Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bütçe

Kapsül Haber Ajansı - Bütçe haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bütçe haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketler Ekonomik Haberleri Nasıl Okumalı? Haber

Şirketler Ekonomik Haberleri Nasıl Okumalı?

Finans ekibi kur artışını konuşurken satış tarafı talep daralmasını, satın alma birimi ise girdi maliyetlerini izliyorsa ortada tek bir sorun vardır - herkes aynı ekonomiyi farklı pencerelerden okuyordur. Şirketler için ekonomik analiz haberleri tam bu noktada değer üretir. Haber, sadece ne olduğunu söylemez; karar vericinin önüne bunun neden olduğunu, hangi sektörleri ne hızda etkileyebileceğini ve işletme düzeyinde hangi sinyallerin ciddiye alınması gerektiğini koyar. Bir kurum için ekonomi haberi, genel kamuoyu gündeminden farklı bir işleve sahiptir. Yönetim kurulu açısından bu içerikler risk görünürlüğünü artırır. Finans departmanı için nakit akışı ve borçlanma planlamasını besler. Kurumsal iletişim ekipleri için ise piyasa atmosferini doğru okumadan yapılan her açıklama, yanlış zamanda yanlış ton riski taşır. Bu yüzden ekonomik haber tüketimi, yalnızca bilgi edinme alışkanlığı değil, kurumsal karar kalitesinin bir parçasıdır. Şirketler için ekonomik analiz haberleri neden stratejik bir araçtır? Ekonomik gelişmelerin şirketlere etkisi artık yalnızca faiz kararı veya enflasyon verisiyle sınırlı değil. Enerji maliyetlerinden lojistik akışlara, ihracat pazarlarındaki yavaşlamadan teknoloji yatırımlarının finansman koşullarına kadar geniş bir etki alanı var. Şirketler için ekonomik analiz haberleri bu çok katmanlı tabloyu sadeleştirir ve haberin operasyonel karşılığını görünür hale getirir. Örneğin aynı enflasyon verisi perakende, sanayi ve teknoloji şirketleri için farklı anlam taşır. Perakendede fiyatlama davranışı ve tüketici hassasiyeti öne çıkarken, sanayide girdi maliyetleri ve stok yönetimi belirleyici olur. Teknoloji şirketleri ise yatırım iştahı, insan kaynağı maliyeti ve yabancı para bazlı kontrat riskine odaklanır. İyi hazırlanmış bir ekonomik analiz haberi, veriyi tek başına bırakmaz; sektör bazında ayrıştırır. Buradaki kritik fark hız ile doğruluk arasındaki dengedir. Çok hızlı ama yüzeysel haber, yöneticiyi gereksiz alarm moduna sokabilir. Çok detaylı ama geç kalan analiz ise fırsat penceresini kaçırabilir. Kurumsal kullanıcılar için ideal içerik, ilk sinyali zamanında veren ve kısa sürede bağlam oluşturan haberdir. İyi bir ekonomik analiz haberi şirketlere ne kazandırır? Her haber stratejik değer üretmez. Şirketlerin işine yarayan ekonomik analiz haberleri üç temel ihtiyacı karşılar: erken uyarı, sektör bağlamı ve karar desteği. Erken uyarı, henüz bilançoya yansımamış riskleri görünür kılar. Sektör bağlamı, makro gelişmenin şirket özelindeki etkisini anlamlandırır. Karar desteği ise yöneticinin "peki şimdi ne yapmalıyım" sorusuna veri temelli bir çerçeve sunar. Kur tarafındaki oynaklık haberleştirildiğinde mesele yalnızca dövizdeki hareket değildir. İthal girdi kullanan üretici için marj baskısı, ihracatçı için fiyat rekabeti, yatırım planlayan şirket için finansman zamanlaması gündeme gelir. Benzer şekilde faiz indirimleri çoğu zaman olumlu başlıkla verilir, ancak her sektör aynı ölçüde rahatlamaz. İç talebe çalışan işletmeler için canlılık işareti olabilirken, tasarruf davranışları ve enflasyon beklentileri nedeniyle etkinin gecikmeli gelmesi de mümkündür. Bu yüzden güçlü bir analiz dili, kesin yargılar üretmek yerine senaryo kurar. Kurumsal okur da zaten bunu arar. Tek cümlelik büyük hükümler değil, olasılık setleri ve etki alanları. Şirketler için ekonomik analiz haberleri nasıl okunmalı? Kurumsal tarafta yapılan yaygın hata, ekonomi haberini yalnızca üst yönetimin izlemesi gereken bir alan olarak görmektir. Oysa haberin değeri, ilgili birimlere çevrildiğinde ortaya çıkar. Finans, satın alma, satış, yatırımcı ilişkileri, insan kaynakları ve kurumsal iletişim ekipleri aynı haberden farklı sonuçlar çıkarabilir. Doğru yöntem, haber akışını fonksiyonlara göre filtrelemek ve kurum içi kısa yorumlarla desteklemektir. Bir başka kritik nokta, başlık ekonomisi ile gerçek etkiyi ayırmaktır. Sert bir manşet her zaman sert bir etki anlamına gelmez. Bazı veriler piyasaya önceden fiyatlanmış olabilir. Bazı açıklamalar ise ilk gün sınırlı görünse de birkaç hafta içinde tedarik zincirinden talep yapısına kadar geniş sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle şirketler haberleri tekil olaylar olarak değil, birbirini besleyen bir seri halinde takip etmelidir. Burada frekans da önemlidir. Günlük haber akışı karar refleksini canlı tutar, ancak strateji için tek başına yeterli değildir. Haftalık ve aylık çerçevelemeler olmadan kurumlar veri gürültüsü içinde kaybolabilir. Yöneticiye gerekli olan şey her başlığı görmek değil, önemli değişimi zamanında fark etmektir. Hangi sinyaller özellikle izlenmeli? Her sektörün önceliği farklı olsa da bazı göstergeler geniş şirket kitlesi için ortak önem taşır. Enflasyonun alt kırılımları, politika faizi ve kredi koşulları, sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, PMI verileri, dış ticaret dengesi, enerji fiyatları ve lojistik maliyetleri bunların başında gelir. Ancak bu göstergeleri çıplak veri olarak izlemek sınırlı bir yaklaşımdır. Asıl mesele, göstergenin şirketin faaliyet modeline nasıl bağlandığıdır. Yüksek enerji tüketimi olan bir üretim işletmesi için enerji haberleri doğrudan maliyet kalemidir. Tarım ve gıda şirketlerinde iklim, arz ve emtia fiyatları daha belirleyicidir. Savunma, teknoloji ve ileri üretim alanlarında ise kamu politikaları, teşvikler, dış pazar ilişkileri ve jeopolitik başlıklar daha yüksek ağırlık taşır. Haber kaynağında hangi kalite işaretleri aranmalı? Kurumsal kullanıcı açısından güvenilirlik, sadece doğru bilgi vermek değildir. Bilginin kaynağı, zamanlaması, sektör uzmanlığı ve editoryal ayrıştırma gücü birlikte değerlendirilmelidir. Bir ekonomik analiz haberi veriyi tekrar ediyorsa faydası sınırlıdır. Haberin güçlü olması için kurum açıklamaları, saha yansımaları, sektör uzmanlarının değerlendirmeleri ve mümkünse karşılaştırmalı çerçeve sunması gerekir. Özellikle yeniden yayın yapan dijital medya kuruluşları için bu kalite standardı daha da önemlidir. Çünkü içerik yalnızca okunmaz, aynı zamanda yayına alınır ve marka itibarıyla ilişkilendirilir. Bu nedenle telifsiz ve ücretsiz içerik sunan haber kaynaklarında bile editoryal disiplin, başlık netliği ve sektörel derinlik belirleyici hale gelir. Ekonomik analiz haberleri hangi departmanlarda somut karşılık bulur? Finans departmanı için ekonomik haberler, bütçe revizyonunun erken uyarı sistemi gibidir. Nakit yönetimi, kredi kullanımı, hedge ihtiyacı ve yatırım zamanlaması çoğu zaman haber akışındaki değişimlerle birlikte yeniden ele alınır. Satın alma tarafında ise özellikle emtia, kur ve lojistik haberleri doğrudan sözleşme ve stok kararlarını etkiler. Satış ekipleri ekonomik analizleri müşteri davranışını anlamak için kullanır. Hangi segmentte talep öne çıkıyor, hangi bölgede fiyat hassasiyeti artıyor, hangi sektörde ödeme vadeleri uzuyor gibi sorular sadece sahadan değil, makro haber çerçevesinden de okunur. Kurumsal iletişim ve pazarlama açısından ise ekonomik atmosferin tonu önemlidir. Şirketin büyüme, yatırım veya istihdam mesajı, piyasanın duyarlılığıyla uyumsuz olduğunda etkisini kaybedebilir. İnsan kaynakları tarafında bile ekonomik haberlerin işlevi artmış durumda. Ücret beklentileri, yetenek hareketliliği, hibrit çalışma tercihleri ve sektörel istihdam daralmaları, ekonomik göstergelerle yakından ilişkili. Özellikle teknoloji, enerji ve savunma gibi rekabetin yüksek olduğu alanlarda bu ilişki daha belirgin görülüyor. Sektör odaklı yayıncılık neden fark yaratıyor? Genel ekonomi haberciliği yön duygusu verir, fakat karar için çoğu zaman yeterli olmaz. Şirketler, kendi faaliyet alanlarına temas eden özel bağlamı arar. Bu nedenle sektörel yayıncılık, kurumsal okur için daha yüksek değer taşır. Enerjide regülasyon değişimi, lojistikte rota ve maliyet baskısı, tarımda verim ve arz riski, yapay zekada yatırım ve yetenek dengesi, savunmada tedarik ve ihracat ekseni gibi konular ancak dikey uzmanlıkla güçlü biçimde işlenebilir. Bu yaklaşımın bir başka avantajı da kurumlar arası görünürlüğü artırmasıdır. Ekonomik analiz haberleri yalnızca veri açıklamaz; şirket haberleri, yönetici görüşleri, yatırım kararları ve sektör dönüşümleri arasında bağ kurar. Böylece okur, piyasayı anonim rakamlardan değil, gerçek aktörler ve somut hareketler üzerinden izler. Kapsül Haber Ajansı gibi çoklu sektör odağına sahip yayın modelleri burada işlevsel bir boşluğu doldurur. Çünkü güncel ekonomi başlıklarını savunma, enerji, lojistik, tarım, teknoloji ve sürdürülebilirlik eksenleriyle birlikte sunmak, kurumsal kullanıcıya yalnızca haber değil, kullanılabilir bağlam sağlar. Haber akışını karar mekanizmasına çevirmek Ekonomik analiz haberlerinden değer üretmek için kurum içinde basit ama disiplinli bir yöntem gerekir. Her sabah onlarca başlık okumak yerine, şirketin maruz kaldığı temel risk alanları tanımlanmalı ve haberler buna göre sınıflandırılmalıdır. Kur, faiz, emtia, regülasyon, dış pazar, tedarik zinciri ve sektör talebi gibi başlıklar için kısa izleme notları hazırlanabilir. Burada aşırı tepki ile geç tepki arasında bir denge kurulmalıdır. Her veri açıklaması strateji değiştirmeyi gerektirmez. Ancak bazı haberler de sadece izlenip geçilecek türden değildir. Özellikle finansman koşullarında kırılma, kamu politikalarında yön değişimi, kritik ihracat pazarlarında daralma veya enerji maliyetlerinde kalıcı yükseliş sinyali görüldüğünde haber, operasyonel toplantı gündemine alınmalıdır. Karar vericiler için en sağlıklı yaklaşım, ekonomik analiz haberlerini tek başına kehanet gibi değil, karar öncesi istihbarat katmanı olarak kullanmaktır. Çünkü piyasa hiçbir zaman tek değişkenle hareket etmez. Bazen iyi haber kötü bilanço üretir, bazen de olumsuz görünen bir veri güçlü şirketler için avantaj yaratır. Farkı yaratan şey, haberi erken görmekten çok doğru bağlama yerleştirebilmektir. Şirketler açısından ekonomi gündemi artık dışarıda akan bir başlıklar toplamı değil, iş modelinin içine girmiş bir karar alanı. Bu alanı düzenli, sektörel ve yorum gücü yüksek haberlerle takip eden kurumlar, belirsizlik dönemlerinde daha sakin; fırsat dönemlerinde ise daha hızlı hareket eder.

