Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bilgi Birikimi

Kapsül Haber Ajansı - Bilgi Birikimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilgi Birikimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik Haber

Akıllı Telefonda Yerli Üretim İçin Kritik Eşik

Son yıllarda birçok küresel teknoloji markasının Türkiye'de üretim yatırımı gerçekleştirmesi, ülkenin üretim altyapısına duyulan güvenin önemli bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Ancak bu yatırımların sürdürülebilir ekonomik değere dönüşebilmesi için mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yüksek katma değerli üretimin teşvik edilmesi ve yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. General Mobile İcra Kurulu Başkan Yardımcısı İlkay Cihaner, Türkiye'nin son yıllarda akıllı telefon üretiminde önemli bir üretim kabiliyeti geliştirdiğini ancak mevcut potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye son yıllarda akıllı telefon üretiminde önemli bir altyapı ve bilgi birikimi oluşturdu. General Mobile olarak yüzde 70'e varan yerlilik oranına ulaşırken, yıllık 4,2 milyon adet üretim kapasitesine sahip tesisimizle hem kendi markamız hem de farklı markalar için üretim gerçekleştirebiliyoruz. Ancak sektör genelinde kurulu kapasitenin önemli bölümü atıl durumda bulunuyor. Mevcut kapasitenin daha verimli kullanılması, yerli üretimi destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi ve teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi halinde Türkiye'de yaratılan katma değer önemli ölçüde artabilir. Bu sayede hem yatırımların sürdürülebilirliği sağlanabilir hem de elektronik üretiminde oluşan bilgi birikimi daha geniş bir sanayi ekosistemine yayılabilir.” 5G dönüşümü için finansmana erişimin ulaşılabilir olması gerekiyor Türkiye'nin 5G dönüşüm sürecine güçlü şekilde hazırlandığını belirten Cihaner, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre 5G mobil abone sayısının yaklaşık 42 milyona ulaştığını ifade etti. “Bu sayı, Türkiye'de tüketicilerin yeni nesil haberleşme teknolojilerine adaptasyonunun son derece güçlü olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde 5G'nin yaygınlaşmasıyla birlikte tüketicilerin bu teknolojiden tam anlamıyla faydalanabilmesi için 5G destekli yeni nesil cihazlara erişimin kolaylaştırılması gerekiyor. Bugün 12 ay vadeli tüketici kredilerinde uygulanan 20 bin TL üst sınır, yaklaşık 39 bin TL seviyesine ulaşan ortalama akıllı telefon fiyatlarının oldukça gerisinde kalmış durumda. Mevcut düzenleme tüketicilerin yeni teknolojilere erişimini zorlaştırırken, iç pazardaki talebi de baskılıyor. Türkiye'nin 5G dönüşümünü hızlandırabilmesi ve tüketicilerin yeni nesil teknolojilere erişiminin önünün açılabilmesi için kredi üst limitlerinin günümüz piyasa koşullarına uygun şekilde en az 40 bin TL seviyesine çıkarılmasının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirlik yaklaşımı kapsamında yenilenmiş akıllı telefonlarda uygulanan 12 ay kredi kartı taksit imkanının, yerli üretim 5G akıllı telefonlar için de değerlendirilmesi önemli bir kaldıraç etkisi yaratacaktır. Böyle bir düzenleme, tüketicilerin yeni nesil teknolojilere erişimini kolaylaştırırken, 5G cihazların geleneksel satış kanalları başta olmak üzere daha geniş bir noktada ulaşılabilirliğini ve tercih edilebilirliğini artıracaktır. Bu sayede yerli üretim desteklenirken, 5G cihaz penetrasyonunun ve Türkiye'nin dijital dönüşüm hızının artmasına da önemli katkı sağlanacaktır.” Yerli üretime yönelik vergi teşvikleri kayıt dışılığı azaltabilir Akıllı telefonların artık lüks tüketim ürünü değil, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirten Cihaner, mevcut vergi yapısının hem tüketiciyi hem de yerli üreticiyi zorladığını ifade etti. “Bugün akıllı telefonlar eğitimden sağlığa, bankacılık işlemlerinden kamu hizmetlerine, iş hayatından sosyal yaşama kadar hayatın her alanında kullanılan temel ihtiyaç ürünlerinden biri haline geldi. Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş İnsanları Derneği'nin (MOBİSAD) paylaştığı verilere göre sektörde kayıt dışılık oranı yüzde 35 seviyelerine ulaşmış durumda. Bu oran dikkate alındığında, her yıl yaklaşık 3 ila 3,5 milyon adet cihazın kayıt dışı yollarla ülkeye girdiği ve bunun ülke ekonomisinde yaklaşık 2,6 milyar dolarlık ekonomik kayba neden olduğu hesaplanıyor. Yerli üretimi yapılan cihazlara yönelik vergi indirimi veya belirli vergi istisnalarının hayata geçirilmesi, hem tüketicilerin teknolojiye erişimini kolaylaştıracak hem de talebi canlandıracaktır. Böyle bir uygulamanın yalnızca Türkiye'de üretilen cihazları kapsaması halinde yerli üretim teşvik edilirken kayıt dışılığın azaltılması da mümkün olabilir. Bunun sonucunda kapasite kullanım oranları yükselirken sektörün ekonomiye sağlayacağı