Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyopsi

Kapsül Haber Ajansı - Biyopsi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyopsi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ek Yerleştirmede Sağlık Teknolojileri Gençlere Yeni Kariyer Kapıları Açıyor! Haber

Ek Yerleştirmede Sağlık Teknolojileri Gençlere Yeni Kariyer Kapıları Açıyor!

Patoloji Laboratuvar Teknikleri ve Radyoterapi programları, sağlık alanında teknolojiyle iç içe bir kariyer hedefleyen gençler için seçenekler arasında öne çıkıyor. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO Patoloji Laboratuvar Teknikleri Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Eda Yetimoğlu, patoloji laboratuvarlarının başta kanser olmak üzere çok sayıda hastalığın tanısında kritik bir rol üstlendiğini anlattı. Hastadan alınan biyopsi, cerrahi materyal ve sitolojik materyallerin doğru şekilde hazırlanmasının tanının önemli aşamalarından biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, şöyle konuştu: “Patoloji laboratuvarları, hastalıkların tanı sürecinin temel yapı taşlarından biridir. Özellikle kanser tanısında, hastadan alınan biyopsi, cerrahi materyal ve sitolojik materyallerin uygun şekilde hazırlanması ve mikroskop altında incelenebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Patoloji laboratuvarında gerçekleştirilen bir dizi işlem sonucunda patolog tarafından mikroskobik değerlendirmeye uygun preparatlar hazırlanır ve bu süreç hastanın doğru tanı ve verilen tanıya bağlı olarak tedavi planının oluşturulmasına katkı sağlar.” “Doğru tanının konulabilmesi için laboratuvar sürecinin en önemli profesyonellerindensiniz” Patoloji laboratuvar teknikerinin materyalin laboratuvara ulaşmasından itibaren birçok kritik işlemde görev aldığına işaret eden Yetimoğlu, mesleğin yalnızca teknik cihaz kullanımından ibaret olmadığını vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, “Patoloji laboratuvar teknikeri; materyal kabul, makroskobi, doku takibi, doku gömme, mikrotomda kesit alma, boyama, sitolojik materyal hazırlama, özel boya çalışmaları ve immühistokimyasal boyama süreçlerinde görev alır. Ayrıca laboratuvarın kullandığı cihazların doğru ve güvenli şekilde kullanılması, kalite ve biyogüvenlik kurallarına uyulması ve materyallerin uygun şekilde arşivlenmesi de bu mesleğin önemli parçalarıdır.” dedi. Öğrencilerine mesleğin sorumluluğunu anlatırken özellikle bir noktayı hatırlattığını ifade eden Yetimoğlu, “Siz tanıyı koyan kişi değilsiniz; ancak doğru tanının konulabilmesi için gereken laboratuvar sürecinin en önemli profesyonellerinden birisiniz.” ifadelerini kullandı. Yapay zekâ patoloji teknikerini ortadan kaldırmayacak, rolünü dönüştürecek Dijital patoloji ve yapay zekâ teknolojilerinin mesleğin geleceğini de değiştirdiğini kaydeden Yetimoğlu, yapay zekânın görüntü tarama, belirli yapıların işaretlenmesi, hücrelerin sayılması ve şüpheli alanların önceliklendirilmesi gibi işlemlerde destek sağlayabileceğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, “Bu nedenle teknikerin rolü ortadan kalkmaktan ziyade dönüşecektir. Geleceğin teknikerinin yalnızca mikrotom, boyama cihazı veya doku takip cihazını kullanmayı değil; aynı zamanda dijital görüntüleme sistemlerini, laboratuvar bilgi sistemlerini, kalite kontrol süreçlerini ve yapay zekâ destekli