Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyoçeşitlilik

Kapsül Haber Ajansı - Biyoçeşitlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyoçeşitlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu Haber

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu

Bursa Kız Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve Uzman Biyolog Emine Poyraz yürütücülüğünde, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhayat Dalkıran'ın proje uzmanlığında hayata geçirilen "Doğanın Dilini Öğreniyorum-3" programı 31 Ağustos-5 Eylül 2026 tarihleri arasında Bursa'da gerçekleştirildi. TÜBİTAK 4004 kapsamında desteklenen projenin amacı; katılımcıların doğayı tanıma ve koruma bilincini geliştirmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla kullanılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemini kavratmaktı. Bu kapsamda; Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde ikamet eden, farklı devlet liselerinde öğrenim gören ve 10. sınıftan 11. sınıfa geçen 36 öğrenci, doğayla iç içe çok yönlü bir eğitim programına katıldı. Doğa, öğrenciler için açık hava laboratuvarına dönüştü Proje sayesinde öğrenciler, doğayı yalnızca teorik bilgilerle değil; gözlem, inceleme ve uygulamaya dayalı deneyimlerle keşfetti. Doğal ortamların birer açık hava laboratuvarı olarak ele alındığı programda katılımcılar, sorgulayıcı ve bütüncül bir yaklaşımla ekosistemleri değerlendirme imkânı buldu. Öğrenciler proje süresince; ekosistemler, canlı ve cansız etmenler, doğal denge, biyolojik ve ekolojik çeşitlilik, jeomorfolojik oluşumlar, atık yönetimi, yaban hayatı, orman yangınları, çevre kirliliği, küresel iklim değişikliği, doğal-tarihi-kültürel miras, milli parklar ve korunan alanlar gibi başlıklarda alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Uludağ Milli Parkı, Uluabat Gölü, Karacabey Longoz Ormanları, Nilüfer Çayı ve Aktopraklık Höyük Arkeoparkı gibi duraklarda gerçekleştirilen eğitimler sayesinde öğrenciler, doğadaki ilişkileri, döngüleri ve insanın ekosistem içindeki yerini yerinde gözlemleme şansı yakaladı. Böylece programın; öğrencilerin çevre okuryazarlığını ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik farkındalığını artırma, çevreye karşı sorumluluk duygularını güçlendirme ve bilime yönelik olumlu tutumlarını destekleme hedefine ulaşıldı. Harmanlık RES'te sürdürülebilir enerji yolculuğu Projenin beşinci gününde Harmanlık RES'te gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlere Borusan EnBW Enerji ev sahipliği yaptı. Bursa'nın Karacabey ilçesinde bulunan ve 55,2 MW kurulu gücüyle 16 rüzgâr türbininden oluşan Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesine önemli katkı sağlayan santraller arasında yer alıyor. Şirketin tesis ekibi ve uzman biyoloğu eşliğinde düzenlenen programda öğrenciler, rüzgâr enerjisinin çalışma prensiplerini, tesislerde yürütülen çevresel süreçleri ve sürdürülebilirlik uygulamaları hakkında kapsamlı bir saha deneyimi edindi. "Sürdürülebilir Enerji Yolculuğu: Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali" başlıklı saha eğitiminin ardından, "Doğadan Güç Alıyoruz: Rüzgâr Enerjisi ve Sürdürülebilir Gelecek, RES Santrallerinin Ekosisteme Etkisi" başlıklı oturum gerçekleştirildi. Bu oturumlarda rüzgâr enerjisinin temiz enerji dönüşümündeki rolü, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevreyle uyumlu şekilde planlanmasının önemi ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik yaklaşımlar ele alındı. Altı gün süren proje kapsamında öğrencilerin bilimsel gözlem becerilerinin geliştirilmesi, çevresel farkındalıklarının artırılması ve doğayla kurdukları bağın güçlendirilmesi amaçlandı. Program, proje çıktılarının değerlendirilmesi ve sertifika töreniyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi

Akfen Yenilenebilir Enerji, sürdürülebilirlik yaklaşımını iklim değişikliğine karşı dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir yenilenebilir enerji portföyü oluşturma hedefi doğrultusunda sürdürürken, 2025 yılına ilişkin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ile paydaşlarının bilgisine sundu. Şirketin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın TSRS S1 ve TSRS S2 hükümleri doğrultusunda hazırlanan ilk raporu; sürdürülebilirlikle ve iklimle ilişkili risk ve fırsatları yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler çerçevesinde ele alıyor. Raporda, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkısının yanı sıra operasyonel dayanıklılık, kaynak verimliliği, yeni teknolojiler, çalışanlar, toplumsal etki ve biyoçeşitlilik alanlarındaki çalışmaları da yer alıyor. KURULU GÜÇ 887 MW SEVİYESİNE ULAŞTI Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi RÜZGÂR VE HİBRİT ÜRETİMDE YÜZDE 14,7 BÜYÜME 2025 yılında hidroelektrik üretimi hidrolojik koşulların etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 21,5 azalırken, güneş santrallerinin üretimi ise bir önceki yıla yakın bir seviyede kaldı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin çeşitlendirilmiş üretim portföyü toplam üretimin artmasını destekledi. Şirketin rüzgâr ve hibrit üretim portföyünden elde ettiği elektrik üretimi 2025 yılında 1.099,6 GWh’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 14,7 arttı. Rüzgâr ve hibrit GES yatırımlarının toplam kurulu güç içerisindeki payı da yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı. Bu gelişim, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine dayanan portföy yapısının değişken iklim ve üretim koşullarına karşı sağladığı operasyonel dayanıklılığı ortaya koydu. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMASINDA TSRS DÖNEMİ 2025 yılı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin sürdürülebilirlik raporlaması açısından da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şirket, ilk kez Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları doğrultusunda hazırladığı raporunda sürdürülebilirlik ve iklim kaynaklı risk ve fırsatları daha bütüncül bir çerçevede değerlendirdi. TSRS kapsamında ilk uygulama döneminde açıklanması zorunlu olmamasına rağmen şirket, 2025 yılı Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak hesaplayarak raporladı. Raporda yer alan seçili çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri için ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimi gerçekleştirildi. YEREL PAYDAŞLARA YÖNELİK SOSYAL ETKİ ÇALIŞMALARI Raporun sosyal etki başlıkları arasında Akfen Yenilenebilir Enerji finansörlüğünde, TİKAV koordinasyonunda yürütülen “Önlem Al, Güvende Kal” projesi de yer aldı. Proje kapsamında 2025 yılında Türkiye’nin 28 farklı lokasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla yaklaşık 3 bin kişiye afetlere hazırlık ve afet yönetimi konularında ulaşıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji ayrıca santrallerinin bulunduğu bölgelerde altyapı, sosyal ihtiyaçlar ve güvenlik gibi alanlarda yerel paydaşlara destek sağlamaya devam etti. BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜ Çevresel çalışmalar kapsamında biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik izleme faaliyetlerine 2025 yılında da devam edildi. RES ve EDT projeleri kapsamında flora-fauna ve yarasa izleme çalışmaları gerçekleştirilirken ekolojik raporlamalar istatistiki veriler elde edebilme adına devam ettirildi. Ayrıca santral çalışanlarının santral çevresinde karşılaştıkları canlı veya ölü hayvanlara ilişkin gözlemlerini dijital ortamda bildirebilmelerine yönelik uygulama da biyoçeşitlilik izleme çalışmalarının bir parçası olarak kullanıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji, önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeyi, rüzgâr ve güneş kaynaklı büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi, elektrik depolama ve yeni teknolojiler alanındaki çalışmalarını ilerletmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Sürdürülebilirliği iş modelinin ve kurumsal karar alma süreçlerinin merkezinde konumlandıran Akfen Yenilenebilir Enerji, Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkı sağlamayı ve tüm paydaşları için uzun vadeli, dayanıklı ve sürdürülebilir değer yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Denizlere Mavi Nefes Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Denizlere Mavi Nefes

