Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bulgur

Kapsül Haber Ajansı - Bulgur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bulgur haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yoğun Tempoda Öğle Öğününü Doğru Planlamanın Püf Noktaları Haber

Yoğun Tempoda Öğle Öğününü Doğru Planlamanın Püf Noktaları

Duru Gıda Beslenme Uzmanı Emine Uluçay, dengeli bir öğle öğünü için kompleks karbonhidrat, protein, sebze ve sağlıklı yağlardan oluşan dört temel bileşeni bir araya getirmenin önemine dikkat çekiyor. Yazın sona ermesiyle birlikte okul ve ofis rutinine dönüş, günlük beslenme düzenini de yeniden şekillendiriyor. Yoğun okul ve iş temposunda öğle yemeğinin atlanması ya da yalnızca atıştırmalıklarla geçiştirilmesi beslenme düzenini etkileyebiliyor. Öğle öğününü önceden planlamak ise yoğun günlerde pratik ve dengeli seçenekler oluşturmayı kolaylaştırıyor. Dengeli bir öğle öğününün 4 temel bileşeni Duru Gıda Beslenme Uzmanı Emine Uluçay, öğle öğününü dört temel bileşen üzerinden planlamanın pratik bir yol haritası sunduğunu belirterek şunları söylüyor: “Dengeli bir öğle öğününde bulgur gibi kompleks karbonhidrat kaynaklarına; et, tavuk, balık, yumurta veya bakliyat gibi protein kaynaklarına; mevsim sebzelerine; zeytinyağı, avokado ve yağlı tohumlar gibi sağlıklı yağ kaynaklarına yer verebiliriz. Öğüne tercihe göre yoğurt, ayran veya kefir de eşlik edebilir. Karbonhidratı tamamen çıkarmak yerine lif içeren kompleks karbonhidrat kaynaklarına yönelmek önemli. Bulgur da pratik öğle öğünlerinde değerlendirilebilecek seçeneklerden biri.” Bulgurun salatalardan sebze yemeklerine, köftelerden tek tabakta hazırlanan öğünlere kadar farklı tariflere uyarlanabildiğini belirten Uluçay, mercimek, nohut, fasulye ve barbunya gibi bakliyatların da bitkisel protein ve lif içerikleriyle öğünün doyuruculuğunu destekleyebileceğine dikkat çekiyor. Bulgur ve bakliyatın bir arada kullanılması, özellikle bitki ağırlıklı beslenenler için pratik bir alternatif oluşturabiliyor. Bir gece önceden hazırlık, ertesi güne pratiklik Yoğun okul ve iş günlerinde önceden hazırlık yapmak öğle öğününü planlamayı kolaylaştırıyor. Hafta başında bulgur ve bakliyat gibi temel malzemeleri hazırlayıp uygun koşullarda buzdolabında saklamak, hafta boyunca farklı öğünlerin kısa sürede hazırlanmasına yardımcı oluyor. Uluçay, “Öğle yemeğini planlamak, her gün farklı ve zahmetli bir tarif hazırlamak anlamına gelmiyor. Önceden hazırladığımız birkaç temel malzemeyi farklı sebze ve protein kaynaklarıyla birleştirebiliriz. Tavuklu ve yeşil mercimekli bulgur salatası, sebzeli nohutlu bulgur pilavı, bulgur ve bakliyatla hazırlanan köfteler ya da ton balıklı veya peynirli bulgur salatası evden götürülebilecek pratik seçenekler arasında yer alabilir” diyor. Evden yemek götürürken gıda güvenliğine dikkat Evden götürülen öğünlerde saklama ve taşıma koşullarına da dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle et, balık, yumurta ve süt ürünleri içeren yemeklerin uygun sıcaklıkta muhafaza edilmesi, sızdırmaz ve gıdaya uygun kapların tercih edilmesi önem taşıyor. Soğuk tutulması gereken öğünlerde termal çanta kullanılması, sos ve yoğurt gibi malzemelerin ayrı taşınması ise yemeğin tazeliğini korumaya yardımcı oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ünlü Şeflerden Malatya Lezzet Çıkarması Haber

