Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bilimsel Bilgi

Kapsül Haber Ajansı - Bilimsel Bilgi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilimsel Bilgi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Cerrahi Derneği ile Medtronic Türkiye’den Cerrahi Eğitiminde Uzun Soluklu Stratejik İş Birliği Haber

Türk Cerrahi Derneği ile Medtronic Türkiye’den Cerrahi Eğitiminde Uzun Soluklu Stratejik İş Birliği

Türk Cerrahi Derneği (TCD) ile Medtronic Türkiye arasında imzalanan Stratejik Eğitim Ortaklığı kapsamında, genel cerrahi alanında hekimlerin mesleki gelişimini desteklemeye yönelik kapsamlı bir eğitim programı başlatılıyor. Obezite ve metabolik cerrahi, karın duvarı cerrahisi ve mide kanseri cerrahisi alanlarına odaklanan program; güncel bilimsel bilginin paylaşılmasının yanı sıra cerrahların teknik becerilerini geliştirmelerine, deneyimli meslektaşlarıyla birlikte çalışmalarına ve mentorluk desteği almalarına olanak sağlayacak şekilde tasarlandı. İş birliğinin en önemli özelliklerinden biri, eğitimi tek seferlik etkinliklerle sınırlamaması. Yıl boyunca devam edecek program kapsamında yüz yüze eğitimler, çevrim içi öğrenme olanakları, vaka temelli bilimsel oturumlar ve mentorluk çalışmaları gerçekleştirilecek. Katılımcılar ayrıca İstanbul’daki Medtronic İnovasyon Merkezi’nde uygulamalı eğitimlere katılma fırsatı bulacak. Programın bilimsel içeriği ve eğitim müfredatı Türk Cerrahi Derneği’nin bilimsel liderliğinde oluşturulacak; eğitmenlerin seçimi ve programa katılım ölçütleri de Dernek tarafından belirlenecek. Medtronic Türkiye ise eğitim altyapısı, teknik ve organizasyon desteğinin yanı sıra Medtronic İnovasyon Merkezi’nin olanaklarıyla programa katkı sağlayacak. Mesleki gelişimi destekleyen, sürdürülebilir bir eğitim modeli oluşturuyoruz Türk Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Serdar Karaca, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türk Cerrahi Derneği olarak cerrahların sürekli mesleki gelişimini desteklemeyi ve bilimsel bilgi paylaşımını güçlendirmeyi temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Bu iş birliğiyle eğitimi yalnızca belirli dönemlerde gerçekleştirilen etkinliklerle sınırlamak yerine, mentorluk ve deneyim paylaşımıyla desteklenen sürekli bir gelişim sürecine dönüştürmeyi amaçlıyoruz. Obezite ve metabolik cerrahi, karın duvarı cerrahisi ve mide kanseri cerrahisi gibi genel cerrahinin önemli alanlarında meslektaşlarımızın güncel bilgiye ve deneyime ulaşabilecekleri güçlü bir eğitim ortamı oluşturmak istiyoruz. Programın bilimsel liderliğinin Derneğimiz tarafından yürütülmesi ise mesleki bağımsızlığın korunması ve akademik niteliğin güvence altına alınması açısından bizim için özellikle önemli.” Eğitim yoluyla sağlık sistemlerine uzun vadeli değer katıyoruz Medtronic Türkiye, Rusya, Orta Doğu ve Orta Asya Bölge Başkan Yardımcısı Prosun Niyogi ise şunları söyledi: “Medtronic olarak, sağlık profesyonellerini eğitim yoluyla güçlendirmenin hasta bakımını geliştirmek ve sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendirmek açısından kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Türk Cerrahi Derneği ile gerçekleştirdiğimiz bu ortaklık, cerrahları yüksek kaliteli eğitim, mentorluk ve uygulamalı öğrenme fırsatlarıyla destekleme konusundaki ortak kararlılığımızı yansıtıyor. Birlikte, cerrahların mesleki gelişimini destekleyecek, cerrahi mükemmeliyeti güçlendirecek ve Türkiye genelinde hastalar için daha iyi sonuçlara katkı sağlayacak sürdürülebilir bir gelişim platformu oluşturuyoruz.” Eğitim faaliyetlerinin ötesine geçen bir gelişim platformu Medtronic Türkiye Kıdemli Ülke Direktörü Mustafa Emre Sevinç