Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Boğaz Ağrısı

Kapsül Haber Ajansı - Boğaz Ağrısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Boğaz Ağrısı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geçmeyen Ses Kısıklığı Kanser Belirtisi mi? Haber

Geçmeyen Ses Kısıklığı Kanser Belirtisi mi?

Ses kısıklığı, günlük yaşamda sık karşılaşılan ve çoğunlukla geçici nedenlerden kaynaklanan sağlık sorunlarından biri olarak biliniyor. Soğuk algınlığı, grip, sesin aşırı kullanılması veya reflü gibi durumlar ses kalitesinde değişikliklere neden olabiliyor. Ancak ses kısıklığının haftalar boyunca devam etmesi, giderek belirginleşmesi veya başka şikâyetlerle birlikte görülmesi, altta yatan daha ciddi hastalıkların araştırılmasını gerektirebiliyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ'ın çalışma alanlarından biri olan gırtlak ve ses teli hastalıklarında erken teşhis, hem hastalığın doğru şekilde tedavi edilmesi hem de ses fonksiyonunun korunması açısından önemli bir yer tutuyor. Özellikle ses telleri üzerinde gelişen bazı kötü huylu tümörler, henüz erken evredeyken ses değişikliğiyle belirti verebiliyor. Her Ses Kısıklığı Kanser Anlamına Gelmiyor Ses kısıklığı, ses tellerinin normal titreşim düzeninin bozulması sonucunda ortaya çıkıyor. Sesin kalınlaşması, çatallanması, zayıflaması veya konuşma sırasında zorlanma hissedilmesi, ses bozukluklarının yaygın belirtileri arasında bulunuyor. Ses kısıklığının en sık görülen nedenleri arasında viral enfeksiyonlar, akut larenjit, ses tellerinde oluşan nodüller, polipler ve sesin yanlış kullanılması yer alıyor. Bunun yanında reflü, kronik tahriş, ses teli hareket bozuklukları ve bazı nörolojik hastalıklar da ses kalitesini etkileyebiliyor. Bu nedenle yalnızca ses kısıklığının bulunması, kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor. Ancak özellikle belirgin bir enfeksiyon olmadan başlayan, giderek kötüleşen veya uzun süre düzelmeyen ses değişikliklerinin nedeni mutlaka araştırılmalı. Ses kısıklığının süresi, şiddeti ve eşlik eden diğer belirtiler, uzman değerlendirmesinde dikkate alınan önemli faktörler arasında yer alıyor. Üç Haftadan Uzun Süren Ses Kısıklığına Dikkat Üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ses kısıklığı çoğunlukla birkaç gün içerisinde hafiflemeye başlıyor ve genellikle birkaç hafta içerisinde düzeliyor. Buna karşılık üç haftayı aşan ses değişiklikleri, özellikle risk faktörleri bulunan kişilerde daha ayrıntılı değerlendirmeyi gerektirebiliyor. Klinik kılavuzlar, dört hafta içerisinde düzelmeyen veya belirgin iyileşme göstermeyen ses kısıklığında gırtlağın endoskopik olarak incelenmesini öneriyor. Ciddi bir hastalık şüphesi bulunması halinde ise bu süre beklenmeden değerlendirme yapılması gerekiyor. Özellikle sigara kullanan bireylerde sürekli ses kısıklığının normal kabul edilmesi, olası hastalıkların teşhisinde gecikmeye yol açabiliyor. Sigara kullanımının ses telleri üzerinde kronik tahrişe neden olması, bazı hastaların meydana gelen ses değişikliklerini önemsememesine neden olabiliyor. Uzun süre devam eden ses kısıklığında kulak burun boğaz muayenesi, şikâyetin kaynağının belirlenmesi ve gerekli tanısal incelemelerin