü, Selahaddin Eyüp Tan ve Eylem Ata’nın, Eylem Ata’nın “Uzak Değil” adlı öyküsünden uyarladığı “Kaçak Elektrik” senaryosuna giderken; RED Kamera & Provid iş birliğiyle sunulan RED Kamera Kullanım Destek Ödülü de yapım sürecine katkı sağlamak amacıyla “Dünyanın Öbür Ucunda” senaryosuna layık görüldü. En İyi Belgesel: Stella İle 8 Mart Ecevit Kılıç, Evrim Kaya, Sibel Karakurt ve Rezan Yeşilbaş’tan oluşan Ulusal Belgesel Film Yarışması jürisinin değerlendirmesi sonucunda Aylin Kuryel’in “Stella ile 8 Mart” filmi En İyi Belgesel seçildi. Sezen Kayhan imzalı “Mor Menekşeli Kadınlar” ise Jüri Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Kısa Film ve Öğrenci Yarışmaları kazananları Kısa film kategorilerinde de dikkat çekici yapımlar öne çıktı. Yönetmen ve sanatçı Alkan Avcıoğlu, oyuncu Ezgi Çelik ile yönetmen ve senarist Umut Subaşı’dan oluşan Ulusal Kısa Film Yarışması ve Yapay Zekâ Kısa Film Yarışması Jürisi; yönetmen Joaquín del Paso, yönetmen Gözde Kural ve oyuncu Kaan Urgancıoğlu’dan oluşan Uluslararası Kısa Film Yarışması Jürisi ile oyuncu Kubilay Aka, yönetmen Özkan Çelik ve yapımcı Yamaç Okur’dan oluşan Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması Jürisi’nin değerlendirmeleriyle kısa film kategorilerinin kazananları belirlendi. Ulusal Kısa Film Yarışması’nda Halil Tanışan’ın yönettiği “Otel” En İyi Film seçilirken, Jüri Özel Ödülü Dalya Keleş’in “Yerçekimi” adlı kısasına verildi. Ulusal Yapay Zeka Kısa Film Yarışması’nda ise En İyi Film Ödülü’nü Çağatay Dörtyıldız’ın “Başka Türlü” filmi kazandı. Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda Avustralya’dan Radheya Jang’ın “Trading Cards” filmi En İyi Film Ödülü’nü kazanırken, Quenton Miller’ın “Koki, Ciao” ve Samir Syriani’nin “What If They Bomb Here Tonight?” filmleri Jüri Özel Ödülü’nü paylaştı. Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması’nda dört farklı dalda birincilik ödülleri dağıtıldı. Kurmacada Alp Kaan Akkaya’nın “Boşluğun Sesi”, belgeselde Enes Öztürk’ün “Tekno Çoban”, canlandırmada Daria Ekimova ve Deniz Depecik’in “Tabula Rasa”, deneyselde ise Nehir Üstündağ’ın “Yanına Dönmeden Önce Gördüğüm Her Şey” filmleri En İyi Film Ödülü’nü aldı. Öğrenci yarışmasında ayrıca Selçuk Kaan Salk’ın “Uslu” (Kurmaca), Ulviye Aleyna Sarıgül’ün “Akgün” (Belgesel), Metin Konar’ın “Islak Köpekler” (Deneysel), Zeynep Sude Yavuz’un “Drip” (Canlandırma) ile Rumeysa Bora, Şevval Benkli, Zeynep Ramadani ve Ceren Yıldızhan’ın “Bilemiyorum Aysel” (Canlandırma) filmlerine Jüri Özel Ödülü verildi. 33. ADANA ALTIN KOZA FİLM FESTİVALİ YARIŞMALAR & ÖDÜLLER Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması • En İyi Film Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 4.000.000,00 TL): Bir Arada Yalnız (Yön: Ali Vatansever) • Yılmaz Güney Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 750.000,00 TL): Günyüzü (Yön: Banu Sıvacı) • En İyi Yönetmen Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 500.000,00 TL): Ali Vatansever (Bir Arada Yalnız) • Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 500.000,00 TL): Moda Evlilik (Yön: Miraç Atabey) • Adana İzleyici Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 300.000,00 TL): Canavar (Yön: Tunç Şahin) • En İyi Senaryo Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): Pınar Yorgancıoğlu, Emre Gülcan (Karanlıkta Islık Çalanlar) • En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): Hazar Ergüçlü (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri) • En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): Fatih Al (Bir Arada Yalnız) • En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): Özkan Karaköse (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri) • En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): Saye Özçelik, Gülseren Cizdan, Melike Yılmaz, Umut Kambak, Oğuz Yıldırım, Hüseyin Yalçın, Hasan Yalçın, Hasan Kameray, Hüseyin Dolunay, Eren Dama, Yener Kaplan (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri) • Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): Mesut Ulutaş (Mutter: Bir Annenin Hatıra Defteri) • En İyi Müzik Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 100.000,00 TL): Alican Çamcı (Karanlıkta Islık Çalanlar) • Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 50.000,00 TL): Asena Hotamış (Günyüzü) • Yardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 