Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Biyoteknoloji

Kapsül Haber Ajansı - Biyoteknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyoteknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Toprak Aşkını Girişime Dönüştürdü Haber

Toprak Aşkını Girişime Dönüştürdü

Türkiye’de girişimcilik ekosistemi, yepyeni fikirler ve yenilikçi bakış açılarıyla büyüyor. Adana’da çiftçi bir ailenin kızı olan Iraz Aktay’ın temellerini attığı Cherry Mic. Biyoteknoloji, kimyasal gübre ihtiyacını azaltacak çözümler geliştiriyor. Toprağın doğal mikroorganizmalarını yeniden aktive eden mikrobiyal gübre çözümleriyle verimliliği artırmayı ve sürdürülebilir tarımı desteklemeyi hedefleyen Aktay aldığı desteklerle yoluna emin adımlarla devam ediyor. Son olarak Nestlé Kahvaltılık Gevrekler’in ve Migros’un tarım ve gıda alanında kadın girişimcileri desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “Tam Tahıl Tam Destek” programında birinciliği göğüsleyen Iraz Aktay aldığı hibe desteği ve mentorlukla girişimini güçlendiriyor. Çiftçilerin emeğinin karşılığını alması için çalıştı Çocukluğundan itibaren çevresindeki yoğun emeğin karşılığını alamayan çiftçileri gözlemlediğini anlatan Iraz Aktay, “Gözlemlerim beni tarım alanında yenilikçi bir girişim kurmaya itti. TÜBİTAK ve KOSGEB destekleriyle üretim altyapısını sıfırdan kurduğumuz Cherry Mic., sahadan gelen geri bildirimler ile gelişti ve büyüdü. Girişimimiz, tarla tarımının yanı sıra ev bitkileri için geliştirdiğimiz mikroorganizma bazlı bitki besleme ürünü ÇERA ile de faaliyet alanını genişletti” dedi. Aktay: Aynı yolu paylaştığım girişimciler ile tanıştım “Tam Tahıl Tam Destek sayesinde işime daha bütüncül bakmaya başladım” diyen Aktay, “Benzer yollardan geçen girişimcilerle bir arada olmak hem motivasyonumu artırdı hem de yalnız olmadığımı hissettirdi. Ayrıca programdan sağlanan destek Ar-Ge ve ürün geliştirme süreçlerimizi hızlandırırken; üretim kapasitesinin artırılması, pazarlama faaliyetleri ve ihracat hazırlıkları için de önemli bir kaynak oluşturdu. Ayrıca proje süresince aldığım eğitimler, işime daha bütüncül bakmamı sağlarken stratejik kararlarımı daha sağlam temellere oturtmama katkı sundu. Fikir maratonu ve mentorluk süreci ise iş modelimi geliştirmemde ve farklı bakış açıları kazanmamda önemli rol oynadı” ifadesini kullandı. Bu yıl da devam ediyor Nestlé Kahvaltılık Gevrekler’in ve Migros’un hayata geçirdiği “Tam Tahıl Tam Destek” projesi bu yıl da eğitimler, fikir maratonu, hibe gibi desteklerle yüzlerce kadına ulaşmaya devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi 10. Yılında Yeni Başarı Hikayeleri Yarattı Haber

ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi 10. Yılında Yeni Başarı Hikayeleri Yarattı

Sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren For Physician birincilik ödülünü alırken, şirketlerle serbest çalışanları buluşturan yetenek platformu Jobtogo ikincilik, sürdürülebilir üretim teknolojileri geliştiren Factory of Us ise üçüncülük ödülünün sahibi oldu. Üniversite öğrencilerinin yaşam maliyetlerini azaltmaya yönelik sosyal etki modeli geliştiren Odi ise Jüri Özel Etki Ödülü'ne layık görüldü. Program kapsamında birinci olan girişime ÜNLÜ & Co tarafından 50 bin dolar yatırım yapılacak. Türkiye’nin öncü yatırım hizmetleri ve varlık yönetimi gruplarından ÜNLÜ & Co; kadınların teknoloji ve girişimcilik ekosisteminde daha güçlü temsil edilmesini desteklemek amacıyla Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) iş birliğiyle yürüttüğü ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi ile girişimcilere eğitim, mentorluk, yatırımcı erişimi ve büyüme desteği sunmaya devam ediyor. 2016 yılından bu yana sürdürülen Akademi, bugün 300’e yakın kadın girişimcinin mezun olduğu, 165’ten fazla girişimin gelişimine katkı sunduğu ve mezun girişimlerin toplamda 100 milyon doların üzerinde yatırım etkisi yarattığı güçlü bir girişimcilik platformuna dönüştü. ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi, 10 yılda Türkiye’nin en güçlü kadın teknoloji girişimciliği platformlarından biri haline geldi. Akademi mezunu girişimlerin yaklaşık dörtte üçü aktif olarak faaliyetlerini sürdürürken, üçte birinden fazlası yatırım alarak büyüme yolculuğuna devam ediyor. Akademi mezunları arasında bugün milyonlarca dolar yatırım alan, global pazarlara açılan ve satın alma süreçleri yaşayan teknoloji girişimleri bulunuyor. Bu yıl programa 33 şehir ve 9 ülkeden 100’ün üzerinde girişim başvururken; yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık teknolojileri, biyoteknoloji, mobilite, finansal teknolojiler ve sosyal etki gibi dönüşüm alanlarında faaliyet gösteren 19 girişim programa kabul edildi. Programı başarıyla tamamlayan 16 girişim mezun olmaya hak kazandı. Program kapsamında girişimciler; hukuk, finans, şirket değerlemesi, yapay zekâ, marka yönetimi, dijital pazarlama ve sunum teknikleri gibi farklı alanlarda ileri seviye eğitimlere katılırken, yatırımcı buluşmaları, networking etkinlikleri, ilham sohbetleri ve birebir mentorluk desteğiyle girişimlerini geliştirme imkânı buldu. Program Bu Yıl Yatırım ve Ölçeklenme Odağını Güçlendirdi ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi, 10. yılında yalnızca bir eğitim programı olmanın ötesine geçerek kadın teknoloji girişimcilerinin yatırım, büyüme ve ölçeklenme yolculuklarına eşlik eden kapsamlı bir gelişim platformu olarak konumlandı. Program kapsamında bu yıl ilk kez yatırım desteği modeli devreye alınırken, birinci olan girişime 50 bin dolar yatırım yapılması hedefleniyor. Ayrıca her girişime ÜNLÜ & Co liderlerinden oluşan iç mentorlar atanarak girişimlerin gelişim süreçleri daha yakından takip edildi. Uzman dış mentor ağıyla desteklenen programda girişimcilerle kurulan temas sayısı önceki döneme kıyasla iki katın üzerinde arttı. Akademinin 2025-2026 döneminde öne çıkan girişimler; karbon yönetimi, döngüsel üretim, sağlık teknolojileri, klinik iş birlikleri ve sosyal etki alanlarında geliştirdikleri yenilikçi çözümlerle dikkat çekti. Özellikle yapay zekâ destekli SaaS platformları, sürdürülebilir üretim teknolojileri ve toplumsal fayda odaklı dijital çözümler yeni nesil girişimcilik anlayışının öne çıkan örnekleri arasında yer aldı. Yedi Finalist Arasından Üç Girişim Ödüllendirildi Girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinden oluşan jüri