Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çalışan Bağlılığı

Kapsül Haber Ajansı - Çalışan Bağlılığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalışan Bağlılığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kimpur, LSEG ESG Değerlendirmesinde Global Kimya Sektöründe 13. Sırada Haber

Kimpur, LSEG ESG Değerlendirmesinde Global Kimya Sektöründe 13. Sırada

Kimya sektöründe dünya genelinde değerlendirilen 517 firma arasında 13. sırada yer alan Kimpur’un bu başarısı, şirketin XUSRD – BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ndeki görünürlüğünü güçlendirirken, Türkiye sermaye piyasalarındaki görünürlüğüne de katkı sağladı. Yakın dönemde EcoVadis değerlendirmesinde de Altın seviyeye ulaştığını açıklayan şirket, sürdürülebilirlik alanındaki istikrarlı performansını ulusal ve uluslararası ölçekte sürdürdü. Sürdürülebilirlikte Şeffaflık ve Ölçülebilir Hedefler Kimpur, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uzun yıllardır entegre raporlar ve sürdürülebilirlik raporları aracılığıyla şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşıyor. Şirket, 2025 yılında ilk kez Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) uyumlu raporunu yayımlarken, 2030 İklim Değişikliği Yol Haritası doğrultusunda çevresel süreçlerini sistematik bir yaklaşımla yönetiyor. İklim krizi kaynaklı risklerini belirleyip senaryo analizleriyle değerlendiren Kimpur, bu analizler doğrultusunda aksiyon planlarını hayata geçiriyor. Şirketin 2030 hedefleri arasında; birim başına düşen Kapsam 1 ve 2 emisyon yoğunluğunu %33, enerji tüketim yoğunluğunu %22 oranında azaltmak ve satışlarının %25’ini sürdürülebilir ürün gamından elde etmek yer alıyor. Toplumsal alanda da sürdürülebilirlik yaklaşımını güçlendiren Kimpur, çeşitlilik, kapsayıcılık ve çalışan bağlılığı odağında önemli ilerlemeler kaydetti. Şirket, Happy Place to Work tarafından gerçekleştirilen çalışan bağlılığı anketinde yıllardır puanını istikrarlı biçimde artırarak güçlü kurum kültürünü ortaya koyuyor. Sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil, kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak ele alan Kimpur, çevreye, insana ve geleceğe değer katan çözümler üretmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan ve Kültür Liderliği Sahneye Çıkıyor Haber

