Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyoçeşitlilik

Kapsül Haber Ajansı - Biyoçeşitlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyoçeşitlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu Haber

Şirketlerin Sürdürülebilirlik Yolculuğu Verilerle Ortaya Kondu

UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir.

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi Haber

İş Dünyasının Sürdürülebilirlik Yolculuğu Değerlendirildi

Türkiye’de sürdürülebilirlik verisi alanında bir ilk olma niteliği taşıyan analiz, UN Global Compact katılımcısı şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini Avrupa ve küresel verilerle karşılaştırmalı olarak ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye tarafından 17 Haziran’da Hilton İstanbul Bosphorus’ta düzenlenen etkinlik; iş dünyası, kamu, akademi, sivil toplum ve Birleşmiş Milletler temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlikte, Türkiye’den 250 şirket dahil olmak üzere küresel ölçekte 153 ülkeden 11.435 şirketin sürdürülebilirlik verilerine dayanan UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin sonuçları paylaşıldı. Analiz; dünya, Avrupa ve Türkiye ortalamalarının yanı sıra Türkiye’deki büyük şirketler ve KOBİ’lerin sürdürülebilirlik performanslarına ilişkin karşılaştırmalı bir görünüm ortaya koydu. UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ve UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da video mesajlarıyla katılımcılara seslendi. Ardından Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu tarafından raporun bulguları paylaşıldı. Türkiye İş Dünyası Sürdürülebilirlikte Önemli Bir Gelişim İvmesi Yakaladı Açılış konuşmasında sürdürülebilirliğin günümüzde şirketler için stratejik bir yönetim alanına dönüştüğünü vurgulayan Güliz Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye iş dünyası sürdürülebilirliği artık isteğe bağlı bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil, stratejik bir risk ve fırsat yönetimi alanı olarak konumlandırıyor. Yönetişimden çevreye, insan haklarından yolsuzlukla mücadeleye kadar birçok göstergede küresel ve Avrupa ortalamalarına yaklaşan, hatta bazı alanlarda öne geçen bir performans görüyoruz.” Öztürk, raporun ortaya koyduğu bulguların Türkiye iş dünyasının önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını gösterdiğini belirtirken, uygulama ve değer zinciri odaklı dönüşümün önemine de dikkat çekti: “Veriler bize politika sahipliğinde güçlü olduğumuzu ancak uygulama derinliği ve değer zinciri genelinde hesap verebilirlik alanlarında gelişim fırsatları bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde başarıyı belirleyecek unsur, bu yapıların operasyonel süreçlere ve değer zincirlerine ne ölçüde yansıtılacağı olacak.” Raporda KOBİ'lerin sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolüne de dikkat çeken Öztürk, şunları kaydetti: “Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ'lerimiz veri olgunluğu, bütçe ve uzman insan kaynağı gibi alanlarda yapısal zorluklarla karşı karşıya. Ancak KOBİ'lerimizin dönüşüm konusundaki isteği ve uyum hazırlıkları geleceğe dair önemli bir potansiyeli ortaya koyuyor. Bu dönüşümün başarısı, büyük şirketlerin değer zincirlerindeki işletmeleri desteklemesine de bağlı.” COP31’e Giden Yolda İş Dünyasının Rolü COP31’e giden süreçte iş dünyasının rolüne de değinen Öztürk, şöyle konuştu: “COP31’e yalnızca birkaç ay kalmışken, iş dünyasının iklim eylemindeki rolü her zamankinden daha kritik. Üretim kararları, yatırım tercihleri, teknoloji geliştirme kapasitesi ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisiyle özel sektör dönüşümün merkezinde yer alıyor.” UN Global Compact CEO’su Sanda Ojiambo ise video mesajında, UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi’nin Türkiye’deki şirketlerin insan hakları, adil çalışma standartları, iklim eylemi ve yolsuzlukla mücadele alanlarında kaydettikleri ilerlemeyi ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu verilerin stratejilere yön vermek, dayanıklılığı güçlendirmek ve uygulamayı hızlandırmak için kullanılması gerekiyor. COP31’e yaklaşırken kaybedecek zamanımız yok. COP31; uygulamanın, cesur ve yenilikçi iş dünyası liderliğinin ve somut sonuçların COP’u olmalıdır.” UN Global Compact Avustralya Genel Sekreteri Kate Dundas da COP31’in Türkiye ve Avustralya arasında güçlü bir iş birliği zemini sunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “COP31; Türkiye ve Avustralya arasında iş dünyasını, hükümetleri ve sivil toplumu ortak hedefler etrafında buluşturacak önemli bir iş birliği platformu sunuyor. İhtiyacımız olan şey, şirketlerin tek başlarına değil, COP taahhütlerinin hayata geçirilmesini destekleyen güvenilir bir ağın parçası olarak birlikte hareket etmesidir.” Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ilk oturumda, raporun ortaya koyduğu veri temelli içgörüler doğrultusunda şirketlerin sürdürülebilirlik stratejileri, düzenleyici uyum süreçleri ve rekabet avantajı yaratma alanları ele alındı. HBR Türkiye Yazı İşleri Müdürü Beliz Kudat’ın moderatörlüğündeki oturuma TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, İklim Değişikliği Başkanlığı İklim Finansmanı ve Teşvikler Dairesi Başkanı Mürsel Akbulut, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlık Müşaviri Sevgi Kılıç Er ve UN Global Compact Türkiye Genel Sekreteri Melda Çele katıldı. Günün ikinci oturumunda ise CNBC-e’den Gazeteci ve Televizyon Sunucusu Şafak Tükle moderatörlüğünde Anadolu Efes CEO’su Onur Altürk, Zurich Sigorta Grubu Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş ve Vanelli Tekstil Strateji Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Cem Türkün, COP31’e giden süreçte iş dünyasının iklim yol haritasını değerlendirdi. UN Global Compact Türkiye 2025 İlerleme Bildirimi Analizi; yönetişim, insan hakları ve çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında Türkiye’deki şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki ilerlemelerini ortaya koyarken önümüzdeki dönemde odaklanılması gereken alanlara ilişkin önemli içgörüler sundu. RAPORUN ORTAYA KOYDUĞU 8 ÖNCELİKLİ EYLEM ALANI Analiz, Türkiye iş dünyasının sürdürülebilirlik performansını daha ileri taşımak amacıyla sekiz öncelikli eylem alanı öneriyor: 1. Ölçülebilir hedefler ve yıllık ilerleme göstergeleri belirlemek Sürdürülebilirlik alanlarında politika ve taahhütlerinin olması önemli bir başlangıç olmakla birlikte, taahhütlerin zamana bağlı, sorumluları tanımlanmış ve performans göstergeleriyle ilişkilendirilmiş biçimde kurgulanması gerekmektedir. Çevre, insan hakları, çalışma standartları, yolsuzlukla mücadele ve yönetişim alanlarındaki taahhütlerin kamuya açık paylaşılması ve yıllık ilerlemenin raporlanması hesap verebilirlik kültürünü güçlendirecektir. 2. Sürdürülebilirlik yönetişimini operasyonel karar alma süreçlerine derinleştirmek Üst yönetim düzeyindeki sahiplik; sürdürülebilirlik performansının iş stratejisi, yatırım kararları, risk yönetimi, tedarikçi seçim kriterleri, insan kaynakları ve ücretlendirme sistemleriyle ilişkilendirilmesiyle güçlendirilmelidir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin üst düzey yöneticilerin performans göstergelerine entegre edilmesi bu alanın kurumsal öncelik olarak kalıcı olmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. 3. Değer zinciri yaklaşımını güçlendirmek Şirketlerin kendi operasyonlarındaki uygulama kapasitesi görece güçlüdür; ancak tedarikçiler ve iş ortakları düzeyinde izleme, eğitim, denetim ve düzeltici eylem mekanizmaları sınırlı kalmaktadır. Yönetişim çerçevesi içinde insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadele başlıklarında tedarikçi davranış kuralları, risk bazlı ön değerlendirme süreçleri, sürdürülebilir satın alma kriterleri ve izleme-denetim mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Şirketler değer zincirindeki dönüşümü uyum beklentileriyle değil; kapasite geliştirme, finansal destek ve ortak öğrenme mekanizmalarıyla desteklemelidir. 4. İnsan hakları ve çalışma standartlarında durum tespiti süreçlerini kurumsallaştırmak Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği, ayrımcılıkla mücadele, iş sağlığı ve güvenliği başlıklarında politika beyanlarıyla yetinilmemeli; riskleri proaktif biçimde tespit eden, önleyen, azaltan ve telafi eden mekanizmalar kurulmalıdır. Şikâyet mekanizmaları, erişilebilir, misilleme riskini önleyen ve etkili önleme ve telafi sağlayan yapılar olarak tasarlanmalıdır. 5. Çevre alanında taahhütlerden sistematik uygulamaya geçmek Enerji, atık, iklim ve su başlıklarındaki güçlü politika zemini; bilim temelli hedefler, net sıfır geçiş planları, fiziksel iklim riski ve senaryo analizleri, su stresi ve havza bazlı risk değerlendirmeleri, biyoçeşitlilik etkilerinin ölçülmesi ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla güçlendirilmelidir. 6. İklim eyleminden dayanıklı dönüşüme geçmek İklim eylemi yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı şekilde değil; uyum, dayanıklılık, doğa ve değer zinciri dönüşümüyle birlikte ele alınmalıdır. Bu yaklaşım, şirketlerin artan iklim ve doğa kaynaklı risklere karşı uzun vadeli rekabetçiliklerini korumalarını ve değişen piyasa beklentilerine daha etkin uyum sağlamalarını destekleyecektir. 7. Yolsuzlukla mücadelede iç mekanizmaları dış denetimle desteklemek İş etiği, şirket içi uyum konusu olmanın ötesinde; adil rekabet ve sürdürülebilir değer zincirleri için kolektif bir sorumluluk alanı olarak ele alınmalıdır. 8. Veri kalitesi, doğrulama ve şeffaflığı güçlendirmek Veri toplama altyapılarının geliştirilmesi, ölçülen verilerin tutarlı biçimde raporlanması ve mümkün olan alanlarda bağımsız doğrulama süreçlerinin devreye alınması gerekmektedir. Toplumsal cinsiyete dayalı ücret farkı, iş kazaları, değer zinciri insan hakları riskleri, su ve biyoçeşitlilik göstergeleri, sera gazı emisyonları gibi alanlardaki veri eksikliklerinin giderilmesi hesap verebilirliği artıracaktır. Verinin mevcudiyeti ve kalitesi artık sürdürülebilir finansmana erişimin de ön koşullarından biri haline gelmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çiftçilere Eğitim, Mentorluk ve1 Milyon Liralık Destek Haber