değerlendirmesi sonucunda finale kalan yedi girişim arasından dereceye giren projeler belirlendi. Birincilik ödülünü, sağlık alanında uzmanlar arası bilgi paylaşımını güçlendiren klinik iş birliği ağı For Physician alırken, yeni nesil çalışma modellerini destekleyen yetenek platformu Jobtogo ikinci, sürdürülebilir malzemeler ve 3D baskı teknolojisiyle döngüsel üretim gerçekleştiren Factory of Us ise üçüncü oldu. Üniversite öğrencilerine yönelik sosyal etki odaklı çözümüyle dikkat çeken Odi de Jüri Özel Etki Ödülü'nün sahibi oldu. Program kapsamında birinci olan girişim için yatırım komitesi değerlendirmeleri doğrultusunda 50 bin dolar yatırım yapılacak. Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü: “Akademimiz bugün güçlü bir dönüşüm ekosistemine dönüştü” ÜNLÜ & Co Yönetim Kurulu Üyesi Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü, mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “ÜNLÜ & Co olarak bugün hem girişimciliğe değer katan 30 yıllık yolculuğumuzu hem de kadınların teknoloji ve girişimcilik ekosisteminde daha güçlü yer alması için attığımız adımların 10 yıllık etkisini kutluyoruz. Dört girişimcinin hayaliyle başlayan yolculuğumuzun bugün yüzlerce kadın girişimcinin hikâyesine dokunan güçlü bir platforma dönüşmesi bizim için büyük bir gurur kaynağı. Kadın girişimcilerin önündeki en büyük engelin potansiyel eksikliği değil, fırsatlara erişimde yaşanan eşitsizlik olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi’ni yalnızca eğitim veren bir yapı olarak değil; kadın girişimcileri yatırımcılarla, mentorlarla, doğru networklerle ve büyüme fırsatlarıyla buluşturan güçlü bir gelişim ekosistemi olarak konumlandırıyoruz. Bu yıl programımızı girişimcilerimizin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirdik. Mentorluk yapımızı güçlendirdik, eğitim içeriklerimizi daha uygulama odaklı hale getirdik ve yatırım desteği modelimizi devreye aldık. Girişimcilerimizle kurduğumuz temas geçen yıla göre iki katın üzerine çıktı. Kadın teknoloji girişimcilerinin yalnızca fikir üretmesini değil; yatırım almasını, ölçeklenmesini ve global başarı hikâyelerine dönüşmesini desteklemeye devam edeceğiz.” Sina Afra: “Kadın girişimcilerin önündeki mesele potansiyel eksikliği değil; potansiyelin doğru destek mekanizmalarıyla buluşabilmesi.” Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra, “ÜNLÜ & Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi’ni hayata geçirirken, kadınların teknoloji girişimciliğinde daha fazla yer almasının yalnızca bir temsil meselesi olmadığını; Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin daha kapsayıcı, daha güçlü ve daha sürdürülebilir büyümesi için kritik bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorduk. O günden bu yana Akademi ile kadın teknoloji girişimcilerinin doğru kaynaklara, mentorlara, yatırımcılara ve networklere erişimini destekliyoruz. Çünkü girişimcilikte farkı çoğu zaman yalnızca iyi bir fikir değil; o fikrin doğru zamanda doğru insanlarla buluşması yaratıyor. Bugün Akademi’nin 10. yılında, mezunlarımız arasında yatırım alan, global pazarlara açılan, ekiplerini büyüten ve kendi alanlarında etki yaratan girişimler var. Bu tablo bize kadın girişimcilerin önündeki meselenin potansiyel eksikliği değil, potansiyelin doğru destek mekanizmalarıyla buluşabilmesi olduğunu gösteriyor. ÜNLÜ & Co ile yıllardır sürdürdüğümüz bu iş birliğinin kadın teknoloji girişimciliği ekosisteminde kalıcı bir etki yaratmasından büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biogen Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Biogen Türkiye’de Üst Düzey Atama

