Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşik Arap Emirlikleri

Kapsül Haber Ajansı - Birleşik Arap Emirlikleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşik Arap Emirlikleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YASED: Yılın İlk 2 Ayında Türkiye’ye 1,5 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Yılın İlk 2 Ayında Türkiye’ye 1,5 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

13 Nisan 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Şubat ayında, Türkiye’ye, 780 milyon dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 2 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 1,5 milyar dolara ulaştı. 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 289 milyar doları aştı. Şubat ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 780 milyon dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 370 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Şubat ayındaki toplam UDY’nin 513 milyon doları borçlanma araçları, 230 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 333 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Şubat ayındaki toplam UDY girişi 780 milyon dolar oldu. En fazla uluslararası yatırım toptan ve perakende ticaret ile elektronik imalatında gerçekleşti 2026 yılının Şubat ayı içerisinde gerçekleşen 370 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 65 milyon dolarlık yatırım girişi ile bilgi ve iletişim, yüzde 18’lik bir pay aldı. Finans ve sigorta faaliyetleri ve toptan ve perakende ticaret sırasıyla yüzde 17 ve yüzde 14’lük paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Yılın ilk 2 ayı toplamında ise; 146 milyon dolar ile toptan ve perakende ticaret ve 143 milyon dolarlık yatırım girişiyle elektronik imalatı öne çıkan sektörler oldu. En fazla uluslararası yatırım Almanya, Hollanda ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’in 2’nci ayında yüzde 35’lik bir pay aldı. Şubat 2026’da ülkeler özelinde, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yüzde 18 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 15 ile Singapur, yüzde 15 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD), yüzde 14 ile Almanya ve yüzde 9 ile İspanya takip etti. Yılın ilk 2 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise yatırımların geldiği kaynaklar ülkeler özelinde; 198 milyon dolarlık yatırım ile Almanya öne çıkarken onu 118 milyon dolar ile Hollanda ve 95 milyon dolarla BAE izledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Mobilyaları Dünyayı Donatıyor Haber

Türk Mobilyaları Dünyayı Donatıyor

Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin Ticaret Bakanlığı desteğiyle düzenlediği “Alım Heyeti” organizasyonuna; Azerbaycan, Bosna Hersek, Fas, Polonya, Kosova ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden toplam 15 yabancı alıcı firma katıldı. “Alım Heyeti”ne Türkiye tarafından 40 firmanın katıldığı bilgisini veren Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, “Alım Heyeti” kapsamında firma başına ortalama 5–10 görüşme takvimlendirdiklerini, toplamda 200’ün üzerinde ikili iş görüşmesi gerçekleştirildiğini dile getirdi. 6 ülkeye ihracatımızı 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz “Alım Heyeti”ne katılım sağlayan ülkelere ihracat hacmimiz hakkında açıklamalarda bulunan Gürle, “Azerbaycan’ın mobilya ithalatı 260 milyon dolar seviyesinde. Türkiye bu pazara 105,6 milyon dolar ihracat gerçekleştiriyor ve Azerbaycan’ın ithalatından yüzde 41 pay alıyoruz. Bosna Hersek’e 30 milyon dolar mobilya ihraç ediyoruz. Polonya’nın mobilya ithalatı yaklaşık 5,4 milyar dolar iken Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı 57,4 milyon dolar olarak gerçekleşiyor. Güçlü ihraç pazarlarımızdan Fas’a 99 milyon dolar mobilya ürünleri ihraç ettik ve en büyük ikinci tedarikçi olduk. Birleşik Arap Emirlikleri’ne Türkiye’nin mobilya ihracatı 91,2 milyon dolar seviyesinde. Kosova pazarı daha sınırlı büyüklükte olsa da Türkiye’nin bölgedeki güçlü ticari ilişkileri ve coğrafi yakınlığı sayesinde Türk mobilya sektörü açısından erişilebilir ve gelişim potansiyeli taşıyan pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu 6 ülkeye 390 milyon dolar olan ihracatımızın orta vadede 1 milyar dolara çıkması için bugün önemli tohumlar attık” şeklinde konuştu. Güngör: “Savaş planlarımızı değiştirdi” ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın “Alım Heyeti” sürecinde planlarında değişikliğe yol açtığını paylaşan Ege Mobilya Kâğıt ve Ormar Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör; “Alım heyeti programı başlangıçta Hindistan, Irak, Suudi Arabistan, Fas, Bulgaristan, İngiltere, Sırbistan ve Romanya’dan daha geniş katılımlı bir yapı ile planlanmıştı. Ancak bölgemizde yaşanan savaş ve buna bağlı olarak oluşan lojistik, güvenlik ve seyahat kısıtları, bazı ülkelerden katılımı doğrudan etkiledi. Programı revize ettik ve daha sınırlı fakat nitelikli bir katılımcı profili oluşturduk; mevcut durumda 6 ülkeden 15 yabancı firmanın katılımı ile alım heyeti sürdürülebilir ve verimli bir yapıda organize ettik. Bu durum, organizasyonun ölçeğini kısmen etkilemiş olsa da hedef odaklı eşleştirmeler sayesinde iş görüşmelerinin verimliliğinin yüksek olması bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları Haber

