Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çalışma Hayatı

Kapsül Haber Ajansı - Çalışma Hayatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalışma Hayatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gençlerin Geleceğine Yatırım İçin İş Dünyasına Çağrı Haber

Gençlerin Geleceğine Yatırım İçin İş Dünyasına Çağrı

İstanbul, Londra ve Frankfurt’ta ofisleri bulunan bir Yatırım ve Varlık Yönetimi grubu olan ESAS’ın sosyal fayda odaklı yatırım birimi Esas Sosyal; odağına aldığı gençlik ve istihdam alanında sürdürülebilir ve ölçülebilir etki yaratmayı amaçlıyor. “Esas Sosyal Fırsat Eşitliği Sağlar” mottosu ile Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat, Hayırlı Sabancı Desteğiyle İngilizce Fırsatım ve Mezun Programlarını yürütüyor. Programları etrafında geliştirdiği 5.500’ü aşkın kişi ve kurumu kapsayan ekosisteminden güç alarak günden güne gelişen, 11 yıldır genç istihdamında fırsat eşitliği için başarılı programlar yürüten Esas Sosyal, bu zamana kadar 2.550 genci fırsat eşitliği ile buluşturdu. İş dünyasının insan yönetimi alanındaki önemli buluşmalarından PERYÖN 34. İnsan Odağında Yönetim Kongresi, bu yıl “Yansıma” temasıyla çalışma hayatındaki dönüşümü farklı boyutlarıyla ele aldı. ESAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emine Sabancı Kamışlı, kongre kapsamında PERYÖN Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, QNB Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı ve Esas Sosyal Danışma Kurulu Üyesi Cenk Akıncılar’ın moderatörlüğünde gerçekleşen oturumda, gençlerin eğitimden iş hayatına geçişte karşılaştıkları engelleri ve iş dünyasının fırsat eşitliğini güçlendirmedeki rolünü değerlendirdi. Konuşmasında Esas Sosyal'in 10 yıllık saha deneyiminden hareketle gençlerin mezun oldukları üniversitelerden bağımsız olarak potansiyellerine odaklanmanın önemine dikkat çeken Emine Sabancı Kamışlı, eğitimden istihdama geçiş sürecinde fırsat eşitliğini güçlendiren modellerin iş dünyası için de dönüştürücü bir değer yarattığını vurguladı. İş dünyasının yalnızca istihdam sağlayan değil, gençlerin gelişimine yatırım yapan ve etkiyi ölçebilen bir anlayışla hareket etmesi gerektiğini ifade eden Kamışlı, uzun vadeli sosyal yatırımların güçlü ekosistem iş birlikleriyle daha sürdürülebilir sonuçlar ürettiğine dikkat çekti: “Gençlerin kendilerini keşfedebileceği kapsayıcı ve eşitlikçi ortamlarda, potansiyellerini ortaya koyabildikleri ve topluma katkı sunabildikleri bir çalışma hayatı yaratmak hepimizin sorumluluğu... İş dünyası olarak gençlerden beklentilerimizi dile getirirken onlara hangi fırsatları sunduğumuza da dikkat etmek gerekiyor. Gençlerin en büyük ihtiyacı fark edilmek ve görünür olmak. Bu bakış açısıyla gençleri mezun oldukları üniversitelerin tanınırlığına göre değil, yetkinliklerine göre değerlendirmek gerekiyor. Fırsat eşitliği, gençlere yalnızca bir kapı açmakla sağlanmıyor; o kapıdan geçebilmeleri, kendilerini geliştirebilmeleri ve potansiyellerini gösterebilmeleri için gerekli koşulları da yaratmamız gerekiyor. Sosyal yatırımlarda da aynı yaklaşımın önemli olduğuna inanıyorum. Bir çalışma başlatmak, kaynak ayırmak elbette değerli. Ancak asıl soru, bu yatırımın nasıl bir sonuç yarattığı ve ortaya çıkan etkinin ne kadar sürdürülebilir olduğu. Kaç gence ulaştığımız kadar, o gençlerin hayatında neyin değiştiğini, istihdama katılımlarını nasıl desteklediğimizi ve uzun vadede nasıl, ne kadar derin bir değer yarattığımızı da önemli ve takip edilmesi gereken bir konu. Bunun için araştırmaya dayalı hedefler belirlemeli, sonuçlarımızı ölçmeli, öğrendiklerimizi paylaşmalıyız. Hiçbir kurum bu meseleleri tek başına çözemez. Şirketler, sivil toplum kuruluşları birbirlerinin deneyimlerinden güç alarak birlikte hareket etmeli, el ele vermeli… Kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada, aynı hedef için çalışan kurumların birbirinden haberdar olması, deneyimlerini paylaşması ve güçlerini birleştirmesi çok önemli. Biz Esas Sosyal’de 11 yıldır bu anlayışla çalışıyoruz. Çünkü gençlere yapılan yatırımın gerçek değeri; bugün yarattığı sonuçta değil, gelecekte büyüterek sürdürebildiğimiz etkide yatıyor.” "İlk Fırsat benim için yalnızca bir iş değil, bir topluluğun parçası olmak demekti" Oturumun sonunda Kamışlı, Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı’nın 5. dönem mezunu ve PERYÖN Akademi Uzmanı Ayşe Bayram Bütün’e de söz verdi. 2019 yılında Uludağ Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı sayesinde PERYÖN’de çalışma hayatına başlayan Bütün, altı yıldır aynı kurumda görev yaptığını belirtti. Programın yalnızca kariyerine güçlü bir başlangıç yapma imkânı sunmadığını, aynı zamanda dayanışma ve paylaşım üzerine kurulu bir topluluğun parçası olmasını sağladığını ifade eden Bütün, geçmiştiğimiz yıl İlk Fırsat 4. Dönem Mezun Komitesi Başkanlığı görevini üstlenerek bu topluluğa katkı sunmaya devam ettiğini söyledi. Gençlere duyulan güven ve yapılan yatırım için Emine Sabancı Kamışlı’ya ve Esas Sosyal’e teşekkür ederek konuşmasını “İyi ki İlk Fırsatlıyım, iyi ki bu büyük ailenin bir parçasıyım” sözleriyle tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konya'da Gençler ve İş Dünyası Aynı Masada Buluştu Haber

