Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyobozunur

Kapsül Haber Ajansı - Biyobozunur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyobozunur haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor Haber

Kahve Atıkları Artık, Doğada Yok Olabilen Pipetlere Dönüşebiliyor

Kahve tüketiminin ardından ortaya çıkan atıklar, artık biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendirilebilecek yüksek katma değerli bir ham maddeye dönüşüyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri alanındaki uzmanlığını biyomalzeme teknolojileriyle birleştiren, döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliğini odağına alan Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olan Sunar NP, mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisini Ar-Ge çalışmaları sayesinde kahve ve diğer gıda atıklarıyla buluşturarak biyobozunur ürünlerde kullanılabilecek biyobazlı bir ham madde geliştirdi. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, gıda ve ilk aşamada biyobozunur pipet üretiminde kullanılan bu yenilikçi malzemenin hem çevresel kirliliğin azaltılmasına, içecek ve hizmet sektörünün sürdürülebilirlik dönüşümüne ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasına önemli bir katkı sağlayacağını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, geliştirilen biyomalzemenin şirket için yeni bir ürün geliştirme sürecinden ziyade, uzun yıllardır sahip oldukları mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojisi bilgi birikiminin döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim yaklaşımının somut çıktısı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Mısır nişastası bazlı biyopolimer teknolojileri uzun yıllardır uzmanlık alanlarımız arasında yer alıyor. Bu çalışma, bizim için yeni bir ürün geliştirmekten çok, sahip olduğumuz teknoloji ve Ar-Ge altyapısını kahve atıkları gibi biyolojik kaynaklarla buluşturarak döngüsel ekonomiye yeni bir değer kazandırmanın somut örneklerinden biri. Bizim için atık diye bir kavram yok; doğru teknolojiyle yeniden değerlendirilmeyi bekleyen kaynaklar var. Türkiye fosil kaynaklar açısından zengin bir ülke değil. Bu nedenle sürdürülebilir kalkınmanın yolu, sahip olduğumuz tarımsal kaynakları ve organik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilen yerli teknolojiler geliştirmekten geçiyor. Sıfır Atık yaklaşımının temelini oluşturan yerinde dönüşüm anlayışıyla geliştirdiğimiz biyomalzemeler, ithal fosil bazlı ham maddelere olan bağımlılığın azaltılmasına ve ülkemizin biyoekonomi hedeflerine katkı sağlıyor. Türkiye’de biyoplastiği ilk üreten ve biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonuna sahip tek firma olarak biyoplastiği yalnızca konuşan değil; biyobozunur ve kompostlanabilir biyopolimerleri geliştirip sanayi ölçeğinde üreten, gerçek uygulamalarla ticarileştiren bir şirket olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Bugün ilk uygulama alanı biyobozunur pipetler olsa da geliştirdiğimiz biyobazlı ham madde; gıda ambalajlarından çatal, kaşık ve tabak gibi tek kullanımlık servis ürünlerine, farklı biyoplastik uygulamalarından birçok endüstriyel çözüme kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Temel hedefimiz; doğaya geri dönebilen, kaynak verimliliğini artıran ve sanayiyle entegre çözümler geliştirmek. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca çevresel bir hedef değil; inovasyonun, rekabet gücünün ve geleceğin sanayisinin temelidir. Geliştirdiğimiz her yeni biyomalzeme, yerli tarımsal kaynakların ve organik atıkların yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayarak ülkemizin yeşil dönüşümüne, sanayimizin küresel rekabet gücüne ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet ediyor. Türkiye'nin biyoplastik dönüşümü artık yalnızca bir vizyon değil; yerli teknoloji, yerli üretim ve gerçek ticari uygulamalarla hayata geçen bir sanayi başarısıdır.” Tüm dünyada, tek kullanımlık plastiklere alternatif çözümlere olan talep gün geçtikçe artıyor 2026 yılı itibarıyla küresel sürdürülebilir ambalaj ve biyoplastik pazarlarında hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu hızlı büyüme, döngüsel ekonomi temelli malzemelerin endüstrideki stratejik önemini giderek artırıyor. Küresel kompostlanabilir ambalaj pazarının 2026 yılında 82,03 milyar ABD doları değerinde olacağı ve 2033 yılına kadar 130,01 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin ediliyor. Biyoplastik pazarının ise 2033’e kadar 67 milyar USD’yi aşarak yıllık yüzde 17’nin üzerinde bir büyüme kaydedeceği öngörülüyor. Bu gelişmeler, gıda ve içecek sektöründe biyobazlı ve kompostlanabilir malzemelerin artık niş değil, küresel ölçekte stratejik bir dönüşüm alanı haline geldiğini gösteriyor. Sunar NP'nin kahve atıkları gibi biyolojik kaynakları ileri biyopolimer teknolojileriyle biyobozunur çözümler, yalnızca çevresel sürdürülebilirliğe değil, aynı zamanda hızla büyüyen küresel pazar dinamikleriyle uyumlu katma değerli bir sanayi dönüşümüne de karşılık geliyor. Döngüsel ekonomi ve atık dönüşümünde yeni bir uygulama Sunar NP tarafından geliştirilen biyobozunur ham madde, tüketim sonrası ortaya çıkan kahve ve diğer gıda atıklarının katma değerli bir endüstriyel girdiye dönüşmesini sağlıyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen bu teknoloji sayesinde, bertaraf edilmesi gereken bir atık yeni nesil biyobozunur ürünlerin üretiminde değerlendiriliyor. Uygun çevresel koşullar altında biyolojik olarak çözünebilen bu malzeme, mikroplastik oluşumuna neden olmadan doğaya geri dönebiliyor. Böylece hem fosil bazlı plastik kullanımının azaltılmasına katkı sağlıyor hem de atıkların yeniden ekonomiye kazandırıldığı sürdürülebilir bir üretim modelini destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım’dan “Plastiksiz Temmuz” Gündeminde Geleceğe Çağrı Haber

Sunar Yatırım’dan “Plastiksiz Temmuz” Gündeminde Geleceğe Çağrı

Tarım, gıda ve biyoendüstri alanlarında faaliyet gösteren Sunar Yatırım, üretim gücünü sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştiren entegre yapısıyla dikkat çekiyor. Şirket döngüsel ekonomi yaklaşımını merkeze alarak bir mısır tanesini yalnızca tek bir ürüne değil; biyopolimer, ilaç, kozmetik, gıda ve yem başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten entegre bir üretim ekosistemine dönüştürüyor. Ayrıca; doğal kaynakların verimli kullanıldığı, karbon ayak izinin azaltıldığı ve çevresel etkinin minimize edildiği bir üretim modeliyle çalışıyor. Ar-Ge yatırımlarıyla biyomalzeme teknolojilerine odaklanan Sunar Yatırım, geleceğin sanayi dönüşümünde çevreyle uyumlu çözümler geliştirmeyi stratejik bir öncelik olarak konumlandırıyor. Plastic Free July kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, plastik sorununun tek bir malzeme değişimiyle çözülemeyecek kadar kapsamlı bir dönüşüm alanı olduğuna dikkat çekerek, sürdürülebilirliğin üretim zincirinin tamamına entegre edilmesi gerektiğini, tüketicilerin de bu konuda farkındalık geliştirmesinin önemli bir nokta olduğunu vurguladı. Çomu, biyopolimer teknolojilerinin bu dönüşümde kritik bir rol üstlendiğini belirterek, “Fosil bazlı plastiklere alternatif olarak geliştirdiğimiz