Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Belgesel

Kapsül Haber Ajansı - Belgesel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belgesel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ozan Ünal’ın “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” Sergisi Sona Erdi Haber

Ozan Ünal’ın “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” Sergisi Sona Erdi

Gerçeğin ve hayalin sınırlarını sorgulayan sergi, müzisyen Cenk Erdoğan’ın müzik performansı ve Ozan Ünal’ın eserlerinin hikayesiyle sona erdi. Çelik, paslanmaz çelik, bronz ve beton gibi sağlam malzemelerin insan hafızasının kırılganlığıyla buluştuğu sergide yer alan 35 heykel, izleyiciyi hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuğa davet etti. Her bir eser; sanatçının çizimleri, notları ve uzun süren üretim süreçleriyle şekillenerek özgün bir düşüncenin taşıyıcısı olarak öne çıktı. Ünal’ın bu üretim sürecinde tuttuğu notlar ve çizimlerden derlenen 300 edisyonluk eskiz defteri sergide izleyiciyle buluştu. Kapanış günü, “Doküman” isimli video çalışmasının izlenmesiyle başladı. Ardından “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı”sergisinde Ozan Ünal, eserleri arasında gezerek izleyicilere anlatım yaptı. Sergi, müzisyen Cenk Erdoğan’ın canlı gitar performansıyla atmosferin duygusuna eşlik etmesiyle devam etti. Ozan Ünal konuşmasında şunları söyledi: “Farklı disiplinlerde üretmeyi seviyorum; yazarım, çizerim, videoyu da bu sergiyle birlikte ilk kez denedim. Sanatta bir disiplini öğrendiğinizde, diğerine geçmek biraz daha kolaylaşıyor ama doğru motivasyon da gerekiyor. Bu sergide bir belgesel mi, kısa film mi olduğu tam belli olmayan bir video yapmak istedim. Zaten sanatın tanımlanmasını, kategorilere ayrılmasını çok sevmem. Ben kendimce heykel yaparım, çizerim; herkesin üretim biçimi kendine özgüdür.” “Bu sergi, ‘Gerçeğin İnşası’ adını verdiğim üçlemenin son halkası. İlk sergi 2019 yılında ‘Bir Varlık Bir Yokluk’, ardından 2021’de ‘Rüya Anıdan Sayılır mı?’ gelmişti. Bu üçlemede gerçeği, rüyayı ve insanın kendi iç dünyasındaki sınırları sorgulamaya çalıştım. ‘Gerçeği inşa etmek’ kolay değil; çünkü gerçek estetik bir kavram değil, hatta bazen şekil veremediğimiz bir şey. Bu süreçte kendi çocukluğumun elinden tutup yola çıktım; sonunda bu sergi ortaya çıktı.”

Dünyanın İlk Yapay Zekâ Belgeseli “Post Truth” Altın Portakal’daydı Haber

Dünyanın İlk Yapay Zekâ Belgeseli “Post Truth” Altın Portakal’daydı

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda iki belgesele ev sahipliği yaptı. Bunlardan biri; dünyada ilk kez tümüyle yapay zekâyla hazırlanan, Alkan Avcıoğlu imzalı “Post Truth”tu. Gittikçe daha kaotik bir hal alan teknoloji ve insan ilişkisini ve önü alınamaz şekilde artan enformasyon bombardımanını ele alan çalışma, dünya galasını Varşova Film Festivali’nde yapmıştı. Gösterimden sonra seyircilerin sorularını cevaplayan Avcıoğlu, uzun zamandır yapay zekâ ile ilgilendiğini ve yapay zekâyla sanat çalışmaları yaptığını söylerken yapay zekâyla bir belgesel yapma fikrinin nasıl oluştuğunu şöyle açıkladı: “Ben bu araçlarla yıllardır çalışırken şunu düşündüm: Yapay zekâ ruhsuz görüntüler üretiyor, deniyor. Çağımız da epey ruhsuzlaşıyor; o zaman belgesel için çok iyi. Ya da ‘çağımız yapaylaşıyor’. O zaman belgesel için gene çok iyi. Belgeselin sınırlarını esnetmek için belki de güzel olur, diyen bir köyün delisi ben çıktım. Henüz hâlâ bir belgesel projesi de duymadım yapay zekâyla; yapılanlar hep kurmaca.” “Attila İlhan belgeseli yapmak istiyorum ama duygusal olarak zor” Yönetmen Biket İlhan’ın, sinemaya girişinden bugüne uzanan kariyerini konu alan “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan” belgesel de AKM Perge Salonu’nda seyircin yoğun ilgisiyle karşılandı. Yönetmen ve müzisyen Mehmet Güreli’nin imzasını taşıyan belgeselin ardından Yönetmen Biket İlhan ve kızı, müzisyen- yönetmen Nihan Belgin, seyircilerin sorularını cevapladı. Sinemaya, büyük şair ve yazar Attila İlhan’ın eserlerinin uyarlamasıyla başlayan ve bir dönem kendisiyle evli de olan İlhan, bir Attila İlhan belgeseli yapmayı düşünüp düşünmediği sorusuna şu cevabı Verdi: “Bu hep soruluyor; inşallah yapmaya çalışacağım. İstiyorum da ama hayatımdaki yeri, bana ifade ettikleri dolayısıyla duygusal olarak biraz zorlanıyorum” diye konuştu. Biket İlhan, sinemayla ilgilenmek isteyen gençlere ise çok okumalarını tavsiye etti. Nihan Belgin’e yöneltilen bir soru ve cevabı da yine duygusaldı. “Annenizin hayatının anlatıldığı bir işte sesinizle var olmak nasıl bir his?” diye sorulan Belgin, şu cevabı verdi: “Ses kaydını yaparken çok da duygusuna varamamıştım ama şu an perdede kendi hayatımın da büyük bir bölümünü izledim. Çünkü ben de vardım o projelerde. Gurur duydum, hiç görmediğim fotoğraflarımı gördüm. Aynı yoldan yürüyor olmak da benim için çok gurur verici” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı  Haber

