Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyometrik Doğrulama

Kapsül Haber Ajansı - Biyometrik Doğrulama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyometrik Doğrulama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Dijital Dönüşümünde Kadın Liderliği Haber

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Dijital Dönüşümünde Kadın Liderliği

İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı’nın kuruluşunun 25. yılı kapsamında hayata geçirdiği “Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar” belgesel serisi, kadın profesyonellerin hikayelerini ekranlara taşımaya devam ediyor. Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınların ilham veren başarı öykülerinin anlatıldığı serinin yeni bölümünde, Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü İsmihan Baysal Anderson’ın 28 yıllık kariyeri, havacılığın dijital dönüşümüne liderlik eden çalışmaları ve iş hayatının ardındaki yaşam öyküsü izleyicilerle buluşuyor. Kariyerinin yaklaşık 20 yılını Türkiye’de ve yurt dışında farklı sektörlere yönelik danışmanlık projelerinde geçiren İsmihan Baysal Anderson, ulusal ve uluslararası şirketlerle edindiği deneyimini havacılık sektörüne taşıyor. Havalimanının 7 gün 24 saat kesintisiz çalışan teknoloji altyapısına yön veren Anderson, check-in, boarding ve bagaj sistemlerinden yapay zeka destekli yolcu çözümlerine kadar pek çok teknolojik sürecin yönetiminde görev alarak kurumun dijital dönüşümüne liderlik ediyor. Özellikle yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip eden Anderson ve ekibi, dünyada farklı sektörlerde uygulanan teknolojik çözümleri havacılığa uyarlayarak yolcu deneyimini ve operasyonel verimliliği geliştirmeye odaklanıyor. Havalimanının görünmeyen teknoloji ağı 7/24 çalışıyor İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda yolcu yoğunluğunun daha etkin yönetilmesi amacıyla yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojilerinden yararlanılıyor. Bu sistemlerle belirli alanlardaki kuyruk ve yoğunluklar ölçümlenirken, yolcu hareketlerinin ne kadar sürede azaldığı ve süreçlerin hangi hızla ilerlediği takip edilebiliyor. Belirlenen eşiklerin aşılması durumunda operasyon ekiplerine iletilen uyarılar, sahadaki yoğunluğa zamanında müdahale edilmesine katkı sağlıyor. Anderson’ın liderliğinde gerçekleşen teknolojik dönüşüm çalışmalarından bir diğeri ise havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy. Kasım 2024'te Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından Antalya’da düzenlenen “AI in the Sky” konferansında “Havacılık sektöründe yapay zeka çözümleri: CRM ve yolcu deneyimi” oturumunda tanıtılan SAVVy, Sabiha Gökçen Havalimanı’na atanan IATA kodu ‘SAW’dan hareketle türetildi. SAVVy’nin kelime anlamı ‘anlayışlı’ olup havalimanının misafirperver ruhunu geleceğin yapay zekâ vizyonuyla harmanlayıp adeta baştan tanımlıyor. “Yenilikçi, yapay zekâ destekli dijital asistan SAVVy, rutin sorgulamaları otomatikleştirerek yolcu sorularına anlık cevap ve çözümler sunuyor. Böylece Sabiha Gökçen SAW Care Çağrı Merkezi'ndeki çalışanların daha karmaşık konulara odaklanabilmesine ve üstün bir müşteri deneyimi sunulmasına olanak sağlıyor.” 