ise şu değerlendirmede bulundu: “Türk Cerrahi Derneği ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, geleneksel eğitim faaliyetlerinin ötesine geçen yeni bir yaklaşımı temsil ediyor. Obezite ve metabolik cerrahi, mide kanseri cerrahisi ve karın duvarı cerrahisi tek bir platform altında bir araya getirerek, cerrahların uzun vadeli gelişimini destekleyen yapılandırılmış bir öğrenim sistemi oluşturuyoruz. Türk Cerrahi Derneği’nin bilimsel liderliği ile Medtronic’in eğitim altyapısının birleşimi, Türkiye’de cerrahi eğitimin gelişimine katkı sağlayacak güçlü bir model ortaya koyuyor.” Program kapsamında seçilecek katılımcılar, yıl boyunca alanında uzman eğitmenler ve mentorlar tarafından yürütülen eğitim faaliyetlerine katılacak. Eğitim, mentorluk, takip ve değerlendirme mekanizmalarını tek bir yapı altında bir araya getiren programın, cerrahi uygulamalarda bilgi paylaşımını ve mesleki gelişimi desteklemesi hedefleniyor. Türk Cerrahi Derneği ve Medtronic Türkiye tarafından hayata geçirilen bu ortaklık, bilimsel iş birliği ve sürekli öğrenme odağıyla Türkiye’de cerrahi eğitimin gelişimine katkı sağlamayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Royal Canin Türkiye 10. Yaşını Kutluyor Haber

Royal Canin Türkiye 10. Yaşını Kutluyor

2016 yılında Türkiye’deki faaliyetlerine başlayan Royal Canin, son 10 yılda 3 milyonu sahipsiz hayvanlar olmak üzere toplam 6,4 milyon kedi ve köpeğin sağlığına katkı sağladı. 300’ü aşkın uzman ürün portföyüyle yaşamın farklı evrelerine yönelik beslenme çözümleri sunan marka, bu süreçte yaklaşık 30 bin yavrunun gelişimini ve 60 bin hasta hayvanın tedavi sürecini destekledi. Veteriner hekimler, öğrenciler, klinikler ve pet shoplara yönelik eğitim programlarıyla bilimsel bilgi ve deneyimin yaygınlaşmasına katkıda bulunan Royal Canin, 200 ton mama bağışıyla yaklaşık 3 milyon sahipsiz hayvana ulaştı. Arama-kurtarma köpeklerine yönelik çalışmalarıyla ise insan ve hayvan arasındaki yaşam kurtaran bağı destekleyen güçlü iş birliklerine imza attı. Royal Canin, Türkiye’de yeni dönemine girerken bilimsel bilgi üretmeye, yenilikçi beslenme çözümleri geliştirmeye ve güçlü iş birlikleri kurmaya devam ederek; kedi ve köpeklerin daha sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlamayı hedefliyor. 1968 yılında veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulan Royal Canin, kuruluşundan bu yana "HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA" vizyonuyla, kedi ve köpeklerin eşsiz ihtiyaçlarına odaklanan bilim temelli beslenme uzmanlığıyla hareket ediyor. 58 yılı aşkın köklü uzmanlığını sürekli geliştirerek hayvanların farklı ihtiyaçlarına özel çözümler sunan marka, bu bilimsel birikimini Türkiye’ye de taşıyor. Daha önce distribütör aracılığıyla yürütülen faaliyetlerini 2016 yılından bu yana kendi organizasyonu ile sürdüren Royal Canin, kedi ve köpek beslenmesinde sahip olduğu derin bilimsel uzmanlık ve bilgi birikimiyle hayvanların sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesine ve hayvan sağlığı ekosistemine katkı sağlıyor. "Hayvan Sağlığını Dönüştüren 10 Yıl. Bir Ömür Süren Bağlılık" başlığıyla Türkiye'deki 10. yılını kutlayan marka, hayata geçirdiği kampanya ile bu süre boyunca paydaşları ile birlike hayvan sağlığında yarattığı dönüşüme odaklanıyor. Hayvan Sağlığını Dönüştüren Bilimsel Uzmanlık: Royal Canin’in 58 Yılı Aşan Bilimsel Uzmanlığı, Kedi ve Köpekler İçin Sağlık Sunuyor 2016 yılında faaliyetlerini kendi organizasyonuyla yürütmeye başlayan Royal Canin, "HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA" vizyonunu Türkiye'de somut projelerle hayata geçirerek küresel uzmanlığını yerel ölçekte değere