Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bilim Insanları

Kapsül Haber Ajansı - Bilim Insanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilim Insanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, Çocukların Sağlıklı Gelişimine Yön Veren Küresel Yaklaşımları Buluşturdu ​​​​​​​ Haber

Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı, Çocukların Sağlıklı Gelişimine Yön Veren Küresel Yaklaşımları Buluşturdu ​​​​​​​

Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı’nın The Nutrition Society (Beslenme Derneği) iş birliğiyle düzenlediği İstanbul Science Summit 2026’da, çocukların sağlıklı büyüme ve gelişiminde beslenmenin yaşam boyu etkileri ele alındı. Farklı ülkelerden ve uzmanlıklardan bilim insanları zirvede, “sağlıklı gelişimin temellerinin, yaşamın ilk 1000 günü ile çocukluk ve ergenliği kapsayan sonraki 7000 günde atıldığı”na yönelik ortak mesajlar verdi. Zirvede, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında ailelerin, eğitimcilerin ve sağlık profesyonellerinin tamamlayıcı rollerine dikkat çekilirken, bilimsel bilginin günlük yaşama aktarılmasının önemi bir kez daha vurgulandı. Birleşik Krallık, Japonya ve Türkiye başta olmak üzere farklı ülkelerden uzmanlar, çocuk beslenmesine ilişkin güncel araştırma sonuçlarını ve uygulama örneklerini paylaştı. Binali Yıldırım:”Çocuk beslenmesi küresel bir sorumluluktur” Türkiye Cumhuriyeti’nin son Başbakanı, 28. TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Binali Yıldırım zirvede yaptığı konuşmada, dünyada zengin, orta gelirli ve düşük gelirli ülkelerde yaşayan çocukların aynı şansa sahip olmadığının görüldüğünü belirtti. Yıldırım, “Çocuklar bulunduğu ülke ya da ailesinin maddi durumuna göre değerlendirilmemeli, beslenme her çocuğun ihtiyacıdır ve bu bir küresel sorumluluktur.” dedi. Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci ise çocuk sağlığının anne adayının sağlık durumuyla başlayan ve çocukluk çağının tamamını kapsayan bütüncül bir süreç olduğuna dikkat çekti. Çocukların erken yaşlarda sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasının bireysel sağlık sonuçlarının yanı sıra toplum sağlığı açısından da kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ise çocukların sağlıklı beslenmesi ve güvenli ürünlere erişiminin Bakanlığın sorumluluk alanı bakımından büyük önem taşıdığını belirtti. Zirve, yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesine zemin hazırladı İki gün süren zirve, Türkiye ve farklı ülkelerden 336 katılımcıyı bir araya getirdi. Fiziksel katılımın yanı sıra dijital platformlarda da yoğun ilgi gören programın YouTube canlı yayınları yaklaşık 2 bin kez izlendi. Kurumsal zirve web sitesi üzerinden canlı olarak yayınlanan oturumlar ve içerikler ise iki gün boyunca 2 bini aşkın ziyaretçi tarafından takip edildi. Zirve; akademisyenleri, bilim insanlarını, hekimleri, diyetisyenleri, eczacıları, öğrencileri, kamu ve sivil toplum temsilcilerini ve basın mensuplarını bir araya getirdi. “Çocuk beslenmesi” başlığının ulusal ve uluslararası arenadan uzmanların perspektifiyle ele alındığı İstanbul Science Summit 2026, farklı ülkelerden araştırmacılar, üniversiteler ve bilim kuruluşları arasında yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirilmesine de olanak sağladı. İstanbul Science Summit 2026'dan öne çıkan mesajlar: - İlk 8.000 gün, çocukların sağlıklı gelişimini desteklemek için kritik bir dönem oluşturuyor: Gebelikten başlayarak yaşamın ilk 1.000 gününden okul çağı ve ergenliği kapsayan sonraki 7.000 güne uzanan süreçte beslenme, bakım ve gelişimi destekleyen koşullar, çocukların yaşam boyu sağlığı ve iyilik hâli açısından büyük önem taşımaktadır. - Çocukların beslenmesinde okul ve ev ortamı birbirini tamamlıyor: Okuldaki beslenme kadar ailelerin ve çocukların okul dışındaki beslenme alışkanlıklarının da desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. - Beslenme politikaları bilimsel kanıtlara dayanmalı: Çocukların beslenme durumunu doğru değerlendirmek, ihtiyaçları belirlemek ve uygulamaların etkisini izlemek için güvenilir, yaşa uygun ölçüm