Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bursa

Kapsül Haber Ajansı - Bursa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Dijital Ürün Pasaportu" Olmayan Avrupa Kapısından Dönecek Haber

"Dijital Ürün Pasaportu" Olmayan Avrupa Kapısından Dönecek

İnovakademi ve Akademik Dünyadan Sürdürülebilirlik İş Birliği Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat kapsamında hayata geçirdiği en kritik düzenlemelerden biri olan Dijital Ürün Pasaportu (DPP) uygulaması, 2026 yılı itibarıyla kademeli olarak yürürlüğe girdi. Türk ihracatçısının küresel pazardaki rekabet gücünü korumak amacıyla harekete geçen İnovakademi ve Sürdürülebilir Ticaret Derneği ile stratejik bir eğitim ve danışmanlık seferberliği başlattı. Doç. Dr. Şenay BALBAY'ın liderliğinde oluşturulan içeriğe katılımcılar yoğun ilgi gösteriyor. "Bu Bir Mevzuat Değil, Yeni Bir Ticaret Rejimi" Konunun akademik ve yasal çerçevesini değerlendiren Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Endüstriyel Sürdürülebilirlik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Şenay Balbay, Dijital Ürün Pasaportu'nun teknik bir belgeden çok daha fazlası olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Şenay Balbay:"Dijital Ürün Pasaportu, bir ürünün ham maddesinden geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünü şeffaf bir şekilde kayıt altına alıyor. 2026 itibarıyla bu veri setini sunamayan ürünlerin AB gümrüklerinden geçişi imkansız hale gelecek. Akademik bakış açısıyla uyarımız net: Bu bir tercih değil, zorunluluktur. Şirketlerin yaşam döngüsü analizlerini (LCA) bilimsel temellere oturtması ve verilerini uluslararası denetim standartlarında doğrulatması gerekiyor. Biz bu projeyle, bilginin sanayiye aktığı güvenli bir liman inşa ediyoruz," dedi. "35 Yıllık Tecrübemle Söylüyorum: Pazar Kaybetme Riski Kapıda" Dış tica retin duayen isimlerinden, İnovakademi Kurucusu Gökhan Erol ise sürecin saha gerçeklerine ve sanayici üzerindeki etkilerine dikkat çekti. 35 yıllık dış ticaret geçmişiyle ihracatçının nabzını tutan Erol, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi: Gökhan Erol:"Sahadaki 35 yılım bana şunu öğretti: Türk sanayicisi kaliteli üretir, zamanında teslim eder ama değişen regülasyonun getirdiği görünmez gümrük duvarlarını görmezden gelip öteler. Şu an karşımızda duran Di jital Ürün Pasaportu, ihracatçımız için bir 'dijital vize'dir. Eğer bu vizeyi alamazsanız, malınız gümrükte kalır, rakipleriniz sizin rafınıza yerleşir. Özellikle Bursa, Gaziantep, Kocaeli ve İstanbul gibi üretim merkezlerimizdeki tekstil, otomotiv ve kimya devleri için 'bekleyip görme' dönemi bitti. Biz İnovakademi olarak, sadece eğitim vermiyoruz, sanayicinin ticari sırlarını koruyarak bu dijital dönüşümü nasıl yapacağını, tedarik zincirini nasıl ayakta tutacağını gösteren bir hayatta kalma stratejisi sunuyoruz. Artık pazar kaybetmeye ihracatçılarında bizim de tahammülümüz yok." Eğitim Turu Bursa, Gaziantep ve İstanbul'dan Başlıyor Nisan ayı itibarıyla start alacak olan kapsamlı eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, tekstil, otomotiv yan sanayi, plastik ve kimya gibi lokomotif sektörlerin yoğunlaştığı sanayi illerinde hayata geçiyor. Program sonunda şirketler; veri katmanlandırma, ticari gizlilik yönetimi, tedarikçi izleme sistemleri ve finansal yüklerin yönetimi gibi kritik başlıklarda uzmanlaşarak, 2026'da hayata geçen yeni ticaret düzenine tam donanımlı birer stratejik oyuncu olarak dahil olacaklar. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırım Amaçlı Alışverişlerde Tercihler Değişti Haber

