Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Birleşmiş Milletler

Kapsül Haber Ajansı - Birleşmiş Milletler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Birleşmiş Milletler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tether ve BM’den Suçla Mücadelede İş Birliği Haber

Tether ve BM’den Suçla Mücadelede İş Birliği

Kripto para ekosisteminde en hızlı büyüyen üçüncü bölge konumuna gelen Afrika, dijital varlık dolandırıcılıkları ve sahtekârlıklarına karşı giderek daha savunmasız hâle geliyor. Kısa süre önce Interpol tarafından yürütülen ve Afrika genelinde 260 milyon dolar değerinde yasa dışı kripto ve itibari para varlığının ortaya çıkarıldığı bir operasyon, kıtanın çevrim içi suçlara karşı siber güvenliğini acilen güçlendirmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. Bu iş birliği kapsamında Tether, UNODC’nin Afrika 2030 Stratejik Vizyonu’nu destekleyerek; toplumsal dayanıklılığı güçlendirme ve dijital varlıkları koruma yoluyla barış ve güvenliğin teşvik edilmesine katkı sağlayacak. Blok zincir teknolojisi ve diğer yeni nesil teknolojilerden yararlanan girişim; siber suçlara karşı kırılganlıkları azaltmayı, ekonomik fırsatları güçlendirmeyi ve Afrika genelinde insan ticareti mağdurlarını desteklemeyi hedefliyor. Tether ve UNODC iş birliği kapsamında; Senegal’de gençlere yönelik siber güvenlik eğitimleri, mentorluk ve girişim destek programları yürütülürken, Afrika’nın farklı ülkelerinde insan ticareti mağdurlarına doğrudan destek sağlayan sivil toplum kuruluşları güçlendiriliyor. Aynı zamanda Papua Yeni Gine ve Solomon Adaları’nda üniversitelerle birlikte finansal kapsayıcılık ve dijital varlık dolandırıcılığına karşı farkındalığı artırmaya yönelik eğitimler ve blokzincir odaklı öğrenci projeleri destekleniyor. “İnovasyon ve eğitimle toplulukları güçlendiriyor, daha kapsayıcı fırsatlar yaratıyoruz” Tether CEO’su Paolo Ardoino, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İnsan ticareti mağdurlarını desteklemek ve sömürüyü önlemeye yardımcı olmak, sektörler arası koordineli bir eylem gerektiriyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi ile iş birliğimiz sayesinde; inovasyon ve eğitimi bir araya getiren, toplulukları güçlendiren ve en çok ihtiyaç duyanlar için daha güvenli ve kapsayıcı fırsatlar yaratmaya yardımcı olan girişimleri destekliyoruz.” UNODC Batı ve Orta Afrika Bölge Temsilcisi Sylvie Bertrand ise şu ifadeleri kullandı:
“Dijital varlıklar, dünyanın parayla ilişki kurma biçimini yeniden şekillendiriyor ve Afrika’nın kalkınma potansiyelini ortaya çıkarmada hayati bir rol oynarken Birleşmiş Milletler’in barış ve güvenlik gündemine de katkı sağlıyor. Birleşmiş Milletler, özel sektör ve Senegal makamlarını bir araya getiren üçlü bir ortaklık perspektifi beni heyecanlandırıyor; bu ortaklık, Senegal’in Dijital Yeni Anlaşması’nın arkasındaki vizyonu destekleyecek. Bu iş birliğiyle dijital kapsayıcılığı ilerletebilir, dijital becerileri ve gençlerin istihdam edilebilirliğini güçlendirebilir, güvenli ve şeffaf dijital ekosistemleri teşvik edebilir ve organize suçları önlemek için inovasyondan yararlanırken sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyümeyi destekleyebiliriz.”

65+ Yaşlı Hakları Derneği’nden Meclis’e Çağrı Haber

65+ Yaşlı Hakları Derneği’nden Meclis’e Çağrı

Dernek tarafından yapılan açıklamada, en düşük emekli aylığında öngörülen artışa rağmen mevcut düzeyin hâlen açlık sınırının altında kaldığına dikkat çekilerek, bu durumun “yoksullaşmadan, yoksunlaşmadan ve yalnızlaşmadan onurlu yaşlanma hakkı”nın fiilen kullanılmasını zorlaştırdığı vurgulandı. 65+ Yaşlı Hakları Derneği, ilk aşamada Kanun Teklifi’ni görüşecek olan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine yönelik çağrısında, onurlu yaşlanma hakkının yalnızca sosyal bir talep değil; Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış temel bir hak olduğunu hatırlattı. Hukuki Dayanaklar Hatırlatıldı Dernek açıklamasında aşağıdaki hukuki düzenlemelere dikkat çekildi: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Başlangıç bölümünde, her vatandaşın onurlu bir hayat sürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hakkına doğuştan sahip olduğu belirtilmektedir.Anayasa’nın 60. maddesi, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu; 61. maddesi ise yaşlıların devletçe korunacağını hükme bağlamaktadır.Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 22. ve 25. maddeleri, sosyal güvenlik hakkını ve yaşlılık döneminde refah ve güvenlik içinde yaşama hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımlamaktadır.Türkiye’nin 2007 yılında kabul ettiği Avrupa Sosyal Şartı’nın 23. maddesi, taraf devletlerin yaşlı bireylerin iyi bir yaşam sürmelerini ve toplumsal hayata etkin biçimde katılmalarını sağlayacak yeterli kaynakları temin etmeyi taahhüt ettiğini belirtmektedir.Birleşmiş Milletler Yaşlı Bireylere İlişkin İlkeler (1991), yaşlı bireylerin toplumsal kaynaklara erişimini ve itibar ile güven içinde yaşamalarını temel ilke olarak kabul etmektedir.Türkiye’nin 1985 yılında taraf olduğu Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW), özellikle yaşlı kadınların yoksulluk, izolasyon ve her türlü ayrımcılıktan korunması için devletlerin özel önlemler almasını öngörmektedir. “Ekonomik Büyümenin İmkânları Toplumsal Dayanışmayla Değerlendirilmeli” 65+ Yaşlı Hakları Derneği açıklamasında, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun önünde emekli aylıklarının onurlu yaşlanma hakkını gözeten bir düzeye yükseltilmesi için kritik bir fırsat bulunduğu vurgulandı. Dernek, ülke ekonomisinin 21 çeyrektir kesintisiz büyüdüğünün resmi olarak açıklandığını hatırlatarak, bu imkânların partilerüstü bir anlayış ve toplumsal dayanışma bilinciyle değerlendirilmesi çağrısında bulundu. “Emeklilik, yoksullukla özdeşleştirilen bir yaşam evresi değil; yıllarca çalışmış bireylerin güven, saygınlık ve insan onuruna yakışır koşullarda yaşamalarının teminatı olmalıdır.”