BİM’e Ramazan Bereketiyle Geliyor Haber

BİM’e Ramazan Bereketiyle Geliyor

14 Şubat – 30 Mart 2026 tarihleri arasında geçerli olacak kampanya kapsamında, temel gıdadan temizlik ürünlerine kadar 48 farklı ürün bütçe dostu ve avantajlı fiyatlarla BİM müşterileriyle buluşuyor. BİM, yıl boyunca sürdürdüğü sabit fiyat ve indirimli ürün uygulamasına Ramazan ayında da devam ediyor. 14 Şubat – 30 Mart 2026 tarihleri arasında geçerli kampanya kapsamında; süt ve süt ürünlerinden bakliyata, yağ çeşitlerinden un ve şekere, kahvaltılıklardan temizlik ürünlerine kadar birçok temel ihtiyaç ürünü uygun fiyatlarla BİM mağazalarında satışa sunuluyor. BİM Ticaret Başkanı Umut Baba, kampanyaya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “BİM olarak 30 yıldır temel gıda ve tüketim ürünlerini en uygun fiyat ve en yüksek kalite standartlarında müşterilerimizle buluşturuyoruz. ‘Her gün düşük fiyat’ politikamız doğrultusunda, müşterimizin bütçesine destek olmayı öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu anlayışla yıl içinde sürdürdüğümüz sabit fiyat ve indirimli ürün uygulamamıza Ramazan ayında da devam ediyoruz. 45 gün boyunca 48 temel ürünü avantajlı fiyatlarla sunarak Ramazan bereketini hanelere taşımayı hedefliyoruz. Ülkemizin ekonomik kalkınmasına ve müşterilerimizin bütçelerine katkı sağlayan adımlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aileler Eğlenceye Ne Kadar Ayırıyor? Haber

Aileler Eğlenceye Ne Kadar Ayırıyor?

Eğlence, giderek lüks bir harcama olmaktan çıkarak planlı ve sürdürülebilir bir bütçe kalemi hâline dönüşüyor. Bu eğilim, şehirlerin gelişim rotasını da doğrudan etkiliyor. Perakende ve AVM yatırımlarında eğlence, oyun ve deneyim alanlarının payı artarken; parklar, spor ve aktivite alanları, bahçeler, havuzlar ile sosyal tesisler şehir planlamasının vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Eğlenceye yapılan yatırımlar ise şehir ekonomisine, istihdama ve iç tüketime doğrudan katkı sağlıyor. ATRAX, Eğlence ve Rekreasyon Ekonomisinin Buluşma Noktası Oluyor Bu dönüşümden yola çıkarak 15-17 Ocak 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek ATRAX – Uluslararası Eğlence, Park, Spor ve Rekreasyon Alanları Fuarı, bu yıl “Ciddi Eğlence – Yarının Mutlu Şehirleri İçin Eğlenceyi Ciddiye Alıyoruz” temasıyla sektörü bir araya getiriyor. “Şehirlerin Estetiği, Tesislerin Cazibesi, Eğlencenin Geleceği” sloganıyla düzenlenen fuar, eğlenceyi yalnızca bir tüketim alanı olarak değil; şehir yaşamının, toplumsal mutluluğun ve ekonomik gelişimin stratejik bir unsuru olarak ele alıyor. Eğlence ve rekreasyon alanlarının şehir yaşamındaki rolüne dikkat çeken Tureks Uluslararası Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı ve Fuar Organizatörü Nergis Aslan, “Bugün sinemadan dijital platformlara, çocuklara yönelik tematik alanlardan konserlere kadar uzanan geniş bir eğlence ekosisteminden söz ediyoruz. Özellikle çocuklu aileler, ekonomik belirsizliklere rağmen deneyim odaklı harcamaları hayatlarından çıkarmıyor. Bu tablo bize şunu net biçimde gösteriyor ki eğlence artık bir lüks değil, yaşam kalitesinin ayrılmaz bir parçası. Çocukla birlikte sosyalleşme ihtiyacının artması, ebeveynlerin ortak zaman geçirebilecekleri güvenli ve nitelikli alanlara yönelmesi, tematik çocuk eğlence merkezlerinin çoğalması ve deneyim odaklı tüketimin güçlenmesiyle birlikte eğlence harcamalarını daha görünür hâle getiriyor. 15–17 Ocak 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek ATRAX – Uluslararası Eğlence, Park, Spor ve Rekreasyon Alanları Fuarı’nı da bu dönüşümün merkezinde konumlandırıyoruz. Eğlencenin yalnızca tüketilen bir alan olmadığını; şehirlerin estetiğini güçlendiren, gayrimenkulden turizme kadar pek çok sektöre değer katan stratejik bir unsur olduğunu vurguluyoruz. Spor ve rekreasyon yatırımlarının şehir planlamasında yarattığı katma değer her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. ATRAX, firmalara yalnızca ürünlerini sergileyecekleri bir platform değil; aynı zamanda ihracatlarını büyütecekleri, yeni iş birlikleri kuracakları ve uluslararası pazarlara açılacakları güçlü bir buluşma noktası sunuyor. Önümüzdeki dönemde, ailelerin eğlenceye ayırdığı payın dengeli bir şekilde artmaya devam etmesini; eğlence ve rekreasyon alanlarının ise şehirlerin geleceğinde çok daha merkezi ve stratejik bir rol üstlenmesini öngörüyoruz” dedi.