katkı da önemli ölçüde artacaktır.” Yüksek teknoloji üretimi için 200 dolar gözetim uygulaması güncellenmeli Akıllı telefon ithalatında uygulanan 200 dolar seviyesindeki gözetim uygulamasının günümüz maliyet yapısını yansıtmadığını belirten Cihaner, özellikle yapay zeka yatırımlarının elektronik sektöründe önemli maliyet değişimlerine neden olduğunu söyledi. “Yapay zeka yatırımları ile yüksek bant genişlikli belleklere yönelik küresel talep son derece hızlı arttı. Veri merkezleri ve yapay zeka altyapı yatırımları nedeniyle tüketici elektroniğinde kullanılan belleklerde arz baskısı oluşurken, bazı ürün gruplarında bellek maliyetleri geçen yıla göre altı kata kadar yükseldi. Bugün birçok akıllı telefonda bellek maliyetinin toplam cihaz maliyetinin yaklaşık yüzde 50'sine kadar ulaştığını görüyoruz. Bu durum ürün maliyet yapısını önemli ölçüde değiştirmiş durumda. Mevcut 200 dolar seviyesindeki gözetim uygulaması üreticileri ağırlıklı olarak giriş ve giriş-orta segment ürünlere yönlendirirken, daha yüksek teknoloji içeren ürünlerin Türkiye'de üretilmesini yeterince teşvik etmiyor. Gözetim uygulamasının en az 300 dolar seviyesine çıkarılması, daha geniş ürün segmentlerinin Türkiye'de üretilmesine, yüksek katma değerli yatırımların artmasına ve Türkiye'nin teknoloji üretimindeki rekabet gücünün güçlenmesine katkı sağlayacaktır.” Türkiye, değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir konuma sahip Küresel şirketlerin son yıllarda üretim ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye yöneldiğini belirten Cihaner, Türkiye'nin bu dönüşümden faydalanabilecek en güçlü ülkelerden biri olduğunu ifade etti. “Doğu ile Batı arasında değişen jeopolitik dengeler ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor. Avrupa pazarına yakınlığımız, Gümrük Birliği avantajımız, güçlü lojistik altyapımız, yetişmiş iş gücümüz ve üretim kabiliyetimiz sayesinde Türkiye teknoloji yatırımları açısından stratejik bir merkez konumunda bulunuyor. Özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarına erişim açısından sahip olduğumuz avantajlar yeni teknoloji yatırımlarının ülkemize çekilmesinde önemli rol oynayabilir. Bugün kurulu bulunan üretim kapasitesinin daha verimli kullanılması yalnızca iç pazarın ihtiyaçlarını karşılamak için değil, Türkiye'nin bölgesel teknoloji üretim ve ihracat üssü haline gelmesi için de önemli bir fırsat sunuyor.” Kritik haberleşme teknolojilerinde yerli üretim stratejik önem taşıyor Günümüzde telekom altyapılarının enerji ve savunma sistemleri kadar kritik hale geldiğini belirten Cihaner, birçok ülkenin haberleşme ekipmanlarını artık yalnızca ticari ürün olarak değil, stratejik milli güvenlik unsuru olarak değerlendirdiğine dikkat çekti. “Hindistan başta olmak üzere birçok ülke kritik haberleşme altyapılarında güvenilir tedarikçi modellerini destekliyor ve yerli üretimi teşvik ediyor. Avrupa'da da telekom altyapıları artık yalnızca maliyet perspektifiyle değil, siber güvenlik ve stratejik bağımsızlık perspektifiyle değerlendiriliyor. Türkiye'nin de sahip olduğu üretim altyapısını yalnızca akıllı telefonlarla sınırlamaması gerekiyor. Modemler, fiber erişim ekipmanları, kurumsal ağ çözümleri ve IoT haberleşme ürünleri gibi kritik teknolojilerde yerli üretimin teşvik edilmesi hem dışa bağımlılığı azaltacak hem de ülkemizin siber güvenlik ve milli teknoloji hedeflerine katkı sağlayacaktır. Akıllı telefon üretiminde uygulanan gözetim mekanizmasına benzer şekilde, kritik haberleşme ekipmanlarında da yerli üretimi destekleyecek gözetim uygulamalarının ve gümrük politikalarının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu sayede Türkiye yalnızca tüketici elektroniğinde değil, stratejik haberleşme teknolojilerinde de bölgesel üretim merkezi haline gelebilir.” Güçlü bir yan sanayi ekosistemi yeni yatırımların önünü açabilir Türkiye'de akıllı telefon üretimiyle oluşan bilgi birikiminin elektronik sektörünün diğer alanlarına da yayılabileceğini belirten Cihaner, yerli tedarik ekosisteminin güçlendirilmesinin kritik önemde olduğunu söyledi. “Bugün otomotiv sektöründe güçlü bir yan sanayi yapısı bulunuyor. Benzer bir dönüşümün elektronik sektöründe de gerçekleşmesi gerekiyor. Elektronik bileşenler, mekanik parçalar ve diğer kritik komponentlerde yerli üretimin artırılması yalnızca akıllı telefon sektörüne değil, otomotiv elektroniğinden IoT cihazlarına kadar birçok farklı sektöre katkı sağlayacaktır. Türkiye'nin sahip olduğu üretim altyapısı ve mühendislik kabiliyeti doğru inisiyatiflerle desteklendiğinde yalnızca tüketen değil, teknoloji geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke konumunu daha da güçlendirebilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Milyon Dolarlık Bilgi ve Teknoloji Yatırımıyla Yerli Üretim Hamlesi Haber

