Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyoçeşitlilik

Kapsül Haber Ajansı - Biyoçeşitlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyoçeşitlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Hedeflerinde Taahhütten Somut Eyleme Geçiş Öne Çıkıyor Haber

İklim Hedeflerinde Taahhütten Somut Eyleme Geçiş Öne Çıkıyor

Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 için hazırlıklar sürerken, BBVA ve Garanti BBVA da Küresel Bankacılık Partneri olarak zirve kapsamında farklı sektörlerden paydaşları bir araya getirecek çalışmalarını sürdürüyor. Sürdürülebilir finansmanın yanı sıra enerji dönüşümü, temiz teknolojiler, sanayinin dönüşümü, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler ve biyoçeşitlilik gibi başlıkların ele alınacağı COP31, küresel iklim hedeflerinin somut politikalara, yatırımlara ve uygulamaya dönüştürülmesi açısından önemli bir dönemeç olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda BBVA Research tarafından yayımlanan yeni bir analiz[1] de küresel iklim hedefleri ile mevcut politikalar arasındaki mesafeye dikkat çekiyor. Analize göre mevcut politikaların tam olarak uygulanması halinde küresel ısınma beklentisi gerilese de da bu seviye Paris Anlaşması’nın hedeflerinin üzerinde kalıyor. Bu tablo, önümüzdeki dönemde yalnızca yeni taahhütlerin verilmesinin değil, mevcut hedeflerin hayata geçirilmesini sağlayacak somut adımların hızlandırılmasının önemini ortaya koyuyor. “Taahhütten çok bunları hayata geçirecek iş birliklerine ihtiyacımız var” BBVA Research’ün İklim Değişikliği Başekonomisti Julián Cubero, COP31’in odağında taahhütlerden uygulamaya geçişin olması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “COP31, taahhütlerden uygulamaya geçişte yeni bir dönemi başlatmalı. Buradaki asıl mesele yeni taahhütler ortaya koymak değil, mevcut hedeflerin somut adımlarla, yeterli finansmanla, uygulamadan sorumlu aktörlerin net biçimde belirlenmesiyle ve sonuçların ölçülmesini sağlayacak mekanizmalarla desteklenmesini sağlanmasıdır.” İklim hedefleri ile uygulama arasındaki fark kapanmalı BBVA Research’ün analizinde, mevcut politikaların uygulanmasıyla küresel ısınma beklentisinin yaklaşık 2,3-2,5 derece seviyesine gerileyebileceği, ancak bunun Paris Anlaşması’nın 1,5 derece hedefinin oldukça üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde ülkelerin iklim hedeflerini güçlendirmesinin yanı sıra, bu hedeflerin hayata geçirilmesine yönelik somut adımların hızlandırılması önem taşıyor. Dönüşüm için finansmana ihtiyaç var İklim dönüşümünün önündeki önemli başlıklardan biri de finansman ihtiyacı. OECD verilerine göre gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere sağladığı ve mobilize ettiği iklim finansmanı 2013 yılında yaklaşık 50 milyar dolar seviyesindeyken, 2023 ve 2024 yıllarında 130 milyar doların üzerine çıktı. COP29’da ise gelişmekte olan ülkeler için 2035 yılına kadar yıllık en az 300 milyar dolarlık kamu finansmanı ve toplamda yıllık 1,3 trilyon dolarlık kamu ve özel finansmanı harekete geçirme hedefi ortaya kondu. Bu tablo, iklim hedeflerinin gerçekleşmesi için kamu kaynaklarının yanı sıra özel sektör ve finans kuruluşlarının da dönüşümün önemli aktörleri olduğunu gösteriyor. Garanti BBVA da Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşümünü destekleme yaklaşımı doğrultusunda finansman, danışmanlık ve sektörel uzmanlığı bir arada sunmaya odaklanıyor. Banka, 2018-2029 dönemi için belirlediği 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman hedefi kapsamında 2026’nın ilk yarısı itibarıyla yaklaşık 1,6 trilyon TL’ye ulaştı. COP31 boyunca BBVA ve Garanti BBVA Pavilyonu, iklim dönüşümünün farklı boyutlarının ele alınacağı, uluslararası diyalogların ve yeni iş birliklerinin geliştirileceği bir platform olarak da faaliyet gösterecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MG International Fragrance Company, Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımını Çalışanlarıyla Değerlendirdi Haber

MG International Fragrance Company, Sürdürülebilir Üretim Yaklaşımını Çalışanlarıyla Değerlendirdi

Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, SKA Bayrak Günü (SDG Flag Day) kapsamında düzenlediği etkinlikte Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı ve sürdürülebilir üretim yaklaşımını çalışanlarıyla birlikte ele aldı. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Girişimi kapsamında her yıl dünya genelinde kutlanan SKA Bayrak Günü, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na yönelik farkındalığın güçlendirilmesi ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluğun gündeme taşınması açısından önem taşıyor. MG International’ın gerçekleştirdiği etkinlikte de Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın iş dünyasındaki yeri ve üretim süreçlerinde sürdürülebilirliğin önemi ele alındı. Gerçekleştirilen sunumda sürdürülebilir kalkınmanın çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları değerlendirilirken, ardından düzenlenen interaktif farkındalık çalışmasıyla çalışanların Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ilişkin bilgi ve farkındalıkları pekiştirildi. Sürdürülebilirlik üretim modelinin parçası MG International’da sürdürülebilirlik, doğrudan üretim modelinin bir parçası olarak ele alınıyor. Gebze’deki üretim tesislerinde enerji verimliliğine yönelik projelerin yanı sıra, üretim süreçlerinin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar yürütülüyor. Kaynakların verimli kullanılması ve çevresel etkilerin azaltılması, üretim süreçlerinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Üretim süreçlerinin çevresel etkisini azaltmaya yönelik çalışmalar kapsamında koku, emisyon ve karbon salınımının azaltılması da önemli başlıklar arasında yer alıyor. Karbon ayak izi doğrulaması gerçekleştirilen üretim tesislerinde, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaların yanı sıra çevre odaklı sosyal sorumluluk projeleri ve sürdürülebilirlik raporlaması da yürütülüyor. Çevre çalışmalarına farklı alanlarda yatırım Sürdürülebilirlik yaklaşımının üretim süreçlerine yansıması, çevre alanındaki çalışmaların çeşitliliğinde de görülüyor. Enerji ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına yönelik uygulamalar, atıkların azaltılması ve yeniden değerlendirilmesi ve biyoçeşitliliğin korunması bu çalışmaların başlıca alanlarını oluşturuyor. Bu yaklaşım farklı platformlardan alınan ödüllerle de karşılık buldu. Kocaeli Sanayi Odası Kimya Sektörü Çevre Ödülü ve Şahabettin Bilgisu Çevre Ödülü’nün yanı sıra EcoVadis değerlendirmesinde Silver madalya alan MG International, Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde de Biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. SKA Bayrak Günü kapsamında gerçekleştirilen buluşmada, sürdürülebilirliğin yalnızca çevre başlığıyla sınırlı olmadığı; üretimden kaynak yönetimine, inovasyondan çalışanların farkındalığına kadar şirketin farklı faaliyet alanlarına uzanan bir yaklaşım olduğu vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve BBVA, New York İklim Haftası’nda Küresel İklim Gündeminin Merkezinde Yer Aldı Haber

