Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bilim Temelli

Kapsül Haber Ajansı - Bilim Temelli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilim Temelli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı Haber

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı

Türkiye operasyonlarını Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu çatısı altında yürüten, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP, Türkiye’deki şirketlerin 2025 yılı iklim değişikliği ve doğa raporlaması kapsamındaki performansını CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği ve Doğa Konferansı’nda paylaştı. Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sazova’ya Çocuklara Özel Modern Yaşam Alanının Temeli Atıldı Haber

Sazova’ya Çocuklara Özel Modern Yaşam Alanının Temeli Atıldı

Sazova Mahallesi’nde gerçekleştirilen temel atma töreni öncesinde Atatürk Bulvarı’ndaki arabasız pazar etkinliğinde vakit geçirip vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Ünlüce, ardından törene şehir içi toplu ulaşım otobüsüyle geçti. Sazova Çocuk Evi’nin temel atma törenine Başkan Ünlüce’nin yanı sıra, CHP Milletvekili Jale Nur Süllü, Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Sazova Mahalle Muhtarı Kamil Emre, CHP Kadın Kolları Başkanı Sibel Yeşildal, belediye bürokratları ve vatandaşlar katıldı. Başkan Ünlüce’ye teşekkür eden Sazova Mahalle Muhtarı Kamil Emre, “Ben özellikle Büyükşehir Belediyemizin bu mahalleye Sazova Parkı ile başlayan çok büyük yatırımlar gerçekleştirdiğini belirtmek istiyorum. Ayrıca Aktif Yaşam Parkı bu mahalleye çok büyük değer kattı. Özellikle Karabayır ve Sazova Mahallesi'nden sürekli memnuniyet dileklerini duyuyorum. Herkes orada yürüyüş yaptığını, hava aldığını söylüyor, çok farklı bir anlayışla hayata geçirilen bir park. Eminim bu proje de mahallemize çok büyük değer katacak.” ifadelerini kullandı. CHP Milletvekili Süllü de, “Gerçekten çok önemli bir hizmet. Çocuklara yapılacak yatırım, gerçek anlamda çok büyük bir yatırım. Burada sloganda da görüyoruz; ‘Çocuklar için her temel geleceğe atılmış bir imzadır.’ diyor. Gerçekten çocuklara yapılan her yatırım; her birimizin geleceği, ülkemizin geleceği için çok çok önemli adımlar. Eminim bu proje de mahallemize çok büyük değer katacak. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sevgili Ayşe Ünlüce'ye ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.” dedi. Başkan Ünlüce, çocukların gelişimini destekleyen projelere öncelik verdiklerini belirterek şunları söyledi: “Sazova ve çevresindeki mahallelerin de büyük ölçüde faydalanacağı bu tesisin, özellikle çocuklar için son derece kıymetli bir yatırım olduğuna inanıyoruz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla, inançla ve Atatürk’e bağlılıkla kutladığımız bu haftada, çocuklara yapılan her yatırımın ayrı bir anlam taşıdığını düşünüyoruz. Değerli misafirlerimiz, hâlihazırda tam gün hizmet veren üç adet çocuk evimiz bulunmaktadır. Bunun yanı sıra, ESMEK kurslarımıza katılan anneler, babalar ve gençler için çocuklarını güvenle bırakabilecekleri, onlara kısa bir nefes alma imkânı sunan çocuk alanlarımız da mevcuttur. Ancak üç çocuk evimiz tam gün esasına göre hizmet vermektedir. Bunlardan biri, bugün aramızda bulunan değerli vekilimizin de proje hazırlayıcıları arasında yer aldığı Es Çocuk Evidir. Ayrıca Tepebaşı’nda bir çocuk evimiz daha ve belediye çalışanlarımızın faydalandığı bir başka çocuk evimiz bulunmaktadır. Bugün ise dördüncü çocuk evimizin temelini atmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çocukların neşeli kahkahalarının bu mekânda yankılandığını, bilim temelli bir eğitim aldıklarını ve öğretmenler ile velilerin yüzlerindeki mutluluğu gördükçe, bu yatırımın ne kadar doğru ve anlamlı olduğunu bir kez daha hep birlikte teyit etmiş olacağız. Bu duygularla, Sazova Çocuk Evi’nin başta mahallemiz olmak üzere çevre mahallelere, çocuklarımıza ve velilerimize şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.” Konuşmaların ardından butona basılarak Sazova Çocuk Evi’nin temeli atıldı. ÇOK YÖNLÜ BİR YAŞAM ALANI Toplam bin 175 metrekarelik yerleşim alanına sahip olacak proje, 700 metrekare kapalı ve 710 metrekare açık alanıyla dikkat çekiyor. İki katlı olarak inşa edilecek Sazova Çocuk Evi’nde 4 adet atölye ve derslik, 100 kişilik konferans salonu ve sahne ile yönetim birimleri yer alacak. 60 çocuk kapasitesiyle hizmet verecek merkez, çocukların hem eğlenebileceği hem de öğrenebileceği çok yönlü bir yaşam alanı olacak. ÇEVRECİ YAKLAŞIM Modern mimari anlayışla tasarlanan yapı; beton, tuğla ve camın dengeli kullanımıyla estetik bir görünüm sunarken, cepheden çatıya uzanan geniş pencereleri sayesinde gün ışığından maksimum düzeyde faydalanacak. Çevreci yaklaşımıyla da öne çıkan proje, sürdürülebilir ve sağlıklı bir ortamda çocukların gelişimine katkı sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim İçin Bilim, Dayanışma Ve Sağlık Bir Arada! Haber