6 Milyon Dolarlık Bilgi ve Teknoloji Yatırımıyla Yerli Üretim Hamlesi

2024 itibarıyla yaklaşık 33,9 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan bitki ekstraktları pazarı, üretim teknolojileri ve yüksek katma değerli ham madde yatırımlarını da beraberinde getiriyor. Türkiye sahip olduğu güçlü bitki çeşitliliğine rağmen uzun yıllardır birçok bitkisel ekstrede dış kaynaklı üretim modellerine bağımlı bir yapı sergilerken, Talya Bitkisel yaklaşık 3,5 yıllık AR-GE sürecinin ardından Türkiye’de bitkisel ekstraksiyon, toz ekstre üretimi ve proses altyapısını aynı çatı altında buluşturan sayılı 360 derece entegre üretim modellerinden birini geliştirdi. İTHAL ÜRÜNDEN ENTEGRE ÜRETİM MODELİNE GEÇİŞ Bitkisel içeriklere yönelik talebin artmasıyla birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı sektörün öncelikli başlıkları arasında yer almaya başladı. Talya Bitkisel tarafından geliştirilen sistemle birlikte bitkilerin belirli proseslerden geçirilmesi, etken maddelerin ayrıştırılması ve yüksek saflıkta toz ekstre elde edilmesine yönelik süreçler şirket bünyesinde yönetilmeye başlandı. Bu süreç sonunda elde edilen bitkisel ekstreler bugün gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünler, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçleri başta olmak üzere farklı alanlarda ham madde olarak kullanılabiliyor. SAHADA GELİŞEN DENEYİM KNOW-HOW’A DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını; bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5–6 milyon dolar seviyelerine çıktığını ifade ederek şunları söyledi: "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how’ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" dedi. BİR ÜRETİM HATTINDAN DAHA FAZLASI Bitkisel üretimde yalnızca son ürüne değil, ürünün arkasındaki bilgiye ve üretim altyapısına yatırım yaptıklarını belirten ve yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca sahada edinilen deneyimin bugün farklı sektörlere hizmet eden bir yapının temelini oluşturduğunu ifade eden Ertaş: "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE’ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Bitkisel Ekstrede Dışa Bağımlılığını Azaltacak Yatırım Haber