Garanti BBVA’nın DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Eylül 2021’de başlattığı Mavi Nefes Projesi, deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunmasına yönelik çalışmalarını genişletiyor. Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak başlayan ve ardından Adrasan ve Van Gölü’ne uzanan proje bugün İstanbul Boğazı, Antalya, Göcek, Saros Körfezi ve Marmara Denizi’ndeki Prens Adaları’nda atık toplama, habitat restorasyonu, bilimsel izleme ve eğitim çalışmalarını bir arada yürütüyor. Temmuz 2026 itibarıyla proje kapsamında ulaşılan sonuçlar, Mavi Nefes’in acil temizlik ihtiyacına yanıt veren bir çalışmadan deniz ekosistemlerinin korunmasını, onarılmasını ve bilimsel verilerle izlenmesini odağına alan çok boyutlu bir programa dönüştüğünü ortaya koyuyor. Deniz süpürgeleri ve sıvı atık alım tekneleriyle yürütülen temizlik çalışmalarına deniz çayırı transplantasyonu, mercan ve gorgon kolonilerinin korunması, biyoçeşitlilik araştırmaları ve farklı yaş gruplarına yönelik eğitim programları eşlik ediyor. Mahmut Akten: “Denizleri korumak, uzun soluklu ve ölçülebilir bir dönüşüm gerektiriyor” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, projenin ulaştığı noktaya ilişkin şunları söyledi: “Mavi Nefes’i bir temizlik çalışmasının ötesinde bilimsel veriye dayalı, etkisi ölçülebilen ve farklı paydaşların katkısıyla büyüyen uzun soluklu bir dönüşüm programı olarak ele alıyoruz. Bugün ulaştığımız sonuçlar, denizleri korumak için sahadaki müdahaleyi bilimsel araştırma ve eğitimle birlikte yürütmenin önemini ortaya koyuyor. Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezinde konumlandırıyor; deniz ekosistemlerinin kendini yenileme kapasitesini destekleyen, toplumsal farkındalığı güçlendiren çalışmalara TURMEPA ile devam ediyoruz. BBVA ile birlikte ‘Küresel Bankacılık Partneri’ olarak yer aldığımız COP31, Mavi Nefes kapsamında yıllar içinde oluşan bilimsel birikimi, saha deneyimini ve ekosistemlerin korunmasına yönelik yaklaşımımızı uluslararası ölçekte görünür kılmak için önemli bir fırsat sunuyor. Mavi Nefes’in beş yıllık yolculuğunu Antalya’da dünya kamuoyuyla buluştururken, ‘Denizlerimiz için birlikte çalışır, birlikte yaparız’ mesajını bir kez daha vurgulayacağız.” Şadan Kaptanoğlu: “Bilimsel veriyi sahadaki deneyimle buluşturuyoruz” TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu ise, “Denizler ve okyanuslar korunması gereken eşsiz yaşam kaynaklarımızdır. TURMEPA olarak ‘Deniz Varsa, Hayat Var’ diyerek kirliliği kaynağında önlemek, deniz çayırları ve mercanlar gibi hassas habitatları bilimsel yöntemlerle korumak ve çocuk ve gençlerimizde deniz koruma bilincini güçlendirmek için çalışıyoruz. Mavi Nefes’le atık toplama faaliyetlerini bilimsel araştırmalar, ekosistem restorasyonu, kesintisiz eğitim ve izleme çalışmalarıyla bir araya getirerek bütüncül bir koruma modeli oluşturduk. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Garanti BBVA’nın uzun soluklu desteğiyle farklı bölgelerde edindiğimiz bilgi ve saha deneyimizi kalıcı çözümlere dönüştürüyoruz. Ülkemizin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de de Mavi Nefes’in ortaya koyduğu bu birikimi dünya ile paylaşarak denizlerin ve okyanusların sesi olacağız. Denizleri korumak geleceği korumaktır ve bunu ancak tıpkı Mavi Nefes’teki gibi el ele vererek başarabiliriz” diye konuştu. 335 bin tonu aşan katı atık, 6,4 milyon litre sıvı atık Mavi Nefes deniz süpürgeleri aracılığıyla İstanbul Boğazı’nda proje başlangıcından Temmuz 2026’ya kadar 311 bin 820 kilogram katı atık toplandı. TÜİK’in belediyelerde kişi başı günlük ortalama atık miktarını 1,03 kilogram olarak hesapladığı 2022 verisi esas alındığında, bu miktar 302 bin 737 kişinin bir günde ürettiği atığa karşılık geliyor. Mayıs 2023-Aralık 2025 döneminde Van Gölü’nde çalışan Ahtapot 6 deniz süpürgesi ise 23 bin 368 kilogram atık topladı. Bu miktar da 22 bin 687 kişinin günlük atık üretimine eşdeğer. Garanti BBVA desteğiyle Mayıs 2024’ten bu yana Göcek’te hizmet veren TURMEPA 3 sıvı atık alım teknesi, üç yaz sezonunda 4 bin 133 tekneden 1 milyon 912 bin 982 litre atık teslim aldı. Böylece 15 milyon 303 bin 856 litre deniz suyunun temiz kalmasına katkı sağlandı. Projenin 2022 ve 2023 yaz sezonlarında Adrasan-Kemer hattında yürütülen çalışmalarında da 4 milyon 500 bin litre siyah ve gri su teknelerden alındı. İki sahadaki çalışmalarla teslim alınan sıvı atık miktarı toplam 6 milyon 412 bin 982 litreye ulaştı. Eğitimlerle 150 bini aşkın kişiye ulaşıldı Mavi Nefes’in çevrim içi eğitimleri, Eğitim Otobüsü ve Mavi Dedektifler programıyla bugüne kadar 143 bin 408 öğrenci ve 7 bin 446 öğretmen olmak üzere toplam 150 bini aşkın kişiye ulaşıldı. İklim Değişikliği Eylem Planı ile Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği Dersi Öğretim Programı esas alınarak hazırlanan çevrim içi eğitimlerden 143 bin 759 kişi yararlandı. İçeriklerde iklim değişikliğinin etkileri ve yol açabileceği afetlerin yanı sıra enerji ve su verimliliği, hava, su ve toprak kirliliği, geri dönüşüm, sıfır atık ve halk sağlığı konuları ele alındı. Beş yıldır ekim aylarında yola çıkan Mavi Nefes Eğitim Otobüsü, 5 bin 956 öğrenci ve 406 öğretmen olmak üzere 6 bin 362 kişiyi robotik kodlama ve üretim becerileri atölyeleriyle buluşturdu. Öğrenciler blok tabanlı kodlamayı çevre sorunlarının çözümünde kullanmayı öğrenirken, ahşap tasarımı atölyesinde çevre bilincini destekleyen el yapımı yelkenliler üretti. Lise çağındaki gençlerin gönüllü olarak katıldığı Mavi Dedektifler programına ise 689 öğrenci ve 44 mentor öğretmen dahil oldu. Üç interaktif buluşmadan oluşan programda gençler, Sıfır Atık Mavi eğitimini geliştirmeye yönelik proje fikirleri hazırladı. Göcek’te üç “Oksijen Üretim Noktası” Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen deniz çayırı izleme, koruma ve transplantasyon çalışmaları kapsamında Tersane Adası, Darboğaz ve Kille Koyu’nda yapılan restorasyon ile ekilen fide sayısı 14 bin 800’e ulaştı. Bilimsel takiplerde fidelerin canlılık oranının yüzde 70’in üzerinde olduğu teyit edildi. Bu sonuç üzerine üç istasyon özel işaret şamandıralarıyla koruma altına alınarak “Oksijen Üretim Noktası” ilan edildi. İzleme ve deniz suyu analizlerinin yanı sıra deniz çayırları üzerindeki baskılar, yabancı türler ve karbon tutma kapasitesi de bilimsel olarak değerlendirildi. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen yaş tayini çalışmasında yaklaşık 2 bin yaşında olduğu belirlenen deniz çayırı da araştırma raporunda yer aldı. Saros’ta 44 bin çevresel ölçüm kaydı oluşturuldu Saros’ta 5 farklı derinlikte sıcaklık ölçümleri yapıldı ve bir sene boyunca 44 bin ölçüm kaydı toplandı. Saros Körfezi’ndeki çalışmalar kapsamında yapılan görüşmelerle 150’ye yakın balıkçıyla birebir temas kuruldu; Gelibolu çevresinde düzenlenen iki paydaş toplantısıyla bölgedeki dalıcı kulüpleri, balıkçılar, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları proje hakkında bilgilendirildi. 2024 yılında 20 günü aşan saha programında 14 uzman dalıcıyla 52 dalış gerçekleştirildi ve ekip toplam 60 saatin üzerinde su altında kaldı. Mecidiye bölgesine yerleştirilen sekiz sualtı sıcaklık ölçer ile bir pH ölçerden, saatlik aralıklarla toplam 44 bin ölçüm kaydı elde edildi. Biyoçeşitlilik çalışmalarında bine yakın canlı gözlenip kayda alınırken, 700 mercan ve gorgon kolonisi temizlendi. Proje çıktıları ayrıca bir belgesel ve tür fotoğraflarından oluşan rehber kitapla görünür kılındı. Prens Adaları’nda 112 bin 627 metrekarelik deniz çayırı alanı kayda alındı Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında Nisan 2026’da başlayan saha çalışmalarında bugüne kadar 18 dalış gerçekleştirildi. Dalışlarda Cymodocea nodosa, Zostera marina ve Nanozostera noltii olmak üzere üç deniz çayırı türü kaydedildi. Büyükada, Heybeliada, Kaşıkadası ve Burgazada’da toplam 112 bin 627 metrekarelik alanda deniz çayırı varlığı belirlendi. Büyükada’daki alanların neredeyse yarısının sağlığını kaybettiği, Heybeliada’daki yatağın ise yaklaşık üçte ikisinin sağlıklı olduğu ölçüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi Haber

