Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bölgesel Kalkınma

Kapsül Haber Ajansı - Bölgesel Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bölgesel Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kruvaziyerde Küresel Arayış Türkiye’yi Öne Çıkarıyor Haber

Kruvaziyerde Küresel Arayış Türkiye’yi Öne Çıkarıyor

Akdeniz’de değişen dengelerle birlikte Türkiye, güvenli liman algısı, gelişen altyapısı ve dört mevsime yayılan destinasyon yapısıyla öne çıkarken; yılın ilk çeyreğinde 93 bin 787 yolcu ve 56 gemiyle kaydedilen güçlü başlangıç, bu yükselişi verilerle destekliyor. Sektör temsilcilerine göre kruvaziyerdeki bu hareket, turizmin ötesinde ekonomiye yeni katkı alanları yaratabilecek stratejik büyüme başlığı olarak okunuyor. Küresel ölçekte değişen jeopolitik dengeler ve turizm hareketlerindeki yeni yönelimler, kruvaziyer sektöründe alışılmış rotaları yeniden tanımlıyor. Yaz sezonu henüz tam açılmadan gelen veriler bu dönüşümün sinyallerini veriyor. Bu dönüşümde Türkiye, yalnızca güçlü destinasyon yapısıyla değil, artan operasyonel kapasitesi ve liman altyapısıyla da öne çıkan ülkeler arasında gösteriliyor. Bu tabloyu yalnızca turizm verisi olarak değil, yeni ekonomik fırsat alanı olarak değerlendirdiklerini belirten Sea Genesis Group Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı, “Kruvaziyerde yaşanan hareket sadece sezon yoğunluğu değil, rota tercihinde yaşanan dönüşüm. Akdeniz’de yeni denge kurulurken Türkiye bundan pay alan değil yön veren destinasyonlardan biri olmaya başlıyor.” dedi. Enflasyon Baskısında Yüksek Harcama Gücü Dikkat Çekiyor Artan maliyetlerin turizm ve hizmet sektöründe yeni denge arayışlarını hızlandırdığı dönemde kruvaziyer turizmi, yüksek harcama profiliyle ayrıca önem kazanıyor. Lokanta ve oteller grubunda yıllık fiyat artışlarının yüzde 31,66 seviyesine ulaşması, işletme maliyetlerindeki baskının sürdüğünü gösterirken, sektör temsilcilerine göre kruvaziyer turizmi bu tabloda daha yüksek gelir bırakan ziyaretçi profiliyle ayrıştığını söyleyen Ahmet Yazıcı, “Bugün mesele sadece turist sayısı değil, bırakılan ekonomik değer. Kruvaziyer yolcusunun şehir ekonomisine katkısı klasik ziyaretçi profilinden farklı. Bu nedenle kruvaziyeri yüksek katma değer üreten ekonomi başlığı olarak görmek gerekiyor.” İfadelerini kullandı. Güvenli Liman Algısı Türkiye’ye Talep Taşıyor Son dönemde kruvaziyer operatörlerinin rota planlamalarında güvenli liman kriterini daha fazla öne çıkardığına dikkat çeken Yazıcı, Türkiye’nin bu başlıkta avantajlı konumda olduğunu belirterek, “Jeopolitik gelişmeler bazı destinasyonları daha kırılgan hale getirirken Türkiye güçlü altyapısı ve operasyonel kapasitesiyle güven veren alternatif olarak öne çıkıyor. Bu, rotalara doğrudan yansıyor.” açıklamasını yaptı. Liman Altyapıları Yeni Rekabet Unsuru Kruvaziyerde büyümenin yalnızca talep değil altyapı hikâyesi olduğuna dikkat çeken Yazıcı, liman yatırımlarının yeni dönemin belirleyici unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Bugün rekabet sadece ülkeler arasında değil limanlar arasında yaşanıyor. Türkiye’nin bu alandaki gelişimi kruvaziyerde pozisyonunu güçlendiriyor.” dedi. İstanbul, Kuşadası, İzmir ve diğer limanların artan performansı, sektör tarafından bu altyapı dönüşümünün sahadaki yansıması olarak görülüyor. Dört Mevsime Yayılan Kruvaziyer Dönemi Güçleniyor Türkiye’nin yalnızca yaz aylarında öne çıkan bir kruvaziyer rotası olmadığını Ahmet Yazıcı, kültür, gastronomi ve tarih odaklı rotalar sayesinde kruvaziyer hareketliliğinin yılın tamamına yayılabilecek güçlü bir potansiyel taşıdığını söyledi. Yazıcı, Türkiye’nin bu yapısıyla klasik kruvaziyer destinasyonlarından ayrıştığını belirterek, “Türkiye’nin en önemli avantajlarından biri kruvaziyer turizmini sadece yaz sezonuna sıkışmayan bir yapıda sunabilmesi. Kültür, gastronomi, tarih ve kıyı deneyimini aynı rotada buluşturabilmek, dört mevsime yayılan sürdürülebilir kruvaziyer modeli açısından önemli avantaj sağlıyor. Bu nedenle kruvaziyerin yalnızca turizm başlığı altında değil, bölgesel kalkınma perspektifiyle de değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.” açıklamasını yaptı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor? Haber

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor?

