Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bkm

Kapsül Haber Ajansı - Bkm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bkm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Altın Portakal “Daima” Diyerek Sinema Meşalesini 63. Kez Yaktı Haber

Altın Portakal “Daima” Diyerek Sinema Meşalesini 63. Kez Yaktı

31 Ekim’e kadar sürecek sinema coşkusu başladı; 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, coşku dolu bir açılış töreniyle sinemaseverleri ve Antalyalılar’ı selamladı. Festival, bir hafta boyunca farklı etkinliklerle şehrin dört bir yanını sinemanın renkleriyle boyayacak ama Altın Portakal ruhu, sinemanın ışığını “Daima” yansıtacak. Türkiye’nin en köklü sinema şenliği, Antalya’da bir kez daha sinema ruhunu ateşledi. 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24 Ekim Cumartesi günü, geleneksel kortejle başladı. Sinema ve televizyon dünyasının sevilen isimleri, Antalya sokaklarında seyircilerinin sevgi ve hayranlık dolu coşkusuyla karşılandı. Korteje katılan sanatçılar arasında Menderes Samancılar, Şenay Gürler, Mehmet Özgür, Suna Yıldızoğlu, Asuman Dabak, Levent Özdilek, Bilge Şen, Fadik Sevin Atasoy, Meryem Uzerli, Leyla Smyrna Cabas, Pınar Altuğ, Emre Kınay, Büşra Pekin, Ersin Korkut, Tim Seyfi, Mehmet Esen, Yüksel Arıcı, Necmettin Çobanoğlu, Coşkun Göğen, Ümit Okur, Muttalip Müjdeci, İlyas Salman, Oben Kuday, Şennur Nogaylar, Hülya Duyar, Nurcan Eren vardı. Kortejin ardından kırmızı halıdan geçen sinema tutkunlarını Antalya Spor Salonu’nda başarılı oyuncular Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay karşıladı. Davetlileri ise Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir selamladı. Konuşmasıyla festivalin bu yılki sloganını vurgulayan Özdemir, şunları söyledi: “Sinemaya duyduğumuz sevgi geçici değil, Antalya’nın sanatla kurduğu bağ geçici değil, Altın Portakal’a sahip çıkma irademiz geçici değil. Sinemaya olan tutkumuz daima, kararlılığımız daima, inancımız daima!” Özdemir; festivalin bu yılki “Kökler- Kamera ve Işık” başlıklı özel bölümüne de dikkat çekti: “Dünyanın dört bir yanından savaş haberleri alıyoruz. Hiçbir savaş sıradan değildir, hiçbir çocuğun ölümü bir haber başlığından ibaret değildir. Bu yıl savaşın gölgesinde üretmeye çalışan sinemacıların hikayesine odaklanan bu bölümde Lübnan, İran, Filistin ve Ukrayna’dan gelen 13 film gösterilecek. Bu filmler aracılığıyla bu yıkımların ortasında yaşamaya üretmeye ve anlatmaya devam eden insanların hikâyelerine tanıklık edeceğiz. Dileğimiz; sinemanın ışığı dünyanın hiçbir coğrafyasında sönmesin” Özdemir; sözlerine şöyle son verdi: “Antalya’yı Türkiye’ye, Türkiye’yi dünyaya bağlayan ve her şeye rağmen yoluna kararlılıkla devam eden bu hikâyeyi hep birlikte yazmaya devam edeceğiz; dün, bugün, yarın. Daima sanatla, daima sinemayla, daima umutla sinemanın ışığı hiç sönmesin. Yaşasın sanat, yaşasın sinema, yaşasın Altın Portakal!” Gecede konukları selamlayan bir diğer isim de Ulusal Uzun Metraj Yarışması Jüri başkanı, usta yönetmen Derviş Zaim oldu. İlk filmi “Tabutta Rövaşata” ile ilk ödülünü, 1996’da Altın Portakal’da aldığını hatırlatan Zaim, şunları söyledi: “Aradan bunca yıl geçtikten sonra burada jüri başkanı olarak bulunuyor olmanın gururu içindeyim; festivale teşekkür ediyorum. 