Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bulut Bilişim

Kapsül Haber Ajansı - Bulut Bilişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bulut Bilişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom Bölgesel Teknoloji Gücünü Orta Asya’ya Taşıyor  Haber

Türk Telekom Bölgesel Teknoloji Gücünü Orta Asya’ya Taşıyor 

Türkiye’nin dijital geleceğini inşa eden Türk Telekom, teknoloji birikimi, güçlü altyapısı ve uluslararası alanda faaliyet gösteren iştiraki Türk Telekom International ile bölge coğrafyasının teknoloji taşıyıcısı rolünü üstleniyor. Avrupa, Orta Doğu ve Asya'yı kapsayan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Türk Telekom International, uluslararası alanda uçtan uca optimize edilmiş bağlantı çözümleri, siber güvenlik, bulut bilişim toptan ses ve mobil dolaşım hizmetleri sunuyor. Kazakistan Almatı’da gerçekleştirilen Küresel Operatör Bağlantısı Toplantısı’nda (GCCM) küresel teknoloji şirketleriyle önemli temaslarda bulunan ve Akashi Data Center ile Mutabakat Zaptı (MoU) imzalayan TT International, Türkiye’yi bölgesel dijital bağlantının merkezi haline getirmek için çalışmalarını derinleştirdi. Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, “Türk Telekom olarak milli teknoloji birikimimiz, güçlü yatırımlarımız ve uzman mühendislerimiz ile yalnızca Türkiye’nin değil bölge coğrafyasının teknoloji taşıyıcısı rolünü üstleniyoruz. Uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketimiz TT International ile Avrupa'dan Orta Doğu ve Asya'ya denizaltı kablo sistemlerini de kapsayan yaklaşık 50 bin kilometrelik uluslararası fiber ağımız, 24 ülkedeki 135'i aşkın varlık noktamız ve 200'den fazla iş ortağımızla Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında stratejik bir dijital köprü kuruyoruz. Dijital varlık noktalarımızı ve uluslararası fiber ağımızı genişletmek için küresel teknoloji devleriyle iş birlikleri geliştiriyor, ülkemizin bölgesel güç olma vizyonuna milli teknoloji birikimimizle katkı sunuyoruz” dedi. Türk Telekom Grubu'nun uluslararası şirketi Türk Telekom International (TTI), Avrupa, Orta Doğu ve Asya'yı kapsayan stratejik altyapısıyla bölgesel veri trafiğinde önemli bir rol üstleniyor, Türkiye'nin dijital vizyonunu küresel arenada temsil etmeyi sürdürüyor. Milli mühendislik gücü ve uluslararası veri trafiğindeki deneyimiyle bölgesel pazarda güvenilir ve stratejik bir iş ortağı olarak konumlanan TTI, Orta Asya’da hızla artan veri trafiği, yapay zekâ ve bulut tabanlı hizmetler başta olmak üzere bölgenin dijitalleşme ihtiyaçlarını kapsayan yatırım ve iş birliği fırsatlarına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu kapsamda TTI, Kazakistan Almatı şehrinde düzenlenen GCCM 2026 etkinliğinde Türkiye’nin bölgedeki dijital varlığını güçlendirecek önemli temaslarda bulundu. Azerbaycan, Kazakistan, Çin ve Hindistan başta olmak üzere farklı ülkelerin önde gelen operatörleriyle görüşmelerde bulunan TTI, Türkiye üzerinden Orta Asya, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri, İran, Irak ve Uzak Doğu’ya yönelik yeni trafik ve kapasite fırsatlarını değerlendirdi. Uluslararası bağlantı altyapısının güçlendirilmesi, artan veri trafiğinin karşılanması ve yeni nesil dijital hizmetlerin geliştirilmesine yönelik görüşmelerde, TTI’ın bölgesel bağlantı ekosistemindeki rolünü daha da pekiştirecek projeler için adımlar atıldı. Denizaltı kablo ağının genişletilmesi, uluslararası fiber altyapının güçlendirilmesi, dijital varlık noktalarının artırılması ve teknoloji birikiminin yeni alanlara aktarılmasına yönelik yatırım ve iş birliği fırsatlarını değerlendiren TTI, Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri, Orta Asya ve Asya arasındaki dijital bağlantının bölgesel merkezi olma konumunun güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. "Milli teknolojimizle bölgesel güç olma vizyonumuzu Orta Asya’ya taşıyoruz" Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, “Türk Telekom olarak milli teknoloji birikimimiz, güçlü yatırımlarımız ve uzman mühendislerimiz ile yalnızca Türkiye’nin değil, bölge coğrafyasının da teknoloji dönüşümünde öncü rol oynuyoruz. Uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketimiz Türk Telekom International ile Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Türk Cumhuriyetleri’nden Orta Asya ve Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik bir dijital köprü oluşturuyoruz. Denizaltı kablo sistemlerini de kapsayan yaklaşık 50 bin kilometrelik uluslararası fiber ağımız, 24 ülkedeki 135’i aşkın varlık noktamız ve 200’den fazla iş ortağımızla güçlü, güvenilir ve sürdürülebilir bir dijital bağlantı ekosistemi sunuyoruz. Özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Orta Asya, Türkiye’nin güçlü tarihî, ekonomik ve stratejik bağlarıyla önemli bir potansiyel taşıyor. Bu coğrafyanın hızla gelişen dijital ihtiyaçlarını yakından takip ediyor; veri merkezleri, bulut bilişim, siber güvenlik, yapay zekâ ve yeni nesil bağlantı teknolojileri başta olmak üzere farklı alanlarda yeni fırsatları değerlendirmeye ve iş birlikleri geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu yaklaşımla GCCM’de Azerbaycan, Kazakistan, Hindistan ve Çin başta olmak üzere farklı ülkelerin operatörleri ve küresel teknoloji şirketleriyle bir araya geldik. Gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, bölgesel bağlantı altyapısının geliştirilmesinden yeni trafik, kapasite fırsatları ile denizaltı kablo yatırımlarına kadar geniş bir alanda iş birliği imkanlarını ele aldık. Bu temaslar, Türkiye’nin sahip olduğu mühendislik gücü, teknoloji birikimi ve stratejik coğrafi konumunun bölgesel ölçekte oluşturduğu değeri bir kez daha ortaya koydu. Akashi Data Center ile imzaladığımız Mutabakat Zaptı da bu vizyonun somut yansımalarından biri oldu. Bu mutabakat kapsamında veri merkezlerinin karşılıklı olarak bağlanması, ortak altyapı kullanımının değerlendirilmesi ve yeni nesil ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliği imkanlarını somut projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra bölgesel iş birliklerini yalnızca telekomünikasyon altyapısıyla sınırlı görmüyoruz. Azerbaycan’da Bakü’de düzenlenen Formula 1 gibi uluslararası organizasyonlar ve benzeri projelerde ortak çalışma imkanlarının geliştirilmesini de bölgesel iş birliğinin önemli alanlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Dijital çağın ihtiyaçlarına yönelik sunduğumuz zengin çözümlerle sadece veriyi değil, bağlantı kalitesini, operasyonel sürekliliği ve uluslararası etkileşimi de sağlıyor. Dijital varlık noktalarımızı ve uluslararası fiber ağımızı genişletmek için küresel teknoloji devleriyle yeni iş fırsatları ve iş birlikleri için çalışmaya, ülkemizin bölgesel güç olma vizyonuna millli teknoloji birikimimizle katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. Akashi Data Center ile MoU imzalandı Türk Telekom International, Kazakistan merkezli bölgenin önde gelen finans ve teknoloji gruplarından Akashi Data Center ile Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. TTI ile Akashi Data Center arasında, veri merkezlerinin karşılıklı bağlanması, ortak altyapı kullanımı ve yeni nesil ürün ile hizmet geliştirme alanlarında kapsamlı görüş alışverişi gerçekleştirildi. Söz konusu iş birliği, Türk Telekom International’ın Orta Asya’daki dijital bağlantı ekosistemini güçlendirme ve Türkiye’nin bölgesel dijital merkez olma hedefini destekleme stratejisinin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Tugay: İzmir’in Dijital Dönüşümüne Katkı Sağlayacak Haber