7 gün 24 saat sekiz dilde (Türkçe, İngilizce,Rusça, Fransızca,Çince, İspanyolca, İtalyanca ve Almanca) hizmet veren ve bugün çağrı merkezine yöneltilen soruların yaklaşık yüzde 40’ını tek başına karşılayan SAVVy, yolcuların havalimanına ilişkin ihtiyaç duydukları bilgilere hızlı biçimde ulaşmasını sağlıyor. SAVVy uçuş ve otopark sistemleriyle entegrasyonu bulunan dijital asistanın bir sonraki aşamasında WhatsApp entegrasyonu üzerinde çalışılıyor. Böylece yolcuların bilgiye erişim kanallarının daha da genişletilmesi hedefleniyor. Anderson’ın havalimanındaki teknoloji yolculuğunda dikkat çeken bir diğer proje ise E-Pasaport uygulaması. Biyometrik doğrulama teknolojileriyle çalışan sistem sayesinde yolcular, pasaport kontrol işlemlerini otomatik kapılar üzerinden daha hızlı ve bağımsız şekilde tamamlayabiliyor. Check-in’den boardinge, bagaj süreçlerinden yolcu bilgilendirmeye kadar havalimanındaki pek çok kritik sürecin arkasında kesintisiz çalışan bir teknoloji altyapısı ve ekibi yer alıyor. “Ailelerimizle birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz” Günde 150 bin kişinin geçiş yaptığı ve sürekli yaşayan bir ekosistemde iş sürekliliğinin en önemli konu olduğunun altını çizen İsmihan Baysal Anderson, "Bilgi işlem sistemlerini ayakta tutmak için 7/24 çalışan bir ekibiz. Kendi döneminde birçok kabulü yıkmış ve fark yaratmış Sabiha Gökçen’den aldığımız ilhamla birbirinden önemli uygulamaları ve çözümleri hayata geçiriyoruz. Yolcu deneyimini ve operasyonların işleyişini sürekli olarak iyileştirmek için teknolojik çözümler geliştiriyoruz. Misafirlerimiz bizimle farklı dillerden hızlıca iletişime geçebiliyor. Kriz durumunda her an ulaşılabilir oluyoruz. Bilgi işlem sistemleri, yolcu süreçlerini kesintisiz olarak takip eden ve taleplerini karşılayan bir sistem. Ulaşılabilir olmamak gibi bir şansınız yok" diyerek aile desteğinin önemine değindi: “Gece saat üçte ya da tatildeyken bile acil durum telefonlarıyla havalimanına büyük bir sorumluluk bilinciyle dönmek zorunda kalabiliyoruz. Böyle anlarda eşim ve çocuklarım bana çok destek oluyor. 'Sen git, biz iyiyiz' dedikleri anda kendimi iyi hissediyorum onlardan aldığım güçle işimin başına dönüyorum. Biz sadece havalimanındaki ekibimizle değil, ailelerimizle de birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz" diyen Anderson, başarının arkasındaki dayanışmaya dikkat çekiyor. Anderson’ın iş hayatının dışında kendisine ayırdığı zaman ise sanatla şekilleniyor. Teknoloji, sistemler ve yoğun operasyonlarla geçen çalışma temposunu resim ve nakışla dengelediğini anlatan Anderson, renkler ve desenlerle ilgilenmenin kendisine farklı bir alan sunduğunu ifade ediyor. “Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin” 28 yıllık kariyerinde teknoloji sektöründeki dönüşüme yakından tanıklık eden Anderson, kadınların teknoloji ve mühendislik alanlarında daha fazla yer almasının önemine de dikkat çekiyor. Başarılı lider, özellikle kız çocuklarının matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin ailelerden başlayan bir destek süreci olduğuna vurgu yapıyor. Kadınların teknoloji ekiplerine yalnızca farklı bir bakış açısı değil; iletişim, detay yönetimi ve değişim süreçlerinde de önemli katkılar sunduğunu belirten Anderson, genç kadınların teknoloji alanında kariyer yapma konusunda cesaretlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Anderson’ın gençlere tavsiyesi ise hayal etmekten, denemekten ve öğrenmekten vazgeçmemek üzerine kuruluyor. “Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin. Hayal etmek, hayallerin peşinden koşmak, denemek, öğrenmek ve sürekli gelişmek bence en önemlisi.” diyen Anderson, karşılaşılan zorlukların öğrenme ve gelişme