teknolojilerin kullanılma süreçlerinde de aktif rol alması beklenmektedir.” dedi. Patoloji Laboratuvar Teknikleri mezunlarının devlet, üniversite ve özel hastanelerin patoloji ve sitoloji laboratuvarlarından Adli Tıp Kurumu'na, tıp ve veterinerlik fakültelerinin histoloji laboratuvarlarından sektöre malzeme sağlayan firmalara kadar farklı alanlarda çalışabildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Yetimoğlu, gelecekte moleküler tanı, dijital patoloji, görüntü analizi, laboratuvar kalite yönetimi ve ileri patoloji tekniklerinin daha fazla önem kazanmasının beklendiğini ifade etti. Radyoterapide teknoloji arttıkça yetişmiş personele ihtiyaç da önem kazanıyor Üsküdar Üniversitesi SHMYO Radyoterapi Program Başkanı Öğr. Gör. Selen Ener Boran da kanser tedavisindeki teknolojik gelişmelerin radyoterapi teknikerlerinin görevlerini daha hassas ve kapsamlı hale getirdiğini söyledi. Günümüz radyoterapisinin görüntüleme, yazılım, doz hesaplama ve hareket yönetimi sistemlerinin birlikte kullanıldığı ileri teknoloji yoğun bir tedavi yöntemi olduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Selen Ener Boran, şunları söyledi: “Günümüzde radyoterapi; görüntüleme, yazılım, doz hesaplama ve hareket yönetimi sistemlerinin birlikte kullanıldığı, tümörün milimetrik doğrulukla hedeflenmesini, sağlıklı dokuların mümkün olduğunca korunmasını ve hasta pozisyonunun her seansta aynı şekilde yeniden oluşturulmasını gerektiren, yoğun ileri teknoloji kullanan bir tedavi yöntemidir. Bazı tedaviler daha az sayıda seansta tamamlanabilse de her seansın hazırlık, görüntüleme ve doğrulama aşamaları daha kapsamlı hâle gelmiştir.” Kanser hastalarının yaklaşık yüzde 50-70'inin tedavi sürecinin bir aşamasında radyoterapiye ihtiyaç duyduğunu ifade eden Boran, tahminlere göre Türkiye'de yılda yaklaşık 236 bin yeni kanser vakası görülmesinin de yetişmiş sağlık personeline duyulan ihtiyacı ortaya koyduğunu belirtti. “Tekniker yalnızca cihazı kullanan sağlık çalışanı olmaktan çıkıyor” Yeni nesil radyoterapi sistemlerinin hastanın anatomisini tedavi öncesinde ve sırasında görüntüleyebildiğini, solunum hareketlerini takip edebildiğini ve bazı sistemlerde günlük anatomik değişikliklere göre tedavinin uyarlanmasına olanak sağladığını belirten Boran, dönüşümün teknikerlerin görev tanımlarına da yansıdığını ifade etti. Boran, “Görüntü rehberliğinde radyoterapi, stereotaktik tedaviler, solunum kontrollü uygulamalar, yüzey takip sistemleri ve MR eşliğinde adaptif radyoterapi bu dönüşümün başlıca örnekleridir. Bu gelişmeler radyoterapi teknikerini yalnızca cihazı kullanan bir sağlık çalışanı olmaktan çıkararak; görüntüleme, hasta hareketlerinin yönetimi, dijital kayıt sistemleri, tedavi doğrulaması ve güvenlik süreçlerinde daha fazla sorumluluk alan bir meslek mensubu hâline getiriyor.” diye konuştu. Yapay zekâ ve otomasyonun bazı işlemleri hızlandırabileceğini ancak insan faktörünün önemini koruduğunu dile getiren Boran, “Elde edilen sonuçların kontrol edilmesi ve güvenli biçimde klinik sürece aktarılması için yetişmiş personele ihtiyaç devam ediyor.” dedi. Radyoterapide cihaz, yazılım ve mesleki İngilizce avantaj sağlayabilir Radyoterapinin sağlık, fizik, anatomi, görüntüleme ve ileri teknolojiyi bir araya getiren bir meslek olduğunu belirten Boran, dikkat, ekip çalışması, hasta iletişimi