Şirketlerin Üçte Biri Yapay Zeka Stratejisini Tanımladı Haber

Şirketlerin Üçte Biri Yapay Zeka Stratejisini Tanımladı

Stratejisini yönetim kurulu düzeyinde tanımlayan şirketlerin oranı yüzde 37,6 olurken, kurumların en çok zorlandığı alanlar yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak öne çıktı. Üretken yapay zekada en çok kullanılan modeller ise OpenAI (yüzde 80), Microsoft Copilot (yüzde 44) ve Google Gemini (yüzde 42) oldu. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi’nin (TRAI), Türkiye’deki kurumların yapay zeka yolculuğunu ortaya koyan Yapay Zeka Araştırması 126 kurumun katılımıyla gerçekleştirildi. Türkiye’de şirketlerin yapay zeka stratejilerini, uygulama alanlarını ve karşılaştıkları zorluklara ışık tutan araştırma, Türkiye’de her 6 şirketten birinin yapay zekayı aktif olarak kullandığını beş ve üzeri proje yürüten kurum oranının ise yüzde 32,8 olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 37,6’sı yapay zekayı yönetim kurulu düzeyinde onaylanmış bir stratejiyle ele alıyor. Ancak kurumların önemli bir kısmı hâlâ “hazırlık” veya “taslak” aşamasında. Raporda, yapay zekanın stratejik olarak en çok “operasyonel verimliliği artırma”, “maliyet düşürme” ve “karar destek sistemlerini güçlendirme” amacıyla konumlandırıldığı vurgulanıyor. Yapay zekayı organizasyonel yapısına entegre eden şirket sayısı artarken, dedike yapay zeka ekibine sahip kurum oranı yüzde 15,2’ye yükseldi. Bu ekiplerin yüzde 42’si 4 ila 10 kişiden oluşuyor ve çoğu veri analitiği birimleriyle entegre biçimde çalışıyor. Bu tablo, şirketlerin yapay zekayı bireysel inisiyatiflerden çıkararak kurumsal bir uzmanlık alanı haline getirmeye başladığını gösteriyor. Üretken yapay zekada farkındalık yükseliyor TRAI raporu, Türkiye’de üretken yapay zeka (GenAI) alanında önemli bir hareketlilik yaşandığını ortaya koyuyor. Şirketlerin büyük bölümü, içerik üretimi, kurumsal eğitim, müşteri iletişimi, kodlama ve raporlama gibi alanlarda üretken yapay zekayı test ediyor. Kurumların yüzde 80’i OpenAI, yüzde 44’ü Microsoft Copilot, yüzde 42’si ise Google Gemini modellerini tercih ediyor. Bununla birlikte, Anthropic Claude, Meta Llama ve Mistral gibi alternatif modellerin de giderek yaygınlaştığı görülüyor. Bu tablo, Türkiye’de kurumların artık “tek kaynaklı” model anlayışından uzaklaştığını, farklı modellerle hibrit yaklaşımlara yöneldiğini gösteriyor. Rapora göre, üretken yapay zekanın en çok kullanıldığı alanlar arasında chatbotlar ve kurumsal asistanlar, copilotlar ve kodlama destekleri, içerik üretimi ve özetleme araçları, RAG tabanlı çözümler ve kurumsal bilgi yönetimi sistemleri yer alıyor. Ajan tabanlı yapay zeka uygulamaları yükseliyor Araştırmada “bir sonraki dalga” olarak nitelendirilen ajan tabanlı yapay zeka sistemleri, Türkiye’de yeni bir dönemin habercisi olarak öne çıkıyor. Henüz erken aşamada olan bu alanda, şirketlerin yarısından fazlası pilot projeler yürütüyor veya kavramsal kanıt (PoC) çalışmaları gerçekleştiriyor. Kurumların en çok tercih ettiği platformlar arasında Microsoft Copilot Studio, LangChain ve Google AI Agent Builder öne çıkıyor. Uygulama alanlarında ise HR Agent, Finance Agent, CRM Agent ve Doküman Asistanı gibi örnekler dikkat çekiyor. Bu bulgular, Türkiye’de şirketlerin üretken yapay zekadan “düşünen ve aksiyon alan sistemler”e geçiş sürecinde olduğunu, ajan mimarilerin giderek stratejik bir dönüşüm aracı haline geldiğini gösteriyor. Yapay zeka yolculuğunda üç temel engel: yetenek, bütçe ve kültür Araştırma, kurumların yapay zeka dönüşümünde en çok zorlandığı üç alanı yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak sıralıyor. Katılımcıların en çok desteğe ihtiyaç duyduğu konular ise “doğru kullanım alanlarını belirleme”, “uygulama ve geliştirme süreçlerini yönetme” ve “organizasyonel adaptasyon” oldu. Ayrıca, kurumların önemli bir bölümü hâlâ veri güvenliği, yönetişim ve etik çerçeveler konusunda gelişim ihtiyacı duyduğunu belirtti. Rapora göre, kurumların büyük çoğunluğu yapay zeka projelerinde Microsoft Azure altyapısını kullanıyor; bunu Google Cloud ve AWS izliyor. Hibrit modellerin artması, bulut tabanlı çözümlerle birlikte yerel altyapıların da etkin biçimde değerlendirildiğini ortaya koyuyor. “Türkiye’nin potansiyeli büyük, ama vizyoner liderliğe ihtiyaç var” Araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan TRAI Kurucusu Halil Aksu, şunları söyledi: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji değil, geleceğin dili, ekonomilerin motoru, rekabetin yeni ölçüsü. Türkiye’de kurumlar bu dönüşümün farkında; ancak strateji, yetkinlik ve kültür dönüşümü alanlarında hâlâ gelişim alanlarımız var. Bu rapor, Türkiye’nin yapay zeka yolculuğuna ayna tutarken, aynı zamanda bir çağrı niteliğinde. Potansiyelimiz büyük ama bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için vizyoner liderliğe, güçlü iş birliklerine ve kararlı adımlara ihtiyaç var.