İnsan ve Kültür Liderliği Sahneye Çıkıyor

İş dünyasında İnsan ve Kültür liderliği, yalnızca süreçleri yöneten bir fonksiyon olmaktan çıkarak kurumların güven kültürünü, sürdürülebilir performansını ve uzun vadeli başarısını şekillendiren stratejik bir role evriliyor. Değişen çalışma modelleri, artan regülasyonlar ve çalışan beklentilerindeki dönüşüm, bu liderlik alanını her zamankinden daha kritik bir konuma taşıyor. Temmuz ayında başlatılan Best People & Culture Leaders™ 2025 Listesi ve araştırması, Eylül ayında tamamlandı. Araştırmanın çıktıları, 19 Kasım 2025 tarihinde Great Place To Work® Türkiye tarafından düzenlenen özel bir etkinlikte paylaşıldı. Etkinlik kapsamında yalnızca araştırma sonuçları aktarılmakla kalınmadı; aynı zamanda İnsan ve Kültür liderleriyle birlikte geleceğe dönük güçlü bir diyalog ve ortak akıl alanı oluşturuldu. Bununla birlikte, Türkiye'de İnsan ve Kültür alanına ilham veren liderler onurlandırılarak süreç anlamlı bir kutlamayla tamamlandı. İnsan ve Kültür Liderliğinin Karar Masasındaki Gücü Best People & Culture Leaders™ 2025 araştırma bulguları, İnsan ve Kültür liderliğinin Türkiye'de stratejik karar alma süreçlerindeki konumunun belirgin biçimde güçlendiğini ortaya koyuyor. Listede yer alan liderlerin %64'ü, şirketlerinin yönetim veya icra kurulunda aktif rol aldığını belirtiyor. Bu oran, İnsan ve Kültür liderliğinin Türkiye'de hâlâ ağırlıkla operasyonel bir fonksiyon olarak konumlandığı yönündeki yerleşik algıyı açık biçimde sorgulatıyor. İnsan ve Kültür liderliği artık yalnızca kararları hayata geçiren değil; kararların şekillendiği, kurumun yönünü belirleyen masanın doğrudan bir parçası haline geliyor. Gelecek Dönem Öncelikleri Araştırma kapsamında liderlere, şirketlerinin önümüzdeki dönemde hangi alanlara öncelik vereceği soruldu. Yanıtlar, %21 ile dijitalleşme ve yeni teknolojilerin kullanımının ilk sırada yer aldığını gösteriyor. Bunu, %15 ile yetenek yönetimi ve çalışan deneyimi; %13 ile çalışan bağlılığı ve refahı başlıkları takip ediyor. Bu dağılım, İnsan ve Kültür liderlerinin geleceği yalnızca teknolojik bir dönüşüm olarak tanımlamadığını net biçimde ortaya koyuyor. Dijitalleşme, bu liderlik perspektifinde bir hedef değil; çalışan deneyimini güçlendiren, aidiyet duygusunu derinleştiren ve sürdürülebilir performansı destekleyen stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Liderlerin Çalışanların Kişisel İyi Oluşuna Duyarlılığı Çalışanlara insani düzeyde duyarlılık göstermek, güçlü liderliği ayırt eden en kritik faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Best People & Culture Leaders™ 2025 listesinde yer alan liderlerin %93'ü, şirketlerinin çalışanların kişisel iyi oluşunu ve bireysel önceliklerini önemseme konusunda hassas davrandığını belirtirken; bu oran listede yer almayan liderlerde %75'te kalıyor. Ortaya çıkan 18 puanlık fark, yalnızca bir algı farklılığına işaret etmiyor. Bu sonuç, liderlik yaklaşımlarındaki insan odaklılık seviyesinin, organizasyonlar arasında yapısal bir ayrışma yarattı ğını gösteriyor. Yüksek performanslı organizasyonlarda liderlik pratiği; çalışanların yalnızca iş sonuçlarına değil, duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarına da sistematik biçimde yanıt veren bir anlayış üzerine inşa ediliyor. Araştırma bulguları, bu organizasyonlarda: Duygusal zekâ ve empati becerilerinin liderlik pratiğinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini,Psikolojik güvenlik ve güven kültürünün teknik yönetim becerileri kadar kritik kabul edildiğini,Çalışanlara yalnızca rol, unvan ve çıktılar üzerinden değil; insan olarak yaklaşmanın bir yönetim standardına dönüştüğünü,Aidiyet ve bağlılığın performansın yan ürünü değil; sürdürülebilir performansı mümkün kılan temel ön koşullardan biri olarak konumlandığını ortaya koyuyor. Eyüp Toprak: "İnsan ve Kültür Liderliği, Bugünü Anlamak Kadar Geleceği Okumayı da Gerektiriyor" Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, Best People & Culture Leaders™ 2025 Araştırması'na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Best People & Culture Leaders™ 2025 Araştırması'nı, Türkiye'de İnsan ve Kültür liderliğinin mevcut olgunluk seviyesini ve gelişim yönünü bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koymak amacıyla hayata geçirdik. Bu çalışma kapsamında, İnsan ve Kültür uygulamalarını yalnızca İK perspektifiyle değil; iş sağlığı ve güvenliği ile iş ve sosyal güvenlik mevzuatı yaklaşımlarıyla birlikte ele alarak liderliğin kapsamını genişleten bir değerlendirme çerçevesi oluşturduk. Araştırmayla amacımız, İnsan ve Kültür alanında fark yaratan liderlik pratiklerini görünür kılmak, bu pratikleri veriye dayalı ve objektif bir zeminde analiz etmek ve tüm ekosistem için anlamlı karşılaştırma alanları yaratmaktı. Elde ettiğimiz bulgular, Türkiye'de İnsan ve Kültür liderliğinin güçlü yönlerine, gelişim alanlarına ve geleceğe dönük önceliklerine dair önemli içgörüler sunuyor. Bu sürece katkı sunan tüm liderlere teşekkür ediyor; Best People & Culture Leaders™ 2025 listesinde yer alan liderleri gönülden kutluyoruz. Great Place To Work® Türkiye olarak, İnsan ve Kültür liderleriyle birlikte etki yaratan, öğrenen ve dönüştüren bu yolculuğu kararlılıkla büyütmeye devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Great Place To Work® Best People & Culture Leaders™ 2025 Araştırma Raporu Açıklandı Haber

