Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyomedikal

Kapsül Haber Ajansı - Biyomedikal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyomedikal haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

L’Oréal Türkiye’den Dört Yeni Bilim Kadınına Destek Haber

L’Oréal Türkiye’den Dört Yeni Bilim Kadınına Destek

Bu yıl desteklenen bilim kadınlarından Doç. Dr. Belgin Sever ALS için yeni ilaç adayları, Doç. Dr. Çiğdem Toparlı yenilenebilir enerjinin depolanmasına yönelik daha uzun ömürlü çinko-hava pilleri, Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan taşınabilir kâğıt tabanlı analiz sistemleri, Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın ise dişin canlı dokusunun iyileşme kapasitesi üzerine çalışıyor. Türkiye’deki 40. yılında bilime verdiği desteği yeni iş birlikleriyle güçlendirmeyi hedefleyen L’Oréal Türkiye, uzun yıllardır yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını bilim dünyasının gündeminde daha görünür kılmak için Türkiye’nin ilk endometriozis hasta dayanışma derneği EndoTürkiye ile iş birliğine gitti. Bu iş birliği kapsamında, farklı disiplinlerden uzmanların bilgi ve deneyimlerini bir araya getirecek Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkı sağladı. Bilim Kadınları İçin Programı, kadın bilim insanlarının araştırmalarını sürdürmelerine ve çalışmalarını daha geniş kitlelerle buluşturmalarına destek oluyor. Türkiye’de bugüne kadar programdan destek alan bilim kadınlarının 100’den fazlası, akademik çalışmalarını bugün profesör veya doçent olarak sürdürüyor. L’Oréal Türkiye ise programın uygulandığı ülkeler arasında en fazla katkı sunan ilk beş ülke arasında yer alıyor. L’Oréal Vakfı ile UNESCO iş birliğinde 28 yıl önce küresel ölçekte başlatılan program, bugüne kadar dünya genelinde 5 binden fazla kadın bilim insanını destekledi. Uluslararası Mükemmellik Ödülü’ne layık görülen 142 bilim insanından 7’si daha sonra Nobel Ödülü kazandı. Kadın sağlığı araştırmaları farklı disiplinlerle buluşuyor L’Oréal Türkiye, 40. yılında EndoTürkiye iş birliğiyle Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkı sağladı. Kamuya açık platform, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ile endometriozis araştırmacılarının yanı sıra beslenme, fizyoterapi, psikoloji, psikiyatri, radyoloji, moleküler biyoloji, genetik ve biyomedikal mühendisliği alanlarından uzmanları ve araştırmacıları bir araya getirmeyi hedefliyor. Kadın sağlığı konusunda güvenilir bilgi arayan herkes bilimsel çalışmalara ve uzman görüşlerine de buradan ulaşabilecek. Kadın sağlığı araştırmalarına ayrılan sınırlı kaynak, bu alandaki ihtiyacın boyutunu gösteriyor. ABD Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin analizine göre, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin 2013–2023 dönemindeki araştırma hibelerinin yalnızca yüzde 8,8’i kadın sağlığı araştırmalarına ayrıldı. Enstitülerinin toplam bütçesi artarken kadın sağlığı araştırmalarının araştırma hibeleri içindeki payı daha da geriledi. Endometriozis hastalığı kadın sağlığında daha fazla araştırma ve bilgi paylaşımına neden ihtiyaç duyulduğunu gösteren örneklerden biri. Dünya genelinde yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen hastalıkta tanıya ulaşmak yıllar sürebiliyor. Türkiye’de 15 binden fazla kadının katıldığı araştırmaya göre, endometriozis tanısı alan kadınlar teşhise ulaşana kadar ortalama dört farklı hekime başvuruyor, ilk hastane başvurusuyla tanı arasında yaklaşık dört yıl geçiyor. Katılımcıların yüzde 63’ü ağrılarına ve belirtilerine inanılmadığını, yaklaşık yüzde 78’i ise tedavi masrafları nedeniyle ekonomik güçlük yaşadığını belirtiyor. Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı, bu tür ihtiyaçları görünür kılmak, uzmanlar arasında bilgi paylaşımını güçlendirmek ve farklı disiplinlerden araştırmacıların birlikte çalışmasına alan açmak amacıyla hayata geçirildi. “Bilim, var oluşumuzun temelidir” L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, “L’Oréal, 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle doğdu. Bugün araştırma ve geliştirmeye her yıl yaklaşık 1 milyar avro yatırım yapıyor, dünya genelindeki araştırma merkezlerimizde 4 binden fazla bilim insanıyla çalışıyoruz. Bilim, var oluşumuzun temelidir. Ancak dünyada her üç araştırmacıdan yalnızca biri kadın. Bilimin bütün potansiyeline ulaşması için kadınların bu yolculuğa eşit biçimde katılması gerekiyor. Türkiye’de 24 yıldır sürdürdüğümüz Bilim Kadınları İçin Programı’yla bugüne kadar 132 bilim kadınına destek verdik. Çalışmalarının görünür olması, bilime ilgi duyan genç kızlara da bu yolculuğun mümkün olduğunu gösteriyor” dedi. “Kadın sağlığında araştırma ve bilgi paylaşımını güçlendireceğiz” L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu, “Bilim Kadınları İçin Programı’nı 24 yıldır sürdürürken desteğimizi her yıl nasıl daha ileri taşıyabileceğimize, bilim kadınları için nasıl yeni imkânlar yaratabileceğimize odaklandık. Türkiye’deki 40. yılımızda da bu yaklaşımı yeni bir iş birliğiyle ileri taşıyoruz. EndoTürkiye iş birliğiyle desteklediğimiz Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın yeterince araştırılmayan kadın sağlığı sorunlarını ve karşılanmamış ihtiyaçları görünür kılmayı, farklı disiplinlerin birlikte çalışmasını ve bilimsel bilginin daha hızlı paylaşılmasını hedefliyoruz. Uzun vadede daha erken tanıya, daha etkili yaklaşımlara ve kadınların yaşam kalitesini iyileştirecek çözümlere katkı sunmak istiyoruz. Bu yıl desteklediğimiz dört bilim kadını başta olmak üzere tüm bursiyerlerimizi ve kadın sağlığına farklı alanlardan katkı sunan araştırmacıları bu ortak çabanın bir parçası olmaya davet ediyorum.” dedi. DÖRT BİLİM KADININDAN ENERJİDEN SAĞLIĞA UZANAN DÖRT YENİ PROJE ALS hastalığındaki zararlı protein birikimine karşı yeni ilaç adaylarının geliştirilmesi Doç. Dr. Belgin Sever, Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya (İlaç Kimyası) Anabilim Dalı ALS, kas hareketlerini kontrol eden sinir hücrelerinin zamanla zarar gördüğü ve tedavi seçenekleri oldukça sınırlı olan ilerleyici bir hastalık. Projede, ALS’nin bazı türlerinde hücre içinde birikerek sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteinini hedefleyen yeni ilaç adayı moleküller geliştirilecek. Tasarlanan moleküller önce bilgisayar ortamında taranacak; en umut verici adaylar laboratuvarda üretilecek ve ALS hücre modellerinde test edilecek. Çalışma, sinir hücrelerini koruyabilecek ve hastalığa yol açan süreçleri baskılayabilecek yeni tedavilere bilimsel temel oluşturmayı amaçlıyor. Yenilenebilir enerji depolaması için uzun ömürlü çinko-hava pillerine yeni anot tasarımı Doç. Dr. Çiğdem Toparlı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Güneş ve rüzgâr enerjisinden kesintisiz yararlanabilmek için, üretilen kullanım fazlası elektriğin güvenle depolanması gerekiyor. Proje, yenilenebilir enerji santrallerinde kullanılabilecek su bazlı ve yanıcı