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları

Endeks, önde gelen küresel ekonomilere erişim sağlayan oturum ve vatandaşlık haklarının, üst düzey eğitimin uzun vadeli değerini nasıl katladığını ortaya koyuyor. Henley Education Report 2026 kapsamında yayımlanan ve her yıl güncellenen endeks; kazanç potansiyeli, kariyer gelişimi, üst düzey istihdam olanakları, kaliteli eğitim, ekonomik hareketlilik ve yaşam kalitesi olmak üzere altı temel kriter üzerinden ülkeleri analiz ediyor. Bu kapsamlı yaklaşım, akademik başarının sürdürülebilir kariyer ve ekonomik avantajlara dönüştüğü en güçlü ekosistemleri ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, dünya standartlarında bir diploma tek başına güçlü bir avantaj sunarken, bu diplomanın gerçek getirisi büyük ölçüde mezunların hangi ülkelerde yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna bağlı olarak şekilleniyor. Henley Opportunity Index, yatırım ve liyakat temelli en etkili oturum ve vatandaşlık yollarını değerlendirerek, bireylere sadece kaliteli eğitim değil; aynı zamanda güçlü ekonomi, kariyer fırsatları ve küresel mobilite sunan ülkeleri sıralıyor. 2026’nın En Güçlü Fırsat Ekosistemleri 2026 sıralamasına göre, yatırım veya liyakat yoluyla oturum ya da vatandaşlık hakkının en verimli şekilde elde edilebildiği ve bu hakların yaşam fırsatlarını en güçlü biçimde artırdığı ilk 15 ülke açıklandı. İsviçre, 86 puanla listenin zirvesinde yer alırken; 81 puanla Singapur ikinci, 80 puanla Avustralya ise üçüncü sırada yer alıyor. Birleşik Krallık ve ABD 79 puanla dördüncü sırayı paylaşırken, Kanada ise beşinci sırada yer alıyor. Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Yeni Zelanda, Hong Kong, İtalya, Letonya, Malta, Portekiz ve Yunanistan ise listede yer alan diğer ülkeler arasında bulunuyor. Henley & Partners Özel Müşteriler Grup Başkanı Dominic Volek, endeksin küresel ölçekte hareketli aileler için kritik bir gerçeğe işaret ettiğini belirtiyor: “Eğitim ve vatandaşlık artık birbirinden bağımsız değil; birlikte değer üreten, nesiller boyunca büyüyen stratejik varlıklar haline geldi. Aynı diploma, bulunduğu ekosisteme bağlı olarak tamamen farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle önemli olan yalnızca eğitim değil, o eğitimin hangi fırsat ortamında değerlendirileceğidir.” Eğitimde Getiri, Ekosistemle Belirleniyor Endekste ilk sırada yer alan İsviçre; güçlü ekonomik yapısı, dünya çapındaki eğitim kurumları ve Zürih ile Cenevre gibi finans ve araştırma merkezleri sayesinde öne çıkıyor. Singapur, Asya ile küresel ekonomi arasında köprü görevi gören stratejik konumuyla yüksek kazanç potansiyeli sunarken; Avustralya ise güçlü üniversiteleri ve yaşam kalitesi ile dikkat çekiyor. Birleşik Krallık ve ABD, dünyanın en prestijli üniversiteleri ve inovasyon merkezleri ile öne çıkarken, Kanada ise uluslararası iş gücü piyasası ve eğitim sistemiyle güçlü bir alternatif oluşturuyor. Çoklu Ülke Erişimi: Yeni Nesil Stratejik Avantaj Henley & Partners Türkiye Yönetici Ortağı Burak Demirel’e göre, günümüzde vatandaşlık yalnızca hukuki bir statü değil, aynı zamanda stratejik bir ekonomik araç niteliği taşıyor: “Birden fazla ülkeye erişim sağlayabilen bireyler, eğitim, kariyer ve yatırım fırsatlarını farklı coğrafyalarda değerlendirme esnekliğine sahip oluyor. Bu da uzun vadeli başarı ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.” Ailelerin genellikle çocuklarını en iyi üniversitelere yerleştirmeye odaklandığını paylaşan Burak Demirel “Oysa asıl fark yaratan, mezuniyet sonrası o ülkede kalıp kariyer inşa edebilme imkânıdır. Eğitim, doğru vatandaşlık veya oturum stratejisiyle birleştiğinde gerçek değerini ortaya koyar.” diyerek konunun stratejik boyutuna da dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-ticaret, Körfez’e Alternatif Arıyor Haber