50.000,00 TL): Süleyman Kadim Kabaali (Günyüzü) • Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli): Ege Damatoğlu (Moda Evlilik) • Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü (Altın Koza Heykeli): Onur Gözeten (Bir Arada Yalnız) • SİYAD En İyi Film Ödülü (SİYAD Ödül Plaketi): Ölü Köpekler Isırmaz (Yön: Nuri Cihan Özdoğan) • Film-Yön En İyi Yönetmen Ödülü (Film-Yön Ödül Plaketi): Pınar Yorgancıoğlu (Karanlıkta Islık Çalanlar) & Ali Vatansever (Bir Arada Yalnız) Edebiyat Uyarlaması Uzun Metraj Senaryo Yarışması • En İyi Senaryo Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 250.000,00 TL): Dünyanın Öbür Ucunda (Gonca Gülbey) • Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 75.000,00 TL): Kaçak Elektrik (Selahaddin Eyüp Tan, Eylem Ata) • RED Kamera Kullanım Destek Ödülü: Dünyanın Öbür Ucunda (Gonca Gülbey) Ulusal Belgesel Film Yarışması • En İyi Belgesel Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 500.000,00 TL): Stella ile 8 Mart (Yön: Aylin Kuryel) • Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 100.000,00 TL): Mor Menekşeli Kadınlar (Yön: Sezen Kayhan) Uluslararası Kısa Film Yarışması • En İyi Film Ödülü (Altın Koza Heykeli ve 150.000,00 TL): Trading Cards (Yön: Radheya Jang) • Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): Koki, Ciao (Yön: Quenton Miller), What If They Bomb Here Tonight? (Yön: Samir Syriani) Ulusal Kısa Film Yarışması • En İyi Film Ödülü (Ödül Plaketi ve 150.000,00 TL): Otel (Yön: Halil Tanışan) • Jüri Özel Ödülü (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): Yerçekimi (Yön: Dalya Keleş) Ulusal Yapay Zeka Kısa Film Yarışması • En İyi Film Ödülü (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): Başka Türlü (Yön: Çağatay Dörtyıldız) Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması • En İyi Kurmaca Film (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): Boşluğun Sesi (Yön: Alp Kaan Akkaya) • Kurmaca Jüri Özel Ödülü: Uslu (Yön: Selçuk Kaan Salk) • En İyi Belgesel Film (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): Tekno Çoban (Yön: Enes Öztürk) • Belgesel Jüri Özel Ödülü: Akgün (Yön: Ulviye Aleyna Sarıgül) • En İyi Canlandırma Film (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): Tabula Rasa (Yön: Daria Ekimova, Deniz Depecik) • Canlandırma Jüri Özel Ödülü: Drip (Yön: Zeynep Sude Yavuz), Bilemiyorum Aysel (Yön: Rumeysa Bora, Şevval Benkli, Zeynep Ramadani, Ceren Yıldızhan) • En İyi Deneysel Film (Ödül Plaketi ve 50.000,00 TL): Yanına Dönmeden Önce Gördüğüm Her Şey (Yön: Nehir Üstündağ) • Deneysel Jüri Özel Ödülü: Islak Köpekler (Yön: Metin Konar) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mersin Kent Belleği Ofisi ile Mersin’in Gazete Hafızası Dijital Arşivle Yaşatılıyor Haber

Mersin Kent Belleği Ofisi ile Mersin’in Gazete Hafızası Dijital Arşivle Yaşatılıyor

Geçmiş dönemin haberlerinin yanı sıra kentin sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına ilişkin önemli bilgiler barındıran gazete arşivi, dijitalleştirme çalışmalarıyla korunuyor. Gazete sayfalarından fotoğraflara, haritalardan eski evraklara, kişisel tanıklıklardan sözlü tarih kayıtlarına kadar kentin geçmişine ait farklı kaynakları bir araya getiren Mersin Kent Belleği Ofisi, Mersin’in ortak hafızasını koruyarak geleceğe taşıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mersin Bellek Ofisi, kentin yakın tarihine ışık tutan yerel basın arşivlerini dijitalleştirerek, geçmişin gazete sayfalarını gelecek kuşaklara taşıyor. Bu kapsamda Tarsus Yeni Ses Gazetesi’nin 1969-2011 yılları arasındaki nüshaları taranarak dijital arşive aktarılıyor. Mersin’in geçmişi, bugün dijital arşivlerde korunarak yarının belleğine bırakılıyor. Önemli bir arşiv çalışmasına imza atılıyor Ofis; kentin yazılı, görsel, sözlü hafızasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla önemli bir arşiv çalışmasına imza atıyor. Çalışmaların önemli başlıklarından birini ise geçmiş dönemlere ait yerel gazetelerin dijitalleştirilmesi oluşturuyor. Bu kapsamda, Tarsus Yeni Ses Gazetesi’nin 1969-2011 yılları arasında yayımlanan nüshaları taranarak dijital ortama aktarılıyor. Yaklaşık yarım asırlık bir döneme yayılan gazete arşivi, yalnızca dönemin haberlerini değil; Tarsus ve Mersin’in sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına ilişkin çok sayıda ayrıntıyı da geleceğe taşıyor. Gazete sayfalarında yer alan haber, ilan, duyuru, fotoğraf ve çeşitli içerikler; yayımlandıkları dönemin gündelik yaşamına, kentte yaşanan değişimlere ve toplumsal yapıya ilişkin önemli izler barındırıyor. Yıpranan sayfalardan kalıcı dijital hafızaya Zaman içerisinde fiziksel olarak yıpranabilen, kaybolma riski taşıyan veya erişimi zorlaşan gazete nüshaları, dijitalleştirme çalışmaları sayesinde korunuyor. Materyaller yüksek çözünürlükte taranarak teknik kontrollerden geçiriliyor ve arşiv standartlarına uygun dijital formatlarda saklanıyor. Çalışmaların tamamlanmasının ardından oluşturulacak dijital arşivin, yalnızca akademisyen ve araştırmacıların değil, Mersin ve Tarsus tarihine ilgi duyan vatandaşların da kullanımına sunulması planlanıyor. Kent belleği, geçmişten geleceğe uzanan bir köprü… Ofis’in çalışmaları yalnızca gazete arşivlerinin dijitalleştirilmesiyle sınırlı kalmıyor. Ofis, kentin tarihsel, kültürel ve sosyal hafızasını farklı kaynaklardan derleyerek bütüncül bir kent belleği oluşturmayı amaçlıyor. Gazete ve dergilerin yanı sıra fotoğraf, harita, efemera ve eski evrak gibi kentin geçmişine ışık tutan materyaller de arşive kazandırılıyor. Bu çalışmalar kentlerin yalnızca binalar, caddeler ve meydanlardan ibaret olmadığı; ortak hafızanın, kültürel birikimin ve toplumsal deneyimlerin de kentin kimliğini oluşturduğu anlayışıyla yürütülüyor. Mersinlilerin tanıklıkları da kayıt altına alınıyor Yazılı kaynakların yanı sıra sözlü tarih çalışmalarına da önem verilen Ofis’te, Mersin’de doğmuş, yaşamış veya kentin gelişimine önemli katkılar sunmuş kişilerle gerçekleştirilen sözlü tarih görüşmeleri de profesyonel ekipmanlarla kayıt altına alınıyor. Görüşmelerin deşifre edilmesinin ardından elde edilen içeriklerin kitap ve belgesel serileri şeklinde yayımlanması hedefleniyor. Böylece kişisel yaşam öyküleri ve tanıklıklar da kentin yakın tarihinin önemli parçaları olarak korunuyor. Kent tarihi için güçlü bir arşiv oluşturuluyor Tarsus Yeni Ses Gazetesi’nin 1969-2011 yılları arasındaki nüshalarının dijitalleştirilmesi de bu kapsamda, Mersin ve ilçelerinin yakın tarihinin korunması açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Mersin’in geçmişine ait gazete sayfalarından fotoğraflara, haritalardan kişisel tanıklıklara kadar farklı kaynakların korunmasıyla kent belleğinin sürekliliğinin sağlanması; gelecek kuşakların yaşadıkları kenti daha iyi tanımaları ve kentin kültürel mirasına ilişkin farkındalığın artırılması amaçlanıyor. Mersin Kent Belleği Ofisi, geçmişin izlerini koruyarak kentin hafızasını geleceğe taşıyor. Dijital arşiv çalışmaları ise yıllar önce basılmış gazete sayfalarını yalnızca birer tarihi belge olmaktan çıkarıp, kentin değişimine tanıklık eden yaşayan bir kent hafızasına dönüştürüyor. Akça: “Mersin’in kültürel ve sosyolojik geçmişini kayıt altına alıyoruz” Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı Kent Katılımı ve Sivil Toplum ile İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça, Mersin Kent Belleği Ofisi’nin Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer öncülüğünde hayata geçirilen, Mersin’e Değer Katanlar Kurulu’nun (MEDEKA) en güzel projelerden biri olduğunu belirtti. MEDEKA’nın alt kurullarından bir tanesi olan Kent Tarihi Araştırmaları Kurulu’nun önerisiyle çalışmalarına başlayan Ofis’in temel amacının, Mersin’in sahip olduğu kültürel ve sosyolojik geçmişi ve buna bağlı tüm kültürel değerleri araştırmak, tasnif etmek, kayıt altına almak ve dijitalleştirerek gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu söyledi. Akça, “Bu anlamda özellikle Mersin’in yakın dönemine tanıklık edecek her türlü hatıraları; gerek birinci ağızdan, gerek anlatılardan, gerekse de kaynaklardan tarayarak kendi arşivlerimize kaydediyoruz. Sonrasında da kentimizde yaşayan ve ulusalda Mersin’le alakalı araştırma yapmak isteyen herkesin kullanımına sunmak üzere, güzel bir dijital ortama alıyoruz” dedi. Ofis’in sözlü tarih çalışmalarına da devam ettiğini belirten Akça, “Sözlü tarih çalışmalarından elde ettiğimiz verileri deşifre yöntemleriyle kayıt altına alıyoruz. Mersin ve tüm ilçelerimizi kapsayacak şekilde, kent tarihi ve belleğine uygun konularda, uzman tarihçiler ve o dönemin gerçek tanıklarıyla söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Bu