Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Borçlanma

Kapsül Haber Ajansı - Borçlanma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Borçlanma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı Haber

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı

İSO İkinci 500 araştırması, her yıl olduğu gibi bu yıl da söz konusu kuruluşların karşı karşıya kaldığı ekonomik ve finansal koşulların yanı sıra ihracat, AR-GE ve teknoloji faaliyetleri açısından performanslarına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu. Hiç kuşkusuz bu sonuçları değerlendirirken dezenflasyon süreci ve zorlu küresel koşulların sanayi kuruluşlarımıza etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Zira 2025, sanayi firmalarının artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştıkları bir yıl olarak tarihe geçti. İSO İkinci 500’ün sıralama kriteri olan üretimden satışlar, 2024 yılında 1 trilyon 393 milyar lira iken 2025’te yüzde 25,7 artışla 1 trilyon 750 milyar liraya yükseldi. Söz konusu artış; 2020 sonrasındaki en düşük oran olarak dikkat çekti. Buna karşılık 2025’te yüzde 25,4 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi (Yİ-ÜFE) ile arındırıldığında; üretimden satışların reel olarak binde 2 ile çok sınırlı bir artış kaydettiği görülüyor. Böylece 2022’de yüzde 10,4; 2023’te yüzde 5,2 ve 2024’te binde 1 olan üretimden satışlardaki reel düşüş eğilimi, İSO 500’de olduğu gibi İSO ikinci 500’de de üç yılın ardından çok ılımlı düzeyde de olsa artışa dönmüş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün en büyük üç şirketi Üretimden satışlar baz alınarak yapılan 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına göre Teksan Jeneratör 5 milyar 317 milyon TL ile ilk sırayı aldı. Onu 5 milyar 308 milyon TL ile Norm Salihli Vida ve Cıvata takip ederken, Biska Tekstil 5 milyar 306 milyon TL ile üçüncü oldu. 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına üretimden satışları 5 milyar 317 milyon TL ile 2 milyar 220 milyon TL arasında kalan şirketler girebildi. İSO İkinci 500’ün 2024 yılı listesinde yer alan şirketlerin üretimden satışları 4 milyar 186 milyon TL ile 1 milyar 821 milyon TL bandında gerçekleşmişti. 2025 yılında 69 yeni kuruluş İSO İkinci 500 sıralamasında yer alma başarısı gösterdi. 26 kuruluş, 2024 araştırmasında İSO 500’de iken 2025’te İSO İkinci 500’e geriledi. 405 kuruluş ise son iki yılda da İSO İkinci 500 sıralamasında yer aldı. Zorlu küresel talep koşullarına rağmen Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,4 artışla 273,2 milyar dolara yükselmiş; sanayi malları ihracatı ise yüzde 4,5 artarak 263,4 milyar dolara ulaşmıştı. 2025 yılında İSO 500’ün ihracatı yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara çıkarken, İSO İkinci 500’ün ihracatı yüzde 0,3 düşüş gösterdi ve 15,9 milyar dolar bandını aşamadı. Bu durum, İSO İkinci 500’ün yoğunlaşan küresel rekabet ortamında pazar payını korumakta ve genişletmekte zorlandığına işaret etti. Bu gelişmeler sonucunda İSO İkinci 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 2025 yılında 0,3 puan azalarak yüzde 6’ya geriledi. 2025 yılında uygulanan dezenflasyon politikaları ve dış pazarlardaki durgunluk satış gelirleri üzerinde baskı yaratırken, yüksek faiz oranları ve artan finansman yükleri, karlılık göstergelerini sınırlamaya devam etti. Buna karşılık, şirketlerin maliyet yönetiminde sağladığı göreli başarı, karlılığın ılımlı düzeyde de olsa korunmasında etkili oldu. İSO 500’e benzer şekilde İSO İkinci 500’de de sanayi kuruluşlarının karları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025’te güçlü nominal artışlar kaydetti. Ancak bu iyileşmede, 2024 yılı karlılık büyüklüklerinin oldukça düşük seviyelerde gerçekleşmesinin yarattığı baz etkisi belirleyici oldu. Bununla birlikte, 2025 yılında tüm karlılık rasyoları 2015-2024 ortalamasının altında kaldı. 