Başkan Tugay: İzmir’in Dijital Dönüşümüne Katkı Sağlayacak

Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğuna katkı sunacak yeni nesil dijital altyapı yatırımlarından biri İzmir’de hayata geçirildi. Vodafone Türkiye ve DAMAC Dijital iş birliğiyle Gaziemir’de kurulan Vodafone İzmir Veri Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, İzmir milletvekilleri, siyasi partilerin il başkanları ve belediye başkanları katıldı. “Çok kıymetli bir yatırım” Açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, böylesine değerli bir yatırıma ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. Vodafone Türkiye ve DAMAC Dijital’e teşekkür eden Başkan Tugay, “Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezinin, üstelik büyüme kapasitesiyle birlikte İzmir’de hizmete açılması bizim için çok kıymetli. Dünyada hızla dijital dönüşümün yaşandığı bir dönemde, kentimizin bu dönüşüme ayak uydurması açısından önemli bir adım olan bu yatırımın İzmir’de hayata geçirilmesine vesile olan yatırımcı firmalara çok teşekkür ediyorum” dedi. Yatırımcıya İzmir çağrısı Başkan Tugay, yatırımın son derece doğru bir adım olduğuna inandıklarını belirterek, “En yeni teknolojiyle donatılan ve mevcut kapasitesini dört katına çıkarma potansiyeline sahip Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezi, eminim İzmir’deki pek çok firmanın dijital dönüşümüne önemli katkı sağlayacak. Aynı zamanda yapay zeka başta olmak üzere dünyada baş döndürücü bir hızla yaşanan teknolojik dönüşüme kentimizin ayak uydurmasına, güvenli bir veri altyapısı sunarak önemli ölçüde yardımcı olacak. Bundan sonra İzmir’i benzer veri merkezleri ve dijital yatırımlar için bir merkez olarak görmeyi düşünen herkese, görevim boyunca destek olmaya hazır olduğumu ifade etmek isterim. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun” diye konuştu. “Stratejik, ekonomik ve milli bir meseledir” Törende konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yeni çağın en stratejik kaynağının veri ve bilgi olduğunu söyledi. Dünyada her saniye milyarlarca veri üretildiğini belirten Uraloğlu, verinin nerede barındırıldığı, nasıl işlendiği ve kimlerin kontrolünde olduğunun artık teknolojik olmanın ötesinde stratejik, ekonomik ve milli bir mesele olduğunu söyledi. Uraloğlu, “Verinin egemenliğini tesis eden ülkeler, yarının kazananı ve egemeni olacaklardır. Bu anlayışla bugün Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezini devreye almanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. “Türkiye’nin dijital güvenlik haritasını büyütüyoruz” Vodafone İzmir Veri Merkezi’ni Türkiye’ye kazandırılan yeni bir dijital kale olarak nitelendiren Uraloğlu, “Türkiye’nin dijital güvenlik haritasını adım adım büyütüyoruz” dedi. Bu tür yatırımların Türkiye’nin veri üretimi, bulut bilişim, yapay zekâ ve dijitalleşme ihtiyaçlarına yanıt verecek altyapıyı güçlendireceğini belirten Uraloğlu, ülkenin bölgesel bir dijital altyapı ve veri merkezi üssü olma hedefinin de güçleneceğini söyledi. “Dijital dünyada söz sahibi olmak istiyorsak bu tür alt yapıları hayata geçirmeliyiz” İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban da baş döndürücü gelişmelerin olduğu dijital bir çağda olduklarına değinerek, şunları söyledi: “Burası herhangi bir lojistik depo gibi değil. Evet bir depo görevi de görüyor. Ama aynı zamanda bu verilerin saklandığı, işlendiği verilerle ilgili hesaplamaların da yapıldığı aktif bir merkez olarak görev yapıyor. Dolayısıyla dijital dünyada söz sahibi olmak istiyorsak bu tür alt yapıları çok hızlı şekilde hayata geçirmeliyiz.” Yatırımın önemine dikkat çekti Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy da dijital dönüşümü doğru okumanın önemli olduğunu belirterek, “Türkiye'nin yapay zeka çağında rekabet gücünü arttırması teknolojik bağımsızlığını güçlendirmesi ve bu alanda teknolojiyi yalnızca kullanan değil üreten ve üretmenin ötesinde ona yön verebiliyor olması açısından bu yapay zeka inisiyatifi son derece kıymetli” dedi. Konuşmaların ardından merkezin açılışı yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı Haber

Vodafone, DAMAC Digital İş Birliğiyle İzmir Veri Merkezi’nin İlk Fazını Yaklaşık 100 Milyon Dolarlık Yatırımla Hizmete Açtı

Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi olan tesis, 7 bin 500 metrekarelik alanı, 650’den fazla kabineti, uluslararası standartlardaki kesintisiz çalışan altyapısı ve yapay zekâ iş yüklerine uyumlu ölçeklenebilir mimarisiyle Türkiye’nin artan veri işleme ve bulut bilişim ihtiyacına yanıt verecek. Başlangıçta 4 MW kapasiteyle hizmet verecek merkezin kapasitesinin kısa süre içinde 20 MW’a çıkarılması planlanıyor. Vodafone ve dünyanın önde gelen dijital altyapı sağlayıcılarından DAMAC Digital iş birliğiyle hayata geçirilen İzmir Veri Merkezi hizmete açıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreninde, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, DAMAC Digital Kıdemli Başkan Yardımcısı Ma’an Manna ile kamu ve iş dünyasının temsilcileri bir araya geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Vodafone İzmir Veri Merkezi aslında Türkiye’ye kazandırdığımız yeni bir dijital kalenin adıdır. Vodafone Türkiye ve DAMAC Digital’in yüzde 50-yüzde 50 ortaklığıyla hayata geçirilen bu tesis, Vodafone Türkiye’nin altıncı veri merkezi olarak şirketin kapasitesini yeni bir seviyeye taşıyor. Yaklaşık 7 bin 500 metrekare kapalı alana sahip merkez; Gaziemir’deki konumuyla hem Ege Bölgesi’ndeki kurumsal müşterilere yakınlık hem de ulusal ve uluslararası bağlantı altyapılarına erişim avantajı sunacaktır. Colocation hizmetleriyle müşteriler kendi veri merkezi yatırımlarını yapmak yerine, kritik IT altyapılarını yüksek güvenlik ve süreklilik standartlarında barındırabilecek, 7/24 uzaktan operasyonel ve teknik destekle sahada bulunmadan da temel kontroller, müdahaleler ve bağlantı işlemlerini gerçekleştirilebilecektir. Bugün yaklaşık 100 milyon dolarlık yatırımla devreye alınan ilk faz, çok daha büyük bir vizyonun başlangıcıdır.” “Türkiye’nin bulut altyapısı ve veri egemenliğini güçlendiriyoruz” Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dijital geleceğine güç katacak stratejik bir yatırımı daha hayata geçirmekten gurur duyduklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Vodafone olarak bu yıl Türkiye’deki 20’nci yılımızı kutluyoruz. Geride bıraktığımız 20 yılda ‘daha iyi bir gelecek için teknoloji’ vizyonuyla hareket ederek ülkemizin dijitalleşme yolculuğuna yaklaşık 600 milyar TL’lik reel yatırım kazandırdık. 25 milyondan fazla mobil müşterimize, milyonlarca KOBİ’mize ve binlerce büyük kurumumuza hizmet verirken Türkiye’nin potansiyeline olan inancımızı her zaman sürdürdük.1,5 yıl gibi kısa bir sürede tamamladığımız ve bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz İzmir Veri Merkezi de bu inancın ve Türkiye’nin geleceğine duyduğumuz güvenin somut bir göstergesi. Yeni veri merkezimizin yalnızca Vodafone’un altyapısını değil, Türkiye’nin bulut altyapısını ve veri egemenliğini de güçlendireceğine; işletmelerimizin artan veri işleme ve yapay zekâ ihtiyaçlarına yanıt vereceğine inanıyoruz.” 4 MW’lık kapasite 20 MW’a çıkarılacak İlk fazı 100 milyon dolarlık bir yatırımla tamamlanan İzmir Veri Merkezi, 7 bin 500 metrekarelik alan üzerinde 650’den fazla kabinet ile faaliyet gösterecek. Uluslararası Tier III standartlarına uygun yüksek güvenlikli altyapıya ve yapay zekâ iş yüklerini destekleyen ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan merkez, başlangıçta 650’den fazla kabinet sayısı ile 4 MW kapasiteyle hizmet verecek. Damac Digital ile uzun vadeli ortaklık kapsamında bu yatırım tutarının yaklaşık 300 milyon dolara ve kapasitenin de 20 MW’a çıkarılması hedefleniyor. Sismik izolatör uygulamasıyla inşa edilen veri merkezi, deprem gibi doğal afetlere karşı daha yüksek koruma, uzun vadeli güvenlik ve hizmet sürekliliği sağlıyor. İşletmelerin verilerini güvenli biçimde saklayabilecekleri, yüksek hızla işleyebilecekleri ve yapay zekâ odaklı çözümlerini kesintisiz çalıştırabilecekleri yeni merkez; bulut bilişim, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik alanlarında hizmet sunacak. Yeni nesil GPU teknolojilerini destekleyen altyapısı sayesinde geleneksel yapay zekâ uygulamalarının yanı sıra üretken yapay zekâ modellerinin da güvenli ve ölçeklenebilir biçimde çalıştırılmasına imkân sağlayacak. Vodafone’un Türkiye’deki altıncı veri merkezi Vodafone, İzmir Veri Merkezi ile Türkiye’de hizmet veren veri merkezi sayısını altıya çıkardı. Coğrafi açıdan çok stratejik bir konuma sahip olan İzmir’i, Türkiye ve Akdeniz’de bir veri merkezi hub’ı haline getirmeyi hedefleyen Vodafone Türkiye, farklı şehirlerdeki veri merkezleri üzerinden kurumsal müşterilerine bulut, bağlantı, yönetilen hizmetler ve siber güvenlik çözümleri de sunuyor. Vodafone altyapılarında her ay 100 petabaytın üzerinde veri işlenirkenmilyonlarca işlem, binlerce uygulama ve çok sayıda sinyal gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya Haber

