Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çalışan Deneyimi

Kapsül Haber Ajansı - Çalışan Deneyimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalışan Deneyimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meditopia’nın 2026 Yılı İlk Yarı Çalışan   Wellbeing Raporu Açıklandı Haber

Meditopia’nın 2026 Yılı İlk Yarı Çalışan Wellbeing Raporu Açıklandı

Çalışan deneyimi artık performans göstergelerinin yanı sıra, fiziksel, zihinsel ve duygusal iyi oluşun birlikte değerlendirilmesiyle ele alınıyor. Meditopia'nın 2026 yılının ilk yarısını kapsayan Çalışan Wellbeing Raporu da Türkiye'deki çalışanların bütüncül iyi oluş durumunu ortaya koyuyor. 275 şirketten 19 binden fazla çalışanın yanıtlarıyla hazırlanan rapora göre, geçen yıl yalnızca bir ay ‘iyi’ seviyesine ulaşabilen wellbeing skoru, bu yıl ikinci çeyrek boyunca ‘iyi’ seviyesini korudu. Bununla birlikte rapor, mayıs ayının 2026’da çalışanların en fazla zorlandığı dönem olduğunu gösteriyor. Wellbeing skoru yalnızca bu ayda geçen yılın gerisine düşerken, stres ve kaygı seviyeleri de yine yalnızca mayıs ayında geçen yılı aştı. Aynı dönemde uyku skoru yılın en düşük seviyesine geriledi. Rapor, çalışanların iyi oluşunda geçen yıla kıyasla önemli bir toparlanmaya işaret ederken, bu iyileşmenin henüz tüm göstergelere aynı ölçüde yansımadığına ve sürdürülebilirliği için çalışanların ihtiyaç duyduğu alanlara odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Stres ve Kaygı Gerilerken, İş Yükü Çalışanları Zorlamaya Devam Ediyor Rapora göre, stres indeksi skoru geçen yılın aynı dönemindeki 66,2 puandan 63,3 puana, kaygı indeksi ise 63,4 puandan 60,1 puana geriledi. Çalışanların stres ve kaygısını artıran faktörlerin başında %65 ile iş hayatı gelirken, bunu maddi ve ekonomik koşullar, yakın ilişkilerde yaşanan problemler ve politik ve toplumsal gelişmeler takip etti. İş yaşamına daha yakından bakıldığında ise çalışanları en fazla zorlayan unsur iş yükü olurken; performans kaygısı, motivasyon düşüklüğü, toksik iş ortamı veya mobbing ile kariyer belirsizliği öne çıkan diğer başlıklar arasında yer aldı. İş yaşamındaki mevcut zorluklara ek olarak, çalışanların %42'si yapay zekanın işlerinde yaratacağı değişiklikleri düşündüğünde kendisini kaygılı hissettiğini belirtirken, en büyük endişenin işlerin veya bazı görevlerin ortadan kalkması olduğu görüldü. Yorgunluk Zirvedeki Yerini Koruyor, Çalışanları Sosyal İlişkiler Ayakta Tutuyor Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, yorgunluğun 2026 yılının ilk altı ayında da çalışanların en sık hissedilen duygusu olmayı sürdürmesi oldu. %36,8 ile ilk sırada yer alan yorgunluğu; stresli (%30,2), depresif (%26) ve endişeli (%26) hissetme izledi. Zorlu duygularda dönemsel gerilemeler görülse de bu iyileşmenin huzur ve anda olma hissine aynı ölçüde yansımadığı dikkat çekti. Öte yandan çalışanların %61,5'i, iş yerindeki sosyal çevrelerinin ve destekleyici ilişkilerinin yoğun iş baskısı altında bile duygusal dayanıklılıklarını korumalarına yardımcı olduğunu ifade etti. Çalışanları en çok mutlu eden unsurlar ise aile içi uyum, arkadaş desteği ve ilişki kalitesi gibi yakın ilişkilere dair faktörler oldu. Fiziksel sağlık göstergeleri de çalışanların genel iyi oluşunu etkileyen kritik alanlar arasında yer alıyor. Uyku indeksinin 49, hareket indeksinin ise 37,5 puanda kaldığı rapora göre çalışanlar yılın ilk yarısında günlük ortalama 6.247 adım attı. Çalışanların %51'i hiç egzersiz yapmadığını belirtirken, yalnızca %10'u Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği düzeyde, haftada en az beş gün ve günde en az 30 dakika egzersiz yaptığını ifade etti. Öte yandan çalışanların zorluklarla baş etmek için en sık başvurduğu yöntemin %38,2 ile hareket etmek olması, fiziksel aktivitenin psikolojik dayanıklılığı destekleyen önemli bir unsur olduğunu ortaya koydu. Raporda ayrıca, spor ve wellness merkezlerine erişim sağlayan Meditopia WellnessPass’i kullanan çalışanların hareket skorlarının kullanmayanlara göre %20 daha yüksek olduğu belirtilirken, bu bulgunun hareketi teşvik eden çalışan yan haklarının olumlu etki yaratma potansiyeline işaret ettiği vurgulandı. “İyileşmenin Kalıcı Olması İçin Çalışanların Gerçek İhtiyaçlarına Odaklanmak Gerekiyor” 2026 yılı ilk yarı Çalışan Wellbeing Raporu’nun sonuçlarını değerlendiren Meditopia İçerik ve Araştırma Direktörü Uzman Psikolog Gözde Ertekin, “2026'nın ilk yarısı ilk bakışta iyi haberlerle açılıyor. Esenlik skoru "iyi" sınırına yükseldi, stres ve kaygı geçen yıla göre belirgin biçimde geriledi. Bu tablo yalnızca bizim örneklemimize özgü değil: Gallup'un 2026 küresel iş yeri araştırması da çalışan iyi oluşunun üç yılın ardından ilk kez iyileşmeye başladığını gösteriyor. Yani buradaki iyileşme, daha geniş çaplı bir olumlu eğilimle aynı yönde ilerliyor.” açıklamasında bulundu. Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi ise “Raporumuz, 2026 yılının ilk yarısında çalışanların bütüncül iyi oluşunda olumlu bir gelişmeye işaret ederken, bu gelişimin henüz kırılgan olduğunu da açıkça ortaya koyuyor. Çalışanların en sık hissettiği duygunun hala yorgunluk olması, stres ve kaygının yüksek seviyelerini koruması ve fiziksel sağlık göstergelerinin gelişime ihtiyaç duyması, çalışan deneyiminin tek bir göstergeyle değerlendirilemeyeceğini gösteriyor. İş yükü, uyku düzeni, hareket alışkanlıkları, sosyal ilişkiler ve psikolojik dayanıklılık birbirini doğrudan etkileyen unsurlar olarak birlikte ele alınmalı. Bu nedenle kurumların çalışanlarını düzenli olarak dinlemesi, dönemsel riskleri önceden tespit etmesi ve ihtiyaçlara uygun bütüncül wellbeing uygulamaları geliştirmesi, kalıcı bir iyi oluş kültürü oluşturmanın en önemli adımlarından biri. Raporumuz, çalışanların ihtiyaçlarının yıl boyunca aynı kalmadığını da açıkça ortaya koyuyor. Özellikle mayıs ayında birçok göstergede aynı anda görülen değişim, çalışanların iyi oluşunun düzenli olarak izlenmesi ve destek mekanizmalarının doğru zamanda devreye alınmasının önemini gösteriyor. Hareketi teşvik eden uygulamalar, iş yerindeki sosyal bağları güçlendiren yaklaşımlar ve çalışanların dinlenmesine alan açan kurum kültürü, bu olumlu gelişimin sürdürülebilir hale gelmesinde belirleyici rol oynuyor. Meditopia olarak kurumların çalışanlarının değişen ihtiyaçlarını veriye dayalı içgörülerle daha iyi anlamalarını sağlayan ve kişiselleştirilmiş wellbeing çözümleriyle sürdürülebilir bir iyi oluş kültürü oluşturmalarına destek olmaya devam ediyoruz.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