2024’ten 2025’e İSO İkinci 500’ün faaliyet karı yüzde 35,4 oranında artarak 118 milyar liradan 160 milyar liraya yükseldi. Buna paralel olarak faaliyet karlılığı oranı da yüzde 7,3’ten yüzde 7,7’ye çıktı. Yine de söz konusu oran, son 10 yıl ortalaması olan yüzde 10,9’un oldukça altında kaldı. Aynı dönemde İSO İkinci 500’ün vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 34 artışla 34 milyar liradan 46 milyar liraya çıktı. Vergi öncesi dönem karlılığı yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çok sınırlı bir artış gösterirken, bu oran da 2015-2024 ortalaması olan yüzde 6,6’ya göre çok daha düşük gerçekleşti. Bir diğer önemli karlılık göstergesi olan faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar toplamı ise yüzde 28,8’lik artışla 205 milyar liradan 264 milyar liraya yükseldi. Buna karşılık FAVÖK karlılığı oranı 0,1 puan artışla yüzde 12,7’den yüzde 12,8’e yatay seyretti. Söz konusu oran da son 10 yıl ortalaması olan yüzde 14’ün altında seyretti. 2025’te karlardaki güçlü nominal artışlara rağmen İSO 500’de olduğu gibi İSO İkinci 500’de de zarar eden kuruluş sayısı yüksek kalmaya devam etti. İSO İkinci 500’de vergi öncesi dönem karı/zararı büyüklüğüne göre; 2024’te 159 ile rekor seviyesine ulaşan zarar eden kuruluş sayısı, 2025’te ılımlı bir düşüşle 155’e geriledi. Ancak yine de bu sayı, 2008 küresel kriz yılından bu yana ikinci en yüksek değer olarak dikkat çekti. Diğer taraftan, operasyonel karlılığı gösteren faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar büyüklüğünde ise zarar eden firma sayısı 3 adet azalarak 27’ye indi. Ancak bu rakam da 2013 sonrasındaki dönemin en yüksek ikinci seviyesinde gerçekleşti. İSO İkinci 500’de karlılığın üretim faaliyeti dışı gelir ve giderlerden nasıl etkilendiğini yansıtan bu tablo incelendiğinde; 2023 ve 2024’ün ardından 2025 yılında da net kambiyo zararının oluştuğu görüldü. Net kambiyo zararı geçen yıla göre 4 kat artarak 26 milyar TL’ye yükselirken, kambiyo zararı dışındaki diğer faaliyetlerden elde edilen net kar 55 milyar TL düzeyine çıktı. Sonuçta 28 milyar TL’lik üretim faaliyeti dışı net gelir elde edilirken, bu rakamın net satışlara oranı da yüzde 0,9’dan yüzde 1,4’e yükseldi. Üretim faaliyeti dışı gelir ve giderler içerisinde faiz, temettü, iştirak gelirleri, menkul kıymet ve duran varlık satışları, komisyon vb. gibi birçok kalem yer alıyor. Finansman giderleri geçmiş yıllarda olduğu gibi 2025’te de hem İSO 500’de hem de İSO İkinci 500’de sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı sürdürdü. İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45,2 oranında artarak 138 milyar TL’ye yükseldi. Aynı yılda faaliyet karı ise yüzde 35,4 artışla 160 milyar TL’ye yaklaştı. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 5,8 puan daha artarak yüzde 86,7’ye yükseldi. Bu oranın 2015-2024 ortalamasının yüzde 47,3 olduğu düşünüldüğünde, yıllardan beri hep işaret edildiği üzere sanayiciler ana faaliyetlerinden elde ettiği karın çok büyük bir bölümünü finansman giderlerin ayırma gerçeğinden uzaklaşamadı. Bilindiği üzere, yaklaşık 20 yıl aradan sonra uygulanan enflasyon muhasebesi nedeniyle 2023 yılında özkaynaklar ve aktifler başta olmak üzere bilanço göstergeleri önemli artışlar kaydederken, 2024 yılında bu etki çok daha sınırlı gerçekleşmişti. 