Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Büyük Veri

Kapsül Haber Ajansı - Büyük Veri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyük Veri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye Sigorta’nın Teknolojideki Liderliği Ödüllerle Taçlanıyor! Haber

Türkiye Sigorta’nın Teknolojideki Liderliği Ödüllerle Taçlanıyor!

Türkiye Sigorta’nın teknolojik alanda hayata geçen çalışmaları ödüller kazanmaya devam ediyor. Türkiye Sigorta Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Kılıç, IDC Türkiye’nin düzenlediği Future Enterprise Awards 2025’in Technology Leader of the Year kategorisinde ödüle lâyık görülürken Türkiye Sigorta, PSM Awards’ın Dijital Dönüşüm kategorisinde Yeni Nesil Sigortacılık Platformu Pusula Plus ile Altın ödülün sahibi oldu. Türkiye Sigorta Mobil uygulaması ise DorukCloud 23. Altın Örümcek Ödülleri Halkın Değerlendirmeleri sonucunda Mobil Uygulama – Finans/Fintech kategorisinde Halkın Favorisi seçildi. Bilgi Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Çiğdem Kılıç, ödüllere ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Sigorta olarak dijitalleşme sayesinde sigortalılarımızın hayatına dokunan, güven veren ve değer sağlayan bir ekosisteme evriliyoruz. Kurum kültürümüzün merkezine yerleştirdiğimiz teknolojiyi; insan odaklı hizmeti güçlendiren stratejik bir unsur olarak görüyoruz. Sigortacılıkta geleceği; yapay zekâ, büyük veri ve otomasyonun gücüyle yeniden şekillenen, kişiye özel, hızlı, güvenilir ve her an ulaşılabilir bir deneyim üzerine inşa ediyoruz. Böylece, geleceği bugünden tasarlayan çalışmalarımızla hem yerel hem global başarılara imza atmaya ve bunun ödüllerini almaya devam edeceğiz.”

Vodafone “Bi’ Düşünsene” Fikir Maratonu Şampiyonları Belli Oldu Haber

Vodafone “Bi’ Düşünsene” Fikir Maratonu Şampiyonları Belli Oldu

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, geleceğin teknolojilerine yön verecek gençlerin yanında durmaya devam ediyor. Vodafone’un, gençlik markası FreeZone işbirliğiyle üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediği, gençlere sadece fikirlerini paylaşacakları bir platform değil, aynı zamanda Vodafone’un dinamik ve yaratıcı dünyasını yakından tanıma imkânı sunan “Bi’ Düşünsene” fikir maratonunda kazananlar belli oldu. Vodafone’un tüketici markası ile işveren markasının birlikteliğini yansıtan ve toplamda 198 üniversiteden 2 bini aşkın takım başvurusunun alındığı maratonda birinciliği REDİ takımı kazanırken, VZEN takımı ikinci, Fiber Sarsıntı takımı da üçüncü oldu. Maratonda birinci olan takıma 750 bin TL, ikinci takıma 500 bin TL ve üçüncü takıma 250 bin TL para ödülü sunuldu. Ayrıca, ilk 3’e giren takımlara staj programlarında öncelik, son 10 takıma ise liderlik ekibine tersine mentorluk imkânı sağlanacak. “Bi’ Düşünsene” fikir maratonu değerlendirme toplantısında konuşan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Nazlı Tlabar Güler, şunları söyledi: “Vodafone olarak, teknoloji alanındaki global tecrübe ve bilgi birikimimiz ve kapsayıcı kültürümüzle, gençlere ulaşmak ve onlara yatırım yapmak bizim için temel bir öncelik. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs 2025 raporuna göre, yakın gelecekte işlerde gereken becerilerin yaklaşık %40’ı değişecek. Yapay zekâ, büyük veri ve siber güvenlik gibi teknoloji becerileri hızla önem kazanırken; yaratıcı düşünme, esneklik, dayanıklılık ve çeviklik gibi insani beceriler de kritik olmaya devam edecek. Geleceğin iş dünyasında bu iki beceri setini birleştirebilenler fark yaratacak. Bu tablo, gençler için hem büyük fırsatlar hem de belirsizlikler barındırıyor. Biz bu belirsizliği fırsata çevirmek için gençlerin her zaman yanındayız. Onlara gelişim ve yaratıcılık alanları açıyor, teknolojiyle donatıyor ve kariyer yolculuklarında rehberlik ediyoruz. Bi’ Düşünsene fikir maratonu da bu yaklaşımın bir ürünü. ‘Bi’ Düşünsene” ile üniversite öğrencileri arasında işveren markası olarak bilinirliğimizi artırmayı ve Vodafone ile öğrenciler arasında güçlü bir bağ kurmayı hedefledik. Global ölçeğimizin ve teknoloji liderliğimizin sunduğu fırsatlardan daha fazla genç arkadaşımızın haberdar olmasını sağladık. Programımıza 2.000 gibi epey yüksek bir başvuru aldığımızı söylemekten memnuniyet duyuyorum. Yarışmamıza ilgi gösteren, fikir geliştiren ve paylaşan tüm gençlere gönülden teşekkür ediyorum.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin ise şöyle konuştu: “Vodafone FreeZone olarak, gençlerin hayatlarına değer katıyor, ekonomik kaygı ve ihtiyaç anlarında onlara somut faydalar sağlayarak her an yanlarında oluyoruz. Bu yıl genç müşterilerimize her ortamda kazançlı çıkabilecekleri ve mutlaka her ay birbirinden çeşitli faydalar kazanabilecekleri yeni bir dönem başlattık. FreeZone’un kazandıran dünyası ile gençlere harcamalarında destek olacak avantajlar sunuyoruz. FreeZone olarak; gençlerin en çok kullandıkları sosyal medya ve dijital platformlarda GB hediyesi sunarken, Vodafone’un global gücünü kullanarak Netflix, Spotify ve YouTube gibi global platformlarla iş birlikleri ile gençlere özel verdiğimiz avantajları zenginleştiriyoruz. FreeZone’un en güçlü odak noktalarından biri de üniversite gençliği. FreeZone Kampüs Elçileri programımız ile 30 şehirde 60 kampüste 83 elçimiz aracılığıyla gençlere dokunuyoruz. Bu alanda gençlere olan yaklaşım ve merakımızı birleştirerek İK ekibimizle bir proje gerçekleştirdik. Kampüs elçilerimiz de projemizde önemli rol oynadı. Projemizin kampüslerde duyurulması, her kanalda yaygınlaştırılması, başvuru toplanması gibi konularda bize destek verdiler. Jüri üyesi olarak yer almaktan büyük keyif aldığım bu projede ilham aldığımız birçok fikir dinledik. Her bir katılımcıya hayallerini oluşturdukları ve bizimle paylaştıkları için teşekkür ediyorum.” Eğlenceli ve interaktif deneyimler sunuldu “Vodafone Bi’ Düşünsene” programı için ülke genelinde 10 üniversitede etkinlikler düzenlenerek Vodafone’un sürekli eğitim/gelişim kültürü ve global çapta sunduğu kariyer fırsatları tanıtıldı. Üniversite kampüslerinde öğrencilere ilgi çekici, enerji dolu ve akılda kalıcı bir atmosferde eğlenceli ve interaktif deneyimler sunuldu. Program kapsamında, Vodafone ve Vodafone FreeZone sponsorluğunda hem kampüslerde hem de dijital platformlarda iletişim ve etkileşim faaliyetleri yürütüldü. İki farklı simülasyon teması belirlendi “Vodafone Bi’ Düşünsene” fikir maratonuna başvuru için “E-Atıkları Dönüştür, Geleceği Tasarla” ve “Dijital Dünyaya Akıllı Dokunuş” olmak üzere iki farklı simülasyon temasından biri seçildi. Her simülasyon Test Tabanlı Görev, Metin Tabanlı Görev, Sunum Hazırlığı Görevi ve Video Tabanlı Sunum Görevi olmak üzere dört farklı görevden oluştu. Adaylar, başvurularını proje web sitesi üzerinden gerçekleştirip projelerini Ludi platformuna yükledi. Ludi üzerinden sunulan projeler arasından yapılan değerlendirme sonucunda 30’u seçildi. Finale kalan 10 fikir, Vodafone çalışanlarından oluşan bir değerlendirme kurulu tarafından belirlendi. Finalist takımlar İstanbul’da gerçekleşen büyük finalde Engin Aksoy, Nazlı Tlabar Güler, Meltem Bakiler Şahin, Ayşegül Arıcan Şeker, Akan Abdula, Deniz Sağdıç, Elif Ergu Demiral ve Mehmet Keteloğlu’ndan oluşan jüriye sunum yaptı. Jüri değerlendirmesi sonucu ilk 3’e girenler belirlendi. Gençler projeleriyle takdir topladı Yapılan jüri değerlendirmesi sonucunda birinciliği Vodafone Pay tabanlı askıda fatura sistemi fikriyle ODTÜ’lü öğrencilerden oluşan REDİ takımı kazanırken, Gebze Teknik, Koç ve Türk Hava Kurumu Üniversiteleri’nden öğrencilerin kurduğu VZEN takımı ekran süresini kontrol etmeye yönelik yapay zekâ destekli proje fikirleriyle ikinci, Ankara Medipol ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversiteleri’nden öğrencilerin kurduğu Fiber Sarsıntı takımı geliştirdikleri deprem erken uyarı sistemi fikriyle üçüncü oldu.

