Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bulut

Kapsül Haber Ajansı - Bulut haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bulut haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm  Haber

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm 

Siemens, BSH Ev Aletleri’nin Türkiye Çerkezköy kampüsünde devreye aldığı dijital dönüşüm projesiyle, yapay zeka ve veri analitiğini üretim süreçlerine taşıdı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası’nda plastik kazan üretim hattına entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlikten verimliliğe ve kalite yönetimine kadar birçok alanda etkileyici sonuçlar ortaya koydu. EdgeAI tabanlı sistemle geliştirilen “Üretim Kontrol Kulesi”, sahadan toplanan verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesini, anomali tespitlerinin yapay zeka algoritmalarıyla gerçekleştirilmesini ve aynı üretimi yapan makineler arasında performans karşılaştırmalarının yapılmasını mümkün hale getirdi. Tüm bu yeni süreçler bir yıl gibi kısa bir sürede, üretim hattı hiç durdurulmadan, esnek ve güvenli bir mimariyle entegre edildi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, “BSH Türkiye olarak Siemens ile gerçekleştirdiğimiz bu dijital dönüşüm projesi, üretim teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını araladı. Siemens Industrial Edge ve yapay zeka destekli sistemlerle sadece verimliliğimizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve kalite alanlarında da çıtayı yükselttik. BSH Türkiye’de ilk kez uygulanan bu sistemin global ölçekte örnek teşkil etmesi, dijital dönüşüm vizyonumuzun ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü sinerjinin bir göstergesidir” dedi. GENİŞ YELPAZEDE DEĞER YARATIYOR Siemens Türkiye Digital Endüstriyel Genel Müdürü Kerim Oal, projeye ilişkin değerlendirmesinde “Bu proje, Siemens’in açık ve uyumlu ürün portföyüyle IT yeteneklerinin üretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini net bir şekilde gösteriyor. Siemens Xcelerator ile endüstriyel dijitalleşmeye yönelik sunduğumuz katkılar, müşterimizin sisteminin farklı bileşenleriyle güvenli ve sorunsuz entegrasyonunda kendini gösteriyor. Veri analizinden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede değer yaratıyoruz. Biz, geleceğin üretim sistemlerini bugünden inşa ediyoruz. Bu örnek projeyle, üretim süreçlerine teknolojik değer katmaya, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuklarında çözüm ortağı olmaya ve sürdürülebilir sanayiyi desteklemeye devam ediyoruz” dedi. VERİLER TEK NOKTADAN YÖNETİLİYOR BSH Türkiye, Siemens Industrial Edge teknolojisini tercih ederek yüksek güvenilirlik ve güçlü entegrasyon kabiliyetlerinin ötesinde, tek noktadan enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim olanaklarında uçtan uca değer yarattı. Siemens Xcelerator portföyünün parçası olan Industrial Edge, çamaşır makinası kazan üretim hattında sahadan verilerin kolaylıkla toplanmasını, saha seviyesinde analiz edilmesini, analiz çıktılarıyla üretimde operasyonel verimliliğin arttırılmasını, kalite problemlerinin ve plansız duruşların azaltılmasını, üretilen her bir kazanın ürün kimliğinin oluşturulması ve kaydedilmesini, yarı mamullerin takibini, operatör hedeflerinin takip edilmesini ve IT katmanlarla tam entegrasyonunu sağladı. Bu sayede IT ve OT sistemleri arasında merkezi bir platform oluşturarak verilerin tek noktadan yönetilmesini mümkün kıldı. BSH’ın süreçlerini optimize etmek, yapay zeka destekli algoritmalar ile anormallikleri tespit etmek, verimlilik sağlamak ve kalite süreçlerini geliştirmek için Industrial Edge platformundaki ileri teknolojiler kullanılarak üretim sürecinin hem teknolojik seviyesi hem de esnekliği artırıldı. Bu çözüm aynı zamanda dijital ikiz süreçleri, güvenli bulut ortamı, görsel denetimle veri izleme sistemleriyle de entegre çalışıyor. OPERASYONLAR ARTIK DAHA İYİ YÖNETİLİYOR Plastik kazan üretimi, yapay zekâ destekli Industrial Edge ile otomatik kontrollerle yönetiliyor ve her bir kazana benzersiz bir kimlik numarası atanıyor. Enerji tüketimi, performans ve kalite gibi proses verileri Siemens Industrial Edge ve bulut üzerinde analiz ediliyor. Sistem, anormallik modellerinden öğrenerek makineleri otomatik olarak durdurabiliyor, kök nedenleri belirliyor ve mühendisleri bilgilendiriyor. Geçmiş verilerle geliştirilen modeller, sistemin doğruluğunu artırarak proaktif önlemler alınmasını sağlıyor. VERİMLİLİĞE KATKI Uygulama sonrasında genel ekipman verimliliğinde yüzde 20 artış sağlanırken, enerji tüketimi yüzde 25 oranında azaltıldı. Tüm bu verimlilik artışı, BSH Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağladı. Her bir ürün, benzersiz dijital kimliğiyle izlenebilir hale getirilirken, kalite dışı ürünlerin önlenmesiyle hem tüketici memnuniyeti hem de marka güveni artırıldı. Proje, hem teknik başarılarıyla değil, hem de stratejik sonuçlarıyla öne çıktı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinası Fabrikası, bu uygulamayla geçtiğimiz yıl “BSH Global Yılın Üretim Teknolojisi Ödülü”ne layık görüldü. BSH Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bu sistem, global ölçekte BSH’ın diğer üretim tesislerine de örnek teşkil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Netaş, 2025 Yıl Sonu Satış Gelirlerini Yüzde 31 Artırarak 12 Milyar TL'ye Ulaştırdı Haber

Netaş, 2025 Yıl Sonu Satış Gelirlerini Yüzde 31 Artırarak 12 Milyar TL'ye Ulaştırdı

