Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Belgesel

Kapsül Haber Ajansı - Belgesel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belgesel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ENKA Sanat, Yeni Sezonda Sahnelerini   Yeni Buluşmalara Açıyor Haber

ENKA Sanat, Yeni Sezonda Sahnelerini Yeni Buluşmalara Açıyor

17 Şubat - 28 Nisan tarihleri arasında ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşecek etkinliklerde, birbirinden değerli sanatçıları ve özgün prodüksiyonları ağırlamaya hazırlanıyor. ENKA Sanat, yeni sezonunu 17 Şubat Salı akşamı çok özel bir buluşmanın prömiyeriyle açıyor; “Bir Hikâye Bir Türkü”. Yaşamını sanata ve edebiyata adamış yazar Yekta Kopan ile Anadolu’nun sazını, sözünü dünya sahnelerine taşımış müzisyen Coşkun Karademir, Özlem Belkıs'ın kaleme aldığı bu projeyle aynı sahnede bir araya geliyor. Türkülerin, deyişlerin ve ezgilerin izinde ilerleyen bu söyleşi-konser; sanatı, edebiyatı ve müziği aynı potada buluşturarak seyirciyi samimi bir yolculuğa davet ediyor. Güvenç Dağüstün’ü, Eylem Pelit ve Derya Alabora ile bir araya getiren “Mahsus Mahal: Ruhi Su’ya Saygı” isimli projenin 24 Şubat Salı akşamı gerçekleşecek prömiyer gecesinde, Ruhi Su’nun halkın sesiyle yoğrulmuş derin müziği, çağdaş ve özgün bir anlatılı konser formatıyla sahnede yeniden hayat buluyor. 07 Nisan Salı akşamı Emre Elivar ve Başar Can Kıvrak’ın sahne alacağı “Alacakaranlıktan Işığa” başlıklı iki piyano resitali, klasik müzikseverleri Brahms’tan Ravel’e uzanan bir müzik yolculuğuna davet ediyor. Programda ayrıca, Türkiye’de ilk kez seslendirilecek olan Daphnis et Chloé Süit No. 2’nin Vyacheslav Gryaznov imzalı iki piyano düzenlemesi yer alıyor. 14 Nisan Salı akşamı gerçekleşecek “Büyük Buluşma” başlıklı konserde ise klasik müzik dünyasının beş değerli ismi ilk kez aynı sahnede bir araya geliyor. Veriko Tchumburidze, Esen Kıvrak, Öykü Canpolat, Dorukhan Doruk ve Gökhan Aybulus’un sahne alacağı gecede, J. Brahms ve A. Dvořák’ın piyanolu beşlileri, gerek duygusal yoğunlukları gerekse yapısal zenginlikleriyle hem yorumculara hem de dinleyicilere unutulmaz bir müzikal deneyim sunmayı hedefliyor. Genç virtüözlere destek olmak amacıyla sürdürülen ENKA Sahne Gala Konseri, 19 Nisan Pazar günü ENKA Oditoryumu’nda gerçekleşiyor. Sanat yönetmenliğini Cihat Aşkın’ın üstlendiği konserde; Efdal Altun, Cihat Aşkın, Gökhan Aybulus, Mehmet Girgin, Fazıl Say ve Dilbağ Tokay’ın yer aldığı Danışma Kurulu tarafından önerilen genç yetenekler sahne alarak, izleyiciyle buluşuyor. ENKA Sanat’ta Tiyatro ve Belgesel Zamanı ENKA Sanat, yeni sezonunda çok konuşulan yapımlarından bir seçki ile tiyatro severlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 26 Şubat Perşembe akşamı, yönetmenliğini Hakan Emre Ünal’ın üstlendiği “En Sevdiğinden Başla” sahneleniyor. Barkın Sarp, Elif Aydın, Hakan Emre Ünal, Mert Yılmaz Yıldırım, Nezaket Erden ve Sudem Tiryakigil’in rol aldığı oyun, birlikte olmaya, bir arada kalmaya ve üretmeyi sürdürmeye çalışan iki genç sanatçının ilişkisini, hayata, birbirlerine ve kendilerine karşı verdikleri mücadele üzerinden anlatıyor. 3 Mart Salı akşamı ise Ahmet Sami Özbudak’ın yazdığı, Emrah Eren’in yönettiği “Şebbaz” adlı oyunu sahnesinde ağırlıyor. Oyun, dönemin nüfuzlu isimlerinden Muhterem Bey’in torununun sünnet töreninde, yıllardır küs olan iki şebbazın Turna ile Mehmet’in imzasını taşıyan “Ejderha ve Balık” oyununun sahnelenmesi sonrası olayları konu ediniyor. 