Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyolojik Çeşitlilik

Kapsül Haber Ajansı - Biyolojik Çeşitlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyolojik Çeşitlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Avcılar'da Türk ve Bulgar Gençler Yeşil Rekreasyon için Buluştu Haber

Avcılar'da Türk ve Bulgar Gençler Yeşil Rekreasyon için Buluştu

GENÇLER DOĞA VE ÇEVRE ETKİNLİKLERİNDE BULUŞTU İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa koordinatörlüğünde yürütülen “Ekransız Serbest Zaman: Yeşil Rekreasyonla Hayata Yeniden Bağlan projesi kapsamında gerçekleştirilen etkinliğin son günü Avcılar’da yapıldı. Toplamda 22 kişinin katılımı ile gerçekleşen etkinlikte gençler; doğa yürüyüşleri, kürek, yoga, çevre temizliği gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirdi. Bunun yanı sıra iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, sıfır atık, döngüsel ekonomi, ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilir yaşam konularında sunumlar ve grup çalışmaları yapıldı. AVCILAR BELEDİYESİ’NDEN GENÇLERE DESTEK Gençlerin çevre bilinci geliştirmesine katkı sunan ve doğayla iç içe sürdürülebilir bir yaşamı destekleyen Avcılar Belediyesi etkinlik alanının düzenlenmesine destek oldu. Gümüşpala Kent Parkı’nda gerçekleştirilen etkinliğe; belediyeye bağlı ekipler çadırların kurulması, su temini ve dinlenme alanlarının oluşturulması gibi ihtiyaçlara da katkı sağladı. Etkinliğe katılan gençler hem verimli bir gün geçirdi hem de ekran başında geçirdikleri serbest zamana alternatif olarak yüz yüze iletişimi deneyimledi. AVCILARLI GENÇLER DE PROJEYE KATILDI Avcılar’da gerçekleştirilen oryantiring etkinliğine Avcılar Süleyman Nazif Anadolu Lisesi’nden öğrencilerde gönüllü olarak katıldı. Genç gönüllüler, oryantiring etkinliğinin yürütülmesine destek verirken farklı ülkelerden gelen yaşıtlarıyla birlikte çalışma ve kültürlerarası etkileşim fırsatı buldu. Programın ardından proje yürütücüsü İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevim Güllü, Avcılar Belediyesi’nin sağladığı desteğin gençlerin doğa ve fiziksel aktiviteyle buluşması açısından önemli olduğunu belirterek Avcılar Belediyesi’ne, Avcılar İlçe Spor Müdürü Ersin Aksu’ya ve gönüllü lise öğrencilerine katkılarından dolayı teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 İnciraltı Kent Ormanı Yenileniyor Haber

 İnciraltı Kent Ormanı Yenileniyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın göreve başlamasının ardından, vatandaşların park, bahçe ve ormanlardan daha nitelikli şekilde yararlanabilmesi amacıyla başlatılan iyileştirme çalışmaları, kentin simge yeşil alanlarından İnciraltı Kent Ormanı ile sürüyor. Doğa ile denizin buluştuğu 622 dönümlük alanda incelemelerde bulunan Başkan Dr. Cemil Tugay, başta kıyı şeridi olmak üzere kent ormanının daha temiz, güvenli ve işlevsel hale getirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması talimatını verdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda planlanan revizyon çalışmaları da hızla uygulamaya alındı. Mangal yasağı getirildi, güvenlik önlemleri artırıldı İnciraltı Kent Ormanı'nın doğal dokusunun korunması ve alanın daha temiz tutulabilmesi amacıyla uzun yıllardır piknik alanı olarak kullanılan bölgede, ziyaretçilerin de talep ve desteği doğrultusunda mangal yakılması yasaklandı. Kararın ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı denetimlerini artırdı. Ekipler, yasağa aykırı uygulamaların yanı sıra çevreyi rahatsız eden davranışlara da müdahale edecek. Kent ormanının daha güvenli kullanılabilmesi amacıyla güvenlik önlemleri de güçlendirildi. Alana 00.00'dan sonra girişe izin verilmeyecek. Piknik alanlarında zemin yenileniyor Revizyon çalışmaları kapsamında, piknik alanlarında daha konforlu ve hijyenik bir kullanım sağlamak amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından zemin yenileme çalışmaları başlatıldı. Zamanla aşınan ve kullanım nedeniyle yıpranan toprak zeminler düzeltilerek kilit parke taşı döşeniyor. Böylece hem daha dayanıklı hem de daha temiz ve düzenli bir kullanım alanı oluşturulması hedefleniyor. Kent ormanı daha konforlu hale geliyor Zemin yenileme çalışmalarının ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından İnciraltı Kent Ormanı'ndaki eskiyen ve tahrip olan kamelyalar, çeşmeler ile çocuk oyun grupları yenilenecek. Alanın daha temiz tutulabilmesi amacıyla çöp konteynerlerinin sayısı artırılacak, eskiyen çöp kutuları ve konteynerler modern ekipmanlarla değiştirilecek. İzmirlilerin kent ormanından daha konforlu ve verimli yararlanabilmesi için sosyal donatı alanları da güçlendirilecek. Bu kapsamda yeni banklar, oturma alanları, büfeler ve tuvaletler hizmete kazandırılacak. Yeşil doku güçlendirilecek İnciraltı Kent Ormanı'nın zengin bitki örtüsünü korumak ve geliştirmek amacıyla yeşil dokuyu güçlendirecek çalışmalar yürütülecek. Alana yeni ağaç ve bitki türleri kazandırılarak biyolojik çeşitlilik artırılacak, mevcut yeşil alanlarda ise bakım ve iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hayata geçireceği yenileme ve gençleştirme çalışmalarının tamamlanmasının ardından İnciraltı Kent Ormanı; doğal dokusunu koruyan, daha güvenli, daha temiz ve sosyal donatıları güçlendirilmiş bir yaşam alanı olarak İzmirlilere hizmet verecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Rekabet Alanı Artık Değer Zinciri Haber