E-ticaret, Körfez’e Alternatif Arıyor

İran savaşı Dubai’yi kilitledi. İran’ın füze ve drone saldırıları ile ticaretin durma noktasına geldiği, birçok iş insanının terk etmeye başladığı Dubai’de pazar da darbe aldı. Türkiye’den bölgeye e-ticaret yapan firmalar yeni pazar arayışında. Dubai ile dijital ticaretin büyük darbe aldığını ifade eden TOBB E-ticaret Meclis Üyesi, Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, “E-ticaret firmalarımız farklı pazarlar aramaya başladı. Şirketlerimiz Dubai’nin de içinde yer aldığı Körfez ülkelerine karşı temkinli, alternatif pazar arayışları hızlandı. Daha çok Avrupa pazarına yoğunlaşma görülüyor” dedi. SAVAŞ, STRATEJİ DEĞİŞİMİNE ZORLUYOR Önemli sayıda Türk e-ticaret firmasının pazarlama kampanyalarını ve operasyonlarını Körfez odaklı yaptığını hatırlatan Çiğdemli, “Savaş bu stratejiyi değiştirmeye zorluyor. Bölgeye yönelik çalışan şirketler ve üreticiler için, yeni alanlara ve yeni fırsatlara bakma zamanı artık. Türkiye’nin e-ticaret ihracatında Körfez, özellikle Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, son yıllarda yüksek sepet ortalaması, lüks ve hızlı tüketim talebi ve Türk markalarının güçlü algısı nedeniyle premium büyüme pazarıydı. Ama bölgedeki jeopolitik riskler, lojistik sürelerini uzattı, sigorta maliyetlerini artırdı, talepte dalgalanma yarattı ve platform risklerini yükseltti. Türk e-ticaret şirketleri tek pazara bağımlılık riskini fark etmeye başladı” diye konuştu. ÖNCELİKLİ PAZARLAR Yeni pazar arayışında Türk şirketler için Avrupa ülkelerinin başı çektiğinin bilgisini veren Çiğdemli, “Kuzey Afrika, Türk cumhuriyetleri ve özellikle Doğu Avrupa şu anda sektörün gündeminde olan yeni pazarlar. Bu pazarlarda zaten vardık ama şimdi yatırımlar, pazarlama bütçeleri de buralara doğru kayıyor” dedi. PLATFORMLAR DAHA KIRILGAN Kriz zamanlarında platformlara bağlı çalışan e-ticaret şirketlerinin daha kırılgan hale geldiği bilgisini de aktaran Çiğdemli sözlerini şöyle tamamladı: “Çünkü platformlar kriz anlarında sizin değil, kendi risklerini yönetir. Algoritmalar değişir, görünürlüğünüz düşer, lojistik ve ödeme altyapıları sekteye uğrayabilir. Siz satış yaptığınızı sanırken aslında müşteriye erişiminizi kontrol eden bir ara katmana bağımlı hale gelirsiniz. Bu nedenle şirketlerin kendi web sitelerini ve doğrudan müşteri ilişkilerini (D2C) kurmaları artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk. Platformlar normal zamanlarda büyümeyi hızlandırır, ancak kriz anlarında kontrol kaybı yaratır. Görünürlükten lojistiğe kadar birçok değişken sizin dışınızda yönetildiği için risk artar. Kendi web sitenizi kurmak ise hem müşteriyle doğrudan ilişki kurmanızı hem de bu tür dalgalanmalara karşı daha dayanıklı olmanızı sağlar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı Haber