Körfez Bölgesi Yeni Stratejik Bağımlılıklarla Karşı Karşıya

Öne çıkan veriler: Körfez ülkeleri son 20 yılda yapay zekâ, gelişmiş veri merkezleri, video oyunları ve dijital ekosistemlere 250 milyar doların üzerinde yatırım yaptı.Bölge, mevcut küresel veri merkezi kapasitesinin yüzde 1'inden biraz fazlasına sahipken, yapımı devam eden kapasitenin yaklaşık yüzde 7'sini, planlanan kapasitenin ise yaklaşık yüzde 6'sını oluşturuyor.Standart bir hiper ölçekli veri merkezinin soğutulması için günde 1 ila 5 milyon litre su gerekebiliyor. Körfez, yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, yapay zekâ ve dijital altyapı yatırımlarında dünyanın yeni büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ulusal varlık fonları ve ekonomik çeşitlendirme stratejilerinin desteğiyle yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri ve dijital ekosistemlere önemli yatırımlar yapılıyor. Bölgenin mevcut küresel kapasitedeki payı halen sınırlı olsa da yapımı devam eden ve planlama aşamasındaki projelerde üstlendiği rol hızla büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bu yarışta bölgenin iki itici gücü olarak öne çıkıyor. Büyük ölçekli dijital altyapı projeleri ve küresel teknoloji şirketleriyle kurulan iş birliklerinin etkisiyle Riyad ve Abu Dabi'nin, Körfez'in yapay zekâ ve hiper ölçekli veri merkezi alanındaki başlıca merkezleri haline gelmesi bekleniyor. Ekonomik çeşitlenme kırılganlıkların yönünü değiştiriyor Körfez'deki dijital dönüşüm yarışının arkasında düşük maliyetli enerji, güçlü finansal kaynaklar, deniz suyunu arıtma altyapısı ve Avrupa, Asya ile Afrika arasındaki stratejik coğrafi konum gibi önemli avantajlar bulunuyor. Ancak bu avantajlar kırılganlıkları ortadan kaldırmak yerine farklı alanlara taşıyor. Bölgenin yapay zekâ alanındaki hedefleri; özellikle yarı iletkenler, grafik işlemcileri, büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ve ihracat lisansları açısından yabancı teknolojilere bağımlılığını sürdürüyor. Körfez'de yarı iletken üretimi veya yazılım mimarisi alanında henüz gelişmiş bir yerel ekosistem bulunmuyor. Bu bağımlılık insan kaynağına da uzanıyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve yarı iletken alanındaki uzmanlara dünyanın önde gelen teknoloji merkezlerinde halihazırda yoğun talep bulunuyor. Dijital altyapılar kritik hale geliyor Körfez ekonomileri giderek daha fazla dijitalleşirken veri merkezleri, deniz altı kabloları, bulut platformları ve dijital ağlar kritik altyapılar haline geliyor. Finansal hizmetlerden kamu platformlarına, akıllı şehirlerden şirketlerin kullandığı dijital tedarik zincirlerine kadar pek çok alan artık bu altyapılara dayanıyor. Bölgedeki dalgalı jeopolitik ortamda dijital altyapının bu ölçüde merkezi bir konuma gelmesi, yeni bir ülke riski türünü de beraberinde getiriyor. Büyük veri merkezleri fiziksel hedeflere dönüşürken, deniz altı kabloları da bir başka potansiyel kırılganlık noktası oluşturuyor. Kaynaklar üzerindeki baskı ise risklere yeni bir boyut ekliyor. Tatlı su kaynaklarının sınırlı olduğu ve su ihtiyacının büyük ölçüde deniz suyunun arıtılmasıyla karşılandığı bölgede, büyük ölçekli bilgi işlem kapasitesinin gelişmesi; sanayi, konut ve dijital altyapıların su kullanımı arasındaki tercihleri daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle Körfez'in yapay zekâ alanındaki yükselişi şirketler açısından teknolojik inovasyonun ötesinde bir anlam taşıyor. Süreç; operasyonel dayanıklılık, tedarikçilere bağımlılık, iş sürekliliği ve kritik dijital altyapılara maruz kalma açısından somut riskleri de gündeme getiriyor. Coface Orta Doğu Ekonomisti Seltem İyigün ise gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “Körfez'in yapay zekâ yarışı köklü bir dönüşüme işaret ediyor. Petrol sonrası ekonomik çeşitlenme kırılganlıkları ortadan kaldırmıyor, yeni kırılganlıklar yaratıyor. Veri merkezleri, yarı iletkenler, yetenekli insan kaynağı ve doğal kaynaklar artık enerji altyapısı kadar stratejik varlıklar haline geliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Logo Yazılım KOBİ’lerin Verimliliğini ve Rekabet Gücünü Artırıyor    Haber

