Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Büyüme

Kapsül Haber Ajansı - Büyüme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mehmet Şimşek’ten  UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu Haber

Mehmet Şimşek’ten UEZ’de Güçlü Ekonomi Vurgusu

İş ve ekonomi dünyasının kalbinin attığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026) başladı. 2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen UEZ, bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ana konuşmacısı olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin şoklara karşı dirençli olduğunu belirtti. İran savaşının etkilerinden bahseden Şimşek, “Bu büyük bir şok. Geçmişe oranla baktığınızda, bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz Boğazı çok kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol değil, gübre ve doğalgaz açısından da öyle. Geçmiş benzer savaş ve şoklarla karşılaştırdığımız zaman, petrol ve doğalgazda artışın çok fazla olduğunu görürsünüz. Ateşkes sürse dahi maalesef bir miktar küresel ve Türkiye ekonomisi açısından tahribat söz konusu. Enflasyon yukarı yönlü, büyüme aşağı yönlü, tedarikte sorunlar devam edecek. Bunun farkındayız. Çok daha kalıcı etkiler doğurduğunun farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve rehabilitasyon biraz zaman alacak. Jeopolitik olarak ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek” dedi. “Şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık” “Ümit ederim ABD ve Çin anlaşır ve daha büyük savaşlar olmaz” diyen Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye olarak dayanıklı olduğumuzu geçen yıl ispatladık, bu yıl da ispatlayacağız. Geçen yıl ticaret savaşlarının yarattığı hareketlilik, volatilite, 12 günlük savaş, kuraklık; bütün bunlar önemli gündem maddeleriydi. Bu şokları önemli kayıplar yaşamadan programla atlattık. Program kendini kanıtladı, kendi rüştünü ispat etti. Peki bu sene içinden geçtiğimiz sıkıntıları atlatabilecek miyiz? Enerjide o bölgeye olan bağımlılığımız çok az. Petrolde hemen hemen bağımlılığımız yok. Türkiye’nin dayanıklılığının en önemli ayağı, maliye politikasının sağlam yapıda olması. 2023’te büyük bir deprem yaşadık. EYT gibi konular da vardı; bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3’ün altına düşürdük. Açığın millî gelire oranının düşük olması önemli. Bu da bize politikada manevra alanı sağlıyor. Bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kurda önemli bir artış yaşansa bile, faizlerde önemli bir artış yaşansa bile, büyümede düşüş görsek bile, Türkiye’nin kamu borcunun millî gelire oranı düşük olduğu için rahat atlatabiliyoruz. Özel ve kamu borçluluğunun toplamına baktığımızda da geçmişe oranla düşük. Bu nedenle bu şoku da atlatacağız.” Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor Savaş döneminde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını ifade eden Mehmet Şimşek, şöyle konuştu: “Vatandaşların bize ve programa olan güveni önemli. Vatandaşların dövize olan talebi geçmişte çok yüksek olurdu. Bugün o kadar değil. Altına yönelik talebin olduğunu ise görüyoruz. Programın raydan çıkmasını engelleyeceğiz. Fiyat istikrarı ve mali disiplin konusunda gerekeni yapacağız. Bu savaşın etkilerini rakama dökecek olursak; yılbaşından itibaren petrol fiyatı yılın tamamı için 81 dolar öngörülüyor. Bunu baz alırsak bizim enflasyon 3 puan yüksek seyredebilir. Bizim öngörümüz 65 dolardı. Cari açık bir puan yükselir, onu yönetebiliriz. Büyüme yarım puan veya bir puan düşebilir. Benim buradaki mesajım şu: Bütün bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz. Programı etkiler ama rayından çıkarmaz. Bu önemli bir şok ama bu şoku yönetilebilir görüyoruz. Türkiye dezenflasyonda kararlı olduğunu ortaya koyuyor. 65’lerden 30’lara düştü. Hedefimiz 20’lerin altıydı. Piyasa enflasyonu 25 civarı görüyor. Ateşkes devam ettiği takdirde enflasyonu düşük tutmak için çalışmaya devam edeceğiz. Uzun vadede cari açıkta azalma bekliyoruz. Petrol ve doğalgazda üretimimiz artıyor. Daha fazla enerjiyi yenilenebilir enerjiden üretiyoruz. Bizim hizmet ihracatında çok güçlü bir pozisyonumuz var. En önemlisi, biz şu anda sanayi politikalarıyla sanayide dönüşümü başarıyoruz.” Philip Hammond: “ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu” Birleşik Krallık Eski Dışişleri ve Maliye Bakanı Lord Philip Hammond ise “Jeopolitik Parçalanma Çağında Global Ekonominin Geleceği” başlıklı konuşmasında; yapay zekâ destekli teknolojiler, demografik dönüşüm ve iklim değişikliğiyle bağlantılı enerji güvenliği gibi başlıkların küresel gündemi belirlemeyi sürdürdüğünü vurguladı. Teknolojik dönüşümün küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğine dikkati çeken Hammond, 2015 yılına atıfta bulunarak şu değerlendirmeyi yaptı: “2015 yılında ben mesela bireysel olarak şuna şahit oldum. ABD, Çin'in ekonomik bir oyuncu olarak gücünü tanımadığı için çok pişman oldu. Çünkü gerçekten bu çok çok büyük, önemli sonuçları olacak bir stratejik hataydı. Özellikle de daha sofistike teknolojilere erişim açısından…Bu konuda bir pişmanlık yaşadılar. Ama maalesef çok geç olmuştu. Çünkü Çin dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden ve kuvvet merkezlerinden biri oldu.” Philip Hammond, Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yalnızca karbonsuzlaşma hedefleriyle değil aynı zamanda yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybı riskiyle de karşı karşıya kaldığını kaydetti. Avrupa’nın 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmasına şüphe ile yaklaştığını belirten Hammond, “Çünkü burada gerçekten çok görünür olmayan bir takım beklenmedik etkiler olacak. Ve bu etkiler nedeniyle de bazı fırsatlar gözden kaçmış olacak. Kısa vadede beklenen pozitif etkiler gerçekleşmedi. Rekabetçilik perspektifinden bakıldığında, birçok ülkenin karbonsuzlaşma hedeflerine yaklaşmakta dahi zorlanacağını düşünüyorum.” dedi. Küresel ekonominin yeniden şekillendiğini ifade eden Hammond,son dönemdeki küresek gelişmelerin özellikle enerji güvenliği üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını ve mevcut ekonomik trendleri doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi. Jeopolitik gelişmeler belirleyici oluyor RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, açılışta yaptığı konuşmada jeopolitik gelişmelere dikkat çekti. Çamlıbel, “Ekonomi ve iş hayatında atabileceğimiz adımlar, alabileceğimiz kararlar ve bu kararların etkileri giderek daha fazla bu sınırın içinde şekilleniyor. Küresel enflasyon, altın fiyatları, döviz pariteleri, petrol fiyatları ve tedarik zincirleri; artık büyük ölçüde jeopolitik, uluslararası ve askeri gelişmeler tarafından belirleniyor” dedi. Orta ve uzun vadede Türkiye adına olumlu bir tablo olduğunu dile getiren Çamlıbel, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak kısa vadede karşı karşıya olduğumuz dalgalanmalarla nasıl mücadele edeceğimiz en kritik sorulardan biri olarak öne çıkıyor. Bu belirsizlik ortamında şirketler de stratejilerini ve süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Gündemlerine üç temel kavramı almış durumdalar: Dayanıklılık, risk azaltma ve çeşitlendirme. Amaç, belirsizlikleri yönetebilmek ve sürprizlere karşı hazırlıklı olmak. Ben de bu zirvede yer alan değerli konuşmacıların ve oturumların, tam da bu çerçevede yol gösterici öngörüler sunmasını bekliyorum. Elbette yalnızca jeopolitik cam tavanı değil, onun altındaki oyun alanımızı da konuşmalıyız. Yapay zekâ, dijitalleşme, sürdürülebilirlik, dayanıklılık, değişen küresel dengeler ve start-up ekosistemi gibi başlıklarda yapılacak tartışmaları da büyük bir heyecanla takip ediyorum.” Geleceğe dair yön belirleyecek liderler bir arada UEZ 2026’nın açılış konuşmasını yapan Capital&Ekonomist&StartUp Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük, bu yılki zirveyi dünya çapında yaşanan büyük kırılmayı birlikte analiz edebilecek bir kurguyla tasarladıklarını belirtti. “Geleceğe dair yönümüzü belirlememize katkı sağlayacak değerli fikir liderlerini bir araya getirdik” diyen Büyük, dünya ekonomisinin artık öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı olmaktan hızla uzaklaştığını vurguladı. Sedef Seçkin Büyük, şunları söyledi: “Jeopolitik fay hatları derinleşiyor, ticaret blokları sertleşiyor. Dünyanın en güçlü ülkeleri arasındaki teknoloji rekabeti stratejik bir mücadeleye dönüşüyor. Bu yeni düzende büyüme ve kârlılık artık temel parametreler olarak yeterli değil. Dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve stratejik konumlanma belirleyici hale geliyor. Bu nedenle UEZ 2026’nın ana temasını ‘Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası’ olarak belirledik. Çünkü artık mesele değişimin olup olmayacağı değil; bu değişimin kim tarafından, nasıl ve hangi kurallarla yönetileceği. Bugün küresel ekonomi yalnızca piyasa dinamikleriyle şekillenmiyor. Siyasi kararlar; sosyal hayatın, iş dünyasının ve ticaretin kurallarını doğrudan yeniden yazıyor. Artık mesele sadece değişime uyum sağlamak değil. Mesele, belirsizliği yönetmek ve yön tayin edebilmek. UEZ 2026 bu nedenle bir konferans olmanın ötesinde; derinlikli bir fikir ve yön belirleme platformudur. Burada ortaya konacak fikirler ve öneriler, yalnızca bugünü değil, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini de şekillendirecek.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Özellikle Pandemiden Sonra Çözüm Ülkesi Oldu Haber