Yeni Rekabet Alanı Artık Değer Zinciri

Sürdürülebilirlik, şirketlerin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik bir gündem olmaktan çıkıp iş dünyasının rekabet stratejilerinden biri haline geliyor. Avrupa Birliği’nin giderek kapsamı genişleyen sürdürülebilirlik düzenlemeleri, küresel tedarik zincirlerinde artan kırılganlık, iklim kaynaklı riskler ve değişen tüketici beklentileri, şirketleri yeni bir anlayışa yönlendiriyor. Artık başarı; tek bir fabrikanın ya da şirketin dönüşümüyle değil, değer zincirinin tamamının birlikte hareket edebilmesiyle ölçülüyor. Bitki bazlı özel yağ teknolojileri alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden AAK’nın yayımladığı 2025 Faaliyet Raporu, bu dönüşümü “Plant to Brand” (Bitkiden Markaya) yaklaşımıyla tanımlıyor. Rapora göre sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel performansın değil; tedarik zinciri dayanıklılığının, inovasyonun ve uzun vadeli büyümenin de temel belirleyicisi konumunda. Böylece şirketler için yeni rekabet alanı, üretim tesislerinin sınırlarını aşarak değer zincirinin tamamına yayılıyor. “Türkiye bu dönüşümü rekabet avantajına çevirebilir” AAK Türkiye Genel Müdürü Ayça Akat Özyıldırım, sürdürülebilirlikte yeni dönemin en önemli değişiminin, şirketlerin tek başına hareket ederek başarıya ulaşmasının artık mümkün olmaması olduğunu söyledi. “Uzun yıllar sürdürülebilirlik, şirketlerin kendi operasyonlarına odaklandı. Bugün ise asıl belirleyici olan, aynı değer zincirindeki tüm paydaşların birlikte dönüşebilmesi. Tedarikçi farklı bir noktadaysa, üretici başka bir yerde ilerliyorsa, marka farklı hedeflerle hareket ediyorsa gerçek anlamda sürdürülebilir bir yapı kurmak mümkün olmuyor.” Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve gıda sanayisiyle bu dönüşüm için önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Özyıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, sürdürülebilirliği rekabet avantajına dönüştürebilecek güçlü bir üretim ekosistemine sahip. AAK olarak küresel deneyimimizi Türkiye’deki iş ortaklarımızla buluşturarak yalnızca ürün geliştirmeyi değil; gıda sektörünün sürdürülebilirlik yolculuğunu da desteklemeyi hedefliyoruz. Çünkü gelecekte rekabet eden yalnızca şirketler değil, değer zincirleri olacak.” Sürdürülebilirlik artık büyümenin de anahtarı AAK’nın raporu, sürdürülebilirliği maliyet yaratan bir yükümlülük olarak değil; inovasyonu hızlandıran, tedarik zincirlerini güçlendiren ve müşterilere yeni değer önerileri sunan stratejik bir büyüme alanı olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın temelinde yer alan “Plant to Brand” modeli, ham madde tedariğinden ürün geliştirmeye, üretimden müşterilere sunulan çözümlere kadar uzanan tüm süreci tek bir sürdürülebilirlik perspektifiyle değerlendiriyor. Raporda ayrıca bitki bazlı çözümlerin iklim üzerindeki potansiyel etkisine de dikkat çekiliyor. Buna göre, dünyadaki sığır eti üretiminin yalnızca yüzde 10’unun bitki bazlı alternatiflerle değiştirilmesi halinde yılda yaklaşık 425 milyon ton karbon emisyonunun önüne geçilebileceği belirtiliyor. Bu miktar, İsveç’in yıllık karbon emisyonunun yaklaşık 12 katına karşılık geliyor. Yeni pusula beş stratejik öncelik belirliyor AAK’nın 2025 Faaliyet Raporu ile birlikte duyurduğu Sürdürülebilirlik Pusulası, şirketin çalışmalarını beş temel odak alanında topluyor: İklim Biyolojik çeşitlilik İnsan Yönetişim Çözümler Rapora göre bu alanlar yalnızca sürdürülebilirlik performansını