Konya'da Gençler ve İş Dünyası Aynı Masada Buluştu

“Gençlerin Beklentilerini Doğrudan Dinliyoruz” Çalıştayın açılışında konuşan İl Müdürü Önder Çiftci, daha önce insan kaynakları temsilcileriyle işverenlerin beklentilerini değerlendirdiklerini, bu kez ise gençlerin çalışma hayatına ilişkin görüş ve önerilerini doğrudan kendilerinden dinlediklerini belirtti. Çiftci, “Çalışma hayatında alın teri de akıl teri de çok önemli bir yer tutmaktadır. Önemli olan, işgücünü yeteneğine uygun alanlarda istihdam ederek hem mutlu bir çalışma hayatı oluşturmak hem de nitelikli üretimin önünü açmaktır.” dedi. 20 Masada Kariyer ve İstihdam Fırsatları Ele Alındı Çalıştayda oluşturulan 20 yuvarlak masanın her birinde 8 üniversite öğrencisi ve 2 insan kaynakları temsilcisi bir araya geldi. Görüşmelerde staj, yarı zamanlı çalışma, mezuniyet sonrası istihdam, mesleki yetkinlikler, ücret ve yan haklar, kariyer gelişimi ile iş-yaşam dengesi konuları değerlendirildi. Öğrenciler beklentilerini doğrudan ifade ederken işveren temsilcileri de nitelikli işgücü ihtiyaçlarını ve işe alım süreçlerini paylaştı. Çalıştayda elde edilen görüş ve önerilerin, gençlerin çalışma hayatına hazırlanmasına, üniversiteler ile iş dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine ve yeni istihdam fırsatlarının geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. 15 Ekim 2026 tarihinde Karatay Gençlik Merkezinde gerçekleştirilen çalıştaya Konya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Önder Çiftci, SGK Konya İl Müdürü Erkin Avcı, Gençlik ve Spor İl Müdürü Muzaffer Çintimar, AK Parti Konya İl Başkan Yardımcısı İsmail Özpınar, Selçuklu Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürü Yasin Avcı, firma insan kaynakları yöneticileri, üniversite temsilcileri, kariyer merkezi yöneticileri ve öğrenciler katıldı. Çalıştayın gerçekleştirilmesine sundukları değerli katkı ve desteklerden dolayı Konya Büyükşehir Belediyesi, Karatay Belediyesi, BİM Marketler ve Ebrar Unlu Lezzetler'e teşekkür edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Uygulama Dönemine Başlıyor Haber