İBB’nin 2026 Bütçesi 440 Milyar, Konsolide Bütçesi 609 Milyar 357 Milyon Lira Haber

İBB’nin 2026 Bütçesi 440 Milyar, Konsolide Bütçesi 609 Milyar 357 Milyon Lira

Aslan, sunum öncesinde Meclis'te grubu bulunan siyasi partilere nezaket ziyaretlerinde bulundu. Ziyaretlerin ardından İBB Meclisi’nde 2026 yılı program bütçesini, performans programını, yatırım ve hizmet programının görüşüleceği oturumu açan Aslan, açılışın ardından kürsüye geçti ve özetle şunları söyledi: İBB BAŞKANVEKİLİ NURİ ASLAN: SÖZÜN ASIL SAHİBİ YAZIK Kİ BUGÜN BURADA DEĞİL “Sözün asıl sahibi İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ne yazık ki bugün burada değil. Haksız ve hukuksuz biçimde aylardır Silivri zindanında tutuluyor. Ben burada onun vekili olarak duruyorum… Onlar görevine dönene kadar İstanbul da İstanbullunun hakkı da bize emanet! Emanete gözümüz gibi bakıyoruz, bakmaya da devam edeceğiz. Daha çok çalışacak, daha çok üretecek, dünden daha hızlı koşacağız.” “BİZ MİLLETİMİZİN PARASINI MİLLETE HARCIYORUZ” “Bugün burada açıklayacağımız bütçe bizim bütçemiz değildir. Milletimizin bütçesidir. İstanbullunun bütçesidir. Çünkü biz milletimizin parasını millete harcıyoruz. İstanbullunun parasını İstanbul'a harcıyoruz. Ve bunu yalnızca kalkınmak için değil, adil bir yaşam kurmak için yapıyoruz.” “2026 BÜTÇESİNİ HAZIRLARKEN SOSYAL ADALETE ODAKLANDIK” “Dünyada ve ülkemizde derin bir sosyal eşitsizlik ve adaletsizlik krizi yaşanıyor. Zenginin daha çok zenginleştiği, yoksulun daha da yoksullaştığı bir sarmalın içindeyiz. Bu sarmaldan çıkmak ise tek bir şey ile mümkün: Adalet. Dünyayı ve insanlığı kurtaracak tek şey adalet. Eğitimde adalet, Sağlıkta adalet, İstihdamda adalet, Kaynakların dağılımında ve kullanımında adalet. Nitekim kültürümüzün yapı taşı olan devletin dini de adalettir. Biz de 2026 bütçesini hazırlarken sosyal adalete odaklandık.” “ANADOLU’DA YETİŞ YA HIZIR DERLER YA, İSTANBUL’UN HIZIR’I İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’DİR” “Bizim amacımız yoksullara yardım etmek değil. Bizim amacımız yoksullukla mücadele etmek. Ve biz yoksulluğu da yeneceğiz. İstanbullunun yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen bir perspektifle çalışıyoruz. Çocuklarımızın fırsat eşitliğini destekleyeceğiz. Gençlerimizin yarınlarından kaygı duymamaları için, büyüklerimizin huzurla yaşam sürmelerini sağlayacak imkanlar sunmak için çalışacağız. İstanbul’da hane halkına fayda, darda olana imkan sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Anadolu’da yetiş ya Hızır derler ya, İstanbul’un Hızır’ı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’dir.” “KOMŞUSU AÇKEN TOK YATAMAYANLARIZ” “Biz, komşusu açken tok yatamayanlarız. Biz bir ekmeğimiz varsa bölüşenleriz. Ben ekmeğini bölüşenler sayesinde bugün buradayım. Ben bakkal Muharrem'in oğlu Nuri Aslan. Bugün burada İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun vekili olarak duruyorsam bu Cumhuriyet'in fırsat eşitliği sayesindedir." İBB BÜTÇESİ 440 MİLYAR TL KONSOLİDE BÜTÇE 609 MİLYAR 357 MİLYON TL 2025-2026 Yatırım ve Hizmet Programı sunumunu gerçekleştiren Aslan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle oldu: “Milletimizin iradesiyle seçilmiş Ekrem Başkanımızın öncülüğünde, İstanbul Büyükşehir Belediyemizde 7. yıla giriyoruz. İstanbul’u çok iyi tanıyoruz. İstanbul için gece gündüz çalışıyoruz. Bu ülke bizim, bu vatan bizim. Bu bayrak bizim. Hep birlikte daha çok çalışmalıyız. Tartışacaksak da milletimize hizmet için tartışmalıyız. 2026 yılı bütçemizi hazırlarken bu tespitler ve ilkeler çerçevesinde hareket ettiğimizi bilmenizi isterim. Bugün genel olarak 440 milyar liralık İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesini, hafta başında onaylanan İETT ve İSKİ bütçeleri ile birlikte toplamda 609 milyar 357 milyon liralık bir konsolide bütçeyi meclisimize sunuyoruz.” “HEDEFİMİZ NET: 16 MİLYON İSTANBULLUNUN YAŞAM KALİTESİNİ DAHA DA YÜKSELTMEK” “2025 yılında yaşadığımız tüm ekonomik ve siyasi zorlukları göz önünde bulundurarak, temkinli ama kararlı, dikkatli ama cesur bir bütçe hazırladık. Bu bütçe, İstanbulluların temel sorunlarına odaklanmış, Ekrem İmamoğlu’nun ‘adil, yeşil ve yaratıcı şehir, mutlu İstanbullu’ vizyonunu esas alan bir bütçedir. Hedefimiz net: 16 milyon İstanbullunun yaşam kalitesini daha da yükseltmek, İstanbul’u geleceğe güvenle taşımak.” “SON 6 YILDA OLDUĞU GİBİ 2026 YILINDA DA BÜTÇEMİZDE ANA KALEMİ YATIRIMLAR OLUŞTURUYOR” “156 milyarı İBB, 42,7 milyarı İSKİ, 16 milyarı İETT olarak olmak üzere, konsolide bütçemizin 215 milyar 619 milyon liralık en büyük bölümünü yatırımlara ayırdık. Son 6 yılda olduğu gibi 2026 yılında da bütçemizde ana kalemi yatırımlar oluşturuyor.” “İSTANBUL’A 20 MİLYAR DOLARA YAKIN YENİ YATIRIM YAPACAĞIZ” “Ekrem Başkanın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduğu 2019 yılından bu yana kullanılan toplam bütçe 497,2 milyar TL. Bu paranın 213 milyar TL’si yani dönemin Dolar cinsinden 9,5 milyar Doları sabit yatırımlara harcandı. Başkanımızın emanetine sahip çıkarken, devletimizin kurumlarına da gözümüz gibi bakacağız. Önümüzdeki üç yıllık dönemde İstanbul’a 20 milyar Dolara yakın yeni yatırım yapacağız. 300 günde 300 projeyi hayata geçirdiğimiz gibi, 2026 yılında da durmadan çalışarak her gün yeni bir hizmetimizi İstanbullulara sunacağız.” BORÇ POLEMİĞİNE CEVAP “Her fırsatta burada İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin borç rekorları kırdığından bahsediliyor” diyen Aslan, rakam ve karşılaştırmalarla gelinen tabloyu kamuoyu ile şöyle paylaştı: “2014 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin toplam borç stoğu ne kadardı biliyor musunuz? 2,6 milyar dolar. Peki 2018 yılı sonu itibariyle ne kadar? 3,8 milyar dolar. Dolar cinsinden borç artışı 5 yılda 1,2 milyar dolar. Bugünün parasıyla 50 milyar TL. Ekrem İmamoğlu dönemine de bakalım mı? Hem de 6 yıla bakalım ne dersiniz? 