Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bosch

Kapsül Haber Ajansı - Bosch haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bosch haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bosch, Mobilite, Üretim ve Günlük Yaşam Teknolojilerinin Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Bosch, Mobilite, Üretim ve Günlük Yaşam Teknolojilerinin Geleceğini Şekillendiriyor

Dijitalleşmenin hız kazandığı bir dünyada yazılım, ilerlemenin görünmeyen motoru olarak öne çıkıyor. İletişim kurma biçimimizi, çalışma şekillerimizi, günlük yaşamda kullandığımız cihazları ve üretim süreçlerini yazılım şekillendiriyor. Ancak yazılım, donanımın fiziksel dünyasıyla kusursuz bir şekilde birleştiğinde gerçek potansiyeline ulaşabiliyor. Bosch, CES® 2026 kapsamında yazılım ve donanımın bir araya gelerek daha akıllı bir geleceğin nasıl mümkün kılındığını gözler önüne seriyor. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Tanja Rückert, Las Vegas’ta düzenlenen fuarda yaptığı açıklamada, “Yıllara dayanan donanım ve yazılım uzmanlığımız sayesinde fiziksel dünya ile dijital dünya arasındaki boşluğu kapatabiliyoruz. Donanım ve yazılımı entegre ederek insan odaklı, yani ‘Yaşam için Teknoloji’ anlayışını yansıtan akıllı ürün ve çözümler geliştiriyoruz” dedi. Yazılım ve hizmetlerde güçlü büyüme hedefi Bosch, önümüzdeki on yılın başına kadar yazılım ve hizmetlerden 6 milyar Euro’nun üzerinde gelir elde etmeyi hedefliyor. Bu gelirin önemli bir kısmının yapay zekâ (AI) tabanlı çözümlerden oluşması bekleniyor. Söz konusu gelirin yaklaşık üçte ikisinin Mobilite iş kolundan gelmesi öngörülüyor. Şirket, yazılım, sensör teknolojileri, yüksek performanslı bilgisayarlar ve ağ bileşenlerinden elde ettiği gelirleri 2030’lu yılların ortasına kadar iki katına çıkararak 10 milyar Euro’nun üzerine taşımayı planlıyor. Bosch, yapay zekânın uygulanması ve geliştirilmesi alanında da öncü rolünü sürdürüyor. Teknoloji şirketi, 2027 yılı sonuna kadar bu alana 2,5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapacak. Kokpit deneyiminde yapay zekâ yenilikleri Geleceğin araçlarında yapay zekâ kilit bir rol üstleniyor. Bosch, sürüş güvenliğini ve konforunu artırmak için yapay zekâ çözümlerini halihazırda kullanıyor. CES® 2026’da Bosch, yeni yapay zekâ tabanlı kokpit çözümünü tanıtıyor. Hepsi bir arada bir sistem olarak geliştirilen bu kokpit, araç içi deneyimin yüksek düzeyde kişiselleştirilmesine olanak tanıyor. Büyük dil modeliyle donatılan sistem, kullanıcıyla gerçek bir kişiyle konuşuyormuş hissi veren bir iletişim kurabiliyor. Görsel dil modeli ise araç içi ve araç dışındaki ortamı algılayarak yorumlayabiliyor. Bu sayede sistem, örneğin varış noktasına ulaşıldığında otomatik olarak park yeri arayabiliyor ya da çevrim içi toplantılar sırasında toplantı tutanakları oluşturabiliyor. By-wire sistemleriyle yazılım tanımlı sürüş Bosch, otomatik ve yazılım tanımlı sürüşün temel teknolojilerinden biri olan by-wire sistemlerinde de lider sağlayıcılar arasında yer alıyor. Bu sistemler, fren ve direksiyon için mekanik bağlantıları elektriksel sinyal hatlarıyla değiştirerek tasarım, güvenlik ve yazılım kontrolü açısından tamamen yeni olanaklar sunuyor. Bosch, brake-by-wire ve steer-by-wire ile 2032’ye kadar 7 milyar Euro’nun üzerinde kümülatif satış geliri elde etmeyi bekliyor. Bu kilit teknolojinin pazar dinamikleri 2030’lu yıllarda da hız kazanmaya devam edecek. Akıllı yazılımla hareket kaynaklı rahatsızlıklar azaltılıyor Bosch’un Vehicle Motion Management (Araç Hareket Yönetimi) yazılımı, frenleri, direksiyonu, güç aktarma sistemini ve şasiyi merkezi olarak kontrol ederek aracın hareketini altı serbestlik derecesinin tamamında yönetmeyi mümkün kılıyor. Bu, bireysel aktüatörlerin daha iyi koordine edilmesini ve daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Gelecekte bu sistemler sürücünün bireysel ihtiyaçlarına göre de ayarlanabilecek. Yazılım, virajlarda savrulmayı veya dur-kalk trafikte öne-arkaya sallanmayı önemli ölçüde azaltarak hareket kaynaklı rahatsızlıkların önüne geçmeyi hedefliyor. Bu da otonom sürüşe giden yolda önemli bir adım olarak görülüyor. Radar Gen 7 Premium CES’te ilk kez tanıtılıyor Bosch, sensör teknolojisi ve yapay zekâyı bir araya getiren Radar Gen 7 Premium çözümünü CES’te dünya prömiyeriyle tanıtıyor. Yeni radar sensörü, otoyol pilotu gibi sürüş destek fonksiyonlarını ileri seviyeye taşıyor. Özel anten konfigürasyonu sayesinde maksimum açısal hassasiyet ve çok uzun menzil sunan sensör, 200 metrenin üzerindeki mesafelerde palet veya araç lastiği gibi çok küçük nesneleri dahi algılayabiliyor. Bu sayede karmaşık trafik koşullarında kayıp