Çiftçilere Eğitim, Mentorluk ve1 Milyon Liralık Destek

Sürdürülebilirlik çalışmaları ile tanınan Etki Çemberleri Vakfı tarafından başlatılan Harman Projesi, onarıcı tarım ve besicilik alanında üreticileri, uzmanları, gıda profesyonellerini, kurumları ve destekçileri bir araya getiriyor. Bir hareket, öğrenme ağı ve uygulama programı olarak öne çıkan Harman, toprağı iyileştiren, suyu koruyan, üreticiyi güçlendiren ve iyi, temiz, adil gıdayı çoğaltan uygulamaları görünür kılmayı amaçlıyor. Proje kapsamında hayata geçirilen “Harman Onaran Çiftçi Kapasite Programı” başvuruları açıldı. Programın ana çağrısı ise çok net: Toprağı onaranları arıyoruz. Ödülden daha fazlası: Kapasite Programı Harman Onaran Çiftçi Kapasite Programı, onarıcı üretim yapan ya da bu yöne geçmek isteyen çiftçilere 6 aylık ücretsiz eğitim, dijital izleme, mentorluk, gastronomi bağlantısı ve ödül desteği sunuyor. Bu yapı yalnızca ödül vermeye odaklanmıyor; çiftçiyi eğitim, veri, pazar bağlantısı ve iletişim desteğiyle güçlendirmeyi hedefliyor. Programa, kadın çiftçiler, 35 yaş altı genç çiftçiler, kooperatifler ve aile çiftlikleri başvurabiliyor. Bitkisel üretim, hayvancılık, arıcılık veya karma üretim yapan çiftçiler de değerlendirmeye alınacak. Eğitim, izleme ve veriye dayalı değerlendirme Başvuru sürecinin ardından seçilen çiftçiler 6 aylık eğitim ve dijital izleme havuzuna dahil edilecek. Bu süreçte toprak ve su yönetimi, atalık tohum ve biyoçeşitlilik, dijital izleme, veri, pazarlama ve değer zinciri gibi başlıklarda eğitimler verilecek. Kazananlar, program sonunda toplanan performans verileri ve saha değerlendirmeleriyle belirlenecek. Toplam 1 Milyon liralık ödül havuzu, kazanan çiftçilerin ürünlerinin gastronomi sektöründe görünürlük kazanmasıyla desteklenecek. Programda Yılın Onaranı 350 bin liralık ödülün yanı sıra, bir yıllık mentorluk ve restoran menülerinde görünürlük kazanacak. Dört kategori birincisine ise 150’şer bin liralık ödül, teknoloji desteği ve pazarlama atölyesi sunulacak. Üç bölgesel öncü çiftçi ise 75’er bin lira ödül ve saha ziyaret programından yararlanacak. Eğitim havuzuna dahil edilen çiftçiler, ödül kazanmasalar bile 6 aylık eğitim, dijital izleme erişimi, sertifika ve Harman Ağı’na katılım imkanına sahip olacak. Pazar bağlantısı ve görünürlük fırsatı Harman, iyi örneklerin yalnızca ödüllendirilmesini değil; daha fazla kişiye ulaşmasını, çoğalmasını ve güçlü bir ekosisteme bağlanmasını hedefliyor. Gastronomi sektörüyle kurulacak ilişkiler sayesinde çiftçiler için finansal ödülün yanında pazar bağlantısı da yaratılması amaçlanıyor. Onarıcı tarım, gıdanın geleceği için kritik Etki Çemberleri Vakfı Kurucusu Aylin Gezgüç, toprağı onarmanın yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmadığını; gıda güvenliğin de ekonomik dayanıklılık ve toplumsal gelecek açısından kritik bir başlık olduğunu vurguladı. Gezgüç, şöyle devam etti: “Onarıcı tarım, yalnızca toprağı nasıl işlediğimizle ilgili değil; neyi nasıl ürettiğimiz, gıdaya nasıl ulaştığımız ve üreticiyi nasıl desteklediğimizle de ilgili. Harman Onaran Çiftçi Kapasite Programı ile sahada üretimi dönüştüren çiftçileri görünür kılmayı, onları eğitim, veri ve pazar bağlantısıyla güçlendirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin toprağını onaran çiftçilerini arıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Minik Eller “Gelecek İçin Bir Damla” Temasıyla Net Sıfır Odağında Kodladı Haber

