Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyogaz

Kapsül Haber Ajansı - Biyogaz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyogaz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep Büyükşehir Çöp Depolama Sahasında Organik Üretimle Yılda 28 Ton Hasat Yapıyor Haber

Gaziantep Büyükşehir Çöp Depolama Sahasında Organik Üretimle Yılda 28 Ton Hasat Yapıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda çöpten elde edilen enerjiyle kurulan modern domates ve çilek seralarını gezerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Topraksız tarım teknolojisiyle üretim yapılan seralarda domates hasadına katılan Şahin, çevreci üretim modelinin hem enerji verimliliğine hem de organik tarıma katkı sunduğunu belirtti. ATIK ISI TARIMSAL ÜRETİME DÖNÜŞÜYOR Çevre Koruma, Sıfır Atık ve İklim Değişikliği Daire Başkanlığı kontrolünde işletilen Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Sahası’nda düzenli depolanan katı atıklardan oluşan metan gazı, gaz motorları aracılığıyla elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Elektrik üretimi sırasında ortaya çıkan atık ısı ise seraların ısıtılmasında kullanılarak tarımsal üretime kazandırılıyor. Gaz motorlarının ceket ısısından elde edilen yaklaşık 80 derece sıcaklıktaki suyla toplam 1.400 metrekare üretim alanı ve 120 metrekare ısı merkezinden oluşan tesiste, 1.200 metrekare kapalı alanda tam otomatik topraksız tarım gerçekleştiriliyor. Hindistan cevizi kabuğunda yetiştirilen ve özel LED aydınlatmalarla fotosentez süresi artırılan seralarda yılda yaklaşık 20 ton domates ve 8 ton çilek üretiliyor. Seraların tüm enerji ihtiyacı ise çöpten elde edilen elektrikten karşılanıyor. ŞAHİN: “ÇÖPTEN ORGANİK ÜRETİME GEÇEN BİR HİKAYE OLUŞTURUYORUZ” İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Yaptığımız iklim master planında çöpün efektif olarak dönüşümünü sağlamak çok önemliydi. İlk etapta burada açığa çıkan ısı ile çilek seramızı oluşturmuştuk. Daha sonra domates seramızı da hazırladık. Gerçekten organik ürünlere çok ihtiyacımız var. Şu anda o kadar güzel bir koku var ki seramızda yoğun bir domates kokusu hakim etrafa. Çıkan ürünlerin hepsini de 65 yaş ve üstü vatandaşlarımıza ücretsiz dağıtıyoruz. Bu yaptığımız çalışmalardan dolayı sıfır atığa en yakın dünyadaki 20 şehirden bir tanesi olduk.” dedi. HEDEF İLK 3 ŞEHİR ARASINA GİRMEK Şahin, Gaziantep’in çevre alanındaki uluslararası hedeflerine de değinerek, “Şu an COP31’e hazırlanıyoruz. Kasım ayında Antalya’da olacak ve dünyanın dört bir yanından gelen çevre bakanlarına ev sahipliği yapılacak. Burada projeler konuşulacak. Biz de Gaziantep Modeli ile bu yaptığımız çalışmaları orada anlatacağız. Bu çalışmalarımızla da sıfır atığa en yakın ilk 3 şehir arasına girmeyi hedefliyoruz. Biz karıncalar gibi çalışıp dev eserler üreten bir ekibiz.” diye konuştu. TESİSTE GÜNLÜK 2 BİN TON ATIK ENERJİYE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Merkez Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi’ne günlük yaklaşık 2 bin ton evsel atık ulaşıyor. Düzenli depolama yöntemiyle oluşan metan gazından elektrik enerjisi üretilirken, tesis yaklaşık 4 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede enerji üretiyor. ATIKTAN ENERJİ, ENERJİDEN ORGANİK ÜRETİM Elektrik üretimi sırasında gaz motorlarından açığa çıkan atık ısı, tesis bünyesindeki seralarda değerlendirilerek organik domates ve çilek üretiminde kullanılıyor. Böylece atıklar yalnızca enerjiye değil, sürdürülebilir tarımsal üretime de katkı sağlıyor. Seralarda organik üretimin desteklenmesi amacıyla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Oğuzeli Hayvansal Atık Biyogaz Santrali’nde üretilen organik gübreler kullanılıyor. Çöp depolama sahasının elektrik enerjisi ihtiyacı ise Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne ait güneş enerji santrallerinden karşılanıyor. DÖNGÜSEL EKONOMİ MODELİ HAYATA GEÇİRİLİYOR Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, tesiste ortaya çıkan hiçbir yan ürünü israf etmeden döngüsel ekonomi anlayışıyla değerlendiriyor. Çöpten elde edilen metan gazı elektrik üretiminde, elektrik üretiminden ortaya çıkan atık ısı seralarda, biyogaz tesisinden elde edilen organik gübre tarımsal üretimde kullanılırken, tesisin enerji ihtiyacı da güneş enerji santrallerinden karşılanıyor. Bu uygulamalarla Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, katı atık yönetiminden enerji üretimine, organik tarımdan yenilenebilir enerji kullanımına kadar uzanan çevreci ve sürdürülebilir belediyecilik anlayışını hayata geçirerek döngüsel ekonomi modeline örnek bir uygulama ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biyoekonomi Türkiye’nin Enerji Bağımsızlığı İçin Yeni Fırsat Sunuyor Haber