Great Place To Work® Best People & Culture Leaders™ 2025 Araştırma Raporu Açıklandı

Türkiye'nin farklı sektörlerinden 200'e yakın İnsan ve Kültür liderinin katılımıyla yürütülen araştırma, Türkiye'de İnsan ve Kültür liderliğinin bugün geldiği noktayı ve geleceğe doğru nasıl dönüştüğünü net biçimde ortaya koyuyor: İnsan ve Kültür fonksiyonu artık yalnızca operasyonel bir destek alanı değil; organizasyonel güvenin, sürdürülebilir performansın ve uzun vadeli başarının temel yapı taşlarından biri. İş dünyasında İnsan ve Kültür liderliği, yalnızca süreçleri yöneten bir fonksiyon olmaktan çıkarak kurumların güven kültürünü, sürdürülebilir performansını ve uzun vadeli başarısını şekillendiren stratejik bir role evriliyor. Değişen çalışma modelleri, artan regülasyonlar ve çalışan beklentilerindeki dönüşüm, bu liderlik alanını her zamankinden daha kritik bir konuma taşıyor. Temmuz ayında başlatılan Best People & Culture Leaders™ 2025 Listesi ve araştırması, Eylül ayında tamamlandı. Araştırmanın çıktıları, 19 Kasım 2025 tarihinde Great Place To Work® Türkiye tarafından düzenlenen özel bir etkinlikte paylaşıldı. Etkinlik kapsamında yalnızca araştırma sonuçları aktarılmakla kalınmadı; aynı zamanda İnsan ve Kültür liderleriyle birlikte geleceğe dönük güçlü bir diyalog ve ortak akıl alanı oluşturuldu. Bununla birlikte, Türkiye'de İnsan ve Kültür alanına ilham veren liderler onurlandırılarak süreç anlamlı bir kutlamayla tamamlandı. İnsan ve Kültür Liderliğinin Karar Masasındaki Gücü Best People & Culture Leaders™ 2025 araştırma bulguları, İnsan ve Kültür liderliğinin Türkiye'de stratejik karar alma süreçlerindeki konumunun belirgin biçimde güçlendiğini ortaya koyuyor. Listede yer alan liderlerin %64'ü, şirketlerinin yönetim veya icra kurulunda aktif rol aldığını belirtiyor. Bu oran, İnsan ve Kültür liderliğinin Türkiye'de hâlâ ağırlıkla operasyonel bir fonksiyon olarak konumlandığı yönündeki yerleşik algıyı açık biçimde sorgulatıyor. İnsan ve Kültür liderliği artık yalnızca kararları hayata geçiren değil; kararların şekillendiği, kurumun yönünü belirleyen masanın doğrudan bir parçası haline geliyor. Gelecek Dönem Öncelikleri Araştırma kapsamında liderlere, şirketlerinin önümüzdeki dönemde hangi alanlara öncelik vereceği soruldu. Yanıtlar, %21 ile dijitalleşme ve yeni teknolojilerin kullanımının ilk sırada yer aldığını gösteriyor. Bunu, %15 ile yetenek yönetimi ve çalışan deneyimi; %13 ile çalışan bağlılığı ve refahı başlıkları takip ediyor. Bu dağılım, İnsan ve Kültür liderlerinin geleceği yalnızca teknolojik bir dönüşüm olarak tanımlamadığını net biçimde ortaya koyuyor. Dijitalleşme, bu liderlik perspektifinde bir hedef değil; çalışan deneyimini güçlendiren, aidiyet duygusunu derinleştiren ve sürdürülebilir performansı destekleyen stratejik bir araç olarak konumlanıyor. Liderlerin Çalışanların Kişisel İyi Oluşuna Duyarlılığı Çalışanlara insani düzeyde duyarlılık göstermek, güçlü liderliği ayırt eden en kritik faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Best People & Culture Leaders™ 2025 listesinde yer alan liderlerin %93'ü, şirketlerinin çalışanların kişisel iyi oluşunu ve bireysel önceliklerini önemseme konusunda hassas davrandığını belirtirken; bu oran listede yer almayan liderlerde %75'te kalıyor. Ortaya çıkan 18 puanlık fark, yalnızca bir algı farklılığına işaret etmiyor. Bu sonuç, liderlik yaklaşımlarındaki insan odaklılık seviyesinin, organizasyonlar arasında yapısal bir ayrışma yarattı ğını gösteriyor. Yüksek performanslı organizasyonlarda liderlik pratiği; çalışanların yalnızca iş sonuçlarına değil, duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarına da sistematik biçimde yanıt veren bir anlayış üzerine inşa ediliyor. Araştırma bulguları, bu organizasyonlarda: Duygusal zekâ ve empati becerilerinin liderlik pratiğinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini,Psikolojik güvenlik ve güven kültürünün teknik yönetim becerileri kadar kritik kabul edildiğini,Çalışanlara yalnızca rol, unvan ve çıktılar üzerinden değil; insan olarak yaklaşmanın bir yönetim standardına dönüştüğünü,Aidiyet ve bağlılığın performansın yan ürünü değil; sürdürülebilir performansı mümkün kılan temel ön koşullardan biri olarak konumlandığını ortaya koyuyor. Eyüp Toprak: "İnsan ve Kültür Liderliği, Bugünü Anlamak Kadar Geleceği Okumayı da Gerektiriyor" Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, Best People & Culture Leaders™ 2025 Araştırması'na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Best People & Culture Leaders™ 2025 Araştırması'nı, Türkiye'de İnsan ve Kültür liderliğinin mevcut olgunluk seviyesini ve gelişim yönünü bütüncül bir bakış açısıyla ortaya koymak amacıyla hayata geçirdik. Bu çalışma kapsamında, İnsan ve Kültür uygulamalarını yalnızca İK perspektifiyle değil; iş sağlığı ve güvenliği ile iş ve sosyal güvenlik mevzuatı yaklaşımlarıyla birlikte ele alarak liderliğin kapsamını genişleten bir değerlendirme çerçevesi oluşturduk. Araştırmayla amacımız, İnsan ve Kültür alanında fark yaratan liderlik pratiklerini görünür kılmak, bu pratikleri veriye dayalı ve objektif bir zeminde analiz etmek ve tüm ekosistem için anlamlı karşılaştırma alanları yaratmaktı. Elde ettiğimiz bulgular, Türkiye'de İnsan ve Kültür liderliğinin güçlü yönlerine, gelişim alanlarına ve geleceğe dönük önceliklerine dair önemli içgörüler sunuyor. Bu sürece katkı sunan tüm liderlere teşekkür ediyor; Best People & Culture Leaders™ 2025 listesinde yer alan liderleri gönülden kutluyoruz. Great Place To Work® Türkiye olarak, İnsan ve Kültür liderleriyle birlikte etki yaratan, öğrenen ve dönüştüren bu yolculuğu kararlılıkla büyütmeye devam edeceğiz."