Minik Eller “Gelecek İçin Bir Damla” Temasıyla Net Sıfır Odağında Kodladı

Bu yıl 53 farklı şehirden 870 takımın başvurduğu yarışmada, yapılan değerlendirmeler sonucunda 8 şehirden 10 finalist takım ve toplam 24 çocuk finale kaldı. Çocuklar projelerinde suyun sürdürülebilir kullanımı başta olmak üzere enerji ve karbon döngüsü gibi birbiriyle bağlantılı kritik sistemleri ele aldı. Doğal kaynakların korunması, biyoçeşitlilik ve sıfır kayıp yaklaşımı gibi çevresel başlıklara odaklanan çocuklar, geliştirdikleri çözümlerle teknolojiyle doğa arasında güçlü bağlar kurarak fikirlerini jüriye sundu. Bu projeler, iklim değişikliğiyle mücadele ve net sıfır hedefleriyle uyumlu bir geleceğe dair önemli bir perspektif sundu. Teknolojiyi Üreten Nesil Büyüyor Scratch Cup, QNB Türkiye’nin çocuklara ve gençlere yönelik sosyal sorumluluk vizyonunun önemli bir parçasını oluşturan “Minik Eller Kod Yazıyor” projesi kapsamında hayata geçiriliyor. Proje, “Minik Eller Büyük Hayaller” platformu altında, 2015 yılından bu yana Habitat Derneği iş birliğiyle sürdürülüyor. Çocuklara temel dijital yetkinlikler kazandırmayı hedefleyen eğitimler, MIT tarafından geliştirilen Scratch platformu ve üç boyutlu tasarım aracı olan Tinkercad kullanılarak gerçekleştiriliyor. Türkiye genelinde hem çevrim içi hem de yüz yüze sunulan programlar, yalnızca teknik becerilerle sınırlı kalmayıp yaratıcı düşünme, iş birliği, problem çözme ve çevresel farkındalık gibi çok yönlü kazanımlarla destekleniyor. Bugüne kadar proje kapsamında 55 binden fazla çocuğa toplam 450 bin saatin üzerinde eğitim verildi. Final etkinliğinde konuşan QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, Scratch Cup’ın çocukların hayal gücünü teknolojiyle buluşturduğu önemli bir platform olduğunu vurgulayarak, “Minik Eller Kod Yazıyor projesiyle 2015 yılından bu yana çocukların dijital dünyada donanımlı bireyler olarak yer almasını destekliyoruz. Bu yıl ‘Gelecek İçin Bir Damla’ temasıyla çocukların su, enerji ve karbon döngüsü gibi kritik konulara çözüm üretmesi, daha sürdürülebilir ve net sıfır hedefleriyle uyumlu bir geleceğe dair güçlü bir bakış sunuyor. QNB Türkiye olarak net sıfır hedefimiz doğrultusunda bu dönüşümü destekleyen projelere odaklanıyoruz” dedi. Scratch Cup 2026 finalinde konuşan Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ise şunları ifade etti: “Çocuklarımızın yalnızca dijital dünyaya uyum sağlayan bireyler olmalarını değil, aynı zamanda bu dünyanın üreticileri ve şekillendiricileri olmalarını önemsiyoruz. QNB Türkiye iş birliğiyle uzun yıllardır yürüttüğümüz Minik Eller Kod Yazıyor projesi kapsamında her yıl binlerce çocuğu temel kodlama becerileriyle buluşturuyoruz. Bu yıl ‘Gelecek İçin Bir Damla’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz Scratch Cup 2026’da çocuklar, sadece kod yazmakla kalmayıp su kaynaklarının korunması ve iklim krizi gibi kritik konulara yönelik yaratıcı çözümler geliştirdi. Scratch Cup’ta yer alan her bir çocuğun, teknolojiyi toplumsal fayda için kullanma becerisi kazanarak geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlediğine inanıyoruz. Ürettikleri fikirler ve ortaya koydukları emekle bizlere ilham veren tüm takımları yürekten tebrik ediyorum.” Scratch Cup Finalinde Yaratıcılık 10 Kategoride Ödüllendirildi Finalde yer alan takımlar, 8–10 yaş ve 11–14 yaş olmak üzere iki ayrı kategoride değerlendirildi. Her yaş grubunda: En İyi Proje, En İyi Kod Yapısı, En İyi Görsel Tasarım, En İyi Uyarlama, En İyi Senaryo başlıklarında ödüller verildi. Ayrıca tüm finalist çocuklara 5.000 TL değerinde hediye çeki takdim edildi. Scratch Cup 2026 Kazananları 8–10 Yaş Kategorisi En İyi Görsel Tasarım Ödülü: Yağmur’un Su Tasarrufu Macerası ( Bursa) En İyi Uyarlama Ödülü: Mavi Dünya (Şanlıurfa) En İyi Senaryo Ödülü: Doğa Koruyucuları Net Sıfır: Yeşeren Gelecek (İzmir) En İyi Proje Ödülü: Gizli Su Dedektifleri Sıfırın Peşinde (Tekirdağ) En İyi Kod Yapısı Ödülü: Yupi ile Su Tasarrufu (Uşak) 11–14 Yaş Kategorisi En İyi Görsel Tasarım Ödülü: Kanatlarla Mavi Görev (İzmir) En İyi Uyarlama Ödülü: Aqua Şehir (İstanbul) En İyi Senaryo Ödülü: Geleceğin Su Savaşçıları (Mersin) En İyi Proje Ödülü: Suyu Koru (Adana) En İyi Kod Yapısı Ödülü: Su Ajanı Umay (İstanbul) Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon Cimrileri Ödüllendirilecek Haber

