Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çalışan Deneyimi

Kapsül Haber Ajansı - Çalışan Deneyimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalışan Deneyimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing Haber

Şirketlerin Yeni Önceliği: Sağlık, Şeffaflık ve Wellbeing

Rapora göre; sağlık sigortası teminatları ve şartları ile ilgili iyileştirme, çalışan yan hakları iletişimi, toplam ödül paketi iletişimi, wellbeing uygulamaları 2026 yılının öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Hibrit çalışma kalıcı hale gelirken, sağlık sigortası öncelikli yan hak olarak görülüyor; şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsil ediyor. Mercer ve Marsh’ın sağlık ve yan haklarda bütünleşik çözümler sunan markası Mercer Marsh Benefits (MMB), Türkiye’den 500’ün üzerinde şirketin katılımıyla gerçekleştirdiği ‘2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçlarına göre; 2026 yılında şirketlerin öncelikleri arasında; sağlık sigortası kapsam ve koşullarında iyileştirme, yan haklara ilişkin çalışan iletişiminin güçlendirilmesi, toplam ödül paketinin şeffaf bir şekilde anlatılması ve iyilik hali (wellbeing) uygulamaları yer alıyor. Sağlık sigortası, sunulan yan haklar arasında en fazla öncelik verilen kalem olarak öne çıkıyor. Şirketlerin %71'i çalışanlarına araç tahsis ederken, genel müdür düzeyinde en çok tercih edilen modelin Audi A6 olduğu görülüyor. Şirketlerin Yüzde 96’sı Çalışanını Güvence Altına Alıyor Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 96’sı çalışanlarına sağlık sigortası sunarken, bu şirketlerin yüzde 49’u hem özel sağlık sigortası hem de tamamlayıcı sağlık sigortası, yüzde 32’si yalnızca özel sağlık sigortası, yüzde 15’i ise sadece tamamlayıcı sağlık sigortası imkânı tanıyor. Özel sağlık sigortasının kapsamına bakıldığında; şirketlerin yüzde 56,3’ünde çalışan, eş ve çocuklarını kapsayacak bir teminat yapısı sunuyor. Sağlık sigortasının yalnızca çalışanı değil, çalışanın eş ve çocuklarını da kapsayacak şekilde tasarlanması, şirketlerin çalışan deneyimini daha bütünsel ele almaya başladığını gösteriyor. Yan Haklarda Sağlık Sigortası Atağı Araştırma sonuçlarına göre, ‘Sağlık Sigortası’ şirketler tarafından en öncelikli yan hak olarak öne çıkmaya devam ediyor. Sağlık sigortasının hem şirketlerin yan hak önceliklendirmesinde ilk sırada yer alması hem de şirketlerin teminat yapılanı güçlendirmesi (%42’si ya teminatları artırmış ya da yeni teminat eklemiş) sağlık güvencesinin çalışan deneyiminde temel bir beklentiye dönüştüğünü gösteriyor. Rapor katılımcılarının belirttiği önem sırasına göre diğer yan haklar ise şöyle sıralanıyor: Yemek yardımı, uzaktan çalışma, şirket aracı, yol yardımı, araç yardımı, esnek yan haklar, ek yıllık izin, bireysel emeklilik, hayat sigortası, wellbeing uygulamaları ve giyim yardımı. Çalışanlara En Çok Sunulan Yardımlar: Yemek, Ulaşım ve Bayram yardımı 2026 MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması sonuçlarına göre, şirketlerin çalışanlarına sunduğu yemek ve ulaşım olanakları çeşitlilik gösteriyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 47’si çalışanlarına yemek çeki imkanı sunarken, yüzde 28’i hem yemekhane hizmeti hem de yemek çeki alternatifi sağlıyor. Yalnızca yemekhane hizmeti sunan şirketlerin oranı yüzde 15 iken, yüzde 9’u ise yemek yardımı için nakit ödenek vermeyi tercih ediyor. Ulaşım desteği konusunda ise şirketlerin yüzde 37’si ulaşım ödeneği sağlıyor. Yüzde 30’u sadece servis hizmeti sunarken, yüzde 25’i ise hem servis hem de ulaşım ödeneği sağlıyor. Şirketlerin yüzde 8’si ise çalışanlarına herhangi bir ulaşım desteği vermiyor. Bu sonuçlar, şirketlerin çalışan memnuniyetini artırmak amacıyla yemek ve ulaşım alanlarında farklı stratejiler izlediğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre yemek ve ulaşımdan sonra şirketlerin sağladığı diğer önemli yardımların başında ise yüzde 53 ile bayram, yüzde 41 ile yılbaşı ve yüzde 21 ile giyim yardımları geliyor. Şirketlerin yüzde sadece 13’ü izin yardımı uygulaması sunuyor. Şirketler Uzun Dönem Kiralamaya Yöneliyor, Genel Müdürlerin Tercihi Audi A6 Araştırmanın sonuçlarına göre; şirketlerin yüzde 71’i uzun dönem araç kiralamalarını tercih ediyor. Şirketlerin yüzde 17’si ise satın alma politikası izliyor. Yüzde 12’sinin ise bir araç uygulaması bulunmuyor. Araç yan hakkı sunan şirketlerin yüzde 71’i çalışanlarına şirket aracı tahsis ederken, yüzde 25’i şirket aracı ile araç ödeneği arasında tercih imkanı sağlıyor. Şirketlerin yalnızca yüzde 28’i çalışanlarına elektrikli araç seçeneği sunuyor. Şarj desteği sağlayan şirketlerin oranı ise yüzde 27 olarak görülüyor. Genel müdür seviyesinde en çok tercih edilen araç Audi A6 olurken, ardından BMW 5 Serisi ve Mercedes Benz E-Class geliyor. Üst yönetim seviyesinde en çok tercih edilen araçlar ise BMW 3 Serisi, BMW 5 Serisi ve Skoda Superb olarak sıralanıyor. Satış ve satış dışı alanlarda ise ilk sırada Renault Clio yer alıyor. Hibrit Çalışma Modeli İş Dünyasında Gücünü Korumayı Sürdürüyor Araştırma sonuçlarına göre şirketlerin yüzde 60’ı hibrit çalışma modelini tercih ederken, yüzde 29’u tamamen ofisten çalışma düzenini uyguluyor. En yaygın modelin ise haftada 3 gün ofiste çalışma olduğu görülüyor. Geçtiğimiz yıllarla benzerlik gösteren hibrit çalışma tercihleri, bu modelin iş dünyasında istikrarlı bir şekilde devam ettiğini ortaya koyuyor. Çalışma modellerinde kayda değer bir değişim yaşanmaması, hibrit yapının dengeli bir şekilde benimsendiğine işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde ise bu yapının, şirketlerin operasyonel ihtiyaçları ve çalışan beklentileri doğrultusunda evrilmeye devam etmesi bekleniyor. Fuat Ünal: “Enflasyon ve Yetenek Savaşı, Yan Haklarda Yeni Standartları Zorluyor” MMB Türkiye Çalışan Sağlığı ve Yan Haklar Araştırması’nın iş dünyasında çalışan memnuniyeti ve bağlılığının yalnızca ücret politikalarıyla açıklanamayacağını, yan hakların kapsamının ve kalitesinin de belirleyici hale geldiğini ortaya koyduğunu ifade eden Mercer Marsh Benefits Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi Lideri Fuat Ünal, “Çalışma hayatındaki dönüşüm, şirketleri yalnızca daha fazla yan hak sunmaya değil, çalışanları daha iyi anlayarak daha anlamlı deneyimler tasarlamaya yönlendiriyor. Bugün insan kaynakları dünyasının önemli trendlerinden biri, standart yan hak modellerinden çalışan ihtiyaçlarına göre şekillenen daha kişiselleştirilmiş çalışan deneyimlerine geçiş. Yan hak stratejisinin temel sorusu artık ‘hangi imkanları sunuyoruz?’ değil; ‘çalışanlarımızın hayatlarına nasıl gerçek bir değer katıyoruz?’ olmalı. Sağlık, wellbeing ve esnek çalışma modellerinin öne çıkması; çalışanların işverenlerinden bir fayda paketinden öte, farklı yaşam dönemlerinde yanlarında olan bütünsel bir deneyim beklediğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak kurumlar, çalışan yolculuğunun tamamını destekleyen stratejik bir çalışan deneyimi alanı olarak ele alanlar olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans Haber

