Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çalışan Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Çalışan Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalışan Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BigChefs’ten Kadınların Güçlendiği Bir Gastronomi Dünyası İçin Yeni Taahhütler Haber

BigChefs’ten Kadınların Güçlendiği Bir Gastronomi Dünyası İçin Yeni Taahhütler

Kadınların iş hayatındaki temsiline verdiği önemi kurumsal yapısına da yansıtan BigChefs, iş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen küresel girişimlerden United Nations Global Compact (UNGC) üyesi şirketler arasında yer alıyor. Şirket, UNGC kapsamında yürütülen Hedef Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı çerçevesinde aksiyon planını iki temel prensip doğrultusunda oluşturdu: High-level Corporate Leadership (Üst Düzey Kurumsal Liderlik)Employee Health, Well-being and Safety (Çalışan Sağlığı, Refahı ve Güvenliği) Bu kapsamda CEO Altan Kosova tarafından imzalanan Kadının Güçlenmesi Prensipleri (WEPs) destek beyanı, WEPs platformunda yayımlanarak kurumun toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki kurumsal taahhüdünü resmileştirdi. Kadın çalışan oranında hedef %45 BigChefs’te bugün, franchise’lar dahil toplam çalışanların %35’ini kadınlar oluştururken, üst düzey yöneticilerin de %33’ü kadın liderlerden oluşuyor. Mutfak operasyonları ise %50 kadın çalışan oranıyla şirket içinde en yüksek kadın temsiline sahip alan olarak öne çıkıyor. BigChefs, bu oranları daha ileri taşımak amacıyla 2030 yılına kadar kadın çalışan oranını %45’e yükseltmeyi hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda kadın istihdamı ve kadın lider sayısını artırmaya yönelik yeni işe alım ve kariyer gelişimi politikaları hayata geçiriliyor. Sahada uygulamaya alınan BigTalentDNA yetenek yönetimi projesi adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir insan kaynakları yaklaşımının temel yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor. Şirket, çalışanlarının fiziksel ve duygusal iyi oluşunu destekleyen yeni uygulamaları da hayata geçiriyor. MultiSport programı ile çalışanlara spor ve sağlıklı yaşam imkânları sunulurken, genişletilen sağlık hizmetleriyle daha destekleyici bir iş yeri kültürü oluşturulması hedefleniyor. Bunun yanı sıra, çalışanların ihtiyaç duydukları anlarda alanında uzman kişilerden destek alabilecekleri Meditopia Çalışan Destek Platformu’nun hayata geçirileceği de duyuruldu. Platform kapsamında çalışanlar; klinik psikolog, diyetisyen, veteriner, aile danışmanlığı, fizyoterapi ile çocuk ve ergen terapisi gibi farklı alanlarda uzmanlardan destek alabilecek. Kadın çalışanların hayatlarının farklı dönemlerinde ihtiyaç duyabilecekleri bebek uyku sağlığı danışmanlığı ve emzirme danışmanlığı gibi destekleyici hizmetler de bu kapsamda sunulacak. Hayata geçirilen bu uygulamalarla çalışanların günlük yaşamını kolaylaştıran, iyi oluşlarını bütünsel bir yaklaşımla destekleyen ve hayatlarının her anında yanlarında olunduğunu hissettiren bir çalışan deneyimi sunulması amaçlanıyor. Eğitim ve fırsat eşitliği için yeni adım BigChefs’in toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımı yalnızca kurum içi politikalarla sınırlı kalmıyor. Şirket aynı zamanda sektörde kadınların gelecekte daha güçlü temsil edilmesini destekleyen sosyal sorumluluk projelerine de yatırım yapıyor. Bu kapsamda BigChefs, gastronomi sektöründe kadınların daha güçlü temsil edilmesine katkı sağlamak amacıyla “Geleceğin Kadın Şefleri” projesini başlattı. Projenin ilk adımı olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Türk Eğitim Vakfı (TEV) bünyesinde oluşturulan proje fonuna bağış yapıldı. Bu destekle gastronomi alanında eğitim gören genç kadınların hayallerini gerçekleştirmelerine ve sektörde daha güçlü şekilde yer almalarına katkı sunulması hedefleniyor. BigChefs Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Gamze Cizreli, kadınların iş hayatındaki rolüne ilişkin şunları söyledi: “Kadınların iş hayatındaki varlığı yalnızca bir temsil meselesi değil; aynı zamanda kurumların kültürünü, üretim biçimini ve geleceğini şekillendiren bir güç. BigChefs’i kurarken de bugün büyütürken de kadınların emeğinin ve bakış açısının işimizin merkezinde olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle hem kurum içinde kadın istihdamını artırmaya yönelik somut hedefler koyuyor hem de genç kadınların eğitimine destek vererek geleceğin kadın şeflerinin ve liderlerinin yetişmesine katkı sunmayı önemsiyoruz.” BigChefs Hakkında 2007'de Ankara'da kurulan BigChefs, misafir memnuniyetine odaklanarak kısa sürede sektör liderlerinden biri hâline geldi. Bugün Büyük Şefler Grubu’nun BigChefs, NumNum, NumNum StreetFood, Academy BigChefs, Kont ve Buselik markalarıyla Türkiye'de 30 şehirde 125, yurt dışında ise 10 ülkede 13 şubesi bulunuyor. Menüsünde yerel ürünleri ve kadın üreticileri ön plana çıkaran BigChefs, 2010’lu yıllarda attığı uluslararası adımlarla küresel büyüme yolculuğunu başlattı. 2023 yılında halka arz olan şirket, büyüme hedeflerini hız kesmeden sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mavi, S&P Global Sustainability Yearbook 2026’ya Girmeye Hak Kazandı Haber

