Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bursa

Kapsül Haber Ajansı - Bursa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çalı Mehmetçik Parkı açıldı Haber

Çalı Mehmetçik Parkı açıldı

Nilüfer Belediyesi tarafından Çalı Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Mehmetçik Parkı için açılış töreni düzenlendi. Törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 24’üncü Dönem Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Gülmezer, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, Çalı Mahalle Muhtarı Kaan Doğan ile mahalle sakinleri katıldı. Üç ayrı parsel üzerine kurulan park, toplam 3 bin 424 metrekarelik bir alanı kapsıyor. Bu alanın 2 bin 700 metrekaresinde yeşil alan, 270 metrekaresinde ise çocuk oyun alanı yer alıyor. Parkın içinde ayrıca dinlenme alanları da bulunuyor. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “PARKLAR MAHALLENNİN BULUŞMA NOKTASIDIR” Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, bölgenin yeni yapılaşmayla birlikte artan sosyal alan ihtiyacına vurgu yaptı. Ekran bağımlılığı ve ekonomik şartların aile içi iletişimi kısıtladığını belirten Başkan Şadi Özdemir, şöyle konuştu: “İnsanlarımızın evlerinin dışına çıkıp vakit geçirebilecekleri alanlar ne yazık ki oldukça sınırlı. Parklarımız ise mahalle halkının buluşma noktası oluyor. Ailelerimiz çocuklarıyla birlikte buralarda güvenle vakit geçiriyor, sosyalleşme imkânı buluyor. Bu nedenle yeşil alanlarımızı ve parklarımızı çoğaltmayı öncelikli görev olarak görüyoruz.” 7 YENİ PARK MÜJDESİ Mehmetçik Parkı ile birlikte Nilüfer’deki park sayısının 431’e ulaştığını ve göreve geldikleri günden beri 14 park açtıklarını söyleyen Başkan Şadi Özdemir, söz konusu 14 parkla ilçeye 72 bin 526 metrekarelik yeşil alan kazandırıldığını belirtti. Bu yıl 7 parkın daha ihalesinin yapıldığını aktaran Başkan Şadi Özdemir, bunlardan dördünün inşaatının sürdüğünü kaydederek, “30 Ağustos, Kayapa, Esentepe ve Dumlupınar mahallelerimizdeki parkların inşaatı devam ediyor. Yolçatı, Akçalar ve Demirci mahallelerindeki parkların ise projeleri bitmek üzere; yapımına kısa sürede başlanacak” dedi. Esentepe Mahallesi Tuna Caddesi’nde yapımı süren Şehitler Parkı’na da değinen Başkan Şadi Özdemir, “Ülkesi için şehit olmuş insanları hatırlamak, onları anmak hepimizin vatan borcudur” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, parkın tamamlanmak üzere olduğunu, anıtın da yükseldiğini belirterek açılışı günün anlamına uygun biçimde 30 Ağustos’ta yapmayı hedeflediklerini söyledi. MUHTAR DOĞAN’DAN TEŞEKKÜR Çalı Mahalle Muhtarı Kaan Doğan ise parkın mahalleye kazandırılması emeği geçenlere teşekkür ederek, parkın adının Mehmetçik olmasının ayrı bir gurur kaynağı olduğunu vurguladı. Doğan, mahalle kültürünü pekiştirecek bu tür alanların önemine de vurgu yaptı. Konuşmaların ardından Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, açılış kurdelesini protokol üyeleri ve çocuklarla birlikte kesti. Başkan Şadi Özdemir, ardından parkı gezerek vatandaşlar ve çocuklarla sohbet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Gölyazı İçin Ortak Akıl Buluşması Haber

 Gölyazı İçin Ortak Akıl Buluşması