10 Mart Salı akşamı, Kerem Kurdoğlu’nun kaleme aldığı “Sesler”, Salih Bademci’nin etkileyici performansı ve Mehmet Birkiye’nin yönetimiyle sahneleniyor. Oyun, izleyiciyi kendi iç dünyasının seslerini keşfetmeye ve duygularını anlamaya davet ediyor. 24 Mart Salı akşamı, Bulgar yazar Stefan Tsanev’in Jeanne d’Arc efsanesinden yola çıkarak kaleme aldığı “Jan Dark’ın Öteki Ölümü”, Tanrı, insan ve iktidar arasındaki ilişkiyi ustalıklı bir kara komedi diliyle sahneye aktarıyor. Hikmet Hükümenoğlu imzası taşıyan “Fora”, Aslı İnandık, Eray Karadeniz, Kubilay Aka, Şenay Gürler, Şerif Erol ve Şükran Ovalı’yı bir araya getiriyor. 30 Mart Pazartesi akşamı sahnelenecek olan oyun, aile bağlarını, kuşak çatışmasını ve bireylerin kendini bulma çabasını mizahi ve dokunaklı bir dille ele alıyor. Şâmil Yılmaz’ın kaleme aldığı, Sezen Keser’in yönettiği ve Oğulcan Arman Uslu’nun tek kişilik performansıyla sahnelenen “9/8’lik Kıyamet” 1 Nisan Çarşamba akşamı izleyiciyle buluşuyor. Yakın gelecekte, iklim krizinin vurduğu bir dünyada geçen oyun, “Dünya elimizden kayıp giderken biz kimin elini tutacak, kimlerle yan yana yürüyeceğiz?” sorusuna yanıt arıyor. ENKA Sanat, Türk Tiyatrosunun Bir Dönemine Işık Tutan Yeni Bir Kitaba Sponsor Oldu ENKA Sanat, akademisyen, eleştirmen ve 20 yıl boyunca festival direktörü olarak Türk tiyatrosuna büyük katkılar sunan Prof. Dr. Dikmen Gürün’ün “Bir Dönem Üstünden Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak” başlıklı son kitabının lansmanına ve aynı adlı panele 26 Mart Perşembe akşamı ev sahipliği yapıyor. Editörlüğünü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilgün Firidinoğlu’nun yaptığı, ENKA Sanat’ın sponsorluğunda Doğan Kitap tarafından yayımlanan, tasarımını Bülent Erkmen’in üstlendiği kitap, 1950’li yıllardan 1980’lere uzanan süreçte, tiyatromuzu eleştiriler ışığında okumayı amaçlıyor. Alanında uzman isimleri bir araya getiren panel, Türk tiyatrosunun bu dönemini birlikte düşünmeye ve değerlendirmeye davet ediyor. ENKA Sanat’ın yapım sponsorluğunu, Porte Film’in yapımcılığını, Selçuk Metin’in yönetmenliğini, Zeynep Miraç’ın senaryosunu üstlendiği “Ferhangi Bir Yaşam”, 27 Mart Cuma akşamı bir kez daha perdeye yansıyor. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ne özel gösterimle izleyiciyle buluşan belgesel, bugüne kadar gün ışığına çıkmamış çok değerli bir arşivle Ferhan Şensoy’un tiyatro anlayışına olduğu kadar karakterine, dünya görüşüne ve yazar kimliğine odaklanıyor. Gelenekselleşen Neşeli Pazarlar serisi ise bu kez 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında, 26 Nisan Pazar günü, Ani Haddeler'in tasarlayıp yazdığı kuklalı çocuk gösterisi “Mitolojik Hikâyeler”e ev sahipliği yapıyor. Ortaoyunu ve kukla tiyatrosu geleneğinden yola çıkılarak tasarlanan oyunda, çoğu coğrafyamızda geçen mitolojik hikâyeler, güzelliğin ve aşkın temsilcisi Afrodit'in anlatımıyla ve her hikâyeye bir konuk sanatçının eşlik etmesiyle sunuluyor. Konuk sanatçılar arasında Ezgi Çelik, Gülinler ve Cem Yılmazer bulunuyor. ENKA Sanat sezon finalini, Elma, Labrador, Çimen” ile yapıyor. 28 Nisan akşamı sahnelenecek, Onur Ünsal’ın yönettiği, müzik tasarımında Kenan Doğulu imzası taşıyan oyunda, Engin Hepileri ve Nergis Öztürk rol alıyor. Alzheimer ile mücadele eden bir adamın ve ona hayatı boyunca eşlik eden kadının hikâyesini sahneye taşıyan oyun, hatırlamanın ve unutmanın sınırında, bir ömür boyu süren sevginin gücünü anlatıyor.