İklim İçin Bilim, Dayanışma Ve Sağlık Bir Arada!

Yuvam Dünya Derneği, Koç Üniversitesi Sürdürülebilirlik Ofisi ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi iş birliğinde; Viatris’in koşulsuz destekleriyle düzenlenen 3. İklim Kliniği Sempozyumu, 19 Aralık’ta Koç Üniversitesi Rumelifeneri Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Sağlık profesyonellerini, akademisyenleri, gençleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren sempozyumda; iklim değişikliğinin çevresel bir sorun olmanın ötesinde, giderek derinleşen bir halk sağlığı krizi olduğuna dikkat çekildi. İklim değişikliğinin ruh sağlığından bulaşıcı hastalıklara, çocuk sağlığından sağlık sistemlerinin karbon ayak izine uzanan geniş bir çerçeveye yayılan etkileri, güncel bilimsel veriler ve çözüm odaklı yaklaşımlar paylaşıldı. Bilim temelli ortak hareket vurgusu… Açılış konuşmaları; Yuvam Dünya Yönetim Kurulu Başkanı Kıvılcım Pınar Kocabıyık, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ceyda Açılan Ayhan ile Koç Üniversitesi Sürdürülebilirlik Ofisi’nden Dr. Behice Pehlivan tarafından yapıldı. Konuşmalarda, iklim krizi karşısında üniversitelerin, sivil toplumun ve sağlık alanının bilim temelli ve birlikte hareket etmesinin önemi vurgulandı. Kıvılcım Pınar Kocabıyık konuşmasında iklim krizinin çok katmanlı etkilerine dikkat çekerek şunları söyledi: “İklim krizinin sağlık üzerindeki etkileri çoğu zaman sessiz ilerliyor; ancak bugün artık hepimizin sağlığını ve günlük yaşamını doğrudan etkiliyor. İklim krizi yalnızca çevresel değil, aynı zamanda derinleşen bir halk sağlığı krizidir. Bu krizden en çok etkilenenler ise çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve sosyoekonomik olarak kırılgan gruplardır. İklim Kliniği ile tam da bu nedenle; bilimsel veriye dayanan, sahayla temas eden ve sağlık sistemlerini iklim krizine karşı daha dirençli hale getirmeyi amaçlayan çözümler üzerinde çalışıyoruz.” Görünmeyen yük: Ruh sağlığı Yuvam Dünya İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi, nörobilimci ve 2025 Grist50 Fixer seçilen Dr. Burçin İkiz, “Görünmeyen Etki: İklim Değişikliği ve Ruh Sağlığı Krizi” başlıklı konuşmasında, iklim krizinin bireylerin ruh sağlığı üzerindeki görünmez ancak giderek artan yüküne dikkat çekti. Bu yükle baş edebilmenin ancak umut, dayanışma ve bilim temelli yaklaşımlarla mümkün olduğunu vurguladı. COP süreci, biyolojik çeşitlilik ve sağlık… Yuvam Dünya Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Aysel Madra moderasyonunda gerçekleşen “İklim Krizinde Güncel Durum ve COP30 Değerlendirmesi / COP31’e Doğru” başlıklı oturumda; İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Başkanı ve Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay ile İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Kliniği Bilim Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şahin, iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve sağlık arasındaki ilişkiyi küresel müzakere süreçleri ve Türkiye özelinde değerlendirdi. COP30’da kabul edilen sağlık eylem planlarının ancak şeffaflık ve uygulamayla anlam kazanabileceği; COP31 sürecinin ise Türkiye için iklim ve sağlık politikalarını somut ve hesap verebilir adımlarla hayata geçirmek açısından kritik bir fırsat sunduğunun altı çizildi. Sağlık sisteminin iklimle sınavı… Prof. Dr. Ceyda Açılan Ayhan moderasyonunda gerçekleşen oturumda; Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Bayram, Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İftihar Köksal ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, iklim