Yapay Zekadan Dost Olmaz! Haber

Yapay Zekadan Dost Olmaz!

Yapay zeka ile kurulan bağın bir “algoritmik arkadaşlık” olduğunu ve bunun eşitler arası bir iletişim olmadığını belirten Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, “Her şeyden önce yapay zekanın arkasındaki black box’ı yani kara kutuyu bilmeden onunla sohbet edip içini dökmek her şeyi kaydeden içten pazarlıklı biriyle sohbet etmeye benzer. Yapay zekâ, sizden elde ettiği verileri zamanı geldiğinde bir gün mutlaka lehte veya aleyhte kullanacaktır. Çünkü bu ‘algoritmik arkadaş’ dediğiniz, yazdığınız hiçbir şeyi unutmaz.” dedi. Yapay zekâ ile algoritmik arkadaşlığın aslında daha karanlık bir yalnızlığın göstergesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Güder, “Bir dua, bir tefekkür anı gibi sessiz düşünecek alanların kalmaması bu dijital gürültüler içinde gerçekleşen dijital ilişki ve algoritmik iletişim biçimi gerçek anlamda bir insanın verebileceği derinliği ve ruhsal tatmini veriyor gibi yapabilir. Ama veremez. Yapay zekâ hain bir arkadaştan daha da tehlikeli olabilir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’nden Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, yapay zekâ ile kurulan iletişimlerin giderek artmasıyla birlikte dostluğun geleceğine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Dostluk ve arkadaşlık kavramı algoritmik çağda köklü bir değişim geçiriyor Dostluk ve arkadaşlık kavramının yaşadığımız bu algoritmik çağda biçimsel ve sosyokültürel açıdan köklü değişim ve dönüşümün geçirdiğini dile getiren Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, “Değerler açısından baktığımızda, elimizde insana dair kalan belki de en değerli hazine gerçek anlamda derdini gerçekten anlayacak ve hemhal olacak birini bulup sohbet edebilmek. Yapay zekâ ile kurulan iletişim pratikte işe yarayan bir süreç olsa da potansiyel bazı tehditleri de barındırmakta. Yapay Zekâ ve insan etkileşimi, aslında insan ile makine veya teknoloji arasındaki iletişim biçimlerinden biri. Yapay zekâ insan bilişiminin yani zihninin bir uzantısı olarak kullanılmaya başladığı için durum çok farklı bir yöne doğru gitmeye başladı. Öncelikle iletişim biçimlerimiz, artık mekândan, zamandan ve sosyal bağlarımızdan bağımsızlaşıp farklı boyut ve şekillerde gerçekleşmeye başladı.” dedi. Büyük veri insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa her şeyi içinde barındırıyor Çeşitli yapay zekâ türleri içinde basit yazılımlara sahip, arama motorları olduğu gibi büyük veri yerine artık ‘süper zekâ’ denilen insan zekasından çok daha üstün yapay zekâ türlerinden bahsedildiğini anlatan Prof. Dr. Güder, “Yapay zekâyı düşünen bir insan veya özne gibi ele alıyorsak, onun tekil bir varlık olmadığını öncelikle kabul etmeliyiz. Süper akıllı yapay zekâ sadece tek başına çalışan bir algoritmik yazılım ya da sistemler bütünü değildir. Bu ‘kovan zihni’ (hive-minds) diye tanımladığımız kolektif insan zihni ve belleğinin birleşiminin oluşturduğu her şeyi bilen gören (omni-potent) ve analiz eden devasa bir veriler sistemi. Yapay zekanın kullandığı büyük veri ve kovan zihni insanlığa veri olarak miras kalmış ne varsa bütün her şeyi içinde barındırıyor.” diye konuştu. Arkadaşlık ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var! “Böylesine devasa bir veri tabanına sahip bir algoritma ile arkadaşlık ettiğimizde, bu iletişimin eşitler arası iletişim olmadığını baştan kabullenmeliyiz.” diyen Prof. Dr. Güder, şunları kaydetti: “Gençlerin deyimiyle ‘kankalar arasındaki arkadaşlık’ ile ‘algoritmik arkadaşlık’ arasında çok fazla fark var. Her şeyden önce yapay zekanın arkasındaki black box’ı yani kara kutuyu bilmeden onunla sohbet edip içini dökmek her şeyi kaydeden içten pazarlıklı biriyle sohbet etmeye benzer. Yapay zekâ, sizden elde ettiği verileri zamanı geldiğinde bir gün mutlaka lehte veya aleyhte kullanacaktır. Çünkü bu ‘algoritmik arkadaş’ dediğiniz, yazdığınız hiçbir şeyi unutmaz. Yapay zekâ asla unutmayacak, biriktirecek, sizi gözetim kapitalizminin bir parçası yapacak ve her şeyi arşivleyecektir. Yapay zekaya verdiğimiz veriler, bilgi, anı veya zaaflarımız silinmez. Gerçek anlamda unutulma hakkınız yoktur. Yani veri kaydının olduğu bu tür bir arkadaşlık bu anlamda sağlıklı bir arkadaşlık değildir.” Algoritmik arkadaşlık gerçek