2025’te ise karlılığın düşük seyrini koruması ve enflasyon muhasebesinin uygulanmamasının da etkisiyle özkaynaklardaki artışın sınırlı kaldığı görülüyor. Verilere bakıldığında; İSO İkinci 500’de aktif tarafta dönen varlıklar yüzde 36,8; duran varlıklar yüzde 22,6 oranında büyüdü. Böylece aktif toplamındaki artış yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Pasif tarafta ise özkaynaklar yüzde 13,3 ile sınırlı bir artış gösterirken, toplam borçlardaki artış yüzde 50,2 ile çok daha yüksek seyretti. İSO İkinci 500 borç ve özkaynakların dağılımı açısından da çarpıcı veriler sunuyor. Hatırlatmak gerekirse, 2023’te uygulanan enflasyon düzeltmesi, İSO İkinci 500’ün kaynak yapısını esas itibarıyla özkaynaklar üzerinden etkilemiş ve kaynak dağılımını iyileştirici rol oynamıştı. 2024’te de özkaynakların payı hafif bir artış göstermişti. 2025’te ise durum tersine dönmüş ve borçların aktifler içindeki payı 7 puanlık artışla yüzde 51,8’e yükselirken, özkaynakların payı yüzde 48,2’ye gerilemiş bulunuyor. Zayıf seyreden karlılık performansı özkaynak artışını sınırlarken, hızlı borçlanma eğiliminin sürmesi nedeniyle kaynak yapısı yeniden hafif borç ağırlıklı hale gelmiş gözüküyor. İSO İkinci 500’de 2024 yılında yüzde 32,2 artan toplam borçlar, 2025’te yüzde 50,2 ile daha hızlı büyüdü. Alt kalemler incelendiğinde; 2024 yılında yüzde 45,1 olan mali borçlardaki artış, 2025 yılında yüzde 52,1’e yükseldi. Diğer borçlar ise 2024 yılındaki yüzde 20,6’lık sınırlı artışın ardından 2025’te yüzde 48,2 ile daha hızlı bir artış gösterdi. Böylece 2021-2023 döneminin aksine, 2024 ve 2025 yıllarında mali borçlar diğer borçların üzerinde büyüdü. 2025’te tüm borçlanma türlerinde artışın hızlanması, kredi maliyetlerindeki yükselişe rağmen nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların finansal ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla borçlanmak zorunda kaldığına işaret etti. Borçların vadelerine göre gelişiminde ise uzun vadeli mali borçların kısa vadelilere göre daha hızlı artmasının etkisiyle kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı üst üste üçüncü yıl azalarak 2025’te yüzde 54’e geriledi. Buna rağmen, İSO İkinci 500’ün borç stoku kısa vade ağırlıklı yapısını korudu ve kısa vadeli mali borçların payı 2022 öncesine göre yüksek kalmaya devam etti. Sanayicilerin uzun yıllardır dile getirdiği ve makul bir çözüm bulunması noktasında çeşitli öneriler sunduğu devreden KDV alacakları sorunu, gerek İSO 500’de gerekse İSO İkinci 500’de hala devam ediyor. Hatırlanacağı üzere devreden KDV yükü, İSO 500 için 2025 yılında yüzde 42,1 artışla 120 milyar TL’nin üzerine çıkmıştı. İSO İkinci 500’de de devreden KDV bir önceki yıla göre yüzde 25,2 oranında artarak 22 milyar TL’ye yaklaşmış durumda. Sanayiciler bu döngüyü uzun zamandır devlete sıfır faiz ve sonsuz vade ile borç verilmesi olarak nitelendiriyor. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve firmaların işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu mevcut ekonomik koşullarda, sanayiciler açısından önemli bir kaynağın devreden KDV yoluyla sistem içinde kilitli kalmaya devam ettiği görülüyor. Sanayimizin rekabet gücünü desteklemek ve işletmelerimizin finansman imkanlarını güçlendirmek için devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların hayata geçirilmesi gerekiyor. İSO İkinci 500’ün dikkat çeken bir başka göstergesi de teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımı. Bu verilere bakıldığında, 2013’ten bu yana olduğu gibi 2025 yılında da yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek payın yüzde 40,8 ile düşük teknoloji yoğunluklu sanayilere ait olduğu görülüyor. Ancak bu grubun payı geçen yıla göre 0,2 puan düşüş gösterdi. Aynı yılda orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı 0,6 puan azalışla yüzde 27,1’e; orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 0,8 puan azalışla yüzde 27,2’ye gerilemiş durumda. Buna karşılık yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise yüzde 3,3’ten yüzde 4,9’a çıkmış ve 2015 sonrasındaki en yüksek düzeyine ulaşmış bulunuyor. Bu veriler, özellikle orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin toplam payının 2024’te yüzde 31,3 iken, 2025’te 0,8 puan daha artarak yüzde 32,1 ile rekor seviyesine çıktığına işaret ediyor. Öte yandan, küresel rekabetin geleceğine dijitalleşme ve yeşil dönüşümün damga vuracağı gerçeği göz önüne alındığında, ulaşılan noktanın yeterli olmadığı ve sanayi sektörünün bu alana daha fazla odaklanması gerektiği görülüyor. Sanayi kesiminin rekabetçiliği için AR-GE faaliyetleri hayati önemini korusa da İSO İkinci 500’de 2024’teki yükselişin ardından 2025’te AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısı 238’den 229’a gerilemiş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün 2024 yılında 8,6 milyar TL olan toplam AR-GE harcamalarının ise 2025’te yüzde 16’lık sınırlı bir artışla 10 milyar TL’ye yükseldiği görülüyor. Buna paralel olarak, AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı da yüzde 0,62’den yüzde 0,57’ye gerileyerek hafif bir ivme kaybına işaret ediyor. Söz konusu veriler, İSO İkinci 500’ün bu alana kaynak ayırmakta zorlandığını gösteriyor. Bu durum, üretim kapasitesini korumanın tek başına yeterli olmadığını, uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracak, verimliliği yükseltecek ve yüksek katma değer yaratacak dönüşüm adımlarının desteklenmesinin önemini bir kez daha teyit ediyor. 2025 yılında İSO İkinci 500 istihdamının yüzde 2,2 düşüşle 285 bin kişiye gerilediği görülüyor. İstihdamdaki düşüş, hem özel hem de kamu kuruluşlarında gerçekleşmiş bulunuyor. Aynı yılda tam istihkak olarak ödenen brüt maaş ve ücretler yüzde 37,3 oranında artarken, bu artış yüzde 2,2’lik istihdam düşüşü ile birlikte değerlendirildiğinde, çalışan başına ödenen brüt maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 40,4’e çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’dan Sürdürülebilir Tarımda Adaptasyona 30 Milyon Euroluk Yeşil Tahvil Haber

Garanti BBVA’dan Sürdürülebilir Tarımda Adaptasyona 30 Milyon Euroluk Yeşil Tahvil

Garanti BBVA, sürdürülebilir tarımda iklim değişikliği adaptasyonu ve dayanıklılığı desteklemek amacıyla 30 milyon euro tutarında, yurt dışı borçlanma kapsamında, 1 yıl 2 gün vadeli yeşil tahvil ihraç etti. Garanti BBVA Sürdürülebilir Borç Finansmanı Çerçevesi kapsamındaki ihraçtan elde edilecek kaynak, sürdürülebilir tarım projelerinin finansmana aktarılacak. Tahvil ihracıyla; organik ve sürdürülebilir tarımsal üretim ile arazi yönetimi uygulamaları, verimli sulama altyapıları ve su yönetim sistemleri, tarımsal faaliyetlerde iklim değişikliği adaptasyonu ve dayanıklılığı artırmaya yönelik önlemler ile tarımsal altyapı yatırımlarına finansman sağlanması hedefleniyor. Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Garanti BBVA olarak sürdürülebilir finansmanı, Türkiye ekonomisinin dönüşümünü destekleyen en önemli araçlardan biri olarak görüyoruz. Tarım sektörü ise hem gıda güvenliği hem de iklim değişikliğinin etkilerine adaptasyon açısından kritik bir öneme sahip. Bu nedenle sürdürülebilir tarımda adaptasyonu destekleyen bu tahvil ihracını son derece değerli buluyoruz. İklim değişikliğinin etkilerinin giderek daha görünür hale geldiği günümüzde, tarımsal üretimin dayanıklılığını artıran yatırımların finansmanı ülkemizin geleceği açısından da büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl sürdürülebilir finansman hedefimizi 2018-2029 dönemi için 3,5 trilyon TL’ye yükseltmiştik. 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla bu hedefin yaklaşık 1,3 trilyon TL’lik bölümüne ulaştık. Bu alanda çıtamızı her geçen gün yeni sürdürülebilir kaynaklar yaratarak yükseltiyoruz. Sürdürülebilir finansmanın her alanında olduğu gibi, sürdürülebilir tarım ve doğal kaynakların korunması alanlarında da dönüşümü destekleyeceğiz,” dedi. Garanti BBVA, yeşil tahvil kaynaklarını tarım sektörüne etkin şekilde yönlendirerek üreticilerin iklim değişikliğine adaptasyonunu destekleyen yatırım projelerine finansman sunuyor. Bu doğrultuda Banka, sürdürülebilir finansman alanında geliştirdiği yenilikçi ürün ve çözümlerle Türkiye'nin düşük karbonlu, dayanıklı ve kapsayıcı ekonomiye geçişini desteklerken; sürdürülebilir finansman hedefleri doğrultusunda yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tarım ve sosyal etki odaklı projelerin finansmanına katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Proje Finansmanı 2024’te %185 Büyüdü Haber

Türkiye’de Proje Finansmanı 2024’te %185 Büyüdü

Türkiye’de proje finansmanı piyasası, bir süredir devam eden dalgalı görünümün ardından yeniden hareketlenerek temkinli de olsa dikkat çekici bir büyüme performansı ortaya koydu. Branchout Türkiye tarafından yayımlanan Proje Finansmanı İşlemleri Görünümü Raporu, 2024 yılında proje finansmanı işlem hacminin bir önceki yıla göre %185 artarak 7,3 milyar dolara, finansal kapanışı gerçekleştirilen işlem adedinin ise %36 artışla 15’e yükseldiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, proje finansmanı piyasalarının iki yıllık zayıf performansın ardından kademeli fakat güçlü bir toparlanma sürecine girdiğini gösteriyor. Türkiye’nin küresel proje finansmanı piyasasındaki payı %1, Avrupa’daki payı ise %3 seviyesinde gerçekleşirken, uluslararası yatırımcı ilgisinin yeniden görünür hâle geldiği ve stratejik projelerin finansman kapasitesinin güçlendiği görülüyor. Ulaştırma ve Yenilenebilir Enerji Sektörleri Lider Konumda 2024 yılı sektörel dağılımına bakıldığında, ulaştırma sektörü toplam 3,7 milyar dolarlık işlem hacmiyle yılı lider olarak kapatırken, yenilenebilir enerji sektörü 9 işlemle adet bazında en yüksek aktivitenin gerçekleştiği alan oldu. Dönemin öne çıkan büyük ölçekli işlemleri arasında Ceyhan Polipropilen Üretim Tesisi (1,7 milyar dolar), Yerköy–Kayseri Yüksek Hızlı Tren Projesi (1,4 milyar dolar), Kuzey Marmara Otoyolu Nakkaş–Başakşehir Kesimi (1,3 milyar dolar) ve YEKA RES-2 Rüzgâr Enerjisi Portföyü (1,3 milyar dolar) yer aldı. Bu işlemler toplam proje finansmanı hacminin yaklaşık üçte ikisini oluşturdu ve Türkiye’nin enerji dönüşümü, altyapı geliştirme ve sanayi kapasitesini artırmaya yönelik projelerde proje finansmanının ne kadar kritik bir rol oynadığını açık bir şekilde gösterdi. Uluslararası Finansman Kaynaklarının Rolü Güçlü 2024 yılında gerçekleşen 15 işlemin 13’ünde uluslararası finansal