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Uygulama Dönemine Başlıyor

Ağ kapsamında ayrıca bakım eşitliği alanındaki bilgi üretimini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Bakım Eşitliği Araştırma Destek Programı ile iki araştırmaya toplam 300 bin TL destek sağlanacak. Özyeğin Üniversitesi’nin bakım emeği ve zihinsel iş yükünün çalışma yaşamındaki etkilerini ortaya koyan Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, ilk üye şirketleriyle birlikte uygulama dönemine geçti. Ağ, bakım sorumluluklarının kadınların çalışma hayatında kalmaları, kariyerlerinde ilerlemeleri ve sahip oldukları potansiyeli ekonomik değere dönüştürmeleri üzerindeki etkisini şirketlerin kendi verileri ve deneyimleri üzerinden ele almayı hedefliyor. Yaklaşık 12 aya yayılan dönüşüm yolculuğunda şirketler mevcut politika ve çalışan ihtiyaçlarını değerlendirecek, elde edilen bulgular doğrultusunda kuruma özgü yol haritaları oluşturacak. Süreç; politika ve uygulama tasarımından eğitim ve atölyelere, çalışan ihtiyaçlarına yönelik pilot projelerden şirketler arası deneyim paylaşımına uzanacak. Yolculuğun sonunda şirketlerin kaydettiği ilerleme değerlendirilerek sonuçlar raporlanacak. Böylece araştırmayla görünür kılınan bakım eşitsizliğinin, şirketlerin kendi gerçekleri üzerinden somut ve kalıcı kurumsal uygulamalara dönüşmesi hedefleniyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın kurucu sponsorluğunu ise Fiba Grubu üstleniyor. İlk Üyeler Kendi Kurumlarının Bakım Eşitliği Profilini Çıkaracak Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nda her şirketin yolculuğu kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenecek. İlk aşamada kurumların mevcut politika ve uygulamaları değerlendirilecek; çalışanların bakım emeği, zihinsel iş yükü, kariyer ve fırsat eşitliği deneyimleri ile kurum kültürüne ilişkin ihtiyaçları veri toplama araçlarıyla ortaya konacak. Kurum içi anonim ölçümler, mevcut veri ve politikaların analizi, atölyeler ve odak grupları bu sürecin araçları arasında yer alacak. İhtiyaç duyan şirketler Özyeğin Üniversitesi tarafından geliştirilen Bakım ve Zihin Yükü Analiz Aracı (Care & Mental Load – CML Kit) ölçüm mekanizması ile daha derin ve kuruma özgü bir analiz de gerçekleştirebilecek. Ağ’ın veri toplama modeli tek bir araca bağlı olarak değil; şirketlerin kendi risk ve fırsat alanlarını daha ayrıntılı biçimde belirlemelerine olanak sağlayan araçlardan biri olarak konumlanıyor. Elde edilen veriler doğrultusunda her şirket için öncelikli dönüşüm alanları belirlenecek. Kuruma özgü politikaların geliştirilmesi, yeni mekanizma ve projelerin tasarlanması, çalışan ve yöneticilere yönelik eğitim ve atölyeler ile iyi uygulamaların şirketler arasında paylaşılması bu yolculuğun parçalarını oluşturacak. Ağ’ın destek modeli veri toplama, politika tasarımı, proje danışmanlığı, eğitim ve şirketler arası öğrenmeyi birlikte ele alıyor. Akademik Bilgi ve İş Dünyası Deneyimi Aynı Masada Konuşmasında bakım eşitliğinin yalnızca sosyal politika alanı değil, çalışma hayatı ve rekabet gücü açısından da ele alınması gerektiğini vurgulayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizdeki veriler, bakım sorumluluğunun daha çok kadınlar üzerinde olduğunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre, hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki erkeklerin yüzde 91’i istihdamda iken, bu oran kadınlarda yalnızca yüzde 27. Birçok kadın, eğitimli ve deneyimli olsa dahi, yeterli destek mekanizmaları olmadığı için çalışma hayatına hiç dahil olamıyor ya da çalışma hayatından erken kopuyor. Bakım eşitliği, kadınların ekonomik yaşama eşit katılımı için temel koşullardan biri. Son Orta Vadeli Program’da bakımın çalışma hayatını ve ekonomik kalkınmayı doğrudan etkileyen bir alan olarak ele alınmasını ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik planlanan adımları bu açıdan kıymetli görüyoruz. Çözüm tek bir aktörün sorumluluğunda değil. Bakım sorumluluğunun dengeli paylaşımı için kamunun nitelikli ve kurumsal bakım hizmetlerini güçlendirmesi, yerel yönetimlerin sahadaki veriden destek alarak erişilebilir hizmetleri yaygınlaştırması, iş dünyasının çalışanları için destek araçlarını devreye alması gerekli. Bakımın kadınların doğal sorumluluğu olduğu yönündeki toplumsal kalıpları ise hep birlikte dönüştürmeliyiz. Ağ, şirketlerin kendi durumlarını veriye dayalı biçimde görmesine, çalışanlarının ihtiyaçlarına uygun politikalar geliştirmesine ve farklı deneyimlerden öğrenmesine destek oluyor. Bu sebeple biz de Ağ’ı bakım eşitliğini kültüre dönüştüren bir yapı olarak görüyoruz. Özyeğin Üniversitesi’nin ölçüm ve araştırma birikimi ile TÜSİAD’ın iş dünyasında yaygınlaştırma ve politika önerisi geliştirme deneyimini bir araya getirerek bakım eşitliğini kurumsal uygulamalara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Buradan iş dünyasını bu ağın bir parçası olmaya, kendi kurumlarında bakım eşitliğini ölçmeye ve somut adımlar atmaya davet ediyorum.” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, Ağ’ın ilk üyeleriyle uygulama dönemine geçmesinin akademik bilginin toplumsal etkiye dönüşmesi açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bakım eşitliği, yalnızca kadınların çalışma hayatındaki konumuyla ya da çalışan deneyimiyle sınırlı bir konu değil; Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma kapasitesini doğrudan ilgilendiren stratejik bir mesele. Bir kadının bakım sorumlulukları nedeniyle işinden ayrılması, yalnızca bireysel bir kariyer kaybı anlamına gelmiyor; kurumların yetişmiş insan kaynağını, Türkiye’nin ise eğitim ve deneyimle oluşturduğu insan sermayesinin önemli bir bölümünü kaybetmesi anlamına geliyor. Bu nedenle mesele yalnızca daha fazla kadının çalışma hayatına katılması değil, kadınların kariyerlerinin her aşamasında potansiyellerini ortaya koyabilmelerini ve bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesini sağlayabilmek. Özyeğin Üniversitesi olarak ‘Global Etkisi Yüksek Girişimci Araştırma Üniversitesi’ vizyonumuz doğrultusunda, bilimsel bilginin toplumsal ve ekonomik değere dönüşmesini temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nı da bu anlayışın somut bir örneği olarak değerlendiriyoruz. Akademik araştırmanın ve verinin, iş dünyasının deneyimi ve uygulama gücüyle buluştuğu bu yapı sayesinde, bakım eşitliği konusunda yalnızca farkındalık yaratmayı değil, şirketlerin kendi gerçeklerinden hareketle ölçülebilir ve sürdürülebilir dönüşümler yaratmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu ağın asıl başarısını, kaç şirketin bir araya geldiğiyle değil; daha fazla kadının çalışma hayatında kalması, kariyerinde ilerlemesi, kurumların insan kaynağını daha etkin değerlendirmesi ve bakım sorumluluklarının daha adil paylaşılması için somut değişimlerin hayata geçirilmesiyle değerlendireceğiz. Akademi ile iş dünyasının aynı masada ürettiği bu deneyimin zaman içinde daha geniş bir dönüşüme öncülük etmesini ve Türkiye’nin insan kaynağının tamamından daha güçlü biçimde yararlanmasına katkı sağlamasını önemsiyoruz.” İlk Şirketlerin Deneyimi Ortak Bilgi Birikimine Dönüşecek Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın önemli bileşenlerinden birini şirketler arası öğrenme oluşturuyor. Üye şirketler kendi kurumlarında geliştirdikleri uygulamaları, karşılaştıkları ihtiyaçları ve elde ettikleri deneyimleri Ağ içerisinde paylaşabilecek. Böylece farklı sektörlerden şirketlerin deneyimleri ortak bir bilgi havuzunda buluşacak; iyi uygulamaların çoğalması ve şirketlerin birbirlerinin deneyimlerinden öğrenmesi desteklenecek. Ağın ilk üyeleri arasında Boyner Grup, Coca-Cola İçecek, Fiba Grubu, Garanti BBVA ve TAV Havalimanları yer alıyor. İlk üyelerle uygulamaya geçen bu modelin yeni şirketlerin katılımıyla genişlemesi ve bakım eşitliği konusunda iş dünyasında ortak bir dönüşüm zemini yaratması hedefleniyor. Bakım Eşitliği Alanındaki Yeni Araştırmalara 300 Bin TL Destek Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, iş dünyasındaki dönüşümü desteklerken bakım emeği ve bakım eşitliği alanındaki veri ve araştırma açığının azaltılmasına da katkı sunmayı hedefliyor. Bu amaçla başlatılan Araştırma Destek Programı ile lisansüstü eğitimine devam eden ya da yüksek lisans veya doktora derecesini son beş yıl içinde tamamlamış erken kariyer araştırmacıların özgün çalışmalarına destek verilecek. Program kapsamında seçici kurul tarafından belirlenecek iki araştırmanın her birine 150 bin TL olmak üzere toplam 300 bin TL araştırma desteği sağlanacak. Araştırma önerileri; özgünlük ve alana katkı, kuramsal çerçeve ve yöntem, bakım emeği ve bakım eşitliğiyle ilişkisi, uygulanabilirlik ile etik kriterleri doğrultusunda değerlendirilecek. 11 Ekim 2026’da başlayacak başvurular 11 Aralık 2026 saat 23.59’a kadar devam edecek. Sonuçlar Şubat 2027’de düzenlenmesi planlanan Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Zirvesi ve Bakım Eşitliği Konferansı’nda açıklanacak. Veriler Dönüşüm İhtiyacını Ortaya Koyuyor Ağ’ın bilimsel zeminini oluşturan Özyeğin Üniversitesi’nin “Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün Beyaz Yakalı Çalışanlar Üzerindeki Etkisi” araştırması, bakım sorumluluklarının çalışma yaşamı, kariyer sürekliliği ve insan kaynağının etkin kullanımı üzerindeki etkisine işaret ediyor. Araştırmaya göre kadınlar bakım emeğinin yüzde 57’sini, erkekler yüzde 33’ünü üstlenirken; zihinsel iş yükü kadınlarda yüzde 60, erkeklerde yüzde 35 seviyesinde. Evli ve çocuklu kadınların yüzde 15’i bakım sorumlulukları nedeniyle en az bir terfi teklifini reddettiğini, kadınların yüzde 31’i ve evli-çocuklu kadınların yüzde 37’si ise bakım nedeniyle işten ayrıldığını belirtiyor. Araştırmada katılımcıların yüzde 85’inin, bakım eşitliği politikaları sunan bir işvereni tercih etmeye daha yatkın olduğunu belirtmesi de konunun şirketlerin yetenek stratejileri açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor. İlk üyeleriyle uygulama dönemine geçen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, yeni şirketlerin katılımıyla büyüyerek bakım eşitliği konusunda iş dünyasında ortak bir dönüşüm hareketi yaratmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı Haber