STM'ye Dünyanın Saygın İşveren Ödül Programından 8 Uluslararası Ödül Haber

STM'ye Dünyanın Saygın İşveren Ödül Programından 8 Uluslararası Ödül

Savunma sanayiinde geliştirdiği yüksek teknoloji çözümleriyle öne çıkan STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., insan kaynağına yaptığı yatırımlarla da uluslararası alanda önemli bir başarı elde etti. STM, dünyanın saygın işveren ödül programlarından Stevie® Awards for Great Employers 2026 kapsamında 2 Altın, 5 Gümüş ve 1 Bronz olmak üzere toplam 8 ödül kazandı. Bu yıl 38 ülkeden 1.000'i aşkın başvurunun değerlendirildiği organizasyonda STM; çalışan bağlılığı, işe alım süreçleri, eğitim ve gelişim programları, liderlik gelişimi, mentorluk ve performans yönetimi alanlarında hayata geçirdiği uygulamalarla ödüle layık görüldü. Çalışan Deneyimi ve Yetenek Yönetimine Altın Ödül STM'nin çalışan bağlılığını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği “STM’de Çalışan Bağlılığı” projesi, Çalışan Bağlılığında Başarı kategorisinde Altın Stevie Ödülü kazandı. Genç yeteneklerin STM'ye kazandırılmasını hedefleyen StarTeaM Staj ve Aday Çalışan Programı ise "En İyi Yetenek Kazanımı Süreci" kategorisinde Altın Stevie Ödülü'nün sahibi oldu. Eğitim, Liderlik ve Mentorluk Uygulamalarına Gümüş Ödüller STM'nin eğitim ve gelişim alanındaki çalışmaları da uluslararası jüri tarafından ödüllendirildi. STM, “Yılın Eğitim ve Gelişim Ekibi” ile "En İyi Öğrenme ve Gelişim Stratejisi" kategorilerinde Gümüş Stevie Ödülü kazandı. Liderlerin gelişimini destekleyen “STM'de Liderlik Gelişimi” programı "En İyi Liderlik Gelişim Programı" kategorisinde, kurum içi bilgi paylaşımını ve farklı kuşaklar arasındaki deneyim aktarımını güçlendiren 2'miz Mentorluk ve Tersine Mentorluk Programı ise "Koçluk ve Mentorlukta Başarı" kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü'ne layık görüldü. Performans Yönetimine Bronz Ödül Ayrıca, STM'nin performans yönetimi yaklaşımının temel unsurlarından biri olan PUSULA Performans Yönetim Sistemi, "Performans Yönetiminde Başarı" kategorisinde Bronz Stevie Ödülü kazandı. Güleryüz: "Başarımızın Temelinde Güçlü İnsan Kaynağımız Var" STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, kazanılan ödüllere ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "STM olarak teknolojideki başarılarımızın temelinde güçlü insan kaynağımızın bulunduğuna inanıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın gelişimini, bağlılığını ve deneyimini merkeze alan uygulamalarımızın uluslararası düzeyde ödüllendirilmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Kazandığımız bu ödüller; çalışanlarımızın gelişimine yaptığımız yatırımın, öğrenmeyi teşvik eden yaklaşımımızın ve güçlü kurum kültürümüzün uluslararası ölçekte takdir edildiğinin önemli bir göstergesidir. Başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyor, bu gururu birlikte paylaşıyoruz." STM, çalışan deneyimini işe alımdan kariyer gelişimine kadar uzanan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Genç yetenek programlarından performans yönetim sistemlerine, öğrenme ve gelişim ekosisteminden mentorluk uygulamalarına kadar hayata geçirilen çalışmalar; çalışan bağlılığını, gelişimini ve kurumsal aidiyeti güçlendirmeyi hedefliyor. Kazanılan bu ödüller, STM’nin çalışan deneyimi ve kurum kültürü alanında sürdürdüğü dönüşümün uluslararası ölçekte takdir edildiğinin önemli bir göstergesi niteliğini taşıyor. Dünyanın En İyi İşverenleri Nasıl Seçiliyor? Stevie® Awards for Great Employers, dünyanın en başarılı işverenlerini; insan kaynakları profesyonellerini, ekiplerini ve çalışanlar için daha iyi iş ortamları oluşturmaya katkı sağlayan uygulama, ürün ve çözümleri ödüllendiren uluslararası bir ödül programıdır. Bu yılın kazananları, dünyanın farklı ülkelerinden 160'ın üzerinde uzman jüri üyesinin değerlendirmeleri sonucunda belirlendi. "Yılın İşvereni" kategorilerindeki kazananlar ise profesyonel jüri değerlendirmeleri ile 178 bini aşkın halk oylamasının birlikte değerlendirilmesiyle seçildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Neova Sigorta Artık İstanbul Finans Merkezi’nde Haber

