Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bilgi Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Bilgi Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilgi Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu Haber

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru: Adana” isimli Adana Sürdürülebilirlik Konferansı, 13 Mayıs günü Adana Divan Otel’de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çeken iki oturumlu konferanslarda “Enerjide Sürdürülebilirlik” ve “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıkları vizyoner bakış açılarıyla sunuldu. Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu Konferansın açılış konuşmalarını Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ve Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen yaptı. Kıvanç: “Doğaya sırtını dönen, geleceğe yürüyemez” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: “Dünya, tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birini yaşıyor. ‘İkiz Dönüşüm’ dediğimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Adana Sanayi Odası olarak, Adana Sanayi Kampüsü'nü hayata geçirdik. Model Fabrika ile yalın üretim ve verimlilik artışı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik Merkezimiz ile firmalarımızın yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz. Enerji Verimliliği Merkezimiz ile enerjiyi, en akılcı şekilde yönetmenin yollarını gösteriyoruz. COP31’e giden bu süreç, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi, geleceğe yürüyemez.” Sözen: “Su ayak izi belgesini alan ilk üniversite ATÜ’dür” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen: “Kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak kurduğumuz Sürdürülebilirlik Kampüs Koordinatörlüğümüz ile karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği, yeşil kampüs uygulamaları, sürdürülebilirlik eğitimleri, kamu sanayi üniversitesi iş birlikleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmekteyiz. ATÜ, ISO 14046 Standardı kapsamında yürütülen doğrulama sürecini başarıyla tamamlayarak da dünyada su ayak izi belgesi alan ilk üniversite oldu. ATÜ olarak sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmeye çalışıyoruz.” Birinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik Moderatörlüğünü Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak’ın üstlendiği “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ve Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı. Kavak: “Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” Escarus Genel Müdürü ve TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanı Dr. Kubilay Kavak Dr. Kubilay Kavak: “Paul Kalanithi'ye ait muazzam bir cümle var: ‘Yıkıcı bir umutsuzluk kadar kötü olan tek şey gerçek dışı bir iyimserliktir.’ Tam da bu sözün işaret ettiği hakikate tekabül eden bir dönemdeyiz. İklim meseleleri tartışılırken İran ile Amerika-İsrail bloğu savaşa tutuştu. Böylesine bir dönemde ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapması çok değerli. Ekonomist Dergisi ‘Küresel enerji piyasaları bir krizin eşiğinde’ diye bir başlık attı. Financial Times, ‘Küresel gıda krizi kapıda’ diye bir manşet attı. Yeni çağın petrolü büyük olasılıkla kritik mineraller olacak. Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Konu sadece yeşil dönüşüm değil; konu bir de dijital dönüşüm bu ikisi birbirini besleyerek birbiriyle iç içe girerek gidiyor. Hem Türkiye'de hem dünyada konuştuğumuz konuların çehresi çok değişiyor.” Kıroğlu: “Talep, elektrik üretim artışının 4-5 katı” Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu: “Türkiye’nin şu an %40’a yakın enerji kaynaklarını kullanabiliyor olması, Hürmüz gibi enerji krizlerini ülkemizin çok hafif etkilerle atlatmasını sağlıyor. Elektrik tüketiminde çok ciddi bir artış var, bu dönemi bir devrim gibi hissedebiliyorum. Şu anda dünyadaki elektrik tüketiminin %1-2’si yapay zekâ tarafından harcanmaya başladı. Özellikle Türkiye’de bireysel yapay zekâ kullanımı, kurumsal kullanımının 3 katı seviyesinde. Bu kapsamda veri merkezlerinin büyüklüğünün 2033 yılında kadar 836 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyada yapay zekânın gelişmesindeki en önemli risk faktörü yapay zekânın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamamak. Talep artışı elektrik üretim artışının 4-5 katı kadar. Bu da yapay zekânın gelişimindeki en önemli bariyer olarak ortaya çıkıyor.” Sarı: “Elinde alternatif enerji planı olan kazanacak” ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı: “Yeni bir dünyaya doğru dönüşümden geçiyoruz. Bu noktada elimizde karbon verisi var ve böylece süreçleri fırsata dönüştürebiliriz. Hepimiz karbon verisini ölçtükten sonra birtakım iyileştirmeler yapıyoruz. Bu nedenle en önemli taraf ölçümlerin doğru yapılması ve verileri dijital bir ortamda yönetebiliyor olmamız. 7 Mayıs’ta açıklanan son yönetmelikle şu ana kadar SKDM kapsamında yaptığımız Excel tabanlı raporlamalar bitti, resmi izleme planı, yıllık doğrulama ve üç katmanlı raporlama zorunlu oldu. Enerji verimliliği dediğimiz başlığın altında en önemli yapılması gereken şey, enerji verimlilik projeleri. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar tam bir enerji savaşı. Yenilenebilir kaynaklarına yapılan yatırımlarla beraber elinde alternatif enerji planı olan ülkeler savaşları kazanacak.” Yılmaztürk: “Sürdürülebilirlik yönlendiricileri olmalı” Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk: “Operasyonel süreçler sırasında sürdürülebilirlikten bahsetmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Regülasyonlar da ayrıca zorlayabiliyor. Ticaret Bakanlığımız ve TÜBİTAK bu konularda son derece destekleyici davranıyor. Beta Enerji olarak 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığımız için tüm süreçlerin ana noktasına sürdürülebilirliği koyduk. Yeni fabrikamızda kuracağımız 8 megavatlık GES projemizle elektriğin tamamını oradan karşılamayı planlıyoruz. Bir projemiz en az altı aylık bir süreç üzerinden ilerliyor. Veri izleme ve ölçümleme sistemlerine sahip olmak çok kıymetli. Bunlar olmadan yapılan iyileştirme çalışması projelerinin hiçbir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Şirketlerde özellikle sürdürülebilirlik yönlendiricilerinin bulundurulması gerekiyor çünkü o bilinci sağlamak da kolay değil.” İkinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu yönetimindeki “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Oturuma; Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen, Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Kuşçu: “İşin öznesi insan, üçüz dönüşüm şart” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu: “Enerjideki rakamlar üretimdeki sürdürülebilirliği yakından ilgilendiriyor. Küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 2024 yılında yaklaşık 38 milyar tona ulaştı. Sanayiciye ve KOBİ’lere çok büyük görevler düşüyor. Sadece veriyi sağlıklı toplamak değil, güvenli depolamamız da gerekiyor. Burada işin öznesi insan… İnsanı dönüştürmeyi unuttuğumuz zaman dönüşümün eksik kalacağına inanıyorum. Üçüz dönüşüm şart. Hem üreticinin hem de tüketicinin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Türk milletinin kültüründe bu zaten var, onu hatırlayıp özümüze dönmemiz gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birlikleri ise kimsenin içini tam dolduramadığı, olgunlaştırılması gereken bir başlık… En önemli eksik ise üniversite raporlarının çok uzun olması, sanayicilerin ise hap bilgilere ihtiyaç duyması. Bu noktada COP31 sürecinin bir kaldıraç olacağına inanıyorum.” Demirdelen: “Döngüsel ekonomi genlerimize var” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen: “İzleme sistemlerine geçtiğimiz dönemde ilk olarak kayıp kaçak enerjileri gözlemledik. Sanayi tarafında ise suyu az kullanma hedefimiz vardı. Su kıtlığı onu biraz hızlandırdı. Bu sene bol yağış alındı ama suyu koruyup tutmazsanız, buharlaşır. Tam da noktada su izleme sistemleri ile suyu ve atık suyu izlemeye başladık. Göstergelerimiz arttıkça arttı. Bunların sonucunda manuel cihazlarımızın bir kısmını izlenebilir hale getirdik ve akıllı makineler aldık fakat bu sefer de bilgi güvenliği konusu ortaya çıktı. Bizler bilgi güvenliğini sağlayamazsak, sürdürülebilirliği sağlayamayız. Biz ikiz dönüşümden bahsediyoruz, yeşil dönüşüm için dijital dönüşüm şart ama asıl mesele üçüz dönüşümde. İnsanı da dönüştürmemiz lazım. Şu anda serverlarımızı, bulutlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Döngüsel ekonomiye gelecek olursak biz Türk milleti olarak savaşlardan çıkan bir ulus olduğumuz için bu kavramı zaten uygulayan bir milletiz. Kavramın adı sonradan konuldu. Döngüsel ekonomi zaten bizim genlerimize var. Üniversite-sanayi iş birlikleri içinse öncü ekipler kurulması gerekiyor. Sahaları gezip, ziyaretler gerçekleştirilmesi de önemli. Bu noktada altyapılarla ilgili kamu bacağı da eklenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik konusunda yaşama adım atan üniversite konusunu hayata geçirmemiz gerekiyor.” Çomu: “Mikro adımlarla makro hedeflere koşuyoruz” Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu: “Sürdürülebilir tarım projelerimizden ilkini 2013 yılında Muş’ta başlattık. Bunu bugün bölgemizde Aladağ’da da yapıyoruz. Bir Ar-Ge merkezi kurduk ve elimizdeki kaynağı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz; bazıları biyobozunur ürünler gibi geleceğe hitap eden ürünler. Son 10 yıldır doğada çözünebilir ham maddeler üretmeye çalışıyoruz, son yıllarda bu durum ülkelerin politikası haline geldi. Biz de Çukurova’dan çıkan mısırdan plastik ham maddesi üretiyoruz. Türkiye’nin en büyük mısır yağı ihracatçısıyız, dünyada da ilk üçteyiz. Son 4-5 yılda çok büyük oranda enerji verimliliğine odaklandık. Önümüzdeki yıl sonunda tamamen güneş enerjisine geçmiş olacağız. Şu anda gelecek 50 yıla yatırım yapıyoruz, atık su artıma tesisi yapıyoruz. Hem yağ hem nişasta atıklarını işleyecek ayrıca biyogaz üretimi de yapacak. İşin özü mikro adımlarla makro hedeflere koşmaya çalışıyoruz.” Kıvanç: “Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: Dünya üzerinde sürdürülebilirliği başlatan ve en önemli yerlere getiren sektör, tekstil sektörü oldu. Çünkü zorunlu tutulduğumuz ve baskı gördüğümüz alanlar oldu. Denetlemeler yapıldı ve dönüşüm sağlandı. Bu durum da verimlilik olarak bize geri döndü. Çevreyi korumaya başladık, 2011 yılında Japonya’dan getirilen panellerle Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk. Tekstil sektöründe minimum %25 geri dönüştürülmüş ham madde kullanmazsak markalar bizden ürün almıyorlar. 2030 yılında ise mutabakata göre ya %100 geri dönüştürülüş ya da %100 organik ham madde olmasını bekliyorlar, biz de bu hedefe doğru ilerliyoruz. Bizleri aslan terbiyecisi gibi terbiye ettiler. Biz sürdürülebilir üretim yaptıkça da bizi tercih ediyorlar. Bu noktada sürdürülebilirliğin de sürdürülebilir olması gerekiyor. Teknolojiyle entegre etmemiz gerekiyor; ölçemediğinizin hesabını veremezsiniz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çılgın Sayısal Loto’da 1 Talihli Ekstra 10 Milyon TL Kazandı! Haber