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı

anbean tarafından düzenlenen ve 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getiren etkinlikte, FutureBright Group tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez açıklandı. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Garanti BBVA, gençlerin dünyasındaki değişimi daha yakından anlamak ve gençlik alanında çalışan profesyonelleri ortak bir zeminde buluşturmak amacıyla hayata geçen “Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk” etkinliğinin ikincisine de ev sahipliği yaptı. Etkinlikte FutureBright Group ve anbean tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez Youniverse katılımcılarıyla paylaşıldı. Farklı sektörlerden profesyonellerin katıldığı etkinlikte, gençlerin değerleri, beklentileri ve geleceğe bakışları üzerinden iş dünyasının dönüşümü konuşuldu. Türkiye’de yaşayan 17–26 yaş aralığındaki 1.007 gençle gerçekleştirilen araştırma; 403 öğrenci, 403 çalışan ve 201 ev genciyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Araştırma gençlerin yapay zekâyla kurduğu ilişki, çalışma hayatından beklentileri, gelecek planları ve sosyalleşme tercihleri hakkında dikkat çeken bulgular ortaya koyuyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor Araştırmaya göre gençler için yapay zekânın “yeni” olma hali giderek geride kalırken, “gerekli” olma hali öne çıkıyor. Gençlerin yüzde 43’ü yapay zekâyı hayatının bir parçası olarak gördüğünü ve hemen her gün kullandığını belirtiyor. Yüzde 53’ü ise geliştirdiği fikirleri yapay zekâya danışıyor. Yapay zekânın kullanım alanı, bilgiye erişim ve fikir geliştirmeyle sınırlı kalmıyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor. Diğer yandan gençler, yapay zekânın düşünme ve yaratıcılık üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler de taşıyor. Gençlerin yüzde 26’sı yapay zekâ yaygınlaştıkça insanların daha az düşünerek hareket etmeye başlayacağını, yüzde 24’ü ise hazır cevaplara alışılmasıyla sorgulamanın azalacağını düşünüyor. Gençlerin çalışma hayatına ilişkin beklentilerinde de değişim görülüyor. Gençlerin geleceğe ilişkin umutları güçlü kalmaya devam ediyor. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 80’i geleceğe dair planlarını ve hayallerini gerçekleştirebileceğine inanıyor. Çalışma hayatına ilişkin beklentilerde de değişim görülüyor. Geçen yıla kıyasla gençlerin iyi anlaşabilecekleri insanlarla çalışma ve iş güvencesi arayışı yükselirken, iyi gelir ve uzaktan çalışma gibi rasyonel faydalara ilişkin beklentiler geriliyor. İstediği firmada işe başlayabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 73. Sosyalleşme ve kültür-sanat deneyimlerinde erişimin ötesinde ihtiyaçlar var Araştırma, gençlerin tek bir gençlik trendiyle tanımlanamayacağına ilişkin görüşü de öne çıkarıyor. Gençler, gençlik deneyimlerinin farklılaşabileceğini düşünüyor. Araştırma bulguları, gençlerin sosyalleşme tercihlerine ve kültür-sanat deneyimlerine ilişkin içgörüler de sunuyor. Gençlerin yüzde 41’i yüz yüze sosyalleşmeyi tercih ederken, yüzde 31’i çevrim içi ve yüz yüze sosyalleşmeyi dengeli biçimde sürdürüyor. Kültür-sanat alanında gençlerin deneyimlere katılımını yalnızca bilet fiyatları belirlemiyor. Ulaşım, zaman, planlama ve arkadaşlarla organizasyon yapma gibi unsurlar da katılımı etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Youniverse’te gençler, profesyoneller ve uzmanlar bir araya geldi Salt Galata’da gerçekleşen Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk etkinliği, 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getirdi. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Program kapsamında Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, Evrim Kuran moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gençlerin Evreninden Geleceğe Bakmak” başlıklı oturumda gençlerin değişen dünyasının kurumlara ve çalışma hayatına yansımalarını değerlendirdi. HBR Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan’ın moderatörlüğündeki genç panelinde ise gençlerin çalışma hayatına ve geleceğe bakışı konuşuldu. FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula, “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının bulgularını değerlendirdi. “Gençleri dinlemek, geleceğin nasıl şekilleneceğine dair bize çok şey söylüyor” Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, gençlerin dünyasındaki hızlı değişimin geleceği anlamak açısından önemli ipuçları sunduğunu belirterek, “Gençlerin beklentileri, hayata ve çalışma hayatına bakışları hızla dönüşüyor. Gençlerin fikirleri, merakı ve farklı bakış açıları da geleceğin nasıl şekilleneceğine dair hepimize çok değerli ipuçları sunuyor. FutureBright Group tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin Gençleri’ araştırmasının ortaya koyduğu bulguların, gençlerin dünyasını, önceliklerini ve geleceğe dair beklentilerini daha yakından anlamak açısından değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Garanti BBVA olarak gençleri dinleyen, gençlerle birlikte üreten ve geleceği birlikte şekillendiren bir kurum olmayı önemsiyoruz. anbean tarafından düzenlenen ve gençlerin dünyasına dair çarpıcı başlıkların ele alındığı Youniverse buluşmasının ana partneri olmaktan da bu nedenle büyük mutluluk duyuyoruz. Farklı sektörlerden profesyonellerin gençlerin dünyasını birlikte anlamaya çalıştığı bu buluşmanın, hepimize yeni sorular, yeni bakış açıları ve değerli içgörüler kazandırdığına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de gençlerle bir araya gelmeye, onları dinlemeye ve onlarla birlikte düşünmeye devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi Haber