Nilüfer Belediyesi, kentin en önemli tarihi ve turistik değerlerinden biri olan Gölyazı için çalıştay düzenledi. Aziz Panteleimon Kilisesi’ndeki çalıştayda bölgenin arkeolojik değerleri ve doğal güzellikleriyle dünya standartlarında bir turizm destinasyonuna dönüştürülmesi hedefi vurgulandı. Nilüfer Belediyesi, tarihi ve turistik özellikleri ile öne çıkan Gölyazı için kapsamlı bir çalıştay düzenledi. Gölyazı Aziz Panteleimon Kilisesi’nde gerçekleştirilen çalıştaya; yerel yönetim temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları katıldı. Çalıştay kapsamında kazı çalışmaları süren Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda da inceleme gezisi yapılarak yürütülen faaliyetler yerinde değerlendirildi. Çalıştayda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gölyazı’nın tarihi ve kültürel değerleriyle çok kıymetli olduğunu söyledi. Bu nedenle turizm açısından bakıldığında yeme-içme ve konaklama standardının olması gerektiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Ziyaretçilerin daha uzun süre kalmalarını, konaklamalarını amaçlıyoruz. Bölgeyi Fadıllı, Akçalar ve Ayvaköy ile birlikte düşünerek, burasının turizm destinasyonu olması için yatırım yapıyoruz” dedi. HERKESİN GÖRMEK İSTEDİĞİ BİR YER Japon Seyahat Acentalar Birliği’nin dünyada gezilecek 30 yer açıkladığını ve Türkiye’den sadece Gölyazı’nın listede olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Gölyazı ismi hep bir yerlerde geçiyor. Burası herkesin görmek istediği bir yer” diye konuştu. Antik tiyatro kazısının da bittiğinde bölgeye değer katacağını anlatan Başkan Şadi Özdemir, “Bölgenin tanıtımına büyük katkı verecektir. Yeter ki akıllarımızı birleştirelim” diye konuştu. Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu ise Gölyazı için geçen yıl da çalıştay yapıldığını ve bu süre zarfında neler yapıldığını gözden geçireceklerini söyledi. Kırayoğlu, bölgeyi fark edilen, değerini bulan bir yaşam alanına çevirmek istediklerini belirtti. Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek ise Gölyazı’nın kıyı kenar çizgisi sorununa değindi. Şimşek, “İlgili tüm paydaşlarla, kim olacaksa hiç fark etmeksizin siyaset üstü bir çabayla bu işi toparlamaya çalışıyoruz. Akademik odalarımız ile bu süreci artık doğru noktaya getirmeye kararlıyız. Burasının gerçekten doğal ve kendi kimliğini korumuş bir bölge olmasını hayal ediyoruz” dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Arkeoloji Bölümü’nden ve Apollonia ad Rhyndacum Gölyazı Arkeoloji Kazıları’nın başkanlığını yürüten Prof. Dr. Derya Şahin, son durum hakkında bilgilendirme yaptı. Gölyazı Antik Tiyatrosu’nda ne aşamaya geldiklerini anlatan Şahin, “Amacımız, kısa sürede tiyatronun mevcut durumunu tespit edip, uzun vadede kullanımına yönelik çalışma yapmak” dedi. Derya Şahin, bu yıl tiyatro alanına odaklandıklarını, kazıları bitirip, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunmayı planladıklarını söyledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Şahin de “Antik Tiyatro Restorasyonu Örnekleri” başlıklı sunum yaptı. ANTİK TİYATRO SES GETİRECEK Geçmiş dönem Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın da, çalıştayın değerlendirmesini yaptı. Antik tiyatronun tamamlanmasının ulusal ve uluslararası alanda büyük ses getireceğini belirten Karayalçın, Gölyazı’yı ayrı proje olarak ele almak gerektiğini vurguladı. Karayalçın, Gölyazı’nın Türkiye’nin her yerinden ve yurtdışından da insanların gelip uzun süre vakit geçirebilecekleri bir yer olma potansiyeli taşıdığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Matlı’nın Üretim Ölçeği İSO Listelerine Üç Şirketle Yansıdı Haber

Matlı’nın Üretim Ölçeği İSO Listelerine Üç Şirketle Yansıdı