Çılgın Sayısal Loto’da 1 Talihli Ekstra 10 Milyon TL Kazandı!

Çılgın Sayısal Loto’da ‘Milyonerler Festivali’ 16 Mayıs Cumartesi günü gerçekleşen çekilişinde 1 talihliye 10 milyon TL ekstra ikramiye kazandırdı. Misli’den oynayarak 5 bilen talihli 15 milyon 415 bin 777 TL ikramiye kazandı. 2-23 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek Milyonerler Festivali, oyunseverlere toplamda garanti 100 milyon TL ekstra ikramiye kazandıracak. Çılgın Sayısal Loto’da büyük ikramiye tutarı 1 milyar TL’yi aştı Çılgın Sayısal Loto’nun 1 milyar 13 milyon 771 bin 785 TL’lik büyük ikramiyesi hem Çılgın Sayısal Loto’nun hem de Türkiye şans oyunları tarihinin bugüne kadarki en yüksek ikramiye tutarı olarak öne çıkıyor. Çılgın Sayısal Loto’nun büyük ikramiyesi “Milyonerler Festivali” kapsamında yapılan çekilişlerde sahibini bulabilir. Çılgın Sayısal Loto çekiliş sonuçlarına https://www.millipiyangoonline.com/sayisal-loto/sonuclar adresinden ulaşılabilir. Çılgın Sayısal Loto oynamanın kuralları neler? 1’den 90’a kadar olan sayılar arasından 6 tanesini seçerek kolon oluşturmaya dayalı bir oyun olan Çılgın Sayısal Loto’da en az 2, en fazla ise 6 adet sayıyı bilenler farklı miktarlarda ikramiye kazanıyor. Her çekilişte küre içerisindeki 90 numara içinden 6 numara + 1 numara (Joker) çekiliyor. Ayrıca isteğe bağlı olarak eklenebilen SüperStar özelliği için de farklı bir 90 numara içinden 1 adet SüperStar numarası çekiliyor. Kazanma oranı oynanan kolon ve bilinen numara adedine göre değişiyor. Oyunseverler kolonları kendileri doldurabildiği gibi ayrıca sayıları doğrudan bayiye söyleyerek veya “Sen Seç” ile terminalden rastgele sayı seçtirerek de oynayabiliyor. 18 yaşından büyük herkesin oynayabileceği Çılgın Sayısal Loto’da her kolonun fiyatı ise 25 TL. SüperStar sayısını oynamak ise 15 TL. Oyunun kurallarıyla ilgili ayrıntılı bilgiye https://www.millipiyangoonline.com/sayisal-loto/kurallar adresinden ulaşmak mümkün. Tüm çekilişler canlı yayınlanır Tüm çekilişler, Şisal Şans’ın son teknolojiyi kullanarak oluşturulan teknik altyapısı ile noter huzurunda gerçekleştirilmekte ve canlı olarak yayınlanmaktadır. Dünya Piyango Birliği (World Lottery Association- WLA) tarafından verilen WLA-SCS:2020 (Level 2) Güvenlik Kontrol Standartı Sertifikasına ve TS ISO/IEC 27001:2013 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikasına sahip olan kurum, en büyük önceliği şeffaflığa vermektedir. Dünya Piyango Birliği Üyesi Firma tarafından üretilen son teknoloji ürünü yeni çekiliş makineleriyle kurulmuş olan ve ŞANS MERKEZİ adı verilen çekiliş stüdyosunda noter huzurunda düzenlenen çekilişler, www.millipiyangoonline.comsitesinden ve Milli Piyango TV Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her Dönemin Parolası   123456 Haber

Her Dönemin Parolası  123456

Her yıl Mayıs ayının ilk perşembe günü kutlanan Dünya Parola Günü siber güvenlikte güçlü parola kullanımının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermek için bir fırsat olarak görülüyor. Siber güvenlikte dünya lideri olan ESET, bu yıl 07 Mayıs’a denk gelen Dünya Parola Günü’nde herkesi güçlü ve tahmin edilmesi zor parola kullanmaya çağırdı. NordPass'ın dünya çapında veri ihlallerinde ortaya çıkan parolalarla ilgili son yıllık raporuna göre “123456” dünya çapında hâlâ en çok kullanılan parola. "123456." "123456789", "12345678", "12345" ve "admin" gibi diğer tahmin edilebilir seçimler de her yıl popülerliğini koruyor. Kullanıcıların özensiz parola seçimlerinin yanı sıra popüler siteler de hâlâ bu altı basamaklı dizinin parola olarak kullanılmasına izin veriyor. NordPass'ın verileri, sınırlı parola politikaları belirleyen ve "123456" gibi basit parolalara izin veren çok daha fazla site olduğunu gösteriyor. Yasa koyucuların şirketlerin sıkı kimlik doğrulama politikaları uygulamaması ve tüketicilerin kolay yolu seçmesine izin verme eğilimine son vermesi çok önemli. Bazı sektörler, modern kimlik doğrulama yöntemlerine geçmek zorunda kaldı. Finans sektöründe, elektronik ödemeler ve çevrimiçi ödeme hesaplarına erişim için MFA'yı (çok faktörlü kimlik doğrulama) zorunlu kılan Ödeme Hizmetleri Direktifi 2 (PSD2) gibi çeşitli düzenlemeler bulunuyor. Uzmanlar mevzuatın tüm sektörleri kapsaması gerektiğinin altını çiziyor ve şu öneride bulunuyor; erişilen hizmet ne olursa olsun çevrimiçi olarak oluşturulan tüm hesaplar için MFA'yı zorunlu kılmalı, modası geçmiş parola kullanımını terk etmeli ve günümüzün interneti için daha uygun bir güvenlik sistemine geçilmelidir. Dijital güvenliği sağlayabilmenin en basit ve etkili yolu karmaşık parolaları zorunlu kılmaktan ya da daha da iyisi MFA’dan geçiyor. Parola güvenliği nasıl sağlanır? Parolaları asla tekrar kullanmayın. Parolanızı başkalarıyla paylaşmayın. Kullanılmayan hesapları kapatın. Bir parola yöneticisi kullanın ve bir parola oluşturucu kullanmayı da düşünün. Parola kasası otomatik olarak uzun, güçlü ve benzersiz parolalar önerecek ve saklayacaktır. Parola gücünü düzenli olarak kontrol edin ve çok zayıf veya güncel olmayanları güncelleyin. Mümkün olan yerlerde çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) etkinleştirin, artık çoğu hesapta bunu yapma seçeneği var. Kimlik doğrulama için yüz veya parmak izi taraması veya tek seferlik parola gibi başka bir “faktör” gerektirerek parolalara ekstra bir güvenlik katmanı ekler. Herkese açık Wi-Fi üzerinden oturum açmayın çünkü aynı ağda bulunabilecek dijital dinleyiciler parolanızı ele geçirebilir. Bilgi hırsızları ve diğer kötü amaçlı yazılımların yanı sıra kimlik avı saldırıları ve diğer tehditlere karşı korunmak için saygın bir şirketin güvenlik çözümlerini kullanın. Dışarıdayken omuz sörfçülerine dikkat edin. Dizüstü bilgisayarınız için bir ekran koruyucu kullanmayı düşünün.İstenmeyen e-posta ve mesajlardaki şüpheli bağlantılara tıklamayın. Şüpheniz varsa mesajı geri göndererek değil iletişim bilgilerini Google’da arayarak doğrudan gönderenle iletişime geçin. Yalnızca HTTPS kullanan sitelere giriş yapın çünkü bunlar güvenlidir ve bu nedenle giriş bilgilerinizi ele geçirebilecek saldırılara karşı ekstra koruma sağlar. Parolalarınızın bir veri ihlaline karışıp karışmadığını kontrol eden bir hizmete kaydolun. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KASKİ 2025 Yılı Yatırımları ve 2026 Yılı Yol Haritası Zirvesi Haber