Ünlü Şeflerden Malatya Lezzet Çıkarması

Malatya Kültür Yolu Festivali, gastronomi dünyasının birbirinden ünlü isimlerini kentte buluşturdu. Ömür Akkor’un ev sahipliğindeki gastronomi programında; Gamze Cizreli, Aylin Öney Tan, Ebru Erke, Müge Akgün, Mevlüt Özkaya, Emre Murat, Erşan Yılmaz, Halil Sarıal ve Gökhan Ali Çamkerten Malatya’nın lezzetlerini keşfe çıktı. Şefler, gastronomi yazarları ve sektörün önde gelen isimleri, festival için 31 Lezzet Noktası belirledi ve yerel işletmeleri ziyaret ederek kentin meşhur yemeklerini yerinde tattı. Malatya’nın köklü fırın kültüründen geleneksel üretim yöntemlerine uzanan gastronomi yolculuğunda konuklar, ustalarla bir araya gelerek yöresel lezzetlerin hazırlanışına da yakından tanıklık etti. 6 BİN YILLIK LEZZET GELENEĞİ MALATYA SOFRALARINDA YAŞIYOR Festivalin ev sahibi şefi Ömür Akkor, Malatya mutfağını iki temel unsur üzerinden tanımladı: bulgur ve fırın kültürü. Anadolu'da bulgurun çok farklı biçimlerde işlendiğini ancak Malatya'nın bu konuda öne çıktığını belirten Akkor, kentin fırın kültürünün ise binlerce yıllık bir geçmişe uzandığına dikkat çekti. Arslantepe Höyüğü'ndeki arkeolojik bulgular ile günümüz Malatya mutfağı arasında dikkat çekici bir devamlılık bulunduğunu ifade eden Akkor, yaklaşık 6 bin yıl önce kullanılan fırınlarda uzun süre et pişirildiğini gösteren bulgular olduğunu, bugün de Malatya'da farklı et yemeklerinin fırınlarda uzun süre pişirildiğini anlattı. Lezzet Noktaları projesinin Malatya gastronomisinin tanıtımına ve yerel esnafa önemli katkı sağladığını belirten Akkor, seçkinin yerli ve yabancı ziyaretçileri kentin özgün lezzetlerini deneyimleyebilecekleri doğru adreslere yönlendirdiğini söyledi. Deprem sonrasında kentin gösterdiği toparlanmaya da değinen Akkor, “Malatya eski günlerine yavaş yavaş dönüyordu; bence artık döndü” diyerek yeni gastronomi sokağının da Malatya’nın gastronomi vizyonu açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti. KİRAZ YAPRAĞI SARMASI DA VAR ARAPGİR DOLMASI DA Şef Halil Sarıal ise Malatya’ya yolu düşenlere ilk olarak kiraz yaprağı sarmasını önerdi. Ekşi lezzetiyle öne çıkan Yeşilyurt kiraz yaprağı sarmasının ardından, kentin fırın kültürünü temsil eden geleli kebabı ile kuyruk yağı ve bulgurun bir araya geldiği Arapgir dolmasını tatmak gerektiğini belirten Sarıal, bulgur ve fırın yemeklerinin Malatya mutfağını diğer şehirlerden ayıran temel unsurlar olduğunu söyledi. Malatya mutfağında 86 çeşit bulgur yemeği bulunduğuna dikkat çeken Sarıal, bunların 48’inin etli, diğerlerinin ise etsiz hazırlandığını belirtti. Bulgurun farklı biçimlerde değerlendirilmesinin mutfağa önemli bir çeşitlilik kazandırdığını ifade eden Sarıal, etsiz tariflerin zenginliğinin Malatya’yı vegan ve vejetaryen beslenme açısından da dikkat çekici bir gastronomi destinasyonu haline getirdiğini söyledi. Özellikle kiraz yaprağı sarmasının bitkisel içeriği ve ekşi-tatlı lezzet dengesiyle bu zenginliğin öne çıkan örneklerinden biri olduğunu belirten Sarıal, Malatya mutfağının geleneksel tarifleriyle farklı beslenme tercihlerine hitap edebildiğine dikkat çekti. Malatya’daki fırın