Proyem İSO 500’de 152’nci, Keskinoğlu 160’ıncı sıraya yerleşirken, Yörsan İSO İkinci 500’de 47 basamak yükselerek 175’inci sırada yer aldı. Temelleri 1965 yılında Bursa’nın Karacabey ilçesinde atılan Matlı Şirketler Grubu; üretim tesisleri, tedarik ağı, Ar-Ge merkezleri, ulusal markaları ve 81 ile ulaşan bayi yapılanmasıyla tarımsal ham maddeden nihai ürüne, üretimden markalaşmaya uzanan bütünleşik sanayi yapısıyla Türkiye’nin önde gelen gıda grupları arasında yer alıyor. Grubun ulaştığı üretim ölçeği, İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu ve İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmalarına üç şirketle yansıdı. Üretim zincirinin üç önemli halkası listelerde Matlı Şirketler Grubu bünyesinde yem üretimi alanında faaliyet gösteren Proyem, İSO 500’de 152’nci sırada yer aldı. Piliç eti, yumurta ve ileri işlenmiş gıda üretimi gerçekleştiren Keskinoğlu ise listede 160’ıncı oldu. Süt ve süt ürünleri alanında faaliyet gösteren Yörsan, Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesine 175’inci sıradan girdi. Böylece Matlı Şirketler Grubu’nun hayvan besleme, yumurta ve piliç eti ile süt ve süt ürünlerindeki üretim kapasitesi, İSO araştırmalarında üç ayrı şirketle karşılık buldu. Yörsan bir yılda 47 basamak yükseldi Matlı Şirketler Grubu’nun 2022 yılında bünyesine kattığı Yörsan, İSO İkinci 500’deki yükselişiyle öne çıktı. Geçen yıl listeye ilk kez 222’nci sıradan giren Yörsan, bu yıl 47 basamak ilerleyerek 175’inci sıraya yerleşti. Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasının ardından ürünler 2023 yılında tüketicilerle buluşturuldu. Üretim altyapısına, dağıtım ağına, ürün portföyüne ve marka iletişimine yönelik çalışmalarla desteklenen Yörsan, Susurluk’taki tesisinde günlük 1.500 ton çiğ süt işleme kapasitesine sahip bulunuyor. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda kaydettiği yükseliş, köklü bir markanın yeniden üretimle buluşturulmasının ve yapılan yatırımların sanayi performansına yansıması açısından önem taşıyor. Proyem’in İSO 500 yolculuğu 2017’de başladı Matlı Şirketler Grubu’nun yem üretimindeki ana kuruluşu Proyem’in İSO 500 yolculuğu, ilk kez yer aldığı 2017 yılı listesiyle başladı. Proyem, bu yıl elde ettiği 152’ncilikle grubun İSO 500’de en üst sırada yer alan şirketi oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki üretim tesisleriyle faaliyet gösteren Proyem, Matlı Şirketler Grubu’nun tarımsal ham madde, hayvan besleme, hayvancılık ve gıda üretimi arasındaki bağlantıyı kuran temel unsurlarından birini oluşturuyor. Keskinoğlu Matlı bünyesinde 160’ıncı sırada İSO 500’de 2021 yılından bu yana yer alan Keskinoğlu, Matlı Şirketler Grubu bünyesinde açıkladığı son sonuçla listede 160’ıncı sıraya yerleşti. Matlı Şirketler Grubu’nun 2023 yılında bünyesine kattığı Keskinoğlu; piliç eti, sofralık yumurta, pastörize yumurta, ileri işlenmiş gıda ve ambalaj üretimine uzanan entegre yapısıyla faaliyet gösteriyor. Keskinoğlu’nun üretim altyapısı ile Proyem’in hayvan besleme alanındaki birikiminin aynı sistem içerisinde buluşması, grubun gıda değer zincirindeki üretim kapasitesini destekliyor. Özer Matlı: “İSO sonuçları üretim sistemimizin ortaya çıkardığı somut bir karşılıktır” Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, İSO sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün 29 şirketimizle tarımdan yeme, hayvancılıktan gıdaya, lojistikten enerji ve hizmet alanlarına uzanan geniş bir üretim sistemi yönetiyoruz. Proyem ve Keskinoğlu’nun İSO 500’de, Yörsan’ın