Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşik Arap Emirlikleri

Kapsül Haber Ajansı - Birleşik Arap Emirlikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşik Arap Emirlikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Faizler Ekonomik Dengeleri Zorluyor Haber

Faizler Ekonomik Dengeleri Zorluyor

Bu gelişmeler doğrultusunda Coface, 3 ülkenin risk notunu düşürürken 4 ülkenin notunu yükseltti. Sektör risk değerlendirmelerinde ise 12 aşağı ve 8 yukarı yönlü olmak üzere toplam 20 değişiklik yaptı. Öne çıkan rakamlar: Orta Doğu’daki çatışmanın 2026 ve 2027 yıllarında küresel büyüme üzerinde yüzde 0,5 puan kayıp yaratacağı tahmin ediliyor.Petrol fiyatlarının eylül ayında 100 dolar/varil eşiğini aşması bekleniyor. Coface’ın 2026 için büyüme tahmini %2,5, 2027 yılı içinse %2,6. Küresel ekonomi enflasyon baskısının etkisinde Jeopolitik koşullar yaz aylarında belirgin biçimde kötüleşti. İran ile ABD arasında çatışmaların yeniden başlaması ve Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın şiddetlenmesi, tedarik zincirlerini ciddi ölçüde zorlayarak emtia fiyatlarında sert artışlara yol açtı. Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez’den yapılan petrol ihracatı önemli ölçüde artmasına ve ticaret akışları alternatif güzergâhlara yönelmesine karşın hidrokarbon fiyatları yükseldi. Petrol fiyatları %50’nin üzerinde, doğal gaz fiyatları ise yaklaşık %100 arttı. Metal fiyatları yüksek seyrini korurken Karadeniz’deki liman terminallerine yönelik saldırılar ve Avrupa’da yaz boyunca yaşanan sıcak hava dalgaları tarımsal emtia fiyatlarını da önemli ölçüde artırdı. Buğday fiyatlarındaki yıllık artış ise %40’a ulaştı. Bu gelişmeler yeni bir enflasyon dalgasına ilişkin kaygıları artırırken merkez bankalarını politika faizlerini yükseltmeye yöneltti. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ardından ABD Merkez Bankası’da (Fed) faizleri 25 baz puan artırdı. Bu karar, küresel finansal koşulların daha da sıkılaşmasına katkıda bulundu. Ocak ayı ortasında gördüğü düşük seviyeden bu yana Amerikan Doları efektif bazda %6’nın üzerinde değer kazandı. Uzun vadeli faiz oranları ise şubat sonundan itibaren başlıca para birimi bölgelerinin çoğunda 100 baz puandan fazla yükseldi. Küresel ekonomi, özellikle yapay zekâ yatırımları ve bunların yarattığı servet etkisinin desteğiyle şimdilik dayanıklılığını koruyor. Bununla birlikte riskler birikmeye devam ediyor. Bu çerçevede Coface, 2025’te %2,8 olan küresel büyümenin 2026’da %2,5’e gerileyeceği, 2027’de ise %2,6 seviyesinde dengeleneceği yönündeki tahminini koruyor. Ülke ve sektör riskleri: Orta Doğu’da 3 not indirimi, tarım ve gıda sektöründe artan baskı Orta Doğu’da, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin ekonomik faaliyetlerinde 2026 yılında daralma bekleniyor. Suudi Arabistan (A3 → A4), enerji altyapısına ve ihracat güzergâhlarının büyük bölümüne yönelik saldırılardan etkilenirken Birleşik Arap Emirlikleri (A2 → A3) ve Katar (A3 → A4), Hürmüz Boğazı’na bağımlılıkları nedeniyle kırılgan bir görünüm sergiliyor. Tarım ve gıda sektörünün risk notu altı ülkede düşürüldü. Avrupa’da (Fransa, Avusturya ve Polonya) bu kararın başlıca nedeni, 2026 yazında yaşanan aşırı hava olayları oldu. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’da kırılganlığın temelinde yerel üretim sorunlarından çok gıda ithalatına yüksek bağımlılık bulunuyor. Arjantin’de ise çok sayıda tarım işletmesinin iflası, yüksek maliyetler ve daralan kâr marjları nedeniyle sektör zorlu finansal koşullarla karşı karşıya kalmayı sürdürüyor. Küresel ekonomide farklı büyüme hızları ABD’de hanehalkı tüketimi, yapay zekâ yatırımları ve tam istihdama yakın seyreden iş gücü piyasası (%4 işsizlik oranı) ekonominin dayanıklılığını destekliyor.Avrupa ekonomisi, Fransa’nın kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine ilişkin endişelere rağmen Almanya ve İspanya ekonomilerinin dayanıklılığı sayesinde beklentilerin bir miktar üzerinde performans gösteriyor.Asya’da ekonomik görünüm ülkeler arasında farklılaşıyor. Vietnam (+%8,4) ve Hindistan (+%7,5), altyapı harcamaları ve yapay zekâ bağlantılı teknolojilerden yararlanmaya devam ediyor. Çin’de iç talep zayıflarken Tayland ve Filipinler başta olmak üzere bölgedeki bazı ekonomiler artan enerji maliyetlerinin baskısını hissediyor.Afrika ve Latin Amerika’da temel risk, özellikle El Niño etkisiyle yükselen tarım ve enerji fiyatlarının beslediği, kalıcılığını koruyan yüksek enflasyon olmaya devam ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface Baş Ekonomisti Jean-Christophe Caffet, “Orta Doğu’da uzayan çatışmalar, küresel ölçekte yeni bir enflasyon şoku riskini yeniden gündeme getiriyor. Enerji, emtia ve taşımacılık maliyetlerindeki artış, merkez bankalarını sıkı para politikalarını sürdürmeye zorluyor. Bu da kırılgan durumdaki hükümetler ve şirketler açısından koşulları giderek daha güç hale getiriyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank’tan Türk Şirketlerinin Körfez Yolculuğuna Güçlü Destek! Haber