Logo Yazılım KOBİ’lerin Verimliliğini ve Rekabet Gücünü Artırıyor  

KOBİ’lerin hızla değişen ekonomik ve teknolojik koşullarda, verimliliklerini artırmaları ve dönüşüme daha hızlı uyum sağlayabilmeleri dijitalleşmeden geçiyor. Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, Ar-Ge gücüyle geliştirdiği geniş çözüm portföyü, danışmanlık hizmetleri ve esnek ödeme modelleriyle KOBİ’lerin dijital dönüşümlerini destekliyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) 2017 yılında ilan ettiği 27 Haziran Dünya KOBİ Günü, KOBİ’lerin ekonomi için taşıdığı hayati öneme vurgu yapıyor. Ekonominin belkemiği olan KOBİ’ler, BM verilerine göre, tüm dünyadaki işletmelerin %90’ını oluşturuyor, küresel gayrisafi hasılanın yarısını üretiyor ve küresel istihdamın üçte ikisinden fazlasını sağlıyor. Türkiye’de de ekonomik dinamizmin ve büyümenin temelinde KOBİ’ler yer alıyor. KOBİ’ler, yüksek rekabet ortamında ulusal ekonomilerin gelişmesi ve korunması bakımından önemli bir role sahip. Ülkemizdeki girişimlerin yaklaşık %99,6'sını oluşturan KOBİ’ler istihdamın %68,5’ini sağlıyor, ihracatımızın %29,6’sını gerçekleştiriyor ve Ar-Ge harcamalarının %28,8’ini yapıyor. Günümüzde bulut bilişim, büyük veri, makine öğrenmesi, yapay zekâ gibi yeni teknolojiler KOBİ’lerin önünde yeni ufuklar açıyor. Yeni teknolojilerle donatılmış iş yazılımları da sürdürülebilir ve operasyonel büyüme için kritik bir kaldıraç niteliği taşıyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında çalışan sayısı 10-49 kişi arasında olan girişimlerin %23,6’sı kurumsal kaynak planlaması (ERP), %9,9’u müşteri ilişkileri yönetimi (CRM), %4,9’u iş zekâsı (BI) yazılımları kullandı. Çalışan sayısı 50-249 kişi arasında olan girişimlerin %46’sı ERP, %18,4’ü CRM, %10,7’si BI yazılımları kullandı. Bu açıdan dijitalleşme alanında ülkemizdeki KOBİ’lerin önünde önemli bir potansiyel bulunuyor. Ar-ge liderliği ile geniş çözüm portföyü ve danışmanlık hizmetleri Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, başta KOBİ’ler olmak üzere tüm işletmelerin dijital dönüşümüne destek veriyor. Türkiye’nin en fazla Ar-Ge yatırımı yapan yazılım şirketi olarak yenilikçi çözümleriyle işletmeleri dönüştürüyor. Dijital süreçlerin KOBİ’lerin hayatına girmesinde yönlendirici bir rol üstleniyor. Sunduğu ürün ve hizmetlerle, danışmanlık hizmetleriyle, şirketlere özel olarak kurgulanan çalışmalarla yol arkadaşlığı yapıyor. Kurumsal kaynak planlama (ERP) çözümlerinin yanı sıra muhasebe, ön muhasebe, bordro ve insan kaynakları yönetimi, iş analitiği, müşteri ilişkileri yönetimi, depo yönetimi sistemleri, saha satış yönetimi, iş akış yönetimi, doküman yönetimi, hazine yönetimi, B2B yönetimi, perakende, e-Dönüşüm ve fintek çözümleri gibi çok sayıda ürün ve hizmet sunuyor. Logo ERP çözümlerini kullanan işletmeler hızlı kazanımlar elde ederken, çalışan başına düşen reel net satışın pozitif ivmelenmesiyle verimlilik artışı sağlıyor. Logo ERP kullanmaya başlayan işletmeler, Logo ERP sonrası üç yılda diğer şirketlere kıyasla reel anlamda çalışan başına düşen net satışta ilk yıl %3,3, ikinci yıl %9,8 ve üçüncü yıl %9,7 oranında artış elde ediyor. “KOBİ’lerin dijitalleşmesi Türkiye’nin dijitalleşmesi” Logo Grup CEO’su Buğra Koyuncu, “KOBİ’ler, ülkemiz ekonomisinin üretim, istihdam ve büyüme açısından en önemli aktörleri arasında yer alıyor. KOBİ’lerin dijital dönüşümü, aslında Türkiye’nin dijital dönüşümü anlamına geliyor. Türkiye’nin lider yerli iş yazılımı şirketi olarak 42 yıldır KOBİ’lerin dijitalleşme yolculuklarına eşlik ediyor, teknolojiyi erişilebilir hale getirmeye odaklanıyoruz. Sunduğumuz çözüm ve hizmetlerle KOBİ’lerin verimliliklerini artırmalarına, süreçlerini daha etkin yönetmelerine ve değişen koşullara daha hızlı uyum sağlamalarına katkıda bulunuyoruz. Servisleşme stratejimiz doğrultusunda geliştirdiğimiz bulut çözümlerimiz sayesinde işletmeler herhangi bir altyapı veya sistem yatırımı yapmadan dijitalleşme fırsatlarından yararlanabiliyor. Logo Esnek Ödeme Planı ile de dijital dönüşüm yolculuklarında KOBİ’lerin bütçe yönetimlerini destekliyoruz” dedi. Logo Esnek Ödeme Planı dijital dönüşümü daha erişilebilir hale getiriyor KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerinin başlaması ve sürdürülebilir olması için çözümlerin maliyetler açısından erişilebilir olması ve gider yönetiminde kolaylık sağlaması büyük önem taşıyor. KOBİ’ler için bütçe yönetiminin ve finansmana erişimin öneminin farkında olan Logo Yazılım, müşterilerinin ürün ve hizmetlerine kolayca erişebilmesi için Logo Esnek Ödeme Planı’nı sunuyor. Bu modelle müşterilere ödeme konusunda farklı planlar sunuluyor ve satın alma kararları kolaylaştırılıyor. Abonelik sistemine dayalı 3 farklı ödeme planından kendileri için en uygun olanı seçebilen KOBİ’ler, iş sürekliliğinin ve rekabet gücünün temeli olan dijital dönüşüm yatırımlarını bütçe planlamalarına göre kolayca yönetebiliyor. Müşteriler artık sadece fiyat-performans karşılaştırması yapmak ya da düşük fiyatı tercih etmek yerine gerçekten ihtiyacı olan ürünü kullanabiliyor. Böylece dijitalleşme için ayırdıkları bütçeyi iş süreçlerinde en verimli şekilde değerlendirmeleri mümkün oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ, Nadir Hastalıklarla Mücadeleyi Yeniden Şekillendiriyor    Haber