Şölen, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (WEPs) İmzacısı Oldu Haber

Şölen, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (WEPs) İmzacısı Oldu

Şirket, toplumsal cinsiyet eşitliğini sürdürülebilir büyüme stratejisinin merkezine yerleştirerek kadınların iş gücüne katılımını artırmayı hedefliyor. Şölen CEO’su Erdoğan Çoban konuyla ilgili “Bu imza toplumsal eşitlik taahhüdümüzün küresel ifadesidir” açıklamasında bulundu. Atıştırmalık sektörünün global oyuncularından Şölen, kadınların iş hayatındaki rolünü güçlendirme hedefiyle önemli bir adım attı. Şirket, Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles – WEPs) imzacısı olarak toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki kararlılığını küresel ölçekte tescilledi. KADIN ÇALIŞAN ORANI HER YIL ARTIYOR Şölen CEO’su Erdoğan Çoban, WEPs imzasının şirketin uzun vadeli sürdürülebilirlik stratejisinin doğal bir adımı olduğunu belirterek “Kadınların iş yaşamına katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil; sürdürülebilir kalkınmanın, güçlü ekonomilerin ve refah toplumlarının temel koşuludur. Şölen olarak, kadınların iş gücüne katılımını artırmak, adil ücret ve yan haklara erişimlerini güvence altına almak, kişisel gelişim ve kariyer fırsatlarını güçlendirmek her zaman önceliğimiz oldu. Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda, farklılıklardan beslenen, ortak aklı teşvik eden, çok sesli ve şeffaf bir çalışma kültürünü destekliyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın bireysel deneyimlerinin ve yeteneklerinin kurum kültürümüzün en güçlü unsuru olduğuna inanıyoruz. 2030 yılına kadar kadın çalışan oranımızı beyaz yakada yüzde 45’e, toplam kadın çalışan sayımızı yüzde 10 artırmayı hedefliyoruz. WEPs Destek Beyanımızla bu kararlılığımızı global ölçekte kayıt altına alıyor; iş yerinde ve toplumda cinsiyet eşitsizliğini sona erdirmek için Birleşmiş Milletler ile dayanışma içinde olduğumuzu beyan ediyoruz. Bu imza toplumsal eşitlik taahhüdümüzün küresel ifadesidir” dedi. UN Women Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond, “Şölen’in Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ne (WEPs) katılması, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletme konusundaki kararlı liderliğinin önemli bir göstergesidir. Dünyanın dört bir yanında özel sektörde dönüşüm yaratan WEPs’i, küresel düzeyde 11.706 şirket imzalarken, dünyada en çok imzacı şirketin bulunduğu ikinci ülke olan Türkiye’de 653 şirket, işyerinde, piyasalarda ve toplumda kadının güçlenmesini hedefleyen 7 prensibi desteklediğine dair taahhütte bulundu. Şölen’in kadın çalışan oranını artırma, fırsat eşitliğini güçlendirme ve kapsayıcı bir iş yeri kültürü inşa etme yönündeki taahhütlerinin, özel sektörde dönüşümü hızlandıracak güçlü bir adım olduğuna inanıyoruz. UN Women Türkiye olarak, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin önceliklendirilmesini memnuniyetle karşılıyor, somut ilerleme, daha geniş etki ve kalıcı değişim için Şölen ile iş birliğimizi daha da güçlendirmeyi dört gözle bekliyoruz.” FIRSAT EŞİTLİĞİNİ ÖN PLANDA TUTUYOR Şölen, sürdürülebilirlik stratejisinde çeşitlilik, kapsayıcılık ve ortak akıl ilkelerini merkeze alıyor. Şirket, işe alımdan kariyer gelişimine kadar her aşamada fırsat eşitliği odaklı politikalar yürütüyor. Kadın çalışanlara yönelik eğitim programları, farkındalık projeleri ve mentorluk çalışmalarıyla eşitliği destekleyen Şölen, kadınların bilgi, yetenek ve deneyimleriyle hem yerelde hem de uluslararası arenada güçlü bir varlık göstermelerini hedefliyor. Şirketin bu adımı, yalnızca kurumsal bir imza değil; aynı zamanda iş dünyasında kadın emeğine verilen değerin ve kapsayıcı büyümenin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KADININ GÜÇLENMESİ PRENSİPLERİ - WEPs Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri - WEPs, UN Women ve UN Global Compact iş birliğiyle özel sektöre kadınların ekonomik yaşamdaki konumunu güçlendirmeye yönelik bir yol haritası sunuyor. Yedi temel ilke üzerine inşa edilen bu platform; eşit işe eşit ücret, kapsayıcı liderlik, fırsat eşitliği, iş-yaşam dengesi, eğitim ve gelişim fırsatları, tedarik zincirinde çeşitlilik ve toplumsal etki gibi konularda şirketlere rehberlik ediyor. Dünyanın dört bir yanında özel sektörde dönüşüm yaratan WEPs, Türkiye’de de işyerinde, piyasalarda ve toplumda kadının güçlenmesini destekliyor.