yükleri veya diğer yol kullanıcılarını doğru şekilde tespit ederek uygun sürüş manevralarını mümkün kılıyor. eBike güvenlik bir adım daha ileri taşınıyor Bosch’un donanım ve yazılım uzmanlığı, eBike’ları de daha güvenli hale getiriyor. eBike Flow uygulamasına eklenen yeni özellikle kullanıcılar bisikletlerini veya bataryalarını çalıntı olarak işaretleyebiliyor. Bu durumda, ikinci el alıcılar, yetkili servisler veya güvenlik birimleri eBike Flow uygulaması üzerinden bağlantı kurmaya çalıştığında uyarı alıyor. Böylece çalıntı eBike’ların yeniden satılması önemli ölçüde zorlaştırılıyor. Dijitalleşmenin görünmeyen kahramanları: MEMS sensörler Otomotivden sanayiye, ev teknolojilerinden robotik uygulamalara kadar pek çok yeniliğin temelinde küçük ama son derece gelişmiş sensörler yer alıyor. Bosch, CES’te yeni BMI5 AI MEMS sensör platformunu tanıtıyor. Bu platform üzerine geliştirilen tüm sensörler; yüksek hassasiyet, dayanıklılık ve enerji verimliliğiyle öne çıkıyor. Entegre yapay zekâ fonksiyonları sayesinde hareketleri, konumları ve bağlamları algılayabiliyor. Yeni sensörler; sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarında baş hareketlerini gecikme olmadan takip ederek doğal 3D etkileşim sağlıyor. Aynı zamanda robotların çevrelerini ve hareketlerini yüksek doğrulukla algılamasına yardımcı oluyor. Örneğin, kamera görüşü kısıtlandığında bile insansı robotların doğru yolu bulmasını mümkün kılıyor. Bosch ve Microsoft’tan “Manufacturing Co-Intelligence®” iş birliği Bosch, CES® 2026 kapsamında Microsoft ile iş birliğini genişlettiğini duyurdu. İki şirket, “Manufacturing Co-Intelligence®” çözümünü ajan tabanlı yapay zekâ ile geliştirerek üretimde devrim yaratabilecek yeni uygulamaları hayata geçirmeyi hedefliyor. İki şirket Las Vegas’ta Mutabakat Zaptı (MoU) imzalayacak. Ajan tabanlı yapay zekâ; çok büyük veri setlerini analiz edebiliyor, büyük ölçüde otonom kararlar alabiliyor ve üretim, bakım ile tedarik zinciri süreçlerini optimize edebiliyor. Tanja Rückert, “Bu teknoloji, fabrika süreçlerini çok daha akıllı hale getiriyor” dedi. Bosch’un üretim ve endüstriyel yazılım alanındaki derin bilgi birikimi ile Microsoft’un güçlü BT altyapısı ve yazılım uzmanlığı bir araya getiriliyor. Amaç, mevcut üretim süreçlerini yapay zekâ destekli çözümlerle ölçeklenebilir hale getirmek. Böylece fabrikalar daha verimli çalışırken, çalışanların üzerindeki yük de azaltılıyor. Sahteciliğe karşı cep boyutunda devrim Bosch’un CES’te tanıttığı bir diğer yenilik ise sahte ürünlerle mücadelede çığır açan Origify çözümü oluyor. Origify, ürünlere dijital bir DNA kazandıran akıllı bir yazılım ekosistemi olarak konumlanıyor. Ek etiketler, çipler veya kodlar yerine ürün yüzeyinin benzersiz ve kopyalanamaz fiziksel özelliklerini analiz eden sistem, ürüne kurcalamaya karşı dayanıklı bir dijital kimlik atıyor. Detector uygulaması sayesinde canlı video akışı kullanılarak birkaç saniye içinde ürünün orijinal mi yoksa sahte mi olduğu tespit edilebiliyor. Bosch Tech Compass: Yapay zekâ geleceğin itici gücü Yedi ülkede 11 binden fazla kişiyle gerçekleştirilen Bosch Tech Compass araştırması, yapay zekânın önümüzdeki yıllarda en etkili ve en olumlu teknoloji olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 70’i yapay zekâyı geleceğin vazgeçilmez unsuru olarak değerlendiriyor. Araştırma, yapay zekâya yönelik iyimserliğin artmasına rağmen, toplumsal etkilerine dair endişelerin de varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Katılımcıların yüzde 57’si, teknolojik gelişmelerin etkilerini daha iyi anlayabilmek için bir “duraklatma” ihtiyacına dikkat çekiyor. Bosch Tech Compass Türkiye sonuçları: “Yapay zeka çağına hazırız” İlk defa Türkiye’nin de dahil olduğu Bosch Tech Compass araştırmasının ilk sonuçlarına göre; katılımcıların dörtte üçü kendini yapay zeka çağını karşılamaya hazır hissediyor. Sonuçlar Türkiye’nin teknoloji ve inovasyona değin gelişmelere açık ve umutlu bir bakış açısıyla yaklaştığını ortaya koyuyor. Türkiye’deki katılımcılar, teknolojik gelişmelerin dünyayı daha iyi bir yer haline getireceğine ve yapay zekânın toplum için olumlu bir güç olacağına küresel ortalamanın üzerinde bir güven duyuyor. Yedi ülkede 11 binden fazla kişiyle gerçekleştirilen Bosch Tech Compass araştırması, yapay zekânın önümüzdeki yıllarda en etkili ve en olumlu teknoloji olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zekâya yönelik iyimserliğin artmasına rağmen, toplumsal etkilerine dair endişelerin de varlığını sürdürdüğünü gösteriyor. Katılımcıların yüzde 57’si, teknolojik gelişmelerin etkilerini daha iyi anlayabilmek için bir “duraklatma” ihtiyacına dikkat çekiyor.