Yapay Zekâ, Nadir Hastalıklarla Mücadeleyi Yeniden Şekillendiriyor  

AWS, şimdiye kadar sağlık sistemlerinin nadir hastalıkları doğru bir şekilde tanımlamak ve onları aciliyetle ele almak için gereken finansman, veri ve anlayıştan yoksun olmasının asıl nedeninin teknolojik sınırlamalar olduğunu belirtti. Yapay zekâ ve bulut bilişimin, nadir görülen hastalıklarla yaşama deneyimini önemli ölçüde değiştirebileceğini ve bu hastalıklara nihayet gereken ilginin gösterilebileceğini vurguladı. Nadir hastalıkların toplu olarak insan sağlığı üzerinde en büyük etkilerden birine sahip olması, tıbbın trajik paradokslarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2.000 kişide 1'den az kişiyi etkileyen durumları "nadir" olarak tanımlıyor ve dünya genelinde 300 milyondan fazla insanın şu anda bu şekilde sınıflandırılan 7.000 sağlık sorunundan biriyle yaşadığı tahmin ediliyor. Bu sayı, son beş yılda kanser teşhisi konanların sayısının altı katı. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Kaynaklar, daha büyük hasta popülasyonuna sahip sağlık durumlarının araştırılmasına ve bakımına ayrıldığı için, nadir görülen hastalık teşhisi konan hastalar, finansman kararlarında uygulanan maliyet-fayda analizinde genellikle dezavantajlı durumda kalıyorlar. Toplumsal farkındalık düzeyinin düşük olması ve tıbbi çalışmaların yetersizliği, hastalıkların teşhis edilmesini zorlaştırarak sorunları daha da ağırlaştırıyor ve bu da hastaların tedaviden mahrum kalmasına yol açabiliyor. Bulut ve yapay zekânın sağlık hizmetlerinin sonuçlarına yapabileceği en büyük katkılardan biri, bu tabloyu dengelemek. Yapay zekâ, genomik ve DNA dizileme alanlarını dönüştürerek araştırmacıların çalışmalarını küresel ölçekte genişletmelerine, bulgularını bulut üzerinden paylaşmalarına ve hastaların deneyimlerini daha derinlemesine anlamak için yenilikçi yaklaşımlar geliştirmelerine olanak tanıyor.” Nadir hastalıkların teşhis ve tedavisinde karşılaşılan zorluklar Nadir görülen hastalıkların en bilinen örnekleri arasında Motor Nöron Hastalığı, Kistik Fibrozis, Duchenne Musküler Distrofi ve Hemofili sayılabilir. Birçok nadir hastalıkta olduğu gibi, bu dört hastalığın da ortak bir özelliği var. Bunlar, farklı aşamalarda çok çeşitli şekillerde kendini gösteren DNA hastalıkları. Toplamda, nadir hastalıkların yaklaşık %80'inin genetik bir bileşeni var ve bu hem neden nispeten nadir olduklarını hem de neden genellikle bu kadar az anlaşıldıklarını açıklamaya yardımcı oluyor. Dış patojenlerin ve çevresel maruziyetlerin vücudu nasıl etkilediğinden ziyade kendini ifade etme şekillerinin sonuçları olduğundan, genellikle geleneksel tanı yöntemlerinin dışında kalıyorlar. Tüm nadir hastalıklar kalıtsal değil ve nadir bakteriyel veya viral enfeksiyonlar, otoimmün tepkiler veya sporadik genetik mutasyonlardan kaynaklanan hastalıklar da benzer zorlukları beraberinde getiriyor. Nüfusu değil bireyleri etkilediği için daha az görünür oluyorlar. Salgın veya pandemi şeklinde ortaya çıkmadıkları için halkta aciliyet hissi yaratmıyorlar. Nadir hastalıkların çoğu çocukluk çağındaki kişileri etkilediği için, hastalar semptomlarını kolayca tarif edemiyorlar. Bu durum, tanıyı daha da karmaşık hale getirirken, hastalara ve destek ağlarına büyük sıkıntı yaratabiliyor. Genomik yoluyla nadir hastalıklara ayrıntılı bir bakış Bu konuda daha fazla anlayış ve devam eden araştırmalar, birçok nadir hastalığın teşhisinde genetik testlerin değerini ortaya koymaya yardımcı oluyor. Genomics England, AWS ve AWS iş ortağı Illumina ile birlikte çalışarak genomik analizi teşhis sürecine dahil ediyor ve nadir hastalık şüphesi olan vakaların teyit edilme hızını dönüştürüyor. Genomics England'ın 100.000 Genom Projesi, NHS Genomik Tıp Hizmeti (NHS Genomic Medicine Service) aracılığıyla nadir görülen hastalık şüphesi olan hastalar için tüm genom dizilemesinin temellerini attı. Genomics England tarafından desteklenen NHS GMS, 100.000'den fazla genom dizilemesi gerçekleştirerek NHS'yi rutin bakımın bir parçası olarak tüm genom dizilemesi sunan dünyadaki ilk ulusal sağlık sistemi haline getirdi. Doğru teşhisin yaratabileceği fark Nadir görülen hastalıklarla mücadele eden kişiler ve aileleri için, genomik yoluyla tanıya kolay erişimin etkisi çok büyük olabilir. Bir anne olan Mel için, NHS Genomik Tıp Hizmeti, daha önce otizm ve dispraksi teşhisi konulan iki çocuğunun aslında DHDDS genindeki bir varyantın neden olduğu ultra nadir bir nörodejeneratif hastalığa sahip olduğunu ortaya çıkardı. Dünya çapında bu durumla ilgili belgelenmiş yalnızca 59 vaka olmasına rağmen, Mel bu konuda çalışan uzmanlara ulaşarak titreme semptomlarına yardımcı olabilecek belirli vitaminler hakkında öneriler alabildi. Mel, Genomics England web sitesinde yer alan bir yazıda, o dönemde “ilacı almaya başladıklarından beri titremelerin %20-30 oranında azaldığını” açıkladı. Ancak, semptomların yönetilmesine yönelik desteğin sadece bir başlangıç olduğunu da açıkça belirtiyor. Cure DHDDS yardım kuruluşunun kurucusu olarak, araştırma için fon toplamaya, bilimsel konferanslar düzenlemeye ve uluslararası bir hasta kayıt sistemi oluşturmaya odaklanıyor. “Hızlı hareket etmemiz gerektiği için birçok işi aynı anda yürütüyoruz,” diyor. “Amaç, ASO veya RNA tedavileri gibi yarının tedavilerini beklerken hastalığı yavaşlatabilecek bir ilaç bulmak.” Tedavilerin gen ifadesini hedeflemesini sağlamak Antisens oligonükleotidler (ASO) ve ribonükleik asitler (RNA), genlerin ifade edilme şeklini değiştirerek hastalık nedenli genleri düzenlemek için belirli moleküller kullanan tedavilerdir. Bulut bilişim, bilgi işlem gücüne ve üretken yapay zekâ yeteneklerine erişimi demokratikleştirerek ve yeni tedavilerin geliştirilmesini sağlamak ve ilaç keşfini hızlandırmak için yüksek güvenlikli, birleştirilmiş veri setleri sağlayarak nadir hastalıklar için bu tedavilerin geliştirilmesindeki engelleri azaltıyor. Bu teknolojiler ayrıca nadir hastalık tedavilerinin ekonomisini de dönüştürerek, daha küçük popülasyonları etkileyen durumlar için bile tedavileri uygulanabilir kılıyor. Yapay zekâ ve bulut, nadir hastalıklarla mücadele girişimlerine başka ölçeklendirme avantajları da sağlıyor. AWS, Birleşik Devletler Ulusal Tıp Kütüphanesi'nin Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi ile iş birliği yaparak, dünyanın en büyük genom dizileme veri depolarından biri olan Dizi Okuma Arşivi'ni (Sequence Read Archive, SRA), AWS Açık Veri Sponsorluk Programı (Open Data Sponsorship Program, ODP) aracılığıyla Amazon S3'ten ücretsiz olarak erişilebilir hale getirdi. SRA, AWS ODP'de hemen hemen 40 milyon çalıştırma erişimini kapsayan yaklaşık 40 PB veri içeriyor. ODP üzerinden erişim, dünya çapındaki araştırmacıların bu deneylerden elde edilen dizileme verilerini bulup almalarını sağlayarak daha sorunsuz küresel iş birliği sağlıyor ve oyunun kurallarını değiştiren içgörülerin daha hızlı üretilmesini mümkün kılıyor. Nadir sağlık durumlarının erken sinyallerini tespit etmek Nadir hastalıkların teşhis ve tedavisinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, hastaların önemli bir bölümünü oluşturan çok küçük çocukların deneyimlerini analiz etmekte yaşanan güçlüktür. Pediatrik sağlık ve nadir hastalıklar alanındaki araştırmaları desteklemek için 10 milyon dolarlık yeni bir AWS fon programından ilk faydalananlardan biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Ulusal Çocuk Hastanesi (Children’s National Hospital), akıllı telefon kamera görüntülerini analiz ederek yenidoğanların yüz hatlarındaki ince değişiklikleri belirleyebilen ve nadir genetik bozuklukları tespit edebilen bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Çoğu durumda, bu belirtiler geç tespit ediliyor ve bu durumda önleyici bakımın etkinliği azalıyor. Ancak, yapay zekâ teknolojisiyle erken teşhis edildiğinde, çocuklar yıllarca süren yanlış teşhislerden kurtulabiliyor ve başından itibaren ihtiyaç duydukları tedavi ve desteği alabiliyor. Rady Çocuk Hastanesi ve Genomik Tıp Enstitüsü, gelişmiş bulut hizmetleri aracılığıyla çocuk sağlığı alanında yenilikleri hızlandıran kuruluşları destekleyen AWS Imagine Grant Çocuk Sağlığı İnovasyon Ödülü'nü (AWS Imagine Grant Children’s Health Innovation) alan ilk kuruluşlardan biri oldu. Hastane, tanıyı daha da hızlandırmak ve genomik testleri ihtiyaç duyan çocuklara mümkün olan en kısa sürede sunmak için Büyük Dil Modellerini (LLM) kullanıyor. San Diego Rady Çocuk Hastanesi bünyesindeki kâr amacı gütmeyen bir araştırma enstitüsü olan Rady Genomics'te Denetleyici Araştırma Bilimcisi Doktor Matthew Bainbridge, “Yapay zekâ ve bulut bilişimden yararlanmak, genetik testleri daha adil, ucuz ve yaygın olarak erişilebilir hale getirme yolunda çalışırken kritik bir adım. AWS ile çalışmak, yapay zekâ ve bulut bilişim alanındaki uzmanlıklarını kullanarak pediatrik genetik testlerin hızını ve erişilebilirliğini artırmamıza ve nihayetinde bir çocuğun teşhis serüvenini kısaltmamıza olanak tanıyor,” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens ve ENKA’dan Dijital Altyapı İş Birliği Haber

