Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bütüncül Yaklaşım

Kapsül Haber Ajansı - Bütüncül Yaklaşım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bütüncül Yaklaşım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor! Haber

Ergonomi ve Egzersiz, Çay İşçilerinin Sağlığını Güçlendiriyor!

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından yürütülen çalışmada, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Şevgin’in danışmanlığında, fizyoterapist İlayda Gür tarafından Rize’de yürütülen tez çalışmasında, çay işçilerine 12 hafta boyunca uygulanan bütüncül müdahalenin etkileri incelendi. Fiziksel yük çok fazla, ağrılar kaçınılmaz hale geliyor Araştırma kapsamında Rize’de çay tarımında aktif olarak çalışan 60 işçi değerlendirildi. Çalışmada, çay toplama işinin uzun süre ayakta kalmayı, eğilerek çalışmayı ve tekrarlayıcı el-kol hareketlerini gerektirdiğine dikkat çekildi. İşçilerin topladıkları çayları omuz ve sırtlarında taşımasının ise özellikle boyun, bel, sırt ve omuz bölgelerinde yoğun ağrılara yol açtığı belirlendi. Katılımcıların büyük çoğunluğunun, çalışmaya başlamadan önce özellikle boyun ve bel bölgesinde kas-iskelet sistemi ağrılarından yakındığı tespit edildi. Egzersiz eklenen grupta çarpıcı sonuçlar Araştırmada tüm işçilere ergonomi eğitimi verilirken, bir gruba buna ek olarak haftada üç gün, 40–50 dakikalık seanslardan oluşan egzersiz programı uygulandı. Program; esneme, kas güçlendirme, denge ve postür egzersizlerinden oluştu. 12 haftanın sonunda elde edilen sonuçlar dikkat çekiciydi. Ergonomi eğitimiyle birlikte egzersiz yapan grupta; tüm vücut bölgelerinde ağrı düzeylerinin anlamlı biçimde azaldığı, uyku kalitesinin belirgin şekilde iyileştiği, el, kol ve omuz fonksiyonlarında kayda değer gelişme sağlandığı belirlendi. Sadece ergonomi eğitimi alan grupta ise omuz ve bel ağrılarında sınırlı bir iyileşme gözlemlendi. Bütüncül yaklaşım işçinin sağlığını da verimini de artırıyor Çalışmanın danışmanı Doç. Dr. Ömer Şevgin, elde edilen bulguların çay işçilerinin sağlığında bütüncül yaklaşımların ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, şu değerlendirmede bulundu: “Çay tarımı son derece yoğun fiziki çaba gerektiren bir alan. Sadece ergonomik düzenlemeler ya da sadece egzersiz yeterli olmuyor. Egzersiz ve doğru çalışma alışkanlıklarının birlikte verilmesi hem işçinin sağlığını koruyor hem de iş verimini artırıyor.” Doç. Dr. Şevgin ayrıca, Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda yürütülen çalışmaların, toplumsal problemlere pratik, uygulanabilir ve etkili çözümler üretmeyi hedeflediğini, bilimin hayatla temas eden yönünü güçlendirdiğini ifade etti. Koruyucu programlar kurumsal hale getirilmeli Araştırmayı yürüten fizyoterapist İlayda Gür ise çay işçilerinde kas-iskelet sistemi ağrılarının oldukça yaygın olmasına rağmen, bu alanda çözüm odaklı uygulamaların sınırlı olduğuna dikkat çekerek, “Çay işçileri ağrıyla çalışmayı neredeyse normal kabul ediyor. Oysa düzenli ergonomi eğitimi, koruyucu egzersiz programları ve fizyoterapist desteği kurumsal düzeyde sağlanabilir. Bu çalışma, bu tür müdahalelerin ne kadar etkili olabileceğini açıkça gösteriyor.” dedi.

Türkiye’de 2025 Yılında Siber Saldırılar  %80 Azaldı! Haber

Türkiye’de 2025 Yılında Siber Saldırılar %80 Azaldı!