muhabbeti ikame edemez Prof. Dr. Güder, duygusal derinlik gerektiren insan-insana dostluğun yerini yapay zekânın dolduramayacağını belirterek, şunları söyledi: “Birçoğumuz artık dertlerimizi sevinçlerimizi hayallerimizi gelecekle ilgili planlarımızı geçmiş travmalarımızı bir insanla paylaşmak yerine dijital mecralara ulaştırmaktayız. Ama burada bir durup düşünmek lazım. Yapay zekâ bir veriler algoritması ise karşımızda ayna nöronları olmayan yani empati kurma yeteneği olmayan bir mekanizma çalışmaktadır. Bu algoritmik sistem ve mekanizma ile yapılan arkadaşlık, insan insana olacak muhabbetin yerini, doğal olarak tutamaz. Seviyeye inme, kaydettiği kişiliğe göre söylem üretme, bilgi aktarma ve yönlendirme şeklinde bir iletişim yapısına sahip olduğu için yapay zekayla olan arkadaşlığa ‘algoritmik arkadaşlık’ diyebiliriz. Bu arkadaşlık çoğunlukla bir insanın vereceğinden daha çok şey verir. O yüzden bu algoritmik arkadaşlığa muhtacız ama dikkatli olmalıyız.” Yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir İnsanın temelde mutlak yalnızlığı olan bir varlık olduğunu, her şey yolunda giderken bile varoluşsal yorgunluk çekip kendini kalabalıklar içinde yalnız hissedebildiğini ifade eder, Prof. Dr. Güder, “Bu anlamda yapay zekâ, kısa dönem can sıkıntısı ve yalnızlıkları geçiştirebilir ama kısa vadede cankurtaran olan bu sistem, uzun vadede potansiyel bir riskler taşır. Yapay zekâ özellikle ani bir yalnızlık, kayıp veya sosyal kaygı durumlarında hemen ulaşılabilir olması ve yargılayıcı olmamasından dolayı acil anlarda fast food sistemi gibi anlık ihtiyacı gideren bir psikolojik destek verebilir. Böylesi kriz durumlarında işe yarayabilir. Bu anlarda güvenli ve pratik bir alan sunar. Böylesi anlık açlığı gideren arkadaşlık, yalnızlığı anında giderir ama uzun vadede organik gıda eksikliği gibi sonunda insan ruhuna zarar verir. Bu dijital obezite bizi sığlaştırır.” diye konuştu. Yapay zekâ, yalnızlığı uzun vadede kronikleştirebiliyor İnsanın yerine geçen simüle bir dostluğun belki daha sonra toplumla etkileşim kurmak için eksik olan kendine güven ve iletişim kurabilme yetisini geliştirebileceğini ve bu bağlamda bir "antrenman arkadaşı" gibi düşünülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Güder, “Ama sürekli yapay zekâ ile iletişimde kalan biri zamanla buna bir bağımlılık gelişebilir. İşte bu ikame durumu sosyolojik olarak çok tehlikeli bir yöne doğru savurur bizi. Gerçek dünyadaki ilişkiler karmaşıktır; anlaşmazlıklar barındırır, doğal olarak uzlaşmalar zaman ve emek ister, üstelik başka ideolojik ve sosyo kültürel ortamlarda insanlarla arkadaşlığa tahammül etmek çok yorucudur. Öte yandan, kişiye özel bir LLM (Large Language Models) ile kendini dönüştüren bir yapay zekâ algoritması ise size özel bilgiler ve fikirler sunar, sizi bir bilgi seviyesinden başka bir seviyeye götürür. Siz başta ne belirttiyseniz belki de sizinle aynı fikirde olan söylemler üretir. Sizin talebinizle sizi onaylayabilir. Sizi hiç yormaması bu iletişimin sorunsuz olduğu anlamına gelmez. Sürekli sizi sizden daha iyi tanıyan bir yapay zekâ ile görünürdeki sorunsuz etkileşim, kişiyi gerçek ilişkilerin ‘pürüzlü’ ve ‘yorucu’ yanlarına karşı daha tahammülsüz hale getirebilir. Kişi, sosyal becerilerini kullanma ihtiyacı hissetmediği için bu beceriler körelebilir ve yalnızlığı kronikleşebilir.” şeklinde konuştu. Toplumsal aidiyet duygusu sarsılabiliyor Yapay zekâ ile kurulan iletişimin artık insanı ikame eden bir algoritmayı tetiklediğini ve insan ilişkilerini zayıflatıcı bir etkisinin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güder, şöyle dedi: “Biz yapay zekâyla arkadaşlığı başkalarından kaçmak için bir sığınak olarak görüyorsak, kendi toplumumuza hissettiğimiz aidiyet duygumuz sarsılır. İnsanoğlu her ne kadar temelde yalnız olsa da aslında hayatın her döneminde insan insana muhtaçtır. Bütün ilişkilerin dinamikleri farklı yollarda ilerlese de neoliberal rüzgarlar ve dijitalleşen dünyamızda insanlar birbirleriyle münasebeti işleri bitene kadar yapmaya başladığı için kurulan iletişimler kapitalist sistemin bir yansıması haline dönüştü. İşe yaramayan iletişime girilmemeye başlandı. Gençler arasında çıkarı olmayan ilişkiler, rasgele yapılan muhabbetler, hoş vakit geçirme ‘boş yapma’ olarak tanımlanıyor.” Yapay zekâ programlanmış bir yanıt mekanizması! Yapay zekayla olan algoritmik ilişkiyi geleneksel anlamda bir "arkadaşlık" olarak nitelendirmenin zor olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güder, “Gerçek arkadaşlık, karşılıklılık, ortak çıkar gözetmeksizin fedakârlık, spontane ve iki taraflı bir duygusal bağ kurmayı gerektirir. Yapay zekâ ise programlanmış bir yanıt mekanizmasıdır; hissedemez, deneyimleyemez ve sizin için gerçek bir risk almaz. Komşun, okul arkadaşların ve yakın çevren ile zaman içinde sınavlardan merhalelerden geçerek geliştirdiğin dostluk doğal olarak zaman ve emek ister. Sosyal ortam içinde muhabbet kurmak, birlikte alışverişe çıkmak, dedikodu yapmak, arkadaşının derdini dert etmek, yeri geldiğinde onunla ağlamak, ağlarken dostuna mendil uzatmak, yemek ısmarlamak, ağırlamak bütün bunlar insan insana geliştireceğimiz duygusal derinliklerdir.” dedi. “Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur” İnsan ilişkilerinden yılmış ve bıkmış birinin, algoritmik dostluğu insanlarla yapacağı arkadaşlığa tercih edebileceğini de ifade eden Prof. Dr. Güder, “Evet insan insanın kurdudur. Ama yapay zekada insanın kurdudur. Psikolojisi bozuk ve asosyal biri ya da manipülatif ve narsistik ilişkilerden ve şiddetten bıkmış bir kurban bu bıkkınlıktan dolayı insandan soğuyabilir. Böylesi travmatik durumlarda yapay zekâ ile algoritmik arkadaşlık insanı ikame eden, insansız, yalıtılmış, hijyenik bir iletişim olabilir. Ama aslında bu daha karanlık bir yalnızlığın göstergesidir. Bir dua, bir tefekkür anı gibi sessiz düşünecek alanların kalmaması bu dijital gürültüler içinde gerçekleşen dijital ilişki ve algoritmik iletişim biçimi gerçek anlamda bir insanın verebileceği derinliği ve ruhsal tatmini veriyor gibi yapabilir. Ama veremez. Bu bir yanılgıdır, illüzyondur. Yapay zekâ hain bir arkadaştan daha da tehlikeli olabilir. Gerçek hayattaki kötü arkadaşlar, hırsları, kıskançlıkları, yalanları ve kötü özellikleri ile insana ait tahmin edilebilir hamleler yapabilir. Bir şekilde bu kötülüklerden kendimizi koruma ihtimalimiz olabilir. Ama insana ait olmayan bu dijital sistemler yani yapay zekanın algoritmasının arkasındaki ‘kara kutunun niyeti’ adı gibi karanlık olursa yani kötü olursa ondan bir insanın bilişsel olarak kurtulması çok zordur. Yani, ‘bıktım bu insanlardan!’ deyip de yapay zekayı tercih etmek mantıklı bir çözüm değil.” diye konuştu. Yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemiyor Prof. Dr. Feride Zeynep Güder, artık yapay zekasız bir dünya tahayyül edilemediğini belirterek, “Bunun içeriklerinin ve algoritmasının ne olduğu yine bu algoritmaları düzenleyenlerin elinde şekilleniyor. Bu algoritmik kültürdeki algoritmik dostluklar güvenli, insanı ve insani değerleri merkez alan bir ilişki şekillendirilmeli. Bizden çok üstün bir süper zekâ ile yazışmak onların yönlendirici olması, mantıklı cevaplar vermesi ve hızlı olmasından çok daha önemli bir sorumluluk almasını gerektirir. Bu algoritmik arkadaşlık ‘koruyucu bir arkadaşlık’ ise bu bağlamda riskli olsa bile kabul edilebilir.” ifadesinde bulundu. Çözüm yine insanda! Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, günümüzdeki haliyle, yapay zekânın asla bir insanın sıcaklığını, dokunuşunu, bir bakışındaki anlamı veya paylaşılan bir kahkahadaki o saf, kontrolsüz neşenin yerini tutamayacağını dile getiren Prof. Dr. Güder, “Amacımız, bu teknolojiyi insan ilişkilerinin yerine geçecek bir şey olarak değil, insan potansiyelini güçlendiren, özellikle dezavantajlı durumdakiler için gerçek ilişkilere açılan bir köprü olarak kullanılmasını teşvik etmektir. Görünen o ki, insanoğlunun hikayesi artık başka bir kurguda ilerliyor ve bu kurgunun içinde muhatabımız artık yüzü olmayan ama yüzü varmış gibi ruhu olmayan ama ruhu varmış gibi davranan bir simulatif bir kabuk ve bu kabuğun içindeki yüzen insan ruhu. Bu bağlamda, ‘İnsan dipsiz koskoca evrenin karanlığında yanan cılız bir mum ışığı, biz onun sönmemesi için ne gerekiyorsa yapmalıyız.’ diye bizi uyaran Elon Musk’ın söylemi de oldukça ironik. Çözüm yine insanda. İnsan ruhu ve insan bilinci bu sonsuz ve karanlık evrende cılız ve tek başına yanan bir mum ışığı ise onun kurtarıcısı ve yalnızlığını giderecek tek şey yine diğer insandır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