Yatırım Amaçlı Alışverişlerde Tercihler Değişti

Hepsiburada verilerine göre Ocak 2026’da gümüş ürünlerine olan ilgi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 103 arttı. Aylık kırılımda ise bu artışın yalnızca tek bir dönemle sınırlı kalmadığı, gümüş tercihinin yıl geneline yayılan istikrarlı bir yükseliş sergilediği görülüyor. Son bir yılda gümüşün artık yatırım sepetlerinde düzenli ve tekrarlayan bir ürün haline gelmesi dikkat çekiyor. Verilere göre altın kategorisinde ise 22 ayar altın bilezik gibi daha yüksek hacimli ürünlere olan ilgi, istikrarını korumaya devam ediyor. Ocak 2025’te gram altın ile 22 ayar bilezik arasındaki dengeli seyir 2026 yılı itibarıyla yerini belirgin bir tercih değişimine bıraktı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla değerlendirildiğinde, 22 ayar bileziğe olan talep gram altına göre yaklaşık yüzde 50 daha fazla artış gösterdi. Dijital kuyumculuğa olan ilginin Türkiye geneline yayıldığı görülüyor. Üç büyük ilin ardından yatırım amaçlı alışverişlerin en yoğun yaşandığı şehirler Bursa, Kocaeli ve Antalya olarak sıralandı. Satış tarafında ise Türkiye’nin geleneksel kuyumculuk merkezleri öne çıktı; Çorum, Kayseri ve Diyarbakır platform üzerinden en çok satış yapan şehirler oldu. Ocak’ta Yatırımcı Ay Sonunu Bekledi Ocak ayının son 10 günü incelendiğinde, gümüş fiyatlarındaki artışın da etkisiyle yatırım amaçlı alışverişlerin bu dönemde belirgin biçimde yoğunlaştığı görülüyor. Özellikle 28 Ocak, ay ortalamasının yaklaşık yüzde 45 üzerine çıkarak, son 10 günün en yüksek satışının gerçekleştiği gün olarak öne çıktı. Bu tablo, ay sonuna doğru artan gümüş gündemi ve görünürlüğünün tüketici davranışları üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Dijital kuyumculuğa olan ilginin artması, yatırım amaçlı altın ve gümüş alışverişlerinde güven unsurunu ön plana çıkarıyor. Bu süreçte platformların teknik altyapısı, satıcı geçmişi ve teslimat sonrası güvence mekanizmaları tüketicilerin kararında belirleyici oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Araç Arıza Haritası Belli Oldu Haber