Türkiye Özellikle Pandemiden Sonra Çözüm Ülkesi Oldu

2012 yılından bu yana Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez Türkiye ve dünyanın saygın siyasetçilerini, iş dünyası liderlerini ve akademisyenlerini ağırlıyor. Bu yıl “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana sponsorluğunu Tera Finans Grubu üstleniyor. Zirvenin ikinci paneli, “Küresel Ticarette Yeni Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası” başlığıyla düzenlendi. Şölen’in sponsor olduğu panelin moderatörlüğünü yapan LC Waikiki Mağazacılık Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Berna Akyüz Öğüt, küresel gelişmelerden bahsederek bunların Türkiye ekonomisine etkilerine değindi. Şölen İcra Kurulu Başkanı ve CEO’su Erdoğan Çoban, son dönemde artan maliyet baskılarına ve küresel tedarik zincirindeki kırılmalara dikkat çekti. Kakao fiyatlarının son iki yılda yaklaşık beş kat arttığını belirten Çoban, “En büyük hammaddemiz olan kakaoyu 2 bin pound seviyesinden 10 bin pound seviyesine almak zorunda kaldık. Bu, bizim gibi büyük üreticiler için ciddi bir maliyet şoku anlamına geliyor. Ancak bu süreci etkin şekilde yönetiyoruz. Bu tablo, gıda güvenliği açısından küresel tedarik zincirlerinin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu net şekilde ortaya koyuyor.” dedi. Her sektörün kendine özgü zorlukları bulunduğunu vurgulayan Çoban, Türkiye’nin bu yeni dönemde öne çıkan üç temel avantajına işaret etti. Türkiye’nin lojistik açıdan stratejik bir konumda bulunduğunu belirten Çoban, Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya sevkiyat sürelerinin 30-45 günlerden krizlerle birlikte 2-3 aya kadar uzadığını, buna karşın Türkiye’den aynı pazarlara 2-3 gün içinde erişim sağlanabildiğini ifade etti. Güvenilirliğin de en az maliyet kadar kritik hale geldiğini vurgulayan Çoban, Türkiye’nin uluslararası anlaşmalar ve jeopolitik konumu sayesinde bu alanda güçlü bir pozisyona sahip olduğunu dile getirdi. Gıda arz güvenliği konusunda ise Türkiye’nin stratejik bir partner olabileceğini belirten Çoban, artan korumacılık eğilimleri ve iklim değişikliğinin yarattığı risklerin bu alanı daha da kritik hale getirdiğini söyledi. Türkiye’nin bu süreçte bölge ülkeleriyle stratejik gıda anlaşmaları geliştirmesi gerektiğine dikkati çeken Çoban, şunları kaydetti: “Türk şirketleri küresel krizler karşısında o kadar kuvvetli ki bunun gerçekten ben çok büyük bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Hem coğrafyanıza hem de yakın coğrafyaya bakarsak. Bu avantajı kullanmalıyız. Çünkü Türkiye, özellikle pandemiden sonra bakarsak, çözüm ülkesi oldu. Yani Türkiye, en büyük krizlerin normale çeviren bir ülke pozisyonuna giriyor. Biz de Şölen olarak, Türkiye'nin stratejik pozisyonunun bizim avantajımız olduğunu düşünüyorum.” “Talep artışı düşük emisyon kaynaklarıyla karşılanmalı” SHELL Türkiye Ülke Başkanı Ahmet Erdem, jeopolitik gerginliklere değinerek 70’lerden bu yana böyle bir dönem yaşanmadığını söyledi. Erdem, şöyle konuştu: “Hemen hemen her ülkenin ekonomisine yansır bir durum söz konusu oldu. Enerjiyi farklı kaynaklardan almaya çalıştıkları için fiyatlarda yükselme oldu. Dünyanın en büyük petrol üretim, refinaj sistemleri var. Orada çalışanların da güvenliğinin sağlanması lazım. Savaşın insani boyutu var. Buradan üretilen ürünlerin dünyaya ulaştırılması lazım. Başka kaynaklardaki üretimlerin artırılması, rotaların değiştirilmesi gibi yollar uygulanabilir. Bunlar kısmi çare oldu ama çok da etkili olmadı. Ateşkesin devamı ve belki de sonra kalıcı barışın sağlanmasıyla körfezden geçen serbest bir yapıya kavuşması olabilir. Yenilebilir enerji kaynaklarına erişimin hızlı olmadığını da görüyoruz. Bildiğimiz bir şey var. Talep artışı devam edecek. Bizim bunu daha az emisyon kaynaklarıyla karşılamamız lazım.” “Küresel ticaret kuralları yeniden yazılıyor” Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural ise değerlendirmesinde, son yıllarda küresel ölçekte ardı ardına yaşanan kırılmalara işaret etti. Pandemi sürecinin ardından yeni bir ekonomik düzene geçildiğini belirten Kural, mevcut savaş ortamının da bu dönüşümü derinleştirdiğini anlattı. Küresel ticaret kurallarının yeniden yazıldığına dikkati çeken Kural, dayanıklı tüketim sektörünün bu değişimi doğrudan hissettiğini vurguladı. Faaliyet gösterilen ülkelerde yerel regülasyonların sık sık değiştiğini, bu yerel etkilerin küresel ticarete doğrudan yansıdığını belirten Kural, pandemi döneminde yaşanan talep patlaması ve arz sıkıntılarının ardından talebin normalleşmeye başladığını ancak bu sürecin savaşın etkileriyle yeniden sekteye uğradığını dile getirdi. Cem Kural, geçmişte rekabetin Kore ve Japonya merkezli konuşulurken bugün Çin eksenine kaydığını belirterek, rekabetin dinamik yapısının devam edeceğini vurguladı. Kural, bu süreçte asıl belirleyici unsurun globalleşme ile birlikte operasyonel mükemmelliğin sağlanması olduğunu ifade ederek, yapay zeka destekli verimlilik artışlarının tüm değer zincirine entegre edilmesinin kritik hale geldiğini sözlerine ekledi. “Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı 2026’da 6,15 trilyona ulaşabilir” Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, teknolojinin günlük yaşamla giderek daha fazla entegre hale geldiğini vurgulayarak, küresel bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) pazarının mevcut durumu ve büyüme dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Büyümenin ana itici güçlerinin veri merkezleri, yapay zekâ odaklı yazılımlar ve servisler olduğunu belirten Hantaloğlu, 2025 yılında küresel BİT pazarının yüzde 10 büyüyerek 5,5 trilyon dolara ulaştığını, 2026 yılında ise yüzde 11’lik büyümeyle 6,15 trilyon dolara çıkmasının beklendiğini ifade etti. Türkiye özelinde bilgi teknolojileri tarafında güçlü bir ivme yakalandığını vurgulayan Hantaloğlu, iletişim segmenti hariç tutulduğunda pazarın son 4-5 yılda yaklaşık iki kat büyüyerek 10 milyar dolardan 23 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtti. Bilgi ve iletişim teknolojileri toplam pazar büyüklüğünün ise 2025 yılı için henüz resmi olarak açıklanmadığını, ancak kendi öngörüsünün yaklaşık 40 milyar dolar seviyesinde olduğu bilgisini paylaştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MNG Havayolları’ndan Avrupa’da Stratejik Yatırım Haber