ise İSO İkinci 500’de yer alması, yaptığımız yatırımların ortaya çıkardığı somut bir karşılıktır.” “Proyem’in üretimdeki köklü birikimi, Keskinoğlu’nun entegre yapısı ve Yörsan’ın bir yılda 47 basamak yükselmesi, farklı alanlarda yürüttüğümüz çalışmaların sonuçlarını gösteriyor. Bünyemizde yer alan şirketlerimizi üretim, teknoloji, dağıtım, istihdam ve marka yatırımlarıyla geliştirmeyi önemsiyoruz.” Yörsan’ın yeniden üretime kazandırılmasına ayrıca değinen Özer Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yörsan’ı bünyemize kattığımızda köklü bir değeri yeniden tüketiciyle buluşturmak üzere kapsamlı bir çalışma başlattık. Üretim hatlarını devreye aldık, istihdam oluşturduk, dağıtım yapısını geliştirdik ve markamızı yeniden Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırdık. Yörsan’ın İSO İkinci 500’de bir yılda 47 basamak yükselmesi, gerçekleştirdiğimiz çalışmaların üretim performansına yansıdığını ortaya koyuyor.” “Bizim için ölçek yalnızca şirket ya da tesis sayısıyla ifade edilmiyor. Oluşturduğumuz istihdam, birlikte çalıştığımız tedarikçiler, ülke geneline ulaşan bayi ağımız ve faaliyet gösterdiğimiz bölgelerde ortaya çıkan ekonomik değer, ekosistemimizin asıl karşılığını oluşturuyor. Ar-ge ve inovasyona, üretime, teknolojiye, insan kaynağına ve markalarımıza yatırım yapmayı sürdüreceğiz.” 29 şirketle Türkiye’nin yedi bölgesinde Matlı Şirketler Grubu bugün 29 şirketi, 7 bini aşkın çalışanı, 10 binden fazla tedarikçisi, iki Ar-Ge merkezi ve 81 ilde 1.000’i aşkın bayisiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Hayvan beslemeden süt, yumurta ve piliç eti üretimine; tarımsal ham madde tedarikinden lojistik, depolama ve dağıtıma kadar farklı süreçleri aynı yapı içerisinde yöneten Matlı Şirketler Grubu’nun üretim ölçeği, Proyem, Keskinoğlu ve Yörsan’ın İSO listelerindeki sonuçlarıyla bir kez daha ortaya kondu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz” Haber

Matlı: “60 Bin Üyemizin Gücünü, Üyemizle Birlikte Büyüteceğiz”

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın farklı sektörlerindeki iş dünyası temsilcileriyle yürüttükleri faaliyetlerin, daha geniş kapsamlı bir saha programıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yeni dönem stratejilerinin ilk adımını, “Bir kurum kimin için var? Gücünü kimden alır? Başarıyı nasıl ölçer? Kime hesap verir? Kimin sesidir?” sorularının sorulduğu ve sosyal medya platformlarında yayımlanan kısa bir video ile attıklarını belirten Matlı, videonun “Bazı Soruların Cevabını 60 Bin Üye Birlikte Verir” cümlesiyle son bulduğunu ifade etti. Bu ifadenin sadece bir videonun kapanış cümlesi değil, benimsedikleri yönetim anlayışının temel taşı olduğunu vurgulayan Özer Matlı, şunları kaydetti: “Cevapları masa başında belirlemek istemedik. Çünkü asıl cevap; Bursa için üretim yapan, ticaretle uğraşan, istihdam yaratan ve risk alan üyelerimizin deneyimlerinde, alın terinde ve geleceğe dair beklentilerinde saklıdır. Daha fazla işletmeyi ziyaret edecek, sektör temsilcilerimizle bir araya gelecek ve sahadan gelen geri bildirimleri uygulanabilir projelere dönüştüreceğiz.” “Bu Yolculuğa 60 Bin Üyemizin Tamamını Davet Ediyoruz.” Yürüttükleri çalışmaların tek taraflı bir tanıtım faaliyeti olmayacağının altını çizen Matlı, 60 bin BTSO üyesinin tamamına katılım çağrısı yaptı: “Bu süreci sadece bir kişinin ya da belli bir grubun seçim kampanyası olarak görmüyoruz. Bu; üyelerimizin ihtiyaçlarından filizlenen, onların