KASKİ 2025 Yılı Yatırımları ve 2026 Yılı Yol Haritası Zirvesi

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, KASKİ’nin 2025 yılı yatırımlarının değerlendirildiği ve 2026 yılında planlanan proje ve hizmetlerinin masaya yatırılarak yol haritasının ele alındığı değerlendirme ve istişare toplantısı düzenledi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç başkanlığında tüm iştirakleri ile birlikte Kayseri’ye hizmet noktasında çalışmalarını hız kesmeden sürdürürken Büyükkılıç da hayata geçen yatırımlar ve planlanan projelere dair değerlendirme toplantılarına devam ediyor. Bu kapsamda Başkan Büyükkılıç, Kayseri Su ve Kanalizasyon İdaresi (KASKİ) Genel Müdürlüğü’nü ziyaret ederek 2025 yılı yatırımlarını değerlendiren ve 2026 yol haritasını ortaya koyan değerlendirme ve istişare toplantısı düzenledi. Büyükkılıç başkanlığında gerçekleşen toplantıya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ufuk Sekmen, KASKİ Genel Müdürü Yavuz Çağan, genel müdür yardımcıları ve daire başkanları katıldı. Toplantıda konuşan Başkan Büyükkılıç, KASKi Genel Müdürü Yavuz Çağan, genel müdür yardımcıları ve daire başkanlarına teşekkür etti. Büyükkılıç, “Hayırlı işlere imza atmaya devam ediyoruz. KASKİ denilince akla elbette en uygun fiyata kaliteli, nitelikli ve sürdürülebilen su ile birlikte yatırımlar gelir” dedi. “30 Büyükşehir İçerisinde En Uygun Fiyata Su Veren İkinci Büyükşehir” Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin, 30 büyükşehir içerisinde meskenlere en uygun fiyata su veren ikinci büyükşehir olduğunu hatırlatan Büyükkılıç, “O açıdan ekibimizi tebrik ediyorum. İnşallah bunun sürdürülebilirliğini sağlamak adına da mümkün olduğu kadar ek bir zam getirmeden su hizmetlerini sürdürmeyi amaçlayarak yatırımlarda Kayseri Büyükşehir Belediyesi olarak destek verdiğimizi ifade etmek istiyorum” diye konuştu. Büyükkılıç, KASKİ’nin bütçesinin yüzde 60’a yakın oranını yatırıma harcayan ve bu alanda yatırımdan yatırıma, hizmetten hizmete koşan bir hizmet anlayışı ortaya koyduğuna dikkat çekerek, “KASKİ, gerek atık suları ile ilgili yapılacak olan çalışmalarda, gerek içme sularıyla ilgili, gerekse yağmur sularıyla ilgili yeni yatırımlara imza atan bir anlayış içerisinde çalışıyor. İhtiyacı önemseyen, bir kişi de olsa içme suyuyla o insanların buluşmasını mutlak sağlama yönünde irade gösteren, insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle de hareket eden böyle bir yatırımcı kuruluşumuz. Değerli genel müdürümüzün şahsında, uyum içerisinde her kademedeki kardeşimize yapmış olduğu bu verimli ve yüz akı olan hizmetlerden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. “Yatırımdan Yatırıma, Hizmetten Hizmete Koşan Bir KASKİ’den Söz Ediyoruz” 2025 yılı yatırımları ve 2026 yılı planlamalarına dair değerlendirmelerde bulunduklarını ifade eden Başkan Büyükkılıç, şunları kaydetti: “2025 yılında yapılan yatırımları tekrar hatırlayarak moralimiz arttı. 2026’da yatırımlara atacağımız imzalarla ilgili elbette ki kendimizi de mutlu hissederek, onları gözden geçirdik. İnşallah şehrimizin her tarafında yatırımdan yatırıma, hizmetten hizmete koşan bir KASKİ’den söz ediyoruz. KASKİ, kendi imkânları ve ekiplerini en verimli şekilde işin içerisine dâhil ederek, abartılı ihalelere ya da israfa fırsat vermeden yatırımlarına imza atıyor.” GES Projeleri ile Hedef; Enerji Bağımlılığı Azalan Bir KASKİ Büyükkılıç, KASKİ tarafından sunulan hizmetlerde enerji konusunun önemine işaret ederek, “Neredeyse bütçesinin dörtte birine yakını enerji giderlerine ayrılıyor. Yatırımlar da ayrıca bir maliyet getiriyor. Bütün bunlarla birlikte enerji giderini karşılamak, kendi kendine yeten bir kurum olmasını sağlamak amacıyla da GES ve biyogaz projeleri ağırlıklı olmak üzere bu konularda da gerekli çalışmalarımızı yapıyoruz” ifadelerini kullandı. Büyükkılıç’tan 60 Milyon Euroluk Hibe ile Kayseri’ye Dev Yatırım Vurgusu KASKİ’nin mevcut atık su arıtma tesisini tüm donanım ve ekipmanlarıyla birlikte yenilediklerine de ayrı bir parantez açan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “25 yıl ileri biyolojik arıtma tesisi olarak istifade ettiğimiz ve yaklaşık 600 bin nüfusa hitap eden tesislerimizi tamamen yeniledik. Bu hizmetimizi almaya devam edeceğiz ama bütün bunların yanında şehrimiz gelişiyor, güzelleşiyor, nüfusumuz da 1 milyon 458 bin gibi bir rakama ulaştı. Böyle olunca 1,5 milyon nüfusa hitap edecek bir potansiyeli hayata geçirecek ikinci arıtma tesisimizi de 60 milyon euro gibi Sayın Cumhurbaşkanımızın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’mızın bizlere vermiş olduğu desteklerle İLBANK’ımızla yapmış olduğumuz protokol gereği, İslam Bankası’ndan aldığımız yüzde yüz hibe, yani şehrimize 3 milyar TL’lik bir yatırıma fırsat imkânı sağlandı. Muhtemelen ikinci altı ayda bu çalışmalar hızla başlar. Projemiz hazır ve gerekli ihale sürecini yürütüyoruz. Şehrimizi 2050 yılına kadar bu konularla ilgili hiçbir sıkıntı oluşturmadan geleceğe taşırız diye umuyor ve inanıyoruz” şeklinde konuştu. Başkan Büyükkılıç, yağmur suları ile ilgili de kent genelinde sorunları ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini paylaşarak, Kartal Kavşağı ve Bağlantı Yolları Projesi ile ilgili deplase çalışmalarını da hayata geçirdiklerini söyledi. “Bizim Felsefemizde Yakınmak Yok, Yekinmek Var” Büyükkılıç, “Bizim felsefemizde yakınmak yok, yekinmek var. Şikâyet etmek yok, sorunları gidermek var. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle nasıl ki yol medeniyet diyorsak su olmazsa olmaz ve su hayattır diyor, gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Nereden baksanız KASKİ anlatılacak gibi değil” sözleri ile KASKİ personeline teşekkür ederek daha güzel hizmetler yapmaları temennisinde bulundu. Büyükkılıç’a, KASKİ’nin Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası Takdim Edildi KASKİ yerleşkesi içerisinde Veri Kurtarma Merkezi’ni hayata geçirdiklerini belirten Başkan Büyükkılıç, “Sayın genel müdürüm gurur tablomuza bir belge daha eklememize vesile oldu. Ekibi bir kez daha tebrik ediyor, teşekkür ediyorum” dedi. KASKİ ekibini tebrik ederken Büyükkılıç’a KASKİ Genel Müdürü Yavuz Çağan tarafından KASKİ’nin almaya hak kazandığı, Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikası ve bayrağı takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çılgın Sayısal Loto’da 4 talihli ekstra 10 milyon TL kazandı! Haber