yolculuğunun bir parçası olduğunu vurguluyor. “Teknoloji ekiplerine kadınlar dahil olduğunda ekip inanılmaz güzelleşiyor” Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınlardan ilham veren hikayeler sunan belgeselin yeni bölüm anlatıcısı İsmihan Baysal Anderson, teknoloji dünyasında erkek çalışanların hala sayıca daha fazla olduğunu belirterek, kız çocuklarının özellikle matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin toplumsal açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Kadınların özellikle detay yönetimi, iletişim ve değişim süreçlerinde teknoloji ekiplerine önemli katkılar sunduğunu söyleyen Anderson şu sözleri kullandı: “Sadece erkeklerin yoğunlukta olduğu ekiplerin içine kadınları dahil ettiğinizde o ekip inanılmaz güzelleşiyor. İletişim seviyesi başka bir noktaya geliyor. İnsanlar birbirlerini anlamak ve dinlemek için daha fazla çaba gösteriyor ve daha iyi sonuçlar elde ediyoruz. Kadınlar özellikle detayları işleme konusunda çok güçlüler. Teknolojiyi uygularken değişimi de yönetmeniz gerekiyor; iletişim de kadınların kuvvetli olduğu alanlardan biri.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Dijital Dönüşümünde Kadın Liderliği Haber

Sabiha Gökçen Havalimanı’nın Dijital Dönüşümünde Kadın Liderliği

Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınların ilham veren başarı öykülerinin anlatıldığı serinin yeni bölümünde, Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü İsmihan Baysal Anderson’ın 28 yıllık kariyeri, havacılığın dijital dönüşümüne liderlik eden çalışmaları ve iş hayatının ardındaki yaşam öyküsü izleyicilerle buluşuyor. Kariyerinin yaklaşık 20 yılını Türkiye’de ve yurt dışında farklı sektörlere yönelik danışmanlık projelerinde geçiren İsmihan Baysal Anderson, ulusal ve uluslararası şirketlerle edindiği deneyimini havacılık sektörüne taşıyor. Havalimanının 7 gün 24 saat kesintisiz çalışan teknoloji altyapısına yön veren Anderson, check-in, boarding ve bagaj sistemlerinden yapay zeka destekli yolcu çözümlerine kadar pek çok teknolojik sürecin yönetiminde görev alarak kurumun dijital dönüşümüne liderlik ediyor. Özellikle yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip eden Anderson ve ekibi, dünyada farklı sektörlerde uygulanan teknolojik çözümleri havacılığa uyarlayarak yolcu deneyimini ve operasyonel verimliliği geliştirmeye odaklanıyor. Havalimanının görünmeyen teknoloji ağı 7/24 çalışıyor İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda yolcu yoğunluğunun daha etkin yönetilmesi amacıyla yapay zeka destekli görüntü işleme teknolojilerinden yararlanılıyor. Bu sistemlerle belirli alanlardaki kuyruk ve yoğunluklar ölçümlenirken, yolcu hareketlerinin ne kadar sürede azaldığı ve süreçlerin hangi hızla ilerlediği takip edilebiliyor. Belirlenen eşiklerin aşılması durumunda operasyon ekiplerine iletilen uyarılar, sahadaki yoğunluğa zamanında müdahale edilmesine katkı sağlıyor. Anderson’ın liderliğinde gerçekleşen teknolojik dönüşüm çalışmalarından bir diğeri ise havalimanlarında kullanılan ilk üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy. Kasım 2024'te Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından Antalya’da düzenlenen “AI in the Sky” konferansında “Havacılık sektöründe yapay zeka çözümleri: CRM ve yolcu deneyimi” oturumunda tanıtılan SAVVy, Sabiha Gökçen Havalimanı’na atanan IATA kodu ‘SAW’dan hareketle türetildi. SAVVy’nin kelime anlamı ‘anlayışlı’ olup havalimanının misafirperver ruhunu geleceğin yapay zekâ vizyonuyla harmanlayıp adeta baştan tanımlıyor. “Yenilikçi, yapay zekâ destekli dijital asistan SAVVy, rutin sorgulamaları otomatikleştirerek yolcu sorularına anlık cevap ve çözümler sunuyor. Böylece Sabiha Gökçen SAW Care Çağrı Merkezi'ndeki çalışanların daha karmaşık konulara odaklanabilmesine ve üstün bir müşteri deneyimi sunulmasına olanak sağlıyor.” 