Biyoekonomi Türkiye’nin Enerji Bağımsızlığı İçin Yeni Fırsat Sunuyor

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların ardından Kızıldeniz ve Babülmendep hattında enerji taşımacılığını hedef alan saldırılar, küresel enerji koridorlarının jeopolitik gelişmelere ne kadar açık olduğunu bir kez daha ortaya koyarken; petrol ve doğal gaz akışındaki kesintiler ile yükselen taşıma ve sigorta maliyetleri, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından arz güvenliğinin artık yalnızca tedarikçi çeşitlendirmesiyle ele alınamayacağını gösteriyor. Alanında lider küresel biyoçözüm şirketi Novonesis, Türkiye’nin enerji güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını güçlendirmek için dış kaynak çeşitliliğinin yanı sıra yerli biyolojik kaynaklara dayalı üretim kapasitesinin geliştirilmesinin stratejik önem taşıdığına dikkat çekiyor. “Bir sonraki stratejik adımı atmanın zamanı” Süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol, şunları söylüyor: “Belirsizliklerin kalıcı hale geldiği bir dünyada dayanıklılık artık sadece dışarıdan sağlanan kaynakların çeşitliliğiyle değil, içeride yaratılan kapasitenin gücüyle ölçülüyor. Türkiye bugüne kadar attığı doğru adımlarla enerji arz güvenliğini sağladı ve kısa vadeli dalgalanmaları yönetme kabiliyetini geliştirdi. Şimdi ise mevcut kazanımları koruyarak bir sonraki stratejik adımı atma ve içerideki biyolojik ile tarımsal potansiyelimizi harekete geçirme zamanı. Bu yaklaşım bir yön değişikliği değil; enerji güvenliğini, ekonomik istikrarı ve sanayi rekabetçiliğini aynı anda yükseğe taşıyacak tamamlayıcı bir adımdır. Türkiye’nin 2026 yılında ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi de bu yerli kapasite vizyonunu ve yeşil dönüşüm yolculuğunu uluslararası ölçekte dünyaya anlatabileceğimiz en önemli platformlardan biri olacaktır”. Enerji koridorlarındaki kırılganlığa karşı yerli kapasite Türkiye; ham petrolünün yüzde 75’ini, LPG’nin yaklaşık yüzde 80’ini ve tarımsal üretimin en önemli girdilerinden biri olan gübrenin yüzde 70-80’ini ithal ediyor. Hürmüz ve Babülmendep gibi kritik geçiş noktalarında eş zamanlı olarak yaşanan sorunlar, ithalata dayalı enerji sistemlerinin yalnızca fiyat dalgalanmalarından değil; ulaşım rotalarındaki kesintilerden, artan navlun ve sigorta maliyetlerinden de etkilendiğini gösteriyor. Türkiye son yıllarda altyapı yatırımları ve tedarik kaynaklarını çeşitlendiren politikaları sayesinde enerji arz güvenliği konusunda önemli bir temel oluşturmuş olsa da kırılganlığın kaynağını azaltacak tamamlayıcı adımlara ihtiyaç duyuluyor. Biyoetanol, biyodizel, biyogaz, sürdürülebilir havacılık ve denizcilik yakıtı gibi yerli kaynaklara dayalı çözümler, fosil yakıt ithalatını kademeli olarak azaltarak mevcut enerji politikalarını tamamlayabilecek güçlü seçenekler sunuyor. Tarımın gücü enerjiye dönüşebilir Dünyanın en büyük yedinci, Avrupa’nın ise en büyük tarım üreticisi konumundaki Türkiye; yılda yaklaşık 9 milyon ton mısır ve 19-20 milyon ton buğday üretirken, yaklaşık 45 milyon tonluk dönüştürülebilir biyokütle kapasitesine sahip bulunuyor. Biyoçözümler; planlı tarım uygulamaları, etkin arazi kullanımı ve gelişmiş teknolojilerle gıda ve yem güvenliğini korurken tarımsal üretimin enerji dönüşümüne de katkı sağlamasına imkân tanıyor. Ayrıca Türkiye’deki mevcut araç parkının ilave büyük altyapı yatırımlarına ihtiyaç duymadan E10 ve B5 gibi biyoyakıt harmanlama oranlarına teknik olarak büyük ölçüde uyumlu olması, bu geçişin kademeli ve düşük maliyetle hemen uygulanabilmesine zemin hazırlıyor. Türkiye, sürdürülebilir havacılık yakıtında bölgesel üretim merkezi olabilir Dünyanın önde gelen havacılık merkezlerinden biri olan Türkiye için sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF), enerji güvenliğiyle yeşil sanayi dönüşümünü bir araya getiren stratejik bir fırsat sunuyor. SAF’ın mevcut uçaklarda ve yakıt ikmal altyapısında büyük ölçekli bir teknoloji değişikliğine ihtiyaç duyulmadan kullanılabilmesi, havacılığın kısa ve orta vadede karbonsuzlaştırılması açısından bu çözümü özellikle önemli hale getiriyor. Türkiye’de yürürlüğe giren Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Talimatı ve 2030’a kadar uluslararası uçuşlardan kaynaklanan emisyonların azaltılmasına yönelik hedefler, yerli SAF pazarının gelişmesi açısından önemli bir düzenleyici temel oluşturuyor. Tarımsal ve ormancılık kalıntıları, kullanılmış yağlar ve lignoselülozik hammaddelerin yanı sıra, biyoçözümler sayesinde verimliliği artırılan tarımsal üretimden elde edilen uygun ürünler de yüksek katma değerli sürdürülebilir havacılık yakıtlarına dönüştürülebiliyor. Planlı üretim ve etkin arazi kullanımıyla desteklenen bu yaklaşım, gıda ve yem güvenliğini korurken çiftçiler için yeni gelir alanları yaratma ve Türkiye’nin yerli enerji kapasitesini güçlendirme potansiyeli taşıyor. Türkiye’nin güçlü tarım kapasitesi, gelişmiş rafineri ve lojistik altyapısı ile küresel ölçekte bağlantı sağlayan havacılık sektörü birlikte değerlendirildiğinde ülke, yalnızca SAF kullanan değil, aynı zamanda üreten ve bölgesine ihraç eden bir merkez haline gelebilir. Bu dönüşüm; havayollarının uluslararası iklim yükümlülüklerine uyumunu desteklerken, yerli hammadde tedarik zincirleri, kırsal kalkınma, teknoloji yatırımları ve nitelikli istihdam açısından da yeni fırsatlar yaratabilir. Bunun için uzun vadeli ve öngörülebilir harmanlama hedeflerinin, sürdürülebilirlik kriterlerinin, yatırım teşviklerinin ve üretici-havayolu arasındaki uzun dönemli alım anlaşmalarının bütüncül bir politika çerçevesi içinde ele alınması önem taşıyor. Milyarlarca dolar ithalat azaltımı ve 100 binden fazla istihdam potansiyeli Yerli biyolojik kaynakların ve biyoyakıt çözümlerinin harekete geçirilmesi ekonomi açısından son derece somut kazanımlar vaat ediyor. Novonesis’in paylaştığı verilere göre, yerli çözümlerin yaygınlaştırılması Türkiye’nin enerji ithalatında 10-15 milyar dolarlık bir azalma potansiyeli taşıyor. Bu dönüşüm aynı zamanda tarım ve sanayi değer zincirlerinde 100 binden fazla potansiyel istihdamı destekleme ve yıllık yaklaşık 2,5-3 milyon ton karbondioksit emisyon azaltımı sağlama imkânı veriyor. Cari dengeyi doğrudan destekleyen bu yapı, sanayi için öngörülebilir maliyetler oluştururken çiftçiler için de yeni gelir alanları yaratıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüpraş Ventures’tan Enerji Dönüşüm Teknolojilerine Yeni Yatırımlar Haber