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi

Borusan Grubu ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, yenilenebilir enerji üretimini ekosistemi koruyan uygulamalarla birleştiriyor. Borusan EnBW Enerji çalışanlarının gönüllülük esasıyla geliştirdiği Arı Otelleri projesi, yerel türlerin korunmasına ve bölge halkının bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Kıyıköy Rüzgâr Enerji Santrali (RES) sahasında özellikle yaz aylarında türbin girişlerinde yuvalanan Avrupa eşek arısı (Vespa crabro) nedeniyle oluşan insan-yaban hayatı etkileşimi, saha operasyonları ve bakım faaliyetleri açısından iş sağlığı ve güvenliği riski yaratıyor. Borusan EnBW Enerji, bu sorunu kimyasal yöntemlere başvurmadan, ekosistem dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetmek üzere “Arı Otelleri” projesini devreye aldı. Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon (i3) sürdürülebilirlik odağını sahaya taşıyan proje; doğayı korurken operasyonel sürekliliği destekleyen, döngüsel ekonomi ve toplumsal etkiyi bir araya getiren bütüncül bir model olarak öne çıkıyor. Amasyalı, “Yeşil dönüşüm, yalnızca enerji üretmekten ibaret değil” Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji üretimi yaparken tesis sahalarımızda biyoçeşitliliği korumak, insan-yaban hayatı etkileşimini doğa temelli çözümlerle yönetmek ve bunu çalışan gönüllülüğü ile yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımla hayata geçirmek sürdürülebilirlik vizyonumuzun tam merkezinde yer alıyor. Arı Otelleri projesi, doğaya saygılı operasyon anlayışımızın, toplumsal faydayı önceleyen sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ve sahadaki ortak aklın güçlü bir örneği.” Doğal koku bariyerleriyle arılar atık malzemelerle yapılan yaşam alanlarına yönlendiriyor Arı Otelleri projesi kapsamında türbin girişlerine dikilen yabani nane, biberiye, kekik, fesleğen, adaçayı, limon otu, sarımsak, okaliptüs ve defne yaprağı gibi aromatik bitkilerle doğal koku bariyerleri oluşturuldu. Böylece Avrupa eşek arılarının zarar görmeden alternatif alanlara yönlendirilmesi sağlandı. Bununla birlikte, Kıyıköy Ortaokulu’ndan 68 öğrenci ve Borusan EnBW Enerji gönüllüleri bir araya gelerek atık malzemelerden Arı Otelleri üretti. Sahaya yerleştirilen bu oteller, arılar için güvenli yuvalama alanları oluştururken, türbin gövdelerinden toplanan yağmur sularıyla yaban hayatı için su yalakları da kuruldu. Proje, bulunduğu ekosistemin bütününü desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan arı otelleri ve su yalaklarının etkinliği ise fotokapan sistemleri ve düzenli saha gözlemleriyle aktif olarak izleniyor. Biyoçeşitlilik, eğitim ve döngüsel ekonomi aynı projede buluştu Arı Otelleri projesi, çevresel faydanın yanı sıra sosyal etki de üretti. Kıyıköy Ortaokulu ile gerçekleştirilen gönüllülük iş birliği sayesinde genç nesillerin biyoçeşitlilik, ekosistem dengesi ve doğa temelli çözümler konusunda farkındalığı artırıldı. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek arı otellerine dönüştürülmesi ise projeyi döngüsel ekonomi açısından da örnek bir uygulama haline getirdi. Kimyasal müdahale yerine doğal yönlendirme, kaynak verimliliği ve yerel paydaş katılımı, projenin en ayırt edici unsurları arasında yer aldı. “Geleceğe İlham Ödülleri”nde biyoçeşitlilik kategorisinde ödül “Arı Otelleri” projesi, Borusan Holding tarafından düzenlenen “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca saha özelinde bir çözüm üretmekle kalmadığını; aynı zamanda ölçeklenebilir, tekrarlanabilir ve sektöre örnek teşkil eden bir model sunduğunu da ortaya koydu. Borusan EnBW Enerji, Kıyıköy RES’te geliştirilen bu uygulamayı şirketin diğer sahalarında da yaygınlaştırılmayı planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nestlé Türkiye, Tarımın Geleceğine Yön Verecek  Genç Fikirleri Arıyor Haber

