Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Beyoğlu

Kapsül Haber Ajansı - Beyoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Beyoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB’den Engelli Bireylere Sporla Rehabilitasyon Desteği Haber

İBB’den Engelli Bireylere Sporla Rehabilitasyon Desteği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), sporla rehabilitasyon hizmeti 87 bin kişiye ulaştı. İBB Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülen Sporla Rehabilitasyon Hizmeti, engelli bireylerin fiziksel gelişimlerini desteklemenin yanı sıra özgüven kazanmalarına, takım çalışmasına katılmalarına ve sosyal yaşamda daha aktif rol almalarına katkı sağlıyor. Uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştirilen çalışmalar, bireylerin ihtiyaçları ve gelişim düzeyleri doğrultusunda planlanıyor. Sporla Rehabilitasyon Birimi, hizmetlerini hidroterapi (su terapisi) ve salon sporları olmak üzere iki ana başlık altında yürütüyor. HİDROTERAPİ İLE FİZİKSEL GELİŞİM DESTEKLENİYOR İBB, suyun fiziksel özelliklerinden yararlanılarak uygulanan hidroterapi hizmetiyle engelli bireylerin egzersiz ve rehabilitasyon çalışmalarına erişimini sağlıyor. Kas kuvvetinin, eklem hareketliliğinin, denge ve koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini destekleyen hidroterapi hizmeti, Beyoğlu ÖZGEM bünyesinde sunuluyor. 2019 yılından bu yana hidroterapi hizmetinden 10 bin 781 kişi yararlanırken toplam 27 bin 498 seans gerçekleştirildi. SALON SPORLARIYLA BİREYSEL VE GRUP EĞİTİMİ Engelli bireylerin fiziksel kapasitelerini geliştirmeyi hedefleyen salon sporları hizmeti, ÖZGEM birimlerinde uzman eğitmenler eşliğinde gerçekleştiriliyor. Bireylerin ihtiyaçları ve gelişim düzeyleri dikkate alınarak planlanan bireysel ve grup eğitimleri, fiziksel becerilerin yanı sıra sosyal etkileşimin ve birlikte hareket etme alışkanlığının gelişmesine de destek oluyor. 2019 yılından bu yana salon sporları hizmetinden 76 bin 645 kişi yararlandı. Bu kapsamda toplam 305 bin 475 seans hizmet verildi. ŞEHRİN İKİ YAKASINDA HİZMET Sporla Rehabilitasyon Birimi, İstanbul’un her iki yakasında bulunan Özel Gereksinimli Bireyler Eğitim Merkezleri (ÖZGEM), Kısa Mola Merkezleri ve Engelli Kamplarında hizmet sunuyor. Hidroterapi uygulamaları ise yalnızca Beyoğlu ÖZGEM bünyesinde gerçekleştiriliyor. Avrupa Yakası Silivri ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Başakşehir ÖZGEM – 4-14 yaş Fatih Kariye ÖZGEM – 4-14 yaş Beyoğlu ÖZGEM – 4-65 yaş (Hidroterapi hizmeti) Florya Engelliler Kampı Anadolu Yakası Ümraniye ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Tuzla ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Sancaktepe ÖZGEM – 15 yaş ve üzeri Kartal ÖZGEM – 4-14 yaş Sancaktepe İşitme ÖZGEM – 4-14 yaş Maltepe Kısa Mola Merkezi – 4-14 yaş Maltepe Fındıklı Kısa Mola Merkezi – 15 yaş ve üzeri Şile Engelliler Kampı BAŞVURULAR NASIL YAPILIR? Hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşlar, İstanbul genelinde bulunan ÖZGEM birimlerine ve engelli irtibat bürolarına şahsen giderek fiziki başvuru yapabiliyor. Başvuru Şartları: - En az yüzde 40 engelli raporuna sahip olmak, - Hastaneden alınmış "Spor yapmasında sakınca yoktur" ibareli sağlık raporunu ibraz etmek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Sanat ve Arkas Sanat’tan İki Önemli Sergi Haber

İş Sanat ve Arkas Sanat’tan İki Önemli Sergi

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin yeni süreli sergisi “1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar”, Türkiye İş Bankası ve Arkas koleksiyonlarından yaklaşık 200 eseri bir araya getiriyor. Sergi, ilk sanat eğitimlerini İstanbul’da aldıktan sonra Paris’e gönderilen ve 1914’te I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla yurda dönen, bu nedenle “1914 Kuşağı” olarak anılan ressamlara odaklanıyor. İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Sami Yetik, Ali Sami Boyar, Hüseyin Avni Lifij, Mehmed Ruhi Arel, Nazmi Ziya Güran ve Hikmet Onat’ın yanı sıra hocalarının, çağdaşlarının ve etkiledikleri sonraki kuşakların eserlerini de içeren sergi, bu kuşağın Türk resim sanatındaki etkisini bütüncül bir bakışla sunuyor. Sözen: “Sanatı toplumsal hafızaya dönüştüren kuşak…” İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen serginin açılışında yaptığı konuşmada, 1914 kuşağının Türk resim sanatında sadece bir stil değişimini değil, köklü bir zihniyet dönüşümünü temsil ettiğini belirterek; bu kuşağın temsilcilerinin Sanayi-i Nefise’de başlayan yolculuklarını Paris'teki atölyelerde olgunlaştırdıktan sonra yurda dönerek resmimize yepyeni bir soluk getirdiklerini söyledi. Sözen, “Onlar akademik kalıpların ötesine geçip açık havanın, boğazın değişen ışığının, doğanın ve insanın peşine düşmüşlerdir. Fırça darbeleriyle tuvale aktardıkları her renk aslında yaklaşmakta olan modern Türkiye'nin estetik habercisi olmuştur. Ürettikleri eserlerle sanatı toplumsal bir hafızaya dönüştüren bu kuşak Cumhuriyet resminin en temel taşlarını döşemişlerdir” diye konuştu. Bu tarihi ve paha biçilmez mirası bu denli zengin bir seçkiyle sergileyebilmenin çok değerli olduğunu ifade eden Sözen, “Arkas Grubu’nun kültürel mirası koruma, yaşatma ve paylaşma kararlılığı bugün Türkiye'de özel koleksiyonerliğin ve müzeciliğin ulaştığı ilham verici seviyenin en somut kanıtıdır. Sayın Lucien Arcas'ın sanata duyduğu içten sevgi ve vizyoner yaklaşım olmasaydı, 1914 kuşağının bu nadide eserlerini bu derinlik ve bütünlükte bir araya getirmemiz mümkün olmazdı” dedi. Arkas: “Birbirine değer veren iki kurum beraber iş yapınca çok güzel netice veriyor” Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Türkiye İş Bankası’yla sanat alanında da iş birliği yapmanın büyük bir ayrıcalık olduğunu belirterek, “Birliktelikten güç doğar; birbirine değer veren iki kurum beraber iş yapınca çok güzel bir netice veriyor. İş Bankası ile sanat alanında kurduğumuz bu ortaklığın herkese örnek olmasını diliyorum. Kurumların güçlerini birleştirmesini ve insanlara sanatı sevdirmesini istiyorum,” dedi. 1914 Kuşağı, hocaları ve öğrencileriyle bir arada Sergide önce 1914 Kuşağı’nın hocalarının yapıtlarına, ardından kuşağın temsilcilerinin konularına göre sıralanan eserlerine yer veriliyor. Aynı dönemde eser üreten ressamların ve 1914 Kuşağı’nın yetiştirdiği öğrencilerin eserlerinden de örnekler sunuluyor. 1914 Kuşağı’nın hocalarından Fernand Cormon’un “Bekleyiş” eserinin yanı sıra İbrahim Çallı’nın “Gül Koklayan Kadın”, Feyhaman Duran’ın “Mavi Şalvarlı Kız”, Namık İsmail’in “Harman” ve Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’nun ilk eseri olan Hikmet Onat’ın “Peyzaj-Ortaköy” adlı yapıtları sergide görülebiliyor. Nazmi Ziya’nın doğa yansımaları, Avni Lifij’in gizemli kompozisyonları, Ali Sami Boyar’ın eserleri, Sami Yetik ile Ruhi Arel’in memleket görünümleri de seçkide bulunuyor. İş Sanat’ın Arkas Sanat iş birliğiyle hazırladığı sergi, 12 Temmuz 2027’ye dek Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin ikinci ve üçüncü katlarında yer alıyor. Müze; salıdan cumaya 10.00-19.00, cumartesi ve pazar günleri ise 12.00-19.00 saatleri arasında ziyarete edilebiliyor. “Lumina: Renk ve Işık”, İş Sanat sponsorluğuyla İzmir’de İş Sanat Genel Müdürü Defne Turaç, Arkas Sanat ile iş birliklerinin sadece İstanbul’la sınırlı kalmadığını dile getiriyor: “Paris’in ünlü müzelerinden Centre Pompidou, tadilata girdi ve koleksiyonunu gezici olarak sergilemeye karar verdi. Bu sergilerin bir ayağı da İzmir ve Arkas Sanat oldu. Arkas Sanat’ın Centre Pompidou’yla birlikte açacağı 10 sergiye 5 yıl boyunca sergi sponsoru olarak katkı sağlayacağız. Arkas Sanat’la iş birliği yapmaktan çok memnunuz.” İş Sanat, Arkas Sanat ile Centre Pompidou’nun 2026-2031 yıllarını kapsayan iş birliği kapsamında Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde, beş tematik sezon etrafında kurgulanan 10 sergiye sergi sponsoru olarak destek veriyor. Bu dizinin ilk kapsamlı sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, Centre Pompidou koleksiyonundan 83 eseri İzmir’de bir araya getiriyor. Anna Hiddleston ve Noémie Fillon küratörlüğündeki sergi, Georges Braque, Vassily Kandinsky, Gerhard Richter, Joan Mitchell, Bridget Riley ve Victor Vasarely gibi sanatçıların yapıtları üzerinden renk ve ışığın 20. yüzyıl sanatındaki dönüşümünü ele alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Kültür Yolu Festivali Royal Philharmonic Orchestra Konseriyle Açılışı Yaptı Haber

