Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Beyaz Eşya

Kapsül Haber Ajansı - Beyaz Eşya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beyaz Eşya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Kadın İşi Girişim" Projesine ‘Kadın Girişimciliğine Destek’ Ödülü! Haber

"Kadın İşi Girişim" Projesine ‘Kadın Girişimciliğine Destek’ Ödülü!

Profilo ve Habitat Derneği ortaklığında yürütülen Kadın İşi Girişim projesi, kadınların girişimcilik yolculuklarında ihtiyaç duydukları bilgi ve becerileri güçlendirmeyi; eğitim, mentorluk ve iş geliştirme destekleriyle işletmelerinin gelişimine somut katkı sunmayı hedefliyor. Türkiye'nin dört bir yanındaki satış noktaları ile tüketicileriyle buluşan Profilo Ev Aletleri’nin, kendi işini büyütmek isteyen girişimci kadınları desteklemek amacıyla Habitat Derneği’yle hayata geçirdiği “Kadın İşi Girişim” projesi, 6. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri kapsamında “Kadın Girişimciliği ve Kadın Gücünün Desteklenmesi” kategorisinde ödüle layık görüldü. Ödül töreni 5 Mart’ta İş Sanat’ta gerçekleştirildi. 6.Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri kapsamında başvurular alanında uzman jüri üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen jüri çalıştayında değerlendirildi. Çalıştay sürecinde projeler; hedefleri, uygulama adımları, sürdürülebilirliği ve yarattıkları sosyal etki doğrultusunda ele alındı. Projelerin tüm çıktıları ve etki aşamaları jüri üyeleri tarafından ayrıntılı olarak tartışıldı. Jüri oylarıyla “Kadın Girişimciliği ve Kadın Gücünün Desteklenmesi” kategorisinde “Kadın İşi Girişim” projesi ödül almaya hak kazandı. “Kadınların ekonomik olarak güçlendiği bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz” Profilo Kıdemli Pazarlama Müdürü Ekin Sarfati, ödül töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Öncelikle bu anlamlı ödül için çok teşekkür ediyoruz. Bu ödüle layık görülmek bizim için büyük bir gurur. Profilo olarak, Habitat Derneği ile birlikte hayata geçirdiğimiz Kadın İşi Girişim projesiyle şuna inandık: Kadınlar üretmek istiyor, büyümek istiyor, hayallerini gerçeğe dönüştürmek istiyor. Bazen ihtiyaç duydukları tek şey; doğru bilgi, doğru yönlendirme ve “yalnız değilsin” diyen bir yol arkadaşlığı. Proje başladığından bu yana Türkiye’nin 7 bölgesinde, 57 ilinde 1500’den fazla kadın girişimciye ulaştık. Ulaşmaya da devam ediyoruz. Eğitimler, mentorluk programları, networking buluşmaları ve iş geliştirme desteğiyle onların yanında yürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki girişimcilik bir maraton. Özellikle kadınlar için daha da zorlu bir maraton. Biz bu yolculukta sadece başlangıç noktası olmak değil, sürdürülebilir bir destek mekanizması kurmak istedik. Profilo olarak yıllardır hayatı kolaylaştıran bir markayız. Ancak bu projeyle, sadece evlerin içinde değil, evlerin dışında da kadınların yanında olmayı seçtik. Bu projede emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma, değerli iş ortağımız Habitat Derneği’ne ve cesaretleriyle bize ilham veren tüm kadın girişimcilere gönülden teşekkür ediyorum. Kadınların ekonomik olarak güçlendiği, üretmeye ve büyümeye cesaret ettiği bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz.” “Mentorluk ve İş Geliştirme Desteği Programı” hayata geçirildi 2025 yılında başlayan Kadın İşi Girişim projesi kapsamında bugüne kadar 1.500 girişimci kadına iş modeli oluşturma, dijital pazarlama, finansal okuryazarlık ve web tabanlı tasarım konularında eğitimler verildi. Bu eğitimler 2026’da da devam ediyor. Ayrıca bu eğitim sürecinin devamı niteliğinde, “Mentorluk ve İş Geliştirme Desteği Programı” da hayata geçirildi. Başvuruların değerlendirilmesi sonucunda uygun bulunan 20 girişimci kadın mentorluk programına dahil edilecek. Bu kadınlar, finansal yönetim, pazarlama ve büyüme stratejileri gibi alanlarda destekleyici eğitimler alacak. Mentorluk programı sürecini başarıyla tamamlayan girişimler arasından yapılacak değerlendirme sonucunda 10 girişimci kadına iş geliştirme desteği sağlanacak. Jüri; büyüme potansiyeli, etki kapasitesi ve desteğin iş geliştirmeye katkısını dikkate alarak iş geliştirme desteği almaya hak kazanan 10 girişimciyi ve alacakları destek tutarlarını belirleyecek. İş modelleri kapsamında ihtiyaç olduğu takdirde girişimcilere beyaz eşya desteğini ise Profilo sağlayacak. "Kadın İşi Girişim" projesi kapsamında yürütülen bu program ile, girişimci kadınların işletme ve markalarının güçlendirilmesi, işlerini sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir yapıya kavuşturmalarının desteklenmesi, ekonomik hayata daha aktif katılımlarının teşvik edilmesi ve kadınların toplumsal rolünün güçlendirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik’te Üst Yönetimde Yeni Dönem Haber

Arçelik’te Üst Yönetimde Yeni Dönem

Dünya genelinde 55’ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve 50.000’e yakın çalışanıyla Avrupa’nın en büyük beyaz eşya şirketi konumunda bulunan Arçelik’te bayrak değişimi gerçekleşiyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, olağan Genel Kurul itibarıyla Arçelik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı (Ticari - Türkiye ve Güney Asya) ve Arçelik Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapmakta olan Can Dinçer’e devredecek. Arçelik CEO’su olarak 11 yıl, Koç Topluluğu bünyesinde ise 32 yıl görev yapan Hakan Bulgurlu, şirketin küresel ölçekte dönüşümüne ekibiyle liderlik etti. Onun döneminde Arçelik, Avrupa’da 1. sıraya ve dünyada ilk 3 oyuncu arasına yükseldi. Sürdürülebilirlik performansı uluslararası endekslerde üst sıralara taşınırken, çevresel ve sosyal sorumluluk şirketin stratejik önceliklerinin merkezine yerleşti. Dawlance, Voltas Beko, Singer Bangladesh, Hitachi ve Whirlpool ile gerçekleştirilen iş birlikleri ve entegrasyon süreçleriyle şirketin coğrafi ayak izi ve küresel rekabet gücü önemli ölçüde güçlendirildi. Hakan Bulgurlu, Haziran ayına kadar Beko BV Yönetim Kurulu Üyesi ve Avrupa Ev Aletleri Üreticileri Birliği (APPLiA) Başkanı olarak görevlerine devam edecek. Arçelik Genel Müdürü olarak atanan Can Dinçer, 33 yıllık kariyeri boyunca Türkiye’den Avrupa, Amerika ve Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyada liderlik sorumlulukları üstlendi. Dokuz yılı aşkın süredir Arçelik Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü olarak görev yapan Dinçer, 2018 yılından bu yana Arçelik’in de Türkiye ve Güney Asya’dan sorumlu Ticari Genel Müdür Yardımcılığı görevini de yürütmektedir. Bu süreçte bayi-servis teşkilatının ve ekibinin gücüyle Arçelik markasının Türkiye’deki pazar konumunun güçlenmesine katkı sağlamıştır. Aynı zamanda Güney Asya bölgesinde sürdürülebilir büyümenin devamlılığında etkin rol oynamıştır. Dinçer ayrıca Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) Başkanlığı görevini 2019-2023 yılları boyunca yürüterek sektörün gelişimi, rekabet gücü ve sürdürülebilir dönüşüm süreçlerinde aktif rol almıştır. Arçelik Pazarlama A.Ş. Genel Müdürlüğü görevine ilişkin atama, daha sonra kamuoyuna duyurulacaktır. Arçelik küresel büyüme stratejisini aynı kararlılıkla sürdürürken, Türkiye operasyonları da bu yolculukta güçlü ve belirleyici rolünü korumaya devam edecektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şikayetvar 2025 Verilerini Açıkladı:  Dolandırıcılık ve Bahis Siteleri Gündemi Sarstı Haber