Türkiye'de kırsalda üretim çoğu zaman kadın emeğiyle ayakta kalıyor, ancak karar masasında aynı ağırlık her zaman görülmüyor. Tam da bu nedenle tarım sektöründe kadın girişimciler yalnızca yeni işletmeler kuran bir profil değil, aynı zamanda üretim modeli, tedarik zinciri ve kırsal kalkınma yaklaşımını yeniden şekillendiren bir ekonomik aktör olarak öne çıkıyor. Konu sosyal etki başlığının ötesine geçmiş durumda. Bugün mesele, verimlilikten markalaşmaya, ihracattan gıda güvenliğine kadar uzanan net bir iş gündemi. Kadın girişimciliğinin tarımdaki yükselişi birkaç temel dinamikten besleniyor. Tüketici tarafında izlenebilir, yerel, sürdürülebilir ve katma değerli ürüne talep artıyor. Üretici tarafında ise küçük ölçekli işletmelerin tek başına fiyat rekabetiyle ayakta kalması zorlaşıyor. Bu sıkışmada farklılaşanlar öne çıkıyor. Kadın girişimciler de özellikle niş ürünler, doğrudan satış, kooperatifleşme, iyi tarım uygulamaları ve dijital pazarlama alanlarında dikkat çekici bir alan açıyor. Tarım sektöründe kadın girişimciler neden stratejik bir başlık? Bu sorunun yanıtı yalnızca temsilde eşitlik değil. Tarım, Türkiye için gıda arzı, istihdam, ihracat ve bölgesel kalkınma açısından stratejik bir sektör. Kadınların üretimde görünür olduğu ancak mülkiyet, finansman ve yönetim tarafında daha sınırlı yer aldığı bir yapıda, girişimcilik kapasitesinin tam kullanılamaması doğrudan ekonomik kayıp anlamına geliyor. Kadın girişimciler sahada çoğu zaman farklı bir iş modeli kuruyor. Sadece ham ürün satmak yerine işlenmiş ürün, coğrafi işaret potansiyeli, yerel marka, e-ticaret ve deneyim odaklı tarım turizmi gibi alanlara yöneliyorlar. Bu yaklaşım, tarımsal gelirin birim başına artmasını sağlayabiliyor. Özellikle zeytinyağı, tıbbi aromatik bitkiler, süt ürünleri, kurutulmuş gıda, fide üretimi, organik pazarlar ve yerel tohum girişimleri bu dönüşümün görüldüğü alanlar arasında. Burada kritik nokta şu: Tarımda kadın girişimciliği sadece sosyal sorumluluk projesi gibi ele alındığında etkisi sınırlı kalıyor. Oysa kurumsal alıcılar, perakende zincirleri, finans kuruluşları ve kamu politikaları bu başlığı bir verimlilik ve tedarik güvenliği meselesi olarak okuduğunda tablo değişiyor. Sahadaki dönüşüm: Üreticiden marka sahibine Klasik tarım yapısında kadın emeği çoğu zaman görünmeyen iş gücü olarak tanımlanır. Hasattan paketlemeye kadar pek çok aşamada aktif rol alınır, ancak işletmenin hukuki sahibi ya da ticari karar vericisi çoğu zaman başka biridir. Son yıllarda bu denklem kademeli olarak değişiyor. Yeni kuşak kadın girişimciler iki farklı kanaldan geliyor. Birinci grup, kırsalda üretimin içinden gelen ve mevcut aile işletmesini profesyonelleştiren girişimciler. İkinci grup ise şehirde eğitim ve kariyer geçmişi olan, sonrasında tarım teknolojisi, iyi tarım, dikey üretim, agro-gıda markası ya da kırsal yatırım alanına yönelen kurucular. İki profilin ortak noktası, tarımı yalnızca ekim-dikim faaliyeti olarak değil, veri, marka, lojistik ve müşteri deneyimiyle birlikte ele almaları. Bu yaklaşımın sahadaki yansıması oldukça somut. Ürünün paketlenmesi, depolanması, hikayeleştirilmesi, sosyal medya üzerinden pazarlanması ve doğrudan tüketiciye satılması artık girişimin toplam değerini belirliyor. Kadın girişimciler bu zincirde özellikle müşteri odaklılık ve ürün farklılaştırma alanlarında güçlü sonuçlar üretebiliyor. Ancak her örneği romantize etmek doğru olmaz. Başarı hikayeleri kadar, ölçeklenemeyen ve finansman duvarına çarpan çok sayıda girişim de bulunuyor. Hangi alanlarda daha hızlı büyüme görülüyor? Katma değerli gıda üretimi öne çıkıyor. Reçel, sirke, peynir, erişte, kurutulmuş meyve-sebze gibi geleneksel ürünlerin modern ambalaj, standart kalite ve düzenli dağıtım ile birleştiği modeller daha hızlı ticarileşiyor. Bunun yanında seracılık, fidecilik, mantar üretimi, arıcılık ve aromatik bitki yetiştiriciliği de düşükten orta ölçeğe geçişte daha erişilebilir alanlar sunuyor. Teknoloji tabanlı girişimler de dikkat çekiyor. Akıllı sulama, sensör destekli izleme, tarımsal veri analizi, dijital pazar yerleri ve üretici ağlarını bir araya getiren platformlar, tarım sektöründe geleneksel profilin dışına çıkan kadın kurucular için yeni fırsatlar yaratıyor. Bu segment henüz sınırlı ama büyüme potansiyeli yüksek. En kritik eşik: Finansmana erişim Tarımda girişimcilik konuşulurken en fazla atlanan başlık sermaye yapısı oluyor. Araziye erişim, ekipman yatırımı, sulama altyapısı, soğuk zincir, sertifikasyon ve işletme sermayesi bir araya geldiğinde maliyet tablosu hızla büyüyor. Kadın girişimciler için bu tablo daha da zorlaşabiliyor; çünkü teminat yapısı, mülkiyet