63 yıl, çok önemli bir birikim; bu birikime layık olmak amacımız. Bu zor ama geleceği yaratmak için elimizden geleni mümkün olduğu kadar soğukkanlı, alçakgönüllü ve mesafeli olarak yerine getirmeye emin olduğumuzu söylemek isterim. Festivalin, ileriki yıllarda gelişerek büyümesi temennimdir; bunu da hep birlikte el ele başaracağımıza inancım tamdır” Emre Kınay’ın Yeşilçam şarkılarından oluşan performansıyla da renk kattığı gecede Genç Başarı, Onur, Emek ve Sinemaya Katkı ödülleri de sahiplerini buldu. Tilbe Saran’a Onur Ödülü Takdim Edildi Festivalin ilk Onur Ödülü’nü, dört filmde kendisiyle birlikte çalışan yönetmenler Mehmet Binay ve Caner Alper, usta oyuncu Tilbe Saran’a sundu. Ödülünü; “Kendisinden dört film için daha söz istiyoruz yoksa ödül bizde kalacak” esprisiyle veren Caner Alper’den alan Saran, “Bu kadar kıymetli bir ödüle layık gördüğünüz ve Menderes ağabeyle aynı satırda anılma şerefi bahşettiğiniz için öncelikle festivale, özellikle de bu büyülü fener için durmadan hayal kuran sinema emekçilerine teşekkür etmek isterim” dedi. Saran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Normallik taş döşenmiş yola benzer; üzerinde rahat yürürsün ama çiçek yetişmez, demiş Van Gogh. Sanat, betonu delip bize selam çakan çiçektir. Kamera, bir derviş gibi, zamanlar, sınırlar, diller, dinler arasında dolaşıp kimselerin görmediğini, duymadığını, unutulanları anlatıp gönülden gönüle köprüler kurar. Sinema; üzerimize yığılan taşların arasından boynunu uzatıp yolumuzu kesen çiçek olur. “Sadece ölmek için gelmedik bu dünyaya/ Gün ağarırken limon kokusu geldiğine göre” demiş şair Ritsos. Bugün haksız yere hapiste yatan milletvekilleri, gazeteciler, hukukçular, şehir planlamacıları, sinemacılar, bürokratlar, belediye başkanları, akademisyenler ve insan hakları aktivistlerinin bir an önce limon kabuğu kokusu ve çiçeklere kavuşması dileğiyle” Menderes Samancılar, Onur Ödülü’nü ‘özgür basın’a adadı Bu yılın ikinci Onur Ödülü sahibi ise Türk sinemasının usta isimlerinden Menderes Samacılar’dı. Samancılar, ödülünü, aynı zamanda yeğeni olan, oyuncu Berkay Ateş’ten aldı. Ateş ise ödülü vermeden önce herkesi duygulandıran şu sözlerle seslendi: “Ben, onun bana bir gün verdiği bir deri ceketin içinden konuşuyorum şu an. Yıllar evvel Özcan Alper’in “Karanlık Gece” filminin galasında kulise deri bir ceketle girdi Menderes ağabey ve şöyle dedi: Bu ceketi yıllar evvel, yıllarca Tuncel Kurtiz giydi. Sonra bana verdi, ben giydim. Şimdi bu ceketi sana veriyorum, sen giy yeğenim. Şimdi ben tam o ceketin içinden bakan biri olarak bahsediyorum Menderes ağabeyden. O çok sevdiği Orhan Kemal’in anlattığı, Adana’nın bereketli topraklarındaki çiçeklere duyduğu sevgiden.. Cebinde taşıdığı acı biberi ama dilindeki tatlılığı gördüğüm Menderes ağabeyden.. Çocukken girdiği Seyhan Nehri’nde bir şiirin peşinde koşan o çocuktan bugün bize şiir kitapları armağan eden bir şairden.. Bugün yine maalesef göçük altında kalan, sesi söz olmayan maden işçilerinin dramını haykıran, pamuk işçilerinin, emekçilerin, hamalların sesi olan Menderes ağabeyden.. Hakkını arayan gençlerin sırtına ceket atarken gördüğüm Menderes ağabeyden.. Her oynadığı karakterde her şeyi tam olarak kendi deyimiyle “Birbirimizi sevmekten başka çaremiz yok” dediği bizleri, bizlere anlatan biri olarak gördüğüm Menderes ağabeyden.. “Belki şu an geri çekiliyoruz ama geri döneceğiz yeğenim” dediği umudu ve mücadeleyi