Alternatif Bank’tan Türk Şirketlerinin Körfez Yolculuğuna Güçlü Destek!

Körfez bölgesindeki yatırım, finansman ve büyüme fırsatlarının ele alındığı etkinliğe, CBQ’nun hissedarı olduğu National Bank of Oman (Umman) ve United Arab Bank’tan (Birleşik Arap Emirlikleri) üst düzey temsilciler de katıldı. Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişimine katkı sağlamayı amaçlayan etkinlikte; bölgesel yatırım ve büyüme fırsatları, finansmana erişim, sınır ötesi bankacılık, dış ticaret finansmanı ve kurumsal bankacılık çözümleri değerlendirildi. Etkinlik, Türk iş dünyası temsilcileri ile Körfez bölgesinin önde gelen finans kuruluşları arasında doğrudan temas kurulmasına imkân sağlayarak yeni iş ortaklıklarına zemin hazırladı. Etkinlikte Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss, DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum, United Arab Bank CEO’su Shirish Bhide ve National Bank of Oman CEO’su Abdullah Al Hinai’nin de aralarında bulunduğu üst düzey isimler yer aldı. Konuk konuşmacılar Prof. Dr. Hakan Kara ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han ise Türkiye ve Körfez pazarlarının görünümü, jeopolitik gelişmeler ve bölgesel ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmelerini paylaşarak yatırım ve büyüme kararlarına ışık tuttu. Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan: “Türkiye ile Körfez arasında uzun vadeli ortaklıklar için güçlü bir potansiyel görüyoruz” Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Alternatif Bank Yönetim Kurulu Başkanı Omar Hussain Alfardan şunları söyledi: “Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkilerin önümüzdeki dönemde ticaretin ötesine geçerek karşılıklı yatırımlar, uzun vadeli ortaklıklar ve yeni iş birlikleriyle daha da derinleşmesi için güçlü bir potansiyel bulunuyor. Türkiye’nin üretim ve girişimcilik gücü ile Körfez’in yatırım kapasitesi ve bölgesel bağlantıları bu açıdan birbirini tamamlayan güçlü bir yapı oluşturuyor. ‘Sınırların Ötesinde’ buluşmasını da bu potansiyeli somut fırsatlara dönüştürmek, iş dünyası temsilcileri arasında yeni bağlantılar kurulmasını sağlamak ve uzun vadeli ortaklıkların önünü açmak açısından değerli bir adım olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde de Alternatif Bank’ın Türkiye’deki gücünü Commercial Bank Grup’un bölgesel deneyimi ve erişimiyle bir araya getirerek, Türkiye ile Körfez arasında ticaret ve yatırım ilişkilerinin daha da gelişmesini desteklemeye devam edeceğiz.” Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss: “Yeni fırsatlarla Türkiye ve Körfez arasındaki iş birliğini güçlendiriyoruz” Commercial Bank of Qatar Grup CEO’su Stephen Moss ise etkinliğin Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkiler açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye, Katar ve Körfez bölgesi için önemli bir ticaret ve yatırım ortağı. Bu güçlü ekonomik ilişkinin daha da ileri taşınmasında, bölgesel ölçekte sahip olduğumuz finansal ağ önemli bir rol oynuyor. Commercial Bank of Qatar’ın Katar’daki güçlü konumunun yanı sıra National Bank of Oman’da yüzde 35,89, United Arab Bank’ta ise yüzde 39,99 oranındaki payları, grubumuzun Türkiye, Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne uzanan bölgesel gücünün önemli bir parçasını oluşturuyor. Alternatif Bank ile uzun yıllara dayanan ilişkimizden güç alarak bankanın Türkiye pazarındaki bilgi birikimini Commercial Bank of Qatar, United Arab Bank ve National Bank of Oman’ın bölgesel deneyimiyle birleştiriyoruz. Böylece Türk şirketlerinin finansmana erişimini, Körfez pazarlarına açılmasını ve kalıcı iş ortaklıkları kurmasını destekleyebiliyoruz. DEİK iş birliğiyle düzenlenen Sınırların Ötesinde etkinliği bu bağlantıları yeni fırsatlara dönüştürmek ve Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkileri derinleştirmek için önemli bir platform sunuyor.” Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı: “Türk şirketlerinin Körfez’deki büyüme yolculuğunda güçlü bir köprü olmayı hedefliyoruz” Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı ise Türk şirketlerinin Körfez’deki büyüme yolculuğuna sundukları desteğe ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye ile Körfez arasındaki ekonomik ilişkiler gelişirken, bu potansiyeli Türk şirketleri için somut fırsatlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Hissedarımız Commercial Bank of Qatar’ın Katar’daki güçlü konumu, National Bank of Oman ve United Arab Bank’ın bölgesel deneyimiyle birleştiğinde bölgeye açılan güçlü bir finansal ekosistem sunuyor. Bu güç birliğiyle şirketlerin finansmana erişmelerine, yeni pazarları daha iyi tanımalarına ve büyümeleri için ihtiyaç duydukları bağlantıları kurmalarına destek oluyoruz. DEİK’in destekleriyle düzenlediğimiz “Sınırların Ötesinde: Türk İş Dünyasını Körfez Bölgesi’nde Güçlendirmek” etkinliği, Türk iş dünyasını bölgesel bankacılık ağımızla buluşturarak bu fırsatları doğrudan değerlendirme imkânı sundu. Türk şirketlerinin Körfez’de ticaretlerini büyütürken güvenilir bir finansal çözüm ortağı olarak yanlarında yer alamaya ve bu bölge ile aralarında güçlü bir köprü görevi görmeye devam edeceğiz.” DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum: “Körfez Bölgesi, Türk iş dünyası açısından önemli bir potansiyel barındırıyor” Türkiye ile Katar arasındaki ilişkilerin ve iki ülke arasında tesis edilen güçlü diyalog ve karşılıklı güven temelinde her geçen gün geliştiğini aktaran DEİK/Türkiye-Katar İş Konseyi Başkanı Abdullah Altunkum ise, “DEİK Türkiye-Katar İş Konseyi olarak hedefimiz, bu güçlü ilişkileri daha fazla ticarete, yatırıma ve somut iş birliğine dönüştürmek. Katar’ı aynı zamanda Türk şirketlerinin daha geniş Körfez coğrafyasındaki fırsatlara erişimi açısından da önemli bir ortak olarak görüyoruz. Körfez Bölgesi; güçlü finansal yapısı, yatırım kapasitesi ve farklı sektörlerde sunduğu fırsatlarla Türk iş dünyası açısından önemli bir potansiyel barındırıyor. Ancak yeni pazarlarda güçlü ve kalıcı olabilmek için ticari fırsatlar kadar finansmana erişim, doğru iş ortaklarıyla bağlantı kurulması ve bölgenin dinamiklerinin yakından tanınması da büyük önem taşıyor. DEİK Türkiye-Katar İş Konseyi olarak bizler de Türk şirketlerinin Katar ve Körfez Bölgesi’ndeki fırsatlara daha etkin şekilde ulaşabilmelerini desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya Haber