İnsan ve Veri Odaklı Dönüşümde Türkiye’den Güçlü Performans

Risk ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel uzmanlığıyla 120’den fazla ülkede faaliyet gösteren Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması yayımlandı. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen 62 farklı coğrafyadan 2.361 adet üst düzey yönetici ve insan kaynakları profesyonelinin, Türkiye’den de 62 katılımcının dahil olduğu araştırmanın Türkiye sonuçları, küresel kıyaslamada dikkat çekici veriler sunuyor. Araştırma, yapay zeka çağında Türkiye’nin “Çalışan değer önerisi” ve “İK veri olgunluğu” gibi kritik göstergelerde yüksek performans sergilediğini ve dünya ortalamasını geride bırakarak güçlü bir rekabet avantajı elde ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye, Yapay Zeka Dönüşümünde Güçlü Potansiyel Sergiliyor Araştırmaya göre Türkiye’de katılımcıların yüzde 50’si kurumlarının “İK veri olgunluğunu” ileri seviyede bulurken “çalışan değer önerisini” güçlü bulanların oranı yüzde 33’e ulaşıyor. Araştırma sonuçları, alışan değer önerisinde yüzde 33 ile yüzde 19’luk küresel oranın üstüne çıkan Türkiye’nin yapay zeka dönüşümünde önemli bir avantaja sahip olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma, yapay zeka çağında başarının algoritmaların gücünden çok, bu teknolojiyi yöneten insan kaynağının niteliğine bağlı olacağını gösteriyor. Veriler, Türk şirketlerinin teknoloji yatırımlarının yanında insan ve veri odaklı dönüşüme yatırım yaparak yapay zeka çağında sürdürülebilir büyüme sağlayabileceğine işaret ediyor. Araştırmaya göre Türkiye’de şirketlerin yüzde 33'ü yapay zeka yetkinliklerine sahip çalışanları işe alma ve elde tutma konusunda başarılı. Katılımcıların yüzde 93’ü yapay zekanın yeni fırsatlar yaratacağını ve yeni beceriler gerektirdiğini düşünürken, yüzde 86’sı otomasyonun bazı görevleri dönüştüreceğini ancak mevcut rollerin büyük ölçüde varlığını koruyacağını belirtiyor. Katılımcıların yüzde 34’ü ise yapay zekanın kendi alanlarında önemli ölçüde iş kaybına neden olabileceğini ifade ediyor. Yapay zeka dönüşümünün hız kazandığı Türkiye'de, çalışanların yeni becerilerle donatılması ve eğitim yatırımlarının artırılması, geleceğin rekabet avantajını şekillendirecek temel unsurlar arasında yer alıyor. Geleceğin Kazananları Teknolojiyi İnsanla Buluşturanlar Olacak Aon Türkiye Sağlık ve Yan Haklar Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, araştırma sonuçlarını şöyle değerlendirdi: "Türkiye’de şirketler yapay zeka yatırımlarını hızlandırıyor ancak sürdürülebilir başarı için teknolojiyi insanla buluşturmak gerekiyor. Araştırma sonuçları bize gösteriyor ki geleceğin kazanan şirketleri yalnızca yapay zekaya yatırım yapanlar değil; çalışanlarını yeni becerilerle donatan, sürekli öğrenme kültürünü güçlendiren ve veri odaklı insan yönetimini benimseyen kurumlar olacak. Yapay zeka yetkinliği, yetenek dönüşümü ve çalışan deneyimi önümüzdeki dönemde rekabet avantajının temel belirleyicileri arasında yer alacak. Türkiye'nin insan kaynağı ve veri yönetimi alanındaki güçlü performansı, bu konuda önemli bir avantaj sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir rekabet gücüne dönüşebilmesi için çalışanların yeni becerilerle desteklenmesi ve sürekli öğrenme kültürünün güçlendirilmesi gerekiyor.” Türkiye Hibrit Çalışmada Dünya Ortalamasının 7 Puan Üzerinde Araştırma, hibrit çalışma modelinde yüzde 60 olan küresel ortalamayı 7 puan aşarak yüzde 67 ile belirgin bir şekilde öne çıkan Türkiye’nin esnek çalışma kültürüne daha hızlı uyum sağladığını da ortaya koyuyor. Buna karşılık, uzaktan ve esnek çalışma modelleri Türkiye’de yüzde 4 seviyesinde kalırken, küresel ortalamada bu oran yüzde 6 olarak görülüyor. Ofisten çalışma oranları ise Türkiye’de yüzde 26, küresel ölçekte yüzde 27 ile neredeyse birebir örtüşüyor; bu da çalışanların ofise dönüş eğiliminde Türkiye’nin dünya ortalamasıyla aynı çizgide ilerlediğini gösteriyor. Türkiye’de Çalışanların Önceliği Kişiselleştirilmiş Yan Haklar ve Aile Destekleri Türkiye’de çalışanların yüzde 72’si kişiselleştirilebilir yan hakları çok önemli bulduğunu belirtirken, bu imkanı sunan işverenlerin oranı yalnızca yüzde 26’da kalıyor. Benzer şekilde, çalışanların yüzde 85’i kurumlarının wellbeing (çalışan esenliği) stratejilerinin ihtiyaçlarını karşıladığını düşünse de liderlik ekibinin çalışan esenliğini görünür ve güçlü biçimde sahiplendiğine inananların oranı yüzde 20’de kalıyor. Araştırma, çalışanların beklentileri ile kurumların sunduğu destekler arasında bazı alanlarda önemli bir fark bulunduğunu da gösteriyor. Türkiye’de katılımcıların yüzde 39’u iklim değişikliği ve hava koşullarının çalışan sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik herhangi bir yatırım yapılmadığını belirtirken, çalışanların en fazla destek beklediği konular arasında çocuk bakımı, kadın sağlığı, aile kurma ve doğurganlık süreçleri ile finansal eğitim ve danışmanlık hizmetleri yer alıyor. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırmaya göre, önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital yetkinlik ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknolojinin gücüyle değil, bu teknolojiyi etkin şekilde yöneten ve değer yaratan insan kaynağıyla şekilleneceğini ortaya koyuyor. İş dünyası teknoloji yatırımlarını hızlandırmış olsa da araştırmadan çıkan veriler, sürdürülebilir başarının çalışanların yapay zeka becerileriyle donatılması, liderlik kapasitesinin güçlendirilmesi ve veri odaklı insan yönetiminin geliştirilmesiyle mümkün olacağını gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mavi'den ‘Forbes Türkiye’nin En İyi İşverenleri  Araştırması’nda Önemli Başarı Haber