Türkiye’nin Bitkisel Ekstrede Dışa Bağımlılığını Azaltacak Yatırım

Bitkisel içeriklere yönelik talebin artmasıyla birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı sektörün öncelikli başlıkları arasında yer almaya başladı. Talya Bitkisel tarafından geliştirilen sistemle birlikte bitkilerin belirli proseslerden geçirilmesi, etken maddelerin ayrıştırılması ve yüksek saflıkta toz ekstre elde edilmesine yönelik süreçler şirket bünyesinde yönetilmeye başlandı. Bu süreç sonunda elde edilen bitkisel ekstreler bugün gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünler, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçleri başta olmak üzere farklı alanlarda ham madde olarak kullanılabiliyor. SAHADA GELİŞEN DENEYİM KNOW-HOW’A DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını; bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5–6 milyon dolar seviyelerine çıktığını ifade ederek şunları söyledi: "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how’ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" dedi. BİR ÜRETİM HATTINDAN DAHA FAZLASI Bitkisel üretimde yalnızca son ürüne değil, ürünün arkasındaki bilgiye ve üretim altyapısına yatırım yaptıklarını belirten ve yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca sahada edinilen deneyimin bugün farklı sektörlere hizmet eden bir yapının temelini oluşturduğunu ifade eden Ertaş: "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE’ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji, Africa Finance Corporation ile Stratejik İş Birliğini Güçlendiriyor Haber

Aksa Enerji, Africa Finance Corporation ile Stratejik İş Birliğini Güçlendiriyor

7 ülkedeki 12 santral operasyonu ve 3.000 MW’ın üzeri kurulu gücüyle enerjide global bir güç olan Aksa Enerji, Afrika’daki “Sürdürülebilir Yüksek Büyüme” stratejisini destekleyecek önemli bir finansman anlaşmasına daha imza attı. Şirket, Afrika’nın önde gelen kalkınma finans kuruluşlarından Africa Finance Corporation (AFC) ile Afrika’daki enerji santrali yatırımlarında kullanılmak üzere toplam 300 milyon ABD doları büyüklüğünde kredi sözleşmesi imzaladı. Bu anlaşmayla birlikte, Aksa Enerji’nin AFC ile bir yıl içerisinde sağladığı toplam finansman tutarı 450 milyon ABD dolarına ulaştı. Aksa Enerji ile AFC arasındaki bu iş birliği, bir finansman anlaşmasının ötesine geçerek; Afrika’nın enerji altyapısının güçlendirilmesine, bölgesel kalkınmanın desteklenmesine ve uzun vadeli sürdürülebilir yüksek büyümenin hızlandırılmasına katkı sağlayan stratejik bir iş birliği olarak öne çıkıyor. Aksa Enerji’nin Afrika kıtasındaki enerji santrali projeleri; güçlü mühendislik ve işletme yetkinliği, yerel dinamiklere hızlı uyum sağlayan esnek iş modeli ve disiplinli yatırım yaklaşımıyla farklılaşırken, AFC’nin sağlam finansman gücü ve uluslararası yatırım deneyimi bu projelere önemli bir kaldıraç etkisi sağlayacak. Afrika’daki Büyümemizi Güçlü Finansman Yapısıyla Destekliyoruz Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı şunları söyledi: “Afrika’da gerçekleştirdiğimiz yatırımlar, Aksa Enerji’nin global büyüme vizyonunun temel yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bu yıl devreye almayı planladığımız projelerimizin dördü Afrika’da yer alıyor. Bunlardan ilkini ocak ayında Gana’da basit çevrim olarak devreye alarak, ticari üretime başladık. Senegal ve Gabon’daki doğalgaz santrallerimizle birlikte, kıtanın en kritik ihtiyaçlarından biri olan enerji arz güvenliğine sağladığımız katkıyı daha ileri taşımayı sürdüreceğiz. Afrika’nın enerji dönüşümüne ve kalkınmasına sunduğumuz bu desteğin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, Africa Finance Corporation ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğini yeni bir anlaşmayla güçlendirmekten memnuniyet duyuyoruz. Bu anlaşma yalnızca finansmanla sınırlı kalmayıp; bilgi birikimi, teknik uzmanlık ve ortak bir vizyonun güçlü bir birleşimini yansıtıyor. Aksa Enerji olarak, farklı coğrafyalarda edindiğimiz proje geliştirme ve işletme deneyimini AFC’nin güçlü finansal yapısıyla bir araya getirerek Afrika kıtasında kalıcı, sürdürülebilir ve yüksek katma değer yaratan projeler geliştirmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor Haber