mısır nişastası bazlı biyobozunur ve biyobazlı çözümler, çevresel etkiyi azaltmakla kalmıyor; sanayide döngüsel ekonomi yaklaşımını güçlendiren yeni bir üretim modeline de işaret ediyor. Sanayi olarak çevre dostu çözümler geliştirmek bizim ortak sorumluluğumuz. Ancak kalıcı dönüşüm için tüketicilerin de gereksiz plastik tüketimini azaltan, yeniden kullanılabilir ürünleri tercih eden ve doğru atık yönetimini destekleyen bilinçli seçimler yapması büyük önem taşıyor. Gerçek değişim, üretici ve tüketicinin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesiyle mümkün olacak” ifadelerini kullandı. Tek kullanımlık plastikler, plastik kirliliğinin üçte birini oluşturuyor Pew Charitable Trusts ve SYSTEMIQ tarafından hazırlanan Breaking the Plastic Wave 2025 raporuna göre küresel plastik sistemi, üretim ve atık arasındaki dengesizliğin giderek büyüdüğü bir yapıya dönüşüyor. 2025 yılı itibarıyla dünyada yaklaşık 450 milyon ton plastik üretilirken, plastik kirliliği yıllık 130 milyon ton seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut eğilimler devam ederse bu miktarın 2040’ta iki katından fazla artması bekleniyor. Aynı dönemde plastik üretiminin yüzde 52 artışla 680 milyon tona ulaşacağı öngörülürken, atık yönetimi kapasitesi bu artışa paralel şekilde genişlemiyor ve sistem giderek daha fazla baskı altında kalıyor. Bu tabloya göre küresel ölçekte plastik atığın sınırlı bir bölümü geri dönüştürülebilirken, sistemin önemli bir kısmı ya depolanıyor ya da doğrudan çevreye karışıyor. Pew Charitable Trusts ve SYSTEMIQ'nin Breaking the Plastic Wave 2025 raporunda tek kullanımlık plastiklerin toplam plastik kirliliğinin yaklaşık üçte birini oluşturduğubelirtiliyor. Aynı rapora göre düşük geri dönüşüm oranları ve artan tüketim, mikroplastik riskini her geçen yıl daha görünür hale getiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası dokümanına göre ise Türkiye’de de benzer şekilde tek kullanımlık plastiklerin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik düzenlemeler gündemde yer alırken, biyobozunur ve biyobazlı alternatifler stratejik bir çözüm alanı olarak öne çıkıyor. Enerji verimliliği ile güçlenen çevresel performans Sunar Yatırım, biyopolimer alanındaki yatırımlarını yalnızca malzeme geliştirme perspektifiyle değil, enerji dönüşümü ve karbon azaltım hedefleriyle birlikte ele alıyor. Şirketin yenilenebilir enerji stratejisi kapsamında devreye aldığı Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ile üretim tesislerinde önemli bir emisyon azaltımı sağlanıyor. Bu yatırımlar sayesinde karbon salımının önüne geçilirken, enerji ihtiyacının giderek artan bir bölümü yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Enerji verimliliği projeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca 2025 yılında sağlanan 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu ile 576 bin Euro’nun üzerinde mali kazanım elde edilirken, 3 bin 529 ton karbon emisyonu azaltıldı. Bu çevresel kazanım aynı zamanda yıllık bazda 527 ağacın oksijen üretimine eşdeğer bir etki olarak hesaplanıyor. Aynı yaklaşım doğrultusunda atık yönetimi, su geri kazanımı ve proses optimizasyonu gibi alanlarda yürütülen çalışmalar, Sunar Yatırım’ın sürdürülebilirliği ayrı bir başlık değil, üretim modelinin temel bileşeni olarak konumlandırdığını gösteriyor. 