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı 

Günün belgeselleri; Halikarnas balıkçısı namıyla maruf yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı hakkındaki “Filos”, Kurtuluş Savaşı gazisi, 101 yaşındaki efsane futbolcu Galip Haktanır’ı tanıtan “Vefalı Galip” ve Ankara’da soğan hasadında çalışan işçilerin dünyasına ışık tutan “Işığın Hasadı”ydı. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ilk gününe çok özel belgesellerin gösterimiyle başladı. Seyircilerin büyük övgüsüyle karşılanan yapımların ortak özelliği; çok kıymetli alanlara ışık tutmasıydı. “Avrupa seyircisi ‘Artık soğanı israf etmeyeceğiz’ dedi” Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’ndaki, günün ilk söyleşisinde Ankara’daki soğan hasadı işçilerinin hayat şartlarını gözler önüne seren filmi “Işığın Hasadı” ile yönetmen Esin Özalp Öztürk çıktı seyircinin karşısına. Görüntü yönetmeni sayesinde haberdar olduğu işçilerin, günde sadece 2 saatlik bir jeneratör elektriği ile yaşadığını duyduğunda filmin ismi hemen belirmiş zihninde. Daha sonra işçilerle görüşerek 6 buçuk günde filmi çekmiş. Ama kolay olmamış; özellikle de kadınları konuşturmak. “Çekimlerin ilk üç gününde kadınları bir türlü konuşturamadım. Sonra açıldılar. Film bitince bir salon tutup ilk onlara gösterdim; filmi izleyince ‘Abla bu kadar güzel olacağını bilseydik seni bu kadar yalvartmazdık’ dediler” Neredeyse bütün dünyada festivallere katılan ve pek çok ödül alan filme dünyadan gelen tepkileri değerlendiren Öztürk, “Beni en çok şaşırtan Latin Amerika oldu. Filmin orada gezmediği ülke kalmadı diyebilirim. Orada da tarım işçiliği ve emek hikayeleri yaygın olduğundan kendilerine yakın buldular sanırım. Ama Avrupa’da çok şaşırdılar ve ‘Artık marketten soğan alırken bambaşka bir gözle bakacağız ve israf etmeyeceğiz’ dediler” diye konuştu. Öztürk, salondaki bir çocuğun “Işıklı günler görecek miyiz?” sorusu karşısında ise duygulanarak şunları söyledi: Filmi çektiğimde kızım 3 buçuk yaşındaydı. Ben henüz onun eline makas vermiyordum. Soğan hasadındaki o çocuklar 6 yaşında ve neredeyse bileklerini kesbilecek makaslarla soğan kesiyorlar. Dolayısıyla umarım ışıklı günler göreceğiz, onun için uğraşıyoruz” Ayhan Işık’ın spor hocası, Kurtuluş Savaşı gazisi efsane futbolcu! Diğer belgesel “Vefalı Galip” ise 101 yaşındaki Kurtuluş Savaşı gazisi ve bir futbol efsanesi olan Vefa Haktanır’ı tanıttı seyirciye. Gösterim sonrası yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, yardımcı yönetmen Emine Özge Demirkıran, kurgucu Hakan Kızıltaş ve danışman Fethi Aytuna soruları cevapladı. Haktanır’a dair bir film yapma fikrinin uzun zamandır var olduğunu söyleyen yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, süreci şöyle anlattı: Tanıştığımızda 96 yaşındaydı, aparman yöneticisiydi ve her hafta, mezunu olduğu, Darüşşafaka’nın toplantıları için toplu taşımayla karşı yakaya geçerdi. Onların zamanları çok başka; Galip ağabey 1937’de futbola başladığında daha formalarda sırt numarası uygulaması yok! Sarı- kırmızı kart kuralı yok! O yüzden hep aklımdaydı ama ancak 101 yaşındayken yapabildik. Filmin danışmanı Fethi Aytuna ise Haktanır’ın, tuttuğu notları derleme isteğini kendisine ilettiğini ve bu yolla İletişim Yayınları tarafından basılı bir kitap haline geldiğinden bahsetti: Gerçi futbol hayatından sonra notlarını tutmaya başlamış ama yine de o dönemin futboluna dair da bilgiler var. Son zamanlarına kadar hafızasının kuvvetli olması büyük şanstı bizim için. Bu alanda arşiv malzemesinin yetersizliğine değinen yönetmen Demirkıran da Haktanır’a dair bir bilgiye nasıl tesadüfen eriştiğini paylaştı: Galip ağabey, Darüşşafaka