Tüpraş Ventures’tan Enerji Dönüşüm Teknolojilerine Yeni Yatırımlar

Tüpraş, Stratejik Dönüşüm Planı kapsamında 2050 yılında karbon nötr lider enerji şirketi olma hedefini destekleyecek yeni yatırımlar yaptı. Tüpraş’ın girişim sermayesi iştiraki Tüpraş Ventures, geçtiğimiz 6 ayda stratejik dönüşüm yol haritasıyla uyumlu 3 girişimi daha portföyüne kattı. Tüpraş Ventures’ın yatırım yaptığı ABD Teksas merkezli Syzygy Plasmonics geliştirdiği yenilikçi reaktör teknolojisiyle biyogaz gibi yenilebilir kaynaklardan sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) üretimine imkân sağlıyor. Farklı hammaddelerle üretim esnekliği sunan teknoloji, SAF üretim maliyetlerinin düşürülmesinde etkin bir çözüm sunuyor. ABD Massachusetts merkezli Via Separations ise, sıvı ayırma teknolojisi sayesinde üretim süreçlerinde enerji tüketiminin düşürülmesine ve operasyonların daha verimli hale gelmesine katkı sağlıyor. Via Separations, kâğıt-selüloz sektöründe başarıyla uygulanan bu teknolojiyi rafinaj ve kimya sektörlerinde de yaygınlaştırmayı hedefliyor. Tüpraş Ventures’ın portföyüne eklediği Norveç merkezli Aqualung Carbon Capture da gaz fazındaki bileşenleri seçici olarak ayıran membran bazlı teknolojiyle karbon emisyonlarını kaynağında, düşük maliyetli ve kompakt sistemlerle yakalıyor. Bu teknoloji, karbon tutma alanında benzer çözümlere kıyasla maliyet avantajı sunarak düşük karbon çözümlerine geçişi destekliyor. Tüpraş’ın 2022 yılında faaliyete geçen girişim sermayesi şirketi Tüpraş Ventures, farklı coğrafyalarda yaptığı yatırımlarla yeni teknolojilere hızlı erişim imkânı sağlayarak şirketin Stratejik Dönüşüm hedeflerini destekliyor. Bugüne dek, sürdürülebilir rafinajdan karbon yakalama teknolojilerine, enerji depolamadan sürdürülebilir havacılık yakıtı üretimine kadar geniş dönüşüm alanını kapsayan bir portföyü bulunuyor. Tüpraş Ventures; başta ABD, Kanada, Avrupa ve Türkiye’den doğrudan 7 ve fonlar üzerinden 51 olmak üzere toplam 58 start-up’a yatırım yaptı. Tüpraş Ventures’ın doğrudan yatırımları arasında Kaliforniya merkezli yeşil hidrojen elektrolizör geliştiricisi Verdagy, Vancouver merkezli hidrojen ve yakıt hücresi uygulamalarına yönelik membran ve polimer çözümleri sunan Ionomr, Ankara merkezli robotik teknolojiler firması AISField ve Massachusetts merkezli termal enerji depolama çözümleri geliştiren Electrified Thermal Solutions yer alıyor. Tüpraş Ventures; doğrudan girişim yatırımlarının yanı sıra, İsviçre merkezli endüstriyel inovasyon fonu Emerald Technology Ventures ve Kuzey Amerika merkezli enerji dönüşümü teknolojilerine odaklı fon yatırımları aracılığıyla da küresel yatırım fırsatlarına erişim sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı Haber

ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde Döngüsel Ekonomi, Sıfır Atık ve Yapay Zekâ Gündemi Ele Alındı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin üçüncüsü yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin açılışını ÇEVKO Vakfı adına Kurumsal İletişim, Eğitim ve Yeşil Nokta Kıdemli Müdürü Hülya Ataman yaptı. Söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu ve Hacettepe Üniversitesi İklim Elçisi İpek Güzey oldu. Mete İmer: “Döngüsel ekonomiye geçiş, sürdürülebilir kalkınma için kritik” ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, iklim krizinin tüm hızıyla sürdüğünü belirterek, doğrusal ekonominin doğal kaynaklar, emisyonlar ve atık yönetimi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı. Döngüsel ekonomiye geçişin hem iklim kriziyle mücadele hem de sürdürülebilir ekonomik gelişme açısından önemli olduğunu ifade eden İmer, küresel ekonominin yalnızca yaklaşık yüzde 7’sinin döngüsel durumda olduğuna dikkat çekti. Mete İmer, ürünlerin tasarım aşamasından itibaren daha az atık üretecek, onarılabilir, uzun ömürlü ve yeniden kullanılabilir şekilde planlanması gerektiğini belirterek, sanayi kuruluşları, akademi, belediyeler ve gençlerin ortak sorumluluğuna işaret etti. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve çevre haftasının farkındalık açısından önemine değinen Mete İmer, COP31’in de tek başına tüm sorunları çözmeyecek olsa da önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. Çiğdem Kara: “Yerel yönetimler uygulamanın tam sahasında” Ataşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Çiğdem Kara, ilçe belediyelerinin vatandaşla doğrudan temas eden kurumlar olarak COP31 sürecinde kritik paydaşlar olduğunu söyledi. Ataşehir Belediyesi’nin 2019’da Belediye Başkanları Sözleşmesi’ni imzalayarak 2030’a kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefi belirlediğini aktaran Kara, 2021’de Sürdürülebilir Enerji Eylem Planı, 2022’de İklim Uyum Eylem Planı hazırladıklarını belirtti. Çiğdem Kara, 2026 başında İSTAÇ iş birliğiyle daha bütüncül yeni bir SECAP çalışmasına başladıklarını vurgulayarak, “Bu çalışmanın bir rapor olarak kalmasını istemiyoruz; eylemlerin ilçemizde etkisini görebileceğimiz uygulanabilir bir yol haritasına dönüşmesini istiyoruz” dedi. Yeni çalışmada enerji yoksulluğu, iklim adaleti, kırılgan gruplar ve mekânsal özelliklerin de dikkate alınacağını ifade etti. Ataşehir’de hava kalitesinin 2015’ten bu yana izlendiğini belirten Çiğdem Kara, PM2.5, PM10, azot dioksit, kükürt dioksit, ozon ve karbonmonoksit ölçümlerinin yapıldığını söyledi. Sıfır atık belgeleri, 300 konut ve üzeri sitelerle yürütülen çalışmalar, atık yağ, pil ve elektronik atık kampanyaları, çevre gönüllüleri projesi, okul eğitimleri ve İstanbul Kalkınma Ajansı destekli İnovatif Çevre Eğitim Merkezi de Kara’nın öne çıkardığı uygulamalar arasında yer aldı. Merkezde 7-10 yaş arası öğrencilere ekosistem temelli eğitimler verildiği; aquaponik sistem, yağmur suyu hasadı ve damla sulama uygulamalarının deneyimletildiği aktarıldı. Ezgi Berfin Çamkeser: “Sürdürülebilirliği tohumdan kadehe yönetiyoruz” Diageo Türkiye Sürdürülebilirlik Müdürü Ezgi Berfin Çamkeser, COP31’in aksiyon ve konsensüs başlıkları açısından iş dünyası için kritik olduğunu belirtti. Diageo Türkiye’de sürdürülebilirliğin “tohumdan kadehe” uzanan uçtan uca bir süreç olarak ele alındığını ifade eden Çamkeser, iklim krizine duyarlı hammaddelerden anason için Ege Üniversitesi iş birliğiyle beş yıl sonunda üç farklı tohum geliştirildiğini, son bir yılda ise 24 bin dekarlık alanda 200’e yakın çiftçiye destek sağlandığını söyledi. Su kullanımında 2020 baz yılına kıyasla 2030’a kadar yüzde 40 azaltım hedeflediklerini belirten Çamkeser, 2025 sonu itibarıyla distilasyonda yüzde 12, şişelemede yüzde 27 azaltım sağlandığını aktardı. İleri arıtma yatırımlarıyla aylık 1,000 metreküpten fazla suyu yeniden kullanma kapasitesine ulaşıldığını, Tarsus’taki adyabatik soğutma kuleleriyle yıllık yaklaşık 40 milyon litre su tasarrufu sağlayabilecek altyapı kurulduğunu söyledi. Sera gazı emisyonlarında 2022 baz yılına göre 2030’da kapsam 1 ve 2 emisyonlarını yüzde 50 azaltmayı hedeflediklerini belirten Çamkeser, elektrikli kazanlar, katı atık kazanları ve biyogaz yatırımlarını örnek gösterdi. 2025’te Alaşehir’de anason cibrelerinden elde edilen buharla yaklaşık 465 ton emisyonun önlendiğini; 2022-2025 arasında biyogaz tesislerinden 153 bin MWh enerji elde edildiğini ve bunun toplam aynı dönemdeki toplam doğal gaz kullanımının yüzde 47’sine karşılık geldiğini aktardı. Can Burak Nalbantoğlu: “Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi COP31 gündemine girmeli” İstanbul Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Can Burak Nalbantoğlu, yapay zekâ ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından yeni bir tartışma alanı yarattığını söyledi. Bir Google aramasında yaklaşık 0,3 watt-saat, ChatGPT aramasında ise yaklaşık 2,9 watt-saat enerji harcandığını belirterek arada yaklaşık 10 kat fark bulunduğuna dikkat çekti. 2030’da veri merkezlerinin enerji tüketiminin bugünkünün iki katına çıkmasının beklendiğini ifade eden Nalbantoğlu, veri merkezlerinin enerji kaynağı, su tüketimi, soğutma sistemleri ve yer seçimi konusunda şeffaf raporlama ve politika çerçevesine ihtiyaç olduğunu vurguladı. Yapay zekânın reddedilmesi yerine rota optimizasyonu, üretim verimliliği ve enerji tasarrufu gibi alanlarda doğru kullanılması gerektiğini belirten Nalbantoğlu, Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin fırsat sunduğunu ancak su riski nedeniyle bölgesel planlamanın kritik olduğunu söyledi. Verimlilik paradoksu üzerinden bakıldığında gelişen teknoloji ile birlikte çip ve işlem maliyetleri düşmekte ve daha verimli bir enerji tüketimi gerçekleşirken, AI araçları daha erişilebilir olduğu için daha fazla kullanılmakta ve bu da enerji tüketimini arttırmaktadır. Bu noktada enerji tüketimi konusundaki verimlilik çalışmaları daha farklı alanlarda yürütülerek karbon emisyonu için dengeleme yapılabilir. İpek Güzey: “Gençler iklim politikalarının izleyicisi değil, aktif paydaşı olmalı” Hacettepe Üniversitesi çevre mühendisliği öğrencisi ve iklim elçisi İpek Güzey, iklim elçilerinin üniversiteler tarafından yürütülen başvuru ve değerlendirme süreçleriyle seçildiğini belirterek, COP31’e sahada ve dijital ortamda hazırlandıklarını aktardı. Gaziantep’te eğitim kampı gerçekleştirildiğini ve çevrim içi eğitimlerin sürdüğünü söyleyen Güzey, gıda güvencesi, dirençli kentler, okyanuslar ve doğa temelli çözümler gibi başlıklarda kapasite geliştirdiklerini ifade etti. Teknolojinin doğru kullanıldığında iklim krizinin çözümünde önemli bir araç olabileceğini vurgulayan Güzey, Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından geliştirilen beta aşamasındaki Environment GPT platformunu örnek verdi. Platformun IPCC, WHO ve FAO gibi güvenilir kuruluşların raporlarına dayandığını, yanıtlarında kaynak bilgisinin yanı sıra enerji tüketimi, karbon emisyonu ve su ayak izi verilerini de gösterebildiğini belirtti. Güzey, “İklim politikalarının yalnızca izleyicisi değil, aynı zamanda aktif paydaşları gençler olmalıdır” dedi. Söyleşinin sonunda Celal Toprak, COP31’e ilişkin görüş ve önerilerin ÇEVKO Vakfı ile paylaşılması çağrısını yineledi. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer ise tüm konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek söyleşi serisinin devam edeceğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP 31’e Doğru Konferansında Sunar Yatırım’dan Sürdürülebilirlik Vurgusu Haber

