Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çağdaşlaşma

Kapsül Haber Ajansı - Çağdaşlaşma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çağdaşlaşma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ANTGİAD’dan Cumhuriyetin 103. Yılında Güçlü Mesaj Haber

ANTGİAD’dan Cumhuriyetin 103. Yılında Güçlü Mesaj

Türk bayrakları ve kırmızı beyaz renklerle Cumhuriyet coşkusunun yaşandığı baloda, davetliler Cumhuriyet’in 103. yılını büyük bir gurur ve heyecanla kutladı. Gecenin açılış konuşmasını yapan ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan YAVAŞ, Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlarından Cumhuriyet devrimlerine, bilimden eğitime, toplumsal birlikten barışa uzanan güçlü mesajlar verdi. “ATATÜRK, BİR MİLLETİN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ” Konuşmasına Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesini anlatarak başlayan Yavaş, Seyit Onbaşı, Nene Hatun, Şerife Bacı ve Halide Edip Adıvar’ın fedakarlıklarını hatırlattı. Cumhuriyet’in büyük bedeller ödenerek kurulduğunu vurgulayan Yavaş, şunları söyledi: “Bugün özgürce aldığımız her nefeste, o kahramanların hakkı var. Gururla dalgalandırdığımız her bayrakta, o annelerin gözyaşı var. Özgür bir ülkede büyüyen her çocuğun geleceğinde, o kahramanların bize bıraktığı büyük bir emanet var. O emanete sahip çıkmak, bu topraklarda yaşayan hepimizin namus ve vicdan borcudur.” Atatürk’ün askeri zaferlerini Cumhuriyet ve çağdaşlaşma devrimleriyle taçlandırdığını belirten Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyada pek çok komutan savaş kazandı. Pek çok devlet adamı ülkeler yönetti. Mustafa Kemal Atatürk ise bir milletin kaderini değiştirdi ve tarihin akışına yön verdi. O, milletine bağımsızlığını ve özgüvenini kazandırdı. Bir milletin çocuklarına kendi kaderlerini değiştirebilecekleri bir gelecek bıraktı.” “CUMHURİYETİN EN BÜYÜK MUCİZESİ, ANADOLU’NUN ÇOCUKLARINA AÇTIĞI UFUKTUR” Cumhuriyet’in en önemli kazanımlarından birinin eğitimde fırsat eşitliği olduğunu vurgulayan Yavaş, Cumhuriyet’in insan hayatını değiştiren gücüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Cumhuriyet’in bize öğrettiği en büyük gerçeklerden biri şudur: Yeter ki çocuklarımızın hayallerini ailelerinin ekonomik imkanlarına mahkum etmeyelim. Bir ülkenin gerçek büyüklüğü, en yoksul çocuklarına açabildiği ufukla ölçülür.” “CUMHURİYETİMİZİ SAHİPLENELİM, KORUYALIM” Konuşmasının en önemli mesajını Cumhuriyet’in kazanımlarının korunması üzerine kuran ANTGİAD Başkanı Ercan YAVAŞ, Cumhuriyet değerlerinin gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğunu belirtti. Yavaş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Cumhuriyetimizi sahiplenelim ve koruyalım. Çünkü Cumhuriyet; çocuklarımızın geleceği, kadınlarımızın eşitliği, gençlerimizin umudu, bilim insanlarımızın özgürlüğü ve milletimizin ortak güvencesidir. Cumhuriyet’e sahip çıkmak, geleceğe karşı sorumluluk duymaktır. Daha güçlü bir demokrasi, daha nitelikli eğitim, daha adil bir hukuk düzeni ve daha üretken bir ekonomi için çalışmaktır. Cumhuriyetimizi korumak, çocuklarımızın geleceğini korumaktır. Cumhuriyetimizi geliştirmek, Türkiye’nin yarınlarını güçlendirmektir.” “FARKLILIKLARIMIZ ZENGİNLİĞİMİZ, CUMHURİYET ORTAK ÇATIMIZDIR” Cumhuriyet’in birleştirici gücüne vurgu yapan Yavaş, Türkiye’nin farklı kültürleri, inançları ve kimlikleriyle ortak bir geleceği paylaştığını söyledi. “Türk’üyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşlarıyız. Bizim gücümüz, farklılıklarımızla aynı ülkenin geleceğine sahip çıkabilmemizdedir.Hiçbir farklılığımız kardeşliğimizden daha büyük olmayacak. Hiçbir ayrışma ortak geleceğimizin önüne geçmeyecek. “ “GÜÇLÜ EKONOMİNİN TEMELİNDE HUKUK, BİLİM VE LİYAKAT VARDIR” Cumhuriyet değerleri ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiye de dikkat çeken Yavaş, iş dünyasının güçlü kurumlara, hukukun üstünlüğüne ve bilimsel gelişmeye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Yavaş, “Güçlü