Altın Koza Ödüllü “Döngü” Belgeselinin Galası İzmir’de Gerçekleşti Haber

Altın Koza Ödüllü “Döngü” Belgeselinin Galası İzmir’de Gerçekleşti

Filmin Galası, 10 Ocak 2026 tarihinde Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Zeytinliklerin yaşam hakkı mücadelesini ve Anadolu’daki doğayla uyumlu üretim kültürünü sinemanın diliyle ele alan belgesel, 32. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde Mansiyon Ödülü’nü aldı. Film, zeytin etrafında şekillenen yaşam ilişkilerini, kuşaklar boyunca aktarılan bilgiyi ve bu bilginin sürekliliğini odağına alıyor. “Döngü”, doğayla kurulan ilişkinin bir üretim pratiği olmasının yanı sıra ortak bir yaşam biçimi olarak nasıl devam ettiğini anlatıyor. Belgesel, zeytinliklerdeki emeği, bakımı ve dayanışma ilişkilerini, sahadaki tanıklıklar üzerinden aktarıyor. “Doğanın haklarını sinema diliyle aktarıyorum.” Filmin yönetmeni Bulut Renas Kaçan, gala akşamı gerçekleştirdiği konuşmada; ‘’Döngü binlerce yıllık birikimin, kültürün vücut bulmuş hali. Filmimiz JES’lere karşı haklarını savunan Orhanlı Köyü’nün hikayesini anlatıyor. Biz bu filmle hak kavramının bütünlüğünü savunuyoruz. Sadece insan değil onun bir parçası olduğu doğanın var olma hakkını sanatın diliyle anlatmaya çalıştık.” dedi. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, belgeselle ilgili olarak şunları söyledi: “Döngü, zeytinliklerde kurulan yaşamın bilgisini ve bu bilginin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını anlatan bir film. Aynı zamanda zeytinliklerin yaşam hakkını savunan bir anlatı. Doğa Derneği bu filmin yapımını, doğayla birlikte var olma biçimlerinin mümkün olduğunu göstermek için üstlendi. Döngü, zeytinlikleri var eden ilişkilerin biyolojik çeşitlilik ve kültürel açıdan korunmasının neden hayati olduğunu sinemanın diliyle paylaşıyor. Anadolu’nun dört bir yanında süren mücadeleleri sanatın pek çok alanında görmek umut verici. Orhanlı’dan İkizköy’e, Artvin’den Siirt’e yaşamı savunmaya devam ediyoruz. ” Altın Koza’nın ardından 12. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nde (BİFED) finalist filmler arasında yer alan “Döngü”, gala gösterimiyle İzmirli izleyicilerle bir araya geldi. Filmin konusu olan zeytinlikler, yüksek biyolojik çeşitliliği olan, iklim değişikliği ve kuraklık koşullarına uyum sağlayabilen üretim biçimleri olarak korunması gereken alanlar arasında yer alıyor. 2025 / 44’ / Renkli Color / Türkiye Turkey Yönetmen/Director: Bulut Renas Kaçan Senaryo/Screenplay: Galip Ener, Bulut Renas Kaçan Müzik / Music : Murat Küçükarslan Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Bulut Renas Kaçan Kurgu / Editing : Bulut Renas Kaçan Oyuncular /Cast : Galip Ener, Raziye İçtepe Akyol, Burçin Feran Yaraşlı Yapımcı / Producer : Doğa Derneği