İstanbul Kültür Yolu Festivali Royal Philharmonic Orchestra Konseriyle Açılışı Yaptı

ROYAL PHILHARMONIC ORCHESTRA, FESTİVAL BAŞLANGICINI İKİ ÖZEL KONSERLE TAÇLANDIRDI İstanbul Kültür Yolu Festivali, 25 ve 26 Eylül akşamlarında iki özel konsere ev sahipliği yaptı. Dünyanın saygın orkestralarından Royal Philharmonic Orchestra, festivalin başlamasından bir gün önce ve festivalin ilk akşamında İstanbullu müzikseverlerle buluştu. Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilen konserler müzik direktörü ve şef Vasily Petrenko yönetiminde gerçekleşti. İlk konser akşamı genç keman virtüözü Liya Petrova’nın solistliğinde düzenlenirken, “Petrova ile Romantizmin Derinlikleri” başlıklı gece dinleyicileri dönemin güçlü eserleriyle bir araya getirdi. İkinci konserin solistliğini ise dünyaca ünlü piyanist Elisabeth Leonskaja üstlendi. “Leonskaja ile Anıtsal Klasikler” başlıklı konser festivale görkemli bir başlangıç yaptı. Royal Philharmonic Orchestra Üzerine Sanat Sohbeti söyleşisi ise AKM Türk Telekom Lounge’da gerçekleşti. İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müzik Direktörü İbrahim Yazıcı ile konser üzerine düzenlenen söyleşinin moderatörlüğünü AKM Sanat Yönetmeni Remzi Buharalı üstlendi. Konser öncesi eserin sanatsal yorumunun ele alındığı söyleşide, eserle ilgili bilinmeyenler de keşfedildi. Söyleşi katılımcıları, izleyecekleri konser hakkında eşsiz bilgiler edinerek etkinliğe bambaşka gözle katılma fırsatı yakaladı. AÇIK HAVA SAHNESİNDE İKİ FARKLI MÜZİK DÜNYASI AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi’nde düzenlenen konserlerde Aydilge ve Resul Dindar, farklı müzik anlayışlarını aynı festival programında bir araya getirdi. Aydilge, kendine özgü yorumunu taşıdığı şarkıları ve hareketli sahne performansıyla dinleyicilerle buluşurken Resul Dindar, Karadeniz müziğinin geleneksel ezgilerini çağdaş yorumuyla İstanbullulara taşıdı. KUĞU GÖLÜ HİKAYESİ ÇAĞDAŞ SAHNE DİLİYLE YORUMLANDI Festivalin sahne sanatları programında “Swans”, AKM Tiyatro Salonu’nda izleyici karşısına çıktı. Klasik “Kuğu Gölü” hikayesini çağdaş bir sahne diliyle yeniden ele alan yapım, bale geleneğini hip hop, çağdaş dans, akrobatik hareketler ve teknolojiyle bir araya getirdi. Klasik eserin temel dramatik yapısını koruyan “Swans”, farklı dans disiplinlerini aynı koreografik anlatıda buluşturdu. “DELİRİYUM” DİJİTAL ÇAĞDA BENLİK ALGISINI SORGULADI İstanbul Devlet Opera ve Balesi MDTistanbul yapımı “Deliriyum”, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda sahnelendi. Dijitalleşmenin ve sosyal medyanın insan bedeni ile kimliği üzerindeki etkilerini konu alan ve Canberk Yıldız’ın koreografisini üstlendiği modern dans eseri, bireyin algoritmalar, ekranlar ve kesintisiz bilgi akışı içinde geçirdiği dönüşümü sahneye taşıdı. İzleyiciler, modern dans gösterisiyle birlikte çağdaş yaşamın temel tartışmalarından birini beden, hareket ve dijital görüntüler üzerinden izleme fırsatı yakaladı. DÜNYANIN FARKLI COĞRAFYALARINDAN ŞAİRLER İSTANBUL’DA BULUŞTU Rami Kütüphanesi, 17’nci Uluslararası İstanbul Şiir ve Edebiyat Festivali’nin açılışına ev sahipliği yaptı. İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin ilk gününde dünyanın farklı coğrafyalarından şair ve yazarlar, edebiyatseverlerle bir araya geldi. Katılımcılar, Rami Kütüphanesi’nin tarihi atmosferinde şiir dinletilerini takip ederek farklı ülkelerden şairlerin sesinden şiirler dinledi ve edebiyat ile şiir üzerine sohbetlere katıldı. Gün boyunca gerçekleştirilen buluşmalarda şiirin kentle, güncel meselelerle ve insan hayatıyla kurduğu bağ üzerine farklı hikayeler ve deneyimler paylaşıldı. ÇOCUKLAR FESTİVAL HEYECANINI ATÖLYELERDE YAŞADI Festivalin çocuklara yönelik programı, kültürel miras, tasarım, bilim ve müziği farklı etkinliklerde bir araya getirdi. Rami Kütüphanesi’nde Şennur Ülker eşliğinde gerçekleştirilen “Selçuklu Sultanları Kukla Boyama Atölyesi”nde çocuklar, Selçuklu tarihinden ilham alan kuklaları kendi renk ve desen tercihleriyle yorumladı. Atölye, tarihi karakterleri el becerisi ve yaratıcı üretimle tanımalarına imkan sağladı. Aynı mekanda gerçekleşen “Geleneksel Türk Desenleri Atölyesi: Kendi Doppanı Tasarla” ile minikler, Türk dünyasının köklü kültür mirasında özel bir yere sahip geleneksel başlık doppa ile tanıştı. Medine Aziz ve Şerife Buğra’nın eğitmenliğinde düzenlenen çalışmada çocuklar, geleneksel Türk desenlerinin renkli dünyasını keşfederken kağıt kesme, katlama ve boyama tekniklerini kullanarak kendi doppalarını tasarladı. KARAOKE KARAVAN’LA SAHNE FESTİVAL ZİYARETÇİLERİNİN AKM Kültür Sokağı’nda festival ziyaretçilerini ağırlayan Karaoke Karavan, müziği yalnızca dinlenen değil, herkesin katıldığı bir deneyime dönüştürdü. Karavana gelen İstanbullular, Karaoke Muudu uygulaması üzerinden sevdikleri şarkıları seçerek mikrofonu eline aldı ve sahnenin bir parçası oldu. FOTOMARATON BEYOĞLU’NUN GÖRSEL HAFIZASINA YENİ KARELER EKLEDİ AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi’nde festivalin ilk günü düzenlenen FotoMaraton Beyoğlu ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde amatör ve profesyonel fotoğrafçılar kentin sokaklarında yerini aldı. Gün içinde açıklanan temalarla Beyoğlu’nu gezen katılımcılar; semti, insanlarını, kültür mekanlarını ve gündelik yaşamını kendi bakış açılarıyla fotoğrafladı. Çocuklar da kendi kadrajlarından İstanbul’u gözlemleyerek eşsiz kareler yakaladı. Etkinlik, Beyoğlu’nun festival günündeki atmosferinin farklı kuşakların objektiflerinden kayıt altına alınmasını sağladı. BEŞ ASIRLIK SEYAHAT KÜLTÜRÜ REHBERLİ TURLARDA ELE ALINDI Meşher’de yer alan “Seyahat Sanatı: Sadberk Hanım Müzesi ve Ömer Koç Koleksiyonlarından” sergisi, festival kapsamında düzenlenen rehberli turlarla ziyaret edildi. Küratörlüğünü Merve Uca’nın üstlendiği sergi, 15’inci yüzyılın sonundan 20’nci yüzyılın ilk çeyreğine kadar Osmanlı topraklarına yapılan yolculukların izini 300’ü aşkın eser üzerinden sürüyor. Rehberli turlarda ziyaretçiler, eserlerin tarihsel bağlamı ve koleksiyonlar arasındaki ilişkiler hakkında bilgi edinirken seyahatin kültürler arası etkileşimdeki rolünü de değerlendirdi. İstanbul Kültür Yolu Festivali, 4 Ekim’e kadar konserlerden sergilere, sahne sanatlarından söyleşilere, atölyelerden çocuk etkinliklerine uzanan kapsamlı programıyla kentin farklı noktalarında devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet’in Hafızası Metrohan’da Yaşayacak Haber