MNG Havayolları’ndan Avrupa’da Stratejik Yatırım

MNG Havayolları’nın iştiraklerinden Slovenya merkezli Solinair, Avrupa’daki büyüme stratejisi doğrultusunda yeni hangar yatırımının açılışını Slovenya Cumhurbaşkanı Sayın Nataša Pirc Musar’ın katılımıyla gerçekleştirdi. Slovenya’nın Ljubljana Havalimanı’nda (LJU) yer alan tesis, Avrupa’daki bakım ve operasyon altyapısını güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Yeni tesisle birlikte Solinair’in bakım, onarım ve revizyon (MRO) alanındaki operasyonel kapasitesini artırarak Avrupa pazarındaki varlığını daha da güçlendirmesi hedefleniyor. Avrupa’da artan bakım ihtiyacına çözüm Avrupa havacılık sektöründe; filo büyümesi, uçak yaş ortalamasının yükselmesi ve bakım kapasitesindeki sınırlılıklar, MRO hizmetlerine olan ihtiyacı artırıyor. Bu doğrultuda hayata geçirilen yatırımın, bölgedeki kapasite ihtiyacına katkı sağlaması bekleniyor. Toplam 6 bin metrekarelik hangar alanı ile birlikte tesisin toplam kapalı alanı 8 bin metrekareye ulaştı. Aynı anda 6 uçağa hizmet verebilecek kapasitede tasarlanan tesis, hat hizmetleri ve üs bakım hizmetlerini birlikte sunuyor. MNG Havayolları’nın Avrupa stratejisinde önemli adım Yatırımı değerlendiren Solinair Yönetim Kurulu Üyesi ve MNG Havayolları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökay Özdemir, şunları söyledi: “Solinair olarak, yüksek kaliteli ve güvenilir bakım kapasitesine olan ihtiyacın arttığını görüyoruz. Slovenya, güçlü teknik altyapısı ve nitelikli iş gücüyle bu hedef için doğru bir zemin sunuyor. Yeni tesis, operasyonlarımızı daha ölçeklenebilir hale getirirken aynı zamanda insan kaynağına yatırım yapmamıza da imkan tanıyor. Operasyonlarımız büyüdükçe, teknik yetkinliklerin gelişimine ve havacılık alanında nitelikli iş gücünün artmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.” Bölgesel havacılık ekosistemine katkı Yeni hangarın yalnızca operasyonel kapasiteyi artırmakla kalmayıp, aynı zamanda bölgedeki havacılık ekosistemine de katkı sağlaması öngörülüyor. Yatırım sayesinde Solinair’ın potansiyel iş birlikleri ile güçlenerek özellikle teknik ve eğitim gibi süreçlerinde dış bağımlılığını azaltması hedefleniyor. Tesisin, hali hazırda Lufthansa, Swissair, Finnair, Air Dolomiti ve Helvetic Airways gibi uluslararası havayolu şirketleri ile uzun vadeli iş anlaşmaları bulunuyor. Solinair bu yatırımla birlikte Avrupa’da bakım, onarım ve revizyon alanında daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefliyor. Şirketin, teknik uzmanlık, operasyonel disiplin ve uzun vadeli büyüme odağıyla bölgedeki faaliyetlerini genişletmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı Haber

DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026 Yayımlandı

Küreselleşme, yükselen jeopolitik gerginliklere, artan ABD gümrük vergilerine ve gelecekteki ticaret politikalarına ilişkin benzeri görülmemiş belirsizliğe rağmen, tarihsel olarak yüksek bir seviyede seyretmeye devam ediyor. Bu durum, DHL ve New York Üniversitesi Stern School of Business tarafından açıklanan DHL Küresel Bağlantılılık Raporu 2026'nın temel bulgularından biri. Uluslararası ticaret, sermaye, bilgi ve insan akışlarını takip eden 9 milyondan fazla veri noktasına dayanan rapor, küreselleşmenin mevcut en kapsamlı görünümünü sunuyor. Avrupa en küresel bağlantılı bölge oldu Raporun bölgesel sıralamasında Avrupa, Kuzey Amerika ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın üstünde yer alarak bir kez daha dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi oldu. Avrupa’nın lider konumu, bölge içindeki güçlü ekonomik bağlarla ve dünya genelinde son derece geniş bir küresel erişimin birleşimiyle destekleniyor. Bu durum, birçok Avrupa ekonomisinin hem bağlantı derinliği hem de coğrafi yaygınlık göstergelerinde sergilediği güçlü performansta da görülüyor. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinin birlikte hareket etmesi, bölgenin dünyanın en küresel bağlantılı bölgesi konumunu pekiştiriyor. Hollanda, küresel sıralamada 3’üncü sırada yer alıyor ve yalnızca dünyanın 19’uncu büyük ekonomisi olmasına rağmen küresel akışların 6’ncı en büyük hacmini oluşturuyor. Bu, ülkenin önemli bir lojistik geçit olduğunu vurguluyor. Birleşik Krallık, 9’uncu sırada yer alıyor ve son derece çeşitlendirilmiş uluslararası ilişkileri sayesinde akışların coğrafi kapsamı açısından dünyada ilk sırada yer alıyor. 14’üncü sırada bulunan Almanya, Avrupa’nın en büyük ekonomisi ve güçlü biçimde entegre olmuş bir merkez olmayı sürdürüyor. Almanya’nın akışlarının üçte ikisi Avrupa içinde gerçekleşirken, küresel ölçekte de güçlü bir çeşitliliğe sahip. Fransa, 22’nci sırada yer alıyor ve hem ülkeye gelen hem de ülkeden çıkan greenfield doğrudan yatırımların coğrafi çeşitliliğinde dünya lideri konumunda öne çıkıyor. İtalya ise 28’inci sırada yer alarak güçlü Avrupa içi bağlantıları, dünyadaki en geniş küresel etki alanlarından biriyle birleştiriyor. Bunun yanı sıra İspanya, Polonya, Çekya, Macaristan ve Romanya gibi Güney ve Doğu Avrupa pazarları, Avrupa içindeki güçlü ekonomik bağlantılar sayesinde bölgenin konumunu daha da güçlendiriyor. Türkiye ise Asya ve Orta Doğu’ya açılan bir köprü rolü üstlenerek Avrupa’nın küresel bağlantılılık konumuna katkı sağlıyor. Küreselleşme 2022'den bu yana sağlamlığını koruyor Rapor, küreselleşmeyi yüzde 0'dan (sınır ötesi akış yok) yüzde 100'e (sınırların ve mesafenin hiçbir etkisi yok) kadar bir ölçekte takip ediyor. Bu doğrultuda global küreselleşme seviyesi 2025 yılında, 2022'deki rekor seviyeye paralel olarak yüzde 25 oldu. DHL Express CEO'su John Pearson, "Küreselleşme, direnmeye devam ediyor ve sadece bu bile ne kadar değerli olduğunun göstergesi. Yoksulluktan iklim değişikliğine kadar dünyanın en büyük sorunları ancak küresel düşünme yoluyla çözülebilir. DHL Küresel Bağlantılılık Raporu, ülkelerin ve şirketlerin ulusal sınırların arkasına çekilmediğini gösteriyor, bu iyi bir haber. DHL, pazarları, işletmeleri ve insanları birbirine bağlayarak belirsiz zamanlarda bile uyum sağlayabilmeleri, çeşitlenebilmeleri ve yeni fırsatlar yakalayabilmeleri için küresel bağları güçlendiriyor" dedi. DHL Express Avrupa CEO’su Mike Parra, " Avrupa, bu küresel ağda kilit bir rol oynuyor. Bölge, dünyanın herhangi bir bölgesine kıyasla en geniş küresel etki alanlarından birini derin ekonomik entegrasyonla birleştiriyor. Bu benzersiz konum, Avrupalı şirketlerin rekabetçi kalmasını, dayanıklılığını korumasını ve dünyanın her bölgesindeki büyüme fırsatlarıyla bağlantıda kalmasını sağlıyor. DHL olarak biz de bu bağlantıyı, sektördeki en güvenilir ve en esnek uluslararası ekspres ağıyla desteklemeye kararlıyız” dedi. 2025’teki yüzde 25'lik küreselleşme seviyesi, dünyanın tam anlamıyla küreselleşmekten ne kadar uzak olduğunun da altını çiziyor. Birçok alanda, politika kısıtlamaları olmasa uluslararası akışların daha da artabileceği belirtiliyor. Yapay zekânın yükselişi ve gümrük vergisi artışlarını aşma yarışı 2025'te ticareti artırdı Küresel ticaret 2025 yılında, dalgalı Covid-19 dönemi hariç, 2017'den bu yana herhangi bir yıldan daha hızlı büyüdü. ABD'li ithalatçılar tarife artışları öncesinde yılın başlarında sevkiyatları hızlandırdı. ABD'nin ithalatı önceki yıl seviyelerinin altına düştü, ancak Çin'in ABD dışındaki pazarlara ihracatındaki artış küresel ticaret hacimlerinin korunmasına yardımcı oldu. Ülkeler ve şirketler yapay zekâ altyapısı kurmak için yarışırken, yapay zekâ ile ilgili malların ticareti de arttı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) rakamlarına göre, yapay zekâ ile ilgili ürünler 2025'in ilk üç çeyreğinde mal ticaretindeki büyümenin yüzde 42'sini oluşturdu. Ticarette son durum: yüksek gümrük vergilerine rağmen büyüme devam ediyor İleriye bakıldığında, ABD'nin son gümrük vergisi artışlarının 2026'da ticaret büyümesini mütevazı bir şekilde yavaşlatması, ancak durdurmaması bekleniyor. Küresel mal ticaretinin 2029 yılına kadar, geçtiğimiz on yıla paralel olarak yılda ortalama yüzde 2,6 oranında genişleyeceği öngörülüyor. ABD'nin tarife artışlarına rağmen ticaretin büyümeye devam etmesinin bir nedeni, ABD’nin ticaretin büyük bir kısmına dahil edilmemesi. 