yemeklerinde etin kısık odun ateşinde uzun süre pişirilmesinin lezzetin temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Sarıal, kentin bir yandan köklü fırın geleneği ve et yemekleriyle, diğer yandan vegan ve vejetaryen seçenekleriyle ziyaretçilere geniş bir lezzet yelpazesi sunduğunu vurguladı. FESTİVAL LEZZETİ ESNAFIN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜYOR Festivalin konuk şeflerinden Erşan Yılmaz, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi ayağının yalnızca sofraları değil, kent ekonomisini de hareketlendirdiğine dikkat çekti. Festivalin düzenlendiği şehirlerde yerel lezzetlere olan ilginin arttığını belirten Yılmaz, bu hareketliliğin gastronomi işletmelerinin satışlarına da doğrudan yansıdığını söyledi. Önceki festival duraklarında Lezzet Noktaları’nın ziyaretçilerin uğrak adresleri arasına girdiğini anlatan Yılmaz, şehir dışından gelen misafirlerin festival sayesinde yöresel tatları keşfettiğini ve bazı işletmelerde satışların gözle görülür biçimde arttığını ifade etti. Malatya’da da benzer bir hareketlilik beklediklerini söyleyen Yılmaz, özellikle deprem sonrasında yeniden ayağa kalkan kent için gastronominin önemli bir güç olduğuna işaret etti. Festivalle birlikte restoranların dolması, yerel lezzetlerin daha geniş kitlelere ulaşması ve esnafın desteklenmesinin Malatya’nın yeniden canlanmasına katkı sağlayacağını vurguladı. EV MUTFAĞINDAN TAŞ FIRINA, 50 YILLIK AİLE MİRASINDAN KADIN EMEĞİNE Malatya’nın 31 Lezzet Noktası, kentin köklü mutfak kültürünün yanı sıra birbirinden renkli hikayeleri de ziyaretçilerle buluşturuyor. Bu adreslerden Fenomen Ev Yemekleri, Şengül Çilesiz’in ailesine katkı sağlamak için evinin mutfağında başlattığı yolculuğun bugün 35 kadına istihdam sağlayan bir işletmeye dönüşmesiyle dikkat çekiyor. Coğrafi işaretli kiraz yaprağı sarma köftesinden bumbar ve yaprak sarmaya, ev baklavasından midye tatlısına uzanan lezzetler kadın emeğiyle sofralara taşınıyor. Malatya’nın köklü taş fırın geleneğinin temsilcilerinden Çamlıca Malatya Sofrası’nda ise kağıt kebabı, kuzu dolma, geleli kebabı ve farklı sebzelerle hazırlanan kebaplar öne çıkıyor. İşletmenin koordinatörü İbrahim Halil Kılıç, ziyaretçilere özellikle kiraz yaprağından ekşili köfte, haşlama içli köfte ve kağıt kebabını önerirken; kaymaklı kayısı tatlısı da Malatya’nın meşhur kayısısını sofranın finaline taşıyor. Lezzet rotasının bir başka dikkat çeken durağı ise yaklaşık 50 yıllık aile geleneğini üçüncü kuşağa taşıyan Ali Dayı Alabalık Restoran. İşletmeci Ali Eren Çiçek’in anlattığı hikayede, kendi tesislerinde yetiştirilen ve günlük olarak restoranlara ulaştırılan alabalıklar başrolde. İşletmenin patentli alabalık pizzası ve kiremitte kaşarlı alabalığı ise geleneksel lezzete farklı bir yorum katıyor. Ev mutfağından başlayan bir kadın girişimcilik hikayesi, taş fırında saatlerce pişen kebaplar ve dededen toruna aktarılan 50 yıllık bir aile mirası… Malatya’nın Lezzet Noktaları, kentin gastronomisini yalnızca yemekleriyle değil, o yemeklerin ardındaki hikayelerle de keşfe çıkarıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu  Haber