Nestlé Türkiye, Tarımın Geleceğine Yön Verecek Genç Fikirleri Arıyor

Programın yeni etabı olan Genç İşi Tarım Fikir Maratonu için başvurular 3-24 Ağustos tarihleri arasında alınacak. Türkiye genelinde ikamet eden 18–30 yaş arasındaki gençler, en az iki kişilik ekipler oluşturarak programa başvurabilecek. Ekipler, “Tarım ve gıda sistemlerini daha sürdürülebilir, verimli, kapsayıcı ve iklim dirençli hale getirecek hangi yenilikçi çözümleri geliştirebiliriz?” sorusundan hareketle fikirlerini geliştirecek. Programın dokuz odak alanı da bu ana soru etrafında şekilleniyor. Çok katmanlı bir program olarak tasarlanan Genç İşi Tarım, tarım alanında kendi girişimini geliştirmek isteyen gençleri uçtan uca destekliyor. Kampüs buluşmalarından çevrim içi eğitimlere, topluluk çalışmalarından mentorluklara uzanan kapsamlı yapısıyla gençlerin tarım ve gıda ekosisteminin geleceğinde aktif rol almalarına katkı sunan program, dijital eğitim sürecinin tamamlanmasının ardından fikir geliştirme aşamasına geçiyor. Bu kapsamda başvuruları açılan Fikir Maratonu’na, Türkiye genelinde ikamet eden 18–30 yaş arasındaki gençler 24 Ağustos’a kadar başvurabilecek. Programa, belirlenen odak alanlarından birine fikir geliştirmek isteyen en az iki kişilik ekipler kabul edilecek. Katılım koşullarına, süreç detaylarına ve başvuru formuna Nestlé Türkiye’nin internet sitesi üzerinden ulaşılabilecek. Fikirler uzman desteğiyle çözüme dönüşecek 17–19 Eylül 2026 tarihleri arasında çevrim içi gerçekleştirilecek 2,5 günlük Fikir Maratonu boyunca katılımcılar; problem tanımlamadan değer önerisi geliştirmeye, çözüm ve iş modeli tasarımından etkili sunum hazırlığına uzanan yoğun bir girişimcilik deneyimi yaşayacak. Ekipler, alanında uzman isimlerin eğitimlerinin yanı sıra sektör profesyonellerinin mentorluk ve geri bildirimleriyle fikirlerini test etme, geliştirme ve uygulanabilir çözümlere dönüştürme fırsatı bulacak. Problem tanımı, çözümün yenilikçiliği ve değer önerisi, etki potansiyeli, ekip yetkinliği ve motivasyon kriterleri doğrultusunda belirlenecek 10 finalist ekip, projelerini Nestlé ekipleri ve uzmanlardan oluşan değerlendirme kuruluna sunacak. Birinci ekip Genç İşi Tarım Kuluçka Programı’na doğrudan katılma hakkı kazanırken, ikinci ve üçüncü ekipler üç ay boyunca toplam altı saatlik özel koçluk desteğinden ve program kapsamında sunulacak ödüllerden yararlanacak. Tarım ve gıdanın geleceği için dokuz odak alanında çözüm geliştirecekler Fikir Maratonu’na katılan ekipler, tarım ve gıda sistemlerini daha sürdürülebilir, verimli, kapsayıcı ve iklim dirençli hâle getirecek çözümler geliştirmek üzere dokuz temel odak alanından birine odaklanacak. Bu alanlar; Akıllı Tarım Teknolojileri, Su Yönetimi, Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Koruma, Onarıcı Tarım Uygulamaları, Döngüsel Gıda Sistemleri, Güçlendirme ve Kapsayıcılık, Tedarik Zinciri ve Lojistik, İklim Dirençli Tarım ve Adaptasyon ile Tarımsal Finansman başlıklarından oluşuyor. Ekipler, seçtikleri alanda yenilikçi, uygulanabilir ve etki potansiyeli taşıyan fikirler geliştirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı Haber