Yaşam Tarzı Tıbbının Küresel Liderleri İstanbul’da Buluşuyor

13 Şubat 2026’da İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası buluşma, aynı gün gerçekleşecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile birlikte, Türkiye için sağlık alanında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Yaşam tarzı tıbbı alanında dünyanın farklı bölgelerinde aktif rol üstlenen, 30’dan fazla ülkeyi temsil eden hekim ve sağlık profesyonellerinin katılımıyla gerçekleşen Lifestyle Medicine Global Alliance Leadership Toplantısı, Türkiye’de ilk kez İstanbul’da düzenleniyor. Bu önemli liderlik buluşması, 13 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Yaşam Tarzı Tıbbı Sempozyumu ile aynı tarihte ve aynı çatı altında yapılacak. Bu eş zamanlı organizasyon, Türkiye açısından yalnızca uluslararası bir toplantı olmanın ötesinde; yaşam tarzı tıbbının bilimsel, kurumsal ve kamusal düzeyde görünürlük kazandığı önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Küresel Bilgi Birikimi Türkiye’de Paylaşılacak Lifestyle Medicine Global Alliance çatısı altında bir araya gelen katılımcılar, yaşam tarzı tıbbının farklı ülkelerdeki uygulama modellerini, klinik deneyimlerini ve sağlık sistemlerine entegrasyon örneklerini İstanbul’da paylaşacak. Bu buluşma, Türkiye’nin yaşam tarzı tıbbı alanındaki küresel deneyimle doğrudan temas kurduğu nadir platformlardan biri olarak öne çıkıyor. Sağlık Politikalarıyla Aynı Çerçevede Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ile yürütülen ve Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) hekimlerine yönelik sağlıklı yaşam eğitimlerinin devamında gerçekleşecek olan sempozyum; Yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak konumlanmasıUluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesiTürkiye’nin bölgesel bir referans noktası haline gelmesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Akademi, Klinik ve Bilim Aynı Platformda Sempozyumda; Harvard Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinin tıp fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri ile, yaşam tarzı tıbbının bilimsel altyapısının oluşmasına katkı sunan ve bu alandaki öncü araştırmaları destekleyen uzmanlar yer alacak. Bu yönüyle sempozyum, güncel klinik uygulamaların yanı sıra bilimsel üretimi ve geleceğe dönük vizyonu da odağına alıyor. Türkiye İçin Stratejik Bir Buluşma İstanbul’da düzenlenecek bu uluslararası sempozyum, yaşam tarzı tıbbının Türkiye’de kurumsal olarak güçlenmesi, küresel iş birliklerinin derinleşmesi ve bölgesel ölçekte bir referans merkezi oluşturulması açısından stratejik bir önem taşıyor. Sempozyumun programı ve konuşmacı detaylarına ilişkin bilgiler, etkinlik tarihine yaklaşıldıkça kamuoyuyla paylaşılmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koçtaş Genç Yetenekleri Perakende Sektörüne Hazırlıyor Haber