Türkiye’nin Araç Arıza Haritası Belli Oldu

Verilere göre, Türkiye genelinde araç arızasından kaynaklı toplam 150 binin üzerinde yol yardım hizmeti verildi. Arıza vakalarının en yoğun olduğu şehir İstanbul oldu. İstanbul’da gerçekleşen 36 bin 663 arıza vakası, tek başına toplam vakaların yaklaşık dörtte birini oluşturdu. İstanbul’u sırasıyla Ankara (16.545), İzmir (10.576), Antalya (7.361) ve Bursa (6.016) izledi. Bu tablo, araç sayısının ve günlük kullanım yoğunluğunun yüksek olduğu büyükşehirlerde arıza riskinin de paralel biçimde arttığını ortaya koyuyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Tur Assist CEO’su Timur Selçuk Turan, şehir bazlı yoğunluğun yalnızca araç sayısıyla açıklanmayacağını vurgulayarak şunları söyledi: “Büyükşehirlerde araçlar hem daha uzun süre trafikte kalıyor hem de dur-kalk yoğunluğu nedeniyle mekanik ve elektriksel aksamlar daha hızlı yıpranıyor. Özellikle İstanbul gibi metropollerde bu durum, arıza istatistiklerine doğrudan yansıyor.” En büyük pay motor ve elektrik arızalarında Arıza türlerine bakıldığında, motor arızaları açık ara ilk sırada yer aldı. Toplam vakaların yüzde 42,9’u motor kaynaklı sorunlardan oluştu. Bu oran, motor bakımının ihmal edilmesinin ya da araçların yaş ortalamasının yükselmesinin ciddi bir risk faktörü olmaya devam ettiğini gösteriyor. Motor arızalarını yüzde 29,7 ile elektrik sistemi arızaları izledi. Modern araçlarda artan elektronik donanım, konfor ve güvenliği artırırken; elektrik ve sensör kaynaklı problemlerin de daha sık görülmesine neden oluyor. Diğer dikkat çeken arıza türleri ise şu şekilde sıralandı: Akü arızaları: %9,5 Yürüyen aksam ve süspansiyon: %6,5 Aktarma/şanzıman: %4,1 Fren sistemi: %1,4 Bu dağılım, özellikle akü ve elektrik sistemlerinin mevsim geçişlerinde ve yoğun kullanımda sürücüler için kritik bir zayıf halka olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Akü ve elektrik sorunları mevsimsel riskler taşıyor Diğer yandan Turan, akü ve elektrik arızalarına özel bir parantez açarak “Akü ve elektrik sistemleri, özellikle ani sıcaklık değişimlerinden çok hızlı etkileniyor. Sürücüler çoğu zaman araç çalışana kadar bir sorun olmadığını düşünüyor ancak zayıflayan aküler, yolda kalmanın en yaygın nedenlerinden biri. Basit bir kontrolle önlenebilecek arızalar, ciddi zaman ve maliyet kaybına yol açabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye araç parkının yaşlanması arızaları tetikliyor Uzmanlara göre, Türkiye’de araç parkının yaş ortalamasının yüksek olması, motor ve yürüyen aksam arızalarının bu kadar ön planda olmasının temel nedenlerinden biri. Periyodik bakım aralıklarının uzatılması, düşük kaliteli yedek parça kullanımı ve yetkisiz servis müdahaleleri de arıza oranlarını artıran faktörler arasında yer alıyor. Tur Assist verileri, düzenli bakım yaptırılan araçlarda arıza kaynaklı yol yardım ihtiyacının belirgin şekilde düştüğünü gösteriyor. Bu durum hem bireysel sürücüler hem de filo yöneticileri için önleyici bakımın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Yol yardım hizmetleri güvenli sürüşün ayrılmaz parçası Artan araç sayısı ve karmaşıklaşan otomotiv teknolojileriyle birlikte, yol yardım hizmetleri artık yalnızca “acil durum” değil, güvenli ve kesintisiz mobilitenin ayrılmaz bir parçası olarak konumlanıyor. 30 yıldır yol yardım ve asistans hizmeti verdiklerini aktaran Turan, önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri şu sözlerle özetledi: “Veri odaklı analizler sayesinde, hangi bölgede hangi arızaların öne çıktığını net biçimde görebiliyoruz. Bu da hem sürücülere önleyici bakım konusunda rehberlik etmemizi hem de yol yardım operasyonlarımızı daha hızlı ve etkin şekilde planlamamızı sağlıyor.” Bakımsızlığın maliyeti arızada katlanarak artıyor Açıklanan veriler, sürücüler için net bir mesaj içeriyor: düzenli bakım, doğru servis tercihi ve basit kontroller; yolda kalma riskini ciddi ölçüde azaltıyor. Türkiye’nin araç arıza haritası hem bireysel kullanıcılar hem de sektör paydaşları için güçlü bir yol gösterici niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Mustafa Bozbey: Su Kaynaklarını Korumak Ortak Sorumluluğumuz Haber