dönüştürüyor. Son 10 yılda 3,4 milyon kedi ve köpeğin sağlığını destekleyen marka, 300'ü aşkın uzman ürün portföyüyle yaşamın her evresine ve farklı sağlık ihtiyaçlarına yönelik beslenme çözümleri sunuyor; bugüne kadar yaklaşık 30 bin yavru kedi ve köpeğin sağlıklı gelişimine katkı sağlayan Royal Canin, 60 bin hasta hayvanın da tedavi sürecinde beslenme yönetimini destekledi. Royal Canin; veteriner hekimler, akademi, hayvan sağlığı profesyonelleri, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve hayvan sahipleriyle kurduğu güçlü iş birlikleri sayesinde hayvan sağlığının gelişimine çok yönlü katkı sunuyor. Markanın 58 yılı aşkın küresel deneyiminin temelinde, hayvan sağlığını geliştirmenin yolunun bilimsel bilgiyi üretmek, paylaşmak ve uygulamaya dönüştürmekten geçtiği anlayışı yer alıyor. Bu doğrultuda Royal Canin, yalnızca bilimsel beslenme çözümleri sunan bir marka olmanın ötesine geçiyor; veteriner hekimlik mesleğinin gelişimine yönelik uzun vadeli yatırımlar yapıyor. Bilim ve Eğitim Işığında 10 Yıllık Yolculuk: 400 Etkinlikte, 30 Bin Paydaşa Ulaşıldı Son 10 yılda yaklaşık 10 bin veteriner fakültesi öğrencisine ulaşan Royal Canin; üniversitelerle geliştirdiği iş birlikleri, Masters of Tomorrow (MOT) programı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nde hayata geçirilen Klinik Beceri Laboratuvarı ile teorik bilgiyle uygulamayı bir araya getiren örnek eğitim modellerine de öncülük ediyor. Bugüne kadar 12 bin veteriner hekime ulaşan marka, Türkiye genelinde 15 bin veteriner kliniği ve pet shop ile bilgi paylaşımı gerçekleştirdi. Yaklaşık 70 bilimsel kongre ve 400 eğitim ile etkinlikte veteriner hekimlerle bir araya gelerek güncel bilimsel bilgiyi paylaşıyor, hayvan sağlığı alanındaki mesleki gelişime katkı sunuyor. “Sektörde Kalıcı ve Dönüştürücü Bir Etki Yaratmak İçin Büyük Bir Tutku İle Çalışmaya Devam Edeceğiz” Royal Canin’in 58 yılı aşan küresel bilimsel uzmanlığıyla Türkiye’de kedi ve köpek sağlığına ve sektöre kalıcı katkılar sunmaya devam ettiği bu özel yıldönümü vesilesiyle konuşan Royal Canin Avrasya Bölgesi Genel Müdürü Aslı Çelikkol, şirketin geçmişten aldığı bilimsel gücü ve geleceğe yönelik vizyonunu şöyle özetledi: “Royal Canin olarak 58 yılı aşkın küresel bilimsel birikimimizi Türkiye’de güçlü iş birlikleriyle bir araya getirerek, son 10 yılda kedi ve köpek sağlığına ve sektörümüze somut katkılar sunduk. Veteriner hekimler, pet shoplar, diğer hayvan sağlığı ve bakımı profesyonelleri ile hayvan sahipleriyle birlikte bilim temelli bir değer dünyası inşa ettik. Royal Canin’in Türkiye’deki 10 yılı, aynı zamanda dokunduğumuz her paydaşımızın yaşamını dönüştürme hikâyesidir.” “Önümüzdeki dönemde de bu bilimsel etkiyi ve liderlik ettiğimiz dönüşümü büyütmeye, odaklanıyoruz. Eğitim ve destek programlarımızı daha geniş kitlelere ulaştırarak, daha fazla kedi ve köpeğin sağlıklı, kaliteli ve uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. ‘HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA’ vizyonumuzu Türkiye’de daha da ileri taşımak ve bilimsel yaklaşımımızla sektörde kalıcı ve dönüştürücü bir etki yaratmak için büyük bir tutku ile çalışmaya devam edeceğiz.” HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA: 10 Yılda 200 Ton Bağış, 3 Milyon Sahipsiz Hayvana Ulaştı; Arama-Kurtarma ve Rehber Köpek Kapasitesinin Artırılması Desteklendi Royal Canin Türkiye, son 10 yılda deprem ve yangınlar gibi olağanüstü durumlar da dahil olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki barınaklar ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yaklaşık 200 ton mama bağışında bulundu. Bu destek, yaklaşık 3 milyon sahipsiz hayvanın beslenmesine katkı