değil; risk yönetimini, inovasyonu, tedarik zinciri dayanıklılığını ve uzun vadeli değer yaratımını da şekillendiriyor. Uluslararası platformlarda güçlü performans AAK’nın sürdürülebilirlik yaklaşımı, bağımsız uluslararası değerlendirmelerde de karşılık buldu. Şirket, dünyanın önde gelen kurumsal sürdürülebilirlik değerlendirme platformlarından EcoVadis tarafından Gümüş Madalya ile ödüllendirilerek değerlendirilen şirketler arasında ilk yüzde 12’lik dilimde yer aldı. Küresel çevresel raporlama platformu CDP’nin 2025 değerlendirmesinde ise AAK, Forests kategorisinde A-, Climate kategorisinde B notunu aldı. Aynı dönemde şirket, sera gazı emisyon yoğunluğunu azaltırken yenilenebilir enerji kullanımını da artırdı. İş birliği sürdürülebilir dönüşümün merkezinde AAK Sürdürülebilirlik Direktörü Caroline Westerik Sikking, sürdürülebilirliğin ancak ortak hareket edildiğinde kalıcı sonuçlar doğurabileceğini belirterek şunları söyledi: “İklim, biyolojik çeşitlilik, insan ve yönetişim alanlarındaki çalışmalarımızı güçlendirerek dayanıklılığımızı artırıyor ve müşterilerimizin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına destek oluyoruz.” AAK Başkanı ve CEO’su Johan Westman ise sürdürülebilir büyümenin müşterilerle kurulan güçlü iş birliklerinden geçtiğini vurgulayarak, bitki bazlı özel yağlar alanındaki uzmanlıklarını müşterileriyle birlikte daha sürdürülebilir gıda sistemleri oluşturmak için kullandıklarını ifade etti. Rakamlarla AAK’nın 2025 sürdürülebilirlik performansı EcoVadis Gümüş Madalya Değerlendirilen şirketler arasında ilk %12 CDP Forests: A- CDP Climate: B Sera gazı emisyon yoğunluğunda düşüş Yenilenebilir enerji kullanımında artış 60’tan fazla sürdürülebilirlik odaklı inovasyon projesi Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Hyundai 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Hyundai, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaları, elde ettiği başarıları, hedefleri ve gelecek planlarını kapsayan 2026 Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Hyundai, 2003 yılından bu yana her yıl yayımladığı sürdürülebilirlik raporuyla finansal ve finansal olmayan performansını yatırımcılar, müşteriler ve diğer küresel paydaşlarıyla şeffaf bir şekilde paylaşmayı sürdürüyor. Hyundai Motor Company Başkanı ve CEO’su José Muñoz, rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Hyundai olarak ilerlemenin kendiliğinden gerçekleşeceğini hiçbir zaman varsaymıyoruz. İlerleme, her yıl kararlı ve istikrarlı adımlarla elde edilir. Sürdürülebilirlik, yüksek teknoloji odaklı mobilite şirketine dönüşümümüzün temel yapı taşlarından biridir. Bu rapor, 2025 yılı boyunca ekiplerimizin ortaya koyduğu çalışmaları, kaydettiğimiz ilerlemeyi ve önümüzde duran hedefleri ortaya koyuyor. Bugüne kadar kat ettiğimiz yoldan gurur duyarken, ulaşmamız gereken hedeflerin de farkındayız. Bu yıl ve sonrasında da daha fazlasını başarmaya devam edeceğiz”. 2026 Sürdürülebilirlik Raporu, Çevre (Environment), Sosyallik (Social) ve Yönetim (Governance) olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Çevre alanındaki çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Raporun çevre bölümünde, Hyundai’nin yenilenebilir enerjiye geçiş sürecinde kaydettiği önemli ilerlemelere yer veriliyor. Öne çıkan gelişmeler arasında: Avrupa, Kuzey Amerika ve Hindistan’daki tüm operasyonlarda kullanılan elektriğin yüzde 100’ünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasını ifade eden RE100 hedefinin