Mavi, S&P Global Sustainability Yearbook 2026’ya Girmeye Hak Kazandı

CSA kapsamında bu yıl Mavi’nin de yer aldığı “Textiles, Apparel & Luxury Goods” sektöründe globalde 117 şirket değerlendirildi ve sadece en yüksek performansı gösteren 13 tanesi listelere girebildi. Mavi, kendi sektöründe en yüksek puan alan ilk %15’lik dilimdeki şirketlerden biri ve kategoride Türkiye’yi temsil eden ilk ve tek hazır giyim markası oldu. “Sürdürülebilirlik yolculuğumuza kararlılıkla ve emin adımlarla devam ediyoruz” Konuyla ilgili açıklama yapan Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz şöyle konuştu: “Sürdürülebilirlik, özellikle son 6 yıldır şirket stratejimizin temel yapıtaşı konumunda. Kaliteyle sürdürülebilir büyüme üzerine kurduğumuz; İnsan, Çevre, Toplum ve Denim’i odağına alan All Blue stratejimizkapsamında sürdürülebilirliği şirket kültürüne, vizyonumuza, iş yapış şekillerine, ürünlere ve büyüme hedeflerimize entegre etmek üzere önemli yol aldık. Yolculuğumuz en başından beri, dünyanın öncü jean ve lifestyle markalarından biri olmanın verdiği sorumlulukla, uzun vadeli değer yaratma hedefiyle hareket ediyoruz. İnovasyon, tasarım, dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımımızla desteklediğimiz sürdürülebilirlik çalışmalarımızın, S&P Yearbook ile birlikte global arenada bir kez daha başarıyla taçlandırılmış olmasından mutluluk duyuyoruz. Bu yıl dünya hazır giyim sektöründen sadece 13 şirketin girmeye hak kazandığı S&P’nin Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda yer almak, sürdürülebilirlik performansımızın uluslararası ölçekte bağımsız ve güvenilir bir metodoloji ile onaylanması anlamına geliyor. Sektörümüzdeki öncü rolümüze işaret eden bu güzel gelişme; TIME Sürdürülebilir Büyüme araştırmasında dünyanın en iyi ikinci şirketi ve moda sektörünün lideri olmak ya da CDP’den son üç yıldır üst üste double A notu alarak global iklim liderleri arasında yer almak gibi; bizi hem gururlandırıyor hem de bu alandaki kararlılığımızı ortaya koyuyor.” CSA, sürdürülebilirlik performansını bütüncül olarak ölçüyor Sürdürülebilirlik odaklı yatırımcılar için önem taşıyan CSA değerlendirmesinde şirketler, çevresel, sosyal, yönetişim ve ekonomik boyutlarıyla, sektöre özgü kriterler üzerinden puanlanıyor. İklim stratejisi, sürdürülebilir ham madde kullanımı ve ürün sorumluluğundan insan hakları, çalışan sağlığı ve güvenliği ile müşteri ilişkileri ve tedarik zinciri yönetimine kadar uzanan bu kapsamlı değerlendirme, şirketlerin sürdürülebilirlik performansını bütüncül bir yaklaşımla ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik Yıllığı’nda yer alabilmek için bir şirketin, kendi sektöründeki en yüksek puan alan %15'lik dilime girebilmesi ve yine kendi sektöründeki en yüksek puan alan şirketle olan farkının en fazla %30 olması gerekiyor. Globalde sürdürülebilirlik liderleri arasında kalıcı bir yer edindi Mavi, bu yılın başında, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak amacıyla iş dünyasının işleyişini değiştirmeyi hedefleyen dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP’nin (Carbon Disclosure Project) İklim Değişikliği ve Su Güvenliği programlarının her birinden A notu alarak, üçüncü kez üst üste çift A notuyla CDP’nin global iklim liderleri arasına girmeye hak kazandı. TIME Dergisi ve küresel veri analizi platformu Statista tarafından hazırlanan “World’s Best Companies - Sustainable Growth” isimli araştırmada, önceki yıla göre altı basamak yükselerek, sürdürülebilir büyümede dünyanın en iyi 2’nci şirketi seçildi ve global hazır giyim sektöründeki liderliğini sürdürdü. Paris İklim Anlaşması’yla uyumlu şekilde belirlediği kısa dönem emisyon azaltım hedeflerinin ardından, 2025’te net zero emisyon azaltım hedefleri de, Science Based Targets initiative (SBTi) tarafından onaylandı. Bu gelişme, markanın sürdürülebilirlik çalışmalarının bilim temelli ve titizlikle yürütüldüğünün önemli bir göstergesi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çalışanların %48’inin En Büyük Stres Kaynağı   Fiziksel Sağlık ve Uyku Oldu Haber

Çalışanların %48’inin En Büyük Stres Kaynağı Fiziksel Sağlık ve Uyku Oldu

Meditopia’nın veri odaklı wellbeing yaklaşımıyla hazırlanan ve iş dünyasının fiziksel ve ruhsal röntgenini çeken rapora göre, Türkiye’deki çalışanların genel esenlik skoru 100 üzerinden 54,8 ile kırılgan bir dengede kalırken, yıl boyunca çalışanların en sık hissettiği baskın duygu ‘yorgunluk’ oldu. Rapor, çalışanların %48’inin en büyük stres kaynağı olarak fiziksel sağlık ve uykuyu gördüğünü ortaya koyarken, Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi bu tablonun çalışanların fiziksel sağlık açısından daha fazla desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu gösterdiğini vurguluyor. Günümüz iş dünyasında wellness, insan kaynakları stratejilerinin merkezine yerleşirken, çalışanların dayanıklılığını korumak kurumlar için artık ertelenemez bir öncelik haline geldi. Meditopia, 2025 yılının tamamını kapsayan verilerle hazırladığı Çalışan Wellbeing Raporu ile Türkiye’deki çalışanların bütüncül iyi oluş durumuna dair en güncel tabloyu ortaya koydu. Farklı sektörlerden 15 binden fazla çalışanın katılım sağladığı raporun sonuçlarına göre, çalışanların genel iyi oluş seviyesinin azaldığı görülüyor. Son çeyrekte genel esenlik puanı, yıl ortalaması olan 54,8’nin üstüne çıkarak 56,9 olan yüksek olduğu için ilk üç çeyrekten daha iyi geçmiş. 100 puan üzerinden yapılan analizlerde, 65,6 puanla stres ve 62,9 puanla kaygı indekslerinin yüksek seviyelerde seyrettiği, yıl boyunca çalışanların en baskın duygusunun ise %37 ile yorgunluk olduğu öne çıkıyor. Bu yorgunluğa, çalışanların günlük hayatını doğrudan etkileyen fiziksel ağrılar ve bedensel zorlanmalar da eşlik ediyor. Uyku skorunun 50,4 puan ile skalanın ortasında kalması, zihinsel yükle birlikte fiziksel toparlanmanın da yetersiz kaldığını gösteriyor. Buna karşın raporda her 10 çalışandan 6’sının 2026 yılına dair umutlu olması dikkat çekiyor. Raporun ortaya koyduğu bu tablo, çalışanların fiziksel sağlığına dair verilerin ayrıca ele alınması gerektiğini de açıkça ortaya koyuyor. Çalışanların Yarısı Hiç Egzersiz Yapmıyor Rapor, çalışanların fiziksel sağlığına dair endişe verici bir tabloyu da gözler önüne seriyor. Verilere göre çalışanların %81’i fiziksel ağrı ya da rahatsızlık hissettiğini belirtirken, %54’ü hiç egzersiz yapmadığını ifade ediyor. Hareket indeksinin 36,8 puanla tüm esenlik parametreleri arasında en düşük skora sahip olması, çalışanların motivasyon eksikliği ve zaman bulamama gibi nedenlerle fiziksel sağlıklarını geri plana attığını gösteriyor. Diğer yandan çalışanların %65’inin bireysel antrenmanlar yerine grup egzersizlerini daha motive edici bulması, spor topluluklarının ve birlikte hareket etmeyi teşvik eden yapıların fiziksel aktiviteyi artırmada kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Rapora göre hareketsizlik, orta seviyede kalan uyku kalitesini de olumsuz etkileyerek çalışanların genel esenlik dengesini daha da kırılgan hale getiriyor. Duyguların Kontrolü İş Hayatının Elinde Araştırma, iş yaşamının çalışanların duygu durumu üzerindeki belirleyici etkisini net bir şekilde ortaya koyuyor. Çalışanların %70’i duygu durumlarını en çok iş ve eğitim hayatının etkilediğini belirtirken, bu oranın aile ve ilişkilerin dahi önüne geçtiği görülüyor. Bu tablo, iş-özel yaşam dengesinde yaşanan bozulmaların çalışanların ruh haline doğrudan yansıdığını gösteriyor. Sektörel wellbeing skorlarına bakıldığında, teknoloji sektörü 64,7 puanla Türkiye genel ortalamasının üzerinde seyrederek iyi seviyedeki tek alan olarak öne çıkıyor. E-ticaret sektörü ise 51,9 wellbeing skoru ile ortalamanın altında seyrederek, çalışan tükenmişliğinin daha yoğun hissedildiği sektörler arasında yer alıyor. “Çalışan Sağlığı ve İyi Oluş, Kurum Kültürünün Ayrılmaz Bir Parçası” 2025 Çalışan Wellbeing Raporu’nun sonuçlarını değerlendiren Meditopia Kurucu Ortağı ve CEO’su Fatih Mustafa Çelebi, “2025 raporumuz, iş dünyasında çalışanların iyi oluşuna dair önemli bir tabloyu ortaya koyuyor. Yıl boyunca yorgunluk, stres ve kaygının öne çıktığını görüyoruz. Buna rağmen çalışanların %58’inin 2026 yılına umutla bakması, doğru adımlar atıldığında iyileşmenin mümkün olduğuna işaret ediyor. Bugün wellbeing, şirketler için artık ‘olsa güzel olur’ denilen bir yan hak değil, çalışan bağlılığını ve kurumsal sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen stratejik bir öncelik haline geliyor. Çalışanların kariyer hedeflerinin yanı sıra uyku düzenini, stres seviyesini ve fiziksel sağlığını da bütüncül biçimde destekleyen kurumlar, geleceğin rekabetçi iş dünyasında fark yaratıyor. Raporumuzda yer alan veriler de bunu doğruluyor ve WellnessPass kullanan çalışanların hareket indeksi skorunun kullanmayanlara kıyasla %48 daha yüksek olması, hareketli bir yaşamı teşvik eden yan hakların çalışanların günlük hayatında somut ve olumlu etkiler yarattığını gösteriyor. Meditopia olarak vizyonumuz, teknolojinin ve verinin gücünü kullanarak kurumlara çalışanlarının ihtiyaçlarını daha iyi anlama ve onlara kişiselleştirilmiş, erişilebilir iyi oluş çözümleri sunma imkanı sağlamak. Amacımız, sadece zor dönemlerde değil, her gün desteklenen ve sürdürülebilir bir iyi oluş kültürünün kurumların doğal bir parçası haline gelmesine katkı sağlamak.” açıklamasında bulundu.