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya

Öne çıkan veriler: Körfez ülkeleri son 20 yılda yapay zekâ, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.Bölge, mevcut küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1'inden biraz fazlasına sahipken, yapımı devam eden kapasitenin yaklaşık yüzde 7'sini, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor.Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebiliyor. Körfez, yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarında dünyanın yeni büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ulusal varlık fonları ve ekonomik çeşitlendirme stratejilerinin desteğiyle yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri ve dijital ekosistemlere önemli yatırımlar yapılıyor. Bölgenin mevcut küresel kapasitedeki payı halen sınırlı olsa da yapımı devam eden ve planlama aşamasındaki projelerde üstlendiği rol hızla büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu yarışta bölgenin iki itici gücü olarak öne çıkıyor. Büyük ölçekli dijital altyapı projeleri ve küresel teknoloji şirketleriyle kurulan iş birliklerinin etkisiyle Riyad ve Abu Dabi'nin, Körfez'in yapay zekâ ve hiper ölçekli veri merkezi alanındaki başlıca merkezleri haline gelmesi bekleniyor. Ekonomik çeşitlenme kırılganlıkların yönünü değiştiriyor Körfez'deki dijital dönüşüm yarışının arkasında düşük maliyetli enerji, güçlü finansal kaynaklar, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik coğrafi konum gibi önemli avantajlar bulunuyor. Ancak bu avantajlar kırılganlıkları ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor. Bölgenin yapay zekâ alanındaki hedefleri; özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri, büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ve ihracat lisansları açısından yabancı teknolojilere bağımlılığını sürdürüyor. Körfez'de yarı iletken üretimi veya yazılım mimarisi alanında henüz gelişmiş bir yerel ekosistem bulunmuyor. Bu bağımlılık insan kaynağına da uzanıyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve yarı iletken alanındaki uzmanlara dünyanın önde gelen teknoloji merkezlerinde halihazırda yoğun talep bulunuyor. Dijital altyapılar kritik hale geliyor Körfez ekonomileri giderek daha fazla dijitalleşirken veri merkezleri, deniz altı kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu platformlarına, akıllı şehirlerden şirketlerin kullandığı dijital tedarik zincirlerine kadar pek çok alan artık bu altyapılara dayanıyor. Bölgedeki dalgalı jeopolitik ortamda dijital altyapının bu ölçüde merkezi bir konuma gelmesi, yeni bir ülke riski türünü de beraberinde getiriyor. Büyük veri merkezleri fiziksel hedeflere dönüşürken, deniz altı kabloları da bir başka potansiyel kırılganlık noktası oluşturuyor. Kaynaklar üzerindeki baskı ise risklere yeni bir boyut ekliyor. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu ve su ihtiyacının büyük ölçüde deniz suyunun arıtılmasıyla karşılandığı bölgede, büyük ölçekli bilgi işlem kapasitesinin gelişmesi; sanayi, konut ve dijital altyapıların su kullanımı arasındaki tercihleri daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle Körfez'in yapay zekâ alanındaki yükselişi şirketler açısından teknolojik inovasyonun ötesinde bir anlam taşıyor. Süreç; operasyonel dayanıklılık, tedarikçilere bağımlılık, iş sürekliliği ve kritik dijital altyapılara maruz kalma açısından somut riskleri de gündeme getiriyor. Coface Orta Doğu Ekonomisti Seltem İyigün ise gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “Körfez'in yapay zekâ yarışı köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Petrol sonrası ekonomik çeşitlenme kırılganlıkları ortadan kaldırmıyor, yeni kırılganlıklar yaratıyor. Veri merkezleri, yarı iletkenler, yetenekli insan kaynağı ve doğal kaynaklar artık enerji altyapısı kadar stratejik varlıklar haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kalyon İnşaat, Abu Dabi ile Dubai Arasındaki Seyahat Süresini 30 Dakikaya İndiriyor Haber