gerçekleştirilmesi,ABD’nin Georgia eyaletinde kurulan Hyundai Motor Group Metaplant America (HMGMA) tesisinde 147 MW kapasiteli güneş enerjisi elektrik satın alma anlaşmasının (PPA) imzalanması,Döngüsel ekonomiyi desteklemek amacıyla kullanım ömrünü tamamlamış bataryaların geri dönüşümüne yönelik gelişmiş bir sistemin kurulması yer alıyor. Raporda ayrıca Hyundai Motor Grubu’nun entegre hidrojen değer zincirini genişletmeye yönelik çalışmaları ile yeni nesil elektrifikasyon stratejileri de detaylı şekilde aktarılıyor. Şirket, biyolojik çeşitlilik risklerini daha etkin yönetebilmek amacıyla Doğa ile İlgili Finansal Beyanlar Görev Gücü (TNFD) çerçevesini de süreçlerine entegre ederek faaliyetlerinin çevresel etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Sosyal sorumluluk ve tedarik zinciri yönetiminde önemli adımlar Raporda sosyal sorumluluk başlığı altında ürün güvenliği, çalışan gelişimi ve iş sağlığı-güvenliği alanındaki çalışmalar öne çıkıyor. Başlıca gelişmeler şunlar: ABD’deki Insurance Institute for Highway Safety (IIHS) tarafından 16 Hyundai modeline Top Safety Pick (TSP) ve Top Safety Pick+ (TSP+) güvenlik derecelendirmelerinin verilmesi İş sağlığı ve güvenliği standartlarını daha da ileri taşımak amacıyla 2030 İş Güvenliği Yönetim Stratejisi (Together for BAROZERO) programının hayata geçirilmesi ve bu alandaki yatırımların artırılması. Şirket ayrıca, otomotiv sektörünün elektrifikasyon ve yapay zekâ odaklı dönüşüm sürecine çalışanların uyumunu desteklemek amacıyla “Just Transition” programını hayata geçirdi. Program kapsamında çalışanlara eğitim ve gelişim fırsatları sunuluyor. Kurumsal yönetim yapısı güçleniyor Raporda, Hyundai yönetim kurulunun çeşitliliğini ve bağımsızlığını artırmaya yönelik çalışmaları da yer alıyor. Öne çıkan uygulamalar arasında: Yönetim Kurulu karar alma süreçlerinde şeffaflığı artırmak amacıyla Baş Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi (Lead Independent Director) sisteminin uygulanmaya başlanması,Toplam 12 kişilik yönetim kurulunda dört kadın ve üç uluslararası üyenin görev almasıyla çeşitlilik ve kapsayıcı liderlik anlayışının güçlendirilmesi bulunuyor. Raporda ayrıca hissedar değerini artırmaya yönelik sorumlu yönetim anlayışı ile proaktif risk yönetimi uygulamaları da detaylandırılıyor. Bu kapsamda: 2025-2027 döneminde en az yüzde 35 Toplam Hissedar Getirisi (TSR) hedefleyen Value-up Programı,Yapay zekâ teknolojilerinin etik ve sorumlu kullanımını yönlendirmek amacıyla geliştirilen AI Governance Framework (Yapay Zekâ Yönetim Çerçevesi) öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Not: Hyundai’nin yurt dışı operasyonlarında yenilenebilir enerji kullanım oranı, Yenilenebilir Enerji Sertifikaları (REC) ve Elektrik Satın Alma Anlaşmaları (PPA) gibi uygulamalar sayesinde 2025 yılı itibarıyla yüzde 76 seviyesine ulaştı. Sürdürülebilirlik raporuna erişim artık daha kolay Hyundai Motor, sürdürülebilirlik çalışmalarının daha geniş kitleler tarafından kolayca takip edilebilmesi amacıyla bu yıl ana raporun yanında ayrı bir Özet Rapor da yayımladı. Özet raporda iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi ve şirketin temel sürdürülebilirlik performans göstergeleri sade ve anlaşılır bir şekilde sunuluyor. 2026 Hyundai Motor Sürdürülebilirlik Raporu ve Özet Rapor, Hyundai resmi internet sitesindeki sürdürülebilirlik sayfasından incelenebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Meralarının Yarısından Fazlasını Kaybetti Haber