2025 yılında ithalatın yüzde 13'ü ABD'ye yapılırken, ihracatın yüzde 9'u ABD'den yapıldı. Ayrıca birçok ülke alternatif pazarlara erişim sağlamak için yeni ticaret anlaşmaları gerçekleştirmeye çalışıyor. Bilgi akışları engellerle karşılaşıyor, insan akışları yeni zirvelere ulaşıyor Rapor, ticaretin ötesinde diğer uluslararası akışlarda da farklılaşan eğilimler tespit ediyor: Sermaye: Yatırımların yabancı piyasalardan iç piyasalara doğru geniş çaplı bir kayma göstermediği görülüyor. Çok uluslu şirketler, yurt dışı satışlarında hala rekorlara yakın paylar elde ediyor. Açıklanan sıfırdan yabancı doğrudan yatırımlar (YDY) 2025 yılında düşerken, toplam YDY akışları arttı ve sınır ötesi birleşme ve satın alma faaliyetleri güçlü kalmayı sürdürdü.Bilgi: Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca, en büyük küreselleşme kazanımları bilgi akışları sayesinde elde edildi. 2021'den bu yana büyüme yavaşladı ve daha değişken hale geldi. Jeopolitik gerilimler ve veri akışına getirilen kısıtlamalar artık bilginin küreselleşmesini önemli ölçüde sınırlıyor olabilir.İnsanlar: Covid-19 döneminde sert şekilde düşen insan hareketliliği tamamen iyileşti. Son veriler uluslararası seyahat, öğrenci hareketliliği ve göçün rekor seviyelere ulaştığını gösteriyor. Singapur ülke sıralamasında lider, bölgeler arasında Avrupa ise birinci sırada Raporun ülke sıralamasında Singapur yine dünyanın en küreselleşmiş ülkesi olarak yer alırken, onu Lüksemburg ve Hollanda takip ediyor. Bölgesel sıralamada Avrupa en küreselleşmiş bölge olurken, onu Kuzey Amerika ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika takip ediyor. Birleşik Krallık, küresel akışların en geniş coğrafyaya yayıldığı ülke olarak öne çıkarken, Birleşik Arap Emirlikleri 2001 yılından bu yana küreselleşmede en büyük artışı kaydeden ülke oldu. ABD-Çin gerilimi küresel akışların sadece küçük bir kısmını etkiliyor Rapor ayrıca dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki bağların zayıflamaya devam ettiğini ortaya koyuyor. Ancak bu bağlar küresel perspektifte şaşırtıcı derecede küçük. Örneğin, ABD ile Çin arasındaki ticaret 2015'te zirve yaptığında dünya ticaretinin yüzde 3,6'sını oluştururken, 2024'te yüzde 2,7'ye ve 2025'in ilk üç çeyreğinde sadece yüzde 2,0'a geriledi. Uluslararası ticari yatırımlardaki ABD-Çin payı 2025'te yüzde 1'den az olmasıyla daha da düştü. Rakip ülkelere bölünme yok ABD ve Çin ayrışırken bile, çoğu ülke uzun süreli ortaklarıyla ilişki kurmaya devam ediyor. Son on yılda küresel mal ticaretinin, sıfırdan doğrudan yatırımların ve sınır ötesi birleşme ve satın almaların sadece yüzde 4-6'sı jeopolitik rakiplerden uzaklaştı. Bu akışların çoğu yakın müttefiklere değil, Hindistan ve Vietnam gibi esnek jeopolitik konumlara sahip ülkelere yöneldi. Genel olarak, dünya ekonomisi rakipler arasında geniş bir bölünmeden uzak. NYU Stern Yönetimin Geleceği Merkezi DHL Küreselleşme Girişimi Direktörü Prof. Steven A. Altman, "Küreselleşmeyi çevreleyen siyaset ve politika, ülkeler arasındaki gerçek akışlardan çok daha değişken. Küresel ticaret kalıpları 2025 yılında normal bir yılda olduğundan daha fazla ancak; Ukrayna'daki savaşın ilk aşamaları gibi yakın zamandaki diğer aksaklıklar sırasında olduğundan daha az değişti. Sağlıklı karar vermek için küresel iş ilişkilerinin gerçekten ne kadar değiştiğini göz önünde bulunduran bir bakış açısı gerekiyor. Küreselleşmeye yönelik riskler gerçek, ancak küresel akışların dayanıklılığı da öyle" dedi. Ticarete konu mallar ve sıfırdan doğrudan yabancı yatırımlar rekor mesafelere ulaştı Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri endişeleri, küreselleşmeden bölgeselleşmeye doğru bir kayma beklementisine yol açtı. Ancak 2025 yılında, ticareti yapılan mallar kayıtlardaki en uzun ortalama mesafeyi kat etti (5.010 kilometre). Sıfırdan DYY projeleri için ortalama mesafe de yeni bir zirveye (6.250 kilometre) yükseldi. Diğer uluslararası akışların çoğu daha uzun mesafelere yayılıyor ve daha uzun mesafeler daha az bölgeselleşmeye işaret ediyor. Küresel ticaretten bölgesel ticarete doğru geniş çaplı bir geçiş olacağı yönündeki tahminler henüz gerçekleşmiş değil. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emlak Katılım Halka Arz Sürecini Başlattı Haber