söyleşilerin tam kayıtlarını alarak dijitalleştiriyoruz” diye konuştu. Akça, Kent Belleği Ofisi’nin yalnızca arşiv ve sözlü tarih çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını da vurgulayarak, “Kent tarihine katkı sunabilecek, ışık tutabilecek sempozyum, çalıştay, panel ve atölye çalışmalarıyla da Mersin Büyükşehir Belediyesi çatısı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Sümer: “Gazeteleri dijitale aktararak, aslında kentin hafızasını gelecek nesillere aktarıyoruz” Mersin Kent Belleği Ofisi’nde tarihçi olarak görev yapan Alkım Sümer, Ofis’te tarihçi ve arkeolog kadrolarla birlikte, özellikle kent kültürüyle alakalı önemli çalışmalara imza attıklarının altını çizdi. Sümer, eski gazetelerin dijitale aktarılmasının kent kültürü açısından çok önemli bir çalışma olduğunu ifade ederek, Mersin’in genç bir kent olmasına karşın, ilçelerinin köklü geçmişlere sahip olduğunu ifade etti. Özellikle Tarsus’un uzun yıllardır var olan önemli bir gazete arşivine sahip olduğunu belirten Sümer, “1969’lu yıllarda gazete, sosyal hayat açısından çok önemli. Giderek maalesef değerini yitiriyor. Bunların içerisinde bir yok olma tehdidi var. Gazete için kullanılan ürün yıllar içerisinde nemden, hava şartlarından etkilenerek yok olmaya yüz tutuyor. Biz bunu dijitale aktararak, aslında kentin hafızasını gelecek nesillere aktarmış oluyoruz. Daha sağlıklı bir şekilde, daha uzun yıllar korunabilecek bir hale getiriyoruz. Onun için bu çok değerli bir çalışma. Bunun devamı da gelecek. Sadece Tarsus özelinde değil, diğer ilçelerimizde de bu tarz çalışmalarımız devam ediyor” dedi. Kent dinamiklerinin de çalışmalara önemli katkılar sunduğunu belirten Sümer, “Çünkü biz katılımcı bir anlayışla çalışıyoruz. Mersin’e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA) ve Tarsus’a Değer Katanlar Kurulu (TADEKA) da bu konuda bize yardımcı oluyor. Ellerindeki arşivleri, bilgileri ve koleksiyonları bizimle paylaşıyorlar. Bizler de dijitale aktararak, aslında bunu Mersin’in geleceğine aktarmış oluyoruz” diye konuştu. “Arşivleme işleminde özel programlar ve makineler kullanıyoruz” Dijitale aktarma sürecinin teknolojik bir altyapı ile gerçekleştiğini ifade eden Sümer, “Bir tarayıcının içerisinde bunu tarayarak, ardından bilgisayara, dijitale aktarıyoruz. Saklama kısmı da çok önemli. NAS diske atıyoruz. Çok sağlıklı bir şekilde depoluyoruz. Bu iş ve işlemleri yapan arkadaşlarımız, bilgisayarda özel programlar ve özel makineler kullanıyorlar. Çok kıymetli, kalıcı ve sağlıklı bir hale bürünmüş oluyor bu şekilde” dedi ve yazılı olarak da gazeteleri muhafaza edeceklerinin altını çizdi. “Kent Belleği Ofisi, Başkan Seçer’in vizyonunun bir sonucu olarak çalışıyor” Mersin’in bir balıkçı köyünden dünya kentine dönüşme sürecinin, kentte yaşayan bazı kişilerin tanıklıklarıyla anlam kazandığını belirten Sümer, sözlü tarih çalışmalarının bu açıdan büyük önem taşıdığını söyledi. Sümer, “Bizim yapmış olduğumuz sözlü tarih çalışmaları ve onlardan almış olduğumuz ürünleri hem dijital ortamda hem de oluşturduğumuz müzelerde sergileyecek olmamız, belki de diğer kentlere nazaran çok daha önemli bir hal almış oluyor. Biz de bu tarz ürünleri bulabilmek daha zor. Aslında bizim şu an kaybolmasın diye gösterdiğimiz çaba keşke daha önce gösterilmiş olsaydı. Belki de bir sürü kaybolan ürünler, koleksiyonlar ve en önemlisi kaybolan değerler var. Dinlenecek bir sözü olan, Mersin’in gelişmesine tanıklık etmiş, ama hiçbir şekilde kaydı olmayan insanlar var. Biz bu eksikleri gidermek için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi. Bu sürecin, Başkan Seçer’in 2019’da başlatmış olduğu bir kent kültürü süreci olduğunu kaydeden Sümer, “Kent Belleği Ofisi de o vizyonun bir sonucu olarak çalışıyor” diye belirtti. “Kent fotoğrafları da bir hazinedir” Kent Belleği Ofisi’nin yalnızca gazete ve dergilerden oluşan bir arşiv çalışması yürütmediğini sözlerine ekleyen Sümer, kent fotoğraflarının da büyük önem taşıdığını söyledi. Sümer, “Kent fotoğrafları, Mersin’e ait yıkılmış, yok olmuş binaların fotoğrafları bir hazinedir. Biz onlara ulaşmak için çaba sarf ediyoruz. İyi de bir yol kat ettiğimizi düşünüyoruz. Umarım böylece, Mersin’in geleceği artık daha çok incelenebilir, üzerine tezler ve kitaplar yazılabilir bir hal alır. Kent belleği ve Mersin Kent Belleği Ofisi; geçmişten geleceğe uzanan bir köprüdür” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sinemaseverler Çalı’da Buluştu Haber