bir ekonomi, güçlü kurumlara ihtiyaç duyar. Güçlü kurumlar hukuka ve liyakate, bilimsel gelişme özgür düşünceye, toplumsal refah ise huzura ve güvene ihtiyaç duyar. Biz iş insanları olarak daha fazla üretmek, istihdam yaratmak, bilime ve teknolojiye yatırım yapmak ve gençlerimize yeni fırsatlar sunmak zorundayız” ifadelerini kullandı. “ATATÜRK’ÜN BİZE DUYDUĞU GÜVENİ HAK ETMELİYİZ” Konuşmasının sonunda Cumhuriyet’in gelecek kuşaklara karşı büyük bir sorumluluk yüklediğini belirten Yavaş, Türkiye’nin geleceğine ilişkin umut dolu mesajlar verdi: “Mustafa Kemal Atatürk, bu millete bir Cumhuriyet bıraktı. Bize düşen, o Cumhuriyet’i aklın, bilimin, demokrasinin ve adaletin ışığında daha da yüceltmektir. Öyle bir Türkiye inşa edelim ki çocuklarımız bu ülkede doğdukları için kendilerini şanslı hissetsinler. Gençlerimiz geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmasınlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere duyduğu güveni her yeni kuşakta yeniden hak edelim. Cumhuriyetimizi sahiplenelim, koruyalım ve çocuklarımıza devraldığımızdan daha güçlü bir Türkiye bırakalım.” MERVE ÖZBEY İLE CUMHURİYET COŞKUSU ZİRVEYE ULAŞTI Gecenin ilerleyen saatlerinde sahne alan ünlü sanatçı Merve Özbey, sevilen şarkıları ve sahne performansıyla Cumhuriyet Balosu’na renk kattı. Sanatçının şarkılarına eşlik eden davetliler, Türk bayrakları ve kırmızı beyaz renklerin oluşturduğu coşkulu atmosferde Cumhuriyet’in 103. yılını kutladı. Akra Otel’de gerçekleştirilen geleneksel ANTGİAD Cumhuriyet Balosu, Cumhuriyet’e duyulan bağlılığın, toplumsal birlik ve beraberliğin, Atatürk’e duyulan sevgi ve minnetin güçlü biçimde hissedildiği unutulmaz bir gece olarak hafızalarda yer aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı! Haber

Türkiye’nin Modernleşme Serüveni Masaya Yatırıldı!

Sempozyum açılışında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşmenin bir taklit değil, özgün bir yürüyüş olması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, modernleşmenin psikolojik boyutuna dikkat çekerek Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘zafer kimliği’ üzerine inşa edildiğini ifade etti. Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise Türk modernleşmesinin doğrusal değil, kırılmalar ve yeniden inşa süreçleriyle şekillenen dinamik bir tecrübe alanı olduğunu söyledi. Sempozyumda modernleşme, demokrasi, kimlik, gelenek ve küresel sistem tartışmaları karşılaştırmalı perspektifle ele alındı. Dünyaca tanınan akademisyenlerin katıldığı etkinlikte, Türkiye’nin geleceğine dair yeni düşünsel arayışların önemi vurgulandı. Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi’nin himayelerinde, Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSSAM) tarafından düzenlenen “Çağdaşlaşma: Küresel Karşılaştırmalar ve Alternatif Arayışlar Işığında Türk Modernleşmesi Uluslararası Sempozyumu” açılışı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un da katılımıyla gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: “Türk modernleşmesi taklit değil, özgün bir yürüyüş olmalıdır” Türk modernleşmesinin tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel ve entelektüel boyutlarıyla disiplinler arası bir yaklaşımla ele alındığı sempozyumun açılış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, modernleşme meselesinin yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de en önemli tartışma alanlarından biri olduğunu söyledi. Kurtulmuş, Türkiye’nin modernleşme sürecinin başka toplumların deneyimlerinden farklı, kendine özgü bir karakter taşıdığını vurgulayarak, “Hiçbir millet başka bir milleti taklit ederek ayakta kalamaz. Modernleşmeyi bir mukallitlik serüveni olarak görmüyoruz.” dedi. “Modernleşme disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü” TBMM’nin yalnızca yasa yapan bir kurum olmadığını belirten Kurtulmuş, üniversitelerle yapılan iş birlikleri sayesinde fikir hayatına katkı sunan önemli toplantılar gerçekleştirdiklerini ifade etti. Daha önce ‘Cedidcilik Hareketi’ üzerine bir sempozyum düzenlediklerini hatırlatan Kurtulmuş, bu toplantının ise Türk modernleşmesini farklı perspektiflerle ele almayı amaçladığını aktardı. Yakın zamanda Türkiye’de İslamcılık düşüncesini konu alan yeni bir uluslararası sempozyum daha düzenleneceğini açıklayan Kurtulmuş, şunları söyledi: “Modernleşme tartışmaları artık disiplinler arası bir çalışma alanına dönüştü. Türkiye’de bu konuda yoğun akademik çalışmalar yürütülüyor. 