Neova Sigorta Artık İstanbul Finans Merkezi’nde

İstanbul Finans Merkezi’nde 4 kata yayılan yeni Genel Müdürlük ofisi, yaklaşık 6.312 metrekarelik kullanım alanıyla yaklaşık 400 kişilik Neova Sigorta ekibine ev sahipliği yapacak. Departman ihtiyaçlarına göre planlanan çalışma alanları, toplantı ve sunum odaları, ortak kullanım bölümleri ve teknolojik altyapısıyla yeni merkez, çalışanların günlük iş süreçlerini daha verimli yürütmesine katkı sağlayacak şekilde kurgulandı. İstanbul Finans Merkezi’nde yeni dönem Neova Sigorta’nın İstanbul Finans Merkezi’ne taşınması, şirket açısından yalnızca fiziksel bir ofis değişikliğini değil, operasyonel verimlilik, çalışan deneyimi ve kurum içi etkileşimi odağına alan yeni bir dönemi de ifade ediyor. Finans ve iş dünyasının önemli kurumlarını bir araya getiren İstanbul Finans Merkezi’nde konumlanan yeni Genel Müdürlük ofisinin, Neova Sigorta’nın sektör ekosistemiyle daha yakın bir iletişim kurmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Çalışan deneyimi ve sanat odağı Yeni yapılanmayla birlikte çalışan deneyimini daha da geliştirmeyi hedefleyen Neova Sigorta, verimliliği, motivasyonu ve ekipler arası etkileşimi destekleyen bütüncül bir çalışma ortamı sunmayı amaçlıyor. Bu anlayış doğrultusunda yeni ofis, yalnızca iş süreçlerini destekleyen bir alan olarak değil, aynı zamanda sanatla iç içe yaşayan bir merkez olarak kurgulandı. İstanbul Finans Merkezi’ndeki yeni merkezde her kat ve çalışma alanı, ilgili birimlerin çalışma dinamiklerinden ilham alınarak özel olarak tasarlanan sanat eserleriyle buluşturuldu. Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ara Güler, Ergin İnan, Devrim Erbil, Deniz Sağdıç, Mehmed Özçay, Emrah Yücel, Matteo Mandelli gibi farklı disiplinlerden sanatçıların eserleri, çalışma ortamlarına estetik ve ilham verici bir dokunuş katıyor. Neova Sigorta Genel Müdürü Neslihan Neciboğlu, yeni ofis yapılanmasına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “İstanbul Finans Merkezi’nde hayata geçirdiğimiz yeni Genel Müdürlük ofisimizi, yalnızca yeni bir çalışma alanı olarak değil, şirketimizin geleceğe dönük vizyonunun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Çalışan deneyimini merkeze alan, iş birliğini destekleyen ve verimliliği artıran bir çalışma ortamı oluşturmayı hedefledik. Yeni merkezimizin hem ekiplerimizin günlük çalışma deneyimine hem de Neova Sigorta’nın sürdürülebilir büyüme yolculuğuna katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CCN Holding ve Grup Şirketleri Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Listesi’nde Haber

CCN Holding ve Grup Şirketleri Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri Listesi’nde

Çalışan deneyimini kurum kültürünün temel unsurlarından biri olarak konumlandıran CCN Holding ve grup şirketleri, Happy Place to Work® Bilim Kurulu tarafından yürütülen değerlendirme sonucunda Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri® 2026 Listesi’nde yer aldı. Yapılan değerlendirme ile CCN Holding “Holding”, Infera Teknoloji “Yazılım”, ICE Yacht “Yat ve Gemi İnşa”, CCN Klinik “Sağlık & Klinik Hizmetler”, CCN İnşaat “İnşaat”, CCN Güvenlik “Güvenlik Hizmetleri”, CCN Eğitim “Eğitim”, CCN Turizm ise “Turizm ve Ağırlama, Konaklama” sektöründe Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri® arasında gösterildi. Farklı sektörlerde faaliyet gösteren grup şirketlerinin aynı değerlendirme sürecinde listeye girmesi, CCN Holding’in insan odaklı yönetim anlayışını, çalışan deneyimine verdiği önemi ve grup genelinde ortak değerler etrafında şekillenen kurum kültürünü ortaya koydu. Akbulut: ‘Grup kültürümüzün güçlü bir göstergesi’ CCN Holding İnsan ve Kültür Grup Başkanı Pınar Akbulut, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “CCN Holding olarak inşaattan sağlığa, teknolojiden turizme, eğitimden güvenlik hizmetlerine uzanan geniş bir faaliyet alanına sahibiz. Bu kadar farklı sektörlerde faaliyet gösterirken ortak bir çalışan deneyimi standardı oluşturabilmek bizim için son derece kıymetli. Happy Place to Work® Bilim Kurulu değerlendirmesi sonucunda CCN Holding ve grup şirketlerimizin Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri® 2026 Listesi’nde farklı sektörlerde yer alması, insan odaklı kurum kültürümüzün güçlü bir göstergesi oldu. Biz mutlu işyerini; güvenin, açık iletişimin, gelişim fırsatlarının, kapsayıcılığın ve birlikte değer üretme duygusunun yaşatıldığı ve deneyimlendiği bir kültür olarak görüyoruz. Bu başarı da çalışma arkadaşlarımızın emeğiyle birlikte inşa ettiğimiz CCN kültürünün bir sonucudur. Birlikte, gelişimi destekleyen ve sürdürülebilir bir çalışma deneyimi sunan uygulamaları hayata geçirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber AjansıGıda