3,8 milyar dolar demiştim 2018 yılsonu borç stoku. Ekim 2025 itibariyle bir de baktım ne göreyim? Yine 3,8 milyar dolar. Devletin borç stoğunun dahi dolar cinsinden yüzde 50 arttığı bir dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi borç yaratmadığı gibi borç ödemiş.” “ALNIMIZ AK, BAŞIMIZ DİK” “Bu bir devrim değil de nedir arkadaşlar? Bu bir başarı değil de nedir? Bu bir halkçı belediyecilik değil de nedir? Allah için söyleyin, hodri meydan! Alnımız ak, başımız dik. Devletimiz orada, hükümetimiz orada. Bakanımız, Maliye Bakanımız, Ekonomi Bakanımız gerek bütçemizi, rakamları incelese, bu yılın sonundaki başarımızı görebilir." İSTANBUL’UN ORTAK MÜLKLERİNE ÖZEL HASSASİYET GÖSTERİLDİ Ekonomisi güçlü ülkeler bile borçlarını ödemekte zorlandığına dikkat çeken İBB Başkanvekili Aslan, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, borç ödemiş. Ne yapmış Ekrem İmamoğlu? Hizmet üretmiş! Metro yapmış! Sosyal yardım yapmış! İstanbullunun derdine derman olmaya çalışmış! Bunu yaparken İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mali olarak da sağlıklı bir şekilde devam etmesi için gerekli tüm önlemleri almış. Madem mali disiplin ve doğru kaynak yönetiminden söz ediyoruz, şunu da belirtmek isterim: Göreve geldiğimizde İstanbul’un ortak mülkünü daha dikkatli ve ölçülü yönetmeyi ilke edindik. Önceki dönemde, 2013–2018 yılları arasında 2 bin 811 taşınmazın satışına ilişkin karar alınmış, bunların 1705’i satılmıştı. Biz ise 2019–2025 döneminde aynı yaklaşımı sürdürmek yerine daha temkinli bir yol izledik; bu süreçte 1089 taşınmaz için satış kararı alındı ve 840 taşınmazın satışı gerçekleşti” ifadelerini kullandı. MEVCUT YATIRIMLARLA RAYLI SİSTEM 2029’DA 424,8 KM OLACAK Aslan, sunumunun devamında şu detayları paylaştı: “Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan. Biz de İstanbul’u demir ağlarla örüyoruz. Bizden başka dünyada aynı anda 10 metro yapabilen şehir var mı? Yok. İşte İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gücü burada. Arkadaşlarımız gece gündüz demeden arı gibi 24 saat çalışıyorlar. Metrolarımızın açılışlarına da İBB meclis üyelerimizin hepsini bekliyoruz. Nitekim bugüne kadar içinden geçtiğimiz krize ve her türlü baskı ve engellemeye rağmen raylı sistemlere yaklaşık 2,5 milyar Euro, bugünkü kurla 125 milyar TL yatırım yaptık. 2019 - 2025 yılları arasında 65,1 kilometre raylı sistem hattının işletmeye alınmasının yanı sıra Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından İBB adına yapımı tamamlanan ve tarafımızca işletilmek üzere devir alınan 22 kilometre uzunluğunda 3 metro hattına ait inşaat bedeli olan; 13,5 milyar lirayı da -ilgili tarihlerin döviz kurlarıyla yaklaşık 500 milyon Euro’yu- 10 ay gibi kısa sürede Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına geri ödedik. Uluslararası kredide bile en düşük vade 5 yılken, biz 3 ayrı projenin bedelini bakanlığa 2 yılda ödedik. 2025 yılı itibarıyla toplam işletilen raylı sistem hat uzunluğu 380,7 km’dir. Bunun 244,3 km’si İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 136,4 km’si Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından işletilmektedir. Mevcut yatırımların tamamlanmasıyla, 2029 yılına kadar toplam hat uzunluğunun 424,8 km’ye ulaşması öngörülmektedir.” "YETER Kİ YATIRIM PROGRAMINA ALINSIN BİZ KREDİ BULURUZ" “Bu hesaplamada, Bakanlık tarafından yapımı süren hatlar hariç tutulmuş; ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni bir raylı sistem ihalesi gerçekleştirmediği varsayılmıştır. Aslında kesin projesi, ön projesi, güzergâh etütleri ve fizibilite çalışmaları tamamlanmış metro, tramvay ve HIZRAY dâhil birçok yeni raylı sistem projemiz bulunmaktadır. Ancak bu projelerin ihaleye çıkabilmesi için öncelikle Cumhurbaşkanlığı Kamu Yatırım Programı’na alınmaları büyük önem taşımaktadır. Bir projenin yatırım programına girmesi, devletin o projeyi resmî olarak kabul ettiği ve gerekli gördüğü anlamına gelir. Yatırım programında yer almayan bir projeye devlet bütçesinden ödenek ayrılmaz; dolayısıyla ihale süreci başlatılmaz. Bu nedenle yatırım programına henüz dâhil edilmeyen projelerimiz hesaplamaya katılmamıştır. Ancak Sefaköy–Beylikdüzü–Tüyap Metro Hattı, Üsküdar–Kadıköy–Maltepe Tramvay Hattı gibi projeler Ocak ayında açıklanacak yatırım programına alınırsa, 2029 yılı hedeflenen toplam raylı sistem hat uzunluğu şu an öngörülenin çok daha üzerinde olacaktır. Buradan bütün siyasi partilerin genel başkanlarına, milletvekillerine, il başkanlarına, ilçe başkanlarına, belediye başkanlarına, meclis üyelerine çağrımdır, bu projelerimizin Cumhurbaşkanlığı Kamu Yatırım Programına alınmasına destek verin, biz dış kredi buluruz.” METRO VE DİĞER RAYLI SİSTEMLERİN YAPIMI İÇİN 35,5 MİLYAR LİRA BÜTÇE Üç metro hattının 2026'da tamamlanacağını, raylı sistem kullanım oranlarının arttığını ve yüzlerce yeni aracın hizmete gireceğini açıklayan Aslan, 2026 yılında metro ve diğer raylı sistemlerin yapımı için 35,5 milyar lira bütçe ayrıldığını paylaştı. “2026 YILI İÇİN ULAŞIM SÜBVANSİYONLARINA 83 MİLYAR TL” Yatırımlara ayırmamız gereken kaynağımızın önemli bir kısmını İstanbul’da toplu taşımanın etkin bir şekilde sürdürülmesi için ayrıldığı bilgisini veren Aslan, “2019 yılından 2025 Kasım ayına kadar toplam ulaşım sübvansiyonu 124.6 milyar TL olarak gerçekleşti. 2026 yılı için ulaşım sübvansiyonlarına 83 milyar TL bütçe ayrılmıştır. 2019 yılında bütçenin yüzde 12’si ulaşım sübvansiyonlarına giderken 2025 yılında bu oran yüzde 25’e çıkmıştır. Her alanda hemşehrilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Helali hoş olsun.” “BİRİLERİ KEMERİ SIKTIRDI, BİZ NEFES ALDIRDIK” Aslan, sübvansiyonla birlikte İstanbulluların tasarruf yaptığını şu verilerle aktardı: “İETT’nin sübvansiyonu ile yurttaşlarımıza sunduğumuz desteklere devam edeceğiz. Son 6 yılda öğrencilere, yaşlılara, engellilere verdiğimiz ulaşım desteklerinin toplamı 110 milyar TL. 110 milyar TL vatandaşın cebine kalmış. Hani diyor ya merkezi idare tasarruf yapın, tasarruf diye. Vatandaşa 110 milyar tasarruf yaptırdık. Birileri kemeri sıktırdı, biz nefes aldırdık.” SİLİVRİ TUTSAKLARINA SELAM GÖNDERDİ Başkanvekili Nuri Aslan, İstanbul'da riskli binalarda yaşayan hem ev sahiplerine hem de kiracılara kira desteği sağlandığını, 6 bin 840 çok riskli bina tespit edildiğini ve yaklaşık 50 bin kişinin bu yapılardan tahliye edildiğini açıkladı. Kentsel dönüşüm ve afete hazırlık için bu yıl 17,2 milyar liralık bir bütçenin ayrıldığını da sözlerine ekledi. Aslan deprem ve kentsel dönüşüm çalışmalarına değindiği sunumunun bu bölümünde İstanbul'u afete hazırlamak için gece gündüz çalışan ve şu anda Silivri'de tutulan yol arkadaşları Gürkan Akgün, Tayfun Kahraman, Mehmet Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Ali Kurt, Arif Gürkan Alpay, Ramazan Gülten, Buğra Gökce ve genç kardeşleri Nuri Cem Ceylan'a selam gönderdi. “BİZİM ŞİKAYETİMİZ VATANDAŞIMIZIN YOKSULLUĞUNDAN” Aslan, yaptıkları ve yapacakları yatırımları detaylandırdığı sunumunda, özetle şu çarpıcı rakamları ve bilgileri paylaştı “Belediyemizin elbette birçok görevi var. Ama en önemli görevimiz halkımızın yanında olmak. Halkımızın hiçbir şeyden mahrum kalmamasını sağlamak. Bugün ne yazık ki birçok vatandaşımızın mutfağında ateş var. Bu ateşi söndürmek zorundayız. Şikayetimiz sosyal yardımlara kaynak ayırmaktan değil. Milletimizin parasını milletimiz için harcamaktan her zaman gurur duyduk. Asıl şikayetimiz bitmeyen ekonomik krizden. Bir ekonomik kriz 8 yıl sürer mi? Ne yazık ki sürdü. Ne yazık ki sürüyor. İşte bizim şikayetimiz vatandaşımızın mutsuzluğundan, bizim şikayetimiz vatandaşımızın yoksulluğundan ve yoksunluğundan.” YÜZDE 5’TEN YÜZDE 16,5’E “2019 yılında bütçemizin yüzde 5,16’sını sosyal yardımlara ayırırken ekonomik krizin etkisinin en derin hissedildiği 2025’te bu oran yüzde 16,5’e kadar yükseldi. 