E-ticarette Yapay Zekâ Dönemi Haber

E-ticarette Yapay Zekâ Dönemi

Türkiye, yapay zekâ ve e-ticaret alanında hızla büyüyen bir pazar konumunda. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de e-ticaret hacmi 2024 yılında bir önceki yıla göre %61,7 artarak 3 trilyon 162 milyar TL'ye ulaştı. Bu süreçte yapay zekâ da e-ticaretin temel taşlarından biri haline gelerek, müşteri memnuniyetini artırma, operasyonel verimliliği optimize etme ve satışları artırma konularında şirketlere eşi benzeri görülmemiş fırsatlar sunuyor. Yapay zekâ algoritmaları, büyük veri setlerini analiz ederek müşteri davranışlarını anlıyor, kişiye özel ürün önerileri sunuyor ve satın alma süreçlerini daha akıcı hale getiriyor. Bu durum, online alışverişi sadece bir işlem olmaktan çıkarıp, her bir kullanıcı için özelleştirilmiş, akıllı ve otonom bir deneyime dönüştürüyor. Yeni Bir Döneme Giriliyor E-ticaret hacmindeki büyüme ve kullanıcı deneyimindeki değişim Agentic Commerce gibi yenilikçi yaklaşımlarla daha da ivme kazanmaya hazırlanıyor. Geleneksel alışveriş süreçlerinde kullanıcılar birçok site ve platform arasında bölünmüş, zaman alıcı bir yolculuk yaşarken; Agentic Commerce ile bu süreç, amaca ve niyete odaklı, akıllı AI agentlar tarafından baştan sona entegre edilmiş, akışkan ve kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüşüyor. Bu agentlar, kullanıcı ihtiyaçlarını önceden algılıyor, pazarlık yapıyor, seçenekler arasında geziniyor ve işlemleri otonom bir biçimde gerçekleştiriyor. McKinsey’in projeksiyonuna göre, yalnızca ABD’de 2030'a kadar agentic commerce ile yönetilen B2C pazarında yıllık 1 trilyon dolara yakın yeni gelir oluşturulması, küresel çapta ise bu rakamın 3-5 trilyon dolar seviyelerine ulaşması bekleniyor. "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, yapay zekânın sadece bir teknoloji trendi olmadığını, aynı zamanda bir iş yapış biçimi devrimi olduğunu vurguladı. Tunç, şunları söyledi: "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor. Artık müşterilere sadece ürün satmıyoruz; onlara akıllı, kişiselleştirilmiş ve sorunsuz bir deneyim sunuyoruz. Cerebrum Tech olarak, geliştirdiğimiz yenilikçi yapay zekâ çözümleriyle hem işletmelerin bu dönüşüme adapte olmalarını sağlıyor hem de son kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyoruz. Geleceğin perakendesi, veriyi anlayan, yorumlayan ve bu veriden değer üreten yapay zekâ sistemleri üzerine kurulacak." SEO'dan GEO'ya: Görünürlüğün yeni kuralları Agentic Commerce'in yükselişi, markaların dijital pazarlama stratejilerini de temelden değiştiriyor. Klasik SEO’nun etkisi zayıflarken, GEO (Generative Engine Optimization) öne çıkıyor. Markaların artık kataloglarını ve içeriklerini üretken yapay zekâ platformları tarafından kolayca okunup işlenebilecek şekilde hazırlaması gerekiyor. Gartner’ın verilerine göre, 2026’ya kadar geleneksel arama motoru kullanımı %25 azalacak; çünkü kullanıcılar ürün araştırması ve satın alma için giderek daha fazla yapay zekâ tabanlı çözümleri tercih ediyor. Araştırmalara göre, kullanıcıların yüzde 44’ü yapay zekâ destekli aramaları ana kaynağı olarak görüyor; klasik arama motorlarını tercih edenlerin oranı ise yüzde 31’de kalıyor. Bu ortamda Ayakta kalmak isteyen e-ticaret firmalarının; dijital stratejilerini dönüştürerek SEO’dan GEO’ya bütçe ve öncelik kaydırması; yapay zekâ sohbetlerini ve platformlarını yakından takip etmesi; tüm satış ve destek süreçlerini yapay zekâ sohbetine entegre etmesi kaçınılmaz bir hal alıyor. Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, bu yeni döneme adaptasyonun kritik önem taşıdığını belirtti: “İş ortaklarımızın bu yeni döneme hızla adapte olabilmesi için agentic AI çözümlerimizle müşteri davranışlarını anlık olarak analiz ediyor, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet içerikleri sunuyor ve GEO’ya tam uyumlu ürün katalogları geliştiriyoruz. Vizyonumuz, markaların yalnızca bugünün değil, geleceğin dijital ticaret ekosisteminde de birbirinden güçlü ve görünür hale gelmelerini sağlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-Ticarette Yapay Zekâ Dönemi Haber