kuruluşların yer alması, dış kaynaklı finansmanın Türkiye proje finansmanı ekosistemindeki belirleyici rolünü bir kez daha gösterdi. Toplam 5,8 milyar dolarlık dış finansman girişi, önceki döneme kıyasla kayda değer bir artış anlamına geliyor. Bu süreçte EBRD, KfW, Proparco, DEG, DFC ve UKEF gibi uluslararası kurumlar öne çıkarken, yerel tarafta özellikle TSKB, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik odaklı projelerde aktif rolünü sürdürdü. İşlem Türleri: Yeni Yatırımlar Ağırlıkta Proje finansmanı işlemlerinin türlere göre dağılımı, Türkiye’de yatırımların niteliğine ilişkin önemli bir görünüm sunuyor. 2024 yılında işlemlerin %71’i birincil finansman, %23’ü portföy finansmanı, %6’sı ise refinansman olarak gerçekleşti. Bu kompozisyon, Türkiye’de proje finansmanının ağırlıklı olarak yeni yatırımların, kapasite artışlarının ve stratejik projelerin hayata geçirilmesini destekleyen bir yapı sergilediğini ortaya koyuyor. Küresel Piyasalar: Yeşil ve Dijital Dönüşüm Odağında Güçlü Büyüme Branchout Türkiye’nin küresel analizine göre, 2024 yılında dünya genelinde proje finansmanı piyasaları belirgin bir ivme kazandı. Küresel işlem hacmi bir önceki yıla göre %17 artarak 784 milyar dolara ulaşırken, proje finansmanı hacminin küresel GSYH içindeki payı %0,7 ile analiz döneminin en yüksek seviyesine çıktı. Yenilenebilir enerji sektörü, küresel işlem hacminin yaklaşık yarısını oluşturarak liderliğini korudu; telekomünikasyon sektörü ise 2024 yılında işlem hacmini neredeyse ikiye katlayarak en hızlı büyüyen sektör oldu. Son 10 yılda 27 adet mega proje (10 milyar dolar üzeri) finanse edilirken, geleneksel olarak petrol ve doğal gaz ağırlıklı olan bu listeye son iki yılda yarı iletken üretim tesisleri ve gigawatt ölçekli yenilenebilir enerji portföyleri de eklendi. Bu eğilim, küresel proje finansmanı piyasasının enerji dönüşümü ve dijitalleşme ekseninde yeniden şekillendiğini gösteriyor. Branchout Türkiye’den Değerlendirmeler Branchout Türkiye Kurumsal Finansman ve Strateji Lideri Kürşat Doğan, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Proje finansmanı piyasası, uzun süre temkinli ilerleyen yatırım ortamının ardından yeniden hareketlenme sinyalleri veriyor. Hem işlem hacminde hem de sektörel çeşitlilikte ortaya çıkan görünüm, Türkiye’de yatırım finansmanı dinamiklerinin dengeli bir normalleşme sürecine girdiğini gösteriyor. Ayrıca analizlerimiz, 2024 yılı proje finansmanı işlemlerinde borçlanma yapısının toplam sermaye bileşimi içinde %85,5 seviyesinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu oran, yatırımların büyük ölçüde dış kaynaklı uzun vadeli finansmanla desteklendiğini teyit ediyor.” Proje Finansmanı ve Sürdürülebilirlik Lideri Mehmet Hüseyin Yılmaz, yenilenebilir enerji odaklı eğilimi şöyle değerlendirdi: “Yenilenebilir enerji projeleri, işlem adetlerinde dikkat çekici bir paya sahip. Bu eğilim, Türkiye’nin yeşil dönüşüm vizyonunun hem ulusal politikalar hem de uluslararası finansman kuruluşları tarafından desteklendiğini ve sürdürülebilir projelere yönelik yatırım ilgisinin giderek güçlendiğini gösteriyor.” Uluslararası Finansman Lideri Ahmet Anıl, uluslarası finansman perspektifini şu sözlerle aktardı: “Uluslararası finansal kuruluşların projelerdeki belirgin varlığı, Türkiye’nin küresel finansman ekosistemindeki konumunu güçlendiriyor. Bu güçlü dış kaynak ilgisi, proje finansmanı piyasasında gözlenen toparlanma sürecinin en kritik bileşenlerinden birini oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.