Dünyanın Dört Yanından Tahıl, Yem ve Gıda İşleme Sektörü Liderleri İstanbul’da Buluştu 

Bu yılki iş birliği hedefi 1 milyar dolar olarak belirlenen fuarı düzenleyen HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, açılış töreninde “Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 25-27 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen İDMA İstanbul 2026; un, yem, mısır, irmik, pirinç, bulgur, bakliyat, makarna ve bisküvi teknolojileri başta olmak üzere tahıl ve gıda işleme endüstrisinin tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturuyor. Bu yıl fuarda 1 milyar dolarlık iş birliği hacmine ulaşılması hedefleniyor. İDMA İstanbul 2026’nın açılış törenine sektör temsilcileri, kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen profesyoneller yoğun ilgi gösterdi. Küresel gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve değirmencilik teknolojilerindeki dönüşümün ele alındığı fuar, aynı zamanda sektörün geleceğine yön veren önemli bir platform olarak öne çıkıyor. 23 senede 34 milyar dolar ihracat kazandıran sektör Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Güldal da açılışa yaptığı konuşmada, şu an hasat döneminde olunduğunu bildirerek, "Türk üreticisinin emeğini katma değere dönüştüren sektörlerin hepsi burada, temsilcileri burada. Sektör, Türkiye'ye son 23 senede 34 milyar dolar ihracat katma değeri kazandırdı"dedi. Güldal, "Değerli ihracatçılarımızı, sanayicilerimizi; ülkemizin istihdamına, iş gücüne, ekonomisine, ihracatına verdikleri katkıdan dolayı tebrik ediyorum. Bu fuarı, kalite ve teknolojinin güncellendiği, ticaretin, transferlerin yapıldığı bir ortam, platform olarak görüyoruz ve çok değerli olduğunu hissediyoruz" değerlendirmesinde bulundu. Sektörün ortak aklı buluşarak geleceğe yön veriyor Açılış töreninde konuşan HAGE Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muhammet Ali Kalkan, küresel gıda arzı, tahıl ticareti ve işleme teknolojilerinin geleceğine odaklanan İDMA İstanbul 2026’nın bugün geldiği noktada, yalnızca bir fuar değil, küresel tahıl ekonomisinin en önemli buluşma platformlarından biri haline dönüştüğünü belirtti. Kalkan, “İDMA yalnızca bir fuar değil; sektörümüzün ortak aklının, ortak vizyonunun ve uluslararası iş birliğinin buluşma noktasıdır. Bugün burada yalnızca bir fuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda dünya tahıl, un, yem ve değirmencilik teknolojileri sektörünün geleceğini şekillendirecek yeni iş birliklerinin, yeni yatırımların ve yeni fırsatların kapısını birlikte aralıyoruz” dedi. 120’den fazla ülkeden 10 binin üzerinde ziyaretçi bekleniyor Kalkan sözlerine şöyle devam etti; “Bu yıl 11'incisini gerçekleştirdiğimiz İDMA İstanbul'da, 400'ün üzerinde markayı sektör profesyonelleriyle buluşturuyoruz. Fuarımız boyunca 120'den fazla ülkeden 10 binin üzerinde profesyonel ziyaretçiyi ağırlıyoruz. Bu rakamlar yalnızca bir fuarın büyüklüğünü değil, aynı zamanda sektörümüzün küresel ölçekteki gücünü, dinamizmini ve İDMA markasına duyulan güveni de göstermektedir. Türkiye bugün değirmencilik teknolojileri alanında dünyanın lider ülkelerinden biridir. Ancak günümüz dünyasında başarı artık yalnızca üretmekle değil, birlikte üretmekle mümkündür. Bu nedenle İDMA'nın en büyük gücü; sergilenen teknolojilerin yanı sıra yıllar içerisinde oluşturduğu uluslararası iş birlikleri, dostluklar ve güven ortamıdır. Bugün bu salonda Avrupa'dan, Afrika'dan, Orta Doğu'dan, Asya'dan ve Amerika kıtasından gelen çok değerli misafirlerimizi ağırlıyoruz. Gıda arz güvenliği artık yalnızca ekonomik bir konu değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluktur. Artan dünya nüfusu, iklim değişikliği, enerji maliyetleri ve değişen tüketim alışkanlıkları sektörümüzü daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha teknolojik çözümler üretmeye yönlendirmektedir. İşte İDMA tam da bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Bugün burada yalnızca makineleri ve teknolojileri sergilemiyoruz; aynı zamanda geleceğin gıda sistemlerini, uluslararası iş birliklerini ve sektörümüzün ortak vizyonunu da birlikte inşa ediyoruz.” Küresel tahıl ekonomisinin kalbi İstanbul’da atmaya başladı Üç günlük bir program çerçevesinde düzenlenen İDMA İstanbul 2026’da dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılar; yeni teknolojileri yakından inceleme, uluslararası iş birlikleri geliştirme ve küresel tahıl, yem ve gıda işleme sektörünün geleceğine ilişkin stratejik konuları değerlendirme fırsatı buldu. Ayrıca 60’tan fazla ülkeden delegasyon ve binlerce B2B görüşmeye ev sahipliği yapan İDMA İstanbul 2026, yeni ihracat bağlantıları geliştirmek, uluslararası iş ağlarını büyütmek ve yeni pazarlara erişim açısından önemli fırsatlar sundu. İDMA Global Grain & Milling Forum’da kritik başlıklar İDMA kapsamında eş zamanlı düzenlenen İDMA Global Grain & Milling Forum’da; gıda güvenliği, küresel tahıl ticareti, yeni nesil değirmencilik teknolojileri, yapay zekâ ve otomasyon, sürdürülebilir üretim, yem teknolojileri ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi kritik başlıklar ele alındı. Otomasyon ve sürdürülebilirlikten dijitalleşme ve izlenebilirliğe kadar tahıl ve yem endüstrisini şekillendiren tüm teknoloji paydaşları İstanbul’da bir araya geldi. Ayrıca fuar kapsamında, uluslararası sektör oturumları, teknoloji lansmanları, networking etkinlikleri, BBM Kitchen deneyim alanı, uluslararası iş görüşmeleri ve satın alma heyeti organizasyonları planlandı. Yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hızlanıyor Uluslararası Tahıl Konseyi (IGC) verilerine göre dünya un ticaretinde yeniden büyüme beklentisi dikkat çekerken; özellikle Afrika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya gibi yükselen pazarlarda gıda güvenliği yatırımları hız kazanıyor. Değişen tüketim alışkanlıkları, kentleşme ve stratejik gıda yatırımları; ileri işleme teknolojilerine yönelik talebi artırıyor. Tüm dünyada yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor Dünya genelinde 12 binden fazla endüstriyel un değirmeni faaliyet gösterirken, yıllık 570 milyon tonun üzerinde buğday işleniyor. Sektörde artık yalnızca üretim kapasitesi değil; enerji verimliliği, sürdürülebilirlik, dijital proses yönetimi, izlenebilirlik ve tedarik zinciri dayanıklılığı da rekabetin temel belirleyicileri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Dayanışma Paylaşarak Artıyor Haber