Cumhuriyet’in Hafızası Metrohan’da Yaşayacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Beyoğlu Tünel’deki tarihi İETT Genel Müdürlüğü Binası Metrohan’ın 2. katında kurulan İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi Zafer Toprak Arşivi törenle hizmete açıldı. 2023 senesinde hayatını kaybeden Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden Prof. Dr. Zafer Toprak’ın adının verildiği merkezin açılışına İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, İBB bürokratları, Merhum Prof. Dr. Zafer Toprak’ın eşi Binnaz Toprak ve ailesi, Beyoğlu ve Avcılar Belediye Başkanvekilleri, Meclis üyeleri ve çok sayıda akademisyen katıldı. Zafer Toprak Arşivi’nde; 40.996 kitap, 49.567 süreli yayın, 5.000 fotoğraf, 6.868 evrak, 595 tez, 196 afiş, 327 kartpostal ve 110 film makarası olmak üzere toplam 103.649 eser yer alıyor. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende sırasıyla İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Prof. Dr. Zafer Toprak’ın eşi Binnaz Toprak, Beyoğlu Belediye Başkanvekili Sefer Karaahmetoğlu ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan birer konuşma yaptı. Sözlerine İstanbul’un seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sevgi ve selamlarını ileten Aslan, şu ifadeleri kullandı; “BURAYA GENÇ TARİHÇİLER, ÖĞRENCİLER, ARAŞTIRMACILAR GELECEK VE ZAFER HOCAMIZIN MUAZZAM ARŞİVİNDEN FAYDALANACAKLAR” “Profesör Doktor Zafer Toprak, ömrünü Cumhuriyet tarihini anlamaya, anlatmaya, belgelemeye ve gelecek nesillere aktarmaya adamış abidevi bir tarihçimiz. Hakiki bir Cumhuriyet aydınıydı. Bugün bir insanın bir ömür boyu biriktirdiği bilginin milyonlarca İstanbullunun ortak zenginliğine dönüşmesine şahitlik ediyoruz. Her zaman ne diyoruz? Eğer kendinizi yalnız hissediyorsanız Cumhuriyet kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve onun seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve onun yol arkadaşları hep yanınızda. İşte o şiarla gittiğimiz yolda Toprak ailesinin ve Toprak ailesinin cömert ve asil bağışıyla kamuya açılan bu muazzam hafıza, biraz önce Mahir Bey’in de söylediği, 103 bin 649 parçalık dev bir koleksiyondan oluşuyor ve artık bir Cumhuriyet kurumuna, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne emanet. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin emanete nasıl sahip çıktığını, biraz önce yine sayılarla söylenen 2 milyon Atatürk Kitaplığı Kütüphanesi aslında bunun en güzel örneklerinden birisi. Ayrıca Zafer Hocamızın çalışma masası, daktilosu, kitaplığı ve kişisel eşyalarını da burada koruyacağız. Buraya genç tarihçiler, öğrenciler, araştırmacılar gelecek ve Zafer Hocamızın muazzam arşivinden faydalanacaklar. İşte bu bizim için büyük bir gururdur.” “Bizim için Zafer Toprak’ın arşivini Metro Han’da araştırmacılarla buluşturmak neyse mahallelerimizde açtığımız kütüphaneler de tam olarak budur. Aslında o mahalleye gidip Cumhuriyeti, Cumhuriyetin çocuklarıyla buluşturuyoruz. İkisi de Cumhuriyetin eşitlikçi ve aydınlatıcı, aydınlatmacı fikrinin iki yüzüdür, iki gerçeğidir. Bugün İstanbul’un dört bir yanında hizmet veren kütüphanelerimiz; çocuklarımızın hayal kurduğu, gençlerimizin çalıştığı, Cumhuriyet fikrinin mahalle mahalle yeşerdiği kurumsal alanlardır. İnanıyoruz ki bugün o mahalle kütüphanelerinde masaya oturan her bir evladımız yarın gelecek ve Metro Han’daki bu araştırma merkezinde Cumhuriyetin geleceğine yön veren birer bilim insanı olacak. Bir yüzyıl sonra da onlar, onların yaptıklarını aynı Zafer Toprak’ın yaptıkları gibi bir başka Cumhuriyet çocuğu gelip sahip çıkacak; onlar da başka yerlerde başka Zafer Toprak kütüphaneleri açacaklar.” “MERHUM HOCAMIZ PROFESÖR DOKTOR ZAFER TOPRAK’I SAYGI, RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUM. İBB CUMHURİYET ARAŞTIRMALARI MERKEZİ İSTANBUL’UMUZA HAYIRLI, UĞURLU OLSUN” “Biz Cumhuriyetin evlatları olarak Cumhuriyeti korumaya devam edeceğiz. Bu büyük kazanımın hayata geçmesinde vizyonuyla yolumuzu açan Cumhuriyetin güzel çocuklarından biri Ekrem Başkanımız başta olmak üzere, bu eşsiz bilimsel mirası İstanbul’a ve yarınlarımıza emanet eden Zafer Toprak ailesine ve tüm çalışma arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Tabii burada Genel Sekreterimiz biraz önce söylediler, Genel Sekreter Yardımcılarımız Mahir Polat, Oktay Özel, Merve Gedik ve tüm çalışma arkadaşlarıma binlerce kez teşekkür ediyorum. Bir taraftan biz Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkıyoruz, bir taraftan da Cumhuriyeti yaşatmak için gece gündüz mücadele ediyoruz. Merhum Hocamız Profesör Doktor Zafer Toprak’ı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. İBB Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi İstanbul’umuza hayırlı, uğurlu olsun. Bilimin, aklın ve Cumhuriyetin ışığı İstanbul’un her köşesini aydınlatmaya devam etsin. İyi ki varsınız; sağ olun, var olun.” İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat ise konuşmasında şunları söyledi; “Tabii bizim için özel bir gün. Çünkü emek üzerine kurulu bir sürecin son aşamasına geldik. Oldukça zahmetli ama sonuç ürününü görmek açısından değerli bir proje. Biz, Cumhuriyet’in 100. yılında, sevgili Başkanımız Ekrem İmamoğlu Cumhuriyet’in 100. yılının bazı projelerini lanse ederken Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi’ni de 100. yıl projesi olarak lanse etmiş ve o günlerde bu binada yapılacak bir projenin buna adanacağını deklare etmişti. Bu çalışma tabii 2023’te başlayan bir çalışma. Ne yazık ki biz aslında kendi özgün kaynaklarımızı yazmayı planlarken o günlerde talihsiz bir şekilde Zafer Hoca’yı da kaybettiğimiz günlere denk gelmişti. Bazı çalışmaların arka planını anlatmakta fayda var. Yani tarihe de kayıt düşüyoruz, çünkü biraz da tarih de böyle oluyor. Sevgili Binnaz Hocamla ben o kötü günün telefon görüşmesini unutamıyorum. Yani öyle özel bir andı. Aramızda kıymetli akademisyen hocalarım, dostlarım biliyorlar; biz o günlerde Zafer Hoca’yla aslında aktif olarak bir proje çalışıyorduk. Yani biz günübirlik görüşürken Cumhuriyet