olmayan çinko-hava pillerini daha uzun ömürlü ve verimli hâle getirmeyi amaçlıyor. Bunun için pilin enerjiyi depolayan çinko bölümü, kullanım sırasında oluşan aşınmayı ve pil ömrünü kısaltan düzensiz birikimleri azaltacak şekilde yeniden tasarlanacak. Çalışma, daha erişilebilir hammaddelere dayanan güvenli ve sürdürülebilir enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesine ve dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacak. UV ışıkla aktifleştirilen kâğıt tabanlı tanı ve analiz sistemlerinin geliştirilmesi Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan, Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü Proje, düşük maliyetli filtre kâğıdını taşınabilir bir test platformuna dönüştürmeyi hedefliyor. Kâğıdın yüzeyi özel bir polimer tabakayla kaplandıktan sonra ultraviyole (UV) ışıkla yalnızca seçilen bölgeler aktif hâle getirilecek ve enzimlerin bu bölgelere seçici olarak bağlanması sağlanacak. Böylece kâğıdın yalnızca istenen bölgelerine biyolojik işlev kazandırılabilecek. Bu yaklaşım, gelecekte aynı platformun farklı bölgelerine farklı biyolojik işlevler kazandırılmasının ve böylece aynı anda farklı analizlerin yapılmasının da önünü açabilecek. Teknolojinin, biyosensörler ile çevresel analiz ve gıda güvenliği gibi farklı alanlarda kullanılabilecek düşük maliyetli ve taşınabilir sistemlerin geliştirilmesine temel oluşturması hedefleniyor. Genetik düzeyde dişin kendi kendini yenilemesinin araştırılması Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Derin çürük veya travma sonrasında aynı tedavi uygulansa bile bazı dişler kendini onarabilirken bazılarında iltihap devam edebiliyor. Proje, bu farklılığın nedenlerini dişin içindeki canlı dokunun iyileşme sürecine odaklanarak araştırıyor. Çalışmada, dişin canlı dokusunda bulunan fibroblast adı verilen destek hücrelerinin, iltihap ve oksijen azlığı koşullarında kök hücrelerin onarım kapasitesini nasıl etkilediği incelenecek. CRISPRi yöntemiyle belirli genlerin çalışması geçici olarak durdurularak iyileşmede hangi biyolojik mekanizmaların belirleyici olduğu ortaya çıkarılacak. Elde edilecek bulguların, gelecekte dişin canlı dokusunu koruyan ve kendi kendini onarma kapasitesini destekleyen daha etkili tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026'nın ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrencisi Açıklandı Haber

2026'nın ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrencisi Açıklandı

StudyinAmerica.com Kurucusu Tamer Türkman, “Bu gençler, Türkiye'nin küresel başarı hikâyesinin temsilcileridir… Türkiye'nin insan kaynağının dünya ölçeğinde ne kadar güçlü olduğunun en somut göstergelerinden biridir. Bu araştırma diğer gençlere de ilham kaynağı oluyor” diyor. Türkiye'nin yetiştirdiği genç yetenekler, dünyanın en prestijli üniversitelerinde elde ettikleri akademik ve bilimsel başarılarla uluslararası arenada adlarından söz ettirmeye devam ediyor. StudyinAmerica.com Eğitim Danışmanlığı tarafından geleneksel olarak hazırlanan "ABD'de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrenci" listesi açıklandı. Listede 2026 yılında da yalnızca akademik başarılarıyla değil; araştırmaları, girişimleri, sosyal sorumluluk çalışmaları ve liderlik özellikleriyle fark yaratan Türk öğrencileri buluştu. Dünyanın en iyi şirketleri ve araştırma merkezlerinde işe girdiler Harvard'dan Stanford'a, MIT'den Princeton'a dünyanın en saygın yükseköğretim kurumlarında eğitim gören Türk öğrenciler, mezuniyetlerini