Uluslararası Girişimcilik Forumu’nda Yapay Zekâ ve İşin Geleceği Değerlendirildi

“Yapay Zekâ Çağında Girişimcilik, Değerler ve İyi Olma Hâli” temasıyla düzenlenen forumda yapay zekânın iş dünyası, girişimcilik ekosistemleri, etik, kapsayıcılık ve çalışanların iyi olma hâli üzerindeki etkileri farklı perspektiflerden ele alındı. Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngörürken yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirildi. Nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. 2001 yılından bu yana Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya’da düzenlediği konferans ve çalıştaylarla girişimcilik, inovasyon, ekonomik ve toplumsal kalkınma konularında uluslararası bir tartışma zemini oluşturarak bugüne kadar 13 ülkede, beş farklı bölgede 5 binden fazla katılımcıyı bir araya getiren IEF, İstanbul’a ilk kez 2009 yılında gelmişti. Forumun 22’nci buluşması, 17 yıl sonra yeniden İstanbul’da, bu kez Özyeğin Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, akademisyenleri, girişimcileri, iş dünyası temsilcilerini ve politika yapıcıları buluşturdu. Forumun küratörlüğünü IEF Kurucusu Prof. Jay Mitra ile Özyeğin Üniversitesi Dekan Yardımcısı ve Girişimcilik Programı Başkanı Dr. Ahmet Murat Fiş üstlendi. Forumun açılışında konuşan Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, girişimciliğin üniversitenin kuruluşundan bu yana kurumsal yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin 15 bin mezununun bugüne kadar yaklaşık 800 girişim kurduğuna dikkat çeken Tan, üniversitenin yapay zekâ stratejisinin araştırma kapasitesini artırmak, yapay zekâyı 200’ün üzerinde derse entegre etmek, 30 büyük şirketle iş birliği yapan ÖzÜ Yapay Zekâ Platformu’nu geliştirmek ve iyi olma hâli ile eşitlik alanındaki çalışmaları güçlendirmek üzere dört eksende ilerlediğini paylaştı. Yapay zekâ iş süreçlerini dönüştürüyor Forumun ana oturumları, yapay zekânın girişimcilik açısından yarattığı fırsatların yanı sıra çalışma hayatı ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerine de odaklandı. 5F World ve Honeywell Automation India Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ganesh Natarajan, üretken ve otonom yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaştığına dikkat çekerek mevcut işlerin yüzde 90-95’inin otomasyona konu olabileceğini öngördü. Bu dönüşümün özellikle güçlü sosyal güvenlik ağlarına sahip olmayan toplumlarda önemli sonuçlar yaratabileceğini belirten Natarajan, şirketlerin yapay zekâyı mevcut süreçlere eklemekle yetinmeyip organizasyonlarını yeniden düşünmeleri, çalışanların ise kapsamlı yeniden yetkinlik kazanma programlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Panellerde, yapay zekânın girişimciler için pazar araştırması, yatırımcı ve iş ortağı bulma, sunum ve belge hazırlama gibi alanlarda önemli bir kapasite artışı sağlayabileceği değerlendirilirken, nihai kararın ve etik sorumluluğun insanda kalması gerektiği görüşü öne çıktı. Girişimcilik ekosistemlerinin dijital bağlantıların ötesinde güven, karşılıklılık ve sürdürülebilir insan ilişkilerine dayandığı, bu nedenle yapay zekânın insan etkileşiminin yerini bütünüyle alamayacağına dikkat çekildi. Çalışanların iyi olma hâlinin ele alındığı oturumlarda ise yapay zekânın sağladığı zaman tasarrufunun her zaman daha az iş yükü anlamına gelmediği tartışıldı. Verimlilik sayesinde açılan zamanın yeni görevlerle doldurulmasının “iş yoğunlaşması” yaratabildiği, yapay zekâ tarafından üretilen çıktıların sürekli kontrol edilmesinin zihinsel yorgunluğu artırabildiği belirtildi. Değişime uyum kapasitesi, psikolojik dayanıklılık, işte anlam duygusu ve insan ilişkilerinin yapay zekâ çağındaki çalışma modelleri açısından daha kritik hâle geleceği değerlendirildi. Özyeğin Üniversitesi Kampüsü’nden girişimcilik ekosistemine İki gün boyunca Özyeğin Üniversitesi Çekmeköy Kampüsü’nde gerçekleştirilen programda yapay zekânın girişimcilik fırsatlarına etkisi, bireysel ve kurumsal iyi olma hâli, girişimcilikte kapsayıcılık ve toplumsal cinsiyet, teknolojik ve ekonomik belirsizliklere uyum, girişimcilik etiği ve değerler ile toplumsal iyi olma hâli ve girişimcilik ekosistemleri altı ayrı panelde ele alındı. İlk günün sonunda katılımcılar, üniversite kampüsünde Le Cordon Bleu İstanbul tarafından hazırlanan kokteyl resepsiyonunda bir araya geldi. Türkiye’nin ve İstanbul’un büyüyen teknoloji ve girişimcilik ekosisteminden ve girişimcilere sağlanan desteklerden örnekler sunulan İTÜ ARI Teknokent ziyareti ile program tamamlandı. Forumun organizasyon sürecinde Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi ve Girişimcilik Merkezi de önemli katkı sundu. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik Kulübü (ÖzÜ Entrepreneurship Society) ve gönüllü öğrenciler ise forum süresince karşılama ve saha koordinasyonuna destek vererek uluslararası katılımcıların kampüs deneyimine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ'lerde Çalışan Destekleri Ön Plana Çıkıyor, Yan Hak Kullanımı Çeşitleniyor Haber

