Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Büyüme Potansiyeli

Kapsül Haber Ajansı - Büyüme Potansiyeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Büyüme Potansiyeli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Endüstriyel üretim yatırımlarında yapay zekâ en önemli öncelik Haber

Endüstriyel üretim yatırımlarında yapay zekâ en önemli öncelik

Küresel endüstriyel üretim sektörü, son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gerilimler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler, enerji ve hammadde maliyetlerindeki oynaklık ile birlikte tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlıklar; üretim modellerini, yatırım kararlarını ve liderlik önceliklerini köklü biçimde yeniden şekillendiriyor. KPMG de bu dönüşüm ortamında endüstriyel üretim sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal değişimleri, liderlerin gündemlerini ve stratejik önceliklerini ortaya koymak amacıyla “2025 Endüstriyel Üretim ve Otomotiv CEO Bakışı" raporunu hazırlandı. Sektör genelinde iyimserliğin hâkim olduğunu ortaya koyan rapora göre, endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 81'i sektörün büyüme potansiyeline güven duyuyor. Bu güvene paralel olarak liderlerin yüzde 77'si de kendi şirketlerinin büyüme potansiyeli konusunda pozitif bir tablo çiziyor ki bu oran, 2024 yılındaki yüzde 73'lük güven seviyesine göre dikkate değer bir artışa işaret ediyor. Ayrıca, önümüzdeki üç yıl için yüzde 2,5'in üzerinde kazanç artışı öngören liderlerin oranı, 2024'te yüzde 52 iken 2025'te yüzde 61'e çıkarak dikkat çekici bir artış gösterdi. “Üretim ekosistemi ve süreçler yeni teknolojilerle entegre olacak şekilde yapılandırılıyor” Rapor hakkında değerlendirmede bulunan KPMG Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Endüstriyel Üretim Sektör Lideri Hande Şenova, “Endüstriyel üretim artık yalnızca verimlilik ve ölçek kavramlarıyla tanımlanmıyor. Günümüzde üretim ortamları; ürünler, makineler ve hatta hizmetler; gelişmiş robotik sistemler, dijital ikizler ve yapay zekâ destekli öngörücü sistemlerle entegre olacak şekilde yeniden yapılandırılıyor. Bu değişimler daha fazla esneklik ve dayanıklılık sağlarken, aynı zamanda yeni yetkinlikler ve iş ortaklıklarını da gerektiriyor. Geleneksel sektörlerin ötesinde imalat sanayi; savunma, havacılık ve uzay teknolojileri gibi stratejik alanlara doğru genişliyor. Bu alanlar, ileri düzey inovasyonun yanı sıra güçlü düzenleyici uyum ve sağlam mevzuat altyapısını zorunlu kılıyor. CEO'ların, sektörler arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bu dünyada rekabetçiliği koruyabilmek için teknolojik mükemmeliyeti çeviklikle birleştiren ekosistemler geliştirmesi gerekiyor. Bu raporumuzda da bu konularda CEO'lara yol gösterecek çok önemli içgörüler sunuyoruz.” dedi. Operasyonel öncelikler ve yatırımlar Araştırmada görüşleri alınan CEO'ların yüzde 63'ü için tedarik zinciri dayanıklılığı en önemli operasyonel öncelik konumunda bulunuyor. Hatta CEO'larının yüzde 51'i tedarik zinciri dayanıklılığı ve operasyonel sürekliliğe yönelik yatırımlarını da artırıyor. CEO'ların yüzde 49'u da önümüzdeki 3 yıl içinde M&A (şirket alım satım) işlemlerinin sektöre etkisinin daha yüksek