Türkiye'de ve bölgede telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteren Netaş, 2025 yılı yıl sonu finansal sonuçlarını açıkladı. Şirket'in satış gelirleri yıl sonunda geçen yılın aynı dönemine kıyasla TL bazında yüzde 31 artırarak 12 milyar TL'ye dolar bazında yüzde 9 artarak 305 milyon dolar seviyesine ulaştı. Alınan siparişler ise yüzde 20 artışla 12 milyar TL'ye yükseldi. Şirket'in 2025 yılı FAVÖK (Faiz, Amortisman, Vergi Öncesi Kar) düzeyi bir önceki seneye göre yüzde 143 büyüyerek 126 milyon TL seviyesinden 307 milyon TL seviyesine ulaştı. 2025 yıl sonu itibariyle Telekom segmenti yüzde 49 payıyla siparişlerin en büyük kısmını oluştururken, toplam satışlar içindeki payı yüzde 45 düzeyinde gerçekleşti. Cari yılda telekom segmentinin sipariş ve satışları sırayla 5,9 milyar TL ve 5,4 milyar TL oldu. Sistem Entegrasyonu segmenti siparişlerdeki yüzde 42 payıyla şirketin tüm siparişlerinde ikinci büyük kısmını oluşturdu.2025 yılında toplam sipariş tutarı 5 milyar TL olarak gerçekleşirken, ilgili birim 5,4 milyar TL'lik satış geliriyle konsolide satışların yüzde 45'ini oluşturdu. 2025 yılı boyunca telekom operatörleriyle yürütülen altyapı modernizasyon projeleri kapsamında erişim ve enerji katmanında çalışmalar devam etti. Yerli mühendislik gücüyle üretilen doğru akım güç sistemleri, akıllı lityum bataryalar ve yüksek verimlilik sağlayan doğrultucu üniteleri sahada konumlandırıldı. Fiber erişim tarafında akıllı port yönetimi gibi yenilikçi teknolojilerle enerji verimliliği artırıldı; Wi-Fi 6 ve Wi-Fi 7 çözümleriyle son kullanıcı tarafında daha düşük enerji tüketimiyle müşterilerimize daha yüksek performans sunuldu. 2026'da hayata geçirilecek 5G altyapısı için Telekom operatörlerinin hazırlıkları kapsamında Netaş ilerleyen yıllarda da geleceğin iletişim teknolojilerine dönük tüm iş birliklerine açık, esnek ve hazırlıklı bir yapı sunmayı hedefliyor. Tüketici teknolojileri alanında ise Netaş, ZTE çatısı altında yer alan nubia markasıyla mobil cihaz pazarındaki faaliyetlerini 2025 yılında da sürdürdü. 5G destekli farklı modellerin Türkiye pazarına sunulmasıyla ürün portföyü genişlerken, mobil cihaz tarafındaki faaliyetler telekom ekosisteminin son kullanıcı katmanını tamamlayan bir alan olarak konumlanmaya devam etti. Operatör iş birlikleri ve dijital satış kanallarıyla desteklenen yapı kapsamında mobil cihazların Türkiye'de üretimi de sürdürüldü. Netaş 2025 yılı içinde Türkiye ve Kazakistan pazarında 200 bine yaklaşan sayıda akıllı telefon satışı gerçekleştirdi. Kamu ve özel sektörde veri merkezi altyapıları, ağ dönüşümü, siber güvenlik ve bulut geçiş projeleri yürütüldü. Microsoft ile bulut, yapay zekâ ve siber güvenlik alanlarında projeler hayata geçirilirken; Hitachi ile veri depolama ve kesintisiz çalışma altyapılarına yönelik çalışmalar sürdürüldü. Netaş Bulut Sunucu ürün ailesi kamu, finans ve kurumsal projelerde kullanılarak veri işleme kapasitesi ve enerji verimliliği ihtiyaçlarına yanıt verdi. Yazılım test hizmetleri alanında Netaş Test Merkezi faaliyetlerini sürdürürken, Visium ürün ailesi finans ve telekom sektörleri başta olmak üzere kurumsal müşteriler tarafından tercih edildi. Yönetilen hizmetler tarafında ise Netaş iştiraki BDH, 7/24 operasyon modeliyle BT operasyon yönetimi, saha destek hizmetleri, ve cihaz onarım süreçlerinde faaliyet gösterdi. BDH 81 ilde hizmet veren servis ağı ile tüm Türkiye'ye hizmet veriyor. Savunma sanayii projelerinde görev kritik haberleşme ve konumlama çözümleri geliştirilmeye devam edildi. 2025 yılında havacılık alanında AS9100 kalite sertifikasyonu ile havacılık projelerinde süreç yönetimi ve izlenebilirlik alanında yetkinlik güçlendirildi. Tüketici teknolojileri alanında nubia markasının 5G destekli modelleri Türkiye pazarında sunulmaya devam etti. Farklı kullanıcı segmentlerine yönelik ürün gamı genişletilirken, mobil cihaz üretimi yerli üretim kabiliyeti kapsamında sürdürüldü. Kazakistan başta olmak üzere yakın coğrafyada telekom ve kurumsal teknolojiler alanında projeler yürütülerek uluslararası faaliyetler devam etti. Netaş CEO'su Sinan Dumlu, yıl sonu performansına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "2025 yılında Netaş olarak tüm iş kollarımızdaki faaliyetlerimizi sürdürdük. Satış gelirlerimizi 12 milyar TL olarak kaydettiğimiz bu yılda, sistem entegrasyonu projelerimiz, telekom tarafındaki altyapı işlerimiz ve savunma alanındaki uzun soluklu Ar-Ge projelerimiz gelir yapımızın temelini oluşturdu. Bugün Netaş'ın gücü, tek bir alandan değil; tasarımdan entegrasyona, saha bakımdan yönetilen hizmetlere kadar uzanan bütüncül yapısından geliyor. 5G'nin hayata geçmesi yaklaşırken ve dünyada teknolojik liderliğin önemi artarken bu bütüncül yapı daha da kritik hale geliyor. Netaş olarak Ar-Ge'miz, üretim kabiliyetimiz, sistem entegrasyonu deneyimimiz ve ülke çapındaki teknik destek kadrolarımızla tüm müşterilerimize 5G'den Yapay Zekâ'ya her teknolojide destek vermeye hazırız." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Ventures’tan Yeni Nesil Yapay Zekâ Platformuna Stratejik Yatırım Haber