Şikayetvar 2025 Verilerini Açıkladı: Dolandırıcılık ve Bahis Siteleri Gündemi Sarstı

. Platform, yıl içerisinde gündemin nabzını da tuttu. Verilere göre dolandırıcılık, sanal bahis ve TOKİ en çok konuşulanlar arasında yer aldı. Şikayetvar’ın açıkladığı verilere göre 2025 yılı genelinde platforma toplam 2 milyon 868 bin 914 şikayet ulaştı. Yıl boyunca gelen şikayetlere toplam 436 bin 342 yorum yazıldı. 2025’te yeni kullanıcı sayısı yüzde 11 artışla 1 milyon 359 bin 51 olarak kaydedildi. Yıl içinde toplam 533 bin 117 şikayet çözüme kavuştu. Platforma kayıtlı olan marka sayısıysa 2025’te 33 bin 500’e yaklaştı. En çok şikayet Aralıkta Açıklanan verilere göre şikayetlerin en yoğun olduğu ay 267 bin 49 şikayetle Aralık olurken yılın 47. hafta (63 bin 577) en çok şikayet artışının yaşandığı hafta olarak kaydedildi. Öğretmenler Günü’ne denk gelen 24 Kasım tarihi ise 2025’te en çok şikayetin geldiği gün olarak tarihe geçti. Yorum sayısında zirve Ocak ayında Peki, 2025, yorum sayıları açısından nasıl bir tablo ortaya koydu? Verilere göre yorum sayısının en çok olduğu ay 44 bin 533 yorum sayısıyla Ocak olarak kaydedildi. Yılın ilk haftası 11 bin 39 yorumla yılın yorum şampiyonu olurken 9 Ocak’ta bin 854 yorumla bu kulvarda liderliğini korudu. E-ticaret şikayetleri yine zirvede Şikayetvar tarafından açıklanan verilere göre e-ticaret sektörü 365 bin 395 şikayet sayısıyla tüketicilerin en çok çözüm beklediği sektör oldu. 2. sırada 312 bin 396 şikayet sayısıyla finans sektörü olurken, iletişim sektörü 286 bin 811 sayısıyla 3. sırada yer aldı. İnternet platformları (200 bin 880), şans oyunları ve bahis (163 bin 484), kargo ve nakliyat (141 bin 851), giyim (127 bin 258), beyaz eşya (116 bin 266), kamu (90 bin 394) ve ulaşım sektörü en çok şikayet edilen sektörler olarak sıralamada yerini aldı. E-ticarette en çok şikayet iade ve değişim sürecine… E-ticaret sektöründe şikayetlerin odağında “iptal–iade–değişim” süreçleri yer aldı. Bu başlık, toplam şikâyetlerin yüzde 63’ünü oluştururken, fiyat–fatura–ödeme konuları yüzde 56 ile ikinci sıraya çıktı. Ürünlerin teslim edilmediğine dair şikayetler ise yüzde 34 oranıyla dikkat çekti. Ürün tarafında kalite, ayıplı ürün ve eksik/yanlış ürün bildirimleri öne çıkan diğer başlıklar arasında sıralandı. Finans sektöründe en çok şikayet hesap işlemlerinde Finans sektöründe şikayetlerin lideri hesap işlemleri oldu (yüzde 36). Kredi kartı şikayetleri yüzde 31 ile üst sıralarda yer alırken, ATM ve şube kaynaklı bildirimler yüzde 22 seviyesinde gerçekleşti. Dijital kanallarda web sitesi sorunları da öne çıkarken (yüzde 19), transfer işlemleri ve personel davranışı şikayetleri sektörün gündeminde yerini korudu. 2025’in iletişim karnesi: Fatura ve internet hızı zirvede İletişim sektöründe en yoğun şikayet başlığı fiyat–fatura–ödeme oldu (yüzde 35). İnternet erişim ve hız şikayetleri yüzde 30 ile ikinci sıraya yerleşirken, web sitesi kaynaklı sorunlar yüzde 28 oranına ulaştı. Abonelik süreçlerinde taahhüt cayma bedeli, teknik tarafta modem/cihaz ve teknik destek şikâyetleri de dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Bahis siteleri yıla damgasını vurdu Platformun aktardığı verilere göre bu yıl en çok şikayet edilen kategori, 155 bin 180 şikayetle Türkiye’nin gündeminden düşmeyen bahis siteleri oldu. 2023’te 75 bin 99 olan şikayet sayısı, 2024’te 110 bin 10’a yükseldi. Bu sayı 2025’te ise 155 bin 180’e ulaştı. GSM operatörleri ve internet servis sağlayıcıları yine gündemde GSM operatörlerinde şikayet sayısı 142 bin 419, internet servis sağlayıcılarında ise 135 bin 211 şikayet platforma ulaştı. Özel bankalarda 134 bin 944 şikayet sayısı, kargo kategorisinde 118 bin 232, pazaryeri sitelerinde 108 bin 299, giyim marka mağaza zincirinde şikayetler 56 bin 969 olarak kaydedildi. Kamu bankaları, karayolu ulaşım firmaları, zincir marketler, indirim marketleri ve dolandırıcılık kategorisi en çok şikayet edilen kategoriler olarak sıralandı. Temizlik sektörü çözüm oranında bu yılda parladı Temizlik sektörü bir önceki yıla kıyaslandığında yüzde 29,7 artışla çözüm oranı en yüksek sektörlerde bu yıl ilk sırada yer aldı. Emlak ve inşaat sektöründe bir önceki yılda 5 bin 391 olan çözüm sayısı yüzde 26’lık çözüm oranıyla 20 bin 494’e yükseldi. Kargo ve nakliyat, internet platformları, gıda ve sigortacılık çözüm oranıyla yılı zirvede kapatan sektörler oldu. “İstenmeyen numaralar” bu yıl da durmadı Çözüm oranı en düşük olan sektörler 2025 yılı için şu şekilde sıralandı: Ulaşım, kamu, turizm, spor, sağlık, cep telefonu, eğitim, enerji, otomotiv, alışveriş ve içecek… 2025 yılı kategori bazında değerlendirildiğinde herkesin kabusu olan “istenmeyen aramalar” 10 bin 49 şikayetle ilk sırada yerini aldı. Devlet üniversitesi hastaneleri çözüm üretmede sorun yaşayan 2. kategori oldu. Karayolu ulaşım firmaları, ulusal hava yolları ve ikinci el giyim siteleri diğer kategori olarak öne çıktı. En çok merak edilen sektörler: E-ticaret, finans, beyaz eşya… Şikayetvar verilerine göre 41 milyon 333 bin 518 ziyaretçi sayısıyla en çok şikayet edilen sektör e-ticaret oldu. Onu 26 milyon 985 bin 893 ziyaretçi sayısıyla finans, 18 milyon 951 bin 290 ziyaretçi sayısıyla beyaz eşya, 18 milyon 447 bin 237 ziyaretçi sayısıyla otomotiv sektörü izledi. Kamu, elektrikli ev-mutfak aletleri, alışveriş ve ses & görüntü sistemleri öne çıkan diğer sektörler arasındaydı. Merak edilen markalarda zirve değişmedi 3 milyon 597 bin 926 ziyaretçi sayısıyla Türk Telekom 2025’in en çok merak edilen ve Şikayetvar’da en çok araştırılan marka olarak kaydedildi. Ortalama 2 milyon ziyaretçi sayısıyla Garanti BBVA ikinci sırada, 1 milyon 977 bin 49 ziyaretçi sayısıyla Akbank üçüncü sırada yerini aldı. Vodafone, Instagram, Eminevim, Trendyol ve Arçelik en çok merak edilen markalar olarak öne çıktı. Dolandırıcılık şikayetleri 40 bini aştı Türkiye’nin 2025’te en çok konuştuğu konular arasında dolandırıcılık vakaları da yer aldı. Son bir yılda platforma konuyla ilgili toplam 40 bin 105 şikayet ulaştı. Çeşitli yollarla kullanıcıları ağlarına düşüren dolandırıcıların kullandıkları yollar platforma yansıdı. 