Tarihi Müzesi’ni, Taksim Maksemi’ndeki projeyi çalışırken ne yazık ki Hocayı bu koşullarda kaybettik. O gün konuştuğumuz konu şuydu aslında: Evet, bu arşiv çok değerli ama bir yandan da şu var; bir tarihçinin nasıl bir metodolojiyle çalıştığını, nasıl bir ürün koyduğunu ve kendi deneyiminin aslında onun yolundan gidecek başka akademisyenlere, entelektüellere nasıl rol model olacağının bir fikri gelişmişti.” “BİZİM BURADAKİ ESAS HEDEFİMİZ İSTANBUL’UN SADECE BİR ARŞİVİNİ DEĞİL, BİR AKADEMİSYENİN, BİR ENTELEKTÜELİN EMEĞİNİN DE DEĞERİNİN ALTINI ÇİZMEK VE KORUMAKTI” “Burası aslında sadece bir arşiv merkezi demek değil; bir akademisyenin, bir entelektüelin, Türkiye’nin toplumsal tarihine çok farklı açılardan yaklaşmış, çalışmış... Biliyorum buradaki çok değerli dostların her birisi bambaşka bir alandan onunla bir tecrübesi var ve onun neler yaptığını çok iyi biliyorlar. O yüzden o metodolojiyi taşımak adına bir önemli yanı olabilir diye düşünmüştük. Şu an Metro Han binasındayız. bir komplike bir kültür merkezi olarak düşünülen, entelektüelliğin, kültür etkinliklerinin ve çok amaçlı başka etkinliklerin de yürüyeceği İstiklal’in sonunda, Tünel Meydanı’nda bir kültür merkezi oluşan projenin bence bir katının olması gereken değerde önemli bir projeye ev sahipliği yaptı. Hayat böyle tesadüflerle, ilginç durumlarla buluşuyor. Bizim buradaki esas hedefimiz İstanbul’un sadece bir arşivini değil, bir akademisyenin, bir entelektüelin emeğinin de değerinin altını çizmek ve korumaktı.” “BAŞKA KURUMLARA DA ROL MODEL OLMASI ADINA CUMHURİYET TARİHİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ’Nİ AÇMIŞ BULUNUYORUZ” “Tabii böyle bir arşivi, özellikle Hocayı kaybettikten sonra biz birinci yılında yapmak istiyorduk ama bunun açılışına yetişmesi gerekiyordu. Buradan bu cumartesi yapılacak etkinliği de duyurmaktan onur duyuyorum. Hocamız, 27 akademisyenin katılacağı bir konferansla cumartesi sabahı ve pazar günü burada başlayacak bir etkinlikle anacağımız bir anma konferansını yapıyoruz. Birbirinden değerli dostlarımız var. Şu an bazı hocalarımız var aramızda. Bu vesileyle Şevket Hocam da burada, kendisine çok sevgilerimi gönderiyorum. Onunla başka başka projeleri de yapmaya devam edeceğimizin altını çizmem gerekiyor. Böyle bir alanı, bu kadar güzel bir projeyi çok anlamlı bir hocamızla buluşturarak onun hem hatırasına saygıyla hem de Türkiye’de akademisyenlerin bütün ömür boyu biriktirdikleri birikimlerin onların ölümünün ardından birden silinip gitmesinin ne kadar kötü olduğunu bilerek başka kurumlara da rol model olması adına Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi’ni açmış bulunuyoruz.” Prof. Dr. Zafer Toprak’ın hayat arkadaşı Akademisyen ve 24’üncü Dönem TBMM Milletvekili Binnaz Toprak da, şunları ifade etti; “BU HİKAYE, BURANIN HİKAYESİ EKREM İMAMOĞLU İLE BAŞLADI” “Gerçekten çok mutluyum. Çünkü olağanüstü bir yer olmuş burası. Uzun sürdü, zaman aldı, çok insan çalıştı ama hakikaten benim beklediğimin ötesinde bir kütüphaneye dönüşmüş. Bu hikaye, buranın hikayesi Ekrem İmamoğlu ile başladı, Sevgili Başkanımız Ekrem Bey'le… Zafer'in cenazesine gelmişti. 'Bir daha göremem herhalde ben' dedim. O kadar meşguldü ki o sıralar… 'Bir daha göremem, onun için görmüşken bu Zafer'in kitaplarından bir bahsedeyim.' dedim, bahsettim. Bana 'Hemen tabii.' dedi ve Mahir Bey'in ismini verdi. Mahir Bey inanılmaz bir insan. Hakikaten öyle. Hani böyle çok konuşup iş yapmayan insanlar vardır ya, Mahir Bey'de tam tersi. Sürekli üreten biri. İstanbul'un çehresini değiştirdiğini düşünüyorum yaptığı, reno… reno ve ettiği tarihi mekanlarla. Yani şimdi… Neyse, siyasete siyasete girmeyeyim. Şeyi diyecektim; AKP hep 'Tarihimizle ilgileniyoruz.' diyor, söylüyor ama pek pek bildiklerini zannetmiyorum, pek bir şey yaptıkları da yok.” “HAKİKATEN BÖYLE BİR ŞEY OLACAĞINI DÜŞÜNSE MÜTHİŞ SEVİNİRDİ, MÜTHİŞ GURUR DUYARDI” “Hakikaten burayı gördükten sonra şöyle düşündüm; irrasyonel bir düşünce. 'Ah keşke Zafer sağ olsaydı da bu kütüphaneyi görseydi, kitaplarının burada olduğunu görseydi.' diye düşündüm. Tabii sağ olsaydı vermezdi! Kesinlikle ayrılmazdı. Bir ara ben sormuştum 'Zafer yani günün birinde ölecek olursan nereye vermek istersin?' Hiç düşünmüyordu, çünkü çok ani bir ölümdü. Gece uykusunda, neden öldüğü de belli olmadı. 'Hiç düşünmedim.' dedi. 'Hiç aklımda bile yok.' dedi. Onun için bilemezdi ama hakikaten böyle bir şey olacağını düşünse müthiş sevinirdi, müthiş gurur duyardı.” Protokol konuşmalarının ardından İBB Genel Sekreteri Mahir Polat, protokole merkezi gezdirerek eserler hakkında ayaküstü bilgi verdi. “50 KİŞİLİK ÇOK AMAÇLI BİR SALON DA BULUNUYOR” İstanbul’un kalbinde, Taksim Tünel Meydanı’nda yer alan ve İBB Miras tarafından restore edilen tarihi İETT binası Metrohan’ın 2. katında açılan İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi, tarihçilerin yanı sıra farklı disiplinlerden araştırmacıların da kişisel ve akademik araştırmaları için doğrudan yararlanabileceği nitelikli bir çalışma ortamı sağlıyor. 950 m2’lik bir alanda faaliyet gösteren merkezde, 90 kişilik çalışma kapasitesinin yanı sıra söyleşi ve toplantılar için 50 kişilik çok amaçlı bir salon da bulunuyor. İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi’nde yer alan Zafer Toprak Arşivi’nde 40.996 kitap, 49.567 süreli yayın, 5.000 fotoğraf, 6.868 evrak, 595 tez, 196 afiş, 327 kartpostal, 110 film makarası bulunuyor. Prof. Dr. Zafer Toprak’ın daktiloları, ödül ve plaketleri, çalışma masası ve kitaplığı gibi objeler de 2023’te hayatını kaybeden tarihçinin çalışma odasıyla aynı biçimde tasarlanan özel bir odada korunuyor. Cumhuriyet tarihine ilişkin araştırma kaynaklarını bir araya getiren İBB Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Merkezi, ilerleyen dönemde kapsamını genişletirken söyleşi ve toplantılarla da Cumhuriyet tarihi üzerine farklı çalışmaların buluştuğu bir merkez olmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin Yeni Süreli Sergisi “1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar” Açılıyor Haber