Türkiye Meralarının Yarısından Fazlasını Kaybetti

Kuraklık, çölleşme ve arazi tahribatının hızla arttığı bir dönemde 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü, doğal varlıkların korunmasının kritik önemini yeniden gündeme taşıyor. Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını "Uluslararası Meralar ve Çobanlık Yılı" ilan etmesiyle birlikte, bu yılın odağı kurak ve yarı kurak ekosistemlerin korunmasında kritik rol oynayan meralar oldu. "Fark Et, Koru, İyileştir!" çağrısı, mera alanlarının ekolojik, ekonomik ve sosyal değerine dikkat çekerken; gıda güvenliği, su döngüsü ve kırsal yaşam için yaşamsal rolünü de ortaya koyuyor. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, meraların yalnızca hayvancılıkla sınırlı görülmemesi gerektiğini belirterek, "Doğal meralar; toprağı koruyan, suyun toprağa süzülmesini sağlayan, karbon depolayan ve çok sayıda canlıya yaşam alanı sunan ekosistemlerdir. İklim krizinin etkilerinin arttığı günümüzde meralar, çölleşme ve kuraklığa karşı en güçlü doğal kalkanlarımızdan biridir." dedi. Türkiye'nin kaybettiği mera alanı, Marmara’nın iki katı büyüklüğünde Doğal meraların çölleşme ve erozyonla mücadelede kritik rol oynadığını vurgulayan Ataç, "Toprağı örterek yağışın yüzeyde oluşturduğu tahribatı azaltır, suyun toprağa sızmasını sağlar ve su döngüsüne katkı sunar. Meraların tahrip edilmesi ise erozyonu artırır, toprak kaybını hızlandırır ve kuraklığın etkilerini derinleştirir." dedi. Türkiye’nin mera varlığının son 65 yılda yüzde 54 azaldığını vurgulayan Deniz Ataç, 1960’ta yaklaşık 29 milyon hektar olan çayır ve mera alanlarının bugün 13 milyon hektar seviyesine gerilediğini hatırlattı. Kaybedilen mera alanı, Marmara Bölgesi’nin iki katını aşan büyüklükte. "Doğal meralar azalırken, mevcut alanlar üzerinde baskı da artıyor. Bu durum hem ekosistem bütünlüğü hem de gıda güvenliği açısından ciddi riskler oluşturuyor." şeklinde konuşan Ataç, tarım arazisine dönüştürme, kentleşme, madencilik faaliyetleri ve arazi kullanım değişikliklerinin bu kaybın temel nedenleri olduğunu ifade etti. Gıda üretiminin ve kırsal yaşamın güvencesi Meralar ekonomik açıdan da önemli işlevler üstleniyor; küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık önemli ölçüde mera alanlarına bağlı olarak sürdürülüyor. Hayvancılıkta en büyük maliyet kalemlerinden birinin yem giderleri olduğuna işaret eden Ataç, “Ülkemizde meraların yüzde 70’i düşük verimli, yeterli bitki örtüsünden yoksun ve bozulmuş halde. Bu durum verim düşüklüğüne, hayvanlarda beslenme yetersizliklerine ve kaba yem açığının büyümesine yol açıyor. Oysa meraların iyileştirilmesi, kaba yem açığının azaltılmasına katkı sağlayarak üreticileri destekler. Ayrıca kırsal yaşamın sürdürülmesi ve dünya genelinde hayvancılıkla geçimini sağlayan 500 milyon insanın ekonomik olarak güçlenmesi açısından da önemli bir fırsat sunar." dedi. Biyolojik çeşitliliğin göz ardı edilen yaşam alanları Meraların aynı zamanda biyolojik çeşitlilik açısından zengin doğal ekosistemler olduğuna da dikkat çeken TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı, birkaç metrekarelik bir mera alanında onlarca farklı bitki türünün bir arada bulunabildiğini belirtti. Meraların yalnızca bitkiler için değil, böcek, kuş ve memeli türleri için de yaşam alanı sağladığının altını çizerek "Dünya üzerindeki biyolojik çeşitlilik açısından önemli bölgelerin büyük bölümü doğal mera ekosistemleriyle ilişkilidir. Buna rağmen meralar, çoğu zaman ormanlar kadar dikkat çekmemekte ve yeterince korunmamaktadır. Oysa biyolojik çeşitliliğin korunması için meraların da güçlü koruma politikalarıyla desteklenmesi gerekiyor." uyarısında bulundu. Meraları korumak geleceği korumaktır Türkiye’de 4342 Sayılı Mera Kanunu’nun mera alanlarının korunması açısından önemli bir yasal çerçeve sunduğunu belirten Ataç, buna rağmen enerji, madencilik, turizm ve çeşitli arazi kullanım taleplerinin mera alanlarını tehdit ettiğini ifade etti. Deniz Ataç, özellikle Temmuz 2025’te kabul edilen Torba Yasa gibi son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerin de doğal alanlar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekerek, "Zeytinliklerden ormanlara, tarım alanlarından mera ekosistemlerine kadar birçok doğal varlık kısa vadeli kullanım baskılarıyla karşı karşıya bırakılıyor. Oysa çölleşme ve kuraklık riskinin giderek arttığı bir dönemde doğal alanları korumak, ülkemizin geleceğini korumaktır." dedi. TEMA Vakfı'nın Kurucu Onursal Başkanları merhum Hayrettin Karaca ve merhum A. Nihat Gökyiğit’in Mera Kanunu’nun yasalaşması için büyük emek verdiğini hatırlatan Ataç, sözlerini şöyle tamamladı: "Vakfımızın ilk projelerinden biri mera ıslah çalışmalarıydı. Bugün çölleşme ve kuraklıkla mücadelede başarının yolu; mera alanlarının korunmasından, tahrip olmuş alanların iyileştirilmesinden ve sürdürülebilir mera yönetiminin yaygınlaştırılmasından geçiyor. Meraları korumak yalnızca bugünün üretimini değil; su varlığımızı, gıda güvenliğimizi ve biyolojik çeşitliliğimizi de korumaktır. Bu nedenle tüm karar vericileri, yerel yönetimleri ve toplumun tüm kesimlerini doğal meraların korunması ve iyileştirilmesi için birlikte hareket etmeye davet ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31’e Doğru Brüksel’den Antalya’ya İklim Diplomasisi Haber