olacağını bekliyor; bu oran 2024 yılında yüzde 45 seviyesindeydi. Şirketler özellikle savunma ve enerji gibi hızlı büyüme potansiyeline sahip alanlara yönelerek faaliyetlerini çeşitlendirmeyi ve yeni dijital yetkinlikler edinmeyi amaçlıyor. Maliyetler açısından sektördeki en büyük zorluklar arasında ise yüzde 83 ile enflasyon baskısı yer alıyor. Ayrıca teknoloji altyapısına ilişkin maliyetlerin (yüzde 79) ve yapay zekâ için iş gücü hazırlığının (yüzde 74) sektöre önemli etkileri olacağı öngörülüyor. Teknoloji ve yapay zekâ Rapora göre endüstriyel üretim sektöründeki CEO'larının yüzde 68'i yapay zekâyı en önemli yatırım önceliği olarak görüyor; bu oran geçen yıl yüzde 57'ydi. Liderlerin yüzde 70'i de önümüzdeki bir yıl içinde bütçelerinin yüzde 10 ila yüzde 20'sini yapay zekâya ayırmayı planlıyor. Sektör liderlerinin yüzde 63'ü ise yapay zekâ yatırımlarının karşılığını 1 ila 3 yıl içinde almayı bekliyor. Katılımcıların yüzde 22'si, yapay zekâ uygulamalarının hayata geçirilmesinden elde edilecek en önemli faydanın verimlilik ve üretkenlik artışı olacağını düşünüyor. Sektördeki liderlerin yüzde 33'ü yapay zekâ yeteneklerini çekme ve elde tutmadaki en büyük zorluğun, mevcut beceriler ile ihtiyaç duyulan yetkinlikler arasındaki farkın kapatılması olduğunu belirtiyor. Liderlik ve gelecek vizyonu Günümüz iş dünyasının artan karmaşıklığı ve belirsizliği, yönetim fonksiyonlarının özellikle de CEO rolünün köklü bir dönüşüm geçirmesini kaçınılmaz kılıyor. CEO'luk artık sadece operasyonel ve finansal süreçleri yönetmekle sınırlı bir görev olmaktan çıkıyor; stratejik çeviklik, kurumsal dayanıklılık ve büyük ölçekli dönüşümlere liderlik etme yetkinliği gerektiren bir rol haline geliyor. Nitekim endüstriyel üretim sektöründeki CEO'ların yüzde 48'i de rollerinin son 5 yılda artan karmaşıklıkla birlikte önemli ölçüde değiştiğini ifade ediyor. Günümüzün öngörülemez ortamında en temel liderlik yetkinlikleri ise riskleri belirleme ve yönetme (yüzde 29), çeviklik ve hızlı karar verme (yüzde 24) ile stratejik öngörü (yüzde 23) olarak belirtiliyor. Endüstriyel üretimde sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi stratejik öncelik haline geliyor Araştırmaya göre endüstriyel üretim sektöründe sürdürülebilirlik artık yalnızca bir regülasyon gerekliliği değil, uzun vadeli değer yaratımının temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 74'ü sürdürülebilirliğin iş stratejilerinin merkezine yerleştiğini ifade ederken, yüzde 36'sı sürdürülebilirlik maliyetlerini ve yatırım geri dönüşünü tüm büyük sermaye kararlarına entegre ettiklerini belirtiyor. Döngüsel ekonomi yaklaşımı; atık ve emisyonların azaltılması, ürün ve malzemelerin kullanım süresinin uzatılması ve kritik tedarik bağımlılıklarının azaltılması açısından sektör için önemli fırsatlar sunuyor. CEO'lar, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir üretim modellerine geçiş sürecinde inovasyon ve iş birliklerini hızlandırırken, yapay zekânın da bu dönüşümde önemli bir rol üstleneceğini vurguluyor. Nitekim endüstriyel üretim CEO'larının yüzde 81'i yapay zekânın emisyonların azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılmasına katkı sağlayacağını düşünüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026'da Bankacılık, Perakende ve Ulaştırma Sektörlerinin Öne Çıkması Bekleniyor  Haber