sesiyle güçlenen ve yine üyelerimizin öncülüğünde, Bursa’nın değerlerini koruyan, kalbi Bursa için atanların yolculuğudur. Bugüne kadar olduğu gibi, görüşü, önerisi ve eleştirisi olan tüm üyelerimizi çalışmalarımıza ortak olmaya davet ediyorum. Kademeli olarak farklı iletişim kanallarını da üyelerimizin kullanımına açacağız. Bu sayede birlikteliğimizi pekiştireceğiz. BTSO’nun geleceğini, Bursa iş dünyasının tüm sektörleri ve 60 bin üyemizle el birliğiyle şekillendirmek istiyoruz.” Bursa’nın geleceğinin sadece BTSO çatısı altında planlanamayacağını belirten Özer Matlı; kentin tüm sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sektörel dernekleri ve üniversiteleriyle tam bir iş birliği içerisinde olacaklarını dile getirdi: “Bursa için fikri, birikimi ve önerisi olan hiç kimseyi bu sürecin dışında tutmayacağız. Kentimizin tüm STK’larının değerlendirmelerine önem verecek, Bursa’nın geleceğini ilgilendiren konularda onların tecrübelerinden istifade edeceğiz. Bu yolculuk, Bursa’ya değer katan herkesin katkılarıyla büyüyecektir.” “Nasıl bir BTSO istediğimiz açık” diyen Özer Matlı, hedefledikleri yönetim modelini şöyle anlattı: “Kentin tüm kurumlarıyla eş güdüm içerisinde, üyesine kolayca ulaşılabilen, meslek komitelerinin görüşlerinin kararlara yansıdığı, kaynaklarını tüm üyelerin menfaatine kullanan, çalışmalarının sonucunu ölçen ve şeffaf bir şekilde hesap veren bir BTSO istiyoruz. Tüccarın, sanayicinin, KOBİ’nin, ihracatçının ve hizmet sektörünün kendisini güçlü bir şekilde temsil edilmiş hissettiği bir yönetim anlayışı teklif ediyoruz.” “Bursa İçin Kurulan Hayaller Gerçekleşmeden Eskimemeli” Mevcut yönetimin geçmiş dönemdeki başarılarının değerli olduğunu belirten Matlı, ancak sadece geçmişteki kazanımları anlatmanın ve 60 bin üyenin tamamını kucaklamayan projelerin geleceğe hazırlanmak adına yeterli olmayacağını vurguladı. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik dönüşümün üretimden ticarete, finansmandan ihracata kadar tüm dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Matlı, diğer şehirlerin verileri incelendiğinde Bursa’nın yeni ve güçlü bir atılıma ihtiyaç duyduğunun açıkça görüldüğünü ifade etti: “Geçmişte atılan her doğru adım Bursa’nın kazancıdır. Lakin bugün karşımızda bambaşka bir dünya var. Daha katılımcı bir işleyiş anlayışı hakim. Rekabet koşulları, işletmelerimizin gereksinimleri ve şehirlerin yarıştığı alanlar evrildi. Diğer kentler yeni yatırımlar, yeni sektörler ve teknolojilerle yol alırken Bursa’nın geçmiş başarılarıyla yetinme şansı yoktur.” Mevcut yönetimin 13 yıl önce, Cumhuriyetimizin 100. yıl hedefleri kapsamında Bursa için 75 milyar dolarlık ihracat, 7 bin 500 ihracatçı firma, Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu arasında 75 Bursalı şirket ve kişi başına 30 bin dolar gelir hedefleri belirlediğini anımsatan Matlı; Uludağ’ın dünya çapında bir kış sporları merkezi olması ve Bursa’nın geriatri ile Ar-Ge alanlarında öncü bir şehir haline gelmesi yönünde de önemli hedeflerin konulduğunu belirtti. “Hedef koymak kıymetlidir; Bursa elbette büyük hayaller kurmalıdır” diyen Matlı, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak bir hayalin gerçek değeri, ne ölçüde hayata geçirildiği ile belli olur. Bugün yapılması gereken; bu hedeflerin hangilerinin gerçekleştiğini, hangilerinin neden havada kaldığını ve daha önce vaat edilen projelerin neden tamamlanamadığını dürüstçe değerlendirmektir. Bursa’nın yeni vaatlerden önce