Mayıs 2026 itibarıyla Biogen Türkiye Ülke Müdürlüğü görevini üstlenen Ömer Faruk Arslan, yeni sorumluluğuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bilimsel inovasyonu ve hasta odaklı yaklaşımı faaliyetlerinin merkezine alan ve nadir hastalıklar konusunda dünya çapındaki çalışmalara öncülük eden Biogen’in Türkiye organizasyonuna liderlik edeceğim için mutluyum. Biogen; yenilikçi sağlık çözümleriyle nadir hastalıklarla yaşayan bireylerin hayatına değer katmayı hedefleyen güçlü bir bilim ve sağlık organizasyonudur. Biogen olarak; Türkiye’de uzun yıllardır sağlık ekosistemine sunduğumuz katkıları, artık Türkiye yapılanmasıyla daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya taşımayı hedefliyoruz. Abdi İbrahim ile hayata geçirdiğimiz stratejik iş birliğinin de bu vizyonu daha hızlı ve etkili şekilde destekleyeceğine inanıyorum” dedi. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Fakültesi’nden mezun olan Ömer Faruk Arslan, ardından İstanbul Üniversitesi’nde MBA yüksek lisans programını tamamladı. Kariyerine Roche bünyesinde başlayan Arslan; satış, pazarlama ve ürün yönetimi alanlarında çeşitli görevler üstlendi. 2001 yılında Lundbeck’e katılan Arslan, şirketin Türkiye yapılanmasında ve büyüme süreçlerinde aktif rol aldı. Satış organizasyonunun büyütülmesi, yeni ürün lansmanları, ticari operasyonlar ve pazar erişimi alanlarında önemli sorumluluklar üstlenen Arslan, 2005 yılında Pazarlama ve Ticari Operasyonlar Direktörü görevine getirildi. 2008 yılında GlaxoSmithKline’a katılan Arslan, farklı iş birimlerinin yönetiminden sorumlu direktörlük görevleri yürüttü. Kariyeri boyunca temel bakım, merkezi sinir sistemi ve nöroloji alanlarında önemli deneyimler edinen Arslan; ticari operasyon yönetimi başta olmak üzere birçok farklı alanda liderlik görevleri üstlenmiştir. Markalı jenerik ürün süreçleri, yeni iş modellerinin geliştirilmesi, omnichannel dönüşüm projeleri ve iş mükemmeliyeti operasyonlarında aktif rol almıştır. Biogen Hakkında Biogen, 1978 yılında kurulmuş, bilim ve inovasyon odaklı çalışmalarıyla yeni tedaviler geliştiren öncü bir biyoteknoloji şirketidir. Şirket, hastaların yaşam kalitesini dönüştürmeyi ve tüm paydaşları için katma değer yaratmayı hedeflemektedir. Biogen, insan biyolojisine dair derin bilgi birikimini ve farklı tedavi yaklaşımlarını kullanarak üstün sonuçlar sağlayan öncü tedaviler geliştirmektedir. Şirket, uzun vadeli büyüme hedefleri kapsamında, yatırım getirisini de gözeterek cesur riskler almayı iş süreçlerinin odağına koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor Haber

Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, Mısırın Potansiyelini Geleceğe Taşıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı, sektöründe ilk ve tek olan Ar-Ge Merkezine yatırımlarını her geçen gün artırarak inovasyon çalışmalarını sürdüren şirket, üretim tesisine giren her mısır tanesini yüzde 100 değerlendirerek, ürettiği mısır nişastası ve türevleriyle gıda sektörü dışında da ürünün kullanımını destekliyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu konuya ilişkin açıklamasında; “İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor” dedi. Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor. Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezi, 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürütüyor. Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç eden Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı. Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezi bir rol oynuyor. Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım’ın yeni CFO’su Ural İnal oldu Haber

Sunar Yatırım’ın yeni CFO’su Ural İnal oldu

Türkiye’nin gıda, tarım ve biyoendüstri alanındaki öncü gruplarından Sunar Yatırım, biyoendüstri ve biyoteknoloji odaklı büyüme hedefleri doğrultusunda üst yönetim kadrosunu güçlendiriyor. Bu kapsamda finansal yönetim, stratejik planlama ve operasyonel dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan deneyime sahip Ural İnal, Sunar Yatırım CFO’su olarak atandı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olan Ural İnal, yüksek lisansını Çukurova Üniversitesi İşletme programında tamamladı. Kariyerine TEMSA’da başlayan İnal finans, strateji ve uluslararası operasyonlar gibi başlıklarda sorumluluk alarak mali işler ve yurt dışı operasyonları yönetimi konusunda deneyim kazandı. Ural İnal otuz yıla yakın profesyonel hayatında farklı sektörlerde edindiği tecrübesiyle Sunar Yatırım’da finansal sürdürülebilirliği destekleyen stratejilere odaklanarak, şirketler grubunun finansal yapısının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerinin desteklenmesinden sorumlu olacak. Sunar Yatırım Hakkında Yarım asrı aşkın köklü geçmişiyle tarım, gıda ve biyoendüstri alanında faaliyet gösteren Sunar Yatırım; mısır nişastası bazlı endüstriyel hammadde, bitkisel sıvı yağ, un, yem ve biyo-bozunur plastik üreterek 6 kıtada, 100’ün üzerinde ülkeye ulaştırıyor. 1400’den fazla çalışanı başta olmak üzere çiftçiler, tüketiciler, iş ortakları, yerel yönetimler ve diğer tüm paydaşlarıyla geniş bir değer zinciri kuran Sunar, Ar-Ge ve ileri teknolojilere yaptığı yatırımlarla tarıma dayalı ve çevre dostu sürdürülebilir üretime liderlik ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı  Haber

ROSATOM, Geleceğin Teknolojileri Forumu'nda Vladimir Putin’e En Son Gelişmelerini Tanıttı 

Bu yapılar, insan kök hücrelerini evrensel hücrelere “yeniden programlamayı” mümkün kılıyor ve bağışıklık reddine neden olmadıkları için herhangi bir hastaya uygun dokuların yetiştirilmesinde kullanılabiliyor. Bu başarı, tıpta büyük umutlara yol açıyor ve dünyanın en önemli gelişmelerinden biri olarak kabul ediliyor. Diğer sergiler arasında doku mühendisliğiyle üretilmiş bir kalp kapakçığı ve Rosatom uzmanlarının laboratuvar ortamında geliştirdiği bu kapakçık ile sağlık sistemini bir üst seviyeye taşıyacak minyatür enerji kaynakları olan ‘nükleer piller’ bulunuyor. Likhachev, “Rosatom bugün sağlık hizmetleri alanında öncü araştırma ve geliştirme çalışmaları yürütüyor ve her adımla geleceği daha da yakınlaştırıyor. Bilim insanlarımız gerçekten olağanüstü, çünkü hem vizyoner hem de hayalperestler. Fikirleri kağıt üzerinde kalmayıp çığır açan teknolojilere dönüşüyor. Tıbbi amaçlı aditif biyoteknoloji alanındaki çalışmaları, bilimsel düşüncenin teknolojik ilerlemenin temeli haline nasıl gelebileceği ve insanlığa fayda sağlayabileceğinin bir örneğidir” dedi. Tıbbi Cihazlar ve Hücresel Ürünler Bilimsel ve Üretim Merkezi (NIITFA A.Ş.) Müdürü Vladislav Parfenov da, “Genom düzenleme teknolojileri, hücreleri 'programlamamıza', yani onlara gerekli özellikleri kazandırmamıza olanak sağladı. Bu keşfin ölçeği, insanlığın atom alanındaki gelişmeleriyle kıyaslanabilir. Yakın gelecekte, hormon üreten bezlerin parçacıkları veya kalp dokusunun parçacıkları gibi insan vücudu için bireysel 'parçacıklar' yaratacağız. Yaşam kalitesini iyileştiren teknolojiler, yeni bir biyoekonominin temelini oluşturuyor. Disiplinlerarası sinerji sayesinde, geleceğin ekonomisi için sağlam bir temel oluşturabileceğimize inanıyoruz!” ifadelerini kullandı. Sergi turu, Erimiş Tuz Araştırma Reaktörü (MSRR) maketinin sunumunu da içeriyordu. Reaktörün, Krasnoyarsk Bölgesi'ndeki Zheleznogorsk şehrinde bulunan Çevre Çözümleri şirketi Madencilik ve Kimya Kombinesi'nde inşa edilmesi planlanıyor. Maket, uzun ömürlü ve en tehlikeli radyoaktif atıklar olan ve aynı zamanda reaktör yakıtı olarak da kullanılacak küçük aktinitlerin neredeyse tamamen “yakılmasına” olanak tanırken, aynı zamanda yüksek verimli elektrik üretimi sağlayan bu teknolojinin avantajlarını gösteriyor. Projenin teknolojik zorluğu, erimiş tuzun aşırı aşındırıcılığının üstesinden gelmek olduğu için Vladimir Putin'e gelecekteki reaktörün tasarımına dahil edilmesi planlanan yeni malzemeler de gösterildi. Putin’e, Leningrad Oblastı'ndaki Krasny Bor tehlikeli atık depolama sahasındaki çevresel zararları gidermek için Rosatom’un kullandığı gelişmiş teknolojiler de tanıtıldı. İnteraktif sergide, tesis için özel olarak tasarlanmış yüksek teknolojili bir altyapı gösterildi. Bu altyapı, arıtılmış suyun doğal su kaynaklarına geri dönüşünü sağlayan 13 aşamalı sıvı atık arıtma sistemini içeriyor. Sergide, arıtılmış suyun toplandığı Tosna Nehri'ne özgü bir tür olan iki canlı gümüş sazan balığı da yer aldı. Stantta ayrıca geri dönüştürülmüş atıklardan üretilen jeopolimer geri kazanım malzemeleri de sergilendi. Bu malzemeler doğal peyzajları restore etmek için kullanılabilir. Likhachev, Vladimir Putin'e, Rosatom'un denetiminden sorumlu olduğu ‘kuantum projesi’nin gelişimi hakkında bilgi verdi ve nükleer sanayinin kuantum hesaplama alanındaki pratik deneyimini sundu. Rusya'nın, Rus hükümetinin himayesinde bu alanda sistematik çalışmaların başladığı 2020 yılına kıyasla, küresel kuantum alanındaki konumunu temelden güçlendirdiği belirtildi. Ayrıca, Rusya'nın dört öncelikli platformda yedi prototip kuantum bilgisayara sahip olduğu ve işlemcilerden üçünün 70 veya daha fazla kübit kapasitesine ulaştığı ifade edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD'li TSI, Türkiye Yatırımında Ezber Bozacak Haber