Borusan Ventures’tan Yeni Nesil Yapay Zekâ Platformuna Stratejik Yatırım

Borusan Grubu’nun kurumsal girişim sermayesi şirketi Borusan Ventures, üretimde verimliliği ve güvenliği güçlendiren yenilikçi girişimlere yatırım yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda, enerji ve kimya başta olmak üzere endüstriyel tesislerde yapay zekâ destekli üretimde akıl yürütme ve karar alma sistemi geliştiren Archimetis, Borusan Ventures’ın da katıldığı yatırım turunda 11,5 milyon dolar yatırım aldı. Inspired Capital liderliğinde gerçekleşen yatırım turuna ayrıca Homebrew, MCJ ve Incite Capital de katıldı. Defne Kocabıyık Narter: Archimetis’in diğer yapay zekâ çözümlerinden ayrışacağına inanıyoruz Borusan Ventures Kurucusu ve Başkanı Defne Kocabıyık Narter, yatırımla ilgili şunları söyledi: “Archimetis’in kurucularından Paul Manwell, uzun yıllar Google’da üst düzey yöneticilik yapmış ve şirket CEO’su Sundar Pichai ile önemli projelerde çalışmış bir isim. Bu deneyimiyle birlikte Archimetis’in diğer yapay zekâ çözümlerinden ayrışacağı ve daha üst seviyede bir ürün olacağı konusunda inancımız tam. Yapay zekânın üretimde sınırlı değer yaratacağı yönünde yanlış bir algı olsa da Borusan Boru’nun Houston tesisindeki testlerimiz bunun tam tersini gösterdi. Çelik sektöründe öncü bir oyuncu olarak bu yolculuğun içerisinde yer almaktan, üretim tesislerimizi açarak Archimetis’in bu sektörde ilerlemesine katkı sağlamaktan oldukça mutluyuz. Diğer ülkelerdeki üretim tesislerimize de bu çözümün yayılımını sağlayıp yapay zekâyı işlerimizin önemli bir parçası haline getirmek istiyoruz.” Milyarlarca veri tek bir yapıda: Günler sürecek analizlere son veriyor 2023 yılında kurulan Archimetis, rafinerilerde ve ağır sanayi tesislerinde uzun süredir hissedilen kritik bir probleme odaklanıyor: Yoğun operasyonel baskı altında çalışan ekiplerin ihtiyaç duydukları karar ve analiz desteğine zamanında ulaşamaması. Üretim hatları beklenmedik şekilde durduğunda ekipler; sensör verileri, bakım ve arıza kayıtları, PDF dokümanlar, e-postalar ve deneyimli çalışanların zihninde yer alan kurumsal bilgi gibi dağınık kaynaklarla baş etmek zorunda kalıyor. Ekiplerin karşılaştığı asıl zorluk veriye sahip olmak değil, bu veriyi hızlı ve doğru şekilde anlamlandırabilmek. Bu parçalı yapı nedeniyle bilgiler günler süren analizlerle bir araya getiriliyor, bunlara, her gün karşılaşılan yüzlerce küçük problem de eklendiğinde şirketler ciddi verimlilik ve optimizasyon fırsatlarını kaçırıyor. Archimetis, insanın tek başına işleyemeyeceği milyarlarca veriyi yapay zekânın imkanlarıyla tek bir yapıda işleyerek, öğrenerek ve bir takım arkadaşı gibi konumlanarak operasyon ekiplerinin daha hızlı, tutarlı ve veri odaklı karar almasını sağlıyor. Archimetis Kurucu Ortağı ve CEO’su Paul Manwell: “Yıllar boyunca operasyon ekipleri, hızla artan operasyonel karmaşıklığı artık ihtiyaçlara cevap veremeyen araçlarla yönetmek durumunda kaldı. Yapay zekâda akıl yürütme alanında yaşanan son atılımlar, bu sorunu artık her ölçekteki tesis için çözülebilir hale getirdi. Bugün, operasyon ve mühendislik alanındaki her bir çalışana en deneyimli uzmanların muhakeme ve sezgi yetkinliklerini sunabiliyor, aynı zamanda kurumsal bilgiyi görünür kılarak en iyi uygulamaların her vardiyada tutarlı biçimde uygulanmasını sağlayabiliyoruz.” Yapay zekâ akıl yürütmesi ile endüstriyel operasyonları güçlendiriyor Archimetis, Google DeepMind’in AlphaCode yaklaşımındaki ileri yapay zekâ gelişmelerini temel alan, modern bir operasyonel akıl yürütme mimarisi üzerine kurulu. Güvenli ve özel bir bulut ortamında çalışan platform; sensör verileri, bakım kayıtları ve dokümantasyon gibi farklı kaynaklardan gelen yapılandırılmış ve yapılandırılmamış verileri tek bir yapıda birleştiriyor. Önde gelen dil modelleri ve analitik araçları entegre ederek operasyonları sorunlar ve fırsatlar açısından sürekli izliyor, küresel ve şirket-özel en iyi uygulamaları devreye alıyor, böylece normalde günler süren karmaşık mühendislik analizlerini otomatik olarak gerçekleştiriyor. Ortaya çıkan içgörüler de operasyon ekiplerine anlık ve aksiyona dönük şekilde sunuluyor. Elde edilen ilk sonuçlara göre, Archimetis sayesinde günlük 120.000 varil kapasiteli bir rafineride marj iyileştirmeleri, maliyet tasarrufları ve süreç güvenliğindeki artış sayesinde yıllık 34–45 milyon dolar aralığında finansal etki yaratıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Zirvesi-AGI’de Değer Odaklı Dönüşüm Vurgusu Haber