yüksek onur dereceleriyle tamamlarken, birçok alanda uluslararası düzeyde ses getiren çalışmalara imza attı. Bu yıl listeye giren öğrenciler arasında; kanser tedavilerine yönelik araştırmalarda görev alan, yapay zekâ tabanlı girişimiyle uluslararası yatırımcıların dikkatini çeken, makine öğrenmesi, astrofizik, quantum, moleküler biyoloji ve teorik bilgisayar bilimi gibi çalışmalarıyla araştırma fonları kazananlar bulunuyor. Ayrıca biyomedikal teknolojiler geliştiren, sürdürülebilirlik projelerine liderlik eden ve dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri ve araştırma merkezlerinden iş teklifi alan gençler yer alıyor. Listede farklı kıstaslar dikkate alınıyor Öğrenciler sadece akademik performanslarıyla değil topluma sağladıkları katkılarla da örnek gösteriliyor. Liste, yalnızca not ortalamasını değil; araştırma üretkenliğini, liderlik becerilerini, gönüllülük faaliyetlerini ve küresel ölçekte oluşturdukları etkiyi de dikkate alıyor. Türkiye'nin küresel başarı hikâyesinin temsilcileri StudyinAmerica.com Kurucusu Tamer Türkman, her yıl açıklanan listenin yalnızca bireysel başarıları değil, Türkiye'nin uluslararası akademik alandaki potansiyelini de ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: "Bugün dünyanın en güçlü üniversitelerinde eğitim gören Türk öğrenciler, yalnızca diploma alan gençler değil; geleceğin bilim insanları, teknoloji liderleri, girişimcileri ve karar vericileri olarak yetişiyor. Laboratuvarlarda yürüttükleri araştırmalar, geliştirdikleri projeler ve uluslararası başarılarıyla hem üniversitelerini hem de ülkelerini en iyi şekilde temsil ediyorlar. Bu tablo, Türkiye'nin insan kaynağının dünya ölçeğinde ne kadar güçlü olduğunun en somut göstergelerinden biridir” dedi. Gençler için ilham kaynağı Türkman "Listeye giren öğrencilerimiz, 4.00 üzerinden en az 3.70 not ortalamasıyla mezun olmanın yanında, araştırma projeleri, sosyal sorumluluk faaliyetleri, liderlik rolleri ve staj deneyimleriyle de örnek bir profil ortaya koyuyor. Pek çoğu mezun olmadan dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden, araştırma merkezlerinden ve lisansüstü programlardan kabul aldı. Onların başarıları, kendilerinden sonra ABD'de eğitim almayı hedefleyen gençler için de güçlü bir ilham kaynağı oluşturuyor " şeklinde konuştu. ABD’de Okuyan En Başarılı 25 Türk Öğrenci Listesi: Alin Aşım Harvard University Hüseyin Yağız Devre Princeton University İdil Seçil University of Pennsylvania Ege Turan Stanford University Dafne Sarfati Columbia University Batuhan Sarıdede Dartmouth University Ümran Serra Koca California Institute of Technology (CALLTECH) Faruk Öztok Harvard University Derin Arat Princeton University Yaman Bora Otuzbir Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) Handan Dilara Bıkmaz Yale University Sedik Sadık Harvard University Mayra Çoruh Pomona College Derin Algül Duke University Lara Danışman Princeton University Alp Aygen Georgetown University Beril Aydın Johns Hopkins University Yaman Bora Akbaş Georgia Tech Lara Buruk University of Chicago Arda Kaz UC Berkeley Yasemin Yüksel Columbia University Ata Güvendi Northwestern University Deniz Oray Boston University Öncel Aldanmaz Claremont McKenna College Elif Uzelli Tufts University Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Girişimciler İçin 30.000 Dolar Büyük Ödül ve Tayvan Seyahati Fırsatı! Haber

Türk Girişimciler İçin 30.000 Dolar Büyük Ödül ve Tayvan Seyahati Fırsatı!