Sinemaseverler Çalı’da Buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin ÇEKÜDER iş birliği ile düzenlediği, 10’uncu Çalı Köy Filmleri Festivali, 3 gün boyunca sinemaseverleri ağırladı. Film gösterimleri, söyleşiler, konserler ve atölyelerin yapıldığı festivalin son gününde kısa film yarışmasının ödülleri de sahiplerini buldu. Nilüfer Belediyesi ve Çalı Çevre ve Kültür Derneği’nin (ÇEKÜDER) birlikte düzenlediği 3 gün süren 10. Çalı Köy Filmleri Festivali sona erdi. İsteyenlerin kamp da yapabildiği festivalde film gösterimleri, söyleşiler, konserler, doğa yürüyüşleri gerçekleştirildi. Çalı Futbol Sahası’ndaki festivalin son günü kısa film yarışması düzenlendi. Programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, ÇEKÜDER Başkanı Sadık Emre Sakin, Çalı Muhtarı Kaan Doğan ve sinemaseverler katıldı. Gecede konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bu yıl 10’uncusu yapılan festivalin daha dinamik hale geldiğini söyledi. 1934 yılında “Aysel Bataklı Damın Kızı” filminin Çalı’da çekildiğini hatırlatan Başkan Şadi Özdemir, “Anadolu’nun elektriği olmayan bir köyünde, bir film çekilmiş ve bu filmde köylüler rol almış. Bu aslında muhteşem bir şey. Cumhuriyet devriminin ta kendisi budur diye düşünüyorum” dedi. Sinema yolculuğun bugün geldiği noktayı görmenin çok özel olduğunu anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Üç gün boyunca sinemayı yalnızca perdede değil, Çalı’nın sokaklarında ve hafızasında hep birlikte yaşadık. Çalı’nın sinemayla neredeyse bir asır önce kurduğu bağın yeni kuşaklarla devam ettiğine tanıklık etmek bizim için büyük bir mutluluk” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, festivalin önemli parçalarından biri olan Kısa Film Yarışmasıyla genç sinemacıların üretimlerine alan açmaya devam ettiklerini ifade ederek, “Festival kapsamında ikinci kez gerçekleştirdiğimiz Ulusal Disiplinlerarası Sinema Sempozyumu ile de sinemayı akademik ve düşünsel açıdan da ele aldık. Bundan sonraki yıllarda festivali daha da güçlendirerek devam ettirmeye çalışacağız” dedi. ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU Festival kapsamında gerçekleştirilen Kısa Film Yarışması’na toplam 128 film başvurdu. Ön jüri değerlendirmesinin ardından 15 film finale kalmaya hak kazandı. Başkanlığını Seyfettin Tokmak’ın üstlendiği; Nuran Evren Şit, Ece Yaşar ve Doç. Dr. İlkay Nişancı’dan oluşan ana jürinin değerlendirmeleri sonucunda ödüller sahiplerini buldu. Yarışmada En İyi Belgesel Ödülü’nü “Salman Gitmek İstiyor” filmiyle Ozan Takış kazanırken, En İyi Kurmaca Ödülü “Feridun” filmiyle Utku Ali Güler’e gitti. Jüri Özel Ödülü ise iki ayrı filme verildi. “Yerçekimi” filmiyle Dalya Keleş ödüle layık görülürken (yönetmen adına ödülü filmin oyuncusu Mustafa Konak aldı), diğer Jüri Özel Ödülü ise “Ölüm Bizi Ayırana Dek” filmiyle Deniz Koloş’un oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

10’uncu Çalı Köy Filmleri Festivali İçin Geri Sayım Başladı Haber

10’uncu Çalı Köy Filmleri Festivali İçin Geri Sayım Başladı

Nilüfer Belediyesi ve Çalı Çevre ve Kültür Derneği (ÇEKÜDER) ortaklığıyla gerçekleştirilecek Çalı Köy Filmleri Festivali’nin bilgilendirme toplantısı, programın da yapılacağı Çalı Futbol Sahası’nda düzenlendi. 20 Ağustos Perşembe günü Pancar Deposu’ndaki Sinema Sempozyumu ile başlayacak olan festival, 21-22- 23 Ağustos tarihlerinde Çalı Futbol Sahası’nda sinemaseverleri doğa, kamp deneyimi ve sanatla buluşturacak. Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Çalı’nın çok kıymetli bir mahalle olduğunu belirterek, festivalin çıkış noktasındaki tarihi mirasa vurgu yaptı. Başkan Şadi Özdemir, “Köy Filmleri Festivali, 10 yıldan beri yapılıyor. Burada yapılmasının ana nedeni de 1935 yılında çekilen ‘Aysel Bataklı Damın Kızı’ filminin bu köyde çekilmiş olmasıdır. O film çekilirken köyde elektrik bile yoktu ama çok iyi isimlerle hazırlanmış bir film ortaya kondu. Nâzım Hikmet’in senaryosuna katkısı olan, Muhsin Ertuğrul’un yönettiği, Cemal Reşit Rey’in müziklerini yaptığı ve Cahide Sonku’nun da ilk başrolüyle yıldızlaştığı film budur. Daha da keyiflisi, filmdeki figüranlar bu köyde yaşayanlardı. Cumhuriyet’in yeni kurulduğu, elektriğin dahi olmadığı o dönemde köylülerimizin