Koçtaş Genç Yetenekleri Perakende Sektörüne Hazırlıyor

Ev geliştirme sektörünün lider markası Koçtaş, Türkiye’nin önde gelen üniversiteleriyle yürüttüğü iş birlikleriyle öğrencilerin iş hayatında karşılaşabilecekleri gerçek projeler üzerinde çalışarak kariyerlerinin başında deneyim kazanmasına olanak sağlıyor. Koçtaş İnsan Kaynakları ve Endüstri İlişkileri Genel Müdür Yardımcısı Eriş Aslan ve Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Dekanı Prof. Dr Zehra Yumurtacı’nın katılımıyla imzalanan yeni iş birliği protokolü ile, Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi dördüncü sınıf öğrencilerinin son dönemlerinde İşletmede Mesleki Eğitim Staj Programı’nı (KOOP) Koçtaş’ta yaparak mezun olmaları ve perakende sektörüne donanımlı bir şekilde adım atmaları amaçlanıyor. ÖĞRENCİLERİ UYGULAMALI DENEYİMLE BULUŞTURUYORUZ Koçtaş İnsan Kaynakları ve Endüstri İlişkileri Genel Müdür Yardımcısı Eriş Aslan konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Koçtaş olarak eğitime ve genç yeteneklere yatırım yapmayı toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Türkiye’nin önde gelen üniversiteleriyle gerçekleştirdiğimiz iş birlikleriyle öğrencilerin yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulamalı deneyimle de donanmasını hedefliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz projelerle eğitim dünyasının bilgi birikimi ile sektörün deneyimini bir araya getirerek yalnızca öğrencilere değil, perakende sektörünün geleceğine de katkı sağlıyoruz. Yıldız Teknik Üniversitesi ile imzaladığımız protokol ile Makine Fakültesi dördüncü sınıf öğrencilerinin son dönemlerini tamamen Koçtaş’ta geçirmelerini hedefliyoruz. İlk öğrencilerimizin bu bahar döneminde aramıza katılmasını hedefliyoruz.” dedi.

TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi Nitelikli İnsan Kaynağı İçin Güçlerini Birleştiriyor Haber

TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi Nitelikli İnsan Kaynağı İçin Güçlerini Birleştiriyor