22 Mart Dünya Su Günü’nde Kritik Uyarı

Türkiye’de son 65 yılda kuraklık nedeniyle 11 milyar metreküp kullanılabilir su kaybı yaşandı. Yer altı su kaynaklarında ise son 20 yılda 40–50 metreye varan çekilmeler gözlemleniyor. Sadece Şanlıurfa’da 17 bin ruhsatlı kuyu bulunurken, kayıt dışı kuyuların sayısının 65 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor. Bu tablo, su yönetiminin artık ertelenemez bir konu olduğunu ortaya koyuyor. COP31 Yolculuğunda “Su” Başlığı Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleşecek COP31 sürecine hazırlık kapsamında çalışmalarını sürdüren Sürdürülebilir Gelecek Platformu, özel sektörün iklim gündemindeki rolünü güçlendirmeyi hedefliyor. Platform; sürdürülebilirlik stratejileri, ölçülebilir etki, iklim iletişimi ve sorumlu dönüşüm başlıklarını çok paydaşlı bir yaklaşımla ele alırken, “Su” temasında ana sponsor olarak ARC Water Energy ile su güvenliği konusunu önceliklendiriyor. “Alternatif su üretimi zorunluluk haline geldi” ARC Water Energy Yönetim Kurulu Başkanı Alkan Canbay, Dünya Su Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Su güvenliği artık yalnızca çevresel bir mesele değil; ekonomik istikrarın temelidir. Türkiye su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Yer altı su seviyelerindeki dramatik düşüş, tarımsal üretim ve gıda güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Alternatif su üretim teknolojilerine yatırım yapmak artık bir tercih değil, zorunluluktur.” Tatlı su kaynaklarından elde edilen suyun ortalama maliyetinin 0,45 euro seviyelerinde olduğu belirtilirken, küresel ölçekte ülkeler alternatif su yatırımlarını hızlandırıyor. Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyu arıtımına 80 milyar dolar, Mısır ise 30 milyar dolar yatırım gerçekleştirdi. Bu yatırımlar, deniz suyu arıtımının stratejik bir güvenlik başlığı olarak ele alındığını gösteriyor. Canbay, özellikle kuraklık riski yüksek bölgelerde deniz suyu arıtımı teknolojilerinin sürdürülebilir tarım açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Su–enerji–gıda dengesi bütüncül bir stratejiyle ele alınmalı. COP31 süreci, suyu iklim müzakerelerinin merkezine yerleştirmek için önemli bir fırsat sunuyor. Bugün atılacak yatırımlar, yarının ekonomik dayanıklılığını belirleyecek.” 22 Mart’ta Güçlü Mesaj ARC Water Energy, COP31 “Su” teması ana sponsorluğu kapsamında 22 Mart Dünya Su Günü’nde su verimliliği, alternatif su kaynakları ve ileri arıtma teknolojileri konularında farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Su güvenliğinin sağlanmasının; ekonomik büyüme, tarımsal sürdürülebilirlik ve toplumsal istikrar açısından kritik olduğu vurgulanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Ocak Ayında Türkiye’ye 716 Milyon Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