diri tutan Menderes ağabeyden.. Bir onur ödülü, bir insana ancak bu kadar yakışırdı” Usta oyuncu ise ödülünü ‘özgür basın’a adadı ve şöyle konuştu: “Ben her aldığım ödülü başka bir şey için kaldırmayı seviyorum. Bu sene maden işçilerine, zeytinlikleri biçilen köylülere, şehit yakınlarına, gazilere, emeklerinin karşılığını alamayan emeklilere, yoksullara sokakta yatanlara, evleri başlarına yıkılan deprem mağdurlarına… O kadar yaralıyız ki hangi birine kaldırayım ödülü… Şu anda ciddi mücadele veren pek çok kesim var ancak bu ödül; başta Murat Ağırel olmak üzere basın emekçilerine! Özgür basın olmadıkça özgür üke olmaz; yaşasın özgür basın!” Suzan Kardeş: Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi Gecede Sinema Emek Ödülleri’nin sahipleri makyöz Suzan Kardeş ve yapımcı Abdurrahman Keskiner’di. Kardeş’e, ödülünü veren yönetmen Ömer Faruk Sorak; kırk yıldır birlikte çalıştıklarını belirterek “Bu zamanda çok şey değişti; Suzan değişmedi. Aynı heyecan aynı yetenekle sektörün birçok alanında birçok başarıya imza atarak bizi de gururlandırıyor” dedi. Altın Portakal’ı Türkiye’nin “OSCAR”ı olarak gördüğünü dile getiren Suzan Kardeş ise “İyi ki sinemayla bir ömür geçirdim çünkü sinema dünyadaki hiçbir şeye benzemeyen, insanı başka bir hayal dünyasında yaşatan bir şey” diyerek ödülünü, ‘bugüne kadar hayatına girmiş herkes ve bütün set arkadaşlarına’ adadığını söyledi. “Kızım bensiz büyüdü, ben onsuz yaşlandım ama sinema aşkı hiç bitmedi” diyen Kardeş, Türk sinemasına en büyük katkıyı sağladığını dile getirdiği Beşiktaş Kültür Merkezi’ne de (BKM) teşekkür etti. Türk sinemasının duayen yapımcılarından Abdurrahman Keskiner ise ödülünü usta oyuncu Suna Yıldızoğlu’ndan aldı. Yapımcılıkta 60 yılı geride bıraktığını söyleyen Keskiner, ilk Altın Portakal’ını da 1970’te “Çirkin Adam” filmiyle aldığını hatırlattı. Onlarca film, dizi ve belgeselin yanı sıra Türk sinemasının mihenk taşlarından “Muhsin Bey” filmiyle de 5 Altın Portakal aldığını dile getiren Keskiner, sözlerini şöyle sürdürdü: “O dönemden beraber çalıştığım hemen hemen kimse kalmadı. Ama yeni nesil daha farklı geliyor; onların sansürle uğraşması, filmi yurtdışına götürmek için kaçak çıkarması gerekmiyor. Ben Umut filmini yurt dışına gönderdim, üç yıl mahkemelerde uğraştım. Şimdi arkadaşlarımız yurt dışında başarılar elde ediyor, hepsini can u gönülden kutluyorum; demek ki yaptıklarımız boşa gitmemiş” Sinema yolculuğunun henüz başında tutkularının işaretini veren yetenekleri teşvik amacıyla verilen Genç Başarı ödülleri de bu sene Leyla Smyrna Cabas ve Cem Yiğit Üzümoğlu’nun oldu. Ödülünü, Ulusal Jüri Başkanı Derviş Zaim’den alan Cabas, “Bana verilen fırsatların değerini biliyorum, onları en iyi şekilde değerlendireceğim. Kız çocuklarının ve kadınların, hayallerine ulaşmak da hatta hayatta kalmakta zorlandığı bir dünyada kendimi şanslı hissediyorum. Umarım bütün genç kızlar hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulur ve umarım bir gün bunun için şanslı olmak gerekmez” diye konuştu. Son dönemde yer aldığı başarılı projelerde sergilediği performansları ile dikkat çeken Cem Yiğit Üzümoğlu’na ise ödülünü başarılı oyuncu ve seslendirme sanatçısı Şenay Gürler verdi. Üzümoğlu ile henüz lise öğrencisi olduğu dönemde aynı dizide çalıştıklarını ve Üzümoğlu’nun, entelektüel birikimiyle kendisini şaşırttığını