Kalyon İnşaat, Abu Dabi ile Dubai Arasındaki Seyahat Süresini 30 Dakikaya İndiriyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (B.A.E.) ulusal demiryolu ağının geliştiricisi ve işletmecisi Etihad Rail tarafından ihale edilen Abu Dabi–Dubai Yüksek Hızlı Demiryolu Projesi'nin Abu Dabi bölümünü üstlenen uluslararası konsorsiyumda yer alan Kalyon İnşaat, ülkenin ilk yüksek hızlı demiryolu hattının yapım çalışmalarına başladı. Birleşik Arap Emirlikleri merkezli National Projects and Construction (NPC) ve Trojan Tunneling ile Çin merkezli China State Construction Engineering Corporation (CSCEC) ortaklığında yürütülen projede inşaat faaliyetleri planlanan takvim doğrultusunda devam ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin “İLK” Yüksek Hızlı Demiryolu Hattı Etihad Rail’in toplam 13 milyar dolar yatırım bedeli ile B.A.E. genelinde yaklaşık 900 kilometrelik yolcu taşımacılığı demiryolu ağı kurma vizyonunun parçası olan Abu Dabi – Dubai hızlı tren projesi, bölgenin en stratejik ulaşım projeleri arasında yer alıyor. Proje tamamlandığında ülkenin en büyük iki emirliği olan Abu Dabi ile Dubai arasındaki seyahat süresi yaklaşık bir buçuk saatten 30 dakikaya düşecek. Mevcut demiryolu hatlarının yaklaşık 200 km/saat işletme hızına sahip olduğu Birleşik Arap Emirlikleri'nde, 320 km/saat işletme hızına ulaşacak bu yeni hat, ülkenin ilk yüksek hızlı demiryolu hattı olma özelliğini taşıyacak. Stratejik Proje 2031’de Tamamlanacak Toplam uzunluğu 150 km olan Abu Dabi – Dubai yüksek hızlı tren hattının Abu Dabi bölümünde, yaklaşık 97 km’lik demiryolu hattı ve 4 adet istasyon inşaat edilecek. Güzergâh, çift tüp olarak tasarlanan 11,2 km tünel de içerecek. Projenin 2031 yılında tamamlanması hedefleniyor. “Bu proje, küresel mühendislik kabiliyetimizin en güçlü göstergelerinden biri” Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Murathan Kalyoncu, projeye ilişkin değerlendirmelerinde şu ifadeleri kullandı: “Abu Dabi – Dubai Yüksek Hızlı Tren Projesi, Kalyon İnşaat’ın küresel mühendislik gücünün ve uluslararası arenadaki güvenilirliğinin somut bir göstergesi niteliğindedir. Yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri için değil, küresel ölçekte demiryolu mühendisliği açısından da son derece stratejik bir yatırımdır. Kalyon İnşaat olarak, uluslararası ortaklarımızla birlikte bölgede “ilk” olacak bu önemli projede yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Türkiye'de ve dünyanın farklı coğrafyalarında hayata geçirdiğimiz büyük ölçekli altyapı projelerinden edindiğimiz bilgi birikimini ve mühendislik tecrübemizi Birleşik Arap Emirlikleri’nin ilk yüksek hızlı demiryolu hattına taşıyarak ülkemizi uluslararası arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı Haber