ve sürekli öğrenmeye açık olmanın önemli olduğunu kaydetti. İstihdam olanaklarına da değinen Boran, radyoterapinin uzmanlaşmış bir sağlık alanı olduğunu ve mezunların radyasyon onkolojisi merkezi bulunan Sağlık Bakanlığı hastaneleri, üniversite hastaneleri, özel hastaneler ve yetkilendirilmiş onkoloji kuruluşlarında görev yapabildiğini aktardı. Kamu alımlarının KPSS ve açılan kadrolara bağlı olduğuna dikkat çeken Boran, “İyi bir klinik uygulama eğitimi alan, cihaz ve yazılım bilgisi güçlü, mesleki İngilizcesini geliştiren ve farklı şehirlerde çalışma konusunda esnek olan mezunların özel sektörde ve açılacak kamu kadrolarında daha avantajlı olması beklenebilir.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Erken Tanı Hayat Kurtarıyor Haber

Rahim Ağzı Kanseri Nedir? Erken Tanı Hayat Kurtarıyor

“HPV ile yakından ilişkili olan rahim ağzı kanseri, erken tanı ve düzenli tarama ile kontrol altına alınabiliyor” diyen Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Neşe Solak, rahim ağzı kanserinde erken tanının önemi ve HPV aşısına ilişkin açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Neşe Solak, “Rahim ağzı (serviks) kanseri, rahmin alt kısmında yer alan serviks dokusundan gelişen ve çoğunlukla HPV (Human Papilloma Virüsü) ile ilişkili bir kanser türüdür. En önemli özelliği, düzenli tarama programları sayesinde önlenebilir ve erken evrede yakalanabilir olmasıdır. En sık tanı alan yaş grubu ise 35-44 yaş aralığıdır” dedi. Kimler Risk Altında? Solak, “Yüksek riskli HPV tipleri, özellikle HPV 16 ve 18 ile enfekte olan kişilerde rahim ağzı kanseri riski artmaktadır. Bunun yanı sıra erken yaşta cinsel ilişkiye başlayanlar, çoklu cinsel partner öyküsü bulunanlar, sigara kullananlar ve uzun süre tarama yaptırmayan kadınlar risk grubunda yer almaktadır” dedi. Belirtiler Nelerdir? “Rahim ağzı kanseri erken evrede genellikle belirti vermez” diyen Solak, “Hastalık ilerledikçe ilişki sonrası kanama, ara kanamalar, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ile kasık veya bel ağrısı gibi şikâyetler ortaya çıkabilir” ifadelerinde bulundu. Tedavisi Nasıl Yapılır? Op. Dr. Neşe Solak, “Erken evrede yakalanan rahim ağzı kanserinde konizasyon (rahim ağzının bir kısmının alınması) ya da rahmin alınması gibi cerrahi yöntemler uygulanabilir. İleri evrelerde ise tedavi radyoterapi ve kemoterapi ile sürdürülmektedir” dedi. Tarama Nasıl Yapılır? Smear Testi Nedir? “Rahim ağzı kanseri taraması, kanser gelişmeden önce ortaya çıkan hücresel değişiklikleri saptamayı amaçlar” diyen Solak, “Bu tarama smear testi ve HPV DNA testi ile yapılır. Smear testi, jinekolojik muayene sırasında rahim ağzından küçük bir fırça veya spatula yardımıyla hücre örneği alınarak gerçekleştirilir. İşlem 1-2 dakika sürer ve anestezi gerektirmez. Smear testi öncesinde adetli olunmaması, son 48 saat içinde cinsel ilişkiye girilmemesi ve vajinal duş, fitil ya da krem kullanılmaması önerilmektedir” ifadelerinde bulundu. Tanı Nasıl Konur? Solak, “Smear veya HPV DNA testinde anormal sonuç elde edilmesi durumunda kolposkopi ve biyopsi ile kesin tanı konur. Kolposkopi, rahim ağzı, vajen ve vulvanın mikroskop benzeri özel bir cihazla ayrıntılı olarak incelendiği tanısal bir işlemdir. İşlem sırasında rahim ağzına asetik asit uygulanır ve şüpheli görülen alanlardan küçük biyopsiler