Karbonsuz Karbon Zirvesinde Karbon Cimrileri Ödüllendirilecek

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı (ÇŞİDB) ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ana desteğinde Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D), 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde iş dünyası, resmî erk, yerel yönetim, akademi, öğrenci,sivil toplum ve medyayı Karbonsuz Karbon Zirvesi’nde 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde İTÜ’de bir araya getirirken karbon cimrilerini ödüllendirecek. Karbonsuz karbon zirvesinde liderler ülkemiz ve gezegenimiz için konuşacak İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof.Dr.Filiz Karaosmanoğlu, 4-5 Mayıs 2026 tarihlerinde ST Climate desteğinde “Karbon Nötr” gerçekleştireceğimiz “Karbonsuzlaşma, Karbon Piyasası ve İklim Teknolojileri” temalı 11.İstanbul Karbon Zirvesi açılışını İTÜ Rektörü Prof.Dr. Hasan Mandal ve ÇŞİDB Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan yapacak. Etkinliğimizin ikinci gününe Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Dr.Zafer Demircan’ın teşrifini bekliyoruz. ÇŞİDB İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak delegelere hitap ederken “Belirsizliğin Gölgesinde, İnkâr ve Şüpheye Rağmen İklim Teknolojileri ve Yenilikçi Finansman; Karbonsuzlaşma Yolunda Ülkemiz; Tekstil Sektörü ve Karbon Yönetimi; Karbon Yönetimi ve Endüstri; Karbon Yönetimi ve Enerji” adlı oturumlarımızda liderler ülkemiz ve gezegenimiz için konuşacak. Antalya’da Kasım 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde zirvemiz ayrıcalıklı konumda bilgisini vererek 2048 Karbon Nötr hedefiyle ilerleyen İTÜ’nün 2025 UI GreenMetric sıralamasında “Dünyanın En Sürdürülebilir 25.; Avrupa’da 15.; Türkiye’de 1’inci, baharda ayrı güzel Ayazağa Yerleşkesi’ndeki konusunun ilki ve teki etkinlik için davetini sundu. SÜT-D karbon cimrilerini ödüllendirecek Faaliyetlerinde Türkiye karbon yönetimi kapasitesini artırma ile karbonsuzlaşma yolunda, sürdürülebilir yaşamda bilgi ve farkındalığı yaymanın öncelikli olduğunu vurgulayan Prof. Karaosmanoğlu, SÜT-D Küçük Karbon Kahramanı Ödülü ve SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödülü ile karbon cimrilerini, ödüllü zirvemizde ödüllendiriyoruz. SÜT-D’nin de ödülleri var.SÜT-D’nin Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Geleceğe Yatırım Ödülleri-Sivil Toplum Etkinlik kategorisinde 2023 yılı birincisi İstanbul Karbon Zirve’miz ile 2021 yılı birincisi de SÜT-D Küçük Karbon Kahramanı Ödülü’müz gururlarımız. Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) 2025-2026 Eğitim Yılı paydaş okulumuz. Zirvenin ilk gününde SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Beşiktaş Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) İpsiz Karbon Takımı Gösterisi, ikinci gününde, başvuru rekoru kırılan SÜT-D 2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödül Töreni’nde heyecan ve neşe eşliğinde umudumuzu, ülkemizin iklim değişikliği mücadelesi başarılarını, karbon cimrilerini alkışlayacağız, dedi. Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D): Eylül 2013’te kurulan Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D),sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; biyoçeşitlilik kaybı;çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışarak bilgi ve kapasite oluşturmak hedefi ile 2013 yılında kamu, iş ve akademi temsilcilerince kuruldu. SÜT-D etkinliklerinde akademi, eğitim kurumları,iş dünyası, medya, resmi erk, sivil toplum örgütleri ve yerel yönetimler ile yakın iş birliğinde olma, “Sürdürülebilirlik Yönetimi” sosyal ve teknik yönleriyle uğraş vermeyi öncelikli görmekte, bugün ve yarında insanoğlunun refah ve konforu için sivil toplum yeşil ve mavi gücünü sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Biyoçeşitlilik Tahviliyle İki Uluslararası Ödül Haber

Garanti BBVA’ya Biyoçeşitlilik Tahviliyle İki Uluslararası Ödül

Sürdürülebilir finansman konusundaki yenilikçi ve öncü uygulamalarıyla Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlayan Garanti BBVA, Environmental Finance 2026 Sürdürülebilir Borç Ödülleri (Sustainable Debt Awards 2026) kapsamında iki ayrı kategoride ödüle layık görüldü. Banka, Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracı ile Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan EMEA bölgesinde, “İnovasyon Ödülü – Gelirlerin Kullanımı, Yeşil Tahvil (Award for Innovation – Use of Proceeds, Green Bond)” ve “Yılın Yeşil Tahvili – Finans Kurumu (Green Bond of the Year – Financial Institution)” kategorilerinde ödül kazandı. Environmental Finance Sürdürülebilir Borç Ödülleri, yeşil, sosyal, sürdürülebilir ve sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ve kredi işlemleri alanında piyasanın başarılı ve yenilikçi uygulamalarını ödüllendirmeyi amaçlıyor. Bağımsız yatırımcılardan oluşan jüri tarafından değerlendirilen ödüller; sürdürülebilir finans piyasasının gelişimine katkı sağlayan, yenilikçi yapılar ortaya koyan ve çevresel etki açısından güçlü sonuçlar üreten finansman işlemlerini öne çıkarıyor. Garanti BBVA’nın ödül kazanan tahvil ihracı, Türkiye’de biyoçeşitlilik temalı ilk tahvil olmasıyla sürdürülebilir finans alanında önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Tahvil kapsamında sağlanan kaynakların; özellikle Akdeniz havzasında deniz ve tatlı su ekosistemlerinin korunması, sürdürülebilir turizm uygulamaları, sürdürülebilir balıkçılık faaliyetleri ve su yönetimi projeleri gibi alanlara yönlendirilmesi hedefleniyor. Sürdürülebilir borç piyasalarında yenilikçi model Garanti BBVA’nın ihraç ettiği tahvil, sürdürülebilir borç piyasalarında yenilikçi bir kullanım alanı yaklaşımı sunmasıyla öne çıkıyor. Tahvil çerçevesi; sürdürülebilir turizm, deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı ve su yönetimi projelerini bir araya getirerek ekosistem temelli bütüncül bir yaklaşım ortaya koyuyor. Toplam 20 milyon 215 bin dolar büyüklüğünde ve üç yıl vadeli olarak gerçekleştirilen tahvil ihracı, uluslararası sürdürülebilir finans standartları doğrultusunda yapılandırıldı. Bu yapı, tahvil gelirlerinin çevresel etki yaratacak alanlara yönlendirilmesini sağlarken, şeffaf raporlama ve etki ölçümünü de içeren güçlü bir çerçeve sunuyor. Cemal Onaran: “Sürdürülebilir finansın kapsamını, doğa ve biyoçeşitlilik boyutuyla genişletiyoruz” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği yalnızca iklim başlığıyla sınırlı görmüyor; su kaynakları, deniz ekosistemleri ve biyoçeşitliliğin korunmasını da finans sektörünün sorumluluk alanının önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Sürdürülebilir finansın kapsamını, doğa ve biyoçeşitlilik boyutuyla genişletiyoruz. Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracıyla sermaye piyasalarını doğa dostu yatırımlar için harekete geçirmeyi hedefleyen öncü bir adım attık. Environmental Finance tarafından verilen bu iki ödül, sürdürülebilir finans alanındaki yaklaşımımızın ve geliştirdiğimiz yenilikçi finansman araçlarının uluslararası ölçekte takdir edildiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de doğa, iklim ve su odaklı yatırımların yaygınlaşmasına katkı sağlayacak finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz.” Sürdürülebilir finans stratejisinin bir parçası Garanti BBVA, sürdürülebilir finans alanındaki çalışmalarını uzun vadeli hedefleri doğrultusunda sürdürüyor. Banka, 2018–2029 dönemini kapsayan 3,5 trilyon TL’lik sürdürülebilir finansman hedefi ile Türkiye’nin yeşil ve kapsayıcı dönüşümüne katkı sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’nin ilk biyoçeşitlilik temalı tahvil ihracı ise bankanın sürdürülebilir finans yaklaşımının iklim odağının ötesine geçerek su, doğal sermaye ve biyoçeşitlilik boyutlarını da kapsayan daha geniş bir çevresel çerçeveye yöneldiğini gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MG International Fragrance Company, Yüksek Katma Değerli Ürünleriyle Büyümeyi Sürdürüyor Haber