Mavi'den ‘Forbes Türkiye’nin En İyi İşverenleri  Araştırması’nda Önemli Başarı

Mavi, Türkiye’de ilk kez yayınlanan araştırmada, “Tekstil ve Aksesuarlar, Spor Ekipmanları” sektöründe listeye giren 32 şirket arasında ise 2’nci oldu. Yaklaşık 10 bin yanıt ve 200 bini aşkın işveren değerlendirmesinin analiz edildiği araştırmada şirketler, öncelikle çalışanların kendi işverenlerini yakın çevrelerine tavsiye etme eğilimi üzerinden değerlendirildi. Bunun yanı sıra liderlik, şirket imajı, ücretlendirme, gelişim fırsatları, iş yeri kültürü ve çalışma ortamı gibi 40’tan fazla kriter de anonim çalışan geri bildirimleriyle ölçümlendi. Forbes ve Statista’nın global ölçekte uyguladığı metodoloji; bağımsızlık, derinlik ve çift eksenli değerlendirme ilkelerine dayanıyor. Şirketlerin başvurusu ya da kurumsal yönlendirmesi olmaksızın yürütülenaraştırmada çalışanlar, anonim çevrim içi paneller aracılığıyla işverenlerine ilişkin değerlendirmelerini paylaşıyor. Üç yıllık verinin dikkate alındığı çalışmada, yakın dönem performansına daha yüksek ağırlık veriliyor. Katılımcılar yalnızca kendi işverenlerini değil, sektörlerindeki diğer şirketlere ilişkin algılarını da değerlendiriyor; böylece çalışan deneyimi, işveren algısı ve kurum kültürü karşılaştırılabilir, ölçülebilir ve bağımsız bir zeminde ortaya konuyor. “’Önce İnsan’ yaklaşımı, sürdürülebilir büyüme odağımızın temel yapıtaşlarından” Konuyla ilgili açıklama yapan Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz şöyle konuştu: “Forbes’un Statista ile birlikte Türkiye’de ilk kez yayınladığı “Türkiye'nin En İyi İşverenleri 2026” araştırmasında dördüncü seçilmekten büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. Bu başarı Mavi’nin insanı merkeze alan, her alanda fark ve etki yaratan çalışmalarının, çalışan bağlılığına verdiği önemin ve birlikte gelişmeye dayalı kapsayıcı çalışma ortamının bağımsız bir araştırmayla yeniden ortaya konması açısından büyük değer taşıyor. “Önce insan” yaklaşımı, kurulduğumuz ilk günden itibaren Mavi’nin DNA’sında yazılı durumda. İyi bir işveren olmayı, sürdürülebilir büyüme odağımızın da temel yapıtaşlarından biri olarak kabul ediyoruz. İnsan haklarına saygılı, adil yaşam ve çalışma koşulları sunarken çalışanlarımızı hiç durmadan geliştirmeye ve onlarla birlikte büyüyüp ilerlemeye odaklanıyoruz. Bu da bizi, yetenekli ve nitelikli insan kaynağının, şirketler arasındaki rekabetin asli konularından biri haline geldiği günümüzde avantajlı bir konuma taşıyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurum kültürünün merkezine alan, iş-yaşam dengesini gözeten, çalışanlarımızın potansiyellerini uzun yıllar boyunca tekrar tekrar açığa çıkarmalarına alan açan, kariyer gelişimini önceliklendiren, adil ücretlendirme anlayışına sahip bir kurumuz. Lider marka sorumluluğuyla, iş hayatında ve toplum içinde kadınların güçlenmesine yönelik çalışmalara öncülük ediyoruz. Yönetim kurulunda %50 kadın temsiliyle öne çıkarken; %53 kadın yönetici ve %60 kadın çalışan oranıyla fark yaratıyoruz. Mavi Genç Yetenek ve Mavi NextGen programlarıyla geleceğin liderlerini şirketimizde yetiştirmeye devam ediyoruz. Temeli insana dayanan bir şirket olarak, toplum için de değer yaratan adımlarımızı sürdürüyoruz ve bunun etkisi kurum içine de yansıyor. Günümüzde çalışanların en önem verdiği konulardan birinde, “aidiyet ve anlam yaratma” noktasında bizleri güçlü kılıyor; Mavi’yi tercih edilen ve çalışılacak en iyi şirketlerden biri haline getiriyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem Haber