Yapay Zekâ Zirvesi-AGI’de Değer Odaklı Dönüşüm Vurgusu

Türkiye’de kurumsal yapay zekâ alanının önde gelen buluşmalarından biri olarak konumlanan Yapay Zekâ- AGI kısa adıyla BZagi’de geleceği şekillendiren teknolojilerden stratejik yaklaşımlara kadar geniş bir çerçevede sektörün gündemine yön veren başlıklar, kapsamlı biçimde masaya yatırıldı. “AGI Etkisi: Kurumlar İçin Güç, Risk ve Yeni Oyun Kuralları” temasıyla düzenlenen etkinlikte, Yapay Genel Zekâ’nın kurumları nasıl dönüştürdüğü, hangi alanlarda rekabet avantajı yarattığı ve beraberinde getirdiği riskler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Türkiye’nin en büyük kurumlarında yapay zekâ dönüşümünü yöneten 300’ün üzerinde üst düzey yönetici ve karar verici; insan–makine iş birliğinin yeni modellerinden sorumlu zekâ yaklaşımına, iş süreçlerinden toplumsal etkilere kadar uzanan çok boyutlu başlıkları stratejik perspektifle ele aldı. Yeni Dönemin Dinamikleri Zirvede Şekillendi Tamamı kürasyonla belirlenen katılımcı profiliyle kapalı devre ve yüksek etki alanına sahip bir platform sunan zirve; CIO’lar, CTO’lar, yapay zekâ ve veri liderlerini aynı çatı altında buluşturdu. Otonom iş modelleri, yapay zekâ ve güvenlik ilişkisi, değişen regülasyonlar, üretken yapay zekâ ile artan kurumsal verimlilik, model güvenilirliği ve bulut tabanlı performans başlıkları derinlemesine ele alındı. Açılış, Konuşmalar ve Panellerden Öne Çıkanlar Zirvenin açılışı konuşmasını gerçekleştiren BThaber Başkan Yardımcısı Neslihan Aksun “Bugün “AGI Eşiğinde”yiz. Yapay zekâ artık yalnızca otomasyon, analiz ve tahmin değil. Yapay zekâ artık karar süreçlerine dokunan, yönetişimi etkileyen, kurumsal stratejinin bir parçası haline gelen bir güç. Ve biz de bugün şu soruyu soruyoruz: AGI eşiğinde kurumlar nasıl konumlanmalı? AGI, insan zekâsını taklit eden bir teknoloji olmanın ötesinde, kurumların öğrenme biçimini, risk yönetimini, hatta liderlik anlayışını değiştirecek bir potansiyel taşıyor. Bu yeni zekâ çağında; veriye sahip olmak ve veriyi anlamlandırmak yetmeyecek. Asıl mesele, bu zekâyı sorumlulukla, etikle ve stratejik akılla yönetebilmek olacak” dedi. “İnsan rolü ortadan kalkmak yerine, kararları yöneten ve denetleyen bir konuma evrilmektedir” Koddan Karara: Zekânın Yönetimi Kimin Elinde? Başlıklı sunumunda yapay zekâ sistemlerinin geniş bir perspektife sahip olması nedeniyle konuşmasında odağını karar destek sistemleri üzerine yönelttiğini belirten etkinliğin baş konuşmacısı Trendyol Group, Sr. Staff Engineer Alican Kiraz; “Özellikle kurumlarda ve yazılım ekiplerinde şu sorular sıkça soruluyor: ‘Yapay zekâ işimizi elimizden alacak mı?’ Bu noktada şunu vurgulamak önemli: Yapay zekâ tek başına bir tehdit değildir. Bir sistemin gerçek anlamda etkili olabilmesi için yalnızca düşünmesi değil, eyleme geçebilmesini sağlayan agentic yapılara sahip olması gerekir. Günümüzde kullanılan sistemlerin büyük bölümü matematiksel ve istatistiksel karar mekanizmalarına dayanırken, yapay zekâ da benzer şekilde veriyi analiz ederek anlamlı çıktılar üretmektedir. Bu noktada klasik otomasyon ile agentic sistemler arasındaki fark önem kazanmaktadır. Birden fazla yapay zekâ bileşeninin koordineli biçimde çalıştığı bu yapılar, süreçleri yönetebilen yeni bir dönüşüm alanı oluşturmaktadır. Endüstri 4.0 ile gündeme gelen “karanlık fabrikalar” vizyonuna rağmen, gelişmiş karar destek sistemleri kurumların tamamen insansız yapılara dönüşmesini zorunlu kılmamaktadır. İnsan rolü ortadan kalkmak yerine, kararları yöneten ve denetleyen bir konuma evrilmektedir” dedi. “Kritik nokta, bu büyümenin ötesinde doğabilecek ikinci bir pazarın oluşması” Kurumsal yapay zekâ vizyonuna ilişkin değerlendirmelerini paylaşan zirvenin ana sponsoru da olan Treomind’ın CEO’su ve Yönetici Ortağı Alper Yıldız; “Yapay zekâ hayatın ve iş dünyasının ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Rekabette geri kalmamak için yapay zekânın iş süreçlerine entegre edilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Türkiye’de pazar bugün yaklaşık 1.2 milyar dolar seviyesinde ve önümüzdeki beş yıl içinde 8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bununla birlikte asıl kritik nokta, bu büyümenin ötesinde doğabilecek ve yaklaşık 50 milyar dolarlık yeni bir ekonomik hacim yaratma potansiyeline sahip ikinci bir pazarın oluşması. Bu dönüşümün; aynı kapasiteyle daha fazla üretim yapmayı, daha fazla müşteriye ulaşmayı ve sürdürülebilir, ölçeklenebilir büyümeyi mümkün kılacak” dedi. Generatif yapay zekânın son dönemde hızla hayatımıza girdiğini ve yapay zekâ ajanlarının karar süreçlerinde giderek daha etkin rol üstlendiğini söyleyen Yıldız, buna rağmen stratejik kararların her zaman insan tarafından verileceğinin altını çizerek; “Bu işin sonunda kararların sistemler tarafından verildiği düşünülebilir; ancak gerçekte nihai karar her zaman insana aittir. Önemli olan, insanın doğru rolde konumlanmasıdır” ifadelerini kullandı. İşNet sponsorluğunda gerçekleşen “Yetenek, Zekâ ve Algoritma Aynı Masada” başlıklı ana panelde; yapay zekâ, yetenek yönetimi ve algoritmik dönüşüm çok boyutlu biçimde tartışıldı. Panel açılış konuşmasını yapan BThaber Başkanı Murat Göçe; “Geçmişte rekabetin en temel gücünün teknoloji olduğunu, teknolojiye sahip olan şirketlerin öne geçtiğini ifade ediyorduk. Ancak bugün gelinen noktada bunun tek başına yeterli olmadığı görülüyor. Yapay zekâya, güçlü donanımlara ve gelişmiş teknolojilere sahip olmak artık rekabette fark yaratmak için tek başına yeterli değil. Gerçek farkı yaratan unsur; doğru yeteneklerin doğru karar mekanizmalarıyla, doğru algoritmalarla birlikte çalışabilmesidir. Şirketler ancak bu uyumu sağlayabildiklerinde rekabette öne çıkabilmektedir. Odağı “Yapay zekâ ile neler yapılabilir?” sorusundan daha ileriye taşımak gerekiyor. Günümüzde yapay zekânın teknik kapasitesi büyük ölçüde biliniyor. Asıl kritik soru ise ‘İnsan, organizasyon ve algoritma birlikte nasıl çalışmalı?’ Kurumsal başarı; yapay zekâyla uyumlu, iş birliğine dayalı ve değer üreten bir çalışma modelinin kurulmasına bağlıdır” dedi. “AGI’nin önündeki en büyük engel yine AGI’nin kendisi” İşNet CEO’su Mehmet Fahri Can ise; “AGI’ye giden yolda kurumların en çok zorlandığı başlıklar arasında altyapı, veri ve organizasyonel hazırlık da yer alır; saha da en büyük kırılma ise bu unsurların tamamında birlikte yaşanmaktadır. AGI, yapay zekânın en genel hâlini ifade eder; yani insanı taklit edebilen bir yapay zekâdan söz ediyoruz. Bugün pek çok kişi ve kurum tartışmayı tam da bu noktaya taşıyor: Gerçekten yapay zekâ insanı taklit edebilir mi, insan gibi davranabilir mi? Peki bunun sınırları nedir ve ne zaman gerçekleşecektir? Bu soruları hâlâ soruyor olmamız, AGI’nin henüz yeterince olgunlaşmadığını da gösteriyor. İnsan zekâsının yerini aldığı bir noktada olmadığımızı görüyoruz ve bunun ne zaman gerçekleşeceğini de bilmiyoruz. Dolayısıyla AGI’nin önündeki en büyük engel yine AGI’nin kendisi. Buna rağmen önümüze bakmamız gerekiyor; çünkü bu süreci, ortak bir kurgu ve anlayışla