2025’te “dolandırıcılık” alanında dava / icra SMS dolandırıcılığı yöntemi bir önceki yılla kıyaslandığında yüzde 162’lik artışla 11 bin 368 sayısını gördü. Sahte bahis sitelerinde yıllık şikayet artışı yüzde 67 oranında gözlemlendi ve şikayet sayısı 5 bin 868’e ulaştı. Evde paketleme dolandırıcılığı, sahte web sitesi dolandırıcılığı, Instagram dolandırıcılığı, kripto para yatırım dolandırıcılığı öne çıkan diğer yöntemler oldu. “Sosyal yardım” en çok yorum alan şikayet oldu Şikayetvar, 2025 yılında gelen ilginç şikayetlere de yer verdi. Verilere göre geçtiğimiz yıl en çok yorum alan şikayet şu oldu: “Arkadaşlar merhaba, iyi geceler. 2025 mayıs SED (Sosyal ve Ekonomik Destek) ödemesi yatan var mı acaba? İzmir henüz yatmadı. Nerelerde yattı arkadaşlar, yatan bilgi verebilir mi lütfen? Normalde 14'i gecesi 01:30'a kadar yatıyordu ama saat kaç oldu, hâlâ yatan yok. Hesabına yatan varsa il olarak bilgi verelim lütfen.” 2025’te en çok görüntülenen şikayet dolandırıcılık üzerine En çok görüntülenen şikayetse şu oldu: “29 Temmuz 2025 tarihinde saat 13:58’de ‘Ceza dosyanızın son günüdür mağdur olmamak için arayın’ diye mesaj geldi. Bu mesajın dolandırıcılık olduğunu düşünüyorum. E-devlet ve UYAP üzerinden yaptığım kontrolde böyle bir cezaya ait bir kaydın olmadığını gördüm. Bu numara, site veya hukuk bürosu tarafından adıma yapılan veya yapılacak hiçbir suçlamayı, hesap açılışını, kredi başvurusunu, para transferini, kumar işlemini, alım-satımı, devri, kefaleti veya bahis işlemlerini onaylamıyorum.” Gıda sektöründe kaliteden ödün şüphesi 2025 yılı özelinde gıda şikayetlerindeki artışın ana motoru artık sadece "pahalı olması" değil, kalitesinin bozulması olarak gözlemlendi. Girdi maliyetleri artan firmaların, ürün içeriğini değiştirmesi veya raflardaki ürünlerin yüksek fiyat nedeniyle yavaş dönmesi tüketicinin en hassas olduğu noktalardan biri olarak gözlemlendi. Tüketici, "Bu kadar para veriyorsam, ürün taze ve kaliteli olmak zorunda" diyerek hata payını sıfıra indirgemek istedi. "Harcama pişmanlığı" ve iptal ve iade fırtınası Hemen hemen tüm büyüyen kategorilerde (giyim, e-ticaret, hobiler vb) "iptal / iade / değişim" ve "fiyat / fatura / hesap / ödeme" konuları ilk iki sırada yer alıyor. Böylesi bir ortamda yapılan her harcama, tüketicinin bütçesinde büyük bir delik açıyor. Bu da "satın alma sonrası pişmanlık" veya "beklentinin karşılanmaması" durumunda iade sürecini bir "hak arama savaşına" dönüştürüyor. Lüks ve keyfi tüketimden kaçış… Bazı kategorilerde şikayetlerin azalması, o sektördeki memnuniyetin arttığı anlamına gelmiyor; aksine tüketicinin o üründen/hizmetten tamamen elini çektiğini gösteriyor. 2024’ün büyük trendleri olan air fryer ve oyun konsolu kategorisinde yaşanan sert şikayet düşüşleri "keyfi" harcamaların bıçak gibi kesildiğini kanıtlıyor. İnsanlar artık teknolojik oyuncaklar yerine temel ihtiyaçlara bütçe ayırıyor. Ev dekorasyonu ve yenileme harcamaları ertelenen harcamalar listesinin başında yer alıyor. "Online’dan fiziksele" dönüş: Teslimat ücreti etkisi Market alışveriş siteleri kategorisinde yaşanan yüzde 45’lik düşüş oldukça kritik bir veri olarak değerlendirilebilir. Öyle ki 2024’te 17 bin olan şikayet sayısı 2025’te 9 bine kadar gerilediği gözlemleniyor. Ekonomik zorluklar nedeniyle artan kurye ücretleri, servis bedelleri ve uygulama içi fiyat farkları, tüketiciyi “online konforu”ndan vazgeçip fiziksel marketlere özellikle indirim marketlerine geri döndürdü. İnsanlar artık 3-5 TL daha ucuza almak için artık kendi poşetini kendi taşıyor. 2025’te finansal "kış uykusu" yaşandı Bireysel emeklilik sisteminde 2025 yılında yaşanan yüzde 45’lik düşüş yeni katılımın azalmış olabileceğini veya insanların sistemdeki paralarına dokunmadan beklemeye geçtiğini gösteriyor. Öte yandan banka aracı yatırım şirketlerinin şikayetlerindeki yüzde 57’lik gerileme borsa veya yatırım araçlarındaki hacim daralması veya tüketicinin riskli yatırımlardan kaçıp mevduat gibi daha stabil alanlara çekilmesi bu düşüşü açıklıyor. E-ticaret: "Konfordan tasarrufa" geçiş E-ticaret sektörü geçen yıla oranla genel toplamda eksi yüzde 4 ile yatay bir seyir izlemiş gibi görünse de alt kırılımlar büyük bir kabuk değişimini gösteriyor. Market alışveriş sitelerinde yaşanan yüzde 45’lik sert düşüş, tüketicinin “kapıya gelsin” konforundan vazgeçip 5-10 TL daha ucuza ürün bulabileceği indirim marketlere geçiş yaptığını işaret ediyor. Yemek siteleri kategorisinde yüzde 13’lük artış, dışarıda yemek yemenin aşırı pahalılaşmasıyla “eve sipariş”in devam ettiğini gösteriyor. Beyaz eşya: "Yenisini alamıyoruz, eskiyi yaşatmalıyız" Verilere göre 2025 yılında beyaz eşya kategorisinde şikayetler yüzde 3.7’lik hafif bir düşüş yaşadı. Bu düşüş aslında bir "satın alma daralması”na işaret ediyor. Beyaz eşya fiyatlarındaki fahiş artışlar, tüketicinin "bozulana kadar kullan" moduna geçmesine neden oldu. Sektörün en büyük şikayet konuları "arıza-çalışmama" ve "servis" olarak öne çıktı. İnsanlar yeni bir buzdolabı almak yerine mevcut olanı tamir ettirmeye çalışıyor ve bu süreçteki yetersiz/yavaş servis hizmetleri en büyük gerginlik kaynağı olarak gözlemleniyor. Öte yandan elektrik zamları sonrası beyaz eşyaların "ne kadar yaktığı" konusu, ilk kez bu kadar üst sıralarda bir şikayet konusu haline geldi. 2025’te "fatura şokları” yaşadık Yüzde 3,5'lik artışla iletişim sektörü 2025'in en hareketli sektörlerinden biri olarak öne çıktı. Fiyat ve fatura konulu 82 bin şikayetle operatörlerin enflasyon güncellemesi altında yaptığı zamlar, tüketicinin en çok ses çıkardığı başlık oldu. Kullanıcılar "bir sonraki faturam ne olacak?" endişesiyle web sitelerini ve taahhüt yenileme süreçlerini (63 bin şikayet) didik didik etti. Verilere göre sektör artık "hizmet kalitesi"nden ziyade "fiyat adaleti" üzerinden eleştirilerin odağında yer aldı. Kargo sektöründe çarklar yavaşlıyor Kargo ve nakliyat sektöründe yüzde 21’lik şikayet düşüşü sektörün mükemmelleşmesinden ziyade, e-ticaret hacminin (özellikle mobilya, kırtasiye, teknoloji gibi büyük kalemlerde) daralmasıyla ilgili olabilir. Şikayetlerin hala açık ara lideri "geç teslimat" konusundan geldi. Tüketici, yüksek kargo ücretleri ödediği bir dönemde "hızlı teslimat" beklentisinden ödün vermedi. 2025’te TOKİ şikayetleri zirveyi gördü 2025 yılında en çok konuştuğumuz konulardan biri de TOKİ oldu. 439 bin 239 ziyaretçi sayısıyla kasım, aramaların zirve yaptığı ay olarak kaydedildi. Öte yandan bir önceki ay ile kıyaslandığında kasımda ziyaret oran artışı yüzde 639 olarak kaydedildi. Yine aynı dönemde şikayetler bir önceki aya göre yüzde 495’e yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu Haber