Nilüfer’de Dayanışma Paylaşarak Artıyor

Sosyal belediyecilik anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Nilüfer Belediyesi, bu Ramazan ayında da ihtiyaç sahibi vatandaşları yalnız bırakmıyor. Nilüfer Belediyesi, gerek verdiği iftarlarla gerekse de erzak kolisi destekleriyle Ramazan ayında da dayanışmayı büyütüyor. Nilüfer Belediyesi, Ramazan ayı destekleri kapsamında bu ay da ihtiyaç sahibi ailelere erzak kolisi desteği sağlıyor. Belediyeye başvuran veya muhtarlıklar aracılığıyla tespit edilen ailelere yönelik erzak kolisi dağıtımı başladı. Erzak kolilerinde temel gıda ihtiyaçlarının yanı sıra Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) aracılığıyla yerel üreticiden alınan ürünler de yer alıyor. Hazırlanan paketlerde toz şeker, çay, zeytin, ayçiçeği yağı, domates salçası, tarhana, erişte, tuz, buğday unu, fasulye, kırmızı mercimek, bulgur, osmancık pirinci, yeşil mercimek ve nohut bulunuyor. İFTAR YEMEĞİ DAĞITILACAK Nilüfer Belediyesi, erzak dağıtımının yanı sıra iftar yemeği de dağıtacak. Hacı Remziye Bakgör Aşevi’nde hazırlanan günlük 400 kişilik iftar yemeği, ihtiyaç sahibi ailelere sunulacak. Koza Kütüphane Nilbel Kafe’de de Tophane Rotary Kulübü iş birliğiyle her gün 500 öğrenciye iftar yemeği ikramı gerçekleştirilecek. NİLÜFER’DE KİMSE KENDİSİNİ YALNIZ HİSSETMİYOR Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Ramazan ayının aynı zamanda paylaşmanın ve dayanışmanın arttığı bir dönem olduğunu söyledi. Nilüfer’de kimsenin kendisini yalnız hissetmemesi için çalıştıklarını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Paylaştıkça çoğalan bereketin huzurunu birlikte yaşıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları Haber