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (KVKK) çalışanların mesai ve devam takibinde kullanılan biyometrik verilere ilişkin yayımladığı yeni ilke kararı, iş dünyasında önemli bir dönüşüm sürecini gündeme taşıdı. Kararla birlikte, çalışanların giriş-çıkış süreçlerinin takibinde parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik yöntemlerin kullanımı, veri işleme faaliyetlerinin gereklilik ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıktı. Kurul, aynı amaca daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılabildiği durumlarda biyometrik veri kullanımının dikkatle ele alınması gerektiğine işaret ederken, şirketlerin çalışan devam kontrol sistemlerinde alternatif çözümlere yönelmesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in CEO’su Onur Bayındır, alınan kararın yalnızca hukuki bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti: “Mesai takibinde yeni dönem başladı. Şirketler artık yalnızca operasyonel ihtiyaçlarını değil, veri güvenliği, çalışan deneyimi ve yasal uyumluluk süreçlerini birlikte değerlendirmek zorunda. İnsan kaynakları teknolojilerinin amacı çalışanı takip etmek değil, çalışanı güçlendirmek olmalı.” Şirketler Alternatif Çözümleri Daha Fazla Gündemine Alacak Bayındır, çalışan devam kontrol süreçlerinde biyometrik yöntemlerin dışında da birçok teknolojik alternatif bulunduğuna dikkat çekerek, son yıllarda şirketlerin daha esnek çözümlere yönelmeye başladığını ifade etti: “Günümüzde çalışan devam kontrolü için parmak izi veya yüz tanıma tek seçenek değil. QR kod ile giriş-çıkış, GPS doğrulama, mobil uygulama tabanlı çözümler ve turnike entegrasyonları sayesinde şirketler hem operasyonel verimliliklerini korurken, biyometrik veri işleme ihtiyacını azaltabilecek alternatif yöntemlerden de yararlanabiliyor.” Özellikle saha ekipleriyle çalışan, hibrit çalışma modelini benimseyen ve farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren organizasyonlarda mobil tabanlı çözümlerin hızla yaygınlaştığını belirten Bayındır, yeni düzenlemenin bu dönüşümü daha da hızlandıracağını söyledi. Çalışan Güveni ve Veri Koruma Süreçleri Ön Plana Çıkıyor Çalışanların kişisel verilerinin korunmasına yönelik farkındalığının her geçen gün arttığını vurgulayan Bayındır, şirketlerin sürdürülebilir başarı için çalışan güvenini merkeze alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getirdi: “Bugünün çalışanları yalnızca dijitalleşme beklemiyor; aynı zamanda verilerinin nasıl işlendiğini de önemsiyor. Şirketler için sürdürülebilir başarı, çalışan güvenini koruyarak operasyonel süreçleri yönetebilmekten geçiyor. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükler ile çalışan deneyimi artık birbirinden ayrı düşünülemez.” İnsan Kaynakları Süreçlerinde Dönüşüm Fırsatı Bayındır, söz konusu kararın şirketler açısından yalnızca bir uyum zorunluluğu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, insan kaynakları süreçlerinin modernizasyonu için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti: “Bu karar, şirketler için yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, aynı zamanda insan kaynakları süreçlerini modernize etmek için önemli bir fırsat. Geleceğin PDKS sistemleri; daha esnek, daha kullanıcı dostu ve veri minimizasyonu yaklaşımını gözeten yapılar üzerine kurulacak. Şirketler hem yasal risklerini azaltabilir hem de çalışanlarına daha güven veren bir deneyim sunabilir.” İdenfit, QR kod, GPS doğrulama, mobil uygulama ve turnike entegrasyonları gibi çözümlerle şirketlerin çalışan devam kontrol süreçlerini kişisel verilerin korunmasına ilişkin gereklilikleri gözeterek dijitalleştirmelerine ve uyum süreçlerini desteklemelerine katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Çağında  Şirketlerin Rekabet Avantajını İnsan Odağı Belirleyecek Haber