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına bakışını ortaya koyan Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin yeni bir beyaz eşya satın alırken göz önünde bulundurduğu kriterler, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duyulan güven, enerji farkındalığı ve geleceğe dönük beklentilere kadar geniş bir yelpazede içgörüyü bir araya getiriyor. Her ülkede yaş, cinsiyet, konum ve eğitim gibi temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi, insanların evlerindeki harcamaları daha bilinçli yönetmek istediğini ve bu nedenle uzun vadede tasarruf sağlayan akıllı cihazlara daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca, 12 ülkenin 8’inde enerji maliyetlerinin tüketiciler için günlük yaşamı en fazla etkileyen çevresel kaygı olarak öne çıktığını da gösteriyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: “Tüketicilerin %70’i ‘akıllı’ kavramını enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımlıyor” Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler, tüketicilerin ev teknolojilerinden beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Arçelik olarak biz de tüketicilerimizin değişen ihtiyaçları ve beklentilerini yakından takip ediyor; bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikleri doğru okumayı önemsiyoruz. Bu dönüşümü daha iyi anlamak ve akıllı ev teknolojilerinden beklentileri ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nı hayata geçirdik. Araştırmamızın sonuçları, enerji farkındalığı ile akıllı teknoloji talebi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi. Tayland, Mısır, Pakistan, Romanya gibi Batı Avrupa dışındaki pazarlarda tüketicilerin %72’si ev aletlerinin aylık enerji maliyetlerini bildiğini belirtirken, Avrupa’da bu oran %55 seviyesinde seyretti. Tüketicilerin %70’inden fazlası, ‘akıllı’ kavramını; karmaşık dijital özelliklerden ziyade enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımladı. Öte yandan, birçok pazarda tüketicilerin yaklaşık üçte ikisinin enerji tasarrufu için hâlâ manuel yöntemlere başvurduğunu gördük. Araştırmamız tüketicilerin enerji tasarrufu konusunda davranışlarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak bunu yaparken güven duyabilecekleri ve hayatı kolaylaştıran teknolojilere ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu” dedi. Hakan Bulgurlu: “Türkiye’de tüketicilerin yarısından fazlası beyaz eşyalarında enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor” Akıllı yaşam ve sürdürülebilir ev teknolojileri alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkan Akıllı Yaşam Endeksi’nin Türkiye sonuçlarına değinen Hakan Bulgurlu, “Akıllı ev teknolojilerine yönelik beklentiler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüketicilerin ortak isteği enerji verimliliği sağlayan, kullanım kolaylığı sunan ve uzun vadede maliyetleri düşüren çözümler olarak öne çıkıyor. Türkiye de %70 ile bu beklentinin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketicilerin %40’ından fazlası, önceki dönemlere kıyasla son 12 ayda enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken, %60’ından fazlası buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinelerinde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor. %80’inin ise daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ettiğini görüyoruz. Arçelik olarak biz de faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde yapay zekâ, akıllı sensörler, veri analizi ve enerji verimli tasarımlar sayesinde çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerimizle bu beklentilere karşılık veriyoruz. Akıllı çözümlerimiz, cihazlarımızın performansına katkı sağlarken, tüketicilerimizin gerçek zamanlı olarak tüketimlerini takip etmesini de sağlıyor. Sürdürülebilirlik, kalite, güvenilirlik ve dayanıklılık odaklı yaklaşımımızla, sürdürülebilir ve akıllı bir yaşam deneyiminde sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi’nden Dikkat Çeken Bulgular Globalde öne çıkanlar Araştırma sonuçları, tüketicilerin enerji verimliliğine yaklaşımında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Son 12 ayda her 10 tüketiciden 4’ü, geçmişe kıyasla enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken; her 10 tüketiciden 6’sı buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinesi gibi ürünlerde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullandığını ifade ediyor. Tüketicilerin %60’ı kullandıkları ev aletlerinin aylık tüketimlerine dair farkındalığa sahip olduğunu belirtiyor.Global ölçekte tüketicilerin yaklaşık %67’si, enerji tasarrufu için hâlâ çamaşırları asarak kurutma, yoğun saatler dışında cihaz kullanımı veya elde yıkama gibi manuel yöntemlere başvuruyor. Araştırma, enerji tasarrufu davranışlarında yaş ve gelir arasında dikkat çekici bir ters ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, yaş arttıkça enerji tasarrufuna yönelik davranışlar güçlenirken, gelir seviyesi yükseldikçe bu davranışların azaldığı görülüyor. 54 yaş ve üzeri tüketiciler, tüm pazarlarda enerji tasarrufuna yönelik davranışlarda lider konumda bulunuyor.Araştırma, ayrıca, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda akıllı özelliklere verilen önemin, düşük maliyetli pazarlara kıyasla 2 kata kadar daha yüksek olduğunu da gösteriyor.Tayland (%81), Pakistan (%86) ve Türkiye’de (%80) tüketicilerin büyük çoğunluğu, beyaz eşyaların gelecekte daha da akıllı hale gelmesini istediklerini belirtiyor. Buna karşılık Almanya (%39), Birleşik Krallık (%40) ve Fransa’da (%43) bu beklenti daha sınırlı düzeyde seyrediyor.Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya olmak üzere Batı Avrupa pazarlarında tüketicilerin sadece %20’ye yakını, yapay zekâ destekli ev teknolojilerine tam anlamıyla güvendiğini belirtiyor. Buna karşın Mısır, Pakistan, Güney Afrika gibi gelişen pazarlarda bu oran %35’in üzerine çıkıyor. Bu durum, akıllı özelliklerin benimsenme hızını sınırlayan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Tüm pazarlarda tüketiciler, “akıllı” kavramını ileri ve karmaşık dijital özelliklerden ziyade; kendi kendini temizleyen, enerji tüketimini otomatik olarak azaltan ve günlük kullanımı sadeleştiren teknolojilerle tanımlıyor. Türkiye’ye dair ek içgörüler Türkiye’de tüketicilerin %60’tan fazlası, beyaz eşyalarının aylık enerji maliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Bu oran, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Batı Avrupa pazarının üzerinde seyrediyor.Her iki tüketiciden biri enerji verimliliği için cihazlarını eco modda kullanırken, %53’ü fişini çekiyor, %45’i çamaşırları asarak kurutuyor, %43’ü ise cihazlarını yoğun saatler dışında kullanıyor.Tüketicilerin %98’i beyaz eşya tercihini yaparken ürün kalitesi ve dayanıklılığını, %96’sı enerji verimliliğini temel kriter aldığını söylüyor.Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibinin en faydalı akıllı özellik olduğunu belirtirken, %42’si adaptif yıkama gibi kullanım bazlı programlarını, %38’i ise döngü bittiğinde bildirim almayı en faydalı akıllı özellik olarak nitelendiriyor.Araştırma, Türkiye’de akıllı ev teknolojilerinin büyük ölçüde ihtiyaç ve maliyet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini; “yenilik” algısından ziyade somut faydanın tercihleri belirlediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi  Haber