Bosch, CES 2026’da yeni nesil kokpit teknolojilerini tanıtıyor Haber

Bosch, CES 2026’da yeni nesil kokpit teknolojilerini tanıtıyor

Otomotiv sektörü köklü bir dönüşümden geçiyor. Yazılım ve özellikle yapay zeka (AI), geleceğin sürüş ve araç içi deneyiminin temel unsurları haline geliyor. Bu alanda öncü konumda bulunan Bosch, yapay zekayı araca entegre etme yolunda önemli bir adım atarak kokpiti akıllı ve proaktif bir yol arkadaşına dönüştürüyor. Bosch, ABD’nin Las Vegas kentinde düzenlenen dünyanın en önemli tüketici elektroniği fuarlarından CES® 2026’da, yapay zeka destekli kokpitlerin hayata geçirilmesini sağlayan yüksek performanslı yeni “AI extension platform”unu tanıtacak. Bosch Yönetim Kurulu Üyesi ve Bosch Mobilite Başkanı Markus Heyn, “Yeni AI extension platformu, mevcut kokpit sistemlerinin gelişmiş yapay zeka fonksiyonlarıyla hızlı ve kolay şekilde güncellenmesine olanak tanıyor. Böylece sürüş deneyimi tüm araç kullanıcıları için daha konforlu, daha sezgisel ve daha güvenli hale geliyor” dedi. Bosch’un yeni yapay zeka destekli kokpitiyle birlikte araç, yalnızca bir ulaşım aracı olmaktan çıkarak sürücünün alışkanlıklarını, tercihlerini ve içinde bulunduğu bağlamı anlayan, kendini geliştiren akıllı bir partner haline geliyor. Bu kokpit; ihtiyaçları önceden tahmin eden bir yapay zeka sesli asistan, araç içinin kapsamlı sahne algısı, hassas navigasyon ve gelişmiş eğlence seçenekleri sunuyor. Örneğin sürücünün “Üşüdüm” demesi, koltuk ısıtmasının devreye girmesiyle birlikte kabin sıcaklığının da otomatik olarak ayarlanmasını sağlayabiliyor. On yılın sonunda 2 milyar euro ciro hedefi Heyn, “Bosch’un yeni yapay zeka destekli kokpiti, hem sürücülere hem de otomobil üreticilerine modern otomotiv yazılımlarının tüm potansiyelinden yararlanma imkanı sunuyor. AI extension platformu sayesinde araçlara yeni fonksiyonlar çok daha hızlı şekilde entegre edilebilecek” diyor. Bosch, yapay zeka destekli kokpitler için hızla büyüyen önemli bir pazar öngörüyor. Grand View Research ve MarketsandMarkets gibi çeşitli pazar araştırma kuruluşlarına göre, yapay zeka destekli araç içi bilgi-eğlence (IVI) çözümleri pazarının 2030 yılına kadar yaklaşık 17 milyar euro büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Bosch, bu pazarda etkin bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Şirket, on yılın sonuna kadar IVI çözümlerinden 2 milyar euronun üzerinde ciro elde etmeyi ve ilk üç tedarikçi arasında yer almayı amaçlıyor. Günümüz araçlarına ileri seviye yapay zeka Bu yaklaşımın önemli kullanım alanlarından biri, araç içindeki verimsiz zamanın üretken çalışma zamanına dönüştürülmesi. Bosch, Microsoft ile birlikte sürüş güvenliğinden ödün vermeden aracı mobil bir ofise dönüştürüyor. Microsoft Foundry ve kokpite özel geliştirilen fonksiyonların entegrasyonu sayesinde Microsoft 365 üretkenlik uygulamalarına kesintisiz erişim sağlanıyor. Bu uygulamalar, dikkat dağınıklığını en aza indirmek ve güvenliği önceliklendirmek amacıyla diğer araç sistemleriyle akıllı biçimde ilişkilendiriliyor. Örneğin sürücü, sezgisel bir sesli komutla Microsoft Teams toplantısına katılabiliyor; sistem de buna paralel olarak adaptif hız sabitleyiciyi proaktif şekilde devreye alabiliyor. Alanlar arası bu kesintisiz etkileşim, özellikle işe gidip gelenler ve sık seyahat eden sürücüler için hem güvenli hem de verimli bir yolculuk deneyimi sunuyor. Bosch’un yeni “AI extension platform”u, mevcut donanım veya sistem mimarisinde değişiklik gerektirmeden günümüz araçlarının kolayca yapay zeka özellikleriyle donatılmasını sağlıyor. Platformun merkezinde, kokpitte karmaşık yapay zeka uygulamalarının temelini oluşturan güçlü NVIDIA DRIVE AGX Orin sistem-çipi (SoC) yer alıyor. Endüstri standardı NVIDIA CUDA platformu üzerine inşa edilen sistem, otomobil üreticilerinin kendi yapay zeka modellerini ve aracı sistemleri kolayca entegre etmesine imkan tanıyor. 150–200 tera işlem/saniye (TOPS) ek hesaplama gücü sunan kompakt ünite, basit güç ve Ethernet bağlantılarıyla çalışıyor; aktif hava veya sıvı soğutma seçenekleriyle destekleniyor. Karmaşık yapay zeka özelliklerinin geliştirilmesini ve devreye alınmasını hızlandırmak için Bosch, NVIDIA NeMo ana yapı iskeleti dahil olmak üzere NVIDIA’nın yazılım çözümlerinden yararlanıyor. Bu sayede gerçek zamanlı sensör işleme ve görsel-dil modelleri (VLM) gibi gelişmiş araç içi uygulamalar sorunsuz şekilde entegre edilebiliyor. Ayrıca NVIDIA Nemotron modelleriyle desteklenen muhakeme ve konuşma yetenekleri, bağlamsal anlayış, çok adımlı akıl yürütme ve doğal, sohbet benzeri kullanıcı etkileşimleri sunuyor. Bosch, Microsoft Foundry üzerinden araç içi yapay zekanın tasarımını ve yönetimini gerçekleştirerek ölçeklenebilir ve sürekli güncel kalan bir yapay zeka asistanı deneyimi sağlıyor. Bosch, yapay zeka destekli kokpiti ve AI extension platformunu ilk kez CES® 2026’da Las Vegas’ta sergileyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch’tan Tarımsal Üretimde Daha Sürdürülebilir Güç Aktarım Çözümleri Haber