20. yüzyılın başında dünyayı etkileyen iki büyük gelişme modernleşme tartışmalarını şekillendirdi. Bunlardan ilki Batı’nın bilim ve teknoloji alanındaki büyük atılımı, ikincisi ise Osmanlı dahil Doğu imparatorluklarının çözülme süreci . Batı dışındaki toplumlar modernleşmeye zaman zaman kaygı ve çekinceyle yaklaşıyor. Türk modernleşmesi nasıl farklıysa, Japonya’nın Meiji restorasyonu, Rusya’nın dönüşümü ve Çin’in modernleşme hikâyesi de birbirinden farklıdır. Ancak hepsi ortak bir soruya odaklanmıştır: ‘Bu gelişmeye karşı kendi cevabımızı nasıl oluşturacağız?’” “Modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşma aynı şey değildir” Konuşmasında kavramların doğru kullanılmasının önemine dikkat çeken Kurtulmuş, modernleşme, çağdaşlaşma ve Batılılaşmanın birbirine karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Batı’yı yalnızca taklit edilecek bir hedef olarak görmenin toplumları köklerinden uzaklaştıracağını ifade eden Kurtulmuş, “Türkiye kendi tarihsel birikimiyle yeni bir çıkış gerçekleştirebilecek milli tecrübeye sahip. Günümüzde modern değerler üzerine kurulu uluslararası sistem ciddi bir kriz yaşıyor. İnsan hakları, uluslararası hukuk ve devletlerin egemen eşitliği gibi temel kavramlar yeniden tartışılıyor. Mevcut küresel düzen artık günümüz sorunlarına çözüm üretemez hale geldi. Modern değerler üzerine kurulan uluslararası sistemin kurumları, kuralları ve hatta terminolojisi iflas etmiştir. Artık dünyadaki sorunları eski kavramlarla açıklamak mümkün değil.” şeklinde konuştu. “Demokrasi modernleşmenin en önemli alanlarından biridir” Türk modernleşmesinin en önemli başlıklarından birinin demokrasi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin büyük bedellerle ilerlediğini söyledi. Darbeler, siyasi müdahaleler ve antidemokratik uygulamalara rağmen toplumun demokrasi yönünde irade ortaya koyduğunu belirten Kurtulmuş, “Demokrasiyi gözümüzün nuru gibi koruyacağız.” dedi. “Devlet geleneğimiz insan merkezlidir” Türk devlet geleneğinin temelinde insanı merkeze alan bir anlayış bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Bizim devlet anlayışımızın temelinde ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ilkesi vardır. Devlet-i ebed müddet anlayışıyla hareket ederiz. Aynı zamanda ‘Nizam-ı âlem’ düşüncesiyle yalnızca kendimiz için değil, bütün insanlığın huzuru için söz söylemeyi görev kabul ederiz.” Kurtulmuş, sempozyumda ortaya konulacak fikirlerin akademik çalışmalara katkı sağlayacağına inandığını belirterek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: “Modernleşmenin psikolojik boyutu da konuşulmalı” Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini söyledi. Tarih Bölümü Başkanı ile birlikte yürüttükleri psikotarih çalışmalarına değinen Kaynak, “Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinin toplum üzerindeki etkilerini inceledik. ‘Travmadan Zafere’ isimli kitapta da Osmanlı’nın yıkılış travması yerine İstiklal Harbi ve zafer anlatısı üzerine inşa edilen ulusal kimlik sürecini ele aldık. Türkiye Cumhuriyeti ulusal kimliği kuşkusuz bir zafer kimliği olarak inşa edilmiştir ve bu stratejik bir tercihtir.” şeklinde konuştu. “Mustafa Kemal Atatürk geçiş sürecinin köprüsüdür” Cumhuriyetin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte önemli bir köprü rolü üstlendiğini ifade eden Kaynak, “Kurucu kadroların dönüşümü toplumun tamamında aynı hızda gerçekleşmediği için modernleşme sürecinin farklı boyutlarda değerlendirilmesi gerekiyor.” dedi. Toplumların yaşadığı büyük kayıpların