Siemens ve ENKA’dan Dijital Altyapı İş Birliği

İş birliği kapsamında Siemens, ENKA İnşaat’ın veri merkezleri ve yeni nesil dijital altyapı yatırımlarına odaklanan grup şirketi ENKA Data Solutions’ın Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde uçtan uca dijital altyapı çözümleriyle yer alacak. Bu iş birliği ile yüksek operasyonel süreklilik, enerji verimliliği ve ölçeklenebilirlik odağında yeni nesil bir veri merkezi altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Siemens, ENKA İnşaat’ın veri merkezleri ve yeni nesil dijital altyapı yatırımlarına odaklanan grup şirketi ENKA Data Solutions tarafından hayata geçirilen Tuzla Veri Merkezi Projesi’nin dijital altyapı çözüm ortağı oldu. Siemens, yapay zekâ, bulut bilişim ve yüksek performanslı bilgi işlem uygulamalarının artan ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanan Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde uçtan uca elektrik dağıtımı, otomasyon ve dijital altyapı çözümleriyle projenin yüksek süreklilik, güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Siemens ve ENKA İnşaat arasında gerçekleştirilen stratejik iş birliğini değerlendiren Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Veri merkezlerini dijital çağın fabrikaları olarak görüyorum. Veri merkezleri enerji ve verinin kesiştiği yerde yapay zekayı gerçek ekonomiye dönüştüren kritik alt yapılardır. Bu nedenle veri merkezleri, bugünün kapasite ihtiyacına değil Türkiye'nin rekabet gücüne ve dijital dayanıklılığına yapılan bir yatırımdır. Bu bağlamda, ENKA gibi inşaat sektörünün en önemli oyuncularından biriyle iş birliği yapmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Siemens olarak, ENKA Data Solutions’ın Tuzla Veri Merkezi Projesi’nde, uçtan uca elektrik, otomasyon ve dijital altyapı çözümlerimizle yüksek operasyonel süreklilik, güvenilirlik ve ölçeklenebilirlik sunan bir altyapının hayata geçirilmesine katkı sağlıyoruz. Yapay zekâ ve bulut tabanlı iş yüklerinin hızla arttığı bir dönemde, bu yaklaşım yeni nesil veri merkezi altyapılarının geliştirilmesi açısından önemli bir adımı temsil ediyor. Bu iş birliğinin enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı dijital altyapı yatırımlarını destekleyerek Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. Siemens olarak, uçtan uca dijital ve otomasyon çözümlerimizle Türkiye’nin stratejik dijital altyapı yatırımlarına değer katmayı sürdüreceğiz” dedi. Tuzla Veri Merkezi Projesi İçin Entegre Bir Dijital Altyapı Mimarisi Oluşturuluyor Proje kapsamında Siemens, veri merkezinin orta ve alçak gerilim elektrik dağıtım sistemlerinin yanı sıra hava izoleli 8BT2 ve gaz izoleli 8DJH orta gerilim panoları ile Sivacon alçak gerilim panolarını kapsayan altyapı çözümleri sunuyor. WinCC OA SCADA ve S7-1500 PLC ürün ailesi üzerinden enerji izleme ve yönetimi, bina otomasyonu ve soğutma sistemleri yönetimi gibi dijital altyapı çözümleriyle birlikte, veri merkezi için uçtan uca bir dijital altyapı yaklaşımı hayata geçiriliyor. Proje ile veri merkezinin orta ve alçak gerilim elektrik dağıtım sistemleri, enerji izleme ve yönetimi, bina otomasyonu ve soğutma sistemleri yönetimini kapsayan entegre bir dijital altyapı mimarisi oluşturuluyor. Sunulan bu çözümler, veri merkezinin mevcut operasyonel ihtiyaçlarını karşılarken, gelecekteki kapasite artışlarına ve büyüme senaryolarına uyum sağlayacak şekilde ölçeklenebilir bir yapı sunuyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde veri merkezinin enerji altyapısında dijital izlenebilirlik sağlanırken, operasyonel risklerin azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması hedefleniyor. Aynı zamanda sürdürülebilirlik odaklı altyapı tasarımıyla karbon ayak izinin azaltılmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NG Kütahya Seramik, ‘Yükselen Değerler 2026’ Toplantısında İş Ortakları ile Buluştu Haber

NG Kütahya Seramik, ‘Yükselen Değerler 2026’ Toplantısında İş Ortakları ile Buluştu