Bosch’tan Tarımsal Üretimde Daha Sürdürülebilir Güç Aktarım Çözümleri

Yalnızca 2025 yılında dünya genelinde iki milyondan fazla traktör ve diğer tarım araçları üretilecek. Ve Bosch’a göre bunların yüzde 90’ından fazlası dizel motorla çalışacak. Dizel motorun sağlamlığı ve yüksek performansının düşük ağırlıkla birleşmesi, onu neredeyse tüm uygulamalar ve performans sınıfları için ideal kılıyor. Bosch, Hannover’deki Agritechnica fuarında, bu köklü teknoloji kullanılarak COշ emisyonlarının nasıl daha da azaltılabileceğini gösterdi. Bosch Güç Çözümleri İcra Kurulu Başkan Yardımcısı ve Bosch’un ticari araç faaliyetleri sorumlusu Jan-Oliver Roehrl, “Yenilenebilir sentetik yakıtlar, hem yeni hem de mevcut araçların işletimini anında çok daha iklim dostu hale getiriyor. Ve gelecekte, hidrojen motorları ve elektrifikasyon tarımı çok daha sürdürülebilir hale getirmeye yardımcı olacak.” diyor. 2035 yılında bile Bosch, yeni tarım araçlarının on tanesinden dokuzunun hala dizel motorla çalışacağını öngörüyor. Bu nedenle şirket, bu pazar segmentindeki farklı araç türleri için uygun enjeksiyon ve üre dozajlama teknolojilerini egzoz gazı arıtımı amacıyla sunmaya ve geliştirmeye devam edecek. Aynı zamanda Bosch, hidrojen motorlarına yönelik bileşenlerin yanı sıra çeşitli elektriklendirme çözümleriyle mümkün olan en iklim dostu güç aktarma sistemi için yeni seçenekler sunuyor. Yenilenebilir sentetik yakıtlar, içten yanmalı motorları daha iklim dostu hale getiriyor Dünya genelindeki tüm büyük pazarlar, tarım araçları için azot oksitler ve partiküller için maksimum değerler belirleyen kapsamlı emisyon düzenlemelerini zaten yürürlüğe koymuş durumda. Bunun sonucunda, 56 kilovat üzerindeki araç sınıflarında dizel motorlar için üre dozlamalı SCR egzoz gazı arıtma sistemleri standart hale geldi. Ancak şimdiye kadar bunların iklimle ilgili emisyonları, yalnızca sınırlı ölçüde yasal olarak düzenlendi. Mevcut ve yeni araçların karbon emisyonlarını büyük ölçüde azaltmanın bugün halihazırda mevcut olan basit bir seçeneği, HVO100 gibi yenilenebilir sentetik yakıtların kullanılması olacak. Bu yakıtlar çoğunlukla artık ve atık malzemelere dayandığından, toplam karbon emisyonu açısından fosil yakıtlardan çok daha iklim dostu. Ayrıca “drop-in” yakıtlardır; yani ihtiyaç duyulduğunda normal dizelle karıştırılabilirler. Ve yine dizel gibi depolanmaları kolaydır. Bosch, enjeksiyon teknolojisini geliştirirken bu yakıtlarla uyumluluğu zaten dikkate aldığı için, çok sayıda üründe kullanılmaya uygun durumdalar. Digital Fuel Twin, yenilenebilir sentetik yakıtların kullanımını belgeliyor Yenilenebilir sentetik yakıtların her bir aracın karbon ayak izini ne ölçüde azalttığını Bosch’un Digital Fuel Twin (DFT) sistemi gösteriyor. Tamamen dijital bir yazılım çözümü olan DFT, dağıtılan yakıt miktarlarını ve yakıtların sürdürülebilirliğini, üretim ve taşımadan akaryakıt istasyonuna kadar olan tüm süreç boyunca belgelendiriyor. İşletmecilere, araçlarında kullanılan fosil ve yenilenebilir sentetik yakıt oranlarına karşılık gelen sertifikalar sağlıyor. Bu sertifikalar, kullanılan toplam yakıt miktarını ve hatta aracın kullanımındaki oransal karbon ayak izini belgeliyor. Hidrojen motorları, denenmiş ve test edilmiş temeller üzerine inşa ediliyor Hidrojen motoru, iklim eylemini bir adım daha ileri taşıyan yeni bir güç aktarma sistemi türüdür. Motorları besleyen hidrojen yenilenebilir enerjiyle üretilmişse, bu iklim için büyük bir ilerleme anlamına gelebilir. Bosch, emme manifoldu enjeksiyonu ve direkt enjeksiyonlu sistemler üzerinde çalışıyor ve onlarca yıllık uzmanlığa sahip. İlgili teknolojinin yaklaşık yüzde 80’i geleneksel içten yanmalı motorlardan aktarılabiliyor. Teknoloji şirketi, halihazırda dünya genelinde müşterilerle yürütülen 100’den fazla geliştirme projesine dahil. Roehrl, “Tarımsal araçlar çoğunlukla düşük hızlarda ve yüksek yüklerde çalıştırılır. Hidrojen motorları tam da bu noktada yüksek verimlilikleri ve sağlamlıklarıyla gerçekten öne çıkabilir. Bosch enjeksiyon teknolojisi içeren hidrojen motorlarının ilk uygulamaları bu yıl piyasaya sürülecek.” diyor. Tarım makineleri için elektrifikasyon çözümleri Tahrik sistemlerinin ve güçle çalışan ekipmanların elektrifikasyonu, tarım makineleri için bir diğer verimli ve çevre dostu seçenek. Bosch Rexroth, eLION elektrifikasyon portföyüyle halihazırda geniş bir motor, invertör, araç içi şarj cihazı, DC/DC dönüştürücü, yazılım ve aksesuar yelpazesi sunuyor. Zorlu uygulamalara yönelik tasarlanan portföy, 850 volt’a kadar DC gerilim aralığında çalışmak üzere tasarlandı ve uygun şanzımanlar ile hidrolik çözümlerle tamamlanıyor. Portföy şu anda 96 volt araç elektrik sistemleri için bileşenleri de içerecek şekilde genişletiliyor. 2025’in sonunda kapsamlı eLION Power and Motion Control yazılım paketi de portföyde yer alacak. Bosch Mühendislik ise bu arada 800 volt’a kadar batarya gerilimleri için yeni geliştirilmiş yüksek performanslı bir çözüm sunuyor. Bu yeni elektrikli güç aktarma sistemi kompakt yapıda olup yüksek güç yoğunluğu ve yüksek verimlilik sağlıyor; bu da mevcut cihaz platformlarının elektrifikasyonunu kolaylaştırıyor. Uygulamaya bağlı olarak sistem, küçük ve orta ölçekli tarım makinelerinde tamamen batarya-elektrikli bir güç aktarma sistemi olarak veya büyük tarımsal makinelerde dizel motorla birlikte hibrit olarak kullanılabilir. Yardımcı sistemler için elektrikli güç aktarma sistemlerinin yanı sıra Bosch, soğutma fanları gibi elektriklendirilmiş ticari ve off-road araçlar için yüksek gerilim teknolojisine sahip diğer mekatronik alt sistemleri de sunuyor. Burada da güvenlik ve emniyetle ilgili olanlar dahil, ticari araç segmentinin özel gereksinimleri dikkate alınıyor. Bileşenler kompakt yapıda ve ortak bir invertör konsepti kullanıyor; bu da müşteri özelinde uyarlamaların az çabayla gerçekleştirilmesini mümkün kılıyor.