birlikte inşa etmeye çalışıyoruz” diyerek görüşlerini belirtti. “Doğru yetenek; yapay zekâyla etkin çalışabilen, insan becerilerini teknolojiyle harmanlayabilen kişi” Panelistler arasında yer alan diğer bir isim LHH, Türkiye Ülke Başkanı Neslihan Delikanlı ise “Artık ‘doğru yetenek’ yalnızca teknik açıdan güçlü ya da aynı kurumda uzun yıllar çalışmış deneyimli kişi anlamına gelmiyor. Günümüzde doğru yetenek; yapay zekâyla birlikte düşünebilen, hızlı ve çevik bir zihne sahip olan, kendini sürekli güncelleyebilen birey demek. Araştırmalar, hâlâ dünkü yetkinliklere göre işe alım yapan şirketlerin rekabette geri kalacağını gösteriyor. Buna karşılık, geleceğe hazır olmayı hem yetkinlik setlerini hem de doğru zihniyeti geliştirmeyi öncelik hâline getiren firmaların iş gücündeki dönüşüme liderlik edeceği ifade ediliyor. Bugün rekabet avantajı; hangi diplomaya sahip olunduğundan çok, değişime ne kadar hızlı uyum sağlandığı ve çevik düşünce yapısının organizasyona ne ölçüde kazandırılabildiğiyle ölçülüyor. Bu bağlamda teknoloji şirketleri için ‘doğru yetenek’; yapay zekâyla etkin çalışabilen, hızlı öğrenen, kurum stratejisine katkı sağlayan ve insan becerilerini teknolojiyle harmanlayabilen kişi anlamına geliyor. Artık ‘bu role en uygun kişi kim?’ sorusundan ziyade, roller değiştiğinde bizimle kimlerin dönüşebileceğini sormamız gerekiyor. Şirketlerin kendilerine yöneltmesi gereken asıl soru da bu. Çünkü gerçek dönüşüm noktasında doğru yetenek; yalnızca bir pozisyona uyan kişi değil, şirketlerin geleceğini birlikte inşa edecekleri kişi olarak tanımlanmalı” dedi. “Belirleyici unsur ise veri” Üretken yapay zekâ önemli bir alan olarak öne çıksa da asıl değerin hâlâ geleneksel yapay zekâ tarafında bulunduğuna dikkat çeken Zorlu Holding, Holding Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Önder Kaplancık; “Yapılan değerlendirmelere göre yıl sonunda üretken yapay zekâdan elde edilecek kazanımdan daha fazlası geleneksel yapay zekâdan sağlanıyor. Bu noktada belirleyici unsur ise veri. Veri katmanının sağlam kurulması, dış kaynaklı verilerin doğru biçimde entegre edilmesi ve güçlü bir altyapıyla desteklenmesi; servis maliyetlerinin azalmasını, üretim süreçlerinin iyileşmesini ve operasyonel verimliliğin artmasını sağlıyor. Bu kazanımların ekonomik karşılığı da çoğu zaman üretken yapay zekâ uygulamalarının sunduğu değerin üzerine çıkabiliyor. Elbette üretken yapay zekânın kurumlara hız ve esneklik kazandıran önemli katkıları bulunuyor. Ancak tek başına kullanımı beklenen ölçekte bir değer yaratmayabiliyor. Bu nedenle veri temelli yaklaşım ve geleneksel yapay zekâ yetkinlikleri kritik önemini koruyor. Sonuç olarak gerçek ekonomik değerin veri ve geleneksel yapay zekâ ekseninde şekillendiği, bu yüzden kurumların veriyi sağlamlaştırmaya ve bulut tabanlı altyapılara taşımaya odaklandığı görülüyor.” dedi. “Yapay zekâ çıktıları, karar mekanizmalarına yeterince entegre edilemiyor” BTS&Partners Kurucu Yasin Beceni; “Günümüzde kurumların belirli bir hiyerarşi ve yönetişim yapısına sahip olduğu görülürken, yapay zekâ özellikle süreç optimizasyonunda en yaygın kullanılan teknolojilerden biri hâline geliyor. Ancak projelerin büyük bölümünün ölçeklenememesi, yapay zekâ çıktılarının karar mekanizmalarına yeterince entegre edilemediğini gösteriyor. Bunun temelinde, mevcut karar süreçlerinin yapay zekâ ile nasıl dönüştürüleceğine dair net bir modelin bulunmaması ve organizasyon genelinde bu dönüşümü destekleyen bir kültürün henüz oluşmaması yer alıyor. Oysa güven ve şeffaflık temelinde, insanın sistemle entegre çalıştığı yapılar kurmak ve her departmanın süreçlerini yapay zekâ perspektifiyle yeniden tasarlamak, kurumlar için bütüncül dönüşümün anahtarı olarak öne çıkıyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Teknoloji çoğu zaman en kolay kısımdır; asıl zorluk insanın ve kurum kültürünün dönüşmesidir” Teknoloji stratejisti İnci Abay Cansabuncu moderatörlüğünde Kurumsal Dönüşüm Mimarı Dr. Hakan Tetik ve Treomind Yapay Zekâ Birimi Başkanı Alper Sınav ile gerçekleşen söyleşide sektörlerde yapay zekâ orkestrasyonu kapsamlı biçimde ele alındı. Yapay zekâ orkestrasyonunun yalnızca araçların bir araya gelmesinden ibaret olmadığı; asıl değerin, bu araçları birbirine bağlayan doğru bağlantı noktalarının kurulmasıyla ortaya çıktığı vurgulandı. Başarılı bir yapay zekâ projesinin; ihtiyacın doğru anlaşılması, kullanım senaryolarının belirlenip önceliklendirilmesi ve sağlam bir iş planı ile ölçeklenebilir teknoloji altyapısının kurulması olmak üzere üç temel aşamaya dayandığı ifade edildi. Söyleşide ayrıca kültürel dönüşümün belirleyici rolüne dikkat çekilerek, “Teknoloji çoğu zaman en kolay kısımdır; asıl zorluk insanın ve kurum kültürünün dönüşmesidir” mesajları paylaşıldı. Yapay Zekâ Zirvesi’nde Transition Teknoloji PSC Bölge Direktörü Dr. Bilgehan Baykal “Örnek Vakalarla Kurumlarda Yapay Zekâ Dönüşümü”, Inspark CEO’su Serdar Susuz “AI: Nerede ve Nasıl Değer Üretir?” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler. Mina YZ Çözümleri CEO’su – Yapay Zekâ Bilim İnsanı Emre Yazıcı “Bütünleşik Yapay Zekâ” sunumu ile zirvede yer alırken, “Nadir Olaylarda Anomali Tahmini” başlıklı kapanış sunumunu Knowledge Club Yapay Zekâ Çözümleri Mimarı Erdeniz Ünvan tarafından yapıldı. Treomind ana sponsorluğunda gerçekleştirilen zirvede; İşNet ana panel sponsorluğunu üstlenirken, Transition premium sponsor, Inspark ise exclusive sponsor olarak zirvenin destekçileri arasında yer aldı. Knowledge Club, Mina Yapay Zekâ ve Inspark sunum sponsorları arasında konumlanırken; BTS Labs, Mina, Norax.ai, Soti Luna, WGuard, Workiom, Emploid. Ai, Fortinet tanıtım sponsorluğu üstlendi. Yapay Zekâ Arf Ödülleri Sahiplerini Buldu Zirvenin finalinde gerçekleştirilen Yapay Zekâ Arf Ödülleri töreninde, jüri değerlendirmesi ve halk oylaması sonucunda belirlenen projeler ödüllendirildi. 3 Boyutlu Fetal Beyin Ultrasonografisinde Lateral Ventrikül Anomalilerinin Yapay Zekâ Destekli Tespiti projesi ile KNOWLEDGE CLUB Yılın Yapay Zekâ Arf Ödülü’nün sahibi oldu. Verimlilik Artıran Projeler kategorisinin birincisi AHTABOT projesi ile ETCBASE YAZILIM olurken, Yenilikçi Projeler kategorisinin birincisi MobilDeniz VisionPro projesi ile INTERTECH oldu. Ekosisteme Fayda Projeler kategorisinin birincisi AssistCam AI: Hasar Yönetiminde Otonom Denetim ve Güvenlik Ekosistemi projesi ile ASSİSTCAM, Gelişmeye ve Geliştirilmeye Açık Projeler kategorisinin birincisi RabbitQA-Otonom Yapay Zekâ Destekli Deep Testing ve Güven Platformu projesi ile VİRGOSOL oldu. Sosyal Sorumluluk Projeler kategorisinin birincisi ve aynı zamanda Yılın Yapay Zekâ Arf ödülünün sahibi 3 Boyutlu Fetal Beyin Ultrasonografisinde Lateral Ventrikül Anomalilerinin Yapay Zekâ Destekli Tespiti projesi ile KNOWLEDGE CLUB oldu. Yapay zekâ ekosisteminde fark yaratan çalışmaların onurlandırıldığı tören, etkinliğin en heyecan verici anlarından biri olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link Savunma Sanayinde Stratejik Konumunu Güçlendirdi Haber