krizinin solunum yolu hastalıkları, bulaşıcı hastalıklar ve çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini bilimsel veriler ışığında ele aldı. Değişen iklimin başta çocuklar olmak üzere farklı kırılgan gruplar yarattığı ve gittikçe büyüyen bir halk sağlığı tehdidi olduğu belirtildi. Türkiye’de iklim krizi ve sağlık çalışmaları Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi ve İklim Kliniği Baş Danışmanı Prof. Dr. Emine Didem Evci Kiraz, “Türkiye’de İklim Krizi ve Sağlık Çalışmaları” başlıklı konuşmasında, iklim değişikliğinin artık geleceğe ait bir tehdit değil, bugünün halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. Sağlık sisteminin ayak izi ve sürdürülebilirlik Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Dr. Zeynep Komesli moderasyonunda gerçekleşen “Sağlık Sisteminin Ayak İzi: Karbon, Tüketim, Atıklar” başlıklı oturumda, sağlık sektörünün çevresel etkisi ele alındı. Oturumda; Prof. Dr. Hasan Bayram, Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aygin Ekincioğlu, Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Eda Karadağ Aytemiz ve Hacettepe Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü’nden İzgi Bayraktar, akılcı ilaç kullanımı, klinik uygulamalar, hemşirelik hizmetleri ve iyi uygulama örnekleri üzerinden sağlık sistemlerinin daha sürdürülebilir hâle gelmesi için atılabilecek adımları paylaştı. Gençlerin sesi ve iletişimin gücü Sempozyumda gençlerin iklim ve sağlık alanındaki rolü de özel bir oturumla ele alındı. WHO Europe Youth4Health Bölge Lideri Dr. Sıla Gürbüz moderasyonunda gerçekleşen oturumda; EMSA’dan İklim Doğa Savaş ve Kerem Esercan ile Yale Üniversitesi Carbon Containment Laboratuvarı’ndan Selin Gören, gençlerin bilimsel üretimden savunuculuğa uzanan alanlarda üstlenebileceği rolleri paylaştı. Günün son oturumu olan Yuvam Dünya İklim Kliniği İletişim Paneli, Yuvam Dünya Eğitim Direktörü Banu Binbaşaran Tüysüzoğlu moderasyonunda gerçekleştirildi. Panelde Yuvam Dünya Yönetim Kurulu Üyesi ve İletişim Kurulu Başkanı Emir Medina ile Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suncem Koçer, iklim krizinin “bugün” ile bağ kuran bir dille anlatılmasının önemine dikkat çekti; sağlık profesyonellerinin yalnızca uzman değil, aynı zamanda güçlü anlatıcılar olduğunun altını çizdi. Bir gün artık bugün Üçüncü İklim Kliniği Sempozyumu, iklim kriziyle mücadelenin ancak bilimsel bilgi, toplumsal dayanışma ve sağlık perspektifi birlikte ele alındığında güçlenebileceğini bir kez daha ortaya koydu. Yuvam Dünya’nın “Bir gün artık bugün” çağrısı doğrultusunda düzenlenen sempozyum, katılımcıları kendi alanlarında harekete geçmeye davet etti. Sempozyumun tamamı, yakında Yuvam Dünya YouTube kanalında yayınlanacak. İklim Kliniği Nedir? İklim Kliniği, Yuvam Dünya Derneği liderliğinde, Hacettepe Üniversitesi ve Koç Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen bir iklim krizi ve sağlık projesidir. Proje; iklim krizinin insan sağlığı üzerindeki etkilerine karşı farkındalığı ve bilgi düzeyini artırmayı, kanıta dayalı karar alma süreçlerini desteklemeyi ve sağlık alanında somut müdahaleleri hayata geçirmeyi amaçlar. Ulusal sağlık politikalarının iklim kriziyle uyumlu şekilde yeniden şekillenmesine katkı sunarken, sağlık sistemlerinin karbon ayak izinin azaltılmasını ve dayanıklılığının artırılmasını hedefler. İklim Kliniği; eğitim, araştırma, topluluk oluşturma, farkındalık çalışmaları ve savunuculuk başlıklarında çok disiplinli bir yaklaşımla ilerler.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.