Yorglass, Bosch’un Küresel Tedarikçi Ödülü’nü İkinci Kez Kazandı Haber

Yorglass, Bosch’un Küresel Tedarikçi Ödülü’nü İkinci Kez Kazandı

Yorglass, bu yılki törende 35 bin tedarikçi arasından ödüle değer görülen 49 firma içinde yer alarak olarak ülkemize büyük bir gurur yaşattı. ‘Zorluk kabul edildi: Dayanıklı iş birlikleri, sürdürülebilir gelecek’ temasıyla düzenlenen törende takdim edilen bu prestijli ödül, Yorglass’ın Türkiye sanayisini uluslararası arenada başarıyla temsil ettiğinin güçlü bir göstergesi oldu. Teknoloji ve hizmetler alanında dünyanın önde gelen tedarikçilerinden biri olan Bosch Grubu’nun iki yılda bir düzenlediği Global Supplier Award (Küresel Tedarikçi Ödülü) töreni, bu yıl Almanya’nın Ulm kentinde gerçekleştirildi. Törende, dünya genelinde 35 bini aşkın tedarikçi arasından 14 ülkeden 49 şirket; ‘Dolaylı Malzeme ve Hizmet Tedariki’, ‘Malzeme ve Bileşenler’ ve ‘Sürdürülebilirlik’ olmak üzere üç ana kategoride ödüllendirildi. Yorglass ise ‘Malzeme ve Bileşenler’ kategorisinde ödüle layık görülerek, kalite, maliyet, sürdürülebilirlik ve inovasyon kriterlerinde gösterdiği yüksek performansla Bosch’un global tedarik zinciri ekosisteminde fark yarattı. Bu prestijli ödül, törende hazır bulunan Yorglass CEO’su Fabrizio Missich ve Yorglass Yönetim Kurulu Üyesi Merve Yorgancılar Işıtmak tarafından teslim alındı. “Tedarikçilerimizle kurduğumuz güçlü iş birlikleri bizi hedeflerimize ulaştırıyor” Ödül törenine dair değerlendirmede bulunan Bosch Tedarik Zinciri Yönetimi Başkanı Arne Flemming, “Bosch Küresel Tedarikçi Ödülü ile en iyi tedarikçi ve hizmet sağlayıcılarımızı onurlandırıyoruz. Kazananlar, 35.000 şirketten oluşan küresel tedarikçi ağımızın en üstünde yer alıyor. Etkileyici kalite, yüksek bulunabilirlik ve rekabetçi fiyatlar gibi önemli hedeflere ancak küresel tedarikçilerimizle birlikte çalışarak ulaşabiliyoruz. Her gün dünyanın dört bir yanındaki tedarikçilerimizle birlikte çalışarak küresel tedarik zincirlerini daha dayanıklı ve sürdürülebilir hale getirmeye gayret ediyoruz. Bu nedenle, tedarikçi ödülümüz aynı zamanda bu çabanın bir takdiri niteliğindedir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin üretim gücünü temsil eden ihracat lideri Endüstriyel cam işleme ve düz cam ticaretinde yarım asrı aşan deneyimiyle Türkiye’nin ihracat şampiyonu konumunda olan Yorglass, bu başarısıyla Türk sanayisinin küresel ölçekteki rekabet gücünü bir kez daha kanıtladı. İşlenmiş cam ihracatında sektör lideri olarak, global markalara yüksek kalite, termin güvenilirliği ve sürdürülebilir üretim standartlarıyla hizmet veren şirket; Türkiye’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşımayı sürdürdü. Ayrıca Bosch’tan ikinci kez aldığı bu prestijli ödül, markanın uluslararası pazarlarda güvenilir bir çözüm ortağı olma vizyonunu pekiştirdi. Beyaz eşya üreticilerinin tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında birleştiriyor Şirket olarak elde ettikleri global başarılarının ardında Türkiye’nin üretim gücünü dünyaya taşıma hedeflerinin bulunduğuna dikkat çeken Yorglass Yönetim Kurulu Balkanı Semavi Yorgancılar, “Yarım asrı aşan köklü geçmişimizle Türkiye’nin üretim potansiyelini küresel arenada en güçlü şekilde temsil etmekten gurur duyuyoruz. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyete geçirdiğimiz Çamaşır Makinesi Kapak Camı İşletmemiz, beyaz eşya sektörüne özel çözümlerimizi bir üst seviyeye taşımamızı sağladı. Bu yatırımla ihracat kapasitemizi artırırken, global markalar için ‘one stop partner’ olma konumumuzu güçlendirdik. Beyaz eşya üreticilerinin tüm ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılayabilen bir şirket olarak bugün Ar-Ge ve inovasyona dayalı üretim gücümüzle sektörde fark yaratıyoruz. Amacımız, dünyanın dört bir yanında güvenilir bir Türk markası olarak sürdürülebilir büyümemizi devam ettirmek” dedi. Türkiye’nin dünya çapındaki rekabet gücünü simgeleyen bir ödül Yorglass’ın sürdürülebilirlik konusundaki güçlü duruşuna da dikkat çeken Yorgancılar, sözlerine şöyle devam etti: “Sürdürülebilirlik artık tüm iş süreçlerimizin merkezinde yer alıyor. CDP tarafından ‘Tedarikçi Katılım A Listesi’ne giren dünyanın yüzde 2’lik dilimindeki şirketlerden biri olmak, çevreye duyarlı üretim yaklaşımımızın uluslararası ölçekte tescili niteliğinde. Gelinen noktada ikinci kez aldığımız bu ödül, yalnızca Yorglass’ın değil, Türkiye’nin de dünya çapında rekabet gücünü simgeliyor. Yorglass olarak sektörümüzün üretim gücünü geride bıraktığımız 50 yıl boyunca sınır ötesine taşıdık ve kazandığımız her başarıyı ülkemizin başarısı olarak gördük. Türkiye’nin üretim gücünü dünya sahnesinde temsil etme kararlılığımızı sürdüreceğiz. İş kollarımız arasında yer alan; Ticari Soğutucu, Ticaret, Satina ve Beyaz Eşya alanlarında dünyanın önde gelen markalarına güven, kalite ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle hizmet vermeye devam edeceğiz.”