Çılgın Sayısal Loto’da 4 talihli ekstra 10 milyon TL kazandı!

Çılgın Sayısal Loto’da ‘Milyonerler Festivali” 26 Ocak Pazartesi günü gerçekleşen dördüncü çekilişinde 4 talihliye toplamda 10 milyon TL ekstra ikramiye kazandırdı. Afyonkarahisar Başmakçı’dan, İzmir Menemen’den, Sakarya Hendek’ten ve Samsun İlkadım’dan oynayarak 5 bilen talihliler kişi başı 3 milyon 289 bin 992 TL ikramiye kazandı. 19 Ocak-9 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek Milyonerler Festivali, oyunseverlere toplamda garanti 100 milyon TL ekstra ikramiye kazandıracak. Çılgın Sayısal Loto’da büyük ikramiye tutarı 595 milyon TL’yi aştı Çılgın Sayısal Loto’da büyük ikramiye tutarı 595 milyon TL’yi aştı. Büyük ikramiye “Milyonerler Festivali” kapsamında yapılan çekilişlerde sahibini bulabilir. Çılgın Sayısal Loto çekiliş sonuçlarına https://www.millipiyangoonline.com/sayisal-loto/sonuclar adresinden ulaşılabilir. Çılgın Sayısal Loto oynamanın kuralları neler? 1’den 90’a kadar olan sayılar arasından 6 tanesini seçerek kolon oluşturmaya dayalı bir oyun olan Çılgın Sayısal Loto’da en az 2, en fazla ise 6 adet sayıyı bilenler farklı miktarlarda ikramiye kazanıyor. Her çekilişte küre içerisindeki 90 numara içinden 6 numara + 1 numara (Joker) çekiliyor. Ayrıca isteğe bağlı olarak eklenebilen SüperStar özelliği için de farklı bir 90 numara içinden 1 adet SüperStar numarası çekiliyor. Kazanma oranı oynanan kolon ve bilinen numara adedine göre değişiyor. Oyunseverler kolonları kendileri doldurabildiği gibi ayrıca sayıları doğrudan bayiye söyleyerek veya “Sen Seç” ile terminalden rastgele sayı seçtirerek de oynayabiliyor. 18 yaşından büyük herkesin oynayabileceği Çılgın Sayısal Loto’da her kolonun fiyatı ise 25 TL. SüperStar sayısını oynamak ise 15 TL. Oyunun kurallarıyla ilgili ayrıntılı bilgiye https://www.millipiyangoonline.com/sayisal-loto/kurallar adresinden ulaşmak mümkün. Tüm çekilişler canlı yayınlanır Tüm çekilişler, Şisal Şans’ın son teknolojiyi kullanarak oluşturulan teknik altyapısı ile noter huzurunda gerçekleştirilmekte ve canlı olarak yayınlanmaktadır. Dünya Piyango Birliği (World Lottery Association- WLA) tarafından verilen WLA-SCS:2020 (Level 2) Güvenlik Kontrol Standartı Sertifikasına ve TS ISO/IEC 27001:2013 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Sertifikasına sahip olan kurum, en büyük önceliği şeffaflığa vermektedir. Dünya Piyango Birliği Üyesi Firma tarafından üretilen son teknoloji ürünü yeni çekiliş makineleriyle kurulmuş olan ve ŞANS MERKEZİ adı verilen çekiliş stüdyosunda noter huzurunda düzenlenen çekilişler, www.millipiyangoonline.comsitesinden ve Milli Piyango TV Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır.

Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı Haber

Microsoft 2026’nın En Önemli 7 Yapay Zekâ Trendini Açıkladı

Yapay zekâ, farklı sektörlerde yalnızca soruları yanıtlayan bir araçtan, insanlarla birlikte çalışan ve uzmanlıklarını güçlendirmelerine destek sunan bir iş ortağı olmaya doğru evrilecek. Yapay zekâ ajanları dijital meslektaşlar hâline gelirken ve insan yönlendirmesiyle belirli görevleri üstlenirken, kurumlar da yeni risklere ayak uydurmak için güvenliği güçlendiriyor. Öte yandan bu gelişmeleri destekleyen altyapı da olgunlaşıyor; daha akıllı ve daha verimli hâle geliyor. Microsoft, 2026’da izlenmesi gereken 7 trendi şöyle sıralıyor; 1 — Yapay zekâ, insanların birlikte başarabileceklerini artıracak Microsoft Yapay Zekâ Deneyimleri Ürün Şefi Aparna Chennapragada’ya göre 2026, teknoloji ve insanlar arasındaki ittifakların yeni çağı olacak. Son yıllarda odak yapay zekânın soruları yanıtlaması ve problemleri mantık yürüterek çözmesi üzerineyken, sıradaki dalga gerçek iş birliği üzerine olacak. “Gelecek insanları değiştirmekle ilgili değil; onları güçlendirmekle ilgili” diyen Cheenapragada’ya göre yapay zekâ ajanları dijital çalışma arkadaşlarımız olacak. Üç kişilik bir ekibin, yapay zekânın veri işleme, içerik oluşturma ve kişiselleştirme gibi işleri üstlendiği bir dünyada, küresel bir kampanyayı birkaç günde başlatabilecek noktaya geleceğiz. İnsanlar ise strateji ve yaratıcılığı yönetecek. Chennapragada’nın meslek profesyonellerine tavsiyesi ise yapay zekâ ile rekabet etmek yerine onunla birlikte çalışmayı öğrenmeleri. Ona göre önümüzdeki yıl “insan rolünü elimine edenlerin değil onu ileri taşıyanların yılı” olacak. 2 - Yapay zeka ajanları, iş gücüne katılırken yeni güvenlik önlemleriyle donatılacak Microsoft Güvenlik Kurumsal Başkan Yardımcısı Vasu Jakkal'a göre, yapay zeka ajanları 2026'da çoğalacak ve günlük işlerde daha büyük bir rol oynayarak, araçlardan ziyade takım arkadaşları gibi davranacaklar. “Kuruluşlar bu ajanlara görevlerde ve karar alma süreçlerinde yardımcı olmaları için güvendikçe, güvenlik alanından başlayarak onlara duyulan güvenin oluşturulması çok önemli olacak. Ajanların, kontrolsüz risk taşıyan 'çift ajan' haline gelmelerini önlemek için insanlarla benzer güvenlik korumalarına sahip olması gerekiyor" diyor Jakkal. Bu, her ajana net bir kimlik vermek, erişebileceği bilgi ve sistemleri sınırlamak, oluşturduğu verileri yönetmek ve onu saldırganlardan ve tehditlerden korumak anlamına geliyor. Güvenlik ise sonradan eklenen bir şey olmaktan çıkıp ortamsal, otonom ve yerleşik bir unsura dönüşüyor. Ayrıca, saldırganlar yapay zekayı yeni yollarla kullandıkça, savunucuların da bu tehditleri tespit etmek ve daha hızlı yanıt vermek için güvenlik ajanlarını kullanacağını görüyoruz. 3- Yapay zeka, dünya sağlık çalışanı açığını kapatmaya hazır Microsoft Yapay Zeka'nın Sağlıktan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Dominic King, sağlık alanında kullanılan yapay zekanın bir dönüm noktası olduğunu söylüyor. “Yapay zekanın teşhis uzmanlığının ötesine geçip semptom triyajı ve tedavi planlaması gibi alanlara da yayıldığını göreceğiz” diyen King, sözlerine şöyle devam ediyor: “Sağlık hizmetlerine erişim küresel bir sorun. Dünya Sağlık Örgütü, 2030 yılına kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı öngörüyor; bu da 4,5 milyar insanın temel sağlık hizmetlerinden mahrum kalmasına yol açacak bir açık”. Bu noktada Microsoft Yapay Zeka'nın Teşhis Orkestratörü (MAI-DxO) sistemi başarısıyla dikkat çekiyor. Bu sistem 2025 yılında karmaşık tıbbi vakaları %85,5 doğrulukla çözdü; bu oran, deneyimli hekimlerin ortalama %20'lik doğruluk oranının çok üzerinde. Copilot ve Bing uygulamaları da halihazırda günde 50 milyondan fazla sağlık sorusunu yanıtlıyor. 4 - Yapay zeka araştırma sürecinin merkezinde yer alacak Microsoft Araştırma Başkanı Peter Lee, yapay zekanın iklim modellemesi, moleküler dinamik ve malzeme tasarımı gibi alanlarda çığır açan gelişmeleri hızlandırdığını söylüyor. Ancak bir sonraki sıçrama geliyor. 2026'da yapay zeka sadece makaleleri özetlemek, soruları yanıtlamak ve rapor yazmakla kalmayacak; fizik, kimya ve biyolojideki keşif sürecine aktif olarak katılacak. Lee, "Yapay zeka hipotezler üretecek, bilimsel deneyleri kontrol eden araçlar ve uygulamalar kullanacak ve hem insan hem de yapay zeka araştırma meslektaşlarıyla iş birliği yapacak" diyor. Bu değişim, yakında her bilim insanının yeni deneyler önerebilen ve hatta bunların bazı kısımlarını yürütebilen bir yapay zeka laboratuvar asistanına sahip olabileceği bir dünya yaratıyor. 