Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bilimsel Bilgi

Kapsül Haber Ajansı - Bilimsel Bilgi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bilimsel Bilgi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı Haber

Bitkisel Yağlar Hakkındaki Gerçekler 5. Uluslararası Gıda Kimyası Kongresi’nde Ele Alındı

Gıda üretimi ve tüketimiyle ilgili artan bilgi kirliliğine karşı bilimsel veriye dayalı yaklaşımın önemine vurgu yapılan kongrede; gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, beslenme, regülasyonlar ve yeni teknolojiler gibi başlıkların yanı sıra izlenebilirlik sistemleri ve dijital çözümler de ele alındı. Gıda üretim sistemlerinin teknolojik özelliklerinden beslenmeye uzanan süreçte bilimsel bilginin önemine dikkat çekildi. Kongrede Gıda Mühendisi Dr. Fahri Yemişçioğlu ve Gıda Teknolojisi Uzmanı Dr. Elif Güngör Reis, bitkisel yağlar arasında önemli bir yere sahip olan palm yağı hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltmek amacıyla bilimsel bilgi ve değerlendirmeler paylaştı. Dr. Fahri Yemişçioğlu, sunumunda bitkisel yağlara ilişkin bilimsel gerçekler ile kamuoyunda oluşan yanlış algılara odaklandı. Palm yağının zeytin meyvesinden elde edilen zeytinyağı gibi palm ağacının meyvesinden elde edilen bir meyve yağı olduğunu anlatan Yemişçioğlu, bu yağın gıda endüstrisinde kritik bir işlev üstlendiğine dikkat çekti. Palm yağı ve fraksiyonlarının, tohum yağlarının kısmi hidrojenasyonu ile üretilen ve trans yağ asidi içeren yağların besin zincirinden çıkarılmasını sağladığını belirten Yemişçioğlu, bu sayede trans yağ içermeyen gıda ürünlerinin üretiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Palm yağına yönelik gıda güvenliği ve sağlık temelli eleştirilere de değinen Yemişçioğlu, “Palm yağı kanser yapar ifadesi bilimsel bir gerçek değil; bir algıdır. Yağlar tek başına kanser yapmaz, maddeler belirli dozların üzerinde toksik etki gösterir. GE ve 3-MCPDE, yalnızca palm yağına özgü değildir. Uygun olmayan hammaddelerin yüksek sıcaklıklarda rafine edilmesiyle diğer yağlarda da oluşabilir” ifadelerini kullandı. Palm yağının palmitik asit içeriği nedeniyle eleştirilere konu olmasının beslenme açısından gerçekçi olmadığını belirten Yemişçioğlu; palmitik asidin süt yağlarında da bulunduğunu ve zararlı olduğuna yönelik bilimsel görüş birliğinin bulunmadığını belirtti. Yemişçioğlu, Avrupa Birliği ve Türkiye’de yürürlükte olan düzenlemelerin bu konuda yüksek düzeyde gıda güvenliği standardı sağladığının ve ilgili regülasyonların Türkiye’de yürürlüğe girmesiyle gıdaların daha güvenli hale geldiğinin de altını çizdi. “İzlenebilir ve denetlenebilir sistemler sürdürülebilirlik için olmazsa olmaz” Palm yağı ekosisteminde verimlilik ve sürdürülebilirlik konularına dikkat çeken Dr. Elif Güngör Reis de; palm ağacının tarım yapılan arazilerde birim alandan elde edilen yağ miktarı açısından diğer yağlı tohumlara kıyasla açık ara en yüksek verime sahip bitki olduğunu vurguladı. Küresel yağlı tohum arazilerinin yalnızca %10’unu kullanmasına rağmen dünya bitkisel yağ üretiminin yaklaşık %40’ını karşılamasının önemli bir verimlilik göstergesi olduğunu ifade eden Reis, bu durumu “10/40 Paradoksu” olarak tanımladı. Palm yağının küresel gıda arzında stratejik bir rol üstlendiğini vurgulayan Reis, palm yağının tamamen devre dışı bırakılmasının daha fazla tarım alanı ihtiyacı ve buna bağlı orman kaybı riski doğurabileceğini belirtti. Palm yağının GDO riski barındırmayan ham yağ kaynaklarının başında geldiğini belirten Reis, çözümün boykot değil sürdürülebilir üretim standartlarının yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirliğin ancak izlenebilir ve denetlenebilir sistemlerle mümkün olabileceğini de belirten Reis, sürdürülebilirlik hassasiyeti taşıyan üretici ve tüketicilerin Malezya’da zorunlu olarak uygulanması hedeflenen MSPO 2.0 sertifikasını mutlaka talep etmesi gerektiğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Üniversitesi Girişimcilik Ekosisteminden İki Kadın Girişimci Haber