ilişkileri ve kredi geçmişi gibi faktörler çoğu zaman eşit başlamıyor. Hibe ve teşvik programları önemli, fakat tek başına yeterli değil. Sorun yalnızca kaynağa ulaşmak değil, kaynağın zamanlaması ve kullanım esnekliği. Tarım sezonu beklemiyor. Geç gelen destek, kaçırılmış üretim döngüsü anlamına gelebiliyor. Ayrıca birçok girişimci için küçük tutarlı ama hızlı finansman, büyük ama bürokratik destekten daha işlevsel olabiliyor. Bu nedenle bankalar, kalkınma ajansları, kooperatifler ve alım garantisi sunan özel sektör yapıları arasındaki koordinasyon belirleyici hale geliyor. Riskin tek bir kurum üzerinde kalmadığı hibrit modeller, kadın girişimcilerin işini kolaylaştırabilir. Burada performans ölçütünün yalnızca kredi adedi değil, işletmenin üçüncü yıl sonunda ayakta kalma oranı olması daha gerçekçi bir yaklaşım olur. Kooperatifler ve ortak hareket kapasitesi Tarım sektöründe kadın girişimciler için kooperatifleşme hâlâ en güçlü araçlardan biri. Özellikle küçük ölçekli üretimde tek başına pazara çıkmak, standart kaliteyi korumak ve düzenli alıcı bulmak zor. Kooperatif modeli bu zorluğu azaltabiliyor. Fakat kooperatif denince yalnızca geleneksel dayanışma yapısını anlamak eksik olur. Bugünün başarılı örnekleri, profesyonel yönetim, ortak marka, dijital satış ve kalite kontrol mekanizması kurabilen yapılar. Kooperatiflerin en büyük avantajı ölçek yaratması. En büyük riski ise yönetişim zafiyeti. Şeffaf olmayan karar süreçleri, gelir paylaşımında güven sorunu ve profesyonel kadro eksikliği, iyi niyetli yapıları kısa sürede zayıflatabiliyor. Bu yüzden kadın kooperatiflerinin sürdürülebilirliği, sadece kuruluş sayısıyla değil, ticari performansıyla ölçülmeli. Teknoloji kullanımı fark yaratıyor Tarım artık sahada başlayan ve ekranda yönetilen bir sektör haline geliyor. Hava durumu verisi, sulama planlaması, hastalık takibi, stok yönetimi ve sipariş akışı dijital araçlarla daha etkin yönetilebiliyor. Kadın girişimcilerin bu araçlara erişimi arttıkça rekabet gücü de yükseliyor. Ancak burada da bir eşitsizlik katmanı var. Cihaz, bağlantı, eğitim ve teknik destek eksikliği teknoloji yatırımlarını sınırlayabiliyor. Dijitalleşme sadece uygulama indirmekten ibaret değil. Veriyi yorumlamak, maliyeti hesaplamak ve üretim kararına dönüştürmek gerekiyor. Tarım danışmanlığı hizmetleri ile saha eğitiminin birlikte sunulması bu nedenle kritik. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayınların görünürlük sağladığı örnekler de burada önem kazanıyor. Çünkü iyi uygulamaların yayılması, sadece ilham üretmiyor; yatırımcı, alıcı ve kurumlar için de referans oluşturuyor. Politika seti nasıl olmalı? Bu alanda etkili sonuç almak için tek bir müdahale yeterli değil. Mülkiyet hakkından eğitime, pazara erişimden sigortaya kadar birbirini tamamlayan bir çerçeve gerekiyor. Özellikle arazi kullanım hakkı, kadınların işletme sahibi olarak kayıt altına alınması ve üretici kimliğinin resmi sistemlerde görünür hale gelmesi temel öncelikler arasında. Bunun yanında eğitim programlarının teorik değil, iş geliştirme odaklı tasarlanması gerekiyor. Bir girişimci için üretim tek başına başarı ölçütü değil. Satış kanalı, fiyatlama, mevzuat, ambalaj standardı ve nakit akışı yönetimi en az üretim kadar belirleyici. Kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve özel sektör bu noktada daha bütünlüklü bir ekosistem kurabilir. Tarım sektöründe kadın girişimciler için hangi yaklaşım daha gerçekçi? En gerçekçi yaklaşım, herkesi aynı modele zorlamamak. Her bölgenin ürünü, iklimi, lojistiği ve pazar erişimi farklı. Bazı girişimler yerel pazarda güçlü olurken bazıları e-ihracat için uygun olabilir. Bazıları kooperatif yapısıyla büyürken bazıları butik marka olarak kalmayı tercih edebilir. Başarıyı sadece ölçekle tanımlamak bu nedenle yanıltıcıdır. Asıl ihtiyaç, girişimcinin hangi aşamada olduğunu doğru tespit etmek. Fikir aşamasındaki üreticiye verilen destek ile pazara girmiş ama kapasite artıramayan işletmenin ihtiyacı aynı değil. Politika ve finansman araçları bu ayrımı yapabildiği ölçüde etkili olur. Tarımda kadın girişimciliği artık iyi niyetli bir yan başlık değil, Türkiye'nin üretim kapasitesini ve gıda ekonomisini doğrudan ilgilendiren bir ana gündem. Karar vericiler için mesele temsil oranı kadar, tedarik zincirinin dayanıklılığı ve kırsal alanın ekonomik canlılığı. Sahadaki kadın girişimciler destek mekanizmalarına eriştikçe yalnızca kendi işletmelerini büyütmüyor; yerel istihdamı, ürün çeşitliliğini ve bölgesel değeri de büyütüyor. Bundan sonrası için asıl soru, bu potansiyelin farkında olup olmadığımız değil; onu ne kadar hızlı ve akıllı biçimde ölçekleyebildiğimiz.