MG International Fragrance Company, Yüksek Katma Değerli Ürünleriyle Büyümeyi Sürdürüyor

MG International Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, 2026 yılında inovatif teknoloji içeren yüksek katma değerli ürünleriyle, cirodaki payının %10'a çıkarmayı hedeflediklerini anlattı. Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, 2025 yılı performansını ve gelecek vizyonunu paylaştı. Şirket, ihracat odaklı büyüme stratejisi ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla yılı hedefleriyle uyumlu bir şekilde tamamladı. "Döviz Bazında Çift Haneli İstikrarlı Büyümemize Devam Ettik'' Esans sektörünün 2025 yılını değerlendiren MG International Fragrance Company Genel Müdür Yardımcısı Bülent Konca, ekonomik zorluklara rağmen başarılı bir performans sergilediklerini belirterek şunları söyledi: "Yıl başında belirlediğimiz rakamsal hedeflere ulaşmış olmak, stratejik planlamamızın doğruluğunu teyit etti. Üretim, ciro ve ihracat tarafında döviz bazında çift haneli istikrarlı büyümemize 2025 yılında da devam ettik. Ülkemizde yaşanan finansmana erişim maliyetleri ve iç pazardaki daralmaya karşı ihracat odaklı büyüme stratejisiyle hareket ederek hem şirketimiz için sürdürülebilir bir model oluşturduk hem de Türk kimya ihracat hedeflerine ve döviz rezervine destek vermeye devam ettik." İhracat Odaklı Büyüme Stratejisi 2025 yılının Türkiye ekonomisi açısından zorlu bir dönem olduğuna dikkat çeken Konca, finansmana erişim maliyetlerindeki artış, iç pazarda talep daralması ve satın alma gücündeki düşüşün sanayiciler üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Buna rağmen MG International Fragrance Company'nin ihracat odaklı büyüme stratejisiyle hareket ettiğini vurgulayan Konca, şirketin global pazarlardaki konumunu güçlendirerek döviz kazandıran üretim modelini sürdürdüğünü ifade etti. Ev Kokuları ve Kişisel Bakım Kategorileri Yükselişte 2025 yılında son kullanıcı davranışlarındaki değişimin sektöre doğrudan yansıdığını ifade eden Konca, hibrit çalışma modelinin kalıcılaşmasıyla ev kokulandırma kategorisinin (bambu çubuklu oda kokuları, mumlar, difüzörler) güçlü bir ivme kazandığını belirtti. Ayrıca "iyi olma hali" yaklaşımının kişisel bakım ve EDT kategorilerinde talebi artırdığını, dijitalleşmenin ise yeni koku lansmanlarının son kullanıcıyla buluşma hızını ciddi ölçüde etkilediğini vurguladı. AR-GE ve İnovasyonda Hedef Büyüttü Şirketin teknoloji içeren inovatif ürünleri, 2025 yılı sonunda toplam cironun %5'ini oluşturdu. Bülent Konca, Ar-Ge vizyonuna dair şu bilgileri paylaştı: "Geliştirdiğimiz teknolojik formülasyonlar, markaların ürün iletişiminde güçlü alanlar yarattı. Önümüzdeki iki yıl içinde hedefimiz, inovatif teknoloji içeren yüksek katma değer yaratan ürünlerin cirodaki payını %10 seviyesine çıkarmak. Bu, Türk esans sektörünün global arenada daha rekabetçi bir konuma taşınması adına stratejik bir adımdır." 2026 yılında operasyonel disiplini korumayı ve kur dengesindeki gerçekçi zeminin katkısıyla daha sağlam bir büyüme ivmesi yakalamayı hedeflediklerini anlatan Bülten Konca, ambalaj tarafında da 2026 yılında geri dönüştürülmüş içerikli (PCR) ambalajlara geçmeyi planladıklarını sözlerine ekledi. Sürdürülebilirlik Alanında Örnek Başarılar MG International, 2025 yılında sürdürülebilirlik çalışmalarıyla pek çok ödüle layık görülmüştü. Kocaeli Sanayi Odası tarafından verilen Şahabettin Bilgisu Çevre Ödülleri'ni birden fazla kez kazanan şirket, aynı zamanda Sürdürülebilir İş Ödülleri kapsamında Biyoçeşitlilik Ödülü'nün de sahibi oldu. Şirket, Gebze'deki tesisinde elektrik ihtiyacının tamamını I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası) ile yenilenebilir kaynaklardan karşılarken; gri su geri kazanımı, yağmur suyu hasadı ve robotik üretim teknolojileriyle çevresel etkiyi minimize ediyor. Sosyal sürdürülebilirlik kapsamında ise UN Global Compact Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) imzacısı olma süreci devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TSKB, Doğa Odağı ile Güçlendirdiği Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Kararlılıkla Sürdürüyor Haber