Etkinlik açılışında konuşan NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Şubat sonu itibarıyla üretim kapasitemizi 80 milyon metrekareye ulaştırmış oluyoruz. Fabrika yatırımımızın son etabını önümüzdeki yıl tamamladığımızda bu rakamı 100 milyon metrekareye çıkararak sektördeki liderliğimizi perçinlemeyi hedefliyoruz. Kapasitemize göre üretim miktarımız bu yıl yüzde 50 artacak, ancak cirosal büyümemiz katma değerli ürünler ile yüzde 100 artacak” dedi. Fark yaratan yeni nesil tasarımları, inovatif ebatlı ürünleri ve üstün teknolojisiyle seramik sektöründe Türkiye’nin lider global markası olan NG Kütahya Seramik, ‘Yükselen Değerler 2026’ etkinliği için NG Afyon Wellness&Convention Otel’de iş ortakları ile bir araya geldi. NG Kütahya Seramik’in buyıl 37’ncisini gerçekleştirdiği ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen iş ortakları ile 2025 yılını değerlendirerek 2026 yılı hedeflerini paylaştığı buluşmada, yatırımı tamamlanan NG Kütahya Seramik 100. Yıl ve yatırımı devam eden 30 Ağustos fabrikalarıyla birlikte Afyon NG Showroomda ziyaret edildi. Cemve Seda Öğretir’in sunuculuğunu yaptığı etkinlikte NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, NG Grubu Kurucu Başkanı Nafi Güral ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve NG Kütahya Seramik Fabrika Genel Müdürü Ahmet Devecioğluaçılış konuşmalarını yaparken, etkinliğe Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Balive Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Dr. Mert Özarar konuk konuşmacı olarak katıldı. Erkan Güral: “NG Grup olarak 10 yılda 800 milyon euroluk yatırım yaptık” Açılış konuşmasında 37’nci Yükselen Değerler toplantısında iş ortakları ile bir araya gelmekten duyduğu gururu dile getiren NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “NG Ailesi kalıbına sığmadan yeni başarılara imza atarak büyüyor. Gelmiş olduğumuz noktada bugün itibarıyla, Şubat ayı sonunda 80 milyon metrekarelik üretim kapasitesine ulaşmış oluyoruz. Binası hazır bulunan fabrika yatırımımızın son etabını önümüzdeki yıl devreye alarak tamamladığımızda üretim kapasitemizi 100 milyon metrekareye çıkarabileceğiz. Sektördeki liderliğimizi perçinlemeyi hedefliyoruz” dedi. Son 3 yıldır yaptıkları yatırımların 313 milyon euroyu bulduğunu kaydeden Güral, “10 yılda ise turizm ve porselen grubumuzla birlikte NG Grubu olarak 800 milyon euroluk yatırım yapmışız. Demek ki işlerimizi ve çalışma planlarımızı doğru programladık. Bu yıl ise kapasitemize göre üretim miktarımız yüzde 50 artacak, ancak cirosal büyümemiz katma değerli ürünler ve büyük ebatlı ürünler üretmemizden dolayı yüzde 100 artacak. NG Kütahya Seramik olarak farkındalık yaratan katma değeri yüksek ürün gamıyla sektörden ayrışıyoruz. İlklere imza atan kurucu marka kimliği ile sektörümüze ilham veriyoruz. Önümüzdeki dönemde bizim için sadece büyümek değil, büyürken dijital dönüşüm, çeviklik, verimlilik, doğru planlama ve finansal disiplin ile geleceğe hazırlanmak önemli olacak” diye konuştu. Nafi Güral: “Üretim alanımızı bin metrekareden 2 milyon metrekareye taşıdık” İş ortaklarının NG Grubu’na verdiği değerli katkılar için teşekkürlerini sunarak konuşmasına başlayan NG Grup Kurucu Başkanı Nafi Güral ise, üretim metrekarelerindeki büyüklüğü kendi ifadeleriyle “Her gün Kütahya'dan 120 tır yola çıkıyor. Yatırımlarımız tamamlandığında her gün 150 tır yola çıkacak” şeklinde aktardı. Babasının 65 yıl önceki öğretilerinin bugün ne kadar önemli olduğunu gördüğünü ifade eden Güral, konuşmasını şöyle sürdürdü: “1000 metrekare alan üzerinde 500 metrekarelik binası olan kerestecilikle işe başladık. Bugün ise otellerimizi de dahil edersek 2 milyon metrekare arazi üzerinde 1,2 milyon metrekare kapalı alana ulaştık. Bayrağı benden devralan çocuklarım, işi benden daha iyi götürüyor. Gelecek nesillere şans verin. Biz de onu yaptık ve o cesaretle ve sorumluluklabugünlere geldik.” Devecioğlu: “Yeni ebatlar ve yüzey teknolojileriyle fark yaratmayı sürdüreceğiz” NG Kütahya Seramik’in yatırımları, yenilikçi ürünleri ve yüzey teknolojilerini anlatan bir sunum gerçekleştiren NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fabrika Genel Müdürü Ahmet Devecioğlu, 2025 yılının ürün ve teknoloji geliştirmede önemli bir yıl olduğunu kaydetti. 30 Ağustos Fabrikası yatırımlarının hızla sürdüğünü belirten Devecioğlu, “Türkiye’de ilk kez 160x320 cm ebatlarında çok büyük ebatlı seramik karo üretimini gerçekleştirdiğimiz NG Stone vesadece 3 mm kalınlığıyla ultra ince, dayanıklı ve esnek bir dış cephe kaplama çözümü sunan NG Slim gibi inovatif koleksiyonlarımız, mimari projelerde yoğun ilgi gördü. Bunlara NG Kütahya Seramik özelinde 100x100 cm, NG Slim özelinde 120x360 cm ve NG Performa özelinde 80x80 cm ölçülerinde yeni ebatlar ekledik. Türkiye’de ilk kez uyguladığımız DDG (DeepDigitalGlaze) gibi teknolojilere ilave olarak ise SHP Mat (Dijital Rölyef Teknolojisi), BLT Mat (Büyük Ebat Rölyef Yüzeyler) ve Yüksek Efektli Lappato (HG Lappato) gibi yeni yüzey teknolojilerini geliştirdik. Bu çalışmalarla sektörde fark yaratmayı sürdüreceğiz” dedi. Dr. Mert Özarar, yapay zekanın yönetime olan etkilerini bir sunumla anlattı ‘NG Kütahya Seramik Yükselen Değerler 2026’ toplantısına konuk konuşmacı olarak katılan ve siber güvenlik, derin öğrenme, 5G teknolojileri ve bulut bilişim konularında uzmanlığı ile tanınan Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Dr. Mert Özarar, yapay zeka ve teknolojinin şirketlere ve ekonomiye olan olumlu katkılarına dair bir sunum yaptı. Özarar, sunumunda yapay zekanın sektörel dönüşüme olan etkilerine değinerek müşteri kazanma, rekabeti yönetme, satışları artırma ve stok yönetiminde nasıl etkin bir mekanizma olduğunu somut örneklerle anlattı. Adnan Bali: “Üretmek ve değer yaratmak, iktisadi bağımsızlık için önemli” Geçen yılki Yükselen Değerler buluşmasına da katıldığını ve NG Showroom’da gördüğü inovatif ebatlı tasarımlardan etkilendiğini belirten Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, üretimin ve değer yaratmanın iktisadi bağımsızlıktaki önemine değindi. Bali, “Jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar, ekonomik dalgalanmalarla dolu, sıra dışı bir dönemden geçiyoruz. Dijitalleşme, yapay zeka, teknolojik dönüşüm, küresel iklim değişikliği, sürdürülebilirlik,gümrük tarifeleri ve artan etnik milliyetçilik bu döneme yön veriyor. Böyle bir ortamda ortaya çıkan finansal performansta başarı, sahada olarak ve insana dokunarak kazanılabilir” dedi. En başarılı iş ortaklarına ödüller, NG Ailesi’nin 4’üncü kuşağı ile birlikte verildi NG Kütahya Seramik Yükselen Değerler 2026 iş ortakları toplantısı, yıllarını tamamlamış olan iş ortaklarına 10. yıl, 15. yıl, 20. yıl, 25. yıl, 30. yıl ve 35. yıl anısına ödüllerin verildiği törenle devam etti. Bölge Birinciliği Ödülleri’nin ve ilk 20 ciro ödül plaketlerinin NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral tarafından verildiğitörende Güral, plaketleri NG Ailesi’nin 4’üncü kuşağı fertleri olan oğulları Umut ve Demir Güral ile Kütahya Porselen Yönetim Kurulu Başkanı Sema Güral Sürmeli’nin oğlu Nafi Emir ve NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Hediye Güral’ın oğlu Bora Gür’üsahneye çağırarak onlarla birlikte verdi. Gecede ödül alanlar şu şekilde açıklandı: 2025 Türkiye Perakende Ciro Birincisi Türkmenler Yapı, aynı zamanda Marmara bölge 1’incisi,2025 Türkiye Proje Ciro Birincisi DMC Yapı aynı zamanda, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bölge 1’incisi, 2025 Türkiye Proje Ciro İkincisi Beyaz 33 İnşaat, aynı zamanda, Doğu Akdeniz Bölgesi’nin 1’incisi, 2025 Türkiye Proje Ciro Üçüncüsü Opal Yapı, aynı zamandaBatı Akdeniz Bölgesi’nin 1’incisi,2025 Türkiye Proje Ciro Üçüncüsü Yılmazlar Banyo oldu. Gala gecesinde sanatçı Ferhat Göçer sahne aldı Yükselen Değerler 2026 toplantısı, ünlü sanatçı Ferhat Göçer’in sahne aldığı gala gecesi ile sona ererken, Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen NG Kütahya Seramik iş ortakları aileleriyle birlikte etkinlik boyunca dinlenme ve hoşça vakit geçirme imkânı da buldu.