5- Yapay zeka altyapısı daha akıllı ve verimli hale gelecek Microsoft Azure'un Baş Teknoloji Sorumlusu, Bilgi Güvenliği Sorumlusu Yardımcısı ve Teknik Uzmanı Mark Russinovich'e göre, yapay zekanın büyümesi artık sadece daha fazla ve daha büyük veri merkezleri inşa etmekle ilgili değil. Bir sonraki dalga, her bir bilgi işlem gücünün en iyi şekilde kullanılmasını sağlamakla ilgili. Russinovich, "En etkili yapay zeka altyapısı, bilgi işlem gücünü dağıtılmış ağlar üzerinde daha yoğun bir şekilde paketleyecektir. Gelecek yıl, maliyetleri düşürecek ve verimliliği artıracak esnek, küresel yapay zeka sistemlerinin, yani yeni nesil bağlantılı yapay zeka süper fabrikalarının yükselişine tanık olacağız. Yapay zeka artık sadece büyüklüğüyle değil, ürettiği zekanın kalitesiyle ölçülecek" diyor. 6 - Yapay Zeka, kod dilini ve arkasındaki bağlamı öğreniyor Yazılım geliştirmede patlama yaşanıyor ve GitHub'daki aktivitelerin 2025'te yeni seviyelere ulaştığı görülüyor. Geliştiricilerin her ay 43 milyon isteği yanıtlamış olması, ekiplerin kodlarında değişiklik önerme ve inceleme yöntemlerinden birinde bir önceki yıla göre %23'lük bir artış anlamına geliyor. Bu değişiklikleri izleyen yıllık commit (kod gönderimi) sayısı ise bir önceki yıla göre %25 artarak 1 milyara ulaştı. Bu benzeri görülmemiş hız, yapay zekanın yazılımın nasıl oluşturulduğu ve geliştirildiği konusunda giderek daha merkezi bir rol oynamasıyla birlikte sektörde büyük bir değişime işaret ediyor. GitHub'ın Baş Ürün Sorumlusu Mario Rodriguez, bu muazzam hacimden "depo zekası" olarak bahsediyor ve 2026'nın yeni bir avantaj getireceğinin habercisi olduğunu söylüyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, "depo zekası", yalnızca kod satırlarını değil, bunların arkasındaki ilişkileri ve geçmişi de anlayan yapay zeka anlamına geliyor. Bir dönüm noktasında olduğumuza işaret eden Rodrigez, “Yapay zeka ekiplerin oluşturdukları her şeyi depoladıkları ve organize ettikleri ana merkezler olan kod depolarındaki kalıpları analiz ederek neyin değiştiğini, nedenini ve parçaların nasıl bir araya geldiğini anlayabilir. Bu bağlam, daha akıllı önerilerde bulunmasına, hataları daha erken yakalamasına ve hatta rutin düzeltmeleri otomatikleştirmesine yardımcı olur. Sonuç, geliştiricilerin daha hızlı hareket etmesine yardımcı olan daha yüksek kaliteli yazılım olacaktır. Depo zekası, daha akıllı, daha güvenilir yapay zeka için yapı ve bağlam sağlayarak rekabet avantajı haline gelecektir” diyor. 7 - Bilgisayar bilimindeki bir sonraki sıçrama, çoğu insanın düşündüğünden daha yakın Microsoft Discovery ve Quantum'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Jason Zander, ‘’Kuantum hesaplama uzun zamandır bilim kurgu gibi geliyordu. Ancak araştırmacılar, kuantum makinelerinin klasik bilgisayarların çözemediği sorunları ele almaya başlayacağı çağa giriyorlar. Kuantum avantajı olarak adlandırılan bu atılım, toplumun en zorlu sorunlarını çözmeye yardımcı olabilir. Şimdi farklı olan şey, kuantumun yapay zeka ve süper bilgisayarlarla birlikte çalıştığı hibrit bir sisteme geçiş. Yapay zeka verilerdeki kalıpları bulur. Süper bilgisayarlar devasa simülasyonlar çalıştırır. Ve kuantum, molekülleri ve malzemeleri modellemek için çok daha yüksek doğruluk sağlayacak yeni bir katman ekliyor. Bu ilerleme, hataları tespit edip düzeltebilen ve hesaplama yapabilen fiziksel kuantum bitleri olan mantıksal kuantum bitlerindeki gelişmelerle örtüşüyor; bu da güvenilirliğe doğru kritik bir adım. Microsoft'un Majorana 1'i, daha sağlam kuantum sistemlerine doğru önemli bir gelişmeyi işaret ediyor. Majorana 1, kırılgan kuantum bitlerini doğal olarak daha kararlı ve güvenilir hale getiren bir tasarım olan topolojik kuantum bitleri kullanılarak inşa edilen ilk kuantum çipi olduğu gibi, aynı zamanda hataları yakalamak ve düzeltmek için tasarlanmış tek kuantum çözümü. Bu mimari, tek bir çip üzerinde milyonlarca kuantum biti bulunan makinelerin yolunu açarak, karmaşık bilimsel ve endüstriyel sorunlar için gereken işlem gücünü sağlıyor. Kuantum avantajı, malzemelerde, tıpta ve daha birçok alanda çığır açacak gelişmelere yol açacak. Yapay zeka ve bilimin geleceği sadece daha hızlı olmayacak, temelden yeniden tanımlanacak" diyor.