Başkan Mustafa Bozbey: Su Kaynaklarını Korumak Ortak Sorumluluğumuz

Bursa Belediyeler Birliği ev sahipliğinde, Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, Mimar ve Mühendisler Grubu ve DSİ Bölge Müdürlüğü’nün destekleriyle düzenlenen ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’, Movenpick Hotel’de ilçe belediye başkanları, kamu kurumları, akademisyenler, meslek odaları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. 2050’DEKİ DÜNYA SICAKLIĞINA 2025'TE ULAŞILDI Etkinliğin açılışında konuşan Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, su yönetimiyle ilgili çalışmaları yerel yönetim ve genel yönetimin birlikte sürdürmesi gerektiğini söyledi. Dünyanın ciddi bir iklim krizi yaşadığını, mevsimlerdeki ve yağış rejimlerindeki değişikliğin artık yakından hissedildiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine göre 2050 yılındaki dünya sıcaklığına 2025'in Temmuz ayında ulaşıldığını dile getirdi. “TÜRKİYE, SU KITLIĞI ÇEKEN ÜLKE DURUMUNA GELEBİLİR” Uluslararası çalışmaların kullanılabilir su miktarının son 2 yılda yüzde 10 azaldığını gösterdiğini de anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Ülkemizin yüzde 88'inin çölleşme riskiyle karşı karşıya kaldığı bildiriliyor. 2030 için alarm zillerinin çaldığı söyleniyor. Türkiye, yılda kişi başına düşen 1519 metreküplük su miktarıyla su sıkıntısı çeken bir ülke olarak gösteriliyor. Artan nüfusla birlikte kişi başına kullanılabilir yıllık su miktarının 2030 yılında 1200 metreküpe, 2040 yılında 1116 metreküpe, 2050 yılında da 1069 metreküpe kadar düşmesi bekleniyor. Raporlar, Türkiye'nin su kıtlığı çeken bir ülke durumuna geleceğini gösteriyor. Birleşmiş Milletlerin son raporuna göre de Dünya, küresel su iflası sürecine girdi” dedi. “SUYU NASIL KORUYACAĞIMIZI KONUŞMALIYIZ” Bursa’da son bir yılda barajlardaki su miktarının yüzde 30 civarında azaldığını vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, bilim insanlarının raporuna göre, 2026 yazının 2025’ten daha sıcak geçeceğini ve bir buçuk derece sıcaklık artışının yaşanacağını söyledi. Bursa’nın artık su şehri olmadığını da vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Suyu asla siyaset malzemesi yapmamalıyız. Tam tersine suyu nasıl koruyacağımızı, gelecek yıllarda nasıl su sorunu yaşamayacağımızı hep birlikte konuşmalıyız. Projeler ortaya koymalıyız. DSİ tarafından Çınarcık Barajı yapılmamış olsaydı, bugün Bursa için daha kötü günleri bekleyebilirdik. Bugün en büyük havzaya sahip olan Çınarcık Barajı'dır. Bu havzalarımızda maden aramayla ilgili herhangi bir işlemin yapılmaması tarafındayız. Çünkü her açılan ocağın suyumuzu kirlettiğinin farkındayız. Hatta suyun ve Bursa’nın geleceği için bu havzada maden faaliyeti yapan kurumların izinlerinin iptal edilmesinin doğru olacağına inanıyoruz” diye konuştu. “SU SEVİYESİ 250 METRENİN ALTINA İNDİ” Bursa’nın, Uludağ'dan ovaya, derelerden barajlara, yeraltı sularından içme suyu havzalarına kadar çok zengin bir ekosisteme sahip olduğuna değinen Başkan Mustafa Bozbey, ancak bu zenginliğin sınırsız olmadığının da altını çizdi. Su seviyesinin Bursa ovasında 250 metrenin altına indiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bir bilim insanımız, Bursa Ovası ve Konya Ovası’nın her yıl 6 santim çöktüğünü bildirdi. Sebebi, yeraltı su seviyesinin aşağıya inmesidir. Bunların da mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Suya olan talep, nüfus, sanayi ve tarımla birlikte her geçen yıl da artıyor. Yerel yönetimler olarak artık suyun nereden geldiğini, nasıl korunduğunu, nasıl kullanıldığını ve nasıl geriye kazanıldığını beraber düşünen bir anlayışla hareket etmeliyiz” dedi. “ÜRETİM İLE SU ARASINDA YENİ BİR DENGE KURMALIYIZ” Su kaynaklarının korunmasının ve güvenliğinin önemine dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, gri su kullanımına artık daha fazla önem verilmesi ve yatırım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Yeraltı su kullanımının da çok iyi takip edilmesi gerektiğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Kayıp kaçakla mücadeleyi bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Bu konuda sürekli yatırım yapıyoruz. Akıllı altyapı sistemlerini, SCADA uygulamalarını, anlık izleme ve erken uyarı mekanizmalarını Bursa’da genelinde yaygınlaştırıyoruz. Kent planlamasından altyapıya, yeşil alanlarından sanayi bölgelerine kadar her başlıkta suya duyarlı kent anlayışıyla hareket ediyoruz. Bursa üretim kentidir, sanayi kentidir. Sanayi bizim için de bir gerçektir. Bunu yok sayamayız. Tarım da bizim güvencemizdir. Ancak üretim ile su arasında yeni bir denge kurmak zorundayız” diye konuştu. “GERİ KAZAN, YENİDEN DEĞERLENDİR” Suyun yaklaşık yüzde 70’inin tarımda kullanıldığını dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, yüzde 15’inin sanayide, yüzde 15'inin ise konutlarda kullanıldığını açıkladı. Tarımdaki vahşi sulamayı ortadan kaldırmak gerektiğini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, “Modern sulama tekniklerini hayata geçirmeliyiz. Su verimliliğini artıran uygulamalara öncelik vermeliyiz. Su tasarrufu üretimden vazgeçmek değil, üretimi geleceğe taşımaktır. Daha az suya ihtiyaç duyan ürünlere dönüşümü yapmalıyız. Artık su yönetiminde yeni bir paradigma var. ‘Al, kullan, at’ değil, tam tersine ‘geri kazan, yeniden değerlendir’. Bursa'da atık su arıtma tesislerini bu bağlamda ele alıyoruz. Arıtmayı bir kaynak yönetim süreci olarak görüyoruz. Çalıştaydan çıkacak her fikir, düşünce ve söylem, Bursa'nın suyla ilgili yol haritasına katkı sağlayacaktır” dedi. Bursa Belediyeler Birliği ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da suyun önemine vurgu yaparak insanlık tarihi boyunca medeniyetlerin hep suyun etrafında şekillendiğini anlattı. Son yıllarda yaşanan gelişmelerin suyun da sınırsız bir kaynak olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, çalıştaydaki her sunumun Bursa ve Türkiye için örnek teşkil edecek bir yol haritasına dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi. Önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, su yönetiminin iyi yapılması halinde susuzluk sorununun yaşanmayacağını dile getirdi. Çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Eroğlu, çıkacak sonuçların kuraklıkla mücadeleye katkı sağlamasını diledi. Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan ve Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı'nın konuşmaların ardından çalıştay, uzman isimlerin konuşmacı olduğu oturum bölümleriyle devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Erciyes” İçin Tanıtım Atağı Haber