7 gün 24 saat sekiz dilde (Türkçe, İngilizce,Rusça, Fransızca,Çince, İspanyolca, İtalyanca ve Almanca) hizmet veren ve bugün çağrı merkezine yöneltilen soruların yaklaşık yüzde 40’ını tek başına karşılayan SAVVy, yolcuların havalimanına ilişkin ihtiyaç duydukları bilgilere hızlı biçimde ulaşmasını sağlıyor. SAVVy uçuş ve otopark sistemleriyle entegrasyonu bulunan dijital asistanın bir sonraki aşamasında WhatsApp entegrasyonu üzerinde çalışılıyor. Böylece yolcuların bilgiye erişim kanallarının daha da genişletilmesi hedefleniyor. Anderson’ın havalimanındaki teknoloji yolculuğunda dikkat çeken bir diğer proje ise E-Pasaport uygulaması. Biyometrik doğrulama teknolojileriyle çalışan sistem sayesinde yolcular, pasaport kontrol işlemlerini otomatik kapılar üzerinden daha hızlı ve bağımsız şekilde tamamlayabiliyor. Check-in’den boardinge, bagaj süreçlerinden yolcu bilgilendirmeye kadar havalimanındaki pek çok kritik sürecin arkasında kesintisiz çalışan bir teknoloji altyapısı ve ekibi yer alıyor. “Ailelerimizle birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz” Günde 150 bin kişinin geçiş yaptığı ve sürekli yaşayan bir ekosistemde iş sürekliliğinin en önemli konu olduğunun altını çizen İsmihan Baysal Anderson, "Bilgi işlem sistemlerini ayakta tutmak için 7/24 çalışan bir ekibiz. Kendi döneminde birçok kabulü yıkmış ve fark yaratmış Sabiha Gökçen’den aldığımız ilhamla birbirinden önemli uygulamaları ve çözümleri hayata geçiriyoruz. Yolcu deneyimini ve operasyonların işleyişini sürekli olarak iyileştirmek için teknolojik çözümler geliştiriyoruz. Misafirlerimiz bizimle farklı dillerden hızlıca iletişime geçebiliyor. Kriz durumunda her an ulaşılabilir oluyoruz. Bilgi işlem sistemleri, yolcu süreçlerini kesintisiz olarak takip eden ve taleplerini karşılayan bir sistem. Ulaşılabilir olmamak gibi bir şansınız yok" diyerek aile desteğinin önemine değindi: “Gece saat üçte ya da tatildeyken bile acil durum telefonlarıyla havalimanına büyük bir sorumluluk bilinciyle dönmek zorunda kalabiliyoruz. Böyle anlarda eşim ve çocuklarım bana çok destek oluyor. 'Sen git, biz iyiyiz' dedikleri anda kendimi iyi hissediyorum onlardan aldığım güçle işimin başına dönüyorum. Biz sadece havalimanındaki ekibimizle değil, ailelerimizle de birlikte dev bir ekip olarak çalışıyoruz" diyen Anderson, başarının arkasındaki dayanışmaya dikkat çekiyor. Anderson’ın iş hayatının dışında kendisine ayırdığı zaman ise sanatla şekilleniyor. Teknoloji, sistemler ve yoğun operasyonlarla geçen çalışma temposunu resim ve nakışla dengelediğini anlatan Anderson, renkler ve desenlerle ilgilenmenin kendisine farklı bir alan sunduğunu ifade ediyor. “Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin” 28 yıllık kariyerinde teknoloji sektöründeki dönüşüme yakından tanıklık eden Anderson, kadınların teknoloji ve mühendislik alanlarında daha fazla yer almasının önemine de dikkat çekiyor. Başarılı lider, özellikle kız çocuklarının matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin ailelerden başlayan bir destek süreci