Ozan Ünal’ın “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” Sergisi Sona Erdi Haber

Ozan Ünal’ın “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” Sergisi Sona Erdi

Gerçeğin ve hayalin sınırlarını sorgulayan sergi, müzisyen Cenk Erdoğan’ın müzik performansı ve Ozan Ünal’ın eserlerinin hikayesiyle sona erdi. Çelik, paslanmaz çelik, bronz ve beton gibi sağlam malzemelerin insan hafızasının kırılganlığıyla buluştuğu sergide yer alan 35 heykel, izleyiciyi hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuğa davet etti. Her bir eser; sanatçının çizimleri, notları ve uzun süren üretim süreçleriyle şekillenerek özgün bir düşüncenin taşıyıcısı olarak öne çıktı. Ünal’ın bu üretim sürecinde tuttuğu notlar ve çizimlerden derlenen 300 edisyonluk eskiz defteri sergide izleyiciyle buluştu. Kapanış günü, “Doküman” isimli video çalışmasının izlenmesiyle başladı. Ardından “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı”sergisinde Ozan Ünal, eserleri arasında gezerek izleyicilere anlatım yaptı. Sergi, müzisyen Cenk Erdoğan’ın canlı gitar performansıyla atmosferin duygusuna eşlik etmesiyle devam etti. Ozan Ünal konuşmasında şunları söyledi: “Farklı disiplinlerde üretmeyi seviyorum; yazarım, çizerim, videoyu da bu sergiyle birlikte ilk kez denedim. Sanatta bir disiplini öğrendiğinizde, diğerine geçmek biraz daha kolaylaşıyor ama doğru motivasyon da gerekiyor. Bu sergide bir belgesel mi, kısa film mi olduğu tam belli olmayan bir video yapmak istedim. Zaten sanatın tanımlanmasını, kategorilere ayrılmasını çok sevmem. Ben kendimce heykel yaparım, çizerim; herkesin üretim biçimi kendine özgüdür.” “Bu sergi, ‘Gerçeğin İnşası’ adını verdiğim üçlemenin son halkası. İlk sergi 2019 yılında ‘Bir Varlık Bir Yokluk’, ardından 2021’de ‘Rüya Anıdan Sayılır mı?’ gelmişti. Bu üçlemede gerçeği, rüyayı ve insanın kendi iç dünyasındaki sınırları sorgulamaya çalıştım. ‘Gerçeği inşa etmek’ kolay değil; çünkü gerçek estetik bir kavram değil, hatta bazen şekil veremediğimiz bir şey. Bu süreçte kendi çocukluğumun elinden tutup yola çıktım; sonunda bu sergi ortaya çıktı.”