yöntemleri geliştirilmelidir. - Beslenme eğitimi, çocukların günlük yaşamda kullanabilecekleri beceriler kazanmalarını sağlamalı. Çocukların gıdayı tanımaları, bilinçli besin seçimleri yapmaları ve sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeleri için bilimsel bilgiye dayanan, yaşlarına uygun eğitim yaklaşımları gerekmektedir. - Çocukların sağlıklı beslenmesi, farklı paydaşların ortak sorumluluğunu gerektiriyor. Ailelerin, okulların, sağlık uzmanlarının, araştırmacıların ve karar vericilerin iş birliği, çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen koşulların oluşturulmasında belirleyici rol oynamaktadır. Yahya Ülker: “Çocukların sağlıklı geleceği için bilim köprüleri kurmaya devam edeceğiz” İstanbul Science Summit 2026’nın ardından değerlendirmelerde bulunan Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Başkanı Yahya Ülker, farklı ülkelerden bilim insanlarının bilgi ve deneyimlerini paylaşmasının, çocukların sağlıklı geleceğine yönelik ortak bir anlayış geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Zirveye katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür eden Ülker, Vakıf olarak uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımını destekleyerek uluslararası bilimsel iş birliklerini güçlendirmeye ve bilim dünyası arasında yeni köprüler kurmaya devam edeceklerini ifade etti. Prof. Dr. Özmert: “Yaşamın ilk 1000 günü, yaşam boyu sağlığın temelini oluşturuyor” Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Gelişimsel Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif N. Özmert sunumunda gebelikten çocuğun ikinci yaşını tamamladığı güne uzanan ilk 1000 günde beyin gelişiminin ve yaşam boyu sağlığın temellerinin atıldığını anlattı. Özmert, “Bu kritik dönemde sağlanan desteklerin etkisi, yalnızca o günün sağlık sonuçlarıyla sınırlı kalmaz; ilerleyen yaşlardaki sağlık ve iyilik hâli üzerinde de belirleyici olabilir. Bu nedenle çocuk sağlığına bütüncül yaklaşmak, riskleri erken dönemde önlemek ve her çocuğun sağlıklı gelişimini destekleyecek koşulları oluşturmak büyük önem taşıyor.” dedi. Prof. Dr. Bundy: “İlk 1000 günden sonraki dönem de sağlıklı gelişimin bir parçası” Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Okulu Epidemiyoloji ve Kalkınma Profesörü Prof. Dr. Donald Bundy ise çocukların sağlıklı gelişimine yönelik yatırımların ilk 1000 günle sınırlı kalmaması gerektiğini, okul çağı ve ergenlik dönemini kapsayan sonraki 7 bin günün de, çocukların fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişimlerini desteklemek açısından kritik olduğunu belirtti. Bundy, “Bu nedenle okul yemekleri doğru tasarlandığında çocukların sağlığını ve öğrenme kapasitesini destekleyen uzun vadeli bir yatırıma dönüşebilir. Önemli olan, okul yemeklerini sağlık, eğitim, sosyal koruma ve tarım politikalarıyla birlikte ele almak, etkilerini bilimsel verilerle değerlendirmek ve başarılı uygulamaları yaygınlaştırmaktır.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Murakami: “Beslenme programlarının etkisi doğru ölçümlemeyle anlaşılır” Tokyo Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Okulu’ndan Sosyal ve Koruyucu Epidemiyoloji Profesörü Prof. Dr. Kentaro Murakami, Japonya’daki okul yemeği programlarının çocukların beslenme kalitesini iyileştirmedeki rolüne ilişkin sunum yaptı. Murakami, “Bununla birlikte çocukların beslenme durumunu doğru değerlendirmek için yaşlarını, beslenme alışkanlıklarını ve kültürel özelliklerini dikkate alan ölçüm yöntemleri geliştirmek gerekiyor. Bilimsel kanıtların bu doğrultuda güçlendirilmesi, okul beslenmesi programlarının etkisini daha iyi anlamamıza ve geliştirmemize yardımcı olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu. Meek: “Yemekte Denge Eğitim Projesi, beslenme eğitimini günlük yaşamla buluşturuyor” British Nutrition Foundation (İngiliz Beslenme Vakfı) Eğitim Hizmetleri Müdürü Frances Meek ise, Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı’nın “Yemekte Denge Eğitim Projesi”ne de kaynaklık eden “Food – a fact of life” programının gıda ve beslenme eğitimi yaklaşımını katılımcılarla