Bosch, Motosiklet ABS Güvenliğinde Otuzuncu Yılını Kutluyor ​​​​​​​ Haber

Bosch, Motosiklet ABS Güvenliğinde Otuzuncu Yılını Kutluyor ​​​​​​​

EICMA 2025’te yaptığı konuşmada Bosch İki Tekerlekli Araç ve Güç Sporları Bölüm Başkanı Geoff Liersch, “Bosch olarak son 30 yıldaki misyonumuz açık: inovasyon, hassasiyet ve akıllı teknoloji aracılığıyla sürüşü daha güvenli hale getirmek.” dedi. Fuar kapsamında Bosch, iki tekerlekli ve güç sporları teknolojilerindeki en son gelişmelerini tanıtarak, otuz yıllık kesintisiz inovasyonu kutluyor ve geleceğin bağlantılı ve akıllı sürüş deneyimine dair bir önizleme sunuyor. Bosch’un motosiklet ABS çalışmaları 1978’de otomobiller için piyasaya sürülen teknolojiden yola çıkılarak 1986’da başlatıldı ve 1995’te Bosch ABS ile donatılmış ilk seri üretim motosiklet olan Kawasaki GPZ1100 ABS’in piyasaya sürülmesiyle sonuçlandı. Şirketin bu konudaki kararlılığı, 2007 yılında Japonya’da iki tekerlekli güvenlik teknolojilerine yönelik bir uzmanlık merkezi kurulmasıyla somutlaştı. Bu merkez, küresel bir geliştirme üssü ve uzman mühendislik havuzunun temelini oluşturdu. Sonraki dönüm noktaları arasında 2009’da ABS 9 motosikletinin tanıtımı, 2016’da gelişmekte olan pazarlar için tasarlanan kompakt ve hafif ABS 10 Light ve ABS 10 Base sistemlerinin sunumu, 2018’de yüksek performanslı motosikletlere özel ABS 10 gelişmiş paketin piyasaya sunulması yer aldı. 2013’te ataletsel ölçüm tabanlı MSC (Motosiklet Denge Kontrol) sisteminin geliştirilmesi, Bosch’un motosikletler için gelişmiş aktif güvenlik sistemleri alanına girişinin başlangıcını işaret etti. ABS’nin ötesinde motosiklet güvenliğini geliştirme Bosch’un Motosiklet Denge Kontrol Sistemi veya MSC, virajlara eğilerek girerken veya dinamik manevralar gibi sürücülerin özellikle hassas olduğu durumlarda kritik koruma sağlar. Tekerlek hız sensörleri ile yüksek frekanslı bir ataletsel ölçüm birimini (IMU) birleştiren MSC, motosiklet virajdayken eğim ve yatış açılarını da dikkate alarak saniyede 100 defaya kadar araç dinamiklerini değerlendirir ve buna göre frenleme ve hızlanma kontrolünü yönetir. Viraj güvenliği işlevlerinin ötesinde Bosch, MSC’nin sağladığı olanaklar sayesinde arka tekerlek kalkış kontrolü, yokuşta araç tutma fonksiyonu ve pist performansı için arka tekerlek kayma kontrolü gibi katma değerli özellikleri geliştirmeye devam ediyor. Bosch Kaza Araştırmaları tarafından yapılan bir çalışmaya göre, tüm motosikletler MSC ile donatılmış olsaydı, yalnızca Almanya’da bile kişisel yaralanma içeren motosiklet kazalarının %30’undan fazlası MSC ve ABS kombinasyonu sayesinde önlenebilir veya etkileri azaltılabilirdi. Bu avantajları küresel ölçekte daha geniş bir kullanıcı kitlesine sunmak amacıyla Bosch, 2023 yılında küçük hacimli araçlar için MSC sistemini tanıttı ve Hindistan, Çin ve ASEAN ülkeleri dahil olmak üzere küçük motor hacimli motosikletlerin ağırlıkta olduğu pazarlara MSC çözümleri sunmaya hazır hale geldi. Singapur, 125 cc altı motosikletler için de ABS’yi zorunlu hale getiren ilk ülke oluyor Otuz yıl önce ilk seri üretime hazır motosiklet ABS sistemini tanıttığından bu yana Bosch, iki tekerlekli araç güvenliğini sürekli olarak ileriye taşıdı. Bugün ABS yalnızca bir standart değil, modern motosiklet güvenlik sistemlerinin temel taşı. Bu gelişim, küresel düzenlemelerde de karşılığını bulmuştur: Avrupa Birliği, 2016 yılında 125 cc üzeri motosikletler için ABS’yi zorunlu hale getirdi. Bunu 2018 yılında Hindistan takip etti. Singapur, bu taahhüdü bir adım daha ileriye taşıyarak, 1 Nisan 2027 itibarıyla 125 cc altındakiler de dahil olmak üzere tüm yeni motosikletlerde ABS sistemini zorunlu kılan dünyadaki ilk ülke olacak. Bu ilerici adım, küresel ölçekte sürücü güvenliğine artan odaklanmayı vurguluyor ve diğer ülkelere öncü bir standart oluşturuyor. Bosch, bu alandaki liderliğini sürdürüyor; gelişmiş çözümler sunarken, aynı zamanda bağlanabilirlik özelliklerini entegre ederek tüm motosiklet segmentlerinde hem güvenliği hem de sürüş deneyimini geliştirmeye devam ediyor. ABS, Türkiye’deki trafik güvenliği için olmazsa olmaz Türkiye’deki artan trafik kazalarında motosikletlerin yerini işaret eden Bosch Türkiye Mobilite Orijinal Ekipmanlar Satış Direktörü Mehmet Altınbaş, “son iki yılda motosikletlerin dahil olduğu kaza sayısı TÜİK verilerine göre yüzde 33 oldu. Bosch olarak kazaların etkilerini en aza indirmek için ABS’nin önemini bir kez daha vurgulamak istiyoruz.” Bosch Kaza Araştırmaları bölümünün yaptığı analizler de ABS ve MSC ile donatılan motosiklerde kazaların sayısı veya etkilerinin yüzde 30 gibi önemli bir oranda azaldığının altını çizen Altınbaş, “Bu teknolojileri Türkiye pazarı ile buluşturmaya ve küresel uzmanlık ve inovasyonlarımızı ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşmaya başladık.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanofi Avrasya Bölgesi   İnsan ve Kültür Direktörü Arzu Öneyman oldu Haber