Garanti BBVA ve BBVA, New York İklim Haftası’nda Küresel İklim Gündeminin Merkezinde Yer Aldı

Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, BBVA Kurumsal Bankacılık ve Sürdürülebilirlik Küresel Başkanı Javier Rodriguez Soler, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ve BBVA Sürdürülebilirlik Direktörlerinden Antoni Ballabriga ve Garanti BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü İrem Barzilay, hafta kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, konferans ve üst düzey yuvarlak masa toplantılarına katılarak deneyim ve görüşlerini paylaştı; Küresel gelişmeleri, Türkiye’nin ve finans ekosisteminin sürdürülebilir dönüşüm sürecini ve COP31’e giden süreçte öne çıkan başlıkları uluslararası paydaşlarla değerlendirdi. New York İklim Haftası ve eş zamanlı gerçekleştirilen 19. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında Türkiye’nin sürdürülebilir yatırım potansiyeli ve dönüşüm süreci de uluslararası paydaşlarla ele alınırken, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde iklim gündeminde hedeflerin ötesine geçerek uygulamanın hızlandırılması gerektiği vurgulandı. Bu kapsamda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan Bayraktar’ın liderliğinde düzenlenen Enerji konulu yuvarlak masa toplantısında Türkiye’nin enerji dönüşümü, enerji güvenliği ve bu alanlardaki yatırım gündemi uluslararası paydaşlarla değerlendirildi. Ayrıca COP31 İş Forumu Danışma Kuruluna katılan Garanti BBVA yöneticileri, iş dünyasında dönüşümün hızlandırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir yatırımların ölçeklendirilmesine yönelik önceliklerinin COP31 gündemine taşınmasına katkı sundu. “Artık hedef koymanın ötesine geçip uygulamayı hızlandırmak gerekiyor” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten yaptığı değerlendirmede, iklim dönüşümünde finansmanın etkisinin yalnızca rakamlarla değil, bu finansmanın hayata geçirdiği yatırımlarla ölçülmesi gerektiğine dikkat çekti. Akten, “Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek COP31 öncesinde burada en sık karşılaştığımız konu artık hedef koymanın ötesine geçip uygulamayı hızlandırmak gerekliliği. Finans dünyasında rakamları ve grafikleri çok severiz ancak asıl etkiyi bu rakamların ardındaki hikayelerde görüyoruz. Bir yatırımın nasıl hayata geçtiği, bir şirketin hangi teknolojiyle dönüşebildiği ya da bir riskin nasıl yönetilebilir hale geldiği, finansmanın gerçek etkisini gösteriyor.” dedi. Akten, sürdürülebilir dönüşümde finans sektörünün rolünü daha iyi anlamak ve anlatmak için deneyimlerini paylaşmaya önem verdiklerini belirterek; sürdürülebilir finansman, temiz enerji, elektrifikasyon, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler ve altyapılar, tarım ve biyoçeşitlilik gibi başlıklarda uygulanabilir çözümler için kamu, özel sektör, yatırımcılar, akademi ve sivil toplumla iş birliğini sürdürdüklerini söyledi. BBVA Kurumsal Bankacılık ve Sürdürülebilirlik Küresel Başkanı Javier Rodriguez Soler ise, tüm dünyadan sürdürülebilirlik liderlerinin bir araya geldiği etkinlik ve COP31 süreci ile ilgili olarak, “New York İklim Haftası, COP31 öncesindeki hazırlık çalışmalarının ilerlemesine katkı sağlarken, önümüzdeki dönemin en önemli gündemlerinden birine, hedeflerden uygulamaya geçişe, dikkat çekiyor. Finans sektörü de sermayeyi harekete geçirip, projelerin finansman açısından uygulanabilir hale gelmesine katkı sunarak ve yatırımların beraberinde getirdiği riskleri yöneterek bu sürece destek sağlayabilir. Sürdürülebilirliği büyümenin itici güçlerinden ve stratejik önceliklerinden biri olarak gören BBVA olarak biz de finansman alanındaki deneyimimizle ve müşterilerimizi destekleyerek bu dönüşüme katkı sunmak istiyoruz.” açıklamasını yaptı. BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü Antoni Ballabriga da İklim Finansmanı Üst Düzey Çözümler Diyaloğu panelinde, bankaların öngörülebilir nakit akışları yaratacak ulusal politika çerçevelerine ihtiyaç duyduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda, talep tarafını destekleyen politikaların, yükümlülüklerin ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının önemini vurguladı. Ballabriga ayrıca, yatırım yapılabilir nitelikte ulusal dönüşüm ve adaptasyon planlarına ve bu planları destekleyecek, izin süreçlerini hızlandıran düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirtti. Sinem Edige, enerji dönüşümünün finansmanını değerlendirdi Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige ise New York İklim Haftası kapsamında düzenlenen UN Global Compact Leaders Summit’te “Temiz Enerji Dönüşümünü Hızlandırmanın Önündeki Finansman ve Politika Engelleri” başlıklı panelde konuştu. Edige, enerji dönüşümünün önündeki temel engelin yalnızca sermaye eksikliği olmadığını, sermayeyi ölçekli biçimde çekebilecek yatırım yapılabilir projelerin geliştirilmesinin ve bunların doğru finansman modelleri ile desteklenmesinin kritik önem taşıdığını belirtti. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda yüksek finansman maliyetleri, kur riski, düzenleyici belirsizlikler ve altyapı kısıtlarının güçlü projelerin finansmana erişimini zorlaştırabildiğine dikkat çeken Edige, bankaların rolünün yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, finansmanı doğru projelerle buluşturmanın önemini vurguladı. Edige, bankaların doğru vade ve sermaye yapısını oluşturmak, riskleri yönetmek, gerektiğinde garanti ve kalkınma finansmanı mekanizmalarını devreye almak ve projeleri doğru sermaye kaynaklarıyla buluşturmak yoluyla yatırım yapılabilirliğe katkı sağlayabileceğini ifade etti. Edige ayrıca Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları, sanayi kapasitesi ve Avrupa değer zincirleriyle bağlantılarının güçlü bir yatırım zemini sunduğunu belirterek, Garanti BBVA’nın EBRD, MIGA, GGF ve EFSE gibi kurumlarla geliştirdiği finansman ve risk paylaşımı mekanizmalarının yerel piyasa bilgisi ile uluslararası sermayeyi bir araya getirdiğini söyledi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının da bu potansiyeli kalıcı bir düşük karbonlu yatırım akışına dönüştürmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Edige, Garanti BBVA ve BBVA’nın COP31’in Küresel Bankacılık Partnerleri olarak özel sektör, kalkınma kuruluşları ve yatırımcıları yatırım yapılabilir projeler, sürdürülebilir ve geçiş finansmanı yapıları ve hedefli risk paylaşımı mekanizmaları etrafında bir araya getirmeyi hedeflediğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L’Oréal'in Sürdürülebilir İnovasyon Hızlandırıcı Programı L’AcceleratOR'un 2. Dönemi Başladı Haber