Abdi İbrahim, CDP’de Üçüncü Kez İklim A Listesi’nde Yer Alırken Su Güvenliği Notunu A’ya Yükseltti Haber

Abdi İbrahim, CDP’de Üçüncü Kez İklim A Listesi’nde Yer Alırken Su Güvenliği Notunu A’ya Yükseltti

Hayatı ve geleceği iyileştirmek misyonuyla faaliyet gösteren Abdi İbrahim, çevresel sorumluluk anlayışını karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiriyor. HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda şirket, 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen dönüşüm yolculuğunu başarıyla sürdürüyor. Bu kapsamda belirlediği sera gazı emisyon azaltımı ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedefi için Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi)’nden de onay aldı. Bu yaklaşım, 2025 Karbon Saydamlık Projesi (CDP) sonuçlarına da yansıdı. Abdi İbrahim, İklim Değişikliği Programı’nda üçüncü kez A Listesi’nde yer alırken, Su Güvenliği Programı’ndaki notunu A-’den A’ya yükselterek sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı ilerlemesini uluslararası ölçekte bir kez daha teyit etti. Abdi İbrahim, Türk ilaç sektöründe bu başarıyı elde eden ilk ve tek şirket olma konumunu sürdürüyor. “Topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ bir iz bırakmak önceliğimiz” Abdi İbrahim’in Karbon Saydamlık Projesi’ndeki başarısı hakkında değerlendirmede bulunan İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül: “Türk ilaç sektörünün 24 yıldır kesintisiz lideri olarak, ekonomik faaliyetlerimizi sürdürürken topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ bir iz bırakmayı her zaman önceliğimiz olarak gördük. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar tarafından daha iyi bir dünya için ortaya konan küresel hedeflere katkı sunmayı, kurumsal bir sorumluluk olarak benimsiyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında istikrarlı bir şekilde attığımız adımların bugün karşılık bulmasını görmek, gelecekte atacağımız adımlar için önemli bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Tam 114 yıldır ilaç endüstrisinde pek çok alanda ilklere imza atmış bir şirket olarak, sürdürülebilirlik yaklaşımımızla da sektörümüze öncülük etmekten gurur duyuyoruz.” dedi. İklim risklerine karşı bütüncül yaklaşım İklim risklerinin ve doğal kaynaklara erişimin giderek daha kritik hale geldiğine dikkat çeken Dr. M. Oğuzcan Bülbül, sözlerine şöyle devam etti: “2034 ve 2050 sera gazı emisyon azaltımı ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedeflerimizi Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi)’ne onaylattık. Hedeflerimiz doğrultusunda; enerji verimliliğinden üretim süreçlerine, kaynak kullanımından tedarik zincirine kadar uzanan kapsamlı bir dönüşümü yönetiyoruz. Bu dönüşümü yalnızca operasyonel iyileştirmelerle sınırlamıyor; risk yönetimi, yönetişim ve şeffaf raporlama ile desteklenen bütüncül bir çerçevede ilerletiyoruz. Bağımsız uluslararası otoriteler tarafından yapılan değerlendirmelerde elde edilen bu sonuçlar, attığımız adımların doğruluğunu görmek açısından bizim için son derece anlamlı ve gurur verici.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknolojide Kadın Derneği’nden Yeni Nesil Yönetişim Adımı Haber