Bu yıl ikincisi düzenlenen küresel yarışmaya, yerel toplulukların, işletmelerin ve şehirlerin sağlık ile refah düzeyini artıracak yenilikçi iş modellerini ve teknolojik entegrasyonları hedefleniyor. Yarışmanın en büyük ayrıcalıklarından biri de başvuru sahiplerinin kendi özgün projelerine Tayvanlı dev teknoloji ve üretim şirketlerinin akıllı sağlık cihazlarını, bisiklet/spor teknolojilerini veya medikal donanımlarını entegre etme fırsatı bulacak olmaları. İlk Yıl 55 Ülkeden Katılım Gerçekleşti Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen program, küresel girişimcilik ekosisteminde büyük ses getirmiş ve 55 farklı ülkeden 638 inovatif proje başvurusuna ev sahipliği yapmıştı. Zorlu küresel jüri değerlendirmelerinin ardından Amerika Birleşik Devletleri, Ukrayna ve İsviçre'den katılan vizyoner ekipler büyük ödülün sahibi olmuştu. Bu yıl ise Türkiye’deki teknoparklar, üniversiteler, sağlık girişimleri (health-tech) ve akıllı şehir projeleri geliştiren kurumların küresel rekabette öne çıkması hedefleniyor. Kimler Başvurabilir ve Öne Çıkan Alanlar Nelerdir? Geniş bir katılım yelpazesine sahip olan "Go Healthy with Taiwan 2026" yarışmasına şirketler, teknoloji girişimleri (start-up’lar), üniversiteler, akademisyenler, hastaneler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve spor federasyonları katılabilir. Katılımcıların odak alanlarının akıllı sağlık çözümleri, giyilebilir spor teknolojileri, biyomedikal inovasyonlar, aktif yaşlanma ve yaşlı bakım sistemleri, bisiklet ve çevre dostu mobilite teknolojileri, insan-bisiklet etkileşimli akıllı sistemler olması bekleniyor. Finalistlere Tayvan’a Ücretsiz Seyahat ve Küresel Network Kapısı Yarışmada finale kalmayı başaran proje ekipleri, yalnızca nakit ödül için yarışmakla kalmayacak, aynı zamanda Tayvan’a ücretsiz iş seyahati kazanacak. Finalistler Tayvan ziyareti sırasında uluslararası arenadan gelen diğer kazanan ekiplerle network kurma, küresel yatırımcılara sunum yapma ve Tayvan’ın dünya lideri teknoloji üreticileriyle doğrudan masaya oturarak stratejik ortaklıklar kurma şansı elde edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tether’den Yapay Zekâda Maliyetleri Düşüren Yeni Hamle Haber

Tether’den Yapay Zekâda Maliyetleri Düşüren Yeni Hamle

Tether, yapay zekâ model eğitimini daha erişilebilir hale getiren yeni bir teknoloji açıkladı. Microsoft’un 1 bitlik BitNet mimarisi üzerine geliştirilen ve QVAC Fabric kapsamında sunulan bu çapraz platform LoRA ince ayar çerçevesi; bellek ve işlem maliyetlerini ciddi ölçüde düşürerek milyar parametreli dil modellerinin dizüstü bilgisayarlar, tüketici GPU’ları ve hatta akıllı telefonlar üzerinde çalıştırılmasını mümkün kılıyor. Geleneksel olarak yalnızca yüksek maliyetli kurumsal donanım ve bulut altyapılarıyla yapılabilen yapay zekâ model geliştirme süreçleri, bu yenilikle birlikte çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine açılıyor. Intel, AMD ve Apple Silicon gibi farklı donanımlar üzerinde çalışabilen yapı, kullanıcıların modelleri doğrudan kendi cihazlarında eğitip özelleştirmesine imkân tanıyor. Tether’in mühendislik ekibinin bu çalışması, Adreno, Mali ve Apple Bionic GPU’lar dahil olmak üzere mobil GPU’larda BitNet ince ayarının ilk başarılı gösterimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Kullanıcılar, 125 milyon parametreli BitNet modellerine yaklaşık 300 belgelik, yani yaklaşık 18 bin tokenlik biyomedikal bir veri setiyle bir Samsung S25 Adreno GPU üzerinde yaklaşık 10 dakikada ince ayar yapabiliyor. 