COP31’e Doğru Brüksel’den Antalya’ya İklim Diplomasisi

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde uluslararası diyaloğu güçlendirmeyi hedefleyen etkinlik; politika yapıcıları, bilim insanlarını, sivil toplum temsilcilerini ve iş dünyasının liderlerini bir araya getirerek iklim gündeminin öncelikli başlıklarını ele aldı. “Köprüler Kurmak: İklim Diplomasisi, Bilim ve Küresel Yönetişim” temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, bilimsel verilerin politika yapım süreçlerine etkisi, küresel iklim diplomasisinin geleceği, ekolojik dayanıklılık, biyolojik çeşitliliğin korunması ve döngüsel ekonomi uygulamaları gibi kritik konular masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında Sürdürülebilir Gelecek Platformu Kurucusu Doğan Başaran açılış konuşmasını gerçekleştirirken, Climate Risk Assessment Center (CERAC) Direktörü Luc Bas değerlendirmelerini paylaştı. Avrupa İklim Paktı Elçisi, görsel hikâye anlatıcısı ve SEA Kurucusu Christian Clauwers ise “The Fragile Frontlines of a Warming World” başlıklı özel sunumuyla iklim değişikliğinin dünya üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Program kapsamında düzenlenen ilk panelde, iklim diplomasisi, bilim ve küresel yönetişim ekseninde COP31’e giden süreç değerlendirildi. Press Club Başkanı Antonino Buscardini moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda; Antwerp Üniversitesi Çevresel Yönetişim Profesörü ve eski Avrupa Çevre Ajansı İcra Direktörü Prof. Dr. Hans Bruyninckx, Resolve Global CEO’su Daniel Cervenka, Belçika IPCC Ulusal Odak Noktası Bart Rymen ve Belçika UNFCCC Delegasyon Başkanı Peter Wittoeck görüşlerini paylaştı. Etkinliğin ikinci panelinde ise doğa temelli çözümler, biyolojik çeşitlilik ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması ele alındı. SEA Genel Sekreteri Kris Broos moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda; Antwerp Üniversitesi ECOSPHERE Araştırma Grubu Başkanı Prof. Dr. Gudrun de Boeck, WWF Türkiye Önceki Dönem CEO’su ve İyi Gelecek Sürdürülebilirlik Danışmanlık Kurucusu Aslı Pasinli, Guy Carpenter Başkan Yardımcısı Enrique Flores ve ETTIC Genel Sekreteri Veronique Van Haften konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlik kapsamında ayrıca Christian Clauwers’ın fotoğraflarından oluşan ve İpek Tekdemir küratörlüğünde hazırlanan “The Fragile Frontlines of a Warming World” sergisinin açılışı gerçekleştirildi. Üç hafta boyunca ziyaretçilere açık olacak sergi, iklim değişikliğinin dünyanın farklı bölgelerinde yarattığı etkileri görsel bir anlatımla katılımcılara sundu. COP31’e giden süreçte Avrupa ile Türkiye arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlayan etkinlik, iklim diplomasisi, bilimsel bilgi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında güçlü köprüler kurarak ortak çözümlerin geliştirilmesine zemin hazırladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

