Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyopsi

Kapsül Haber Ajansı - Biyopsi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyopsi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor Haber

HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor

Üstelik bu virüs sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Bu nedenle, aşının her iki cinsiyette de uygulanması, toplum genelinde bulaşın azaltılmasında ve kanser vakalarının önlenmesinde hayati önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Doğukan Yıldırım, HPV’nin kadın ve erkek sağlığındaki etkilerine dikkat çekerek, en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısı hakkında bilgi verdi. HPV sık görülen ama az bilinen bir enfeksiyon Araştırmalara bakıldığında HPV’nin (Human Papilloma Virüsü) 200’ün üzerinde tipi olduğu görülmektedir. HPV türleri aslında sık görülen ama toplum tarafından az bilinen enfeksiyonlardır. Bunların bir kısmı yalnızca kozmetik sorunlara yol açarken, bir kısmı ise rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve hatta baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. HPV, cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, cinsel olarak aktif bireylerin yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsleri temizler; ancak HPV 16 ve 18 gibi yüksek riskli tipler kalıcı hale geldiğinde hücrelerde DNA hasarına neden olabilir ve kanserleşme süreci başlayabilir. HPV yıllar sonra da kansere dönüşebilir HPV enfeksiyonunun etkileri yalnızca ciltteki siğillerle sınırlı değildir. Virüs, fark edilmeyen hücresel değişikliklerle yıllar sonra kansere dönüşebilir. Benign denilen iyi huylu lezyonlar, en sık görüleni genital siğillerdir ve bunlar kondilom olarak adlandırılır. Genellikle HPV 6 ve 11 tipleriyle ilişkilidir. Kansere dönüşmez, ancak yaşam kalitesini etkileyebilir. Bir diğer lezyon ise premalign; yani kanser öncüsü lezyonlardır. Dışarıdan fark edilmezler, mikroskobik düzeyde ilerleyen lezyonlardır. Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN), vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) ve vajinal intraepitelyal neoplazi (VaIN) bu gruptadır. Özellikle CIN 2 ve CIN 3 tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilir. Her yıl 600 bin kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor Her yıl dünyada yaklaşık 600 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konmakta ve maalesef 300 bin kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamında HPV etken olarak yer alır. Virüs hücre içine yerleşip E6 ve E7 adlı onkojen proteinleri üretir; bu proteinler hücrenin DNA onarım mekanizmalarını bozarak kanserleşme sürecini başlatır. Sadece 2 test ile kanser riskini önlemek için adım atın HPV çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama testleri büyük önem taşır. Bu konuda kadınlara önerilen iki test bulunmaktadır. Bunlar Pap Smear ve HPV DNA testidir. Pap Smear testi, hücrelerdeki erken değişiklikleri gösterir. HPV DNA testi ise yüksek riskli tipleri doğrudan tespit eder. Bu iki testin birlikte uygulanması, rahim ağzı kanserinin erken teşhisi ve önlenmesinde altın standarttır. HPV aşısı kadınlar ve erkekler için koruma sağlar HPV aşısı, rahim ağzı kanseri dahil birçok HPV ilişkili kanseri önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış en güçlü koruma aracıdır. HPV aşısı sadece kız çocukları için değil, erkekler için de koruyucudur. Bulaşmayı azaltır ve genital siğillere karşı da etkilidir. Hem kadınlar hem de erkekler HPV aşısı olabilir. HPV aşısı genellikle 11-12 yaşlarında rutin olarak tavsiye edilir. Cinsel temas ve HPV'ye maruz kalmadan önce aşılanma idealdir; ancak bu yaşlardan sonra da yapılmasında bir sakınca yoktur. Aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlamaktadır. Farkındalık, aşılama ve düzenli kontrol şart! HPV, yalnızca dışarıdan fark edilen siğillerden ibaret değildir; sessizce ilerleyip yıllar sonra da kansere yol açabilir. Bu nedenle aşılama, tarama ve doğru bilgilendirme kadın sağlığının korunmasında temel unsurlardır. HPV ile mücadelede başarı, toplumun bilinçlenmesi, aşının yaygınlaşması ve uzman ellerde yürütülen doğru tedavi ile mümkündür. Aşının yaygın uygulandığı ülkelerde kanser öncüsü lezyonlarda ve rahim ağzı kanseri oranlarında belirgin azalma gözlenmiştir. Türkiye’de aşının henüz ulusal aşı takviminde yer almaması nedeniyle aşılama oranları düşük olsa da, bireysel olarak yaptırmak mümkündür. İleri evrelerde jinekolojik cerrahi müdahale gerekebilir HPV’ye bağlı lezyonların tanı ve tedavisinde jinekolojik onkoloji uzmanlarının deneyimi büyük önem taşır. Anormal smear sonuçlarında kolposkopi, biyopsi veya cerrahi gerekebilir. Erken evrelerde konservatif yaklaşımlar yeterli olurken, ileri evrelerde minimal invaziv cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi ve immünoterapi gibi modern yöntemler uygulanır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tiroid Nodüllerinde Sessiz Tehlike: Kimler Risk Altında? Haber