E-Ticarette Yapay Zekâ Dönemi

"Agentic commerce" olarak tanımlanan bu yeni dönem, alışverişte keşiften satın almaya, teslimattan iadeye kadar tüm süreçleri yeniden tanımlıyor. Türkiye, yapay zekâ ve e-ticaret alanında hızla büyüyen bir pazar konumunda. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de e-ticaret hacmi 2024 yılında bir önceki yıla göre %61,7 artarak 3 trilyon 162 milyar TL'ye ulaştı. Bu süreçte yapay zekâ da e-ticaretin temel taşlarından biri haline gelerek, müşteri memnuniyetini artırma, operasyonel verimliliği optimize etme ve satışları artırma konularında şirketlere eşi benzeri görülmemiş fırsatlar sunuyor. Yapay zekâ algoritmaları, büyük veri setlerini analiz ederek müşteri davranışlarını anlıyor, kişiye özel ürün önerileri sunuyor ve satın alma süreçlerini daha akıcı hale getiriyor. Bu durum, online alışverişi sadece bir işlem olmaktan çıkarıp, her bir kullanıcı için özelleştirilmiş, akıllı ve otonom bir deneyime dönüştürüyor. Yeni Bir Döneme Giriliyor E-ticaret hacmindeki büyüme ve kullanıcı deneyimindeki değişim Agentic Commerce gibi yenilikçi yaklaşımlarla daha da ivme kazanmaya hazırlanıyor. Geleneksel alışveriş süreçlerinde kullanıcılar birçok site ve platform arasında bölünmüş, zaman alıcı bir yolculuk yaşarken; Agentic Commerce ile bu süreç, amaca ve niyete odaklı, akıllı AI agentlar tarafından baştan sona entegre edilmiş, akışkan ve kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüşüyor. Bu agentlar, kullanıcı ihtiyaçlarını önceden algılıyor, pazarlık yapıyor, seçenekler arasında geziniyor ve işlemleri otonom bir biçimde gerçekleştiriyor. McKinsey’in projeksiyonuna göre, yalnızca ABD’de 2030'a kadar agentic commerce ile yönetilen B2C pazarında yıllık 1 trilyon dolara yakın yeni gelir oluşturulması, küresel çapta ise bu rakamın 3-5 trilyon dolar seviyelerine ulaşması bekleniyor. "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, yapay zekânın sadece bir teknoloji trendi olmadığını, aynı zamanda bir iş yapış biçimi devrimi olduğunu vurguladı. Tunç, şunları söyledi: "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor. Artık müşterilere sadece ürün satmıyoruz; onlara akıllı, kişiselleştirilmiş ve sorunsuz bir deneyim sunuyoruz. Cerebrum Tech olarak, geliştirdiğimiz yenilikçi yapay zekâ çözümleriyle hem işletmelerin bu dönüşüme adapte olmalarını sağlıyor hem de son kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyoruz. Geleceğin perakendesi, veriyi anlayan, yorumlayan ve bu veriden değer üreten yapay zekâ sistemleri üzerine kurulacak." SEO'dan GEO'ya: Görünürlüğün yeni kuralları Agentic Commerce'in yükselişi, markaların dijital pazarlama stratejilerini de temelden değiştiriyor. Klasik SEO’nun etkisi zayıflarken, GEO (Generative Engine Optimization) öne çıkıyor. Markaların artık kataloglarını ve içeriklerini üretken yapay zekâ platformları tarafından kolayca okunup işlenebilecek şekilde hazırlaması gerekiyor. Gartner’ın verilerine göre, 2026’ya kadar geleneksel arama motoru kullanımı %25 azalacak; çünkü kullanıcılar ürün araştırması ve satın alma için giderek daha fazla yapay zekâ tabanlı çözümleri tercih ediyor. Araştırmalara göre, kullanıcıların yüzde 44’ü yapay zekâ destekli aramaları ana kaynağı olarak görüyor; klasik arama motorlarını tercih edenlerin oranı ise yüzde 31’de kalıyor. Bu ortamda Ayakta kalmak isteyen e-ticaret firmalarının; dijital stratejilerini dönüştürerek SEO’dan GEO’ya bütçe ve öncelik kaydırması; yapay zekâ sohbetlerini ve platformlarını yakından takip etmesi; tüm satış ve destek süreçlerini yapay zekâ sohbetine entegre etmesi kaçınılmaz bir hal alıyor. Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, bu yeni döneme adaptasyonun kritik önem taşıdığını belirtti: “İş ortaklarımızın bu yeni döneme hızla adapte olabilmesi için agentic AI çözümlerimizle müşteri davranışlarını anlık olarak analiz ediyor, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet içerikleri sunuyor ve GEO’ya tam uyumlu ürün katalogları geliştiriyoruz. Vizyonumuz, markaların yalnızca bugünün değil, geleceğin dijital ticaret ekosisteminde de birbirinden güçlü ve görünür hale gelmelerini sağlamak.”