Emlak Katılım Halka Arz Sürecini Başlattı

Reel ekonomiye sağladığı katkı, müşteri odaklı hizmet anlayışı ve sürdürülebilir finans yaklaşımıyla Türkiye ekonomisine değer katan Emlak Katılım, istikrarlı büyüme vizyonu ve güçlü finansal performansı doğrultusunda halka arz sürecinde önemli bir adım atarak izahnamesini Sermaye Piyasası Kurulu (“SPK”) onayına sundu. İzahname henüz SPK tarafından onaylanmamış ve inceleme sürecinde olup, onay sürecinin tamamlanmasını takiben SPK tarafından onaylı izahname ve halka arza ilişkin detaylar kamuoyu ile paylaşılacaktır. Halka arz kapsamında herhangi bir yatırım kararı Sermaye Piyasası Kurulu’nun onayını müteakip verilmeli ve yatırımcılar bu kararlarını nihai İzahname’de yaptıkları incelemelere dayandırmalıdır. Emlak Katılım’ın izahnamesine www.emlakkatilim.com.tr adresli internet sitesinden ve halka arzda satışa aracılık edecek Halk Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi’nin (“Halk Yatırım”), Garanti Yatırım Menkul Kıymetler Anonim Şirketi’nin (“Garanti Yatırım”) ve İş Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi’nin (“İş Yatırım”) sırasıyla, www.halkyatirim.com.tr, www.garantibbvayatirim.com.tr ve www.isyatirim.com.tr adresli internet siteleri üzerinden ulaşılabilmektedir. SPK’ya resmi başvuru tarihi 07 Nisan 2026 olup Emlak Katılım’ın halka arzında Halk Yatırım, Garanti BBVA Yatırım ve İş Yatırım konsorsiyum lideri aracı kurumlar olarak yer alacaktır. Banka paylarının halka arzı ile bankacılık ve finans sektöründe yenilikçi çözümler sunmaya devam ederken, sürdürülebilir büyüme stratejilerini destekleyecek finansman kaynaklarını çeşitlendirmeyi, uzun vadeli yatırımlar için güçlü bir sermaye yapısı oluşturmayı, kurumsal yapısını güçlendirmeyi ve hem ulusal hem de uluslararası yatırımcı tabanını genişletmeyi hedeflemektedir. Halka arzdan elde edilecek fonun yüzde 50-60’ının yatırım finansmanı, yüzde 20-25’inin işletme sermayesinin güçlendirilmesi ve yüzde 20-25’inin özkaynağın güçlendirilmesi için kullanılması planlanmakta olup, Fonun Kullanım Yeri Raporu; Emlak Katılım, Halk Yatırım, Garanti Yatırım ve İş Yatırım’ın internet sitelerinde yayımlanmıştır. Gerçekleştirilecek halka arz ile birlikte Banka’nın özkaynak yapısının güçlendirilmesi, aktif büyüklüğünün desteklenmesi, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının hızlandırılması ve reel ekonomiye sağlanan finansman katkısının artırılması hedeflenmektedir. Katılım finans ilkeleri doğrultusunda şeffaflık, güven ve sürdürülebilirlik odağında faaliyetlerine devam eden Emlak Katılım, halk arz sürecinin tüm paydaşları için değer üreten bir yapıya dönüşmesi adına çalışmalarını sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Krone İş Birliğiyle 40 Treylerlik Yatırım Hamlesi Haber