12 Mart 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Ocak ayında, Türkiye’ye, 716 milyon dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 289 milyar dolar düzeyine geldi. Ocak ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 716 milyon dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 390 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Ocak ayındaki toplam UDY’nin 417 milyon doları borçlanma araçları, 163 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 254 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Ocak ayındaki toplam UDY girişi 716 milyon dolar oldu. En fazla yatırım teknik faaliyetler ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Ocak ayı içerisinde gerçekleşen 390 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 126 milyon dolarlık yatırım girişi ile mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler, yüzde 32’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve finans ve sigorta faaliyetleri sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 9’luk paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Ocak ayında en fazla uluslararası yatırım Almanya ve Hollanda’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’in birinci ayında yüzde 77’lik bir pay aldı. Aynı ay içerisinde AB-27 ülkeleri yüzde 77’lik paylarıyla Türkiye’ye en çok yatırım yapan bölge oldu. Ocak 2026’da ülkeler özelinde, Almanya yüzde 37 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 24 ile Hollanda, yüzde 8 ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yüzde 5 ile İsveç ve yüzde 4 ile İspanya takip etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teksüt'te Hedef Daha Çok Ülkeye Daha Çok İhracat Haber

Teksüt'te Hedef Daha Çok Ülkeye Daha Çok İhracat

Kalitesini ve lezzetini ziyaretçilerle buluşturan Teksüt fuar kapsamında yeni anlaşmalar ve iş birlikleri yaratacak, ihracat hacmini geliştirecek görüşmeler gerçekleştirdi. 26–30 Ocak tarihleri arasında düzenlenen Gulfood Fuarı’na bu yıl 10. kez katılan Teksüt, perakende ve otel, restoran ve catering (HoReCa) sektörlerine yönelik ürünleriyle uluslararası profesyonellerden yoğun ilgi gördü. Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray ticaret hacmini geliştirebilmek için gelişmeleri ve trendleri yakından takip ettiklerini söyledi. Aksaray sözlerine şöyle devam etti: “2026 hedeflerimize ulaşmak için önemli bir yıl. Hem ülkemizin hem de şirketimizin gücünü, dinamik yapısını, sahip olduğu enerjiyi bu tür organizasyonlarda göstermek ileriye dönük planlarımızı ve yatırımlarımızı yaparken bize en büyük motivasyon kaynağı oluyor. Yurtiçinde ve yurtdışında büyüme hedefimizde bir değişiklik olmadan aynı kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Bölgede Birleşik Arap Emirlikleri, Libya, Kuveyt, Irak, Suudi Arabistan gibi ülkelere ihracat yaptıklarını sözlerine ekleyen Aksaray, “Teksüt kalitesi ve lezzeti bu ülkelerde seviliyor, tercih ediliyor. Bu yıl da ürünlerimizi ziyaretçilere tanıtarak yeni ülkeleri ihracat ağımızı büyütmek için gerekli görüşmeleri gerçekleştirdik.” dedi. Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen, gördükleri ilgiden memnun olduklarını, söyleyerek, “Amacımız, Türkiye’de edindiğimiz tecrübe ve kalitemizle başta yakın coğrafyalar olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ve Ortadoğu ülkelerine ülkemizin yöresel süt ve süt ürünlerini tanıtmak. Bugün itibariyle 43 ülkeye ihracat yapıyoruz. Hedefimiz daha çok ülkeye daha çok ihracat yapmak. Ürünlerimizi uluslararası standartlarda üreterek dünyaya sunmaktan mutluluk duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Tahsilat Zorluğu 100 Üzerinden 47,2 İle “Yüksek” Seviyeye Ulaştı Haber