ABD'li TSI, Türkiye Yatırımında Ezber Bozacak

ABD merkezli ilaç şirketi Thrombolytic Sience (TSI) Pharmaceuticals'ın Türkiye'ye yönelik yatırımı, GSYO'larda yaşanan mevcut problemleri aşacak yeni bir modelin önünü açacak. Kardiyovasküler ve Nörolojik endikasyonlarda kullanılan faz 2 ve faz 3 aşamasındaki orjinal molekülün klinik çalışmaları ve bölgesel üretim tesis kurulumu için Türkiye'ye yatırım kararı alan ABD'li ilaç firması TSI direktörü Dr. Kemal Oğuz Kalafat, şirketin yapacağı bu yatırımın Türkiye için sadece ilk kez kendi molekülünü üretmesinin yanısıra GSYO'larda da bir ilk olacağına dikkat çekiyor. "GSYO'lar doğru yapılandırılmalı" uyarısı yeniden gündemde Dr. Kalafat, daha önce yaptığı değerlendirmelerinde, teknoloji GSYO'larının yeterince derinlikli portföy oluşturmaması, kısa vadeli kazanç odaklı hareket etmesi ve spekülatif işlemlere açık olmasını eleştirilmiş, bu yapıların uzun vadede yatırımcı güvenini zedelediğine dikkat çekerek, "Doğru yapılandırılmalı" demişti. Kalafat, mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını belirterek, daha şeffaf, üretim ve teknoloji odaklı bir modele ihtiyaç olduğunu vurguluyor. TSI yatırımıyla ezber bozuluyor ABD'li ilaç firması TSI'nin Türkiye'de planladığı yatırımın, GSYO sisteminde yeni bir sayfa açması bekleniyor. TSI'nin, teknoloji ve biyoteknoloji odaklı projeler üzerinden gerçekleştireceği yatırımın, doğrudan üretim ve Ar-Ge temelli olması dikkat çekiyor. Bu yatırım, sadece finansal bir ortaklık değil, aynı zamanda bilimsel üretimi ve yüksek katma değerli teknolojiyi merkeze alan yeni bir GSYO modeli olarak değerlendiriliyor. "Mevcut sorunların dışında olacağız" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Dr. Kalafat, TSI yatırımıyla birlikte farklı bir yapı kurulduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de ilk kez bizim şirketimiz, mevcut GSYO sorunlarının kapsamı dışında olacak. Kısa vadeli kazanç yerine, uzun vadeli teknoloji ve üretim hedefiyle hareket ediyoruz." Bu modelin başarılı olması halinde, diğer GSYO'lar için de örnek teşkil edeceği belirtiliyor. Türkiye'nin teknoloji ve sağlık ekosistemi için tarihi adım TSI yatırımıyla birlikte, Türkiye'nin sadece finansal yatırım alanında değil, ilaç ve biyoteknoloji üretiminde de daha güçlü bir konuma gelmesi hedefleniyor. Uzmanlar, bu sürecin hem yerli girişimcilere hem de uluslararası sermayeye yeni fırsatlar sunacağını ifade ediyor. Sektör temsilcileri, bu adımın Türkiye'de teknoloji ve sağlık yatırımlarında kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olabileceğini vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Kanser Tedavileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor Haber