3 Temmuz Plastik Poşet Kullanmama Günü: Küçük tercihler büyük dönüşüm sağlıyor Her yıl 3 Temmuz'da kutlanan Plastik Poşet Kullanmama Günü, tek kullanımlık plastiklerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek daha sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasını teşvik ediyor. Plastik poşet kullanımını azaltmaya yönelik bireysel tercihler kadar, çevresel etkisi daha düşük malzemelerin geliştirilmesi ve sanayide yaygınlaşması da bu dönüşümün önemli bir parçasını oluşturuyor. Temmuz ayı boyunca devam eden Plastic Free July (Plastiksiz Temmuz) farkındalık hareketi de tüketicileri günlük yaşamlarında küçük ama etkili değişiklikler yapmaya; yeniden kullanılabilir çanta, matara ve ambalaj alternatiflerini tercih ederek plastik kullanımını azaltmaya teşvik ediyor. 180 günde doğadan çözünen plastik poşet Sanayinin yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmesi kadar, tüketicilerin bilinçli tercihleri de plastiksiz bir geleceğin inşasında kritik rol oynuyor. Bu doğrultuda Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, Türkiye'nin ilk TÜV sertifikalı nişasta bazlı biyopolimer üreticisi olarak, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle çevreye duyarlı çözümleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyobozunur ham madde, doğada yaklaşık 180 gün içinde tamamen çözünerek herhangi bir özel işleme ihtiyaç duymadan toprağa geri dönebiliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, tek kullanımlık plastiklere sürdürülebilir bir alternatif sunarken, döngüsel ekonominin yaygınlaşmasına ve plastiksiz yaşam vizyonunun desteklenmesine de katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP 31’e Doğru Konferansında Sunar Yatırım’dan Sürdürülebilirlik Vurgusu Haber

COP 31’e Doğru Konferansında Sunar Yatırım’dan Sürdürülebilirlik Vurgusu

Küresel iklim gündemi ve COP süreçleriyle birlikte üretim yapan şirketlerin yalnızca ekonomik performansları değil, çevresel etkileri de belirleyici hale geliyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri ekseninde entegre üretim yapısına sahip olan Sunar Yatırım ise bu dönüşümün Türkiye’deki örnek modellerinden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin tarıma dayalı en köklü sanayi gruplarından biri olan Sunar Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, Yeşil İş Platformu’nun COP31 çerçevesinde Adana’da düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katılarak, sanayideki dönüşümün üretimin geleceği üzerindeki etkisini değerlendirdi. Sanayide karbon azaltımı, enerji dönüşümü, döngüsel ekonomi ve yeşil finansman başlıkları ele alındığı konferansta Çomu, Sunar Yatırım’ın entegre üretim modeli, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve biyoendüstriye dönüşüm stratejilerini de paylaştı. “Çukurova’dan dünyaya uzanan biyoendüstri yolculuğu” Konuşmasında Sunar Yatırım’ın dönüşüm hikayesini anlatan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, şirketin üretim modelini şu sözlerle özetledi: “Sunar Yatırım olarak yapımızı Çukurova’dan dünyaya uzanan entegre bir biyoendüstri yolculuğu olarak görüyoruz. 1974 yılında başlayan üretim serüvenimiz bugün 6 kıtaya yayılan, 120’den fazla ülkeye ihracat yapan bir yapıya dönüştü. Bizim yaklaşımımız yalnızca tarımsal hammaddeleri işlemek değil; onları gıda, kimya, ilaç ve biyoplastik gibi farklı alanlarda yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmektir.” Çomu konuşmasında, sürdürülebilirliğin şirket stratejisinin merkezinde yer aldığını vurgulayarak, üretim kararlarının artık yalnızca ekonomik değil, çevresel etkileri de dikkate alacak şekilde şekillendiğini ifade etti. Entegre yapı ile çevresel etkiyi azaltıyor, verimliliği artırıyor Mustafa Nuri Çomu konuşmasında, entegre yapıları sayesinde aynı tarımsal hammaddenin gıda, kimya, ilaç ve biyoplastik gibi farklı alanlarda katma değerli ürünlere dönüştürülebildiğini, böylece hem kaynak verimliliğinin artırıldığı hem de döngüsel ekonomi yaklaşımının üretim süreçlerine entegre edildiğini söyledi. Çomu, sürdürülebilir üretim yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde “Sürdürülebilir üretim bizim için verimlilik, düşük karbon ve döngüsel ekonomi ekseninde şekillenen bütüncül bir dönüşüm modelidir. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık geri kazanımı ve ambalaj optimizasyonu gibi tüm süreçlerimizi birbirine entegre bir sistem olarak ele alıyor; üretimimizi hem çevresel etkiyi azaltacak hem de verimliliği artıracak şekilde sürekli geliştiriyoruz.” dedi. 2027’de tesislerin tüm elektrik ihtiyacını kendi GES santrallerinden karşılayacak Konferansta Sunar Yatırım’ın sürdürülebilirlik stratejisine de değinilerek, şirketin yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği çalışmaları ve döngüsel üretim yaklaşımını üç ana eksende yürütüldüğü ifade edildi. 41,5 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi yatırımlarının bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri olduğu belirtildi. 2025 yılı itibarıyla gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu sağlandığı ve 3.529 ton karbon salımının önlendiği paylaşıldı. Ayrıca 36 ambalaj optimizasyon projesiyle plastik kullanımının azaltılması ve kaynak verimliliğinin artırılması yönünde önemli ilerleme kaydedildiği ifade edildi. İleri biyolojik atıksu arıtma sistemleri ve biyogaz üretimi uygulamalarıyla da suyun yeniden kullanımının sağlandığı ve atıkların enerjiye dönüştürülerek üretim süreçlerine geri kazandırıldığı aktarıldı. 2025 yılı itibarıyla tükettiği elektriğin yüzde 50’sini kendi güneş enerjisi santrallerinden (GES) karşılamaya başlayan şirket, 2027 yılına kadar üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerinden karşılamayı; karbon salınımını da 2027’ye kadar yüzde 50, 2030’a kadar ise yüzde 75 azaltmayı hedefliyor. “Petrol bazlı plastiklere alternatif olan biyobozunur biyopolimerleri, sanayiyle uyumlu, üretim hatlarına entegre edilebilir bir teknoloji olarak ele alıyoruz” Konferansta Sunar NP’nin biyoplastik alanındaki çalışmaları, sanayi ölçeğinde uygulanabilirlik ve dönüşüm kapasitesi açısından da değerlendirildi. Bu kapsamda Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, biyoplastiklerin gelecekteki üretim modelleri içindeki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Çomu, biyoplastik dönüşümünü “alternatif bir ürün geliştirme süreci” olarak değil, doğrudan sanayinin üretim altyapısını etkileyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak tanımladı. Bu çerçevede Sunar NP’nin geliştirdiği çözümlerin yalnızca çevresel fayda değil, aynı zamanda mevcut endüstriyel sistemlerle uyumlu çalışabilirlik hedefi taşıdığını vurguladı. Çomu konuyla ilgili açıklamasında “Plastik tartışması bugün dünyada çok kritik bir noktaya geldi. Ancak burada önemli olan, her malzemenin aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğidir. Sunar NP olarak biz, petrol bazlı plastiklere alternatif olarak geliştirilen biyobozunur biyopolimerleri yalnızca çevresel bir çözüm değil, sanayiyle uyumlu, üretim hatlarına entegre edilebilir bir teknoloji olarak ele alıyoruz.” “Dönüşüm artık bir tercih değil, sanayinin kaçınılmaz yönüdür” Biyoplastik üretiminde en kritik unsurun üretim süreçlerinin sürekliliğini ve verimliliğini koruyabilmek olduğunu söyleyen Çomu; geliştirilen ürünlerin mevcut üretim hatlarında kullanılabilir, proses stabilitesi sağlayan ve ölçeklenebilir yapıda tasarlandığını belirtti. Konuşmada