Dünyanın İlk Yapay Zekâ Belgeseli “Post Truth” Altın Portakal’daydı Haber

Dünyanın İlk Yapay Zekâ Belgeseli “Post Truth” Altın Portakal’daydı

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda iki belgesele ev sahipliği yaptı. Bunlardan biri; dünyada ilk kez tümüyle yapay zekâyla hazırlanan, Alkan Avcıoğlu imzalı “Post Truth”tu. Gittikçe daha kaotik bir hal alan teknoloji ve insan ilişkisini ve önü alınamaz şekilde artan enformasyon bombardımanını ele alan çalışma, dünya galasını Varşova Film Festivali’nde yapmıştı. Gösterimden sonra seyircilerin sorularını cevaplayan Avcıoğlu, uzun zamandır yapay zekâ ile ilgilendiğini ve yapay zekâyla sanat çalışmaları yaptığını söylerken yapay zekâyla bir belgesel yapma fikrinin nasıl oluştuğunu şöyle açıkladı: “Ben bu araçlarla yıllardır çalışırken şunu düşündüm: Yapay zekâ ruhsuz görüntüler üretiyor, deniyor. Çağımız da epey ruhsuzlaşıyor; o zaman belgesel için çok iyi. Ya da ‘çağımız yapaylaşıyor’. O zaman belgesel için gene çok iyi. Belgeselin sınırlarını esnetmek için belki de güzel olur, diyen bir köyün delisi ben çıktım. Henüz hâlâ bir belgesel projesi de duymadım yapay zekâyla; yapılanlar hep kurmaca.” “Attila İlhan belgeseli yapmak istiyorum ama duygusal olarak zor” Yönetmen Biket İlhan’ın, sinemaya girişinden bugüne uzanan kariyerini konu alan “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan” belgesel de AKM Perge Salonu’nda seyircin yoğun ilgisiyle karşılandı. Yönetmen ve müzisyen Mehmet Güreli’nin imzasını taşıyan belgeselin ardından Yönetmen Biket İlhan ve kızı, müzisyen- yönetmen Nihan Belgin, seyircilerin sorularını cevapladı. Sinemaya, büyük şair ve yazar Attila İlhan’ın eserlerinin uyarlamasıyla başlayan ve bir dönem kendisiyle evli de olan İlhan, bir Attila İlhan belgeseli yapmayı düşünüp düşünmediği sorusuna şu cevabı Verdi: “Bu hep soruluyor; inşallah yapmaya çalışacağım. İstiyorum da ama hayatımdaki yeri, bana ifade ettikleri dolayısıyla duygusal olarak biraz zorlanıyorum” diye konuştu. Biket İlhan, sinemayla ilgilenmek isteyen gençlere ise çok okumalarını tavsiye etti. Nihan Belgin’e yöneltilen bir soru ve cevabı da yine duygusaldı. “Annenizin hayatının anlatıldığı bir işte sesinizle var olmak nasıl bir his?” diye sorulan Belgin, şu cevabı verdi: “Ses kaydını yaparken çok da duygusuna varamamıştım ama şu an perdede kendi hayatımın da büyük bir bölümünü izledim. Çünkü ben de vardım o projelerde. Gurur duydum, hiç görmediğim fotoğraflarımı gördüm. Aynı yoldan yürüyor olmak da benim için çok gurur verici” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı  Haber