filmlerde rol alması çok kıymetli. Biz Cumhuriyet açısından da bunu çok kıymetli buluyor, farkındalığı artırmak için her yıl bu organizasyonu tekrarlıyoruz. Gençlerimizi çadırlarını kurup burada kalmaya, tüm Bursa halkını da desteğe davet ediyoruz” diye konuştu. ÇEKÜDER Başkanı Sadık Emre Sakin ise festivalin 1935’ten gelen bir mirası yaşatma çabası olduğunu ifade etti. Sakin, “O yıl Çalı’da yaşayan vatandaşlar evlerini film platosuna açmış. Bu miras bugün Çalı’daki çocuklara Aysel ya da Ali isimlerinin verilmesiyle, Cahide Sonku’nun canlandırdığı Aysel’in eşarbının Türk sinemasındaki etkisiyle hala devam ediyor. Tamamen gönüllülük üzerine başladığımız bu festival, ilk yılında Moğolların geldiği ve Cahit Berkay’ın 50-60 kişiye hayatındaki en ilginç konserini verdiği bir şenlik havasındaydı. Bugün ise on binlerce insana ulaşan kocaman bir festival haline geldi” şeklinde konuştu. Nilüfer Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Nurgül Işık, Ocak ayından bu yana üzerinde çalıştıkları festival programının detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Festivalin içeriğinden bahseden Işık, “Programımıza geçen yıl eklediğimiz Sinema Sempozyumu ile 20 Ağustos Perşembe günü saat 09:30’da Pancar Deposu’nda başlıyoruz. ‘Yerelden Ulusala Film Çalışmaları’ temalı sempozyumumuza 53 bildiri sunulacak. 21 Ağustos Cuma günü ise festival alanına geçiyoruz. Saat 20:00’de Moğollar konseri ile açılışımızı gerçekleştireceğiz. Ardından saat 21:00’de uzun metrajlı film ‘İdea’ gösterilecek ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu ile sinema eleştirmeni Mehmet Açar moderatörlüğünde bir söyleşi gerçekleştirilecek. Festivalimizdeki filmlerin genel teması kırsal ve kasabada geçen filmler” dedi. KISA FİLM YARIŞMASI Hafta sonunun da dolu dolu geçeceğini ifade eden Işık, sabah yogaları, Mysia yolları yürüyüşü, foto-kolaj, ses ve tiyatro atölyeleri ile Çalı’da sanat rüzgârının eseceğini duyurdu. Işık, 2019’da gösterimlerine başlanan ve 2022’de yarışmaya dönüştürülen Kısa Film Yarışması için bu yıl 127 başvuru yapıldığını ve 15 finalistin en iyi belgesel, en iyi kurmaca ve iki jüri özel ödülleri için yarışacağını söyledi. KAPANIŞ USTA YÖNETMENLE Festivalin kapanışının 23 Ağustos Pazar günü saat 21:00’de yapılacağını aktaran Işık, yönetmenler Yeşim Ustaoğlu ile Jasmin Selen Heinz’ın katılımıyla gerçekleştirilecek “Kuru Taşın Başı” filminin gösterimi ve söyleşisiyle son bulacağını kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı! Haber

Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başladı!

Gastronomi ve Sinemanın Buluşması Kars’ta Festivalin ilk etkinliği öncesinde açılış konuşmasını gerçekleştiren Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF) Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bu yola çıkarken, Anadolu'nun zengin kültürel mirasını gastronomi ekseninde sinemanın güçlü anlatım diliyle uluslararası arenaya taşıyıp, hak ettiği değeri dünya vitrininde buluşturmayı hedefledik. Tabii ki bu yolculuğu düşünürken en önemli lokasyonlarımızdan biri Kars'tı. Şu anda yakından keşfettiğimiz ve bulunduğumuz için çok mutlu olduğumuz bir lokasyondayız. Kars’ın katman katman bir kültürü ve kültürel mirası var. O yüzden bizim için çok anlamlı bir lokasyon. Buradan çok beslenerek gideceğimize inanıyoruz. Ve umuyoruz ki geçen nisan ayında Londra'da olduğu gibi Kars'ı değişik uluslararası lokasyonlarda da tanıtabilme şerefine nail oluruz.” dedi. İlk Gün Dolu Dolu Etkinliklerle Sürdü Festivalin ilk etkinliği olan “Gastro Sınıf: Mutfağın Vicdanı: Gastronomide Etik ve Sürdürülebilirlik”te Efe Çetin ve Yalçın İnam festival katılımcılarıyla buluştu. Efe Çetin, Kars gastronomisinin yalnızca kaz, gravyer ve diğer yöresel ürünlerden ibaret olmadığını, bu ürünlerin gerçek değerini doğru işleyen, doğru tanıtan ve hikâyesini misafirlere doğru şekilde aktaran şeflerin belirlediğini ifade etti. Çetin, Kars mutfağının en önemli unsurlarından birinin ise üreticilerin yıllara yayılan emeği, sabrı ve özverisi olduğunu vurguladı. Yalçın İnam ise festival fikrini ilk kez dört yıl önce duyduğunda büyük heyecan yaşadığını belirterek, "Festivalin birçok edisyonunda destekçi oldum. Kars'ta böyle bir organizasyonun hayata geçmesi için de elimden gelen katkıyı sundum. Kars'ı çok seviyorum ve böylesine kültürel bir etkinliği memleketimize