Geleceğin Kanser Tedavileri TEKNOFEST 2026’da Yarışıyor

TEKNOFEST 2026 Teknoloji Yarışmaları kapsamında gerçekleştirilecek yarışma, genetik mühendisliği, biyoteknoloji ve yapay zeka gibi ileri teknolojileri onkolojik problemlere uyarlayan projeleri bir araya getiriyor. TEKNOFEST 2026 Tedavi Hedefi: Beyin Kanseri Bu yıl Onkolojide 3T Yarışması’nın tedavi odağı Beyin Kanseri olarak belirlendi. Yarışma kapsamında, hastaya özel ve yüksek doğrulukta tedavi yaklaşımlarını temel alan, bilimsel ve teknolojik açıdan fark yaratan projelerin geliştirilmesi amaçlanıyor. Beyin kanseri gibi kritik bir alanda, yenilikçi ve uygulanabilir çözümlerle fark yaratacak çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor. Disiplinler arası Güç Birliği Onkolojide 3T Yarışması, genetik mühendisliği, biyoteknoloji, yapay zeka ve ilgili diğer disiplinlerde geliştirilen ileri teknolojilerin, onkolojik problemlere entegre edilmesini teşvik ediyor. Yarışma, farklı uzmanlık alanlarından gelen genç araştırmacı ve bilim insanlarını ortak bir hedef etrafında buluşturarak, geleceğin kanser tedavi teknolojilerinin bugünden şekillenmesine katkı sunuyor. Geniş Katılım Profili ile Geleceğin Bilim İnsanları Bir Arada Yarışmaya Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören T.C. vatandaşı veya yabancı uyruklu lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri takım üyesi olarak katılabiliyor. Doktora mezunları ise yalnızca takım danışmanı olarak projelerde yer alabiliyor. En az üç, en fazla beş kişiden oluşan takımların, alanında yetkin bir danışman eşliğinde yarışmaya katılması zorunlu tutuluyor. Onkolojide 3T Yarışması’na başvurular 20 Şubat tarihine kadar devam ediyor. Toplam 900 Bin TL’lik Ödül ile Yenilikçi Projelere Güçlü Destek Onkolojide 3T Yarışması, başarılı projeleri yalnızca bilimsel görünürlükle değil, yüksek tutarlı ödüllerle de destekliyor. Yarışmada birinciliği elde eden ekip 400 bin TL, ikincilik ödülünü kazanan ekip 300 bin TL, üçüncü olan ekip ise 200 bin TL ödülün sahibi olacak. Toplam 900 bin TL’lik ödül desteği, beyin kanseri tedavisine yönelik yenilikçi projelerin hayata geçirilmesine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.