anlatan Gürler, “En iyi arkadaşım olmuştu. İyi bir oyuncu olmasının yanında insan olarak da son derece değerli, topluma duyarlı böyle şahane bir insana ödül verdiğim için çok mutluyum” diye konuştu. Başarılı genç oyuncu ise “Bu ödül; bana el veren, bana dokunan, beni hayata hazırlayan insanların. Ben burada sadece bir ismim” ifadesini kullandığı teşekkür konuşmasında şunları söyledi: “Aileme, hayat arkadaşıma, bu zamana kadar yaptığım her şeyde benimle olan bütün oyuncu arkadaşlarıma, ağabeylerime, ablalarıma, ustalarıma, bana örnek olan insanlara teşekkür ederim. Onların bize açtığı bu yolda biz de bugün genç olarak yarın belki başka gençlere benzer fırsatları açacağız. Az önce kaybettiklerimizi izlerken Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan hocam Münir Caner’i gördüm. Kendisi son meddahtı; onu ve kaybettiklerimizi gördükçe okulun, okumanın, hocaların, ‘el verme’nin ne kadar önemli olduğunu hatırladım. Konservatuvara hazırlandığım tiyatro da Emre ağabeyin açtığı tiyatroydu” Festivalin bu yılki Sinemaya Katkı Ödülü ise sinemamıza kazandırdığı eserler ve yetiştirdiği isimlerle bir okul hüviyeti taşıyan BKM oldu. BKM adına ödülü, oyuncular Ersin Korkut ve Ezgi Mola, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’den aldı. Ersin Korkut, BKM ile 30 yıllık geçmişinde pek çok şey öğrendiğini dile getiren Ezgi Mola “Çocukluktan beri yaptıklarını izlediğim, onlarla olma hayalini kurduğum bir kurumdu. Daha sonra o ailenin bir parçası olmak gurur verici. Künyede adı geçen herkes adına aldığımız ödül için teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

36. Akbank Caz Festivali 26 Eylül’de Başlıyor Haber

36. Akbank Caz Festivali 26 Eylül’de Başlıyor

26 Eylül - 11 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek festival öncesinde konuşan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “36 yıldır İstanbul’un müzik hayatının içinde olan Akbank Caz Festivali’nin bundan sonra da İstanbul’un müzik kültürüne yön veren, yeni seslere alan açan ve kendi izini bırakan bir ekol olarak yoluna devam etmesini diliyoruz” dedi. Türkiye’nin en köklü kültür sanat geleneklerinden Akbank Caz Festivali, 36. kez İstanbul’da müzikseverlerle buluşuyor. Sanatı her disipliniyle destekleyen Akbank Sanat ile BKM organizasyonunda düzenlenen festival, bu yıl 26 Eylül - 11 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı müzik türlerini içeren geniş yelpazeli programda, 15’ten fazla ülkeden gelen 200’e yakın sanatçının yer aldığı 36 konserin yanı sıra çok yönlü panel, atölye ve ustalık sınıfı etkinlikleri yer alıyor. Akbank Caz Festivali, bu yıl da cazın farklı kuşaklarını, türlerini ve ifade biçimlerini İstanbul’un çeşitli sahnelerinde buluşturan zengin programıyla müzikseverleri kapsamlı bir keşif rotasına davet ediyor. Programda Arturo Sandoval, James Carter, Bugge Wesseltoft, Emin Fındıkoğlu, İmer Demirer, Sibel Köse, Dhafer Youssef, Savina Yannatou, Cochemea ve Nicole Zuraitis gibi cazın usta isimleri; genç caz müzisyenleri, uluslararası sahnenin dikkat çeken temsilcileri, özel tribute projeleri, söyleşi, dinleme kulübü ve çocuk atölyeleriyle birlikte yer alıyor. Festival, cazın sahnedeki enerjisini müziğin hafıza, arşiv, görsel kültür ve eğitimle kurduğu bağlarla birlikte ele alıyor. ‘İstanbul’un Müzik Kültürüne Yön Veren ve Kendi İzini Bırakan Bir Ekol’ 