paylaştı. Meek, şunları kaydetti: “Bu programla çocukları, öğretmenleri ve eğitimcileri, bilimsel temelli kaynaklarla destekliyoruz. Bu yaklaşımın Türkiye’de Yemekte Denge Eğitim Projesi’ne dönüşmesi, uluslararası deneyimin yerel ihtiyaçlar doğrultusunda hayata geçirilebileceğini gösteren değerli bir örnek. Vakfın öncülüğünde yürütülen bu çalışma, beslenme eğitimini çocukların günlük yaşamıyla buluşturarak sağlıklı alışkanlıkların erken yaşlarda kazanılmasına katkı sağlıyor.” Yaşamın ilk 8.000 gününe odaklanan İstanbul Science Summit 2026, çocukların sağlıklı gelişimine ilişkin güncel bilimsel bilgi ve uygulamaları uluslararası uzmanların katkılarıyla bir araya getirirken, gelecekteki araştırma ve iş birliklerine yön verecek önemli bir platform olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin  Tıbbi ve Biyomoleküler Kimyada Dünya İkincisi Haber

AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin Tıbbi ve Biyomoleküler Kimyada Dünya İkincisi

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ), kimya, sosyal psikoloji ve fizik alanlarında çalışmalar yürüten üç akademisyeninin dünyanın en etkili bilim insanları listesinde yer almasıyla uluslararası bir başarıya imza attı. Üniversitenin rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, tıbbi ve biyomoleküler kimya alanındaki dünya ikinciliğiyle öne çıkarken, Doç. Dr. Murat Yıldırım ve Prof. Dr. Bünyamin Aygün de kendi alanlarında listeye girdi. Ağrı’dan bilim dünyasının zirvesine 1971 yılında Ağrı’da doğan ve ilk öğrenimini Tutak ilçesinde tamamlayan Prof. Dr. İlhami Gülçin, kimya eğitiminin ardından akademik kariyerini biyokimya araştırmaları üzerine geliştirdi. Daha önce AİÇÜ’de Sağlık Yüksekokulu Müdürlüğü ve Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığı görevlerini de üstlenen Gülçin, 2025 yılında atandığı rektörlük göreviyle bilimsel birikimini doğduğu kentin üniversitesinin gelişimine taşıdı. Antioksidanlar, enzimlerin çalışma mekanizmaları ve biyolojik açıdan etkin bileşikler üzerine araştırmalarıyla tanınan Gülçin, doğal ve sentetik moleküllerin biyolojik etkilerinin anlaşılmasına yönelik çalışmalar yürütüyor. Bu araştırmalar; antioksidanların etki mekanizmalarının aydınlatılması ve hastalıklarla ilişkili bazı metabolik enzimlerin etkisini baskılayabilecek bileşiklerin belirlenmesi gibi konulara odaklanıyor. Akademik kariyeri boyunca uluslararası bilimsel dergilerde yaklaşık 700 makalesi yayımlanan Gülçin’in çalışmalarına 57 binden fazla atıf yapıldı. 2020 yılında Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Asli Üyesi seçilen Gülçin, 2023 yılında TÜBİTAK Bilim Ödülü’ne layık görüldü; uluslararası alanda da 37. Harezmi Uluslararası Ödülü’nün sahibi oldu. Prof. Dr. İlhami Gülçin: “Hedefimiz, Ağrı’da gençlerin dünyaya bilimle açılabileceği bir araştırma ortamını güçlendirmek” AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, başarıya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bilimsel bir çalışmanın değeri, ürettiği bilginin başka araştırmalara katkı sunması ve yeni soruların önünü açmasıyla büyüyor. Üniversitemizden farklı disiplinlerde üç akademisyenin bu listede yer almasını, araştırmalarımızın uluslararası bilim dünyasında karşılık bulması açısından değerli görüyoruz. Bizim için bu başarının en önemli karşılığı, öğrencilerimizin ve genç araştırmacılarımızın önünde açacağı imkanlar. Hedefimiz, Ağrı’da gençlerin dünyaya bilimle açılabileceği bir araştırma ortamını güçlendirmek. Nitelikli araştırmaları destekleyerek, uluslararası iş birliklerini geliştirerek ve öğrencilerimizi araştırma süreçlerine daha fazla dahil ederek bu birikimi üniversitemizin geleceğine taşımak istiyoruz. Doğduğum şehirde bu hedef için çalışmak benim için ayrıca anlamlı. Bilimsel başarılarımızın gençlerimize kendi potansiyellerine güvenmeleri ve büyük hedefler kurmaları için ilham vermesini diliyorum.” Bilimsel birikimini yeni araştırmacılara aktarıyor Prof. Dr. Gülçin, araştırmalarının yanı sıra yetiştirdiği akademisyenlerle de bilim dünyasına katkı sunuyor. Akademik kariyeri boyunca 25’i doktora öğrencisi olmak üzere