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin Yeni Süreli Sergisi “1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar” Açılıyor

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin yeni süreli sergisi “1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar”, 26 Eylül Cumartesi günü ziyarete açılıyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Gül İrepoğlu’nun üstlendiği sergi, Türkiye İş Bankası ve Arkas koleksiyonlarından yaklaşık 200 eseri bir araya getiriyor. 1914 Kuşağı’na Bütüncül Bir Bakış Sergi, 20. yüzyılın başlarında ilk sanat eğitimlerini İstanbul’da aldıktan sonra Paris’e resim eğitimine gönderilen ve 1914’te I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla yurda dönen, dolayısıyla “1914 Kuşağı” olarak anılan ressamlara odaklanıyor. Bu kuşağın temsilcileri İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Namık İsmail, Sami Yetik, Ali Sami Boyar, Hüseyin Avni Lifij, Mehmed Ruhi Arel, Nazmi Ziya Güran ve Hikmet Onat’ın yanı sıra hocalarının, çağdaşlarının ve etkiledikleri sonraki kuşakların eserlerine de yer veren sergi, 1914 Kuşağı’nın Türk resim sanatı üzerindeki etkisini bütüncül bir bakışla sunuyor. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin kurucu küratörü de olan Prof. Dr. İrepoğlu’nun sergiyle paralel olarak hazırladığı kitapta, her iki koleksiyondan eserler ve döneme ilişkin fotoğraflar bulunuyor. Yayının öne çıkan bölümlerinden biri de sanatçıların Paris’e uzanan yolculuklarının, diyaloglar üzerinden kurgulanan kısa hikâyelerle hayat bulması. Türk sanatında mihenk taşı sayılan bu kuşağı anlatan yayının, sanat tarihi yazımı için önemli bir kaynak teşkil etmesi hedefleniyor. “Mücadele ve Emek Dolu Bir Dönemin Ortak Ruhu” Prof. Dr. Gül İrepoğlu, “1914 Kuşağı: Tanıdığımız Ressamlar” sergisinin mücadele ve emek dolu bir dönemin ortak ruhunu yansıttığını dile getiriyor ve bu kuşağın önemini şu sözlerle açıklıyor: “1914 Kuşağı ressamları, Paris’te bulundukları sürede, mevcut akademik yaklaşımların yerine, o dönemde artık yenilik olmaktan çıkan Empresyonizm’i kendilerine yakın buldu ve her biri bu yeni ışıkla kendi özgün üslubunu oluşturdu. İstanbul’da ve Ankara’da birçok sergiye katılarak, Anadolu’nun çeşitli yörelerini eserlerine yansıtarak, yazılar kaleme alarak toplumda görsel sanatlardan söz edilmesinde, sanat beğenisi kavramının oluşmasında ve kendilerinden sonraki kuşağın sanat eğitiminde önemli rol oynadılar.” Hayranlık Uyandıran Bir Sanat Mirası Sergide öncelikle 1914 Kuşağı’nın hocalarının yapıtlarından örneklere yer veriliyor; ardından bu kuşağın temsilcilerinin eserleri konularına göre sıralanıyor. ‘Zamanı Paylaşanlar’ başlıklı bölümde, 1914 Kuşağı ile aynı zamanda eser üreten ressamlara yer verilirken ‘Binbir Filizli Bahçe’ başlıklı bölümde sanatçıların öğrencilerinden örnekler sunuluyor. 1914 Kuşağı’nın hocalarından Fernand Cormon’un “Bekleyiş” eserinin yanı sıra İbrahim Çallı’nın “Gül Koklayan Kadın”, Feyhaman Duran’ın “Mavi Şalvarlı Kız”, Namık İsmail’in “Harman”, Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’nun ilk eseri olan Hikmet Onat’ın “Peyzaj-Ortaköy” gibi başyapıtları; Nazmi Ziya’nın derin ışıklı doğa yansımaları, Avni Lifij’in yüreğe işleyen gizemli kompozisyonları, Ali Sami Boyar’ın içtenlik dolu eserleri ve Sami Yetik ile Ruhi Arel’in memleket görünümleri bu sergide izlenebiliyor. İş Sanat’ın Arkas Sanat iş birliğiyle hazırladığı sergi, 12 Temmuz 2027’ye dek Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin ikinci ve üçüncü katlarında görülebilir. Müze; salıdan cumaya 10.00-19.00, cumartesi ve pazar günleri ise 12.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dvorak Anma Konseri ve Saznâme Resitali  Ekim’de Grand Pera Sahnesi’nde Haber