36. Akbank Caz Festivali’nin program duyurusu için düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank Caz Festivali, 36 yıldır İstanbul’un müzik hayatının içinde. Bugün geldiği noktada da kendi geleneğini yaratmış, kendi dinleyicisini oluşturmuş, kendine özgü bir ekol haline gelmiş güçlü bir hikayeyi temsil ediyor. Yıllar içinde değişen müzik dünyasına ayak uydururken cazın özgür ruhunu, yaratıcı gücünü ve sınırları aşan etkisini İstanbul’a taşıyor. Akbank Caz Festivali’nin bundan sonra da İstanbul’un müzik kültürüne yön veren, yeni seslere alan açan ve kendi izini bırakan bir ekol olarak yoluna devam etmesini diliyoruz” dedi. ‘Her Kuşakta Kendini Yenileyen Ruhuyla Geleceğe İlham Veriyor’ Akbank Caz Festivali’nin bu yıl da dünya çapında önemli isimlerin eşliğinde müzikseverlere ilham verici bir buluşma alanı sunacağını belirten Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, “Akbank Caz Festivali’ni 36. yılında da güçlü programıyla cazın özgür, çoğulcu ve yenilikçi ruhunu İstanbul’un farklı noktalarına taşıyoruz. Cazın doğasında var olan doğaçlama, diyalog ve birlikte üretme kültürü, bugün özellikle gençler için çok güçlü bir ilham kaynağı. Festivalimizle bu ruhu sahnelerden atölyelere, söyleşilerden genç müzisyenlere yönelik özel projelere kadar geniş bir alana yayıyoruz. JAmZZ Masterclass Programı ile de genç caz müzisyenlerine ustalarıyla bir araya gelme, sahne deneyimi kazanma ve yurt dışında eğitim fırsatlarına erişme imkânı sunarak onların gelişim yolculuklarına katkı sağlıyoruz. Cazın her kuşakta kendini yenileyen ruhuyla, festivalimizin geleceğe ilham vermeye devam edeceğine inanıyoruz” dedi. Akbank Caz Festivali Proje Danışmanı Ayşegül Turfan Mumcuoğlu ise şöyle konuştu: “Uzun soluklu iş birliğimizin 36. yılında, BKM organizasyonu ile, İstanbul’un farklı noktalarındaki 24 mekana yayılan Akbank Caz Festivali deneyimini her yıl yaşatmayı sürdürüyoruz. Bu yolculukta yanımızda olan, festivalin gerçekleşmesine katkı sunan tüm partnerlerimize, sanatçılarımıza ve dinleyicilerimize teşekkürlerimizi sunuyoruz. Festivalimizin kuruluşundan 2013’e kadar direktörlüğünü üstlenen sevgili Mehmet Uluğ’u ve İstanbul’un müzik hayatına bıraktığı derin izleri anmak üzere bu yıl da özel bir projede bir araya geliyoruz. 30 yıl önce yayımladığı ilk albümü New Conception of Jazz’den ismini alan projesiyle Bugge Wesseltoft’a çelloda Gülşah Erol eşlik edecek. Bu özel projeyi ve daha pek çok özel sanatçıyı Akbank Caz Festivali’nde sanatseverlerle buluşturuyoruz.” Akbank Caz Festivali Yöneticisi Gözde Sivişoğlu ise düzenlenen basın toplantısında festivalin tüm programını paylaştı. Festivalin son açıklanan isimleri şöyle: Genç caz müzisyenlerinin gelişimine ve sahne deneyimine alan açan JAmZZ Masterclass, farklı enstrümanlardan müzisyenleri ustalık sınıflarında bir araya getirirken programın öne çıkan isimlerine Akbank Caz Festivali’nde konser verme imkânı da sunuyor. Geçtiğimiz yıl 35. Akbank Caz Festivali kapsamında gerçekleşen programın ardından seçilen yedi müzisyen, bu yıl JAmZZ Sessions için aynı sahnede buluşuyor. Saksafonda İdil Duru Koyuncu, trompette Kemal Mutluergil, gitarlarda Efe Selvi ve Emre Başer Alp, kontrbasta Muhammed Habib Haznedar, davullarda Emin Poyraz Urhan ve Abdullah Örs’ten oluşan kadro; farklı eğitim, üretim ve sahne deneyimlerini bu buluşmaya taşıyor. 