WatchGuard  İnternet Güvenliği Raporu’nu Yayınladı Haber

WatchGuard İnternet Güvenliği Raporu’nu Yayınladı

KAHA - Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacıları tarafından üç aylık bir araştırma sonucunda hazırlanan 2024 yılının 3. çeyreğinde kötü amaçlı yazılım, ağ ve uç nokta güvenlik tehditlerini detaylandıran İnternet Güvenliği Raporu'nu yayınladı. Veriler, siber saldırganların meşru web hizmetlerini ve belgelerini hedef aldıkça uç nokta kötü amaçlı yazılımlarında %300 artış olduğunu gösteriyor. Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard® Technologies, WatchGuard Tehdit Laboratuvarı araştırmacıları tarafından incelenen en önemli kötü amaçlı yazılım, ağ ve uç nokta güvenlik tehditlerinin ele alındığı son İnternet Güvenliği Raporu'nu yayınladı. Raporun temel bulguları arasında, 2024 yılının 3. çeyreğinde tehdit aktörleri saldırılarını gerçekleştirmek için daha fazla sosyal mühendislik taktiklerine yöneldikleri ve meşru web sitelerini veya belgelerini hedef alarak uç nokta kötü amaçlı yazılım tespitlerinde %300 oranında bir artışın yaşandığı yer alıyor. Diğer önemli veriler arasında da kriptomining kötü amaçlı yazılımların yeniden canlanması, imza tabanlı ve sosyal mühendislik saldırılarındaki artış ve EMEA genelinde çoğalan kötü amaçlı yazılım saldırıları yer alıyor. Siber saldırganların uzun zamandır hedefinde Word ve Excel gibi Microsoft belgeleri yer alıyor. Tehdit aktörleri kötü amaçlı yazılımları indirmeleri için kullanıcıları kandırarak hedeflerine alsa da Word, Excel ve PowerPoint Office dosyalarında yer alan sıkı makro karşıtı korumalar, saldırganların artık Qbot (bir uzaktan erişim botnet truva atı) göndermek için OneNote dosyalarını kullanmasına neden oldu. Siber Saldırganların Yeni Hedefinde WordPress Açıkları ve Kripto Madenciliği Bulunuyor Rapora göre, meşru hizmetleri istismar eden bir diğer önemli tehdit de WordPress eklenti açıklarına yönelik yeni saldırılar olarak belirlendi. Siber saldırganlar, dünya çapında 488,6 milyondan fazla web sitesine ev sahipliği yapan ve internetteki tüm web sitelerinin %43’ünü oluşturan WordPress’deki açıklardan faydalanarak web sitelerin kontrolünü ele geçiriyor. Bu sitelerin güvenilirliğinden faydalanan siber suçlular, kullanıcılara tarayıcılarını güncellemeleri için yaptığı yanlış yönlendirmeler sonucunda kötü amaçlı yazılımları çalıştıran SocGholish gibi indirmelere ev sahipliği yapıyor. Tehdit Laboratuvarı 3. çeyrekte kriptominer kullanan siber saldırganlarda da bir artış olduğunu gözlemledi ve bu saldırganların ekstra kötü niyetli davranışlar sergiledikleri ifade edildi. Kripto madencileri, kullanıcının cihazında gizlenen ve Bitcoin gibi çevrimiçi para birimleri için madencilik yapmak üzere bilgisayar kaynaklarını çalan kötü amaçlı yazılımlar olarak biliniyor. Kripto para birimlerinin değeri ve popülerliği yeniden artarken, kripto madenciliği yapan kötü amaçlı yazılımlar da yeniden yükselişe geçiyor. ‘’Her Büyüklükteki Kuruluş, Yapay Zeka Destekli Tehdit Tespitini Benimsemeli’’ WatchGuard Technologies Baş Güvenlik Sorumlusu Corey Nachreiner, “3. Çeyrek 2024 İnternet Güvenliği Raporu’ndaki son bulgular, geleneksel ve kaçamak kötü amaçlı yazılım tehditlerinde ciddi bir değişim olduğunu gösterdi.” ifadelerinde buludu. “Bu bulgular, tehdit ortamının ne kadar hızlı gelişebileceğini gösteriyor, bu nedenle eski tehditleri hızla yakalayabilen ve yenilerine gerçek zamanlı olarak uyum sağlayabilen eksiksiz, derinlemesine savunma siber güvenlik çözümlerinden yararlanmak önemlidir. Her büyüklükteki kuruluş, beklenmedik tehdit hareketlerini tespit etmek ve müdahalede geç kalmamak için yapay zeka destekli tehdit tespitini benimsemeyi düşünmeli ve bir saldırının maliyetini azaltırken aynı zamanda geleneksel kötü amaçlı yazılım önleme kontrollerini de sürdürmelidir.” açıklamalarında bulundu. WatchGuard'ın Q3 2024 İnternet Güvenliği Raporu'ndan elde edilen diğer önemli bulgular şunlar: 1. Tehdit aktörlerinin saldırılarını gerçekleştirmek için daha fazla sosyal mühendislik taktiklerine yönelmesiyle imza tabanlı tespitler %40 oranında arttı. Bu büyüme, saldırganlar eski sistemlerden veya yaygın güvenlik açıklarından yararlanmak için stratejilerini geliştirdikçe geleneksel kötü amaçlı yazılımların artan yaygınlığının altını çiziyor. 2. EMEA, hacim olarak tüm kötü amaçlı yazılım saldırılarının %53'ünü oluşturdu ve bir önceki çeyreğe göre iki kat artış gösterdi. Asya Pasifik bölgesi, %59’luk bir oranla en fazla ağ saldırısı tespit edilen bölge oldu. 3. Kötü amaçlı yazılım saldırıları bir önceki çeyreğe göre %15 oranında azaldı. Threat Labs bulguları ayrıca saldırganların önceki çeyreklere göre daha az yeni veya benzersiz kötü amaçlı yazılım yarattığını, ancak cihazlara erişmek için daha geniş bir kötü amaçlı yazılım tekniği kullandığını gösteriyor. 4. Kötü amaçlı yazılım tespitlerinin yalnızca %20'si imza tabanlı tespit yöntemlerini atlattı. Bu, yakalamak için daha proaktif teknikler gerektiren “sıfırıncı gün kötü amaçlı yazılımları” olarak adlandırdığımız yazılımlar için normalden önemli bir sapmaydı. 5. Fidye yazılımları son çeyreklerde düşüş eğilimini sürdürdü. Threat Labs verileri bu çeyrekte 2024'ün 2. çeyreğine göre daha fazla fidye yazılımı kullanıcısı olduğunu gösteriyor. Tehdit aktörleri, yeni saldırı yolları oluşturmak yerine fidye yazılımı sunmak için daha geniş bir yelpazede mevcut taktikleri kullandı.     6. Uç nokta kötü amaçlı yazılım tespitleri bu çeyrekte 2. çeyreğe kıyasla %300'lük bir artışla önemli ölçüde yükseldi. Bu artış, 100 bin aktif makine başına engellenen tehditlerde %74'lük bir düşüşle birleşiyor. Bu da uç noktalara gelen homojen spam benzeri kötü amaçlı yazılımların, muhtemelen aynı yüke sahip ayrı kötü amaçlı yazılım kampanyalarının bir akış oluşturduğuna işaret ediyor. WatchGuard'ın Unified Security Platform® yaklaşımı ve WatchGuard Threat Lab'in önceki üç aylık araştırma güncellemeleriyle tutarlı olarak, bu üç aylık raporda analiz edilen veriler, sahipleri WatchGuard'ın araştırma çabalarını doğrudan desteklemek için paylaşmayı tercih eden aktif WatchGuard ağ ve uç nokta ürünlerinden elde edilen anonimleştirilmiş, toplu tehdit istihbaratına dayanmaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.