sağlarken, ihtiyaç anlarında sahada hızlı ve sürdürülebilir bir destek mekanizmasının oluşmasına da katkı sağlıyor. Bu katkı yalnızca kriz anlarıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda hayvanlar ve insanlar arasındaki bağın güçlendirilmesine odaklanan projelerle insan-hayvan etkileşiminin toplum genelinde daha görünür hale gelmesine katkı sağlıyor ve sektörde önemli bir etki yaratıyor. Royal Canin HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA vizyonu etrafında ördüğü kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı kapsamda aynı zamanda AKUT, Arama Kurtarma Köpekleri Derneği (AKKD), Pulsar Arama Kurtarma ve Yardım Derneği ve SAR Arama Kurtarma ve Acil Yardım Derneği iş birlikleriyle Türkiye’nin arama-kurtarma köpeği kapasitesinin gelişimine destek veriyor; yaklaşık 30 arama-kurtarma köpeğinin eğitim ve beslenme süreçleri güçlendiriliyor. Rehber Köpekler Derneği ile yürüttüğü çalışmalarla ise görme engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıran rehber köpeklerin yetiştirilmesine destek olarak insan ve hayvan arasındaki yaşamı dönüştüren bağın güçlenmesine katkı sağlıyor. HEPAD, Kurtaran Ev, HİPDER, TURMEPA, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve Koruncuk Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen iş birlikleri ise bu etkiyi genişleterek hayvanlar, insanlar ve çevre arasnda daha güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlıyor. Hayvanlar, İnsanlar Ve Çevre İçin Kalıcı Değer Üretmeye Devam Edeceğiz Royal Canin Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Tuba Güven Saraçoğlu, Royal Canin'in Türkiye'deki 10 yıllık yolculuğunu değerlendirerek şunları söyledi: "Royal Canin olarak 10 yıldır Türkiye'de 'HAYVANLAR İÇİN DAHA İYİ BİR DÜNYA' vizyonuyla hareket ediyoruz. Kedi ve köpeklerin sağlığını desteklemenin; veteriner hekimlerin gelişimine katkı sunmanın, hayvan sahiplerinin doğru bilgiye erişimini sağlamanın ve toplumsal fayda üretmenin birbirinden ayrılmaz değerler olduğuna inanıyoruz. Attığımız her adımın temelinde de bu bütüncül yaklaşım yer alıyor." "Uzman beslenme çözümlerimizle desteklediğimiz her kedi ve köpeğin yanında; eğitim programlarımız, bilimsel iş birliklerimiz ve sosyal sorumluluk çalışmalarımızla daha fazla yaşamı olumlu yönde etkilemeyi hedefliyoruz. Çünkü bizim için gerçek başarı yalnızca ulaştığımız sayılarla değil; hayvanların, insanların ve içinde yaşadığımız dünyanın geleceğine sağladığımız uzun vadeli katkıyla ölçülüyor. Türkiye'deki ilk 10 yılımız boyunca birlikte ürettiğimiz değeri ve yarattığımız dönüşümü daha da ileri taşımak için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde de eğitim yatırımlarımızı, bilimsel iş birliklerimizi ve sosyal fayda projelerimizi güçlendirerek etkimizi büyütmeye; hayvanlar, insanlar ve çevre için kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı Haber

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı

Gıda üretimi ve tüketimiyle ilgili artan bilgi kirliliğine karşı bilimsel veriye dayalı yaklaşımın önemine vurgu yapılan kongrede; gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, beslenme, regülasyonlar ve yeni teknolojiler gibi başlıkların yanı sıra izlenebilirlik sistemleri ve dijital çözümler de ele alındı. Gıda üretim sistemlerinin teknolojik özelliklerinden beslenmeye uzanan süreçte bilimsel bilginin önemine dikkat çekildi. Kongrede Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu ve Gıda Teknolojisi Uzmanı Dr. Elif Güngör Reis, bitkisel yağlar arasında önemli bir yere sahip olan palm yağı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek amacıyla bilimsel bilgi ve değerlendirmeler paylaştı. Dr. Fahri