WWF-Türkiye'den Yeşil Enerji Dönüşümü Çağrısı

Global Footprint Network tarafından hesaplanan Küresel Limit Aşımı Günü, insanlığın doğanın bir yıl içinde yenileyebileceği doğal kaynakları tükettiği tarihi ifade ediyor. 2026 için bu tarih 30 Temmuz olarak belirlendi. Küresel Limit Aşımı Günü'nün hesaplanmaya başlandığı 1970'lerden bu yana insanlık, Dünya'nın yıllık yenilenme kapasitesini her yıl aşmaya devam ediyor. Bugün insanlık, doğanın kendini yenileme kapasitesinden %73 daha fazla kaynak tüketiyor. Başka bir ifadeyle, mevcut üretim ve tüketim biçimimizi sürdürebilmek için yaklaşık 1,73 Dünya'nın kaynaklarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu aşırı tüketimin sonuçları; ormansızlaşma, toprak kaybı, biyolojik çeşitlilikteki azalma ve atmosferde biriken karbondioksit emisyonlarıyla giderek daha görünür hale geliyor. İklim krizinin derinleşen etkileri ve giderek sıklaşan aşırı hava olayları, doğal kaynakları doğanın sınırları içinde kullanmanın artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ekolojik Açığı Kapatmak İçin Sistemsel Dönüşüm Küresel Limit Aşımı Günü'nün her yıl yaz ortasında gerçekleşmesi, enerji, ulaşım, kentleşme, üretim ve kaynak yönetimi politikalarında doğa ile uyumlu köklü dönüşümlere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) %55 dolayında doğaya ve ekosistem hizmetlerine doğrudan bağımlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, fosil yakıtların başat sebeplerinden biri olduğu iklim ve biyoçeşitlilik krizleri neticesinde yaşanan ekolojik bozulmalar, ekonomide şiddeti ve kalıcılığı gittikçe artan arz problemlerine sebep oluyor. Hesaplamalara göre fosil yakıtlardan kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının %50 azaltılması, Küresel Limit Aşımı Günü'nü yaklaşık üç ay ileri taşıyabilir. Türkiye’nin ülke Limit Aşımı Günü ise bu yıl 6 Haziran olarak hesaplandı. Bu tarih, dünya ortalamasından yaklaşık iki ay önce gerçekleşti ve Türkiye'nin doğal kaynakları küresel ortalamadan daha hızlı tükettiğini ortaya koyuyor. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, konuyla ilgili açıklamasında "Küresel Limit Aşımı Günü, doğanın sınırlarını aşan üretim ve tüketim biçimlerinin artık sürdürülemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ekolojik açığın kapatılması, küresel politikaların doğanın kendini yenileme kapasitesiyle uyumlu hale getirilmesini ve sürdürülebilir seçeneklerin toplumun tamamı için erişilebilir kılınmasını gerektiriyor. Bu kapsamda kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan adil, düzenli ve eşitlikçi bir çıkışın hızlandırılması; yenilenebilir enerji sistemlerine öncelik verilmesi ve bozulan Kasım ayında COP31 İklim Zirvesi'ne başkanlık ve ev sahipliği yapacak Türkiye'nin önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Kula, “Türkiye'nin kömürden çıkış için açık ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyması güçlü bir liderlik mesajı olacaktır. Fosil yakıtlardan çıkış yalnızca iklim krizine karşı atılmış bir adım değil; aynı zamanda enerji güvenliğini güçlendiren, insan ve doğa için daha sağlıklı ve dayanıklı bir geleceğin de temelidir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimsa, Mannok tesisine İrlanda’nın  en büyük çatı tipi GES’ini kuruyor Haber

Çimsa, Mannok tesisine İrlanda’nın en büyük çatı tipi GES’ini kuruyor

Son yıllarda gerçekleştirdiği yenilenebilir enerji yatırımlarıyla, Türk çimento ve yapı malzemeleri sektörüne öncülük eden Sabancı Holding iştiraklerinden Çimsa, Türkiye’deki tecrübesini yurt dışına taşımaya devam ediyor. Bu kapsamda Çimsa, 2024 yılının son çeyreğinde bünyesine kattığı, Birleşik Krallık ve İrlanda coğrafyasının en önemli yapı malzemeleri tesisleri arasında gösterilen Mannok’ta çatı tipi güneş enerji santralinin (GES) kurulum çalışmalarına başladı. KURULUM YAPILACAK ÇATI, 5,5 FUTBOL SAHASINA EŞ DEĞER BÜYÜKLÜKTE Yaklaşık 5,5 futbol sahasına eş değer olan 38,8 dönümlük bir alana yayılacak santralde yaklaşık 10 bin güneş paneli yer alacak. 6 MW’lık bir kurulu güce sahip olacak santral, güneş enerjisinden üreteceği yıllık yaklaşık 4,86 milyon kWh’lık elektrikle yılda yaklaşık 792 tonluk karbon emisyonun da önüne geçecek. Sadece İrlanda yapı malzemeleri sektörünün değil, tüm ülkenin en önemli yenilenebilir enerji yatırımlarından biri olacak tesis, tamamlandığında İrlanda Cumhuriyeti’nin en büyük çatı tipi GES’i unvanının da sahibi olacak. TAMAMLANDIĞINDA, ÇİMSA’NIN TOPLAM KURULU GÜCÜ 30 MW’I AŞACAK Son yıllarda Türkiye’deki ve yurt dışındaki tesislerinde önemli GES yatırımlarına imza atan Çimsa, son 3,5 yılda Afyon, Bunol ve Eskişehir tesislerinde 45 bine yakın güneş paneli kurulumu gerçekleştirdi. Hali hazırda bu üç tesisinde 24,7 MW’lık kurulu güneş enerjisi gücüne sahip olan Çimsa, Mannok tesisindeki yatırımın da hayata geçmesiyle birlikte güneşteki toplam kurulu gücünü 30 MW’ın üzerine taşımış olacak. Hali hazırda operasyonel durumda bulunan Mersin ve Eskişehir’deki atık ısıdan elektrik üretim tesisleriyle (WHR) birlikte ise Çimsa’nın toplam kurulu gücü 41 MW’ı aşacak. Çimsa, tüm bu yatırımlarıyla birlikte yılda 50 bin tonluk karbon emisyonun da önüne geçmiş olacak. “HEM ÜRÜNLERİMİZİ HEM DE ÜRETİM TEKNOLOJİLERİMİZİ DÖNÜŞTÜRÜYORUZ” Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çimsa Yönetim Kurulu Başkanı Umut Zenar, “Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz tüm yenilenebilir enerji yatırımlarımızla bir yandan sürdürülebilirlik hedeflerimizin izinde ilerlerken bir yandan da tesislerimizin ihtiyaç duyduğu enerjinin karşılanmasında kaynak çeşitlendirmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bu sayede hem Çimsa’nın yeşil dönüşümünü güçlendiriyor hem de enerji tedariğimizi kendi kaynaklarımızdan sağlama yetkinliğimizi artırarak tesislerimizin ihtiyaç duyduğu enerjiye daha sürdürülebilir, daha güvenli, daha rekabetçi bir şekilde ulaşabiliyoruz. Çimsa’da uzun zamandır en büyük önceliğimiz çimento şirketinden, sürdürülebilirliği odağına alan küresel bir yapı malzemeleri şirketine dönüşmek. Bu süreçte, hem ürettiğimiz ürünleri hem de üretim teknolojilerimizi sürdürülebilirlikle daha uyumlu hale getiriyoruz. Bu yatırım da bu anlayışın bir göstergesi” dedi. Mannok’un Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti coğrafyasında çok önemli bir konuma sahip olduğunu sözlerine ekleyen Umut Zenar, “Bir yapı malzemeleri kampüsü olarak tanımlayabileceğimiz Mannok, çimento, çimento bazlı ürünler ve yalıtım malzemelerinin yanı sıra geri dönüştürülmüş plastik ambalaj üretimi alanlarında çok büyük bir tecrübeye sahip. Bununla birlikte sürdürülebilirlik ve biyoçeşitlilik çalışmalarıyla da kendi coğrafyasında yapı malzemeleri sektörüne yön veren bir konumda. Çimsa ve Mannok ekiplerinin koordinasyon ve sinerjisinde hayata geçirdiğimiz bu yatırım, Mannok’un bölgesindeki öncü rolünü daha da kuvvetlendirecektir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Caretta Caretta’ların Göç Rotalarına Uydu Takibiyle Işık Tutuluyor Haber