planlanması açısından önem taşıyor. Ses Kısıklığı Gırtlak Kanserinin İlk Belirtisi Olabilir Gırtlak kanseri, ses tellerinin bulunduğu gırtlak dokusunda gelişen kötü huylu tümörleri kapsıyor. Özellikle gerçek ses telleri üzerinde ortaya çıkan tümörler, ses tellerinin titreşimini etkileyerek hastalığın erken dönemlerinde ses kısıklığına neden olabiliyor. Bu durum, ses değişikliklerinin gırtlak kanseri açısından önemli bir uyarı belirtisi olarak değerlendirilmesini sağlıyor. Bununla birlikte tümörün gırtlak içerisindeki yerleşimine bağlı olarak hastalığın başlangıcında belirgin ses kısıklığı görülmeyebiliyor. Gırtlak kanserinde ses kısıklığına yutma güçlüğü, boğaz ağrısı, yutkunurken rahatsızlık hissi, açıklanamayan kulak ağrısı ve boyunda şişlik gibi belirtiler eşlik edebiliyor. İleri evrelerde solunum güçlüğü ve açıklanamayan kilo kaybı da görülebiliyor. Bu belirtilerin bir arada bulunması kesin olarak kanser tanısı anlamına gelmese de uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gereken bir tabloya işaret edebiliyor. Sigara Kullananlarda Risk Daha Yüksek Gırtlak kanserinin gelişiminde en önemli risk faktörlerinden biri tütün kullanımı olarak öne çıkıyor. Sigara dumanındaki kanserojen maddeler, gırtlak yüzeyini kaplayan hücrelerde zaman içerisinde hasara neden olabiliyor. Sigara kullanım süresi ve miktarı arttıkça gırtlak kanseri gelişme riski de yükseliyor. Alkol tüketimi ise özellikle tütün kullanımıyla birlikte olduğunda riski daha fazla artırabiliyor. Bununla birlikte gırtlak kanseri yalnızca sigara kullanan kişilerde görülmüyor. Sigara kullanmayan bireylerde de ses tellerini etkileyen ciddi hastalıklar gelişebildiği için kalıcı ses değişikliklerinin yalnızca risk faktörlerine göre değerlendirilmemesi gerekiyor. Tütün kullanımının bırakılması ve alkol tüketiminin azaltılması, gırtlak kanseri riskinin düşürülmesinde önemli koruyucu adımlar arasında bulunuyor. Ses Telleri Endoskopik Muayeneyle İncelenebiliyor Geçmeyen ses kısıklığının değerlendirilmesinde hastanın şikâyetlerinin süresi, mesleki ses kullanımı, sigara alışkanlığı ve eşlik eden sağlık sorunları ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Kulak burun boğaz muayenesinde ses tellerini doğrudan görüntülemek amacıyla laringoskopi yönteminden yararlanılabiliyor. Burundan ilerletilen ince ve esnek bir endoskop yardımıyla ses tellerinin yapısı, hareketleri ve yüzey özellikleri değerlendirilebiliyor. Gerekli görülen hastalarda videostroboskopi gibi yöntemlerle ses tellerinin titreşim özellikleri daha ayrıntılı incelenebiliyor. Muayene sırasında şüpheli bir doku değişikliği tespit edilmesi durumunda ise kesin tanıya ulaşmak amacıyla biyopsi yapılması gerekebiliyor. Ses kısıklığının nedeni belirlendikten sonra ilaç tedavisi, ses terapisi, yaşam tarzı değişiklikleri veya cerrahi girişimler gibi farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor. Tedavi yaklaşımı, hastalığın türüne ve kişinin klinik özelliklerine göre planlanıyor. Erken Tanı Sesin Korunması Açısından Önemli Gırtlak kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi seçeneklerinin belirlenmesi açısından önemli avantajlar sağlayabiliyor. Özellikle ses telleriyle sınırlı bazı