21. Nardis Genç Caz Müzisyeni Yarışması’nda Akbank Caz Festival Ödülü kazanan Barış Alp Dönmez, Doruk Liman, Ulaş Özdemir ve Öykü Damla Gözel’i, yarışmanın birincisi Selami Baysal ile birlikte Corda Quintet çatısı altında sahneye taşıyor. 17 yaşında tam bursla Berklee College of Music'e kabul edilen, Şarkı Yazarlığı ile Kayıt ve Prodüksiyon alanlarında eğitim gören 2026 mezunu Ada Canata da vokal ve arpı buluşturan özgün repertuvarıyla festival programında yer alıyor. Bunun yanı sıra James Hakan Dedeoğlu da folk ve ambient estetiklerini sinematografik bir anlatımla birleştiren TSU! projesiyle uzun bir aranın ardından festival sahnesine dönüyor. Projede Dedeoğlu’na Mert Aslan Üçer ve görselleriyle Aylin Güngör eşlik ediyor. Her sene programda yer verdiği Caz Kulüpleri Gecesi serisi de festivalin yerli sahneyle kurduğu güçlü bağı öne çıkarıyor. Rişe Özkan, hocası Sheila Jordan’a ithaf ettiği özel tribute performansıyla; Öner Karaçuha Quartet ise İdil Meşe ve Dipnot’un konuk olacağı konseriyle seri kapsamında dinleyiciyle buluşacak. Ezgi Sevgi Can, kayıp, yas ve anımsama temalarını merkezine alan Karanfiller albümünden besteleriyle; Cansu Nihal Akarsu klasik müzik altyapısını caz vokal çalışmalarıyla genişleten yorumuyla; Cenk Esen ise çağdaş cazı soul, elektronik ve deneysel müzikle buluşturan özgün diliyle dinleyiciyle buluşacak. Barış Doğukan Yazıcı Quintet ise piyanist Marko Churnchetz ile birlikte Miles Davis Centennial Celebration projesiyle Miles Davis’in zamansız müziğini günümüz caz anlayışıyla yeniden yorumlayacak. Miles Davis’in 100. doğum yılı, festival programında farklı etkinliklerle selamlanıyor. Miles: Bir Caz İkonunun Anatomisi söyleşisi, Davis’i yaşamı, efsanevi kayıtları ve az bilinen yönleriyle ele alırken Hakan Rauf Tüfekçi moderatörlüğünde Hakan Atala, Atilla Ayginin ve Eray Düzgünsoy’u bir araya getirecek. fugamundi x Can Sürmen Caz Dinleme Kulübü, groove’un insan hâline odaklanan özel oturumuyla; Hafıza, Caz ve Görsel Kültür: İMÇ’de Bir Zaman Yolculuğu ise Müjde Yazıcı ve Görkem Kızılkayak’ın anlatımıyla müzik hafızası ve görsel kültür arasında bir köprü kuracak. Programın düşünsel hattında İlhan Mimaroğlu'nun Yapıtlarında Caz Ögeleri başlıklı söyleşide Leyla Diana Gücük ve Alper Maral, Mimaroğlu’nun caz kültürüyle kurduğu çok katmanlı ilişkiye odaklanacak. Radyo, Televizyon ve Caz buluşmasında ise Hülya Tunçağ moderatörlüğünde Sibel Köse ve Cem Tuncer, yayıncılık kurumlarının cazın gelişimindeki rolünü ve orkestraların bu tarih içindeki yerini örneklerle ele alacak. Bant Mag.’in sevilen buluşması Beni Bu Şarkılar Mahvetti’nin festivale özel edisyonunda da Heja Bozyel ve Mert Aslan Üçer, gönüllerine damga vuran şarkıların hikâyelerini paylaşacak. Festivalin özel geceleri ve tematik buluşmaları da programda geniş yer buluyor. Aramızdan ayrılışının 13’üncü yılına özel olarak düzenlenen Mehmet Uluğ Gecesi’nde, cazı elektronik, ambient ve kulüp müziğiyle buluşturan Norveçli müzisyen Bugge Wesseltoft, New Conception of Jazz projesiyle sahnede olacak; kendisine çelloda Gülşah Erol eşlik edecek. Türkiye caz sahnesinin usta trompetçilerinden İmer Demirer ise 50. sanat yılını kutladığı özel konseriyle festival programında yer alacak. ACT Music iş birliğiyle düzenlenen Off the Record with ACT Music buluşmasında ise Andreas Brandis, Revna Karacabeyli