Caretta Caretta’ların Göç Rotalarına Uydu Takibiyle Işık Tutuluyor

TÜPRAG, Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD) ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle 2024 yılında hayata geçirilen Miner Turtle Projesi kapsamında, uydu takip cihazı takılan iki yeni Caretta caretta denize uğurlandı. Kızılot Ulualan Halk Plajı’nda düzenlenen etkinlikte, deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik bilimsel izleme çalışmaları, proje kapsamında elde edilen bulgular ve Akdeniz ekosistemi açısından taşıdığı önem paylaşıldı. Miner Turtle Projesi, Türkiye’nin Caretta caretta için birinci derece yuvalama alanlarından biri olan Antalya-Kızılot kumsalında, deniz kaplumbağası popülasyonlarının araştırılması ve korunması amacıyla yürütülüyor. Proje kapsamında 16 kilometrelik kumsal bandında yuva tespiti ve izleme, risk altındaki yuvaların korunması, yavru çıkışlarının yönetilmesi, canlı kurtarma çalışmaları, uydu izleme, gönüllülük programları, eğitimler ve turizm farkındalık çalışmaları gerçekleştiriliyor. 2024–2025 döneminde proje kapsamında 4.497 Caretta caretta yuvası ve 314.867 yumurta kayıt altına alındı. Aynı dönemde 110.019 yavrunun denize ulaşması sağlanırken, yuva içi ve yuva ağzı kontrollerinde 10.569 yavru canlı olarak kurtarıldı. 450 yuva koruma altına alındı. Ayrıca 2024 ve 2025 yıllarında toplam dört ergin dişi Caretta caretta’ya uydu vericisi takılarak göç yolları, beslenme ve kışlama alanlarına ilişkin bilimsel veri üretildi. Bilimsel izleme, koruma ve toplumsal farkındalık bir arada Miner Turtle Projesi, yalnızca yuvalama alanlarının fiziksel olarak korunmasına değil, deniz kaplumbağalarının yaşam döngüsünün daha iyi anlaşılmasına da katkı sağlıyor. Uydu takip çalışmaları sayesinde Caretta caretta’ların Akdeniz’deki göç rotaları izleniyor; elde edilen veriler, türlerin korunmasına yönelik bilimsel çalışmalar ve gelecek dönem planlamaları için temel oluşturuyor. Projenin sosyal etki boyutunda ise öğrenciler, turizm çalışanları, turistler, yerel topluluklar ve gönüllüler yer alıyor. 2024–2025 döneminde yaklaşık 3.100 öğrenciye, 1.450 turizm çalışanına ve 1.900 yerli/yabancı turiste biyoçeşitlilik eğitimleri ve farkındalık çalışmalarıyla ulaşıldı. Aynı dönemde 212 ulusal ve uluslararası gönüllü saha çalışmalarına katıldı. “Kızılot, Akdeniz’de deniz kaplumbağaları açısından kritik bir yuvalama alanı” Etkinlikte konuşan EKAD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Onur Candan, Kızılot kumsalının Akdeniz’deki deniz kaplumbağası popülasyonları açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları söyledi: “Deniz kaplumbağaları, yalnızca tek bir türün korunması açısından değil, bağlı oldukları kıyı ve deniz ekosistemlerinin bütünlüğü açısından da büyük önem taşıyor. Kızılot kumsalı, Caretta caretta için Türkiye’nin en önemli yuvalama alanlarından biri. Miner Turtle Projesi kapsamında yürüttüğümüz düzenli saha çalışmaları, yuva tespiti, yavru çıkış kontrolleri, kurtarma çalışmaları ve uydu takip uygulamalarıyla hem bu alanın korunmasına hem de Akdeniz ölçeğinde bilimsel veri üretilmesine katkı sağlıyoruz. Bugün denize uğurladığımız uydu takip cihazı takılı Caretta caretta da bize göç rotaları, beslenme ve kışlama alanları hakkında çok değerli bilgiler sunacak.” “Doğal sermayeye uzun vadeli yatırım yapıyoruz” Etkinlikte konuşan TÜPRAG Sürdürülebilirlik Direktörü Jale Şakıyan Ateş ise Miner Turtle Projesi’nin TÜPRAG’ın sürdürülebilirlik yaklaşımı içinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu: “TÜPRAG olarak ‘Önce insan ve çevre, sonra madencilik’ prensibiyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilir ve sorumlu madencilik anlayışımızı yalnızca operasyon sahalarımızla sınırlı görmüyor; faaliyet alanlarımızın ötesinde de doğal sermayeye uzun vadeli katkı sunmayı önemsiyoruz. EKAD ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz Miner Turtle Projesi de bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Kızılot kumsalında yürütülen bilim temelli izleme ve koruma çalışmaları sayesinde iki yılda 110 binden fazla yavrunun denize ulaşmasına destek olduk. Uydu izleme çalışmalarıyla da Caretta caretta’ların Akdeniz’deki yolculuklarını takip ederek bilimsel veri üretimine katkı sağlıyoruz. Bu proje, bizim için bir destek çalışmasının ötesinde; biyoçeşitliliği koruma, toplumsal farkındalığı artırma ve gelecek nesillere daha sağlıklı ekosistemler bırakma sorumluluğumuzun bir parçası.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AXA Türkiye, İyilik Haftası’nı 38 Etkinlik ve 4.361 Saat Gönüllülükle Tamamladı Haber