L’Oréal'in Sürdürülebilir İnovasyon Hızlandırıcı Programı L’AcceleratOR'un 2. Dönemi Başladı

L’Oréal’in sürdürülebilirlik vizyonunu desteklemek üzere 100 milyon Euro fonla hayata geçirilen L’AcceleratOR programı; iklim, doğa ve döngüsellik alanlarındaki en acil sorunlara çözüm getirecek geleceğin sürdürülebilir teknolojilerini belirlemeyi, pilot uygulamalarla test etmeyi ve ölçeklendirmeyi amaçlıyor. İlk dönemdeki start-up ve KOBİ grubunun elde ettiği başarının ardından, L’AcceleratOR programının ikinci döneminde coğrafi kapsam genişletilirken, su teknolojilerinin de aralarında bulunduğu yeni sürdürülebilirlik alanlarına odaklanılıyor. Program kapsamında seçilen 8 ülkeden 13 ortak, Cambridge Institute for Sustainability Leadership (CISL) inovasyon ekibinin liderliğinde, çözümlerini pilot uygulamaya hazır hale getirmeye odaklanan yoğun bir hızlandırma sürecine girecek. Katılımcılar ayrıca, 6 ila 9 ay sürecek pilot projeleri hayata geçirmek ve çözümlerinin L’Oréal Grup’unun dünya genelindeki operasyonlarında ölçeklendirilmesini sağlamak amacıyla L’Oréal’in küresel kaynaklarına erişim fırsatına sahip olacak. L’Oréal Kurumsal Sorumluluk Direktörü Ezgi Barcenas, programla ilgili olarak “Güzellik sektöründe öncü çözümler aracılığıyla yeni ufuklar açmak için çalışıyoruz. L’AcceleratOR’un ikinci dönemi; girişimci yaratıcılığını, bilimsel ilerlemeyi ve L’Oréal’in küresel erişimini bir araya getirerek çığır açan inovasyonların ölçeklendirilmesine katkı sağlama hedefimizi yansıtıyor.” dedi. CISL İnovasyondan Sorumlu Genel Müdür James Cole ise şunları ekledi: “Uluslararası ölçekte hedeflenen coğrafyalarda ticari açıdan uygulanabilir çözümler geliştiren girişimleri belirlemek amacıyla aylar süren titiz bir seçim sürecinin ardından L’AcceleratOR programının ikinci dönemini karşılamaktan büyük heyecan duyuyoruz. L’Oréal’in sürdürülebilirlik alanındaki inovasyonlara yönelik devam eden yatırımı ve desteği, ileri görüşlü markaların pazarı herkes için daha iyi çözümlere yönlendirme gücünü ortaya koyuyor.” İkinci dönemin başlamasıyla birlikte, ilk dönemdeki üç değişim öncüsünün yolculuğunu konu alan yeni belgesel serisi “Entering L’AcceleratOR” da izleyiciyle buluşuyor. Seri, bu girişimlerin ve L’Oréal iç ekiplerinin çığır açan çözümleri ticarileştirmeye yönelik pilot uygulamalarda nasıl birlikte çalıştığına dair perde arkası bir bakış sunuyor. Serinin ilk bölümü L’Oréal YouTube Kanalı üzerinden izlenebiliyor. 13 değişim öncüsünün çığır açan projeleri geleceğin güzelliğini tasarlayacak Yeni nesil ambalaj ve malzemeler alanında Birleşik Krallık'tan Arda Biomaterials, premium malzemelerde kullanılmak üzere bitki bazlı bir deri alternatifi yaratırken; İtalya'dan Bormioli Luigi ultra hafif ve dayanıklı cam ambalajlarını yeniden tasarlıyor. Fransa'dan Auressens ambalajlar için metal içermeyen, geri dönüştürülebilir yansıtıcı pigmentler geliştirirken, ABD'den Newlight Technologies, Inc. metanı ambalaj malzemesine dönüştürüyor. Yenilikçi içerikler ve formüller konusunda Almanya'dan Bioweg hassas fermantasyon teknolojisinin gücünden yeni hammaddeler için yararlanırken, Çin'den Envision Energy, yenilenebilir enerjiden saç boyaları için yeşil amonyak geliştiriyor. Gelişmiş endüstriyel süreçler başlığında; Hindistan'dan Without geri dönüştürülmesi zor esnek ambalajlar için geri dönüşüm teknolojisi sunarken, Çin'den HCpect plastik atıkları yenilikçi bir kimyasal geri dönüşüm teknolojisiyle işliyor. ABD'den MacroCycle düşük karbonlu bir çözümle Polietilen Tereftalatı (PET) geri dönüştürürken, Hindistan'dan Nexus döngüsel bir teknolojiyle tarımsal atıklardan batarya üretiyor. Finlandiya'dan Upheat Solutions Oy yenilikçi endüstriyel ısı pompalarıyla enerji verimliliği sağlarken, ABD'den Laminar toplam kullanımını azaltmak için akıllı sensör teknolojisiyle endüstriyel su yönetimini geliştiriyor. Son olarak veri istihbaratı alanında, ABD'den Waterplan yerel düzeyde harekete geçmek üzere su ve biyoçeşitlilik risklerini ele alan yapay zekâ tabanlı bir platform sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi Haber