“Erciyes” İçin Tanıtım Atağı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde Erciyes’i ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir marka haline getirmek amacıyla tanıtım çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda “Şimdi Erciyes Zamanı” sloganıyla başlatılan yeni tanıtım atağıyla Erciyes Kayak Merkezi, Türkiye’nin nüfus ve etki bakımından en büyük 5 ilinde billboardlarda yer aldı. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere Bursa ve Kocaeli’de gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarıyla, Erciyes’in sahip olduğu doğal güzellikler, modern tesis altyapısı ve kış turizmindeki iddiası ön plana çıkarıldı. Türkiye’nin amiral gemisi kış turizm merkezlerinden biri olan Erciyes, Kayseri’nin turizmdeki vizyonunu yansıtan önemli bir marka olarak geniş kitlelere ulaştırıldı. Öte yandan Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Erciyes’i yalnızca kış aylarında değil, dört mevsim turizm destinasyonu olarak tanıtma hedefiyle yaz aylarında da kapsamlı bir tanıtım programı yürüttü. Bu doğrultuda 11 farklı şehirde gerçekleştirilen tanıtım faaliyetleriyle Kayseri’nin tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleri vatandaşlarla buluşturuldu. Yaz aylarında da başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde yapılan tanıtımlarda, Erciyes’in yanı sıra Kayseri’nin gastronomisi, tarihi mirası ve kültürel değerleri ön plana çıkarılarak kentin turizm potansiyeline dikkat çekildi. Türkiye’nin ilk profesyonel dağ yönetim şirketi olan Erciyes A.Ş. tarafından işletilen Erciyes Kayak Merkezi; 112 kilometrelik pist uzunluğu, 41 kayak pisti, 19 mekanik tesisi ve 3 bin 400 metre rakıma ulaşan teleferik hatlarıyla dünya standartlarında hizmet sunmaya devam ediyor. Gerçekleştirilen tanıtım atağıyla Erciyes’in, 2026 sezonunda da yerli ve yabancı turistlerin gözdesi olması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kar Yağışları Başladı, Lastik Zinciri Satışları 10 Kat Arttı Haber