toplam 50 lisansüstü öğrenciye danışmanlık yapan Gülçin’in öğrencilerinden 12’si, bugün farklı yükseköğretim kurumlarında profesör olarak çalışmalarını sürdürüyor. Gülçin, bu deneyimini AİÇÜ’nün araştırma kapasitesini geliştirme ve genç araştırmacıları destekleme hedefleriyle buluşturuyor. AİÇÜ’nün farklı disiplinlerdeki araştırmaları dünya listesinde AİÇÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Yıldırım, sosyal psikoloji alanında yıllık bilimsel etkide dünyada 156’ncı, kariyer boyu etkide ise 1069’uncu sırada yer aldı. AİÇÜ Meslek Yüksekokulu öğretim üyesi Prof. Dr. Bünyamin Aygün de nükleer ve parçacık fiziği alanında yıllık etki kategorisinde dünya genelinde 1811’inci sıraya yerleşti. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, farklı disiplinlerde elde edilen bu başarıları, araştırma odaklı gelişim hedeflerini destekleyen bir birikim olarak değerlendiriyor. Üniversite, akademik üretkenliğini ve uluslararası iş birliklerini güçlendirerek Ağrı’dan uluslararası bilimsel üretime katkısını artırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyada İlk: Nadir Hastalıklar İçin Bilim Dünyası İstanbul'da Buluştu Haber

Dünyada İlk: Nadir Hastalıklar İçin Bilim Dünyası İstanbul'da Buluştu

Dünyanın farklı ülkelerinde aynı nadir hastalıkla mücadele eden 17 çocuk ve aileleri, ortak bir umut için İstanbul'da buluştu. Türkiye, İtalya, İsviçre, Almanya, Avustralya, ABD, İrlanda, Finlandiya, Çin ve Malezya'dan gelen aileler, çocuklarının yaşadığı zorlukları bilim insanlarıyla paylaşırken, hastalığın daha iyi anlaşılması ve gelecekteki tedavi araştırmalarına zemin hazırlanması için önemli bir uluslararası buluşmaya katıldı. HERDEM Çare- TBL1XR1 Araştırma ve Destek Derneği öncülüğünde, Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen 1. Uluslararası TBL1XR1 Bilimsel Konferansı ve 2. TBL1XR1 Küresel Aile Forumu, dört kıtadan bilim insanlarını, klinisyenleri ve aileleri bir araya getirdi. Dünyada ilk kez TBL1XR1'e odaklanan uluslararası bilimsel konferansta, genetik araştırmalardan beyin organoidlerine, genom düzenlemeden gelecekteki gen tedavisi yaklaşımlarına kadar pek çok bilimsel çalışma ele alındı. Çocukların günlük yaşamda karşılaştıkları epilepsi, iletişim, beslenme, hareketlilik, davranış, uyku ve eğitim sorunları uzmanlarla birlikte değerlendirildi. Ailelerin deneyimleri, hastalığın doğal seyrinin anlaşılması ve bilimsel araştırmaların önceliklerinin belirlenmesi açısından önemli bir kaynak oluşturdu HARVARD'LI PROFESÖR: ŞİMDİ TEDAVİYE YÖNELİK ADAYLARI TEST ETMELİYİZ Konferansın bilimsel çalışmalarına öncülük eden Harvard Tıp Fakültesi ve Massachusetts General Hospital'dan Prof. Dr. Florian Eichler, TBL1XR1 araştırmalarında geliştirilen modellerin önemine dikkat çekti. Eichler, "Araştırma araçlarına sahibiz ve doğru modelleri hızla geliştiriyoruz. Şimdi aday bileşikleri test etmemiz, etkilerini ölçmemiz ve anlamlı tedavilere doğru ilerlememiz gerekiyor" dedi. TBL1XR1'e özgü, insanlarda denenmeye hazır bir tedavi henüz bulunmazken, bilim insanları genetik araştırmalar, hasta hücreleri, beyin organoidleri ve genom düzenleme teknolojilerinin gelecekteki tedavi yaklaşımları için önemli fırsatlar sunduğunu değerlendirdi. Çin Minzu Üniversitesi Translasyonel Nörobilim Merkezi'nden Prof. Dr. Yong Cheng, TBL1XR1 fare modelleri üzerinde yürütülen klinik öncesi araştırmaları paylaşırken, Almanya Ulm Üniversitesi'nden Prof. Dr. Anna-Katharina Rohlfs hastalıkta görülebilen konuşma ve iletişim güçlükleri ile destekleyici iletişim yöntemlerine dikkat çekti. "ÇOCUKLARIMIZA DÜNYAYI ANLATACAKTIK, DÜNYAYA ÇOCUKLARIMIZI ANLATIYORUZ" HERDEM Çare Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayşegül Altınbaş, ailelerin bireysel mücadelesinin uluslararası bilimsel iş birliğine dönüşmesinin önemine dikkat çekti. Altınbaş, "Çocuklarımıza dünyayı anlatmayı hayal ederken, kendimizi dünyaya çocuklarımızı anlatırken buluyoruz. Önce çocuklarımızın sesini duyurmaya çalıştık. Sonra başka ailelere ulaştık ve yalnız olmadığımızı gördük. Sonra bu sesi bilime taşıdık. Çünkü aileler araştırmanın