Softtech, İnsan Odaklı İK Yaklaşımıyla 3 Prestijli Ödüle Layık Görüldü Haber

Softtech, İnsan Odaklı İK Yaklaşımıyla 3 Prestijli Ödüle Layık Görüldü

Softtech, hem Türkiye’den hem de globalden aldığı üç önemli ödülle 2025 yılını tamamladı. Brandon Hall Group tarafından düzenlenen Excellence in Action Awards’ta çalışan bağlılığı anketi sonuçları ve çalışan geri bildirimlerinin değerlendirildiği Employee Engagement kategorisinde Bronz Ödül, işe alımda eşitlik yaklaşımı, çeşitlilik ve kapsayıcılık uygulamalarının değerlendirildiği Diversity, Equity and Inclusion’da da (DEI) Bronz Ödül kazandı. PERYÖN tarafından düzenlenen (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği) 17. İnsana Değer Ödülleri’nde ise Softtech, Değer Yaratan Uygulamalar Kategorisinin “Bağlılık, Kültür ve Dönüşüm Yönetimi” alt başlığında “Fark Yaratan Firma” olarak 1.’lik ödülünün sahibi oldu. “Çalışan deneyimini sürekli geliştirmeye devam edeceğiz” Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel ise ödüller hakkında şunları söyledi: “İnsanı odağına alan kurum kültürümüzün hem Türkiye’de hem de global platformlarda takdir görmesi bizim için büyük bir gurur. Brandon Hall Group Excellence in Action Awards ve PERYÖN 17. İnsana Değer Ödülleri’nden aldığımız bu üç kıymetli ödül, çalışan bağlılığını veriyle yöneten, geri bildirimi aksiyona dönüştüren, eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılığı tüm süreçlerine entegre eden yaklaşımımızın bir göstergesi oldu. Softtech’te, çalışanlarımızın sesini merkeze alarak sürekli geliştirmeyi, değerlerimizle uyumlu, sürdürülebilir bir çalışan deneyimi yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu ödüller, birlikte öğrenen, dönüşen ve her zaman daha iyiyi hedefleyen Softtechlilerin ortak başarısıdır. Önümüzdeki dönemde de çalışan deneyimini güçlendiren uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.”