Sabancı Üniversitesi Girişimcilik Ekosisteminden İki Kadın Girişimci

Malzeme teknolojileri alanındaki çalışmalarını Euronova girişimiyle sanayi uygulamalarına taşıyan Prof. Dr. Burcu Saner Okan ve beyin sinyalleri ile öğrenme teknolojileri üzerine yürüttüğü akademik araştırmaları Auto Train Brain girişimiyle hayata geçiren Dr. Günet Eroğlu, akademide üretilen bilginin gerçek dünya ile buluşabileceğini gösteren örnek çalışmalar yürütüyor. Akademik araştırmalar girişimlere dönüşüyor Prof. Dr. Burcu Saner Okan, akademik çalışmalarını bir girişime dönüştürme fikrinin arkasında, laboratuvar ortamında geliştirilen teknolojilerin gerçek hayatta uygulanabilir çözümlere dönüşmesi isteğinin bulunduğunu belirtiyor. Saner Okan’a göre bilimsel bilginin yalnızca akademik yayınlarla sınırlı kalmaması, sanayi ile buluşarak toplumsal ve ekonomik değer üretmesi büyük önem taşıyor. Bu motivasyonla yürüttüğü çalışmalar zamanla geliştirilen teknolojilerin ölçeklendirilmesine ve endüstriyel uygulamalara taşınmasına olanak sağlayan girişimlere dönüştü. Girişimcilik sürecinde teknolojinin endüstriyel ölçekte uygulanabilir hale gelmesi ve yatırımcıların projeye güven duyması önemli dönüm noktalarından biri oldu. Saner Okan, girişimcilikte yalnızca teknoloji geliştirmenin değil, doğru iş modeli ve güçlü bir iş planı oluşturmanın da kritik rol oynadığını vurguluyor. Bilimsel bilgi toplumsal faydaya dönüşüyor Dr. Günet Eroğlu’nun girişimcilik yolculuğu ise beyin sinyalleri, EEG analizi ve öğrenme güçlükleri üzerine yürüttüğü akademik çalışmalar sırasında şekillendi. Eroğlu, akademide üretilen bilginin çoğu zaman laboratuvarlarla sınırlı kaldığını fark ettikten sonra bu bilgiyi öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin hayatına dokunabilecek teknolojilere dönüştürme fikriyle girişimcilik yoluna adım attı. Bu süreçte geliştirdiği Auto Train Brain ve NeuroSphere projeleri, yapay zekâ destekli nörofeedback teknolojileriyle kişiselleştirilmiş öğrenme çözümleri sunan bir platforma dönüştü. Eroğlu’na göre akademi ve girişimcilik birbirinden ayrı iki alan değil; aksine birbirini besleyen iki güçlü ekosistem. Akademik araştırmalar yeni teknolojilerin geliştirilmesini sağlarken, girişimcilik bu teknolojilerin gerçek dünyada karşılık bulmasına olanak tanıyor. Genç kadın girişimcilere: “Hayallerinizden vazgeçmeyin” Her iki akademisyen de girişimcilik yolculuğunun sabır, kararlılık ve öğrenmeye açıklık gerektiren uzun bir süreç olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Dr. Burcu Saner Okan, bir girişimi büyütmenin emek ve süreklilik gerektirdiğini belirterek genç kadınlara hayallerinden vazgeçmemeleri ve karşılaştıkları zorluklara rağmen hedeflerine odaklanmaları tavsiyesinde bulunuyor. Dr. Günet Eroğlu ise girişimcilikte en zor adımın çoğu zaman başlamak olduğunu vurguluyor. Ona göre mükemmel bir planı beklemek yerine harekete geçmek ve süreç içinde öğrenmek girişimciliğin en önemli dinamiklerinden biri. Sabancı Üniversitesi’nde SUCool ekosistemi kapsamında yürütülen çalışmalar, akademisyenlerin geliştirdiği bilimsel bilgiyi yenilikçi girişimlere dönüştürerek girişimcilik kültürünün güçlenmesine katkı sunmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EGİAD ve İYTE Arasında Güçlü İş Birliği Haber