yalnızca konusu değil, ortağıdır" diye konuştu. TBL1XR1 için oluşturulan araştırma modelinin başka nadir hastalıklara da örnek olmasını hedeflediklerini belirten Altınbaş, "TBL1XR1 bizim için bir başlangıç noktası. Burada oluşacak bilgi, araştırma altyapısı ve uluslararası iş birliklerinin başka nadir hastalık topluluklarına da katkı sağlaması için çalışıyoruz. Çünkü gerçek ilerleme, bir çocuk için başlayan çabanın başka çocukların ve ailelerin hayatına da dokunabilmesidir" dedi. TEDAVİ ARAŞTIRMALARINA GİDEN YOLDA DÖRT KRİTİK ADIM Beyin gelişimi ve işleyişinde önemli rol oynayan TBL1XR1 genindeki hastalıkla ilişkili değişiklikler, farklı nörogelişimsel sorunlara yol açabiliyor. Bilim insanları, genin işlevinin ve hastalık mekanizmalarının anlaşılmasının yalnızca TBL1XR1 için değil, başka nadir ve nörogelişimsel hastalıkların araştırılması açısından da önem taşıdığını vurguluyor. Konferansta gelecekteki tedavi araştırmalarına hazırlık için dört temel öncelik belirlendi. Bunlar; dünya genelindeki hastaları kapsayan ortak bir kayıt sistemi oluşturulması, hastalığın zaman içindeki gelişimini inceleyecek 36 aylık doğal seyir çalışması yürütülmesi, genetik değişikliklerle klinik bulgular arasındaki ilişkinin ortaya konulması ve gelecekteki klinik araştırmalara hazırlık yapılması olarak sıralandı. Program sonunda hazırlanan Sonuç Bildirgesi ile doğal seyir araştırmaları, ortak veri toplama, hasta kayıtları, biyolojik örnekler ve uluslararası bilimsel iş birliği alanlarında iki çalışma grubu oluşturuldu. Böylece İstanbul'da belirlenen bilimsel hedeflerin sürdürülebilir araştırma çalışmalarına dönüştürülmesi için somut adımlar atıldı. TÜRKİYE'DEN ULUSLARARASI NADİR HASTALIK ARAŞTIRMALARINA KATKI Konferans, T.C. Sağlık Bakanlığı nezdinde TÜSEB, Acıbadem Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi ve HERDEM Çare arasında imzalanan Nadir Hastalıklar İş Birliği Protokolü kapsamında başlatılan çalışmaların uluslararası boyuta taşınması açısından da önem taşıdı. Bilimsel programa Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Yasemin Alanay, İstinye Üniversitesi'nden Prof. Dr. Tunç Fışgın, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi'nden Prof. Dr. Uğur Özbek, Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Semra Hız Kurul, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Pınar Gençpınar, Acıbadem ve Yale Üniversitelerinden Doç. Dr. Kaya Bilgüvar, İstanbul Üniversitesi Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü'nden Doç. Dr. Feyza Nur Tuncer Kılınç, Marmara Üniversitesi ve Yale Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yankı Yazgan ile Altınbaş Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Türkan Uygur Şahin katkı sundu. Konferansın açılışına İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, TÜSEB Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şirin Güven, TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy, Acıbadem Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güldal Süyen, Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal İbiş, Nadir Hastalıklar Federasyonu Başkanı Av. Güneş Uyar ve EURORDIS'ten Dr. Gülçin Gümüş katıldı. Deneyimli televizyon sunucusu ve moderatör Defne Sarısoy da konferansın sunuculuğunu gönüllü olarak üstlenerek HERDEM Çare'ye destek verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Onkoloji Alanındaki Güncel Gelişmeler Ele Alındı Haber

Onkoloji Alanındaki Güncel Gelişmeler Ele Alındı

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından bu yıl dokuzuncusu düzenlenen ALIS26 – Oncoverse: Horizons in Cancer Kongresi, dünyanın önde gelen bilim insanlarını ve yüzlerce tıp öğrencisini İstanbul’da bir araya getirdi. Türkiye’nin en büyük öğrenci organizasyonlu tıp kongrelerinden biri olarak gösterilen etkinlikte, kanser araştırmalarındaki son gelişmeler, yeni nesil tedavi yöntemleri ve geleceğin onkoloji yaklaşımları ele alındı. Mayıs ayında Acıbadem Üniversitesi’nde gerçekleştirilen kongre, bu yıl “onkoloji evreni” temasıyla düzenlendi. İmmünoterapi, yapay zeka destekli tanı sistemleri, mikrobiyom