Günde 169 adet ağ saldırısı yaşandı ve bu saldırıların birçoğu bilinmeyen türde gerçekleşti. Günde 655 adet yaşanan kötü amaçlı yazılım saldırıları ise geçen yıla oranla %1,37 artarak 238.436’ya yükseldi. i. Bu tabloya paralel olarak, 2024 yılında yaklaşık 1,5 milyona yaklaşan ağ ve kötü amaçlı yazılım saldırılarının toplam sayısı, 2025’te 300.035’e düşerek Türkiye’de siber saldırıların genel olarak %80 oranında azaldığını ortaya koydu. Bütünleşik siber güvenlik alanında küresel bir lider olan WatchGuard, 2025 yılında Türkiye’de meydana gelen siber saldırılara dair önemli verileri paylaştı. WatchGuard Tehdit Laboratuvarı’nın raporuna göre, 2025 yılında ağ tabanlı saldırılar bir önceki yıla kıyasla %94 azalarak 61.599’a gerilerken, kötü amaçlı yazılım saldırıları %1,37’lik sınırlı bir artışla 238.436 seviyesine yükseldi. Bu veriler, bir önceki yıl yaklaşık 1,5 milyona yaklaşan toplam saldırı hacminin 2025’te 300 bin seviyelerine inerek Türkiye’de siber tehditlerin genel ölçekte önemli ölçüde azaldığına işaret ediyor. WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez ise ağ saldırılarındaki sert düşüşün, güvenlik yatırımlarının ve farkındalığın etkisini gösterdiğini ancak kötü amaçlı yazılım tarafındaki sınırlı artışın, tehdit aktörlerinin yöntem değiştirdiğine işaret ettiğini belirterek, kurumların bu tabloyu bir rahatlama değil, savunma stratejilerini sürekli güncel tutmaları gereken bir uyarı olarak okumaları gerektiğinin altını çiziyor. Günde 169 Adet Ağ Saldırısı Gerçekleşiyor! WatchGuard Tehdit Merkezi’ne UTM cihazı Firebox’lardan gelen verilerle hazırlanan rapora göre, 2025 yılında Türkiye’de her gün 169 ve her saat 7 adet ağ saldırısı gerçekleşti. Saldırıların büyük bir çoğunluğunun bilinmeyen ve daha önce karşılaşılmamış olduğunu, en çok karşılaşılan ikinci ağ saldırısının ise WEB Dizin Gezintisi -2 olduğunu aktaran Yusuf Evmez’e göre, ağ saldırıları geçtiğimiz yıla kıyasla %94 oranında bir düşüş gösterse de saldırıların önemli bir bölümünün bilinmeyen türlerden oluşması, kurumların güvenlik stratejilerini sürekli güncel tutmasını zorunlu kılıyor. 2025’in Ekim Ayında Siber Saldırılar Rekor Kırdı 2025 yılının Ekim ayında rekor sayıyla 39.465 adet kötü amaçlı yazılım saldırısı kaydedilirken, bu saldırıların %3’ünü sıfırıncı gün (zero-day) saldırıları oluşturdu. Geleneksel güvenlik önlemlerinin gelişmiş tehditler karşısında sınırlı kaldığını belirten Yusuf Evmez, kurumların daha bütüncül ve güncel güvenlik çözümlerine yönelmesini tavsiye ediyor. 238.436 Kötü Amaçlı Yazılım Saldırısı Gerçekleşti! Dijitalleşmeyle birlikte verilerin ağlara taşınması, siber saldırganların da bu alanları hedef alarak daha güçlü ve organize saldırılar gerçekleştirmesine zemin hazırlıyor. WatchGuard Tehdit Merkezi’ne UTM cihazı Firebox’lardan gelen verilerle hazırlanan rapora göre, 2025 yılında Türkiye’de her gün 655 ve her saat 27 kötü amaçlı yazılım saldırısı yaşandı. Yıl genelinde toplam 238.436’ya ulaşan bu saldırıların %7’sini sıfırıncı gün tehditleri oluştururken, en sık karşılaşılan saldırı türü Gen:Heur.Mint.Zard.24 ve Generic.Application.Cashback.B.0835E4A4 oldu. Bir önceki yıla kıyasla %1,37’lik sınırlı bir artış yaşandığına dikkat çeken Yusuf Evmez, kurumların gelişen tehdit ortamına karşı güvenlik yaklaşımlarını sürekli güncel tutmasının önemini vurguladı. “Modern Tehdit Ortamında Sürdürülebilir Güvenlik Bütüncül Yaklaşım ile Mümkün Olabilir” Saldırı yöntemlerindeki dönüşümün, tehdit ortamının ne kadar hızlı evrildiğinin net biçimde ortaya koyduğunu vurgulayan WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Kıdemli Satış Mühendisi Alper Onarangil, ‘’Siber saldırganlar artık geleneksel kötü amaçlı yazılımlar yerine, ele geçirilmiş kullanıcı kimlik bilgilerini ve sistemlerde halihazırda bulunan araçları kullanarak ağlara sızmayı tercih ediyor. Living off the land ve dosyasız saldırı teknikleri sayesinde PowerShell, WMI ya da Task Scheduler gibi işletim sistemi araçları kötüye kullanılarak, disk üzerinde iz bırakmadan ve aylarca tespit edilmeden hareket edilebiliyor. Bu tablo, güvenlik yaklaşımlarının da kaçınılmaz olarak dönüşmesini gerektiriyor. Kimlik bilgilerinin saldırıların merkezine yerleştiği günümüzde, çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) artık bir seçenek değil, kritik bir gereklilik haline gelmiş durumda. Aynı şekilde, yalnızca imza tabanlı çalışan geleneksel antivirüs çözümleri, dosyasız ve gelişmiş saldırılar karşısında yetersiz kalıyor. Bu noktada EDR ve NDR gibi davranış analizi temelli, gelişmiş tehdit algılama çözümleri öne çıkıyor. Tüm bunların ötesinde, kurumların Zero Trust güvenlik modelini benimsemesi ve ‘hiçbir kullanıcıya ya da cihaza varsayılan olarak güvenme’ prensibiyle hareket etmesi artık kaçınılmaz. Modern tehdit ortamına karşı sürdürülebilir güvenlik ancak bu bütüncül yaklaşım sayesinde mümkün olabilir.” açıklamalarında bulundu. *WatchGuard’ın Türkiye özelinde 2025 yılı için gerçekleştirdiği araştırma raporundaki bulgular, WatchGuard Threat Lab’ın araştırma çabalarını desteklemek için verileri paylaşmayı seçen aktif WatchGuard cihazlarından alınan anonim Firebox Feed verilerine dayanmaktadır.