TP Türkiye ve Gençlik Derneği İş Birliğiyle 500 Kadın İş Hayatına Katılacak Haber

TP Türkiye ve Gençlik Derneği İş Birliğiyle 500 Kadın İş Hayatına Katılacak

İki kurum arasında imzalanan protokol kapsamında, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ve Diyarbakır merkezli Gençlik Derneği tarafından yürütülen “Yarının Umutları Kadınlarımız” projesi çerçevesinde yaklaşık 500 kadın istihdam edilecek. İş birliği protokolü, TP Türkiye & Azerbaycan Operasyonlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kartal Tıknaz ile Gençlik Derneği Genel Başkanı Mücahit Yılmaz tarafından imzalandı. Törene TP Türkiye Diyarbakır Yöneticisi Lütfü Gedikoğlu, İdari İşler Müdürü Şükran Alk, TP Türkiye yöneticileri ve Gençlik Derneği temsilcileri katılım sağladı. İmza töreninde konuşan Kartal Tıknaz, bölgesel kalkınma ve kadın istihdamının şirket için öncelikli alanlar arasında yer aldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “TP Türkiye olarak faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde istihdamı artırmak ve toplumsal fayda yaratmak için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Kadınların ekonomik hayatta daha güçlü bir şekilde yer almasının hem toplumsal kalkınma hem de sürdürülebilir büyüme açısından büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Bu kapsamda, bölgedeki kadınların iş gücüne katılımını desteklemekten ve onlara yeni fırsatlar sunmaktan mutluluk duyuyoruz.” Gençlik Derneği Genel Başkanı Mücahit Yılmaz ise kurumlar arası iş birliklerinin sosyal kalkınma açısından kritik bir rol oynadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Kurumlar arası iş birliğinin çok önemli olduğunu biliyoruz. Bu protokol kapsamında yönlendireceğimiz en az lise mezunu, 18–35 yaş arası dezavantajlı kadınlara istihdam imkânı sağlanacak. Böylelikle dezavantajlı kadınların ekonomik hayata katılmasına katkı sunmuş olacağız. Dernek olarak bu alandaki çalışmalarımızı sürdürecek ve benzer iş birliklerini artırmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul, İpek Yolu Sigorta Forumu’na Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor Haber

İstanbul, İpek Yolu Sigorta Forumu’na Ev Sahipliği Yapmaya Hazırlanıyor

Mandarin Oriental Bosphorus Otel'de düzenlenecek foruma, bir çok ülkenin sigorta birliği başkanları, uluslararası ve ulusal sigorta şirketlerinin üst düzey yöneticileri, sigorta sektörü paydaşlarının temsilcileri katılacak. Forum’a uluslararası düzeyde yüksek katılım olacak İstanbul, 2026 yılını taçlandıracak önemli bir uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Remed Global ve STH işbirliğiyle yürütülen İpek Yolu Sigorta Forumu, 25 Mart’ta Mandarin Oriental Bosphorus’da uluslararası sigorta sektörünü bir araya getiriyor. “Sigorta’nın Geleceğine Köprüler Kurmak” temasıyla düzenlenecek forumda sigortacılığın geleceği, gelişmekte olan ipek yolu bölgesindeki fırsatlar, akıllı sigortacılık konularında küresel ölçekte atılacak ortak adımlar ele alınacak. Forum’a 20 ülkeden fazla farklı katılımcı,130 uluslararası partner kuruluş, sigorta birlikleri, sigorta sektör derneklerinin üst düzey temsilcileri, katılımcı ülkelerin ticari ateşeleri, akademisyenler ve sektör karar vericileri katılacak. Ana Gündem: Teknolojiyle Erişilebilir ve Akıllı Sigortacılık Forumun ana oturumu, “TechBridge: Teknolojiyle Erişilebilir ve Akıllı Sigortacılık” başlığı altında gerçekleşecek. Bu oturumun temel odak noktasını Agentic AI, Üretken Yapay Zeka, IoT gibi yeni nesil teknolojiler, sigorta sektörünü etkileyen trendler ve sektörel gelişmeler oluşturacak. Sigorta teknolojileri alanında çalışmalarını yürüten insurtech girişimlerin sunum yapacağı TechBridge oturumunda, bu alanda öne çıkan ürünleri, odaklanılan acı noktalarına yönelik çözümleri ve girişimlerin başarı hikayelerini dinleme fırsatı bulacaksınız. Sigortacılığın Geleceği: Yeni Fırsatlara Doğru, Gelişmekte Olan İpek Yolu Bölgesindeki Fırsatlar gibi başlıklar forumun öne çıkan diğer tematik oturumları arasında yer alıyor. Özel Gündem Konuşmacısı: Sabine VanderLinden Forumun özel gündem konuşmasını, yapay zekayı ve gelişmiş teknolojileri sigorta sektöründe ölçülebilir iş sonuçlarına dönüştürmeye odaklanan Alchemy Crew Ventures CEO'su Sabine VanderLinden yapacak. Konuşmasında ayrıca, yapay zekanın sigortayı nasıl dönüştürdüğüne ve sektör genelinde dijital dönüşümü nasıl yönlendirdiğine dair küresel en iyi uygulamaları da paylaşacak. İpek Yolu Sigorta Sektörü Raporu yayımlanacak Forumun sonunda, sürdürülebilir ve bölgesel kalkınma hedefleri doğrultusunda ülkeler arasında ortak sektör politikalarını güçlendirmeyi, dijitalleşme kültürünü küresel bir yaşam biçimine dönüştürmeyi hedefleyen " İpek Yolu Sigorta Sektörü Raporu " yayımlanacak. Bu raporla İstanbul'un yalnızca sektörel etkinliğe bir ev sahibi şehir değil, aynı zamanda sektörün dönüşümünün küresel merkezi olma yolundaki konumu da pekiştirilecek.