Küresel Tahsilat Zorluğu 100 Üzerinden 47,2 İle “Yüksek” Seviyeye Ulaştı

Allianz Trade, Tahsilat Zorluğu Skoru ve Derecelendirmesi (Collection Complexity Score and Rating) Raporunun 4’üncü baskısını yayınladı. Rapor, küresel GSYİH ve ticaretin yüzde 90'ını temsil eden 52 ülke ekonomisinde şirketlerin alacaklarını tahsil etmesinin ne kadar kolay veya zor olduğuna dair net bir değerlendirme sunuyor. Ticari alacak sigortası alanında dünya lideri olan Allianz Trade'e göre, küresel tahsilat zorluğu 100 üzerinden 47,2 ile “yüksek” seviyeye ulaştı. Türkiye’de uluslararası tahsilat zorluklarında son dört yılda iyileşme kaydedildi Allianz Trade’in raporuna göre; 2022 yılında borç tahsilatının en zor yapıldığı ülkeler arasında 13’üncü sırada yer alan Türkiye, 2026 değerlendirmesinde 52 ülke arasında 27’nci sıraya düştü. 2022 yılında uluslararası tahsilat zorluğunun “çok yüksek” olduğu Türkiye’de son dört yılda mahkeme süreçleri ve iflas düzenlemelerinde kaydedilen iyileşmelerle tahsilat zorlukları “yüksek” dereceye geriledi. Uluslararası tahsilat zorlukları bakımından uzun alacak vadeleri gibi ödemelere ilişkin sıkıntılar Türkiye’de en önemli sorun olarak öne çıkıyor. Öte yandan raporda, Türk şirketlerin en çok ihracat yaptığı 20 ülke arasında alacaklarını en zor tahsil ettikleri ülkeler Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin olarak öne çıkıyor. Küresel tahsilat zorluğu biraz azalıyor, ancak borç tahsilatı şirketler için başlıca sorunlardan biri olmaya devam ediyor Raporun tahsilat zorluğu skoru dört dereceden oluşuyor: 40’ın altında “Belirgin”, 40 ile 50 arasında “Yüksek”, 50 ile 60 arasında “Çok Yüksek” ve 60'ın üzerinde “Ciddi”. Küresel ortalamanın 47,2 olduğu ve 100 üzerinden 49 olan 2022 raporuna göre biraz daha düşük olduğu da raporda verilen bilgiler arasında yer alıyor. Rapora göre risk dağılımı da daha dar bir alana yayıldı. Tahsilat zorluğunun 2022'deki yüzde 16'ya karşı yüzde 15 olarak “ciddi” ve 2022'deki yüzde 29'a karşı yüzde 21 ile “çok yüksek” derecede olduğu ülke sayısının toplam içindeki oranı azalırken, 2022'deki yüzde 24'e karşı yüzde 29 ile “yüksek” ve 2022'deki yüzde 31'e karşı yüzde 35 ile “belirgin” derecede olduğu ülke oranında artış kaydedildi. Ancak, dünya çapında ticari iflasların yüksek seviyelerde seyretmesi ve değişen ticaret akışları, korumacı devlet politikaları, jeopolitik gerilimler ve artan dijital riskler nedeniyle küresel parçalanmanın derinleşmesiyle birlikte alacak tahsilatının şirketler, özellikle de ihracatçılar için giderek daha da zorlaştığına da raporda dikkat çekildi. Allianz Trade Yönetim Kurulu, Kredi İstihbaratı, Reasürans ve Kefaletten Sorumlu Üyesi Fabrice Desnos şu değerlendirmede bulundu: “Uluslararası ticari alacaklarının yüzde 48'inin, tahsilat zorluğu “Çok Yüksek” (%22’si) veya “Ciddi” (%26’sı) düzeyde olan ülkelerde bulunduğunu tahmin ediyoruz. 