Sanofi Avrasya Bölgesi İnsan ve Kültür Direktörü Arzu Öneyman oldu

Stratejik insan kaynakları yönetimi ve kültürel dönüşüm alanlarındaki 20 yılı aşkın deneyimiyle öne çıkan Öneyman, Türkiye’nin de dahil olduğu 17 ülkeden oluşan Avrasya Bölgesi’nde insan ve kültür stratejilerine liderlik edecek. Kariyeri boyunca büyük ölçekli insan kaynakları dönüşümlerini yöneten, kültürel değişim süreçlerini başarıyla hayata geçiren ve şirket birleşme ile satın alma entegrasyonlarında kritik roller üstlenen Öneyman, son olarak WE Soda'da İK Başkanı olarak görev yaptı. Öncesinde Coşkunöz Holding'de Global İK Direktörü olarak 12 şirketin tüm insan kaynakları süreçlerini ve farklı ülkelerdeki İK fonksiyonlarını yöneten Öneyman, Nestlé, Chassis Brakes International ve Bosch'ta da üst düzey liderlik pozisyonlarında bulundu. En İyi 50 İK Yöneticisi içinde yer alıyor 2022 yılında Türkiye’nin En İyi 50 İK Yöneticisi arasında yer alan Öneyman; stratejik İK planlaması, organizasyonel yapılanma, liderlik ve yetenek yönetimi, çalışan bağlılığı ve endüstriyel ilişkilerdeki uzmanlığıyla dikkat çekiyor. Arzu Önayman, East London Üniversitesi’nden MBA derecesine sahip ve ayrıca sertifikalı Yönetici Koçu unvanını da taşıyor. Çalışanların potansiyelini ortaya çıkarmak, bağlılığı artırmak ve sürdürülebilir kurumsal başarı yaratmak konusunda güçlü bir vizyona sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, Türkiye Motosiklet Pazarı İçin Güvenlik Ve Motor Yönetim Sistemleri Sunuyor Haber

Bosch, Türkiye Motosiklet Pazarı İçin Güvenlik Ve Motor Yönetim Sistemleri Sunuyor