Altın Portakal’da İlk Gün Keşiflerle Başladı 

Günün belgeselleri; Halikarnas balıkçısı namıyla maruf yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı hakkındaki “Filos”, Kurtuluş Savaşı gazisi, 101 yaşındaki efsane futbolcu Galip Haktanır’ı tanıtan “Vefalı Galip” ve Ankara’da soğan hasadında çalışan işçilerin dünyasına ışık tutan “Işığın Hasadı”ydı. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ilk gününe çok özel belgesellerin gösterimiyle başladı. Seyircilerin büyük övgüsüyle karşılanan yapımların ortak özelliği; çok kıymetli alanlara ışık tutmasıydı. “Avrupa seyircisi ‘Artık soğanı israf etmeyeceğiz’ dedi” Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’ndaki, günün ilk söyleşisinde Ankara’daki soğan hasadı işçilerinin hayat şartlarını gözler önüne seren filmi “Işığın Hasadı” ile yönetmen Esin Özalp Öztürk çıktı seyircinin karşısına. Görüntü yönetmeni sayesinde haberdar olduğu işçilerin, günde sadece 2 saatlik bir jeneratör elektriği ile yaşadığını duyduğunda filmin ismi hemen belirmiş zihninde. Daha sonra işçilerle görüşerek 6 buçuk günde filmi çekmiş. Ama kolay olmamış; özellikle de kadınları konuşturmak. “Çekimlerin ilk üç gününde kadınları bir türlü konuşturamadım. Sonra açıldılar. Film bitince bir salon tutup ilk onlara gösterdim; filmi izleyince ‘Abla bu kadar güzel olacağını bilseydik seni bu kadar yalvartmazdık’ dediler” Neredeyse bütün dünyada festivallere katılan ve pek çok ödül alan filme dünyadan gelen tepkileri değerlendiren Öztürk, “Beni en çok şaşırtan Latin Amerika oldu. Filmin orada gezmediği ülke kalmadı diyebilirim. Orada da tarım işçiliği ve emek hikayeleri yaygın olduğundan kendilerine yakın buldular sanırım. Ama Avrupa’da çok şaşırdılar ve ‘Artık marketten soğan alırken bambaşka bir gözle bakacağız ve israf etmeyeceğiz’ dediler” diye konuştu. Öztürk, salondaki bir çocuğun “Işıklı günler görecek miyiz?” sorusu karşısında ise duygulanarak şunları söyledi: Filmi çektiğimde kızım 3 buçuk yaşındaydı. Ben henüz onun eline makas vermiyordum. Soğan hasadındaki o çocuklar 6 yaşında ve neredeyse bileklerini kesbilecek makaslarla soğan kesiyorlar. Dolayısıyla umarım ışıklı günler göreceğiz, onun için uğraşıyoruz” Ayhan Işık’ın spor hocası, Kurtuluş Savaşı gazisi efsane futbolcu! Diğer belgesel “Vefalı Galip” ise 101 yaşındaki Kurtuluş Savaşı gazisi ve bir futbol efsanesi olan Vefa Haktanır’ı tanıttı seyirciye. Gösterim sonrası yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, yardımcı yönetmen Emine Özge Demirkıran, kurgucu Hakan Kızıltaş ve danışman Fethi Aytuna soruları cevapladı. Haktanır’a dair bir film yapma fikrinin uzun zamandır var olduğunu söyleyen yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran, süreci şöyle anlattı: Tanıştığımızda 96 yaşındaydı, aparman yöneticisiydi ve her hafta, mezunu olduğu, Darüşşafaka’nın toplantıları için toplu taşımayla karşı yakaya geçerdi. Onların zamanları çok başka; Galip ağabey 1937’de futbola başladığında daha formalarda sırt numarası uygulaması yok! Sarı- kırmızı kart kuralı yok! O yüzden hep aklımdaydı ama ancak 101 yaşındayken yapabildik. Filmin danışmanı Fethi Aytuna ise Haktanır’ın, tuttuğu notları derleme isteğini kendisine ilettiğini ve bu yolla İletişim Yayınları tarafından basılı bir kitap haline geldiğinden bahsetti: Gerçi futbol hayatından sonra notlarını tutmaya başlamış ama yine de o dönemin futboluna dair da bilgiler var. Son zamanlarına kadar hafızasının kuvvetli olması büyük şanstı bizim için. Bu alanda arşiv malzemesinin yetersizliğine değinen yönetmen Demirkıran da Haktanır’a dair bir bilgiye nasıl tesadüfen eriştiğini paylaştı: Galip