2022 ile karşılaştırıldığında, +1 puan sınırlı bir artış anlamına geliyor olsa da küresel ticaretin genişlemesi nedeniyle mutlak değer olarak bakıldığında 1,1 trilyon ABD dolarına ulaşan önemli bir rakama tekabül ediyor. İflaslar, hâlâ tüm bölgelerde tahsilat zorluğunun başlıca nedenlerinden biri. Orta Doğu'da tahsilat zorluğunun ana nedeni olarak yerel ödeme uygulamaları öne çıkarken, Batı Avrupa'da mahkeme süreçleriyle ilgili karmaşıklıklar Orta Doğu, Afrika ve Latin Amerika'ya göre daha az yaşanıyor. Bu yapısal faktörler nedeniyle, uluslararası alacak tahsilatı dünya çapında zor bir süreç olmaya devam ediyor.” Suudi Arabistan, Meksika ve Birleşik Arap Emirlikleri, borç tahsilatı açısından en zor pazarlar Raporda; yerel ödeme uygulamaları, mahkeme süreçleri ve iflas düzenlemeleri dikkate alındığında, Almanya, Hollanda ve Portekiz'in uluslararası borçların en kolay tahsil edildiği üç ülke olduğu, Suudi Arabistan, Meksika ve BAE'nin ise en zorlu ülkeler olmaya devam ettiği belirtiliyor. Allianz Trade Grup Alacak ve Tahsilat Müdürü Pascal Personne bu durumu şöyle açıklıyor: “Uluslararası borç tahsilatı, Suudi Arabistan’da Almanya'ya göre neredeyse üç kat daha zor… Ancak, uluslararası tahsilat açısından Almanya’da da hiç zorluk olmadığı söylenemez. Bu bağlamda, gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan pazarlar arasında hâlâ fark olsa da özellikle de Asya'da bu fark zamanla giderek azalıyor. Çoğu gelişmiş ekonomide “belirgin” bir düzeyde tahsilat zorluğu var. Tahsilatın ortalama olarak en zor olduğu iki bölge ise Orta Doğu ve Afrika.” Yeni Nesil Ticaret Merkezlerinde iş yapmak seçicilik gerektiriyor Raporda yer verilen bilgilere göre; küresel ticaret sistemindeki yapısal değişimlerle birlikte yeni ticaret merkezleri yeni ticaret rotalarının bağlantı noktaları haline geliyor ve ayrıca yeni üretim merkezleri de ortaya çıkıyor. Ancak, bu pazarlar cazip olmalarına rağmen, söz konusu pazarlara ihracat yapanlar için mevcut ülke risklerine ek olarak alacak tahsilatı zorluklarının da devam ettiği raporda belirtiliyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle jeopolitik gelişmeler, korumacılık politikaları ve iklim değişikliğinin etkileriyle bölünmüş bir dünyada, küresel ticaretin kendine yeni yollar oluşturduğunu söylüyor. “BAE, Vietnam ve Malezya gibi yükselen “Yeni Nesil Ticaret Merkezleri”, ortalama 62 puanlık “Ciddi” düzeyde tahsilat zorluğuna sahip. Bu pazarlar mevcut bağlamda giderek daha kritik hale gelirken söz konusu pazarlarda iş yapmayı ve ticaretini artırmayı düşünenlerin seçici davranması ve sıkı alacak takibinin yapıldığı, iyi bir kredi yönetimi anlayışına sahip olması gerekiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.