2026’da verilen sözler krizin etkisinin hafifleyeceği yönünde. Biz yine de 2026’da da bütçemizin 59,1 milyar TL’lik kısmını sosyal yardım faaliyetleri için kullanacağız.” “HAYIR DUASI ALIYORUZ” “Bugün Kent Lokantalarımızda yemek yiyen vatandaşlarımızın hepsinden hayır duası alıyoruz. Ekrem Başkanımız Kent Lokantası açacağız dediğinde, Kent Lokantasıyla mı seçim kazanacaksınız diyenler vardı. Bizim amacımız seçimi kazanmak olmadı ki, biz gönülleri kazanmak istedik. Ama hem gönülleri hem seçimleri kazandık. Bugün Bağcılar, Avcılar, Çapa, Küçükçekmece, Hisarüstü, Sultanahmet, Sultangazi, Çatalca, Arnavutköy, Esenyurt, Silivri, Eyüpsultan, Sultanbeyli, Üsküdar, Ümraniye, Pendik, Tuzla, Sancaktepe ve Ataşehir’de açtığımız 19 Kent Lokantamızda her gün 15 bin hemşehrimizi, yalnızca 70 TL karşılığında sağlıklı ve doyurucu öğünle buluşturuyoruz.” “BU TABLO BİZE HALKIMIZIN YOKSULLUĞUNUN 3 KAT ARTTIĞINI GÖSTERİYOR” “2019 yılından bu güne İBB bütçesinden 190 milyar TL sosyal yardım yapılmıştır. 2026 yılında sosyal yardımlara ayrılan bütçe 59.1 milyar TL’dir. 2019 da bütçenin yüzde 5’i sosyal yardımlara ayrılırken bu oran 2025 yılında bütçenin yüzde 16’sı olarak gerçekleşmiştir. Tabii bu tabloya sevinmemiz mümkün değil. Zira bu tablo bize halkımızın yoksulluğunun 3 kat arttığını gösteriyor.” YENİDOĞAN PAKETİNDEN BESLENME DESTEĞİNE “2021'den bu yana 91 bin bebeğe yenidoğan paketi verildi, sıfırdan başlanan kreş sayısı 127'ye ulaştı ve bu hizmetlerle ailelerin bütçesinden bu yıl toplam 3,15 milyar TL tasarruf sağlandı. Eğitim alanında ise ‘Sen Oku Diye’ programı ile 516 bin 525 defa yaklaşık 500 milyon TL, "Kızlar Okusun Diye" ile 39 bin 291 kız öğrenciye 117 milyon 873 bin TL nakdi destek sağlandı. Ayrıca, 1 milyon 645 bin 550 adet okul beslenme desteği, 1 milyon 268 bin 240 adet gıda kolisi ve 214 bin öğrenciye kırtasiye desteği verildi. Yeni olarak 30 bin öğrenciye 100 milyon TL kıyafet desteği başlatılırken, tüm bu ayni ve nakdi yardımlar için 2026 bütçesinde toplam 12,5 milyar lira kaynak ayrıldı.” 0 SIFIR OLAN YURT SAYISI BUGÜN 16 OLDU “2019 yılında sıfır olan yurt sayısı bugün 10’u kız, 6’sı erkek yurdu olmak üzere 16’ya ulaştı. Bugün 6 bin 232 üniversiteli evladımız ayda sadece 2 bin 850 TL’ye güvenli şekilde barınma imkanına sahip. Yemeklerini de yiyorlar, çamaşırlarını da yıkıyorlar. En önemlisi ailelerinin gözleri arkada kalmıyor… 2021’den bu yana öğrenci yurtlarımıza yaptığımız toplam yatırım 1 milyar 900 milyon lira… 2026 yılında Gençlere Yönelik Faaliyetler ve Organizasyonlar için bütçemizden 616 milyon TL ayırdık. EMEKLİLERİMİZİN PAZAR ÇANTASININ BİR UCUNDAN BİZ TUTTUK “Pazar çantasını dolduramayan yaşlılarımızın pazar çantasının bir ucundan biz tuttuk. 2024 yılında başlattığımız pazar desteğimizle bugüne kadar 10 bin 76 emeklimize toplamda 100 milyon 760 bin TL destek sunduk. Türkiye’nin en büyük bakım ve huzurevi İstanbul Darülaceze Şube Müdürlüğü’nde 775 kişi kapasiteyle yaş almış vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. Çok yakında Kayışdağı’nda yenilediğimiz Yaş Alanlar Bakımevimizi ve Gavuzoğlu Yaşlı Bakım Evimizi de hizmete açacağız. Burada büyüklerimize 5 yıldızlı otel konforunda bir hayat sunacağız. Onların dualarıyla ayakta kalmayı sürdüreceğiz. 2026 bütçemizden, yaşayan büyüklerimizin daha iyi, daha insanca koşullarda hizmet alabilmesi için inşaat yatırımları hariç yaklaşık 2 milyar lira kaynak ayırdık.” “BÜYÜK BİR ALTYAPI DEVRİMİ YAPTIK” “2019’dan önce İstanbul her yağmurda sele teslim oluyordu. Son 6 yılda bu işi sıfırladık. Artık akşam haberlerinde İstanbul’da sel oldu haberi izlemiyoruz. Bu, yüzbinlerce vatandaşımızın canını ve malını koruyan büyük bir altyapı devrimidir. 2019’dan bu yana İstanbul’un kronikleşmiş altyapı sorunlarını çözmek amacıyla yaklaşık 220 milyar liralık altyapı yatırımı gerçekleştirdik. Bu yatırımlar sayesinde 153 noktada yıllardır devam eden su baskını problemini ortadan kaldırdık; özellikle Marmara Denizi’ni, barajlarımızı ve derelerimizi tehdit eden kirlilik kaynaklarını kontrol altına aldık. Sazlıdere Barajı’nı korumak için verdiğimiz çaba da milletimiz içindir.” “KOKU VE KİRLİLİK RİSKİNİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ORTADAN KALDIRDIK” “Klasik belediyecilik anlayışıyla çalışmıyoruz. Örneğin toplanan çöpleri üretime çeviriyoruz. Enerji üretiyoruz. Geri dönüşümü sağlıyoruz. 2025 itibarıyla günlük 19 bin tonun üzerindeki atığın yüzde 25’ini geri kazanım ve yakma tesislerinde işleyerek hem çevresel yükü azaltıyor hem de enerji üretimine katkı sağlıyoruz. Deniz yüzeyi, kıyılar, plajlar, Haliç ve dere ağızlarında yoğun temizlik çalışmaları yürütüyoruz. Yalnızca 2024 ve 2025 yılları arasında toplam 650 bin metreküpe yakın atık ve çamuru bertaraf ettik. Sahillerdeki koku ve kirlilik riskini önemli ölçüde ortadan kaldırdık. Bu çalışmaların sürdürülebilirliği için 2026 yılında çevre yönetimi, kent temizliği, atıkların bertarafı ve geri kazanım faaliyetlerine 10 milyar liralık bütçe ayırdık.” “O YAŞAM VADİSİ ÖRNEK ALINDI. ADI MİLLET BAHÇESİ OLDU” “Yıl 2017… Ekrem Başkanımız o zaman şimdikinden de genç. Ama heyecan hep aynı heyecan. En önde koşmaksa yine en önde koşuyor. Beylikdüzü’nde görkemli bir açılış. Yaşam Vadisi'ni açıyor. Adı gibi yaşamı çağrıştırıyor. Yemyeşil, alabildiğine geniş. Vatandaşlarımızın nefes alabileceği kocaman bir alan… 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü’nde tutuklu belediye başkanlarımız için Beylikdüzü Yaşam Vadisi’ne fidan dikmeye gittik. Bir de ne göreyim? Ekrem Başkanımızın diktiği fidanlar ağaca dönmüş, neredeyse bir orman olmuş. İşte o Yaşam Vadisi örnek alındı. Adı Millet Bahçesi oldu. Yine hoşnutuz biz bu durumdan. Dedim ya hizmette yarışalım. 2019’dan önce İBB tarafından yapılan Yaşam Vadileri sayısı sıfırken şimdi tam 18 Yaşam Vadimiz var.” “HEDEFİMİZ 2029 YILINA DEK 14-15 MİLYON METREKARE DAHA YENİ YEŞİL ALAN KAZANDIRMAK” “Bugün, göreve geldiğimizden bu yana 13,5-14 milyon metrekarenin üzerinde yeşil alanı halkımıza kazandırmanın mutluluğu içindeyiz. Hedefimiz 2029 yılına dek 14-15 milyon metrekare daha yeni yeşil alanı kazandırarak toplamda 28 milyon metrekareye ulaşmak. Böylece kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarını 9 metrekareye çıkaracağız… İstanbul’un geleceğini yeşille, umutla, insanla büyüteceğiz. Bu nedenle 2026 bütçemizin 22 milyar TL’sini yeni yeşil alanların kazandırılması, park ve sahil düzenlemeleri ile bakım ve onarım çalışmaları için ayırdık.” TARIMA HAYVANCILIĞA DESTEK SÜRECEK “2019 yılından bugüne fide ve tohum desteği projeleriyle, üreticilerimize 500 milyon TL doğrudan destek sağladık. 