2026'da Bankacılık, Perakende ve Ulaştırma Sektörlerinin Öne Çıkması Bekleniyor 

CDS’deki (Kredi Risk Primi) kalıcı normalleşme, politika setine duyulan güvenin ve makro istikrarın güçlenmesine işaret ediyor. Faiz indirim süreciyle eş zamanlı ilerleyen bu görünüm, hisse senedi piyasasında baskılanmış değerlemelerin daha rasyonel seviyelere doğru yeniden fiyatlanmasını destekliyor. Bu süreçte başta bankacılık olmak üzere perakende, ulaştırma ile iç talebe ve krediye duyarlı sektörlerin olumlu ayrışması bekleniyor. 2026 yılında yatırımcılar açısından bilanço kalitesi yüksek, borçluluğu sınırlı ve sürdürülebilir kârlılık sunan şirketlerin öne çıkacağı öngörülüyor. Sermaye piyasalarında 35 yıllık deneyimi ve öncü olma misyonuyla faaliyet gösteren Türkiye’nin köklü aracı kurumlarından İnfo Yatırım, 2026 Strateji Raporu’nu açıkladı. Yatırımcıları, veri temelli rasyonel kararlar almaları için yapay zekâ destekli teknolojileri, deneyimli yatırım danışmanları ve nitelikli içgörüler sunan raporları ile sürekli destekleyen İnfo Yatırım’ın Strateji Raporu’na göre, 2026 yılına girilirken Türkiye piyasalarına ilişkin ana makro hikâye; dezenflasyon sürecinin geçici baz etkilerinin ötesine geçerek beklentiler kanalı üzerinden daha kalıcı ve yapısal bir nitelik kazanması olarak öne çıkıyor. Para politikasında tesis edilen sıkılık ve politika çerçevesindeki tutarlılığın, yalnızca gerçekleşmelerde değil, enflasyon beklentilerinde de belirgin bir iyileşme yarattığına dikkat çekiliyor. Yabancı yatırımcı ilgisinin de bankacılık tarafında yoğunlaşması bekleniyor. BIST endeks hedefi 15.800 Temel analiz varsayımlarının 2025 yılında makroekonomik ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle tam olarak gerçekleşmemesi, hedeflerin sağlıklı biçimde güncellenmesini zorlaştırırken, bu belirsizlik ortamında piyasa fiyatlamalarını daha hızlı yansıtan teknik analiz göstergeleri de değerlendirmeye alındı. İnfo Yatırım, temel ve teknik analizlerin birlikte kullanıldığı modelleme çalışması sonucunda, 2026 yılı için BIST endeks hedefini 15.800 seviyesinde öngörüyor. 2026 yıl sonunda enflasyonun %22’ye gerilemesi, dolar kurunun 50,19 TL, Euro kurunun ise 60,65 TL’ye ulaşması, TCMB Politika faizinin ise %28,00 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Türkiye CDS’teki gerileme ile yabancıların radarına giriyor Küresel ölçekte gelişmiş ülke merkez bankalarının sıkı para politikası döngüsünün sonuna yaklaşması ve faiz indirimlerine yönelik beklentilerin güçlenmesi, 2026 yılında küresel likidite koşullarının gelişmekte olan ülkeler lehine evrilmesine zemin hazırlıyor. Bu ortamda, reel faiz avantajı sunan, büyüme potansiyeli yüksek ve değerleme iskontosu barındıran ülkelerin sermaye akımlarından daha olumlu etkilenmesi beklenirken, Türkiye bu grupta öne çıkan ülkeler arasında yer alıyor. CDS’teki gerileme ve makro politika çerçevesindeki iyileşmenin, Türkiye varlıklarını yabancı yatırımcılar açısından yeniden radar altına soktuğu belirtilirken; politika tutarlılığının korunması halinde yabancı payında kademeli ve kalıcı bir artışın, hisse senedi piyasasında likiditeyi ve fiyat keşfi mekanizmasını güçlendirmesi öngörülüyor. Bununla birlikte, piyasa fiyatlamalarının dönemsel düzeltmelerle birlikte orta vadede yönü yukarı olan dengeli bir patika izlemesi bekleniyor. 