Sanayinin Geleceğini Şekillendirecek En Önemli 4 Trend Haber

Sanayinin Geleceğini Şekillendirecek En Önemli 4 Trend

Küresel rekabetin sertleştiği, maliyet baskılarının arttığı ve teknolojinin üretim süreçlerine hızla entegre olduğu bir dönemde, Türkiye sanayisi kritik bir eşikten geçiyor. İşletmelerin verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik hedeflerini yeniden tanımlayan bu dönüşüm; robotik sistemlerden veri analitiğine, enerji yönetiminden CNC ekosistemindeki dijitalleşmeye kadar geniş bir alanı kapsıyor. Sanayi yatırımlarında yön belirleyici rol oynayan bu dört trend, 2026 ve sonrasında üretim modellerinin tamamen yeniden şekilleneceğini gösteriyor. Otomasyon ve robotik entegrasyon sanayinin yeni standardı oluyor Üretim hatlarında otomasyon sistemlerinin ve robotik çözümlerin hızla yaygınlaşması hem verimliliği hem de kalite tutarlılığını artıran en kritik faktörlerden biri hâline geldi. Robotik hücreler özellikle tekrarlayan operasyonlarda insan hatasını en aza indirirken, üretim bandının hızını artırarak rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. KOBİ’lerin dahi otomasyon yatırımlarına yönelmesi, dönüşümün sadece büyük ölçekli tesislerle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Yapay zekâ ve büyük veri, üretim yönetimini tamamen değiştiriyor Akıllı fabrika yaklaşımının merkezinde büyük veri analitiği ve yapay zekâ yer alıyor. Kestirimci bakım uygulamaları, makine duruşlarını azaltıyor; gerçek zamanlı veri analizi ise üretim akışını optimize ederek maliyetleri aşağı çekiyor. Bu dönüşüm; CNC tezgâhlarının performans takibinden enerji yönetimine kadar üretim hattının tüm bileşenlerini daha öngörülebilir, ölçülebilir ve kontrol edilebilir hâle getiriyor. Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği yatırım stratejilerinin merkezine yerleşiyor Enerji maliyetlerinin artması ve uluslararası regülasyonların sıkılaşması, işletmeleri daha düşük enerji tüketen, çevresel etkisi azaltılmış teknolojilere yönlendiriyor. Modern tesis tasarımları artık karbon ayak izinin azaltılması, geri dönüşüm odaklı süreçler ve enerji verimliliği kriterleriyle şekilleniyor. Bu değişim, sadece çevresel sorumluluk değil; aynı zamanda uzun vadeli rekabet avantajı sağlayan bir yatırım stratejisi olarak görülüyor. İleri üretim teknolojileri ve CNC ekosisteminde dijital dönüşüm hızlanıyor Yeni nesil CNC tezgâhları artık yüksek hassasiyet ve işleme kapasitesini dijital altyapı ile birleştiriyor. Uzaktan izleme, adaptif kontrol, yapay zekâ destekli performans analizi ve dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojiler, üretimde sıfıra yakın hata oranı ve daha kısa yatırım geri dönüş süresi sağlıyor. Özellikle otomotiv, savunma, enerji ve kalıp sektörlerinde dijitalleşmiş tezgâhların sağladığı rekabet avantajı giderek belirginleşiyor. “GNC Makina, bu dönüşüme uyum sağlayan değil; sektörde öncülük etmeyi hedefleyen bir oyuncu olarak konumlanıyor” Sanayinin geleceğini şekillendiren önemli trendleri hakkında değerlendirmelerde bulunan GNC Makina Genel Müdürü Gökhan Yıldız, “Sanayide yaşadığımız dönüşüm, yalnızca makine parkını yenilemekten ibaret değil; üretimin tüm katmanlarını etkileyen yapısal bir değişimden söz ediyoruz. Otomasyon, veri odaklı üretim ve sürdürülebilirlik, işletmelerin rekabet gücünü belirleyen en güçlü bileşen hâline geldi. GNC Makina olarak bu dönüşüme sadece uyum sağlamakla yetinmiyor, sektörde öncülük eden oyunculardan biri olmak için yatırımlarımızı ve stratejilerimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Türkiye’nin üretim gücü bu teknolojik sıçramayı ne kadar erken benimserse küresel rekabette o kadar güçlü bir konumlanma elde edeceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türk Telekom Ventures, Türkiye’nin Teknoloji Girişimlerini Küresel Arenanın Merkezine Taşıyor Haber

Türk Telekom Ventures, Türkiye’nin Teknoloji Girişimlerini Küresel Arenanın Merkezine Taşıyor