IC Holding Sürdürülebilirlikte Önceliklerini 285 Paydaşın Görüşüyle Şekillendirdi

IC Holding, 1 Ocak 2024–31 Aralık 2025 dönemindeki sürdürülebilirlik performansını ve gelecek dönem hedeflerini ortaya koyan 2024-2025 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. “Etkimiz, İzimiz, Geleceğimiz” başlığıyla hazırlanan rapor; Holding’in inşaat, altyapı, enerji, turizm, sanayi ve gayrimenkul alanlarındaki faaliyetlerini çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla ele alıyor. Raporda, çifte önemlilik analizi sonucunda belirlenen öncelikli konulardaki çalışmaların yanı sıra Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağlanan katkılar ve UN Global Compact’ın 10 ilkesine yönelik ilerlemeler de paylaşılıyor. GRI Standartları’na uygun hazırlanan rapordaki seçilmiş çevresel ve sosyal göstergeler ile çifte önemlilik analizi bağımsız sınırlı güvence denetiminden geçti. “Dönüşümün bir parçası olmaya ve kalıcı değer üretmeye devam edeceğiz” IC Holding CEO’su ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Can Çaka, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sürdürülebilirliği; yatırımlarımızı, risklerimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı şekillendiren bir yönetim alanı olarak görüyoruz. İnşaattan enerjiye, altyapıdan turizme uzanan çok sektörlü bir yapımız olduğundan, sürdürülebilirlik konusunda ortak bir yaklaşım geliştirmemiz ve her sektörün kendi dinamiklerine uygun çözümler üretmemiz gerekiyor. Bunun yanında yenilenebilir enerjiden sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimine, biyoçeşitlilikten sosyal etkiye kadar farklı alanlarda ortaya koyduğumuz somut sonuçları daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirliği, uzun vadeli değer yaratma ve rekabet gücümüzün temel unsurlarından biri olarak iş süreçlerimize daha güçlü biçimde entegre etmeye devam ederken paydaşlarımızın da katılımını artıracağız.” Enerji verimliliğinde yılda 8,7 milyon kWh tasarruf Rapor döneminde IC Holding grup şirketlerinde yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarında hayata geçirilen uygulamalarda ölçülebilir sonuçlar elde edildi. IC Enterra’nın yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi 2024 yılında 1,07 milyar kWh, 2025 yılında ise yaklaşık 1,25 milyar kWh olarak gerçekleşti. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu’nda gerçekleştirilen LED dönüşümüyle yıllık yaklaşık 8,7 milyon kWh enerji tasarrufu sağlanırken, 8 bin 248 armatür ve aydınlatma ekipmanı geri dönüştürüldü. Grup şirketlerinin veri merkezlerinin tek merkezde birleştirilmesi kapsamında ise 10 şirketteki 40 fiziksel sunucu devreden çıkarıldı. Bu dönüşümle yıllık yaklaşık 221 bin 600 kWh elektrik tasarrufu ve 96 ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı. İlk çifte önemlilik analizi bağımsız güvence denetiminden geçti IC Holding, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) doğrultusundaki ilk çifte önemlilik analizini 2025 yılında gerçekleştirdi. Bu çalışmada hem Holding’in faaliyetlerinin çevre ve toplum üzerindeki etkileri hem de iklim değişikliği ve doğal kaynakların azalması gibi gelişmelerin Holding’in işlerini nasıl etkileyebileceği incelendi. Böylece hangi sürdürülebilirlik konularına öncelik verilmesi gerektiği yalnızca çevresel ve toplumsal etkiler açısından değil, şirketin karşılaşabileceği riskler ve yatırım fırsatları açısından da belirlendi. Çalışmada 146 etki, 120 risk ve 61 fırsat değerlendirilirken; yönetim, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, kamu kurumları, iş ortakları ve sivil toplum kuruluşlarının da aralarında bulunduğu toplam 285 iç ve dış paydaşın görüşü alındı. Analizin metodolojisi, süreçleri ve sonuçları bağımsız sınırlı güvence denetimine tabi tutuldu. Enerji altyapısı ve biyoçeşitlilik birlikte yönetiliyor Biyoçeşitlilik alanında enerji altyapısının kuşlar üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik çalışmalar ölçeklendirildi. Trakya’da 2020’den bu yana 1.000 leylek yuva platformu kuruldu; 2021-2025 döneminde 29.895 metre iletken izolasyonu gerçekleştirildi. 2025’te izleme çalışmaları genişletilerek 47 leylek ve 11 şah kartal halkalandı. Önümüzdeki beş yılda 500 leylek ve 100 şah kartalın halkalanması, en az 20 kuşa GPS verici takılması hedefleniyor. DENK ile çeşitlilik ve kapsayıcılık grup genelinde yaygınlaştırılıyor IC Holding, çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık yaklaşımını DENK programıyla kurum genelinde yaygınlaştırıyor. 2025 yılında genişletilen DENK ÇEK Rehberi; İnsan Hakları Politikası, Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık Politikası ile Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikası’nı ortak bir yapıda buluştururken, DENK Dil Kılavuzu da önyargılardan arındırılmış ve kapsayıcı bir iletişim dilinin kullanılmasına rehberlik ediyor. Program kapsamında 2025 yılı boyunca Tuz Gölü ve Kilyos Tünel projeleri, IC Altyapı, Karasu Limanı, TREDAŞ, TREPAŞ ve IC Hotels operasyonlarında toplam 13 sınıf eğitimi ve 10 odak grup çalışması gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla eşitlik ve kapsayıcılık uygulamalarının sahadaki karşılığı değerlendirilerek gelişim alanları belirlendi. Sosyal etki yatırımları iki yılda 871 milyon TL’ye ulaştı IC Holding ve grup şirketlerinin toplumsal gelişimi desteklemek amacıyla gerçekleştirdiği sosyal etki yatırımlarının toplam büyüklüğü 2024-2025 döneminde 871 milyon TL’ye ulaştı. Holding, İbrahim Çeçen Vakfı ile yürüttüğü çalışmalarda finansal desteğin ötesine geçerek grup şirketlerinin teknik kapasitesini, çalışan uzmanlığını ve kurumsal işbirliklerini sosyal etki programlarına dahil ediyor. Bu kapsamda İbrahim Çeçen Vakfı iş birliğiyle yürütülen IC Kariyer Köprüsü programı bugüne kadar 2.000 öğrenciye ulaştı; 105 öğrenci grup şirketlerinde staj olanağı elde etti. Deprem bölgesinde kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını destekleyen Yaşam Atölyeleri’nden ise 500’den fazla kadın doğrudan yararlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu Haber