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti Haber

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti

Avrupa Birliği'nin doğu sınırlarını ve Avrasya'nın batı ayağını oluşturan önemli bir bölge olan Balkanlar'daki yerel yönetimleri bir araya getirmek amacıyla 2021 yılında kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın 5. Yıllık Zirvesi, Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yapıldı. BALKANLARLA GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ Belediye başkanları, yerel yönetim temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya geldiği zirvede, Balkanlar ile güçlü bağları bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de üyeliği de kesinleşti. Bu üyelikle Bursa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir şehircilik, demokratik yönetişim, kültürel ve ekonomik iş birlikleri ile bölgesel dayanıklılığın artırılmasına yönelik somut, iş birliğine dayalı ve geleceğe dönük projelerde aktif rol üstlenecek. “BURSA, BALKAN COĞRAFYASINDA AKTİF ROL ÜSTLENECEK” Marmara Belediyeler Birliği Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, B40 Balkan Şehirleri Ağı üyeliğinin tarihi bir adım olduğunu söyledi. Balkanlar ile olan köklü tarihi ve kültürel bağları, bugünün vizyonu ve yarının projeleriyle birleştirdiklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, Avrupa ve Balkanlar’ın en kapsamlı yerel yönetim ağının bir parçası olarak; yeşil dönüşümden sürdürülebilir şehirciliğe kadar pek çok stratejik alanda iş birliğinin kurumsal temelini attıklarını dile getirdi. Tarihi ve kültürel bağların en güçlü olduğu Balkan coğrafyasına Bursa’nın tecrübesini aktaracaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Hayata geçireceğimiz ekonomik projelerle şehrimizi geleceğe hep birlikte hazırlayacağız. Sınırları aşan kardeşliğimizi, bölgesel kalkınma ve ortak bir gelecek hedefiyle çok daha ileriye taşıyacağız” dedi. ÜYE ŞEHİRLER ARASINDA BİLGİ PAYLAŞIMI Zirve programında ‘Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik’, ‘Kültür ve turizm alanında iş birliği’, ‘Demokrasi ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi’ başlıkları ön plana çıktı. Program kapsamında üye şehirler arasında bilgi paylaşımını artırmayı ve ortak eylemleri hızlandırmayı hedefleyen yuvarlak masa toplantıları düzenlendi. YÜKSEK DÜZEYLİ İKİLİ GÖRÜŞMELER Zirve kapsamında ayrıca B40 Genel Kurulu, Yürütme Kurulu Toplantısı, Şehir liderleri arasında gerçekleştirilen yüksek düzeyli ikili görüşmeler düzenlendi. Eurocities iş birliğiyle organize edilen Yerel Demokrasi Paneli de birçok büyük Avrupa kentinin belediye başkanını bir araya getirerek yerel demokrasinin korunması ve güçlendirilmesine odaklandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, program kapsamında Selanik Belediye Başkanı Stelios Aggeloudis ve Zagreb Belediye Başkanı Tomislav Tomašević ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi. 60’TAN FAZLA ÜYE ‘Daha İyi Gelecek, Daha İyi İşbirliği’ temasıyla 2021 yılında düzenlenen İstanbul Zirvesi sonrasında imzalanan ‘İstanbul Deklarasyonu’ ile kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın gelinen aşamada 60’tan fazla üye kenti bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mezra Ziraat 2025 Yılında 22 Bin 500 Dekara Ulaştı Haber