2025’in Sinsi Krizi: “Sessiz Çatlama” Haber

2025’in Sinsi Krizi: “Sessiz Çatlama”

Çalışanlar işlerini sürdürüyormuş gibi görünse de finansal baskılar, tükenmişlik ve duygusal yıpranma nedeniyle içten içe kırılmalar yaşıyor. Bu durum hem çalışanların ruh sağlığını hem de kurumların sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Sessiz Çatlamanın Sessiz Alarmı Son zamanlarda çalışanların iş yerinde yaşadıkları stres durumu çalışanların sağlık durumlarında ciddi sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Stres, endişe, öfke ve üzüntü, iş yerinde iyilik ve ruh sağlığının azalmasına yol açıyor; özellikle tükenmişlik sendromunu beraberinde getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tükenmişliği, başarılı bir şekilde yönetilememiş kronik iş yeri stresinden kaynaklanan bir sendrom olarak yorumluyor. TalentLMS tarafından yakın bir zamanda 1.000 çalışanla gerçekleştirilen ankete göre, katılımcıların yarısından fazlası (%54), iş yaşamında sessiz çatlama deneyimi yaşadıklarını belirtiyor. Bu sonuç, sessiz çatlamanın artık yalnızca bireysel bir sorun olmadığını, iş dünyasında giderek yaygınlaşan ve dikkatle ele alınması gereken bir olgu haline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırma, sessiz çatlamanın çoğunlukla finansal stres ve iş yerindeki duygusal tükenmişlikten kaynaklandığını ortaya koyuyor. Çalışanlar, maaşlarının yaşam standartlarını karşılamada yetersiz kaldığını ve iş yükünün sürekli arttığını hissediyor. İş değiştirmenin ve istifa etmenin mali durumunu düzeltmeyeceği bilinci de umutsuzluğu arttırıyor. Bu durum, hem çalışan sağlığı hem de iş yeri verimliliği için uyarıcı bir işaret olarak değerlendiriliyor. Sessiz çatlama çoğu zaman fark edilmesi güç bir durum olsa da etkileri oldukça derin hissedilen bir durum olarak göze çarpıyor. Çalışanlar, giderek artan yorgunluk ve motivasyon kaybıyla birlikte iş dışında da enerjilerinin tükendiğini hissediyor. Çalışanların günlük yaşamda basit aktiviteler yapması bile zorlayıcı hale gelirken aynı zamanda sürekli bir gerilim, endişe veya huzursuzluk duygusu taşımaya başladıkları görülüyor. Kısa vadede iş performansını hemen etkilemeyen sessiz çatlama, uzun vadede hem çalışanların ruhsal ve fiziksel sağlığını hem de iş yerindeki genel verimliliği ciddi şekilde tehdit eden görünmez bir kriz haline geliyor. Kendini belli etmeden ilerleyen bu süreç, fark edilip önlem alınmadığında iş yeri bağlılığı ve çalışan memnuniyetini olumsuz yönde etkiliyor. AVİTA Çalışan Destek Programı Klinik Psikolog Fahriye Nasırzade sessiz çatlamayla ilgili şu açıklamalarda bulundu; “Sessiz çatlama, yalnızca yorgunluk ya da stress durumuyla açıklanamaz. Bu, insanın anlamla olan bağının