COP 31’e Doğru Konferansında Sunar Yatırım’dan Sürdürülebilirlik Vurgusu

Küresel iklim gündemi ve COP süreçleriyle birlikte üretim yapan şirketlerin yalnızca ekonomik performansları değil, çevresel etkileri de belirleyici hale geliyor. Tarım, gıda ve biyoendüstri ekseninde entegre üretim yapısına sahip olan Sunar Yatırım ise bu dönüşümün Türkiye’deki örnek modellerinden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin tarıma dayalı en köklü sanayi gruplarından biri olan Sunar Yatırım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, Yeşil İş Platformu’nun COP31 çerçevesinde Adana’da düzenlediği konferansa konuşmacı olarak katılarak, sanayideki dönüşümün üretimin geleceği üzerindeki etkisini değerlendirdi. Sanayide karbon azaltımı, enerji dönüşümü, döngüsel ekonomi ve yeşil finansman başlıkları ele alındığı konferansta Çomu, Sunar Yatırım’ın entegre üretim modeli, sürdürülebilirlik yaklaşımı ve biyoendüstriye dönüşüm stratejilerini de paylaştı. “Çukurova’dan dünyaya uzanan biyoendüstri yolculuğu” Konuşmasında Sunar Yatırım’ın dönüşüm hikayesini anlatan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, şirketin üretim modelini şu sözlerle özetledi: “Sunar Yatırım olarak yapımızı Çukurova’dan dünyaya uzanan entegre bir biyoendüstri yolculuğu olarak görüyoruz. 1974 yılında başlayan üretim serüvenimiz bugün 6 kıtaya yayılan, 120’den fazla ülkeye ihracat yapan bir yapıya dönüştü. Bizim yaklaşımımız yalnızca tarımsal hammaddeleri işlemek değil; onları gıda, kimya, ilaç ve biyoplastik gibi farklı alanlarda yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmektir.” Çomu konuşmasında, sürdürülebilirliğin şirket stratejisinin merkezinde yer aldığını vurgulayarak, üretim kararlarının artık yalnızca ekonomik değil, çevresel etkileri de dikkate alacak şekilde şekillendiğini ifade etti. Entegre yapı ile çevresel etkiyi azaltıyor, verimliliği artırıyor Mustafa Nuri Çomu konuşmasında, entegre yapıları sayesinde aynı tarımsal hammaddenin gıda, kimya, ilaç ve biyoplastik gibi farklı alanlarda katma değerli ürünlere dönüştürülebildiğini, böylece hem kaynak verimliliğinin artırıldığı hem de döngüsel ekonomi yaklaşımının üretim süreçlerine entegre edildiğini söyledi. Çomu, sürdürülebilir üretim yaklaşımına ilişkin değerlendirmesinde “Sürdürülebilir üretim bizim için verimlilik, düşük karbon ve döngüsel ekonomi ekseninde şekillenen bütüncül bir dönüşüm modelidir. Enerji verimliliği, su yönetimi, atık geri kazanımı ve ambalaj optimizasyonu gibi tüm süreçlerimizi birbirine entegre bir sistem olarak ele alıyor; üretimimizi hem çevresel etkiyi azaltacak hem de verimliliği artıracak şekilde sürekli geliştiriyoruz.” dedi. 2027’de tesislerin tüm elektrik ihtiyacını kendi GES santrallerinden karşılayacak Konferansta Sunar Yatırım’ın sürdürülebilirlik stratejisine de değinilerek, şirketin yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği çalışmaları ve döngüsel üretim yaklaşımını üç ana eksende yürütüldüğü ifade edildi. 41,5 MWp kurulu güce sahip güneş enerjisi yatırımlarının bu dönüşümün en önemli bileşenlerinden biri olduğu belirtildi. 2025 yılı itibarıyla gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu sağlandığı ve 3.529 ton karbon salımının önlendiği paylaşıldı. Ayrıca 36 ambalaj optimizasyon projesiyle plastik kullanımının azaltılması ve kaynak verimliliğinin artırılması yönünde önemli ilerleme kaydedildiği ifade edildi. İleri biyolojik atıksu arıtma sistemleri ve biyogaz üretimi uygulamalarıyla da suyun yeniden kullanımının sağlandığı ve atıkların enerjiye dönüştürülerek üretim süreçlerine geri kazandırıldığı aktarıldı. 2025 yılı itibarıyla tükettiği elektriğin yüzde 50’sini kendi güneş enerjisi santrallerinden (GES) karşılamaya başlayan şirket, 2027 yılına kadar üretim tesislerinin elektrik ihtiyacının tamamını GES’lerinden karşılamayı; karbon salınımını da 2027’ye kadar yüzde 50, 2030’a kadar ise yüzde 75 azaltmayı hedefliyor. “Petrol bazlı plastiklere alternatif olan biyobozunur biyopolimerleri, sanayiyle uyumlu, üretim hatlarına entegre edilebilir bir teknoloji olarak ele alıyoruz” Konferansta Sunar NP’nin biyoplastik alanındaki çalışmaları, sanayi ölçeğinde uygulanabilirlik ve dönüşüm kapasitesi açısından da değerlendirildi. Bu kapsamda Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, biyoplastiklerin gelecekteki üretim modelleri içindeki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Çomu, biyoplastik dönüşümünü “alternatif bir ürün geliştirme süreci” olarak değil, doğrudan sanayinin üretim altyapısını etkileyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak tanımladı. Bu çerçevede Sunar NP’nin geliştirdiği çözümlerin yalnızca çevresel fayda değil, aynı zamanda mevcut endüstriyel sistemlerle uyumlu çalışabilirlik hedefi taşıdığını vurguladı. Çomu konuyla ilgili açıklamasında “Plastik tartışması bugün dünyada çok kritik bir noktaya geldi. Ancak burada önemli olan, her malzemenin aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğidir. Sunar NP olarak biz, petrol bazlı plastiklere alternatif olarak geliştirilen biyobozunur biyopolimerleri yalnızca çevresel bir çözüm değil, sanayiyle uyumlu, üretim hatlarına entegre edilebilir bir teknoloji olarak ele alıyoruz.” “Dönüşüm artık bir tercih değil, sanayinin kaçınılmaz yönüdür” Biyoplastik üretiminde en kritik unsurun üretim süreçlerinin sürekliliğini ve verimliliğini koruyabilmek olduğunu söyleyen Çomu; geliştirilen ürünlerin mevcut üretim hatlarında kullanılabilir, proses stabilitesi sağlayan ve ölçeklenebilir yapıda tasarlandığını belirtti. Konuşmada ayrıca Sunar NP’nin W-Natural ürün grubunun ambalaj, e-ticaret, perakende ve endüstriyel uygulamalarda yaygın şekilde kullanıldığına dikkat çekildi. Bu ürünlerin 90 ila 180 gün içerisinde biyolojik olarak çözünerek mikroplastik oluşumunu engellediği ve böylece döngüsel ekonomi yaklaşımına doğrudan katkı sunduğunu ifade etti. Çomu biyoplastiklerin gelecekteki rolüne ilişkin değerlendirmesinde “Biz biyoplastikleri yalnızca çevre dostu bir alternatif olarak değil, geleceğin üretim standardını şekillendiren temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Bu dönüşüm artık bir tercih değil, sanayinin kaçınılmaz yönüdür.” dedi. Konferansta Sunar Yatırım’ın tarımdan biyoendüstriye uzanan entegre üretim modeli, sürdürülebilir sanayi dönüşümüne yönelik örnek yaklaşımlar arasında gösterildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu Haber