araştırmaları, organoid teknolojileri, radyoterapi, CAR-T hücre tedavileri ve kişiselleştirilmiş kanser tedavileri gibi başlıkların öne çıktığı kongreye, Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden öğrenciler ve araştırmacılar da yoğun ilgi gösterdi. MIT’den Doç. Dr. Canan Dağdeviren, Fox Chase Cancer Center’dan Prof. Dr. Lorenzo Galluzzi, MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James W. Welsh ve King’s College London’dan Prof. Dr. John Maher’in de aralarında bulunduğu çok sayıda uluslararası bilim insanı, kongrede güncel çalışmalarını ve bilimsel öngörülerini paylaştı. Bağışıklık hücrelerini “akıllı savaşçılara” dönüştüren çalışmalar Kongrenin dikkat çeken isimlerinden biri olan King’s College London öğretim üyesi Prof. Dr. John Maher, modern CAR-T hücre tedavilerinin gelişiminde öncü rol oynayan bilim insanları arasında yer alıyor. Yaklaşık 25 yıldır kanser immünoterapisi alanında çalışmalar yürüten Prof. Dr. John Maher, bağışıklık hücrelerinin genetik olarak yeniden programlanarak kanser hücrelerini hedef almasını sağlayan yenilikçi yaklaşımlarıyla tanınıyor. Özellikle CD28 temelli ikinci nesil CAR-T teknolojisinin geliştirilmesindeki çalışmalarıyla dikkat çeken Prof. Dr. John Maher’in araştırmaları, bugün lösemi ve bazı kan kanserlerinde umut verici sonuçları olan tedavilerin temelini oluşturuyor. Prof. Dr. John Maher ayrıca kurucu bilimsel direktörlüğünü yürüttüğü Leucid Bio aracılığıyla laboratuvar ortamında geliştirilen teknolojilerin gerçek hastalarda uygulanabilmesi için klinik çalışmalara da öncülük ediyor. Prof. Dr. John Maher, “Kanser tedavisinde artık yalnızca tümörü hedef alan yöntemlerden söz etmiyoruz. Hastanın kendi bağışıklık sistemini yeniden eğiterek çok daha güçlü ve hassas tedaviler geliştirebiliyoruz. Klasik kemoterapiden farklı olarak doğrudan bağışıklık sistemini kansere karşı harekete geçiriyoruz. Yeniden programlanan hücreler, kanser hücrelerini hedef alarak etkili sonuçlar sağlayabiliyor” diyor. Gelecekte akciğer, meme, beyin, pankreas, prostat kanseri gibi birçok kanserde kullanılacak Prof. Dr. John Maher, CAR-T tedavisinin özellikle bazı kan kanserlerinde son yılların en dikkat çekici başarı hikayelerinden biri olduğunu belirterek, “Geçmişte tedavi seçeneklerinin oldukça sınırlı olduğu bazı lösemi ve lenfoma hastalarında CAR-T uygulamalarıyla uzun süreli ve güçlü yanıtlar elde edilmeye başlandı” diyor. Prof. Dr. John Maher, bu yöntemin bağışıklık sistemini doğrudan tümöre yönlendirdiğini vurgulayarak, bu teknolojinin her yıl daha da geliştiğini belirtti. Prof. Dr. John Maher, “Bugün yalnızca kan kanserlerinde değil, gelecekte akciğer kanseri, meme kanseri, beyin tümörleri, pankreas kanseri, prostat kanseri, karaciğer kanseri ve kolon kanseri gibi en yaygın katı tümörlerde de etkili olabilecek yeni nesil CAR-T yaklaşımları üzerinde çalışıyoruz. Bu alan, kişiselleştirilmiş kanser tedavilerinin en umut verici başlıklarından biri haline geldi” diye konuşuyor. Radyoterapi artık yalnızca ‘ışın tedavisi’ değil Kongrede öne çıkan bir diğer isim ise MD Anderson Cancer Center’dan Prof. Dr. James Welsh oldu. Torasik onkoloji, yani akciğer kanseri, yemek borusu kanseri ve göğüs boşluğu tümörleri gibi göğüs bölgesi kanserleri alanındaki çalışmalarıyla uluslararası düzeyde tanınan Prof. Dr. James Welsh, radyoterapi ile immünoterapiyi bir araya getirerek, kanser tedavisinin etkisini artırdığı klinik yaklaşımların öncü araştırmacıları arasında gösteriliyor. Prof. Dr. James Welsh’in çalışmaları, radyoterapinin yalnızca tümörü küçültmekle kalmadığını, aynı zamanda bağışıklık sistemini aktive ederek vücudun kansere karşı daha güçlü bir yanıt oluşturmasına yardımcı olabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle akciğer kanseri gibi tedavisi zor kanser türlerinde, radyoterapi ve immünoterapinin birlikte kullanımına yönelik yürüttüğü klinik çalışmalar bilim dünyasında geniş yankı uyandırdı. 