ve üniversite mezunu. Çok az sayıda üniversite mezunu olduğundan beden eğitimi öğretmenliği de yapmış biri. Bunu biliyorduk ama spesifik bir bilgi yoktu. Bir gün tesadüfen Ayhan Işık’ın “Cingöz Recai” filmini izledikten sonra Ayhan Işık’ın biyografisine bakarken bir röportajına denk geldim. Diyordu ki; Nişantaşı Ortaokulu’nda okudum ve çok değerli hocalarım vardı. Edebiyat dersimize Salah Birsel, beden eğitimi dersimize de Galip Haktanır girerdi. Filmin dünyada da ilgi görmesini hem memnuniyet hem de şaşkınlıkla karşıladığını dile getiren yönetmen, “Ben bu filmle İran, Sırbistan ve İtalya’da ödül aldım” diye konuştu. Sürgünde yeni bir dünya kuran yazar: Halikarnas balıkçısı AKM Perge Salonu’ndaki son söyleşi, Halikarnas balıkçısı namıyla meşhur yazarımız, Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya dair “Filos” belgeseli ekibiyle gerçekleşti. Söyleşiye; yönetmenler Nurdan Tümbek Tekeoğlu- Orhan Tekeoğlu, Halikarnas Balıkçısı kitabının yazarı Meltem Ulu ve yazarın torunu Kuki Kutup katıldı. Bir dergide yayımlanan makalesi yüzünden önce idama mahkum edilen ardından da Bodrum’a sürgüne gönderilen Kabaağaçlı’nın, sürgünde yepyeni bir hayat başlatmasını ele alan belgesel, Meltem Ulu’nun “Halikarnas Balıkçısı” kitabından hareketle çekildi. Nurdan Tümbek Tekeoğlu, Ulu’nun kitabından etkilenip bunu bir belgesele dönüştürme fikrini, Orhan Tekeoğlu’yla paylaşmış ancak proje hemen hayata geçememiş. Orhan Tekeoğlu bu süreci şu sözlerle anlattı: O dönem başka bir belgesel çekiyordum, gelip kafamı karıştırdı. Şu kitabı bir okur musun, dedi. Ben hep öteledim hep kıvırdım ama sonunda ısrarlar artınca kitabı okudum. Engin bir denizin içinde buldum kendimi. Cevat Şakir’i demek ki hiç tanımıyoruz diye düşündün. Bodrum’u Bodrum yapanın Cevat Şakir olduğunu bilmiyordum. Okudukça okyanusun dibine daldım ve kendi projemi durdurup bu belgesel için çalışmaya başladım. Halikarnas Balıkçısı kitabını yazarı Meltem Ulu ise duygularını şöyle ifade etti: Kitabı yazarken hayatından o kadar etkilendim ki biyografisini yazmam lazım, diye düşündüm. Benim için çok özel bir gün, şimdi önümde bir belgesel var. Şöyle görüyorum; Halikarnas Balıkçısı başka bir alemde bize yol açmaya devam ediyor aslında. Yazarın torunu Kuki Kutup ise Kabaağaçlı için “Dede herkese biraz dokunmuştur; bahçeniz, fesleğeniniz, limon ağacınız varsa, iki nane dikip salatanıza katıyorsanız denize bakınca ‘oh’ diyorsanız size de dokunmuştur” derken sözlerini şöyle sürdürdü: Deniz demişken, mavi demişken, ben İzmir’den geliyorum, bugün Antalya’ya hayran kaldım, belediyeciliğe hayran kaldım; çok şanslısınız. Seyircilerden gelen, “Cevat Şakir, denizi olmayan bir yere sürülseydi yolculuğu nasıl ilerlerdi?” sorusunun cevabı ise aslında bütün ekip için aynıydı. Kutup, “Yaşadığı tam bir metamorfoz. İstanbul’dan, Afyondan sonra Bodrum’a geldiğinde yaşadığı bambaşka bir şey; denize kavuştu! Başka bir yere gitseydi de yine denize çıkardı yolu” derken Orhan Tekeoğlu, yönetmen eşiyle aralarında bu konuşmanın geçtiğini belirterek “Bodrum’a değil de Sinop’a gönderilseydi Sinop’u da Bodrum yapardı; çünkü o ruhta bir insan” diye konuştu. Yazarın yaşadığı dönemin şartlarını da hesap etmek gerektiğine dikkat çeken Ulu ise souyu şöyle cevapladı: Bodrum’da da ilk dönemi kolay geçmiyor aslında. Hem hayat koşulları zor hem de dışlanmış durumda. Benim için bütün özelliklerinin ötesinde ben onda ‘gerçek insan’ olma vasfını görürüm hep. Oxford’a gitmiş, Avrupa’yı gezmiş, bir sürü deneyimi var ve sürgün ediliyor… Ama bence o her yerde var olurdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nın üçüncü dönem belgeseli izleyiciyle buluşuyor Haber