1 milyar parametreli model için aynı veri setinin ince ayarı Samsung S25’te 1 saat 18 dakika, iPhone 16’da ise 1 saat 45 dakika sürüyor. Ekip, cihazların sınırlarını zorlayarak iPhone 16’da 13 milyar parametreye kadar modellere ince ayar yapmayı da başardı. Çerçeve, uç cihazlarda Q4 BitNet olmayan modellere kıyasla 2 kat daha büyük modellere ince ayar yapılabildiğini de gösteriyor. Bu da BitNet mimarisinin sunduğu bellek avantajını net şekilde ortaya koyuyor. BitNet’in çıkarım performansı da QVAC Fabric ile birlikte önemli ölçüde artıyor. Model ailesi mobil GPU’larda çok daha hızlı çalışıyor. Bu cihazlarda GPU performansının CPU’ya kıyasla 2 ila 11 kat daha yüksek olduğu görülüyor. Bu da günümüz mobil GPU’larının, daha önce yalnızca pahalı özel donanımlar veya veri merkezleriyle mümkün olan iş yüklerini destekleyebileceğini ortaya koyuyor. Bellek tarafında da dikkat çekici bir tablo var. Yapılan karşılaştırmalı testlere göre BitNet-1B TQ1_0 modeli, hem çıkarım hem de LoRA ince ayar süreçlerinde Gemma-3-1B 16 bit modele göre yüzde 77,8’e kadar, Qwen3-0.6B 16 bit modele göre ise yüzde 65,6’ya kadar daha az VRAM kullanıyor. Bu tasarruf, daha büyük modellerin ve kişiselleştirme süreçlerinin, kısa süre öncesine kadar yetersiz kabul edilen donanımlarda bile çalıştırılabilmesini sağlıyor. Öte yandan çerçeve, NVIDIA dışındaki donanımlarda 1 bitlik büyük dil modelleri için LoRA ince ayarına olanak tanıyarak desteği AMD, Intel, Apple Silicon ve mobil GPU’lara kadar genişletiyor. Böylece özel donanıma ve bulut sağlayıcılarına bağımlılık azalırken, hassas veriler cihaz üzerinde yerel olarak tutulabiliyor. Bu yaklaşım, federe öğrenme gibi yöntemleri de daha erişilebilir hale getirerek, verilerin merkezi sistemlere taşınmadan cihazlar arasında eğitilip paylaşılabilmesine imkân tanıyor. “Stabil Zekâ çağı yeni başladı” Tether CEO’su Paolo Ardoino konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Zekâ, toplumun geleceğinde temel bir belirleyici faktör olacaktır. Toplumun istikrarını iyileştirme, bağ dokusu olarak hizmet etme veya azınlığı daha da güçlendirme potansiyeline sahiptir. Yapay zekânın geleceği, her yerdeki insanlar ve geliştiriciler için erişilebilir, kullanılabilir ve açık olmalıdır; yalnızca bir avuç bulut sağlayıcısının erişebileceği absürt miktarda kaynak gerektirmemelidir. Büyük dil modellerinin eğitimi merkezi altyapıya bağlı olduğunda inovasyon durgunlaşır, ekosistem kırılganlaşır ve toplumsal denge riske girer. Akıllı telefonlar dahil olmak üzere tüketici donanımlarında anlamlı büyük model eğitimini mümkün kılan Tether’in QVAC’ı, gelişmiş yapay zekânın herkes için merkeziyetsiz, kapsayıcı ve güçlendirici olabileceğini gösteriyor. Tether olarak, yapay zekânın herkes için, her yerde ve cihaz üzerinde yerel olarak erişilebilir olması için önümüzdeki dönemde de önemli kaynak ve yatırım ayırmayı sürdüreceğiz. Stabil Zekâ çağı yeni başladı.” Makale; adaptörler, karşılaştırmalı testler ve çapraz platform ikili dosyalar dahil olmak üzere tüm teknik detaylarıyla Hugging Face blogunda “QVAC Fabric Aracılığıyla Heterojen Uç GPU’larda LoRA İnce Ayarlı BitNet b1.58 Büyük Dil Modelleri” başlığıyla yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.