KOBİ'lerde Çalışan Destekleri Ön Plana Çıkıyor, Yan Hak Kullanımı Çeşitleniyor

Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ’ler, artan maliyetler, değişen çalışma hayatı ve yetenek rekabeti karşısında hem kaynaklarını daha verimli yönetmeye hem de ekiplerinde motivasyonu yüksek tutmaya odaklanıyor. Dünya KOBİ Günü kapsamında Pluxee tarafından açıklanan veriler, çalışan desteklerinin artık KOBİ’lerin de büyüme ve verimlilik stratejilerinin önemli bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Türkiye genelinde 30 binden fazla kurumsal müşteri, 170 bini aşkın üye iş yeri ve 2 milyon çalışandan oluşan Pluxee ekosisteminden elde edilen veriler, KOBİ’ler için çalışanı desteklemenin son yıllarda çok daha önemli bir başlık haline geldiğini gösteriyor. Verilere göre çalışanlarına maaş dışı faydalar sunan küçük ölçekli işletmelerde ortalama çalışan sayısı 13, orta ölçekli işletmelerde ise 123 seviyesinde. Çalışanları desteklerken tasarruf etmek mümkün Çalışanların en çok tercih ettiği marka olan Pluxee*, KOBİ’lerin hem çalışanlarını motive etmelerini hem de bu süreci finansal ve operasyonel olarak avantajlı yönetmelerini mümkün kılıyor. Pluxee, farklı ürün ve çözümleriyle KOBİ’lere çalışan başına yılda toplamda 195 bin TL’ye varan vergi avantajı sunarak çalışanlarına sağladıkları faydaları daha verimli şekilde yönetmelerine destek oluyor. Pluxee Türkiye Satış Genel Müdür Yardımcısı Koray Bozkurt, Dünya KOBİ Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “KOBİ’ler, bugün üretim, satış ve nakit akışı gibi konuların dışında küçük ekiplerde motivasyonu korumak gibi kritik başlıklarla da mücadele ediyor. Çalışanı desteklemek artık KOBİ’ler için sürdürülebilir büyümenin temel unsurları arasında. Çünkü yan haklar artık işverenin çalışanına ‘senin hayatını görüyorum’ deme biçimi. Pluxee olarak, ekosistemimizde Anadolu’dan Ege’ye, Karadeniz’den Akdeniz’e kadar Türkiye’nin her yerinde yüzbinlerce KOBİ ile omuz omuza çalışıyoruz. KOBİ’lerin maliyetlerini akıllı yönetirken çalışanlarıyla daha güçlü bağ kurmalarına, daha esnek ve dijital çözümlerle destek oluyoruz. Son yıllarda gözlemlediğimiz en önemli değişimlerden biri, KOBİ’lerin çalışan desteklerini artık iş sonuçlarını etkileyen stratejik bir alan olarak görmeye başlaması.” KOBİ’ler çalışanlarına daha fazla fayda sunmak istiyor Pluxee verilerine göre 2025 yılında orta ölçekli işletmeler çalışanlarını bir önceki yıla göre yüzde 69, küçük ölçekli işletmeler ise yüzde 58 daha fazla destekliyor. Veriler ayrıca KOBİ’lerde yan hak kullanımının çeşitlendiğine de işaret ediyor. Birden fazla Pluxee çözümü kullanan KOBİ sayısı son iki yılda yüzde 22 arttı. KOBİ’ler en sık yemek ve hediye çözümlerini birlikte kullanırken ikinci sırada yemek ve yakıt çözümü yer aldı. Ulaşım desteği ise yaygın olarak gıda, bilişim ve sağlık sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’ler tarafından tercih ediliyor. KOBİ’lerde hediye kartı kullanımı son iki yılda yüzde 54 arttı KOBİ’lerin çalışanlarına sunduğu hediye çözümlerinde de dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Pluxee verilerine göre hediye kartı kullanımı son iki yılda yüzde 54 arttı. Kullanımın en yoğun olduğu dönemler yılbaşı, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olarak öne çıkarken özellikle yılbaşı dönemindeki kullanımın her yıl daha da arttığı görülüyor. Öte yandan, 2025 yılında küçük ölçekli işletmeler, orta ölçekli işletmelere kıyasla çalışan başına yüzde 35 daha fazla destek sundu. KOBİ çalışanları bu hediye desteklerini en çok giyim, teknoloji ve e-ticaret kategorilerinde kullanırken çalışanların %91’i ise işlemlerinde dijital yöntemleri tercih etti. Bu tablo, çalışanların farklı ihtiyaçlarına göre esnek kullanım imkânı sunan çözümlerin önem kazandığına işaret ediyor. Çalışanların alım gücünü destekleyen ek faydalar öne çıkıyor Çalışan tarafında ise yan hakların sağladığı ekonomik katkı daha görünür hale geliyor. Pluxee Plus kapsamında sunulan kampanyalardan geçtiğimiz yıl 234 bini aşkın çalışan yararlanırken, tüm avantajları aktif kullanan bir çalışan için yıllık 54 bin TL’ye varan tasarruf imkânı oluşabiliyor. Bu çalışma, çalışanı desteklemenin artık yalnızca büyük şirketlerin gündeminde olmadığını gösteriyor. KOBİ’ler de çalışanın alım gücünü destekleyen ve günlük yaşamı kolaylaştıran yan hak çözümlerini büyüme stratejilerinin önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem Haber