İş Dünyası ve Akademi Sürdürülebilirlik İçin Buluştu

Üretim ve enerji sektörlerinde sürdürülebilir çözümleri masaya yatırmak amacıyla Yeşil İş Platformu tarafından düzenlenen “COP31’e Doğru: Adana” isimli Adana Sürdürülebilirlik Konferansı, 13 Mayıs günü Adana Divan Otel’de yoğun bir katılımla gerçekleşti. Alanında uzman konuşmacıların paylaşımlarıyla dikkat çeken iki oturumlu konferanslarda “Enerjide Sürdürülebilirlik” ve “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıkları vizyoner bakış açılarıyla sunuldu. Açılış konuşmalarında sanayi ve üniversite iş birlikleri vurgusu Konferansın açılış konuşmalarını Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ve Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen yaptı. Kıvanç: “Doğaya sırtını dönen, geleceğe yürüyemez” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: “Dünya, tarihin en hızlı ve zorunlu dönüşümlerinden birini yaşıyor. ‘İkiz Dönüşüm’ dediğimiz dijitalleşme ve yeşil dönüşümü bir bütün olarak ele almak zorundayız. Adana Sanayi Odası olarak, Adana Sanayi Kampüsü'nü hayata geçirdik. Model Fabrika ile yalın üretim ve verimlilik artışı sağlıyoruz. Sürdürülebilirlik Merkezimiz ile firmalarımızın yeşil dönüşüm yol haritalarını çiziyoruz. Enerji Verimliliği Merkezimiz ile enerjiyi, en akılcı şekilde yönetmenin yollarını gösteriyoruz. COP31’e giden bu süreç, küresel ticaretin kurallarının yeniden yazıldığı bir ‘ekonomik anayasa’ sürecidir. Unutmayalım ki; doğaya sırtını dönen bir sanayi, geleceğe yürüyemez.” Sözen: “Su ayak izi belgesini alan ilk üniversite ATÜ’dür” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen: “Kaynakları sınırsızmış gibi kullanan geleneksel kalkınma anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak kurduğumuz Sürdürülebilirlik Kampüs Koordinatörlüğümüz ile karbon ve su ayak izi hesaplamaları, enerji verimliliği, yeşil kampüs uygulamaları, sürdürülebilirlik eğitimleri, kamu sanayi üniversitesi iş birlikleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmekteyiz. ATÜ, ISO 14046 Standardı kapsamında yürütülen doğrulama sürecini başarıyla tamamlayarak da dünyada su ayak izi belgesi alan ilk üniversite oldu. ATÜ olarak sürdürülebilirliği bölgesel bir dönüşüm hareketine dönüştürmeye çalışıyoruz.” Birinci Oturum: Enerjide Sürdürülebilirlik Moderatörlüğünü Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak’ın üstlendiği “Enerjide Sürdürülebilirlik” başlıklı ilk oturumda konuşmacılar, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbonsuzlaşma stratejileri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Oturuma; Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu, ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ve Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı. Kavak: “Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz” Escarus Genel Müdürü ve TSKB Sürdürülebilirlik Danışmanı Dr. Kubilay Kavak Dr. Kubilay Kavak: “Paul Kalanithi'ye ait muazzam bir cümle var: ‘Yıkıcı bir umutsuzluk kadar kötü olan tek şey gerçek dışı bir iyimserliktir.’ Tam da bu sözün işaret ettiği hakikate tekabül eden bir dönemdeyiz. İklim meseleleri tartışılırken İran ile Amerika-İsrail bloğu savaşa tutuştu. Böylesine bir dönemde ülkemizin COP31’e ev sahipliği yapması çok değerli. Ekonomist Dergisi ‘Küresel enerji piyasaları bir krizin eşiğinde’ diye bir başlık attı. Financial Times, ‘Küresel gıda krizi kapıda’ diye bir manşet attı. Yeni çağın petrolü büyük olasılıkla kritik mineraller olacak. Büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Konu sadece yeşil dönüşüm değil; konu bir de dijital dönüşüm bu ikisi birbirini besleyerek birbiriyle iç içe girerek gidiyor. Hem Türkiye'de hem dünyada konuştuğumuz konuların çehresi çok değişiyor.” Kıroğlu: “Talep, elektrik üretim artışının 4-5 katı” Mars Enerji CEO’su ve Lisanssız Elektrik Üretim Derneği Lİ-DER Başkanı Yalçın Kıroğlu: “Türkiye’nin şu an %40’a yakın enerji kaynaklarını kullanabiliyor olması, Hürmüz gibi enerji krizlerini ülkemizin çok hafif etkilerle atlatmasını sağlıyor. Elektrik tüketiminde çok ciddi bir artış var, bu dönemi bir devrim gibi hissedebiliyorum. Şu anda dünyadaki elektrik tüketiminin %1-2’si yapay zekâ tarafından harcanmaya başladı. Özellikle Türkiye’de bireysel yapay zekâ kullanımı, kurumsal kullanımının 3 katı seviyesinde. Bu kapsamda veri merkezlerinin büyüklüğünün 2033 yılında kadar 836 milyar dolara çıkması bekleniyor. Dünyada yapay zekânın gelişmesindeki en önemli risk faktörü yapay zekânın ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlayamamak. Talep artışı elektrik üretim artışının 4-5 katı kadar. Bu da yapay zekânın gelişimindeki en önemli bariyer olarak ortaya çıkıyor.” Sarı: “Elinde alternatif enerji planı olan kazanacak” ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı: “Yeni bir dünyaya doğru dönüşümden geçiyoruz. Bu noktada elimizde karbon verisi var ve böylece süreçleri fırsata dönüştürebiliriz. Hepimiz karbon verisini ölçtükten sonra birtakım iyileştirmeler yapıyoruz. Bu nedenle en önemli taraf ölçümlerin doğru yapılması ve verileri dijital bir ortamda yönetebiliyor olmamız. 7 Mayıs’ta açıklanan son yönetmelikle şu ana kadar SKDM kapsamında yaptığımız Excel tabanlı raporlamalar bitti, resmi izleme planı, yıllık doğrulama ve üç katmanlı raporlama zorunlu oldu. Enerji verimliliği dediğimiz başlığın altında en önemli yapılması gereken şey, enerji verimlilik projeleri. Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar tam bir enerji savaşı. Yenilenebilir kaynaklarına yapılan yatırımlarla beraber elinde alternatif enerji planı olan ülkeler savaşları kazanacak.” Yılmaztürk: “Sürdürülebilirlik yönlendiricileri olmalı” Beta Enerji ve Teknoloji Sürdürülebilirlik Lideri Ayşegül Yılmaztürk: “Operasyonel süreçler sırasında sürdürülebilirlikten bahsetmek bazen gerçekten çok zor olabiliyor. Regülasyonlar da ayrıca zorlayabiliyor. Ticaret Bakanlığımız ve TÜBİTAK bu konularda son derece destekleyici davranıyor. Beta Enerji olarak 85’ten fazla ülkeye ihracat yaptığımız için tüm süreçlerin ana noktasına sürdürülebilirliği koyduk. Yeni fabrikamızda kuracağımız 8 megavatlık GES projemizle elektriğin tamamını oradan karşılamayı planlıyoruz. Bir projemiz en az altı aylık bir süreç üzerinden ilerliyor. Veri izleme ve ölçümleme sistemlerine sahip olmak çok kıymetli. Bunlar olmadan yapılan iyileştirme çalışması projelerinin hiçbir katkısı olduğunu düşünmüyorum. Şirketlerde özellikle sürdürülebilirlik yönlendiricilerinin bulundurulması gerekiyor çünkü o bilinci sağlamak da kolay değil.” İkinci Oturum: Üretimde Sürdürülebilirlik İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu yönetimindeki “Üretimde Sürdürülebilirlik” başlıklı ikinci oturumda ise yeşil üretim süreçleri ve döngüsel ekonomi üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Oturuma; Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen, Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç katıldı. Oturum sonunda öğrencilerin soruları yanıtlandı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Kuşçu: “İşin öznesi insan, üçüz dönüşüm şart” İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi, SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu: “Enerjideki rakamlar üretimdeki sürdürülebilirliği yakından ilgilendiriyor. Küresel enerji kaynaklı karbon emisyonları 2024 yılında yaklaşık 38 milyar tona ulaştı. Sanayiciye ve KOBİ’lere çok büyük görevler düşüyor. Sadece veriyi sağlıklı toplamak değil, güvenli depolamamız da gerekiyor. Burada işin öznesi insan… İnsanı dönüştürmeyi unuttuğumuz zaman dönüşümün eksik kalacağına inanıyorum. Üçüz dönüşüm şart. Hem üreticinin hem de tüketicinin alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Türk milletinin kültüründe bu zaten var, onu hatırlayıp özümüze dönmemiz gerekiyor. Üniversite-sanayi iş birlikleri ise kimsenin içini tam dolduramadığı, olgunlaştırılması gereken bir başlık… En önemli eksik ise üniversite raporlarının çok uzun olması, sanayicilerin ise hap bilgilere ihtiyaç duyması. Bu noktada COP31 sürecinin bir kaldıraç olacağına inanıyorum.” Demirdelen: “Döngüsel ekonomi genlerimize var” Adana Alparslan Türkeş Bilim Ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Kampüs Koordinatörü Prof. Dr. Tuğçe Demirdelen: “İzleme sistemlerine geçtiğimiz dönemde ilk olarak kayıp kaçak enerjileri gözlemledik. Sanayi tarafında ise suyu az kullanma hedefimiz vardı. Su kıtlığı onu biraz hızlandırdı. Bu sene bol yağış alındı ama suyu koruyup tutmazsanız, buharlaşır. Tam da noktada su izleme sistemleri ile suyu ve atık suyu izlemeye başladık. Göstergelerimiz arttıkça arttı. Bunların sonucunda manuel cihazlarımızın bir kısmını izlenebilir hale getirdik ve akıllı makineler aldık fakat bu sefer de bilgi güvenliği konusu ortaya çıktı. Bizler bilgi güvenliğini sağlayamazsak, sürdürülebilirliği sağlayamayız. Biz ikiz dönüşümden bahsediyoruz, yeşil dönüşüm için dijital dönüşüm şart ama asıl mesele üçüz dönüşümde. İnsanı da dönüştürmemiz lazım. Şu anda serverlarımızı, bulutlarımızı geliştirmemiz gerekiyor. Döngüsel ekonomiye gelecek olursak biz Türk milleti olarak savaşlardan çıkan bir ulus olduğumuz için bu kavramı zaten uygulayan bir milletiz. Kavramın adı sonradan konuldu. Döngüsel ekonomi zaten bizim genlerimize var. Üniversite-sanayi iş birlikleri içinse öncü ekipler kurulması gerekiyor. Sahaları gezip, ziyaretler gerçekleştirilmesi de önemli. Bu noktada altyapılarla ilgili kamu bacağı da eklenmesi gerekiyor. Sürdürülebilirlik konusunda yaşama adım atan üniversite konusunu hayata geçirmemiz gerekiyor.” Çomu: “Mikro adımlarla makro hedeflere koşuyoruz” Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Çomu: “Sürdürülebilir tarım projelerimizden ilkini 2013 yılında Muş’ta başlattık. Bunu bugün bölgemizde Aladağ’da da yapıyoruz. Bir Ar-Ge merkezi kurduk ve elimizdeki kaynağı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz; bazıları biyobozunur ürünler gibi geleceğe hitap eden ürünler. Son 10 yıldır doğada çözünebilir ham maddeler üretmeye çalışıyoruz, son yıllarda bu durum ülkelerin politikası haline geldi. Biz de Çukurova’dan çıkan mısırdan plastik ham maddesi üretiyoruz. Türkiye’nin en büyük mısır yağı ihracatçısıyız, dünyada da ilk üçteyiz. Son 4-5 yılda çok büyük oranda enerji verimliliğine odaklandık. Önümüzdeki yıl sonunda tamamen güneş enerjisine geçmiş olacağız. Şu anda gelecek 50 yıla yatırım yapıyoruz, atık su artıma tesisi yapıyoruz. Hem yağ hem nişasta atıklarını işleyecek ayrıca biyogaz üretimi de yapacak. İşin özü mikro adımlarla makro hedeflere koşmaya çalışıyoruz.” Kıvanç: “Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk” Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Kıvanç Tekstil Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeki Kıvanç: Dünya üzerinde sürdürülebilirliği başlatan ve en önemli yerlere getiren sektör, tekstil sektörü oldu. Çünkü zorunlu tutulduğumuz ve baskı gördüğümüz alanlar oldu. Denetlemeler yapıldı ve dönüşüm sağlandı. Bu durum da verimlilik olarak bize geri döndü. Çevreyi korumaya başladık, 2011 yılında Japonya’dan getirilen panellerle Türkiye’de GES’i çatısına kuran ilk işletme biz olduk. Tekstil sektöründe minimum %25 geri dönüştürülmüş ham madde kullanmazsak markalar bizden ürün almıyorlar. 2030 yılında ise mutabakata göre ya %100 geri dönüştürülüş ya da %100 organik ham madde olmasını bekliyorlar, biz de bu hedefe doğru ilerliyoruz. Bizleri aslan terbiyecisi gibi terbiye ettiler. Biz sürdürülebilir üretim yaptıkça da bizi tercih ediyorlar. Bu noktada sürdürülebilirliğin de sürdürülebilir olması gerekiyor. Teknolojiyle entegre etmemiz gerekiyor; ölçemediğinizin hesabını veremezsiniz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Continental’den Karbon Ayak İzini Azaltan Dönüşüm Haber