Kış Aylarında Vücudunuzu Zorlamadan Beslenmenin Yolları

Soğuk günler, kısalan saatler ve yavaşlayan tempo; beslenme düzenini de doğrudan etkiliyor. Bu dönemde vücudun enerji ihtiyacı artarken, bağışıklık sistemi ve sindirim düzeni daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor. Tam da bu nedenle, kış aylarında mevsime uygun ve sürdürülebilir bir beslenme sağlayan baklagiller, her zamankinden daha önemli hale geliyor. Yeni yılın başlangıcıyla birlikte beslenme düzenini gözden geçirmek isteyen pek çok kişi için ocak ayı güçlü bir motivasyon sunuyor. Duru Gıda Beslenme Danışmanı Diyetisyen Emine Uluçay’a göre, kış mevsiminin ortasında yer alan bu dönemde hızlı ve katı değişiklikler yerine, bedeni zorlamayan ve doğal ritmini destekleyen tercihler ön plana çıkmalı. Uluçay, “Kış aylarında amaç, bedeni zorlamak değil; bağışıklığı güçlendiren, sindirimi destekleyen ve ruh halini dengeleyen bir düzen kurmak olmalı” diyerek beslenmeye daha bütüncül bir yerden bakılması gerektiğini vurguluyor. Bu noktada kış beslenmesinin en güçlü yardımcılarından biri ise kuru baklagiller oluyor. Uluçay, bakliyatların yalnızca doyurucu değil, aynı zamanda bağışıklık ve sindirim sistemi için önemli bir destek olduğuna dikkat çekiyor: “Bakliyatlar; protein, çinko, demir ve B vitaminleri açısından oldukça zengindir. Bu besin öğeleri, bağışıklık sistemi hücrelerinin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar ve hastalıklara karşı direnci artırmaya yardımcı olur.” Soğuk havayla birlikte hareketin ve sıvı tüketiminin azalması sindirim sistemini yavaşlatabiliyor. Bakliyatların yüksek lif içeriği ise bu noktada önemli bir avantaj sunuyor. Uluçay, “Yüksek lif içerikleri sayesinde bakliyatlar sindirimi düzenlemeye ve kabızlığı önlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasını destekler. Sağlıklı bir bağırsak, güçlü bir bağışıklık sistemi demektir” diyor. Kış sofralarında çorbalardan salatalara, zeytinyağlılardan ana yemeklere kadar pek çok farklı şekilde yer bulabilen bakliyatlar, mevsim sebzeleriyle birlikte tüketildiğinde besleyici ve dengeli öğünler oluşturmayı kolaylaştırıyor. Lahana, brokoli, karnabahar, pırasa ve ıspanak gibi kış sebzeleri; bakliyatlarla birleştiğinde hem doyurucu hem de bedeni yormayan tabaklar ortaya çıkıyor. Kivi, mandalina ve portakal gibi C vitamini ve antioksidan açısından zengin meyveler ise bu dengeyi destekliyor. Uluçay, ana öğünlerin yapısında protein dengesine dikkat edilmesi gerektiğini de hatırlatıyor: “Her ana öğünde bir protein kaynağı bulunması, tokluk süresini uzatır ve gün içindeki enerji dalgalanmalarını azaltır.” Bu noktada bakliyatlar, bitkisel protein kaynağı olarak kış aylarında önemli bir rol üstleniyor. Karbonhidrat tercihlerinde ise rafine seçenekler yerine bulgur, kinoa, karabuğday ve tam buğday ekmek gibi kompleks kaynaklara yönelmek; sindirim sistemini ve bağırsak sağlığını destekleyerek genel iyilik haline katkı sağlıyor. Kış aylarında çoğu zaman fark edilmeden ihmal edilen bir diğer konu ise sıvı tüketimi. Susuzluk hissi azalsa da vücudun su ihtiyacı devam ediyor. Gün içinde suya ek olarak bitki çaylarını rutine dahil etmek, sıvı dengesini korumaya yardımcı oluyor. Tatlılar ve hamur işleri ise özellikle bu mevsimde daha cazip hale geliyor. Uluçay, bu noktada yasaklamaktan ziyade dengeye odaklanılması gerektiğini belirtiyor: “Şekerli ve aşırı yağlı yiyecekler sık tüketildiğinde enerji düşüklüğüne ve ruh halinde dalgalanmalara yol açabilir. Tüketilecekse porsiyonun küçük tutulması, vücutla daha barışık bir ilişki kurmayı sağlar.” Kış aylarında bedeni desteklemek aslında zor değil. Mevsime uygun sebzeler, yeterli sıvı tüketimi ve sofrada bakliyatlara daha fazla yer açmak; hem bağışıklık sistemini güçlendirmek hem de kışın yavaş ritmine uyum sağlamak için en doğal ve etkili adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.