olduğuna vurgu yapıyor. Kadınların teknoloji ekiplerine yalnızca farklı bir bakış açısı değil; iletişim, detay yönetimi ve değişim süreçlerinde de önemli katkılar sunduğunu belirten Anderson, genç kadınların teknoloji alanında kariyer yapma konusunda cesaretlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Anderson’ın gençlere tavsiyesi ise hayal etmekten, denemekten ve öğrenmekten vazgeçmemek üzerine kuruluyor. “Korkmayın, yılmayın, hayallerinizin peşinden gidin. Hayal etmek, hayallerin peşinden koşmak, denemek, öğrenmek ve sürekli gelişmek bence en önemlisi.” diyen Anderson, karşılaşılan zorlukların öğrenme ve gelişme yolculuğunun bir parçası olduğunu vurguluyor. “Teknoloji ekiplerine kadınlar dahil olduğunda ekip inanılmaz güzelleşiyor” Havacılığın farklı alanlarında iz bırakan kadınlardan ilham veren hikayeler sunan belgeselin yeni bölüm anlatıcısı İsmihan Baysal Anderson, teknoloji dünyasında erkek çalışanların hala sayıca daha fazla olduğunu belirterek, kız çocuklarının özellikle matematik, fen ve teknoloji alanlarına yönlendirilmesinin toplumsal açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Kadınların özellikle detay yönetimi, iletişim ve değişim süreçlerinde teknoloji ekiplerine önemli katkılar sunduğunu söyleyen Anderson şu sözleri kullandı: “Sadece erkeklerin yoğunlukta olduğu ekiplerin içine kadınları dahil ettiğinizde o ekip inanılmaz güzelleşiyor. İletişim seviyesi başka bir noktaya geliyor. İnsanlar birbirlerini anlamak ve dinlemek için daha fazla çaba gösteriyor ve daha iyi sonuçlar elde ediyoruz. Kadınlar özellikle detayları işleme konusunda çok güçlüler. Teknolojiyi uygularken değişimi de yönetmeniz gerekiyor; iletişim de kadınların kuvvetli olduğu alanlardan biri.” İsmihan Baysal Anderson kimdir? 28 yıllık deneyime sahip olan İsmihan Baysal Anderson, kariyerinin yaklaşık 20 yılında danışmanlık sektöründe görev almıştır. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında farklı sektörlerden uluslararası şirketlerle çalışma deneyimi edinen tecrübeli isim, son 8 yıldır İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda Bilgi İşlem ve Otomasyon Direktörü olarak görev almaktadır. Anderson; havalimanının 7/24 çalışan kritik bilgi teknolojileri altyapısının sürekliliğinden, yolcu ve operasyon süreçlerinin dijitalleştirilmesinden ve yeni nesil teknolojilerin havalimanı deneyimine entegre edilmesinden sorumludur. E-Pasaport uygulamalarından yapay zeka destekli görüntü işleme çözümlerine ve üretken yapay zeka tabanlı dijital asistan SAVVy’ye kadar pek çok teknolojik dönüşüm projesinin hayata geçirilmesine liderlik eden Anderson, farklı sektörlerde edindiği deneyimi havacılığın ihtiyaçlarıyla buluşturarak yolcu deneyimi ve operasyonel verimliliğin geliştirilmesine katkı sağlamaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biyometrik Erişim Kontrolü Güvenlikte Yeni Bir Dönemin Kapılarını Açıyor Haber

Biyometrik Erişim Kontrolü Güvenlikte Yeni Bir Dönemin Kapılarını Açıyor