EGİAD ve İYTE Arasında Güçlü İş Birliği

Ziyarete EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı liderlik ederken, İYTE Rektörü ve Teknopark İzmir Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Baran ev sahipliği yaptı. Gerçekleştirilen program kapsamında EGİAD ile İYTE arasında iş birliği protokolü imzalanarak, bilimsel bilgi ile iş dünyasının dinamizmini buluşturacak ö rnek bir ortaklığın zemini oluşturuldu. İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran: "İYTE, Bilim ve Girişimciliği Buluşturuyor" Toplantının açılışında konuşan İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, EGİAD heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, "Günümüzün en gelişmiş teknik üniversite modeli olan Yüksek Teknoloji Enstitülerinin ülkemizdeki tek örneği olan İYTE; eğitim, bilim, teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarında ulusal ve küresel arenada dikkat çeken başarılara imza atıyor. Ayrıca, Teknopark İzmir'de sahip olduğumuz Ar-Ge şirketleri, yarattığımız istihdam ve gerçekleştirdiğimiz bilgi temelli yüksek teknoloji ihracatı ile İzmir'in ve ülkemizin ekonomik büyümesine önemli katkılarda bulunuyoruz. Türkiye'ye model yeni bir üniversite olarak tasarladığımız İYTE'de genç iş insanları ile iş birliği bizler için büyük önem taşıyor. EGİAD ile yapacağımız i şbirlikleri akademik bilgiyle sanayi tecrübesini bir araya getiren yeni bir başarı hikayesi olacak." dedi. Kaan Özhelvacı: "Bilimle Girişimciliği Birleştiren Güçlü Bir Sinerji Yaratıyoruz" EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, EGİAD'ın kuruluşundan bu yana genç iş insanlarının yenilikçi düşünce ve girişimcilik vizyonunu iş dünyasına taşıma misyonu taşıdığını vurgulayarak, "EGİAD olarak, iş dünyasında sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda ilerlerken, bilimin ve teknolojinin rehberliğini çok önemsiyoruz. İYTE'nin araştırma ve üretim misyonu ile EGİAD'ın geleceğin lider genç iş insanlarını yetiştirme vizyonu arasında güçlü bir sinerji oluşturmak istiyoruz." dedi. Özhelvacı, konuşmasında EGİAD'ın teknoloji ve inovasyon alanındaki girişimlerine de değinerek, "2011 yılında kurduğumuz EGİAD Melekleri Yatırım Ağı, Türkiye'nin ilk lisanslı mel ek yatırım ağlarından biri olarak bugüne kadar pek çok yenilikçi startup'a yatırım ve mentorluk desteği sağladı. Bu iş birliğiyle, genç girişimcilerin projelerine kaynak ve stratejik destek sağlama misyonumuzu üniversite ekosistemiyle buluşturacağız." ifadelerini kullandı. Özhelvacı, "Bu buluşmanın yalnızca bugüne değil, önümüzdeki yıllara da ilham verecek bir başlangıç olacağına inanıyorum. EGİAD ve İYTE arasındaki iş birlikleri, İzmir'in ve bölgemizin ekonomik, bilimsel ve sosyal kalkınmasına uzun yıllar katkı sağlayacaktır." dedi. "İzmir'in İnovasyon Ekosistemine Katkı Sağlayacağız" İmza töreninde iş birliği protokolünün kapsamını da paylaşan Özhelvacı, EGİAD ile İYTE arasındaki ortaklığın sadece bugünün değil, geleceğin vizyonunu da yansıtacağını belirterek, "Bu protokol ile, İYTE'nin bilim ve teknoloji alanlarında ileri düzeyde araştırma, eğitim, öğre tim ve üretim misyonunu, EGİAD'ın girişimcilik ve yenilikçilik misyonuyla birleştiriyoruz. Ar-Ge ve yenilik bilincini yaygınlaştırmak, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek ve ortak projeleri teşvik etmek en öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor." diye konuştu. Protokol kapsamında; •Ortak seminer, panel ve konferansların düzenlenmesi, •İYTE Tümleşik Araştırma Merkezi (TAM) ve Teknopark İzmir olanaklarıyla ilgili saha ziyaretleri gerçekleştirilmesi, •EGİAD Melekleri Yatırım Ağı'nın Teknopark İzmir'in girişimcilik ve hızlandırma programlarında aktif rol üstlenmesi, •Startupların EGİAD iş ağına dâhil edilmesi, •Ulusal ve uluslararası Ar-Ge projelerinde ortak paydaşlıkların geliştirilmesi, •EGİAD Yarın Dergisi çatısı altında İYTE akademisyenleriyle bilimsel röportajların yapılması öngörülüyor. Özhelvacı ayrıca, EGİAD Sosyal ve Kü ltürel Etkinlikler Merkezi'nin (ESKEM) İYTE'nin şehir merkezindeki etkinliklerinde kullanılabileceğini belirterek, "Bu iş birliği, aynı zamanda Kemeraltı'nın sosyal ve kültürel canlılığına da katkı sağlayacak" dedi. Sürdürülebilir Kalkınma İçin Güçlü Bir Adım Ziyaret kapsamında EGİAD heyeti, İYTE Tümleşik Araştırma Merkezi (İYTE TAM)'ı Prof. Dr. Şükrü Güleç rehberliğinde gezerek, üniversitenin Ar-Ge ve test altyapısını yerinde inceledi. Ayrıca Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz eşliğinde, teknolojik üretim ve inovasyon alanlarındaki faaliyetler hakkında bilgi alındı. Program sonunda, EGİAD'ın Sakız Ağacı Korusu Projesi kapsamında İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran adına bağışlanan sakız fidanı sertifikası takdim edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.