kopmasıdır. İşin, emeğin ve yaşamın anlamını yitirdiğimizde; üretkenlik, aidiyet, motivasyon gibi kelimeler birer maske haline gelir. Sessiz çatlama’yı modern çağın en tehlikeli psikolojik krizlerinden biri olarak görüyorum. Çünkü görünmez bir şekilde ilerler. Tabiri caizse kimse çığlık atmaz, kimse kapıyı çarpıp gitmez. Ama birey her gün biraz daha tükenir, biraz daha kendinden ve olaylardan uzaklaşır. Bu nedenle artık kurumların “sessiz istifa”dan ötesine bakması gerekiyor. Çalışanların yalnızca performansını değil, duygusal varlığını, finansal yükünü, psikolojik dayanıklılığını da anlaması gerekiyor. Çünkü iyilik hâli, sadece bireysel bir mesele değil; kurumun sürdürülebilirliğini belirleyen en güçlü yatırımdır. “Sessiz çatlama, sadece yorgunlukla açıklanabilecek bir durum değildir; bu, insanın anlam duygusunun sessizce sarsılmasıdır. Çalışan, görünürde işlevini sürdürürken iç dünyasında çatırdamaya başlar. Uzun süren stres, finansal baskılar ve duygusal yorgunluk birleştiğinde kişi artık sadece işini değil, kendini de taşımakta zorlanır. Bu dönemde kurumlar için en kritik farkındalık, çalışan performansını değil insanın ruhsal bütünlüğünü izlemektir. Çünkü sessiz çatlamalar fark edilmediğinde yalnızca birey değil, kurumun da sesi kısılır.” Yönetimsel Kopukluk Sessiz Çatlamayı Derinleştiriyor Çalışan deneyiminde yönetimin rolü oldukça kritik. Araştırmalar, yöneticilerin çalışanları destekleme becerisinin iş yeri mutluluğu ve verimliliği üzerinde doğrudan etkisi olduğunu ortaya koyuyor. TalentLMS araştırmasına göre genel olarak çalışanların %62’si yöneticilerinin endişelerini dinlediğini belirtirken, %20’si bu konuda olumsuz düşünüyor. Sessiz çatlama yaşayan çalışanlar arasında ise bu oran çok daha çarpıcı: %47’si yöneticilerinin kendilerini dinlemediğini ifade ediyor. Bu veriler etkisiz yönetim ile kalıcı mutsuzluk arasında net bir bağ olduğunu gösteriyor. İş dünyasında empati ve aktif dinleme yetenekleri, çalışanların motivasyonunu ve bağlılığını artırmak için her zamankinden daha önemli hale geliyor. Çalışan Destek Programı ve İş Yeri Kültürü Kurumlar, sessiz çatlamanın olumsuz etkilerini azaltmak için kapsamlı önlemler alıyor. İş yeri kültürünü güçlendirmek, eğitim, finansal ve psikolojik destek programları sunmak, esnek çalışma seçenekleri sağlamak ve düzenli geri bildirim mekanizmaları kurmak bu sürecin temel taşlarını oluşturuyor. Uzmanlar, bu uygulamaların çalışanların motivasyonunu artırarak iş yerinde sürdürülebilir bir mutluluk ve bağlılık sağladığını vurguluyor. Sessiz çatlama göz ardı edildiğinde hem çalışan hem de kurum için maliyetli bir kriz haline geliyor. Erken fark edilip önlem alındığında ise başarı ve verimlilik sürdürülebilir hale geliyor.