Softtech, İnsan Odaklı İK Yaklaşımıyla 3 Prestijli Ödüle Layık Görüldü Haber

Softtech, İnsan Odaklı İK Yaklaşımıyla 3 Prestijli Ödüle Layık Görüldü

Softtech, hem Türkiye’den hem de globalden aldığı üç önemli ödülle 2025 yılını tamamladı. Brandon Hall Group tarafından düzenlenen Excellence in Action Awards’ta çalışan bağlılığı anketi sonuçları ve çalışan geri bildirimlerinin değerlendirildiği Employee Engagement kategorisinde Bronz Ödül, işe alımda eşitlik yaklaşımı, çeşitlilik ve kapsayıcılık uygulamalarının değerlendirildiği Diversity, Equity and Inclusion’da da (DEI) Bronz Ödül kazandı. PERYÖN tarafından düzenlenen (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği) 17. İnsana Değer Ödülleri’nde ise Softtech, Değer Yaratan Uygulamalar Kategorisinin “Bağlılık, Kültür ve Dönüşüm Yönetimi” alt başlığında “Fark Yaratan Firma” olarak 1.’lik ödülünün sahibi oldu. “Çalışan deneyimini sürekli geliştirmeye devam edeceğiz” Softtech Genel Müdürü M. Bülent Özçengel ise ödüller hakkında şunları söyledi: “İnsanı odağına alan kurum kültürümüzün hem Türkiye’de hem de global platformlarda takdir görmesi bizim için büyük bir gurur. Brandon Hall Group Excellence in Action Awards ve PERYÖN 17. İnsana Değer Ödülleri’nden aldığımız bu üç kıymetli ödül, çalışan bağlılığını veriyle yöneten, geri bildirimi aksiyona dönüştüren, eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılığı tüm süreçlerine entegre eden yaklaşımımızın bir göstergesi oldu. Softtech’te, çalışanlarımızın sesini merkeze alarak sürekli geliştirmeyi, değerlerimizle uyumlu, sürdürülebilir bir çalışan deneyimi yaratmayı önceliklendiriyoruz. Bu ödüller, birlikte öğrenen, dönüşen ve her zaman daha iyiyi hedefleyen Softtechlilerin ortak başarısıdır. Önümüzdeki dönemde de çalışan deneyimini güçlendiren uygulamalarımızı geliştirmeye devam edeceğiz.”

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek? Haber

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek?

Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, “Asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak belirlenmesi, sadece taban gelir grubunu değil; özel sektördeki ücret dağılımını, zam bütçelerini ve çalışan bağlılığını da doğrudan etkileyen stratejik bir karar.” dedi. Milyonların beklediği karar açıklandı. Asgari ücret 2026 yılı için yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak açıklandı. Kararın iş dünyasına ve çalışan bağlılığına olan etkisini değerlendiren Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, Türkiye’de asgari ücretin birçok sektörde taban ücret olmanın ötesinde, yıllık ücret artışlarının da başlangıç eşiği ve referans noktası olarak kullanıldığını, bu nedenle yapılan artışın, yalnızca asgari ücretli çalışanları değil, asgari ücret bandının hemen üzerinde yer alan geniş çalışan gruplarını da etkilediğini söyledi. Asgari Ücret 2026 Ücret Politikalarını da Etkiledi Konuyla ilgili görüşlerini aktarmaya devam eden Mete, “Bu artış, taban gelir grubu için bir rahatlama sağlasa da; asgari ücret ile asgari ücretin hemen üzerinde ücret alan çalışanlar arasındaki fark yeniden daraldığı için, şirketler açısından ücret politikalarında dengeleme-düzeltme zammı ihtiyacını gündeme taşıdı. Özellikle saha çalışanları, operasyon rolleri ve genç profesyoneller gibi gruplarda ücret adaleti ve motivasyonun korunması daha da önem kazanacak.” dedi. İşveren tarafında bu kararın, 2026 zam politikalarını tek seferlik yüksek artıştan çok, daha seçici ve farklılaşan bir yapıya yönlendirmesini beklediklerini de söyleyen Mete, “Kritik ve kaybı riskli rollerde yeteneği elde tutmak amacıyla asgari ücret artış oranının üzerinde zamlar görülebilir. Diğer roller için daha temkinli bir artış yaklaşımı öne çıkacaktır. Bu çerçevede performans, yan haklar ve bağlılık programları ücret politikasının önemli tamamlayıcıları haline gelecek.” diye konuştu. Çalışan bağlılığı açısından da konuyu değerlendiren Mete şunları aktardı: “Taban gelirdeki artış kısa vadede rahatlama sağlasa da; ücret dengesinin bozulduğu yapılarda motivasyon ve adalet algısını zayıflatabilir. Bu nedenle 2026, şirketler için sadece maliyet yönetimi değil; adil ücret politikası, şeffaf iletişim ve kültür politikalarıyla birlikte ele alınması gereken bir yıl olarak öne çıkıyor. Bunun orta ve uzun vadede kalıcı etki, ücret artışından çok; çalışanların değer gördüğünü hissettiren bütünsel insan ve kültür yaklaşımlarıyla mümkün olacak.”