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı Haber

Siemens Türkiye’den Dijital Dönüşüm Atağı

Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümü odağına alan Siemens Türkiye, mühendislik ve teknoloji gücüyle enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik çözümler geliştiriyor. Sanayi, altyapı ve binalarda dijitalleşme odaklı yaklaşımıyla düşük karbonlu dönüşüme katkı sunan Siemens Türkiye, 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası kapsamında enerji verimliliğinin iklim kriziyle mücadelede ve sürdürülebilir kalkınmadaki kritik rolüne dikkat çekiyor. Hüseyin Gelis: “Dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik için güçlü bir itici güç” Enerji verimliliği ve dijital dönüşümün sürdürülebilirlik açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Siemens Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Hüseyin Gelis, “Dünya, iklim değişikliğinin yarattığı acil sorunlarla karşı karşıya. Bu dönemde dijital dönüşüm, yalnızca teknolojik bir adım değil, sürdürülebilirlik ve büyüme için önemli bir itici güç olarak öne çıkıyor. Ancak bugün sürdürülebilirlik alanındaki en büyük risk, teknoloji eksikliği değil; kısa vadeli düşünme ve karar alma alışkanlıkları. Hükümetlerin, endüstri ve kurumların karbon salımını azaltmaya, kaynakları daha verimli kullanmaya ve belirsizlikler karşısında daha dayanıklı yapılar oluşturmaya odaklanması büyük önem taşıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın bu hafta yaptığı ve ‘2030 vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin enerjisini verimlilikle büyütme’ hedeflerini vurgulayan açıklama da ülkemizin bu konuya verdiği önemin en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu hedef doğrultusunda dijitalleşmenin, gerekli altyapının tasarımından işletilmesine kadar tüm süreçleri kapsayarak dönüşümü hızlandıran güçlü bir araç sunduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik açısından sunduğu fırsatlara dikkat çeken Hüseyin Gelis, bu dönüşümün aynı zamanda önemli zorluklar barındırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Sürdürülebilirlik için dijitalleşme önemli bir adım olsa da aşılması gereken ciddi zorluklar bulunuyor. Bugün birçok altyapı sistemi uzun yıllardır kullanılıyor ve dijital teknolojilerle kolayca entegre edilemiyor. Bununla birlikte, verinin birçok noktada mevcut olmasına rağmen bu verinin bütünleşmiş, tutarlı ve güvenilir bir yapıda karar alma süreçlerine yansıtılamaması da önemli bir darboğaz oluşturuyor. Dijital yetkinlik ile sürdürülebilirlik bilgisini bir araya getirebilecek insan kaynağının sınırlı olması da bu süreci yavaşlatan önemli faktörlerden biri. Yatırım boşlukları ve kısa vadeli finansal bakış açıları, uzun vadeli sürdürülebilirlik faydalarının önüne geçebiliyor. Bütünleşmiş veri sistemlerinin eksikliği ise veri silolarına yol açarak dijital dönüşümün tüm potansiyelinden yararlanılmasını zorlaştırıyor. Tüm bu süreçlerin, veri gizliliği, siber güvenlik ve etik yapay zekâ gibi başlıkları kapsayan güçlü bir yönetişim anlayışıyla desteklenmesi büyük önem taşıyor.” Hüseyin Gelis: “Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan... Değişime en çok uyum sağlayabilendir, hayatta kalan” sözü bugünkü dijitalleşme ve sürdürülebilirlik yolculuğunun özünü anlatıyor Tüm bu zorluklara rağmen, dijitalleşmenin sürdürülebilir verimlilik için güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Gelis, “Yapay zekâ, IoT, bulut bilişim ve dijital ikizler gibi teknolojiler yalnızca operasyonel ve maliyet verimliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda çevresel koşullara gerçek zamanlı uyum sağlayabilen akıllı altyapıların temelini oluşturuyor. Bu dönüşüm, teknik bir güncellemenin ötesinde sürdürülebilirliği tasarımdan işletmeye, oradan da sürekli optimizasyona uzanan bir yaşam döngüsü olarak ele alan bütüncül bir yaklaşımı ifade ediyor. Kentlerin ve endüstriyel sistemlerin bu bakış açısıyla yeniden ele alınması gerekiyor. Bu nedenle kamu, özel sektör, akademi ve teknoloji sağlayıcılarının ortak bir vizyonla hareket etmesi, sürdürülebilir bir gelecek için kritik önem taşıyor. Dijital dönüşümün kalıcı etki yaratabilmesi için yalnızca teknolojiye yatırım yapmak yeterli değil. Ölçülebilirlik, sahiplenme ve hesap verebilirlik olmadan sürdürülebilir sonuçlardan söz etmek pek mümkün görünmüyor. Güçlü bir yönetişim anlayışı dijital dönüşümün ayrılmaz bir parçası” dedi. Siemens Türkiye’den enerji verimliliğinde somut kazanımlar Siemens Türkiye, geçtiğimiz yıl hem kendi operasyonlarında hem de müşterilerinde önemli kazanımlar elde etti. Şirket, 2025 yılında, müşterilerinin operasyonlarında 148 bin tCO2-eşd emisyon azaltımına katkı sundu. Aynı dönemde hayata geçirilen enerji verimliliği projeleri sayesinde müşteriler için 448 adet enerji tasarruf önlemi ile 21,72 milyon avroluk tasarruf potansiyeli ortaya çıkarıldı. Siemens Türkiye, proje bazlı çalışmalarının yanı sıra 2009 yılından bu yana sürdürdüğü Sertifikalı Enerji Yöneticisi eğitimleriyle, enerji verimliliği alanında nitelikli insan kaynağının gelişimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Siemens Türkiye farklı sektörlerde enerji verimliliğini destekliyor Siemens Türkiye, enerji tüketiminin yüksek olduğu sektörlerde hayata geçirdiği iş birlikleriyle enerji verimliliği ve dijital dönüşüme katkı sunuyor. Bu kapsamda Siemens Türkiye, Yıldız Holding bünyesinde faaliyet gösteren sakız ve şekerleme şirketi Continental Confectionery Company (CCC) ile yürüttüğü projede, üretim süreçlerinde enerji verimliliği ve dijitalleşmeyi birlikte ele alıyor. Çorlu’daki üretim tesisinde soğutma sistemlerinin dönüşümünü kapsayan ve Enerji Performans Sözleşmesi (EPS) modeliyle hayata geçirilen projede, dijital ikiz teknolojileriyle sistemler izlenip yönetilirken, enerji tasarrufu ve operasyonel verimliliğin artırılması hedefleniyor. Petrokimya sektöründe ise Siemens Türkiye, SOCAR Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle, Petkim’in Aliağa’daki tesislerinde enerji altyapısının modernizasyonuna katkı sağlıyor. Elektrik altyapısının yenilendiği ve dijital izleme–kontrol sistemleriyle desteklenen çalışmalarla, enerji kayıplarının azaltılması, güvenliğin artırılması ve üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi hedefleniyor. Uzun yıllara yayılan bu iş birliği, ağır sanayide dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik açısından örnek uygulamalar arasında yer alıyor. Siemens Türkiye’nin Kardemir’de gerçekleştirdiği elektrifikasyon ve otomasyon modernizasyonları ve dijital enerji yönetimi çözümleri, üretim süreçlerinde hem verimliliğin artmasına hem de kesintisiz ve güvenli enerji hedeflerinin desteklenmesine katkı sağladı. Bu çalışmalar, demir-çelik sektöründe dijitalleşmenin etkisini güçlü bir şekilde hissettirdi. Siemens, entegre ağaç sektöründe Starwood Orman Ürünleri ile yürüttüğü enerji verimliliği projesiyle üretim süreçlerinde verimlilik ve dijitalleşmeyi birlikte ele alırken, makine imalatı alanında Mert Makina ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle otomasyon ve dijital çözümler aracılığıyla üretim performansının artırılmasına katkı sağlıyor. Dijital izleme ve kontrol sistemleriyle desteklenen bu çalışmalar, sürdürülebilir ve verimli üretim süreçlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.