Doğa Eğitimi Projesi Öğrencileri Yenilenebilir Enerjiyle Buluşturdu

Bursa Kız Lisesi Biyoloji Öğretmeni ve Uzman Biyolog Emine Poyraz yürütücülüğünde, Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurhayat Dalkıran'ın proje uzmanlığında hayata geçirilen "Doğanın Dilini Öğreniyorum-3" programı 31 Ağustos-5 Eylül 2026 tarihleri arasında Bursa'da gerçekleştirildi. TÜBİTAK 4004 kapsamında desteklenen projenin amacı; katılımcıların doğayı tanıma ve koruma bilincini geliştirmek, doğal kaynakların sürdürülebilir kalkınma anlayışıyla kullanılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının önemini kavratmaktı. Bu kapsamda; Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım ilçelerinde ikamet eden, farklı devlet liselerinde öğrenim gören ve 10. sınıftan 11. sınıfa geçen 36 öğrenci, doğayla iç içe çok yönlü bir eğitim programına katıldı. Doğa, öğrenciler için açık hava laboratuvarına dönüştü Proje sayesinde öğrenciler, doğayı yalnızca teorik bilgilerle değil; gözlem, inceleme ve uygulamaya dayalı deneyimlerle keşfetti. Doğal ortamların birer açık hava laboratuvarı olarak ele alındığı programda katılımcılar, sorgulayıcı ve bütüncül bir yaklaşımla ekosistemleri değerlendirme imkânı buldu. Öğrenciler proje süresince; ekosistemler, canlı ve cansız etmenler, doğal denge, biyolojik ve ekolojik çeşitlilik, jeomorfolojik oluşumlar, atık yönetimi, yaban hayatı, orman yangınları, çevre kirliliği, küresel iklim değişikliği, doğal-tarihi-kültürel miras, milli parklar ve korunan alanlar gibi başlıklarda alanında uzman isimlerle bir araya geldi. Uludağ Milli Parkı, Uluabat Gölü, Karacabey Longoz Ormanları, Nilüfer Çayı ve Aktopraklık Höyük Arkeoparkı gibi duraklarda gerçekleştirilen eğitimler sayesinde öğrenciler, doğadaki ilişkileri, döngüleri ve insanın ekosistem içindeki yerini yerinde gözlemleme şansı yakaladı. Böylece programın; öğrencilerin çevre okuryazarlığını ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik farkındalığını artırma, çevreye karşı sorumluluk duygularını güçlendirme ve bilime yönelik olumlu tutumlarını destekleme hedefine ulaşıldı. Harmanlık RES'te sürdürülebilir enerji yolculuğu Projenin beşinci gününde Harmanlık RES'te gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlere Borusan EnBW Enerji ev sahipliği yaptı. Bursa'nın Karacabey ilçesinde bulunan ve 55,2 MW kurulu gücüyle 16 rüzgâr türbininden oluşan Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesine önemli katkı sağlayan santraller arasında yer alıyor. Şirketin tesis ekibi ve uzman biyoloğu eşliğinde düzenlenen programda öğrenciler, rüzgâr enerjisinin çalışma prensiplerini, tesislerde yürütülen çevresel süreçleri ve sürdürülebilirlik uygulamaları hakkında kapsamlı bir saha deneyimi edindi. "Sürdürülebilir Enerji Yolculuğu: Harmanlık Rüzgâr Enerji Santrali" başlıklı saha eğitiminin ardından, "Doğadan Güç Alıyoruz: Rüzgâr Enerjisi ve Sürdürülebilir Gelecek, RES Santrallerinin Ekosisteme Etkisi" başlıklı oturum gerçekleştirildi. Bu oturumlarda rüzgâr enerjisinin temiz enerji dönüşümündeki rolü, yenilenebilir enerji yatırımlarının çevreyle uyumlu şekilde planlanmasının önemi ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik yaklaşımlar ele alındı. Altı gün süren proje kapsamında öğrencilerin bilimsel gözlem becerilerinin geliştirilmesi, çevresel farkındalıklarının artırılması ve doğayla kurdukları bağın güçlendirilmesi amaçlandı. Program, proje çıktılarının değerlendirilmesi ve sertifika töreniyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi Haber