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2025 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2025 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2025 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla 2,2 milyon adet, yani %10 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken 2025 yılı üretim miktarı geçen yıla göre %9 oranında geriledi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “İhracatı destekleyecek politikalara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz” “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe vericidir. Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini göstermektedir” diye konuşan Şengül, üretiminin yaklaşık %70’ini ihraç eden bir sektör olarak, bu kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyledi. Buna ek olarak, Şengül, dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. “Rekabetçiliği etkileyen faktörlerin başında hammaddeye erişim ve girdi maliyetleri geliyor. Son dönemde bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan anti-damping soruşturmalarının önlemle sonuçlanması ve devam etmekte olan soruşturmalar, halihazırda yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da artırma riski taşıyor” diyen Şengül, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sanayi üretimini, ihracatı ve rekabet gücünü koruyacak dengeli ve öngörülebilir politika adımlarının sektör açısından kritik hale geldiğini ifade etti. "Türkiye, ‘Made in Europe’ sürecinin dışında bırakılmamalı” Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül konuyla ilgili şunları söyledi: “Made in Europe” düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz”. Şengül, AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinerek “SKDM uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi. “2026 daha temkinli bir döneme işaret ediyor” İhracattaki daralmayla beraber üretim seviyelerinde gözlenen düşüşün uzun süreli hale gelme riskine dikkat çeken Şengül, “İç pazarın yeniden ve sürdürülebilir biçimde hareketlenmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle artık günümüzde temel ihtiyaç ürünleri arasında yer alan beyaz eşyada, tüketicilere yönelik taksit olanaklarının güçlendirilmesi ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sunacaktır” dedi. Şengül sözlerini şöyle tamamladı: “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması; istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşımaktadır.” “Anti-damping uygulamaları girdi maliyetlerini artırıyor, rekabet gücünü zayıflatıyor” Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör girdi maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Son gelişmeleri değerlendiren Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşımakta ve sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebilmektedir. Sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesi, ihracat kapasitesini sürdürebilmesi ve istihdamı muhafaza edebilmesi için girdi maliyetlerinin makul ve öngörülebilir seviyelerde tutulması hayati önemdedir. Aksi halde, mevcut gümrük vergilerine ek olarak soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacaktır” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla %1550- %1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %596,1 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Bakışan, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvik milli servete katkı” Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, iç pazardaki sürekliliğin sektör için taşıdığı öneme dikkat çekti. “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuşan Kuseyri, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getirdi. Kuseyri şöyle devam etti: “Bilindiği gibi beyaz eşya sektörü olarak gelişen teknolojiler ve inovasyon sayesinde her geçen gün daha yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünleri üretiyor ve piyasaya sunuyoruz. Bu tasarruf, yalnızca doğal kaynakların korunmasına değil, aynı zamanda tüketicilerimizin bütçesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ülkemizin, tüketicilerimizin ve sektörümüzün ortak faydasına hizmet eden; çevresel, ekonomik ve endüstriyel sürdürülebilirliğin anahtarı olacağına inanıyoruz.” Yakın zamanda yapılan bir çalışmanın da detaylarını paylaşan Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin %18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde %16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi. “Bu veriler ışığında, enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaşması, sadece ülkemizin yıllık enerji tasarrufu miktarını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime güç katacak ve ihracatta kaldıraç rolü oynayacaktır” diyen Kuseyri, bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvikin, milli servete ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MESS’ten Çağrı:  “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın” Haber