Teknolojide Kadın Derneği’nden Yeni Nesil Yönetişim Adımı

Teknolojide Kadın Derneği (Wtech), hızla dönüşen teknoloji ve iş dünyasında gençlerin rolünü yeniden tanımlayan önemli bir adım attı. Dernek, Genç Yönetim Danışma Kurulu ile gençliği geleceğin konusu olmaktan çıkararak, bugünün stratejik karar süreçlerinin aktif bir parçası hâline getirmeyi hedefliyor. Genç Yönetim Danışma Kurulu; dünyanın en iyi üniversitelerinde, yapay zekâ, veri analitiği, mühendislik, tıp, sürdürülebilirlik, ekonomi, iletişim ve iş geliştirme gibi kritik disiplinlerde eğitim alan ve çalışan gençlerden oluşuyor. Kurul üyeleri; küresel ölçekte faaliyet gösteren teknoloji, danışmanlık, sanayi ve araştırma ekosistemleriyle temas etmiş, çok uluslu bir deneyime sahip bir kuşağı temsil ediyor. Türkiye ile Dünya Arasında Stratejik Bir Entelektüel Genç Köprü Türkiye’den Avrupa’ya, ABD’den İngiltere’ye uzanan bu yapı; yalnızca bir danışma mekanizması değil, Türkiye ile dünya arasında doğal bir entelektüel genç köprü olarak konumlanıyor. Kurul; derneklerin uzun vadeli sürdürülebilirliğini desteklemek, veriye dayalı araştırmalar ve derin içgörüler üretmek ve yeni nesil projelerin tasarımına yön vermek amacıyla çalışıyor. Gençliğin sesini karar alma süreçlerine taşıyan bu yapı; global trendleri yerel ihtiyaçlarla buluşturarak derneğin projelerini daha çevik, politikalarını daha kapsayıcı, etkisini ise daha ölçülebilir ve sürdürülebilir hâle getirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, dünyada giderek güçlenen bir yönetişim standardının parçası. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası yapılarda gençlik danışma kurulları, politika ve strateji süreçlerinde aktif rol üstleniyor. Türkiye açısından bakıldığında ise 15–24 yaş arası yaklaşık 12,7 milyon genç, toplam nüfusun %15’ine yakınını oluşturuyor. FutureBright Kurucu Ortağı Akan Abdula’nın lansmanda sunduğu araştırma raporuna göre, her 10 gençten 6’sı üniversite hayatının beklentilerini karşılamadığını, gençlerin yarısı ise eğitim sürecinde istediği alanda staj ya da iş deneyimi bulamadığını ifade ediyor. Bu tablo; gençlerin potansiyelinin karar alma mekanizmalarına daha erken ve etkin biçimde dâhil edilmesini, inovasyon, girişimcilik ve toplumsal etkiye dönüşmesi açısından stratejik bir gereklilik hâline getiriyor. Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney şunları ifade etti: “Genç Yönetim Danışma Kurulumuzu, gençleri dinlemenin ötesine geçerek; onlarla birlikte düşünmek, birlikte karar almak ve bu kararları birlikte gerçeğe dönüştürmek amacıyla hayata geçirdik. Bu yapı, dünyanın en iyi üniversitelerinde, en kritik disiplinlerde eğitim almış; küresel kurumlar ve araştırma ekosistemleriyle temas etmiş bir kuşağın bugün karar süreçlerine aktif katkı sunmaya hazır olmasının doğal bir sonucu. Türkiye ile dünya arasında güçlü bir entelektüel köprü kuran bu kurul, derneğimizin stratejik aklının ayrılmaz bir parçası olarak konumlanıyor. Çünkü biz, yetiştirdiğimiz gençlerin kariyer planlamasını yaparken, onların aynı zamanda dijitalin içine doğmuş insanlar olarak arkadan gelecek nesle rol model ve yol açıcı olmasını sağlamak adına, onları gerçek dünyaya, gerçek projelere ve gerçek yönetişime de davet ediyoruz. 360 derece bakış açılarını güçlendirmek, dayanıklıklarını artırmak ve yaratıcı akıl ile duygusal zekâlarını eş zamanlı kullanabilecekleri yetkinlikler kazandırmak istiyoruz.” Genç Yönetim Danışma Kurulu Başkanı Selin Şengöz şu ifadeleri kullandı: “Genç Yönetim Danışma Kurulu, gençlerin fikir sunan bir paydaş olmanın ötesinde; sorumluluk alan, veriyle düşünen ve etki üreten aktörler olarak konumlandığı yeni bir yönetişim anlayışını temsil ediyor. Farklı disiplinlerden ve coğrafyalardan gelen Türk gençleri olarak, küresel perspektifimizi yerel ihtiyaçlarla buluşturmayı ve Teknolojide Kadın Derneği’nin geleceğini birlikte şekillendirmeyi amaçlıyoruz.” Bu yapı; Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney, Esas Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Berrak Kutsoy ve Lenovo Türkiye Genel Müdürü Banu Soyak liderliğinde, gençlerin karar alma süreçlerine doğrudan katılımını esas alan bir yönetişim modeliyle hayata geçirildi. Genç Yönetim Danışma Kurulu; farklı disiplinlerden gelen, belirli sorumluluk alanlarıyla yapılandırılmış gençlerden oluşuyor. Kurulun başkanlığını Selin Şengöz üstlenirken; Bahar Taş, Zeynep Hazal Karadeniz ve Yaren Eray başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. Yaren Eray aynı zamanda Araştırma ve Ölçümleme Komitesi Başkanlığı’nı yürütüyor. Kurulun mali süreçlerinden Kuzey Özpak sorumlu olurken; Batu Barkın ve Reyhan Öykü Bilgi Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanları olarak görev alıyor. Nilsen Karahan ise Genel Sekreter olarak kurulun koordinasyon ve iç işleyişinden sorumlu bulunuyor. Kurumsal iletişim alanında Buse Suer, iş geliştirme alanında ise Ayşe Nil Güven ve Berra Ülkü Kalcı komite başkanlığı yapıyor. Melek Uslu, Kurum İlişkileri Komitesi Başkanı olarak kurulda yer alırken; Ayşe Deniz Kandemir, Beliz Soyak, Cevdet Batuhan Işık, Naz Avşar, Azra Zeynep Kahramaner, İsmail Efe Telatar ve Beren Ayorak kurulun inovasyon ve yeni fikirler üye kadrosunu oluşturuyor. Teknolojide Kadın Derneği Hakkında Teknolojide Kadın Derneği, teknoloji ve inovasyon alanında sayıca az ve motivasyonu düşük kadınların gücünü artırmayı, sürdürülebilir çözümleri desteklemeyi ve toplumsal faydayı ön planda tutmayı amaçlayan bir sivil toplum kuruluşudur. Dernek, kadın girişimcileri ve liderleri teşvik eden projeler geliştirerek, teknoloji odaklı bir ekosistemin inşasına katkı sağlamaktadır. Eğitim, mentorluk, istihdam fırsatları ve sürdürülebilirlik temelli projelerle topluma değer katmayı hedefleyen Teknolojide Kadın Derneği, kadınların teknoloji alanında daha görünür ve etkin olmasını desteklerken, eşitlikçi bir geleceğin inşasında öncü rol üstlenmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uludağ Enerji Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı Haber