Mezra Ziraat 2025 Yılında 22 Bin 500 Dekara Ulaştı

Mezra Ziraat’in üretim faaliyetleri, Sukkar Şeker ile kurulan güçlü entegrasyon sayesinde sanayi boyutunda da önemli bir ekonomik ölçeğe ulaştı. Bu iş birliğiyle Erzurum Şeker Fabrikası’nın ham madde ihtiyacının büyük bir bölümü karşılanabilir hâle gelirken, Mezra Ziraat ve Sukkar Şeker iş birliğiyle Doğu Anadolu’da yaklaşık 1,2 milyar TL’lik bir üretim hacmine ulaşılmış oldu. Eyüp Demir: “Bu Bir Tarım Projesi Değil, Bölgesel Kalkınma Modeli” Mezra Ziraat Genel Müdürü Eyüp Demir, yürütülen çalışmaların yalnızca üretim artışı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Demir, Doğu Anadolu’daki dönüşümün ekonomik boyutuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Biz Doğu Anadolu’da yalnızca şeker pancarı ekim alanlarını büyütmedik; yıllardır üretimden kopmuş toprakları yeniden ekonomiye kazandırdık. 4 bin dekarda başlayan bu yolculuk, bugün 22 bin 500 dekarlık sürdürülebilir bir üretim alanına dönüştü. 2019’da 17 bin ton olan üretimimiz bugün 80 bin tona ulaştı. Bu yapı, sanayiye kesintisiz ham madde sağlarken bölge ekonomisine de ciddi bir hacim kazandırıyor.” Kurulan modelin çiftçi, sanayi ve istihdam zincirini aynı anda güçlendirdiğini belirten Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mezra Ziraat ve Sukkar Şeker arasında kurulan bu entegrasyon sayesinde, hem çiftçiye öngörülebilir bir gelir modeli sunduk hem de sanayi tarafında tedarik risklerini önemli ölçüde azalttık. Tarımı sanayiden kopuk değil, sanayinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.” Hayvancılık ve Enerji Yatırımlarıyla Ölçek Büyüdü 2025 yılı, Mezra Ziraat’in hayvancılık yatırımlarında da önemli bir büyümeye sahne oldu. Erzurum’da uzun yıllar atıl durumda kalan bölgenin en büyük çiftlik işletmesi, yapılan yatırımlarla modern bir üretim tesisine dönüştürüldü. AB standartlarında inşa edilen ahırlar ve çatılarına kurulan Güneş Enerjisi Sistemleri sayesinde tesis, kendi enerjisini üretebilen çevreci bir yapıya kavuştu. Yatırımlar istihdama da doğrudan yansıdı. Mezra Ziraat’ta çalışan sayısı 55’ten 200’e yükselirken, bu artış bölge ekonomisine kalıcı katkı sağladı. 2026’da Hedef: Daha Fazla Üretim, Daha Güçlü Ekonomi Mezra Ziraat, 2026 yılında üretim kapasitesini artırmayı, modern tarım uygulamalarını daha geniş alanlara yaymayı ve hayvancılık yatırımlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Şirket, orta vadede 500 daimi ve 350 mevsimlik istihdama ulaşmayı planlıyor. Eyüp Demir, 2026 vizyonuna ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki dönemde hedefimiz; üretimi büyütürken verimliliği artırmak, hayvancılık yatırımlarımızı güçlendirmek ve istihdamı kalıcı hâle getirmek. Mezra Ziraat olarak Doğu Anadolu’da tarımı yalnızca ayakta tutan değil, ekonomiyi büyüten bir yapı kurmaya devam edeceğiz.”