kazandırmayı kendimize bir sorumluluk olarak gördük." dedi. Etkinliğin ardından UGFF Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi kapsamında “Salyangozun Yolculuğu, The Table ve Agop'un Kazı” belgesellerinin gösterimleri gerçekleştirildi. Günün bir diğer etkinliği olan UGFF Söyleşisi “Ustalık, Zanaat ve Hikâye: Bir Yemeği Kültüre Dönüştüren Nedir?” kapsamında ise Derya Oruçoğlu’nun moderatörlüğünde Cüneyt Asan, Hazer Amani, Suat Yılmaz ve Süleyman Tarakçı festival katılımcılarıyla bir araya geldi. Etkinlikte konuşan Suat Yılmaz, “Babamı kaybettikten sonra, dokuz kardeşli bir ailenin en büyük erkek çocuğu olarak sorumluluğu üstlenmek zorunda kaldım; İstanbul'da mutfakta ve bulaşıkta başlayan yolculuğum, bugün Beylerbeyi ve Göztepe'de yaklaşık 22 yıldır hizmet veren iki restoranla devam ediyor. Biz yalnızca balık servis etmiyoruz; her tabağın bir hikaye taşıdığına inanıyor, Çıldır Gölü'nün balığını ve Kars'ın zengin gastronomi kültürünü misafirlerimizle buluşturmaktan büyük gurur duyuyoruz.” dedi. Cüneyt Asan ise “Her şey çocuklukta başlıyor. Hikayeniz yoksa hikaye olursunuz. Coğrafya kaderdir derler genel de değil mi? Aslında değiştirmezseniz kaderdir ama coğrafyanızı değiştirirseniz eğer kader olmaktan çıkar. Gerçek emektir, dünyanın en kutsal teri alın teridir. Yeterince koyduğunuzda hak olarak mutlaka size geri gelir. İşte bizdeki hikayede bu, biz mecburen hikaye yazmak zorunda olanlardanız. Bugün binlerce çocuk yetiştirdim, etle ilgili tüm devrimleri yaptım, sildim ve yeni baştan etin hikâyesini yazdım.” dedi. Hazer Amani de “Hayatınızda para harcayarak zengin olabileceğiniz tek şey tatil yapmak. Ama kültür tatili yapmak. Benim her yaptığım tatilde tamam bütün kazandığım parayı yaptığım bu tatillere, yaptığım bu gezilere ve seyahatlere harcadım. Ama her gittiğim ülkeden de her gittiğim şehirden de bir sürü şey kattım kendime. Onlar benim silahlarım oldu. Sırtımda onlara taşımaya başladım.” dedi. Süleyman Tarakçı ise “İnsanların yerleşik hayata geçtiği andan itibariyle yerine sahip çıkan, geliri koruyan, doğurgan olan ve yönetmen olan hep kadın oldu. Dolayısıyla yine bir bölge kalkınacaksa, yine bizim kadınımızın eliyle kalkınacağına inanıyorum. Yöresel mutfakların markalaşması ve sürdürülebilirliği, kültür emperyalizmine karşı bir dirençtir.” dedi. Kars’ta Söyleşilerle Dolu Bir Gün Festivalin ilk günü Singapurlu Mimar Kay Ngee Tan’ın gerçekleştirdiği “UGFF Söyleşi: Hikayeler Anlatan Mekanlar Tasarlamak” ile devam etti. Kay Ngee Tan, Kars’ta olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Orhan Pamuk’un Kar kitabını okuduğunu da belirten Tan, bundan yıllar önce Kars’ta Ani’ye geldiğini ve buranın doğal güzelliğinin kendisine birçok şey anlattığını söyledi. Tan, Singapur’un tarihi ve mimari yapısından örneklerle söz etti ve şu ana kadarki çalışmalara dair örnekler ile gelecek dönem planlarını aktardı. Tan ayrıca, mevcut olanı üzerinden değiştirip, kullanılabilir bir hale getirdiklerini söyledi. Festival, Taşkın Çağatay Yamen’in moderatörlüğünde Aliona Palazhchenko, Deniz Zeyrek’in katılımıyla gerçekleştirilen “UGFF Söyleşi: Sofradan Perdeye; Kars'ın Kültürel Hafızası” etkinliği ile sürdü. Aliona Palazhchenko, uzun süre önce Rusya’dan Türkiye’ye geldiğini ve Ankara’da yaşadığını belirtti. Palazhchenko, uzun yıllardır gazetecilik mesleğini devam ettirdiğini, Türkiye’de aynı zamanda kültür sanat alanına yöneldiğini belirtti. Kars’a ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Palazhchenko, yöresel lezzetlerle ilgili sürekli olarak yurt dışındaki arkadaşlarına bilgiler verdiğini ve bu lezzetleri aktardığını söyledi. Aliona Palazhchenko’dan sonra söz alan Deniz Zeyrek, “Benim aklımda sinemayla, yemek arasında bir bağlantı var. Her zaman bunu söylerim. Bir şehri tanımak istiyorsanız önce mutfağına bakın. Sonra hikayelerine bakın. O şehri daha iyi tanımak istiyorsanız yemeklerinin hikayesine bakın. Gerçekten de baktığımız zaman bizim kültürümüzde yemek sadece karın doyuran, açlığı gideren bir şey değil. Hepsi bir geçmişe, bir hikayesi ve bir anlamı var. İşte sinemada böyle bir şey.” dedi. Festivalde Sine Sınıf etkinlikleri kapsamında İnan Ercan’ın moderatörlüğünde, Ertuğrul Karslıoğlu, Faruk Hacıhafızoğlu ve Reis Çelik’in katılımlarıyla “Kars Filmleri Üzerine” etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşan Reis Çelik, “1973'ten beri belgesel yapmaya çalışıyorum. İlk yola çıktığım belgesellerin başında süregelen kültür geliyor. Kars geliyor. Neden Kars geliyor? Çünkü bir az önceki arkadaşlarımızın söylediği gibi bu coğrafya; tarihin, kültürün ve sanatın ciddi olarak birbirine geçtiği enteresan bir kent. Yani burada çekilen bütün filmlerin hepsi bana göre aynı zamanda belgesel.” dedi. Reis Çelik de Kars’ın çok farklı bir yapısının olduğunu vurguladı. Çelik, “Bana göre ki öyle de yemek kültürü, sanatı, müziği... Bir sadeleşme kültürü var burada. Çok şehirde rastlamayacağınız bir sadeleşme kültürü var. Bu kültürün bu kadar sadeleşmiş söylem konusunda da kendisini ifade etmek konusunda da Türkiye'den çok ayrılan bir özelliği var. Hikaye anlatma geleneği burada oldukça gelişmiş. Herhangi bir köylüde, herhangi bir sıradan bir insanda... Bir edebiyatçı gibi bakar olaya ve anlatmaya başlar. Biz tarlaya yoğurt götürüyorduk diye... Ne götürüyorsun diye sorduğun zaman... Evdeki olaydan başlar, yoğurdu oraya gelmesine... Gittiğinde neler olacağını hepsine çok güzel bir şekilde anlatır.” dedi. Faruk Hacıhafızoğlu ise: “Kars'ta film yapmak böyle bir şey oldu. Ama çok güzel oldu. Neden çok güzel oldu? Çünkü hiçbir şeyi esirgemedik Kars'ta. Yani Kars'ta 100 yıllık tarihin en azından ben 50 yıllık tarihime dair kimisinin ismini verdik, kimisinin türküsünü, kimisinin ezanını. Bir şehirde geçmişiyle beraber boşluk bıraktığımız bir şey kalmadı. O yüzden biz şehrin filmini yaptık. Hikayesini ona göre kurduk. Oyuncularda, şehrin kendisi bir karakter oldu. Çocukluk arkadaşlarım bir karakter oldu.” dedi. Festivalde ayrıca Rıza Sönmez’in yönetmenliğini üstlendiği "Orhan Pamuk'a Söylemeyin Kars'ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var" filminin gösterimi yapıldı. Gösterim sonrasında Sönmez, festival katılımcılarının sorularını yanıtladı. Filmde 130’dan fazla Kars’tan insanın oynadığını vurgulayan Sönmez, filmin isminde reklamcılık kalıplarını kullandıklarını, Orhan Pamuk’un isminin geçmesinin filme büyük katkı sunduğunu söyledi. Sönmez ayrıca filmde, Orhan Pamuk’un Kar ve Masumiyet Müzesi romanlarına göndermeler olduğunu söyledi. Festivalde ilk gün, Stephen Chbosky yönetmenliğini üstlendiği Nonnas (Büyükanneler Restoranı) filminin açık hava gösterimiyle son buldu. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Heyecan Devam Ediyor! Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek. Festivalde ikinci gün kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor Haber

 Uluslararası Gastronomi Film Festivali Kars’ta Başlıyor

Uluslararası Gastronomi Film Festivali'nin Kars edisyonu, 10-12 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festival, Gastro Sınıf ve Sine Sınıf etkinliklerinden UGFF söyleşilerine, Uluslararası Yarışma Kısa Belgesel Seçkisi gösterimlerinden açık hava film gösterimine, belgesel gösterimleri ve söyleşilere uzanan zengin bir etkinlik programına ev sahipliği yapacak. Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Yeni Durağı “Kars” Urla, Londra ve Çeşme edisyonlarının ardından rotasını Kars'a çeviren Uluslararası Gastronomi Film Festivali, üç gün boyunca Kars Merkez, Boğatepe ve Ani'de sinema, gastronomi, kültürel miras ve eğitimi buluşturan zengin programıyla katılımcılarla buluşacak. Festivalin ilk günü Kars Merkez’de gerçekleştirilecek panel, söyleşi, belgesel ve film gösterimleriyle başlayacak. Sinema ve gastronomi ekseninde düzenlenecek etkinliklerde sürdürülebilirlik, kültürel miras, mekan tasarımı, yerel mutfak kültürü ve Kars’ın sinemadaki yeri farklı disiplinlerden isimlerin katılımıyla ele alınacak. Festivalin ikinci günü Boğatepe’de devam edecek programda kültürel miras, eğitim ve sinemayı buluşturan etkinlikler gerçekleştirilecek. Müze açılışları, belgesel gösterimleri, yönetmen söyleşileri ve eğitim odaklı panellerle bölgenin tarihi ve kültürel birikimi farklı yönleriyle değerlendirilecek. Günün sonunda ise Kars Merkez’de düzenlenecek açık hava gösterimiyle sinemaseverler bir araya gelecek. Festivalin son gününde katılımcılar, Ani’de düzenlenecek kültürel gezi programında bir araya gelecek. Tarihi mirasın yerinde deneyimleneceği programla festival, Kars’ın tarihini, gastronomisini ve sinema kültürünü bir araya getiren bütüncül bir deneyimle sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.