2019 yılından bugüne kadar İstanbul'da tarım ve hayvancılığa toplam 790 milyon lira kaynak aktardık. 2026 yılında ise 300 milyon lira destek sağlayacağız. Hız kesmeden, ara vermeden çalışmaya devam, üretmeye devam edeceğiz.” İBB MİRAS VE İBB KÜLTÜR İKİ KIYMETLİ MARKAMIZ “İBB Miras ve İBB Kültür bu açıdan şehrin tarihini yâd eden, gelecek nesillere taşıyan iki kıymetli markamız. Çalışmalarına 2026’da da tüm hızlarıyla devam edecekler. 2019’da göreve geldiğimizde yılda iki bin küsur kültür etkinliği düzenleyen bir İstanbul vardı. Bugün yıl sonunda neredeyse 10 bin etkinliğe ulaşan, beş yılda 32 binin üzerinde buluşmaya imza atan capcanlı bir İstanbul var… Tüm bunlar ve benzeri faaliyetler için 2026 bütçemize 6,2 milyar lira ayırdık.” “AYRIM YAPMADAN, ‘ŞU İBADETHANE BİZİM, BU DEĞİL’ DEMEDEN…” “Ayrım yapmadan, ‘şu ibadethane bizim, bu değil’ demeden, camiye nasıl bakıyorsak cemevine de öyle bakıyoruz. Kiliseyi de onarıyoruz, sinagogun da kapısını tamir ediyoruz. Her gün ekiplerimiz dolaşıyor; temizliğini yapıyor, lambasını değiştiriyor, eksiğini tamamlıyor. Ve 2024 yılında tarihi bir kararla, İBB Meclisi’nin onayıyla, cami, kilise, sinagog gibi ibadethanelerin yanına cemevlerini de resmen dahil ettik. Camiye yapılan hizmet neyse, cemevine yapılan hizmet de odur artık. Fen İşleri Dairesi Başkanlığımız kontrolünde toplam 34 cemevinde bakım, onarım ve tadilat çalışmalarını tamamladık. Ayrıca 13 adet camiyi İstanbul’a kazandırdık. Yapımı devam eden 2 cami ve 1 cemevimiz ile birlikte, bugüne kadar tamamladığımız tüm ibadethanelerin günümüz fiyatlarıyla karşılığı yaklaşık 2.5 milyar TL’dir.” ZEYNEBİYE CAMİSİ'Nİ AÇTIM DİYE KIYAMET KOPTU “Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ve Valimizle beraber Zeynebiye Camisi'ni açtım, bu açılışa gittim diye kıyamet koptu. Yine giderim, yine açarım. Cami açmak, cami yapmak suç değildir; olmaz öyle şey! Biz Müslüman'ız ve İslam'a sahip çıkacağız. Peygamber efendimizin yolunu sürmekten asla gocunmadım, gocunmayacağım. Biz Kuran'ın yolundayız, peygamberin yolundayız. Cami yapıyoruz diye bizi gazete köşelerinde eleştirmek asla adil değildir. Biz bu topraklarda yaşadığımız sürece İslam'ın bayrağı bu topraklarda dalgalanacak.” “GELİN BU YANLIŞTAN DÖNÜN” “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yasalaşan oldukça sorunlu gördüğümüz bir yasal düzenlemeyle İstanbul’daki tarihi alanların önemli bir kısmının vakıflar mülkiyetine geçebileceği bir yasal ortam oluştu. Kamu kaynağı harcanarak bin bir emekle restore edilen bazı alanlarımızın vakıflar mülkiyetine geçmesi konusu ortaya çıktı. Sadece İstanbul Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde olan yapılar değil, kamunun bütün kurumlarına ait işletmelere, iktisadi teşkilatlara ait mülkler bir mülkiyet değişimi ile karşı karşıya. Devlet karşı karşıya gelmez, devletin kurumları birbirine dava açmaz her şey uzlaşmayla masalarda, yazışmalarda çözülür konuşulur. Bizlere destek olursanız biz çok daha fazla kamusal mekan üretmeye devam edeceğiz. Biz öyle bir ekibiz ki vakıflar mülkiyetinde olduğuna bakmaksızın yüzlerce tarihi çeşmeyi, tarihi mezar alanını, hazireyi, İstanbul’un yaşamına katkısı olmuş şahsiyetin mezarlarını restore ederek bugüne geldik. Gelin bu yanlıştan dönün; devletin bütün kurumlarıyla beraber yeni kamusal mekanlar üretelim.” “BU BÜTÇE SİZİN İÇİN YAPILDI” “Bu bütçeyi nasıl bir ortamda hazırladığımızı en iyi sizler biliyorsunuz. Bitmek bilmeyen baskılarla karşı karşıyayız. Bütçe kesintileri, hukuki baskılar, yatırım engelleri… Ama bunlara rağmen tıkır tıkır çalışan İstanbul Büyükşehir Belediyesi… İşte bu Ekrem İmamoğlu başarısıdır. Bu başarı aylardır hücrelerde, koğuşlarda tutulan bürokratlarımızın, çalışma arkadaşlarımızın başarısıdır. Bu başarı bu salonda olan ve olmayan yol arkadaşlarımızın başarısıdır. Bu bütçe de mücadele bütçesidir. Bu bütçe sizin için yapıldı; sabahın erken saatinde yola düşen emekçi kardeşlerimiz için, çocuklarını kreşlerimize bırakarak işine giden annelerimiz için, kadınların güçlenmesi, toplumsal yaşamda eşit bireyler olarak yer almaları için, Kent Lokantasında onuruyla yemek yiyen emeklilerimiz için, eğitim desteklerimizle fırsat eşitliği sağladığımız evlatlarımız için yapıldı. Çünkü sizler her şeyin daha iyisini hak ediyorsunuz.” KÜRSÜNÜN ASIL SAHİBİ DİYEREK SÖZÜ İMAMOĞLU’NA BIRAKTI Sunumunun sonunda, "Son sözü kürsünün asıl sahibine, seçilmiş Belediye Başkanımıza bırakıyorum" diyen Nuri Aslan'ın ardından, salonda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun 2024 Kasım ayında 2025 bütçesini meclise sunduğu konuşmasından kesitler izlendi. İmamoğlu, geçen yıl yaptığı o konuşmada şunları söylemişti: "Millete hizmet etme konusundaki isteğimi, irademi, hevesimi, bütün enerjimi ve çabamı hiçbir engel tanımazlığımı, inanın ki hiçbir şey azaltamayacak. Bu kadar net! 2020 bütçesini onaylarken, bu ülkede yoksulluk sınırı 6.849 liraymış. Bugün ise 66.653 liraya yükselmiş. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın o dönemde aylık sosyal yardım yaptığı hane sayısı 2,5 milyondu; bugün ise bu sayı 4 milyona yaklaşmıştır. Çift haneli enflasyon konusunu dünyada tek konuşan biziz ve bu utanç verici bir durumdur. İşte tam da 'faiz sebep, enflasyon sonuç' deneyi, sadece bu ülkede yoksulluğu artırmadı, orta sınıfı da yok etti. Bugün, ücretli çalışan 16 milyon insanın 9 milyonu asgari ücrete mahkum edilmiştir. Bu sayı çok önemlidir, değerli arkadaşlar. Çalışan kesimin neredeyse yüzde 65'i artık asgari ücretli. Alın bakın, rakamlar önünüzde. İstanbullu hemşehrilerimiz bu gerçeği gördükleri için 31 Mart'ta tercihini bir kez daha yaptı. Bizi vatandaşın gözünde küçük düşürmek için seferber olmuş bir iktidara rağmen, neler yaptığımızı yüce Yaradan da biliyor, vatandaş da biliyor. Vatandaşımızı inandıramıyorsunuz, çünkü iktidara olan güveni düşüren uygulamalar yapıyorsunuz. Hukuk görüntüsü altındaki bu utanç verici durumu deşifre etmeye ve milletimize anlatmaya devam edeceğim. Başımıza ne gelirse gelsin, daha iyi bir İstanbul ve daha güçlü bir Türkiye için tüm gücümüzle mücadele verdik, vermeye de devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Yapay Zeka Nabzı Ölçüldü: Şirketlerin Yüzde 15,2’si Yapay Zekayı İş Süreçlerine Entegre Etti Haber