Yapay Zeka Çağında Şirketlerin Rekabet Avantajını İnsan Odağı Belirleyecek

Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde 62 farklı coğrafyada gerçekleştirilen araştırmaya Türkiye’den de 62 katılımcı dahil oldu. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 73’ünün yapay zekayı devreye aldığı, buna karşın çalışanlarını bu dönüşüme hazırlayan şirketlerin sadece yüzde 18’de kaldığı görülüyor. Araştırma, yapay zeka çağında rekabet avantajının yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, çalışan deneyimi, liderlik dönüşümü ve güven duygusunu güçlendiren şirketlerle şekilleneceğine işaret ediyor. Risk sermayesi ve insan sermayesi alanlarında global deneyimi ve yerel çözümleriyle 120’den fazla ülkede hizmet veren Aon, Human Capital Trends Study araştırmasını yayımladı. Dünya genelinde 62 farklı coğrafyadan 2.361 yönetim kurulu üyesi, üst düzey yönetici ve insan kaynakları liderinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya Türkiye’den de 62 katılımcı dahil oldu. Araştırmaya göre iş dünyasının gündemini çalışan deneyimi, ücret şeffaflığı ve yapay zeka şekillendiriyor. Kasım 2025 – Ocak 2026 döneminde gerçekleştirilen araştırma iş dünyasında yapay zeka yatırımlarının hızlandığını, ancak çalışanların bu dönüşüme hazırlanması konusunda ciddi bir boşluk bulunduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 73’ü yapay zekayı devreye aldı ya da pilot uygulamalar yürütüyor. Buna karşın çalışanlarını yapay zeka odaklı yetkinlik programlarına dahil eden şirketlerin oranı yalnızca yüzde 18’de kalıyor. İşverenlerin yüzde 80’i yapay zekâ yatırımlarındaki temel hedefin rutin işleri otomatikleştirmek olduğunu belirtirken, çalışanların yeniden yetkinlik kazanmasını önceliklendiren şirketlerin oranı yüzde 35 seviyesinde bulunuyor. Aon’un 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması, çalışanlarla işverenler arasında çalışan deneyimi konusunda dikkat çekici bir algı farkı bulunduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların yüzde 72’si yüksek stres altında çalıştığını belirtirken, iş verenlerin yüzde 84’ü mevcut çalışan deneyimi stratejilerinin yeterli olduğu görüşünde. İş Dünyasında Yeni Dönemin Anahtarı: Adaptasyon ve Dijital Yetkinlikler Araştırma, şirketlerin yalnızca teknoloji yatırımlarına değil; liderlik dönüşümü, çalışan deneyimi ve organizasyonel dayanıklılık alanlarına da odaklanması gerektiğine işaret ediyor. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 39’u devam eden ekonomik dalgalanmalar nedeniyle birleşme ve satın alma süreçlerini değerlendiriyor veya aktif olarak yürütüyor. Önümüzdeki üç yıl içinde organizasyonel başarı açısından en kritik yetkinlikler ise “adaptasyon ve değişim yönetimi”, “liderlik ve insan yönetimi” ile “dijital okuryazarlık ve teknoloji adaptasyonu” olarak öne çıkıyor. Rekabet avantajını insan odağını güçlendiren şirketler elde edecek Aon Türkiye Sağlık, Yan Haklar ve Bireysel Emeklilik Çözümlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Yalçın, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Şirketler yapay zekâyı hızla iş süreçlerine entegre ediyor ancak dönüşümün sürdürülebilirliği, çalışanların bu sürece ne kadar hazır olduğuyla doğrudan bağlantılı. Araştırma sonuçları; organizasyonların teknoloji yatırımlarında güçlü bir ivme yakaladığını, yetkinlik gelişimi, liderlik dönüşümü ve çalışan deneyimi tarafında ise daha kapsamlı aksiyon ihtiyacı bulunduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde rekabet avantajı yaratacak şirketler, insan odağını güçlendiren ve değişime uyum kapasitesini artıran kurumlar olacak.” Çalışanların yüzde 72’si yüksek stres altında Araştırma, çalışan deneyimi tarafında işverenlerle çalışanlar arasında dikkat çekici bir algı farkı olduğunu ortaya koyuyor. Çalışanların yalnızca yüzde 21’i duygusal iyi oluş desteği aldığını belirtirken, işverenlerin yüzde 84’ü mevcut stratejilerinin çalışan ihtiyaçlarını karşıladığına inanıyor. Buna karşın çalışanların yüzde 72’si iş hayatında yüksek stres seviyesi yaşadığını ifade ediyor. Çalışan Değer Önerisini Güçlendiren Şirketler Fark Yaratıyor Araştırma, birçok organizasyonun veri kullanımında ve çalışan değer önerilerini net şekilde tanımlamada yetersiz kaldığını gösteriyor. Organizasyonların yalnızca yüzde 38’i yüksek seviyede İK veri olgunluğuna sahip olduğunu belirtirken, çalışan değer önerilerinin net şekilde tanımlandığını ve çalışanlar tarafından iyi anlaşıldığını ifade eden şirketlerin oranı yüzde 19 seviyesinde kalıyor. Bununla birlikte çalışan değer önerisi güçlü şirketlerin önemli ölçüde fark yarattığı görülüyor. Bu organizasyonların yüzde 49’u liderlerinin çalışan refahına bağlılığını “güçlü ve görünür” olarak değerlendiriyor. Aynı şirketler, kadınların emeklilik tasarruf açığını azaltmaya yönelik uygulamalarda 21 puan daha yüksek performans gösterirken, çalışan yan haklarını kişiselleştirme konusunda da 20 puan daha güçlü bir yaklaşım sergiliyor. Çalışanların yüzde 81’i ücret şeffaflığı istiyor Araştırma, ücret şeffaflığı ve fırsat eşitliği alanlarında da dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Çalışanların yüzde 81’i ücret şeffaflığını önemli veya çok önemli bulurken, organizasyonların yalnızca yüzde 19’u bu alandaki uygulamalarını güçlü ve sistematik olarak değerlendiriyor. Türkiye ise yüzde 37 ile ücret şeffaflığı uygulamalarında en yüksek olgunluk oranına sahip ülkeler arasında yer alıyor. Öte yandan işverenlerin yüzde 84’ü kadın ve erkek çalışanlara eşit işe eşit ücret sunduğunu belirtse de kariyer gelişimi ve terfi fırsatlarında eşitliği destekleyen politikalara sahip şirketlerin oranı yalnızca yüzde 14 seviyesinde kalıyor. Benzer şekilde işverenlerin yüzde 85’i kadın sağlığının desteklenmesi gerektiğini düşünürken, çalışanların yalnızca yüzde 12’si bu desteği aldığını ifade ediyor. Araştırma ayrıca organizasyonların yalnızca yüzde 28’inin tam kapsamlı yapay zeka yönetişim mekanizmalarına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Küresel ölçekte İrlanda yüzde 71 ile yapay zekayı en yüksek seviyede devreye alan ülke olurken, Malezya yüzde 21 ile en düşük oranlardan birine sahip ülkeler arasında yer alıyor. 2026 İnsan Kaynakları Trendleri Araştırması, şirketlerin teknoloji yatırımlarını hızlandırdığı; ancak sürdürülebilir başarı için insan dönüşümüne, çalışan deneyimine ve liderlik kapasitesine daha fazla yatırım yapması gereken yeni bir döneme işaret ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tepe Kurumsal, Global HR Summit 2026’da Dönüşüm Yolculuğunu Paylaşacak Haber