Küçükşahin ve Halit Tansu Özyurt, bağımsız plak şirketi kültürünü, katalog inşasını ve sanatçılarla uzun soluklu ortaklıklar kurmanın dinamiklerini konuşacak. Uzun zamandır çocuklarla Soundpainting atölyeleri düzenleyen Burcu Yılmaz ise ses, hareket ve doğaçlamayı bir araya getiren Çılgın Çocuk Orkestrası atölyeleri ile çocukların yaratıcı ifade alanlarını genişletmeye ve birlikte üretmenin farklı yollarını keşfetmeye odaklanacak. Berrin Çopur ile Pırlangıç Çocuk Caz Konseri de festivali farklı yaş gruplarına uzanan kapsayıcı bir programa dönüştürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilyoner ve Misyon Bank'tan   Kullanıcı Deneyimini Güçlendiren İş Birliği Haber

Bilyoner ve Misyon Bank'tan Kullanıcı Deneyimini Güçlendiren İş Birliği

Misyon Bank ve Bilyoner'in iş birliğiyle hayata geçirilen entegrasyon, dijital ödeme süreçlerini daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale getiriyor. Kullanıcılar, uygulama içinde kesintisiz bir deneyim yaşarken finansal işlemlerini birkaç adımda tamamlayabiliyor. Dijital finansal hizmetleri günlük kullanıcı deneyiminin doğal bir parçası haline getirmeyi amaçlayan proje, bakiye yatırma süreçlerinde hız, kolaylık ve verimlilik sağlamayı hedefliyor. Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) katkılarıyla hayata geçirilen çözüm, açık finans ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda finansal teknolojiler alanındaki stratejik iş birliklerinin, kullanıcı deneyimini geliştirme ve dijital dönüşümü hızlandırma açısından taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koyuyor. "Bilyoner Anında ile Para Yatırma Süreçlerini Minimum Adımla Tamamlıyoruz" Bilyoner CEO'su Yücel Karadeniz, "Bilyoner olarak kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştıran, hızlı ve güvenli deneyimler sunmayı önceliklendiriyoruz. Misyon Bank iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz 'Bilyoner Anında', para yatırma süreçlerini minimum adımla tamamlamayı sağlayan yenilikçi bir çözüm olarak sektörde bir ilke imza atıyor. Teknolojiyi kullanıcı deneyimini geliştiren somut çözümlere dönüştürmeye ve sektörümüze değer katacak yenilikler sunmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. "Finansal Servisleri Dijital Deneyimlere Gömülü Hale Getiriyoruz" Bilyoner ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında Misyon Bank Genel Müdürü Muhammet Mustafa Cerit, "Bilyoner ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, finansal servislerin farklı sektörlerdeki dijital deneyimlere gömülü şekilde sunulması açısından değerli bir adım. 'Ödeme İste' servisimiz sayesinde Bilyoner kullanıcıları, bakiye yükleme işlemlerini platformdan ayrılmadan, hızlı ve güvenli biçimde başlatabiliyor. Böylece kullanıcı deneyiminde ek adımları azaltan, işlem akışını sadeleştiren ve para yatırma işlemini platform deneyiminin doğal bir parçası haline getiren bir yapı sunuyoruz. Misyon Bank olarak platform bankacılığı ve API kabiliyetlerimizle, iş ortaklarımızın kendi müşteri yolculukları içinde daha pratik, güvenilir ve kesintisiz finansal deneyimler oluşturmasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’dan Ödeme İste API ile Tahsilatta Yeni Dönem Haber

Garanti BBVA’dan Ödeme İste API ile Tahsilatta Yeni Dönem