Türkiye'nin Yapay Zeka Nabzı Ölçüldü: Şirketlerin Yüzde 15,2’si Yapay Zekayı İş Süreçlerine Entegre Etti

126 kurumun katılımıyla hazırlanan rapora göre, yapay zekayı aktif olarak kullanan şirketlerin oranı yüzde 15,2’ye, beş ve üzeri proje yürüten kurumların oranı yüzde 32,8’e ulaştı. Stratejisini yönetim kurulu düzeyinde tanımlayan şirketlerin oranı yüzde 37,6 olurken, kurumların en çok zorlandığı alanlar yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak öne çıktı. Üretken yapay zekada en çok kullanılan modeller ise OpenAI (yüzde 80), Microsoft Copilot (yüzde 44) ve Google Gemini (yüzde 42) oldu. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), “Zekanın Ötesi” temasıyla düzenlediği Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde, Türkiye’deki kurumların yapay zeka yolculuğunu ortaya koyan Yapay Zeka Araştırması sonuçlarını açıkladı. 126 kurumun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, Türkiye’de şirketlerin yapay zeka stratejilerini, uygulama alanlarını ve karşılaştıkları zorluklara ışık tuttu. Bulgular, Türkiye’de her 6 şirketten birinin yapay zekayı aktif olarak kullandığını beş ve üzeri proje yürüten kurum oranının ise yüzde 32,8 olduğunu ortaya koydu. Kurumların üçte biri yapay zeka stratejisini tanımladı Araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 37,6’sı yapay zekayı yönetim kurulu düzeyinde onaylanmış bir stratejiyle ele alıyor. Ancak kurumların önemli bir kısmı hâlâ “hazırlık” veya “taslak” aşamasında. Raporda, yapay zekanın stratejik olarak en çok “operasyonel verimliliği artırma”, “maliyet düşürme” ve “karar destek sistemlerini güçlendirme” amacıyla konumlandırıldığı vurgulanıyor. Yapay zekayı organizasyonel yapısına entegre eden şirket sayısı artarken, dedike yapay zeka ekibine sahip kurum oranı yüzde 15,2’ye yükseldi. Bu ekiplerin yüzde 42’si 4 ila 10 kişiden oluşuyor ve çoğu veri analitiği birimleriyle entegre biçimde çalışıyor. Bu tablo, şirketlerin yapay zekayı bireysel inisiyatiflerden çıkararak kurumsal bir uzmanlık alanı haline getirmeye başladığını gösteriyor. Üretken yapay zekada farkındalık yükseliyor TRAI raporu, Türkiye’de üretken yapay zeka (GenAI) alanında önemli bir hareketlilik yaşandığını ortaya koyuyor. Şirketlerin büyük bölümü, içerik üretimi, kurumsal eğitim, müşteri iletişimi, kodlama ve raporlama gibi alanlarda üretken yapay zekayı test ediyor. Kurumların yüzde 80’i OpenAI, yüzde 44’ü Microsoft Copilot, yüzde 42’si ise Google Gemini modellerini tercih ediyor. Bununla birlikte, Anthropic Claude, Meta Llama ve Mistral gibi alternatif modellerin de giderek yaygınlaştığı görülüyor. Bu tablo, Türkiye’de kurumların artık “tek kaynaklı” model anlayışından uzaklaştığını, farklı modellerle hibrit yaklaşımlara yöneldiğini gösteriyor. Rapora göre, üretken yapay zekanın en çok kullanıldığı alanlar arasında chatbotlar ve kurumsal asistanlar, copilotlar ve kodlama destekleri, içerik üretimi ve özetleme araçları, RAG tabanlı çözümler ve kurumsal bilgi yönetimi sistemleri yer alıyor. Ajan tabanlı yapay zeka uygulamaları yükseliyorAraştırmada “bir sonraki dalga” olarak nitelendirilen ajan tabanlı yapay zeka sistemleri, Türkiye’de yeni bir dönemin habercisi olarak öne çıkıyor. Henüz erken aşamada olan bu alanda, şirketlerin yarısından fazlası pilot projeler yürütüyor veya kavramsal kanıt (PoC) çalışmaları gerçekleştiriyor. Kurumların en çok tercih ettiği platformlar arasında Microsoft Copilot Studio, LangChain ve Google AI Agent Builderöne çıkıyor. Uygulama alanlarında ise HR Agent, Finance Agent, CRM Agent ve Doküman Asistanı gibi örnekler dikkat çekiyor. Bu bulgular, Türkiye’de şirketlerin üretken yapay zekadan “düşünen ve aksiyon alan sistemler”e geçiş sürecinde olduğunu, ajan mimarilerin giderek stratejik bir dönüşüm aracı haline geldiğini gösteriyor. Yapay zeka yolculuğunda üç temel engel: yetenek, bütçe ve kültür Araştırma, kurumların yapay zeka dönüşümünde en çok zorlandığı üç alanı yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak sıralıyor. Katılımcıların en çok desteğe ihtiyaç duyduğu konular ise “doğru kullanım alanlarını belirleme”, “uygulama ve geliştirme süreçlerini yönetme” ve “organizasyonel adaptasyon” oldu. Ayrıca, kurumların önemli bir bölümü hâlâ veri güvenliği, yönetişim ve etik çerçeveler konusunda gelişim ihtiyacı duyduğunu belirtti. Rapora göre, kurumların büyük çoğunluğu yapay zeka projelerinde Microsoft Azure altyapısını kullanıyor; bunu Google Cloud ve AWS izliyor. Hibrit modellerin artması, bulut tabanlı çözümlerle birlikte yerel altyapıların da etkin biçimde değerlendirildiğini ortaya koyuyor. “Türkiye’nin potansiyeli büyük, ama vizyoner liderliğe ihtiyaç var” Araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan TRAI Kurucusu Halil Aksu, şunları söyledi: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji değil, geleceğin dili, ekonomilerin motoru, rekabetin yeni ölçüsü. Türkiye’de kurumlar bu dönüşümün farkında; ancak strateji, yetkinlik ve kültür dönüşümü alanlarında hâlâ gelişim alanlarımız var. Bu rapor, Türkiye’nin yapay zeka yolculuğuna ayna tutarken, aynı zamanda bir çağrı niteliğinde. Potansiyelimiz büyük ama bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için vizyoner liderliğe, güçlü iş birliklerine ve kararlı adımlara ihtiyaç var.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.