gerçekçi bir durum tespitine, ardından uygulanabilir ve ölçülebilir çözümlere ihtiyacı vardır.” “BTSO’nun İmkânları Üyenin Gücüne Dönüşmelidir” BTSO’nun temel misyonunun sahip olduğu tüm olanakları üyelerinin işine, rekabet gücüne ve geleceğine yansıtmak olduğunu vurgulayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir üyemiz finansmana erişmek istediğinde BTSO’nun desteğini yanında hissetmeli; yeni müşteriler ve pazarlar arayışına girdiğinde Oda ona somut kapılar açabilmelidir. Dijital ve teknolojik dönüşüm programları ile ihtiyaç duyulan ticaret ve sanayi parsellerine erişim, sadece belirli şirketlerle sınırlı kalmamalıdır. Meslek komitelerimizin hazırladığı raporların hangi kararlara dönüştüğü ve BTSO kaynaklarıyla yapılan yatırımların üyelerimize ne sağladığı şeffafça bilinmelidir.” Başarının proje, toplantı, fuar ve organizasyon sayısıyla değil, üyeye sağlanan somut fayda ve etkiyle ölçüleceğini belirten Özer Matlı, “Bir faaliyet raporunun sayfalarının çok olması veya süslü bir dille yazılması, üyelerimizin daha güçlü olduğu anlamına gelmez” dedi. Yeni dönemde her çalışma için ayrılan bütçenin, ulaşılan üye sayısının ve elde edilen çıktının düzenli olarak paylaşılacağını ifade eden Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kriterimiz; kaç üyemize dokunulduğu, kaç işletmemize yeni müşteri ve pazar kazandırıldığı, finansmana erişime ne kadar destek olunduğu ve kaç firmamızın teknolojik dönüşüm sürecine dâhil edildiğidir. Başarıyı, üyemizin işine ve geleceğine sağlanan ölçülebilir katkıyla değerlendireceğiz.” “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimizi Açıklayacağız” Bursa iş dünyasından gelen geri bildirimleri somut çözüm önerilerine dönüştürdüklerini açıklayan Matlı, her sektörün önceliklerini kendi temsilcileriyle istişare ederek önerilerini sahada paylaşacaklarını söyledi. Ardından “60 Bin Üyemiz İçin Çözümlerimiz” programının tamamını iki hafta içerisinde kamuoyuna sunacaklarını belirten Matlı, “Üyelerimiz yalnızca ne yapacağımızı değil; çözümün nasıl hayata geçirileceğini, hangi kaynakla sağlanacağını, kaç üyeye ulaşacağını ve sonucunun nasıl ölçüleceğini de net bir şekilde görecek” dedi. BTSO seçimlerinin iki isim arasındaki şahsi bir rekabet olmadığını vurgulayan Matlı, “Bu seçim, Bursa iş dünyasının geleceğe hangi yönetim vizyonuyla hazırlanacağının tercihidir. Meslek komitelerinin karar mekanizmalarında etkili olduğu, kaynak yönetiminin şeffaf olduğu ve yöneticilerin üyelerine karşı sorumlu olduğu bir BTSO istiyoruz” ifadelerini kullandı. “Kimse Merak Etmesin, Artık Hep Birlikteyiz” Bursa’nın kendisi için sadece iş yaptığı bir yer olmadığını; doğup büyüdüğü, üretim ve yatırım yaptığı memleketi olduğunu belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, açıklamasını şu sözlerle noktaladı: “Bursa bize sadece bir iş hayatı değil; kimlik, aidiyet ve gelecek verdi. Bursa’ya değer vermek, bu şehrin potansiyelinin altında kalmasına razı olmamak ve gerçekleşmeyi bekleyen hayallerinin peşini bırakmamaktır. Bursa’nın değerlerini Türkiye’ye ve dünyaya taşımaktır. Hiçbir üyemiz ‘Sesimi kim duyacak, sorunumu kim BTSO’nun gündemine taşıyacak?’ diye endişe etmesin. Artık hep birlikteyiz. Daha fazla buluşacak, daha çok konuşacak, birlikte düşünecek ve beraber yol alacağız. Bu yolculuk bir kişinin değil, üyelerimizin başlattığı ve 60 bin üyemizin katılımıyla büyüyecek bir süreçtir. Söz hepimizin, BTSO hepimizin. Birlikte Güçlü, Birlikte İleri.”