2026 yılı makroekonomik görünüm İnfo Yatırım, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında %3,7 oranında büyümesini bekliyor. 2025’in ilk dokuz ayında gerçekleşen büyümenin, tüketim ve yatırım harcamalarının desteğiyle beklentilerin üzerinde seyrettiği; tarım sektöründe kuraklık ve zirai don kaynaklı sert daralmaya rağmen tarım dışı ekonomik aktivitenin dirençli kaldığı belirtiliyor. Yılın son çeyreğinde iç ve dış talepteki zayıflamanın büyüme ivmesini sınırlaması beklenirken, sanayi ve hizmet üretiminde gözlenen yavaşlamaya karşın inşaat sektörü ve yatırım harcamalarının destekleyici konumunu koruduğu ifade ediliyor. Küresel finansal koşullardaki gevşeme ve ithalattaki gerilemenin net ihracat katkısını artırmasıyla birlikte, ihracatın 2026 yılında büyümeye yeniden pozitif katkı sağlayarak dengelenme sürecini desteklemesi öngörülüyor. Raporun tamamına https://cdn.infoyatirim.com/Content/UploadedFile/INFO-2026-Strateji%20Raporu.pdf bu linkten ücretsiz ulaşılabiliyor.

Epson Türkiye 2026 Hedeflerini Ve Yeni Yol Haritasını Açıkladı Haber

Epson Türkiye 2026 Hedeflerini Ve Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Epson Türkiye, şirketin hedeflerini ve önümüzdeki döneme ait stratejilerini düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, bölge ofisinin 2026 misyon ve vizyonuna yönelik açıklamalarda bulundu. “Odak noktamızda pazarın ihtiyaçlarını dinlemek var” Epson olarak üretimde dış kaynak kullanmak yerine kendi becerilerinden ve bilgi birikimlerinden yararlanarak her şeyi kendilerinin ‘icat ederek’ ürettiklerini açıklayan Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, “Bu strateji paralelinde; kalite, tutarlılık ve müşteri hizmetleri üzerinde tam kontrol sahibi oluyoruz. Ürünü, tasarım ve tedarik aşamasından kullanım ömrü boyunca yönetiyor, garanti hizmeti ve desteği sağlıyoruz. Epson, 9,86 milyar dolar ciro hacmine ve 74.400’ün üzerinde çalışana sahip. Globalde, toplamda satılan mürekkep tanklı yazıcılarda*, projektör** ve nokta vuruşlu yazıcı üretiminde ilk sıradayız. Odak noktamızda pazar ihtiyaçlarını dinlemek ve uygun fiyatlı, güvenilir, yüksek kaliteli çözümler sunmak bulunuyor. Markamız, yazıcılardan projektörlere, saatlerden robotlara dek tüm ürün yelpazesiyle; kaliteden ödün vermeden müşterilerimizin tasarruf etmesini, üretkenliğini artırmasını ve çevresel ayak izinin azaltmasını sağlıyor.” açıklamasını yaptı. “Yer altı kaynaklarından bağımsız bir şirket olma vizyonu taşıyoruz” 2023’te dünya çapındaki tüm grup tesislerinde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçiş yapan ilk şirket olmayı başardıklarını belirten Vanlıoğlu, “Epson olarak 2050 yılına kadar karbon negatif ve yer altı kaynaklarından bağımsız bir şirket olma vizyonu ekseninde çalışmayı sürdürüyoruz. Söz konusu dönüşüm yalnızca üretim tesislerini değil, Epson’un global ofis ve Ar-Ge merkezlerini de kapsıyor. Tüm bu inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarının sonucunda ise üretim aşamasında karbondioksit