Kar Yağışları Başladı, Lastik Zinciri Satışları 10 Kat Arttı

Trendyol verileri, sürücülerin buzlanma, görüş azalması ve kayma gibi risklere karşı hazırlandığını gösteriyor. Son dönemde güvenli sürüşe yönelik ürünlerde lastik zinciri satışları önceki döneme kıyasla yaklaşık on katına çıkarken, buz kazıyıcı ürünlerinde üç kat artış yaşandı. Kış mevsimiyle birlikte düşen sıcaklıklar, ani yağışlar ve buzlanma riski, sürücüler için yola çıkmadan önce alınacak önlemleri hayati hale getiriyor. Görüşün azalması, camlarda buğulanma ve buzlanma, kaygan zemin nedeniyle uzayan fren mesafeleri kış aylarında en sık karşılaşılan riskler arasında yer alıyor. Bu tablo, sürüş öncesi hazırlığın ve doğru ekipmanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Trendyol’un son dönem satış verileri, sürücülerin bu risklere karşı daha bilinçli hareket ettiğini gösteriyor. Özellikle karlı ve buzlu yol koşullarında çekişi artırmaya yardımcı olan ürünlerde güçlü bir talep artışı dikkat çekiyor. Lastik zinciri satışları önceki döneme kıyasla yaklaşık on katına çıkarken, buz kazıyıcı ürünlerinde üç kat artış kaydedildi. Görüşü korumaya yönelik cam buğu gidericilerin satışları ise yaklaşık iki kat arttı. Sürücünün Konforu da Yol Tutuş Kadar Önemli Veriler kış koşullarında sadece araç yol tutuşunun değil, sürücü görüş ve konforunun da önem kazandığını gösteriyor. Cam suları ve antifriz gibi temel bakım ürünlerinde artış görülürken, soğuk hava koşullarında sürücü ve yolcuları korumaya yönelik maske ve balaklava gibi ürünlerde iki kata varan artış yaşandı. Ürün satışlarındaki artışlara bakıldığında İstanbul, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Kocaeli öne çıkan şehirler arasında yer alıyor.