KVKK Kararı Sonrası Mesai Takibinde Yeni Dönem

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (KVKK) çalışanların mesai ve devam takibinde kullanılan biyometrik verilere ilişkin yayımladığı yeni ilke kararı, iş dünyasında önemli bir dönüşüm sürecini gündeme taşıdı. Kararla birlikte, çalışanların giriş-çıkış süreçlerinin takibinde parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik yöntemlerin kullanımı, veri işleme faaliyetlerinin gereklilik ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gereken bir alan olarak öne çıktı. Kurul, aynı amaca daha az müdahaleci yöntemlerle ulaşılabildiği durumlarda biyometrik veri kullanımının dikkatle ele alınması gerektiğine işaret ederken, şirketlerin çalışan devam kontrol sistemlerinde alternatif çözümlere yönelmesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan bulut tabanlı insan kaynakları ve iş gücü yönetimi platformu İdenfit’in CEO’su Onur Bayındır, alınan kararın yalnızca hukuki bir düzenleme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti: “Mesai takibinde yeni dönem başladı. Şirketler artık yalnızca operasyonel ihtiyaçlarını değil, veri güvenliği, çalışan deneyimi ve yasal uyumluluk süreçlerini birlikte değerlendirmek zorunda. İnsan kaynakları teknolojilerinin amacı çalışanı takip etmek değil, çalışanı güçlendirmek olmalı.” Şirketler Alternatif Çözümleri Daha Fazla Gündemine Alacak Bayındır, çalışan devam kontrol süreçlerinde biyometrik yöntemlerin dışında da birçok teknolojik alternatif bulunduğuna dikkat çekerek, son yıllarda şirketlerin daha esnek çözümlere yönelmeye başladığını ifade etti: “Günümüzde çalışan devam kontrolü için parmak izi veya yüz tanıma tek seçenek değil. QR kod ile giriş-çıkış, GPS doğrulama, mobil uygulama tabanlı çözümler ve turnike entegrasyonları sayesinde şirketler hem operasyonel verimliliklerini korurken, biyometrik veri işleme ihtiyacını azaltabilecek alternatif yöntemlerden de yararlanabiliyor.” Özellikle saha ekipleriyle çalışan, hibrit çalışma modelini benimseyen ve farklı lokasyonlarda faaliyet gösteren organizasyonlarda mobil tabanlı çözümlerin hızla yaygınlaştığını belirten Bayındır, yeni düzenlemenin bu dönüşümü daha da hızlandıracağını söyledi. Çalışan Güveni ve Veri Koruma Süreçleri Ön Plana Çıkıyor Çalışanların kişisel verilerinin korunmasına yönelik farkındalığının her geçen gün arttığını vurgulayan Bayındır, şirketlerin sürdürülebilir başarı için çalışan güvenini merkeze alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini dile getirdi: “Bugünün çalışanları yalnızca dijitalleşme beklemiyor; aynı zamanda verilerinin nasıl işlendiğini de önemsiyor. Şirketler için sürdürülebilir başarı, çalışan güvenini koruyarak operasyonel süreçleri yönetebilmekten geçiyor. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülükler ile çalışan deneyimi artık birbirinden ayrı düşünülemez.” İnsan Kaynakları Süreçlerinde Dönüşüm Fırsatı Bayındır, söz konusu kararın şirketler açısından yalnızca bir uyum zorunluluğu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, insan kaynakları süreçlerinin modernizasyonu için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti: “Bu karar, şirketler için yalnızca bir uyum zorunluluğu değil, aynı zamanda insan kaynakları süreçlerini modernize etmek için önemli bir fırsat. Geleceğin PDKS sistemleri; daha esnek, daha kullanıcı dostu ve veri minimizasyonu yaklaşımını gözeten yapılar üzerine kurulacak. Şirketler hem yasal risklerini azaltabilir hem de çalışanlarına daha güven veren bir deneyim sunabilir.” İdenfit, QR kod, GPS doğrulama, mobil uygulama ve turnike entegrasyonları gibi çözümlerle şirketlerin çalışan devam kontrol süreçlerini kişisel verilerin korunmasına ilişkin gereklilikleri gözeterek dijitalleştirmelerine ve uyum süreçlerini desteklemelerine katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi Haber