Tepe Kurumsal, Global HR Summit 2026’da Dönüşüm Yolculuğunu Paylaşacak

12-13 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek Global HR Summit 2026, iş dünyası, insan kaynakları ve teknoloji alanlarından çok sayıda yerli ve yabancı konuşmacıyı bir araya getirecek. Tepe Kurumsal İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı (CHRO) Kaan Sak, etkinlik kapsamında düzenlenecek “İnsan, Kültürel Dönüşüm, Gelecek ve Yapay Zeka” başlıklı panelde konuşmacı olarak sahne alacak. Global HR Summit kapsamında gerçekleşecek panelde Kaan Sak; büyük ölçekli organizasyonlarda kültürel dönüşümün yönetimi, çalışan deneyimi, liderlik yaklaşımı ve yapay zekanın insan kaynaklarındaki dönüştürücü etkisine ilişkin değerlendirmelerini paylaşacak. Global HR Summit’in konforu Tepe Kurumsal’a emanet Tepe Kurumsal, etkinlikte aynı zamanda “Güvenlik ve Tesis Yönetim Sponsoru” olarak konumlanarak; güvenlik, temizlik ve yemek hizmetleri alanındaki entegre hizmet yaklaşımını sektör profesyonelleriyle buluşturacak. 33 binin üzerinde çalışanı ve güvenlikten tesis yönetimine, yemekten iş sağlığı ve güvenliğine kadar uzanan geniş hizmet yapısıyla Türkiye’nin en büyük istihdam güçlerinden biri olan Tepe Kurumsal, son dönemde gerçekleştirdiği dönüşüm çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Şirket, 6 farklı şirket yapısını tek bir insan ve kültür modeli altında birleştirirken; yapay zeka destekli işe alım sistemleri, veri odaklı insan kaynakları uygulamaları ve ortak kurum kültürü çalışmalarıyla geleceğin çalışma modeline yatırım yapıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Çalışma Hayatının Nabzı Bu Raporda Haber

Türkiye’de Çalışma Hayatının Nabzı Bu Raporda

Türkiye iş dünyasında belirsizliklerin arttığı, çalışma dinamiklerinin yeniden tanımlandığı ve çalışan beklentilerinin hızla dönüştüğü çok katmanlı bir tablo öne çıkıyor. Bu dönüşüm, kurumların başarısının artık yalnızca çalışan memnuniyetiyle değil; güven kültürü inşa edebilme, sürdürülebilir performans yaratabilme ve çalışan deneyimini bütüncül şekilde yönetebilme kapasitesiyle belirlendiğini ortaya koyuyor. Değişen çalışma modelleri, artan regülasyonlar ve dönüşen beklentiler, organizasyonları bu alanlarda daha stratejik, daha ölçülebilir ve daha bütüncül bir yaklaşım benimsemeye yönlendiriyor. Great Place To Work® Türkiye tarafından hazırlanan Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 araştırma raporu ise bu tabloyu somut verilerle destekleyerek, iş dünyası için güvenin artık yalnızca duygusal bir kavram değil; organizasyonel performansı doğrudan etkileyen en kritik stratejik performans birimi olduğunu ortaya koyuyor. İnovasyonun Önündeki En Kritik Eşik: Güven Ortamı Çalışan deneyimini güven, saygı, hakkaniyet, gurur ve takım ruhu üzerinden doğrudan geri bildirimlerle ölçen Great Place To Work® Trust Index™ verileri, inovasyonun temelinde organizasyonel yapı ve kültürün belirleyici olduğunu gösteriyor. Çalışanların yeni ve daha iyi çalışma yöntemlerini denemeye teşvik edildiği, denemenin ve öğrenmenin desteklendiği iş yerlerinde Trust Index™ skoru %88 seviyesine ulaşırken; inovasyon fırsatlarının bulunmadığı algısının hâkim olduğu organizasyonlarda bu oran %38'e kadar geriliyor. Bu %50 puanlık keskin ayrışma, inovasyonun bireysel yetkinlikten çok, çalışanlara sunulan güven ortamı ve destekleyici kültürle mümkün hale geldiğini açık biçimde gösteriyor. Bu çerçevede inovasyon, yalnızca yaratıcı fikirlerin çıktısı değil; çalışanların deneme, öğrenme ve gelişim alanı bulabildiği güven temelli bir organizasyonel yapının doğal sonucu olarak konumlanıyor. Yapay Zekadan Değer Üretmede Kritik Faktör: Psikolojik Güvenlik Araştırma yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilir değer üretmesi için gerekli olan en kritik unsurlardan birinin psikolojik güvenlik olduğunu ortaya koyuyor. AI'ın etkin biçimde kullanılabilmesi, çalışanların deneme-yanılma yapabildiği ve kendini güvende hissettiği bir çalışma ortamını gerektiriyor. Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 liste şirketlerinde psikolojik güvenlik seviyesinin %76 olması, çalışanların yaklaşık dörtte birinin hâlâ hata yapmaktan çekindiğine işaret ediyor. Diğer şirketlerde ise bu oran %47'ye kadar gerileyerek, çalışanların yarısından fazlasının yapay zekâ ile yeni bir şey deneme konusunda yeterli cesareti gösteremediğini ortaya koyuyor. Bu tablo, Türkiye'de AI hazırlığının yalnızca teknolojik yatırımlarla değil; çalışanların kendini güvende hissettiği, yenilikçi fikirlerin teşvik edildiği ve liderliğe duyulan güvenin güçlendirildiği bir organizasyonel yapı ile mümkün olduğunu net biçimde gösteriyor. Güvenin Stratejik Rolü: Performansın Yeni Dinamiği Bulgular güvenin yalnızca kültürel bir değer değil; hız, maliyet, inovasyon ve sürdürülebilir performans üzerinde doğrudan etkili olduğunu ortaya koyuyor. Liderlik davranışlarının, adalet ve hakkaniyet algısının, çalışan deneyimindeki tutarlılığın ve teknolojik dönüşüme hazırlığın ölçülebilir biçimde yönetilmediği organizasyonlarda performans artışının sınırlı kaldığı görülürken; güveni sistematik olarak yöneten, ve teknolojiyi insan odaklı bir yaklaşımla ele alan kurumlar, belirsizlik dönemlerinde dahi daha öngörülü, daha dayanıklı ve daha rekabetçi bir yapı sergiliyor. Bu çerçevede rapor, Türkiye iş dünyası için net bir mesaj veriyor: Güven, artık soyut bir İK metriği değil; yönetim kurulu düzeyinde ele alınması gereken temel bir iş stratejisi değişkeni olarak öne çıkıyor. Ölçülen ve aktif biçimde yönetilen güven, organizasyonların yalnızca bugünkü performansını değil, uzun vadeli sürdürülebilir başarısını da belirliyor. Great Place To Work® Türkiye CEO'su Eyüp Toprak, Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 Araştırması'na ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "2026 yılında Türkiye iş dünyası kritik bir eşiğin üzerinde konumlanıyor. Çalışanlar işten ayrılmıyor; ancak eskisi kadar katkı sunmuyor. Yöneticiler karar alıyor; fakat organizasyon bu kararları içselleştirmiyor. Şirketler yapay zekâya yatırım yapıyor; ancak beklenen karşılığı almakta zorlanıyor. Türkiye'nin En İyi İşverenleri™ 2026 araştırmasıyla amacımız Türkiye'de çalışan deneyimi ve güven kültürü alanında fark yaratan organizasyonel pratikleri görünür kılmak bu pratikleri veriye dayalı ve objektif bir zeminde analiz etmek ve iş dünyası için anlamlı bir karşılaştırma alanı sunmak oldu. Elde edilen bulgular, Türkiye'de En İyi İşverenleri ayrıştıran temel dinamiklere, gelişim alanlarına ve geleceğe yön verecek önceliklere dair güçlü içgörüler sunuyor." Great Place To Work® hakkında Great Place To Work®, iş yeri kültürü ve çalışan deneyimi konusunda uzman küresel otoritedir. 1992'den beri dünya çapında 100 milyondan fazla çalışanın dahil olduğu Trust Index™ anketinden elde edilen derin analizler, harika bir iş yeri deneyimini neyin oluşturduğunu tanımlıyor. Her şeyin temelinde Güven vardır. Great Place To Work®, tüm çalışanlar için yüksek güvene dayalı bir iş deneyimi yaratarak organizasyonların kültürlerini ölçmelerine ve daha iyi iş sonuçları üretmelerine yardımcı oluyor. Kurum kültürü ve çalışan deneyimi analiz platformu Emprising®, liderlere veri ve insan odaklı kararlar verebilmeleri için ihtiyaç duydukları anketler, gerçek zamanlı raporlama ve içgörüler sağlıyor. Great Place To Work® aynı zamanda Great Place To Work-Certified™ şirketleri ve Türkiye'nin En iyi İşverenleri Listesi'nin yanı sıra sektörel, bölgesel ve demografik listeler açıklayarak çalışan deneyiminin en iyiler ile kıyaslayabileceğiniz benzersiz veri içerikleri sunuyor. Great Place To Work®'ün misyonu, organizasyonların herkes için harika iş yerleri haline gelmesine yardımcı olarak daha iyi bir dünya inşa etmek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Multinet Up’ta Üst Düzey Atamalar Haber