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nın üçüncü dönem belgeseli izleyiciyle buluşuyor

Sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda çevreye ve topluma değer katan girişimleri destekleyen Borusan Holding'in hayata geçirdiği Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, üçüncü dönemini özel bir belgeselle taçlandırdı. İklim kriziyle mücadele ve eşitsizliklerin azaltılmasına odaklanan bu dönemin başarıları ve desteklenen projelerin dönüştürücü gücü, belgesel aracılığıyla geniş kitlelerle buluştu. İlham verici yapım, Türkiye'nin ilk ve tek belgesel kanalı beIN İZ TV'nin kurucularından yönetmen Vedat Atasoy’un imzasını taşıyor. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, “2022 yılında daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle başlattığımız Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, destek mekanizması olmanın ötesinde gerçek bir ekosistem sunuyor. Sosyal faydayı odağına alan ve toplumsal dönüşüme aracılık eden projelere, ihtiyaç analizinden kapasite geliştirmeye, özel eğitimlerden mentorluk fırsatlarına kadar geniş yelpazede kapsamlı destekler sağlıyoruz. Programımızı toplumsal dinamikler ve sürdürülebilirlik alanındaki en güncel yaklaşımlar ışığında sürekli geliştiriyoruz. Yenilikçi çözümler üreten projelerin sadece filizlenmesine değil, aynı zamanda yarattıkları faydanın katlanarak büyümesine ve çok daha geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlıyoruz.” Belgesel, Impact Hub İstanbul iş birliği ile gerçekleştirilen Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nın üçüncü döneminin hikayesini gözler önüne seriyor. Belgeselde, desteklenen projelerin başlangıç aşamasından bugüne nasıl bir gelişim gösterdiği ve yarattıkları somut çevresel ve toplumsal faydalar detaylı bir şekilde ele alınıyor. Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, bu yıl Türkiye’nin 58 farklı ilinden rekor sayıda başvuruyla toplam 428 projeyi değerlendirdi. Süreç sonunda ziyaretçilerin deneyimleriyle müzelerin erişilebilirlik haritasını çıkaran ve rehberlik hizmeti sunan “Bongo Art Project”, iklim krizinin tehdidi altındaki biyoçeşitliliğe özellikle de nesli tükenmekte olan kuş seslerini müzisyenlerin kayıtlarıyla harmanlayarak dikkat çeken “Türkiye’nin Nesli Tehlike Altındaki Sesleri Projesi” ve yerel pazarlarda gıda atığını minimize etmeyi, esnafın çalışma şartlarını iyileştirmeyi amaçlayan döngüsel ekonomi modeli sunan “Çarşı Pazar Projesi” desteklendi. “Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı”nın 3. dönemine odaklanan bu ilham verici belgesel, ilk olarak 16 Eylül’de beIN İZ TV’de yayımlandı. Üç tekrar yayınıyla büyük ilgi gören belgesel, bugünden itibaren Borusan Holding YouTube kanalında izleyiciyle buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.