ağabey, Darüşşafaka ve üniversite mezunu. Çok az sayıda üniversite mezunu olduğundan beden eğitimi öğretmenliği de yapmış biri. Bunu biliyorduk ama spesifik bir bilgi yoktu. Bir gün tesadüfen Ayhan Işık’ın “Cingöz Recai” filmini izledikten sonra Ayhan Işık’ın biyografisine bakarken bir röportajına denk geldim. Diyordu ki; Nişantaşı Ortaokulu’nda okudum ve çok değerli hocalarım vardı. Edebiyat dersimize Salah Birsel, beden eğitimi dersimize de Galip Haktanır girerdi. Filmin dünyada da ilgi görmesini hem memnuniyet hem de şaşkınlıkla karşıladığını dile getiren yönetmen, “Ben bu filmle İran, Sırbistan ve İtalya’da ödül aldım” diye konuştu. Sürgünde yeni bir dünya kuran yazar: Halikarnas balıkçısı AKM Perge Salonu’ndaki son söyleşi, Halikarnas balıkçısı namıyla meşhur yazarımız, Cevat Şakir Kabaağaçlı’ya dair “Filos” belgeseli ekibiyle gerçekleşti. Söyleşiye; yönetmenler Nurdan Tümbek Tekeoğlu- Orhan Tekeoğlu, Halikarnas Balıkçısı kitabının yazarı Meltem Ulu ve yazarın torunu Kuki Kutup katıldı. Bir dergide yayımlanan makalesi yüzünden önce idama mahkum edilen ardından da Bodrum’a sürgüne gönderilen Kabaağaçlı’nın, sürgünde yepyeni bir hayat başlatmasını ele alan belgesel, Meltem Ulu’nun “Halikarnas Balıkçısı” kitabından hareketle çekildi. Nurdan Tümbek Tekeoğlu, Ulu’nun kitabından etkilenip bunu bir belgesele dönüştürme fikrini, Orhan Tekeoğlu’yla paylaşmış ancak proje hemen hayata geçememiş. Orhan Tekeoğlu bu süreci şu sözlerle anlattı: O dönem başka bir belgesel çekiyordum, gelip kafamı karıştırdı. Şu kitabı bir okur musun, dedi. Ben hep öteledim hep kıvırdım ama sonunda ısrarlar artınca kitabı okudum. Engin bir denizin içinde buldum kendimi. Cevat Şakir’i demek ki hiç tanımıyoruz diye düşündün. Bodrum’u Bodrum yapanın Cevat Şakir olduğunu bilmiyordum. Okudukça okyanusun dibine daldım ve kendi projemi durdurup bu belgesel için çalışmaya başladım. Halikarnas Balıkçısı kitabını yazarı Meltem Ulu ise duygularını şöyle ifade etti: Kitabı yazarken hayatından o kadar etkilendim ki biyografisini yazmam lazım, diye düşündüm. Benim için çok özel bir gün, şimdi önümde bir belgesel var. Şöyle görüyorum; Halikarnas Balıkçısı başka bir alemde bize yol açmaya devam ediyor aslında. Yazarın torunu Kuki Kutup ise Kabaağaçlı için “Dede herkese biraz dokunmuştur; bahçeniz, fesleğeniniz, limon ağacınız varsa, iki nane dikip salatanıza katıyorsanız denize bakınca ‘oh’ diyorsanız size de dokunmuştur” derken sözlerini şöyle sürdürdü: Deniz demişken, mavi demişken, ben İzmir’den geliyorum, bugün Antalya’ya hayran kaldım, belediyeciliğe hayran kaldım; çok şanslısınız. Seyircilerden gelen, “Cevat Şakir, denizi olmayan bir yere sürülseydi yolculuğu nasıl ilerlerdi?” sorusunun cevabı ise aslında bütün ekip için aynıydı. Kutup, “Yaşadığı tam bir metamorfoz. İstanbul’dan, Afyondan sonra Bodrum’a geldiğinde yaşadığı bambaşka bir şey; denize kavuştu! Başka bir yere gitseydi de yine denize çıkardı yolu” derken Orhan Tekeoğlu, yönetmen eşiyle aralarında bu konuşmanın geçtiğini belirterek “Bodrum’a değil de Sinop’a gönderilseydi Sinop’u da Bodrum yapardı; çünkü o ruhta bir insan” diye konuştu. Yazarın yaşadığı dönemin şartlarını da hesap etmek gerektiğine dikkat çeken Ulu ise souyu şöyle cevapladı: Bodrum’da da ilk dönemi kolay geçmiyor aslında. Hem hayat koşulları zor hem de dışlanmış durumda. Benim için bütün özelliklerinin ötesinde ben onda ‘gerçek insan’ olma vasfını görürüm hep. Oxford’a gitmiş, Avrupa’yı gezmiş, bir sürü deneyimi var ve sürgün ediliyor… Ama bence o her yerde var olurdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nın üçüncü dönem belgeseli izleyiciyle buluşuyor Haber