Tiroid Nodüllerinde Sessiz Tehlike: Kimler Risk Altında?

“Nodüller sıklıkla çok sayıda olmalarına rağmen tek olarak da görülebilir. Kanserleşebilme riskleri birbirine yakındır” diyen Nev Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Serhat Oğuz, tiroid nodülleri hakkında açıklamamalarda bulundu. “Görülme sıklığı ve risk faktörleri” Dr. Oğuz, “50 yaşın üzerinde tiroid nodüllerinin görülme sıklığı artar. Kadınlarda erkeklere nazaran 4 kat daha sık görülür. Erkeklerde kanserleşebilme riski kadınlara nazaran 3 kat daha fazladır” dedi. “Tiroid nodülü ile karşılaşıldığında sorulması gereken 3 temel soru” Prof. Dr. Serhat Oğuz, “İlki, kanser riski taşıyıp taşımadığıdır. İkinci olarak ses kısıklığı, nefes almada güçlük ve yutma güçlüğü gibi basıya bağlı semptom ve bulgulara yol açıp açmadığıdır. Son olarak tek veya çok sayıdaki nodüllerden bir veya birkaçının fazla çalışarak tiroid hormon seviyelerinde artışa yol açıp açmadığıdır. Kan tiroid hormon düzeylerinde yükseklik tespit edildiğinde mutlaka tıbbi tedavi ile hormon düzeyleri normal seviyelere getirilmeye çalışılmalıdır” dedi. “Yaşa ve duruma göre kanserleşme riski” Oğuz, ”20 yaş altında tespit edilen nodüllerde kanserleşebilme riski 3 – 4 kat daha yüksektir. 20 yaş altı ve orta yaş grubu hastalarda güvenle takip edilemeyeceği düşünülen çok sayıda nodüle sahip hastalarda cerrahi müdahale ön planda tutulmalıdır” ifadelerinde bulundu. “Radyoterapi öyküsü olan ve çok sayıda nodülü bulunan hastalar” “Boyun bölgesine radyoterapi öyküsü olup çok sayıda nodülü olan hastalarda kanserleşebilme riski %40 seviyelerindedir” diyen Oğuz, “Bu yüzden boyuna radyoterapi öyküsü olan ve çok sayıda nodülü bulunan hastalarda da cerrahi müdahale ön planda tutulmalıdır” dedi. “Biyopsi sonuçlarına göre yaklaşım” Prof. Dr. Serhat Oğuz, “İlk müracaat veya takipler esnasında ultrason eşliğinde yapılan biyopsi sonucunda şüpheli kanser riski ve/veya kanser tanısı konan hastalarda cerrahi müdahale uygulanır” dedi. “Ailesel yatkınlık ve genetik taşıyıcılık” Prof. Dr. Serhat Oğuz, “Ailesel yatkınlığı bulunan genetik taşıyıcılığa sahip hastalarda da kanserleşebilme riski yüksek olduğundan cerrahi müdahale düşünülmelidir” dedi. “Basıya bağlı semptom ve bulgular” “Basıya bağlı semptom ve bulguları olan hastalarda cerrahi müdahale uygulanır. Hızlı büyüme gösterip ileri yaşlarda bası yapma ihtimali yüksek olan çok sayıda nodülü olan hastalarda da cerrahi ön planda düşünülmelidir” diyen Prof. Dr. Serhat Oğuz, “Nodüller hasta için ciddi psişik kaygı yaratıyor ve hasta takip için ikna edilemiyorsa yine cerrahi müdahale uygulanabilir” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.