Dvorak Anma Konseri ve Saznâme Resitali Ekim’de Grand Pera Sahnesi’nde

İstanbul’un tarihi ve kültürel kalbi Grand Pera, Ekim ayında müzikseverleri iki eşsiz konserle buluşturuyor. Klasik müzikten geleneksel tınılara uzanan bu zengin programda, hem dünyaca ünlü besteci Antonin Dvorak’ın eserleri yankılanacak hem de bağlama virtüözü Erdem Şimşek’in on farklı bağlamayı bir araya getirdiği "Saznâme" projesi sahne alacak. Doğumunun 185. Yılında Dvorak Grand Pera, 17 Ekim Cumartesi akşamı saat 20.00’de gerçekleşecek çok özel bir klasik müzik konserine ev sahipliği yapıyor. Antonin Dvorak’ın doğumunun 185. yılına adanan bu anlamlı gecede; kemanda Banu Selin Asan ile Eylül Umay Taş, viyolada Nora Heder, viyolonselde Çağlayan Çetin ve kontrbasta Deniz Yurdakul sahne alıyor. Konserde, bestecinin Amerika’da geçirdiği yılların ilhamını taşıyan “Amerikan” başlıklı Fa Majör Yaylı Dörtlüsü No. 12 ile klasik yaylı dörtlünün zengin tınısını kontrbasın benzersiz rengiyle buluşturan Sol Majör Yaylı Beşli No. 2 Op. 87 eserleri müzikseverlerle buluşuyor. Erdem Şimşek Bağlama Resitali ‘Saznâme’ 31 Ekim Cumartesi akşamı saat 20.00’de ise Grand Pera Emek Sahnesi, bağlama virtüözü Erdem Şimşek’in "Saznâme" başlıklı özel resitalini müzikseverlerle buluşturuyor. Gecede sanatçı; divan sazı, tanbura, bağlama, cura, dört telli bağlama ve elektro bağlama gibi on farklı bağlama türünü aynı sahnede bir araya getiriyor. Çalıp söyleme geleneğinin izlerini taşıyan ve bağlamalarla örülen bir hikâyeyi dinleyiciye aktaran konser programında, sanatçının kendi besteleri olan Sır, Döngü, Çıldır ve Tahayyül’ün yanı sıra Yüce Dağ Başında Kar Boran Boran, Bozlak, Boğaz Havası, Elma Semahı, Giresun Kayıkları, Kaşık Havası, Azeri Oyun Havası, Ben Susadım Sular İsterim ve Koçu Baba - Coş Havası gibi unutulmaz anonim eserler yer alıyor. Özak Global Holding’in kültür ve sanatı odağına alan yaklaşımıyla hayata geçen Grand Pera; Emek Sahnesi başta olmak üzere tarihi ve mimari değere sahip mekânlarında yıl boyunca müzik ve sahne sanatlarının farklı disiplinlerini bir araya getirerek Beyoğlu’nun kültür-sanat yaşamına katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Kesintisiz Kütüphane Hizmeti Haber

İBB’den Kesintisiz Kütüphane Hizmeti

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kent genelinde kültürel altyapıyı güçlendirmek ve bilgiye erişimi kolaylaştırmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle yoğun sınav dönemlerinde evinde uygun çalışma ortamı bulamayan gençler için 24 saat açık kütüphaneler hizmet veriyor. Bu kapsamda Beyoğlu’ndaki Sevgi Soysal Kütüphanesi, Kadıköy’deki Afife Batur Kütüphanesi ve Kartal’daki Muallim Cevdet Kütüphanesi günün her saati İstanbullulara açık tutuluyor. Gece saatlerinde de güvenli, sessiz ve konforlu bir öğrenme alanı sunan bu üç merkez, öğrencilerin ders çalışma ve araştırma ihtiyaçlarında önemli birer buluşma noktası haline geliyor. KÜTÜPHANE SAYISI 6 YILDA 4 KAT ARTTI Günün her saati açık olan bu merkezlerin yanı sıra, İBB'nin İstanbul genelindeki kütüphane ağında da son 6 yılda büyük bir artış yaşandı. 2019 yılında yalnızca 20 olan toplam kütüphane sayısı, yürütülen yoğun çalışmalar ve tarihi yapıların restorasyon süreçleriyle birlikte bugün 78’e ulaştı. Kütüphane sayısındaki bu artış, kullanım alanları ve üye istatistiklerine de doğrudan yansıdı. 2019 öncesi dönemde günlük toplam 2 bin 530 kişi kapasitesiyle hizmet veren kütüphaneler, bugün aynı anda 9 bin 320 kişiyi ağırlayabilecek fiziki büyüklüğe ulaştı. Benzer şekilde geçmiş dönemde yaklaşık 250 bin olan toplam üye sayısı bugün 900 bin sınırına dayanırken, sistemin aktif kullanımı da bu oranla artış gösterdi. SADECE KÜTÜPHANE DEĞİL MAHALLE YAŞAM ALANI İBB’nin yeni nesil kütüphaneleri, yalnızca kitap ödünç alınan geleneksel mekânlar olmanın ötesine geçerek üretimin, etkileşimin ve yaşam boyu öğrenmenin merkezleri haline geliyor. Bireysel ve grup çalışmalarına uygun sessiz alanlar, dijital üretim ve teknoloji odaları, sergi salonları, çocuk bölümleri ve çok amaçlı mekânlarla donatılan bu merkezler, özellikle kültürel imkanların sınırlı olduğu semtlerde önemli bir kamusal işlev üstleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul Sinema Ofisi Törenle Açıldı Haber