Link Savunma Sanayinde Stratejik Konumunu Güçlendirdi

Savunma ve kamu projelerinde büyümeyi hedefleyen Link’in Genel Müdürü Murat Pekmezyan, “HAVELSAN’ın yerli ve global pazardaki güçlü konumu göz önünde bulundurulduğunda, bu gelişme Link’in yerli teknoloji geliştirme kapasitesini, güçlü Ar-Ge altyapısını ve kritik projelerdeki yetkinliğini açık biçimde ortaya koymaktadır.” dedi. Güçlü bir Ar-Ge altyapısına sahip olan Link, savunma teknolojileri ekosisteminde kritik bir eşiği daha geride bıraktı. Link, HAVELSAN A.Ş. İş Ekosistemi kapsamında yürütülen denetim ve değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak 18 Şubat 2026 tarihinde HAVELSAN’ın onaylı tedarikçi listesine dahil edildi. HAVELSAN tarafından hazırlanan raporda, Link’in idari uygulamalarda, teknik uygulamalarda ve kalite uygulamalarında yapılan incelemelerde başarılı düzeyde olduğu tespit edildi. Rapor, Link’in kurumsal yapısının, mühendislik disiplininin ve teknik kapasitesinin savunma sanayinin yüksek standartlarıyla uyumlu olduğunu ortaya koyuyor. “Uzun vadeli büyüme stratejimize katkı sağlayacak” Link’in konuya ilişkin Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Şirketimiz Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş., HAVELSAN A.Ş. İş Ekosistemi kapsamında gerçekleştirilen denetim ve değerlendirme süreçlerini başarıyla tamamlayarak HAVELSAN'ın onaylı tedarikçi listesine dahil edilmiştir. Bu gelişme, şirketimizin yazılım, sistem entegrasyonu ve dijital dönüşüm alanlarındaki teknik yetkinliğinin ve kurumsal kalite standartlarının önemli bir savunma teknolojileri kuruluşu tarafından onaylandığını göstermesi açısından önem taşımaktadır. Söz konusu gelişmenin, Şirketimizin kamu, savunma ve özel sektör projelerinde ileri teknoloji odaklı yazılım ve sistem çözümleri üretme vizyonu, uzun vadeli büyüme stratejileri ve teknoloji odaklı konumlanması açısından olumlu katkı sağlaması beklenmektedir.” “Kritik projelerdeki mühendislik yetkinliğimizin teyidi” Link Genel Müdürü Murat Pekmezyan, HAVELSAN İş Ekosistemi’ne dahil olmanın şirketin uzun vadeli stratejileri açısından önemli bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “HAVELSAN’ın yerli ve global pazardaki güçlü konumu dikkate alındığında, bu gelişmeyi yalnızca teknik bir yeterlilik süreci olarak görmüyoruz. Bu adım, Link’in yerli teknoloji geliştirme kabiliyeti, güçlü Ar-Ge altyapısı ve kritik projelerdeki mühendislik yetkinliğinin kurumsal ölçekte teyidi anlamına geliyor. Savunma teknolojileri gibi yüksek güvenlik, kalite ve sürdürülebilirlik standartları gerektiren bir alanda onaylı tedarikçi statüsü kazanmak; yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu ve dijital dönüşüm alanlarındaki teknik derinliğimizin somut bir yansımasıdır.” “Global ölçekte teknoloji ortağı olmayı amaçlıyoruz” Bu gelişmenin Link’in ihracat ve ikiz dönüşüm odaklı büyüme vizyonuyla da örtüştüğünü vurgulayan Pekmezyan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda klasik bir yazılım şirketinden, bulut, yapay zekâ, güvenlik ve sürdürülebilirlik platformları geliştiren çok katmanlı bir teknoloji yapısına dönüştük. Savunma ve kamu projelerinde elde ettiğimiz bu yetkinliği, yalnızca yerel ölçekte değil, uluslararası pazarlarda da değerlendirmeyi hedefliyoruz. Uzun vadeli büyüme stratejimiz doğrultusunda kamu, savunma ve özel sektörde yüksek katma değerli projelerde daha etkin rol alarak Link’i global ölçekte referans gösterilen bir teknoloji ortağı konumuna taşımayı amaçlıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor Haber

vMind ve ASNSKY’den Bilişim Dünyasında Stratejik İş Birliği: “Yönetilen Dönüşüm” Modeli Başlıyor