Akfen Yenilenebilir Enerji'den 700 Bin Haneye Eşdeğer Elektrik Üretimi

Akfen Yenilenebilir Enerji, sürdürülebilirlik yaklaşımını iklim değişikliğine karşı dayanıklı ve çeşitlendirilmiş bir yenilenebilir enerji portföyü oluşturma hedefi doğrultusunda sürdürürken, 2025 yılına ilişkin çevresel, sosyal ve yönetişim performansını 2025 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu ile paydaşlarının bilgisine sundu. Şirketin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın TSRS S1 ve TSRS S2 hükümleri doğrultusunda hazırlanan ilk raporu; sürdürülebilirlikle ve iklimle ilişkili risk ve fırsatları yönetişim, strateji, risk yönetimi, metrikler ve hedefler çerçevesinde ele alıyor. Raporda, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkısının yanı sıra operasyonel dayanıklılık, kaynak verimliliği, yeni teknolojiler, çalışanlar, toplumsal etki ve biyoçeşitlilik alanlarındaki çalışmaları da yer alıyor. KURULU GÜÇ 887 MW SEVİYESİNE ULAŞTI Akfen Yenilenebilir Enerji’nin 2025 yılı Sürdürülebilirlik Raporu’na göre, şirketin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1.645,9 GWh’lik yenilenebilir elektrik üretimi, açıklanan verilere göre hane başı yıllık elektrik tüketimi esas alındığında yaklaşık 700 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer bir üretim seviyesine karşılık geldi RÜZGÂR VE HİBRİT ÜRETİMDE YÜZDE 14,7 BÜYÜME 2025 yılında hidroelektrik üretimi hidrolojik koşulların etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 21,5 azalırken, güneş santrallerinin üretimi ise bir önceki yıla yakın bir seviyede kaldı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin çeşitlendirilmiş üretim portföyü toplam üretimin artmasını destekledi. Şirketin rüzgâr ve hibrit üretim portföyünden elde ettiği elektrik üretimi 2025 yılında 1.099,6 GWh’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 14,7 arttı. Rüzgâr ve hibrit GES yatırımlarının toplam kurulu güç içerisindeki payı da yaklaşık yüzde 60 seviyesine ulaştı. Bu gelişim, yenilenebilir enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesine dayanan portföy yapısının değişken iklim ve üretim koşullarına karşı sağladığı operasyonel dayanıklılığı ortaya koydu. SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORLAMASINDA TSRS DÖNEMİ 2025 yılı, Akfen Yenilenebilir Enerji’nin sürdürülebilirlik raporlaması açısından da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Şirket, ilk kez Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları doğrultusunda hazırladığı raporunda sürdürülebilirlik ve iklim kaynaklı risk ve fırsatları daha bütüncül bir çerçevede değerlendirdi. TSRS kapsamında ilk uygulama döneminde açıklanması zorunlu olmamasına rağmen şirket, 2025 yılı Kapsam 3 sera gazı emisyonlarını gönüllü olarak hesaplayarak raporladı. Raporda yer alan seçili çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri için ayrıca bağımsız sınırlı güvence denetimi gerçekleştirildi. YEREL PAYDAŞLARA YÖNELİK SOSYAL ETKİ ÇALIŞMALARI Raporun sosyal etki başlıkları arasında Akfen Yenilenebilir Enerji finansörlüğünde, TİKAV koordinasyonunda yürütülen “Önlem Al, Güvende Kal” projesi de yer aldı. Proje kapsamında 2025 yılında Türkiye’nin 28 farklı lokasyonunda gerçekleştirilen çalışmalarla yaklaşık 3 bin kişiye afetlere hazırlık ve afet yönetimi konularında ulaşıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji ayrıca santrallerinin bulunduğu bölgelerde altyapı, sosyal ihtiyaçlar ve güvenlik gibi alanlarda yerel paydaşlara destek sağlamaya devam etti. BİYOÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜ Çevresel çalışmalar kapsamında biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik izleme faaliyetlerine 2025 yılında da devam edildi. RES ve EDT projeleri kapsamında flora-fauna ve yarasa izleme çalışmaları gerçekleştirilirken ekolojik raporlamalar istatistiki veriler elde edebilme adına devam ettirildi. Ayrıca santral çalışanlarının santral çevresinde karşılaştıkları canlı veya ölü hayvanlara ilişkin gözlemlerini dijital ortamda bildirebilmelerine yönelik uygulama da biyoçeşitlilik izleme çalışmalarının bir parçası olarak kullanıldı. Akfen Yenilenebilir Enerji, önümüzdeki dönemde de yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirmeyi, rüzgâr ve güneş kaynaklı büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi, elektrik depolama ve yeni teknolojiler alanındaki çalışmalarını ilerletmeyi hedefliyor. Bunun yanı sıra Sürdürülebilirliği iş modelinin ve kurumsal karar alma süreçlerinin merkezinde konumlandıran Akfen Yenilenebilir Enerji, Türkiye’nin düşük karbonlu enerji dönüşümüne katkı sağlamayı ve tüm paydaşları için uzun vadeli, dayanıklı ve sürdürülebilir değer yaratmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Denizlere Mavi Nefes Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Denizlere Mavi Nefes