İş Hayatında Kendini En Çok Soyutlanmış Hisseden Grup: Z Kuşağı Haber

İş Hayatında Kendini En Çok Soyutlanmış Hisseden Grup: Z Kuşağı

Buna rağmen “iş yeri”, çalışanların güçlü bir aidiyet hissi kurmak istedikleri bir alan olmaya devam ediyor. Aidiyet hissinde ev ortamı %76 ile ilk sırada yer alırken, katılımcıların %47’si, evden sonra en güçlü aidiyet hissini iş yerinde yaşadığını aktarıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, dünya genelinde farklı kurum ve sektörlerden 18–64 yaş arası 5.000’in üzerinde çalışanla gerçekleştirdiği Çalışan Aidiyet Barometresi’nin (EY Belonging Barometer) sonuçlarını açıkladı. Araştırma bulguları; ekonomik dalgalanma ve toplumsal gerilimler gibi olumsuzlukların iş yerinde bir paradoks oluşturduğunu ortaya koyuyor. Dünya giderek daha bağlantılı bir hale gelirken, diğer yandan çalışanlar kendilerini geçmiş yıllara göre daha kopuk hissettiğini belirtiyor. İş yerlerinde soyutlanma ve kopukluk hissi artıyor Barometre sonuçlarına göre; dünya genelinde çalışanların %85’i, iş yerinde artan bir yalnızlık ve soyutlanma hissi yaşadığını belirtiyor. 2023’e kıyasla yüzde 10 artan bu his, özellikle genç kuşaklarda daha yoğun görülüyor. Z kuşağının %92’si ve Y kuşağının %87’si bu duyguları paylaştığını belirtiyor. Buna rağmen, iş yeri hâlâ çalışanların en çok aidiyet hissi yaşadığı ikinci yer olmaya devam ediyor. Bu kapsamda ev ortamı %76 ile ilk sırada yer alırken katılımcıların %47’si, evden sonra en güçlü aidiyet hissini iş yerinde yaşadığını belirtiyor. Z ve Y kuşakları, iş yerinde artan izolasyonla karşı karşıya olduğunu düşünüyor Küresel çapta yapılan araştırmaya göre, genç katılımcıların %54’ü haftada en az bir kez, yüz yüze veya çevrim içi bir konuşma yapmadan tam bir iş gününü geçirdiklerini söylüyor. Bu oran Y kuşağında %50, X kuşağında %35, baby boomers kuşağında ise %27 seviyelerinde seyrediyor. Farkın uzaktan çalışanlarda daha belirgin olduğu görülüyor. Tamamen uzaktan çalışanların %63’ü, haftada en az bir kez gerçek zamanlı bir konuşma yapmadan tam bir iş günü geçirirken, tam zamanlı ofis çalışanlarında bu oran %35 yani neredeyse iki katı. Hibrit çalışanlarda ise %51’i buluyor. İş yerindeki yalnızlık duygusu, aidiyet hissini etkiliyor Katılımcılara göre; çalışanların aidiyet hissini etkileyen en önemli iki unsur başarılarının görülmemesi ve iş toplantılarına dahil edilmemeleri olarak öne çıkıyor. Bu durum, kendilerini dışlanmış ve yalnız hissetmelerine neden olabiliyor. Katılımcıların %58’i, kişisel yönlerini iş yerinde paylaşırken kendini rahat hissetmediğini belirtiyor. Özellikle Z kuşağı, bu konuda %71 oranıyla diğer kuşaklara göre neredeyse iki kat daha az rahat hissediyor. Barometreye göre, aidiyet hissini en çok güçlendiren unsurların başında %41 oranıyla psikolojik olarak güvende hissetme geliyor. Katılımcıların ruhsal olarak güvenliğinin azalmasına sebep olan ana faktörler ekonomik dalgalanmalar (%32) ve toplumsal olaylar (%25) olurken; psikolojik güvenliği artıran iki ana faktör ise hata kabul edebilme veya yardım isteme konusunda açık olma (%48) ve meslektaşlarıyla güçlü, güvene dayalı ilişkiler kurma (%47) olarak öne çıkıyor. Z ve Y kuşakları, ekonomik belirsizlik nedeniyle kendilerini baby boomers kuşağından iki kat fazla sıkışmış hissediyor. Z kuşağında bu oran %74, Y kuşağında %68, X kuşağında %52, baby boomers kuşağında %34’ü buluyor. Barometreye göre aidiyet hissini güçlendiren diğer unsurlar ise esneklik (%38), ruhsal iyilik hali (wellbeing, %37), gelişim odaklı geri bildirim almak (%31), düzenli olarak profesyonel ve kişisel olarak nasıl olduklarının kontrol edilmesi (%29) olarak sıralanıyor. Yapay zekâ ve teknoloji, aidiyeti artırıyor Katılımcıların %32’si, teknoloji ve yapay zekâ araçlarının artan kullanımının iş yerindeki aitlik hissini güçlendirdiğini söylüyor. Z kuşağı %40 ile bu düşünceyi domine ederken, baby boomers kuşağında bu oran %13 seviyesine düşüyor. Yalnızlık hissini yapay zekâ dolduruyor Katılımcıların %26’sı, kendini yalnız veya izole hissettiğinde bir yapay zekâ uygulamasına veya sohbet robotuna yöneleceğini belirtiyor. Ancak, araştırmaya göre iş gücündeki insan ilişkisi hâlâ kapsayıcılığın kritik bir unsuru olarak öne çıkıyor. Katılımcıların neredeyse yarısı (%48’i), farklı kuşaklardan meslektaşlarıyla çalışmanın kendilerini daha fazla ait hissettirdiğini söylüyor. EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı Gökhan Gümüşlü, çalışan aidiyeti konusuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknolojinin gelişimiyle birlikte son yıllarda iş hayatında da ciddi bir değişim söz konusu. Bu değişim, pandemiye bağlı olarak tümüyle uzaktan çalışma ve hibrit modellerin hayatımıza girmesiyle hızlandı. Bu yeni iş modellerinin ise çalışanlar için soyutlanma, yalnızlık ve psikolojik güvenlik endişesi, işverenler için ise kapsayıcılık, çalışanları elde tutma gibi konuları beraberinde getiriyor. Bununla birlikte, giderek daha bağlantılı bir dünyada yaşamamıza rağmen çalışanlar kendilerini kopuk ve yalnız hissedebiliyor. Araştırmaya katılan çalışanlar, iş yerinde aidiyet hissini güçlendiren en önemli unsuru, fikirlerini paylaşabilmek ve endişelerini çekinmeden ifade edebilmek olarak tanımlıyor. Bu durum işverenler için; çalışan bağlılığı ve uzun vadede aidiyet hissini destekleyen daha kapsayıcı bir iş kültürü oluşturmak adına önemli bir fırsat sunuyor. Özellikle yeni nesil için bu koşulları sağlayabilen kurumların kazanan bir konumda olacağını söyleyebiliriz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.