CK Enerji Çamlıbel Elektrik’ten Sektörde Bir İlk Haber

CK Enerji Çamlıbel Elektrik’ten Sektörde Bir İlk

Sivas, Tokat ve Yozgat’ı kapsayan rapor, bölgesel kalkınmadan yatırım planlamasına kadar birçok alanda önemli bir rehber niteliğine sahip. CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi Raporu’na göre, tarımsal faaliyet abonelerinin elektrik tüketimi, sulamaların yoğun olduğu ilk 9 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,97 arttı. Geçen yıl üç ilde toplam elektrik tüketimi içinde yüzde 8,30 olan tarımsal faaliyet abonelerinin payı, bu senenin ilk 9 ayında ise yüzde 11,18’e yükseldi. Tarımsal faaliyet abonelerinin sadece yüzde 5,4’ünü kadınlar oluştururken 18-24 yaş genç abonelerin payı ise yüzde 0,4’lerde kaldı. Enerji sektörünün öncü şirketi CK Enerji Çamlıbel Elektrik; Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyette bulunan abonelerinin, yaş ve cinsiyet dağılımından elektrik tüketimine kadar pek çok veriyi içeren “Tarımın Enerjisi Raporu”nu açıkladı. CK Enerji Çamlıbel Elektrik Genel Müdürü Muharrem Bülbül, “sektörde bir ilk olan raporun” sadece enerji sektörüne değil, bölgesel kalkınma stratejilerinin belirlenmesine, tarımsal verimliliğin artırılmasına ve sürdürülebilir yatırımların planlanmasına da önemli bir rehber niteliği taşıyacağını söyledi. TOPLAM TÜKETİMİN YÜZDE 11,18’İ TARIMSAL ABONELERDEN GELDİ Teknolojiye yaptıkları yatırımla görevli tedarik şirketi olarak hizmet verdikleri Sivas, Tokat ve Yozgat’taki tarımsal faaliyet abonelerinin profillerine yönelik değerli verilerden “CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi Raporu”nu oluşturduklarını belirten Muharrem Bülbül, “Tarımsal faaliyetler hem bölge ekonomisinin hem de ülkemizin geleceği açısından stratejik öneme sahip. Biz CK Enerji olarak tarımın enerjisini doğru yönetmenin, üreticilerimize sürdürülebilir bir gelecek sunmanın temelini oluşturduğuna inanıyoruz. Bu raporla birlikte, tarımsal enerjinin bugünkü tablosunu ortaya koyarken geleceğin ihtiyaçlarına da ışık tutmak istedik. Raporumuza göre geçen yılın ilk 9 ayında tarımsal faaliyet abonelerimizin elektrik tüketimi 162,3 milyon kWh iken bu yıl aynı dönemde bu rakam yüzde 11,97 artarak 181,8 milyon kWh’nin üzerine çıktı. İklim değişikliğinin de etkisi ile bu yaz azalan yağışlar, kuraklık ve su kaynaklarının yetersizliği sonucu elektrikli sulama pompalarının daha yoğun kullanılması bu artışın ana en önemli nedenleri arasında yer aldı. Söz konusu abonelerin yüzde 91’inden fazlası tarımsal sulama kapsamında hizmet alırken, geçen yıl toplam tüketim içinde yüzde 8,30 olan tarımsal faaliyet abonelerinin toplam tüketimdeki payı, 2025 yılının ilk 9 ayında yüzde 11,18’e yükseldi” dedi. TARIMSAL TÜKETİMDE YOZGAT İLK SIRADA CK Enerji Çamlıbel Elektrik Tarımın Enerjisi raporunda üç ildeki tarımsal faaliyet abonelerinde 2012 yılından bu yana gözlenen büyük artışa da yer verildi. Rapora göre Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyetlere yönelik abone sayısı, 2012 yılında 625 iken 2025 yılı itibarıyla 8 bin 369’a ulaştı. Aradan geçen sürede bölgedeki tarım abone sayısı yüzde 1.239 arttı. Tarımsal faaliyet aboneleri alt kırılımına bakıldığında 7 bin 672 abone ile tarımsal işletmeler birinci sırada yer alırken hayvancılık işletmeleri 697 abone ile ikinci sırada yer aldı. Tarımsal faaliyet abonelerinin illere göre dağılımda Tokat yüzde 23, Sivas yüzde 33,9, Yozgat ise yüzde 43,1 paya sahip oldu. Üç il arasında Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesi, 1.417 aboneyle en fazla tarımsal faaliyet abonesine sahip bölge olarak öne çıktı. Bu sayı, toplam tarım abonelerinin yaklaşık yüzde 17’sine karşılık gelirken Boğazlıyan’ı 911 aboneyle Sivas Merkez izledi. TARIMDA GENÇLERİN PAYI YÜZDE 0,4 KADINLARIN PAYI YÜZDE 5,4 Raporun bir diğer dikkat çekici verisi ise yaş aralığı ve cinsiyet dağılımı oldu. Üç ildeki abonelerin sadece yüzde 0.4’lük kısmını genç yaş olarak tabir edilen 18–24 yaş aralığında olurken yüzde 63,6’sını yetişkin yaş olarak tabir edilen 25–64 yaş aralığı, yüzde 36’lık kısmını ise 65 yaş ve üzeri aboneler oluşturdu. Cinsiyet dağılımı incelendiğinde, tarımsal faaliyet abonelerinin yüzde 82,6’sının erkek, yüzde 5,4’ünün ise kadın olduğu görüldü. Bu arada abonelerin yüzde 12,1’i tüzel kişi kategorisinde yer aldı. Kadın abone oranının yüzde 8,6 ile Tokat’ta en yüksek seviyede olması, bölgedeki tarımsal katılımın coğrafi olarak da farklılık gösterdiğini ortaya koydu. TARIMSAL İŞLETMELER YENİLENEBİLİR ENERJİYE YÖNELİYOR İklim değişikliğinin etkisi ile son yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretim ve tüketimindeki payı artarken, CK Enerji Çamlıbel Elektrik’in Tarımın Enerjisi Raporu’nda bölgede bu yöndeki gelişmelere de yer verildi. CK Enerji Çamlıbel Elektrik’in hizmet bölgesi olan Sivas, Tokat ve Yozgat’ta tarımsal faaliyet gösteren işletmeler tarafından kurulan yenilenebilir enerji santrallerinin 2025 yılının ilk 9 ayında toplam üretimi 2,5 milyon kWh’ye ulaşırken, tarımsal işletmelerin bu santrallerden tükettikleri enerji ise 1,9 milyon kWh’yi buldu. EĞİTİMLERLE TARIMDA ENERJİ VERİMLİLİĞİNE DESTEK CK Enerji Çamlıbel Elektrik, yalnızca verileri analiz eden bir kurum olarak değil, aynı zamanda üreticilerin enerji verimliliği bilincini artıran bir paydaş olarak da sahada aktif rol üstlendiğini raporla bir kez daha ortaya koydu. Tarımın Enerjisi Raporu’na şirketin yürüttüğü Enerji Okuryazarlığı Projesi kapsamında 2022 yılında Tokat’ın Akyamaç ve Kemalpaşa köylerinde meyve üreticilerine yönelik eğitim programları düzenlendiğinin altı çizildi. Bu eğitimlerde, tarımsal sulamada enerji tasarrufu sağlayacak yöntemler, uygun elektrik tarifeleri, yenilenebilir enerji kullanımı, verimli sulama teknikleri ve doğru ekipman seçimi gibi konularda bilgi paylaşıldı.