Fiziksel güvenlik dünyası önemli bir dönüşümden geçiyor. Geleneksel kartlar, PIN kodları ve anahtarlar yerini giderek biyometrik doğrulama teknolojilerine bırakırken, kuruluşlar hem güvenliği artıran hem de kullanıcı deneyimini iyileştiren yeni nesil çözümlere yöneliyor. Ağ teknolojileri ve fiziksel güvenlik çözümlerinde dünya liderlerinden biri olan Axis Communications, biyometrik erişim kontrolünün kurumların güvenlik stratejilerinde giderek daha önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Yüz tanıma, parmak izi doğrulama ve çok faktörlü kimlik doğrulama çözümleri sayesinde kuruluşlar artık yalnızca bir kartın veya şifrenin değil, kapıdan geçmeye çalışan kişinin gerçekten doğru kişi olup olmadığını doğrulayabiliyor. Bu yaklaşım, yetkisiz erişim risklerini azaltırken güvenlik operasyonlarının da daha verimli hale gelmesini sağlıyor. Güvenlikten Taviz Vermeden Daha Akıcı Bir Deneyim Modern iş yerlerinde çalışanlar gün boyunca birçok kez giriş kartı kullanıyor veya erişim doğrulaması yapmak zorunda kalıyor. Biyometrik erişim kontrolü ise bu süreci daha hızlı ve sezgisel hale getiriyor. Özellikle kurumsal ofisler, veri merkezleri, kritik altyapılar, sağlık kuruluşları ve üretim tesisleri gibi yüksek güvenlik gerektiren alanlarda biyometrik teknolojiler, kaybolan kartlar, unutulan şifreler ve kimlik paylaşımı gibi riskleri ortadan kaldırarak güvenlik seviyesini yükseltiyor. Yapay Zekâ ile Güçlenen Yeni Nesil Erişim Kontrolü Biyometrik sistemlerin gelişiminde yapay zekâ önemli bir rol oynuyor. Yeni nesil çözümler yalnızca kimlik doğrulamakla kalmıyor; olağan dışı davranışları analiz ederek potansiyel güvenlik risklerini önceden tespit etmeye de yardımcı oluyor. Axis Communications'ın açık platform yaklaşımı sayesinde biyometrik doğrulama çözümleri; ağ kameraları, interkom sistemleri, video yönetim yazılımları ve erişim kontrol platformlarıyla entegre çalışabiliyor. Böylece kurumlar güvenlik operasyonlarını tek bir ekosistem üzerinden yönetebiliyor. Temassız ve Daha Akıllı Bir Gelecek Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda erişim kontrol sistemlerinin daha da görünmez hale geleceğini öngörüyor. Kullanıcılar herhangi bir kart taşımadan veya şifre girmeden, yalnızca biyometrik kimlik doğrulama sayesinde binalara ve güvenli alanlara erişebilecek. Axis Communications'a göre bu dönüşüm yalnızca güvenliği artırmakla kalmayacak; aynı zamanda daha verimli, sürdürülebilir ve kullanıcı odaklı çalışma ortamlarının oluşturulmasına da katkı sağlayacak. Axis Communications'tan Değerlendirme Axis Communications Özel Müşteriler Satış Müdürü Çiğdem Gülgün Tunçer, biyometrik erişim kontrolünün kurumların güvenlik yatırımlarında giderek daha stratejik bir rol üstlendiğini belirterek şunları söylüyor: "Kuruluşlar bugün yalnızca daha güvenli sistemler değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini iyileştiren ve operasyonel verimlilik sağlayan çözümler arıyor. Biyometrik erişim kontrolü, güvenlik ve kullanım kolaylığını bir araya getiren önemli teknolojilerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle kritik altyapılar, veri merkezleri, üretim tesisleri ve kurumsal kampüslerde biyometrik doğrulama sistemlerine olan ilginin her geçen gün arttığını gözlemliyoruz." Tunçer, yapay zekâ destekli erişim kontrol çözümlerinin kurumların güvenlik yaklaşımını dönüştürdüğünü de vurguluyor: "Günümüzde güvenlik sistemleri yalnızca bir kapıyı açıp kapatan teknolojiler olmaktan çıktı. Yapay zekâ destekli analizler ve entegre güvenlik platformları sayesinde kurumlar potansiyel riskleri daha erken tespit edebiliyor, güvenlik süreçlerini merkezi olarak yönetebiliyor ve daha bilinçli kararlar alabiliyor. Açık platform yaklaşımıyla geliştirilen çözümler ise kuruluşların mevcut yatırımlarını koruyarak geleceğin ihtiyaçlarına uyum sağlamasına olanak tanıyor." Tunçer, önümüzdeki dönemde temassız ve biyometrik doğrulama teknolojilerinin daha yaygın hale geleceğini belirterek sözlerini şöyle tamamlıyor: "Dijital dönüşümün hızlandığı günümüzde kullanıcılar hızlı, güvenli ve kesintisiz deneyimler bekliyor. Biyometrik erişim kontrolü, bu beklentilere yanıt verirken kurumların güvenlik seviyelerini de yükseltiyor. Önümüzdeki yıllarda biyometrik teknolojilerin erişim kontrol sistemlerinin ayrılmaz bir parçası haline geleceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finans Uygulamalarında 2026’yı Belirleyecek 5 Trend Haber