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı'nın üçüncü dönem belgeseli izleyiciyle buluşuyor

Sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda çevreye ve topluma değer katan girişimleri destekleyen Borusan Holding'in hayata geçirdiği Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, üçüncü dönemini özel bir belgeselle taçlandırdı. İklim kriziyle mücadele ve eşitsizliklerin azaltılmasına odaklanan bu dönemin başarıları ve desteklenen projelerin dönüştürücü gücü, belgesel aracılığıyla geniş kitlelerle buluştu. İlham verici yapım, Türkiye'nin ilk ve tek belgesel kanalı beIN İZ TV'nin kurucularından yönetmen Vedat Atasoy’un imzasını taşıyor. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, “2022 yılında daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle başlattığımız Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, destek mekanizması olmanın ötesinde gerçek bir ekosistem sunuyor. Sosyal faydayı odağına alan ve toplumsal dönüşüme aracılık eden projelere, ihtiyaç analizinden kapasite geliştirmeye, özel eğitimlerden mentorluk fırsatlarına kadar geniş yelpazede kapsamlı destekler sağlıyoruz. Programımızı toplumsal dinamikler ve sürdürülebilirlik alanındaki en güncel yaklaşımlar ışığında sürekli geliştiriyoruz. Yenilikçi çözümler üreten projelerin sadece filizlenmesine değil, aynı zamanda yarattıkları faydanın katlanarak büyümesine ve çok daha geniş kitlelere ulaşmasına zemin hazırlıyoruz.” Belgesel, Impact Hub İstanbul iş birliği ile gerçekleştirilen Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nın üçüncü döneminin hikayesini gözler önüne seriyor. Belgeselde, desteklenen projelerin başlangıç aşamasından bugüne nasıl bir gelişim gösterdiği ve yarattıkları somut çevresel ve toplumsal faydalar detaylı bir şekilde ele alınıyor. Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı, bu yıl Türkiye’nin 58 farklı ilinden rekor sayıda başvuruyla toplam 428 projeyi değerlendirdi. Süreç sonunda ziyaretçilerin deneyimleriyle müzelerin erişilebilirlik haritasını çıkaran ve rehberlik hizmeti sunan “Bongo Art Project”, iklim krizinin tehdidi altındaki biyoçeşitliliğe özellikle de nesli tükenmekte olan kuş seslerini müzisyenlerin kayıtlarıyla harmanlayarak dikkat çeken “Türkiye’nin Nesli Tehlike Altındaki Sesleri Projesi” ve yerel pazarlarda gıda atığını minimize etmeyi, esnafın çalışma şartlarını iyileştirmeyi amaçlayan döngüsel ekonomi modeli sunan “Çarşı Pazar Projesi” desteklendi. “Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı”nın 3. dönemine odaklanan bu ilham verici belgesel, ilk olarak 16 Eylül’de beIN İZ TV’de yayımlandı. Üç tekrar yayınıyla büyük ilgi gören belgesel, bugünden itibaren Borusan Holding YouTube kanalında izleyiciyle buluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.