Garanti BBVA’nın DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda Eylül 2021’de başlattığı Mavi Nefes Projesi, deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunmasına yönelik çalışmalarını genişletiyor. Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak başlayan ve ardından Adrasan ve Van Gölü’ne uzanan proje bugün İstanbul Boğazı, Antalya, Göcek, Saros Körfezi ve Marmara Denizi’ndeki Prens Adaları’nda atık toplama, habitat restorasyonu, bilimsel izleme ve eğitim çalışmalarını bir arada yürütüyor. Temmuz 2026 itibarıyla proje kapsamında ulaşılan sonuçlar, Mavi Nefes’in acil temizlik ihtiyacına yanıt veren bir çalışmadan deniz ekosistemlerinin korunmasını, onarılmasını ve bilimsel verilerle izlenmesini odağına alan çok boyutlu bir programa dönüştüğünü ortaya koyuyor. Deniz süpürgeleri ve sıvı atık alım tekneleriyle yürütülen temizlik çalışmalarına deniz çayırı transplantasyonu, mercan ve gorgon kolonilerinin korunması, biyoçeşitlilik araştırmaları ve farklı yaş gruplarına yönelik eğitim programları eşlik ediyor. Mahmut Akten: “Denizleri korumak, uzun soluklu ve ölçülebilir bir dönüşüm gerektiriyor” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, projenin ulaştığı noktaya ilişkin şunları söyledi: “Mavi Nefes’i bir temizlik çalışmasının ötesinde bilimsel veriye dayalı, etkisi ölçülebilen ve farklı paydaşların katkısıyla büyüyen uzun soluklu bir dönüşüm programı olarak ele alıyoruz. Bugün ulaştığımız sonuçlar, denizleri korumak için sahadaki müdahaleyi bilimsel araştırma ve eğitimle birlikte yürütmenin önemini ortaya koyuyor. Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezinde konumlandırıyor; deniz ekosistemlerinin kendini yenileme kapasitesini destekleyen, toplumsal farkındalığı güçlendiren çalışmalara TURMEPA ile devam ediyoruz. BBVA ile birlikte ‘Küresel Bankacılık Partneri’ olarak yer aldığımız COP31, Mavi Nefes kapsamında yıllar içinde oluşan bilimsel birikimi, saha deneyimini ve ekosistemlerin korunmasına yönelik yaklaşımımızı uluslararası ölçekte görünür kılmak için önemli bir fırsat sunuyor. Mavi Nefes’in beş yıllık yolculuğunu Antalya’da dünya kamuoyuyla buluştururken, ‘Denizlerimiz için birlikte çalışır, birlikte yaparız’ mesajını bir kez daha vurgulayacağız.” Şadan Kaptanoğlu: “Bilimsel veriyi sahadaki deneyimle buluşturuyoruz” TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu ise, “Denizler ve okyanuslar korunması gereken eşsiz yaşam kaynaklarımızdır. TURMEPA olarak ‘Deniz Varsa, Hayat Var’ diyerek kirliliği kaynağında önlemek, deniz çayırları ve mercanlar gibi hassas habitatları bilimsel yöntemlerle korumak ve çocuk ve gençlerimizde deniz koruma bilincini güçlendirmek için çalışıyoruz. Mavi Nefes’le atık toplama faaliyetlerini bilimsel araştırmalar, ekosistem restorasyonu, kesintisiz eğitim ve izleme çalışmalarıyla bir araya getirerek bütüncül bir koruma modeli oluşturduk. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Garanti BBVA’nın uzun soluklu desteğiyle farklı bölgelerde edindiğimiz bilgi ve saha deneyimizi kalıcı çözümlere dönüştürüyoruz. Ülkemizin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31’de de Mavi Nefes’in ortaya koyduğu bu birikimi dünya ile paylaşarak denizlerin ve okyanusların sesi olacağız. Denizleri korumak geleceği korumaktır ve bunu ancak tıpkı Mavi Nefes’teki gibi el ele vererek başarabiliriz” diye konuştu. 335 bin tonu aşan katı atık, 6,4 milyon litre sıvı atık Mavi Nefes deniz süpürgeleri aracılığıyla İstanbul Boğazı’nda proje başlangıcından Temmuz 2026’ya kadar 311 bin 820 kilogram katı atık toplandı. TÜİK’in belediyelerde kişi başı günlük ortalama atık miktarını 1,03 kilogram olarak hesapladığı 2022 verisi esas alındığında, bu miktar 302 bin 737 kişinin bir günde ürettiği atığa karşılık geliyor. Mayıs 2023-Aralık 2025 döneminde Van Gölü’nde çalışan Ahtapot 6 deniz süpürgesi ise 23 bin 368 kilogram atık topladı. Bu miktar da 22 bin 687 kişinin günlük atık üretimine eşdeğer. Garanti BBVA desteğiyle Mayıs 2024’ten bu yana Göcek’te hizmet veren TURMEPA 3 sıvı atık alım teknesi, üç yaz sezonunda 4 bin 133 tekneden 1 milyon 912 bin 982 litre atık teslim aldı. Böylece 15 milyon 303 bin 856 litre deniz suyunun temiz kalmasına katkı sağlandı. Projenin 2022 ve 2023 yaz sezonlarında Adrasan-Kemer hattında yürütülen çalışmalarında da 4 milyon 500 bin litre siyah ve gri su teknelerden alındı. İki sahadaki çalışmalarla teslim alınan sıvı atık miktarı toplam 6 milyon 412 bin 982 litreye ulaştı. Eğitimlerle 150 bini aşkın kişiye ulaşıldı Mavi Nefes’in çevrim içi eğitimleri, Eğitim Otobüsü ve Mavi Dedektifler programıyla bugüne kadar 143 bin 408 öğrenci ve 7 bin 446 öğretmen olmak üzere toplam 150 bini aşkın kişiye ulaşıldı. İklim Değişikliği Eylem Planı ile Çevre Eğitimi ve İklim Değişikliği Dersi Öğretim Programı esas alınarak hazırlanan çevrim içi eğitimlerden 143 bin 759 kişi yararlandı. İçeriklerde iklim değişikliğinin etkileri ve yol açabileceği afetlerin yanı sıra enerji ve su verimliliği, hava, su ve toprak kirliliği, geri dönüşüm, sıfır atık ve halk sağlığı konuları ele alındı. Beş yıldır ekim aylarında yola çıkan Mavi Nefes Eğitim Otobüsü, 5 bin 956 öğrenci ve 406 öğretmen olmak üzere 6 bin 362 kişiyi robotik kodlama ve üretim becerileri atölyeleriyle buluşturdu. Öğrenciler blok tabanlı kodlamayı çevre sorunlarının çözümünde kullanmayı öğrenirken, ahşap tasarımı atölyesinde çevre bilincini destekleyen el yapımı yelkenliler üretti. Lise çağındaki gençlerin gönüllü olarak katıldığı Mavi Dedektifler programına ise 689 öğrenci ve 44 mentor öğretmen dahil oldu. Üç interaktif buluşmadan oluşan programda gençler, Sıfır Atık Mavi eğitimini geliştirmeye yönelik proje fikirleri hazırladı. Göcek’te üç “Oksijen Üretim Noktası” Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen deniz çayırı izleme, koruma ve transplantasyon çalışmaları kapsamında Tersane Adası, Darboğaz ve Kille Koyu’nda yapılan restorasyon ile ekilen fide sayısı 14 bin 800’e ulaştı. Bilimsel takiplerde fidelerin canlılık oranının yüzde 70’in üzerinde olduğu teyit edildi. Bu sonuç üzerine üç istasyon özel işaret şamandıralarıyla koruma altına alınarak “Oksijen Üretim Noktası” ilan edildi. İzleme ve deniz suyu analizlerinin yanı sıra deniz çayırları üzerindeki baskılar, yabancı türler ve karbon tutma kapasitesi de bilimsel olarak değerlendirildi. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen yaş tayini çalışmasında yaklaşık 2 bin yaşında olduğu belirlenen deniz çayırı da araştırma raporunda yer aldı. Saros’ta 44 bin çevresel ölçüm kaydı oluşturuldu Saros’ta 5 farklı derinlikte sıcaklık ölçümleri yapıldı ve bir sene boyunca 44 bin ölçüm kaydı toplandı. Saros Körfezi’ndeki çalışmalar kapsamında yapılan görüşmelerle 150’ye yakın balıkçıyla birebir temas kuruldu; Gelibolu çevresinde düzenlenen iki paydaş toplantısıyla bölgedeki dalıcı kulüpleri, balıkçılar, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumları proje hakkında bilgilendirildi. 2024 yılında 20 günü aşan saha programında 14 uzman dalıcıyla 52 dalış gerçekleştirildi ve ekip toplam 60 saatin üzerinde su altında kaldı. Mecidiye bölgesine yerleştirilen sekiz sualtı sıcaklık ölçer ile bir pH ölçerden, saatlik aralıklarla toplam 44 bin ölçüm kaydı elde edildi. Biyoçeşitlilik çalışmalarında bine yakın canlı gözlenip kayda alınırken, 700 mercan ve gorgon kolonisi temizlendi. Proje çıktıları ayrıca bir belgesel ve tür fotoğraflarından oluşan rehber kitapla görünür kılındı. Prens Adaları’nda 112 bin 627 metrekarelik deniz çayırı alanı kayda alındı Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında Nisan 2026’da başlayan saha çalışmalarında bugüne kadar 18 dalış gerçekleştirildi. Dalışlarda Cymodocea nodosa, Zostera marina ve Nanozostera noltii olmak üzere üç deniz çayırı türü kaydedildi. Büyükada, Heybeliada, Kaşıkadası ve Burgazada’da toplam 112 bin 627 metrekarelik alanda deniz çayırı varlığı belirlendi. Büyükada’daki alanların neredeyse yarısının sağlığını kaybettiği, Heybeliada’daki yatağın ise yaklaşık üçte ikisinin sağlıklı olduğu ölçüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi Haber