Tütün İhracatı 2026'nın İlk Yarısında 489 Milyon Dolara Ulaştı

2025 yılı, küresel ekonomide yaşanan belirsizliklere, artan maliyetlere ve ticaretteki dalgalanmalara rağmen sektör açısından başarılı bir yıl olduğunu söyleyen Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Selim Jimi, “Üreticilerimizin emeği, sanayicilerimizin yatırımları ve ihracatçılarımızın gayretleri sayesinde tütün sektörümüzün Türkiye geneli ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 8,4 artarak 1 milyar 60 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu dönemde başta Irak, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere toplam 112 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Bu tablo, tüm zorluklara rağmen Türk tütün sektörünün dünya pazarlarındaki konumunu koruduğunu ve farklı coğrafyalarda talep görmeye devam ettiğini göstermektedir.” dedi. Yılın ilk altı aylık döneminde ihracat yüzde 4 arttı Başkan Jimi, “İhracatımızın alt kalemlerine baktığımızda, mamul sigara ihracatımızın 501 milyon dolar, yaprak tütün ihracatımızın 336 milyon dolar ve nargilelik tütün ihracatımızın ise 105 milyon dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Elde edilen bu başarı, üreticiden sanayiciye, ihracatçıdan lojistik hizmet sağlayıcılarına kadar sektörümüzün tüm paydaşlarının ortak emeğinin bir sonucudur. 2026 yılına da olumlu bir başlangıç yaptık. Yılın ilk altı aylık döneminde Birliğimizin ihracatı yüzde 4 artarak geçen yılın aynı dönemine göre 472 milyon dolardan 489 milyon dolara yükseldi. Küresel ticarette belirsizliklerin ve bölgesel risklerin devam ettiği bir dönemde elde edilen bu artış, sektörümüzün sağlam yapısını ve rekabet gücünü ortaya koymaktadır.” dedi. Yerli tütün üretimindeki artış yatırımları hızlandırıyor Bu dönemde de ihracatın temel ürün gruplarını sigara, yaprak tütün ve nargilelik tütün ürünleri oluşturduğunu anlatan Selim Jimi, en fazla ihracat gerçekleştirilen ülkelerin Amerika Birleşik Devletleri, Irak, Suriye, İran ve Rusya Federasyonu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye'de üretilen sigaralarda yerli tütün kullanım oranının artırılmasına yönelik önemli bir düzenleme hayata geçirildi. Bu gelişme sektörümüz açısından yeni fırsatlar yarattı ve üretim altyapısına yönelik yatırımları hızlandırdı. Son yıllarda Virginia ve Burley tipi tütün üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalar sayesinde yabancı tip tütün üretimimiz 30 bin ton seviyesine ulaşırken, toplam tütün üretimimiz de 100 bin tonun üzerine çıktı. Bu gelişme hem iç piyasadaki talebin yerli üretimle karşılanmasına katkı sağlamakta hem de sektörümüzün ürün çeşitliliğini artırmaktadır.” Hedef; kalite, katma değer ve genç üreticiler Başkan Jimi, önümüzdeki dönemde odaklanacakları üç temel konuyu şöyle sıraladı; “Ürün kalitesini uluslararası pazarlardaki beklentilerin üzerine taşımak, katma değeri yüksek ürünlerin ihracattaki payını artırmak, genç üreticileri modern ve sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla sektöre kazandırmak.” dedi. Sürdürülebilirlik çalışmalarını da kararlılıkla sürdürdüklerine değinen Selim Jimi, “Zirai ilaç ambalaj atıklarının toplanmasından üreticilerimizin çalışma koşullarının iyileştirilmesine kadar birçok alanda projeler yürütüyoruz. 2025 yılını ve 2026 yılının ilk yarısını sektörümüz açısından başarılı bir dönem olarak değerlendiriyoruz. Yılın geri kalanında da bu olumlu performansın devam edeceğine, sektörümüzün ülkemize daha fazla döviz kazandırmaya, yatırım yapmaya ve istihdam sağlamaya devam edeceğine inanıyoruz.” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi Haber