TSKB, Doğa Odağı ile Güçlendirdiği Sürdürülebilirlik Çalışmalarını Kararlılıkla Sürdürüyor

Türkiye’nin ilk özel sermayeli kalkınma ve yatırım bankası TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası), Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu sürdürülebilirlik raporunu da içeren 2025 Entegre Faaliyet Raporu’nu yayımladı. Banka, raporunda sürdürülebilirlik faaliyetlerini bütünleşik bir bakış açısıyla ele alarak finansal, çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kamuoyu ile paylaştı. Sürdürülebilirlik faaliyetlerini bütünsel çerçevede ele alan TSKB, yayımladığı 2025 Entegre Faaliyet Raporu ile eş zamanlı sürdürülebilirlik politikalarını güncelledi. Sürdürülebilirlik politikaları kapsamında yayımladığı Doğa ve Biyoçeşitlilik Politikası ile Banka, analiz süreçlerini Doğa ile İlgili Finansal Açıklamalar Görev Gücü (TNFD) tarafından geliştirilen LEAP (Locate, Evaluate, Assess, Prepare) metodolojisiyle uyumlu hale getiriyor. Banka’nın iklim odaklı çevresel risk yönetimi yaklaşımı; iklim değişikliği ve doğa kaybını birlikte ele alan “ikiz kriz” perspektifi doğrultusunda şekilleniyor. Bu kapsamda bilimsel araçlar kullanılarak, kredi portföyünün sektörel ve coğrafi dağılımı üzerinden doğayla olan etkileşimlerinin de detaylıca incelenmesi hedefleniyor. Doğal sermaye ve ekosistem hizmetlerine olan bağımlılıkların, etkilerin ve bunlara ilişkin risk ve fırsatların belirleneceği bu süreçte, elde edilen bulguların kredi süreçlerine ve portföy yönetimine kademeli olarak entegrasyonu amaçlanıyor. Banka, özellikle doğaya bağımlılığın ve etkinin yüksek olduğu sektörlerde faaliyet gösteren müşterileriyle proaktif bir etkileşim kurarak, etki azaltıcı uygulamaların geliştirilmesini ve doğa pozitif çözümlerin benimsenmesini teşvik edecek. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan, “TSRS uyumlu sürdürülebilirlik raporunu da içeren 2025 Entegre Faaliyet Raporumuzla önemli bir adım attık. Doğa ve biyoçeşitliliği gözeten stratejik önceliklerimiz kapsamında bu yıl da sürdürülebilirlik faaliyetlerimizi entegre bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Bu bütüncül yaklaşım doğrultusunda Bankamızın finansal, çevresel, sosyal ve yönetişim performansını kapsamlı bir çerçevede paylaşıyoruz. Rapor kapsamında, farklı sermaye unsurları üzerinden yarattığımız somut çıktı ve etkiyi ortaya koyarken gelecek hedeflerimizi çok yönlü bir yaklaşımla aktarıyoruz” dedi. “Sürdürülebilir finansman hedeflerimizi yükselttik” Güçlenen sürdürülebilir finansman performansı doğrultusunda Banka hedeflerini yukarı yönlü güncellediklerini belirten Murathan, “2030 yılına kadar 10 milyar ABD doları olarak belirlediğimiz SKA bağlantılı finansman hedefimizin yüzde 70’ini gerçekleştirerek hedefimizi 15 milyar ABD dolarına yükselttik. İklim finansmanı alanında ise 4 milyar ABD doları olarak belirlediğimiz hedefi 5 milyar ABD dolarına çıkardık. Bu hedeflerimizle aynı dönemi kapsayacak şekilde 3 milyar ABD doları tutarında yeni sosyal finansman hedefi belirledik. Uluslararası kalkınma finansmanı kurumlarından ülkemize sağladığımız başta iklim ve çevre olmak üzere temalı kaynak anlaşmalarını artırmaya devam ederken, sürdürülebilir finansman hedeflerimizi de önümüzdeki yıllarda da iddialı tutmaya devam edeceğiz. COP31’i ülkemizde ağırlamaya yaklaşırken, tüm paydaşlarımızla doğa pozitif dönüşümü hızlandırarak iklim riskleri azaltımı ve uyumu ile sosyal sermayenin güçlendirilmesi alanlarında çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Deniz Çayırlarına Mavi Nefes Haber