İstanbul Sinema Ofisi Törenle Açıldı

Kentin yeni sanat merkezinin açılışına İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Beyoğlu Belediyesi Başkanvekili Sefer Karamahmutoğlu, İBB Bürokratları, sinema ve dizi sektöründen çok sayıda seçkin davetli katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan Aslan, sözlerine İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den selamlarını ileterek başladı. Aslan, daha sonra konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Sizleri burada, Sinema Ofisi'nde görmek benim için büyük bir mutluluk. Size Silivri zindanlarından; halkı için mücadele eden, 'Asla pes etmeyeceğim, geri durmayacağım; mücadeleme kimse kalmasa bile tek başıma devam edeceğim,' diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun selam ve sevgilerini getirdim. Aslında anlattığım bu durum bizim hayatımız... Hani 'hissederek konuşmak' diyoruz ya; bazen televizyonda o anlık kesitleri dinliyoruz. Bizim hayatımız da Vatan Caddesi'nde, Silivri'nin alt katında, orta katında, üst katında, mahkemelerde veya Çağlayan’da geçiyor; fırsat bulduğumuzda da vatandaşımızın yanında yer almaya çalışıyoruz. Ama hiçbir şekilde umudumuzu kaybetmiyoruz. Umudumuzu kaybetmeme sebeplerimizden bir tanesi de aslında çocukluğumuzda ve gençliğimizde seyrettiğimiz filmlerdir. Oradaki o mücadele; köyden gelip hemen bir muhtarla anlaşıp, bir gecekondu dikip yarın sabahleyin oradan çocukları okula gönderme umudu bizim de içimizde. Dolayısıyla Cumhuriyet'in savunucuları ve bekçileri olarak; sizlerin yürüdüğü yolda size yarenlik etmeye, yoldaşlık etmeye ve bize verilen emaneti layıkıyla taşımaya devam ediyoruz; bunun mücadelesini veriyoruz. Geldiğimiz noktada Türk filmleri ve dizi sektörü dünya çapında öyle önemli bir noktaya geldi ki; filmlerimiz her yerde seyrediliyor, dizilerimiz satın alınıyor. Buradan, dizi şirketlerini 'çok vergi ödediği' gerekçesiyle yurt dışına taşıyanlara tekrar seslenmek istiyorum: Bu ülkeden umudunuzu kesmeyin. Gelin birlikte mücadele edelim; yarın çok aydınlık. Eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet yaşayacağını savunuyorsak, bunu sanatımızla da yapmak durumundayız.” “İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN KAPILARI TÜM SANAT CAMİASINA SONUNA KADAR AÇIK” “Aslında sanatçılar ve yapımcılar elli yıl boyunca çok mücadele ettiler ama başardılar. Bugün Balkanlar'dan Orta Asya'ya, Avrupa'dan Amerika'ya kadar dünyanın dört bir tarafında sizin sayenizde Türk kültürü yayılıyor ve dünyaya örnek oluyor. Bu arada, Şubat ayında iki yönetmenimizin Berlin Uluslararası Film Festivali'nde ödül aldığını biliyorum; bu ülkede yaşayan herkes gibi biz de çok sevindik. Hemen arayıp tebrik ettim, 'Yanınızdayız,' dedim. Ben hem Büyükşehir adına hem de Ekrem İmamoğlu adına size diyorum ki: İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kapıları tüm sanat camiasına sonuna kadar açık. Hem İstanbul'u birlikte yönetmeye, birlikte fikir üretmeye hem de size destek olmaya açığız. İstanbul öyle sıradan bir şehir değil; İstanbul aslında dünyanın başkentidir. Az kalsın Yerebatan Sarnıcı'nı elimizden alacaklardı, mücadelemiz devam ediyor. Arkadaşlarımız hukuk mücadelesini yürütüyorlar. Cumhuriyet’i, memleketini, ülkesini sevenler bu sorumluluğu sadece bana bırakamazlar. Sinema yapmak, sanat yapmak için nasıl mücadele ettiyseniz; İstanbul'a sahip çıkmak için de öyle mücadele edeceğinizden hiçbir şüphem yok” “BU CUMHURİYET ASLA VE ASLA YIKILMAZ” “Mektubun ardından sabah saatlerinde Silivri’de görülen duruşmaları yerinde takip ettiğini kaydeden Aslan, “Bugün mahkeme salonunda onu izledim. Benim hayatım çok ilginçtir; akşam yorulur yatarım ama sabah büyük bir umutla kalkarım. Bugün Ekrem İmamoğlu'nu dinleyince şuna karar verdim: Bu Cumhuriyet asla ve asla yıkılmaz! Çünkü diyor ki: 'Kimse kalmasa bile ben tek başıma mücadele edeceğim.' Ama bilmediği bir şey var; o içeride kendini tek başına hissediyor olabilir ama tüm İstanbul ve tüm Türkiye onunla beraber. Dolayısıyla ben kardeşimin adına; kardeşimin yanında olan sevgisiyle, duygusuyla, vicdanıyla; Genel Sekreterimiz, Genel Sekreter Yardımcılarımız, sanat camiası, kültür camiası, vatandaş, şoför, esnaf... Tüm yurttaşlara onun adına teşekkür ediyorum. Bir insan ancak böyle sevilebilir; onu da sadece Anadolu'da yetişenler böyle sevebilir. O Anadolu'nun sevgi yüreği ve sanat ruhuyla gelen o güzel kültür, bizim toplumumuza ait. Dolayısıyla hepinizden Allah razı olsun. Hem Ekrem İmamoğlu'nu çok seviyorum hem de tabii ki sizi çok seviyorum; çünkü ben de sizinle büyüdüm, umuda geldim.” “SANATÇI ÜRETMEZSE TOPLUM GELİŞEMEZ” İstanbul Sinema Ofisi’nin açılışına katkı sunan bağışçılara da ayrıca teşekkür eden Aslan, “Eğer bu toplum aile olma kültürünü bugün koruyabiliyorsa ve birbirine tutunabiliyorsa, bu sizlerin sayesindedir. Bağışçılarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Birileri Cumhuriyet'in bütün değerlerini koruyor, getiriyor ve tüm toplum faydalansın diye buraya hediye ediyor. Bu düşünceyle biz asla geri adım atmayacağız, asla pes etmeyeceğiz. Sanatın da asla pes etmeyeceğini gördük. Şu an hemen şurada, Beyoğlu'nda Muammer Karaca Tiyatrosu'nu yeniden yapıyoruz. Hemen ileride Reşat Nuri Güntekin Sahnesi'ni, Kadıköy’de Haldun Taner Sahnemizi tekrar yapıyoruz. Peki, niçin yapıyoruz? Çünkü sanatçı üretmezse toplum gelişemez. O cesareti ve gücü sizden alıyoruz. Siz bunu filmde belli kurallarla yapıyorsunuz ama biz o heyecanla sabah kalkıp umutla Cumhuriyet’e sarılıyoruz.” İfadelerini kullandı. İSTANBUL SİNEMA OFİSİ ÇOK KATMANLI BİR MERKEZ OLACAK İstanbul Sinema Ofisi, kültür mekânı olmasının yanısıra bir koordinasyon ve üretim merkezi olarak da hizmet verecek. İBB yetki alanındaki mekânlarda gerçekleştirilecek çekimler için izin süreçlerinde kolaylaştırıcı bir rol üstlenen ofis, İstanbul’un bir film platosu olarak etkinliğini de artırmayı amaçlıyor. Toplam 1910 m²’lik kullanım alanına sahip olan İstanbul Sinema Ofisi açık çalışma alanları, cep sineması, amfi ve kütüphanesiyle sektör profesyonellerinden geleceğin sinemacılarına kadar geniş bir kitleye hitap ediyor. Sinema sektörünün İstanbul’daki bileşenlerini uluslararası festivaller, eğitimler ve ağ kurma etkinlikleriyle bir araya getirmeyi hedefleyen İstanbul Sinema Ofisi, yıl boyunca düzenlenen mesleki eğitim programları, atölyeler ve ustalık sınıfları aracılığıyla profesyonelleri, akademisyenleri ve sinema öğrencilerini aynı platformda buluşturacak. Uzun süreli sinema dersleri, sinema tarihi seminerleri, uygulamalı atölye ve ustalık sınıfları, “Açık Akademi” başlıklı teori dersleri ile “Ustamı Dinliyorum” ve “Sinema Sohbetleri” gibi söyleşi serileriyle katılımcılara hem akademik altyapı hem de sektörel pratik kazandırmayı hedefleyen ofis, üniversitelerle işbirlikleri geliştirerek çok katmanlı öğrenme projeleri yürütecek. İstanbul Sinema Ofisi, aynı zamanda İBB Beyoğlu Sineması, Sultangazi ve Kartal sinemaları gibi noktalar üzerinden galalar, festival gösterimleri ve kentin farklı lokasyonlarındaki açık hava sinemalarıyla sinemanın erişilebilirliğini arttırma çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Ersoy Müjdeyi Verdi: Kültür Yolu İçin Geri Sayım Başladı Haber