55 Milyon Yıllık Tür Yok Olma Riskiyle Karşı Karşıya Haber

55 Milyon Yıllık Tür Yok Olma Riskiyle Karşı Karşıya

Filmde 55 milyon yıldır varlığını sürdüren ve Meksika Körfezi’nden Türkiye’ye 7.000 kilometrelik göç gerçekleştiren türün gizemli yaşam döngüsü ve karşı karşıya olduğu tehditler ele alınıyor. Film, yılan balığının etkileyici hikâyesi üzerinden tatlı su ekosistemleri üzerindeki baskıları da görünür kılıyor. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Dünya Balık Göçü Günü kapsamında Avrupa yılan balığının (Anguilla anguilla) gizemli yaşamına ve karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekmek amacıyla yeni bir animasyon filmi hazırladı. WWF-Türkiye Doğa Elçisi, ünlü oyuncu Kaan Urgancıoğlu tarafından seslendirilen video; yaklaşık 55 milyon yıldır varola gelen türün benzersiz yaşam döngüsünü ve tatlı su ekosistemlerindeki baskıyı görünür kılmayı hedefliyor. Avrupa yılan balığının yaşam döngüsünün bugün hâlâ nerede, ne zaman ve hangi derinlikte başladığı gizemini koruyor. İlk ipucu, Meksika Körfezi açıklarındaki Sargasso Denizi’nde izine rastlanan saydam larvalarla ortaya çıkıyor. Avrupa yılan balığı, Atlantik akıntılarıyla taşınarak yaklaşık 7.000 kilometrelik bilinen en uzun göç yolculuklarından birini gerçekleştiriyor. Yolculuk, değişimi beraberinde getiriyor ve önce cam yılan balığı evresine geçiyor. Deniz suyuna alışkın bünyeleri zamanla tatlı suya uyum sağlıyor; şeffaflık kayboluyor, renkleniyor ve solungaçları yeniden düzenleniyor. Tatlı sularda önce elver, ardından sarı yılan balığına dönüşüyor. Büyük Menderes Deltası ve Bafa Gölü Türkiye’deki önemli yaşam alanları arasında yer alıyor ve bu tatlı sular yılan balıklarını 15-20 yıla kadar misafir ediyor. Misafirliğin ardından döngüyü tamamlamak üzere yönünü yeniden Sargasso Denizi’ne çeviriyor; bu uzun dönüş yolculuğunda gümüş yılan balığı evresine geçiyor ve vardığında yalnızca bir kez ürüyor. Bu eşsiz döngü artık her zamankinden daha kırılgan. Yılan balıkları bugün yalnızca doğaya değil, insan eliyle şekillenmiş bir dünyaya karşı yüzüyor. Lagün, haliç ve nehir ağızlarında habitat kaybı; akarsular üzerine kurulan barajlar, açılan su kanalları ve örülen bariyerlerle nehir akışının kesintiye uğraması; kirlilik ve aşırı avlanma baskısı bu zorlu yolculuğu daha da güçleştiriyor. Son yirmi yılda tatlı su türlerinin %84’ü azalırken, Avrupa yılan balığı bu düşüşün en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. WWF-Türkiye, bu kırılgan döngünün devamı için nehirlerin serbest akmasının sağlanması, yaşam alanlarının korunması ve yasa dışı avcılığın önlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Tatlı su ekosistemlerinde kayıp derinleşiyor Tatlı su türleri, biyolojik çeşitlilik kaybının en yüksek olduğu gruplar arasında yer alıyor. WWF-Türkiye’nin hazırladığı video, bu tabloyu bütüncül bir perspektifle ele alıyor. Türden yola çıkarak tatlı su habitatlarındaki kaybın nedenlerine ve çözüm yollarına odaklanıyor. Sulak alanlar yalnızca biyolojik çeşitlilik açısından değil, aynı zamanda su güvenliği, tarım, balıkçılık ve yerel ekonomi için de kritik öneme sahip. Su rejimini düzenleyen, taşkınları azaltan ve yeraltı sularını besleyen bu alanlar, insan yaşamının sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez ekosistemler arasında yer alıyor. “Avrupa Yılan Balığı’nın geleceği için somut adımlar atma zamanı” WWF-Türkiye Tatlı Su ve Orman Programları Müdürü Eren Atak, Avrupa yılan balığının barajlar, kirlilik, aşırı avcılık ve yaşam alanı kaybı nedeniyle yok olma eşiğine geldiğini bir kez daha vurguladı. WWF-Türkiye'nin tür koruma amaçlı yaptığı çalışmalara değinen Atak "Aydın’da kurulan Avrupa Yılan Balığı Teknik Çalışma Grubu ile türün göç yollarını ve yaşam alanlarını korumak için çalışıyoruz. Ortak yol haritası tamamlandı şimdi sıra somut adımlarda" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zorlu Enerji’nin Sürdürülebilirlik ve Dijital Deneyim Alanındaki Başarılarına 6 Ödül Birden Haber

Zorlu Enerji’nin Sürdürülebilirlik ve Dijital Deneyim Alanındaki Başarılarına 6 Ödül Birden