Peugeot Yerli Hafif Ticari Araç Ürün Gamını Rıfter Modeli İle Daha Da Güçlendiriyor Haber

Peugeot Yerli Hafif Ticari Araç Ürün Gamını Rıfter Modeli İle Daha Da Güçlendiriyor

Avrupa hafif ticari araç pazarının önemli oyuncularından PEUGEOT, profesyonellerin ve ailelerin uzun yıllardır tercih ettiği Rifter modelini Türkiye'de üretmeye hazırlanıyor. PEUGEOT'nun C segmentindeki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter, 2026 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Bursa'daki Tofaş Fabrikası'nda “Made in Türkiye" etiketiyle üretilecek. Böylece PEUGEOT, hâlihazırda Bursa'da üretilen Expert Van ve Expert Traveller modellerinin ardından Rifter'ı da yerli üretim ürün gamına ekleyecek. Yerli üretim avantajı ile pazarda güçleneceğiz! İlk kez 1996 yılında Partner adıyla yollara çıkan Rifter, yerli üretimin sağlayacağı güçle Türkiye pazarındaki konumunu daha da ileri taşımaya hazırlanıyor. Rifter'ın Türkiye'de üretilecek olmasının marka açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “PEUGEOT'nun hafif ticari araç alanındaki 30 yıllık deneyimini temsil eden Rifter modelimizin Bursa'daki Tofaş fabrikamızda üretilecek olması bizim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı. Bu gelişme, PEUGEOT'nun Türkiye pazarına ve ülkemizin güçlü otomotiv üretim altyapısına duyduğu güvenin de önemli bir göstergesi. Türkiye, markamız için yalnızca güçlü bir pazar değil, aynı zamanda giderek daha stratejik bir üretim merkezi konumuna geliyor. Expert Van ve Expert Traveller ile başladığımız yerli üretim hamlemizi Rifter ile daha da ileri taşıyoruz. Tasarımından sürüş keyfine kadar SUV kodlarını barındıran, kısa sürede sınıfının referans modeli haline gelen PEUGEOT Rifter, artık yerli üretimin avantajıyla yollara çıkmaya hazırlanıyor. Yerli üretimin sağlayacağı lojistik ve tedarik avantajlarıyla hafif ticari araç pazarındaki konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Expert ailesiyle başlayan yerli üretim hamlesi büyüyor! PEUGEOT, Bursa'daki Tofaş Fabrikası'nda Expert Van'ın ardından 8+1 kişilik Expert Traveller modelinin de üretimine başlamıştı. Rifter'ın üretim programına dahil edilmesiyle birlikte marka, Türkiye'deki yerli hafif ticari araç ürün gamını daha da genişletecek. Tofaş Fabrikası'nın üretim kalitesi, verimliliği, araştırma-geliştirme alanındaki bilgi birikimi ve araç geliştirme yetkinliği, PEUGEOT'nun Türkiye'deki üretim operasyonlarının büyümesinde önemli rol oynuyor. Expert Van ve Expert Traveller ile D segmentinde güçlenen PEUGEOT, Rifter'ın da devreye alınmasıyla C segmenti hafif ticari araç segmentindeki iddiasını yerli üretimle destekleyecek. Yerli üretimin, Türkiye'de hafif ticari araçların gücüne güç katan en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Gupse Kaplan, “Expert Van ve Expert Traveller modellerimizle yakaladığımız ivmeyi, Rifter'ın yerli üretimiyle daha da güçlendireceğiz. Böylece hem profesyonel müşterilerimize hem de çok yönlü bir araç arayan ailelere daha etkin bir ürün gamıyla ulaşacağız" açıklamasında bulundu. 