erken evre tümörlerde, uygun hastalar için endoskopik cerrahi veya radyoterapi gibi organ koruyucu yaklaşımlar değerlendirilebiliyor. Daha ileri evre hastalıklarda ise geniş kapsamlı cerrahi işlemler, radyoterapi ve sistemik tedaviler gündeme gelebiliyor. Tedavi planlamasında tümörün yerleşimi, büyüklüğü, yayılım durumu ve hastanın genel sağlık özellikleri dikkate alınıyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ'ın uzmanlık alanına giren baş ve boyun cerrahisinde, tedavinin temel hedefleri arasında hastalığın kontrol altına alınması ve mümkün olan durumlarda konuşma, solunum ve yutma fonksiyonlarının korunması bulunuyor. Erken tanı, uygun hastalarda daha sınırlı tedavi yöntemlerinin uygulanabilmesine olanak tanıyabilse de tedavinin başarısı ve fonksiyonel sonuçlar hastadan hastaya farklılık gösterebiliyor. Geçmeyen Ses Kısıklığını İhmal Etmeyin Ses kısıklığı çoğu zaman iyi huylu nedenlerden kaynaklansa da haftalar boyunca devam eden şikâyetlerin sıradan bir ses yorgunluğu olarak değerlendirilmesi doğru olmayabiliyor. Özellikle üç haftadan uzun süren ses değişikliklerinde kulak burun boğaz uzmanına başvurulması önem taşıyor. Ses kısıklığına boyunda şişlik, yutma güçlüğü, kanlı balgam veya açıklanamayan kilo kaybı eşlik etmesi durumunda değerlendirme geciktirilmemeli. Belirgin nefes darlığı gelişmesi halinde ise acil tıbbi yardım alınmalı. Prof. Dr. Murat Topdağ'ın uzmanlık alanlarından biri olan gırtlak ve ses teli hastalıklarında, belirtilerin erken dönemde fark edilmesi ve doğru tanısal yöntemlerle değerlendirilmesi, uygun tedavinin planlanmasına katkı sağlayabiliyor. Ses sağlığının korunması için sigara kullanımından uzak durulması, sesin aşırı zorlanmaması ve uzun süre devam eden ses değişikliklerinin ihmal edilmemesi önem taşıyor. Erken dönemde gerçekleştirilen uzman değerlendirmesi, olası ciddi hastalıkların zamanında belirlenmesine ve ses fonksiyonunun korunmasına yönelik tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesine yardımcı olabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor! Haber

Dikkat! Bu hata anne adayını ve bebeği tehdit ediyor!

Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meriç Kabakcı, gebelikte bağışıklık sisteminin influenza ve diğer enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale geldiğini belirterek “Son günlerde hamilelerde özellikle influenza ile çok sık karşılaşıyoruz. Bu nedenle anne adayları olası bir burun akıntısı ya da baş ağrısı gibi enfeksiyon belirtilerini hafife alıp 'nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle ilaç kullanarak zaman kaybetmemeli, mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına ya da ilgili hekime başvurmalıdır. Aksi taktirde gebelikte bilinçsiz ilaç kullanımı anne ve bebek sağlığı açısından hayati riske yol açabilmektedir” diyor. Alınacak basit ama düzenli önlemlerle enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltmanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr. Meriç Kabakcı kış hamileliğinde enfeksiyonlara karşı 7 etkili önerisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Hijyene dikkat edin Hijyen, kış enfeksiyonlarından korunmanın en etkili yollarından biridir. Eller gün içinde sık sık, en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkanmalıdır. Özellikle dışarıdan eve gelindiğinde, toplu taşıma kullanıldıktan sonra ve yemeklerden önce el hijyenine özen gösterilmelidir. El yıkama imkanı olmayan durumlarda alkol bazlı el antiseptikleri kullanılabilir. Kapalı ve kalabalık ortamlardan uzak durun Kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak, hamileler için önemli bir diğer korunma yöntemidir. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları ve havalandırması yetersiz kapalı alanlarda virüsler çok kolay ve çok hızlı bulaşırken, hamilelikte bağışıklık sistemi daha hassas olduğu için bu ortamlarda enfeksiyon kapma riski çok daha fazladır. Mecbur kalınan durumlarda maske kullanımı ve mesafenin korunması faydalı olacaktır. Beslenmenize dikkat edin Kış aylarında beslenme düzeni bağışıklık sistemini desteklemede kilit rol oynar. C vitamini, çinko ve protein açısından zengin besinler bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur. Mevsim sebze ve meyveleri, yeterli süt ve süt ürünleri, iyi pişmiş et ve baklagiller ile yeterli su tüketimi vücudun enfeksiyonlarla savaşma kapasitesini artırır. Herhangi bir vitamin veya takviye kullanımı mutlaka doktor önerisiyle yapılmalıdır. Uyku düzeninize özen gösterin Dr. Meriç Kabakcı “Yapılan araştırmalar; yetersiz uykunun bağışıklık sistemini zayıflattığını göstermektedir. Hamilelikte hormonal değişimler uyku düzenini zorlaştırsa da, mümkün olduğunca düzenli ve kaliteli uyumaya çalışmak, vücudun kendini yenilemesini sağlar ve enfeksiyonlara karşı direnci artırır. Günde ortalama 7–9 saat uyumaya özen göstermek, mümkünse aynı saatlerde yatıp kalkmak, aşırı yorgunluktan kaçınmak ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemi açısından büyük fayda sağlayacaktır” diyor. Ortamı sık sık havalandırın Ortamın havalandırılması da çoğu zaman göz ardı edilen ancak oldukça etkili bir önlemdir. Kapalı alanlarda biriken mikroplar, havalandırma yapılmadığında daha kolay yayılır. Ev ve iş ortamları günde birkaç kez, kısa süreli de olsa mutlaka havalandırılmalıdır. Soğuk havadan çekinerek camları hiç açmamak, virüslerin kapalı alanda daha kolay yayılmasına neden olabilir. Aşı olun Dr. Meriç Kabakcı “Influenza (grip) aşısı hamilelikte güvenle uygulanabilen ve hem anne hem de bebeği koruyan önemli bir önlemdir. Grip aşısı, gebeliğin uygun dönemlerinde doktor kontrolünde güvenle yapılabilir. Kış aylarında sık görülen grip ve benzeri enfeksiyonlar gebelerde daha ağır seyredebildiği için, aşı ile korunmak ciddi komplikasyonların önüne geçebilir. Ancak aşı kararı mutlaka doktorla değerlendirilmelidir” diyor. Doktora başvurmadan ilaç almayın Boğaz ağrısı, halsizlik, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetler ortaya çıktığında ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle doktora danışmadan, rastgele ilaç kullanmak hem anneye hem bebeğe zarar verir. Hamilelikte her ilaç güvenli değildir. Bu nedenle en küçük belirtide bile mutlaka doktora başvurulmalı ve tedavi uzman kontrolünde yapılmalıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gripten Korunmanın En Etkili Yolu Aşı! Haber

Gripten Korunmanın En Etkili Yolu Aşı!