Yemişçioğlu, sunumunda bitkisel yağlara ilişkin bilimsel gerçekler ile kamuoyunda oluşan yanlış algılara odaklandı. Palm yağının zeytin meyvesinden elde edilen zeytinyağı gibi palm ağacının meyvesinden elde edilen bir meyve yağı olduğunu anlatan Yemişçioğlu, bu yağın gıda endüstrisinde kritik bir işlev üstlendiğine dikkat çekti. Palm yağı ve fraksiyonlarının, tohum yağlarının kısmi hidrojenasyonu ile üretilen ve trans yağ asidi içeren yağların besin zincirinden çıkarılmasını sağladığını belirten Yemişçioğlu, bu sayede trans yağ içermeyen gıda ürünlerinin üretiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Palm yağına yönelik gıda güvenliği ve sağlık temelli eleştirilere de değinen Yemişçioğlu, “Palm yağı kanser yapar ifadesi bilimsel bir gerçek değil; bir algıdır. Yağlar tek başına kanser yapmaz, maddeler belirli dozların üzerinde toksik etki gösterir. GE ve 3-MCPDE, yalnızca palm yağına özgü değildir. Uygun olmayan hammaddelerin yüksek sıcaklıklarda rafine edilmesiyle diğer yağlarda da oluşabilir” ifadelerini kullandı. Palm yağının palmitik asit içeriği nedeniyle eleştirilere konu olmasının beslenme açısından gerçekçi olmadığını belirten Yemişçioğlu; palmitik asidin süt yağlarında da bulunduğunu ve zararlı olduğuna yönelik bilimsel görüş birliğinin bulunmadığını belirtti. Yemişçioğlu, Avrupa Birliği ve Türkiye’de yürürlükte olan düzenlemelerin bu konuda yüksek düzeyde gıda güvenliği standardı sağladığının ve ilgili regülasyonların Türkiye’de yürürlüğe girmesiyle gıdaların daha güvenli hale geldiğinin de altını çizdi. “İzlenebilir ve denetlenebilir sistemler sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz” Palm yağı ekosisteminde verimlilik ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çeken Dr. Elif Güngör Reis de; palm ağacının tarım yapılan arazilerde birim alandan elde edilen yağ miktarı açısından diğer yağlı tohumlara kıyasla açık ara en yüksek verime sahip bitki olduğunu vurguladı. Küresel yağlı tohum arazilerinin yalnızca %10’unu kullanmasına rağmen dünya bitkisel yağ üretiminin yaklaşık %40’ını karşılamasının önemli bir verimlilik göstergesi olduğunu ifade eden Reis, bu durumu “10/40 Paradoksu” olarak tanımladı. Palm yağının küresel gıda arzında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Reis, palm yağının tamamen devre dışı bırakılmasının daha fazla tarım alanı ihtiyacı ve buna bağlı orman kaybı riski doğurabileceğini belirtti. Palm yağının GDO riski barındırmayan ham yağ kaynaklarının başında geldiğini belirten Reis, çözümün boykot değil sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirliğin ancak izlenebilir ve denetlenebilir sistemlerle mümkün olabileceğini de belirten Reis, sürdürülebilirlik hassasiyeti taşıyan üretici ve tüketicilerin Malezya’da zorunlu olarak uygulanması hedeflenen MSPO 2.0 sertifikasını mutlaka talep etmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Üniversitesi Girişimcilik Ekosisteminden İki Kadın Girişimci Haber

Sabancı Üniversitesi Girişimcilik Ekosisteminden İki Kadın Girişimci

Malzeme teknolojileri alanındaki çalışmalarını Euronova girişimiyle sanayi uygulamalarına taşıyan Prof. Dr. Burcu Saner Okan ve beyin sinyalleri ile öğrenme teknolojileri üzerine yürüttüğü akademik araştırmaları Auto Train Brain girişimiyle hayata geçiren Dr. Günet Eroğlu, akademide üretilen bilginin gerçek dünya ile buluşabileceğini gösteren örnek çalışmalar yürütüyor. Akademik araştırmalar girişimlere dönüşüyor Prof. Dr. Burcu Saner Okan, akademik çalışmalarını bir girişime dönüştürme fikrinin arkasında, laboratuvar ortamında geliştirilen teknolojilerin gerçek hayatta uygulanabilir çözümlere dönüşmesi isteğinin bulunduğunu