emisyonu yüzde 36 azaltırken toplam emisyonda ise yüzde 33 oranında bir gerileme gerçekleştirdik.” dedi. “Türkiye ofisimizde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladık” Önümüzdeki dönemde çevresel kaynaklara olan bağımlılığı daha da azaltmayı hedeflediklerini açıklayan Vanlıoğlu, “Bizler için döngüsel ekonominin ilkelerine uymak büyük önem taşıyor. Bu kapsamda; kısa süre önce Türkiye ofisimizde yüzde 100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladık ve I-REC ‘Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası’nı almaya hak kazandık. Bu da tüm global operasyonlarımızda yüzde yüz yenilenebilir enerjiye geçiş taahhüdümüzün arkasında durduğumuzun en büyük kanıtı. Plastiklerin yol açtığı çevresel kirlilikle mücadele etmek de yol haritamızın önemli bir kısmını oluşturuyor.” şeklinde sözlerini sürdürdü. “Çevresel sorunlara inovatif çözümler sunuyoruz” Yalın Vanlıoğlu, “Epson projektörler hem iş hem yaşam alanları için olağanüstü bir görsel deneyim sunuyor. Renkleri sırayla işleyen diğer projeksiyon sistemlerinin aksine, 3LCD teknolojisi üç ana rengi aynı anda işleyerek hem iş hem ev ortamları için ideal olan daha parlak ve daha doğal görüntüler sunuyor. Diğer yandan, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak isteyen işletmeler için de avantajlar sunuyoruz. Bazı Epson EcoTank modelleri çok satan lazer yazıcılara kıyasla yüzde 96'ya varan enerji tasarrufu sağlıyor.***. Ayrıca, EcoTank yazıcıların 1 set mürekkep şişesi 79 kartuşa eşittir, bu da daha az atık anlamına geliyor. Epson olarak, kullanıcıların zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlıyor, daha az çevresel etki yaratıyor ve çevresel sorunlara inovatif bir çözüm sunmayı sürdürüyoruz.” diyor. “Tüketiciler, ürünlerde yerelleştirilmiş özellikler arıyor” META-CWA bölgesindeki tüketicilerin yaklaşık yüzde 60'ının film ve oyun deneyimlerinde**** TV yerine projektörleri tercih ettiklerini belirten Yalın Vanlıoğlu, “Yüksek kaliteli projektörlerimiz; büyük, sinema benzeri ev ekranlarına olan talebi karşılıyor. Diğer yandan teknoloji meraklıları akıllı ve bağlantılı yazıcılar ve projektörleri tercih ediyor. Evde öğrenme ve çalışma giderek yaygınlaştıkça, aileler ev yazıcılarına ve projektörlerine yatırım yapmaya başladı. Tüketiciler, giderek artan bir şekilde enerji verimliliği, geri dönüşüm programları ve ürün ömrü hakkında sorular soruyor; bu yönelim aslında Epson'un düşük atıklı, enerji tasarruflu çözümleriyle tamamen uyumlu bir şekilde ilerliyor. Hibrit çalışma da artık bölgesel çalışma kültürünün kalıcı bir özelliği ve kompakt yazıcılar, tarayıcılar ve projektörler gibi ev dostu teknolojilere olan talep de bu paralelde artmaya devam ediyor. Tüketiciler ayrıca ürünlerde yerelleştirilmiş özellikler de arıyor. Bizler de bölge genelindeki inovasyon merkezlerimiz aracılığıyla, bölgesel işletmeler ve iş ortaklarımızla iş birliği yaparak ürünleri yerel ihtiyaçlara göre şekillendiriyor; tüketici taleplerini, geri bildirimlerini ve ihtiyaçlarını Japonya’daki Ar-Ge mühendisleriyle paylaşarak en doğru çözümleri sunuyoruz.” “Orient, 75 yıllık Japon saatçilik mirası” 2009’da Epson çatısına katılan, 2017’de ise tam entegrasyon sağlanan Orient hakkında