ayrıca Sunar NP’nin W-Natural ürün grubunun ambalaj, e-ticaret, perakende ve endüstriyel uygulamalarda yaygın şekilde kullanıldığına dikkat çekildi. Bu ürünlerin 90 ila 180 gün içerisinde biyolojik olarak çözünerek mikroplastik oluşumunu engellediği ve böylece döngüsel ekonomi yaklaşımına doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. Çomu biyoplastiklerin gelecekteki rolüne ilişkin değerlendirmesinde “Biz biyoplastikleri yalnızca çevre dostu bir alternatif olarak değil, geleceğin üretim standardını şekillendiren temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Bu dönüşüm artık bir tercih değil, sanayinin kaçınılmaz yönüdür.” dedi. Konferansta Sunar Yatırım’ın tarımdan biyoendüstriye uzanan entegre üretim modeli, sürdürülebilir sanayi dönüşümüne yönelik örnek yaklaşımlar arasında gösterildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Korteks Yenilikçi ve Sürdürülebilir Ürünleriyle Techtextil Fuarı’na Katıldı Haber

Korteks Yenilikçi ve Sürdürülebilir Ürünleriyle Techtextil Fuarı’na Katıldı

Avrupa’nın önde gelen entegre polyester iplik üreticilerinden Korteks, Techtextil 2026 Fuarı’nda teknik tekstil ve sürdürülebilirlik odağındaki yenilikçi ürün portföyünü uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturdu. İki yılda bir düzenlenen ve teknik tekstil alanında dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Techtextil’de Korteks, geniş ürün portföyüyle hem teknik performans hem de sürdürülebilirlik odağındaki yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Korteks, fuarda farklı endüstrilerin ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği fonksiyonel iplik çözümlerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Bu kapsamda sergilenen başlıca fonksiyonel ürünler arasında; DRY TOUCH®, TAÇ FLAME RETARDANT, TAÇ ANTISTATIC, TAÇ THERMAL TOUCH®, TAÇ UV RESISTANT, TAÇ CLEAN GUARD®, TAÇ CUT RESISTANT, TAÇ HYBRID®, TAÇ INFRARED® ve TAÇ FLUORESCENT® yer aldı. Söz konusu ürünler; savunma sanayiinden otomotive, sağlıktan spor tekstillerine kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor. Sürdürülebilirlik odağında yenilikçi çözümler Korteks, Techtextil 2026’da sürdürülebilirlik vizyonunu yansıtan çevre dostu iplik çözümlerini de ön plana çıkardı. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen ürünler, sektörün dönüşümüne katkı sağlayan önemli alternatifler sunuyor. Bu kapsamda fuarda sergilenen sürdürülebilir ürünler arasında; geri dönüştürülmüş hammaddelerden üretilen TAÇ REBORN®, biyobozunur özellik sunan TAÇ BIOLOOP® CiCLO Inside ve üretim sürecinde su ve enerji tasarrufu sağlayan Dope Dyed teknolojisi öne çıktı. Korteks’in sürdürülebilir ürün portföyü, çevresel etkileri minimize ederken yüksek performans beklentilerinden ödün vermeyen bir üretim yaklaşımını ortaya koyuyor. Korteks Genel Müdürü Barış Mert: “Teknik tekstilde inovasyon ve sürdürülebilirliği birlikte geliştiriyoruz” Korteks Genel Müdürü Barış Mert, Techtextil 2026 katılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Korteks olarak savunma sanayiinden otomotive, sağlıktan ev tekstiline kadar uzanan geniş bir kullanım alanına hitap eden yüksek katma değerli ürünlerimizle teknik tekstil alanındaki gücümüzü her geçen gün daha da ileri taşıyoruz. Ar-Ge ve inovasyonu odağımıza alarak geliştirdiğimiz fonksiyonel ipliklerimizle, müşterilerimizin değişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarına çözüm sunuyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine konumlandırıyor; hammaddeden üretim süreçlerine, enerji ve su