Türkiye’de kurumların dijital dönüşüm yolculuğu, hibrit altyapıların yönetimi, artan güvenlik gereksinimleri ve maliyet baskısı nedeniyle yeni bir evreye giriyor. Bu yeni dönemde teknoloji yatırımlarının sürdürülebilir iş sonuçlarına dönüşmesi kritik hale gelirken, vMind ve ASNSKY önemli bir iş birliğine imza attı. İki güçlü yapı bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir operasyonel modelde birleştirerek kurumlara uçtan uca, ölçülebilir ve güvenli bir dönüşüm yaklaşımı sunmaya başladı. Kurumların ‘Hangi teknolojiyi almalıyım?’ sorusundan çok, ‘Bu yatırımı iş sonucuna nasıl dönüştürürüm?’ sorusuna odaklandıklarını belirten vMind CEO’su Volkan Duman şunları söyledi: “Teknoloji yatırımını yalnızca bir kurulum projesi olmaktan çıkarıp ölçeklenebilir ve yönetilebilir bir hizmet modeline dönüştürüyoruz. Güvenli bulut altyapımızı ve yönetilen hizmet disiplinimizi, ASNSKY’nin sahadaki güçlü ekosistemiyle birleştirerek kurumların dijital dünyada daha hızlı ve doğru aksiyon almasını sağlıyoruz” dedi. İş birliğini hibrit gerçekliğe uygun bir operasyonel dönüşüm modeli olarak tanımlayan ASNSKY Başkanı Emre Pekar ise şu değerlendirmede bulundu: “Bugün kurumların tek bir doğrultusu yok. Public, private ve hibrit yapılar birlikte yaşıyor. Biz; bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunarak ‘nerede ne çalışmalı, nasıl güvenli olmalı, nasıl işletilmeli’ sorularını uçtan uca cevaplayan bir model kurduk. Bu yaklaşım yalnızca mevcut BT ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda yapay zekâ projeleri için gerekli veri, güvenlik ve gözlemlenebilir altyapı da hazırlıyor” dedi. Hibrit Dünyada Uçtan Uca Sorumluluk, Sürdürülebilir Operasyon ve Gerçek Katma Değer Mevcut alternatiflerin önemli bir bölümü yalnızca bulut hizmeti sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakmakta, bazı yaklaşımlar ise proje bazlı kalıp uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından sınırlı bir çerçeve sunuyor. vMind & ASNSKY modelinde ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek çerçevede sunularak hibrit yapılarda net sorumluluk, güçlü operasyon dili ve sürdürülebilir işletim sağlıyor. Böylece kurulum sonrası operasyon yükü müşteriden alınırken, yapay zekâ projeleri için gereken altyapı temeli de sistematik biçimde güçlendiriliyor. vMind ve ASNSKY iş birliği sayesinde kurumlar hibrit ortamlarda doğru iş yükü konumlandırması ve maliyet kontrolü elde ederken; entegrasyon kaynaklı performans ve erişilebilirlik sorunlarını daha hızlı teşhis edebiliyor, güvenlik görünürlüğü ve olay müdahalesinde daha disiplinli bir işletime kavuşuyor. Operasyon yükünün yönetilen hizmet modeliyle devredilmesi ise BT ekiplerinin üzerindeki baskıyı azaltarak dönüşüm projelerini daha öngörülebilir ve sürdürülebilir hale getiriyor. AI Girişimleri İçin “Doğal Altyapı”: AI Enabler İş birliğinin stratejik odak noktalarından biri de Yapay Zekâ (AI) projelerine sağladığı altyapı oldu. ASNSKY Başkanı Emre Pekar, kurulan yapının AI girişimleri için kritik bir temel oluşturduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “AI girişimlerinin başarısı modelden önce; veri akışı, güvenli erişim ve telemetri kalitesine bağlıdır. Pek çok alternatif çözüm yalnızca küresel ölçekli bulut platformları üzerinden servis sunarken işletim sorumluluğunu müşteriye bırakıyor. Biz ise bulut, entegrasyon ve yönetilen hizmetleri tek bir çerçevede birleştiriyoruz. Böylece AI’yi ayrı bir proje olmaktan çıkarıp, iyi yönetilen bir altyapının doğal uzantısı haline getiriyoruz.” Bir bulut sağlayıcının ötesindeyiz “Türkiye’de artık temel ihtiyaç yalnızca buluta geçmek değil; hibrit yapıları güvenli, maliyet kontrollü ve sürdürülebilir biçimde işletmek” diyerek konunun önemini vurgulayan Volkan Duman, iş birliği ile parçalı ürün ve proje yaklaşımı yerine ölçülebilir hizmet ve operasyon standardını güçlendirirken, yapay zekâyı ek bir proje olmaktan çıkarıp iyi işletilen altyapının doğal uzantısı haline getireceklerini belirtti. Volkan Duman, vMind’ın rolünün de dönüştüğünü belirterek şunları ifade etti: “Bir bulut sağlayıcının ötesine geçerek hizmet tasarımı ve operasyon standardı sunan stratejik iş ortağına evriliyoruz. Müşteriyle ilişkiyi yalnızca kurulum anına değil, güvenlikten maliyet yönetimine kadar tüm yaşam döngüsüne yayıyoruz. vMind ve ASNSKY’nin ortak vizyonu; hibrit altyapı gerçekliğinde güvenlik, süreklilik ve maliyet yönetimini standartlaştırılmış bir modelle sunmak. Bu modelin, daha fazla kurumun tek elden erişebildiği ve yapay zekâ dâhil tüm dönüşüm projelerine temel oluşturan sürdürülebilir bir dijital omurga yaratması hedefleniyor. Sonuç olarak, vMind & ASNSKY iş birliği teknoloji yatırımlarını ürün odaklı yaklaşımdan çıkarıp operasyon odaklı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir dönüşüm modeline taşıyor; Türkiye’de hibrit çağın BT işletim anlayışına yeni bir standart kazandırıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde  Dijital Dönüşüm  Haber

Siemens Teknolojisiyle BSH Üretiminde Dijital Dönüşüm 

BSH Türkiye’nin çamaşır makinalarının plastik kazan üretim sürecine entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlik, verimlilik ve kalite açısından çarpıcı sonuçlar elde etti. Siemens, BSH Ev Aletleri’nin Türkiye Çerkezköy kampüsünde devreye aldığı dijital dönüşüm projesiyle, yapay zeka ve veri analitiğini üretim süreçlerine taşıdı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası’nda plastik kazan üretim hattına entegre edilen Siemens Industrial Edge teknolojisi, sürdürülebilirlikten verimliliğe ve kalite yönetimine kadar birçok alanda etkileyici sonuçlar ortaya koydu. EdgeAI tabanlı sistemle geliştirilen “Üretim Kontrol Kulesi”, sahadan toplanan verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesini, anomali tespitlerinin yapay zeka algoritmalarıyla gerçekleştirilmesini ve aynı üretimi yapan makineler arasında performans karşılaştırmalarının yapılmasını mümkün hale getirdi. Tüm bu yeni süreçler bir yıl gibi kısa bir sürede, üretim hattı hiç durdurulmadan, esnek ve güvenli bir mimariyle entegre edildi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, “BSH Türkiye olarak Siemens ile gerçekleştirdiğimiz bu dijital dönüşüm projesi, üretim teknolojilerinde yeni bir çağın kapılarını araladı. Siemens Industrial Edge ve yapay zeka destekli sistemlerle sadece verimliliğimizi artırmakla kalmadık, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve kalite alanlarında da çıtayı yükselttik. BSH Türkiye’de ilk kez uygulanan bu sistemin global ölçekte örnek teşkil etmesi, dijital dönüşüm vizyonumuzun ve iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü sinerjinin bir göstergesidir” dedi. GENİŞ YELPAZEDE DEĞER YARATIYOR Siemens Türkiye Digital Endüstriyel Genel Müdürü Kerim Oal, projeye ilişkin değerlendirmesinde “Bu proje, Siemens’in açık ve uyumlu ürün portföyüyle IT yeteneklerinin üretim süreçlerine nasıl entegre edilebileceğini net bir şekilde gösteriyor. Siemens Xcelerator ile endüstriyel dijitalleşmeye yönelik sunduğumuz katkılar, müşterimizin sisteminin farklı bileşenleriyle güvenli ve sorunsuz entegrasyonunda kendini gösteriyor. Veri analizinden yapay zekaya kadar geniş bir yelpazede değer yaratıyoruz. Biz, geleceğin üretim sistemlerini bugünden inşa ediyoruz. Bu örnek projeyle, üretim süreçlerine teknolojik değer katmaya, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuklarında çözüm ortağı olmaya ve sürdürülebilir sanayiyi desteklemeye devam ediyoruz” dedi. VERİLER TEK NOKTADAN YÖNETİLİYOR BSH Türkiye, Siemens Industrial Edge teknolojisini tercih ederek yüksek güvenilirlik ve güçlü entegrasyon kabiliyetlerinin ötesinde, tek noktadan enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim olanaklarında uçtan uca değer yarattı. Siemens Xcelerator portföyünün parçası olan Industrial Edge, çamaşır makinası kazan üretim hattında sahadan verilerin kolaylıkla toplanmasını, saha seviyesinde analiz edilmesini, analiz çıktılarıyla üretimde operasyonel verimliliğin arttırılmasını, kalite problemlerinin ve plansız duruşların azaltılmasını, üretilen her bir kazanın ürün kimliğinin oluşturulması ve kaydedilmesini, yarı mamullerin takibini, operatör hedeflerinin takip edilmesini ve IT katmanlarla tam entegrasyonunu sağladı. Bu sayede IT ve OT sistemleri arasında merkezi bir platform oluşturarak verilerin tek noktadan yönetilmesini mümkün kıldı. BSH’ın süreçlerini optimize etmek, yapay zeka destekli algoritmalar ile anormallikleri tespit etmek, verimlilik sağlamak ve kalite süreçlerini geliştirmek için Industrial Edge platformundaki ileri teknolojiler kullanılarak üretim sürecinin hem teknolojik seviyesi hem de esnekliği artırıldı. Bu çözüm aynı zamanda dijital ikiz süreçleri, güvenli bulut ortamı, görsel denetimle veri izleme sistemleriyle de entegre çalışıyor. OPERASYONLAR ARTIK DAHA İYİ YÖNETİLİYOR Plastik kazan üretimi, yapay zekâ destekli Industrial Edge ile otomatik kontrollerle yönetiliyor ve her bir kazana benzersiz bir kimlik numarası atanıyor. Enerji tüketimi, performans ve kalite gibi proses verileri Siemens Industrial Edge ve bulut üzerinde analiz ediliyor. Sistem, anormallik modellerinden öğrenerek makineleri otomatik olarak durdurabiliyor, kök nedenleri belirliyor ve mühendisleri bilgilendiriyor. Geçmiş verilerle geliştirilen modeller, sistemin doğruluğunu artırarak proaktif önlemler alınmasını sağlıyor. VERİMLİLİĞE KATKI Uygulama sonrasında genel ekipman verimliliğinde yüzde 20 artış sağlanırken, enerji tüketimi yüzde 25 oranında azaltıldı. Tüm bu verimlilik artışı, BSH Türkiye’nin sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağladı. Her bir ürün, benzersiz dijital kimliğiyle izlenebilir hale getirilirken, kalite dışı ürünlerin önlenmesiyle hem tüketici memnuniyeti hem de marka güveni artırıldı. Proje, hem teknik başarılarıyla değil, hem de stratejik sonuçlarıyla öne çıktı. BSH Çerkezköy Çamaşır Makinası Fabrikası, bu uygulamayla geçtiğimiz yıl “BSH Global Yılın Üretim Teknolojisi Ödülü”ne layık görüldü. BSH Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bu sistem, global ölçekte BSH’ın diğer üretim tesislerine de örnek teşkil ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara’dan Avrupa’ya  ‘Dijital İpekyolu’ Haber