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi Haber

Oyak Renault, Güvenli Adımlar Projesini Hayata Geçirdi

Proje kapsamında Oyak Renault, Oyak Horse ve Renault Mais (Bursa Şubesi) çalışanlarının ilkokul çağındaki çocukları, ara tatil döneminde Bursa İl Emniyet müdürlüğü Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda düzenlenen uygulamalı eğitimlerle temel trafik kurallarını güvenli bir ortamda öğrenme fırsatı buldu. Renault Group’un sürücüler, yolcular ve tüm yol kullanıcıları için güvenliği merkeze alan önce insan (Human First) yaklaşımından ilham alan bu proje Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’nün çocuk trafik eğitim parkında gerçekleştirildi. Projenin amacı, çocuklara erken yaşta yol güvenliği farkındalığı kazandırmak ve güvenli bir trafik kültürünün temellerini sağlam bir şekilde oluşturmaktır. Bu doğrultuda çocuklar, Bursa Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nda gerçekleştirilen eğitim çalışmaları sayesinde trafik kurallarını deneyimleyerek öğrenme fırsatı elde etti. Eğitimin ardından çocuklar, Oyak Renault kampüsünde araç ve motor fabrikalarını ziyaret ederek üretim süreçlerini yakından inceleme imkânı buldu. Kampüs içerisinde yer alan Enerji Okulu’nda, sürdürülebilir bir yaşamın temel unsurlarını öğrenerek enerji kaynaklarının nasıl daha verimli kullanılabileceğine dair bilgiler edindiler. Bu ziyaretler, çocuklara modern üretim teknolojilerini ve üretimin her aşamasında güvenliğin nasıl sağlandığını gözlemleme fırsatı sundu. Program, trafik kültürünün geliştirilmesine katkı sağlayan gelişmiş sürüş destek sistemleri (ADAS), yapay zekâ ve dijital hayata giriş eğitimleriyle devam etti. Böylece çocuklar, hem otomobil güvenliği hem de dijital dünyaya dair temel farkındalık kazandı. “Çocukların trafik kurallarını günlük hayatlarının doğal bir parçası haline getirmelerini hedefliyoruz” Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı ve Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet şu ifadelere yer verdi: “Oyak Renault’da yalnızca güvenli araçlar üretmekle kalmıyor, aynı zamanda üretim süreçlerimizi “sıfır kaza” ilkesiyle yürütüyoruz. Bu yaklaşım, hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza güvenli bir ortam sağlamamıza imkân tanıyor. Araç ve üretim güvenliğinin ötesinde, trafik güvenliği bilincinin erken yaşta kazandırılmasının gelecekte daha güvenli bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hayata geçirdiğimiz Güvenli Adımlar Projesi ile Oyak Renault kampüs çalışanlarımızın çocuklarının yalnızca trafik kurallarını öğrenmelerini değil, bu kuralları günlük yaşamlarının doğal bir parçası hâline getirmelerini amaçlıyoruz. Projeyi, trafik farkındalık eğitimi, üretim süreçleri ve iş güvenliği eğitimi, sürdürülebilir yaşamın temel unsurlarını öğrenecekleri enerji verimliliği eğitimi ve dijital hayatın temellerini öğrenebilecekleri kapsamlı bir model olarak kurguladık. Bu yaklaşımın, uzun vadede daha bilinçli, duyarlı ve sorumluluk sahibi bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Bu projeyi hayata geçirmemizde değerli destekleri için Bursa İl Emniyet Müdürlüğü’ne içten teşekkürlerimizi sunuyoruz”