belirtiyor. Saner Okan’a göre bilimsel bilginin yalnızca akademik yayınlarla sınırlı kalmaması, sanayi ile buluşarak toplumsal ve ekonomik değer üretmesi büyük önem taşıyor. Bu motivasyonla yürüttüğü çalışmalar zamanla geliştirilen teknolojilerin ölçeklendirilmesine ve endüstriyel uygulamalara taşınmasına olanak sağlayan girişimlere dönüştü. Girişimcilik sürecinde teknolojinin endüstriyel ölçekte uygulanabilir hale gelmesi ve yatırımcıların projeye güven duyması önemli dönüm noktalarından biri oldu. Saner Okan, girişimcilikte yalnızca teknoloji geliştirmenin değil, doğru iş modeli ve güçlü bir iş planı oluşturmanın da kritik rol oynadığını vurguluyor. Bilimsel bilgi toplumsal faydaya dönüşüyor Dr. Günet Eroğlu’nun girişimcilik yolculuğu ise beyin sinyalleri, EEG analizi ve öğrenme güçlükleri üzerine yürüttüğü akademik çalışmalar sırasında şekillendi. Eroğlu, akademide üretilen bilginin çoğu zaman laboratuvarlarla sınırlı kaldığını fark ettikten sonra bu bilgiyi öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin hayatına dokunabilecek teknolojilere dönüştürme fikriyle girişimcilik yoluna adım attı. Bu süreçte geliştirdiği Auto Train Brain ve NeuroSphere projeleri, yapay zekâ destekli nörofeedback teknolojileriyle kişiselleştirilmiş öğrenme çözümleri sunan bir platforma dönüştü. Eroğlu’na göre akademi ve girişimcilik birbirinden ayrı iki alan değil; aksine birbirini besleyen iki güçlü ekosistem. Akademik araştırmalar yeni teknolojilerin geliştirilmesini sağlarken, girişimcilik bu teknolojilerin gerçek dünyada karşılık bulmasına olanak tanıyor. Genç kadın girişimcilere: “Hayallerinizden vazgeçmeyin” Her iki akademisyen de girişimcilik yolculuğunun sabır, kararlılık ve öğrenmeye açıklık gerektiren uzun bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Dr. Burcu Saner Okan, bir girişimi büyütmenin emek ve süreklilik gerektirdiğini belirterek genç kadınlara hayallerinden vazgeçmemeleri ve karşılaştıkları zorluklara rağmen hedeflerine odaklanmaları tavsiyesinde bulunuyor. Dr. Günet Eroğlu ise girişimcilikte en zor adımın çoğu zaman başlamak olduğunu vurguluyor. Ona göre mükemmel bir planı beklemek yerine harekete geçmek ve süreç içinde öğrenmek girişimciliğin en önemli dinamiklerinden biri. Sabancı Üniversitesi’nde SUCool ekosistemi kapsamında yürütülen çalışmalar, akademisyenlerin geliştirdiği bilimsel bilgiyi yenilikçi girişimlere dönüştürerek girişimcilik kültürünün güçlenmesine katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EGİAD ve İYTE Arasında Güçlü İş Birliği Haber

EGİAD ve İYTE Arasında Güçlü İş Birliği

Ziyarete EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı liderlik ederken, İYTE Rektörü ve Teknopark İzmir Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Baran ev sahipliği yaptı. Gerçekleştirilen program kapsamında EGİAD ile İYTE arasında iş birliği protokolü imzalanarak, bilimsel bilgi ile iş dünyasının dinamizmini buluşturacak ö rnek bir ortaklığın zemini oluşturuldu. İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran: "İYTE, Bilim ve Girişimciliği Buluşturuyor" Toplantının açılışında konuşan İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, EGİAD heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, "Günümüzün en gelişmiş teknik üniversite modeli olan Yüksek Teknoloji Enstitülerinin ülkemizdeki tek örneği olan İYTE; eğitim, bilim, teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarında ulusal ve küresel arenada dikkat çeken başarılara imza atıyor. Ayrıca, Teknopark İzmir'de sahip olduğumuz Ar-Ge şirketleri, yarattığımız istihdam ve gerçekleştirdiğimiz bilgi temelli yüksek teknoloji ihracatı ile İzmir'in ve ülkemizin