Influenza virüsünün neden olduğu grip hastalığının ani ateş, şiddetli kas-eklem ağrıları, halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterdiğini aktaran Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hastalık tablosuna boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin akması ve kanlanması gibi belirtiler de eklenebilir. Bazı vakalarda da karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir.” dedi. Grip hastalığının, soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Dr. Mamçu, belirtilerin ve risklerin çok daha ciddi olduğunu vurguladı. Dr. Mamçu ayrıca virüsün çok kolay bulaşması nedeniyle önlem almanın zor olduğunu dile getirdi ve gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolunun aşılanma olduğunu ifade etti. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, grip hastalığının belirtileri, bulaşma yolları, risk grupları, ciddi komplikasyonları ve korunmanın en etkili yolu olan grip aşısı hakkında bilgi verdi. Grip, ani ateş ve şiddetli kas-eklem ağrıları ile başlar! Grip hastalığının, Influenza adı verilen bir virüs tarafından oluşturulan, bir enfeksiyon hastalığı olduğunu aktaran Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Ani olarak 39°C üzerinde ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, bitkinlik, titreme, baş ağrısı ve kuru öksürük gibi belirtiler ile başlar.” dedi. Sonrasında hastalık tablosuna boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırma, gözlerin akması ve kanlanması gibi belirtilerin eklendiğini ifade eden Dr. Mamçu, “Bazı vakalarda da karın ağrısı, bulantı, kusma görülebilir. Ateşin 39°C’nin üzerinde olması, şiddetli kas ağrıları ve halsizlik nedeniyle hastalığı ayakta geçirmek zorlaşır ve hastaların 3 ila 7 gün yatarak dinlenmesi gerekebilir. Yaklaşık bir hafta içinde belirtiler kaybolur ancak halsizlik belirtilerin kaybolmasından sonra da 2 haftaya kadar devam edebilir.” şeklinde konuştu. Ciddi sonuçlara neden olabilen grip, soğuk algınlığı ile karıştırılabiliyor! Özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve kalp hastalığı, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişilerde çok daha ağır seyrettiğine dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Hatta ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi. Bu kadar ciddi tablolara yol açabilen grip hastalığının halk arasında sıklıkla soğuk algınlığı ile karıştırıldığına işaret eden Dr. Mamçu, şöyle devam etti: “Soğuk algınlığı ateş yükselmeden, hafif kırgınlık, burun akıntısı, hapşırma gibi belirtiler ile kendini gösterir. Halsizliğe yol açmadığı için yatak istirahati gerektirmez ve grip ile kesinlikle karıştırılmamalı. Ayrıca grip, özellikle çocuklar ve yaşlılarda ikincil enfeksiyonlara zemin hazırlar. Orta kulak iltihabı, zatürre, beyin zarı ve beyin dokusu enfeksiyonları gibi komplikasyonlara neden olabilir. Sözü edilen bu kadar özelliğin üstüne hastalığın spesifik tedavisinin olmadığını da eklersek ne kadar önemli bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılabilir.” Grip, çok kolay bulaşan ve önlemesi zor bir hastalık! Grip hastalığına neden olan Influenza virüsünün çok kolay ve hızlı bulaştığının altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Öksürük ve hapşırıklar ile etrafa saçılan damlacıkların hava yolu ile taşınması, hasta kişiler ile direkt temas edilmesi ve hasta kişilerin ağız-burun akıntıları ile temas etmiş eşyalar ile temas başlıca bulaşma yollarıdır.” dedi. Hasta kişilerden etrafa saçılan virüs parçacıklarının havada asılı kalabilme yeteneğinde olmasının bulaşıcılığı daha da arttırdığını dile getiren Dr. Mamçu, “Hasta bir kişinin bir ortama girip çıkması bile o ortamda bulunan kişileri hastalığın bulaşması açısından risk altına sokar. Bu nedenle grip evde, iş yerinde, okullarda, kreşlerde, toplu taşıma araçlarında çok kolay bulaşır. Mikrobu kapmış ancak henüz belirtileri başlamamış kişilerde yani hastalığın kuluçka süresince de bulaştırma mümkündür. Bulaşma yolları oldukça basit ve bulaşması bu kadar kolay olan bir hastalığın bulaşma yollarına karşı önlem almanın çok zor olduğu hatta olanaksız olduğu açıktır.” ifadelerini kullandı. Gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolu aşılanma! Grip hastalığına yakalandıktan sonra kullanılan ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve antigribal ilaçların sadece geçici bir rahatlama sağlayabildiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gripten korunmanın en etkili ve ekonomik yolu ‘aşılanma’dır.” dedi. Dünyanın önde gelen sağlık otoritelerinin paylaştığı, kimlerin hangi durumlarda aşılanması gerektiğine dair bilgilere değinen Dr. Mamçu sözlerini şöyle tamamladı: “Bronşiyal astım hastaları, kalp ve damar sistemi hastalıkları olanlar, şeker hastalığı gibi kronik hastalığı olanlar, kronik böbrek hastaları, 65 yaşından büyük kişiler, bağışıklık sistemi çeşitli nedenlerle baskılanmış kişiler, grip mevsimi sırasında gebeliklerinin ikinci yada üçüncü 3 aylık dönemi içerisinde bulunacak olan gebeler, huzurevleri veya kışlalar toplu halde yaşanılan yerlerde kalanlar, sağlık personeli ve hastane görevlileri ile yüksek risk altındaki kişilere virüsü bulaştırabilecek kişilerin mutlaka aşılanması öneriliyor. Ayrıca toplum hizmetinde çalışanlar, okul ve kreş gibi virüsün kolaylıkla bulaşabildiği kalabalık ortamlarda bulunanlar, sık seyahat edenler, gribin yol açacağı iş gücü kaybını engellemek isteyenler ile grip olmak istemeyen herkesin grip aşısı olması tavsiye ediliyor. Grip aşısı tüm kış sezonu boyunca uygulanabilir. Ancak aşıdan tam yarar sağlanması açısından grip salgınlarının başlamasından önce aşının uygulanması gerekir. Bu nedenle en uygun zaman sonbahar aylarıdır.”