Sürdürülebilirlik stratejisi, finans ve dijital iletişim alanındaki yenilikçi projeleriyle uluslararası arenada başarılarını sürdüren Zorlu Enerji, altı önemli ödüle layık görüldü. Şirket, Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde inovatif projeleri desteklemeyi amaçlayan Stevie Awards kapsamında Net Zero Roadmap stratejisiyle “Yılın Sürdürülebilir Ürünü/Hizmeti (Sustainable Product / Service of the Year)” kategorisinde Altın ödül kazandı. Zorlu Enerji, ABD merkezli Uluslararası Pazarlama ve İletişim Profesyonelleri Derneği (AMCP) tarafından düzenlenen Hermes Creative Awards’ta da iki ayrı ödülün sahibi oldu. Şirket, “3D Interaktif Sürdürülebilirlik Haritası (3D Interactive Sustainability Map)” projesiyle “Etkileşimli Web Özelliği (Interactive Web Feature)” kategorisinde Platinum, “Yatırımcı İlişkileri Web Sitesi (Investor Relations Website)” projesiyle ise “Kullanıcı Deneyimi / Kullanıcı Arayüzü Tasarımı (UX / UI Design)” kategorisinde Altın ödüle layık görüldü. Ayrıca Zorlu Enerji, International Finance Awards 2025 kapsamında “Türkiye’nin En İyi Sürdürülebilir Tahvil İhracı (Best Sustainable Bond Issuance – Türkiye)” ve “Türkiye’nin En Yenilikçi Entegre Enerji Şirketi (Most Innovative Integrated Energy Company – Türkiye)” kategorilerinde iki ödül kazandı. “Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme stratejimiz uluslararası ölçekte karşılık buluyor” Alınan ödüllerin Zorlu Enerji’nin uzun soluklu sürdürülebilirlik ve dijitalleşme stratejisinin bir yansıması olduğunu ifade eden Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, “Zorlu Enerji olarak sürdürülebilirliği uçtan uca bir iş yapış biçimi olarak ele alıyor, tüm faaliyetlerimizi bu doğrultuda gerçekleştiriyoruz. Enerji üretiminden satış ve pazarlamaya, inovasyondan finansmana kadar tüm süreçlerimizi sürdürülebilirlik prensiplerine uygun şekilde yönetiyoruz. Ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarını bütünsel değerlendirerek sürdürülebilir değer yaratmak için çalışıyoruz. Dijitalleşmeyi bu yaklaşımın ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırıyor, değişen ve dönüşen dünyanın ihtiyaçlarına yanıt veren çözümler geliştirirken kullanıcı deneyimini ve operasyonel verimliliğimizi güçlendiriyoruz. Bu yaklaşımımızın yansıması olan projelerimizin farklı platformlarda ödüllendirilmesi bizim için önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Sürdürülebilirlik stratejimiz çerçevesinde geliştirdiğimiz çalışmalarla yarattığımız etkiyi büyütmeye devam edeceğiz” dedi Net Zero Roadmap’e Yılın Sürdürülebilir Ürünü Ödülü Zorlu Enerji’nin değer zinciri genelinde karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik kapsamlı dönüşüm yaklaşımını ortaya koyan Net Zero Roadmap stratejisi, Stevie MENA Awards kapsamında “Yılın Sürdürülebilir Ürünü/Hizmeti (Sustainable Product / Service of the Year)” kategorisinde Altın ödüle layık görüldü. Zorlu Enerji bu yol haritası kapsamında Scope 1 (doğrudan emisyonlar), Scope 2 (dolaylı enerji kaynaklı emisyonlar) ve Scope 3 (değer zinciri kaynaklı diğer dolaylı emisyonlar) sera gazı emisyonlarını analiz ederek başlıca emisyon kaynaklarını belirledi ve buna uygun karbonsuzlaşma hedefleri oluşturdu. Belirlenen hedefler, küresel ölçekte kabul gören ‘‘Bilim Temelli Hedefler Girişimi – SBTi (Science Based Targets initiative)’’ da onaylandı. Zorlu Enerji, İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından düzenlenen İTÜ Yönetim Ödülleri’nde de bir ödüle layık görüldü. Enerji ve Çevre kategorisinde ödül alan şirket, sürdürülebilirlik ve çevre alanındaki başarılı uygulamaları sayesinde bu ödülü kazandı. Hermes Creative Awards’tan dijital iletişim projelerine iki ödül Hermes Creative Awards’tan Dijital İletişim Projelerine iki ödül alan Zorlu Enerji, Türkiye enerji sektöründe bir ilk olan 3D Interaktif Sürdürülebilirlik Haritası ile enerji portföyünü ve sürdürülebilirlik çalışmalarını etkileşimli bir platformda sunuyor. Kullanıcılar bu platform sayesinde santralleri inceleyip biyolojik çeşitlilik, döngüsel ekonomi, karbonsuzlaşma ve sosyal projelere dair bilgilere erişebiliyor. “Yatırımcı İlişkileri Web Sitesi” projesi ise finansal ve kurumsal bilgileri kullanıcı dostu bir tasarım ve geliştirilmiş navigasyonla yatırımcılara sade bir şekilde sunuyor. Zorlu Enerji finansman yaklaşımı ile International Finance Awards’ta ödüllendirildi Yenilikçi ve entegre enerji yaklaşımı küresel ölçekte karşılık bulan Zorlu Enerji, uluslararası finans dünyasının saygın ödül programlarından biri olan International Finance Awards’ta sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarıyla “Türkiye’nin En İyi Sürdürülebilir Tahvil İhracı”, yenilikçi ve entegre yapısıyla ise “Türkiye’nin En Yenilikçi Entegre Enerji Şirketi” ödüllerine layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.