MESS’ten Çağrı: “Metal Sektöründe Çarklar Durmasın”

Metal sektöründe 150 binden fazla çalışanı ilgilendiren MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri 13 Ekim 2025 tarihinde başlamıştı. Altmış günlük yasal müzakere sürecinde anlaşma sağlanamayınca, uyuşmazlık tutanağı tutularak süreç arabulucuya taşınmıştı. Arabuluculuk süreci de anlaşma sağlanamadan sona erdi. MESS tarafından yapılan basın açıklamasında, “Türkiye’nin en köklü işveren sendikası olarak, üyelerimizin ve çalışma arkadaşlarımızın kalıcı refahı için, üretimin ve istihdamın korunması için, çalışma barışı için, sanayimiz ve ülkemiz için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu doğrultuda, hatırlanacağı üzere daha evvel MESS olarak zor zamanlarda her daim işçilerimizin yanlarında olduk. Ara dönemde yapılan ücret düzeltmeleri ve kıdem zamları, sözleşme imzası öncesi yapılan avans ödemesi, özel sağlık sigortası, çalışma arkadaşlarımızın çocuklarına burs gibi birçoğu halen ülkemizde ilk ve yeni birtakım uygulamalarla, ihtiyaç duyulduğu her zaman taşın altına elimizi koyduk” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, MESS üyelerinin sektörde örnek gösterilen yan hak ve sosyal yardımlara sahip, işçisine en değer veren kurumlar arasında yer aldığı belirtilerek; “MESS olarak bugüne kadar daima işçilerimizi ön planda tuttuk. İkramiye, sağlık sigortası, çocukları için karşılıksız burs, ailelerle birlikte ücretsiz tatil, kanuni sürelerin üzerindeki fazla mesai ücretleri, yakacak yardımı, yıllık izin yardımı, Kurban Bayramı yardımı, Ramazan Bayramı yardımı, öğrenim ve çocuk yardımı, mevzuatın üzerinde yıllık izin hakları, askerlik, evlenme ve doğum yardımı gibi sektörde örnek gösterilen birçok sosyal yardımı uygulamaya aldık” denildi. “Tamam mı, Devam mı” Senesi Açıklamada imalat sanayi ve bunun en önemli parçası olan üyelerinin son dönemde mevcut maliyetleri yönetmekte zorlanır hale geldiği vurgulanarak; “İmalat sanayinde işgücü maliyetleri döviz bazında tarihi zirvelere ulaşmıştır. İşçilik giderlerinin toplam işletme giderleri içindeki payı son yıllarda kademeli olarak artış göstermiş ve bu işgücü maliyeti seviyesi ile sanayimiz, üretim ve ihracat bakımından rekabette zorlanmaktadır. İlave olarak, kayıt dışı çalışan işletmeler ve sendikal örgütlü olmayan işyerleri ile maliyet farkları sebebiyle, koşullar zorlu hale gelmiştir. Global gelişmelerin de etkisiyle, ana sanayi ve yan sanayi, beyaz eşya ve demir-çelik gibi imalat sanayinin lokomotifi sektörlerde çarklar yavaşlamıştır. Çalışma arkadaşlarımızın da durumunun farkındayız. Ancak, içinde bulunulan koşullarda sanayicimiz üretime ve ihracata devam etmekte zorluklar yaşamaktadır.” saptaması yapıldı. Açıklama şöyle devam etti: “Önceki yıllardan çok daha zor bir müzakere süreci yürütülürken, sosyal diyaloğu ve istişare kültürünü artırmak, çalışma barışını bozmadan yapıcı yaklaşımlar sergilemek ve bu dönemi en az hasarla kapatmaya çalışmak; hepimizin önceliğidir. Bu çerçevede, müzakerelere başlamadan çok önce, yıl boyunca muhatabımız üç işçi sendikasına, işverenlerin içinde bulunduğu zorlu koşulları ayrıntılarıyla anlattık. Müzakereler sırasında da bu hususları ve sanayicinin bir can suyuna ihtiyaç duyduğunu tekrar tekrar vurguladık. Her fırsatta, muhatap işçi sendikalarına sanayimizin durumunu göz önünde bulundurmaları amacıyla samimi çağrıda bulunarak, sanayinin “Tamam mı, Devam mı” senesi olan bu dönemde, sağduyulu bir yaklaşıma davet ettik. Bu doğrultuda, işlerin ve istihdamın devamlılığı, ülkemizin rekabetçiliğinin korunması ve fabrikaların ayakta kalabilmesi için birinci 6 aya ilişkin %10 olarak önerdiğimiz ücret zammı teklifimizi, tüm imkanlarımızı zorlamak suretiyle, iki kez revize ederek %18’e kadar artırdık. Bu zam oranı sadece 6 aylık olup, üzerine ikinci 6 aylık zam oranı ilave gelecektir. Ayrıca yıllık %25 olarak önerdiğimiz sosyal yardımlara ilişkin artış teklifimizi de %33 seviyesine çıkardık. Yaptığımız nihai tekliften sonra çalışma arkadaşlarımızın ortalama gelirinin brüt 87.000 TL seviyelerine ulaşacağını belirtmek isteriz. Yaklaşık enflasyon öngörüleri doğrultusunda, üzerine ikinci 6 aylık zam geldiğinde, bu tutar brüt 97.000 TL seviyelerine ulaşacaktır. İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz. Ülkemizde ve çalışma yaşamında köklü bir geçmişe sahip olan muhatap işçi sendikalarımızın da ellerini taşın altına koymadığı takdirde, bu sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi mümkün olmayacaktır. MESS olarak her zaman ‘İşçi olmadan işveren olmaz, işveren olmadan işçi olmaz’ düsturuyla hareket ediyoruz. Yıl boyunca ve müzakereler süresince sanayimizin içinde bulunduğu zor koşulları tekrar tekrar anlattığımız muhatap işçi sendikalarının da tekliflerimizi değerlendirirken sağduyulu hareket edeceğine dair inancımızı koruyoruz. İmzalanacak Toplu Sözleşme ile sanayimizin, işçilerimizin refahını sürdürebilecek ve ülkemizi daha ileriye taşıyabilecek günlerine tekrar kavuşması için var gücümüzle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede, sürecin masa başında sonuçlanması amacıyla her türlü çabayı sarf etmeye devam edeceğiz.”