da açıklamalarda bulunan Vanlıoğlu, “Güçlü mirası, Japon üretim disiplini ve ‘in-house’ mekanizma uzmanlığıyla Epson portföyünde önemli bir yere sahip olan Orient, Japon mekanik saat kategorisinde global olarak bilinen markalardan biri. Orient, kendi mekanizmasını üreten bir ‘manufacture’ olarak konumlanırken; uygun fiyatı, benzersiz tasarımları, tutarlı kalite anlayışı, yenilikçi yaklaşımı ve güçlü marka değeriyle dikkat çekiyor. Dünya genelinde kendi mekanizmasını üreten markaların çoğu premium segmentte yer alıyor. Orient’in farkı ise bu uzmanlığı ulaşılabilir fiyatlarla sunması. Kökleri 1950 yılına dayanan markanın 75 yılı aşkın bir mekanik saatçilik tarihi bulunuyor. Orient bugün, Epson’un Japon presizyon kültürü ve büyüme potansiyeli ile çok daha güçlü bir yapıya sahip.” diyor. “Shakira, yeni marka elçisi” Uluslararası müzik ikonu Shakira ile gerçekleştirdikleri iş birliği hakkında bilgiler de paylaşan Vanlıoğlu, “Shakira; Orta Doğu, Türkiye, Afrika, Orta ve Batı Asya (META-CWA) bölgelerindeki yeni resmi marka elçimiz. Müzisyen ve girişimci Shakira’yla yaptığımız stratejik ortaklığın Epson'un teknolojinin bireylere yaratıcı bir şekilde ulaştırılması stratejisiyle örtüştüğünü düşünüyoruz. İş birliğimiz, gelecek nesli hayal gücünü, yaratıcılığını ve başarısını teknolojiyle güçlendirmeyi amaçlıyor. Shakira'nın eğitime ve yaratıcılığa olan bağlılığı onu bu iş birliği için ideal bir isim yapıyor. Birlikte, hem bu neslin hem de gelecek neslin büyük hayaller kurmasını sağlayacak olmaktan heyecan duyuyoruz.” şeklinde konuştu. “Daha iyi bir dünya için çalışmalarımıza devam edeceğiz” Açıklık, müşteri memnuniyeti ve sürdürülebilirlik konusundaki kararlılıklarıyla dünya çapında güven duyulan, vazgeçilmez bir şirket olmayı hedeflediklerinin altını çizen Vanlıoğlu, “Enerji tasarrufu çözümlerinin, yerden tasarruf sağlayan inovasyonların ve ultra yüksek hassasiyetin çevreyi korumaya ve toplulukları zenginleştirmeye yardımcı olduğuna inanıyoruz. Verimli, kompakt ve hassas inovasyon felsefemizle, yaşamları zenginleştiren ve daha iyi bir dünya yaratmaya yardımcı olan daha anlamlı değerler sunuyoruz. Bu amacı gerçekleştirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz.” şeklinde sözlerini sürdürdü.

TİM ve DHL Express Türkiye, ihracat için stratejik iş birliği yaptı Haber

TİM ve DHL Express Türkiye, ihracat için stratejik iş birliği yaptı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile DHL Express Türkiye, ihraç ürünlerinin Avrupa, Amerika, Asya Pasifik, Afrika ve Orta Doğu'da bulunan 28 ülkeye sevkiyatının indirimli fiyatlarla gerçekleştirebilmesi için iş birliği protokolü imzaladı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe ile DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu tarafından imzalanan ve Türkiye'den Orta Doğu, Afrika, Asya Pasifik, Avrupa ve Amerika kıtasından seçili 28 adet ülkeye ihracat rotalarını ve Amerika Kıtasından seçili 12 adet ülkeden Türkiye'ye ithalat rotalarını kapsayan anlaşma, DHL Express Türkiye tarafından TİM üyelerine uygulanacak indirimlerin yanı sıra özel oluşturulan danışma hattı aracılığıyla ilgilenilen hedef pazarlar ve ülkeler, lojistik, gümrük gibi konularda bilgi desteği verilmesini de