Bakan Ersoy Müjdeyi Verdi: Kültür Yolu İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde geri sayım başladı. Festival, 25 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’da başlayacak, 15 Kasım 2026’da Adana’da sona erecek. Yaklaşık 8 ay sürecek bu kültür sanat maratonu, bu yıl 234 güne ulaşarak dünyanın en uzun soluklu festivali olma özelliğini daha da güçlendirecek. Bakan Ersoy, 2021 yılında 80 mekânda ve 2.000’in üzerinde sanatçıyla başlayan festivalin bugün uluslararası bir kültür markasına dönüştüğünü belirtti. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali olarak başlayan ve her yıl büyüyerek Türkiye geneline yayılan Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2026 yılında 26 şehirde gerçekleştirilecek. Ersoy, 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da katılımıyla festivalin 32 şehre ulaşacağını ifade etti. “Artık insanlar sadece görmek için değil, hissetmek ve deneyimlemek için seyahat ediyorlar” diyen Bakan Ersoy, kültür ve sanat faaliyetlerinin Bakanlığın asli görevleri arasında yer aldığını vurguladı. Kültür ve sanatın toplumun her kesimine ulaşmasını hedefleyen festivalin, yalnızca bir etkinlik serisi olmanın ötesinde Türkiye’nin kültürel dönüşümünün güçlü bir temsilcisi olduğunu belirten Ersoy, Cumhuriyetin 100’üncü yılı itibariyle Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalin her geçen yıl daha da güçlenerek yoluna devam ettiğini söyledi. FESTİVALE DAİR HER ŞEY ARTIK TEK SOSYAL MEDYA HESABINDA Bakan Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin artık tek bir sosyal medya hesabı üzerinden takip edilebileceğini belirterek, festival takvimi ve tüm detayların https://kulturyolufestivali.com/ internet sitesi ile @turkiye_kulturyolu Instagram hesabı üzerinden paylaşılacağını ifade etti. GASTRONOMİ: KÜLTÜRÜN LEZZETLE BULUŞTUĞU NOKTA Festival kapsamında şehirlerin gastronomi değerleri de ön plana çıkacak. Yerel mutfakların özgün lezzetleri, gastronomi etkinlikleri ve deneyim alanlarıyla ziyaretçilere sunulacak. Şeflerin katılımıyla gerçekleşecek atölyeler, tadım etkinlikleri ve yöresel ürün buluşmaları sayesinde Türkiye’nin mutfak kültürü daha geniş kitlelere tanıtılacak. Festival, gastronomiyi yalnızca bir tat deneyimi değil, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak ele alacak. 2026 yılında gastronomi alanında önemli bir yenilik de hayata geçirilecek. Festival kapsamındaki şehirlerde gastronomi duraklarının belirlenmesi amacıyla danışma kurulları oluşturulacak. Her şehrin kendi mutfak kültürünü en doğru şekilde temsil etmesi için alanında uzman isimlerin yer alacağı bu kurullar, şehirlerin öne çıkan lezzet noktalarını ve deneyim rotalarını belirleyecek. Ayrıca her şehir için bir “şehir şefi” belirlenerek, yerel gastronominin temsil gücü artırılacak. Şehir şefleri, hem etkinlik içeriklerinin oluşturulmasında aktif rol üstlenecek hem de o kentin mutfak mirasının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacak. Bu yeni yapı ile Türkiye Kültür Yolu Festivali, gastronomiyi daha sistematik, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alacak. 9 GÜNLÜK FESTİVAL, ŞEHİR EKONOMİLERİNE GÜÇ KATIYOR Her şehirde 9 gün süren festival programı, yalnızca kültürel değil ekonomik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Festival süresince oteller, restoranlar ve yerel işletmeler yoğun talep görürken, şehir dışından gelen ziyaretçilerle birlikte turizm hareketleniyor. Bakan Ersoy, festivalin ekonomik etkisine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “9 gün boyunca düzenlediğimiz etkinliklerin şehir ekonomisine büyük katkısı var. Esnafımız bu sürede neredeyse 3 aylık iş yapıyor. Hem yerel halk hem de şehir dışından gelen ziyaretçiler sayesinde illerimizin ekonomisi ciddi şekilde canlanıyor. Hem festivale katılanlar hem il dışından etkinlikleri izlemek için gelenler adeta ilin ekonomisine can suyu oluyor.” ŞEHİRLERDE KÜLTÜR YOLU HEYECANI BAŞLADI Konserlerden sergilere, tiyatrodan operaya, söyleşilerden atölyelere kadar binlerce etkinlik ile Türkiye, aylar boyunca büyük bir kültür sahnesine dönüşecek. Festivalin kapsadığı şehirlerde kültür ve sanat heyecanı şimdiden hissedilmeye başlandı. Türkiye Kültür Yolu Festivali, her şehirde yerel değerleri öne çıkaran, sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren ve geniş kitlelere ulaşan etkinlikleriyle şehirlerin kültürel dinamizmini artıracak. 2025 yılında 20 şehirde gerçekleştirilen ve 180 gün süren festival; 9 bin 645 etkinlik ve 50 bin 400 sanatçının katılımıyla büyük bir başarıya imza atmıştı. 2026 yılında ise bu güçlü yapı daha fazla şehre yayılacak, daha uzun süreli ve daha kapsamlı bir içerikle hayata geçirilecek. 26 ŞEHİR, TEK BİR KÜLTÜR ROTASI 2026 takviminde Şanlıurfa’nın ardından Aydın, Mersin, Eskişehir, Manisa, Trabzon, Samsun, Bursa, Sakarya, Van, Konya, Nevşehir, Malatya, Erzurum, Ordu, Çanakkale, Kayseri, Kahramanmaraş, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin, İzmir, Antalya ve Adana yer alıyor. Bu yıl Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya’nın da dahil edilmesiyle festival 26 şehirde doruğa ulaşacak. Her şehir, kendi kültürel mirasını ve yerel değerlerini festivalin ruhuna katarak Türkiye’nin zenginliğini görünür kılacak. ÇOCUKLAR İÇİN RENKLİ VE ÖĞRETİCİ DÜNYA Festival, çocuklar için özel olarak hazırlanan etkinliklerle de dikkat çekiyor. Atölyeler, sahne gösterileri, tiyatrolar, interaktif oyun alanları ve eğitici programlarla çocuklar erken yaşta sanatla buluşacak. Festival kapsamında kurulacak çocuk köyleri, açık hava oyun alanları ve yaratıcı etkinlik sahaları sayesinde çocuklar hem eğlenecek hem de sosyal ve kültürel gelişimlerini destekleyen deneyimler yaşayacak. Bu kapsamlı içerik, kültürel farkındalığın küçük yaşta gelişmesine katkı sağlayacak. Konserlerden sergilere, opera ve bale gösterilerinden modern dansa, söyleşilerden atölyelere kadar uzanan binlerce etkinlik ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşacak. Festivalin tüm etkinlikleri tek bir dijital platform üzerinden takip edilebilecek ve ziyaretçiler programlara kolaylıkla erişebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.