doğal olarak bir yas süreci doğurduğunu belirten Kaynak, bazı akademisyenlerin Türkiye’de yaşanan kimlik ve aidiyet tartışmalarını ‘tamamlanmamış yas süreci’ üzerinden değerlendirdiğini aktardı. “Modernleşme sadece teknoloji veya kıyafet değişimi değildir” Modernleşmenin yalnızca Batı’yı taklit etmek anlamına gelip gelmediğinin uzun yıllardır tartışıldığına değinen Kaynak, şu soruların önemine dikkat çekti: “Bir toplumun modernleşmesi yalnızca giyimi, kuşamı, teknolojisi ve eğitim sistemiyle mi ilgilidir; yoksa değerleri, zihniyeti ve kültürüyle birlikte ele alınması gereken bir dönüşüm müdür?” Modernleşme ile modernleştirme kavramlarının da birbirinden ayrılması gerektiğini vurgulayan Kaynak, bu sürecin tepeden inme bir zorlamadan mı yoksa toplumsal ihtiyaçlardan mı doğduğunun tartışılması gerektiğini ifade etti. Gençlere seslenen Kaynak, “Geçmişinizi iyi öğrenmeden iyi bir gelecek inşa edemezsiniz.” diyerek öğrencilerin tarihsel ve düşünsel süreçleri anlamasının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Havva Kök Arslan: “Türk modernleşmesi dinamik bir tecrübe alanıdır” Üsküdar Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Havva Kök Arslan ise konuşmasında, Türk modernleşmesinin yalnızca tarihsel değil, güncel ve geleceğe dönük yönleriyle de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türk modernleşmesi meselesinin her neslin yeniden sorduğu temel sorulardan biri olduğunu ifade eden Arslan, “Sempozyum yalnızca akademik bir toplantı değil, aynı zamanda ortak tarihsel hafızayı ve geleceğe dair sorumlulukları da değerlendirme zemini sunuyor. Türk modernleşmesi doğrusal bir ilerleme değil; sürekliliklerin, kırılmaların ve yeniden inşa süreçlerinin iç içe geçtiği dinamik bir tecrübe alanıdır. Bu düşünsel yaklaşımları, birbirini dışlayan ideolojik kalıplar olarak görmüyor; tarih içinde dönüşen ve etkileşen fikir akımları olarak değerlendiriyoruz.” “Modernleşme yalnızca kurumsal dönüşüm değildir” Modernleşmenin yalnızca teknik ilerleme veya kurumsal reformlardan ibaret olmadığını vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: “Türkiye’nin modernleşme deneyimi eğitimden hukuka, ekonomiden sanata kadar uzanan çok katmanlı bir dönüşüm süreci. Bu süreç aynı zamanda toplumun kendisini yeniden tanımladığı bir zihniyet ve kimlik dönüşümü. Türk modernleşmesi Batı’nın yükselişiyle paralel ilerliyor ancak kendi özgün gerilimlerini ve arayışlarını da üretiyor. Günümüzde modernleşme tartışmaları artık tek merkezli bir modele indirgenemez. Modernleşme yalnızca teknik ilerleme değil; gelenek ile modernlik, yerel ile evrensel arasında sürekli yeniden kurulan bir denge arayışı.” “Asıl mesele değişirken kendimiz olarak kalabilmek” Sempozyumun temel hedefinin Türkiye’nin modernleşme tecrübesini küresel karşılaştırmalar ışığında yeniden değerlendirmek olduğunu belirten Arslan, farklı disiplinlerden akademisyenleri bir araya getirerek yalnızca akademik değil, toplumsal bir tartışma zemini oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Arslan, “Mesele yalnızca nasıl modernleşeceğimiz değil, değişirken kendimiz olarak nasıl kalabileceğimiz meselesidir.” ifadelerini kullandı. “Üç yıllık düşünsel programın ikinci ayağını oluşturuyor” Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk sempozyumda Cedidcilik hareketi ile Türkçülük ve Türkleşme meselelerinin ele alındığını hatırlatan Arslan, bu yılki toplantının merkezinde “muasırlaşmak”, yani modernleşme konusunun yer aldığını ifade etti. Önümüzdeki yıl düzenlenecek üçüncü sempozyumda ise “İslamlaşmak” başlığı altında din, toplum ve siyaset ilişkilerinin tartışılacağını açıkladı. Dünyaca tanınan sosyolog Nilüfer Göle, SOAS University of London Onursal Profesörü William Hale gibi alanında uzman isimler; Türkiye’den ve dünyadan çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla gerçekleştirilen sempozyumda modernleşme deneyimleri küresel karşılaştırmalar ışığında tartışıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.