LG ELectronics, “Hayatın İçinde Yapay Zeka” Yaklaşımını Açıkladı  Haber

LG ELectronics, “Hayatın İçinde Yapay Zeka” Yaklaşımını Açıkladı 

Şirket, stratejisinin merkezinde yer alan ve günlük yaşamda somut değer yaratmayı hedefleyen üç ana unsuru vurguladı: eylem odaklı yapay zekaya evrilen Sevecen Zeka, temel teknolojik mükemmelliğe dayanan sektör lideri ürünler ve evlerin ötesine, araçlara ve ticari alanlara uzanan kusursuz bir ekosistem. “Hayatla uyum içinde inovasyon” temasıyla düzenlenen etkinliğe; küresel medya temsilcileri, sektör uzmanları ve iş ortakları dahil olmak üzere yaklaşık 1.000 davetli katılırken, dünya genelinde çok sayıda izleyici etkinliği canlı yayından takip etti. CES öncesinde her yıl düzenlenen LG World Premiere etkinliği, LG’nin en yeni inovasyonlarını ve uzun vadeli vizyonunu paylaşmak için önemli bir platform olmayı sürdürüyor. Etkinlik, LG’nin hayatı gerçekten daha iyi hale getiren müşteri odaklı inovasyonlara olan bağlılığını bir kez daha ortaya koydu. Sevecen Zeka'dan Hayatın İçinde Yapay Zeka’ya LG, iki yıl önce tanıttığı Sevecen Zeka yaklaşımının bir sonraki aşamasını sergiledi. Bu yılki LG World Premiere’de şirket, yapay zekanın artık yalnızca konuşan değil; cihazları, alanları ve hizmetleri aktif biçimde yöneten, günlük yaşamı daha konforlu, verimli ve sezgisel hale getiren bir yapıya dönüştüğünü gösterdi. AI ile Somut Müşteri Değeri Etkinlik, LG Electronics CEO’su Lyu Jae-cheol’un açılış konuşmasıyla başladı. “Ya yapay zeka ekranın dışına çıkıp gerçek hayatta bizim için çalışmaya başlasaydı?” sorusunu yönelten Lyu, LG’nin “Hayatın İçinde Yapay Zeka” yaklaşımının üç temel üzerine kurulu olduğunu vurguladı: • Temel teknolojilere dayanan cihaz mükemmelliği • Sorunsuz şekilde bağlantılı bir ekosistem • Evin ötesine yayılan AI odaklı çözümler Bu strateji, LG’nin Sıfır İş Yükü Evi vizyonunda doruğa ulaşıyor. Bu vizyon, akıllı cihazların asistanlara dönüştüğü ve bu cihazların müşteriler adına günlük görevleri yöneten tek bir AI sistemi olarak çalıştığı bir geleceği öngörüyor. Amaç, müşterilere en değerli kaynakları olan zamanı geri kazandırmak. Bu vizyonun fiziksel ifadesi olarak LG CLOiD, iki kolu ve beş parmaklı elleriyle görevleri yerine getirebilen, ev ortamını öğrenen ve sürekli optimize eden bir “akıllı ev asistanı” olarak tanıtıldı. Gerçek evler için tasarlanan LG CLOiD; güvenlik öncelikli bir yapıyı, hareket kabiliyeti optimize edilmiş bir formla bir araya getirerek, bir çocuk ya da evcil hayvan aniden çekse bile istikrarlı ve hassas çalışma sunarken, evin her noktasında sorunsuz ve kontrollü hareket edebiliyor. “Ev aletleri alanında dünya lideri olarak, müşterilerimizin yaşam tarzlarını derinlemesine anlamamız bize büyük bir avantaj sağlıyor,” diyen CEO Lyu, robotlar da dahil olmak üzere çeşitli çözümlerle geleceğin ev yaşamı için yeni bir standart belirlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Müşterilerin yapay zeka deneyiminin evle sınırlı kalmayıp; araçlar, iş yerleri ve ticari alanlar gibi farklı mekanlara taşınarak hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline geleceğini de sözlerine ekledi. Olağanüstü İnovasyonla Güçlendirilen Cihaz Mükemmelliği LG, yeni nesil OLED TV ve gelişmiş yapay zeka ile güçlendirilen LG SIGNATURE serisi gibi sektör lideri teknolojilerle performansı ve kullanım kolaylığını bir üst seviyeye taşıyan ürünlerini tanıttı. 1. LG OLED evo W6 Wallpaper TV LG’nin bugüne kadarki en ince OLED TV’lerinden biri olan LG OLED evo W6 Wallpaper TV, yalnızca 9 milimetre inceliğe sahip olması ile öne çıkıyor. Ürünün temel bileşenlerinin ileri düzeyde minyatürleştirilmesi ve iç mimarisinin tamamen yeniden tasarlanması sayesinde duvarla bütünleşen ikonik Wallpaper TV tasarımını bir adım ileri taşıyor. LG OLED evo W6, yeni nesil Hyper Radiant Color teknolojisi ile kusursuz siyahlar, daha canlı renkler ve artırılmış parlaklık sunarken, yansımayı azaltarak farklı ışık koşullarında da üst düzey bir izleme deneyimi sağlıyor. Modelde yer alan True Wireless teknolojisi, ekran ile bağlantı kutusu arasındaki kablolu bağlantıyı ortadan kaldırarak hem estetik hem de kurulum esnekliği sunuyor. Bu teknoloji sayesinde LG OLED evo W6, kablosuz görüntü ve ses iletebilen en ince OLED TV olma özelliğini taşıyor. LG, Wallpaper TV yaklaşımıyla televizyonu yalnızca bir ekran olmaktan çıkararak yaşam alanının doğal bir parçası haline getiriyor. 2. LG SIGNATURE Beyaz Eşya Serisi LG SIGNATURE serisi, LG’nin tasarım, mühendislik ve yapay zeka alanlarındaki uzmanlığını bir araya getirerek, teknolojinin kullanıcıya zahmetsizce uyum sağladığı sezgisel bir deneyim sunuyor. LG SIGNATURE Buzdolabı Konuşma diliyle etkileşim: LG SIGNATURE buzdolabı, konuşma dilini anlayabilen yapay zeka sayesinde kullanıcı sorularına bağlamsal yanıtlar veriyor. Örneğin, kullanıcı “Eti bir hafta boyunca saklamanın en iyi yolu nedir?” diye sorduğunda, sistem en uygun saklama koşullarını öneriyor ve otomatik olarak ayarlıyor.Malzeme Tanıma: Buzdolabının içindeki malzemeleri algılayarak mevcut içeriklere göre kişiselleştirilmiş tarif önerileri sunuyor. LG SIGNATURE Fırın Serisi Gourmet AI: Fırın, içindeki malzemeleri tanımlayarak 80’den fazla özenle seçilmiş tarif arasından önerilerde bulunuyor. Bu sayede yemek pişirme süreci, günlük bir rutinden çıkıp rehberli ve sezgisel bir deneyime dönüşüyor. LG CLOiD: Sıfır İş Yükü Evi Vizyonu LG, günlük yaşamdan kısa bir senaryo üzerinden “Hayatın İçinde Yapay Zeka” yaklaşımının gerçek hayatta nasıl çalıştığını gösterdi. Bu senaryoda LG CLOiD, ev yaşamını destekleyen akıllı bir asistan olarak kullanıcı ihtiyaçlarını önceden anlayıp harekete geçiyor: 1. Bağlamsal Farkındalık ve Proaktif Öneriler: Kullanıcı eve dönüş yolundayken ThinQ™ uygulaması üzerinden “Yakında evde olacağım” dediğinde, LG CLOiD kullanıcının alışkanlıklarını ve hava durumunu analiz ediyor. Örneğin yağmurlu bir gün ve rutin koşu saatine denk gelen dönüşte, dışarıda koşu yerine ev içinde egzersiz yapılmasını öneriyor. 2. Koordineli Görev Yönetimi: Kullanıcı eve gelmeden önce LG CLOiD klimayı ayarlıyor, kurutucudaki egzersiz kıyafetlerini hazırlıyor ve ev ortamını önceden konforlu hale getiriyor. 3. Günlük Yaşam Desteği: LG CLOiD çamaşırları katlıyor, mutfakta düzen sağlıyor ve görevleri önceliklendirerek hem fiziksel eforu hem de zihinsel yükü azaltıyor. LG, bu yaklaşım doğrultusunda ev robotunun, Sıfır İş Yükü Ev vizyonunda günlük yaşamı sessizce destekleyen bir akıllı asistana dönüşmesini hedefliyor. Yapay Zeka Destekli Çözümler Evlerin Ötesine Taşınıyor LG, Sevecen Zeka yaklaşımını evlerin dışına taşıyarak araçlar, iş yerleri ve ticari alanlarda da anlamlı değer yaratmayı amaçlıyor ve tamamen bağlantılı bir ekosisteme doğru ilerliyor. LG AI Destekli Araç İçi Çözümler: Deneyim mimarı rolüyle LG, cihaz üzerinde çalışan çok modlu üretken yapay zeka platformu sayesinde araçları akıllı ve kişiselleştirilmiş yaşam alanlarına dönüştürüyor. Bakış takibi, evden araca kesintisiz içerik deneyimi ve uyarlanabilir ekranlar, yolcuların ihtiyaçlarını anlayan bir mobilite deneyimi sunuyor.AI Çağı için HVAC: LG, ısıtma, havalandırma ve iklimlendirme (HVAC) alanındaki uzmanlığını yapay zeka ile birleştirerek özellikle AI veri merkezleri için yüksek verimli soğutma çözümleri sunuyor. Orta Doğu’daki iş–devlet (B2G) projeleri ile GRC (daldırma soğutma) ve Flex (veri merkezi altyapısı) gibi iş birlikleri, LG’nin bu alandaki rolünü güçlendiriyor. Etkinliğin kapanışında LG CLOiD, LG’nin Life’s Good marka vaadini yansıtan şu mesajı paylaştı: “Bugün paylaştığımız gelecek, teknolojinin insanları sessizce ve anlamlı biçimlerde desteklediği bir gelecek. LG’nin “Hayatın İçinde Yapay Zeka” yaklaşımıyla günlük yaşam daha iyi, daha anlamlı ve daha insani hale geliyor.