16 binden fazla bilimsel atıfa sahip olan Prof. Dr. James Welsh, immüno-radyoterapi alanının klinik uygulamaya taşınmasında etkili isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Araştırmaları sayesinde bugün doktorlar, her hastaya standart tedavi uygulamak yerine, tümörün yapısına ve bağışıklık sisteminin özelliklerine göre daha kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturabiliyor. Prof. Dr. James Welsh, “Radyoterapiyi artık yalnızca ışın tedavisi olarak değerlendirmiyoruz. Radyasyonun bağışıklık sistemine ‘kanser burada’ sinyali verebildiğini görüyoruz. Bu durum, immünoterapiyle birlikte kullanıldığında çok daha etkili ve uzun süreli sonuçlar sağlayabiliyor” diye konuşuyor. Gelecekte multidisipliner yaklaşımların daha da önem kazanacağını belirten Prof. Dr. James Welsh, “Kanser tedavisinin geleceği kişiselleştirilmiş tıpta yatıyor. Her hastanın tümör biyolojisi farklı ve tedavi stratejileri de buna göre şekillenmeli. Yapay zeka, immünoterapi ve radyoterapi kombinasyonları önümüzdeki dönemde onkolojinin yönünü belirleyecek” ifadelerini kullanıyor. Genç doktor adayları dünya bilim insanlarıyla buluştu Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yakın coğrafyadaki uluslararası tıp fakültelerinden öğrencilerin katıldığı kongrede düzenlenen bilimsel oturumlar, paneller ve interaktif sunumlar yoğun ilgi gördü. Katılımcılar, alanında öncü bilim insanlarıyla birebir iletişim kurma ve kanser araştırmalarındaki güncel gelişmeleri yakından takip etme fırsatı buldu. ALIS26 Kongresi, yalnızca bilimsel içerikleriyle değil, genç doktor adaylarını dünya çapındaki araştırmacılarla buluşturan yapısıyla da dikkat çekti. Organizasyon kapsamında öğrenciler, geleceğin onkoloji tedavilerine yön veren çalışmalar hakkında kapsamlı bilgi edinirken, bilimsel araştırmaların klinik uygulamalara nasıl dönüştüğünü de yakından gözlemleme imkanı elde etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Kanser Tedavileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor Haber

Geleceğin Kanser Tedavileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor

TEKNOFEST 2026 Teknoloji Yarışmaları kapsamında gerçekleştirilecek yarışma, genetik mühendisliği, biyoteknoloji ve yapay zeka gibi ileri teknolojileri onkolojik problemlere uyarlayan projeleri bir araya getiriyor. TEKNOFEST 2026 Tedavi Hedefi: Beyin Kanseri Bu yıl Onkolojide 3T Yarışması’nın tedavi odağı Beyin Kanseri olarak belirlendi. Yarışma kapsamında, hastaya özel ve yüksek doğrulukta tedavi yaklaşımlarını temel alan, bilimsel ve teknolojik açıdan fark yaratan projelerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Beyin kanseri gibi kritik bir alanda, yenilikçi ve uygulanabilir çözümlerle fark yaratacak çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor. Disiplinler arası Güç Birliği Onkolojide 3T Yarışması, genetik mühendisliği, biyoteknoloji, yapay zeka ve ilgili diğer disiplinlerde geliştirilen ileri teknolojilerin, onkolojik problemlere entegre edilmesini teşvik ediyor. Yarışma, farklı uzmanlık alanlarından gelen genç araştırmacı ve bilim insanlarını ortak bir hedef etrafında buluşturarak, geleceğin kanser tedavi teknolojilerinin bugünden şekillenmesine katkı sunuyor. Geniş Katılım Profili ile Geleceğin Bilim İnsanları Bir Arada Yarışmaya Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören T.C. vatandaşı veya yabancı uyruklu lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri takım üyesi olarak katılabiliyor. Doktora mezunları ise yalnızca takım danışmanı olarak projelerde yer alabiliyor. En az üç, en fazla beş kişiden oluşan takımların, alanında yetkin bir danışman eşliğinde yarışmaya katılması zorunlu tutuluyor. Onkolojide 3T Yarışması’na başvurular 20 Şubat tarihine kadar devam ediyor. Toplam 900 Bin TL’lik Ödül ile Yenilikçi Projelere Güçlü Destek Onkolojide 3T Yarışması, başarılı projeleri yalnızca bilimsel görünürlükle değil, yüksek tutarlı ödüllerle de destekliyor. Yarışmada birinciliği elde eden ekip 400 bin TL, ikincilik ödülünü kazanan ekip 300 bin TL, üçüncü olan ekip ise 200 bin TL ödülün sahibi olacak. Toplam 900 bin TL’lik ödül desteği, beyin kanseri tedavisine yönelik yenilikçi projelerin hayata geçirilmesine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor.