Yurtbay Seramik 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayınladı Haber

Yurtbay Seramik 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayınladı

Türkiye’nin öncü seramik üreticilerinden Yurtbay Seramik, çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanlarındaki performansını, hedeflerini ve ilerleme stratejilerini içeren 2024 Sürdürülebilirlik Raporu'nu kamuoyuyla paylaştı. Yurtbay Seramik, 2024 yılı boyunca sürdürülebilir üretim, kaynak verimliliği, çalışan gelişimi ve toplumsal katkı alanlarında yürüttüğü projelerle çevreye ve topluma duyduğu sorumluluğu bir kez daha ortaya koydu. Üretimden Enerjiye Kapsamlı Bir Yaklaşım Yurtbay Seramik, sürdürülebilirlik anlayışını yalnızca üretim süreçleriyle sınırlı görmüyor; enerji yönetiminden su tasarrufuna, atık geri kazanımından lojistik optimizasyonuna kadar geniş bir alanda çevre dostu uygulamaları hayata geçiriyor. Yurtbay Seramik, 2024 yılı itibarıyla üretim hatlarında enerji verimliliğini artıran teknolojik yatırımlarını sürdürürken, karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik yenilikçi projelere de hız kazandırdı. İnsan Odaklı Kurumsal Kültür Raporda, çalışan sağlığı ve güvenliği, fırsat eşitliği, eğitim ve gelişim programları ile toplumsal fayda odaklı projeler ön plana çıkıyor. Yurtbay Seramik, çalışanlarının gelişimini sürdürülebilir başarının ana unsuru olarak görerek, insan odaklı yönetim anlayışını kurum kültürlerinin merkezine yerleştiriyor. Etik, Şeffaf ve Hesap Verebilir Yönetim Kurumsal yönetişim ilkeleri çerçevesinde faaliyetlerini sürdüren Yurtbay Seramik, tüm süreçlerinde şeffaflık, etik değerler ve hesap verebilirlik prensiplerini esas alıyor. Paydaş iletişimini güçlendiren, toplumsal güveni pekiştiren bir yönetim modeliyle, uzun vadeli sürdürülebilir büyümeyi destekleyen yapısal bir istikrar oluşturmayı hedefliyor. Yurtbay Seramik tarafından yayımlanan 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, çevreye, topluma ve gelecek nesillere karşı duyulan sorumluluğun somut bir göstergesi olarak konumlanıyor.

EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik  2025 Araştırması Yayımlandı Haber

EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması Yayımlandı

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst&Young) 34 ülkeden 24 farklı sektördeki 526 çevre, sağlık ve güvenlik (ÇSG) lideri ve üst düzey yöneticinin görüşleriyle hazırladığı EY Küresel ÇSG 2025 Araştırması’nı yayımladı. Araştırma; ÇSG yatırımlarının, şirketlere kazandıracağı itibar, dayanıklılık ve verimlilik gibi birçok avantajın yanı sıra ÇSG’yi önceliklendirerek nasıl somut faydalar elde edilebileceğini de ortaya koyuyor. Araştırma, ÇSG yatırımlarının; itibarı, dayanıklılığı ve verimliliği artırarak işletmelerin ticari değerini yükselttiğini ortaya koyarken, araştırmaya katılanların %78’i ÇSG’ye yönelik harcamalarını artırmayı hedefliyor. ÇSG liderleri, ÇSG girişimlerine yapılan yatırımların beklenmedik durumlar karşısında maliyetleri azalttığını (%73), kuruluşlarının ÇSG yaklaşımının operasyonel verimlilikte kayda değer iyileşmeler sağladığını söylüyor (%94). Genel olarak, ÇSG yatırımlarının, işletmelerinin ticari değerini artırmaya katkıda bulunduğunu ifade ediliyor (%81). Araştırma, ÇSG’yi daha geniş kurumsal stratejilerine entegre etmek isteyen kuruluşlar için bir yol haritası sunarken, yapılan yatırımların performans ve dayanıklılıkta nasıl katma değer sağlayacağını ortaya koyuyor. ÇSG yatırımı, artırdığı itibar ve operasyonel verimlilik sayesinde ticari değere katkı sağlıyor Proaktif ÇSG girişimleri; müşteriler, yatırımcılar ve düzenleyiciler dahil olmak üzere paydaşlar arasında güven inşa ederek müşteri sadakati ve kamu güveni oluşturuyor. Kamu sektöründen katılımcıların %68’i ÇSG performanslarının kuruluşlarının itibarını ve paydaşlar arasındaki güveni artırdığına inanıyor. Ayrıca, özel sektör katılımcılarının %77’si, ÇSG girişimlerine yaklaşımları nedeniyle yatırımcıların işletmelerine daha fazla ilgi gösterdiğini söylüyor. ÇSG’ye yatırımda öncü olan şirketler daha güçlü iş sonuçları elde ediyor Stratejik olarak ÇSG’ye yatırım yapan şirketler, reaktif yaklaşımlar benimseyen şirketlere göre daha güçlü iş sonuçları elde ediyor. Bu sonuçlar, stratejik odak ve liderlik, teknoloji, itibar ve operasyonel faydalar gibi alanlarda görülebiliyor. ÇSG yatırımında öncü olan şirketler, çalışan sağlığı ve güvenliğine yönelik girişimlerinin ticari değeri artırmaya katkıda bulunduğunu belirtiyor (%81). ÇSG, iş dayanıklılığını artırıyor Kapsamlı olarak ÇSG programlarına yatırım yapan şirketler, aksaklıklar sırasında çeviklik ve verimliliğin arttığını ve bu sayede, beklenmedik dalgalanmalara daha iyi uyum sağlama yeteneğine sahip olduklarını belirtiyor. Katılımcıların %67’si, işletmelerinin ÇSG girişimlerine yaklaşımının belirsiz zamanlarda çeviklik sağladığını ifade ederken, %12'si son zamanlarda yaşanan zorlu senaryolar karşısında işletmelerindeki kesinti sürelerinin azalmasına fayda sağladığını düşünüyor. ÇSG’de teknoloji yatırımlarının artması bekleniyor Dijital araçlar; olası