alınır. Genellikle 5-10 dakika sürer ve çoğu zaman anestezi gerektirmez” dedi. Rahim Ağzı Kanserinden Korunmak Mümkün mü? Op. Dr. Neşe Solak, “Rahim ağzı kanserinden korunmada en etkili yöntem HPV aşısıdır. Çünkü rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ı HPV ile ilişkilidir. Aşı yapılmış olsa bile tarama programlarının aksatılmaması gerekir. Düzenli tarama yaptırmak, sigara kullanmamak, kondom kullanmak, çoklu partnerden kaçınmak, bağışıklık sistemini destekleyen bir yaşam tarzı benimsemek ve HPV pozitifliği durumunda kontrolleri ihmal etmemek korunmada önemli rol oynar” dedi. HPV Enfeksiyonu Nedir? Tehlikeli midir? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV, oldukça yaygın görülen ve çoğunlukla cinsel yolla bulaşan bir virüstür. Çoğu kişide belirti vermeden vücuttan kendiliğinden temizlenir ve enfeksiyonların büyük bir kısmı zararsızdır. Ancak yüksek riskli HPV tipleri, özellikle 16 ve 18, rahim ağzı kanserine yol açabilir. Bu nedenle düzenli tarama büyük önem taşır. Prezervatif kullanımı riski azaltmakla birlikte yüzde 100 koruma sağlamaz” dedi. HPV Taşıyıcılığı Nasıl Anlaşılır? “HPV taşıyıcılığı çoğu zaman hiçbir belirti vermez” diyen Op. Dr. Neşe Solak, “Bu nedenle HPV varlığı yalnızca smear ve HPV DNA testleri ile tespit edilebilir” ifadelerinde bulundu. HPV Ne Kadar Sürede Temizlenir? Solak, “HPV enfeksiyonlarının yüzde 70-90’ı bağışıklık sistemi sayesinde 1-2 yıl içinde vücuttan temizlenir. Sigara kullanımı, yoğun stres ve bağışıklık sisteminin zayıflaması bu süreci uzatabilir” dedi. HPV Pozitifliğinde Partnere Bulaş Olur mu? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV cinsel yolla bulaşabildiği için partnere geçme riski bulunmaktadır. Erkeklerde çoğu zaman belirti görülmez ve erkekler için rutin bir HPV tarama testi bulunmamaktadır” dedi. HPV’nin Tedavisi Var mı? “HPV’yi tamamen yok eden bir ilaç bulunmamaktadır” diyen Op. Dr. Neşe Solak, “Tedavide amaç, vücudun virüsü temizlemesini desteklemek ve oluşan lezyonları tedavi etmektir. HPV enfeksiyonu olan kişilere de HPV aşısı yapılması önerilmektedir. Sigara kullanmamak ve düzenli kontrolleri aksatmamak sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından önemlidir” dedi. HPV Aşısı Nedir? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı; HPV tip 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruma sağlar. Kadınlarda rahim ağzı, vulva ve vajina kanserleri ile bu kanserlerin öncül lezyonlarına; kadın ve erkeklerde ise anüs kanseri ve genital siğillere karşı koruyucudur. Dokuz yaşından büyük adolesanlar ve yetişkinler için uygundur. Aşı, vücudun bu HPV tiplerine karşı antikor üretmesini sağlayarak hastalıklara karşı bağışıklık oluşturur” dedi. Kimlere Yapılır, Uygulama Şekli Nasıldır? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı, 9-26 yaş arası erkeklere ve 9-45 yaş arası kadınlara uygulanabilmektedir. 9-15 yaş grubunda aşı iki doz şeklinde yapılır ve ikinci doz 5-13 ay arasında uygulanır. 15 yaş üzerindeki kişilerde ise üç doz uygulanır ve bu dozların bir yıl içinde tamamlanması gerekir” ifadelerinde bulundu. Yan Etkisi Var mı? Op. Dr. Neşe Solak, “HPV aşısı sonrası en sık görülen yan etkiler, aşının yapıldığı bölgede ağrı, şişlik ve kızarıklık ile baş ağrısıdır. Ciddi alerjik reaksiyonlar ise oldukça nadirdir” şeklinde açıklamalarda bulundu.

HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor Haber

HPV Aşısı Hem Kadınlar Hem de Erkekler İçin Hayati Önem Taşıyor

Üstelik bu virüs sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Bu nedenle, aşının her iki cinsiyette de uygulanması, toplum genelinde bulaşın azaltılmasında ve kanser vakalarının önlenmesinde hayati önem taşıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Doğukan Yıldırım, HPV’nin kadın ve erkek sağlığındaki etkilerine dikkat çekerek, en etkili koruma yöntemlerinden biri olan HPV aşısı hakkında bilgi verdi. HPV sık görülen ama az bilinen bir enfeksiyon Araştırmalara bakıldığında HPV’nin (Human Papilloma Virüsü) 200’ün üzerinde tipi olduğu görülmektedir. HPV türleri aslında sık görülen ama toplum tarafından az bilinen enfeksiyonlardır. Bunların bir kısmı yalnızca kozmetik sorunlara yol açarken, bir kısmı ise rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve hatta baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. HPV, cinsel yolla bulaşan en yaygın virüslerden biridir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, cinsel olarak aktif bireylerin yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir döneminde HPV ile karşılaşmaktadır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsleri temizler; ancak HPV 16 ve 18 gibi yüksek riskli tipler kalıcı hale geldiğinde hücrelerde DNA hasarına neden olabilir ve kanserleşme süreci başlayabilir. HPV yıllar sonra da kansere dönüşebilir HPV enfeksiyonunun etkileri yalnızca ciltteki siğillerle sınırlı değildir. Virüs, fark edilmeyen hücresel değişikliklerle yıllar sonra kansere dönüşebilir. Benign denilen iyi huylu lezyonlar, en sık görüleni genital siğillerdir ve bunlar kondilom olarak adlandırılır. Genellikle HPV 6 ve 11 tipleriyle ilişkilidir. Kansere dönüşmez, ancak yaşam kalitesini etkileyebilir. Bir diğer lezyon ise premalign; yani kanser öncüsü lezyonlardır. Dışarıdan fark edilmezler, mikroskobik düzeyde ilerleyen lezyonlardır. Servikal intraepitelyal neoplazi (CIN), vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN) ve vajinal intraepitelyal neoplazi (VaIN) bu gruptadır. Özellikle CIN 2 ve CIN 3 tedavi edilmezse rahim ağzı kanserine dönüşebilir. Her yıl 600 bin kadın rahim ağzı kanseri tanısı alıyor Her yıl dünyada yaklaşık 600 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konmakta ve maalesef 300 bin kadın bu hastalık nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Rahim ağzı kanserlerinin neredeyse tamamında HPV etken olarak yer alır. Virüs hücre içine yerleşip E6 ve E7 adlı onkojen proteinleri üretir; bu proteinler hücrenin DNA onarım mekanizmalarını bozarak kanserleşme sürecini başlatır. Sadece 2 test ile kanser riskini önlemek için adım atın HPV çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Bu nedenle düzenli kontroller ve tarama testleri büyük önem taşır. Bu konuda kadınlara önerilen iki test bulunmaktadır. Bunlar Pap Smear ve HPV DNA testidir. Pap Smear testi, hücrelerdeki erken değişiklikleri gösterir. HPV DNA testi ise yüksek riskli tipleri doğrudan tespit eder. Bu iki testin birlikte uygulanması, rahim ağzı kanserinin erken teşhisi ve önlenmesinde altın standarttır. HPV aşısı kadınlar ve erkekler için koruma sağlar HPV aşısı, rahim ağzı kanseri dahil birçok HPV ilişkili kanseri önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış en güçlü koruma aracıdır. HPV aşısı sadece kız çocukları için değil, erkekler için de koruyucudur. Bulaşmayı azaltır ve genital siğillere karşı da etkilidir. Hem kadınlar hem de erkekler HPV aşısı olabilir. HPV aşısı genellikle 11-12 yaşlarında rutin olarak tavsiye edilir. Cinsel temas ve HPV'ye maruz kalmadan önce aşılanma idealdir; ancak bu yaşlardan sonra da yapılmasında bir sakınca yoktur. Aşılar, en tehlikeli HPV tiplerine karşı yüksek koruma sağlamaktadır. Farkındalık, aşılama ve düzenli kontrol şart! HPV, yalnızca dışarıdan fark edilen siğillerden ibaret değildir; sessizce ilerleyip yıllar sonra da kansere yol açabilir. Bu nedenle aşılama, tarama ve doğru bilgilendirme kadın sağlığının korunmasında temel unsurlardır. HPV ile mücadelede başarı, toplumun bilinçlenmesi, aşının yaygınlaşması ve uzman ellerde yürütülen doğru tedavi ile mümkündür. Aşının yaygın uygulandığı ülkelerde kanser öncüsü lezyonlarda ve rahim ağzı kanseri oranlarında belirgin azalma gözlenmiştir. Türkiye’de aşının henüz ulusal aşı takviminde yer almaması nedeniyle aşılama oranları düşük olsa da, bireysel olarak yaptırmak mümkündür. İleri evrelerde jinekolojik cerrahi müdahale gerekebilir HPV’ye bağlı lezyonların tanı ve tedavisinde jinekolojik onkoloji uzmanlarının deneyimi büyük önem taşır. Anormal smear sonuçlarında kolposkopi, biyopsi veya cerrahi gerekebilir. Erken evrelerde konservatif yaklaşımlar yeterli olurken, ileri evrelerde minimal invaziv cerrahi, sentinel lenf nodu biyopsisi ve immünoterapi gibi modern yöntemler uygulanır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tiroid Nodüllerinde Sessiz Tehlike: Kimler Risk Altında? Haber

Tiroid Nodüllerinde Sessiz Tehlike: Kimler Risk Altında?