Başoğlu Kablo Teknolojisi, Yangının Kalbinde 120 Dakikalık Direniş İle Ezber Bozdu Haber

Başoğlu Kablo Teknolojisi, Yangının Kalbinde 120 Dakikalık Direniş İle Ezber Bozdu

Beyaz eşya, savunma sanayii ve gemi inşa gibi "sıfır hata" prensibiyle çalışan dünyanın en kritik sektörlerinin çözüm ortağı olan Başoğlu Kablo A.Ş., Bur sa’da düzenlenen Uluslararası Yangın Zirvesi’ne damga vurdu. TÜMBİFED tarafından 17 Aralık'ta organize edilen zirvede, sadece ileri teknoloji ürünlerini sergilemekle kalmayan firma; gerçekleştirdiği teknik sunum ve çarpıcı test videolarıyla yangın güvenliğinde standartları yeniden belirledi. Zirveye Başoğlu Kablo Yönetim Kurulu Üyesi Erdinç Altıner ve Ar-Ge Müdürü Hande Ayvazoğlu katılım sağlarken, firmanın teknolojik üstünlüğü katılımcılar ve sektör profesyonelleri tarafından hayranlıkla izlendi. Yeterlilik Seviyelerinin Ötesinde Bir Dayanım: "Hayati Damar" Zirvede gerçekleştirdiği özel sunumla dikkatleri üzerine çeken Başoğlu Kablo ve Profil A.Ş. Ar-Ge Müdürü Hande Ayvazoğlu, elektriksel arızalardan kaynaklanan yangınlarda kablo kalitesinin binanın "hayati damarı" olduğunu vurguladı. Ayvazoğlu, geliştirdikleri alev yürütmeyen ve duman üretmeyen özel kablo teknolojilerinin, yalnızca uluslararası sertifikasyon kurumlarının belirlediği alt sınırları karşılamakla kalmadığını, bu standartların çok daha üzerine çıktığını bilimsel verilerle kanıtladı. Sunumun en dikkat çekici anları ise paylaşılan "120 dakika dayanım" test videoları oldu. Kabloların sadece yoğun aleve karşı değil, aynı zamanda yangın anında oluşabilecek yapısal darbelere karşı gösterdiği eşsiz direnç, katılımcıları büyüledi. Alev almayan, yanarken zehirli duman salınımı için kritik olan damlamayı yapmayan ve yüksek mekanik dayanıklılık sunan bu kablolar, dünyanın dört bir yanındaki mega projelerin neden ilk tercihi olduğunu bir kez daha tescilledi. "Merdiven Altı Üretim Hayat Karartır" Zirve sonunda gerçekleştirilen törende plaketini alan Başoğlu Kablo ekibi adına konuşan Hande Ayvazoğlu, toplumsal bilince yönelik hayati bir uyarıda bulundu: "Yangın güvenliği bir maliyet kalemi değil, bir yaşam hakkıdır. Tüketicilerin, mimarların ve projecilerin 'ucuz' ya da merdiven altı üretim kablolardan mutlaka uzak durması gerekiyor. Bu konu, sadece bir tercih meselesi değil; telafisi olmayan can ve mal kayıplarına yol açan, doğrudan yaşamı ilgilendiren hayati bir meseledir." Dünya çapında tescilli kalitesiyle Başoğlu Kablo, zirvede sergilediği bu duruşla teknolojisini insan hayatını koruma sorumluluğuyla birleştirdiğini bir kez daha kanıtlamış oldu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.