Türkiye’de Her İki Şirketten Biri Elektrikli Araçlara Yeşil Işık Yakıyor Haber

Türkiye’de Her İki Şirketten Biri Elektrikli Araçlara Yeşil Işık Yakıyor

BNP Paribas Grubu çatısı altında faaliyet gösteren ve Türkiye’de kurumların mobilite, filo yönetimi ve operasyonel verimlilik hedeflerine ulaşmalarında güvenilir ve uzun vadeli iş ortağı olarak konumlanan TEB Arval’in desteğiyle her yıl gerçekleştirilen Arval Mobility Observatory (AMO) Filo ve Mobilite Barometresi 2026 araştırma sonuçları açıklandı. 33 ülkede 10 bin 157 yöneticinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, şirketlerin filo ve mobilite yönetiminde artık strateji geliştirme aşamasını geride bırakarak, uygulama dönemine geçtiğini ortaya koydu. Araştırma sonuçları, elektrikli araç dönüşümünün hızla devam ettiğini gözler önüne sererken, şirketlerin odağını operasyonel verimlilik, alternatif mobilite çözümleri ve veri odaklı filo yönetimine çevirdiğini gösteriyor. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 54’ü bataryalı elektrikli araçlar (BEV), şarj edilebilir hibrit araçlar (PHEV) veya hibrit araçlar (HEV) gibi alternatif enerji teknolojilerini kullanıyor ya da önümüzdeki üç yıl içinde kullanmayı planlıyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 27’si filolarında en az 1 elektrikli araca sahip. Binek araç filolarındaki elektrikli araç oranının önümüzdeki üç yıl içinde yüzde 12’ye ulaşması bekleniyor. TEB Arval Genel Müdürü Fatih Deynek: “Veriyi etkin yöneten ve çalışan beklentilerine çeviklikle yanıt veren şirketler rekabet avantajı sağlayacak” Araştırma sonuçlarını değerlendiren TEB Arval Genel Müdürü Fatih Deynek şunları söyledi: “2026 Barometresi, Türkiye'de filo yönetiminin yeni bir evreye geçtiğini gösteriyor. Şirketler artık elektrifikasyonun gerekliliğini tartışmaktan çok, bu dönüşümü nasıl daha verimli ve sürdürülebilir şekilde hayata geçireceklerine odaklanıyor. Araştırma sonuçları, Türkiye'de elektrikli araç kullanımına yönelik güçlü bir irade bulunduğunu ancak şarj altyapısı ve operasyonel verimlilik gibi başlıkların dönüşümün başarısında belirleyici olacağını ortaya koyuyor. Bununla beraber mobilite anlayışı da değişiyor. Şirketler çalışanlarına yalnızca araç sunmak yerine daha esnek, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı ulaşım çözümleri geliştirmeye yöneliyor. Önümüzdeki süreçte çevresel hedefleri mali disiplinle buluşturan, veriyi etkin yöneten ve çalışan beklentilerine çeviklikle yanıt veren şirketler rekabet avantajı sağlayacak. TEB Arval olarak, müşterilerimizin bu dönüşüm sürecinde filo çözüm ortaklığının ötesine geçerek, onların stratejik sürdürülebilir mobilite danışmanı olma kararlılığımızı sürdürüyoruz.” Elektrikli araçların önündeki kritik eşik: Şarj altyapısı Araştırmaya göre elektrifikasyon konusunda önemli ilerleme kaydedilmesine rağmen, şirketler bazı yapısal engellerle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Türkiye'de elektrikli araç kullanımının önündeki engellerden birinin şarj noktaları olduğunu belirten şirketlerin oranı %68'i buluyor. Buna rağmen araştırmaya katılan şirketlerin tamamı en az bir şarj politikası uyguluyor veya uygulamayı planlıyor. Araştırmada elektrikli araçlar, şirketlerin çevresel sorumluluklarını destekleyen ve mobilite dönüşümünü hızlandıran önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Şirketlerin elektrikli araçlara geçiş sebepleri arasında; sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak, karbon emisyonlarını azaltmak ve geleceğin mobilite ihtiyaçlarına hazırlıklı olmak önemli etkenler arasında. Araştırmaya göre şirketlerin büyük bölümü için elektrifikasyon artık kısa vadeli bir tercih değil, uzun vadeli dönüşüm stratejilerinin temel unsurlarından biri olarak dikkat çekiyor. Araştırmada ikinci el araç pazarına ilişkin veriler de dikkat çekiyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 31’i filolarında ikinci el araç kullanırken, yüzde 44’ü önümüzdeki üç yıl içinde ikinci el araçları filolarına dahil etmeyi planlıyor. Ayrıca şirketlerin yüzde 27’si ikinci el araç finansmanında operasyonel kiralamayı tercih ediyor veya etmeyi değerlendiriyor. Veri odaklı filo yönetimine ilgi artıyor Araştırma sonuçları, şirketlerin filo yönetiminde veriye dayalı çözümlere ve uzman desteğine olan ihtiyacının arttığını gösteriyor. Türkiye’de filo yöneticilerinin yüzde 45’i performans yönetimi konusunda daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade ederken, yüzde 24’ü filo optimizasyonu alanında danışmanlık desteğine ihtiyaç duyuyor. Otomatik araç performans takibi, önleyici bakım sistemleri ve gerçek zamanlı araç izleme çözümleri en çok talep edilen teknolojiler arasında yer alıyor. Şirketler, filolarını daha verimli yönetebilmek ve operasyonel süreçlerini iyileştirebilmek için veri odaklı yönetim araçlarına yönelirken, araçlar ve operasyonlara ilişkin daha fazla görünürlük sağlayan çözümler de giderek daha fazla önem kazanıyor. Araştırma sonuçları, şirketlerin filo yönetiminde dijitalleşme ve veri odaklı yaklaşımı stratejik bir öncelik olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Araştırmaya göre çalışan mobilitesi alanında da dönüşüm hız kazanıyor. Türkiye’de şirketlerin yüzde 91’i en az bir mobilite politikası veya çözümünü uyguluyor ya da uygulamaya hazırlanıyor. Araç paylaşımı, mobilite bütçeleri ve toplu taşıma destekleri giderek daha fazla tercih edilirken, şirketler bu çözümleri yalnızca operasyonel verimlilik için değil, çalışan memnuniyeti ve yetenek çekimi açısından da stratejik bir araç olarak görüyor. Araştırma sonuçları, Türkiye’de filo ve mobilite sektörünün çevresel sürdürülebilirlik, operasyonel verimlilik ve çalışan deneyimi ekseninde önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini ortaya koyuyor. Şirketler artık yalnızca yeni teknolojilere yatırım yapmakla kalmıyor; bu yatırımların maliyet, operasyon ve insan kaynağı üzerindeki etkilerini de bütüncül bir yaklaşımla yönetmeye odaklanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor" Haber