Konut Satış Fiyatları Aralık Ayında %27,2 Arttı Haber

Konut Satış Fiyatları Aralık Ayında %27,2 Arttı

Enflasyon etkisi göz önüne alındığında fiyatlar bir yılda reel olarak %2,9 aylık bazda ise %0,7 düştü. Ortalama konut metrekare satış fiyatı 37 bin 800 TL iken, ortalama konut fiyatı ise 4,7 milyon TL oldu. Konut yatırımının geri dönüş süresi 14 yıl olarak hesaplandı. Konut satış adetlerine baktığımızda aralık ayında 254 bin 777 adet konut satıldığı görülüyor. Bu rakam ile konut satış adedi geçen senenin aralık ayına göre %19,8 oranında arttı. 2025 yılında ise konut satışları geçen seneye göre %14,3 artarak 1 milyon 688 bin 910 olarak gerçekleşti. Konut satış adedi bu rakam ile tarihi zirveye ulaşmış oldu. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %25,2 oranında artarak 29 bin 149 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı aralık ayında %11,4 olarak gerçekleşti. 2025 yılında gerçekleşen ipotekli konut satışları ise geçen seneye göre %49,3 oranında artarak 236 bin 668 oldu. Endeksa Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Görkem Öğüt, rapora ilişkin şunları söyledi: “2025 yılında konut satışları 1,6 milyonun üzerine çıkarak tarihi bir zirveye ulaştı. Geçtiğimiz yıla kıyasla en dikkat çekici artış %49,3 ile kredili konut satışlarında gerçekleşirken, satış adetlerinde ağırlık hâlâ ikinci el konutlarda. Endeksa verilerine göre hem kira hem de satış fiyatlarında nominal artışlar yaşansa da, enflasyondan arındırıldığında düşüş görülmesi, 2022 yılında yaşanan yüksek artışların ardından piyasanın dengelendiğini gösteriyor. Satış adetleri talebin hâlâ güçlü olduğunu ortaya koyarken, bu talebin henüz fiyatları yukarı yönlü baskılamadığı görülüyor. Beklenen faiz indirimleriyle birlikte krediye erişimin kolaylaşması durumunda, önümüzdeki dönemde konut fiyatlarında reel yükseliş görülebilir.” En fazla değer artışı olan iller: Diyarbakır, Samsun ve Batman Endeksa verilerine göre, aralık ayında en çok konut satışının olduğu ilk 30 il değerlendirildiğinde yatırımcıya en çok kazandıran şehirler sırasıyla Diyarbakır, Samsun ve Batman oldu. Diyarbakır’da konut fiyatları son bir yılda %44,7 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında artış oranı %10,5 olarak hesaplandı. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 31 bin 886 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 4,9 milyon TL. Samsun’da konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %37,4 iken reel değer artışı %4,9 seviyesinde gerçekleşti. Ortalama konut metrekare satış fiyatı 33 bin 478 TL, ortalama konut fiyatı 3,8 milyon TL oldu. Batman’da ise konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %36,7 iken reel değer artışı %4,3 seviyesinde gerçekleşti ve ortalama konut metrekare satış fiyatı 24 bin 691 TL, ortalama konut fiyatı 3,6 milyon TL oldu. En çok konut satışının olduğu ilk 30 içinde satılık konut fiyatlarının bir yılda en az yükseldiği iller ise sırasıyla Hatay, Gaziantep ve Muğla oldu. Hatay’da satılık konutların fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre %15,9 yükselirken enflasyondan arındırılmış verilere göre fiyatlar reel olarak %11,5 geriledi. Hatay’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 25 bin 426 TL, ortalama konut fiyatı ise 3,8 milyon TL. Gaziantep’te ise satış fiyatları nominal olarak %21,3 yükselirken reel olarak %7,4 oranında düştü ve ortalama konut metrekare satış fiyatı 26 bin 203 TL, ortalama konut fiyatı ise 4,1 milyon TL oldu. Türkiye genelindeki en yüksek gayrimenkul fiyatlarına sahip olan Muğla’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 77 bin 319 TL, ortalama konut fiyatı ise 9,8 milyon oldu. Satılık konutların fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre %22,0 yükselirken enflasyondan arındırılmış verilere göre fiyatlar reel olarak %6,9 geriledi. 4 büyük şehir arasında Ankara fiyat artışında birinci Türkiye’nin en büyük 4 ili arasında satılık konut fiyatlarının bir yılda en fazla yükseldiği il Ankara oldu. Ankara’da nominal fiyat artışı %33,6 olurken, reel bazda %2,0’lik bir artış yaşandı. Başkentte konut metrekare fiyatı 34 bin 55 TL’ye, ortalama konut fiyatı ise 4,4 milyon TL’ye yükseldi. İstanbul’da fiyatlar nominal olarak %29,3 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında fiyatlarda %1,3 düşüş gözlendi. İstanbul’da konut metrekare fiyatı 57 bin 874 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,6 milyon TL oldu. İzmir’de satılık konut fiyatları yıllık bazda %24,8 nominal artış gösterirken reel olarak %4,7 geriledi. İzmir’de ortalama konut metrekare fiyatı 48 bin 154 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,0 milyon TL olarak kaydedildi. Bursa’da ise yıllık nominal değişim %25,9 olurken reelde %4,5 düşüş yaşandı. Bu ilde ortalama metrekare fiyatı 32 bin 294 TL, ortalama satış fiyatı ise 4,3 milyon TL. Türkiye genelinde kiralar %26,2 arttı Endeksa’nın güncel verilerine göre, Türkiye genelinde kiralık konut fiyatları yıllık bazda %26,2 yükselirken aylık bazda ise aynı kaldı. Enflasyon etkisinden arındırılmış verilere göre kiralar bir yılda reel olarak %3,6 bir önceki aya göre ise reelde %0,8 düşüş kaydetti. Türkiye genelinde konutların ortalama metrekare kira fiyatı 229 TL, ortalama kira ise 25 bin 380 TL seviyesinde.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.