yönetiminden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. TAÇ BIOLOOP® CiCLO Inside, TAÇ REBORN® ve Dope Dyed gibi çözümlerimizle sektörün sürdürülebilir dönüşümüne katkı sağlıyoruz. Techtextil 2026’da sergilediğimiz ürünlerimizle hem teknolojik yetkinliğimizi hem de sürdürülebilirlik odağımızı global ölçekte bir kez daha ortaya koymaktan memnuniyet duyuyoruz. Teknik tekstil alanındaki uzmanlığımızla sektöre değer katmaya devam edeceğiz.” Geniş kullanım alanı ve güçlü ihracat ağı Korteks’in geliştirdiği polyester filament iplikler; giyimlik kumaşlardan halı ve döşemelik ürünlere, nevresim, tül ve perde gibi ev tekstili uygulamalarından; otomotiv sektöründe kullanılan tavan, koltuk ve kapı iç kaplama bileşenlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bunun yanı sıra tente, branda, bahçe mobilyaları, şezlong ve şemsiye gibi dış mekân uygulamalarında da tercih edilmektedir. Toplamda 3000 farklı polyester filament iplik çeşidi üreten Korteks, güçlü üretim altyapısı ve geniş ürün portföyüyle küresel pazarda etkin bir oyuncu konumunda yer almaktadır. Şirket; Almanya, Belçika, İngiltere, Fransa, Polonya, İtalya, İspanya, ABD, Kanada, Mısır, Meksika ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 50 ülkeye ihracat gerçekleştirmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Korteks, Uluslararası İstanbul İplik Fuarı’nda Yenilikçi ve Sürdürülebilir İplikleriyle Öne Çıktı Haber

Korteks, Uluslararası İstanbul İplik Fuarı’nda Yenilikçi ve Sürdürülebilir İplikleriyle Öne Çıktı

Zorlu Tekstil Grubu şirketlerinden Korteks, fuarda Ar-Ge merkezinde geliştirdiği yenilikçi, sürdürülebilir, fonksiyonel ve katma değerli ipliklerini sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Türkiye’nin ve Avrupa’nın önde gelen polyester iplik üreticileri arasında yer alan Korteks, fuarda özellikle sürdürülebilirlik odağında geliştirilen iplik teknolojileri ile yüksek performans sunan teknik ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Fuarda öne çıkan ürünler arasında geri dönüştürülmüş hammaddeden üretilen TAÇ REBORN®, biyobozunur özellikte geliştirilen TAÇ BIOLOOP®, üretim sürecinde su kullanımını ortadan kaldıran renklendirme teknolojisi Dope Dyed iplikleri ile performans odaklı çözümler sunan TAÇ INFRARED®, TAÇ FLUORESCENT®, DRY TOUCH®, CLEAN GUARD® ve TAÇ HYBRID® yer aldı. “Sürdürülebilirlik ve teknoloji odağındaki ürünlerimizle sektörün dönüşümüne katkı sağlıyoruz” Korteks Genel Müdürü Barış Mert, fuarla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Uluslararası İstanbul İplik Fuarı, tekstil sektörünün yenilikçi çözümlerini paylaşmak ve iş birliklerini geliştirmek açısından önemli bir platform. Korteks olarak sürdürülebilirlik ve teknoloji odağındaki ürünlerimizle sektörün dönüşümüne katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yıl da fuarda özellikle çevresel etkileri azaltmaya yönelik geliştirdiğimiz sürdürülebilir ipliklerimiz ile performans odaklı teknik çözümlerimizi sektör profesyonelleriyle buluşturmaktan memnuniyet duyduk.” Sürdürülebilirlik odağında geliştirilen iplik teknolojileri Barış Mert, fuarda öne çıkan sürdürülebilir ürünlere ilişkin değerlendirmesinde şu bilgileri paylaştı: “Sürdürülebilirlik odağındaki ürünlerimiz arasında geri dönüşümlü ipliğimiz TAÇ REBORN®, biyobozunur özellikte geliştirdiğimiz TAÇ BIOLOOP® ve üretim süreçlerinde su kullanımını ortadan kaldıran renklendirme teknolojimiz Dope Dyed öne çıkıyor. Özellikle TAÇ BIOLOOP®, tekstil ürünlerinden kaynaklanan sentetik mikrofiber kirliliğini azaltmak amacıyla geliştirdiğimiz yenilikçi bir teknoloji. Bu iplik, yalnızca doğal