Dünyanın önde gelen teknoloji ve servis sağlayıcısı Bosch, başta sürücü destek ve motor kontrol yönetimi sistemleri olmak üzere, motosikletler için birçok ileri teknoloji sunuyor. Türkiye, geçtiğimiz yıl, bir milyon adedi aşan motosiklet satışıyla Avrupa’nın en yüksek hacimli pazarı haline geldi. Mobilite sektörünün lider firmalarından Bosch, güvenli ve verimli sürüş için geliştirdiği ve ürettiği teknolojileri, örneğin ABS (Kilitlenmeyi Önleyici Fren Sistemi) ve MSC (Motosiklet Denge Kontrol Sistemi) gibi, Türkiye pazarındaki büyümeye paralel olarak artan kaza oranlarının önüne geçilmesi için önemli görüyor. Bosch Türkiye ve Orta Doğu Başkanı Daniel Korioth, Türkiye’nin demografik yapısından kaynaklanan dinamizmin, mobilite sektöründe önemli fırsatlar sunduğunun altını çizerek şöyle söyledi: “Bu dinamik pazarın ihtiyaçlarını sadece karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda bu ihtiyaçları şekillendiriyoruz. Mobilite hem Bosch hem de ülkemiz için güçlü bir sektör. Paydaşlarımızla birlikte bu ekosistemi güçlendirmeye yönelik her imkânı sunmak için gayret ediyoruz.” Korioth, Bosch’un iki tekerlekli araçlar için de üst düzey inovasyon ve mühendislik hizmeti sunduğunu belirterek, “Büyüyen Türkiye pazarı için vazgeçilmez olan güvenli sürüş destek sistemlerini ve verimli sürüş için motor yönetim sistemlerini Almanya’daki motosiklet tutkunu mühendislerimizin titiz testlerinden geçirerek sunuyoruz.” dedi. Büyüyen motosiklet pazarı ile dikkatleri üzerine çeken Türkiye’yi ziyaret eden Bosch İki Tekerlekli Araç ve Motor Sporları Avrupa Başkanı Fevzi Yıldırım, Bosch’un sunduğu teknolojiler hakkında bilgi verdi. İçten yanmalı ve elektrikli motosiklet sistemleri, güvenlik ve bağlanabilirlik sistemleri geliştirdiklerini belirten Yıldırım şunları söyledi: "Motosikletler için üç aşamalı güvenlik ve destek sistemleri sunuyoruz. İlk olarak ABS gibi reaktif fonksiyonlarla; ikinci olarak, aracı çevreleyen radar sensörleriyle ve son olarak, aracı ve sürücüyü internete bağlayan teknolojilerle bunu yapıyoruz” dedi. Altı kazadan biri önlenebilir Hızla büyüyen Türkiye pazarı, beraberinde kaza sayılarındaki artışı da gözler önüne seriyor. TÜİK verilerine göre, 2024 yılında ölümlü ve yaralanmalı motosiklet kazaları, tüm ölümcül ve yaralanmalı trafik kazalarının %31,5'ini oluşturdu ve bu kazaların sayısı 2023 yılına göre %33'ten fazla arttı. [1] Motosiklet sürücülerinin yaşayabileceği trafik kazalarındaki yüksek riski takip ettiklerini söyleyen Bosch Türkiye Mobilite Orijinal Ekipmanlar Satış Direktörü Mehmet Altınbaş, en son motosikletler konusunda yapılan Bosch’un Kaza Araştırması sonuçlarını değerlendirerek şunları söyledi: “Her motosiklet seçili ARAS teknolojileriyle (gelişmiş sürücü destek sistemleri) donatılmış olsaydı, Almanya'da ideal koşullar altında motosikletlerin karıştığı yaralanmalı kazaların yaklaşık 6'da biri önlenebilirdi. Bu veriler Türkiye’ye de örnek olabilir.” Örneğin, motosikletin arkasına takılan ve arkaya 'bakan' radar sensörü bu durumda yardımcı olabilir. Bir araç çok hızlı yaklaşıyorsa, motosiklet diğer aracın sürücüsünü, örneğin dörtlü ikaz lambaları aracılığıyla uyarabilir. Kör nokta asistanı gibi motosiklet sürücüsünün uyarılacağı fonksiyonlar da mevcut. Motosikletler için üç aşamalı güvenlik ve destek sistemleri İlk güvenlik katmanı: ABS, tekerleğin kilitlenme noktasına yaklaştığı anda, tekerin ve aracın dönme hızını ölçen sensörler sayesinde devreye girer ve sürücülerin daha etkili frenleme yapmasını sağlayarak tekerin kilitlenmesini önler. ABS, 125cc ve üzeri tüm motosikletlerde Türkiye’de zorunlu. Bosch’un pazardaki en güçlü yanlarından biri de, ABS ünitesi ve diğer yazılımların Bosch mühendisleri tarafından sürekli güncellenmesi ve tüm güvenlik testlerinin Almanya’daki ekip tarafından titizlikle yapılması. Bosch, bundan 16 yıl önce ABS ünitesinin seri üretimine başladı. Daha önce otomobiller için olan ABS ünitesi motosikletler için uyarlanırken, Bosch donanım ve yazılım alanındaki birikimiyle iki tekerlekli araçlar için bir ABS ünitesi geliştirdi. Bu, dünyada motosikletler için özel olarak geliştirilen ilk ABS ünitesi oldu. Başlangıçta düz yollar için tasarlanan ABS, Bosch’un sensör teknolojisindeki ilerlemeleriyle birlikte virajlı ve daha karmaşık yol durumlarına da uyumlu hale getirildi. İkinci güvenlik katmanı: Bosch, motosiklet sürücüsünü hem düz hem de virajlı yollarda, hem frenleme hem de hızlanma sırasında destekleyen bir motosiklet denge kontrolü (MSC) sistemi geliştirdi. Sistem, sensörler aracılığıyla aracın mevcut dinamik durumunu sürekli izleyerek destek sağlıyor. Bu, dinamik sürüş koşullarında araç güvenliğini ve dengesini artırmak için MSC'nin fren kontrol teknolojisinin temelini oluşturuyor. MSC ayrıca, artırılmış güvenlik, konfor ve performans için çok çeşitli katma değerli işlevlerin etkinleştirilmesinde bir temel görevi görüyor. MSC teknolojisi, viraj çekiş kontrolü gibi geniş kapsamlı katma değerli işlevlerin yanı sıra, bir radar sensörüyle birleştirildiğinde gelişmiş sürücü destek sistemlerinde (ARAS) bulunan adaptif hız sabitleyici (ACC) gibi motosikletler için gelecekteki işlevleri de beraberinde getiriyor. Üçüncü güvenlik katmanı: Bosch, sürücüleri internete bağlayan çözümlerle motosiklet güvenliği ve desteğinin üçüncü aşamasını tamamlıyor. Bluetooth ve Wi-Fi gibi kablosuz bağlantı çözümleri aracılığıyla hava durumu, navigasyon ve trafik gibi kritik bilgiler hem motosikletle hem de sürücüyle paylaşılabiliyor. İçten yanmalı motorlarda verimli çalışma Büyüyen Türkiye pazarı için verimli sürüş büyük önem taşıyor ve Bosch bu ihtiyaca yönelik çözümler sunuyor. Bosch motor yönetim sistemleri, motorun çalışmasıyla ilgili tüm fonksiyonların hassas ve merkezi bir şekilde kontrol edilmesine olanak tanıyarak optimize edilmiş emisyonlar, artırılmış güvenlik ve konforun yanı sıra daha keyifli ve dinamik bir sürüş deneyimi sağlıyor. Yakıtın verimli bir şekilde yanması, elektronik kontroller aracılığıyla güvence altına alınıyor. Motor yönetim sistemleri, enjekte edilen benzin miktarını ve ateşleme zamanlamasını hassas bir şekilde kontrol edebiliyor. Bu teknoloji aynı zamanda, araçtan gelen geri bildirimleri izleyip gerekli ayarlamaları yaparak motoru kontrol etme imkanı da sunuyor. Bu doğrultuda, lambda değerlerine dayalı enjektör ayarı, optimum hava-yakıt karışımını sağlıyor. İyi tasarlanmış bir motor donanımına dayanan Bosch kontrol algoritmaları, bu doğrultuda tasarlanmış 125cc'lik bir motor için 100 kilometrede 2 litrenin altında yakıt tüketimi değerlerini şimdiden mümkün kılabiliyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.