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer elektronik bileşenlerden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında yeni bir adım daha attı. Dubai merkezli olarak kurulan Empa MENA ile şirket, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarındaki faaliyetlerini tek çatı altında daha etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor. Yeni yapılanma sayesinde Empa Elektronik, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği bölgede müşterilerine daha yakın olacak; satış, teknik destek ve mühendislik hizmetlerini daha hızlı ve etkin biçimde sunabilecek. Empa MENA; başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma başta olmak üzere geniş bir alanda iş geliştirme faaliyetleri yürütecek. Şirket, bölgedeki müşterilerine yarı iletkenler, güç kaynakları, elektromekanik bileşenler ve LED aydınlatma çözümlerinin yanı sıra Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi'nin mühendislik kabiliyetlerini de sunarak, bölgeye daha yakın ve daha etkin hizmet vermeyi hedefliyor. "Bölgesel varlığımızı güçlendiriyoruz" Empa Elektronik CEO'su Murat Sarpel, Empa MENA'nın şirketin yeni coğrafyalarda büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, "Empa MENA ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki müşterilerimize çok daha yakın olacağız. Yerleşik bir yapılanmayla bölgede faaliyet göstermek, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve iş ortaklarımıza daha etkin destek sunmamızı sağlayacak. Aynı zamanda iş ortaklarımızın bölgedeki büyüme hedeflerine de katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Empa MENA'nın, Empa Elektronik'in küresel büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Sarpel, şunları söyledi: Dijital dönüşüm ve savunma yatırımları bölgeyi öne çıkarıyor "Başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere MENA bölgesinde dijital dönüşüm, savunma sanayi ve ileri teknoloji alanlarında son yıllarda çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Bu yatırımların artarak devam etmesi, bölgenin teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma gibi Empa Elektronik'in güçlü olduğu sektörlerde önemli fırsatlar görüyoruz. Empa Electronics MENA ile Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere tüm bölgede bu potansiyeli daha etkin değerlendirmeyi hedefliyoruz." Küresel büyüme stratejisinin yeni halkası Empa Elektronik'in uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda bölgesel yapılanmalarını güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Murat Sarpel, "Coğrafi etki alanımızı genişletmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Daha önce Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Orta ve Doğu Avrupa'da önemli bir yapılanma oluşturduk. Empa MENA ile bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bölgesel etki alanımızın genişlemesi sayesinde yeni pazarlardaki fırsatlara daha kolay erişirken, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri farklı coğrafyalara taşıyor ve küresel ölçekte daha da sağlamlaştırıyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcıların Yurtdışı Gayrimenkul Yatırımı 2,4 Milyar Doları Aştı Haber

Türk Yatırımcıların Yurtdışı Gayrimenkul Yatırımı 2,4 Milyar Doları Aştı

Küresel ekonomik belirsizlikler ve yatırım tercihlerindeki değişim, Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkul piyasalarına olan ilgisini artırmaya devam ediyor. Astons tarafından hazırlanan Yunanistan Gayrimenkul Piyasası Analiz ve Trendler raporuna göre, Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkule ilgisi son yıllarda istikrarlı bir artış gösteriyor. 2024 yılında yatırımlar yüzde 20,5 artışla 2,5 milyar doları aşarken, 2025’te de benzer bir ivmenin devam ettiği görülüyor. Yalnızca Ocak 2025’te Türk vatandaşları yurtdışı gayrimenkule 144 milyon dolar yatırım yaptı. Yılın ilk on bir ayında toplam yatırım 2,4 milyar dolara ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 26 artış gösterdi. Zirve ise ağustos ayında, tek bir ayda yapılan 288 milyon dolarlık yatırımla gerçekleşti. Araştırma, Türk yatırımcıların tercihlerinde coğrafi çeşitliliğin arttığını da ortaya koyuyor. Çin’in ardından Yunanistan öne çıkan destinasyonlar arasında yer alırken, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere farklı pazarlara yönelik ilginin de güçlendiği görülüyor. Bu tablo, yatırımcıların tek bir pazara bağlı kalmak yerine farklı alternatifleri değerlendirdiğine işaret ediyor. 514 Milyon Euro’luk yatırım ve 3 bin 291 Golden Visa ile Yunanistan öne çıkıyor Küresel ekonomik dalgalanmalar ve yerel para birimlerindeki değişimler, yatırımcıların daha öngörülebilir ve döviz bazlı varlıklara yönelimini etkileyen temel faktörler arasında yer alıyor. Bu eğilim doğrultusunda Avrupa Birliği ülkelerinde gayrimenkul yatırımı, yalnızca finansal getiri değil; aynı zamanda yaşam, mobilite ve uzun vadeli planlama açısından da çok boyutlu bir değer alanı olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede AB ülkeleri arasında dikkat çeken destinasyonlardan biri Yunanistan olurken, 2024 yılında Türk yatırımcıların ülkedeki gayrimenkul yatırımı 514 milyon Euro’ya ulaştı. 2025 yılı sonu itibarıyla ise Yunanistan Golden Visa programı kapsamında Türk vatandaşlarına verilen oturum izinleri 3 bin 291’e yükseldi. Bu rakam, toplam başvuruların yüzde 15,9’unu oluştururken Türk yatırımcıları Çin’in ardından ikinci sıraya taşıdı. Bu süreçte Birleşik Arap Emirlikleri ve Yunanistan hem yatırım hacmi hem de sundukları avantajlarla öne çıkan pazarlar arasında yer alıyor. Golden Visa programı sayesinde yatırımcılar yalnızca gayrimenkul edinmekle kalmıyor; aynı zamanda Avrupa’da oturum hakkı ve serbest dolaşım imkânı da elde ediyor. Euro bazlı kira geliri ve değer artışı potansiyeliyle desteklenen bu yapı, Yunanistan’ı Türk yatırımcılar için sadece bir yatırım noktası değil, aynı zamanda uzun vadeli bir finansal güven alanı haline getiriyor. “Golden Visa ile yatırım artık sadece mülk değil, stratejik bir varlık” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, “Bugün Türk yatırımcıların yaklaşımı belirgin şekilde değişmiş durumda. Artık yatırım kararları kısa vadeli kazanç beklentisiyle değil, uzun vadeli değer koruma ve istikrar odağında şekilleniyor. Yunanistan bu noktada güçlü bir alternatif sunuyor. Euro bazlı bir varlığa sahip olmak, düzenli kira geliri elde etmek ve Avrupa Birliği içinde yasal bir statü kazanmak aynı yatırım içinde birleşiyor. Golden Visa programı ise bu tabloyu tamamlayan en önemli unsurlardan biri. Yatırımcılara yalnızca oturum izni değil; Schengen bölgesine erişim, aile bireylerini kapsayan yapı ve hızlı başvuru süreci gibi önemli avantajlar sunuyor. Avrupa’da benzer programların daraldığı bir dönemde, Yunanistan’ın hâlâ gayrimenkul yatırımıyla oturum imkânı sunması, bu ilgiyi daha da artırıyor. Bugün geldiğimiz noktada gayrimenkul yatırımı, yatırımcılar için yalnızca bir mülk edinimi değil; döviz bazlı gelir üreten, hukuki güvenceye sahip ve uzun vadeli değer sunan stratejik bir varlık olarak konumlanıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türk Yatırımcıların Yurtdışı Gayrimenkul Yatırımı 2,4 Milyar Doları Aştı Haber