2003'ten bugüne 213 bin 921 adetlik başarı! PEUGEOT'nun Türkiye'deki C segmenti hafif ticari araç yolculuğu, Partner ile başladı. Marka, 2019 yılında Rifter'ın pazara sunulmasına kadar bu segmentte Partner adıyla yer aldı. PEUGEOT, 2003 yılından bugüne Partner, Partner Tepee, Rifter ve Partner Van modellerinden oluşan C segmentinde toplam 213 bin 921 adetlik satış gerçekleştirdi. Bu satışların 174 bin 756 adedini kombi van modelleri oluştururken, panel van modellerinin toplam satışı 39 bin 165 adede ulaştı. 2019 yılında Rifter ve Partner Van adıyla Türkiye'de satışa sunulan modeller ise bugüne kadar toplam 84 bin 556 kullanıcıyla buluştu. Bu dönemde 67 bin 404 adet Rifter ve 17 bin 152 adet Partner Van satışı gerçekleştirildi. Rifter, PEUGEOT'nun hafif ticari araç satışlarının yüzde 72'sini oluşturuyor! PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışları ile, 2026 yılının ilk 6 ayında Türkiye hafif ticari araç pazarında 11 bin 527 adetlik satış ve yüzde 9,8 pazar payı elde etti. Marka, 2025 yılını hafif ticari araç satışlarında toplam 26 bin 661 adetlik satış ve yüzde 9,4'lük pazar payı ile tamamlamıştı. Buna göre marka, 2025 sonuna kıyasla pazar payını 0,4 puan artırmış oldu. PEUGEOT Rifter, 2025 yılını 18 bin 154 adetlik satış ile, segmentinin en çok tercih edilen ikinci modeli olarak tamamlamıştı. 2026 yılının ilk 6 aylık döneminde 8 bin 350 adetlik satışla segmentindeki yerini korumaya devam etti ve PEUGEOT toplam hafif ticari araç satışlarının yüzde 72'sini oluşturdu. Rifter ve Partner Van'dan oluşan C segmenti modellerinin, markanın toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki payı ise yüzde 82'ye ulaştı. Rifter'ın Türkiye'de profesyonel kullanıcıların yanı sıra geniş iç hacim, yüksek konfor ve çok yönlülük arayan aileler tarafından da güçlü biçimde tercih edildiğini vurgulayan Gupse Kaplan, şöyle devam etti: “Rifter ile haziran ayında 2 bin 278 adetlik satışa ulaşarak segmentin lideri olduk. Yılın ilk 6 ayında ise 8 bin 350 adetlik satış ile segmentte 2'nci sırada yer aldık. Rifter satışlarımızı geçen yılın aynı dönemine göre artırmayı başardık. Modelimizin PEUGEOT'nun toplam hafif ticari araç satışları içerisindeki yüzde 72'lik payı, Türkiye pazarındaki gücünü açıkça ortaya koyuyor. Yerli üretimin devreye girmesiyle bu güçlü performansı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz." PEUGEOT'nun hafif ticari araçlardaki iddiası yerli üretimle güçleniyor! Rifter'ın Bursa'da üretilecek olması, PEUGEOT'nun Türkiye'deki hafif ticari araç operasyonları açısından yeni bir dönemin başlangıcını oluşturuyor. Yerli üretimin sağlayacağı tedarik ve lojistik avantajlarıyla marka hem profesyonel müşteriler hem de geniş aileler için sunduğu ürün gamını daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor. PEUGEOT Marka Direktörü Gupse Kaplan, “30 yıllık hafif ticari araç deneyimimiz, Rifter'ın güçlü pazar performansı ve Türkiye'nin otomotiv üretimindeki yetkinliği bir araya geldiğinde çok önemli bir büyüme potansiyeli ortaya çıkıyor. Expert Van ve Expert Traveller'ın ardından Rifter'ın da yerli üretim ürün gamımıza katılmasıyla Türkiye'deki hafif ticari araç operasyonlarımızı yeni bir seviyeye taşıyoruz. Yerli üretimin gücüyle segmentlerimizde daha iddialı bir konuma ulaşmayı ve PEUGEOT'nun hafif ticari araç pazarındaki payını sürdürülebilir biçimde büyütmeyi hedefliyoruz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.