AXA Türkiye, İyilik Haftası’nı 38 Etkinlik ve 4.361 Saat Gönüllülükle Tamamladı

AXA Grubu'nun dünya genelinde faaliyet gösterdiği tüm ülkelerde her yıl düzenlediği AXA İyilik Haftası’nda AXA Türkiye çalışanları; kapsayıcı koruma, iklim ve biyoçeşitlilik ile acil ve insani yardım konuları başta olmak üzere toplamda 38 etkinlikte bir araya geldi. AXA Türkiye çalışanlarının %62’sinin en az bir etkinliğe katıldığı hafta boyunca toplam 4.361 saat gönüllülük çalışması gerçekleştirildi. AXA Türkiye, toplumsal fayda ve gönüllülük kültürünü güçlendirmek amacıyla AXA Grubu tarafından 8-12 Haziran tarihleri arasında hayata geçirilen İyilik Haftası’nı başarıyla tamamladı. Hafta kapsamında toplam 38 etkinlik gerçekleştirildi. Çalışanların %62’sinin en az bir etkinliğe dahil olduğu çalışmalarda toplam 4.361 saat gönüllülük katkısı sağlandı. Kapsayıcı koruma alanında 12, iklim ve biyoçeşitlilik alanında 7, acil ve insani yardım alanında ise 5 farklı etkinlik hayata geçirildi. Çalışanlar hafta boyunca deprem bölgesindeki ilkokul öğrencileri için karne hediyeleri hazırlanması, Bengisu Avcı’nın katılımıyla kıyı temizliği, orman temizliği, kent bahçeciliği, hayvan barınağı ziyaretleri, AFAD deprem simülasyon eğitimi, evsiz bireylere yönelik hijyen kitlerinin hazırlanması ve dağıtımı, huzurevi ziyaretleri, tekerlekli sandalye montajı, özel gereksinimli çocuklarla yaratıcı atölyeler gibi farklı gönüllülük çalışmalarına katıldı. Program, çalışan gönüllülüğünü tek seferlik desteklerle sınırlamadan; çeşitli alanlarda kalıcı farkındalık yaratmayı hedefledi. İyilik Haftası’nda Anlamlı Dayanışma: Depremde Kaybettiğimiz Voleybolcular Hatay’da Yaşatılıyor İyilik Haftası’nın dayanışma ruhuyla kesişen değer ortaklıkları kapsamında, AXA Türkiye ve Voleybolun Unutulmazları Derneği’nin özel bir projesi öne çıktı. 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden 56 voleybol emekçisinin anısını yaşatmak amacıyla inşa edilen “Depremle Unutmadıklarımız: Voleybolun Unutulmaz Evlatları” Anıt Parkı, Hatay Samandağ’da açıldı. Park, anıt duvarı, voleybol sahaları, sosyal alanları ve çocuk parkıyla yalnızca bir anma mekânı değil, bölge halkı için sporun, umudun yeniden yeşerdiği bir yaşam alanı olarak konumlanıyor. AXA Türkiye, önümüzdeki dönemde de çalışan gönüllülüğünü, değer ortaklıklarını ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarını güçlendirerek; daha kapsayıcı, dayanıklı ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sunmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.