 Türk Yatırımcıların Yurtdışı Gayrimenkul Yatırımı 2,4 Milyar Doları Aştı

Toplam yatırımın önemli bir bölümünü oluşturan Yunanistan, 514 milyon Euro’luk hacimle öne çıkıyor. Golden Visa’nın sunduğu oturum izni, Schengen erişimi ve Euro bazlı gelir avantajları bu ilgiyi artırıyor. Yatırımcı davranışındaki değişim, yüksek getiriden çok değer koruma odaklı yeni bir yaklaşımı işaret ediyor. Küresel ekonomik belirsizlikler ve yatırım tercihlerindeki değişim, Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkul piyasalarına olan ilgisini artırmaya devam ediyor. Astons tarafından hazırlanan Yunanistan Gayrimenkul Piyasası Analiz ve Trendler raporuna göre, Türk yatırımcıların yurtdışı gayrimenkule ilgisi son yıllarda istikrarlı bir artış gösteriyor. 2024 yılında yatırımlar yüzde 20,5 artışla 2,5 milyar doları aşarken, 2025’te de benzer bir ivmenin devam ettiği görülüyor. Yalnızca Ocak 2025’te Türk vatandaşları yurtdışı gayrimenkule 144 milyon dolar yatırım yaptı. Yılın ilk on bir ayında toplam yatırım 2,4 milyar dolara ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 26 artış gösterdi. Zirve ise ağustos ayında, tek bir ayda yapılan 288 milyon dolarlık yatırımla gerçekleşti. Araştırma, Türk yatırımcıların tercihlerinde coğrafi çeşitliliğin arttığını da ortaya koyuyor. Çin’in ardından Yunanistan öne çıkan destinasyonlar arasında yer alırken, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere farklı pazarlara yönelik ilginin de güçlendiği görülüyor. Bu tablo, yatırımcıların tek bir pazara bağlı kalmak yerine farklı alternatifleri değerlendirdiğine işaret ediyor. 514 Milyon Euro’luk yatırım ve 3 bin 291 Golden Visa ile Yunanistan öne çıkıyor Küresel ekonomik dalgalanmalar ve yerel para birimlerindeki değişimler, yatırımcıların daha öngörülebilir ve döviz bazlı varlıklara yönelimini etkileyen temel faktörler arasında yer alıyor. Bu eğilim doğrultusunda Avrupa Birliği ülkelerinde gayrimenkul yatırımı, yalnızca finansal getiri değil; aynı zamanda yaşam, mobilite ve uzun vadeli planlama açısından da çok boyutlu bir değer alanı olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede AB ülkeleri arasında dikkat çeken destinasyonlardan biri Yunanistan olurken, 2024 yılında Türk yatırımcıların ülkedeki gayrimenkul yatırımı 514 milyon Euro’ya ulaştı. 2025 yılı sonu itibarıyla ise Yunanistan Golden Visa programı kapsamında Türk vatandaşlarına verilen oturum izinleri 3 bin 291’e yükseldi. Bu rakam, toplam başvuruların yüzde 15,9’unu oluştururken Türk yatırımcıları Çin’in ardından ikinci sıraya taşıdı. Bu süreçte Birleşik Arap Emirlikleri ve Yunanistan hem yatırım hacmi hem de sundukları avantajlarla öne çıkan pazarlar arasında yer alıyor. Golden Visa programı sayesinde yatırımcılar yalnızca gayrimenkul edinmekle kalmıyor; aynı zamanda Avrupa’da oturum hakkı ve serbest dolaşım imkânı da elde ediyor. Euro bazlı kira geliri ve değer artışı potansiyeliyle desteklenen bu yapı, Yunanistan’ı Türk yatırımcılar için sadece bir yatırım noktası değil, aynı zamanda uzun vadeli bir finansal güven alanı haline getiriyor. “Golden Visa ile yatırım artık sadece mülk değil, stratejik bir varlık” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Astons Türkiye Direktörü Yağız Yiğit, “Bugün Türk yatırımcıların yaklaşımı belirgin şekilde değişmiş durumda. Artık yatırım kararları kısa vadeli kazanç beklentisiyle değil, uzun vadeli değer koruma ve istikrar odağında şekilleniyor. Yunanistan bu noktada güçlü bir alternatif sunuyor. Euro bazlı bir varlığa sahip olmak, düzenli kira geliri elde etmek ve Avrupa Birliği içinde yasal bir statü kazanmak aynı yatırım içinde birleşiyor. Golden Visa programı ise bu tabloyu tamamlayan en önemli unsurlardan biri. Yatırımcılara yalnızca oturum izni değil; Schengen bölgesine erişim, aile bireylerini kapsayan yapı ve hızlı başvuru süreci gibi önemli avantajlar sunuyor. Avrupa’da benzer programların daraldığı bir dönemde, Yunanistan’ın hâlâ gayrimenkul yatırımıyla oturum imkânı sunması, bu ilgiyi daha da artırıyor. Bugün geldiğimiz noktada gayrimenkul yatırımı, yatırımcılar için yalnızca bir mülk edinimi değil; döviz bazlı gelir üreten, hukuki güvenceye sahip ve uzun vadeli değer sunan stratejik bir varlık olarak konumlanıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Halı Sektörü Malezya Pazarında Gücünü Artırmaya Gidiyor  Haber