Eker Süt Ürünleri İK Direktörü Emin Okan Ermetin: "İnsanlar Yönetilmek Değil, Anlaşılmak İstiyor"

"İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor." diyen Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin, başarıyı yalnızca rakamlarla değil, insanların hayatına bırakılan olumlu izlerle tanımlıyor. İş dünyasının deneyimli isimlerini ağırladığımız röportaj serimizin yeni konuğu, Eker Süt Ürünleri İnsan Kaynakları Direktörü Emin Okan Ermetin oldu. Yaklaşık 30 yıllık profesyonel kariyerini, liderlik anlayışını ve insan kaynaklarının dönüşümünü anlatan Ermetin'in ilham verecek bu özel röportajı ile sizleri baş başa bırakıyoruz. Keyifli okumalar. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ben Emin Okan Ermetin. Yaklaşık otuz yıldır iş hayatının içindeyim. Kariyerime proje planlama mühendisi olarak başladım. Farklı sektörlerde, farklı ülkelerde ve farklı sorumluluklarla çalıştım. Üretim planlamadan kalite sistemlerine, operasyonel mükemmellikten insan kaynaklarına uzanan oldukça renkli bir kariyer yolculuğum oldu. Bugün, Eker Süt Ürünleri'nde İnsan Kaynakları Direktörü olarak görev yapıyorum. Kariyerinizde bugünlere gelene kadar hangi önemli dönüm noktalarını yaşadınız? Kariyerimin ilk yıllarında Kazakistan ve Türkmenistan'da büyük projelerde çalışma fırsatı buldum. Genç yaşta farklı kültürlerle çalışmak bana dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğretti. Sonrasında üretim ve kalite sistemleri tarafında görev aldım. Yalın 6 Sigma çalışmaları hayatımda önemli bir kırılma noktası oldu. O dönem süreçleri iyileştirmeyi, veriyi doğru okumayı ve sistematik düşünmeyi öğrendim. Fakat geriye dönüp baktığımda kariyerimin en büyük dönüşümü insan kaynaklarına geçişim oldu. Çünkü o noktada süreçlerden çok insanları anlamaya başladım. Bir makinenin neden durduğunu analiz etmenin görece kolay ancak bir insanın neden motivasyonunu kaybettiğini anlamanın ise görece çok daha karmaşık olduğunu öğrendim. Belki de bu yüzden insan kaynaklarını sevdim. Sizin için 'başarı'yı tanımlar mısınız? Sizi diğerlerinden farklı kılan ve başarınızı sağlayan kişisel stratejiler neler? Önceleri, doğaldır herhalde, başarıyı daha çok sonuçlarla ilişkilendirirdim. Tamamlanan projeler. Tasarruf edilen bütçeler...Yükselen performans göstergeleri. Bugün ise biraz farklı düşünüyorum. Benim için başarı dürüst kalabilmek, iç huzurunu koruyabilmek ve çevrendeki insanların hayatına olumlu dokunabilmektir. Bugün en mutlu olduğum şey, yıllar önce birlikte çalıştığım insanların hâlâ arayıp fikir sorması ya da bir kahve içmek istemesi. Demek ki geride yalnızca iş sonuçları değil, insani ilişkiler de bırakabilmişim. Benim için gerçek başarı budur. Başarıya giden yolda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi ve bunu nasıl aştınız? Kariyerim boyunca karşılaştığım en büyük zorluk, insanları değişime ikna etmek oldu. Özellikle süreç iyileştirme, dönüşüm ve kültürel değişim projelerinde şunu çok net gördüm: Bir fikrin doğru olması, onun kabul edileceği anlamına gelmiyor. İnsanlar çoğu zaman değişime karşı çıkmıyor. Belirsizlikten, alıştıkları düzeni kaybetmekten ya da hata yapmaktan endişe ediyorlar. Kaygılarını anlamak, onları sürecin içine dahil etmek ve katkılarının değerli olduğunu hissettirmek gerekiyor. Bu süreç bana liderlikle ilgili çok önemli bir ders verdi: İnsanlar sadece yönetilmek istemiyor, anlaşılmak istiyor. Farklı liderlerle çalışma fırsatım oldu. Bazıları çok sonuç odaklıydı, bazıları çok güçlü karakterlere sahipti. Bu deneyimlerin sonunda şunu gördüm; insanlar kendilerini değerli, güvende ve saygı görmüş hissettiklerinde en iyi performanslarını ortaya koyuyorlar. Bu nedenle yöneticilik hayatım boyunca önce insanı anlamaya çalıştım. Empatinin, güvenin ve samimi iletişimin birçok problemi çözdüğüne defalarca tanık oldum. Bugün, sizin konumunuza ulaşmak isteyen birisi için en kritik öneriniz ne olurdu? İnsan kaynakları alanında ilerlemek isteyenlere sahadan gelen birkaç net önerim var. Öncelikle sadece İK’yı değil, işin kendisini öğrensinler. Üretim, satış, finans nasıl çalışır anlamadan iyi bir İK profesyoneli olunamaz. Mühendislik geçmişimin bana en büyük katkısı buydu. İkinci olarak veriden korkmasınlar. İK artık sadece insan ilişkileri değil, aynı zamanda veriyle konuşabilme işi. Ölçemediğinizi yönetemezsiniz. Üçüncü olarak sahaya insinler. Masadan yönetilen İK sınırlı kalır. İnsanları anlamak için onların ortamını görmek ve dinlemek gerekir. İletişim de çok kritik. Doğruyu bilmek yetmez, doğru şekilde anlatabilmek gerekir. İnsanları ikna edebilmek ve güven oluşturabilmek bu işin temelidir. Ve en önemlisi: Empatiyi kaybetmesinler. Çünkü İK, insanların hayatına dokunan bir iştir. Liderlik anlayışınızı nasıl tanımlarsınız? Ekibinizi motive etmek ve yönlendirmek için hangi stratejileri benimsiyorsunuz? Liderlik benim için insanların kendilerini değerli hissettikleri ortamlar yaratabilmektir. Bir çalışan iş yerine gelirken fikirlerinin dinleneceğini, hata yaptığında aşağılanmayacağını ve insan olarak saygı göreceğini hissediyorsa orada gerçek performans ortaya çıkar. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda konusunda nasıl bir yaklaşım benimsiyorsunuz? İş dünyasının bu konudaki sorumluluğunu nasıl görüyorsunuz?" Son yıllarda sürdürülebilirlik daha somut ve ölçülebilir hale geldi. Artık sadece çevre üzerinden konuşulmuyor. Çalışan deneyimi, adalet, kapsayıcılık ve yönetim anlayışı da birer faktör. Ben sürdürülebilirliği daha pratik bir yerden ele alıyorum. Günlük iş yapış şekline yansımıyorsa anlamlı değil. İnsan kaynakları burada kritik çünkü sosyal boyut doğrudan çalışan deneyimiyle ilgili. Çalışan performanslarına çevresel ve sosyal hedefleri de dahil edebilirsiniz örneğin. Ya da çalışanların ulaşım gibi alanlarda günlük hayatına dokunan politikalar geliştirebilirsiniz. İşe alım ve organizasyon yapısında adaleti, çeşitliliği ve fırsat eşitliğini güçlendirebilirsiniz Benim için sürdürülebilirlik aslında basit: İnsanlara adil davranmak, uzun vadeyi düşünmek ve bunu günlük iş yapışına yansıtmak. Dijitalleşme ve yapay zekâ gibi teknolojiler, iş modellerinizi nasıl dönüştürüyor? Bu değişime adapte olmak için nasıl bir yol izliyorsunuz? Yapay zekâ ve dijitalleşmenin getirdiği hız gerçekten baş döndürücü. Yazılım geliştirme süreçleri eskiden aylar sürerken bugün saatlerle ölçülüyor. Bu değişime uyum sağlamak artık bir tercih değil, zorunluluk. Biz de bu nedenle sadece araçları kullanmakla kalmıyor, çalışanlarımızın bu yeni dünyayı anlayabilmesi için onları destekliyoruz. Prompt engineering gibi yeni becerileri öğrenmelerini teşvik ediyor, kariyer görüşmelerinden mülakat süreçlerine kadar yapay zekâdan aktif şekilde faydalanıyoruz. Ancak tüm bu hızın içinde insan tarafını kaybetmemek bizim için çok önemli. Çünkü güven, sağduyu ve insani temas hâlâ işin en kritik parçası. Bugünün iş dünyasında başarılı olmak isteyen gençlere, kariyerlerini sağlam temeller üzerine inşa etmeleri için hangi kritik tavsiyeleri verirsiniz? İnsan her şeyi hemen olsun istiyor. En iyi şirket, en iyi pozisyon, en yüksek maaş... Sonra yıllar geçiyor ve kariyerin uzun bir maraton olduğunu görüyorsunuz. İyi bir kariyer yapmaya çalışsınlar ama bunu iyi bir insan olmanın önüne koymasınlar. Çünkü yıllar sonra insanlar unvanları değil, onlara nasıl davrandığınızı hatırlıyor. Gençlere insanları gözlemlemelerini, farklı fikirleri dinlemelerini öneririm. Meraklarını hiç kaybetmesinler. Soru sorsunlar. Mizah duygusunu kaybetmesinler. İyi bir espri çok problemi çözer. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TokenFlex Genel Müdürü Erkin Uzun Oldu Haber