Göz Doktorları Kongrede Buluştu Haber

Göz Doktorları Kongrede Buluştu

Türkiye’de 1928 yılında kurulan ülkemizin en köklü derneklerinden, Türk göz doktorlarını temsil eden Türk Oftalmoloji Derneği’nin 59’uncu Ulusal Kongresi 19-23 Kasım 2025 tarihleri arasında Türk Oftalmoloji Derneği Ankara Şubesi katkılarıyla Antalya’da düzenleniyor. Türkiye’nin en köklü meslek kuruluşlarından biri olan ve göz hekimlerini temsil eden Türk Oftalmoloji Derneği’nin (TOD), Türk göz hekimlerinin mesleki becerilerini ve deneyimlerini artırmak amacıyla düzenlediği en büyük toplantı niteliğini taşıyan Ulusal Kongre bu yıl 19-23 Kasım 2025 tarihleri arasında Antalya’da düzenleniyor. Kuruluşunun 97. yılını kutlayan dernek tüm yıl boyunca sempozyum, kurs, beceri aktarım programları ve webinarlar düzenliyor. Yılda bir kez gerçekleşen Ulusal Kongre Türk Oftalmoloji Derneği’nin en önemli ve büyük katılımlı bilimsel aktivitesi olarak yer alıyor. Bu yıl da Antalya – Rixos Sungate Hotel ve Kongre Merkezi’nde 5 gün boyunca Türkiye’nin ve dünyanın alanında uzman ve deneyimli göz hekimleri bir araya gelecek; bilgi ve tecrübelerini meslektaşları ile paylaşacak. Göz hastalıkları ve göz sağlığı alanında ülkemizdeki en kapsamlı ve önemli etkinlik olan kongreye, yurtiçi ve yurtdışından 2 binden fazla göz hekimi, 451 yerli ve 36 yabancı konuşmacının yanı sıra 50’ye yakın firma ve endüstri temsilcisi katılıyor. Antalya – Rixos Sungate Hotel ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen TOD 59’uncu Ulusal Kongresi kapsamında paneller, kurslar, yuvarlak masa toplantıları, video oturumları, sözlü sunumlar, poster etkinlikleri ve uydu toplantıları her yıl olduğu gibi bu yıl da gerçekleştiriliyor. Göz sağlığı ile ilgili ülkemizdeki ve dünyadaki tüm gelişmelerin, yeniliklerin, son geliştirilen tedavi yöntemlerinin kapsamlı bir şekilde paylaşılacağı bu kongre göz hekimlerine sosyal olarak da bir araya gelme fırsatı sunuyor. Bir yıl süren hazırlık, uluslararası katkı Türk Oftalmoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Huban Atilla, kongre hakkında şu bilgileri verdi: “Ulusal Kongre Organizasyon Kurulu yaklaşık bir yıl süren hazırlık aşamasında, çevrimiçi ve yüz yüze yapılan toplantılar ile hem bilimsel açıdan zengin ve güncel olan paneller, kurslar, yuvarlak masa toplantıları, etkileşimli toplantılar, video oturumları, sözel sunumlar ile poster etkinlikleri, uluslararası genç oftalmologlar oturumları, UKOK panelleri ve endüstri uydu toplantıları, hem de sosyal açıdan meslektaşlarımızla bir araya gelerek hasret giderecek programlar hazırlamak için azami gayret gösterdi. Ulusal Kongremizi uluslararası düzeye taşımak ve yurtdışından meslektaşlarımızın da katılımını arttırmak amacıyla bu yıl daha fazla salonda yabancı dillere tercüme yapılıyor. TOD eğitim birimlerimizin katkıları ile hazırlanan bilimsel programda, yine onların önerileri doğrultusunda yurtdışından davet ettiğimiz bilim insanları ve diğer davetli oftalmoloji dernek başkanları da kongrenin bilimsel programını bilgi ve tecrübeleri ile daha zenginleştirecekler.” Bilim İleri Eğitim Programları Türk Oftalmoloji Derneği Ulusal Kongresi daha önceki yıllarda olduğu gibi ilk gün artık geleneksel hale gelen Bilim İleri Eğitim Programları (BİLEP) ile başladı. Oftalmoloji alanında ileri düzeydeki çalışmalar ve yeni bilgiler, katarakt cerrahisinde özellikli durumlar ve yenilikler, premium yapay göz iç lens cerrahisinde güncellenme, retina hastalıkları, vitreoretinal cerrahi, kornea, oküler yüzey ve glokomda yenilikler olarak belirlenen başlıklar katılımcılarla paylaşılıyor. Tecrübeli ve genç göz hekimlerini bir araya getiren, bilimsel ve sosyal yönden büyük katkılar sağlayan kongrede bu yıl seçimli genel kurul da yapılacak. Köklü ve kurumsal yapısı ile diğer derneklere de örnek olan Türk Oftalmoloji Derneği’nde iki yıllığına görevi devralacak yönetim delegelerin oyları ile belirlenecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.