Borusan EnBW Enerji'den Doğa Dostu Proje: Kıyıköy RES'te "Arı Otelleri" Dönemi

Borusan Grubu ve Energie Baden-Württemberg AG’nin (EnBW) ortak girişimi Borusan EnBW Enerji, yenilenebilir enerji üretimini ekosistemi koruyan uygulamalarla birleştiriyor. Borusan EnBW Enerji çalışanlarının gönüllülük esasıyla geliştirdiği Arı Otelleri projesi, yerel türlerin korunmasına ve bölge halkının bilinçlendirilmesine odaklanıyor. Kıyıköy Rüzgâr Enerji Santrali (RES) sahasında özellikle yaz aylarında türbin girişlerinde yuvalanan Avrupa eşek arısı (Vespa crabro) nedeniyle oluşan insan-yaban hayatı etkileşimi, saha operasyonları ve bakım faaliyetleri açısından iş sağlığı ve güvenliği riski yaratıyor. Borusan EnBW Enerji, bu sorunu kimyasal yöntemlere başvurmadan, ekosistem dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetmek üzere “Arı Otelleri” projesini devreye aldı. Borusan Grubu’nun iklim, insan ve inovasyon (i3) sürdürülebilirlik odağını sahaya taşıyan proje; doğayı korurken operasyonel sürekliliği destekleyen, döngüsel ekonomi ve toplumsal etkiyi bir araya getiren bütüncül bir model olarak öne çıkıyor. Amasyalı, “Yeşil dönüşüm, yalnızca enerji üretmekten ibaret değil” Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji üretimi yaparken tesis sahalarımızda biyoçeşitliliği korumak, insan-yaban hayatı etkileşimini doğa temelli çözümlerle yönetmek ve bunu çalışan gönüllülüğü ile yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımla hayata geçirmek sürdürülebilirlik vizyonumuzun tam merkezinde yer alıyor. Arı Otelleri projesi, doğaya saygılı operasyon anlayışımızın, toplumsal faydayı önceleyen sürdürülebilirlik yaklaşımımızın ve sahadaki ortak aklın güçlü bir örneği.” Doğal koku bariyerleriyle arılar atık malzemelerle yapılan yaşam alanlarına yönlendiriyor Arı Otelleri projesi kapsamında türbin girişlerine dikilen yabani nane, biberiye, kekik, fesleğen, adaçayı, limon otu, sarımsak, okaliptüs ve defne yaprağı gibi aromatik bitkilerle doğal koku bariyerleri oluşturuldu. Böylece Avrupa eşek arılarının zarar görmeden alternatif alanlara yönlendirilmesi sağlandı. Bununla birlikte, Kıyıköy Ortaokulu’ndan 68 öğrenci ve Borusan EnBW Enerji gönüllüleri bir araya gelerek atık malzemelerden Arı Otelleri üretti. Sahaya yerleştirilen bu oteller, arılar için güvenli yuvalama alanları oluştururken, türbin gövdelerinden toplanan yağmur sularıyla yaban hayatı için su yalakları da kuruldu. Proje, bulunduğu ekosistemin bütününü desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan arı otelleri ve su yalaklarının etkinliği ise fotokapan sistemleri ve düzenli saha gözlemleriyle aktif olarak izleniyor. Biyoçeşitlilik, eğitim ve döngüsel ekonomi aynı projede buluştu Arı Otelleri projesi, çevresel faydanın yanı sıra sosyal etki de üretti. Kıyıköy Ortaokulu ile gerçekleştirilen gönüllülük iş birliği sayesinde genç nesillerin biyoçeşitlilik, ekosistem dengesi ve doğa temelli çözümler konusunda farkındalığı artırıldı. Atık malzemelerin yeniden değerlendirilerek arı otellerine dönüştürülmesi ise projeyi döngüsel ekonomi açısından da örnek bir uygulama haline getirdi. Kimyasal müdahale yerine doğal yönlendirme, kaynak verimliliği ve yerel paydaş katılımı, projenin en ayırt edici unsurları arasında yer aldı. “Geleceğe İlham Ödülleri”nde biyoçeşitlilik kategorisinde ödül “Arı Otelleri” projesi, Borusan Holding tarafından düzenlenen “Geleceğe İlham Ödülleri” kapsamında biyoçeşitlilik kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca saha özelinde bir çözüm üretmekle kalmadığını; aynı zamanda ölçeklenebilir, tekrarlanabilir ve sektöre örnek teşkil eden bir model sunduğunu da ortaya koydu. Borusan EnBW Enerji, Kıyıköy RES’te geliştirilen bu uygulamayı şirketin diğer sahalarında da yaygınlaştırılmayı planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.