Uludağ Enerji Sürdürülebilirlik Raporu Yayınlandı

“Dönüşümün Enerjisi” mottosuyla hazırlanan rapor, şirketin yönetişimsel uygulamalarını, topluma ve doğaya duyarlı projelerini, iklim değişikliği ve karbon yönetimi programını ve dijital dönüşüm yatırımlarını bir arada sunuyor. Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova illerinde 5 milyonu aşkın nüfusa hizmet veren Uludağ Enerji, 2024 yılı sürdürülebilirlik raporunu yayınlayarak çevresel, ekonomik ve sosyal performans sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Şirketin sürdürülebilirlik stratejisi; iklim değişikliğiyle mücadele, dijitalleşme, müşteri memnuniyeti ve toplumsal etki başlıkları üzerine inşa edilirken, finansal sürdürülebilirlik de kurumsal sorumluluğun ayrılmaz bir unsuru olarak ele alınıyor. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC), Küresel Raporlama Girişimi (GRI) ve Sürdürülebilirlik Muhasebe Standartları Kurulu (SASB) standartlarına uygun olarak hazırlanan bu ilk grup raporu, dağıtım ve perakende şirketleri dahil olmak üzere tüm grup şirketlerinin performansını bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Özvatan: “Sürdürülebilirlik hedeflerimizde yol haritamız hazır” Sürdürülebilirlik çalışmalarını değerlendiren Uludağ Enerji Grup Sürdürülebilirlik Direktörü Funda Özvatan, “Sürdürülebilirlik çalışmalarımızı, yönetişim ilkeleriyle uyumlu, güçlü bir organizasyonel yapı içinde yürütüyoruz. Çevresel ve sosyal alanlardaki risklerimizi yönetim kurulu düzeyinde ele alarak, dağıtım ve perakende faaliyetlerimizin daha dayanıklı, esnek ve güçlü bir strateji ile devamını sağlıyoruz. Enerjiye erişimde fırsat eşitliği, çevresel etkilerin azaltılması, iklime dayanıklı şebeke dönüşümü, karbonsuzlaşma çalışmalarımız ve dijital dönüşümle güçlenen altyapımız ülkemizin 2053 net sıfır hedefine katkı sunan stratejimizin de temel taşlarını oluşturuyor. Grup genelinde entegre bir yaklaşımla ilerlerken, teknolojiyi insan ve çevre yararına dönüştürmeyi önceliğimiz haline getiriyoruz. Yenilikçi ürün ve uygulamalar ile müşterilerimizin memnuniyetini sürekli geliştirmeyi, toplumsal yatırım programımız ile hizmet verdiğimiz bölgeye kalıcı fayda sunmayı hedefliyoruz. Finans kurumlarının çevresel ve sosyal performans standartlarını rehber edinerek, performansımızı sürekli geliştirmeye kararlıyız” açıklamasında bulundu. Toplumsal Gelişime Güçlü Destek Uludağ Enerji, hizmet verdiği toplumda kalıcı fayda oluşturmayı stratejisinin merkezine alarak çok çeşitli sorumluluk projeleri yürütüyor. Yaşam destek cihazı kullanan müşteriler başta olmak üzere özel tüketici gruplarının kesintisiz enerjiye erişimini güvence altına alıyor. Toplumsal farkındalık ve eğitim projeleri “Enerjini Geleceğe Taşı” ve “Enerji Danışmanım” ile çocuklara ve kadınlara enerji tasarrufu ve elektrik güvenliği eğitimi verirken, Karagöz Gölge Oyunu, boyama kitapları ve VR uygulamalarıyla enerjiyi eğlenceli öğrenme deneyimine dönüştürüyor. Arama kurtarma ekibi, afet ve acil durumlarda sahada aktif görev alırken, “Trafolar Konuşuyor” ve “Sosyal Faturalar” projeleriyle toplumsal farkındalık yaratılıyor. Ayrıca, “Hatay Yaşam ve Gelişim Kampüsü” ile Hatay bölgesinde deprem sonrası sosyal uyum desteği sağlandı. “Pembe Lambalar” ile sağlık, “Yeşil Dönüşüm Ormanları” ile çevre bilinci artırılıyor. Kırsal bölgelerde “Kardeşim Üşümesin” projesiyle ihtiyaç sahibi çocuklara destek sağlanırken, “Şehrin Işıkları” fotoğraf yarışmasıyla sanatı topluma ulaştırıyor. Bu çalışmalar, enerji hizmetlerinin ötesinde, toplumun her kesimine değer katan kapsamlı bir sosyal sorumluluk yaklaşımını ortaya koyarak şirketin sürdürülebilirlik stratejisine de güçlü katkı sunuyor.