TokenFlex Genel Müdürü Erkin Uzun Oldu

Token Finansal Teknolojiler’in iştiraki olan TokenFlex Kurumsal Hizmet Teknolojileri A.Ş.’nin Genel Müdürü Erkin Uzun oldu. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan Erkin Uzun, Bilgi Üniversitesi’nde Finansal Ekonomi alanında yüksek lisansını tamamladı. İş hayatına denetim alanında başlayan Uzun; kariyeri boyunca finans, yatırım, strateji ve iş geliştirme alanlarında yönetsel sorumluluklar üstlendi. 2022 yılından bu yana Token Finansal Teknolojiler’de Dijital Kart Çözümleri Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Uzun, TokenFlex’in kuruluş, yapılanma ve büyüme süreçlerinin sorumluluğunu üstlendi. Dijital yemek kartı ile başlayan TokenFlex, bugün hediye kartı, yakıt çözümleri, dijital cüzdan, QR geçiş ve esnek yan haklar gibi farklı alanları kapsayan bir çalışan yan hakları platformuna dönüştü. Erkin Uzun, yeni görevinde TokenFlex’in büyüme stratejisine, platform yapılanmasının güçlendirilmesine ve çalışan yan hakları alanında dijital, esnek ve sürdürülebilir çözümler sunan bir teknoloji şirketi olarak ölçeklenmesine liderlik edecek. TokenFlex Hakkında Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren ve çalışan yan haklarını dijital bir platforma taşıyarak fiziksel kart zorunluluğunu ortadan kaldıran TokenFlex; mobil uygulama, NFC ve QR kod teknolojileriyle çalışan yeni nesil bir deneyim sunmaktadır. Yemek kartı hizmetine ek olarak; hediye kartları, esnek yan hak uygulamaları ve mobilite çözümleri gibi kurumsal ihtiyaçlara yönelik modüler çözümler geliştiren şirket, Türkiye genelinde yaygın kullanım ağıyla hizmet vermektedir. Tamamen dijital altyapısı, kullanıcı dostu deneyimi ve güçlü teknoloji yaklaşımıyla TokenFlex, çalışan deneyimi ve kurumsal bağlılık alanında yenilikçi çözümler sunmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing Haber