biyolojik bozulmanın gerçekleşebileceği koşullarda devreye girerek çevresel etkileri minimize ederken, ürün kullanım süresince performansını korumaya devam ediyor.” Teknik tekstillerde yüksek performanslı çözümler Fuarda performans ve fonksiyonellik odaklı teknik ipliklerin de tanıtıldığını belirten Mert şöyle devam etti: “TAÇ Infrared, TAÇ Flourecent, Dry Touch, Clean Guard ve TAÇ Hybrid gibi ürünlerimiz farklı kullanım alanlarına yönelik ileri teknoloji çözümler sunuyor. Örneğin DRY TOUCH® teknolojisi, hızlı emicilik ve kuruma özellikleri sayesinde spor giyimden iş kıyafetlerine kadar geniş bir kullanım alanında konfor ve performansı bir araya getiriyor. TAÇ INFRARED® teknolojisi ise düşük ışık koşullarında kullanılabilen özel uygulamalar için geliştirilmiş çözümler sunuyor. Yenilikçi iplik çözümleri arasında öne çıkan TAÇ Thermal Touch ürünümüz ise üstün termal konfor performansıyla dikkat çekiyor. Özel termal kumaşların üretimi için geliştirilen bu iplik, hızlı ısınma ve geç soğuma etkisi sayesinde uzun süreli sıcaklık hissi sağlıyor. Bu ürünler, Korteks’in teknik tekstiller alanındaki inovasyon gücünü ortaya koyuyor.” “Sürdürülebilirliği tüm üretim süreçlerimizin merkezine alıyoruz” Korteks’in sürdürülebilirlik yaklaşımına da değinen Barış Mert sözlerini şöyle tamamladı: “Korteks olarak hammadde seçiminden üretim süreçlerine, su ve enerji yönetiminden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda sürdürülebilirliği merkeze alan 360 derece bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Grubumuzun Akıllı Hayat 2030 stratejisi doğrultusunda doğal kaynakların korunmasını ve döngüsel ekonomi prensiplerini odağımıza alarak üretim yapıyoruz. 50 yılı aşkın deneyimimiz ve teknik tekstil alanındaki uzmanlığımızla, sürdürülebilir ve fonksiyonel özellikleriyle fark yaratan katma değeri yüksek ürünler geliştirmeye ve tekstil sektörüne değer katmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA, Girişimcilik Ekosistemini Desteklemeyi Sürdürüyor Haber

AgeSA, Girişimcilik Ekosistemini Desteklemeyi Sürdürüyor

Bu kapsamda AgeSA, ‘Altın Paydaş’ı olduğu İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi tarafından düzenlenen Big Bang Startup Challenge etkinliğinde, Bloocell Sağlık Teknolojileri ve Biges Kompozit girişimlerine toplamda 1 Milyon TL hibe desteği sağladı. Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün lider kuruluşlarından AgeSA, girişimleri gelişim yolculuklarında desteklemeye ve potansiyel işbirliği fırsatları yaratmaya devam ediyor. Bu doğrultuda AgeSA, 2019 yılından bu yana destekçisi olduğu İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi tarafından düzenlenen Türkiye’nin en büyük girişimcilik etkinliği Big Bang Startup Challenge 2025 kapsamında, Bloocell Sağlık Teknolojileri ve Biges Kompozit girişimlerine toplamda 1 Milyon TL hibe desteği sağladı. AgeSA’nın hibe desteği verdiği Bloocell Sağlık Teknolojileri, kişiye özel üretilebilen, biyobozunur yapısıyla doğal yenilenmeyi destekleyen ve doku onarımında etkili çözümler sunan yapay doku teknolojisi sunuyor. AgeSA’nın destek sağladığı bir diğer girişim olan Biges Kompozit ise döngüsel ekonomi prensiplerini esas alarak tekstil atıklarını ileri dönüşüm yoluyla yüksek performanslı kompozit malzemelere, akustik panellere ve sürdürülebilir hammaddelere dönüştüren çevreci bir malzeme teknolojisi sunuyor. AgeSA bu girişimlere verdiği destekle teknoloji girişimciliği ekosistemini desteklemenin yanı sıra sürdürülebilir kalkınma amaçlarına da katkı sunmayı hedefliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.