“Nodüller sıklıkla çok sayıda olmalarına rağmen tek olarak da görülebilir. Kanserleşebilme riskleri birbirine yakındır” diyen Nev Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Serhat Oğuz, tiroid nodülleri hakkında açıklamamalarda bulundu. “Görülme sıklığı ve risk faktörleri” Dr. Oğuz, “50 yaşın üzerinde tiroid nodüllerinin görülme sıklığı artar. Kadınlarda erkeklere nazaran 4 kat daha sık görülür. Erkeklerde kanserleşebilme riski kadınlara nazaran 3 kat daha fazladır” dedi. “Tiroid nodülü ile karşılaşıldığında sorulması gereken 3 temel soru” Prof. Dr. Serhat Oğuz, “İlki, kanser riski taşıyıp taşımadığıdır. İkinci olarak ses kısıklığı, nefes almada güçlük ve yutma güçlüğü gibi basıya bağlı semptom ve bulgulara yol açıp açmadığıdır. Son olarak tek veya çok sayıdaki nodüllerden bir veya birkaçının fazla çalışarak tiroid hormon seviyelerinde artışa yol açıp açmadığıdır. Kan tiroid hormon düzeylerinde yükseklik tespit edildiğinde mutlaka tıbbi tedavi ile hormon düzeyleri normal seviyelere getirilmeye çalışılmalıdır” dedi. “Yaşa ve duruma göre kanserleşme riski” Oğuz, ”20 yaş altında tespit edilen nodüllerde kanserleşebilme riski 3 – 4 kat daha yüksektir. 20 yaş altı ve orta yaş grubu hastalarda güvenle takip edilemeyeceği düşünülen çok sayıda nodüle sahip hastalarda cerrahi müdahale ön planda tutulmalıdır” ifadelerinde bulundu. “Radyoterapi öyküsü olan ve çok sayıda nodülü bulunan hastalar” “Boyun bölgesine radyoterapi öyküsü olup çok sayıda nodülü olan hastalarda kanserleşebilme riski %40 seviyelerindedir” diyen Oğuz, “Bu yüzden boyuna radyoterapi öyküsü olan ve çok sayıda nodülü bulunan hastalarda da cerrahi müdahale ön planda tutulmalıdır” dedi. “Biyopsi sonuçlarına göre yaklaşım” Prof. Dr. Serhat Oğuz, “İlk müracaat veya takipler esnasında ultrason eşliğinde yapılan biyopsi sonucunda şüpheli kanser riski ve/veya kanser tanısı konan hastalarda cerrahi müdahale uygulanır” dedi. “Ailesel yatkınlık ve genetik taşıyıcılık” Prof. Dr. Serhat Oğuz, “Ailesel yatkınlığı bulunan genetik taşıyıcılığa sahip hastalarda da kanserleşebilme riski yüksek olduğundan cerrahi müdahale düşünülmelidir” dedi. “Basıya bağlı semptom ve bulgular” “Basıya bağlı semptom ve bulguları olan hastalarda cerrahi müdahale uygulanır. Hızlı büyüme gösterip ileri yaşlarda bası yapma ihtimali yüksek olan çok sayıda nodülü olan hastalarda da cerrahi ön planda düşünülmelidir” diyen Prof. Dr. Serhat Oğuz, “Nodüller hasta için ciddi psişik kaygı yaratıyor ve hasta takip için ikna edilemiyorsa yine cerrahi müdahale uygulanabilir” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.