ekonomik büyümesine önemli katkılarda bulunuyoruz. Türkiye'ye model yeni bir üniversite olarak tasarladığımız İYTE'de genç iş insanları ile iş birliği bizler için büyük önem taşıyor. EGİAD ile yapacağımız i şbirlikleri akademik bilgiyle sanayi tecrübesini bir araya getiren yeni bir başarı hikayesi olacak." dedi. Kaan Özhelvacı: "Bilimle Girişimciliği Birleştiren Güçlü Bir Sinerji Yaratıyoruz" EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, EGİAD'ın kuruluşundan bu yana genç iş insanlarının yenilikçi düşünce ve girişimcilik vizyonunu iş dünyasına taşıma misyonu taşıdığını vurgulayarak, "EGİAD olarak, iş dünyasında sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda ilerlerken, bilimin ve teknolojinin rehberliğini çok önemsiyoruz. İYTE'nin araştırma ve üretim misyonu ile EGİAD'ın geleceğin lider genç iş insanlarını yetiştirme vizyonu arasında güçlü bir sinerji oluşturmak istiyoruz." dedi. Özhelvacı, konuşmasında EGİAD'ın teknoloji ve inovasyon alanındaki girişimlerine de değinerek, "2011 yılında kurduğumuz EGİAD Melekleri Yatırım Ağı, Türkiye'nin ilk lisanslı mel ek yatırım ağlarından biri olarak bugüne kadar pek çok yenilikçi startup'a yatırım ve mentorluk desteği sağladı. Bu iş birliğiyle, genç girişimcilerin projelerine kaynak ve stratejik destek sağlama misyonumuzu üniversite ekosistemiyle buluşturacağız." ifadelerini kullandı. Özhelvacı, "Bu buluşmanın yalnızca bugüne değil, önümüzdeki yıllara da ilham verecek bir başlangıç olacağına inanıyorum. EGİAD ve İYTE arasındaki iş birlikleri, İzmir'in ve bölgemizin ekonomik, bilimsel ve sosyal kalkınmasına uzun yıllar katkı sağlayacaktır." dedi. "İzmir'in İnovasyon Ekosistemine Katkı Sağlayacağız" İmza töreninde iş birliği protokolünün kapsamını da paylaşan Özhelvacı, EGİAD ile İYTE arasındaki ortaklığın sadece bugünün değil, geleceğin vizyonunu da yansıtacağını belirterek, "Bu protokol ile, İYTE'nin bilim ve teknoloji alanlarında ileri düzeyde araştırma, eğitim, öğre tim ve üretim misyonunu, EGİAD'ın girişimcilik ve yenilikçilik misyonuyla birleştiriyoruz. Ar-Ge ve yenilik bilincini yaygınlaştırmak, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek ve ortak projeleri teşvik etmek en öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor." diye konuştu. Protokol kapsamında; •Ortak seminer, panel ve konferansların düzenlenmesi, •İYTE Tümleşik Araştırma Merkezi (TAM) ve Teknopark İzmir olanaklarıyla ilgili saha ziyaretleri gerçekleştirilmesi, •EGİAD Melekleri Yatırım Ağı'nın Teknopark İzmir'in girişimcilik ve hızlandırma programlarında aktif rol üstlenmesi, •Startupların EGİAD iş ağına dâhil edilmesi, •Ulusal ve uluslararası Ar-Ge projelerinde ortak paydaşlıkların geliştirilmesi, •EGİAD Yarın Dergisi çatısı altında İYTE akademisyenleriyle bilimsel röportajların yapılması öngörülüyor. Özhelvacı ayrıca, EGİAD Sosyal ve Kü ltürel Etkinlikler Merkezi'nin (ESKEM) İYTE'nin şehir merkezindeki etkinliklerinde kullanılabileceğini belirterek, "Bu iş birliği, aynı zamanda Kemeraltı'nın sosyal ve kültürel canlılığına da katkı sağlayacak" dedi. Sürdürülebilir Kalkınma İçin Güçlü Bir Adım Ziyaret kapsamında EGİAD heyeti, İYTE Tümleşik Araştırma Merkezi (İYTE TAM)'ı Prof. Dr. Şükrü Güleç rehberliğinde gezerek, üniversitenin Ar-Ge ve test altyapısını yerinde inceledi. Ayrıca Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz eşliğinde, teknolojik üretim ve inovasyon alanlarındaki faaliyetler hakkında bilgi alındı. Program sonunda, EGİAD'ın Sakız Ağacı Korusu Projesi kapsamında İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran adına bağışlanan sakız fidanı sertifikası takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.