Abdi İbrahim, CDP’de Üçüncü Kez İklim A Listesi’nde Yer Alırken Su Güvenliği Notunu A’ya Yükseltti Haber

Abdi İbrahim, CDP’de Üçüncü Kez İklim A Listesi’nde Yer Alırken Su Güvenliği Notunu A’ya Yükseltti

Hayatı ve geleceği iyileştirmek misyonuyla faaliyet gösteren Abdi İbrahim, çevresel sorumluluk anlayışını karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiriyor. HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda şirket, 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedefleyen dönüşüm yolculuğunu başarıyla sürdürüyor. Bu kapsamda belirlediği sera gazı emisyon azaltımı ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedefi için Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi)’nden de onay aldı. Bu yaklaşım, 2025 Karbon Saydamlık Projesi (CDP) sonuçlarına da yansıdı. Abdi İbrahim, İklim Değişikliği Programı’nda üçüncü kez A Listesi’nde yer alırken, Su Güvenliği Programı’ndaki notunu A-’den A’ya yükselterek sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı ilerlemesini uluslararası ölçekte bir kez daha teyit etti. Abdi İbrahim, Türk ilaç sektöründe bu başarıyı elde eden ilk ve tek şirket olma konumunu sürdürüyor. “Topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ bir iz bırakmak önceliğimiz” Abdi İbrahim’in Karbon Saydamlık Projesi’ndeki başarısı hakkında değerlendirmede bulunan İnsan Kaynakları, Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Dr. M. Oğuzcan Bülbül: “Türk ilaç sektörünün 24 yıldır kesintisiz lideri olarak, ekonomik faaliyetlerimizi sürdürürken topluma ve içinde yaşadığımız dünyaya ‘iyi’ bir iz bırakmayı her zaman önceliğimiz olarak gördük. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar tarafından daha iyi bir dünya için ortaya konan küresel hedeflere katkı sunmayı, kurumsal bir sorumluluk olarak benimsiyoruz. Sürdürülebilirlik stratejimiz kapsamında istikrarlı bir şekilde attığımız adımların bugün karşılık bulmasını görmek, gelecekte atacağımız adımlar için önemli bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. Tam 114 yıldır ilaç endüstrisinde pek çok alanda ilklere imza atmış bir şirket olarak, sürdürülebilirlik yaklaşımımızla da sektörümüze öncülük etmekten gurur duyuyoruz.” dedi. İklim risklerine karşı bütüncül yaklaşım İklim risklerinin ve doğal kaynaklara erişimin giderek daha kritik hale geldiğine dikkat çeken Dr. M. Oğuzcan Bülbül, sözlerine şöyle devam etti: “2034 ve 2050 sera gazı emisyon azaltımı ve 2050’de net sıfır emisyona ulaşma hedeflerimizi Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi)’ne onaylattık. Hedeflerimiz doğrultusunda; enerji verimliliğinden üretim süreçlerine, kaynak kullanımından tedarik zincirine kadar uzanan kapsamlı bir dönüşümü yönetiyoruz. Bu dönüşümü yalnızca operasyonel iyileştirmelerle sınırlamıyor; risk yönetimi, yönetişim ve şeffaf raporlama ile desteklenen bütüncül bir çerçevede ilerletiyoruz. Bağımsız uluslararası otoriteler tarafından yapılan değerlendirmelerde elde edilen bu sonuçlar, attığımız adımların doğruluğunu görmek açısından bizim için son derece anlamlı ve gurur verici.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.