Continental’den Karbon Ayak İzini Azaltan Dönüşüm

Lastik üretiminde çevresel etkileri azaltmak amacıyla yenilenebilir ve geri dönüştürülmüş hammaddelerin kullanımına yönelik dönüşümü kararlılıkla sürdüren Continental, Ocak 2026 itibarıyla 19 üretim tesisinin tamamında dönüşüme gitti. Dünya genelindeki tüm lastik üretim tesislerinde kömür ve ağır akaryakıt (fuel oil) kullanımını tamamen sonlandıran marka, buhar üretiminde biyokütle, biyogaz ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik kullanımına geçti. Geleceğin yenilenebilir enerjilerde olduğunun altını çizen Continental Lastikleri Üretim ve Lojistik Müdürü Dr. Bernhard Trilken, "Bizim için kömür geçmişte kaldı. Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirerek ve üretim sahalarımızda kendi enerjimizi üreterek, üretim süreçlerimizi çok daha bağımsız ve esnek bir yapıya kavuşturduk" dedi. Emisyonda %70 Azalma Continental, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektriğin yanı sıra, enerji arzının sürekliliğini sağlamak amacıyla LPG ve doğalgaz gibi alternatif yakıtlardan yararlanıyor. 2025 yılında üretim kaynaklı sera gazı yoğunluğunu bir önceki yıla göre %10’dan fazla, 2019’a kıyasla ise yaklaşık %70 oranında azaltan Continental, son dört yılda yaklaşık 180.000 metrik ton CO₂ tasarrufu sağladı. Sürdürülebilirlik Performansı Tescillendi Continental’in üretim sahalarındaki bu dönüşümü, küresel çevresel raporlama platformu CDP tarafından da takdir edildi. Şirket, 2025 yılı iklim şeffaflığı ve CO₂ azaltım performansıyla A- derecesi aldı. Kömür ve ağır akaryakıta veda eden Continental, düşük karbonlu üretim modeliyle hem çevresel etkisini azaltıyor hem de operasyonel dayanıklılığını güçlendiriyor. Şirket, sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarını artırarak lastik üretiminde daha temiz ve daha sorumlu bir geleceğe yön vermeye devam ediyor. Continental, lider bir lastik üreticisi ve endüstri uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2025 yılında 19,7 milyar Euro satış rakamına ulaşmıştır ve halihazırda 54 ülke ve pazarda yaklaşık 78.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, tır, otobüs, bisiklet, motosiklet lastikleri ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir yenilikçi üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2025 mali yılında Lastik Grubu 19,7 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde 54 ülkede ve yaklaşık 78.000 kişiyi istihdam etmektedir Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mitsubishi Electric Türkiye, İleri Teknoloji Çözümleriyle “Proses Otomasyon Çözümleri Zirvesi”nde Haber

Mitsubishi Electric Türkiye, İleri Teknoloji Çözümleriyle “Proses Otomasyon Çözümleri Zirvesi”nde

Proses endüstrisinin en güncel otomasyon teknolojilerini bir araya getirecek olan “Proses Otomasyon Çözümleri Zirvesi” bu yıl İstanbul’da 14-16 Nisan 2026 tarihleri arasında, Makina Hangar Mühendislik ve Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Zirvede altın sponsor olarak konumlanan Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, üretimde verimlilik, güvenlik ve operasyonel sürekliliği odağına alan proses otomasyonu yaklaşımını sektör profesyonelleriyle buluşturacak. Ziyaretçiler, Mitsubishi Electric’in gelişmiş inverter teknolojilerinden GOT3000 insan-makine arayüzlerine, ICONICS yazılım çözümlerinden yüksek performanslı MELSEC iQ-R PLC serilerine kadar uzanan ürün ve sistemlerini yakından inceleme fırsatı bulacak. Etkinliğin ikinci gününde düzenlenecek “Enerji & Elektrik Üretim & Jeotermal & Biyogaz Sektöründe Proses Otomasyon Çözümleri” başlıklı panelde Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Proje, Dikey Kanal ve Çevre Ülkeler Satış Birim Müdürü Nezahat Uzer, şirketin proses otomasyonu alanındaki mühendislik deneyimini ve dönüşümünü, proses endüstrisindeki en güncel otomasyon teknolojilerini ve sahadan edinilen uygulama tecrübelerini katılımcılarla paylaşacak. Üreticilere, sistem entegratörlerine, teknoloji sağlayıcılarına ve son kullanıcılara ilham vermeye yönelik Mitsubishi Electric proses otomasyonu teknolojileri, üç gün boyunca Makine Hangar Mühendislik ve Teknoloji Merkezi’nde ziyaretçilere sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.