Garanti BBVA, ödeme ve tahsilat süreçlerinde dijitalleşmeyi ileri taşıyan yeni çözümü BKM entegrasyonlu Ödeme İste API’yi canlı ortamda kullanıma aldı. Uludağ Elektrik ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında hayata geçirilen uygulama sayesinde Uludağ Elektrik müşterileri banka uygulamalarına iletilen Ödeme İste taleplerini tek bir onayla hızlı ve güvenli bir şekilde tamamlayabiliyor. Yeni çözüm sayesinde firmalar, Garanti BBVA dijital kanallarına girmeye gerek kalmadan kendi sistemleri üzerinden Garanti BBVA Ödeme İste API aracılığıyla ödeme isteği oluşturabiliyor; böylece tahsilat süreçleri daha hızlı, esnek ve operasyonel olarak daha verimli hale geliyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Servis bankacılığı vizyonumuz doğrultusunda, müşterilerimizin iş yapış biçimlerine doğrudan entegre olan çözümler geliştirmeyi öncelikli odak alanlarımız arasında görüyoruz. BKM entegrasyonlu Ödeme İste API ile firmalar tahsilat süreçlerini kendi sistemleri üzerinden yönetebilirken, müşteriler de çok daha hızlı ve kesintisiz bir ödeme deneyimi yaşayabiliyor. Uludağ Elektrik ile birlikte hayata geçirdiğimiz bu uygulamanın, ödeme süreçlerinin dijitalleşmesi ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesi açısından önemli bir örnek oluşturduğuna inanıyoruz. Bu çözümün firmaların nakit akışını daha etkin yönetmelerine, operasyonel verimliliklerini artırmalarına ve dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmalarına katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” Ödeme süreçlerinde daha hızlı ve kesintisiz deneyim Uludağ Elektrik, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve BKM ortaklığında geliştirilen FAST altyapılı “Ödeme İste” hizmetini kendi sistemlerine entegre ederek kullanıcı dostu yeni bir tahsilat modeli geliştirdi. Yeni sistem kapsamında belirli kriterleri karşılayan müşterilere otomatik ödeme talebi iletiliyor. Müşteriler, banka uygulamalarına gelen bildirimi onaylayarak faturalarını tek adımda ödeyebiliyor. Böylece unutulan faturalar, yetersiz bakiye nedeniyle gerçekleşmeyen otomatik ödeme talimatları ve manuel ödeme süreçlerinden kaynaklanan aksaklıkların azaltılması hedefleniyor. Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, uygulamayla ilgili yaptığı açıklamada: “Dijitalleşmeyi yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, müşteri deneyimini iyileştiren bütüncül bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. Garanti BBVA iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz bu yeni yapı sayesinde müşterilerimizin ödeme süreçlerini daha pratik, hızlı ve güvenli hale getiriyoruz. ‘Ödeme İste’ çözümünün ödeme alışkanlıklarını dönüştüren önemli bir adım olduğuna inanıyoruz,” dedi. Firmalara operasyonel kolaylık sağlıyor Ödeme İste API çözümüyle firmalar, BKM’nin sunduğu Kolay Adres Sistemi (KOLAS) altyapısı üzerinden bireysel veya kurumsal müşterilerine hızlı ve güvenli ödeme talebi gönderebiliyor. Böylece IBAN paylaşımı gibi manuel süreçlere ihtiyaç duyulmadan tahsilatlar kolaylaştırılıyor. Özellikle KOBİ, ticari ve kurumsal firmalara yönelik geliştirilen API çözümü; tahsilat süreçlerinin firmaların operasyonel akışlarına entegre edilmesine imkân tanırken, firmalar Garanti BBVA Developer Portal üzerinden başvurularını gerçekleştirerek sistemlerini uçtan uca dijital bir süreçle canlı ortama taşıyabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.