Krone İş Birliğiyle 40 Treylerlik Yatırım Hamlesi

Üretimden lojistiğe kadar tüm operasyonel süreci kendi bünyesinde yöneten, yüksek kapasite ve yaygın dağıtım altyapısıyla faaliyet gösteren Badem Pınarı; sektörde entegre modelin finansal sürdürülebilirlik üzerindeki etkisini somut verilerle ortaya koyan örneklerden biri olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda treyler kapasitesini 40 araca çıkararak yatırımlarını genişleten Badem Pınarı, dünyaca bilinen 120 yıllık Alman treyler üreticisi Krone’den özel plaket aldı. Krone Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü Ömürden Özacar ve Krone Türkiye Satış Bölge Yöneticisi Kerim Ocik tarafından takdim edilen plaket, Badem Pınarı’nın lojistik kapasitesindeki istikrarlı büyümenin somut bir göstergesi olarak ortaya çıkıyor… 2026-2027 yatırım stratejileri kapsamında çalışmalarını sürdüren Badem Pınarı, bünyesine kattığı 40 treyler ile lojistik kapasitesini ve buna bağlı olarak üretim ve dağıtım gücünü de arttırmaya devam ediyor. Genişleyen filo ile ürünlerin Türkiye genelinde daha hızlı ve düzenli sevk edilmesi mümkün hale geliyor. Bu yapı sayesinde maliyet yönetiminde esneklik sağlanarak, özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde erişim kapasitesini güçlendiren bölgesel yatırımlar öne çıkıyor. TÜRK MARKASI BADEM PINARI İLE İŞ BİRLİĞİMİZ KATLANARAK DEVAM EDECEK Krone Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü Ömürden Özacar, iş ortaklarının sahadaki büyümesine ilişkin açıklamalarda bulunarak; “İş ortaklarımızın sahadaki büyümesi ve operasyonel güçlerini artırmaları bizim için en önemli başarı göstergelerinden biri. Badem Pınarı’nın treyler filosunu 40 araca ulaştırması, doğru yatırım ve güçlü iş birliğinin somut bir örneğini oluşturuyor. Lojistik altyapının güçlenmesiyle birlikte operasyonel verimlilik ve sürdürülebilirlik açısından önemli kazanımlar sağlanırken, tedarik zinciri süreçlerinin daha etkin yönetilmesine de katkı sunuluyor. Krone olarak müşterilerimizin büyümesini destekleyen çözümler geliştirmeye ve iş birliklerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Badem Pınarı ile iş birliğimiz katlanarak devam edecek” dedi. LOJİSTİK YATIRIMLAR BÜYÜMEYİ DESTEKLİYOR Lojistik kapasitesindeki artışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Badem Pınarı Su Yönetim Kurulu Üyesi Kaan Badem; “Badem Pınarı olarak üretimde yakaladığımız kalite standardını, tüketiciye en hızlı ve en doğru şekilde ulaştırmak adına lojistik altyapımızı sürekli olarak geliştiriyoruz. Lojistik yatırımlarımızı yalnızca operasyonel bir ihtiyaç olarak değil, uzun vadeli büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Filomuzdaki treyler sayısının 40’a ulaşması, sahadaki dağıtım gücümüzü önemli ölçüde artırırken, operasyonel verimliliğimize ve hizmet kalitemize de doğrudan katkı sağlıyor. Türkiye genelinde daha geniş bir erişim ağı oluşturma hedefimiz doğrultusunda, önümüzdeki dönemde de hem üretim hem lojistik alanındaki yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Güçlü bir lojistik altyapının, sürdürülebilir büyümenin en kritik unsurlarından biri olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda attığımız her adım, tüketicilerimize kesintisiz, güvenilir ve yüksek standartta hizmet sunma hedefimizi destekliyor” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı Haber