TÜVTÜRK, otomotiv sektöründe nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi hedefiyle Nişantaşı Üniversitesi ile stratejik bir protokol imzaladı. Nişantaşı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Komsuoğlu Çıtıpıtıoğlu, TÜVTÜRK Genel Müdürü Koray Özcan ve Genel Müdür Vekili Melis Avalin Korkmaz’ın katılımıyla gerçekleştirilen imza töreni, üniversite-sanayi iş birliğinin örnek bir modeli olarak hayata geçirildi. Bu adım, sektöre yeni yetenekler kazandırmanın yanı sıra gençlerin kariyer yolculuğuna da somut katkılar sağlamayı amaçlıyor. Eğitimle sektörü birleştiren stratejik vizyon TÜVTÜRK, otomotiv sektöründe dijitalleşme, yeni teknolojiler ve hizmet kalitesi standartlarının hızla geliştiği bir dönemde, bu dönüşümü destekleyecek nitelikli insan kaynağını yetiştirmeyi stratejik bir öncelik olarak konumlandırıyor. Şirket bu doğrultuda, teknik eğitimle sektörü daha yakın bir zeminde buluşturacak iş birliklerine ağırlık veriyor. Nişantaşı Üniversitesi ile atılan bu adım, TÜVTÜRK’ün eğitim ekosistemini üniversitelerle entegre ederek istihdam odaklı bir model oluşturma vizyonunun ilk örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Öğrencilere fırsatlar yaratacak İş birliği kapsamında Nişantaşı Üniversitesi Otomotiv Teknolojisi Programı öğrencileri, eğitim süreçlerinin bir bölümünü doğrudan sahada ve uygulamalı eğitimden faydalanarak geçirecek. Öğrenciler, TÜVTÜRK tesislerinde araç muayene süreçlerini yakından gözlemleyecek; teknik donanım kullanımı, muayene standartları, iş güvenliği ve müşteri deneyimi gibi konularda uzmanlaşacak. Eğitimler, TÜVTÜRK Akademi tarafından geliştirilen özel eğitim modülleri üzerinden yürütülecek ve amir yardımcılığı eğitimlerine denk seviyede içeriklerden oluşacak. Protokol sayesinde öğrenciler, TÜVTÜRK’ün bilgi birikimi ve teknik altyapısından yararlanarak mesleki gelişim, uygulamalı eğitim, staj ve mezuniyet sonrası istihdam olanaklarına erişebilecek. TÜVTÜRK’ten sektöre nitelikli insan kaynağı desteği TÜVTÜRK, bu proje kapsamında yalnızca tesislerini açmakla kalmayacak; gençlerin sektöre donanımlı bir şekilde katılımını destekleyecek kapsamlı bir eğitim modeli geliştirecek. Öğrencilerin uygulamalı eğitim süreçleri TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarında yürütülecek; teknik becerilerini geliştirmeye yönelik atölye çalışmaları, proje temelli uygulamalar ve Ar-Ge faaliyetlerine katılım olanakları sağlanacak. TÜVTÜRK Akademi tarafından düzenlenecek teknik seminerler ve özel eğitim modülleri sayesinde öğrenciler, sektörün ihtiyaç duyduğu temel yetkinliklerle mezun olma şansına sahip olacak. Bu yaklaşım, mezunların hem teknik becerileri hem de operasyonel süreçlere hâkimiyetleriyle istihdam kabiliyetlerini önemli ölçüde artıracak. Akademi ve saha arasında güçlü bir köprü Nişantaşı Üniversitesi, otomotiv teknolojisi programını TÜVTÜRK’ün operasyonel ihtiyaçları ve sektördeki güncel teknolojik gelişmeler doğrultusunda revize edecek. Öğrencilerin dönem içi uygulama dersleri TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarında gerçekleştirilecek; böylece teorik bilgi, gerçek iş süreçleriyle entegre bir biçimde aktarılacak. “Eğitimden sektöre güçlü köprü” vizyonu “Eğitimden sektöre güçlü köprü” vizyonuyla hayata geçen bu iş birliği; öğrencilerin TÜVTÜRK’ün teknik altyapısı ve bilgi birikiminden yararlanmasını, mezunların istihdam kabiliyetinin artmasını hedefliyor. Protokol kapsamında staj olanaklarının yanı sıra işbaşı eğitim, proje temelli uygulama, Ar-Ge katılımı ve seminerlerle öğrencilerin sahaya hazır, güncel teknolojilere hâkim bireyler olarak mezun olmaları sağlanacak. İş birliği TÜVTÜRK’ün uzun vadeli stratejisinin önemli bir parçası olarak konumlanıyor. Şirket, otomotiv sektörünün, teknolojiyle birlikte hızla dönüşmesinden hareketle, bu dönüşümün merkezinde yer alan nitelikli insan kaynağına yatırım yapmayı stratejik bir öncelik olarak görüyor. TÜVTÜRK, yalnızca hizmet alanlarında değil, sektöre katkı sağlayacak eğitim modellerinde de sorumluluk üstleniyor. Nişantaşı Üniversitesi ile gerçekleştirilen bu iş birliği gençlerin mesleki gelişimini destekleyerek sektörün geleceğini güçlendirmeyi hedefliyor. Nişantaşı Üniversitesi ise eğitim ve sektör arasında kurulan bu tür köprülerin, öğrencilerin teorik bilgilerin sahada uygulamaya dönüştürmelerine ve mezuniyet sonrası güçlü bir kariyer yoluna adım atmalarına imkan tanıması açısından büyük önem veriyor. TÜVTÜRK ile yapılan iş birliği, öğrencilere hem bilgi hem de pratik deneyim kazandırarak otomotiv sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmada etkili olacak. TÜVTÜRK ve Nişantaşı Üniversitesi arasında imzalanan bu protokol, eğitimle otomotiv sektörü arasında güçlü bir bağ kurarak gençlere yeni fırsatlar yaratmayı, sektöre nitelikli insan kaynağı kazandırmayı ve ülke çapında sürdürülebilir bir istihdam ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.