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi

Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yeni yılda geçerli olacak asgari ücret rakamını belirleme çalışmalarında varılan sonucu, Bakanlıkta düzenlenen toplantıyla kamuoyuna duyurdu. Toplantıda 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti açıklayan Bakan Işıkhan, şunları aktardı: “Milyonlarca çalışanımızı ilgilendiren; asgari ücrete ilişkin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu; 12 Aralık’ta başlattığı müzakere sürecini bugün itibariyle tamamlamış ve 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak yeni Asgari Ücret miktarını tespit etmiştir. Yoğun çaba gösteren her bir Komisyon üyemize özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bakanlık olarak; çalışma hayatımızda, sosyal diyaloğun bir gereği olarak, tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettik. Tabi bu süreçte, sizin de; çok yakından takip ettiğiniz gibi, bakanlık olarak biz, her iki taraf arasındaki hakemlik rolümüzün gerektirdiği şekilde, hem işçi temsilcilerimizle hem de işveren temsilcilerimizle görüşmelerimizi kararlılıkla sürdürdük.” Işıkhan, bu süreçte; işçi konfederasyonlarıyla da, işveren temsilcileriyle de görüşmelerini yaparak, fikirlerini aldıklarını ve onları, karar alma sürecine dahil ettiklerini kaydederek, “Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak; sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü yaratan sosyal diyalogun; çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin, ön şartı olduğuna inanıyorum” diye konuştu. “23 Yıldır, Türkiye’yi Her Şartta Büyütme, Her Koşulda Ayakta Tutma Vizyonuyla Yol Yürüyen Bir Yönetim Anlayışına Sahibiz” İşçilerin de işverenlerin de çalışma hayatının asli unsurları olduğuna değinen Bakan Işıkhan, “Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için, nasıl birlikte çalışıp; birlikte alın teri döktüysek, Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek; bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Şunu unutmamalıyız ki; bizler, karşı karşıya gelerek, zıtlaşarak, değil ancak yan yana durduğumuzda, birlikte olduğumuzda, yol alabiliriz” değerlendirmelerinde bulundu. Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak, 23 yıldır, Türkiye’yi her şartta büyütme, her koşulda ayakta tutma vizyonuyla yol yürüyen bir yönetim anlayışına sahip olduklarına vurgu yaparak, “Bu ülke; çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Ancak şunu; açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum: bunca musibete rağmen; bugün her alanda büyük bir oranda toparlanmayı yaşıyoruz. Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, ekonomisi sağlamlaştıkça, her zaman olduğu gibi bundan en büyük faydayı da elbette vatandaşlarımız görecektir” ifadelerini kullandı. “Her Büyüme ve Kalkınma Vatandaşımıza Refah Artışı Olarak Dönmeye Devam Edecektir” Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da; her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınmanın, vatandaşa refah artışı olarak dönmeye devam edeceğine dikkati çeken Bakan Işıkhan, “Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de, diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların; çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla; vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirmesini hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu. Işıkhan, popülist olmadıklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık. Biz işimize baktık, çalıştık, ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik. Biz 23 yıldır, AK Parti olarak, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı; emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz; tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde; Türkiye’nin küresel dönüşümde; güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda ‘kimseyi dışarıda bırakmayan’ bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır. İşgücü piyasalarımızı daha dayanıklı kılacak, sosyal koruma ve sosyal güvenlik sistemimizi yarınlara hazırlayacak, çalışanlarımızın beceri dönüşümünü hızlandıracak politikaları hazırlama ve uygulama noktasında, bunu bir mecburiyet olarak görüyoruz.” “Türkiye’nin Yarınları; Ancak Bugünün, Emek Ve Üretim Gücünü, Daha Nitelikli Hâle Getirerek Güvence Altına Alınabilir” Bakanlık olarak; çalışma hayatının tüm ekosistemini; daima değişen şartlara uyum sağlayan, ihtiyaçlara hızla cevap verebilen, dinamik ve güçlü bir yapıya oturtmak için kararlı bir şekilde çalıştıklarının altını çizen Bakan Işıkhan, “Çünkü biliyoruz ki; Türkiye’nin yarınları; ancak bugünün, emek ve üretim gücünü, daha nitelikli hâle getirerek güvence altına alınabilir. Bu anlayışla, Asgari Ücrette de; çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek; en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı. Işıkhan, temel hedefin işçileri de, işverenleri de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesi olduğuna işaret ederek, “Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın; bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Komisyon çalışmalarımıza görüş ve tavsiyeleriyle katkı veren, destek olan tüm sendikalarımıza, kurumlarımıza ve ilgili bakanlıklarımıza; çalışmaların sağlıklı bir şekilde icra edilmesini sağlayan komisyon üyelerimize ve süreci an be an takip eden, siz değerli basın mensuplarına da ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu. Sosyal diyalog sürecinde, Asgari Ücret Komisyonu’nda işveren kesimini temsil eden ve toplantıya aktif bir şekilde görüş ve önerilerini dile getiren Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’na teşekkür eden Bakan Işıkhan, “Güçlü iradeleriyle; gece gündüz demeden çalışan, her koşulda ülkemizin ve milletimizin geleceği için arkamızda duran, bizleri destekleyen ve yolumuzu açan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız; Recep Tayyip Erdoğan’a, tüm emekçiler adına huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum” dedi. Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenen ve 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücrete ilişkin şu bilgileri paylaştı: “1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yapılan bu artışla asgari ücreti; geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre; nominal olarak 171 kat, reel olarak ise 251’lik bir artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl 1.000 TL olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 1270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı; enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz; tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı yatırım-üretim-istihdam vizyonuyla şekillendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Işıkhan, “Bugüne kadar olduğu gibi; bundan sonra da, çalışma hayatının tüm ihtiyaçlarını; paydaşlarımızla istişare, ortak akıl ve güç birliği içerisinde karşılamayı sürdüreceğiz. Yeni asgari ücretin çalışan, üreten ve büyüyen ülkemiz için ve aziz milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Toplantıda, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.