Visa Avrupa İnovasyon Programı 8. Dönemde Odağını Yapay Zekâya Taşıdı

Program, 2019’dan bu yana Türkiye’de fintech’leri Visa’nın küresel ağı, yerel ve uluslararası iş ortakları, bankalar ve karar vericilerle bir araya getirerek ekosistemde kalıcı değer üretiyor. Bugüne kadar 750’nin üzerinde birebir tanışma ve 1,550 saatin üzerinde mentorluk sağlayarak, girişimlerin gerçek iş birliklerine dönüşebilecek temaslar kurmasına olanak tanıdı. Sekizinci döneminde de VIPE, Türkiye’den çıkan çözümlerin Avrupa ve global pazarlara açılmasını destekleyen güçlü bir iş birliği platformu olmayı sürdürüyor. Visa Güney Avrupa İş Geliştirme Başkanı Jak Telyaz, “Türkiye’de fintech ve girişimcilik ekosistemi, artık yalnızca hızla büyüyen değil; gerçek ihtiyaçlara çözüm üreten, pilotlardan ölçeklenebilir ve sürdürülebilir iş modellerine evrilen güçlü bir yapıya dönüşmüş durumda. Bugün finans dünyasında fark yaratan şey, bir fikrin ne kadar yenilikçi olduğu değil; doğru iş ortaklarıyla ne kadar hızlı hayata geçirilebildiği. Visa Avrupa İnovasyon Programı’nı bu nedenle bir hızlandırma programından öte, bankalar ve girişimler arasında somut iş birliklerinin kurulduğu stratejik bir platform olarak konumlandırıyoruz. Bu yıl programa seçilen girişimlerin, bankalarla birlikte ölçeklenebilir değer yaratacak güçlü iş birliklerine imza atacağına inanıyoruz” dedi. Programın 2026 dönemi kapsamında, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin desteğiyle Türkiye fintek ekosisteminin gelişimine yönelik önemli bir adım daha atıldı. T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Finansal Yatırımlar Birimi Müdürü Dr. Kaan Masatçı konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçtiğimiz yıl Türkiye’de teknoloji yatırımları yaklaşık 560 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Küresel eğilimlerle paralel olarak bir önceki yıla kıyasla genel bir daralma görülse de fintek yatırımları artış kaydetti. Bu tablo, fintek sektörünün Türkiye teknoloji ekosistemi içindeki stratejik rolünü net biçimde ortaya koyuyor. Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen Visa İnovasyon Programı (VIPE) Türkiye ayağının bu alana sağladığı katkı son derece değerli. Yatırımların asıl ivmesini 2020 yılı sonrasında kazandığı bir ekosistemde, 2019 yılından bu yana kesintisiz şekilde varlık gösteren VIPE, fintek endüstrisinde güçlü ve konumlandırıcı bir rol üstleniyor.” Sekizinci dönemin odağında yapay zekâ ve ölçeklenebilir iş modelleri VIPE’nin 2026 dönemi, üç ana tema etrafında yapılandırıldı: Yapay zekâ ve Agentic Commerce B2B ve Para Hareketleri ile Açık Finans ve Veri olarak belirlendi. Bu alanlar, yalnızca yükselen trendler değil; bugün finans sektöründe gerçek kullanım senaryolarının ve sürdürülebilir iş modellerinin üretildiği kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. Bu yıl programa seçilen girişimler; tedarik, ticaret, mobilite, uyum ve dijital varlıklar gibi alanlarda bankaların ve kurumların gerçek operasyonel ihtiyaçlarına çözüm sunuyor. Daha da önemlisi, bu çözümler bankalara entegre edilebilecek ve ölçeklenebilecek şekilde tasarlanmış yapılar olarak dikkat çekiyor.[AG1] Türkiye’den yola çıkan girişimler dünyaya açılıyor VIPE, fintech’lerin Visa’nın global ağı, uzmanlığı ve iş ortaklarıyla bir araya gelerek somut iş birlikleri geliştirmesine olanak tanıyor. Bugüne kadar programa katılan Türkiye merkezli girişimler, Visa’nın uluslararası ağı aracılığıyla farklı pazarlara açıldı. Craftgate’in İspanya açılımı, Mall IQ’nun Visa CEMEA ile iş birliği ve Wamo’nun İtalya genişlemesi, bu sürecin somut çıktıları arasında yer alıyor. Program kapsamında ayrıca girişimlere yönelik uluslararası büyüme, yatırım süreçleri, operasyon ve yatırımcı ilişkileri gibi farklı başlıklarda atölye çalışmaları düzenleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass Üst Üste İkinci Kez İşlenmiş Cam İhracat Şampiyonu Haber

Yorglass Üst Üste İkinci Kez İşlenmiş Cam İhracat Şampiyonu

Yerli üretim gücü ve dünyaya yayılan ihracat ağıyla her geçen yıl büyümesini sürdüren Yorglass, başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor. 6 kıtada 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek uluslararası pazarlarda güçlü bir konum elde eden şirket, Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen ‘İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde çifte başarıya imza attı. 2025 yılında gerçekleştirdiği ihracat performansıyla işlenmiş cam sektöründe “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde 1’incilik ödülünü kazanan Yorglass, düz cam sektöründe ise “En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firma” kategorisinde 2’ncilik ödülüne layık görüldü. Bu başarıyla birlikte şirket, üst üste ikinci kez işlenmiş cam ihracat şampiyonu olarak sektöründeki liderliğini bir kez daha tescilledi. Camı değere dönüştüren bir üretim anlayışı benimsiyor Kazandıkları ödüllerin ihracat hacmini göstermenin ötesinde, katma değer odaklı üretim anlayışlarını da ortaya koyduğunu söyleyen Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, “Üst üste ikinci kez Türkiye’nin işlenmiş cam ihracat lideri seçilmemiz, Yorglass’ın disiplininin bir tescilidir. Yorglass olarak camı yalnızca işlenen bir malzeme olarak görmüyor, camı değere dönüştüren bir üretim anlayışıyla hareket ediyoruz. Bugün dünyanın dört bir yanına ihraç ettiğimiz ürünlerimiz Türkiye’nin üretim gücünü, Ar-Ge kabiliyetini ve küresel pazardaki güvenilir imzasını temsil eden stratejik bir değer taşıyor. Zirvedeki yerimizi korumak, sorumluluğumuzu daha da artırıyor” dedi. “Cam üretirken geleceği de şekillendiriyoruz” Rekabetin her geçen gün zorlaştığı küresel arenada fark yaratmanın yolunun ‘katma değerli ihracat’ olduğunu vurgulayan Yorgancılar, “Biz standart üretim anlayışının ötesine geçerek katma değeri yüksek olanı, yani emeğimizi ve uzmanlığımızı dünyaya sunuyoruz. Ham maddeyi ürüne, ürünü ise dünyaya yön veren bir değere dönüştürmeye odaklanıyoruz. Bugün 6 kıtada Yorglass imzası varsa, bu güçlü cam işleme kabiliyetimizin ve değer odaklı büyüme stratejimizin doğal bir sonucudur. Yarım asrı aşan tecrübemizle Türkiye’nin üretim gücünü ve mühendislik kabiliyetini uluslararası pazarlarda daha görünür kılmak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ülkemizin bayrağını küresel arenada en üstte tutmaya ve camın ötesindeki potansiyeli dünyaya sunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.