Finans Uygulamalarında 2026’yı Belirleyecek 5 Trend

Alt dikeylere bakıldığında tablo daha da çarpıcı: tüketici bankacılığı uygulamaları 2 milyar indirme sınırını aşarken, dijital cüzdanlar ve anlık ödeme ağlarının 2028'e kadar küresel ödeme gelirini 3 trilyon dolara taşıması bekleniyor. Kripto uygulamaları t oparlanıyor ve 2025'te 580 milyon mobil kullanıcıya ulaşması öngörülüyor. Hisse senedi alım-satım uygulamaları ise 2024'te 25 milyar doları aşkın gelir üreterek çift haneli büyümesini sürdürüyor. Bu hızlı büyüme ve kullanıcı davranışlarındaki dönüşüm, finans uygulamalarında öne çıkan beş kritik trendi daha yakından incelemeyi gerekli kılıyor: Gömülü Finans (Embedded Finance) Finansal hizmetler artık bağımsız uygulamalarla sınırlı değil. Ödemeler, krediler ve sigorta ürünleri; e-ticaret, mobilite ve yaşam tarzı platformlarına entegre edilerek işlemleri daha sürtünmesiz hale getiriyor. Gömülü finans pazarının 2030'a kadar 690 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Açık Bankacılıktan Açık Finansa Geçiş Açık bankacılık giderek daha kapsamlı bir açık finans modeline evriliyor. Kullanıcılar banka hesapları, yatırımlar ve sigorta ürünlerini tek bir yerd en yönetebiliyor. Küresel açık bankacılık pazarının 2030'da yaklaşık 135 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Finansal Erişim ve Okuryazarlık Finans uygulamaları, hizmetlere erişimi kısıtlı bölgelerde önemli bir boşluğu dolduruyor. Mikro yatırım araçları, kredi skoru oluşturma çözümleri ve oyunlaştırılmış birikim özellikleri sayesinde kullanıcılar paralarını daha bilinçli yönetebiliyor. "Finansal iyi oluş" artık birçok markanın ürün stratejisinin merkezinde. Regülasyon Teknolojileri (RegTech) Uyumluluk, ürünün içine gömülü bir özellik haline geliyor. KYC, AML ve işlem izleme süreçleri otomatikleştirilerek değişen küresel standartlara hızlıca uyum sağlanıyor. Biyometrik doğrulama ve izin bazlı veri akışları, kullanıcı güvenini artırırken manuel kontrollerin maliyetini düşürüyor. Süper Uygulamalar (Super Apps) Asya'dan yükselen süper uygulamalar, ödemeler, birikim ve yatırımı tek bir platformda birleştirerek kusursuz bir deneyim sunuyor. Bu model, artık küresel fintech tasarımlarını da etkiliyor. Batılı uygulamalar, benzer kolaylık ve müşteri bağlılığını API'ler ve iş ortaklıklarıyla modüler ekosistemlerde sunmaya çalışıyor. Bu beş trend, finans uygulamalarının sadece teknolojik yenilikler değil, aynı zamanda kullanıcı davranışları ve ekonomik yapılar üzerinde de belirleyici olduğunu gösteriyor. 7 milyardan fazla indirme ve trilyon dolarlık gelirlerle hızla büyüyen bu pazarda, mobil uygulama pazarlaması ve veri odaklı optimizasyon stratejileri başarıya ulaşan şirketler ile geride kalanlar arasındaki farkı belirleyecek. Geleceğin finans deneyimi; daha entegre, erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir anlayış üzerine kuruluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.