içeriyor. Mustafa Gültepe imza töreninde yaptığı konuşmada ihracat ve lojistiğin birbirini tamamlayan ayrılmaz bir bütün olduğunun altını çizdi. Üretmek ve pazar bulmak kadar ürünün alıcıya hızlı, güvenli, uygun maliyetle ve çevreye en az zarar verecek şekilde ulaştırılmasının da büyük önem taşıdığını vurgulayan Gültepe, şöyle devam etti: "Tonaj olarak baktığımızda 2014'te 99 milyon ton olan ihracatımızın, 2024'te 153 milyon tona çıktığını görüyoruz. Bu veri lojistik yükümüzün 11 yılda yüzde 54 artttığına işaret ediyor. TİM olarak Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına Türkiye'yi en çok ihracat yapan ülkeler arasında ilk 10'a çıkarma vizyonu ve hedefi ile başladık. Yani lojistik yükümüzdeki artış aynı hızla devam edecek. Elbette yükün hızlı, güvenli ve uygun maliyetle taşınması da rekabetçiliğimiz açısından büyük önem taşıyor. Bu gerçekten hareketle lojistik sektörünün güçlü oyuncularıyla iş birlikleri yaparak firmalarımızın ihracat süreçlerini kolaylaştırmaya çalışıyoruz. DHL Express Türkiye ile de çok anlamlı bir iş birliğini başlatmış bulunuyoruz. İmzaladığımız protokol kapsamında firmalarımız ABD, Kanada, Meksika, Hollanda, Belçika, Danimarka, Çin, Hindistan ve Endonezya'nın da aralarında bulunduğu 28 ülkeye ihraç ürünlerini 3 ay süreyle yüzde 61'e varan oranlarda indirimli olarak sevk edebilecekler. Bu süre uzatılabilecek. Bu anlamlı iş birliği için Volkan Demiroğlu'nun şahsında tüm DHL ailesine teşekkür ediyorum. VOLKAN DEMİROĞLU: "İhracatçılarımızın geniş bir coğrafyada büyüme potansiyeli taşıyan pazarlara açılmasını destekliyoruz" DHL Express Türkiye CEO'su Volkan Demiroğlu da konuşmasında sürdürülebilir ticaretin gelişimine katkı sağlamak üzere TİM ile çok önemli bir iş birliğine adım attıklarını belirtti. Demiroğlu, " TİM ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik ortaklık sayesinde, ihracatçılarımızın küresel pazarlara erişimini daha etkin ve sürdürülebilir hale getiriyoruz. Orta Doğu'dan Afrika'ya, Asya Pasifik'ten Avrupa ve Amerika'ya kadar geniş bir coğrafyada büyüme potansiyeli taşıyan pazarlara açılmasını destekliyoruz. Toplam 220 bölge ve ülkede faaliyet gösteren dünyanın en uluslararası şirketi olarak, güçlü alt yapımız, uluslararası lojistik ağımız ve dijital çözümlerimizle kaliteli lojistik hizmetlerimizle ihracatın ve ülke ekonomimizin gelişimine katkı sağlıyoruz. İhracatın büyümeye katkısını sürdürmesi için yoğun çaba sarfeden TİM ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği ile amacımız, iş dünyamızın küresel rekabette daha güçlü konumlanmasına destek olmak. TİM üyelerine sunduğumuz, özel fiyatlandırmalarla onların ihracat süreçlerinde hem maliyet avantajı hem de operasyonel verimlilik sağlıyoruz. DHL Express Türkiye olarak ihracatçımızın yanında olmaktan gurur duyuyor, birlikte daha büyük pazarlara ulaşacağımıza inanıyoruz. Bu güçlü işbirliğini hayata geçirmemize vesile olan TİM Başkanı Mustafa Gültepe başta olmak üzere tüm TİM ekibine şahsım ve kurumum adına teşekkür ediyorum" dedi. Protokol çerçevesinde DHL Express Türkiye'de yeni hesap açan ihracatçı firmalara standart fiyat listesi üzerinden yüzde 59'a varan indirimler uygulanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.