TKYB “Asya’nın En İyi Entegre Raporu” Ödülüne Layık Görüldü Haber

TKYB “Asya’nın En İyi Entegre Raporu” Ödülüne Layık Görüldü

2015 yılından bu yana düzenlenen Asia Integrated Reporting Awards (AIRA), Asya kıtasında entegre raporlama alanında en yüksek itibara sahip organizasyonlardan biri olarak kabul ediliyor. Uluslararası jüri, finansal kurumların şeffaflık, sürdürülebilirlik yönetimi, paydaş katılımı ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini kapsamlı biçimde değerlendiriyor. TKYB, bu yılki ödül sürecinde 15 ülkeden 200’ü aşkın kurumun raporları arasından seçilerek, “Best Integrated Report in Asia” kategorisinde birinciliğe layık görüldü. Bu ödül, Bankanın entegre düşünce sistematiğini kurumsal yönetim ve stratejik planlama süreçlerine başarıyla entegre ettiğinin somut bir göstergesi oldu. Beşincisi yayımlanan 2024 Entegre Raporu, TKYB’nin ekonomik performansının yanı sıra sürdürülebilirlik stratejilerini, iklim risk ve fırsat yönetimini, sosyal etki programlarını ve yönetişim yapısını tek çatı altında birleştiriyor. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile tam uyumlu biçimde hazırlanmış ve Global Reporting Initiative (GRI) ilkelerini bütünleştiren hibrit bir raporlama modeli olarak öne çıkan bu çalışma, finansal verilerin ötesine geçerek etki odaklı bir anlatım sunuyor. 1 Ocak–31 Aralık 2024 dönemini kapsayan rapor, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda TKYB’nin performansını bütünsel bir bakış açısıyla ortaya koyuyor. Çevresel ve sosyal göstergelerin önemli bir bölümünü bağımsız denetim kurumu tarafından onaylattıran ve uluslararası standartlara göre raporu hazırlayan banka bu yönüyle, sürdürülebilirlik verilerini bağımsız doğrulamadan geçiren ilk kamu bankası olma niteliğini taşıyor. TKYB’nin 2024 Entegre Raporu, sürdürülebilirlikte uluslararası standartlara tam uyum sağlayarak dikkat çekti. Banka, Sustainalytics tarafından yapılan değerlendirmede 12,4 düşük ÇSY risk puanı ile “ÇSY Industry Top Rated” unvanını alırken, CDP (Carbon Disclosure Project) kapsamında ise B (Yönetim Düzeyi) skorunu elde etti. Bu göstergeler, Bankanın çevresel yönetim, paydaş etkileşimi ve yönetişim süreçlerinde dünya çapında kabul gören standartları başarıyla uyguladığını ortaya koyuyor. Ayrıca, TKYB’nin TSE tarafından “İklim Dostu Kuruluş” belgesiyle tescillenmiş olması, yeşil dönüşüm finansmanındaki liderliğini pekiştiriyor. Toplam kredi portföyünün %96’sının sürdürülebilirlik temalı kredilerden oluşması ve 3.691 MW yenilenebilir enerji kurulu gücüne ulaşması, Bankanın Türkiye’nin enerji dönüşümüne doğrudan katkısını gözler önüne seriyor. Bankanın Sürdürülebilirlik ve Etki Yönetimi’nden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Seçil Yıldız, alınan uluslararası ödülle ilgili, “Entegre rapor sadece finansal performansı değil, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda ürettiğimiz çevresel ve sosyal değeri de yansıtıyor. PCAF metodolojisini uygulayan ilk kamu bankası olarak, portföy kaynaklı emisyonlarımızı şeffaf biçimde raporluyor ve iklim risklerini senaryo temelli olarak yönetiyoruz. Bu ödül ayrıca, sürdürülebilir finans alanında ulaştığımız liderliğin ve paydaşlara karşı hesap verebilirliğimizin uluslararası düzeyde tescili anlamına geliyor. Entegre raporlama yaklaşımını yalnızca bir iletişim aracı değil, karar alma süreçlerini yönlendiren bir yönetim sistemi olarak konumlandırıyoruz” dedi. 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda sorumluluklarının farkında olduklarını söyleyen Yıldız, “Elde ettiğimiz bu başarı, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda yürüttüğü faaliyetlerle ulusal yeşil dönüşüm sürecindeki öncü rolünü de güçlendiriyor. Banka; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, kaynak döngüselliği, gıda güvenliği, bölgesel kalkınma ve afet dirençliliği alanlarında sağladığı finansman ve teknik destekle sürdürülebilir kalkınmanın tüm boyutlarında etkinliğini artırıyor. 2024 yılı itibarıyla 4,2 milyon ton CO₂ emisyonunun azaltılması, Türkiye’nin toplam yenilenebilir enerji kapasitesinin %7’sinin finanse edilmesi ve 15 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’na (SKA) doğrudan veya dolaylı katkı sağlanması, Banka’nın bu alandaki kararlılığının en somut göstergeleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.