Multinet Up’ta Üst Düzey Atamalar

1,5 milyondan fazla kart kullanıcısı ve 130 bini aşkın üye iş yerinden oluşan geniş bir ekosisteme hizmet veren Multinet Up, organizasyon yapısını güçlendirmeye ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda liderlik kadrosunu genişletmeye devam ediyor. Kader Şen, İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı oldu Kariyerine İnsan Kaynakları alanında başlayan ve 16 yılı aşkın deneyime sahip olan Kader Şen, 2013 yılından bu yana Multinet Up bünyesinde İnsan ve Kültür fonksiyonunun dönüşümünde aktif rol almaktadır. 2019 yılından itibaren İnsan ve Kültür liderliğini üstlenen, 2022 itibarıyla İcra Kurulu Üyesi olarak da görev alan Şen, 1 Nisan itibarıyla İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. Çalışan deneyimi, yetenek ve kariyer yönetimi, performans yönetimi, organizasyonel gelişim, iç iletişim ve işveren markası süreçlerinin yanı sıra İnsan Kaynakları’nın dijital dönüşümü ile sürdürülebilir sistemlerin kurulması ve geliştirilmesinden sorumlu olan Şen; bu kapsamda veri odaklı İK yaklaşımını güçlendiren, çalışan bağlılığını ve kurum içi deneyimi artıran uygulamalara liderlik etmeye devam edecek. Bora Can, Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı Multinet Up bünyesinde 10 yılı aşkın süredir stratejik sorumluluklar üstlenen ve son olarak CEO Ofis Direktörlüğü görevini yürüten Bora Can, 1 Nisan itibarıyla Büyümeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. 2023 yılından bu yana İcra Kurulu Üyeliği görevini de sürdüren Can, yeni dönemde şirketin sürdürülebilir büyüme yolculuğuna ve küresel vizyonuna liderlik edecek. Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği ve Toulouse School of Management MBA derecelerine sahip olan Bora Can, 15 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca çok uluslu markalarda kritik projeleri yönetti. Yeni görevinde; iş geliştirme, stratejik iş birlikleri ve iş analitiğinin yanı sıra uluslararası genişleme ve veriden değer yaratma gibi Multinet Up’ın gelecek vizyonunu şekillendiren büyüme stratejilerine yön verecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.