Garanti BBVA ve TURMEPA’dan Deniz Çayırlarına Mavi Nefes

Garanti BBVA, DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle 2021 yılından bu yana sürdürdüğü Mavi Nefes Projesi ile deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmaları ve ulaşılan somut sonuçları 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü vesilesiyle kamuoyuyla paylaştı. Denizlerin oksijen üretiminde, karbon tutumunda ve biyolojik çeşitliliğin devamlılığında kritik rol üstlenen deniz çayırları, Mavi Nefes Projesi’nin ana odak alanlarından birini oluşturuyor. Halen bu bitki odağında Fethiye-Göcek, Marmara Denizi Prens Adaları ve Saros’ta çalışmalara devam ediliyor. Proje kapsamında Fethiye-Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi’nde yürütülen çalışmalarla bugüne kadar ekilen deniz çayırı fidesi sayısı 14 bine ulaştı. Ekilen alanlarda canlılık oranı yüzde 70’in üzerinde seyrediyor. 2025 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen 14 bin deniz çayırı ekimi, işaret şamandıralarıyla “oksijen üretim noktası” olarak koruma altına alındı. Bu alanlar, denizlerin doğal karbon yutakları ve oksijen kaynakları olarak kritik bir işlev üstleniyor. Mavi Nefes Marmara Denizi İyileştirme Projesi kapsamında, Marmara Denizi’nin ekolojik açıdan en hassas bölgelerinden biri olan Prens Adaları çevresinde de müsilajın deniz altı habitatları üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik saha çalışmaları başlatıldı. Proje ile geliştirilen yenilikçi temizleme tekniğinin sahada test edilmesiyle Marmara Denizi’nin ekolojik dayanıklılığını artırmaya yönelik bilim temelli çözümler üretilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda geliştirilen ve Venturi sistemiyle çalışan yenilikçi temizleme cihazı da sahada test ediliyor; hava basıncı kullanılarak müsilajın mercanlar, algler ve deniz çayırları gibi hassas canlıların üzerinden zarar vermeden uzaklaştırılması sağlanıyor. Denizlerin Sessiz Kahramanları Deniz çayırları yalnızca oksijen üretmekle kalmıyor; atmosferdeki karbonu tutarak iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynuyor. Bir kilometrekare deniz çayırı, ortalama 1.000 insanın yıllık oksijen ihtiyacını karşılıyor. Aynı zamanda balıklar ve pek çok deniz canlısı için yaşam ve üreme alanı oluşturuyor; dalga enerjisini azaltarak kıyı erozyonunu önlüyor. Ayrıca, sediment tabakalarında geçmiş yüzyılların izlerini saklayarak ekosistemin hafızasını oluşturuyor. Türkiye’de Bir İlk: Göcek’te 2.000 Yaşında Deniz Çayırı Keşfedildi Mavi Nefes Projesi kapsamında Göcek’te gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, Türkiye deniz araştırmaları açısından da önemli bir kilometre taşı oldu. Geçtiğimiz yıl Kızılada açıklarında tespit edilen bir deniz çayırının yaklaşık 2.000 yaşında olduğunun belirlenmesi, ülkemizde bu alanda gerçekleştirilen ilk yaş tayini çalışması olarak kayda geçti. Bu veri, Türkiye deniz araştırmaları tarihinde bir ilk ve bölgede yürütülen tüm deniz çayırı ekim çalışmalarının geleceğini etkileyecek önemli bir unsur. Mahmut Akten: “Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik önemde” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, 1 Mart Dünya Deniz Çayırları Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Deniz çayırları, denizlerin ve gezegenimizin geleceği için kritik öneme sahip doğal varlıklar. Oksijen üretiminden karbon tutumuna, biyolojik çeşitliliğin korunmasından kıyıların güvenliğine kadar çok boyutlu bir ekosistem hizmeti sunuyorlar. Mavi Nefes Projesi ile 2021’den bu yana bilimin rehberliğinde attığımız adımlarla denizlerimizin yalnızca yüzeyini değil, deniz altı yaşamını da korumayı hedefliyoruz. Göcek’te 14 bine ulaşan deniz çayırı ekimi ve bu alanların ‘oksijen üretim noktası’ olarak koruma altına alınması, uzun vadeli ve kalıcı etki yaratma kararlılığımızın yansıması. Şimdi önümüze yeni bir hedef daha koyduk ve 20 bin deniz çayırına ulaşmak istiyoruz. Garanti BBVA olarak sürdürülebilirliği iş stratejimizin merkezinde konumlandırırken, denizlerimizin nefes alması için bilimi, sivil toplumu ve gönüllüleri bir araya getirmeye devam edeceğiz.” Şadan Kaptanoğlu: “Deniz çayırlarını korumak, denizlerin geleceğini korumaktır” TURMEPA Yönetim Kurulu Başkanı Şadan Kaptanoğlu, “Deniz çayırları, deniz ekosisteminin temelini oluşturan ve iklim krizine karşı en güçlü doğal müttefiklerimizden biri olan hassas habitatlardır. Mavi Nefes Projesi ile bilimsel veriler ışığında yürüttüğümüz koruma ve restorasyon çalışmaları sayesinde yalnızca bugünü korumayı değil, gelecek nesillere sağlıklı ve dirençli denizler bırakmayı amaçlıyoruz. Bölge halkının bilgi ve deneyimini sürece dahil ederek, bakanlıklar, kamu kurumları ve tüm paydaşlarımızla katılımcı bir anlayışla sahada birlikte çalışıyor, yerel sahiplenmeyi güçlendirerek kalıcı çözümler üretmeye devam ediyoruz,” diye konuştu. Mavi Nefes’in Çok Boyutlu Etkisi 2021 yılında Marmara Denizi’ndeki müsilaj krizine yanıt olarak doğan Mavi Nefes Projesi ile yalnızca temizlik değil, deniz altı yaşamını onaran bilim temelli ve uzun vadeli çözümler üretmek hedefleniyor. Bugüne kadar Marmara’dan Göcek’e, Saros Körfezi’nden Van Gölü’ne uzanan proje, denizlerde atıkların toplanmasından bilimsel araştırmalara, eğitim programlarından biyoçeşitlilik haritalamasına kadar uzanan kapsamlı çalışmalarıyla deniz ekosistemine kalıcı fayda sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.