Türk Halı Sektörü Malezya Pazarında Gücünü Artırmaya Gidiyor 

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından halı ihracatını geliştirmeye yönelik yürütülen ve Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen “Halı UR-GE Projesi” kapsamında düzenlenecek olan heyete 9 firma katılacak. Halı ihracatında dünya ikincisiyiz Türkiye’nin 2025 yılında 2,8 milyar dolarlık halı ihracatıyla dünya ikincisi olduğunu vurgulayan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan, Malezya’nın yıllık 110 milyon dolarlık halı ithalatıyla halı sektörü için hedef pazar konumunda olduğunu, Türkiye’nin Malezya’ya 2025 yılında 18 milyon dolar olan halı ihracatının 40 milyon dolara çıkması için Malezyalı ithalatçılarla ikili iş görüşmeleri yapacaklarını dile getirdi. “Halı UR-GE Projesi” kapsamında önceki süreçte Birleşik Arap Emirlikleri ve İngiltere’ye ticaret heyetleri yaptıkları bilgisini veren Göksan; “Malezya’da ilk olarak 12 Mayıs tarihinde ikili iş görüşmeleri düzenleyeceğiz. Görüşmeler süresince Malezya halı pazarına ilişkin fiyat araştırmaları yapılması, kalite standartları ile lojistik süreçler hakkında bilgi edinilmesi ve katılımcı firmaların ihracatlarını artırmaya yönelik somut iş bağlantıları kurulması hedefliyoruz. Heyetin ikinci gününde ise pazar araştırması kapsamında sektörde faaliyet gösteren potansiyel alıcı firmalar ve halı firmaları ziyaret edilecek” diye konuştu. Halı İhracatını Geliştirme UR-GE Projesi’nde yer alan firmaların ağırlıklı olarak cami, otel ve dekoratif halılar ürettiği bilgisini veren Başkan Göksan sözlerini şöyle sürdürdü; “Malezya Ticaret Bakanlığı’nın Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında yer alıyor. Malezya, yeni pazarlara açılım sağlanması açısından da isabetli bir seçim olduğunu değerlendiriyoruz.” Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, “Halı UR-GE Projesi” kapsamında ilk aşamada firmalara yönelik “İhracata Yönelik Satış Becerilerinin Geliştirilmesi” ve “Pazar Araştırma Yöntemleri” konularında eğitimler gerçekleştirdi. İkinci aşamada ise firmaların uluslararası pazarlarda tanıtımına katkı sağlamak amacıyla proje tanıtım filmi hazırladı. Sonraki süreçte Birleşik Arap Emirlikleri ve Birleşik Krallık’a yönelik heyetler düzenlenirken, Malezya heyet organizasyonu projenin üçüncü yurtdışı pazarlama faaliyeti olacak. UR-GE Projesi kapsamında hedef pazarlar; “ABD, İngiltere, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, Almanya, Avustralya, Suudi Arabistan, Katar, Malezya ve Endonezya” olarak belirlendi. Malezya heyetine katılan firmalar şunlar olacak; “Akarsu Halı San. ve Tic. Ltd. Şti, Gayret Yün İplik ve Halı San. ve Tic. Ltd. Şti., Halsan Halı, Hendesi Yapı Ltd. Şti., HSR Tekstil Dış Tic. Ltd. Şti., Meta Halı A.Ş., Nur Mensucat Ltd. Şti., Serko Halı ve İplik San. Ltd. Şti. ve Tavus Yün Halı İplik San. ve Tic. Ltd. Şti.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.