Ankara’dan Avrupa’ya ‘Dijital İpekyolu’

Yapay zeka ve ulusal güvenlik stratejilerinin şekillendirdiği bu yeni dönemde; NATO uyumlu altyapısı ve tamamladığı yeni yatırım turuyla güçlenen DT Cloud, 2026 yılında Ankara’dan Avrupa’ya uzanacak ‘Dijital İpekyolu’ vizyonunu hayata geçirmeye hazırlanıyor. Gartner verilerine göre küresel ekonomideki ağırlığı 800 milyar dolara yaklaşan ve Goldman Sachs’ın 2030’a kadar 2 trilyon dolar hacme ulaşmasını öngördüğü bulut dünyası, teknik bir altyapı olmanın ilerisinde bir konuma yerleşerek dijital egemenliğin ve ulusal güvenliğin yeni kalesine dönüştü. Bu devasa ekosistemde; verinin nerede saklandığına odaklanan kısıtlı yaklaşımlar, yerini operasyonel ve teknolojik kontrolün tam egemenliğine bıraktı. Stratejik Yatırımlar ve NATO Standartlarında Büyüme Siber güvenliğin doğrudan bir ulusal egemenlik meselesi olarak tescillendiği 2025 yılı, tüm dünyada stratejik bir dönüşümü tetikledi. NATO’nun Lahey’deki Liderler Zirvesi’nde alınan siber savunma kararları ve Türkiye’deki 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu; regülasyon uyumlu, yüksek güvenlikli ve tam egemen bulut mimarilerini stratejik bir zorunluluk haline getirdi. Avrupa Birliği’nin egemen bulutu verinin yerelliğinin ötesinde uçtan uca teknolojik kontrol düzlemiyle tanımlaması ise dönüşümün çerçevesini netleştirdi. 2025 yılını regülasyon ve savunma sanayisi odaklı bir ‘scale-up’ yılı olarak tamamlayan DT Cloud, stratejik sermaye yapısını güçlendirdi. SSTEK liderliğinde; Türkiye Kalkınma Fonu Yenilikçi ve İleri Teknolojiler Katılım GSYF ile Polat Ventures GSYF’nin katıldığı tur ile aldığı toplam yatırımı iki katına çıkaran şirket, üretim kapasitesini tamamen NATO standartlarına taşıdı. Kasım 2025’te Brüksel’deki NATO 3. Bulut Kongresi’ne referans mimari katkısı sunan DT Cloud, mühendis kadrosunu bir yılda 40’tan 80’in üzerine çıkarırken, toplam ekip büyüklüğünü de 100 kişinin üzerine yükseltti. Savunma Sanayisinden Enerji ve Finans Sistemlerine Operasyonel Yetkinlik DT Cloud, beş yılı aşkın tecrübesiyle yapay zeka ve sınır (edge) bilişim odaklı yeniliklerle olgunlaştırdığı güvenli bulut platformunu; savunma sanayisinden enerji dağıtımına, üretimden finansal sistemlere kadar en kritik alanlarda aktif operasyonlarına dahil etti. 2025 yılında tekrar eden gelirlerini iki kat artıran şirket, bulut teknolojileri AR-GE proje gelirlerinde de iki katın üzerinde büyüme yakaladı. Bu süreçte gelir modelini tamamen bulut servisleri odağına taşıyan DT Cloud; büyük veri, güvenli yapay zeka ajan orkestrasyonu ve çoklu ajan mimarileri üzerine yürüttüğü AR-GE çalışmalarıyla fikri hak birikimini güçlendirdi. Goldman Sachs’ın 2030 yılında bulut yatırımlarının %15'ini oluşturacağını öngördüğü yapay zeka odaklı büyüme trendine paralel olarak; DT Cloud yapay zeka ve sınır bilişim odaklı bulut platformlarını enerji ve savunma sektörlerinde ölçeklenebilir hale getirdi. Ankara’dan Avrupa’ya ‘Dijital İpekyolu’ 2026 yılında bulut sektörü; merkezi yapılardan uzaklaşarak dağıtık, enerji verimli ve egemen mimarilere evriliyor. DT Cloud, Ankara’dan başlayıp Avrupa’ya uzanan ‘Dijital İpekyolu’ vizyonu kapsamında; kervansaray modeliyle konumlanan AI-native bulut kümelerini çeşitli ülkelerde devreye almaya hazırlanıyor. 2026 yılı içerisinde Orta ve Doğu Avrupa (CEE) bölgesinde üç farklı noktada altyapısını hayata geçirmeye hazırlanan DT Cloud, Avrupa Birliği pazarına yönelik dual-use bulut servisleriyle küresel ölçekte bir teknoloji şirketi olma yolunda ilerliyor. DT Cloud Kurucu CEO’su Tolga Dinçer, 2026 yılına dair öngörülerini şu sözlerle paylaştı: “Bulut ve yapay zeka altyapıları, ülkeler için artık stratejik birer savunma ve güvenlik varlığına dönüşüyor. Enerjinin, bilgi işlemin ve kontrol düzlemlerinin yakınsandığı bir döneme geçiyoruz. Kontrol düzlemi, orkestrasyon ve operasyonel egemenlik rekabetin ana eksenini oluşturuyor. DT Cloud olarak bu dönüşümde AI-native ve NATO uyumlu platformlarımızı ölçeklendirerek uluslararası alanda bağımsız dijital altyapılar sunmaya devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.