Boğaz Ağrısı Çocuklarda Covid Belirtisi Olabilir!  Haber

Boğaz Ağrısı Çocuklarda Covid Belirtisi Olabilir! 

Koronavirüs döneminden alışık olunan tüm bu belirtiler tekrar gündeme geliyor. Bu kez mevsimsel grip gibi atlatılan yeni salgın, özellikle çocuklarda test yapıldığında COVID olarak kendini gösteriyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Acil Servis Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Alpar, çocuklarda COVID salgınıyla ilgili bilgi verdi. Üst solunum yolu enfeksiyonu gibi gözlemleniyor Nimbus (NB.1.8.1) ve Stratus (XFG) gibi yeni Omicron alt varyantlarının ortaya çıkması, dünya genelinde yavaş seyreden bir yaz dalgasına yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD verileri, özellikle çocuklar ve yaşlılar gibi hassas gruplarda test pozitifliğinin ve acil servis başvurularının arttığını, ancak hastanelerin kapasitesini zorlayacak düzeye ulaşmadığını göstermektedir. Türkiye’de resmi veriler olmasa da benzer bir artış eğilimi gözlemlenmektedir. Acil serviste karşılaşılan COVID‑19 vakaları, 2024‑2025 sezonunda Omicron soylarının etkisiyle genelde üst solunum yolu enfeksiyonu tablosu çizmektedir. Burun tıkanıklığı veya akıntısı, öksürük, halsizlik, ateş veya titreme, baş ve kas ağrıları, boğaz ağrısı, hapşırma, nefes darlığı, ishal, mide bulantısı/kusma ve bazen tat‑koku kaybı gibi semptomlar en sık görülenler arasındadır. Yeni varyantlarda da bu belirtiler ateş, öksürük, hapşırma, burun akıntısı, baş ve kas ağrıları şeklindedir. Bazı hastalarda bu tabloya ishal ve bulantı gibi sindirim sistemi şikayetleri de eklenebilmektedir. “Jilet gibi boğaz ağrısı” varsa dikkat edin Öne çıkan Nimbus (NB.1.8.1) varyantı, halk arasında “jilet gibi boğaz ağrısı” olarak tarif edilen daha keskin boğaz ağrısı ile dikkat çekmektedir. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi yetkilileri, bu varyantın belirgin bulgularının keskin boğaz ağrısı ve boyundaki lenf bezlerinde şişme olduğunu; bunun dışında yorgunluk, ateş ve kas ağrısı gibi klasik COVID semptomlarının da görüldüğünü bildirmektedir. Ülkemizdeki ise Nimbus’un burun akıntısı, baş ağrısı, yorgunluk, hapşırma ve boğaz ağrısının yanı sıra mide bulantısı, kusma ve ishal gibi sindirim sistemi ile ilgili şikayetler yapabildiği gözlemlenmektedir. ABD’deki vakaların yaklaşık %43’ünden de Nimbus varyantının sorumlu olduğu ortaya çıkmaktadır. Stratus (XFG) varyantı ise Avrupa ve Hindistan’da yaygınlaşmaktadır ve semptomları Omikron’un diğer soylarıyla benzer seyretmektedir. Hastalarda titreme, nefes darlığı, boğaz ağrısı, yorgunluk, baş ağrısı, bulantı‑kusma, kas ağrıları, ishal ve bazı durumlarda tat/koku kaybı görülmektedir. Bazı hastalarda ses kısıklığına yol açtığı da bildirilmektedir. Doktora başvuran hastaların çoğunda üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri görülmektedir. Nimbus varyantıyla boğaz ağrısının daha keskin tarif edilmesi ve bazı kişilerde bulantı‑ishal gibi şikayetlerin olması dışında önceki dalgalara göre belirgin bir semptom değişikliği yoktur. Bu nedenle, bu belirtilerin grip ve diğer virüslerle karışabileceğini hatırlamak, gerektiğinde test yaptırarak tanıyı netleştirmek önem taşımaktadır. PCR ve antijen testleri tarama için önemli! Uluslararası kılavuzlar, COVID‑19 tanısında nükleik asit amplifikasyon testlerini (PCR veya benzeri NAAT) öncelikli yöntem olarak kabul etmektedir. PCR, virüsün genetik materyalini tespit ettiği için en güvenilir yöntemdir; hızlı antijen testleri ise daha çabuk sonuç verir ancak duyarlılıkları daha düşüktür ve ilk test negatif çıksa bile birkaç gün arayla tekrarlanması gerekir. Semptomu olan kişilerin test yaptırması ve test sonucu netleşene kadar izolasyonda kalması tavsiye edilmektedir. Enfeksiyon hastalıkları rehberleri, yalnızca semptomlara bakarak COVID tanısı koymanın doğru olmadığını, tanının PCR veya hızlı antijen testleriyle doğrulanması gerektiğini özellikle belirtiyor. Eğer bir temas öyküsü varsa, semptomsuz kişiler için de test önerilebilir; ancak hiçbir temas veya belirti olmayan bireylerde rutin tarama yapılması gerekmiyor. Okulların başlamasıyla birlikte çocuklarda artış gözlemleniyor Dünya genelindeki veriler incelendiğinde, yaz sonunda ve okullar açılmadan hemen önceki dönemde vaka artışının en çok küçük çocukları etkilediği görülmektedir. Amerika’da 2025 yazı boyunca acil servis başvuruları genel olarak artmış durumdadır ve en yüksek oranların 0‑4 yaş grubunda görüldüğü bildirilmektedir. Ağustos 2025’te acil servis başvurularının %15,2 yükseldiği ve artışın genç çocuklarda belirgin olduğu gösterilmektedir, buna rağmen hastaneye yatış ve ölüm oranlarının düşük seyrettiği söylenebilir. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi de COVID aktivitesinin düşük bir tabandan yavaşça arttığını, ancak doktora başvuruların önceki sezonlarla benzer veya daha düşük düzeyde olduğunu belirtmektedir. Nimbus varyantının diğer Omicron soylarına göre ekstra bir tehdit oluşturmadığı ve mevcut aşıların koruyuculuğunu etkilemediği ifade edilmektedir. Kronik hastalıkları olan ve bağışıklığı düşük çocuklara dikkat! Ülkemizde yaz tatili sonrası kreş ve okul öncesi çağdaki çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu şikâyetleriyle acil servise başvuranların arttığı gözlemlenmektedir. Çoğu çocuk vakası hafif seyretmekte; ateş ve üst solunum yolu belirtileri ön planda olmakta ve destekleyici tedavi ile evde izolasyon genellikle yeterli olmaktadır. Ancak kronik hastalığı olan veya bağışıklık sistemi zayıf çocukların aşı hatırlatma dozlarını yaptırmaları konusunda özellikle dikkatli olunması önerilmektedir.. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.