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing

Rapora göre; sağlık sigortası teminatları ve şartları ile ilgili iyileştirme, çalışan yan hakları iletişimi, toplam ödül paketi iletişimi, wellbeing uygulamaları 2026 yılının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Hibrit çalışma kalıcı hale gelirken, sağlık sigortası öncelikli yan hak olarak görülüyor; şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsil ediyor. Mercer ve Marsh’ın sağlık ve yan haklarda bütünleşik çözümler sunan markası Mercer Marsh Benefits (MMB), Türkiye’den 500’ün üzerinde şirketin katılımıyla gerçekleştirdiği ‘2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçlarına göre; 2026 yılında şirketlerin öncelikleri arasında; sağlık sigortası kapsam ve koşullarında iyileştirme, yan haklara ilişkin çalışan iletişiminin güçlendirilmesi, toplam ödül paketinin şeffaf bir şekilde anlatılması ve iyilik hali (wellbeing) uygulamaları yer alıyor. Sağlık sigortası, sunulan yan haklar arasında en fazla öncelik verilen kalem olarak öne çıkıyor. Şirketlerin %71'i çalışanlarına araç tahsis ederken, genel müdür düzeyinde en çok tercih edilen modelin Audi A6 olduğu görülüyor. Şirketlerin Yüzde 96’sı Çalışanını Güvence Altına Alıyor Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 96’sı çalışanlarına sağlık sigortası sunarken, bu şirketlerin yüzde 49’u hem özel sağlık sigortası hem de tamamlayıcı sağlık sigortası, yüzde 32’si yalnızca özel sağlık sigortası, yüzde 15’i ise sadece tamamlayıcı sağlık sigortası imkânı tanıyor. Özel sağlık sigortasının kapsamına bakıldığında; şirketlerin yüzde 56,3’ünde çalışan, eş ve çocuklarını kapsayacak bir teminat yapısı sunuyor. Sağlık sigortasının yalnızca çalışanı değil, çalışanın eş ve çocuklarını da kapsayacak şekilde tasarlanması, şirketlerin çalışan deneyimini daha bütünsel ele almaya başladığını gösteriyor. Yan Haklarda Sağlık Sigortası Atağı Araştırma sonuçlarına göre, ‘Sağlık Sigortası’ şirketler tarafından en öncelikli yan hak olarak öne çıkmaya devam ediyor. Sağlık sigortasının hem şirketlerin yan hak önceliklendirmesinde ilk sırada yer alması hem de şirketlerin teminat yapılanı güçlendirmesi (%42’si ya teminatları artırmış ya da yeni teminat eklemiş) sağlık güvencesinin çalışan deneyiminde temel bir beklentiye dönüştüğünü gösteriyor. Rapor katılımcılarının belirttiği önem sırasına göre diğer yan haklar ise şöyle sıralanıyor: Yemek yardımı, uzaktan çalışma, şirket aracı, yol yardımı, araç yardımı, esnek yan haklar, ek yıllık izin, bireysel emeklilik, hayat sigortası, wellbeing uygulamaları ve giyim yardımı. Çalışanlara En Çok Sunulan Yardımlar: Yemek, Ulaşım ve Bayram yardımı 2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması sonuçlarına göre, şirketlerin çalışanlarına sunduğu yemek ve ulaşım olanakları çeşitlilik gösteriyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 47’si çalışanlarına yemek çeki imkanı sunarken, yüzde 28’i hem yemekhane hizmeti hem de yemek çeki alternatifi sağlıyor. Yalnızca yemekhane hizmeti sunan şirketlerin oranı yüzde 15 iken, yüzde 9’u ise yemek yardımı için nakit ödenek vermeyi tercih ediyor. Ulaşım desteği konusunda ise şirketlerin yüzde 37’si ulaşım ödeneği sağlıyor. Yüzde 30’u sadece servis hizmeti sunarken, yüzde 25’i ise hem servis hem de ulaşım ödeneği sağlıyor. Şirketlerin yüzde 8’si ise çalışanlarına herhangi bir ulaşım desteği vermiyor. Bu sonuçlar, şirketlerin çalışan memnuniyetini artırmak amacıyla yemek ve ulaşım alanlarında farklı stratejiler izlediğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre yemek ve ulaşımdan sonra şirketlerin sağladığı diğer önemli yardımların başında ise yüzde 53 ile bayram, yüzde 41 ile yılbaşı ve yüzde 21 ile giyim yardımları geliyor. Şirketlerin yüzde sadece 13’ü izin yardımı uygulaması sunuyor. Şirketler Uzun Dönem Kiralamaya Yöneliyor, Genel Müdürlerin Tercihi Audi A6 Araştırmanın sonuçlarına göre; şirketlerin yüzde 71’i uzun dönem araç kiralamalarını tercih ediyor. Şirketlerin yüzde 17’si ise satın alma politikası izliyor. Yüzde 12’sinin ise bir araç uygulaması bulunmuyor. Araç yan hakkı sunan şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsis ederken, yüzde 25’i şirket aracı ile araç ödeneği arasında tercih imkanı sağlıyor. Şirketlerin yalnızca yüzde 28’i çalışanlarına elektrikli araç seçeneği sunuyor. Şarj desteği sağlayan şirketlerin oranı ise yüzde 27 olarak görülüyor. Genel müdür seviyesinde en çok tercih edilen araç Audi A6 olurken, ardından BMW 5 Serisi ve Mercedes Benz E-Class geliyor. Üst yönetim seviyesinde en çok tercih edilen araçlar ise BMW 3 Serisi, BMW 5 Serisi ve Skoda Superb olarak sıralanıyor. Satış ve satış dışı alanlarda ise ilk sırada Renault Clio yer alıyor. Hibrit Çalışma Modeli İş Dünyasında Gücünü Korumayı Sürdürüyor Araştırma sonuçlarına göre şirketlerin yüzde 60’ı hibrit çalışma modelini tercih ederken, yüzde 29’u tamamen ofisten çalışma düzenini uyguluyor. En yaygın modelin ise haftada 3 gün ofiste çalışma olduğu görülüyor. Geçtiğimiz yıllarla benzerlik gösteren hibrit çalışma tercihleri, bu modelin iş dünyasında istikrarlı bir şekilde devam ettiğini ortaya koyuyor. Çalışma modellerinde kayda değer bir değişim yaşanmaması, hibrit yapının dengeli bir şekilde benimsendiğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde ise bu yapının, şirketlerin operasyonel ihtiyaçları ve çalışan beklentileri doğrultusunda evrilmeye devam etmesi bekleniyor. Fuat Ünal: “Enflasyon ve Yetenek Savaşı, Yan Haklarda Yeni Standartları Zorluyor” MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın iş dünyasında çalışan memnuniyeti ve bağlılığının yalnızca ücret politikalarıyla açıklanamayacağını, yan hakların kapsamının ve kalitesinin de belirleyici hale geldiğini ortaya koyduğunu ifade eden Mercer Marsh Benefits Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi Lideri Fuat Ünal, “Çalışma hayatındaki dönüşüm, şirketleri yalnızca daha fazla yan hak sunmaya değil, çalışanları daha iyi anlayarak daha anlamlı deneyimler tasarlamaya yönlendiriyor. Bugün insan kaynakları dünyasının önemli trendlerinden biri, standart yan hak modellerinden çalışan ihtiyaçlarına göre şekillenen daha kişiselleştirilmiş çalışan deneyimlerine geçiş. Yan hak stratejisinin temel sorusu artık ‘hangi imkanları sunuyoruz?’ değil; ‘çalışanlarımızın hayatlarına nasıl gerçek bir değer katıyoruz?’ olmalı. Sağlık, wellbeing ve esnek çalışma modellerinin öne çıkması; çalışanların işverenlerinden bir fayda paketinden öte, farklı yaşam dönemlerinde yanlarında olan bütünsel bir deneyim beklediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak kurumlar, çalışan yolculuğunun tamamını destekleyen stratejik bir çalışan deneyimi alanı olarak ele alanlar olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans Haber