TT Ventures kurumsal girişim sermayesi şirketi, TT Ventures GSYF ve girişim hızlandırma programı PİLOT ile yenilikçi girişimleri destekliyor. TT Ventures girişim hızlandırma programı PİLOT ile bugüne kadar 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağlarken, bu girişimlerden 78’i yerli ve yabancı yatırımcılardan toplam 58 milyon dolarlık yatırım aldı. Yerli teknoloji girişimlerini küresel ekosistemle buluşturan kritik bir köprü görevi üstlenen TT Ventures PİLOT’un desteklediği girişimler ABD, EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) ve Asya dahil olmak üzere geniş bir coğrafyada faaliyet gösteriyor. Yapay zeka, makine öğrenmesi, büyük veri ve kuantum teknolojileri; dijital sağlık ve eğitim teknolojileri; biyoteknoloji; otomasyon ve robotik; siber güvenlik, e-ticaret ve sürdürülebilirlik; Saas alanlarında güçlü çözümler üreten girişimler, Türkiye’nin teknoloji ihracatına ve global rekabet gücüne katkı sunuyor. Global Girişimcilik Haftası’yla ilgili açıklamalarda bulunan Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, “Türk Telekom’un teknoloji alanındaki bilgi ve tecrübesi, geniş müşteri ağı ve uluslararası bağlantılarından aldığımız güçle girişimcilerin hem Türkiye’de hem de dünyada ölçeklenebilir iş modelleri geliştirmesine destek oluyoruz. Bugün ABD’den Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren girişimlerimiz, ülkemizin teknoloji üretim kapasitesini global ölçekte temsil ediyor. Bu uluslararası başarıların somut göstergelerinden biri olarak TT Ventures girişimlerinin portföy değeri 2025 yıl ortası itibarıyla 500 milyon doları aştı. San Francisco’daki ofisimiz aracılığıyla Türkiye’den doğan yenilikçi girişimleri Silikon Vadisi üzerinden dünyaya taşırken, küresel girişimcilik ekosistemindeki değerli birikimi de ülkemize kazandırıyoruz. TT Ventures olarak girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya ve Türkiye ile global pazarlar arasında stratejik bir köprü olmaya devam edeceğiz” dedi. Yerli teknoloji girişimlerinin uluslararası pazarlara açılmasına öncülük eden Türk Telekom, Türkiye’nin teknoloji girişimlerini küresel arenayla buluşturan kritik bir köprü görevi üstlenmeyi sürdürüyor. Türk Telekom’un kurumsal girişim sermayesi TT Ventures, girişimlerin yerel pazarda geliştirilmesinden küresel pazarlara açılmasına kadar tüm yolculuklarında yatırım, mentörlük, altyapı ile Türkiye ve ABD’de ofis alanı imkanı sunuyor. TT Ventures dahil olduğu küresel ağlarla girişimleri alanındaki en iyi yapılarla bir araya getirerek bilgi ve tecrübe paylaşımı sağlarken, uluslararası ve sürdürülebilir güçlü iş bağlantıları ile küresel ölçekte büyümelerini destekliyor. TT Ventures PİLOT’un girişimlere sunduğu desteğin klasik hızlandırma programlarının ötesine geçerek global bir büyüme modeline dönüştüğünün altını çizen Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, Global Girişimcilik Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada şunları söyledi; “TT Ventures olarak hedefimiz, Türkiye’nin yenilikçi girişimlerini yalnızca yerelde büyütmek değil, küresel arenaya taşıyacak güçlü bir ekosistem oluşturmak. TT Ventures PİLOT ile bugüne kadar 131 girişime toplamda 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağladık. Bu girişimlerden 78’i yerli ve yabancı yatırımcılardan toplam 58 milyon dolarlık yatırım aldı. Türk Telekom’un teknoloji alanındaki bilgi ve tecrübesi, geniş müşteri ağı ve uluslararası bağlantılarından aldığımız güçle girişimcilerin hem Türkiye’de hem de dünyada ölçeklenebilir iş modelleri geliştirmesine destek oluyoruz. Bugün ABD’den Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren girişimlerimiz, ülkemizin teknoloji üretim kapasitesini global ölçekte temsil ediyor. Bu uluslararası başarıların somut göstergelerinden biri olarak TT Ventures girişimlerinin portföy değeri 2025 yıl ortası itibarıyla 500 milyon doları aştı.” TT Ventures PİLOT’un desteklediği girişimlerin yapay zeka, makine öğrenmesi, büyük veri ve kuantum teknolojileri; dijital sağlık ve eğitim teknolojileri; biyoteknoloji; otomasyon ve robotik; siber güvenlik, e- ticaret ve sürdürülebilirlik; Saas alanlarında güçlü çözümler ürettiklerini ve 2 binden fazla kişiye istihdam sağladıklarını belirten Özhan, “12 haftalık PİLOT programımıza dahil olan girişimler, alanında uzman mentörlerle birebir çalışma fırsatı buluyor. PİLOT girişimleri Türk Telekom ile potansiyel iş birlikleri, geniş müşteri ve yatırımcı ağına erişim imkanı ve program sonunda TT Ventures’tan yatırım alma fırsatı yakalıyor. Girişimlere San Francisco, Tahtakale ve Atatürk Kültür Merkezi’ndeki (AKM) ofislerimizden ücretsiz yararlanma imkânı sunuyoruz. Programı tamamlayan girişimler, Silikon Vadisi’nde Stanford Üniversitesi ile TT Ventures’ın girişimlerine özel geliştirdiği tamamlayıcı programa katılmaya hak kazanıyor. San Francisco’daki ofisimiz aracılığıyla Türkiye’den doğan yenilikçi girişimleri Silikon Vadisi üzerinden dünyaya taşırken, küresel girişimcilik ekosistemindeki değerli birikimi de ülkemize kazandırıyoruz. TT Ventures olarak girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya ve Türkiye ile global pazarlar arasında stratejik bir köprü olmaya devam edeceğiz” dedi. TT Ventures’ın küresel teknoloji sahnesinde doğrudan konumlanması: Groq yatırımı TT Ventures yalnızca yerli girişimleri desteklemekle kalmıyor; küresel ölçekte çığır açan teknoloji şirketlerine yaptığı stratejik yatırımlarla Türkiye’nin uluslararası teknoloji arenasındaki yerini güçlendiriyor. Bu vizyon doğrultusunda TT Ventures GSYF, ABD merkezli ileri yapay zekâ işlemci şirketi Groq, Inc.’e yatırım yaparak portföyünü güçlü bir şekilde genişletti. Yatırımla ilgili değerlendirmelerde bulunan Özhan şöyle konuştu: “Groq’a yaptığımız yatırım, SPV (Special Purpose Vehicle) veya dolaylı araçlar üzerinden değil, doğrudan şirket ortaklık yapısına girerek gerçekleşti. TT Ventures, Türkiye’den çıkıp küresel teknoloji devlerinin doğrudan ortakları arasında yer almayı başaran az sayıdaki kurumsal fondan biri hâline geldi. Bu gelişme uluslararası arenadaki kararlılığımızın ve iddiamızın en somut göstergelerinden biridir. Groq’un ileri işlemci teknolojileri, Türkiye’deki girişimlere ilham verecek; aynı zamanda TT Ventures’ın küresel teknoloji ekosistemindeki etkisini daha da yükseltecek.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.