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı Haber

İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği’nin finanse ettiği, Türkiye Belediyeler Birliği ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı’nın lider kurum olduğu ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yürütülen Sivil Katılım Projesi kapsamında uygulanan proje, Eskişehir’de düzenlenen toplantıyla tamamlandı. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe, TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara’nın katıldığı kapanış toplantısında, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile TEMA Vakfı çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve basın mensupları da yer aldı. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç iklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bir yaşam meselesi olduğunu vurgulayarak krizle mücadelede yerel yönetimler, sivil toplum ve halkın birlikte hareket etmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekerek Deniz Ataç konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "İklim değişikliği artık uzak bir risk değil; kentlerimizin bugününü ve geleceğini, su varlıklarımızdan sağlığa kadar yaşamın her alanını doğrudan etkileyen bir gerçeklik. İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir projesiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere yerel yönetimler, sivil toplum ve Eskişehir halkının katılımıyla, iklim risklerini birlikte anlamaya ve çözüm yollarını ortak akılla tartışmaya imkân tanıyan güçlü bir zemin oluşturduk. Proje kapsamında iklim risk haritaları geliştirerek 26 kişiye konu özelinde teknik eğitimler verildi. Ortaya çıkan bu birikim, yalnızca raporlarda kalan bir çıktı değil; kentin ortak hafızasında karşılık bulan, yerel düzeyde birlikte çözüm üretme kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır. Bu çalışma bir son değil; Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum sürecinde daha katılımcı, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı adımlar atabilmesi için güçlü bir başlangıçtır. Bu süreçte emeği geçen tüm belediyelere, paydaşlara, uzmanlara ve Eskişehir halkına gönülden teşekkür ediyorum." Sivil Katılım Projesi kapsamında hayata geçirilen projenin önemine vurgu yapan UNDP Sivil Katılım Proje Müdürü ve Baş Teknik Danışmanı Neslihan Yumukoğlu Cankara ise, “TEMA Vakfı ve Büyükşehir Belediyesi yöneticilerimize bu kıymetli projeyi başarıyla tamamladıkları için teşekkür ediyor, kendileriyle gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. İklim değişikliğini artık yalnızca çevresel bir sorun olarak değil; iklim adaleti ve insan hakları meselesi olarak ele alıyoruz. Bu nedenle katılımcılık, kapsayıcılık ve kimseyi geride bırakmama ilkesiyle hareket ediyoruz. Eskişehir’in güçlü bir aktif yurttaşlık kültürüne sahip olması önemli bir avantajdır. Vatandaşları ve sivil toplumu karar alma süreçlerine planlama aşamasından itibaren dahil edebilirsek, kentlerimizi afetlere karşı daha dirençli hâle getirebiliriz. Bu anlayışı yerel yönetimlere entegre etmek ve desteklemek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi. Eskişehir’in iklim değişikliğine uyum kapasitesini ve direncini artırmayı hedefleyen projenin kapanış toplantısında konuşan Seyitgazi Belediye Başkanı Uğur Tepe de, “Su kaynakları, Seyitgazi için stratejik bir mesele hâline gelmiştir. 670 bin dekar ekilebilir alanımız olmasına rağmen yalnızca 180 bin dekar sulanabilmektedir. Barajlarımızdaki doluluk oranları oldukça düşüktür ve yeraltı su seviyeleri her yıl gerilemektedir. Bu tablo, gelecekte ciddi bir içme suyu riskiyle karşı karşıya kalabileceğimizi göstermektedir. Ayrıca bölgemiz için önemli olan madencilik faaliyetlerinin, özellikle bor madeni başta olmak üzere, çevreyle uyumlu ve sıkı denetim altında yürütülmesi gerekmektedir. Tarımda hâlen yaygın olan vahşi sulama yöntemleri ise su kaynaklarımız üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Sürdürülebilir tarım ve suyun verimli kullanımı artık bir zorunluluktur. İklim değişikliğiyle mücadele; yerel yönetimler, sivil toplum ve vatandaşların birlikte hareket etmesiyle mümkündür. Seyitgazi Belediyesi olarak bu konuda her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ifade etmek isterim. Bu anlamlı panelin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sözlerimi şu ifadeyle tamamlıyorum: Geleceğe bırakacağımız en büyük miras; doğasıyla uyumlu, kaynaklarını akılcı kullanan bir yaşamdır.” ifadelerini kullandı. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ise, “Öncelikle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte hareket etmemizin son derece olumlu sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Eskişehirimiz zaten yıllardır bu tür konularda resmi kurumlar ve çevre örgütleriyle birlikte hareket eden bir kenttir. Bildiğiniz gibi Alpu Ovası’nda planlanan termik santral, Büyükşehir ve Tepebaşı Belediyelerimizin öncülüğünde, yoğun bir mücadelenin ardından Eskişehir için bertaraf edilmiştir. Ancak ne yazık ki bu açgözlü anlayışın durmaya niyeti yok. Bu anlayış, yerin üstünü tahrip edenlerin şimdi gözünü yerin altına diktiğini açıkça göstermektedir. Şimdi de Bozdağ’da, Alpagut’ta altın arama faaliyetleri gündemde. Daha önceden Sivrihisar’da devam eden projeler var; buna rağmen bu mücadeleyi birlikte sürdürmeye kararlıyız. Bugün dünyanın önünde duran çok net birkaç temel sorun var: iklim krizi, enerji, kuraklık, güvenli gıdaya erişim ve deprem gibi afetler. Bunlarla mücadele etmek yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm dünyanın ortak sorumluluğudur. Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir arıza nedeniyle su kesintisi oldu ve Eskişehir adeta ayağa kalktı. İnsanlar sorunun boyutunu bilmediği için tepkiler yöneticilere kadar ulaştı. Ben de şunu söyledim: Sizde su yoksa bende de yok. Elbette eleştiri haktır. Ancak kuraklığın ne kadar ciddi ve kalıcı bir tehdit olduğunu da görmek zorundayız. Suyumuzu ve enerjimizi tasarruflu kullanmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. İnsanlar bugün inanıyor, yarın vazgeçiyor. Oysa bu mücadele süreklilik ister. Biz bu kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımızın da Eskişehir’in bir çocuğu olarak bu süreçte kolları sıvaması; Birleşmiş Milletler temsilcileri, milletvekillerimiz, belediyelerimiz, basın ve halkımızla birlikte hareket etmemiz bizlere umut veriyor. Hep birlikte farkındalığı büyütecek ve en doğru sonucu alacağız. Başarımız daim, yolumuz açık olsun.” dedi. İklim krizine dikkat çeken Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, “Bugün çok uzun yıllardır herkesin konuştuğu ama sadece konuştuğu bir konuda ortak iş yapmanın sonucunu alıyoruz. TEMA Vakfı’nın öncülüğünde Büyükşehir Belediyemiz ile beraber gerçekleştirilen bu eğitim süreci ve çalışma bir ete kemiğe büründü. İklim krizi, doğal afet gibi her gün konuştuğumuz ama her gün daha çok oluşmasına katkı sunduğumuz noktada neler yapabilirizi anlıyoruz, çalışıyoruz ve bundan sonra nasıl ilerleyeceğimiz, nasıl çözüm getireceğimiz konusunda uzmanlaşma durumundayız. Türkiye yıllardır bu krizi bekliyor. Aralık ayının sonu ve hala Eskişehir'de kar yağmadı. Kar yağmaması arkasından başka sorunlar da getiriyor. Bu nedenle katılımcı bir anlayışla, bütünsel bir bakışla Eskişehir'in tamamında birlikte hareket edersek sonuç alınacağına inanıyorum. Çalışan bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Özellikle koordinasyon konusunda Tema vakfımıza çok teşekkür ediyorum ve bundan sonraki çalışmalarda da başarılar diliyorum. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak üstümüze hangi görev düşüyorsa yerine getirmeye hazırız. Hepinize saygılar sunuyorum.” diye konuştu. CHP Eskişehir Milletvekili Dr. Jale Nur Süllü, “Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimizde iklim ve çevre konusunda güçlü bir irade bulunmaktadır. Bu noktada başta Büyükşehir Belediye Başkanımız olmak üzere, bu alanda yıllardır kararlılıkla yürütülen çalışmalar için kendilerine özellikle teşekkür ediyorum. TEMA Vakfı’na, yalnızca Eskişehir’de değil, ülkemizin dört bir yanında çevre ve iklim konusunda yürüttükleri duyarlı ve örnek çalışmalar için şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde özellikle UNDP başta olmak üzere, bu alanda ortaya koydukları değerli katkılar ve iş birlikleri için teşekkür ediyorum. Bir milletvekili ve siyasetçi olarak, bu tür bilimsel, katılımcı ve yol gösterici çalışmaları her zaman destekleyeceğimizi ifade etmek isterim. İlk adımı atan, sorumluluk alan ve çözüm üreten her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Son olarak konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce de şu ifadeleri kullandı: “Hazırlanan bu raporu, Eskişehir’in iklimle ilgili geleceğini şekillendiren, bilimsel verilere dayalı güçlü bir yol haritası olarak görüyoruz. Yerel yönetimler ile sivil toplumun iş birliğiyle ve uzman katkılarıyla hazırlanmış olması, raporu son derece kıymetli kılmaktadır. Eskişehir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 kuraklık haritasına göre şiddetli kuraklık riski altındadır. 15 Ağustos 2023’te Sarıcakaya’da kırılan Türkiye sıcaklık rekoru da bu riskin somut bir göstergesidir. Bu gerçekler, iklim çalışmalarına çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini ortaya koymaktadır. Kentte iklim farkındalığının ve katılım isteğinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Bu raporu bir kapanış değil, yeni bir başlangıç olarak görmeli; yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmelidir. Şehirde yaşayan tüm paydaşların sürece aktif katkı sunması büyük önem taşımaktadır. Bu raporun hazırlanmasında emeği geçen TEMA Vakfı’na, uzmanlara, Odunpazarı, Tepebaşı ve Seyitgazi Belediyelerine ve Büyükşehir Belediyemizin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Biz bu raporla çalışmaya kararlıyız ve Eskişehir halkıyla birlikte bu süreci ilerletmeye hazırız.” ESKİŞEHİR İÇİN KURAKLIK VE AŞIRI SICAKLAR YÜKSEK RİSK Konuşmaların ardından TEMA Vakfı Çevre Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Eylem Tuncaelli ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Veri Bilimci Dr. Vural Yıldırım projeye dair teknik sunumlar gerçekleştirdi. İklim değişikliğiyle mücadelenin artık herkesin meselesi olduğunu vurgulayan Tuncaelli, "Kentlerde iklim değişikliğine karşı kalıcı ve etkili çözümler üretebilmek için halkın karar alma mekanizmalarına aktif katılımı çok önemli. Bu anlayışla yaklaşık bir yıldır Eskişehir özelinde yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu süreçte şanslıydık; çünkü Eskişehir güçlü ve örgütlü bir sivil topluma sahip. Projede, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, sivil katılım açısından son derece kıymetli çıktılar elde ettik. Proje kapsamında yürüttüğümüz anket çalışmaları, iklim değişikliği farkındalığının kent genelinde yüzde 12 oranında arttığını ortaya koydu. Ancak bizim için asıl önemli olan şu: Bu proje bir sonuç değil; gerçek farkındalık ve dönüşüm bundan sonra atılacak adımlarla güçlenecek." dedi. Vural Yıldırım ise proje kapsamında 2020- 2030 yılları arasında Eskişehir için kuraklığın çok büyük bir tehlike olduğunu belirterek, "İnönü ve Seyitgazi ilçeleri kuraklık açısından yüksek riskli ilçeler. Bununla birlikte orman yangınları açısından da Seyitgazi, Han ve Mihalıcçık ilçeleri çok yüksek riskli bölgelerimiz. Aşırı sıcaklar da Sivrihisar, Günyüzü, Mihalıcçık başta olmak üzere tüm ilçelerde yüksek ve çok yüksek risk olarak karşımıza çıkıyor." şeklinde konuştu. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN RİSKLERİNİ ANLAMAK VE BİRLİKTE YÖNETMEK Proje kapsamında Eskişehir il sınırları içerisinde kuraklık, orman yangınları, sel ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı tehlikelere yönelik, 2030 yılına kadar uzanan ve 1x1 km çözünürlüklü aylık tehlike ve risk haritaları hazırlandı. Bu bilimsel veriler doğrultusunda oluşturulan değerlendirme ve öneri raporu da yıl sonunda tamamlandı. Proje süresince sivil toplum kuruluşları, Kent Konseyi ve Mahalle Meclisleri ile çeşitli çalıştaylar düzenlendi; alanında uzman isimlerin katılımıyla panel ve halk toplantıları gerçekleştirildi. Ayrıca proje kapsamında kurulan İklim Eylem Merkezi ile iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım daha atıldı. Büyükşehir Belediyesinin ilgili birimlerine yönelik geliştirilen teknik eğitimlerle kurumsal kapasite güçlendirildi. Farkındalık çalışmalarının etkisini ölçmek için proje başlangıcında ve kapanışında yapılan iki ayrı saha araştırmasıyla Eskişehir halkının iklim değişikliğine dair bilgi düzeyi, algısı ve günlük yaşam alışkanlıklarındaki değişim analiz edildi. Elde edilen bulgular, projenin kent genelinde iklim değişikliği farkındalığının artmasına katkı sağladığını ortaya koydu.