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans

Risk ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel uzmanlığıyla 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması yayımlandı. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen 62 farklı coğrafyadan 2.361 adet üst düzey yönetici ve insan kaynakları profesyonelinin, Türkiye’den de 62 katılımcının dahil olduğu araştırmanın Türkiye sonuçları, küresel kıyaslamada dikkat çekici veriler sunuyor. Araştırma, yapay zeka çağında Türkiye’nin “Çalışan değer önerisi” ve “İK veri olgunluğu” gibi kritik göstergelerde yüksek performans sergilediğini ve dünya ortalamasını geride bırakarak güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye, Yapay Zeka Dönüşümünde Güçlü Potansiyel Sergiliyor Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının “İK veri olgunluğunu” ileri seviyede bulurken “çalışan değer önerisini” güçlü bulanların oranı yüzde 33’e ulaşıyor. Araştırma sonuçları, alışan değer önerisinde yüzde 33 ile yüzde 19’luk küresel oranın üstüne çıkan Türkiye’nin yapay zeka dönüşümünde önemli bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zeka çağında başarının algoritmaların gücünden çok, bu teknolojiyi yöneten insan kaynağının niteliğine bağlı olacağını gösteriyor. Veriler, Türk şirketlerinin teknoloji yatırımlarının yanında insan ve veri odaklı dönüşüme yatırım yaparak yapay zeka çağında sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 33'ü yapay zeka yetkinliklerine sahip çalışanları işe alma ve elde tutma konusunda başarılı. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını ve yeni beceriler gerektirdiğini düşünürken, yüzde 86’sı otomasyonun bazı görevleri dönüştüreceğini ancak mevcut rollerin büyük ölçüde varlığını koruyacağını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 34’ü ise yapay zekanın kendi alanlarında önemli ölçüde iş kaybına neden olabileceğini ifade ediyor. Yapay zeka dönüşümünün hız kazandığı Türkiye'de, çalışanların yeni becerilerle donatılması ve eğitim yatırımlarının artırılması, geleceğin rekabet avantajını şekillendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Geleceğin Kazananları Teknolojiyi İnsanla Buluşturanlar Olacak Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Türkiye’de şirketler yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir başarı için teknolojiyi insanla buluşturmak gerekiyor. Araştırma sonuçları bize gösteriyor ki geleceğin kazanan şirketleri yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacak. Yapay zeka yetkinliği, yetenek dönüşümü ve çalışan deneyimi önümüzdeki dönemde rekabet avantajının temel belirleyicileri arasında yer alacak. Türkiye'nin insan kaynağı ve veri yönetimi alanındaki güçlü performansı, bu konuda önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir rekabet gücüne dönüşebilmesi için çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve sürekli öğrenme kültürünün güçlendirilmesi gerekiyor.” Türkiye Hibrit Çalışmada Dünya Ortalamasının 7 Puan Üzerinde Araştırma, hibrit çalışma modelinde yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan aşarak yüzde 67 ile belirgin bir şekilde öne çıkan Türkiye’nin esnek çalışma kültürüne daha hızlı uyum sağladığını da ortaya koyuyor. Buna karşılık, uzaktan ve esnek çalışma modelleri Türkiye’de yüzde 4 seviyesinde kalırken, küresel ortalamada bu oran yüzde 6 olarak görülüyor. Ofisten çalışma oranları ise Türkiye’de yüzde 26, küresel ölçekte yüzde 27 ile neredeyse birebir örtüşüyor; bu da çalışanların ofise dönüş eğiliminde Türkiye’nin dünya ortalamasıyla aynı çizgide ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’de Çalışanların Önceliği Kişiselleştirilmiş Yan Haklar ve Aile Destekleri Türkiye’de çalışanların yüzde 72’si kişiselleştirilebilir yan hakları çok önemli bulduğunu belirtirken, bu imkanı sunan işverenlerin oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Benzer şekilde, çalışanların yüzde 85’i kurumlarının wellbeing (çalışan esenliği) stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünse de liderlik ekibinin çalışan esenliğini görünür ve güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20’de kalıyor. Araştırma, çalışanların beklentileri ile kurumların sunduğu destekler arasında bazı alanlarda önemli bir fark bulunduğunu da gösteriyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 39’u iklim değişikliği ve hava koşullarının çalışan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik herhangi bir yatırım yapılmadığını belirtirken, çalışanların en fazla destek beklediği konular arasında çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma ve doğurganlık süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri yer alıyor. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırmaya göre, önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital yetkinlik ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknolojinin gücüyle değil, bu teknolojiyi etkin şekilde yöneten ve değer yaratan insan kaynağıyla şekilleneceğini ortaya koyuyor. İş dünyası teknoloji yatırımlarını hızlandırmış olsa da araştırmadan çıkan veriler, sürdürülebilir başarının çalışanların yapay zeka becerileriyle donatılması, liderlik kapasitesinin güçlendirilmesi ve veri odaklı insan yönetiminin geliştirilmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.