riskleri azaltma, öngörü sağlama ve risk engelleme gibi yetkinlikleri güçlendirerek ÇSG işlevlerinin daha fazla değer oluşturmasını sağlarken, işletmeler; ÇSG platformları, gelişmiş analitik ve yapay zekâ (AI) dahil dijital sistemlere yatırımlarını artırmayı planlıyor. İşletmelerin %75’i, önümüzdeki üç yıl içinde ÇSG dijital sistemlerine yapılan yatırımı artırmayı öngörürken, %71’i ÇSG risklerini azaltmak amacıyla gelişmiş veri analitiği ve yapay zekâya yatırım yapmayı planlıyor. Araştırmaya katılan şirketler, teknolojinin ÇSG uygulamalarındaki zayıf noktaları belirlemelerine yardımcı olabileceği konusunda hemfikirken, dijital ÇSG araçlarını kullanan kuruluşların %81’i, bu araçların potansiyel sorun alanlarını etkili bir şekilde tanımlamalarını ve çözmelerini sağladığını belirtiyor. Buna rağmen, teknolojik araçlar gerçek zamanlı karar alma ve daha iyi risk düşüşü sağlasa da yalnızca %20’si tek bir ÇSG platformuna sahip. Ayrıca, ÇSG teknolojisine yapılan yatırım hâlâ birçok kuruluş için öncelik olarak görülmüyor. Katılımcıların yalnızca %27’si, son bir yılda şirketlerinin önemli üç önceliği arasında bu yatırımı gösteriyor. Bütçe kısıtlamaları ÇSG yatırımlarını engelliyor Bazı şirketler, strateji odaklı ve proaktif ÇSG yatırımlarını, bütçe ve düzenleyici gereklilikler gibi faktörler nedeniyle dengeleme zorluğu yaşıyor. Ayrıca, girişimlerinin etkinliğini destekleyecek ve analiz edecek yeterli teknolojik araçlardan yoksun olduklarını belirtiyor. EY Türkiye Şirket Ortağı, İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin konuyla ilgili şunları belirtti: “Farklı sektörlerden ve bölgelerden üst düzey yöneticilerin görüşlerini bir araya getiren, EY Küresel Çevre, Sağlık ve Güvenlik 2025 Araştırması, stratejik ÇSG yatırımlarının nasıl bir değer sağlama aracı haline gelebileceğine dair kapsamlı bir bakış sunuyor. İşletmeler, itibarlarını güçlendiren, operasyonel verimlilik ve organizasyonel dayanıklılık sağlayan ÇSG girişimlerine yatırım yaparken; uygulamaların karmaşıklığı ve uyum gereklilikleri nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaşıyor. EY olarak, ÇSG uygulamalarında karşılaşılan zorlukları ele alarak verimlilik ve entegrasyonu teşvik eden, kritik risklere odaklanan kuruma özel tasarlanmış çözümler geliştiriyoruz. İşletmelerin modern ÇSG girişimlerine rehberlik ederek, dönüşümdeki bu zorlukların işletmeler için fırsata dönüştürülmesine katkı sağlıyoruz. Farklı sektörler, şirketler ve ÇSG liderleriyle uzun yıllar sürdürdüğümüz çalışmalarımız doğrultusunda geliştirdiğimiz çözümler ile işletmelerin ÇSG yatırım ve dönüşüm yolculuklarını çalışan, paydaş, uyum, çevre gibi birçok farklı alanda sürdürülebilir hale getiriyoruz. Strateji, paydaş katılımı, liderlik ve yönetişim başta olmak üzere ihtiyaçlara göre özelleştirilebilen çözümlerimizle değişen dünya ve çalışma hayatının ihtiyaçlarını karşılayarak işletmelerin daha güvenli ve daha dayanıklı bir geleceğe hazırlanmasına destek oluyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.