İklim Değişikliği Başkanı Hasar, Türkiye’nin COP31 Vizyonunu Anlattı Haber

İklim Değişikliği Başkanı Hasar, Türkiye’nin COP31 Vizyonunu Anlattı

İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, SDSN Türkiye’nin düzenlediği “Sürdürülebilirlik Gündeminde Güncel Gelişmeler” toplantısında konuştu. Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan ve çoğunluğu üniversiteler olmak üzere çeşitli üye kuruluşlarıyla ‘Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri’ başlığı altında çalışmalar yürüten SDSN Türkiye’nin gerçekleştirdiği toplantıda konuşan İklim Değişikliği Başkanı Hasar, Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelesi, COP31 süreci ve COP31 vizyonu ile ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin, dünyanın birçok sorunlu bölgesinde dahi tarafları buluşturan, barış diplomasisini sürdüren bir ülke olduğunu kaydeden Başkan Hasar, COP31 ile Türkiye’nin küresel anlamda bir iklim diplomasisi yürüteceğini belirtti. Türkiye’nin artık iklim politikalarını uygulayan ve gelecek nesiller için daha yaşanabilir bir dünya vizyonunu harekete geçiren bir ülke olduğunun altını çizen Başkan Hasar, konuşmasında şu hususlara değindi; “Tarihi bir diplomasi başarısına imza attık” Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede Birleşmiş Milletler çatısı altındaki en önemli organizasyonlardan biri olan COP’a ilk kez ev sahipliği yapacak. Bu hepimiz için büyük bir gurur kaynağı. COP31’in, Türkiye’nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleştirilecek olması; güçlü, kararlı ve zorlu müzakerelerin ardından elde edilmiş önemli bir kazanımdır. Bu anlamda tarihi bir diplomasi başarısına imza attık." dedi. Başkan Hasar, Türkiye’nin COP Başkanlığı ve ev sahipliğini üstlenmesinde yürütülen müzakere süreçlerine dikkat çekerek, “Türkiye’nin COP Başkanlığı ve ev sahipliğini üstlenmesinde, müzakere süreçlerine bizzat katılarak bizlere liderlik eden ve kararlı duruşuyla müzakerelerin tıkandığı durumlarda inovatif çözümler sunan Bakanımız Sayın Murat Kurum’a şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı. Ülkemizin COP Başkanlığı ve ev sahipliğini üstlenmesinde büyük çaba gösteren Bakanımız Sayın Murat Kurum’a buradan teşekkür ediyorum. Türkiye olarak, “Hiçbir ülkenin geride bırakılmayacağı, daha adil ve kapsayıcı bir diplomasi” vizyonuyla COP31’in ev sahipliğini ve başkanlığını üstlendik. Bu tarihi sorumluluk; ülkemiz açısından son derece kıymetli ve anlamlıdır. “COP31, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp, küresel bir iklim lideri haline getirme potansiyeline sahip” COP31, yalnızca bir iklim konferansı değildir. Türkiye’nin küresel diplomasi, ekonomi, teknoloji ve iklim diplomasisinde yükselen bir güç odağı olma yolunda tarihi bir fırsattır. Türkiye, 2026 yılında küresel iklim politikalarının şekillendirildiği platformun merkezinde yer alacak. COP31, Türkiye’yi bölgesel bir aktör olmaktan çıkarıp, küresel bir iklim lideri haline getirme potansiyeline sahip. Aynı zamanda COP31, Türkiye’nin yeşil dönüşümünü hızlandıran bir kaldıraç da olacaktır. COP31 sadece bir konferans değil, kültür zenginliğimizi de dünya kamuoyunda paylaşacağımız önemli bir organizasyondur. Türkiye’nin COP31 Vizyonu Türkiye olarak, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında güçlü bir köprü kurmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda; enerji ve sanayi sektörlerinde yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması, teknoloji, finans ve kapasite geliştirmeyi güçlendirecek yeni bir uluslararası iş birliği zeminini hayata geçirmek, dijitalleşmenin iklim eylemine katkısını artırmak için kuzey–güney iş birliklerini derinleştirmek öncelikli hedeflerimizdir. Akdeniz’in, iklim risklerine karşı yüksek kırılganlığı bizim için kritik bir referanstır. Bu deneyimi, Pasifik ve Afrika gibi diğer kırılgan bölgelerle paylaşarak; iklim risklerinin yönetilmesi, dayanıklılık kapasitesinin artırılması, uluslararası dayanışmanın güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Türkiye olarak, geleceğin şehirlerini iklim dostu, dayanıklı ve uyarlanabilir bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda; kentlerin iklim direncini artıracak modeller geliştirmek, dünya çapında ihtiyaç duyulan kentsel dönüşümün finansmanını güçlendirmek, iklim dostu şehir planlamasını küresel ölçekte desteklemek öncelikli hedeflerimizdir. COP31 Hazırlıkları Dünyanın en kalabalık ve kapsayıcı diplomatik buluşmasına, en iyi şekilde hazırlanmak için hiç vakit kaybetmeden çalışmalara başladık. COP31’i, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştireceğiz. Etkinliğe yaklaşık 200 ülkenin katılmasını bekliyoruz. Toplam katılımcı sayısının 150 bini bulacağını öngörüyoruz. 100’ün üzerinde ülkenin devlet başkanı ve üst düzey temsilcilerinin zirveye katılımını bekliyoruz. Türkiye’nin iklim politikalarının da değerlendirildiği toplantıya SDSN Türkiye üyeleri, çeşitli üniversitelerden akademisyenler, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Zorluteks Pazarı Bu Yıl Ormanlaştırma İçin Kuruldu  Haber

Zorluteks Pazarı Bu Yıl Ormanlaştırma İçin Kuruldu 

Zorluteks, Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda gelenekselleştirdiği “Zorluteks Pazarı”nı 17 Aralık Çarşamba günü dördüncü kez gerçekleştirdi. Zorluteks Pazarı, çalışanların önerisiyle doğmuş bir fikir olarak, paydaş katılımının ve bu katılımın somut aksiyonlara dönüşmesinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Projede bu sene Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA)’ndan “sorumlu üretim ve tüketim” ve “iklim eylemi” konularına odaklanıldı. Proje, sürdürülebilirlik odaklı toplumsal meseleleri desteklemek amacıyla gelir yaratmayı hedeflerken, çalışanların aktif katılımıyla hem şirket içi dayanışmayı güçlendiriyor hem de toplumsal fayda yaratıyor. Çalışanların satın alımına sunulan numune ürünlerden elde edilen gelir, bu yıl da Ecording iş birliğiyle ağaçlandırılması zor alanlara ecoDrone teknolojisiyle tohum topu ekiminde kullanılmak üzere değerlendirilecek. TAÇ, Linens ve TAÇ Kids&Teens markalarının ürünlerinin yer aldığı pazarda, çalışanlara geniş bir ev tekstili ve dekoratif ürün seçkisi sunuldu. Zorlu Grubu’nun kurumsal gönüllülük ekibi olan Kıvılcımlar, etkinlik boyunca satış alanında aktif rol üstlendi, organizasyonun verimli şekilde ilerlemesine katkı sağlarken sürdürülebilirlik bilincinin şirket içinde daha geniş kitlelere yayılmasını destekledi. Zorluteks, yenilikçi iş birlikleri ve toplumsal faydayı odağa alan yaklaşımıyla daha yaşanabilir bir gelecek için attığı adımlara her yıl yenilerini eklemeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.